Ulus veya ulusalcılık doğru kişilerce ve doğru bir şekilde uygulandığında güzel bir şey. Fakat bu öyle suistimal edilmeye müsait bir kavramki, etnik veya inançsal bir baskı yöntemine her an dönüşebilecek bir potansiyele sahip.
Mesela bir ulusta olması gereken; azınlıkları, çeşidi, renkleri korumak olmalıyken çoğu zaman ayrımcılığa, tek tipçiliğe, aynı olmaya zorlanır.
Yurtdışı ulusal devletleri de konuşuruz elbette onları da örneklendiririz fakat gelelim Türkiye’ye. Bir sürü azınlık ve farklı inançlardaki insanlar ulusalcılık adı altında tektipleştirmeye, kültürleri, inançları yadsınmaya, yok edilmeye, baskı uygulanmaya maruz kalmıyor mu?
Bu tip davranışlar “gerçek ulusalcılık” anlayışına zarar vermiyor mu sizce? Zenginlikleri korumak yerine ötekileştirip sonra da kendileştirmek iyi bir şey mi kötü bir şey mi?
Türkiye 1923 Cumhuriyet devrimiyle bir ulus olmuştur.
Bu bakımdan ulusalcılık ve milliyetçilik çok önemlidir. Her Atatürk devrimcisi tarafından savunulmalıdır. Atatürk’ün ulusalcılık, milliyetçilik anlayışı nedir? Çok basit tek cümle ile açıklıyayım. TC nüfus cüzdanına sahip herkes, kayıtsız şartsız eşittir.
Peki neden önemlidir ulusalcılık, milliyetçilik? Osmanlı 600 yıl boyunca sunni bir din-tarım imparatorluğu idi. Aleviler, Şiiler, Türkler ( Osmanlı hiçbir zaman kendisini Türk saymamıştır), Ermeniler, Yahudiler… Aklınıza kim gelirse gelsin sunni mezhepten değil ise ezilmiş, katledilmiş, aşağılanmıştır.
Atatürk milliyetçiliği hiçbir zaman kafatasçı olmamıştır. Sabiha Gökçen’in Ermeni kökenli olması Atatürk’ü daha da yüceltir. Ayrıca yine en az üç evlatlığını Notre Dam De Sion adlı Fransız Mektebinde Ermeniler’e ve diğer azınlıklara emanet etmiş bir liderdir. Eğer biz milliyetçilik veya ulusalcılık değerlerimizi terk edersek, bunları ırkçılar alır ve kendi insanlık dışı emelleri için kullanır.
Gerçek ulusalcılık 1923 devrimi ve daha sonra Hatay’ın topraklarımıza katılmasıyla oluşan coğrafyada ve hiç kimsenin toprağına göz dikmeden üniter bir şekilde barış içinde yaşamaktır.
Ulus’u meydana getiren en önemli unsurlardan bir diğeri de dil birliğidir. Bu Marxist teoride de böyle geçer. Sen bir ulusu parçalamak istiyorsan ilk önce emperyalist devletler ile işbirliği yaparsın, sonra insanları etnik kökenlerine göre kışkırtırsın, sonra dil birliğini parçalamaya çalışırsın…
Emperyalizm’in değişmez ilkesi, böl, parçala, küçük lokmalara ayır ve kolayca sömür. Bu arada bölünüp parçalanırken bu etnik kökencilere, ırkçılara bol miktarda silah da satarsın. Ne güzel değil mi? Bir taşla birkaç kuş vuruyorsun.
Daha önce de yazmıştım kalbimde; her dinden, dilden, etnik köken ve cinsiyetten, her renkten tüm farklılıklara eşit derece sevgi dolu yerler var. Ancak Cumhuriyet’in temel değerleri ( yani Atatürkçülüğün altı oku ile ) ile sorunları olanlara, Mustafa Kemal’e nankörlük edenlere asla yer yok.
Sağlıcakla, sevgiyle kalın.
Ulusalcılık=Milliyetçilik…
milliyetçilik: Maddî ve manevî açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarınıher şeyin üstünde tutma anlayışı, ulusalcılık. (TDK)
Siyasi literatürde bu böyledir.Fakat sonrasında kendilerine milliyetçi demekten çekinen bazı kesimler ulusalcı kelimesini benimsemiş, bunun milliyetçilikten ayrılan bazı yönleri olduğunu düşünmüşlerdir.
Ulusalcılığı Cumhuriyet tarihi ile sınırlandırmayız. Bu son derece yanlış bir tutumdur.
Kısaca ulus-devletlerinin tarihini açıklayayım. Ve ulusalcılığın aslında çok daha eskilere dayandığını görmüş oluruz.
Günümüzdeki modern ulus-devlet yapısı 1648 Westfalya Antlaşmasına dayandırılır.(Kesinikle 1900’ler değil!)Bu antlaşma Avrupa´da laiklik anlayışının doğmasını sağlaması bakımından da oldukça mühimdir.Otuz Yıl Savaşları´ndan sonra yapılan Wesfalya Antlaşması, Katolik kilisesi ve Reformist Roma İmparatoru VIII. Henry arasında ardından kilisenin yetkileri kısıtlanarak güç devletin kontrolüne geçmesini sağlamıştır.Feodalitenin çözülme süreci böylelikle başlayarak ulus-devlet yapısının zemini oluşmuştur.
Feodalitenin yıkılmaya başlamasıyla ortaya çıkan ulusalcılık(milliyetçilik), Fransız İhtilali’nin temellerini atılmasında katkıda bulunan en mühim ögelerden birisidir.Böylelikle; aynı etnik gruba ait olan daha küçük birimler kendi yönetimlerini kendi himayelerine alma hakkına sahip olmuşlardır. Bu açıdan bakıldığında ulusalcılık(milliyetçilik), halkları bir devlet altında birleştiren bağlayıcı bir unsur olarak düşünülebilir.
Devletçiliğin pragmatik yapısına uygun şekilde düşünecek olursak, ulusalcılık devletin devamlılığını sağlayan ve halkı kitle psikolojisi ile bir arada tutan bir tampondur. Bu, devlet için gerekli ve vazgeçilmez bir artı(+)dir.
Fakat bu noktadan sonra, özellikle günümüzde, ulusalcılık(milliyetçilik) bazı devletlerin diğer uluslar üzerinde baskı kurmak için kullandığı bir maşa haline gelmiştir.Devleti oluşturan sayıca daha geniş kitleli bir milletin, o devlet içerisindeki daha az sayılı millet üzerine yaptığı baskılar, ulusçuluğun bazı noktarda zararlı hale geldiğinin göstergesidir.
Milliyetçilik, yalnızca devletteki geniş kitlelerin benimsediği bir durum değildir.Gayet tabii, küçük kitleler de kendi milliyetçiliklerini yaparlar. Ülkemizden örnek vereyim, genellikle bahsedilen Türk milliyetçiliğinin yanı sıra, Türklerden sayıca daha az olan Kürt milliyetçiliğini yapan kesimler de vardır. İksinin birbirinden farkı yoktur benim için! İksine de karşı duruşum aynıdır..
Bir memleketin sosyal ve siyasi yapısının bağlı olduğu unsurlar genleştikçe milliyetçilik artar veya ters yönde azalır.Bu, o ülkenin dinamiğine bağlıdır. Devlet konjöktöründe değerlendirilmelidir.
A milletinin veya etnik grubunun VAR olma çıkarlarına ters düşen herkes, A grubundakilere göre “hain”dir.B grunundakilere göre ise, kahraman..
Mesela, millet çıkarı ve milletten özele indikçe de bireysel çıkar savaşımın asıl nedenidir.Kişiler kendi var olma çabalarını devam ettirmek için bir milletin veya devletin çıkarlarını gözetirler. Fakat 21.yyda milliyetçilik çözülüyor. Buna rağmen hala bir grubun milliyetçiliğini yapanlar var.Bu tip insanlar benim gözümde aynı kategorideler. Bir halkın ezilmişliğine karşı durmakla onun milliyetçiliğini yapmak ayrı şeylerdir ve ikisi arasında da ipincecik bir çizgi vardır…
Çok uzattım sanırım 🙂
Kısaca toparlamak gerekirse, bana göre milliyetçiliğin ezeni veya ezileni olmaz! Milliyetçiliği yapan herkese karşı dururum! Bu ister ezen kesim olsun, isterse ezilen.. Hak aramak ayrıdır, milliyetçilik yapmak ayrı…
“Günümüzdeki modern ulus-devlet yapısı 1648 Westfalya Antlaşmasına dayandırılır.(Kesinikle 1900’ler değil!)”
Yukarıdaki cümlenin parantez içindeki 3 kelimesi hariç, hepsi kopyala yapıştır…
O, 3 kelimeden biri de yanlış yazılmış (Kesinikle) daha, 3 kelimeden birini yanlış yazan,
tüm yazısını kitap diliyle yazabilmiş…
Halbuki; Kendi fikrini, düşünceni yaz!
varsın yamuk yumuk olsun…kitabi bilgilerle insani fikirleri çarpıştırtma…komik oluyor.
inşallah, bir gün şahit oluruz, ömrümüz yeterse…
“Bir memleketin sosyal ve siyasi yapısının bağlı olduğu unsurlar genleştikçe milliyetçilik artar veya ters yönde azalır”
Peki burdaki genleşen unsurlar nelerdir? ne demektir genleşmek?
milliyetçiliği daha sonra açıklarsın…
daha sonrada bölücülüğü soracam..
Adam artık yazım hatalarına da tahammül edemiyor G Milat, biraz daha dikkatli ol. Hem o G Milat’ın hatası değil, kitapta öyle yazıyormuş canım, kopi paste’nin azizliği.
Artık, Dandanakan Savaşı 1040 yılında olmuştur da diyemeyeceğiz, su 100 derecede kaynar da yazamayacağız. Hepsi kopi paste bunların G Milat, brak artık şu ortaokul ders kitaplarından arakları. Bundan sonra başka bilim insanlarının çalışmalarını referans almak yok arkadaşlar, herkes bilimsel arkeolojik neyse gitsin kendi araştırmasını yapsın, öyle gelsin yazsın. Elin kadını labaratuvarlarda ömrünü tüketsin, sen burda gel radyasyon sağlığımıza zarar verir kanser yapar falan yaz yoh ya, yoh ya. Armut piş ağzıma düş, bu Türklerin topu intihalci amk.
Rahatsız bu herif ya, yemin ederim rahatsız. Sadece dalaşacak birini arıyor, her bulaştığı başlığı piç ediyor. Senin cezan yok muydu yahu, bi başlığa da dokunma da temiz kalsın yahu. Hedef göstermek gibi olmasın ama bu herifin tartışma, bilgi paylaşımı niyeti falan yok, çok açık söylüyorum. Açtığı her başlıkta birilerini karşısına alabilmek için uğraşıyor, sanki bu sitede Fransa’nın soykırım yasasını destekleyen varmışmış gibi, Egemen Bağış usülü başlık açıyor.
G milat, “L” harfini eksik bastığın için ben de seni kınıyorum.
Oysa kendi düşüncelerini yaz ama yeter ki bütün imla kurallarının içine ederek yaz.
(Mesela cümlelere küçük harfle başla, gerekli gereksiz üç nokta kullan, yanlış yerde satır başı yap falan)
KaptanMosey bu da senin için tıkla.
xenix: Takiplerim
Hangi tartışmalar üzerine açılmış bu başlık bilemiyorum, xenix. Ben o günlerde henüz portakalda vitamindim heralde, buralarda yoktum :). Ama galiba bu bir döngü demek istiyorsun, dönüp dolaşıp aynı şeyleri yeniden yaşıyoruz diyorsun sanırım :). Senin verdiğin bu başlık bana bir filmi hatırlattı abi; Spring, Summer, Fall, Winter… and Spring. Ben çok beğenmiştim bu filmi, eğer izlemediysen, tavsiye ederim, çok hoş bir film. İzlemeyen arkadaşlar da izlesinler..
Ulusalcılık, korkudan doğmuştur. Sol tanımına sığınan bir grup aydının (!) kendilerine “milliyetçi” denmesinden rahatsız oldukları için ortaya attıkları bir söylemdir. M. Kemal’in kurduğu cumhuriyetteki ulusalcılık anlayışıyla aynı kategoride değerlendirilmesi yanlış olsa da, kendine ulusalcı diyen grup, Atatürk’ü kullanmaktan fazla fazla hoşlanır. Bu korku nedir? Tabii 2000’lerde ortaya çıkmış, şeriat korkusudur. Hani o “balans ayarı” yapılan zamanlar vardı ya, ondan sonra oraya çıkmış bir kavramdır. Siyasi konjoktürde Doğu Perinçek ve yandaşlarının “ulusalcı” kimliğini var ederek ortaya koydukları yaklaşımdır. Bu ulusalcılık söyleminden nemalanan parti, MHP olmuştur. CHP bile MHP kadar bu kaymaktan yiyememiştir. “Sol ve milliyetçilik” harmanı ulusalcılık elbette tutmaz. Çünkü esası sol değildir, milliyetçiliktir.
Başkalarını horlamayan (!!), anlayış timsali (!!) arkadaşlarımızın harf hatalarını bir kenara koyarak özgün düşüncelerini yazma zamanı gelmedi mi? Ha ama takke düşerse dışlanıyorlar sonra…
“Yukarıdaki cümlenin parantez içindeki 3 kelimesi hariç, hepsi kopyala yapıştır…”
üşenmedim baktım valla google’a yazı nereden alınmış diye.Cümlelerin de çoğunu tarattım..
Sonuç yok
Yalnızca bu sitedeki yukarıdaki yorum çıkıyor 😀 üstüne üstün tarih kitapları da bu bilgiyi doğruluyor. Bir de L harfini eksik yazmış.. amaaann asalım böylelerini 😀 Bu adam şaka gibi yaaww.. Nereden ne bulacağını şaşırmış.Kendi yazım hatalarını bulmaya kalksak buradan köye yol olur.
eee be Statik bozması. İnsanlar tarihi bilgileri de mi kendileri yazsın? haa ama senin amacın belli zaten.Yazıya kulp bulcaksın.Yeeemezler. ya öğrenip de geleceksin ya da buradaki bilgili insanlara taş atmaya çalışmayacaksın… Ulusalcılık senin gibilerin damarında kanında kol geziyorken ne desek boş.Bu günlerde milliyetçilik faşizmin üst noktalarına kadar geldi.Hatta bazı kişililerin eroini olmuş milliyetçilik..
Neden ulusalcı düşüncelerimden vazgeçtiğimi yazarsam ,ulusalcılık hakkındaki düşüncelerimi ve eleştirilerimi kısaca ifade etmiş olurum.
Eskiden Türkiye’de yaşayan insanları tek bir halk haline getirmenin ve homojen bir blok oluşturmanın insanlarımız için en doğrusu olduğunu düşünürdüm.Dolayısıyla kürtler ,lazlar çerkesler..vs ler asimile olmalı türklüğün içinde eritilmeli ve yek pare bir millet ,bir ulus haline gelinmeliydi. Böyle olursa güçlü bir toplum ve ona ait güçlü bir devlet ortaya çıkardı. Bu durum iyi birşeydi ve hepimizin çıkarınaydı.Aynen böyle düşünürdüm.
Böyle homojen bir toplumun yaratılabilip ,yaratılamayacağı hakkında ise bilimsel bakış açısıyla fazla kafa yormuşluğum yoktu.Eğitim ve bir takım zorlamalarla neden başarılamasın diye düşünüyordum. Yeterli eğitimi verilirse insandan her şey yapılabilirdi. İnsanı hor gören bir bakış açım vardı.İnsan değişmeye zorlanabilirdi.Ve bu zorlamanın etkisiyle istenen sonuç alınabilirdi. Hepimizin iyiliği için bunu yapmakta nasıl bir sakınca olabilirdi ki??? Böyle düşünüyordum.
Sonradan anladım ki insanları değiştirmek öyle sanıldığı kadar kolay değilmiş. Kolay olsa en başta kendimde değiştireceğim tonla şey vardı ama ne kadar çabalasamda istediğim kadar değişemiyordum. Anladım ki değişiminde sınırları ve hızı varmış. Bu durumda insanı istediğimiz her kalıba dökebileceğimiz şeklindeki düşümcemin yıkılmasına neden oldu.
