Ermeni soykırımı yasa tasarısı

Ermeni Soykırımı yasa tasarısı Fransa meclisinden geçti. Yasalaşmasına az bir süreç kaldı. Ermenistan açısından bakıldığında hakkını aramak adına büyük başarı. Fransa, ABD, İngiltere bu soykırımı yavaş yavaş tanıyacak ülkelerden.

Hükümetin ve muhalefet partilerinin tepkileri sürüyor. Fakat içlerinden bir tepki var ki oldukça komik. Fransa’da düşünce özgürlüğünün olmadığı yönündeki bu tepkiyi verebilmek için önce hapishanelerde bulunan düşünce, fikir suçlularına bakmak gerekir. Düşünceleri, fikirleri yüzünden öldürülen yazarlara, gazetecilere, sanatçılara bakmak gerekir. Kendi ülkenizdeki olaylara bakmadan vereceğiniz tepkiler ancak alaya sebep olacaktır.

149 yorum “Ermeni soykırımı yasa tasarısı”

  1. Bu adam Ermenistan’ın ilk Başbakanı veya Devlet Başkanıdır. ” Taşnak Partisi’nin yapacağı birşey yok, intihar etmelidir” vb beyanları olan ilk resmi kitaplardan biri de bu konuda. Mehmet Perinçek tarafından çevrilmiş, Rusya Devlet Kütaphenesinde fiziksel olarak bulunabilen, oysa birçok batı ülkesinde yalnızca adı olan, kendisi bulunamayan (!) bir kitaptır.

    Gerçi Mehmet Perinçek de İleri Demokrasi tarafından tutuklandı.

    Kaçaznuni emperyalistlerin çıkarı uğruna ve onun temel ilkesi olarak etnik farklılıkları kışkırtması ile Ermenilerin ne kadar katliam yaptığını, nasıl savunmasız masum Türkleri öldürdüğünü, sonra da Ermenilerin kullan-at tarzı sümüklü bir mendil gibi emperyal devletler tarafından terk edildiğini anlatır. Ve temelde ne kadar yanlış bir iş yapıldığını belirtmek için de ”Taşnak Partisi intihar etsin, yapacak birşey yok” der.

    Halife Vahdettin’in talimatı ile başlıyan tehcir olayında da; elbette savaş koşullarında Türkler de katliam yapmıştır, en az Ermeniler kadar. Bu kaçınılmaz olmuştur, bir yandan ülkeni işgal eden emperyallerle savaş, öbür tarafından da 600 yıl birlikte yaşadığın bir etnik kökene mensup insanlar sana senin yurdunda saldırsın.

    Ancak bir katliamın soykırım olması için onun tüm ülke çapında olması ve süreklilik arz etmesi gerekir. O zamanlar tutuklanıp Malta adasında sorguya çekilen önemli Osmanlı yöneticileri de bu soykırım davasından beraat etmiştir. Bunun belgeleri de Birleşik Krallık arşivinde kolayca bulunur.

    Aslında bu olay ülkemizin son dokuz yıldır ne kadar kötü yönetildiğinin, yurt dışında da tescilidir. Ne oldu BOP başkanının Ermeni Açılımı? Hani sıfır sorunlu dış politika nerede ey Mc Davit?

    Saron’un dediği gibi senin ülkende ifade özgürlüğü var da 60 gazeteci neden yıllardır esir Silivride? Halkın oyları ile seçilmiş milletvekilleri neden tutsak? Hani özgür irade?

    Kimse Fransız politikacılara kızmasın, çok ciddiyim ve inanıyorum, yarın işlerine gelir Hırant Dink’in katillerine sığınma hakkı verirler.

    Şiddetine göre sıralarsak üç çeşit yalan vardır. 1- Yalan, 2- Kuyruklu yalan, 3- Politikacıların oy almak uğruna çıkardıkları yasalar.

    Ermenistan da Türkiye gibi kötü yönetilmektedir. Politkacılar halkı yoksulluktan kurtaran projeler üreteceğine, onları geçmişte yaşatarak, kendi küçük, vizyon yoksunu, yaratıcılıktan uzak, tembel günlerinin keyfini çıkarıyorlar. Türkiye’den toprak talebi, savaş tazminatı vb ütopyaların peşinde zavallı biçare halkı afyonluyorlar. Ama neticede bu onların sorunu.

    Biz kendimize bakalım, bu zalim, yetersiz, halkını değil yalnızca yandaşını kollayan, fakirliği ortadan kaldırmak yerine sadaka kültürünü devlet politikası yapmaya çalışan yönetimden kurtulmak, bu ülkede yaşıyan tüm Ermeni kardeşlerimin de görevi olmalı.

    Bakın, Nedim Şener; Dink cinayetindeki tüm rezaleti, devletin resmi kurumlarındaki bütün tezgahları kitap olarak yazdı. Ama Ergenekondan tutuklu. Buna rağmen son seçimlerde AKP’ye oy veren çok sayıda Ermeni oldu.

    Herşey çıkar mı, maddi menfaat, rant mı?

    Ülkemdeki tüm Ermenileri, Kürtleri ve diğer sayamıyacağım tüm etnik, dini kökenleri eşit derecede seviyorum. Kalbimde herkese yer var. Yalnız nankörlere ve vicdansızlara, Mustafa Kemal’e dil uzatanlara, Cumhuriyetin temel değerlerini hazm edemeyenler yer yok.

    Sağlıcakla, sevgiyle kalın.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Fransa Ermeni soykirimini taniyan 20. ulke.
    Neden yalnizca Fransaya tepki?

    Sakin Fransaya karsi kullanmak isteyenler olmasin?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Gene müthiş bir öneri ;-))

    Ancak usta’nın durumu pek iyi değil, adam üç gün yatağa düştü, en yanındakiler bile ”ben kimseye biat etmem” ayaklarıyla kazan kaldırdı. Zayıfladı, soldu, dış geziler bitti. Gitti gidiyor bop…

    Babaannem her karpuz yediğinde ”bu kışı da atlattım” diye bir kahkaha atardı.

    Kış çetin geçecek memleketimizde.

    Ayrıca ulemaya, gözü yaşlı atlantik bilgesine (ilkokul mezunu, tam 1.halifenin ideal önderi), Oba sahibi ma’ya, mele’ye danışmadan öyle alım satım işleri olmaz.

    Sağlıcakla kalın.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Fransada ve oteki 19 ulkede Ermeni soykirimi olmadi demek suc.
    Peki Turkiyede Ermeni soykirimi oldu demek suc degil mi?
    Nerede dusunce ozgurlugu?

    Igneyi kendine cuvaldizi baskasina batir

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Türkiye vatandaşı olupta, fazlaca demokratik miş miş gibi davranmaya çalışanlar,
    daha açıkça yazarlarsa, (ne olduklarını ve ne demek istediklerini) daha iyi anlarız belki..

    Konu soykırım! ve Haçlının Avrupası..

    gasp edilenler de, benim ve gelecek neslin hakları.. ne diyorsunuz sizler yahu!! daha açık olun..
    Ermeni ve hristiyan olanlar da açıkça yazabilir tabikii.. onların da hakları var.
    Ama;
    saptırtmadan, adaletli ve gerçekçi.. mış mış yaparak değil!!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. 28 noktadaki isyanlardan…. SADECE SİVAS’a ait;

    Sivas Valiliği’nin İçişleri Bakanlığı’na gönderdiği 22/23 Nisan 1915 tarihli mesajda ise şöyle denilmektedir:

    “Vilayet içinde Ermenilerin toplu olarak bulunduğu yerler, Şebinkarahisar, Suşehri, Hafik, Divriği, Gürün, Gemerek, Amasya, Tokat ve Merzifon’dur. Şimdiye kadar Suşehri’nin Türk köyleriyle, civarında ve Hafik’in Tuzhisar, Horasan köylerinde ve merkeze bağlı Olataş bucağında yapılan aramalarda pek çok yasak silah ve dinamit bulundu. Ermenilerin bu vilayetten 30.000 kişiyi silahlandırdıkları, bunlardan 15.000 kişinin Rus ordusuna katıldığı ve diğer 15.000 kişinin de, Türk ordusunun başarısızlığı halinde ordumuzu gerisinden tehdit edeceği, yakalanan sanıkların ifadeleriyle kesinleşmiştir. Taşnak Komitesi, Ermeni çete reisi Murat”n sığındığı Tuzhisar köyüne gönderilen güvenlik birliğiyle Ermeniler arasında çarpışmalar olmuştur, kaçanlar kovalanmaktadır.”

    Kaçak Ermeni Murat’ın aranması için Horasan’a gönderilen müfrezenin aramasında Murat bulunamamış ise de bir sandık gra tüfeği, bir sandık bomba ve dinamit ele geçirilmiştir.

    Hafiğin Tuzla köyündeki aramada da 16 sandık silah, 20 adet bomba bulunmuş; Murat’ın arkadaşları ile jandarmalar arasında çarpışmalar olmuştur.

    KAYNAK:
    SAKARYA, İhsan-, Belgelerle Ermeni Sorunu, 2. Baskı, Genelkurmay ATASE Yayınları, Ankara 1984, s. 195-198

    Ne hikmetse hep başkaları haklı.. Osmanlı da, cumhuriyet de hep haksız.. nasıl bi ülkemiz varmış be arkadaş!!.. nasıl bi komplekstir bu?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. bu soykırım meselesi,

    eğer Cumhuriyet döneminde olsaydı.. Dersim gibi,

    kesinlikle Ermenilerden özür dilenirdi.. çünkü;
    Mustafa Kemal’e giden bir ucu olacaktı.. VE burdaki şeriatçılarda bas bas bağıracaktı.. katli vaciptir! katli vaciptir!…diye.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Hak mı? Toprak hakkını veya yaşam hakkını neye göre belirliyorsunuz?

    Haklarınızı nasıl aldınız? Kaç kadın, kaç çocuk canına mal oldu bu hakkı elde etmeniz?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Kambur Kerim yazd;”..Ülkemdeki tüm Ermenileri, Kürtleri ve diğer sayamıyacağım tüm etnik, dini kökenleri eşit derecede seviyorum. Kalbimde herkese yer var. Yalnız nankörlere ve vicdansızlara, Mustafa Kemal’e dil uzatanlara, Cumhuriyetin temel değerlerini hazm edemeyenler yer yok….”

    heh heh..

    anlasildi..

    atalarin gibi,”..Türk yığınlarının terbiyesi için Moskova’nın yığın terbiyesi metodları, devletçi Türk iktisatçılığı için de faşizmin korporasyon metodları benimsenmelidir…”chp ideologu,f.r.atay-16.2.1931) diyosun..

    yani “ya kemalist ol,ya defol” yada “ya sev,ya terk et”..ya pacalarindan fasizm akiyor ne sevmesi..yemezler..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Sarkozy’den ‘soykırım’la ilgili ilk açıklama

    Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Fransa Meclisinin, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddinin suç sayılmasını öngören yasa teklifini dün kabul etmesinin Ankara’nın büyük tepkisine yol açmasının ardından, Türkiye’nin Fransa’nın inancına saygı göstermesini istedi.

    Sarkozy, eski Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Havel’in cenaze törenine katılmak üzere geldiği Prag’da Fransız basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Türk dostlarımızın inançlarına saygılıyım, büyük bir ülke, büyük bir uygarlık, bizim inançlarımıza saygı göstermeliler” dedi.

    “Fransa kimseye ders vermiyor, ama Fransa ders almak da istemiyor. Fransa egemen şekilde siyasetini belirliyor” diye konuşan Cumhurbaşkanı Sarkozy, ülkesinin her koşulda soğukkanlılığını ve sükunetini koruması gerektiğini kaydetti.

    Nicolas Sarkozy, “Fransa izin istemiyor, Fransa’nın inançları, insan hakları, hatıraya saygısı var” ifadesini kullandı.

    Bu durum inanca saygı kapsamında değerlendirilebilir mi?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. İlginç haritalarmış.

    O topraklarda Ermeniler mi vardı şimdi yoksa Kürtler mi? Veya ikisi ortak ırk-kültür mü?

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Gerek Kürtler ile ilgili, gerekse Ermeniler ile ilgili “soykırım” savlarında hep bir şey dikkatimi çeker; Soykırım savlarının yanı sıra bir de bu insanların zorunlu iskana mecbur edildikleri söylenir. Bu ikincisi doğrudur da. Ancak bu doğrunun kendisi soykırım savını çürütmez mi?

    Madem soykırıma niyetlenmiş devlet, bu insanları göç ettireceğim diye niye uğraşmış olabilir ki? Bu sorunun yanıtını düşündüğünüz zaman, tüm olumsuzlukların yanı sıra olumlu bir şeyi de kabul etmeniz gerekir; Savaşın tüm acımasız koşullarına rağmen bir merhamet olayı da gözlenir burada. Öldürmüyor, göç ettiriyor. Niye?…

    Öldürdüğü yok mu? Var! Kim onlar? Devlete silah çekenler!
    Kusura bakmayın, dünyanın hiç bir yerinde, hiç bir devlet kendisine silah çekene gül atmamıştır. En demokratik ülke hangisi ise ben size orada devletin işlediği yığınla cinayet çıkarabilirim. Hele ki bu gün demokrasi havarisi kesilen Fransa, ABD, bunların döktükleri kanlar henüz kurumamıştır daha. Dökmeye de devam etmekteler.

    Bu arada söylenmesi gereken bir başka konu daha var, bir kaç arkadaş altını çizmiş; Sen kendi ülkende adam olacaksın önce. Yarım yamalak bilgilerle, iç politikaya Dersim’i malzeme yaparsan, eloğlu kanatacak çok yara bulur…

    Biri bitiyor biri başlıyor, biri bitiyor biri başlıyor… Yıllar önce Uğur MUMCU söylemişti; DESTABİLİZASYON!…
    Ortadoğu’da kendi yağıyla kavrulan, kendi göbeğini kendisi kesen bir TÜRKİYE istenmiyor. Bu nedenle “sırtından sopa, karnından sıpa” eksik edilmiyor. Sürekli sorunlu bir ülke olsun Türkiye. İstenen bu.

    Yoksa “Fransız kararı değmez adama”…
    Ama “atına binmiş de elinde dizgin” bir siyasi irade yok Türkiye’de. Ülkenin yöneticileri bu ülkeyi ölüme mahkum etmeye çalışanlara üç otuz paralık çıkarlar için cellatlık yapmaya çok hevesliler.

    Onca attılar tuttular. Bakalım ne yapacaklar şimdi? Haydi bakalım, Fransız menşeli ne varsa yığın Taksim’in göbeğine de ateşe verin gitsin. Deyin ki, bundan böyle bu ülkeye Fransız malları giremez, deyin. Fransız şirketlerini sınır dışı edin.

    Edemezler. Çünkü oğul uşak gemicikler bekler daha… Hısım akraba özelleştirme bekler… Siyaset efradı babalar gibi satacak ülke ister…

    Satın satın, nasıl olsa bir Mustafa Kemal çıkar, geri alır onları, dert etmeyin siz, bu hanı-iştiha sizde var iken, aksırıncaya, tıksırıncaya, kalınbağırsağınız patlayıncaya değin satın….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Almanlar da Yahudileri evinde oldurmedi, zorunlu goce tabi tuttu, orada oldurdu.
    Zorunlu iskan soykirim savini curutmez.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. hep kuyruk acısı..

    kuyruğunu kapıya sıkıştıran, ne kadar vatan haini varsa, gelip toprak istiyor.. hak istiyor, dil istiyor, bayrak istiyor, onu istiyor, bunu istiyor..
    ya da; kalleşçe arkadan vuruyor.. ASALA, PKK gibi..

    Demir tavında dövülür.. şimdi tam zamanı.. isteyin, isteyin!
    hadi durmayın.. isteyin tam zamanı!!

    hele; ucunu acıcık da cumhuriyete dayadınız mı… her türlü özürü de, yardımı da esirgemezler alimallah..

    Bu Ermenilerin de, Dersimli Hüseyin kadar bile, kafaları çalışmıyor.. uzatın tarihi biraz, 1923 lere falan çekin..nasıl olsa senaryoyu siz yazıyorsunuz..

    1923 de de kesin ermeni ölmüştür bu topraklarda..

    getirin dayayın cumhuriyete, İnönü’ye falan işte.. bulun yani bişeyler.. salaklar! hiç mi kafanız çalışmıyor..

    hepsiyle boğuşacak enerji var..
    ama;
    halk, önce içimizdeki Fransızlardan, ABD’lilerden, İsrail’lilerden, İngiliz’lerden, cumhuriyet düşmanlarından kurtulmalı… önce bunların peçesini indirmeli..

    Gerisi çorap söküğü…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. En azından bir yazıya büyük harfle başlamayı öğrendin.

    Bravo, inkişaf (gelişim) gösterdin. Ancak Türkçe’de yan yana iki nokta yok, dört nokta da yok, üç nokta var.