Dolayısıyla anladım ki vanlı bir kürt kendi anadilini unutsa artık kimlik olarak öz be öz türk olarak kendini görse bile hiçbir zaman izmirli türk ile homojen bir halkın iki evladı olamayacaktır.. Arada her zaman bir takım farklılıklar ,bir takım sınırlar kalacaktır. İnsan içinde doğduğu çevreyle birlikte şekillenmek zorundadır ve çevresi insanı inşa ediyor. Dolayısıyla İzmir ile van aynı ekonomik, sosyolojik, coğrafik koşulları hiçbir zaman taşıyamacağına göre bu iki çevrenin üreteceği insanda hiçbir zaman aynı halkın iki evladı olamayacaktır.Bu doğanın kanunudur ve buna karşı mucadelenin başarılı olması imkansızdır. Olmayacak bir gömleği bir topluluğa zorla giydirmeye çalışmanın bence bir anlamı yok..
Neden bazı insanlar kuyruk acılarını -veya adı her neyse işte- çıkartmak için sürekli fırsat kollarlar. Hem de bunu hiç alakası olmayan bir başlığa, hiç alakası olmayan saçma sapan asılsız iddaalar içerin yorumlarla yapıyorlar. Gerçekten çok ilginç. Arkadaşın yaptığı yorumda, bir harf dışında neredeyse hiç türkçe yanlışı yok ama bazıları bunu dramatize edip, sanki dil bilgisi faciası yaşanmış gibi lanse ediyor. Statik lafım sana. Bunu yapmandaki amaç nedir? İllaki belden aşağı vurulacaksa, senin son cümlende de dil bilgisi hatası var, ona da dikkat et istersen.
Gel gelelim yazının kopyala-yapıştır olduğu savına. Bunu ispatlıyabilir misin? Ispatlıyamazsan bir özür borçlusun arkadaşa -ki zaten öyle olacak, en azından öyle olması gerekiyor-
Baal yazdi;”..”… Anladım ki değişiminde sınırları ve hızı varmış. Bu durumda insanı istediğimiz her kalıba dökebileceğimiz şeklindeki düşümcemin yıkılmasına neden oldu….”
T.C.´nin ilk ulusalci partisi ve yapip ettiklerini düsünün..
1930´larin fasist türkiyesi ve ideolojik/totaliter propaganda..
bayraklar,silahlar ve askeri törenler (19 mayis benzeri rap rap)..
militarist laikci toplum mühendislerin ,türklestirme amacina hizmet eden siirler..
örnek;
“..Işık ışık dalga dalga bayrağım
Senin
destanını duydum senin destanını yazacağım
Sana
benim
gözümle bakmayanın mezarını kazacağım
Seni
selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağım….”(A.N.Asya)
iste bu kafa,insan olmadan türk olmaya calisinca ne dersim katliami,ne varlik vergisi,ne 6-7 eylül olaylari onlarin VICDANini rahatsiz etmiyor hrant dink konusunda oldugu gibi..
ideolojiler
insanları
duyguları
korku ve ümitleri zaptu rapt(ilke/sistem) altina almak ister halbuki insanin vicdani oldugu gibi NEFSi de var..
bazen kutsal der ugruna mal,can feda eder ama bazen de mala,makama düskün olur her gün karsilastigimiz gibi..
konuyla ilgili oldugunu düsündügüm Emile Zola´dan bir alinti;
“..Yüz bin franklık büyük ikramiyeyi kazanan Marsilyalı işçiler gidip mülk almışlar ve hiç çalışmadan yaşayacaklarını beyan etmişler.
Evet, hepiniz aynısınız.
Bir hazine bulmak ve bir köşeye çekilip bencillik ve tembellik içinde tıkınmak.
Zenginlere sövüp duruyorsunuz ama kaderin size gönderdiği serveti fakirlere verecek cesaretiniz yok.
Mutlu olmayı hak etmiyorsunuz.
Burjuvalara duyduğunuz öfke zulüme direnmek değil sadece kıskançlık.
Onların yerine burjuva olmadığınıza isyan ediyorsunuz.
Sizin bu ödlek ve zevk düşkünü ırkınızdan doğacak katilleriniz kafanızı uçurup cesedinizi kokuşmuş çöplerin içine atacak!..”
isci cennetin ! den kacan iscilerin bi bildikleri vardi kesin:)
her
ZORBA ideoloji/sitem/ilke eninde sonunda yerle bir olmaktadir cünkü FITRAT´a savas acmistir..hayattan onay almayan her ilke gibi ulusalciligin akibeti de farkli olmamistir..
slm.
ebubekir bazı eleştirilerinize katılmakla beraber başta yaptığınız eleştirinin sonda farklı bir noktaya ulaştığını görüyorum. Öncelikle bir kadın olarak M.Kemal’in kurduğu laik devlet anlayışının bana sağladığı haklardan ötürü hedefinin gelişime açık bir rejim olduğunu düşünüyorum. Atatürk totaliter bir anlayışla yaklaşsaydı imparatorluk ve halifelik sürerdi. O dönem için milliyetçiliği baz aldı ve o yönde devrimler yaptı. Bu başka konu.
Ulusalcılık ise yukarıda arkadaşların değindiği gibi Kemalizmi kullanan bir milliyetçilik anlayışıdır. Şu konuda anlaşabiliyor muyuz; “laikliğin ötesine daha demokratik, özgrülükçü, eşitlikçi bir sisteme gidebiliyor muyuz?” asıl tartışılması gereken şey budur. Yoksa araba hep çukurda kalır.
Statik,
Yaran derinde gizli, dikis tutmuyor.Biliyorum.Fakat tutumun cidden cok baya… Zaten diger uyeler benden once gereken tepkiyi gostermis sana:) Milliyetci olabilirsin, ayrimci olabilirsin, anlayissiz ve kinci de olabilirsin ama insan kavramini icine sindirememis oldugun kesin!
Yazim hic bir sekilde “copy-paste” degil… Isteyen aratabilir Google’dan.. Yok oyle ‘camur at, izi kalsin’cilik!!! Ne yani anlasma tarihi verirken de tarihten yararlanmayacak miyiz!! Bilgi aymasi yasa biraz..
Konuyla ilgili yazacaklarin varsa, buyur. Yoksa oradan bik bik bikleme…
Bak sana guzel bir copy-paste yapayim simdi :)))
“Rahatsız bu herif ya, yemin ederim rahatsız. Sadece dalaşacak birini arıyor, her bulaştığ başlığı piç ediyor. Senin cezan yok muydu yahu, bi başlığa da dokunma da temiz kalsın yahu. Hedef göstermek gibi olmasın ama bu herifin tartışma, bilgi paylaşımı niyeti falan yok, çok açık söylüyorum. Açtığı her başlıkta birilerini karşısına alabilmek için uğraşıyor”
Kaynak: Bir dost :))
Şimdiki ulusalcılık ile o dönemdeki ulusalcılık anlayışını bir kefede değerlendirmek yanlış olur. Keza o dönemin şartlarıyla, bu dönemin şartları epeyce farlılık gösteriyor.
sartlar böyle gerekiyordu (ic ve dis düsman bla bla) ancak otoriteyi elinden birakmak istemeyenlerin palavrasidir..konu ulusalciliksa bu zihniyetin temel mezereti de bu degil mi ?
slm.
sayin ned,
bahsini ettiginiz”gelisim”uygar dünyanin itmesiyle elde edilen kazanimlardir yoksa mustafa kemal´in kendi icadi degildir..
sanki
atatürkten önce hicbirsey yapilmamis o gelmis sihirli degnegiyle (musa´nin asasi) her seyi bir anda degistirmis:)
yok öyle bisey varsa buyrun..
ned yazdi;”..Şu konuda anlaşabiliyor muyuz; “laikliğin ötesine daha demokratik, özgrülükçü, eşitlikçi bir sisteme gidebiliyor muyuz?..”
yetmez ama evet..
örnegin,
darbecilerden hesap soramazsiniz diyen “HAYIR”cilara,bak soruluyor (6 Haziran günü tarihe not düsüldü) simdi ne diyeceksiniz diye sormak isterim:)
slm.
“Dolayısıyla İzmir ile van aynı ekonomik, sosyolojik, coğrafik koşulları hiçbir zaman taşıyamacağına göre bu iki çevrenin üreteceği insanda hiçbir zaman aynı halkın iki evladı olamayacaktır.Bu doğanın kanunudur ve buna karşı mucadelenin başarılı olması imkansızdır.”…
Bu basit satırlarda çok şey saklı. Ulusalcılık bir paradoks sanki… Redderken kabul edilen, kabul edilirken reddedilen, ölürken doğan, doğarken ölen…
Biraz “ezberin” dışına çıkıp, bugüne değin öne sürülen tarihsel ve sosyolojik nedenleri bir kenara bırakarak bir kaç soru sormak istiyorum:
Burada “literatür” tartışmasından ziyade, literatürün tespit etmediği bir şeyler var mıdır, biraz da buna kafa yorulsa, ne tür şeyler söylenebilir acaba?…
Not: Saron’un açtığı bu konuda, konu dışı tartışmaların başlıktan çıkarılmasını öneriyorum. Hele hele her türlü karın ağrısını her başlığa yapıştırma alışkanlığı olanlar, karın ağrılarını başka başlıklar altında kendileri açsınlar. Konu çok net: “Ulusalcılık Nedir?”…
Yamuk yumuk olsun, kendi fikrin olsun dedik diye;
Yırtık dondan çıkan, renkli yılbaşı düdükleri gibi, hep bir ağızdan koro halinde üfleşiyorlar. DÜT! DÜÜÜT!! DÜÜÜT!
Ve sen; Neden kişesel sataşmaları kaldırmıyorsun? çok mu hoşuna gitti?
illaki cevap mı yazayım?
Ulen, sitenin çakma Barbaros Hayrettin’i, piç ettirdin başlığı da…
G’ye sorduğum sorunun cevabını alacaktım daha..
lütfen konuya dönün kaytarmak yok..madem ki alıntı değil;
“Bir memleketin sosyal ve siyasi yapısının bağlı olduğu unsurlar genleştikçe milliyetçilik artar veya ters yönde azalır”Peki burdaki genleşen unsurlar nelerdir? ne demektir genleşmek? Hangi unsurlar azaltır? hangileri çoğaltır?
+(artı)
“Yaran derinde gizli, dikis tutmuyor.Biliyorum” demişsin
ee haliyle soracağım; neymiş benim yaram? hemi de derinde, ba ba ba ba!
sen benim yaralarımı bilecek kadar tanıyormusun da, üstüne üstlük derinde olduğunu yazmışsın. buna da bi cevap alıyıımm lütfen…
daha önce demiştim
önyargıyı parçalamak atomu parçalamaktan zordur diye…
yeminlen bi haller olmuş sizlere..
“Burada “literatür” tartışmasından ziyade, literatürün tespit etmediği bir şeyler var mıdır, biraz da buna kafa yorulsa, ne tür şeyler söylenebilir acaba?…”
Çok yerinde sormuşsunuz Hüseyin Bey…
Her ne kadar literatür belli olsa da, ulusalcılık zor bir kavram.İçinde insan olan her şey o kadar karmaşık ve birbirine kenetli ki… Çözmeye çalışmak, çözdükçe içinde boğulmak, boğuldukça daha çok karmaşanın içine çekilmek gibi…
Şimdilerde ‘millet üstünlüğü’ ile eş değer anlama gelen milliyetçilik, zehirli bir ok gibi bazı insanların sol yanlarına saplanmış, öylece vaktini bekliyor. Siz çekip çıkarsanız bile, nafile… Okun ucundaki zehir yayıldıkça yayılıyor. Çoğu topluluk bu yaradan ölmek üzere.Ölmemek için de öldürmeyi seçmiş.Kısır bir döngüye takılmış akılsız hikayemiz bu işte… Bu kadarcık.
Peki ya A ve B grubuna göre ulusalcı olmamak nedir?
*Her iki grup tarafından suçlanmaktır.
*Tilkiden kaçarken can havliyle kurt sürüsüne dalan bir tavşandır.
*Hangi grup olursa olsun haindir, kansızdır, dirayetsizdir.
*Hak, hukuk arayan ve ülkenin bazı ülkülerini hiçe sayan vatan hainliğidir.
*Yeri gelince Ermeni, yeri gelince Kürt, yeri gelince Türk halkının haklı davasını savunan dönektir!
*Ne A olabilmek ne de B kalabilmektir. Ayak uyduramamazcılıktır.
*”Atatalarının kemikleri sızlıyor!”culuktur.
*Bir dokun bin ah işitçiliktir.
*Kuyruk acılarına tahammüldür.
Çok açıkca söyleyeyim.Milliyetçilik yapan Kürt, Türk, Alman, Hintli, Malili fark etmez.Hepsi aynı kumaşın soyu… Ne A olmak ne de B kalmak zorundayız… Millet üstünlüğü(yani milliyetçilik) değil, etnisite yok edilmeden millet çeşitliliği ve denkliği gerek bize.
Statik,
İnsanda yüz olsa şu cümleyi kurarken yerin dibine girer.
“lütfen konuya dönün kaytarmak yok..madem ki alıntı değil”
Haa yani konuyu saptıran biziz öyle mi? Kuyruk acınla feryat figan olan sen değilsin!! :)) Bir “L” harfi için bu kadar maskaralık etmene gerek yoktu yaa.. Hala da durmak yok yola devam diyorsun 🙂
Demek sonunda yazının alıntı olmadığını anladın.. Özür dileyeceksin ki, bundan sonra seni sitenin nefret suçlusu ilan etmeyelim!! Hadi bakalım…
Takındığın tavır, hala bayağılığına bayalık ekliyor.Niyetin konu tartışmak olsa, milliyetçiliğin hakkında iki kelam edebilirdin. Ama nerdeeee… Yenilen pehlivan güreşe doymaz hesabı… Hala kafanın dar yanlarında kısa şutlar çekmeye çalışıyorsun.
Olmadı…
Hiiiiiç olmadı.Bilgiziliğini bu kadar belli etmeyecektin 🙂
KaptanMosey’e “Ulen, sitenin çakma Barbaros Hayrettin’i, piç ettirdin başlığı da… “ demek senin haddine mi!! Destur diyeceksin bazı isimleri ağzına almadan önce!!!!
Bu arada,
“daha önce demiştim
önyargıyı parçalamak atomu parçalamaktan zordur diye…”
Bunu sen mi dedin Bay Aynştayn.. Yahu bari göz göre göre gak gik guk etme.Bir de alıntı yaptın diye yaygara eder :)) İp germeden cambaz olacak kapasiten yok… Zorlama hiç. Makineni yakcaksın 😉
NOT: Yazım yanlışlarından bahsetmiyorum bile, zira dokunsam elimde kalacak 😀
Ulusalcı kelimesi, utangaç milliyetçilerin kendilerine taktıkları bir isimdir sadece.. Ulusalcılık kavramının G Milat’ın yazdığı şekliyle değerlendirmek bir bakış açısı elbette.. Ama Türkiye’de kendine ulusalcı diyenler, kendilerine milliyetçi demiyorlar.. Böyle bir fark var yani.
Ulusalcılar (Türk Solu dergisi çevresi, İP ve Aydınlık çevresi, Cumhuriyet Güç Birliği adayları çevresi) aynı zamanda kendilerini ‘solcu’ olarak görürler.. Sol ise doğası itibariyle evrenseldir, enternasyonelisttir.. Ulusalcılar tam da bu yüzden kendilerini nasyonalist, milliyetçi olarak tanımlamazlar.. Onlara göre ulusalcılık milliyetçilikten farklı bir kavramdır.. Tabii yersen!