    Ben her yeni yıl için kendime bir tek hedef koyarım, yani pek çalışkan değilim ve koyduğum hedefi gerçekleştirmek için de var gücümle çalışırım. Örneğin bir yılbaşı Face girip 30-40 yıllık arkadaşlarımı bulacağım dedim, bir başka yılbaşında hergün düzenli olarak en az 20 dakika egzersiz yapacağım dedim, hala devam ediyorum, geçen yılbaşında da saat 18:00’dan sonra sudan başka birşey içmeyeceğim ve hiçbirşey yemiyeceğim dedim %90 bunu da tutturdum.

    2011 yıbaşında ise yeni bir hedef buldum o da sensin ;-))

    Yeni yılda sana sevgiyle yaklaşacağım, şefkat göstereceğim bunlara çok ihtiyacın var. Ben hergün en az 2 kişiye seni seviyorum derim. Sevgi konusunda yalan söylemem, asla. Sana da aynısını öneririm bak bu çok önemli. Hemen yarın başla, iyileşmen için ilk adım bu. Hiç kimseye söyliyemiyorsan, ağaçlara, hayvanlara, çiçeklere söyle, ama mutlaka söyle. İstersen Kürtçe söyle ;-))

    Umarım seni sağlıklı, yürekli, inançlı, art niyetsiz, ülkesini seven, onun üniter yapısını sindirebilen, Atatürk’e karşı hissetiğin düşük bir eğitim seviyesi ve nankörlükle yoğrulmuş yalanlarından kurtarabilirim.

    Kişiyi nasıl yorumlarsın: Kendin gibi, yani sen sevgi konusunda yalan söylüyorsan veya sana sevgi konusunda hep yalan söylenmişse sen de herkesi bu konuda yalancı zannedersin. Bu kadar basit, bak bunu da iyi öğren, aklında tut.

    Sağlıcakla, sevgiyle kal Ebubekir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. trend haritacılık..

    önüne gelen, bir ortadoğu haritası buluyor, başlıyor boyamaya…sarılı, kırmızılı, yeşilli..

    ee.. ne olmuş;
    bazı yerleri kırmızıya boyadın da ne oldu?
    Burası bizim mi.. demek istedin?
    yoksa; bizim di mi.. demek istedin?
    ne demek istedin?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Şu tarz siyasi konulara forumlarda yorum yapmaktan nefret ediyorum, yemin ediyorum nefret ediyorum. Allah kahretsin. Bu mesele artık insanlık adına yürütülen bir mesele değil (her iki tarafça da). Bakın yukarıda bir arkadaşımız demiş ki oralarda soykırm olmamıştır demek suçsa, Türkiye’de de olmuştur demek suç. Gelen cevaba bakın, resmen bunu kanıtlıyor ve devamı da, benim az önce söylediklerimi kanıtlıyor

    “Türkiye vatandaşı olupta, fazlaca demokratik miş miş gibi davranmaya çalışanlar,
    daha açıkça yazarlarsa, (ne olduklarını ve ne demek istediklerini) daha iyi anlarız belki..”

    Arkadaş haklı bu konuya dahil olmak için siyaseten taraf olmalısınız, bağımsız akıllar bu konu hakkında yorum yapamaz, yapmayın artık işte sizde. Alet olmayın şu siyasi çekişmelere.

    Bu Sivasla ilgili belge de neyi kanıtlıyor anlamadım. Halklar isyan edemez mi? Veya neden isyan eder, neden isyan eder, neden.. isyan.. eder?.. Neden her isyan haksızdır mesela? Neden sadece Türklerin itilaf devletlerine karşı isyanı haklıdır da diğer tüm isyanlar haksızdır, neden? Neden?

    Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermenilerin Rusları desteklediği sanırım açık değil mi? Bununla ilgili şüpheleri olan var mı? Ne yani Osmanlı’da insan hakları anlayışı, 25. yüzyıl düzeyinde miydi? Haklarında kabataslak ismiyle zorunlu göç yasası çıkarılmış bir halkın “e peki biz kalkalım madem” demesini mi bekliyorsunuz anlamadım? Rusya’yı destekleyen(Osmanlı’ya karşı ayaklanan) bir halkın bu ilanının sözde kaldığını mı düşünümştünüz, bu Sivas belgesini görene kadar. Ya da ne bileyim böyle düşünmek de istemiyorum ama; isyana karşı her şey mübahtır mı demeye çalışıyorsunuz(önceki yorumlarda örnekleri var alıntı yapmak istemiyorum), bu belgeyi göstererek? Eğer öyleyse 100 yılda hiç yol almamışız demektir.

    Orta Doğu dinleri neredeyse tamamen siyasidir, ortaya çıktıkları döneme ait siyasi akımlardır, hümanizmle uzaktan yakından ilgileri yoktur. Dini başlıklarda bakıyorum dincilerin dogmalarıyla dalga geçiyorsunuz. Sonra buraya gelip bu sefer başka siyasi dogmaları savunuyorsunuz. Evrimi anlayamadılar diye nasıl evrim yok olmuyorsa, bazı şeyler de size(..bize) öğretilmedi diye olmamış olmuyor. Yok böyle bir şey, her şey “pics or it didnt happen” değil. Dünya tarihi anlatılmamış hikayelerle dolu, en şüpheci olunması gereken bilim dalıyken şuradaki kesin dile bakıyorum hayret ediyorum.

    Belki devlet arşivlerini gezemiyorsunuz ama gazete arşivlerine göz atın, bazı dünyaca ünlü gaztelerin arşivleri internette herkese açık. Sonuçta biz de bir devlet dairesi değiliz, basit birer kişiyiz. Bir konu hakkında kanaat edinmemiz için resmi belgeler gerek şart değil. Zaten kanaatlerimizin tamamına yakınını basına borçlu değil miyiz? Açın okuyun işte dönemin basınını, hayret bişey ya.

    Çok fazla uzattım gene.. ben aslında sadece şu alttaki soykırım tanımını yapıştırmak istemiştim, ama dilin kemiği yok diyorlarya, tutamıyorum kendimi. Neyse alın işte bir eylem nasıl soykırm kabul ediliyor

    ”
    * Grup üyelerini öldürmek;

    * Grup üyelerine ciddi fiziki veya zihinsel zarar vermek;

    * Grup üyelerini bilerek tamamen ya da kısmen fiziksel yok oluşa götürecek yaşam şartlarına tabi tutmak;

    * Gruptaki doğumları kasıtlı olarak engellemek

    * Grubun çocuklarını zorla başka bir gruba transfer etmek
    “

    İnsanlar sadece silahla öldürülmüyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. KaptanMosey yorumunun her cümlesine katılıyorum.

    Düşünmesi lazım bir insanın soykırım nasıl yapılır diye. Elbette haklı olduğunu düşündüğü zaman yapar insanoğlu. Haklı bahaneleri hep vardır. Örnek mi?

    Onlar da isyan etti.
    Onlar da bizimkileri öldürdü..
    Onlar da vergisini ödemedi.

    Hep haklıdır soykırım yapanlar. Çocuk, kadın farketmeden öldürenler, sürenler, yakanlar hep haklıdır. Yeterki kendi tarafı yapıyor olsun.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. güya bağımsız akıllar, bi soru sormuş.

    “Sivasla ilgili belge de neyi kanıtlıyor anlamadım” diye…

    Adamlar, SADECE SİVAS’TA 30.000 silahlı ordu kurmuş, vatanını korumaya çalışan askere sıkacak..

    ama;
    adı, masumane bi isyan olacak.. ba ba ba ba

    Halklar isyan edemez mi?

    Tabiki isyan edebilirler. Kimse kimsenin isyan keyfini kaçırma gibi bi hakkı yoktur.

    Ancak; götüne mermiyi yediğinde de;
    gidip, onun bunun kucağına oturup, teselli istemeyeceksin..
    götün sıkıyorsa, isyan da edebilirsin, ihtilal de yapabilirsin… herşey serbest…

    yani, elin penisiyle gerdeğe girmeyeceksin!!

    Bize emanet edilen, Misak-ı milli sınırları içindeki, bir cm2 toprağa göz dikenin, gözünü oyarız!!… işte bu kadar!!…

    Bunun dışındaki bir davranış, emanete hıyanettir.

    Geçmiş tarihte; herkes toprağına sahip çıksaydı…
    göz dikenin, gözlerini oysaydı…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Tüm bunların hepsi VAR OLMA savaşıdır!
    Bugün ölçeğinde var olmak birbirine tutunmak ve işbirliği yaparak kaynakları yeniden üretmek ile gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Kapitalistler açısından bunu söyleyemesek de, toplumcu anlayışı savunan insanlarda bu tez hakimdir. Ancak bu tarihin her döneminde böyle olmadı. Kaynak yetersizliğinin hüküm sürdüğü dönemlerde, kaynakların yeniden üretilmesini de sağlayamamışsa insanlar, birbirine tutunmak yerine birbirlerini yok etme yolunu seçmişlerdir.

    Bu nedenle tarihte bir çok kavim, kendine yaşam alanı ve yaşam kaynakları ararken, bir diğer kavmi olduğu gibi kılıçtan geçirmiştir.
    Hatta öyle anlar vardır ki tarihte, yok oluşun karşısında çaresiz kalan bazı kavimler, bir başka kavim elinde yok olmaktansa, topluca intihar etmişlerdir. Örneğin SOLİMLER…

    Geçmişin toplum yasaları bu denli hunharca işlerken, günümüzde bunlar yadsınmışsa, önümüze bakmak gerekir. Yoksa Cengiz Han örneğin, önüne gelen kavmi kılıçtan geçiren bir imparatordur. Şimdi kalkıp Moğollara “özür dileyin” diyor musunuz? Hangi saftirik bunu diyebilir? E, Moğollara demiyorsunuz da, bana niye diyorsunuz?

    Varlığıma kastetmişlerdi, öldürdüm! Var mı bunun ötesi?
    Var olmak için silaha sarılmışsan, bir diğerini öldürmeye kalkmışsan ve bu kavgayı kaybetmişsen ağlamayacaksın! Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye!

    Kaptan Mosey’in soykırım tanımındaki birinci maddenin dışındakilere geçmiş açısından katılmıyorum. Bugün açısından bakıldığında kabul edilebilir. Yani insanlığın geliştirdiği değerler bakımından bugün için insani olmayan her uygulamayı da soykırım kabul edebiliriz. Ancak geçmiş öyle değil. Zaten sorun burada; bugün ulaşmış olduğumuz değer yargıları ile geçmişi yargılamak. Bu sosyoloji açısından tam bir aptallıktır! Saflıktır, saftirikliktir! Eğer böyle değilse de, art niyetli bir yaklaşımdır. Fransa’nın da iyi niyetinden böyle davrandığını söyleyen varsa buyursun tartışalım ve önce Cezayir’in hesabını versinler! Antep’in hesabını versinler, ne arıyorlardı Antep’te? Okul yapmaya mı gelmişlerdi? Depremzedelere yardıma mı gelmişlerdi? Yoksa askerlerine turistik gezi mi yaptırıyorlardı? Sarkozi yavşağı Anadolu insanından özür dilesin önce!

    Haaa, biz tarihi gazete manşetlerinden okumuyoruz! Gazete manşetlerinden okuyanlar rüzgarın önündeki bir yaprak gibi savrulmaya mahkumdurlar! Biz kendi rüzgarımızı kendimiz yaratırız!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. Üst araması çok feci demiştim bi ara:)

    Not: Soykırım hukuki bir tanımdır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Kaptan ve saronun yorumlarına ben de katılıyorum. Geçmişte birilerinin yaptığı soykırımın suçunu üstlenmek değil ama, görmezden gelmek, yok saymak Muhammed’in Beni Kureyza’da yaptıklarını yok sayan, görmezden gelen veya bahane uyduran dincilerin durumuna benziyor durum.

    Kimleri ne için savunuyorsunuz anlamıyorum. Soykırımı yapan ülke Osmanlı, yapanlar 3-5 bilemedin 10 kişi. Bu adamlar da vakti zamanında yargılanmışlar zaten. Yani o yıllarda kabul görülen bir durumu şimdi aklamaya çalışmak, bahaneler üretmek sadece alay edilmesine sebep olur.

    Ben osmanlının yaptıklarının faturasını ödemek istemiyorum ama bu yaptıklarını meşrulaştırmaya çalışacağım anlamına gelmez. Ama bu başlık altında gördüklerim buna yönelik genelde.

    Ha birde savunma olarak “ee fransa da cezayire yaptı” diyenler var ki daha da komedi. Bahaneye bak yani. İlkokul öğrencisinin bahanesi türünde.

    Ayrıca; birilerini vatan haini ilan etmek insanı daha fazla vatansever yapmaz. Bütünleştirici, birleştirici bir anlayışa sahip olması gereken birisi ise bu türden etiketleme, ayrıştırma, bölme çabası içine neden girer bu da bir başka konu.

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. “Not: Soykırım hukuki bir tanımdır.”

    Evet öyledir, yani demek istiyorsun ki; Soykırım güce ilişkin bir tanımdır!

    Hangi oranda güçlü isen, o oranda tanım yaparsın ve kabul ettirirsin!

    Yani bir başka deyişle soykırım tanımı üretmek egemenlik konusudur. Hakim olmak konusudur. [(Bu yüzden hukuku “hakimler” dağıtır zaten:))] Nasıl işine gelirse öyle üretirsin ama bir de ürettiğini kabul ettirecek güce sahip olman gerekir. Kabul ettirmen de yetmez, koruyup kollayacak, zaman zaman kurtaracak, ihtiyaca göre “elleyecek” ve hatta “dölleyecek” güce sahip olman gerekir.

    Nasıl söylemek lazım? Şöyle; “Yaaani”…

    Sahi, soykırım tanımını kim yapmıştır?
    Höt demek de soykırım olabilir mi?

    Kırım lan bu kırım; öldürmek yani! Öldürmek dediğin, organizmanın yaşamsal faaliyetlerini bir anda sonsuzluğa uğurlamak!
    Pekiyi; öldürmek ile kovalamanın cezası hangi hukukta aynıdır?
    Şimdi de şöyle diyoruz: “De Get ya!”
    Sonra yetmezse ilave ediyoruz; “Ula bi git!”
    Ve hatta; “Ulan it!”
    Sonra silahlar çekiliyor işte; Al sana hukuk!
    Gu-guk, gu-guk, gu-guk!
    “Sabahın seherinde ötüyor kuşlar”!…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. xenix,

    Uluslararası hukukta (hukuk da her neyse?!…) “devletin devamlılığı ilkesine göre”, Türkiye Cumhuriyeti Osmanlının eylemlerinden sorumludur. Kurtuluş Savaşı Sonrası da dünya kadar borç ödemiştir. Bu yüzden senin kabul etmek istemediğini kabul ettirmeye çalıyorlar!…

    Fransa’nın Cezayir’e yaptığı, bir başka ülkenin işlediği suç konusunda aklanma nedeni olamaz ama Fransa’nın ikiyüzlülüğünü ikiyüzbin kilometreden kabak gibi ortaya çıkarır.

    Türkiye’ye bu tür dayatmaları yapanlar neden kendi ülkelerinde, kendi tarihleriyle yüzleşmezler? Yani işin burası, oynanan oyunun “politik”(!) taraflarını göstermesi açısından tartışılır.

    Yeryüzüne baktığımızda, hangi kavmin tarihinde soykırım yoktur ki?

    ABD
    İspanya
    İngiltere
    Fransa
    Almanya
    Rusya…
    İlk usuma gelen bu ülkelerin tarihleri katliamlarla doludur. Ama niye bir kez olsun uluslararası camiada bunlar konuşulmaz da Türkiye gündeme sokulur?…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Sitenize de bu yazıyı asmak istedim.Okudum sizler ne düşünürsünüz merak ettim Yazı Sevan Nişanyan’a ait

    SORU: Soykırımı kabul etse Türkiye ceza alır mı?

    Birleşmiş Milletler’in 1948 tarihli Soykırım Suçunu Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi soykırımı bireysel bir suç olarak tanımlar. [Madde IV: “Persons committing genocide or any of the other acts enumerated in article III shall be punished, whether they are constitutionally responsible rulers, public officials or private individuals.”] Sözleşme uyarınca soykırım işleyen, işlemeye teşebbüs eden, kamuoyunu soykırıma teşvik eden ve soykırımda suç ortağı olan KİŞİLER suçun işlendiği ülkede veya uluslararası mahkemede yargılanır (madde VI). Taraf ülkeler, suçlu kişileri etkili bir şekilde cezalandırmayı (madde V), gerekirse adi suçlu statüsünde sınırdışı etmeyi (madde VII) ve yargılama konusunda BM organları ile işbirliği yapmayı (madde VIII) taahhüt ederler. “Ülkenin yargılanması” gibi hukuken anlamsız bir kavrama yer verilmemiştir. Tazminattan da söz edilmemiştir.

    Demek ki Türkiye Cumhuriyeti, soykırım suçunu inkâr etmekle “Türkiye” veya “Türkler” adı verilen soyut varlıkları değil, suç işlediği iddia edilen birtakım KİŞİLERİ savunmaktadır. Bunu akılda tutmakta yarar var.