Genel olarak dış mihrakların, ultra emperyalist ülkelerin ekonomik ve sosyal alandaki saldırılarına karşı, onlara göre etnik bir anlam taşımayan (Türk) ‘milleti’ni, Türkiye ‘devleti’ni korumak gerekir.. Bunun için de hem ekonomik, hem de sosyal ‘korumacılığa’ sarılırlar.. Nedir bunlar;
Kar getiren (veya getirmeyen) şirketlerin özelleştirilmesini engellemek, hatta kamulaştırmayı teşvik etmek, ihracata dayalı ekonomiyi teşvik etmek için ithalatı kısmak ve dışa bağımlılığı engellemek, İMF’nin Kapitalizme entegre politikalarına karşı çıkmak, gümrük vergilerini arttırmak gibi bir takım ekonomik görüşler savunurlar.. Tabii bununla da yetinmeyerek şirketlerin devlet destekli olarak kalkınmasını ve yabancı şirketlerden korunmasını felan savunarak ‘Devlet Kapitalizmine’ göz kırparlar.. Kendilerini sosyalistlerden ayıran en önemli özellikleri budur.
Sosyala alanda ise, ‘millet’ ve ‘devlet’i savunmak biraz daha zor bir iştir.. Tek ‘millet’ savını milliyetçilikten ayrı düşünmek beyhude bir çaba gerektirir.. Milliyetçilerle aynı asimilasyon politikalarını, dış mihrakların ülkemizi bölmek, parçalamak, çatur çutur etmek için çeşitli entrikalar, dalavereler çevirdiklerine dair paranoyalara sahiplerdir.. İşte güya Ermenilere, PKK’ya felan para ve silah desteği sağlarlar vs.. Buna gerçekten inanırlar fakat bu yaygın söylemin bir diğer amacı da milleti tek bir düşünce, ülküde birleştirmektir.. Bu tip kolektivist düşünceler çeşitli sosyalist teorilerde de sıkça görülür.. Örneğin tek bir yumruk olmak için hepsi de kendine bir düşman yaratmıştır ve yücelttikleri bir zümre, sınıf vardır vs.
Ulusalcılar Fransız devriminden sonra görülen ‘modernizm’ akımını savunurlar.. Halkı tepeden inmeci bir şekilde kendi ülkülerine göre biçimlendirmek konusunu Baal da güzel bir şekilde anlatmış.. Ulus-devlet projesinin 3. dünya ülkelerindeki konumu budur.. Batı’nın çağdaşlığını onu taklit ederek yakalanacağına yönelik inançları vardır.. Eğer Batı’nın geçtiği yollardan geçersek, biz de onlar gibi olabiliriz.. Fakat hem Batı’nın ekonomik ve sosyal saldırılarına karşı çıkmak, hem de onları taklit etmek zor bir iştir.. Allah kendilerine kolaylıklar versin bu konuda.
Milliyetçilik kavramını daha uzun uzadıya yazabilirdim ama konu Ulusalcılık olduğu için ve bu versiyon sadece Türkiye’de görüldüğü için, bu kadar bilgi yeter diye düşündüm.
sonsuz, sataşmaları temizleyecekmisin?
son kez yazıyorum…
-misin ayrı yazılır. Sonsuz’un “s”si de büyük yazılır.
Sayın Sangre; Ulusal Takım ile Milli Takım arasındaki fark nedir?
”Ulusalcı kelimesi, utangaç milliyetçilerin kendilerine taktıkları bir isimdir sadece”
Bu ne kadar iddalı bir tespit, hangi felsefeci, sosyolog veya politikacı bulmuş açıklarsanız sevinirim. Ben milliyetçiyim, Atatürk milliyetçisiyim ve bundan hiç utanmıyorum. Çünkü ırkçı veya kafatasçı değilim. Ulusal sözcüğü de milli sözcüğünün Türkçesidir. Yani bunun utanma ile falan hiç bir alakası yoktur. Lütfen; ortaya bir fikir atıyorsan bunun altını doldur, bizleri ikna edecek örnekler ver de sonsuz takipçileri sana hak versin, aksi halde komik duruma düşersin.
Kısaca, öz Türkçe konuşmak isteyenler ulusal veya ulusalcı sözcüklerini tercih ederler, bu kadar basit. Ulusalcılık ilkesinin törpülendiği bir Türkiye’de toplum, son yıllarda yapıdığı gibi, cemaatlere, tarikatlara, din dışı cemiyetlere bölünür. Hiç olmadığı bir durumda ise etnik kökenler arasında bir arada yaşamanın imkanı olmayacağı gibi, onlarca farklı etnik köken birbirinin derisini yüzer, hiç abartmıyorum.
Sayın Ebubekir;
Burada yazdığın her sözcüğü Mustafa Kemal ve onun kurduğu laik demokratik cumhuriyet sayesinde yazıyorsun. Onlarca atesit veya agnostik ile özgürce tartışıyorsun, bunlardan mahrum olsan inan sıkıntıdan patlarsın.
İstersen bir İran, Suudi Arabistan, Endenozya gibi şeriat’ın hüküm sürdüğü ülkelerde böyle bir forum ara, bakalım bulabilecek misin.
Bak son günlerde ülkemizde yüz nakli, kol nakli bile yapılıyor. Senin gibi nankörler için vicdan nakli, cumhuriyet sevdasından yoksun yüreğin için de sevgi nakli yapılacak olsa tüm masraflarını ben karşılayıp seni ameliyat ettireceğim. Söz sana, kan nakli için bile masraf çıkartmayacağım, kendi kanımı seve seve sana vereceğim.
Bu nankörlük, bu kin, bu nefret senin yüreğinden nasıl sökülecek, ah bir bilsem…
Tamam da, ben ‘utangaç milliyetçilik’ derken birilerinin yüzünün kızardığı, utandığı bir durumdan bahsetmedim ki.. Bu kavramı neden kullandığımı da yukarıda açıkladım.. Kendini aynı zamanda ‘sol’da olarak gören bu kesimin, solun evrenselliği, enternasyonelliği yanında ‘milliyetçilik’ kavramını tezat olarak gördüğünü, bu yüzden de yeni bir ‘tanıma’ gereksinim duyduğunu yazdım.
Siz kendinizi milliyetçi olarak görüyorsanız, yazımda size hitap etmiyorum demektir.. Kimlerin kendini ulusalcı olarak tanımladığını biliyorum.. Yukarıda da bir kaç çevrenin ismini verdim zaten.. Bu kesimler kendilerini milliyetçi olarak değil, ulusalcı olarak tanımlarlar.. Ve bu tanımlamayı öztürkçe kullanmak gibi nedenlerle değil, ‘Biz milliyetçilerden farklıyız’ diyerek yaparlar.. Mevcut siyasi çevreler konusunda yeteri kadar bilginiz yoksa, bunu bilmemeniz de normal bir durum zaten.
Milliyetçilik ve Ulusalcılık farklı kavramlardır.. Ulusalcılık dediğimiz ideoloji sadece Türkiye’de vardır.. Diğer kesimlerle karıştırmamak gerekir.
Ayrıca bir tanımlamayı (utangaç milliyetçilik) yazımda kullanmak için, illa bu tanımlamanın bir felsefecinin, yazarın, sosyologun, artık her neyse, ağzından çıkmasına da gerek yoktur.. Pek tabii kendim bir tanım bulup, bunu da kullanabilirim.
Ki bu tanımlamayı kullanan çevreler de vardır.. Örneğin aşağıdaki linklerde Ahmet İnsel ve editör olarak İnsel’in düşüncesini yorumlayan Tanıl Bora, giriş yazısında kullanmış;
link to radikal.com.tr
link to hemsinliyiz.biz
Eğer çok lazımsa Tanıl Bora Birikim Dergisi’nde editör, Ahmet İnsel de akademisyendir.
Hemen iki tık ötenizde Vikipedi var.. Milliyetçilik ile Ulusalcılık sayfaları ayrı ayrı işlenmiş.. ”Milliyetçilik veya Ulusalcılık” diye bir giriş yapılmamış örneğin.
Ulusalcılık sayfasının ilk cümlesinde ne diyor;
link to tr.wikipedia.org
”Ulusalcılık, Türkiye’de 2000’li yıllarda, Atatürk’ün öngördüğü tam bağımsızlık, millî sanayinin inkişafı, dışa bağımlılıktan kurtulma hedeflerinin terkedildiğine, devletin temel kuruluş ilkelerinden kopulduğuna ve milli çıkarların korunmadığına inanan, AB üyeliğine girebilmek için uluslararası platformdaki milli davalardan ve diplomasideki kırmızı çizgilerden tavizler verildiğini, ülkenin içişlerine Osmanlı Devleti’nin yıkılışındaki gibi yabancı devletlerce karışıldığını iddia eden siyasi akım.”
Bu akım ne zaman ortaya çıkmış?.. 2000’li yıllarda!.. Yani AKP iktidarı döneminde.
Heralde Milliyetçilik ile aynı kategoride değerlendirmek doğru olmaz.
Ben bu başlık altında yazdığım ilk yazıda biraz hile yaptım, iki farklı kavram var mı, sonsuzcular ne düşünüyor ulusalcılık ve/veya milliyetçilik hakkında diye?” Ulusalcılık ve milliyetçilik” diye de kendi yazımda ayırdım. Biraz şark kurnazlığı yapıp gelen tepkileri almak istedim, itiraf edeyim. Çünkü sözel olarak bu tip şeyler duymuş ve hiç önemsememiştim ve de hiç araştırmamıştım.
Dediğin linkleri okudum, ama yine de ben ikisinin farklı kavramlar olduğuna ikna olmadım. ”Utangaç milliyetçilik” tanımı ise o yazarın kendine has subjektif görüşü bence. Veya yazarlar sözcüklerle oynamayı severler diyeyim.
Yani basit bir mantık yürütelim; 2000 yılına kadar futbolda milli takım vardı ama 2000’den sonra ulusal futbol takımı mı oldu? Tabii ki hayır öz Türkçe tercih eden spor yazarları veya cumhuriyet gazetesi bu sözcüğü tercih ediyor.
İkisi farklı kavramlar olsa böyle bir cümleden anlaşılacak şey iki ayrı takım olduğu olur. Biri milli takım, öbürü ulusal takım değil mi?
Sağlıcakla kal.
Kavramlara takılmışken… Atatürk milliyetçiliğini vurgulaman nedeniyle milliyetçilik ile Atatürk milliyetçiliği arasındaki farkı da sen anlatır mısın Kambur Kerim?
Kambur Kerim yazdi;”..Burada yazdığın her sözcüğü Mustafa Kemal ve onun kurduğu laik demokratik cumhuriyet sayesinde yazıyorsun…”
sayin Kambur Kerim,bence, uygar dünya kazanimlari sayesinde deseydin daha dogru bir ifade olurdu cünkü göklere cikardigin ve atatürk´e mal etmeye calistigin degisim/batililasma süreci osmanli da baslamisti zaten..
bu durum da kim,kime NE borclu ?
kardes,21.asirda yasiyoruz “lider kültü” kimseye yakismadigi gibi muhammedi putlastiranlardan farkiniz da kalmiyor..
kabul edin artik mustafa kemal öldü ve size akli ve bilimi miras birakti..mozeleden basini uzatabilseydi eminim mirasina ihanet edenlere bi kac sözü olurdu:)
slm.
ebubekir demişsin ki;
Yahu elbette laikliği Atatürk icat etmedi, elbette şapkayı bulan da Atatürk değildi, elbette latin harfleri de Atatürk’ten önce vardı. Osmanlı’daki yenilikçi hareketlerden de haberimiz var elbet. Ama Atatürk’ün keşfetmediği laikliği, neden ondan önceki tek adamlar (!) yürürlüğe sokmadı? Neden kadına seçme-seçilme özgürlüğü Atatürk’ten önce verilmedi? Eleştirel bakış açınız çok iyi güzel de, neden kısmen eleştiriyorsunuz? Osmanlı’daki gazetelerden bahsetmişsiniz güzel, Abdülhamit’in sansüründen de bahsedin o halde. Hani o “yıldız” kelimesinin bile suç sayıldığı zamanlardan. Yoksa bu gerçekleri görmezden gelmek daha mı kolay?!
Gelelim putlaştırma meselesine; Atatürk’ü putlaştıranlar, herhangi bir puta tapanlar gericiden başka bir şey değildir. Ama onun devrimlerini hiçe sayıp, yokluktan sağlanmış bir zaferi küçümsemek de insafsızlık, vicdansızlık, vefasızlık olmaz mı?!
“Su nedir” diye sorulsa sanırım herkes içtiği suyu anlatacak. Ne kadar içtiğini ne kadar terlediğini, ne kadar işediğini falan…
Kendine çok güzel bir rumuz bulmuşsun, ilk önce bunun için tebrik ederim seni ;-))
Milliyetçilik kavramı benim gözümde Atatürk milliyetçiliğidir. Son okuduğum yazılardan sonra da Tuncay Özkan ve Yeni Parti taraftarları kendilerini MHP veya BBP gibi partilerden ayırmak için (bence) ulusalcı sözcüğünü kullanıyorlar. İkisinin aynı anlamda olduğunu düşünüyor ve öz Türkçe kullanmayı tercih ettiğim için ben de ulusalcılık sözcüğünü kullanacağım. Ben Tuncay Özkan taraftarı veya Yeni Parti’li değil, CHP’liyim.
Ulusalcılık tek başına değil Atatürkçülüğün diğer ayrılmaz 5 ilkesi ile beraber olarak kabul edilmesi gereken bir kavramdır. Aksi halde; devrimciliği, halkçılığı, cumhuriyetçiliği, laikliği ve devletçiliği vicdanında özümseden, kendine milliyetçiyim dersen, kolları, bacakları, gözleri olmayan, beyni gelişmemiş, kendisine insan denemeyecek, ırkçı, insanları din, dil, mezhep, renk ve cinsiyetlerine göre ayıran budala bir hilkat garibi olursun.
Örneğin, halkçı ve devrimci bir insanın ırkçı olmasına imkan yoktur. Laikliği özümseyememiş birinin demokrasiden ve cumhuriyetten bahsetmesi onun zeka yoksunu olduğunun en büyük belirtisidir. Özal’dan beri yerdenyere vurulan devletçilik sonunda devlete ait herşeyi sat sat yandaşlarına ve onların emperyalist uzantılarına menfaat sağla aşamasına gelmiştir. Ve en sonunda satacak birşey kalmayınca artık vücudunu satmaya başlarsın bu gidişin sonunda. Bu ABD ve kimi AB ülkelerinden büyükbaşların küçük ortaklarını, savaşsız, topsuz, tüfeksiz işgal planıdır. Bu işgalicilere dinci ülkelerin kocabaşları da dahildir.
AB ve ABD küresel, yağmacı kapitalist sistemi engelleyen devletçilik, halkçılık, ulusalcılık ilkelerine sahip hükümetleri yıkar, direnenleri özel görevli mahkemelerde esir alır, dincilik ve dindarlık maskesi ile o ülkeleri uyutmaya devam ederek sömürü düzenini sürdürür.
Yağmacı Kapitalizm için ”din ” olmazsa olmaz bir olgudur. Bu kimi ülkelere ”ılımlı islam” elbisesi giydirir kimilerine de ”şeriat.” Karşılaşılan sorun aslında, türbanlı-türbansız, dindar- atesit vb sorun değildir.
Çünkü başörtülü veya mini etekli insanlar yağmacı kapitalizmin temsilcisi bir iktidar ile uyuştuğunda aralarında hiçbir sorun olmaz. Gül gibi geçinirler. Yani plazalarda yaşayıp 4×4 jeep kullanan tesettürlü insanlar ile konfeksiyon işçisi tesettürlüler aynı safta değildir. Ama aynı siyasi partiyi desteklerler. Çünkü din denen sözümona ortak bir paydaya sahiptirler. Dinci yöneticiler bu yoksul tesettürlüleri kendi saflarına kolayca çeker.
Öbür taraftan tesettürlü olmayan yoksullar da çoğunlukla, emperyalizmin kuklası olmuş liderler ile işbirliği yapan, ama tesettürlü olmayan zengin sınıfla farklı cephede olduğunu sanır. Bu yoksullardan birçoğu maalesef, din ortak paydası ile dini duygularını gıdıklayan, ona biraz kuru bakliyat, kömür, beyaz eşya veren siyasi partiyi hemen destekliyerek, sonuçta aynı cephede olmadığını düşündüğü insanlar ile aynı partiye oy verir.
Oysa insanlar kısaca fakirler ve zenginler olarak vardır. Meşhur espridir ” Jonathan seni bu pazar kilisede göremedim. ” Yani gel kiliseye de, sosyalleşme ve din maskesi altında şu ticari işleri halledelim demektir.
ABD dolarının üzerinde bu yüzden ”In God We Trust” yani Tanrı’ya inanırız yazar. Yağmacı Kapitalizm her zaman ”din’i” kullanır.
Bütün bunların sonucunda söyliyeceğim şudur; ulusalcılık aynı zamanda , emperyalizme karşı tek bir yürek olarak ülkeni, halkını savunmaktır, aynı topraklarda yaşadığın, aynı havayı, suyu paylaştığın, Sarı Gelin türküsünü farklı dillerde söyleyip, Demirci Kawa’nın hikayesinde de aynı duygudaşlığı paylaştığın bir kavramdır.
Bu kavramları da destekleyen, etnik, dini ve mezhep farklılığı gözetmeyen, örneğin hiç geliri olmayan ailelere ben her ay, o ailede ” kadının ” banka hesabına 600 TL yatıracağım diyen siyasi parti, aynı zamanda ulus sevgisinin de en güzel örneğidir.
Sağlıcakla kalın.
sayin ned,anlasilan,osmanli konusunda elestirel yorumlarimi oku/ya/madiniz:)ayrica,osmanli benim icin hicbir vakit referans olmadi..
osmanlici ile atatürkcü arasinda tercih yapmam gerekse “atatürk vizyon”u tercihimdir diye yazmistim tabi ki “ata perest”lige karsi oldugumu da..
mustafa kemal´den cok önce temelleri atilan batililasma hareketlerinin dile getirilmesinden niye rahatsiz oldunuz? anlamis degilim cünkü bir evvelki yorumda siz bana sordunuz,”..Şu konuda anlaşabiliyor muyuz; “laikliğin ötesine daha demokratik, özgrülükçü, eşitlikçi bir sisteme gidebiliyor muyuz?..
bende,
“..yetmez ama evet..örnegin,darbecilerden hesap soramazsiniz diyen “HAYIR”cilara,bak soruluyor (6 Haziran günü tarihe not düsüldü) simdi ne diyeceksiniz diye sormak isterim….”
demistim..
aslinda pek farkli seyler istedigimizi düsünmüyorum:)
slm.
Özür dileyeceksin ki, bundan sonra seni sitenin nefret suçlusu ilan etmeyelim!! Hadi bakalım…
Herşeyi özetliyor.
“İlan ediciler” baştacı artık… Kim bunlar ?
“Ananı bellerim” demenin bir başka yolunun yolcuları… Hamburger yiyicilerin yemeyenlere karşı savaşı, postmodern DON KİŞOT olmanın dayanılmaz hafifliği içinde kendine ÇOKKKK ama ÇOKKK YÜKSEK bir paye verme…
Din ve para ve kürtçü kolkola…
Hadi ordan, arabesk faşist tayfası sizi…
“..yetmez ama evet..örnegin,darbecilerden hesap soramazsiniz diyen “HAYIR”cilara,bak soruluyor (6 Haziran günü tarihe not düsüldü) simdi ne diyeceksiniz diye sormak isterim….”
Sizler hep eşyaların görünen yüzünü eşyanın kendisi sanmaya devam ediyorsunuz…
Darbecilerin yargılandığı falan yok. Dahası darbecilerin kendileri, araya bir kaç tetikçi sıkıştırarak (bu tetikçilere Kenan Evren de dahil), yurtseverleri yargılıyor, her türlü toplumsal muhalefeti yok etmeye çalışıyor.
12 Eylülü kimler planladıysa, aynı kişiler yine perde arkasında işbaşında. Sizler de böyle avunuyorsunuz işte.
Darbeleri yargılamak demek, darbenin yol açtığı ekonomik, siyasi, kültürel her türlü erozyonu yok etmek demektir. Darbenin mağdur ettiği insanların mağduriyetlerinin giderilmesini dahi saymıyorum. EKONOMİK; SİYASİ; KÜLTÜREL SONUÇLAR DİYORUM!
Bunların ne anlama geldiğinden haberin var mı taş duvar?
Demir kapı?
Kör pencere?
Boş tencere?
Tın Tın?
Tin tin?
Bunları anladığın zaman belki “ulusal” sözcüğünün kıyısına yanaşmış olursun!
Asap bozmaya birebirsiniz!
Konu dışı yazmayın diyoruz, ille taşırıyorsunuz…
Ulusalcilik gelisme, ilerleme demektir. Ornegin ABD, Ingiltere ve oteki AB ulkeleri ulusalci olmadiklarindan ne bilimde ne sanatta ne teknolojide ne de kulturde bir adim ilerleyememisler. Zavallilar yerinde sayip duruyorlar.
Ama Turkiye oyle mi ya? Ulusalcilik sayesinde…
Devlet sirketleri arpaliga donmusse, emekli subaylarin, mustesarlarin astronomik hakki huzur aldiklari, devamli zarar eden ve devlet butcesiyle beslenen asalaklar haline gelmis ise ne olmus yani? Yazik degil mi emekli generallere, mustesarlara? Kim verecek onlara avantalarini? Ozellestirdiler, boylece herkes bu tesisleri bahcalayip yurt disina kacirdi. Getti gul gibi tesislerimiz gettiii!
Ulusalcilik fasizmin sol carsafa burunmus halidir.
Sayın Ebubekir;
Son derece sınırlı ve kısıtlı bilgi sahibi olduğundan, sözü her zaman Atatürk düşmanlığına ve nankörlüğe getiriyorsun. Çoğu olayda söyliyecek lafın yok. Bak senin 12 Eylül darbecilerinden hesap sorar(mış) gibi yapan ve methettiğin şahıs neler demiş:
” Hem laik hem müslüman olunmaz, ters mıknatıslanma yapar” Oysa Ebubekir, sen laik kazanımlardan daha da özgürlükçü ve eşitlikçi bir sistemden taraf gibi gözüküyorsun. Aman ha, bak büyüklerini kızdırma.
Sence uygar dünyanın itmesiyle elde edilen kazanımlar, Kurtuluş Savaşı’ndan önce hangi konumdaydı? Din büyüğümüz Halife ve Padişah efendimiz sayesinde Sevr antlaşmasını imzaladık. İşte budur uygar dünyanın itmesi ile ele geçen kazanımlar. Zaten padişahımız efendimiz de o kadar çok batılılaştı ki en sonunda batıya ait İngiliz Savaş gemisiyle, karılarını da alarak gitti. Hakikatten gerçek bir vatansevermiş bu Vahdettin, tam kendisine yakışanı yapmış büyük İslam halifesi.
Yine, senin pek methettiğin 12 eylülden hesap sorucu bak demokrasi için ne dedi. ” Demokrasi bir tramvaydır.”
Peki hangi durakta ineceğiz bu tramvaydan Ebubekir? Ilımlı islam durağı mı yoksa şeriat durağı mı? Ben söyliyeyim oba sahibi abimiz ve atlantik ötesi ilkokul mezunu bilge kişi nerede uygun görürse o durakta ineceğiz. Şimdilik ara durak Silivri.
Ebubekir, büyük bir yazarın dediği gibi Faşizm her zaman üniformalı olmaz. İleri demokrasi havarisi kesilip darbecilerden hesap soruyormuş gibi yapan bir parti liderine, o parti içinden herhangi bir eleştiri gelebiliyormu? Yani senin çok methettiğin kişiyi eleştirebilen bir Allah’ın kulu partili var mı o parti içinde.
Yok değil mi? Sence de ustan kusursuz mu? O yüzden mi kimse eleştiremiyor onu, yoksa baskı, zulüm ve korku imparatorluğu mu var. Unutma, iktidar her sistemde var ama muhalefet yalnızca demokratik yönetimlerde vardır.
Öve öve yere göğe sığdıramadığın ustan yakında buraya da bulaşmaz inşallah. Yoksa senin için kötü olur bak. Çok canın sıkılır burası olmazsa, bunalıma girer içkiye başlar, alkolik filan olursun, üzülürüm o zaman.
Soğuk Alman birasının yanında da fazla kızarmış patates yeme, kolesterolün yükselir sonra…
ulusalci-nin asla icine sindiremiyecegi bu evrensel kurali siz,”kimsenin,kimseye bir üstünlügü yoktur” hayir,iyilik,paylasim icin yarismaktan baska olarak da anlayabilirsiniz..
ulusalci; (ulusalci akraba ve tanidiklarimdan biliyorum)
laikcidir
manevi degerlere saygisizdir
dine karsidir
kemalisttir
darbe yanlisidir
ordu göreve pankarti acar
solcudur
ateisttir
devletcidir
atatürk´ü istismar eder.. (vs.)
slm.
Her ne kadar ” Ulusalcılık ” kavramının çıkışı çok eskilere dayanıyor olsa da, yaşadığımız coğrafya üzerinden değerlendirme yapmayı daha uygun buluyorum. Ulusalcılığın tarihi ve hangi sebepler ile ortaya çıktığı önemli bir husus ancak, yaşadığımız ülkede bu sıfatı hangi grupların, ne amaçla kullandığının tartışılması daha doğru olacaktır.
Ülkenin varlığının ve bütünlüğünün, belirli bir milli kimliğin bütünlüğünün korunmasına ve farklı etnik kökenlere veya milliyetlere sahip insanların bu sınıfa ait sayılacağını benimseyen Atatürkçülüğün farklı bir yansıması olarak görüyorum Ulusalcılığı. Milliyetin üstünlüğünün, kişilerin bireysel hak ve özgürlüklerinden daha üstün olması gerektiğini savunan milliyetçiliğin, günümüzde yavaş yavaş adını bıraktığı yeni bir tanımlamadır Ulusalcılık.
Bu başlıkta yazılan yorumlara, yaşadığımız coğrafyadaki Ulusalcılık akımının uygulanması ve benimsenmesi doğrultusunda yorum yapmak daha doğru olur diye düşünüyorum. Başlığı açan arkadaşla başlayabiliriz.
Saron ;
7 Kasım 1982 yılında kabul edilen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndan bir alıntı ile başlayalım.
“… Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı… “
Görüleceği üzere belirli bir milliyetin, dahası Atatürk Milliyetçiliği’nin, hiçbir faaliyetten, değerden veya milliyetten üstün olamayacağı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın giriş kısmında görülebilmektedir. Anayasanın 1. maddesinde yazılı olan ” Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir ” maddesinin akabinde gelen 2. maddede ise ” Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir ” diye geçer. Burada bahsi geçen ” başlangıçta belirtilen temel ilkeler ” tanımlaması, yukarıdaki paragrafta alıntıladığım kısımdır. Yani görüleceği üzere, anayasanın daha ilk kısımlarında Atatürk Milliyetçiliği vurgulanarak, önemine atıfta bulunulmuş ve hiçbir faaliyetin bu kavramdan üstün olamayacağı belirtilmiştir.
Bu bilgiler ışığında, Ulusalcılık kavramının da Milliyetçilik ile eşdeğer olduğunu varsaydığımız takdirde, Saron‘un sormuş olduğu bir sürü azınlığın ve farklı inançlardaki insanların Ulusalcılık adı altında tektipleştirilmesi, kültürlerinin ve inançlarının yok edilmeye veya baskı altında tutulmaya çalışılması ” gerçek ulusalcılık ” anlayışına zarar vermiyor mu sorusu abes kaçmaktadır ki ulusalcılığın özü ve amacı budur. Azınlıkların da, farklı etnik kökenlerdeki insanların da, değişik ırklara sahip milliyetlerin de tek tip bir milli kimliğe sahip olmasını gerektiren, dahası ” Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür ” diyen ve bunu ilke edinen bir oluşumun özü, insanları tektipleştirmeye ve sahip oldukları milliyetin tarihini ve manevi değerlerinin yok sayılmasını, asimile edilmesini sağlayacaktır, sağlamaktadır. Farklı kimliklerin, toplumu zenginleştireceği düşüncesi, ulusalcılığın amacının tam tersidir. Anayasada ve Atatürk Milliyetçiliği’nin özünde çok açık bir şekilde ifade edilmektedir.
Kambur Kerim ;
Cumhuriyet’in temel değerleri demek, Atatürk’ün 6 oku demek değildir. Bu sebeple, Atatürk’çü Düşünce Sistemi’nin getirisi olan 6 ilkenin tamamını veya bir kısmını benimsememek, eleştirmek, yanlış bulmak gayet makul ve insancıl düşüncenin getirisi olan bir durumdur. Bu ilkeler ile sorunları olanlara ‘ asla yer yok ‘ gibi bir ifade sizin kendi bağnaz düşüncenizden öteye gitmeyecektir. Seçme özgürlüğünden ziyade, seçenekler ve mevcut alternatifler içerisinden seçebilme özgürlüğü olarak tanımlayabileceğimiz, halkın kendini yönetmesi olarak bilinen ve öyle sanılan demokrasi kavramının yerine, Atatürk’ün ilkelerinden biri olarak kullanılan Cumhuriyet’çiliğin, Atatürk’ün altı oku ile uzaktan yakından bir ilgisi bulunmamaktadır. Bu kavramı kati suretle onunla birlikte anmak, siyasi görüşünüzü belli etme isteğininizin vermiş olduğu haz ile doğru orantılı olarak, başlığın da konusu olan Ulusalcılık akımının bir gereği gibi gözükmektedir diye düşünmekteyim. Bu coğrafyada yaşayan insanların, Atatürk’ün bütün ilkelerini kabul etme ve asla eleştirmemeleri gerektiğini düşünmenizi de ciddi anlamda bir hadsizlik olarak varsayıyorum.
Baal ;
Her ne kadar Faşizm kavramının Mussolini ile doğmuş olduğu kabul edilse de, Nasyonal Sosyalizmin yani Nazizmin kurucusu Hitler’in dünya üzerinde bıraktığı Faşizan etki kimse tarafından inkar edilemeyecektir sanırım. Alman ırkının kendi içerisinde eşit olduğunu kabul eden ancak diğer ırklardan da üstün olduğunu savunan bir ideolojinin yapmış olduğu katliamlar, tarihin kanlı sayfalarına geçmiştir ve tarihi inkar edemeyecek herkes tarafından bilinmektedir. Hitler’in ve Hitler’in benimsediği ideolojinin doğru olduğunu savunanların, yaşadıkları coğrafyada meydana gelen her türlü problemin sebebini kendi ırklarından görmedikleri Romanların, Yahudilerin veya siyah renge sahip insanların sebep olduğunu düşünmeleri nedeniyle, dünya tarihinin en büyük soykırımlarını gerçekleştirdiklerini bilmekteyiz. Hitler’in bu soykırım olarak nitelendireceğimiz katliamlarındaki en büyük amacı, beyaz ırkın üstün olmasını sağlamak, yani sizin ifadeniz ile ” homojen bir blok oluşturma ” çabasında olduğunu gayet açık bir şekilde anlamak mümkündür. Sizin düşüncenizin Hitler’den farkı, insanları öldürmek yerine, asimile etmek. Açıkçası şahsi görüşüm, öldürmekten daha ağır bir yaptırımdır asimile etmek. İnsanların yaşadığı hayatı ve kültürü, zorbalık ile değiştirmek ve yaşamlarının daha iyi olacağını varsayarak kendi ideolojik hedeflerine alet ederek özgürlüklerini kısıtlamaktır asimilasyıon. Bunu samimi bir beyan ile ( asimile etme olarak ) ifade etmeniz açıkçası çok cüretkar, cesur bir beyan. Herkes böyle bir ifadeyi kolay kolay kullanamaz diye düşünüyorum. Ancak siz bir zamanlar ( halen böyle mi, bilemiyorum ) böyle düşündüğünüzü aşikar bir şekilde beyan ediyorsanız, bahsettiğim şekilde nasyonal sosyalizmi benimsememiş çoğu insan tarafından da en koyu faşist olarak betimlenebileceğinizi bile bile bu ifadeleri ve düşünceleri kullanmanız çok manidar. Ancak düşüncelerinizin, tarihin en büyük katillerinden biri olan Hitler ile olan benzerliklerini anlayabilmiş olacağınızı umut ediyorum. Sanırım anlatabilmişimdir.