    Sözleşme en son Sırp ve Hırvat savaş suçlularını yargılamada kullanılmıştır. Dikkat buyurun: yargılanan Hırvatistan veya Sırbistan değildir; bu ülkelerin vatandaşı olan birtakım kişilerdir. Ancak iki ülke, mahkemece aranan sanıkları bulma ve teslim etme konusunda ayak diredikleri için, suçluları koruma faslından birtakım diplomatik ve ekonomik baskılara maruz kalmışlardır.

    Bir suçtan ötürü suçlu kişinin çocukları, akraba ve taallukatı, yurttaşları veya yandaşları cezalandırılamaz; bu bir temel hukuk kuralıdır. 1915 katliamlarında rol alan kimse bugün hayatta olmadığına göre, demek ki, Ermeni soykırımına ilişkin bir yargılamadan herhangi bir gerçek hukuki sonuç çıkması mümkün değildir.

    SORU: Soykırım suçu 1948’de tanımlandı. Geriye işletilmesi hukuka aykırı değil mi?

    Suçun 1948’de hukuken tanımlanmış olması, daha önce bu suçun işlenmiş olamayacağını göstermez. Türk hukukunda da “suç işleme amaçlı örgüt kurma suçu” ilk kez 1991’de tanımlandı. Türkiye’de 1991’den önce çete ve mafya yok muydu diyeceğiz?

    1948’de müeyyideye bağlanan bir suçtan ötürü 1915’te suç işleyen kişiler cezalandırılamaz deniyorsa, bakın bu doğru olabilir. Ceza hukukunda geriye teşmil olmaz. 1915 faillerinden hayatta olanlar 1948’den sonra yargılansaydı muhtemelen hukuka aykırı olurdu. Ama bugün o kişilerden hayatta kalan kimse olmadığına göre konu kadüktür. Tartışacak bir mevzu yoktur.

    SORU: Soykırım kavramı 1948’de hukuki anlam kazandığına göre, Fransa’nın bugün çıkardığı yasada hukuksuzluk yok mu? Anakronizm değil midir bu?

    Fransa’daki hadisenin soykırım suçunu cezalandırmakla ilgisi yok. Fransa meclisi 2001’de çıkardığı bir yasayla 1915 olayının bir soykırım olduğuna karar verdi. Şimdi bunu inkâr etmenin, bir toplumun kimliğine ve haysiyetine yönelik aşağılama olduğuna ve nefret suçları kapsamında cezalandırılması gerektiğine karar veriyor. Buna düşünce özgürlüğü açısından karşı çıkmak bence mümkündür, hatta gereklidir. Politik fayda ve ahlak açılarından da belki karşı çıkılabilir. Ama ortada geçmişe işletilen bir durum yok. BUGÜN işlenmekte olan AYRI bir suçun kovuşturulmasını öngörüyorlar.

    SORU: Fransa’nın çıkardığı kanun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi açısından sakat değil mi?

    Bu sorunun cevabını bugünkü Taraf’ta emekli büyükelçi Akın Özçer nefis bir şekilde özetlemiş. Ondan kısaltarak aktaracağım.

    “Fransa’nın çıkardığı son yasanın temelinde Yahudi soykırımının inkârını yasaklayan 1990 tarihli Gayssot Yasası bulunuyor. … Bu yasa “insanlığa karşı suçların” inkârını suç sayıyor. Bu suçlar arasında sivil topluluklara karşı uygulanan “cinayet, imha, kölelik ve tehcir (déportation)” ile her türlü gayrı insani eylem sayılıyor.
    
    Kabul etmek gerekir ki Gayssot Yasası … ifade özgürlüğüne sınırlama getiriyor. Demokrasilerde ifade özgürlüğü dâhil temel hak ve özgürlüklerin, ancak başkasının temel hak ve özgürlüklerine tehdit oluşturduğu takdirde kısıtlanabileceği kabul görüyor. Şiddet ve teröre çağrı ve övgü ile “nefret suçları” sayılan ırkçılık ve insan onuruna hakaret bu kapsamda değerlendiriliyor. Belçika, İsviçre, İspanya, Lüksemburg ve Almanya gibi ülkelerde de bugün Gayssot Yasası benzeri yasalar var.
    
    Peki, bu yasalar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) uygun mu?
    
    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) önüne gelmiş bir dava ve Mahkeme’nin aldığı karar bu konuda bir fikir edinmemizi sağlıyor. Özetle eski bir Nazi subayı olan Otto Ernst Remer, Yahudi soykırımını inkâr etmesi ve ırkçı söylemleri nedeniyle 1992’de Almanya’da hapis cezasına mahkûm ediliyor. Remer AİHM’e Almanya’nın Sözleşme’nin ifade özgürlüğüyle ilgili 10. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle başvuruda bulunuyor.
    
    AİHM 6 Eylül 1995 tarihli kararında Remer’in başvurusunu, AİHS’in hakların kötüye kullanılmasına ilişkin 17. maddesine dayanarak reddediyor. Anılan madde sözleşme hükümlerinden hiçbirinin kimseye “Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerin yok edilmesine veya öngörüldüğünden daha geniş ölçüde sınırlamalara uğratılmasına yönelik bir etkinliğe girişme ya da eylemde bulunma hakkı” vermediğini vurguluyor. Dolayısıyla AİHM nefret söylemlerini olduğu kadar Yahudi Soykırımını inkârı “hak ve özgürlüklerin yok edilmesine yönelik bir eylem” olarak değerlendiriyor. … Dolayısıyla AİHM’in, önüne geldiğinde bu yasa dolayısıyla Fransa’yı mutlaka mahkûm edeceğine ilişkin değerlendirmeler iyi dilekten öteye bir anlam taşımıyor.”
    
    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. Senin bülbüller pek bi güzel şakıyo sayın gıcık, ama sen yaşama müdahale aracı olan siyasetle bir başka kulvarda bulunan etik arasında yolculuk ederken, kollektif hafıza üzerinden alt beyinsel yönelimi etkileyen impuls trafiği içinde yolunu kaybetmiyorsan ne güzel:)

    Evet soykırım hukuki bir tanımdır. Yanisi; senin yani diye başladığın atlı itli lanlı ve “içli” boyutlarından öte, kişisel bir suç olarak tanımlanır. Bununla birlikte, yine hukuki bir tanım olduğu için farklı olgu ve vakalara göre yeniden tanımlanma ihtiyacı belirebilir. Çünkü bu bir ayet değildir, ya da yeryüzündeki yasa yapıcının (insanın) yürürlükteki hukuku üst bir evrende mevcut olan mutlak bir adalet “idesi” ile uyumlu hale getirişine hizmet eden “görevin” bir parçası filan da değildir. (Zaten herhangi bir evrende mutlak bir soykırım ide’si de mevcut değildir) Bir olgudaki nitelikler bir başka olguda bulunmayabilir veya önceki olgularla ilişkilendirilerek oluşturulmuş kapsam ve maddeler yeni bir olguyu incelerken eksik ve yetersiz kalabilir.

    Not 1:Tarihte ne olmuş sorusunun cevabı Hitler’in inşa ettiği otobanlar değildir.

    Not 2:Güçlü olanın hukuku tanımlaması ayrı bir tartışma malzemesidir.

    Not 3: a) Not 2’yle birlikte değerlendirildiğinde; Kendi ülkende kendi polisin seni mağdur ederse ve iç hukuk yolları tükenirse, bu duruma isyan edip avrupa insan hakları mahkemesine gidenler gücü elinde tutan emperyalistlerin uşağıdır:)

    Not 3: b) Not 3a yı güç şimdilik bende olduğu için geçici olarak uydurdum ve She-Ra’ya armağan ediyorum:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. Basından ve yorumlardan gördüğüm kadarıyla, artık kimse “sözde” soykırım ifadesini kullanmıyor. Bir çeşit kitle psikolojisi sanırım… Birçok ulusalcı bile, başlıktaki ‘Ermeni Soykırımı’ yazılımdan rahatsız olmamış.. Hayret allala.. Bir adım ileri..

    Yukarıda,

    “Neden sadece Türklerin itilaf devletlerine karşı isyanı haklıdır da diğer tüm isyanlar haksızdır, neden? Neden?” denmiş..

    Hemen cevap vereyim, bizim şanlı soyumuz (taa OrtaAsya’dan gelen) iki geri bir ileri adım atarken aslında hep ilerici adımlar atıyordu.Biz hiç kimseyi öldürmedik ta’am mı!Geldik atlarımızla, rica ettik herkes de bize kucak açtı.. Soykırım!!! Külliyen yalan! Hepsi kapitalist devletlerin uydurması. Zaten Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur deriz hep de kimseler inanmazçç Ahhh bu kapitalistler yok mu bu kapitalistler.. Haa ama şimdi dersin ki TC de minik bir 3.sınıf kapitalisttir.. Yalan efendim..Yalaaaan.. Bu kadar da atmaca olmaz.. Yaa şimdi bu Ermeni soykırımı konusunda da nedne TC arşivleri açmıyor dersiniz şimdi de.. Sizi işbirlikçilerrrrr.. Biz açarız da tabii şimdi şey kem küm ehhh uhhh yaa tozlu falan filan.. Hem dönemin Osmanlıcasından ne anlıycaksın okuyup bre deyyusss! Vatan, millet, Sakarya’ya ihanetten sizin gibileri meydandaki ağaçta sallandırcaksın ki, bak bakalım bir daha soykırım mırım laflarını ediyorlar mı!! Sizlerin hepsi CIA ajanısınız zatiiii.. Biriz bizzz İncirlik’ten çıkmazsınız zatiiii.. Ahh ahhh Biz bu devleti sizler gibi tarafsız düşünenler için mi kurduk!

    Bak yaa aşağıdaki linkte uluslararası düzeyde soykırım yapanların arasında TC’nin de ismi geçmiş.. Kınıyorum..!!

    Genicide In History

    “Ottoman Empire/Turkey
    Main articles: Armenian Genocide, Assyrian Genocide, Greek genocide, and Dersim genocide”

    Bize ne yaaeee sanki Osmanlı yaptıysa bizim suçumuz ne ki.. Onların suçu.. Haa ama laf yerine gelince biz ki Osmanlı soyundan gelmeeeee Hunlardan olmaaaa diye övünebiliriz ama şimdi ikisi aynı şey mi yahu… Elinizi vicdanınıza koyun, Türk atalarınızın kemikleri sizlıyor valla billa..

    OLdu olacak şimdi bir de şuradaki UN(BM) uluslararası hukuk kapsamında yayınlanan haber ve ilkere de bakalım da tam olsun.. Cambrige açıklamış bi de…

    Genocide in International Law

    Her şey bizim aleyhimize.. Onlar önce kendi yaptıkları soykırıma baksınlar bikeremmm allalala.. Fransa hala 1945’in hesabını verememiş..Gelmiş bize şeydiyo..

    Bir de yazmışlar Sarkozy de kim, biz kendimize bakalım diye.. yaa okumayın bunları arkadaş.. Düzmeceeeee, hepsi valla bak düzmeceeee Bak yaa adam ne demiş, utanmaz Türk düşmanı.. Bir DNA testi yapsam evvel Allah kökü Türk çıkacak amma neyse..

    “Efendim, Fransızlar bunu tamamen siyasî hesaplarla, oportünistliklerinden vs. yaptılar. Elbette öyle yaptılar. Sarkozy gibi bir siyasî figürden insanlığa faydalı en ufak bir hareket beklemenin manası mı var? Ayrıca, sözüm meclisten dışarı, Fransızın politikacısı bizimkinden çok mu matah? Elbette Ermenilerin acıları filan umurlarında değil. Hem iç siyasette prim toplama hem de Türkiye’nin özellikle Avrupa ortamındaki hareket alanını kısıtlama hamlesi, bu yasa.

    Yani bunu da geçebiliriz.

    Peki, “Türkiye” böyle avazı çıktığı kadar bağırarak ne demek istiyor? Neye kızıyor? Bu dediklerini diyerek kendini nasıl bir konuma sürüklüyor?

    Bodoslama ifade edeyim: Şu anda Fransızların sözkonusu halt yeme eylemine karşı “Türkiye” adına gösterilen tavır, yalancılık, ahlâksızlık, riya ve küstahlığın maalesef pek de yeni ve özgün olmayan bir bileşimidir.

    Efendim, Fransa’da fikir özgürlüğü yokmuş. Fransızlar bu kararla kendilerinin öncüsü olduğu fikir özgürlüğü bilmemne ilkelerini çiğnemiş.

    Kardeşim sizin elâleme fikir özgürlüğü konusunda laf edecek yüzünüz mü var? Bu mevzu geçtiğinde yapabileceğiniz tek akıllıca hareket, ortamdan sessizce sıvışmak olabilir. Fikir özgürlüğü alanında Türkiye’de geçerli devlet uygulamaları ve özellikle yargı eylemleri, insanlık adına yüz karasıdır. Şu anda KCK operasyonu adı altında yürütülen savruk ve hoyrat ezme-geçme faaliyeti bile yeter ne mal olduğumuzu herkese göstermeye.

    Geçelim.

    Efendim, Fransa’nın bize laf etmeye yüzü mü varmış, kendisi Cezayir’de, Afrika’da ne mezalimler yapmış. Evet, yaptı. Fransa’nın Afrika kıtasında işlediği insanlık suçlarının dökümü ansiklopedi oluşturur. Ee? Onlar da yapmışsa bizimki sayılmıyor mu? Bu nasıl ahlâksızca savunmadır?

    Geçelim.”

    Daha neler yazmış devamında.. Ama sakın okumayın.. Bunların hepsi iş birlikçi.. Ajan ajan valla hepsi ajan… Ajaaaaaan diyorum, inanmıyor musunuz:D

    Bunların hepsi kapitalistlerin bir oyunu valla billa tilla yeminlen..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. “Neden sadece Türklerin itilaf devletlerine karşı isyanı haklıdır da diğer tüm isyanlar haksızdır, neden? Neden?”

    Harbiden;
    tarih boyunca ZIRT PIRT isyan edenler…
    Kürtler, Ermeniler ve de mollalar, neden acaba?? neden? neden?

    Halbuki bu ülkede ;
    abazalar, arnavutlar, tatarlar, boşnaklar, lazlar, manavlar, muhacirler, romanlar da var…

    ama, nedense…hep ermeni, kürt, molla tayfası isyanları oynuyor…neden? neden? neden acaba?

    xenix..
    neden, savaşın adını soykırım yapıyorsun?
    ayrıca; vatan haini kime denir?
    “Vatanın yüksek çıkarlarını hiçe sayarak, onun aleyhine iş gören kimseye denir.”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. 1915 te henuz Misaki Milli yoktu. Osmanli haritalarina gore doguda sinirlari belirli bir Ermenistan vardi. Hatta sinirlari belli Kurdistan ile Lazistan da vardi. Hepsinin Millet Meclisinde secilmis vekilleri vardi.

    Misaki Milli ile oralardaki sinir cizgilerinin yerini degistirdik, hepsini Turkiye yaptik, karsi gelenleri de vatanini savunan askere ihanetle sucladik.
    Ayni yontemi gucu guce yeten herkes uygulayabilir.

    Almanya Belcikanin sinirini degistirip burasi bizim, vatanimiza ihanet ediyorsun diyerek katliam yapabilir.
    Sirbistan Makedonyayi isgal edip, burasi Sirbistan, vatanimiza ihanet ediyorsun diyerek katliam yapabilir.

    Niye yapmasin ki? Tek akilli biz miyiz?
    Butun katliamlarin mutlaka hakli bir gerekcesi yaratilir.

    Dunyanin butun soykirimcilari, birlesiniz!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. statik ben bir şeyin adını değiştirmiyorum. 1.5 milyon ermeni nerede diye soruyorum. Hepsi ordu mensubu değildi ya bunların? Asıl sen çoluk çocuğun kadının öldürülmesini sürülmesinin adını savaş yapıyorsun?

    Demek 2. Dünya savaşı sırasında yaşayan bir alman olsaydın senden iyi nazi olurdu. Ve heralde schneider de senin vatan haini listende olurdu.

    Sebebi ne olursa olsun (bakın ne olursa olsun diyorum din, millet, ırk, ulus, vatan, allah, tanrı, isa ve diğerleri) her türlü soykırıma ve suçu günahı olmayan insanların öldürülmesine karşıyım. Değil ulusumun, ailemin çıkarı için bile soykırım yapmam, yapanı da onaylamam.

    Zulümler, biz arkamızı dönüp susmayı tercih ettiğimiz için yaşanır.

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. Türkiye Cumhuriyeti Ordularının Ebedi Başkomutanı’na göre;
    “Savaş zorunlu olmadıkça bir cinayettir”

    ama;
    aynı komutan…
    1915 yılında, çok sıcak bir Ağustos gecesinin şafağında, Gelibolu’da, askerlerine;
    “Size ölmeyi emrediyorum!” diye seslenmiştir.

    Düşündürücü olan;
    Acaba, bir komutan, “savaş” için niçin böyle bir tanım yapmıştır?
    Niçin, “savaş zorunlu olmadıkça bir cinayettir,” demiştir?