Ned ;
Gerek yaşadığımız ülkede, gerek laikliği temel ilke edinmiş toplumların çoğunun, bu kavram ile uzaktan yakından ilgisi olmadığını düşünüyorum. Çoğumuz tarafından laikliğin, dinsel her tür fikrin veya inançsal düşüncenin devlet tarafından yönetimde herhangi bir kaynak veya referans olarak alınmaması gerektiğini savunan bir sistem olarak benimsenmiş olması biliniyor olsa dahi, halen ülkemizde ve diğer toplumlarda bu ideolojiyi uygulamaktan çok uzağız. Bunun sebebinin inancın insanlarda çok kuvvetli etkileri olduğunu varsayarak anlayabiliriz ancak daha laikliğin tam anlamıyla uygulanmadığı bir dünyada, hatta laikliğin ne olduğunun bilinmedeği ülkede ‘ laikliğin ötesinde daha demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi bir sisteme gidebiliyor muyuz ‘ şeklinde sormak ve cevap aramak da bu sebeplerle çok absürt kaçmaktadır. Devletin, dinsel düşüncenin / düşüncelerin veya inançsızlığın referans alınmadığı bir yönetim şeklini benimsemesinin ötesi ne olabilir ki ?
Soru sorulurken önce bu kavram ve getirisi olan amaç düşünülmeli. Dinin veya dinsizliğin ( inançsızlığın ), kişilerin özgür iradelerinin gereği olarak yapmış oldukları bir seçim olduğu düşünüldüğü takdirde, devletin de bütün inançlara veya inançsızlıklara eşit yaklaşması ve insanları bu seçimlerinden ötürü herhangi bir ayrım gözetmeden eşit saymasının insanların refahı için gereken asıl yöntem olduğu düşünüldüğü takdirde laikliğin ötesinde olacak daha demokratik bir sistem ne olabilir ? Evet, bu sistemi tahmin ettiğimiz takdirde bu soruyu sorma hakkını elde etmemiz gerek. Aksi takdirde kendi laiklik tanımlamamız içinde paradoksal cevaplar ile kayboluruz ve herhangi bir çözümlememiz olmaz.
Hüseyin Aktaş ;
Canlılığın doğasında kendini bir yere ait hissetme, belirli bir coğrafyanın yerlisi olma, kaderinin o coğrafyanın bir üyesi olduğuna inandırma & hissetme, belirtme ve bunlar ile orantılı olarak da sosyalizasyon gereği bir topluluğun parçası olarak hissetmesi inkar edilemez. Elbette ki bunu aidiyet duygusu ile açıklayabiliriz. Ulusalcılığın, aidiyet ile ilişkisi olduğunu kimse inkar edemez. İnsanı yöneten üç temel güdü; barınma, beslenme, üreme ile ilişkisi var mıdır? sorusuna gelecek olursak ; insanın, yani canlılığın yaşamını devam ettirebilmesi açısından 2 temel prensibi vardır. Üremek ve hayatta Kalmak. Bu iki olgunun inkar edilmesi, canlılığın günümüzdeki popülasyonunun da yok sayılması olacağından inkar edilemez bir gerçek olarak kabul edilmelidir.
Her canlı öncelikle hayatta kalmak, sonrasında ise üreme amacı taşıdığından canlılık populasyonü artmış ve çeşitlenmiş, günümüzdeki nüfusuna ulaşmış ve bu sebeple de yaşadığımız dünyada canlılık nüfusu daima bir artış içerisinde olmuştur. Bu sebeple barınma ve beslenme gibi olgular, canlılığın temel amaçları arasında değil de, canlılığın devamı için gerekli olan nedenler arasında sayılmalıdır. Bunun da ‘ Ulusalcılık ‘ gibi siyasi bir terimin tartışılması ile ilgisi yoktur. Ulusalcılığı üreten maddi yapının ne olduğu sorusuna gelecek olursak; bu nedenin, canlılığın bilincine kavuşup homo sapiens sapiens sıfatını alması ( yine bilince sahip olan insan türü tarafından verilmiştir ) ve bilince sahip olması nedeniyle girmiş olduğu sosyalleşme süreci içerisinde kendini belirli bir oluşuma ait hissetmenin daha güvenilir olmasına sebep gösterebiliriz diye düşünüyorum. Bir topluluğa ait olmak, o topluluğun içerisinde olduğunu belirtmek her zaman daha güvenilir hissettirmiştir. İnsan olarak tanımladığımız canlılığın ve yaşamında yol edindiği kültürün oluşmasındaki en büyük sebeplerden biri de budur. Bir topluma ait olma hissiyatı ve amacı. Bu sebepledir ki azınlıkta olan milliyete ait insan, farklı olmak ve farklı olduğu toplumun üstünlüğünü veya özelliklerinin aynı olmadığını savunmaktadır belki de.
Statik ;
G Milat’ın yazısında belirttiği şekilde ” Bir memleketin sosyal ve siyasi yapısının bağlı olduğu unsurlar genleştikçe milliyetçilik artar veya ters yönde azalır. ” yazısı ile doğru orantılı olarak, o milletin kültüründe ve tarihinde, günümüze kadar gelmiş olan yaşayış biçiminde oluşmuş olan sosyal birikimlerinin artması, milliyetçiliğin artmasını sağlayacak ve yukarıda bahsetmiş olduğum nedenlerle, benimsenmiş olan milliyetin geleceğinin tehdit altında olduğu düşüncesinin çıkmasını sağlayacaktır. Milliyetçiliğin özünde, mensup olunan ulusun çıkarlarının, diğer milletlerden üstün olması gerektiği varsayıldığında, aynı topraklarda yaşayan hangi etnik gruba veya ırka ait olursa olsun, kültürlerinin ve tarihinin, sosyal ve siyasi yapısının artması, yani genleşmesi, doğal olarak milliyetçiliğin de artmasını sağlayacaktır. Şöyle açıklayayım sormuş olduğunuz sorular ile ;
” Peki burdaki genleşen unsurlar nelerdir? “ => Aynı topraklarda yaşayan farklı milletlerden insanların kültürleri ve tarihlerini aleni bir şekilde yaşayabilme isteklerini belirtmeleri.
” Ne demektir genleşmek? “ => Başlıkta bahsedilen şekilde insanların mensup oldukları ırk & etnik gruplarının kültülerini dışa vurma özgürlükleri.
” Hangi unsurlar azaltır? Hangileri çoğaltır? “ => İnsanların kültürlerini dışa vurmaları sebebiyle o coğrafyada yaşayan ve sayıca üstün olan insanların yapmış oldukları baskı, milliyetçiliğin artmasını sağlar. Bu nedenle de azalmasını sağlayacak bir faktör ortaya çıkmaz doğal olarak.
Statik ;
Gerçekten de önyargıyı yok etmek, atomu parçalamak eyleminden çok ama çok daha zordur. Hatta birçok sefer, imkansız hale dahi gelebilir. Ancak bunu ifade eden birinin, yani önyargıyı yok etmenin zorluğundan dem vuran birinin, herhangi bir araştırmaya girmeden, tamamen kendi fikirlerini beyan eden birine karşı, ” yukarıdaki cümlenin parantez içindeki 3 kelimesi hariç, hepsi kopyala yapıştır ” demesi de manidar olmaktadır bu sebeple. Yazının içeriğini, yazarın kendi fikirlerinin ne olduğunu düşünmeden ve bahsettiğim şekilde herhangi bir araştırma içerisine girmeden ‘ alıntı ‘ olarak betimlemek ve sonrasında da ” madem ki alıntı değil ” demek yanlışı kabul etmemek ve yapılmış olan önyargıyı yoksaymaktır.
Belki herkes için kıymetli olan, en değerli varlığınız canınız yananabilir ama çuvaldızı kendinize batırmak ile başlayın yazılarınıza ve fikirlerinizin ifadesine. Önyargılı olarak mı başladım yazılarıma diye düşünün.
Belki bu şekilde eleştirdiğiniz önyargı kavramını daha kolay yok edersiniz. Daha iyi bir yönelim olur fikirlerin / fikirlerinizin tartışılabilmesi açısından.
Aksi halde önyargı olarak tanımladığınız olgu, parakdos olmaktan öteye geçemeyecektir, kendinizin de önyargılı olması sebebiyle.
Benim tanıdığım en ulusalcı ülke ABD’dir. Hiç de tektip insan olsun diye uğraşmıyorlar. Japonu, İspanyolu, İngilizi, Yerlisi, Zencisi ile hepsi Amerikalı. Kimsenin kültürüne ve inancına veya yaşam biçimine de karışılmıyor. Ama kime sorsan ben Amerikalıyım diyor.
Buradaki birçok kişiye göre CHP’nin kendini feshetmesi gerekiyor. (Demokrasi bu olmalı)
Neyse, yepyeni sosyolojik tanımlar sıçılıyor. Tanımların özü : Türklüğün yokedilmesi…
Soru :
-1915’den beri kaç Ermeni öldürüldü ? (Sanki her saat başı bir Ermeni öldürülüyormuş gibi bir hava yaratılıyor.)
-Ermeni hakları (veya azınlık hakları) derken bu ülkede sürekli Ermeni’lere baskı mı yapılıyor ?
-Ermeni’lerin gazete, okul, eğitim, din gibi kendi faaliyetlerine bir kısıtlama mı getirilmiş ?
-Ermenilerin seçme ve seçilme özgürlükleri mi yok sayılmış ?
Bu haklar sabittir ve Ermeni vatandaşları hiçbir problem olmadan bu haklarını kullanmaktadır.
O halde azınlık hakları derken geriye tek şey kalıyor : KÜRT MİLLİYETÇİLİĞİ…
Bilindiği üzere Özal öncesi, Kürt tanımı aşiretleriyle birlikte yapılırdı. Bir Kürt olan Özal’ın başbakan olmasıyla aşiret bağlarından kurtulan (Bir nevi özgürleşen) Kürtler T.C. ile savaşa başladı.
Talepleri ise, sınırları ABD tarafından neredeyse 100 yıl önce çizilmiş bir Kürt devletidir.
Duruma bakılacak olursa iki milletin birarada kardeşçe yaşaması falan mümkün gözükmemektedir.
Buradan devam edelim.
”Cumhuriyet’in temel değerleri demek, Atatürk’ün 6 oku demek değildir. Bu sebeple, Atatürk’çü Düşünce Sistemi’nin getirisi olan 6 ilkenin tamamını veya bir kısmını benimsememek, eleştirmek, yanlış bulmak gayet makul ve insancıl düşüncenin getirisi olan bir durumdur. Bu ilkeler ile sorunları olanlara ‘ asla yer yok ‘ gibi bir ifade sizin kendi bağnaz düşüncenizden öteye gitmeyecektir. Seçme özgürlüğünden ziyade, seçenekler ve mevcut alternatifler içerisinden seçebilme özgürlüğü olarak tanımlayabileceğimiz, halkın kendini yönetmesi olarak bilinen ve öyle sanılan demokrasi kavramının yerine, Atatürk’ün ilkelerinden biri olarak kullanılan Cumhuriyet’çiliğin, Atatürk’ün altı oku ile uzaktan yakından bir ilgisi bulunmamaktadır. Bu kavramı kati suretle onunla birlikte anmak, siyasi görüşünüzü belli etme isteğininizin vermiş olduğu haz ile doğru orantılı olarak, başlığın da konusu olan Ulusalcılık akımının bir gereği gibi gözükmektedir diye düşünmekteyim. Bu coğrafyada yaşayan insanların, Atatürk’ün bütün ilkelerini kabul etme ve asla eleştirmemeleri gerektiğini düşünmenizi de ciddi anlamda bir hadsizlik olarak varsayıyorum”
Cumhuriyeti kuran Atatürk, 6 ok’lu CHP’yi kuran ise Mustafa Kemal. Bu yüzden 6 oktan biri olan Cumhuriyetçilik, Cumhuriyet’in temel değerlerinden biri değil (!) Bravo, bak ben bunu hiç düşünememiştim.
Siyasi görüşümü 3 ay önce de üye olduğumda ve birkaç defa daha belli etmiştim, yeni değil, hatta 2 yıl kadar önce misafir Kambur Kerim olarak de belirtmiştim. Bundan ”haz” duyma isteğim varmış da onu da bilmiyor muşum, sayenizde öğrendim, iltifat olarak kabul ediyorum.
Ben insan odaklı, sosyal devlet projelerini uygulamak isteyen partilerin görüşlerinden haz duyarım.
Halkın kendini yönetmesi olarak bilinen demokrasi için, Cumhuriyetçiliğin Atatürk’ün 6 oku ile uzaktan yakından ilgisi yok demişsiniz. Şimdi 6 oktan birisi olan laikliği çıkaralım, evet haklısınız yine cumhuriyet olur, İran İslam Cumhuriyeti. Nasıl? Beğendiniz mi?
Devrimciliği çıkarıp bir demokrasi tanımı yapalım isterseniz. Haydi harf devrimini iptal edelim, yaşasın Osmanlıca. Beğendiniz mi?
Gizlice, sinsice Atatürk düşmanlığı yapmaya çalışıyorsunuz. Beni eleştireceğim diye kavramların arasında kaybolmuşsunuz. Kendinizi illaki Atatürkçülüğü eleştireceğim diye bu kadar kasmanıza gerek yok. Bakın, Ebubekir’i örnek olun. Açık açık fikrini söylüyor, sizin gibi dolambaçlı yolların arasında değil. Bu bakımdan Ebubekir’i takdir ediyorum, ” Ben buyum ” diyor.
Lütfen, Atatürkçülüğün hangi ilkesine karşınız onu da belirtin. Herhalde Halkçılık ve Ulusalcılığa karşısınız. Onların yerine hadi, Kürtçülük, Ermenicilik, Türkçülük ve sayamıyacağım onlarca entink köken, din ve mezhep koyalım, oldu mu? İstediğiniz bu mu?
Bence siz Atatürk sözcüğüne bile tahammül edemiyorsunuz. İtiraf edin siz de kurtulun, Ebubekir de bir yandaş bulsun kendine.
Şimdilik bir noktaya vurgu yapacağım;
mensars’ın; “Her ne kadar Faşizm kavramının Mussolini ile doğmuş olduğu kabul edilse de, Nasyonal Sosyalizmin yani Nazizmin kurucusu Hitler’in dünya üzerinde bıraktığı Faşizan etki kimse tarafından inkar edilemeyecektir sanırım. Alman ırkının kendi içerisinde eşit olduğunu kabul eden ancak diğer ırklardan da üstün olduğunu savunan bir ideolojinin yapmış olduğu katliamlar, tarihin kanlı sayfalarına geçmiştir ve tarihi inkar edemeyecek herkes tarafından bilinmektedir. Hitler’in ve Hitler’in benimsediği ideolojinin doğru olduğunu savunanların,…..” diye başlayıp devam eden satırlarında Faşizm olgusunun ne olduğunun eksik kavrandığı düşüncesi göze çarpmaktadır.
Faşizm, kapitalizmin tekelci aşamasına tekabül eder! Olağan yollardan toplumsal muhalefeti denetleyemeyen tekelci burjuvazinin, varlığını ve sömürüsünü devam ettirmek üzere başvurduğu en kanlı, en baskıcı diktatörlük şeklidir!