    Kemal Atatürk, cephelerde, başka ulusların ordularına karşı muharebeler, meydan savaşları yönetmiş bir askerdir.
    O, kendi evlatlarının Balkan Savaşı’nda, Dünya Savaşı’nda ve Türk İstiklal Savaşı’nda çarpıştığı öteki orduların dünyasını da gözlemledikten sonra bu tanımı yapmıştır.
    Yani, savaşın içinden, karşılaştırmalı gözlemlere dayalı bir tanım.

    Burada hemen ifade etmek isterim:
    1923 yılında, 600 yıllık ömrünü tamamlamış bir imparatorluktan kalan son topraklarda( misak-ı milli sınırları olarak kabul ettiğimiz bu günkü sınır) yeni bir devletin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması bu savaş tanımının bir sonucudur.

    isteğimiz;
    ayağımıza basmadıkları sürece
    “Yurtta barış, dünyada barış!” dır…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. Enver Pasa Canakkaleye Mustafa Kemali atarken amaci ondan kurtulmakti. Cunku Alman komutan Canakkale savunmasi icin Mezopotamyadaki ordunun buraya kaydirilmasini zorunlu kosul olarak planlamis ve butun hazirligini ona gore yapmisti. Zira bu destek gelmeden Canakkalede basari bos bır hayaldır.

    Enver ise tehciri one alip asker sevkiyatini geciktirmeye calisiyordu. Mustafa Kemal basarisiz olacak, onu gorevden alacak, belki de idam edecek, yerine kendi adamlarindan birini tayin edecekti ve mezopotamya ordusunu Canakkaleye yonlendirerek basari kazanacakti hesapca. Bir turlu kurtulamamisti Mustafa Kemalden ve Liman Von Sandersin bu adamda ne buldugunu da anlayabilmis degildi.

    Mustafa Kemal unlu emrini verirken yalnizca vatani degil, belki de kendi gelecegini koruma altina aliyordu, bilemeyiz. O da cok iyi biliyordu ki Mezopotamya ordusu (sanirim 6. ordu) gelmeden hicbir basari elde edilemez.

    Canakkale savasi bir zafer degildir. Savasin amaci Istanbulun isgalinin onlenmesiydi. Oysa Canakkale savasindan sonra Istanbul isgal edildi. Cunku Almanlar teslim oldu, sirtini Almanyaya dayamis Enver hazineyi zimmetine gecirip kacti, geriye harap bir ulke birakti. Kacmasi icin bir neden yoktu, sirtini Almanyaya dayadigi icin kacti.

    Bu savas yarim milyon insanin kaniyla yazilmis bir destandir ama bir zafer degil. Olenler oldukleriyle kaldilar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. He, he, Zaten Mustafa Kemal diye bir şey de yok. Uyduruyorlar. Hayalet o.

    Çanakkale; zafer değil!
    Dersim; Katliam.
    Ermenilerin soyu kırık.
    Cumhuriyet; İngiliz projesi.
    Devrimler; zaten olacaktı, ne gerek vardı.

    Bu nasıl bi ibneliktir anlamadım gitti…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. Demek ki insan ateist olsa bile dinciliği bırakamıyormuş. Hani dincilere kızarız ya biz ne soruyoruz sen ne anlatıyorsun diye. Aynı onun gibi.

    Konu 1915, Osmanlı dönemindeki bir isyan ve bunun sonuçları.,

    Cevaplar; Efenim Atatürk bir gün yolda giderkene…

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. he he xenix uykusunu alamamış;))

    hakketen doğrusöz bile anlardı.. doğru söylüyon.

    “Konu 1915, Osmanlı dönemindeki bir isyan ve bunun sonuçları.”

    ne yazılmış orda…

    “Savaş zorunlu olmadıkça bir cinayettir”

    “Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması bu (size göre alllem kallem, bana göre savaş) savaş tanımının bir SONUCUDUR!!”

    şimdi siz, cinayet kısmı ile ilgilenir, ZORUNLU kısmını görmezseniz ortaya şöle bi şey çıkar…

    soru;
    efennim bunlar; o zaman ülke dışına tıpış yaparlar iken, falan birden bire, soyları yok edilerekten, soysuzlaştırıldılar.. ve bu bize çok
    koydu efennim, olmaz ki yani.. varsın olsun onnar bizim TÜRK’leri kessin… efennim ne çıkar ki bi kaç TÜRK’ün kesilmesinden …di mi ama
    efennim???ben diyom çanakkale boğazı sen diyon yandı şeyimin ağzı…oldumu bu şincik efennim???

    • eee.. ben ne yapayım şimdi? bu saatten sonra??

    • ee..efenim, biraz doğudan, biraz kuzeyden… eee efenim birazda güneyden… bi karışık falan şöölee ortaya ne dersim??.. yok yok! dersim değil, ne dersiniz manasına.. ne dersin??…

    • haa o mu?… tabii ki efenim ne demek… dükkan sizin.. buyrun lütfen, soyunu kırdırmış, kaybetmişlere yardım etmek, bizde gelenek gereğidir.. isterseniz bi kaç milyar AVRO’da verebiliriz.. nasılsa palazlandık bugünlerde…

    • efennim, saolun…tanrı razı olsun..isa sizleri korusun… ama, avro işini daha sonra konuşalım olmaz mı efennim?…

    • ne demek efennim.. ne zaman isterseniz… dedik ya; dükkan sizin… (he he.. ulan, iyi ki Atatürk şu üç kuruşluk yerleri bıraktı… yoksa rezil olcaktık şu zavallı soyunu kaybetmiş insancıklara…büyüksün be atam saol..seni saygı ile anıyom… hem vallahi, hem billahi anıyom)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  36. Madem konu Ermeni katliami, ikide bir Ataturku atis sahasina surmek dogru degil. Her dara dusen Ataturkun arkasina saklanmamali. Konuyla ilgili soyleyeceginiz varsa soyleyin ama bel altina vurmayin.

    Canakkalede binlerce askerimiz kuvvetlerimizin yetersizligi yuzunden sehit olurken Enver efendi butun tren trafigini tehcire tahsis etmis ve tehcir bitene kadar trenler baska amacla kullanmayacak emrini vermis. Cephede bir kac bin asker daha olmusse ne olmus yani. O askerleri sayiyla mi verdiler Envere?

    Liman Von Sanders Izmirde tehcir icin bekleyen Ermenileri gorup hepsini evlerine gondermis ve”Talat coluk cocugun sevkiyle ugrasacagina devlet adami oldugunu hatirlayip bir an once 6. orduyu sevketsin” diyerek treni geri postalamis. Olay iki ulke arasinda siyasi bir kriz yaratmis ise de savas sirasinda olur boyle seyler diyerek tatliya baglanmis. Izmir Ermenileri bu nedenle tehcire tabi tutulmadi.

    Tabii Enverin de hakli oldugu taraf var. Bursa’ya, Eskisehir’e, Manisa’ya, Aydin’a Ruslarin saldiracagini duymus, onlemini almis adam. Yani yerseniz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  37. Tartışmada gelinen nokta ilginç.

    Soykırım var ama diğer ülkeler de yaptı.
    Soykırım var ama ulusal çıkar için kabul etmememiz gerekir.

    Bir an için Türk olduğunuzu unutup, insan olduğunuzu hatırlayarak bakın bir de olaya, ne göreceksiniz merak ediyorum.

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  38. “Ben yapmadım Miki yaptı…” denilir..

    bu tutmazsa Atatürk devereye girer…

    O da olmazsa, ulusal çıkar vs vs vs…

    Hiç olmazsa 1.5 miyon görmezden gelinebilir..

    En son seçenek olarak kırmızı kabloyu kesin derim…


    Bence en güzeli Miki ama yine de siz bilirsiniz. Doğan görünümlü Murat 124 gibi, sosyalist görünümlü ulusalcılar her şeyin en doğrusunu bilirler.

    Biz kiiiiii Osmanlı torunları
    Biz kiiii Fatih’in kaplanları
    Biz kiiii Hunların kurtları
    Altar’ın oğlu Tarkan gibi işte

    Ben yapmadım Miki yaptı 😀

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  39. Hatırladığım kadarıyla biz bütün arşivlerimizi açmış, Ermenilerden de kendi arşivlerini açmalarını istemiştik, ancak onlar buna yanaşmamıştı. Bugün soykırım masalını dillerine dolayan ve bu konuda kanunlar çıkaran diğer ülkelerin de bu konuda herhangi bir girişimde bulunduklarını duymadım. Niye ki? Bu konuda koparılan tüm gürültü patırtı neden tarihi belgeler üzerinden değil de sadece Ermenilerin söylemleri üzerinden ve özellikle siyaset alanında yürütülüyor?

    Şurası bir gerçek ki, eğer ellerinde bu konuda herhangi bir belge olsaydı, hangi devlet olursa olsun, bunu ortaya çıkarır ve gece gündüz başımıza kakardı.

    Son olarak; bir soykırımdan söz edenler, tehcir sonunda Halep ve Suriye’ye sağ olarak ulaştırılan Ermeniler ile Türkiye’deki tehcire tabi tutulmayan diğer Ermenileri nasıl açıklıyorlar?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  40. xenix yazdi,”..Demek ki insan ateist olsa bile dinciliği bırakamıyormuş…”

    ne o sasirdin MI ?

    bayrak
    mars
    sembol vs.
    fetisizminin insani ne hale getirdigine tanik oluyorsun..ondandir:)

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  41. Yok Ebubekir, sen ordaki mesajı tam alamamışsın.

    Bak ben sana gerçekleri söyleyeyim:

    Medeni kanun önce 300 demiş ama sonra alıştıra alıştıra 90’a indirecekti bi kerem, ayrıca ermeni meselesi de tümüyle kelime kökleriyle ilgilidir, has be has osmanlıca olan “kesin” fiilini yanlış anlamış Osmanlı Paşalar, orda denilmek istenen aslında hepsine kumaş alın da entarilik kestirin felan.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  42. hadi gönlün hos olsun..ben yanlis anladim peki sen dogru anladin da ne önerdin “ermeni soykirimi” ile ilgili ?

    300 gün,90 gün,kesin,entarilik felan.. bu mu ? ironi,mironi felan onu gec..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  43. Ben böyle söyleyince ironi oluyo da, senin el kesme fiil kökü niye en süper hakikat oluyo acaba?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  44. ebubekir aradan sıyrılma…

    sen ne yazdın bu konuda??

    tam puslu bi hava, hiç kaçırmazsın bu havaları iyi bilirim…

    konu Türkiye olunca, nasılda bi araya geliyonuz…gözlerim yaşardı.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  45. G milat, seni anlamaya çalışıyorum…aşağıda yazdıkların;

    “Biz kiiiiii Osmanlı torunları
    Biz kiiii Fatih’in kaplanları
    Biz kiiii Hunların kurtları
    Altar’ın oğlu Tarkan gibi işte

    Ben yapmadım Miki yaptı :D”

    Ben bunların hiç biri değilim.

    Osmanlı torunu değil, Ruslar tarafından soykırıma uğratılmış…

    Asırlarca, Rus’larla göğüs göğüse savaşmış, Şeyh Şamilin torunuyum…

    93 harbinden sonra, Kuzey Kafkasya’da ki yurtlarından sürülen bir neslin torunuyum…benim Türk’lükle, Osmanlılarla hiç bir gen bağım yok.
    bi defa, bu böyle biline…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  46. Güzel statik. Bak yavaş yavaş empati kurmaya başladın.

    Şimdi olaya şöyle bakabiliyor musun? Şeyh Şamil neden isyan etmiş? Yediği kaba mı sıçmış bu isyanla? Bir de neden hep bu Türk’ler isyan eder Rusya’da? Kuyruk acıları mı var? Götüne mermi mi yemişler sonra?

    Empati güzeldir. Yeter ki sen kurmaya devam et.

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  47. statik yazdi;”..konu Türkiye olunca, nasılda bi araya geliyonuz…”

    yani ?

    xenix,G Milat,saron,kardan adam vd. türkiye aleyhine biraraya geldik öylemi?

    ne yani..

    magduriyetin tarafi atalarimiz oldugunda kuma mi gömelim basimizi ?

    ulusalcilik seni kör etmis..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  48. Ah cancağızım hakikatin insanı bu denli kör edeceğini de sayende gözlemleme şansına erişiyorum. 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  49. Statik,

    “benim Türk’lükle, Osmanlılarla hiç bir gen bağım yok.”

    DNA köklerinizin nereden geldiği konusunda çok iddialı konuşmayın derim.Bir bakmışsınız Ermeni çıkmışsınız… National Geographic dergisinin katkılarıyla hazırlanan “DNA Köklerini Öğren” projesi kapsamında siz de DNA’ınızı yollayıp aslen soyağacınızın hangi köklerden geldiğini öğrenebilirsiniz.Meksikalı bir arkadaşım yaptırmıştı, köklerinde Türklük çıktı.Ciddiyim:) Sizde de Ermenilik çıkabilir, belli olmaz…

    Şurayı tıklarsanız ayrıntılı bilgi edinirsiniz—>DNA Köklerini Öğren

    Sanki çok mühimmiş gibi hangi milletten veya ırktan olduğumuz..Her neyse meraklısı, ulusal obsesifi, ırk takıntılısı gitsin baksın.


    Konuya gelecek olursak, beni anlama konusunda kendinizi paralamadan önce, kendinizi anlayın derim. Ermeni soykırımının tartışıldığı bir başlığa -her siyasi tartışmada yapılan gibi- Atatürk’ü getirip dahil etmeniz zaten anlaşılması güç olan durumlardan birisi.Atatürk sizin için bir kült haline gelmiş.Tabularınız ve sizin deyiminizle “kutsallar”ınız arasında farları yanan Murat 124 gibi duruyorsunuz.

    Madem konuyu uluslararası düzeyde belgelerle ele almak istiyorsunuz, peki.. Ciddileşelim ve eteklerdeki taşları dökelim..

    Soykırım konusunda kabullenemediğiniz noktayı bariz bir şekilde vurgulayamadığınız için, genel iddialar üzerinden değineceğim. Bir etnik gruba soykırım yapılmış olmasını kabullenmek için, o gruba mensup üyelerin tamamına yönelik bir öldürme propagandası veyahut öldürme teşebbüsüne gerek yoktur. O grubu “zorla” tehcir etemek ve yollarda ölümlere sebebiyet vermek katliam ve soykırım ifadelerini kullanmak için oldukça yeterlidir.

    Şuradaki linki üşenmeden açıp okuyun—>What is genocide? Burada 1948 yılında, Convention on the Prevention and Punishment of the Crime of Genocide(UHCG) tarafından tanımlanmış ayrıca da BM kararı ile yasalaştırılan ve birçok ülkenin kabul ettiği soykırım tanımını bulabilirsiniz.

    “UHCG defined genocide as the intention to destroy, in whole or in part, a national, ethnical, racial or religious group, as such.”

    Resmi olarak kabul edilen ve uluslararası geçerliliği olan bir başka yazı ise şurada —>Genocide: Definition and Controversies

    “The definitional article included in the 1948 convention stipulates:

    In the present Convention, genocide means any of the following acts committed with intent to destroy, in whole or in part, a national, ethnical, racial or religious group, as such:
    
        (a) Killing members of the group;
    
        (b) Causing serious bodily or mental harm to members of the group;
    
        (c) Deliberately inflicting on the group conditions of life calculated to bring about its physical destruction in whole or in part;
    
        (d) Imposing measures intended to prevent births within the group;
    
        (e) Forcibly transferring children of the group to another group.
    

    The critical element is the presence of an “intent to destroy”, which can be either “in whole or in part”, groups defined in terms of nationality, ethnicity, race or religion. Thus, the imposition of restrictions during the nineteen-sixties and seventies on reproduction in India, through forced sterilization in many instances, or the continuing restrictions in China, do not constitute genocidal policies as the intent is to restrict the size of groups, not to destroy existing groups in whole or in part. Policies implemented during the Third Reich respecting Jewish, Roma and Sinti groups, on the other hand, were quite clearly genocidal in terms of this article as there was a clearly stated policy indicating the presence of an intent to destroy them.. Members of all these groups were processed in extermination camps, were subjected to serious bodily and mental harm, and had conditions inflicted upon them intended to bring about their physical destruction, including starvation in ghettoes, and had measures applied to them intended to prevent births within the group (sterilization). “

    Mesela, 1914 Osmanlı nüfus sayımına göre Ermenilerin nüfüsu toplamı 1.400.000 civarındadır.Diğer verilere bakacak olursak;

    Lozan Konferansı Ermeni Heyeti’ne göre 2.2 milyon
    Fransız Sarı Kitabı’na göre 1.5 milyon
    Britannica’ya göre 1.5 milyon
    İngiliz yıllığına göre 1 milyon
    Osmanlı devleti resmi belgelerine göre Ermeni nüfusu ise şöyledir:
    1893 Nüfus sayımına göre 1.001.465
    1906 Nüfus sayımına göre 1.120.748
    1914 Nüfus istatistiğine göre 1.221.850 diye bildiriliyor… Genek olarak +/- 1.5 milyon diyebiliriz diye düşünüyorum…Cumhuriyet döneminin ilk seçimlerinde resmi sayı ise, 100bindir!! Kayıp nüfus için TIKLAYIN

    Aradaki sayıyı sanırım kendiniz hesaplarsınız.Bunca insan birden Mihraca çekilmediyse, ne oldu?