Böylesi bir diktatörlüğü hayata geçirmek o kadar da kolay değildir. Bu yüzden Faşist Diktatörlüğe gereksinim duyan burjuvazi, bu diktatörlüğü uygulamaya koyarken, toplumdan kitle desteği alma gereksinimi de duyar! İşte tam bu noktada faşizm, her ülkede değişkenlik gösterebilecek bir ideolojik kılıf bulur kendisine. Hitler dönemi Almanya’sında bu kılıfın adı “üstün ırk” düşüncesidir! “Üstün ırk” düşüncesi faşist bir düşünce olarak tanımlanmakla birlikte, bu düşünce eşittir faşizm demek değildir! Alman hakim sınıfları Almanya’da “üstün ırk” düşüncesini ideolojik bir argüman olarak kullanırken , bir başka ülkede din kullanılmıştır. Bir başka ülkede Futbol bile bunun aracı olabilir ki; Portekiz diktatörü Salazar “Ben bu ülkeyi ‘3 F’ ile yönettim” derken, bu üç F’den biri din biri futbol, diğeri festivaldir!… Varlığını üç F ile devam ettiren faşizm ne üç F’nin üçüdür ne de üçün herhangi biridir. Faşizm;
yönetenlerin eskisi gibi yönetemediği,
yönetilenlerin eskisi gibi yönetilmek istemedikleri,
bir diğer deyişle devrim durumu gündeme geldiğinde
hakim sınıfların son çare olarak
toplumsal muhalefeti en kanlı, en baskıcı, açıktan teröre başvurarak
kapitalist sistemin devamı için kurdukları diktatörlüktür!
Yalan ve demogoji faşizmin en büyük karakteristik özelliklerindendir. Her ülkede bir başka yalana başvurur ancak yalanın kendisi faşizm demek değildir. (Bizim ülkemizde de din kullanılıyor; cemaatin “altın nesil yetiştireceğiz” savı biraz “üstün ırk” düşüncesine benzemektedir…)
Son olarak Faşizm; tekelci burjuvazinin, dolayısı ile kapitalizmin emperyalizm aşamasında, kapitalist sistemin devamı için başvurulan ve devletin yeni baştan en kanlı diktatörlük şeklinde örgütlenerek uygulamaya konulmasıdır…
Diğer diktatörlüklerden farkı da; Faşizm geçici değildir! İktidarı kendiliğinden devretmez. Mutlak bir şekilde muhaliflerinin mücadelesi ile yıkılır! Bu yüzden örneğin 12 Eylül Askeri diktatörlüğü faşist bir diktatörlük değildir! Çünkü kendisini kısa bir süre sonra “kurucu meclise” daha sonra da “genel seçimlere” bırakarak yapacağı işi yapıp çekilmiştir. Faşizm ise “çekilmez”! (Gerçekten çekilmez!) Bir diktatörlüğün faşist olup olmadığının ayrım noktası budur! Her hangi bir diktatörlük “faşizan” olabilir, ama faşist nitelemesinin yapılabilmesi için, iktidara tekelci burjuvazinin ve emperyalizmin olması ve sistemi sürdüremez noktaya gelmiş olmaları gerekir! Bu yüzden her baskıcı ve kanlı rejiminin faşist olduğu söylenemez.
Bazen forumda insanların içindeki öfkeden kaynaklanarak, önüne gelene faşist damgasını yapıştırdığını görüyoruz. Örneğin Hz. Muhammed’i faşist olarak niteleyenler olduğu gibi, buna karşılık Mustafa Kemal’i de faşist olarak niteleyenler oluyor. Oysa kapitalizm nere, Muhammet nere? Mustafa Kemal ve Cumhuriyet nere, Cumhuriyet döneminin kapitalizmin tekelci aşaması ile ilişkisi nere? Mustafa Kemal’in daha Cumhuriyet öncesinde her adımını meclise dayandırması nere? Bu nitelemeler sosyolojik temellerden yoksundur. Bir kısmı kine öfkeye dayanmakta, bir kısmı art niyete dayanmakta, bir kısmı da resmen okumuş-okumamış cahil olmaya dayanmakta. Bilimsel düşünüşte öfkeden arınarak tahliller yapmak gerekir.
“Şimdilik” demiştim…
Ulusalcılık=Milliyetçilik
İlk yorumumda şu ifadeleri kullanmıştım:” Ulusalcılık=Milliyetçilik Siyasi literatürde bu böyledir.Fakat sonrasında kendilerine milliyetçi demekten çekinen bazı kesimler ulusalcı kelimesini benimsemiş, bunun milliyetçilikten ayrılan bazı yönleri olduğunu düşünmüşlerdir.” Türkiye’de milliyetçilik kavramının sağ çevrelerle birlikte anılmasından dolayı, solcu(!) geçinen bazı faşist çevreler 80’lerdeki başarısız olan sosyalizm atağından sonra, kendilerini kapitalist dünyanın ulus-devlet politikasına kaptırıp milliyetçilik yerine ulusalcılık kavramını kullanır oldular.Kemalizmle harmanladıkları milliyetçiliğin ismi artık ulusalcılıktı ve sırf isim değişti diye milliyetçiliğin kabullenilebilir olduğu düşünülmeye başlandı. Bu durum en çok 90’larda etkisini gösterir ve günümüze kadar genleşerek(artarak) gelir… Sangre’nin de ifade ettiği gibi bunlar utangaç milliyetçidirler!! Bu ulusalcı tepkiler zenofobikliğe varana kadar ilerlemiş durumdadır.Yukarıdaki bazı yorumlarda bunların örneklerini çok açık bir şekilde görüyoruz. Bütün her şeyin suçu dış mihraklarmış gibi, devlet terörünün küçük etnik gruplar üzerindeki yıkıcı etkisini görmezden gelip kendi mensup oldukları grubun milliyetçiliğini yapmaya devam ederler.Çünkü AB, onlara göre hala Haçlı Ordusu’dur, ABD ise dünyayı yöneten tek güç… Bu yüzden onlara göre, devlet kesinlikle suçsuzdur ve herkes tek bir ipe dizilip ulusalcı olarak hıza almak zorundadır.
Ulusalcılık kesinlikle sağlam temellere dayanan bir ideoloji değildir.Çünkü hem eklektik(ordan burdan toplama) hem de reaksiyonel bir duruştur.Sosyalist geçinen ulusalcılar bunların en güzel misalleridirler.Sosyalizm yapısı gereği milliyetçiliğe karşi duran bir ideoloji iken, ulusalcılık ise ifade ettiğim gibi milliyetçiliğin şekil değiştirmiş halidir.Bir eşeğe at semeri vurarak onu eşeklikten at mertebesine yükseltemezsiniz! Reaksiyonel oluşu ise, şimdilerde yükselen bir siyasi görüş olan şeriatin korkusundan etki-tepki şeklinde oluşmuş olmasıdır…
Ulusalcı çevrelerin gözettiği değerler milliyetçi diye adlandırılan sağcı çevrelerin gözettiği değerler ile hemen hemen aynıdır.Kısaca, Ulusalcılık=Milliyetçilik’tir.. Allasanız da pullasanız da siyasi literatürdeki ismini değiştirseniz de ulusalcılığın yani milliyetçiliğin aslını astarını değiştiremezsiniz… Kendinize ulusalcı diyerek de milliyetçi faşizmden kurtulabileceğinizi düşünüyorsanız, aldanıyorsunuz…
Kemalizme de büyülü bir şeymiş gibi sarılmak, ulusalcıların sık sık başvurduğu bir yöntemdir.Atatürk’ün adını geçirerek içlerinde bulundukları ve etraflarına empoze etmeye çalıştıkları faşizmi ört bas edeceklerini düşünürler.Ne de olsa Atatürk bir külttür, eleştirilemez, yüceleştirilmek zorundasınızdır. Böylelikle kendilerine görünmez bir zırh sağladıklarını zannederler, köylü kurnazlığı bu olsa gerek..
Bunların en uyduruk tipi tipleri anarşizmin A’sını bilmeden kendilerini anarşit ilan ederek ulusalcı faşizme kul köle olanlardır.Hadi yukarıda açıladığım diğer eklektik yapıdaki türleri anlarım da bu anarşik milliyetçileri hiç anlamam! Nohut beyinle, nohut fikirler üretilir… Bunlar da üretim hatası millyetçi faşist anarşistler işte.. Artık bir anarşist nasıl milliyetçi(ulusalcı) olabilir diye kendinize sorarsınız : ) Cevap bulabilene bir kese altın verilecekmiş:D Malum bir gün bir uçakta dinci, Kürtçü, Türkçü, Temel bir de bizim aval anarşik varmış……
*“Neyse, yepyeni sosyolojik tanımlar sıçılıyor. Tanımların özü : Türklüğün yokedilmesi…” TC tarafından asimile edilmeye çalışılan onca etnik köken ve Alevilik gibi dini görüşlerden sonra kimsenin eli Türklük’e kaymaz.Korkudan tir tir titremeye gerek yok! Ayrıca ben de Türk’üm.Türklüğün yok edilmeye çalışılması halinde en büyük tepkiyi verenlerden birisi olurum.Çünkü benim için bir halkın yok edilmesi kabullenilemez bir durumdur.Türk, Kürt, Ermeni fark etmez.. Sıçmak kelimesi ise ağzına çok yakışmış.Küfürlü kelimelerinle adeta konunun içine etmişsin… Bu başlıktaki ilk yorumun da tamamen kişisel sataşma olduğu için cevap bile vermek zaman kaybıdır. Yalnızca şunu söyleyeyim, nefret söylemleri kendini ve rengini hemen belli eder. Aklanıp paklandıkları renk birden mora dönüverir… Bu sana saygı çerçevesinde yazdığım da son yorumdur.Sen en iyisi suratındaki kırmızı rengini muhafaza etmeye devam et, dikkat mora dönmesin!
*” O halde azınlık hakları derken geriye tek şey kalıyor : KÜRT MİLLİYETÇİLİĞİ.” Önceden bin kez yazdım yine yazayım Bay Hamburgeryemez ama küfürden geri kalmaz anarşik, milliyetçinin Türk’ü de bir Kürt’ü de bir… Bir insan senin gibi “eşit insan, eşitlik” naraları atıp da “ama Türkler daha eşittir” diyorsa, aynısını yapan Kürtler de vardır.Bunun örnekleri çoğaltılır.Ermenisi, Kürtü, Türkü, Yunanı fark etmez diyorum!
Ulusalcılık ezen ve ezilen milliyetçiliği diye ikiye ayrılsa da, ve hatta Marx ezilen grubun milliyetçiliği olmaz dese de, katılmıyorum! Olur! Ezen de milliyetçilik(veya süslü ismi ile ulusalcılık) yapabilir, ezilen de…
Genel olarak Lenin’e katılmasam da ulusalcılık ile ilgili düşüncelerine katılıyorum… Lenin : “Her ulusal kültür, gelişmiş olmasa bile, demokratik ve sosyalist bir kültürün öğelerini içerir, çünkü her ulusta, yaşam koşulları zorunlu olarak demokratik ve sosyalist bir ideolojiyi doğuran, sömürülen bir emekçi yığını vardır. Ama her ulusta, aynı zamanda (çoğunlukla aşırı gerici ve yobaz nitelikte olan) bir burjuva kültür de vardır ve bu, ulusal kültürün bir öğesi olarak kalmaz, egemen kültür biçimine bürünür. Böylelikle, ulusal kültür, genel olarak büyük toprak sahiplerinin, papazların ve burjuvazinin kültürüdür” der…
Egemenleşen ulusalcılık öncelikli hedefim olsa da, ezilen halkın uluslacılığına da aynı derecede karşıyım.Bazılarının anlayabilmesi için daha kaç kez yazmam gerekecek bilemiyorum..
Herkese kendi milliyetçiliği doğru, başkalarının milliyetçiliği yanlış gelir. Dinciler için de geçerlidir bu. Kendi dini doğru, başkasının dini yanlış.
Bu arada Uğur Mumcu güzel hatırlatma olmuş. Milliyetçiyim demiyor, Kemalistim demiyor, Ulusalcıyım demiyor.
Özgürlükçüyüm diyor, İnsan hakları milliyetten daha önceliklidir diyor, Terörü devlet de işlese karşısındayım diyor.
“Türkler daha eşittir”
Nerde demişim hemen göster. (hem de acilen)
Çelişkilerle dolu tanımların bizlerde sarsıcı! etkiler yapıyor. Bida yaz; İçinde başka “yeni” olsun.
Sanki ben Türk harici herkesi ezelim demişim gibi de bir hava da yaratıyor aklı sıra… Eeee doğru ben senin gibi kandan beslenip kendime bir nema alanı yaratmıyorum. (yeni tipoloji)
Yaptığın tüm tanımlar “giydirmelerden” oluşuyor. İki kişinin biraraya gelip, “bak bu kırmızı giymiş garanti faşisttir” baabından saçma salak giydirmeler, ne gerçeği yansıtıyor ne de bir insanın duygu dünyasını kapsıyor.
Kimin ne olması gerektiğini de söyleniyor. “İlla ben olacaksın.” Yok canım! SEN KİMSİN ?
Ben önce “benim” haklarım diyorum. (Buradaki gizli özneyi anladığın an senin de birşeyler anlayabilen biri olduğunu kabul edebilirim)
Sn Mensars, ırk kelimesi yerine blok kelimesini özellikle kullandım. Buna rağmen homojen blok tanımını size Hitler ırkçılığını çağrıştırmış fakat hatalı bir çağrışım çünkü Türkiye şartlarında oluşturulacak homojen bir blok, her halukarda ,Almanyadaki gibi saf bir ırk kavramına denk gelmeyecektir….çünkü saf ‘ türk ırkı’ sayılabilecek bir özellikler kümesini oluşturabilmek mümkün değildir.Dolayısıyla homojen bloktan kastettiğim kendini aynı milletin evladı olarak gören ‘Türk olarak algılama’’da yakalanabilecek homojen bir bloktur…eskiden öyle düşünürdüm..yorumumun kalan kısmını okuduysanız sizde artık öyle düşünmediğimi görmüşsünüzdür.
Sn Saron ,amerikan toplumu göçmenler ve onların neslinden gelenden oluşur ve amerikalılık bir etnik kimlik değildir.Buna rağmen ABD’nin faşist bir temel üzerine kurulmadığı söylenemez. ABD’nin diğer faşistlerden tek farkı belkide artık karşında neler yaptıklarını hatırlatabilecek güçlü bir muhalif topluluğun kalmamış olmasındadır. Aşağıda amerikan yerlisi,aktivist Russel Means’in katıldığı bir programın linkini ekliyorum.Programda Means geçmişte ve günümüzde ABD’nin yerlileri nasıl elemine etmeye çalıştığına dikkat çekiyor..ve aslında amerikalıların şükran gününün kızılderililere yapılan” soykırımı anma günü” olması gerektiğine işaret ediyor.
Thanksgiving Day or “ThanksTaking” Day?
link to stream.aljazeera.com
Ulusalcılıkla igili yazacak tek bir şeyi bile olmayanlar, renklerini yavaş yavaş belli edip kişisel tartışmaya girme çabasında olarak faşist söylemlerde bulunmaya devam ediyorlar.. Hayırlısı 🙂
Neyse…
Bir insan senin gibi “eşit insan, eşitlik” naraları atıp da “ama Türkler daha eşittir” diyorsa, aynısını yapan Kürtler de vardır.Bunun örnekleri çoğaltılır.Ermenisi, Kürtü, Türkü, Yunanı fark etmez diyorum! demiştim.Bunu aklında tut!
“Türkler daha eşittir”
Nerde demişim hemen göster. (hem de acilen)”
Bazı ifadeleri anlamak için alim olmaya gerek yoktur. Genel olarak Türklerin baskıcı bir devlet politikası sonucu diğer etnik kimliklere karşı duruşunu kabullenemez şeklindeki tavrın açıkça diğer etnisitelere karşı Türklüğü yüceltmekle eşdeğer ifadedir.Bundan dolayı da çok bariz bir şekilde Türkler daha eşittir mantığında olduğun anlaşılır.Fakat bu seni kesmezse bir bakalım bazı başlıklarda neler denmişsin Mr Anarşik:
oik0s tarafından Çar, 18/01/2012 – 23:08 tarihinde gönderildi.
(…)Hiçbirimiz öldürülen onlarca diplomatımız hatta eşlerinden hiç bu kadar bahsetmemiştik.Ne olacak ki dökülen TÜRK kanıydı nasılolsa…
Kürt milliyetçisi olunur. Ermeni milliyetçisi olunur. Bosna milliyetçisi olunur ama Türk milliyetçisi olunmaz, olmak haşa lanetlenmektir. Hadi leyn… Birileri size mi soracak ne olacağını ? Madem demokrasiden bahsediyorsun herkes istediğini olur..