    Birçok tarafsız tarihçi 1915 Ermeni katl ve tehciri sırasında 1 ila 1.5 milyona varan sayıda Ermeni’nin öldüğünü doğrular.

    Osmanlının son dönemlerinde vuku bulan PANTÜRKleşme çabaları kapsamında birçok vahşete sebep olduklarını biliyoruz… Mesela konuyla ilgili bir belge niteliğinde olan bir yazıdan alıntılama yapmak istiyorum..

    “Milliyetçilik ideolojisi

    1871 Erzurum Salnamesi’ne göre, Van ve civarındaki 156 kazanın erkek nüfusu (o yıllarda sadece hane reisleri sayılırdı) 25.725 kişi idi. Bunun sadece 6.863’ü (yüzde 27) Müslüman’dı, gerisi (yüzde 73) ağırlıklı olarak Gregoryan Ermeni’ydi. O yıllarda da şehrin ekonomik hayatını Ermeniler kontrol ediyorlardı ama idari açıdan Türkler ve Kürtler daha öndeydi.

    Ermeni toplumunun durumu görece iyiydi ama imparatorluğun genel durumu iyi değildi. Ağır ve adaletsiz vergiler, hantal ve zorba devlet, başta gayrımüslimler olmak üzere çeşitli kesimlerin siyasal temsil sorunları, tebaadan vatandaşa geçemeyen bir hukuk sistemi, her yerde olduğu gibi Van’da da hoşnutsuzluğu arttırmıştı. Yani 1789 Fransız İhtilali’nden beri dalga dalga dünyanın her yanına yayılan milliyetçilik ideolojisi için uygun bir ortam vardı. İleride İstanbul’da Ermeni Patriği olacak Mıgırdıç Hırimyan’ın 1858 yılında, Van’daki Varak Manastırı’nda görevli iken çıkardığı Van Kartalı ile 1863 yılında da St. Garabed Manastırı’nda görevli iken çıkardığı Muş Kartalı adlı gazeteler Ermeni uyanışını hızlandırdı. Ardından Van’da 1872’de Miutyun i Pırgutyun (Kurtuluş Birliği), 1878’de Sev KhaçGazmagerbutyun (Kara Haç Teşkilatı) kuruldu. 1880’de açılan Yeremyan Okulu milliyetçi fikirleri daha da kökleştirdi.” Yazının tamamı için tıklayınız

    Bu milliyetçilik kapsamında ayak bağı olan Ermenileri tehcire zorlayarak zaten bir kıyım yapılacağı biliniyordu.Bu vahşeti masumlaştırarak, yoldakilere “yardım” yapıldı denmesi, güneşi balçıkla sıvamaya benzer!!!

    Sizce neden soykırım yapıldı??

    Pantürkizm akımını başlatan Osmanlı, sınırlarını taa Çin’e kadar genişletmek için hayaller kurarken bir yandan da önündeki taşları ayıklamaya başladı.1911 yılında harekete geçildi ve tüm azınlıkları Türkleitirme çabaları başladı.. İlk oltaya takmak istedikleri de Ermenilerdi.Fakat hesaplanamayan bir olay patlak verdi: I.Dünya Savaşı…. O vakte kadar sürgün edilenler ve savaş da fırsat bilinip 1915 yılında da son darbe vuruldu.. Olan bu yani. Pantürkizm yaşasın, azınlıklar ölsün dendi…

    Siz bütün bu yazdıklarımı tıpkı diğer tartışmalarda dediğiniz gibi okumayın.. Aman haa 🙂

    En güzeli siz Yumuşak G Vitamininizi almaya devam edin:D

    Ğ Vitamini

    Bilginlerimiz sağolsunlar
    Bir vitamin buldular
    Çalışınca azıcık;
    Yumuşak G vitamini:
    Ulusalcılık!

    Cemal SÜREYA

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  50. “DNA köklerinizin nereden geldiği konusunda çok iddialı konuşmayın derim.Bir bakmışsınız Ermeni çıkmışsınız” demiş

    ne farkeder?
    ermeni, yunan, kürt, çerkes, tatar, arnavut…
    ermeni de olsam, düşüncem değişmez… ben olayları değerlendiriyorum, siz ırkları…

    Eğer konu insanlıksa gerçekten, tarihlerde dünyada çok insan katledildi…her ırktan…

    Anadoluda bunlar, ABD’de kızılderililer, Afrikada zenciler, Almanya’da yahudiler…

    ama, tarihe baktığımızda sanki sadece ermeni katliamı varmış gibi, dünyayı etkilemeye çalışmasını doğru bulmuyorum…hepsi bu.

    dünyaya bakmak lazım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  51. “…
    1914 Nüfus istatistiğine göre 1.221.850 diye bildiriliyor… Genek olarak +/- 1.5 milyon diyebiliriz diye düşünüyorum…Cumhuriyet döneminin ilk seçimlerinde resmi sayı ise, 100bindir!! Kayıp nüfus için TIKLAYIN

    Aradaki sayıyı sanırım kendiniz hesaplarsınız.Bunca insan birden Mihraca çekilmediyse, ne oldu?” (G Milat)

    Tıkladık:

    link to tr.wikipedia.org

    Gördük ki G Milat alıntı yaptığı yeri kendisi okumamış. Okusaydı yukarıdaki soruyu sormayacaktı.

    G Milat,
    Sen “Osmanlı İmparatorluğu sınırları” ile “Türkiye Cumhuriyeti sınırları” kavramları arasındaki farkı anlayamıyor musun?

    Ayrıca “Kayıp nüfus için TIKLAYIN” dediğin yerdeki yazıda, yazının sağ tarafında bir belge iliştirilmiş, onu da mı okumadın? O belge sorduğun kayıpların 181.000 tanesini sana gösteriyor. Böylece Cumhuriyet döneminde Türkiye’de 281.000 Ermeni nüfus olduğu ortaya çıkıyor.

    Bahsettiğin 1.500.000(ortalama…) Ermeni nüfusu ise Osmanlı İmparatorluğu Sınırları içinde yaşayan Ermeni nüfusudur. Örneğin Suriye, Halep, Beyrut o zamanlar İmparatorluk sınırları içinde iken, Cumhuriyet döneminde bu topraklar sınır dışında kalmıştır. 100.000 dediğin nüfus ise, Cumhuriyet döneminde Türkiye’de yaşayan nüfustur ve 1927 yılındaki sayımdır…

    Hayır, ben verdiğin linkteki bilgilerin doğruluğunu eğriliğini savunmuyorum. Onları kendime dayanak da yapmıyorum. Ancak sen bir kaynak gösteriyorsun ve bu kaynağı kendin okumadan ve kaynağa ters mantıkla soru soruyorsun. Buna Türkçe’de “kaz ile kozu karıştırmak” denir…
    Ben sana “emin olmadığın şeyleri yazma!” demedim mi?:)

    Sevgili Statik,
    Biz atlarımıza binelim Orta Asya’ya geri dönelim birader.:)

    Başka zaman “doğal seçilim” denilen kavrama itirazları olmayan arkadaşların, konu siyaset olunca bu yasayı pek kabullenesileri yok. İnsan iradesinin omadığı ortamlarda doğal seçilim vardır. Toplumların yaşamında değişkenlerin doğaya dayalı olduğu çağlarda, insanı yöneten en temel üç güdüden ikisi olan; “barınma ve beslenme” gereksinimlerini karşılamanın yolu, kaynaklara talip olanlar arasındaki çatışmadır. Anadolu atasözüdür; “Vursam elimde kalacak, vurmasam lokmamı çalacak”… İşte tam bu anda güçlü olan taraf vurmayı seçmiştir. Böyle bir konjektürde; güçlünün haklı olduğu bir ortamda cinayet dediğin olay, olay bile değildir. Hiç kimse kimsenin tohumuna para saymamıştır o çağlarda. “Baskın basanındır” denmiştir. “İlk vuran kazanır” denmiştir. “Erken gelen oturur” denmiştir… Bu sözlerin de bir tarihi var!…

    Evet, Tarih dediğin olay, gamaro’nun deyimiyle “Hitler’in inşaa ettiği otobanlar değildir”, sınıflar savaşı vardır bir de ama Tarihin iki yanı vardır; “Kendiliğindenci” yanı ve “iradeci” yanı… Bir diğer deyişle “Determinist” yanı ve “Volontarist” yanı… Sınıflar savaşında da bu iki yan birlikte yürür. İradenin zayıfladığı zamanlarda insanlar hayvanlaşırlar!… İnsanı bu dönemlerde omuzdan aşağısı yönetir!… İnsanın hayvanlaştığı dönemlerde de doğal seçilimin yasaları devreye girer. Duyarsınız bazen; “Nerde devlet, nerde milet, nerde adalet” çığlıklarını… Bu çığlıkları atanlar hayvanca bir muameleyle karşılaşanlardır. Birileri hayvanca canını yakmıştır bu anda… Yasayı hukuku dinlememiştir diğeri…

    1915 yılları merkezi iradenin son derece zayıfladığı, devlet içinde devletlerin doğduğu bir dönemdir. At izi it izine karışmıştır. Talat Paşa kliğinin bu işleri planladığı söylenmekte ise de, bu klik hakkında dahi ortaya sürülen savların çoğu kanıtlanamamıştır. Hatta biraz önceki G Milat’ın öne sürdüğü “kaynakta” şöyle denmektedir:

    “Zamanın İçişleri Bakanı Mehmed Talat Bey 1915 yılı içinde Andonyan belgeleri diye bilinen ünlü “Talat Paşa telgraflarının” kopyalarını barındıran kitapla soykırımını planladığı öne sürülmüştür. Andonyan Belgelerinde Ermeni tehciri sırasında Ermenilerin imha edilmesini emreden 50 telgraf ve 2 mektup mevcut. Andonyan Belgeleri düzmece olduğu ortaya çıkarılmıştır. Bundan dolayı hükümetin parmağı olduğunu kanıtlama iddiasındaki yayınların birçoğu savaş zamanındaki propagandanın damgasını taşımaktadır.[81]”

    Bugün geldiğimiz noktada İnsan iradesinin biraz daha öne çıktığını, iradenin belirlediği alanlarda bir üst hukuk oluşturulmaya çalışıldığı aşikardır. İnsan doğal koşullar ile yetinmek yerine onu yeniden üretmeye çalışmaktadır. Hatta kaynakları artırmak için uzayı keşfe çıkmıştır. Artık bir lokma ekmek için bir kişinin bir başka kişiyi öldürmeyi bırakın, kötü söz söylemesi bile çok ayıptır. Ama sen bunu gel de Kavimler Göçü’nün başladığı, Asya’nın kuraklık döneminde avladığı dağ faresinin paylaşımı yüzünden, kardeşi ile kavga eden çocuğa anlat!… Anlatamazsınız.

    Anlatamayacağınız bir başka olay da “Ermeni Soykırımı” iddianızdır! Bu günden bakarak 1915’teki olayları hunharca bulabilirsiniz; hayvanca bulabilirsiniz. Diyelimki bu savlarınızı kanıtladınız ve doğru çıktı, bu nedenle bugünkü Türk insanını da incitemezsiniz. Söyleyin bakalım hanginizin soyunda, atalarında, dedelerinde “soykırım” yok?!…

    Soykırım tanımı diye ortaya koyduğunuz tanımdaki bizzat öldürme eylemi dışındaki davranışları, örneğin göç ettirme eylemini, bugünkü değer yargıları açısından soykırım olarak tanımlasak bile, o yıllardaki ortamda soykırımdan ziyade bir merhamet duygusunun sonucu olarak görmek olasıdır. Bu konu tartışmaya açıktır. Nerde durup nereye baktığımız, yönümüzü nereye döndüğümüz de önemlidir…

    Bir zamanlar öğretmenler öğrencilerine tokat atardı ve öğretmenin vurduğu yerde gül biterdi. Geçenlerde kızım anlatıyor; Tuvalette sigara içen öğrenciye müdür yardımcısı bir tokat vurunca çocuğun babası geliyor diyor ki; “Ben bu çocuğun ağzına sıçmamak için akşamları eve gelmiyorum, ben böyle davranırken sen benin çocuğuma nasıl vurursun?”… Ve şu anda o veli ile müdür yardımcısı mahkemelik!…

    Ne yapsak Statik, biz de geriye dönük öğretmenlerimizi Lahey Adalet divanına mı yollasak? Yoksa Avrupa İnsan haklarına mı şikayet etsek? Fransız meclisi bir karar da bizim için çıkarır mı?

    Yurt, vatan, ülke, sınır… Kabul edelim ki bunlar eski çağların kalıntısı… Kaldıralım hep beraber… İyi de koçum, ben kaldıralım derken sen sınır çizmeye kalkıyorsun, hangi hukuku işleteceğiz bu durumda? Doğal seçilim mi, yoksa bunları geçelim mi? Geçelim geçelim de senin bu geri dönüşlerine ne diyelim? Senin beni yok etme isteğin insani bir istek de benimki soykırım mı oluyor? Geç…

    Barışın teminatı nedir sizce?
    Sosyalizm olabilir mi?
    Sosyalizm sınırları ortadan kaldıralım diyor.
    Kaldıralım!
    Ama sosyalizm de bu konuda kötü bir süreç yaşadı; al sana Afganistan, Al sana Çeçenistan, orada da sorunlar bitmiyor?

    Bana beni yok etmeyeceğine dair bir teminat ver, ben sana tüm ülkemi bağışlayacağım!! Art niyetli olmadığını kanıtla, hayatımı da vereceğim!! Niye uluslar arası alanda benim ülkemi şamar oğlanına çevirmeye çalıştığınızı anlatın ve beni ikna edin, alın bu ülke sizin olsun!! Hiç kimse kendi tarihi ile yüzleşmezken niye benim yüzleşmem(?) öne çıkarılır bunu da bir anlatın hele. Her işi bitirdiniz de bu mu kaldı? Asgari ücreti yok ettiniz, dünyanın açlık sorununu çözdünüz, doğayı kurtardınız, Amerika işgal ettiği ülkelerden çekildi, artık dünyada her yedi saniyede bir kadının ırzına geçilmiyor, her üç saniyede bir kadın dövülmüyor, “son dört bin yılı tüm dünya barış içinde yaşadı” hiç savaş çıkmadı da sıra benim “tarihle yüzleşme” mi kaldı?

    Ağzınıza bir sakız vermişler ama ne çiğnediğinizin farkında değilsiniz!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  52. Ermeni katliami derken hep 1915 i esas aliyoruz. Halbuki 1895 yilinda Abdulhamit te planli bir katliam yaptirmisti. Abdulhamit, Ermenilerin milliyetci uyanisini onlemek, Ermeni davasini kokten halletmek istiyordu. Ermeni kiligina girmis ozel kuvvetler bazi Turk ve Musluman koylerinde katliamlar yaptilar. Ama bazi Kurt asiretleri disinda kimse Ermeni komsusunu katletmeye kalkmadi. Butun onlemlere karsin Ermeniler hala kendilerini savunabiliyorlardi. Is yine devlete kalmisti. Abdulhamit planini olgunlastirmis ve katliam takvimini soyle planlanmis:
    08 Ekim 1895 Trabzon
    12 Ekim 1895 Sivas
    13 Ekim 1895 Bayburt
    21 Ekim 1895 Erzincan
    23 Ekim 1895 Maras
    25 Ekim 1895 Bitlis
    27 Ekim 1895 Urfa
    30 Ekim 1895 Erzurum
    01 Kasim 1895 Arapkir ve Sebinkarahisar
    02 Kasim 1895 Diyarbakir
    04 Kasim 1895 Malatya
    10 Kasim 1895 Elazig ve Van
    11 Kasim 1895 Palu ve Iskenderun civari
    15 Kasim 1895 Merzifon ve Antep
    19 Kasim 1895 Siirt
    25 Kasim 1895 Amasya
    1895 yili sonlarinda, Abdulhamitin emriyle tum Ermenistanda katliamlar baslamis. Ilk katliam 8 Ekim 1895 de Trabzonda gerceklestirilmis. Bir gece once Ermenilerin evlerinin ve isyerlerinin kapilari kirmizi boya ile isaretlenmis. Ogle saatinde bir borazan sesi katliam isaretini vermis.
    Bunun uzerine silahli Hamidiye birlikleri, yerli halktan bazilarindan da takviye alarak, tipki 1979 da Marasta Turk vatandaslarinin evlerine saldirildigi gibi, Ermeni dukkanlarina ve evlerine saldirmislar. Rumlara ve oteki azinliklara dokunmamislar. Aksam borazan sesiyle katliam durmus.

    Abdulhamit bir yanlislik yapip ta 1896 Agustosunda Istanbul Ermenilerini de katlettirmeye kalkmasaydi, bundan kimsenin haberi olmayacakti. Ingilizler katliama yesil isik yakmisti, zira kafkaslarin Osmanli elinde olmasini, orada Hristiyan bir toplulugun hakimiyet kurmasini istemiyordu. Istanbuldaki katliamda Ermeniler Turk komsularina, imamlarin sayesinde camilere ve yabanci temsiliklere siginmis. , olay batida buyuk yanki yapmis. Bunun uzerine Abdulhamit geri adim atmis. 26 Agustosta baslayip uc gun suren katliami izleyen Cuma namazi sonrasi Ayasofya imami katliami cok sert bir dille kinamisti.

    1884 Osmanli vergi kayitlarina gore Dogu vilayetlerindeki Ermeni varligi uc milyon yuzbin, Kurt varligi ise uc milyon ikiyuzbin olarak kaydedilmis.
    Bu katliamda 200 bin olu sayilmis. Can guvenligini tehlikede bulan Ermenilerin bir kismi yurt disina kacmis. O zamanki Kurt Ermeni nufusu hemen hemen ayni iken, bugunku rakamlari izleyin ve neden diye sorun.

    Katliam filan yok… Ermenliler bir turizm sirketinin promosyon biletleriyle topyekun kacmasaladi pasa pasa yasayacaklardi 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  53. Aktaş, sen ki dava adamısın, aman ha polis teşkilatımızı yıpratmayalım aman ha adalet sistemine güveni sarsmayalım aman ha ordumuzu bilmem ne etmeyelim “hastalığına” yakalanmanın nasıl birşey olduğunu ve bunun nasıl tedavi edilmesi gerektiğini en iyi sen bilirsin.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  54. G Milat,

    Cumhuriyet öncesi ve cumhuriyet döneminde,

    Sayımlarda; asla ve asla Türk, Kürt, Çerkez, Laz, Ermeni, Rum, Yahudi diye bir istatiki bilgi verilmemiştir.

    Din hanesi : Hristiyan, Müslüman, Yahudi > sonra > gayri müslim / müslim

    Bu bilgi grubundan nasıl olup da ermenileri saymışlar merak konusu hele hele kürt nüfusu…

    Bir araştırmacı yukarıdaki sayım özelliklerinden dolayı kürt nüfusu araştırmada oldukça zorlanır, cumhuriyet dönemi sorusu olan : “Yabancı diliniz”e cevap veren gruplardan bir yaklaşım yapmaya çalışır.

    neyse .. ZIRVA…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  55. Yaziyi G. Milat’a yoneltmisiniz ama ben uzerime alindim.
    Sayimlar degil, vergi kayitlari. Herhalde gozunuzden kacti.
    Zirva filan degil, gercek, saklanan gercek
    Arastirmaci nereye basvuracagini bilse kolayca bulur ama becerememis. Belki de eski yazi bilmiyor, ne bileyim?

    200.000 olu, kaybolan kiz ve erkek cocuklari, kacanlar. Toplam Ermeni nufus uzerinde buyuk sayida azalmaya yol acmis. Sayiyi bilen yok, tahminler yarim ile bir milyon arasinda

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  56. “Sayimlar degil, vergi kayitlari. Herhalde gozunuzden kacti.”

    Kaçmadı!
    Kaçanlar var!
    Ama gözümüzden değil! Usumuzdan da değil!
    Bahsettiğin satır şu:

    “Ermeni Kilisesinin vergi kayıtlarına dayalı 1912-1913 istatistiğine göre bu sayı 1.914.000’dir.[78]”

    Yani birileri bir yerlerden bazı rakamlar veriyor. Buna karşılık “Ermeni Kilisesinin vergi kayıtlarına dayalı 1912-1913 istatistiğine göre bu sayı 1.914.000’dir.[78]” deniyor.

    Hangi Ermeni Kilisesi? İstanbul mu? Erivan mı? Van mı?
    Hangi topraklardaki kiliseye kayıtlı Ermeniler?
    Kilise neye göre vergi alıyor?
    Kayıtlarda hangi bilgiler var?
    Kimlerden, hangi yaştakilerden vergi alıyor Kilise?
    Çocuklardan da alıyor mu?
    Bunların yanıtı yok!
    Öyle ya, vergi mükellefi olan bir insanın en az kendisi kadar da çoru-çocuğu vardır. Bu sefer “1.914.000” rakamını 2 ile çarpmanız gerekir en azından, bu da 3.828.000 kişiye karşılık düşer. Her vergi mükellefine bir kadın ve bir çocuk eklerseniz (kadınların iş hayatında olmadığını varsayarak…) 3 ile çarpmanız gerekir. O zaman da nüfus 5.742. 000 rakamına ulaşır. Bu kez soralım; “Anadolu’da o tarihlerde bu kadar Ermeni var mıydı?”…

    Yani başka zaman nüfusa dahil edilen kadınlar ve çocuklar, “1.914.000” rakamına dahil midir değil midir? Dahilse Kilise çocuklardan ve kadınlardan da vergi mi alıyordu? Almıyorsa kadınlar ve çocuklar nerede? Ha şunu diyorsanız; “Vergi kayıtlarında mükellefin aile efradı da kayıtlıdır, asıl vergi mükellefi “1.914.000” rakamının 1/3’ü kadardır…” diyorsanız dikkate alalım bu sayıyı. Peki böyle bir bilginiz var mı?

    Agnostik “Zırva” demiş. Ekleyelim; “Curcuna”…
    Yaratılmak istenen de budur zaten! Yoksa Türkiye Ermenileri şunu söylüyor; “Diaspora dışarda yaşadığı için 1915’e takılı kaldı”…

    Sevgili gamaro,
    Kimin hasta kimin doktor olduğu belli değil. Ancak bahsettiğin hastalıkla muzdarip değilim. Bizim “diyalektik düşünme” dediğimiz, şimdilerde bunun yerini kısmen tutan “analitik düşünce” denilen kafa yapısından uzak bir kafa yapısı ile, büyük kentlerin ana arterlerindeki neon ışıklarına aldananların peşinden gitmek zorunda değilim!… Ben yaşamın ana arterler kadar kılcal damarlarında da yaşayan biriyim. Ermeni, Kürt ya da başka bir milliyetten gelen kardeşlerimin acısını biliyorum ve onlar kadar, Türklerin acılarına da değer veriyorum. Osmanlının politikaları bir tek azınlıklara mı zarar verdi? “Etrâk-i bî idrâk” (“İdraksiz Türkler”) diyerek Osmanlı Türkleri de aşağılamamış mı? Ancak bunlardan yola çıkarak şimdi Türkleri aşağılamaya çalışmanın kime hangi yararı var ya da bu yaraları kanatmanın amacı nedir? Bu konuda taraf olanların taraf olma nedenlerinin sosyalistlikle falan alakası yok. Ben aralarında yaşayan bir “dava adamı” olarak da bunlara tanık oldum! Gel gör ki bir sosyalist olarak şu an için benim de anlam veremediğim, çözüm üretemediğim, üretsem de bu çözümü hayata geçirebilecek güçte olmadığım durumlar var. Ben bunları “Sosyalizmin Sorunları” olarak adlandırıyorum. Bir ben değil, dünya sosyalistleri de bu konularda çözümsüz. Bir tek şeyi biliyorum; senin “etik” dediğin alandaki gelişmelerin yeterli “volan kayışlarını” oluşturması durumunda, insanların ortak bir perspektif kazanabileceğini umut ediyorum. Dünyayı saran mikro milliyetçi akımların bu isteklerle alakası yok bence. İkinci Dünya savaşına değin olan süreçte kendisine ulusal sınır çizememiş milli iradelerin bundan sonra bu şanslarının da kalmadığını düşünüyorum. Bu tür söylemlerin peşine düşenlerin ise sosyalizm ile alakası yok! Orta Doğu’nun devletsiz, ulusal sınırsız kalan ve en iri etnik yapı olan Kürtler içinde, yıllarını Kürt Ulusal Bağımsızlığına adayarak hapislerde yatıp çıkmış arkadaşlar bizzat şunu söylüyor; “Kürtler Ulus Devlet olma trenini kaçırdı, biz böyle bir şey istemiyoruz!”… Kürtlerin bunu söylediği yerde bu topraklarda Ermeni hakkı aramak ise hepten komik duruyor. Bu hesabı ayrıştırmanın olanağı yok! Ancak yeni bir hayatı birlikte kurabiliriz. Herkesin kendisini güvende duyumsayabileceği bir yaşamı üretebiliriz. Böyle bir yaşamın yolu ise ayrılıkçı politikalardan ziyade bir arada yaşamayı öne çıkaran politikalar olmak zorunda. Sorun dil mi? Konuş! Sorun kendine ait okul mu? Yap! Sorun kendine ait iş yeri mi? Kur! Sorun kendini geliştirmek mi? Herkese “fırsat eşitliği” buyur! Bunları başarmak çok da zor değil, “gölge etmesinler, başka ihsan istemez”!… Ancak gölge etmenin ötesinde orta çağdan daha hunharca bir vahşet ile halkların bilinci karartılıyor; eskiden boyalı basın ile göz boyuyorlardı; şimdi kan dökerek göz boyuyorlar! Gözlerimizi kan ile boyuyorlar! Bak ülkemde 36 sivil daha bombalarla yaşamını yitirdi, insanların bir süre daha uğraşacağı bir malzeme oluştu. Yok katliamdı, yok soykırımdı, yok hesap verin, yok bilmem ne, bu kan denizinin içinde asgari ücretlinin şunu sormaya zamanı kalmayacak; “Ben niye aggari ücretle yaşamaya mahkumum?” Hele ki şunu hiç soramayacak; “Ben bu asgari ücretle nasıl çocuk yetiştireyim?”… Hatta şunu hiç soramayacak; “Ben bu asgari ücretle sana nasıl ölecek asker yetiştireyim?!”…

    Peki bu tartıştığımız konunun ne farkı var gündemi işgal eden kan deryasından?

    Dünya halklarının hakkını aramak Amerikan burjuvazisine mi kaldı?
    Fransız burjuvazisine mi kaldı?
    Burjuvazinin serbest rekabetçi dönemdeki ilericiliği tekelci dönemde de mi sürüyor yoksa?
    Emperyalistlerin diktatörlere karşı mücadele ettiğine gerçekten inanıyor musunuz?
    Libyayı Libya halkı için mi vurdular? Suriye’yi Suriye halkı için mi vurmayı düşünüyorlar?
    Geç anam babam geç!

    Bunların tek bir ilacı var; Emeğin tek hakim olduğu bir hukuk ile sinir bozan sınırları insan hayatından defederek kardeşçe bir yaşamı yeryüzünde inşaa etmek!

    Bizler bu slogan ile yola çıktık! Ancak gördük ki bizlerin bu iyi niyetinden yararlanmak isteyenler var. Tekrar söylüyorum; Ben sınırları kaldıralım diyorum, diğeri hem de benim sözlerimi dayanak yaparak sınır çizelim diyor! İçinde yaşadığım çağda her türlü sınır talebini gerici bir talep olarak görüyorum. (Belki de ben dünyaya erken geldim?!…) Emperyalistlerin çizdiği sınırlar için halkımızın sözünü söyleyeceğim; “Bok ile yapılan, sidik ile yıkılır!”…

    İsyanların ve ihtilallerin bir tek haklı olduğu an vardır; Başardığın zaman! Ancak bu başarının da yalnızca ve yalnızca kendi dinamiklerine kendi öz gücüne dayanması gerekir. El atına binen tez iner/ Elin penisi ile gerdeğe giren kendi iktidarını kuramaz, bir başkasının oyuncağı olur!…
    Piyasada dolaşan bir çok söylem, çok iyi biliyorum ki emperyalist oyunların alt yapısını oluşturmaktan başka bir şey değil! 15 Yaşından beri siyasal yaşamın içindeyim, 36 yıl oldu, ömrümün 11 yılı mapusta geçti, 11 yılın 4 yılını tek başıma hücrede geçirdim, üç kez ölüme mahkum edildim, bu hayatın bana öğrettiği bir şey varsa, ben de böyle diyorum işte. Her şey iyi niyet ile başlar, ama iyi niyetle sürmez, bu yüzden “Cehenneme giden yollar, iyi niyet taşlarıyla döşelidir”…

    Ruhi SU’nun bir türküsü ile sonlayalım;

    Dinleyin arkadaşlar, bir ata sözümüz var
    Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar!

    Görmüşler ileriyi atalarımız demek
    Herkese yeter dünya, herkese yeter ekmek!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  57. Statik,
    Sanırım bir resim koydun ama ben onu şu an göremiyorum. Ama sözünden anladığım kadarı ile bir Arap atı resmi olmalı. Sen bana bir “Gabardin tayı getir” derim:))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  58. Efes Pilsen birgün Atina’ya gitmiş Panathinikos ile karşılaşmak için..

    E sonra?

    Sen dur daha sen dur, onlar da bize gelecekler ama.

    🙂

    Ah Aktaş ah, kim demiş hem orda hem burda dayak yemeyeceğimizi?

    (Ve aynı şey Yunanlı sosyalist* kardeşlerimiz için de geçerli elbet.)

    Bak işte bunu bilmek en büyük bahtiyarlık.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  59. “Bak ülkemde 36 sivil daha bombalarla yaşamını yitirdi, insanların bir süre daha uğraşacağı bir malzeme oluştu. Yok katliamdı, yok soykırımdı, yok hesap verin, yok bilmem ne, bu kan denizinin içinde asgari ücretlinin şunu sormaya zamanı kalmayacak; “Ben niye aggari ücretle yaşamaya mahkumum?” Hele ki şunu hiç soramayacak; “Ben bu asgari ücretle nasıl çocuk yetiştireyim?”… Hatta şunu hiç soramayacak; “Ben bu asgari ücretle sana nasıl ölecek asker yetiştireyim?!”…
    “

    Koyun can derdinde kasap et derdinde sözü heralde bu yorum için söylenmiş bir söz. Asgari ücret can’dan daha önemli değildir Hüseyin bey.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  60. Aynı adam,

    Teselya’da, Mora’da, Bulgaristan’da, Sırp topraklarında öldürülen (soykırıma uğrayan) TÜRKLERDEN bahsetse gam yemeyeceğim.

    Aynı adam,

    Osmanlı’nın alevilere yönelttiği acımasız kıyımlardan (Soykırım) bahsetse; diyeceğim ki bu adam HÜMANİST!

    (Sadece Selim I döneminde 1 milyondan fazla alevi göçe zorlanmış, bir o kadarı da yok edilmiştir. Anadolu şimdiki sünni nüfusunu bu delice soykırıma borçludur.)

    Aynı adam,

    Din bir soykırım aracıdır. DİN kendini başka topraklara taşırken gasp,tecavüz,kıyım ve ölüm getirmiştir dese ve haçlı, islam ayırt etmeden kendi iç dünyasında bu kınamaları yapsa hadi diyeceğim bu adam İNSAN…

    Bi hassiktirin yahu…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  61. Biz atlarımıza binelim Orta Asya’ya geri dönelim birader” demişsin.

    Ben hazırım..sadece veletten izin almam gerekiyor;)

    14 yaşına geldi ama;
    Arap olduğu için, herhalde Orta Asya’ya kadar gider;)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  62. “Asgari ücret can’dan daha önemli değildir Hüseyin bey.”
    Öyle mi demek istemişim acaba?
    Ayrıca daha mı önemsizdir asgari ücret candan?
    Sirkede kurt yaşar gibi yaşamak yaşamak mıdır?
    Orada ölen insanların işi, aşı düzgün olsaydı kaçakçılık yapar mıydı? Ne işi var 12yaşında çocuğun kaçakçılık yollarında? O da diğer yaşıtları gibi okulda satranç oynasa olmaz mıydı? Onları bu yaşama mahkum eden kim? Hangi sistem?

    “Asgari Ücret” sözünü oraya koymamdan ne anlıyorsun sen? Benim “kasaplık yaptığımı” mı çıkarıyorsun?
    Hayır, bozuk düzeni kastediyorum, gelirde, giderde, eğitimde, çalışmada, her alandaki adaletsizlikleri kastediyorum. Asıl sorunların kaynağının sisteme karşı savaşmamak olduğunu söylüyorum. Sisteme yönelmesi gereken tepkilerin gündelik olaylar içinde eritildiğini anlatmak istiyorum.

    İşte kan dökenlerin amacı senin dediğin zaten; “Ölümü gösterip, hastalığa razı etmek”!…
    Böylece senin gibi düşünmelerini sağlıyorlar insanların! Bunu eskiden “alavere dalavere” ile yaparlardı, basın yayın ile yetinirlerdi, şimdi kan dökerek yapıyorlar demek istiyorum. Anladınız mı?