(Burada açıkça Türk milliyetçisi olabileceğini savunmuştun.Çünkü tipik milliyetçi senin gibi tepkiler verir.Aynı başlıkta daha bir sürü Türkçülük yaptığını kanıtlayacak beyanlar mevcut. Belli ki sindirim problemin var, herkesin Türkçü olmasını dayatıyorsun, insanlar kendi seçimlerini yapınca hakaretlere başlayıp karşıt görüşü yok sayma psikolojisine bürünüyorsun.. Tipik ulusalcı.. Diğer bir deyişle utangaç milliyetçi 😉 )
oik0s tarafından Cum, 30/12/2011 – 10:49 tarihinde gönderildi.
Teselya’da, Mora’da, Bulgaristan’da, Sırp topraklarında öldürülen (soykırıma uğrayan) TÜRKLERDEN bahsetse gam yemeyeceğim.
(Yine aynı yaklaşım.Konu bambaşka bir seyirdeyken, buradaki gibi Türklüğü ön plana atıp insanları Turancılığa davet etme hevesleri…. )
Daha fazla ifadeye baş vurmaya gerek kalmadan Türk üstün bir toplum yaratma eğiliminde olduğun rahatlıkla söylenebilir. Bunun öyle olmasını istemekte tabii ki de özgürsün.Fakat karşı durumda yer alan işiler de senin düşüncene ayakdiremekte özgürlerdir.Milliyetçi olmak ayıp değil ama ulusalcıyım diyerek bunu örtbas etmek ikiyüzlülüktür!Hele de Türklerin yok edilmek istendiği korkusuyla başlıkta tartışılan konuyu farklı yönlere çekiştirmeye çalışmak ulusalcılık değil de, nedi?
“Çelişkilerle dolu tanımların bizlerde sarsıcı! etkiler yapıyor. “
Buyur bir tane çelişki göster!(hem de derhal :D)
“Sanki ben Türk harici herkesi ezelim demişim gibi de bir hava da yaratıyor aklı sıra… Eeee doğru ben senin gibi kandan beslenip kendime bir nema alanı yaratmıyorum. (yeni tipoloji)”
Kandan beslenen bir tarih istiyorsan Türk tarihinden başlayıp ABD tarihinden oradan da Avrupa tarihine bakabilirsin! Kan isteyenlerin şu anda savundukları eklektik ideoloji belli… Kansızlık kanında olmayagörsün bir insanın.Zira her şey mübahtır der ve katliyamları bile temize çekmeye kalkar.(aman haa Orta Asya boskırlarından geçmeyi ve Kavimler Göçü esnasında Türklerin barbar istilalarına değinmeyi unutma)
“Yaptığın tüm tanımlar “giydirmelerden” oluşuyor. İki kişinin biraraya gelip, “bak bu kırmızı giymiş garanti faşisttir” baabından saçma salak giydirmeler, ne gerçeği yansıtıyor ne de bir insanın duygu dünyasını kapsıyor. “
Gerçek tek değildir. Gerek değil, bakışaçısı vardır. Bazı bakış açıları darken bazıları daha “hümanist ve eşitlikçi”dir. Sana biçilen kaftanlar sana dar gelmiş belli ki içine sığınamayıp sağa sağa geriniyorsun.
“Kimin ne olması gerektiğini de söyleniyor. “İlla ben olacaksın.” Yok canım! SEN KİMSİN ?”
Kim, nerede söylüyormuş kimin ne olması gerektiğini? Bu dayatmayı yıllardır yapan savunduğun TC iken, sözlerin çok komik kalmış. Herkes Türk’tür ifadesiyle açıkça insanlara BEN OLACAKSIN dayatmasını görmemek için üç maymunu oynamak gerekir ki sen de iyi oyuncu çıktın vesselam!
“Ben önce “benim” haklarım diyorum. (Buradaki gizli özneyi anladığın an senin de birşeyler anlayabilen biri olduğunu kabul edebilirim)”
Bakalım önce bireysel yani “ben hakları”nı savunan siyasi ideolojiler ve felsefi duruşlar nelermiş!
Neoliberalizm
Pragmatizm
…
Sen bunların hangisisin?
Ahhh pardon yahu sen anarşisttin değil mi! 😀
Evet, anarşist olduğunu bir kaç kez ifade etmiştin.
Konuyla ilgili bir başlık vardı. Hep birlikte bakalım 😉
Konu: Hristiyan ve Anarşist
Konuyu açan: oik0s
Konuda oik0s’un yorumlarından birisi:
“Yuh desem kızmazsın herhalde?
Bu evrende kendini anarşist olarak tanımlayan biri var mı?
(…)İstemez istemesine amma yönetici başkalarının sırtına binen bir asalak olmaktan kurtulamaz.
“
Eh benim bir şey dememe gerek yok 🙂
Şimdi fırsat kollayıp atıfta bulunduğun kişisel saldırıların bittiyse konuya dönebiliriz :))
Alim olmaya gerek yok demiş, kırpmış ve sonuca ulaşmış:
1- Kırpmadan ne oluyor bakalım.
Aynı adam,
Teselya’da, Mora’da, Bulgaristan’da, Sırp topraklarında öldürülen (soykırıma uğrayan) TÜRKLERDEN bahsetse gam yemeyeceğim.
Aynı adam,
Osmanlı’nın alevilere yönelttiği acımasız kıyımlardan (Soykırım) bahsetse; diyeceğim ki bu adam HÜMANİST!
(Sadece Selim I döneminde 1 milyondan fazla alevi göçe zorlanmış, bir o kadarı da yok edilmiştir. Anadolu şimdiki sünni nüfusunu bu delice soykırıma borçludur.)
Aynı adam,
Din bir soykırım aracıdır. DİN kendini başka topraklara taşırken gasp,tecavüz,kıyım ve ölüm getirmiştir dese ve haçlı, islam ayırt etmeden kendi iç dünyasında bu kınamaları yapsa hadi diyeceğim bu adam İNSAN…
Bi hassiktirin yahu…
Ben burada Turancılık yapmışım…
Diğerlerine devam etmeyeceğim. Lüzum görmüyorum.
Giydirme demiştim. Hala aynı şeyi söylüyorum.
Şimdi üstüne GERİZEKALI ve YALANCISIN diyorum.
Mensars,
laikliğin tanımı gibi uygulanmadığından yola çıkarak daha öte demokratik, özgürlükçü istemleri absürt bulmuşsun da absürt bulunacak bir şey yok. Laiklik toplumlara sirayet edemiyor diye diğer tüm demokratikleşme yolundaki adımları saymayacak mıyız? Ekonomik eşitsizlikler, sendikal haklar, cinsiyet ayrımcılığı tüm toplumları “din, inanç” sorunu dışında etkileyen diğer önemli faktörler değil mi?
Kastettiğim şey, Türkiye’de her ne kadar -diğer ülkelerde de tam anlamıyla uygulanmıyor olsa da- laiklik ilkesinin önemli bir adım olduğu, ancak buradan yola çıkarak daha pek çok eksiğin giderilmesi gerektiğine yaptığım vurguydu. Daha önceki bir yoruma atfen yazılmıştı.
Tek yapabildiğin bu mu?
Bu kadarcık mısın yani? Konuyla ilgili bir şeyler söyleyemecek kadar aciz, sırf haklı çıkmak için hakaret edebilecek kadar düşmüş…
Senin gibilerin derdi fikir paylaşmak falan da değil.. Gelip laga luga ile kişisel saldırı yapmak.. Ben de bilirim küfrü, hakareti… Çok zor değil yani birisine “siktir git, göt, piç, orospu çocuğu” gibi şeyler yazmak.. Ama seviye ile ilgili bir durum. Sen düşersin, ben düşmem! Aramızdaki fark, benim insan oluşumdur!!!!
Farklı fikirlere tahammülsüzlüğünüzden çatlayacaksınız.
Sana karşı olan bütün iyi niyetim bitti! Adam sanmak, hataymış anladım!!!
Geri zekalılık ne biliyor musun?
Senin yaptığın gibi;
ilk yorumda gelip şu üye şöyle baştacı, bu üye böyle ayakaltı deyip ahkam kesmek,
Konudan bihaber olup ilk fırsatta şu adama/kadına nasıl laf sokarım diye düşünmek,
Başka başlıklardaki argümanları ve anlaşmazlıkları her başlığa sarkıtmak,
Ben anarşistim deyip, tutup kendi kendine “Bu evrende kendini anarşist olarak tanımlayan biri var mı ? (…)İstemez istemesine amma yönetici başkalarının sırtına binen bir asalak olmaktan kurtulamaz.” diyebilmek,
Hemen hemen her başlıkta, lafla ve bilgiyle yenemediğine ağız dolusu küfretmektir!
Geri zekalılık, senin gibi siyasi duruşta KİM ve NE olduğunu bilemeyip gelip siyaset zırvalamaktır!
Yalancılık ise..
“Çelişkilerle dolu tanımların bizlerde sarsıcı! etkiler yapıyor. “ deyip tek bir çelişki bile gösterememktir!
Had bileceksin Oikos! Had bileceksin ki, seni adam yerine koyalım!
Had bileceksin Oikos! Had bileceksin ki, seni adam yerine koyalım!
“lım” derken,
Karar verici, ihtilal konseyi falan mısınız ?
Hımmm vay canına! Çok korktum.
Bir de had derken ? Had sorumlusu sen misin ? Her önüne gelene “faşist” demeden önce biraz düşünmeliydin. Düşünmeyişinin sorumlularını yakaladın mı ? Kendine verdiğin payeler iyiymiş; Generalim, Abd’lim.
Güldürüyorsun.
Lakin senin için kararım hala değişmedi.
Evet oik0s evet:D
Duriye’nin de güğümleri kalaylı hahaha 😀
Konuyla ilgili tek bir cümle yazmaktan aciz nohut beyin seni..
Biz sitecek her ayın 13’ünde özel jetimizle Bürüksel’de toplanıyoruz. Karar divanımız var:D Herkes maskeli felan geliyor toplantıya… seni de kara listeye aldık valla 😀 hahaha
ABD’li olduğumdan dolayı Kasım’daki Başkanlık seçimleri için Obama’yla kol kola dolanıyoruz. Mitt Romney ve sen tek rakibimizsin… Bir de site işleri çok zor oluyor ama yarepppime şükürler osssun herkesin baştacıyım 😀 FBI ile yaptığım görüşmeler de gayet tıkırında 😀
Hahahaha
Bu sitede değişik görüşler yayınlanır.
Bilgisev isimli sn. hocam Haluk Berkman ‘ın tüm dillerin kaynağının Türk dili olduğu savları sitemizde çarşaf çarşaf yayınlanmıştır. O halde bu savı yayınladığı için sevgili dostum “Sonsuz” ve bu site acele faşist mi olmuştur. Şahsen tanıdığım “sonsuz” böyle biri değildir. Ya peki Haluk hocam ? O da öyle sandığınız gibi biri değildir. İnsanlara alelacele bir damga yapıştırmak, o kişinin DUYGU dünyasında dolaşmaya başlamak demektir ve elbette bilirbilmez önyargılarla dolu giydirmeleri yapmak kolaycılığı vardır.
Dünya görüşü, beslendiğiniz kaynaklar, yaşadıklarınız, gördükleriniz ve sonuç TURANCI yapıştırması… Oldukça basit ve bayağı yapılan bu suçlama sonucu şunu sormam gerekiyor: Ola ki turancıyım, karşıt argümanınız nedir ? Bazılarının olma sebebi vardır ve Siteye benzer düşünce zaman zaman gelir, yazacağını yazar. Siz karşıt bir argüman yazamadığınız sürece HAKLI sayılır. Ki kendine göre zaten herzaman haklı ve doğru yoldadır.
Sonuç: Gelen kişiye “sen faşistsin” deme bayağılığıyla bir yere varılamaz.
Ötesinde ben Turancı olmadığımı beyan ettiğime göre ve beyan esas olduğuna göre sen neyi tırmalıyorsun? Saçmalık ve komedi burada…
Komedi görmek istiyorsan konu başlığı içerisindeki ilk yorumuna bakacaksın!
Kişisel sataşma ve hakarete sığınan sensin! Konuyu Sonsuz’a falan getirip hiç saptırmaya çalışma, her şey bariz bir şekilde ortada.. Senin amacın ve duruşun o kadar belli ki… Lafa söze gerek yok.
Dediğim gibi milliyetçi, anarşist, liberal, sosyalist olan biriyle benim herhangi bir derdim olmaz. O fikrini belirtir, ben belirtirim.Geçer gider… Senin gibi köylü kurnazları da Kürt, İrlandalı, Ermeni hakkını savunuyorum diye ABD iş birlikçisi, baştacı, Türk düşmanı, Kürt milliyetçisi gibi yaftalara yamanmaya çalışırlar..
Yemezler!
Bugün Türkler zor durumda olduğu anda, Türk hakkı da savunacağım şeyler arasında yerini alır!
Çünkü mühim olan şey, etnik grubun kimliği değildir…
Yaygaraya gerek yokken, şu yaptığın yorumlara bakılacak olursa ayyuka çıkan egonun esiri olmuşsun!
Sen henüz KİM ve Ne olduğunu bilmiyorsun…
Yazık… Acınası bir hal..
Sen kimsin yahu
Yesen ne olur yemesen ne olur. Mahalle karısı edasıyla yaptığın çıkışlarla bir yere mi geleceksin.
Kim olduğumu da senin gibi gerzekten öğrenecek halim yok.
Köylü olmaktan da gurur duyarım canım. Kurnaz ise sensin.
Yazılar ortada… Yorumlama aczi içerisinde herkese Faşist diye saldırırsan başına gelecek budur.
Dusunce ve bilgiyle karsilik veremeyenler
Uyelere agza alinmayacak kufurler yazmislar ozelden
Dahasi tehditler….
Ne diyelim ki, tam da kendilerine yakisan tavirlar..
Neden Sangre’nin son yorumunu sildin oikos efendi???
Karsilik veremeyecegini anlayinca mi?
Her karsit goruslunun yorumunu silecek misin?
Ustelik Sangre senin gibi kufur de etmemisti?
Nedir bu tahammulsuzluk?,
“Ulusalcılık=Milliyetçilik…
milliyetçilik: Maddî ve manevî açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarınıher şeyin üstünde tutma anlayışı, ulusalcılık.”
Yukarıdaki tanım, bir yorumdan buraya taşınmıştır. Ulusalcılık=Milliyetçilik…değildir, bu eşitleme çok saçma ve abesle iştigaldir. Gerçekçi değildir.
Milliyetçilik, mensup olduğu milletin yüceltilmesidir. Ama ülkemizde milliyetçi olmadan yaşama sansı olmayan milletler vardır. Atatürk zamanındaki, ulus millet anlayışına uygun bir gelişme olamamış ve ayrıştırılmış kocaman bir doğu sorunu vardır. Doğu insanı milliyetçi olmak durumundadır,bu faşizm değildir. Bu mecburiyettir, bu ayakta kalma savaşıdır. Ulus içine alınmayan, yalnızlaştırılan, hak ve eşitliği sağlanamayan milletler milliyetçi olmalıdırlar.