    Reel yaşamı düzeltmek için kılımızı kıpırdatmadığımız sürece egemenler egemenliklerini sürdürüp gidecekler.
    Gündemi işgal eden bir yığın olay, insanların ölüm karşısında hastalığa razı olması için tezgahlanıyor! Bunu gördüğünüz zaman da öleceksiniz ama bu kez belki daha güzel bir dünya için öleceksiniz, koyun boğazlanır gibi ölmeyeceksiniz! Böylelikle belki bu kan deryasının sonuna varacağız ve kan dökenlere “Deniz Bitti!” diyebileceğiz!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  63. sevgili Aktaş’dan
    “15 Yaşından beri siyasal yaşamın içindeyim, 36 yıl oldu, ömrümün 11 yılı mapusta geçti, 11 yılın 4 yılını tek başıma hücrede geçirdim, üç kez ölüme mahkum edildim, bu hayatın bana öğrettiği bir şey varsa, ben de böyle diyorum işte. Her şey iyi niyet ile başlar, ama iyi niyetle sürmez, bu yüzden “Cehenneme giden yollar, iyi niyet taşlarıyla döşelidir”…
    Altını imzalarım…

    Bu yaşam tecrübelerinden sonra, damıtılmış bilgileri ve söylemleri;
    hiçbir filozofun, yazarın, çizerin, anlı şanlı felsefe yorumcularının laflarıyla mukayase bile etmem…

    Yaşanmışlıkların bıraktığı izler ve tortular, hayatın gerçek sahipleridir. Ve bu sahipler, artık sizi fazlaca yanıltmaz.

    İnsanı üzen;
    bu tortuların, yaşam felsefenize aksederken, başkaları tarafından eleştiri almasıdır…halbuki bunlar yaşanmıştır ve sizde izler bırakmıştır…
    yani diyorum ki; yaşanmış yahu! yaşamışız, görmüşüz, tecrübe etmişiz. deneme yanılma safhasını geçmişiz, ama doğru ama yanlış…

    3 -5 internet kitabı okuyarak, “ben ham idim oldum” edalarıyla gelip, senin yaşanmışlıklarına saygısızca, fütursuzca, ukalaca ve hatta zaman zaman terbiyesizce eleştiri getirmesi ve bunda da en ufak bir haklı yanı varsa bile bunu da yok etmesi…yoksa her türlü tartışmaya ve fikire açık olduğumuzu her seferinde belli ediyoruz…

    yazındaki asgari ücret için gelen eleştirinin, arka planını göremeyenlerin, Ermeni soykırımını nasıl gördüklerinin bir ispatı olmuş…
    Adamlar 3 kuruşluk ekmek parası için, kaçakcılığı niye yaparlar?? diye soracağına, kasap koyun hikayesine takılıyor…ne diyeyim.

    Sevgli oikos’un, tortuları ve sağduyusunun vermiş olduğu kendinden emin tavrına da aynen katılıyorum…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  64. Sizin yumuşak G vitamininiz fazla kaçmış sanırım.

    Bir önceki posttaki kaynakların hepsini okumuş olsaydınız , benim okumamış olduğumu düşünmezdiniz.Oradaki “Osmanlı 1914 Nüfus Sayımı İstatistikleri” yazan yeri tıklamış olsaydınız zaten haybeye onca yazıyı yazmazdınız ya neyse..

    Madem siz okumuyorsunuz ben size buraya koyayım resmi de bari buradan bakın. Sınırlar arasındaki farka gelince, şu anki TC sınırlarında olmayan toplam Ermeni sayısı ve şehirlerine bakalım: Kudus, Halep, Beyrut, Suriye, Zor. Yani toplam 105.337kişi.

    Madem işlem de yapamıyorsunuz, yapalım : ~1.234.671-105.337=1.129.334 kişi şimdiki TC sınırları içerisinde yaşıyormuş.. Sorumu tekrarlıyorum… “Bunca insan birden Mihraca çekilmediyse, ne oldu?” Benim sınırlarla ilgili bir problemim yok; fakat sizin sayılarla ve Ğ vitamini ile büyük sorunlarınız var 😀

    Tehcirin yapıldığı yıllarda Osmanlı Devleti’ndeki göç dalgalanmalarını gösteren bir haritadan bakalım 1915’te Osmanlı sınırı nerelerdeymiş..Ne yöne doğru tehcir yapılmış..Pardon pardon 😀 tehcir değil, gönül rızasıyla onların iyiliği(!) için “göç” ettirilmiş..

    Sosyalizmle çeşnilediğiniz yorum da akıllara ziyan cinsten 😀 Ne ilgisi var sosyalizmin?:)) TC veya Osmanlı yahut Ermeniler sosyalizm mi istemiş.. Bizim mi haberimiz yok durumdan…Buna Türkçe’de “kazı koz” mu dersiniz bilmem ama, sizin durum bahçelerde maydonoz, gel bize bazı bazı olmuş..

    Bana kalırsa, emin olmadığınız şeyleri bu denli kalıplaşıp savunmayın..Osmanlı’nın uluslararası hukuka tabi bir mahkeme tarafından soykırım yapıp yapmadığı onanmış değilken sizin “kesinlikle” yapmadı tavrınız tam bir ulusalcılık mantalitesinin beyinlerdeki ikranından kaçınıp onu tevil etmekten başka bir şey değil.. Çevir kazı yanmasın.. “Ulusalcı değiliz amma çok pis ayıp örteriz” hesabi bir tevil ki hiç sorma… Burada kesin yargılarda bulunmuyoruz. ”Genocide” kelimesinin uluslararası hukuk kapsamında TC’nin de üyesi olduğu BM tarafından kabul edilmiş tanımının kapsamı dahilinde 1915’te vuku bulan olayın ne olduğunu tartışıyoruz.

    Doğal seçilim fiyaskosu da ayrıca bir trajedi… Ne yani şimdi sizi birisi gelip evinizden yurdunuzdan taa Yemen’e sürse ve yollarda çoluk çocuk yakınlarınız ölse, siz doğal olarak seçilmiş kişi mi olacaksınız?

    Tam Nasrettin Hoca hikayesi 😀 Hoca’nın evine hırsız girmiş, yorganını çalmış.Konu komşu toplanmış, başlamışlar Hoca’yı suçlamaya.Yok efendim kapıları sağlam kilitlemedin, yok pencere açıktı şuydu buydu derken Hoca demiş: “ Yahu hırsızın hiç mi suçu yoktu” diye…

    Yahu bunca insan ölmüş, dönemin Pantürkizm akımıyla ayak direyen Osmanlı’nın hiç mi suçu yok??

    Bir de bu tip tartışmalarda karşılaştırma yoluna gidilmesi cidden çok bayatladı artık.. ABD, Almanya, Rusya vs gibi ülkeler de soykırım yapmış da bilmem nolmuş da… Eeee?? Onlar yapmış evet.. Kim inkar ediyor ki? Almanya çatır çatır ödedi tazminat, Stalin desen şimdi yüzüne tükermeyen yok, ABD desen hala Dünya’yı karıştırma peşinde vs vs vs.. Eeee yani?? Bunun Ermeni başlığında Osmanlı soykırımı veya katliamı ile ilgisi ne? Biz yaptık ama valla billa onlar da yaptı.. Önce onları cezalandırın mı denmek isteniyor? Nedir durum anlayamadım 😀

    Hukuk önünde cezaya gelince.. Uluslararası mahkemede TC soykırım iddialarını kabul etse bile, siz ceza olarka ne olacağını düşünüyorsunuz bilemiyorum; fakat kimse tüm ülkeyi kara tahtada tek ayak üzerinde bekletmeyecek yahu..

    Bakın Sevan Nişanyan ne güzel açıklamış:

    “SORU: Soykırım suçu 1948’de tanımlandı. Geriye işletilmesi hukuka aykırı değil mi?

    Suçun 1948’de hukuken tanımlanmış olması, daha önce bu suçun işlenmiş olamayacağını göstermez. Türk hukukunda da “suç işleme amaçlı örgüt kurma suçu” ilk kez 1991’de tanımlandı. Türkiye’de 1991’den önce çete ve mafya yok muydu diyeceğiz?

    1948’de müeyyideye bağlanan bir suçtan ötürü 1915’te suç işleyen kişiler cezalandırılamaz deniyorsa, bakın bu doğru olabilir. Ceza hukukunda geriye teşmil olmaz. 1915 faillerinden hayatta olanlar 1948’den sonra yargılansaydı muhtemelen hukuka aykırı olurdu. Ama bugün o kişilerden hayatta kalan kimse olmadığına göre konu kadüktür. Tartışacak bir mevzu yoktur.”

    Fakat suçun inkarı ve muhattap alınan kişiler saklandıkça yardım ve yataklık kapsamından ceza alınabilir.Onu da olası bir mahkemeden çıkan karardan görünür sanırım…

    Siz yumuşak G’lerinizi alın yine de, sonra da arka bahçenizde solculuk oynarsınız 😀

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  65. “Yaşanmışlıkların bıraktığı izler ve tortular, hayatın gerçek sahipleridir.”

    Sevgili statik, tarih’e bakışın olmazsa olmazını yazmışsın, aynen katılıyorum:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  66. sayın ermeni sözcüsü; G

    solculuk adına ülkeyi satışa çıkaran bir zihniyeti tanıyorum…hemde çok yakından…
    O şimdi İmralı da!!

    Ermeniler gibi, Bir sürü ayak oyunları yapacağına, adam gibi nereyi istediğinizi yaz!!
    belki daha dürüst bir iş yapmış olursun… söz kızmayacağım…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  67. Statik,

    Her tartışmada sıkışınca yafta yapıştırmaktan vaz geçmezsen, cidden seni “nefret suçu” başlığına konu olacak ilk üye olma nişaniyla şereflendireceğim 🙂

    ABD ajaniydım, şimdi de Ermeni sözcüsü demişsin hahaha 😀 Hadi bakalım.. Başka ne var eteğinde?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  68. Sevgili Oikos;

    Aleviler yemek yediklere kaba sıçmışlar, ve zırt pırt isyan etmişlerdir. Bu yüzden de götlerine kılıcı yemişler ve göt üstü oturmuşlardır. Şimdi alevilere katliam yapıldı demek, onlara kıyımlar yapıldı demek; kuyruk acısından başka bir şey değildir. Lütfen tarihi çarpıtmayalım onlar kıyım ve katliam değildi alevilerin isyanının bastırılmasıydı, savaştı o.

    xenix: Takiplerim: Bu zihniyetteki yorum +6 aldıysa ben de +5 e razıyım :))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  69. Statik sen çok yaşa :))

    Bak sen şimdi yine ajan, sözcü falan deyince bir yazı aklıma geldi.. Ne de olsa bu aralar MOSSAD, AB, ABD, İBDA-C, Soros, Hizbullah, Fethullah, NATO, İncirlik, ETA, IRA, El Kaide ve daha nice irticacı, işbirlikçi, faşit vs örgüt ve organizasyon varsa aram pek iyi.. İşler de tıkırında ilerliyor işte nossun… İç güveysinden hallice diyelim 😀

    Bu arada Hüseyin Bey de vakti zamanında sormuştu da araya laf karışmıştı cevap vermemiştim… Şimdi bir üyemiz daha sordu aynı soruyu özelden.Buradan yazayım da zırt pırt aynı soruyla gelmeyin:)

    SORU: G Milat sen ne demeye ABD’ye gittin de orada okuyorsun?
    CEVABIM:Efenim, ben lisede Yabancı Dil bölümü okudum.Ünverste sınavlarında bildiğiniz üzre yalnızca yabancı dillerden seçim yapabiliyorsunuz.Neyse ben Fransızca çok istiyordum ve ilk tercihime yerleştim.Uludağ Üni Fransızca Öğt. Sonrasında uluslararası ilişkiler okumak istedim fakat yabancı dillerden mezun olduğum için TR’de o bölümden tercih yapamazdım.Ben de tesadüfen gezi amaçlı geldiğim burada, okul okumaya karar verim.İlk başta Fransızca ve İngilizce dili ve fonetiği okudum, bıraktım.. Şimdi de Uluslararası İlişkiler ve Politika okuyorum.. Okul biter bitmez de yanınızdayım 🙂 Ajanlıktan fırsat bulabilirsem tabiiii 😀

    Neyse yazıya geleyim.. Aklıma getirdin, sen çokkk uzun yaşa:) Sağlıklı ömrün olsun fakat aşağıda kopyaladığım yazıyı da okumazsan valla hatrım kalır 😀 Yazıyı kopyalıyorum, çünkü link verince açıp okumayanlar olabiliyor 😀

    Buyursunlar, afiyet olsun 🙂


    Taraf’ın içyüzünü ifşa ediyorum!

    Ekim ayıydı. Alper Görmüş aradı. Kendisi, biliyorsunuz, bölücü, dinci, liberal, Marksist ve Fethullahçı’dır, ABD ve AB emperyalizmlerinin uzantısı Soros’un adamıdır. Nokta dergisini yönetirken fenalık olsun diye “Darbe Günlükleri”ni uydurmuştur.

    Yeri gelmişken, bakın sırf size söylüyorum: Nokta’nın basılması işini de Türkiye’nin imajını bozmak amacıyla ayarlamıştık. Yunan gizli servisi, AB, Hizbullah ve MOSSAD bize, “Para kolay, düşünmeyin,” demişlerdi.

    Neyse, Alper aradı, “Ahmet Altan ile Alev Er, Türkiye’yi bölmek, parçalamak, kalanına da Cumhuriyet yerine şeriat getirmek amacıyla ABD, AB, Soros, PKK, İBDA-C, El Kaide, Fethullah Gülen ve Kıbrıslı Rumlardan para alarak gazete çıkaracaklar, OYAK’ı da yabancılara satacaklar,” dedi. “Oh oh, çok memnun oldum,” dedim.

    Taraf’a gelip, İkinci Cumhuriyetçi, AB’ci, irticacı, hilafetçi bir kimse ile görüştüm. Sesinden çıkardım, Ahmet’miş; sarıkla tanıyamamıştım. “Niye beni seçtiniz, liberal, dinci, komünist, Sorosçu, sivil toplumcu ve AB ajanı olduğum için mi,” diye sordum. Şu cevabı verdi: “Sen zamanında Radikal’de yazarken, bir general ‘o gazetede dört vatan haini var’ deyip senin de adını saymış. General dediyse doğrudur, diye düşündük, aradık.”

    Referans sağlamdı.

    Görüşmede Alev Er de vardı. ABD, AB, Soros, AKP ve bazı başka emperyalist çevrelerden gözüm ısırıyordu. Ona, “Baştan söyleyeyim,” dedim, “ateistim ama misyoner faaliyeti yürütürüm ben şahsen!” Boğaz’a karşı viskisinden bir yudum aldı, “Biz de ateistiz ama şeriat istiyoruz, ne olmuş!” dedi. Bir de sanırım, yazardır, daha kolay etkilerim, diye, “Orhan’a da Nobel’i bizimkiler aldırdı,” diye ekledi; kolundaki AB dövmesini göstererek. “Sırf Türkiye’ye kötülük olsun diye.” Lafın tam burasında, “Ona göre haa!” deyip göz kırptı.

    Toplantıda bulunan Yasemin Çongar, Washington, CIA, MI6, NASA ve NATO tarafından İstanbul’a gönderilmişti. Fakat Ruslar’a da çalışıyordu. Chelsea rozeti takıyordu. Taraf’a geçtiğinden beri yırtmaçlı kara çarşaf giyiyordu. (Gazetedeki fotoğrafı perukludur.) Para işini onunla mı konuşsam diye düşündüm.

    Onlara dedim ki: “Vatanı bölmek, Cumhuriyet’i yıkmak falan mesele değil de, Fethullahçılıkta yokum.”

    “Boşver,” dediler. “Fethullah Hoca kazansa bir şey değişmeyecek ki. O zaten onlarlaydı, şimdi kötü kişi oldu.” Hep beraber Fethullah Hoca resminin karşısında şarap içip domuz eti yedik. Fethullah Gülen telefonla bağlanıp, “Afiyet olsun çocuklar. Para lazım mı?” derken ağlamaya başladı. “Görüyor musun, hoca ne kadar müsamahakâr,” diye izah ettiler.

    “Hükümetten eşe dosta ihale falan vermeyecekler mi,” diye sordum. Ahmet, “Aaa! O nasıl söz! Biz zaten AKP gazetesi olacağız!” diye çıkıştı. Dinci kesimin Ertuğrul Özkök’ü olmak dışında bir emeli bulunmadığını söyledi. Özel psikoloğu geldi, alıştırmalar yaptılar. Bence henüz hazır değildi. “Başbakan’la Cuma’ya gideceğim,” deyip çıktı.

    Gerçi patronlarının elektrik santralleri ve birkaç gazetesi, TV’si dahi olmayışına takıldım, ama cukka bunsuz da sağlam görünüyordu. Böylece Taraf’ta yazmaya başladım.

    Fakat para işi karmakarışıktı. NATO Yapı-Kredi’ye, ABD HSBC’ye yatırıyor, AB Akbank’a havale yolluyor… ABD niye HSBC’ye yatırıyor, hiç anlayamadım. İkisi de böyle birtakım büyük harflerden oluşuyor diye midir? Hele Soros! İllâ üzeri Türkiye haritalı baloncuklu zarfla yolluyorlar. Parayı almak için parçalıyorsun mecburen.

    Gelip dedim ki: “Başa çıkamıyorum. Tek merkezden yönlendirilelim.”