Sevgili 0ik0s 0na yazdığım yazıyı görmüş.. Fakat silinmesine 0 da ç0k üzülmüş sanırım.. Bir de zahmet edip özelden üzüntülerini dile getirmiş.. Ben bu k0nunun önemli 0lduğunu düşündüğüm için, yazısını genele taşıyayım dedim.. Hem bu şekilde kendisine 0lan b0rcumu da bir nebze azaltabilirim;
oik0s –> sangre —- 28-1-2012 17:36
Bana bak puştun evladı; Önce doğru konuş, ağzına sıçmim. Sizden ala faşist mi olur orospunun dölleri… Belli ne sikim olduğunuz her kendini yüceltip paye veren ADAM oluyor. Sen yaz yazacağını sana bişey diyen var mı ? VAR MI LAN… BURADA BENİM EŞİM DE VAR ve İZLİYOR. SOn sözüm ve kararım ebeni sikecem… Hemen adresini ver hemen geleceğim.. Yüzüme söylersin orospu çocuğu ne diyeceksen…
oik0s –> sangre —- 28-1-2012 20:20
Evet moderatörüm zira sen yokken ben buradaydım. Yok öyle dağdan gelip bağdakini kovmak… Sonrada aranızda özelden mesajlaşıp kendi soytarılığınız üste çıksın diye FAŞİSTÇE üstüme gelip beni susturmaya çalışmanız oldukça demokrat gözüküyor. İkinci alternatif ise, sitedeki kızları tavlama ayağına kahramanlık yaparak beni küçük düşürmeye kalkman… Dedim ağzına sıçacağım bana bi adres ver… Lagaluga yapma yüzme söyle.
Bu arada sitede kaç tane kız var, hatta var mı y0k mu bilmiy0rum ama, 0nları tavlamak adına kahramanlık yapmaya çalıştığım gerçeğini de yüzüme vurmuş 0ik0s arkadaşım.. Kendisi haklıdır.. Benim de tek amacım bu siteden ne kadar kız ‘kaldırabilirim’di.
Hiç 0ldu mu 0ik0s kardeş.. Şimdi ben nasıl kız tavlayacağım bu siteden 🙁
Suzan Hanim,
Tanim TDK’nin tanimidir. Uydurma degildir.
Zaten ulusalciligin Turkiye icerisinde farkli anlamlara gelebilecegini yazmistim. Fakat siyasi literaturde ikisi de aynidir.
Yorumlari incelerseniz elestirmeye calistiginiz noktalara da deginmistik. Kaldi ki ulusalciligin devlete mensup halki bir arada tutma gibi bazi baglayici yonlerinin de olabilecegi de yazilan seyler arasindadir.
Haklısınız Suzan hn.
Refleksiniz tamamen doğal. Ve tam olması gerektiği gibi…
Birileri, her iki halkı -dünya halkı- yapıp işin içinden sıyrılmaya bakıyor. Hal böyle olunca refleksler daha da artıyor ve sorun daha da çözülmez bir hal alıyor. Bu böyle olmamalı ve her iki halkın birer ulus, ayrı bireyler, ayrı dünyalar, ayrı kültürler olduğu iki tarafça da kabul edilmelidir.
Böylece refleksler yerine gerçekler ön plana çıkabilir. Her iki halkın layık olduğu değer ve hakları geri alınabilir.
Ben soytarı ve faşist olduğumu sana ispat edeceğim ya, gel yanıma ispat edeyim, sanal kahramanlıkla olmaz böyle işler.
Hadi bekliyorum.
Hadi canım. Gel.
Sitedeki bayanlar siteye koca bulmaya geliyorlarmis gibi dusunenler var!!!
Herkesin namusu ortada degildir!
Karisi, kizi, sevgilisi sitede yazanlar var.. Hakaretleri gectik, simdi de namusa mi goz diktiniz!!!
Ya 0 değil de, arkadaş bana alenen ‘lezbiyen’ sıfatı da vermiş 0luy0r.. H0m0f0bik değilim, yanlış anlaşılmasın fakat amacım 0lsa 0lsa erkek tavlamak 0labilirdi.. Zira kendimi bildim bileli hiç kız tavlamadım şu ana kadar 🙂
oikos bunların hepsi arşivci kardeşim, bu ne tedbirsizlik.
‘Arşivcilik’ nasıl 0luy0r?
Zaten gönderdiği özel msjlar, mesaj kutusunda duruy0r.. Msjlar kendi kendine kanatlanıp uçmuy0rlarsa, saklı kalıy0rlar d0ğal 0larak.
Allah rızası için num lock unuzu kapayın. Yoksa bu sizin stiliniz mi yahu?
Tarz değil ama zorunluluk.. Kusura bakmayın.
Ne demek efendim, kusurluk birşey yok, paşa gönlünüz bilir hoş… Zorunluluk nasıl onu pek anlayamadım ama galiba anlamam da gerekmiyor :d
sangre yazdi; “…Ben bu k0nunun önemli 0lduğunu düşündüğüm için, yazısını genele taşıyayım dedim….”
oik0s –> sangre —- 28-1-2012 17:36
Bana bak puştun evladı; Önce doğru konuş, ağzına sıçmim. Sizden ala faşist mi olur orospunun dölleri… Belli ne sikim olduğunuz her kendini yüceltip paye veren ADAM oluyor. Sen yaz yazacağını sana bişey diyen var mı ? VAR MI LAN… BURADA BENİM EŞİM DE VAR ve İZLİYOR. SOn sözüm ve kararım ebeni sikecem… Hemen adresini ver hemen geleceğim.. Yüzüme söylersin orospu çocuğu ne diyeceksen…
oik0s –> sangre —- 28-1-2012 20:20
Evet moderatörüm zira sen yokken ben buradaydım. Yok öyle dağdan gelip bağdakini kovmak… Sonrada aranızda özelden mesajlaşıp kendi soytarılığınız üste çıksın diye FAŞİSTÇE üstüme gelip beni susturmaya çalışmanız oldukça demokrat gözüküyor. İkinci alternatif ise, sitedeki kızları tavlama ayağına kahramanlık yaparak beni küçük düşürmeye kalkman… Dedim ağzına sıçacağım bana bi adres ver… Lagaluga yapma yüzme söyle…
arkadaslar,herhalde oikos bu forumun esas sahibi:) yada forumda herkes esittir,fakat oikos türü tipolojiler daha bi esit kabul ediliyor..
bu sitede yazdigim günden beri bu adam (oikos) küfür ediyor editörler o günde görmezlikten gelir,dilsiz ve sagirdi..
bakiyorum simdi de özetle,”bir ulusun,diger bir ulus´a üstünlügü yoktur” diyenlere sarmis ulusalci küfürbaz ama sitenin bilinen sahibi sonsuz ve editörler yine suskun,yine sagir ve yine görmemezlikten geliyor..
niye ?
nedir bu ayrimciligin sebebi ?
ulusalciyi anliyorum aslinda..
kutsadiklari “köhne ideoloji”nin uydurdugu yalanlar bir bir ortaya cikariliyor,halktan gasp ettikleri kaleler tek tek asil sahibine devrediliyor,umut bagladiklari asker,rektör,yargi,bürokrasi gercek görev alanina cekiliyor,militaristlige özenen ve devam etmek isteyenler pasa pasa hesap veriyor..
yani
ulusalcinin güvendigi daglara kar yagmis o da kiziyor,sinirleniyor..
sonuc?
negativ enerji..
ve
bizim ulusalci HASIM kabul ettiklerine basiyor küfrü..
onu anladik diyelim hatta mazur görelim zavalliyi peki ama sonsuzus sahibi ve editörleri ne görev yapar ?
küfürbaz bekciligi mi ?
slm.
Konuya tekrar yazabilmek güzel. Umarım küfür edenler, küfür yerine daha bilgece konuşmayı istiyorlardır kendi içlerinde de.
Aslında Türkiye’de milliyetçilik de bazı kesimlerde biraz yumuşadı gibime geliyor. Hele de şu “ulusalcılık” ismi verildikten sonra içlerinden milliyetçiliği atamayanlar kendilerine ulusalcı deyiverdiler..
Buna rağmen özellikle yeni nesil, daha az bağlı milliyetçi köklere..
Aşağıda AltÜst Dergisninin son sayısında Türkiye’deki milliyetçilik üzerine bir röportaj yapılmış. Benden daha sert düşünülse de yararlı bilgiler var, son dönem Avrupa tarihini bilmeyenler dikkatle okumalı.
link to altust.org
Ebubekir
Seni çok ayıpladım. Bir kere şapkayı Atatürk icadetmiştir. Gerçi şapka Rusça bir sözcük ama bu yalnızca bir isim benzerliği
Ulusalcılığın ne olduğu konusunda bazı kafaların karışık olduğu görülüyor, türkiyedeki ortalama eğitim seviyesinin 4-5 yıl olduğunu hatırlatırım, yani ortalama Türk vatandaşının aldığı eğitim ilkokul 5. sınıf düzeyidir, böyle olunca da düzeysizlik, ağzıbozukluk, hakaret, karşı tarafın ne dediğini bile anlamamak gibi durumlar tüm forum sayfalarında acı bir tablo olarak ortada, saldırgan bir dille herkese cevap yetiştirme telaşında cehaletlerini ve ilkelliklerini sergileyenlerin eğitim ve bilgi düzeyleri yerlerde sürünüyor,
gelelim ulusalcılık kavramına,
ulusalcılık, milliyetçilikle karıştırılıyor, ama aralarında çok önemli bir fark olduğu gözden kaçırılıyor,
ulusalcılar laiktirler, yani dini siyasete alet etmezler, milliyetçiler ise laikliklikten rahatsızdır, onlar her fırsatta dini siyasete alet ederler,
ulusalcılar mitinglerinde Türkiye laiktir, laik kalacak diye haykırırken
milliyetçiler mitinglerde tekbir getirirler, dini sloganlar atarlar.
bu yüzden ulusalcılarla milliyetçiler arasındaki fark, laiklik ve dincilik farkıdır.
ulusalcılığın diğer bir tanımı ise küreselciliğe karşı olmaktır,
bilindiği gibi dünyanın küreselleştiği, ulus devletlerin modasının geçtiği, artık tüm devletlerin birleşip tek bir küresel devlet haline geleceği gibi bir büyük yalan vardır,
bu küreselleşme yalanı, ulus devletleri yıkmak için uydurulmuştur,
ulusalcılar, ulus devletlerine sahip çıkan, küreselleşme gibi yalanlara kanmayanlardır,
ulusalcılığın karşıtı küreselciliktir,
Ulusalcılığın karşıtı küreselcilikse, bakkallığın karşıtı marketçiliktir.
Hem ulusalcı olacaksın hem de küreselciliğe karşı olacaksın?! Ulan zaten küreselciliğin küçük bir modelini savunuyorsun, neyine karşı olacaksın?
ulusalcılar dinci millyetçiliğe, ırkçı milliyetçiliğe karşıdırlar,
ulusalcılar laiktir,
milliyetçiler laik değildir, sokaklarda tekbir getirmekten başka birşey bilmezler,
ulusalcılar türkiyenin washingtondan veya brükselden yönetilmesine karşıdır,
ulusalcılar küreselleşmeye karşıdır, ulus devletlerinin yıkılmasına ve emperyalizmin kölesi olmaya karşıdır,
ulusalcılar NATO’ya CIA ya karşıdır,
türkiye 60 yıldır nato ülkesidir, 60 yıl önce kafamıza nato çuvalı geçirildi,
60 yıldır türkiye bu nato çuvalı içinde debeleniyor, çırpınıyor,
türkiye cumhuriyetini bir kukla devlet haline getirdiler,
her gün şehit haberleri geliyor, bu terör değil, bunun adı savaş.
karşımızdaki PKK değil, amerika, NATO, israil, avrupa birliği,
ulusalcılar bu küresel saldırıya karşılar,
ulusalcılar gaflete, delalete, cehalete ve yüksek ihanete karşıdır,
yüksek ihanet nedir,
ülkeyi en tepeden yönetenlerin ihanetidir, düşmanla işbirliği yapıp ülkeyi satmasıdır,
ulusalcılar bu yüksek ihanete karşıdır.
türkiyede kimi eski sosyal demokratlar ve kemalistlerin ve de kısmen milliyetçilerden oluşan ve 1925 lerden başlayan nasyonel sosyalist akımlardan esinlenerek -ki birçok yerde de başarılı olmuşlardır- bunu gününmüz 2000 lerde uygulamaya çalışan kendilerini solcu devrimci olarak adlandıran sanırım bu kanıya kendilerinden başka kimsenin varamadığı kişi yada kimseler. bu alt ideloji-aşağılamak için söylemiyorum kesinlikle tamamiyle objective eleştiri- kendisi dışında herşeye karşı olmakla demokrat olmadığını,sınıfsal savunma yerine ırk temelli yaklaşımlarından ötürü -ki bence tr de türkçülüğü savunmak faşizanlıktır sebep ezilen yada asimile olmakta olan bir aidiyet değildir keza dindarların şuanki durumunun rahat olması gibi-solcu veya sosyalist değildir,laik müslüman türk ve hatta hatta kemalist türk dışındaki tüm aidiyetleri ırkları,dinleri veya vicdanları red etmesi ile de ırkçıdır.tabii benim kanaatim.kimse alınmasın
“Türk ulusu ve Kürt milliyeti eşit olamaz”
CHP’li Birgül Ayman Güler
“………..Deniz Gezmiş büyük adamdır; henüz 24 yaşında asılmıştır;evlenmemiştir; bir sevgilisi olmuş mudur bilinmez; idama götürülmeden evvel ne kadar erdemli bir insan olduğunu pek çok davranışıyla göstermiştir: bir sıcak bakış; buharlı sevgi dolu gözler yoldaşları Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’a yaydığı cesaret ve inanç hücresinden ayağında prangalar taş betona vura vura götürülürken darağacına yan hücredekilere sanki haftaya görüşeceklermiş gibi ‘Haydi eyvallah!’ diyebilmiştir; idam taburesini kendisi tekmelemiştir; ay ışığının altında; darağacının önünde şu sözlerle ise Türkiye halklarının gönlünde adeta taht kurmuştur:
“…Yaşasın Türk ve Kürt halklarının eşitlik ve özgürlük mücadelesi!……”(ensonhaber)
slm.
stalker,simdi anladinmi kimden kaynaklaniyor kürt sorunu nitekim chp ve yandasi ne kadar gizlemeye calissa da mizrak cuvala sigmiyor..
atatürk´ün adalet bakani m.e.bozkurt da benzer sözler söylemisdi, “…Öz Türk olmayanların, Türk vatanında bir hakkı vardır; o da hizmetçi köle olmaktır….” (Anadolu gazetesi 18 Eylül 1930)
gel de darilma..
slm.
Anlamadım Ebubekir , ben “kimden kaynaklanıyor kürt sorunu?” diye bir soru mu sormuşum , belki de unutmuşumdur yerini gösterirsen sevinirim.
Ben hiç anlamadım.
Başbakanın, “dindar gençlik yetiştireceğiz” söylemiyle arasındaki farkları da anlamadım.
Mahmut Bozkurt, diğerini öteliyor.
Başbakan, diğerini öteliyor.
Fark ne ?
statik tarafından Per, 17/01/2013 – 23:24 tarihinde gönderildi.
“…..Ne oldu da Kürtler’le barışıyoruz ? daha önce dargınmıydık?….”
ve..
ebubekir tarafından Cum, 18/01/2013 – 16:02 tarihinde gönderildi.
statik,basta kürtler,gayri müslimler vs…
kültürler,inanclar,diller vs..
“beyaz türk”lerce asimile edilmeye calisildi bu durum darilmak icin yeterli sebep degil mi ? aksi olsaydi hosunami gider di ?
slm.
ulusalcılık ve küreselcilik
bunlar zıt kavramlardır,
ulusalcılar, önce kendi ulusal çıkarlarını savunurlar,
küreselciler ise ulusal çıkarlara karşı, küresel güçlerin çıkarlarını savunurlar,
ulusal güçlere karşı küresel saldırılar sürüyor.
küreselleşme denilen süreç, aslında emperyalizmin, amerikanın dünyaya hakim olma projesidir.
bütün gezegeni kendi köleleri haline getirmeyi planlıyorlar.
küresel saldırıya karşı ulusal direniş sürüyor.
dünya tek bir devlet haline asla gelemez,
dünya asla tek bir merkezden, washingtondan yönetilmeyecektir,
ulus devletler her zaman olacaktır,
küreselleşme bir hayaldir. büyük bir yalandır, tuzaktır.
ulusal ve küresel savaşını ulusal güçler kazanır.
dünyayı tek bir devlet çatısı altında birleştirmek mümkün değilidir.
ulusalcılar, küreselcilere daima karşıdır,
moruk