    “Zaten tek merkezden emir alıyoruz,” dediler. Mihrak birmiş. ABD, AB, irtica, Soros moros hepsi aynı emperyalizmin şeysiymiş. Sadece muhasebeler ayrıymış. “Sevr’i hortlatınca tek muhasebeye geçeceğiz,” dediler.

    “Vahdettin’i geri getirelim!” teklifini ortaya attım. Ayşe Hür’ü arayıp sordular. Sağ değilmiş. Cumhuriyet’in kazanımlarını sırayla yok etmek üzere listeler yapıp ‘kimin ilk üçünde neler var’ oynadık.

    Sonra hep beraber itiraf ettik. Biz aslında bu işi para için yapmıyoruz. Çağdaş uygarlıktan tiksiniyoruz, Ortaçağ karanlığı istiyoruz.

    Bir de meslekî kıskançlıktan yapıyoruz. Basınımızın değerli kalemleri XL ise biz S bile değiliz. Bir paşa bir şey diyecek olsa hangimizi arar? Yoksa aslında biz de asker doğmuştuk, ABD ve AB emperyalizmlerinin ve irticaın ağına sonradan düştük.

    Hayır, şimdi Doğan Grubu Taraf’a tazminat davası açmış, ucu bize de dokunmasın… Şunun şurasında 2,5 milyon Euro biriktirebildim. Evde.

    ÜMİT KIVANÇ / TARAF

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  70. Osmanlı 1914 Nüfus Sayımı İstatistikleri” yazan yeri tıklamış olsaydınız zaten haybeye onca yazıyı yazmazdınız ya neyse..

    Bak ben de buraya yazdım: (tıklamaya gerek yok) Çarp böl salla yaz…

    ——————– Müsülman – Ermeni

    Kılınçali köyü : ——-7 – 33
    Mermerli köyü : ——-16 – 13
    Bağdar köyü : ——-14 – 18
    Dibek köyü : ——-29 – 8
    Calıslar köyü : ——-1 – 34
    Atmartini köyü : ——-1915 – 26
    Sallabaş köyü :——- 22 – 11
    Zırtapoz köyü : ——-45 – 31

    Nasıl olmuş mu ? Acayip istatistik adamıyım bravo bana 🙂 Kendime 10 + veriyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  71. Ya sevgili G Milat, Gönderdiğin link o kadar ciddiyetsiz o kadar salakça yapılmış ki akıllara zarar.

    Bir de gerçekçi bir hava vermek için, müslüman nüfus verilmiş güya… (3 sayfalık metne 112 kaynakça göstermiş)hahaha 🙂

    Ne denmiş ?

    Sayımlarda “ırk” sorulmaz… Bitti…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  72. Akıllı deliye söyletirmiş sözünü
    Senin sözün söz değil
    Sözünde görünen öz de, öz değil
    Göz önündekini görür beyin onun arkasındakini
    Senin gördüğün göz de, göz değil!

    G Milat,
    Açtığın konulara bakınca senin “adam olacak çocuk cinsinden” olduğunu düşünmüştüm bir zamanlar. Ama bu kanımın yanlış olduğunu görüyorum. Sosyoloji bilimi okumadan olmuyor ama yalnızca okumakla da olmuyor. “Vikipedi” okumakla da olmuyor. “Viki” Havaice’de hızlı erişim demekmiş, hele ki tabakahanaye bok yetiştirir tarzda, laf yetiştirmeye çalışmakla hiç olmuyor!…

    Gençlik yıllarında biz de aynı yollardan geçtik. Kim kitabın orta yerinden alıntı getirirse tartışmayı kendisinin kazanacağını sanırdı. Biraz daha büyüyünce (beynini kastediyorum) dilerim kurtulursun bu zevahiri kurtarma hastalığından.

    Ben yaşayıp tanık olduklarımla ve beynimi kullanarak konuşuyorum, senin yazdıkların ise okul müsameresinde münazara yapan çocuklara benziyor. Bu gereksinimimi başka yerlerde de giderebilirsin.

    Din seçimi ile ilgili bir tanımın vardı; “Kültürel müslüman”… Kültürel müslümanlardan hiç farkın yok işte! Ezbercilik kötüdür. Ezber bozmak ise beyin ister ve mücadele gerektirir.

    Bizler arka bahçede solculuk oynamadık! Dişe diş meydanlarda, kan revan içinde dövüştük! “Gündüzlerinde hor görülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan bir dünya için” bedel ödedik. Senin gibi her tartışmada kakara kikiri yapan birinin beni anlamasını beklemiyorum.

    Bir kere de sulandırmadan ve kendi beyninle yazı yazsan diyorum, ne dersin?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  73. Sevgili Xenix,

    Ben o yazıyı kaçırmışım bi link rica edim:)

    Sevgili Statik ben de sana +1 verdim 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  74. Başbakan az önce :

    “Hiçbir devlet halkını kastı mahsusa ile bombalamaz” diyen Erdoğan “geçmişte bunlar yapılmış olsa bile kendi iktidarları döneminde böyle bir şeyin olmasının mümkün olmadığını” dile getirdi.

    Buyur burdan yak:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  75. Bir insan bilimsel düşünmeyince ve biraz da bilgisiz olunca wikipedia’yı hor görürmüş. Oysa internetteki en bilimsel ve doğru bilginin wikipediada olduğunu çocuklar bile biliyor artık. Kim bilir belki çocukları dinlemek gerekir arasıra yaşlı inatçılığını bırakıp.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  76. Olur.
    Bu kadar doğru bilgilere ulaşacak kaynaklara sahip olmuşken, ihtiyarın şu sorusuna da bir yanıt bulursunuz umarım:

    • Doğru nedir?

    Bir gün anlayacaksınız; tüm yazıları insanlar yazarmış!…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  77. Şimdi Hüseyin Aktaş, senin hangi yanlışından bahsetsem bilemedim doğrusu..

    Bir cümlende G Milat için demişsin ki; Ezbercilik kötüdür. Ezber bozmak ise beyin ister ve mücadele gerektirir.

    Bu cümleye kurarken oturup düşündün mü hiç? Gözüme cumhuriyet tarihinin ezberci bir ürünüymüşsün gibi geldin nedense. Hala ermeni soykırımını meşru göstermeye çalışıyorsunuz ve bu konu da o kadar çok acizleştiniz ki artık işi sayı boyutuna getirip, bakın işte soykırım olsaydı daha fazla insan ölürdü ermeni kalmazdı demeye getiriyorsunuz. Ve bu sizin zihniyetinizin ezberci olduğunun bir kanıtıdr. Soykırım meselesine gelirsek; Uluslararası camiada ki en büyük destekçiniz saydığınız (umarım sizin destekçiniz sözüme takılmazsınız, eğer öyle olursa hiç yazı yazmama bile gerek yok) R. J. Rummel, ermeni soykırım için Democide kelimesini kullanır. Bu kelime anlamı itibariyle soykırımı da kapsar. Yani neresinden tutarsanız tutun elinizde kalıyor.

    Şimdi biz yapmadık Osmanlı yaptı mevzusuna gelelim. Bu ülke büyük oranda soykırımda etkin rol oynayan İttihat ve Terakki Cemiyet’i üyelerince yönetildi. Buna da bir kılıf uyduracağızı biliyorum ama yazayım dedim yine de.

    Şu aşağıda ki yorumun tam bir felaket..

    Fransa’nın Cezayir’e yaptığı, bir başka ülkenin işlediği suç konusunda aklanma nedeni olamaz ama Fransa’nın ikiyüzlülüğünü ikiyüzbin kilometreden kabak gibi ortaya çıkarır.

    Türkiye’ye bu tür dayatmaları yapanlar neden kendi ülkelerinde, kendi tarihleriyle yüzleşmezler? Yani işin burası, oynanan oyunun “politik”(!) taraflarını göstermesi açısından tartışılır.

    Yeryüzüne baktığımızda, hangi kavmin tarihinde soykırım yoktur ki?

    ABD
    İspanya
    İngiltere
    Fransa
    Almanya
    Rusya…
    İlk usuma gelen bu ülkelerin tarihleri katliamlarla doludur. Ama niye bir kez olsun uluslararası camiada bunlar konuşulmaz da Türkiye gündeme sokulur?…

    Yukarıda ki yorumunda tek mantıklı cümle Fransa’nın iki yüzlü olduğu gerçeğidir ama TC kadar iki yüzlü olamaz. Fransa’da en azından cezayir soykırımı kelimesini kullanabiliyorsun. Peki ya Türkiye’de?

    “Yeryüzüne baktığımızda, hangi kavmin tarihinde soykırım yoktur ki?” Hırsızın en büyük şikayeti ne olurmuş biliyor musunuz? Ulan herkes çalıyor ben niye yakalanıyorum. Sizinki de bu hesap işte..

    Şimdi uluslararası camiada bunlar konuşuluyor mu konuşulmuyor mu ona bakalım.. Almanların yahudi soykırımı; onlarca filme konu olmuştur anlatmaya gerek yok. ABD’nin kızıldereli katliamı; ABD suçunu itiraf etmiştir ve hatta kızılderelilere toprakları geri verilmeye başlamıştır. Keza İspanyanın, İngilterenin, Fransanın yaptığı katliamları herkes konuşabiliyor. Neden bizim katliamlarımız konuşulunca bu kadar zorunuza gidiyor anlam vermek gerçekten güç..

    Aslında bir kez daha düşündüm de: “Yeryüzüne baktığımızda, hangi kavmin tarihinde soykırım yoktur ki?” yorumunu bütün devletler katildir şeklinde değiştirirsen daha tutarlı olmuş olursun, Çünke sen ve senin gibiler her fırsatta TCyi aklayıp, katliamlarını meşru göstermeye çalışıyorsunuz.

    G Milat, Saron, Xenix ve KaptanMosey +1:)

    NOT: Sayın G Milat, bir önceki tartışmada size karşı ön yargılı davrandığımı farkettim, affola:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  78. Fransanin yaptirim kararini desteklemiyorum. Ama buna bizim yanlis tutumumuz yol aciyor.

    Amerika’lilar milyonlarca Kizilderiliyi katledildi. Peki boyle bir soykirimin yapildigini dunya hangi kaynaklardan ogrendi? Asagidaki seceneklerden birini isaretliyelim:

    1. Cinli tarihci Chang Ching Chong
    2. Ingiliz humanisti Mery Very Happy
    3. Fransiz diplomati Mosyo Champignon
    4. Arap gezgini Abdusselam Aleykumselam
    5. Rus yazari Ivanof Yazarof
    6. Japon arastirmaci Liau Miau
    7. Portekizli denizci Vera Mera
    8. Turk milli ozani Tosun
    9. Amerika’lilarin kendileri

    Kizilderili soykiriminin yapildigini butun dunyaya bizzat Amerika’lilar acikladilar. Bu konuda romanlar yazdilar, siirler soylediler, resimler yaptilar, tiyatrolarda oynadilar, filimler cevirdiler, dernekler kurdular. “Sozde Kizilderili Soykirimi” diye bir tez uretmeyi akil edemediler. Ama hicbir donemde, hicbir yonetici de kalkip, bu sanatcilari ve humanistleri “Amerikaliligi Asagilamak” sucu ile mahkemeye vermedi.

    Amerika’nin Vietnam’da isledigi insanlik suclarini yine bizzat Amerika’li sanatcilar enine boyuna islediler. Vietnam savasi ile ilgili tum filimleri Amerika’lilar cevirdiler. Ama hicbir yapimci “sehitlerimizin kani mezarda sizliyor” diyerek onlara hakaret etmedi. Amerikan ordusunu elestiren, yaptiklari pislikleri isleyen filimler cevirdiler, ornegin “Buffalo Soldiers” ama hic kimse de kalkip “orduya hakaret ediyorsunuz” demedi.

    Irak’taki mucahitlere ve teroristlere yapilan iskenceleri de yine bizzat kendileri ortaya cikardilar. Bu konuda Fahrenhayt 9/11 diye bir film bile yaptilar. Ama hic kimse bu kisileri “Amerikali’ligi Asagilamak” sucu ile mahkemeye vermedi.

    Biz ise basiretsiz, haramzade, cek senet mafyacisi Ittihat ve Terakki Partisinin yanlis politikalarindan kaynaklanan, gecmiste kalmis kanli olaylari serinkanlilikla yargilayacagimiza, en olumsuz ve en yanlis savunmalara girip, kendimizi rezil ediyoruz. Fikir ve ifade ozgurlugunu ulusca icimize sindirmemiz gerek. Bu konuda bir hayli geri kaldik.

    Takkemizi onumuze koyup “yahu doksan yildir su sozde Ermeni soykirimi tezimiz ile bir Allahin kulunu bile ikna edemedik. Esnafimiz bile bu heriflere bes liralik mali on liraya kakalarken, biz neden beceremiyoruz. Acaba bir doksan yil daha anlatsak anlatabilir miyiz? Bir yerde bir hata yapiyoruz, ama nerede?”

    Diye dusunup, cozumu becerikli birilerine mi devredelim, yoksa kor kor, parmagim gozune yontemiyle, “bu tutarsiz, mantiksiz tezi kabul etmeyenler vatan haini kansiz inbelerdir” diyerek masturbasyona devam mi? Devam derseniz, buyrun yapin. Bir doksan sene daha bekleriz, nolucak, bakarsiniz bize de cikabilir.

    Yeryuzunde hic kimse enayi yerine konmaktan hoslanmaz. Siz hoslanir misiniz? Milliyetci ve Irkci Alpaslan Turkes bile anlamisti bu yontemin ne kadar gecersiz oldugunu. Bir ay daha yasasaydi Ermenı sorununu kokten cozmus olacakti.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  79. Hasan Sabbah,
    Sen benim hangi yanlışımı ortaya çıkardın şimdi?
    Güzel kuruntularınızı gerçeğin yerine koymayın emi!
    Bakın saron ne demiş: “Doğru değişkendir” demiş… Buradan başlayın dersinizi çalışmaya!…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  80. Hüseyin Bey,

    Hiç çekinmeden bel altı vurmalarınız ne size ne de yaşınıza yakışır.Yine ilgisiz bir yerden girip bahsi geçen konuyu sağa sola çekiştirmelerinizin ardı arkası kesilmiyor.Belleğinize yazdığınız kayaları yerinden oynatamayıp altında eziliveriyorsunuz.Umarım bu tekdüzecilikten kurtulursunuz.Zira sizinle özelden konuşmalarımızda benimle ilgili sunduğunuz fikirlere karşı çıkmayışım, size ve yaşınıza olan saygımdandı.Fakat her sabrın da sınırı vardır, hatırlatırım.Ciddiye alınacak şeyler yazarsanız, benden gayet ciddi ve tebarüze değer yorumlar alırsınız…!!

    Bu minvalden değerlendirmeye devam edersek; katliam, soykırım, iç-dış savaş gibi birden fazla milleti ve/veya devleti ilgilendiren konularda kişilerin ulusalcılığı bırakıp belgelere ve dönemin resmi yazışmalarına istinat etmeleri gerekmektedir. Madem uluslararası düzeyde konuyu irdeleyeceksiniz, elde olan resmi belgelere de mukavemet etmeniz son derece anlamsız.. Eğer kendi yağınızda kavrulup, kendi “doğru”larınızla yazmak isterseniz bana hiç ciddi olun veyahut hadi konuyu milletlerarası koşulllarda belgelerle inceleyelim demeyiniz… Kişisel eleştirileri ve analiz(!)lerinizden konu ile ilgili yazacak şey bulamamışsınız ki, teakup eden yorumlarınızda yalnızca geveleme tekniği ile ilerliyorsunuz… Herkesin eksik olduğu noktalar vardır.Kabulümdür, benim de var; tıpkı sizin de olduğu gibi.. Bunu kabullenmek erdemdir, başkalarına ne yapması gerektiğini söyleyip de kendisinin ne yaptığını bilmemek değil..


    Sevgili Oik0s 🙂

    Ben, wikipedia’yı değil oradaki kaynakları baz alırım.Ayrıca tek bir link wikipedia idi.Diğerlerine de bakmanızı öneririm. Wikipedia’daki “Osmalı Dönemindeki Nüfus” chartı ile dalga geçerken keşke kaynağına da baksaydın: TSK Genel Kurmay Başkanlığı.. Yukarıda verdiğim chartta ise, aralarında dönemin demograflarının da bulunduğu ve 1905’te başlayıp 1914’te biten resmi nufüs istatistiği idi.Bunların arasında Ermeni nüfusun tespitinde vergi kayıtlarından yararlanıldığını bildiğinizi umarım.Sonrasında ama “ırk” sormuyorlar demeyeceğinizi düşünüyorum.Ayrıca bu noktada bir şey belirteyim; “ırk” değil, millet sorulur.Ermenilik, Türklük, Fransızlık bir ırk mensupluğu değil, millet isimlerine dahilliktir.Bunu bildiğinizi biliyorum; fakat o anın laf sokma heyecanına kapılıp karıştırmış olduğunuzu tahmin ediyorum..


    Sayın Sabbah,

    Başka başlıklarda kuyruk acısı edinip, o nefreti her başlığa taşıyanlardan değilim… Burada karşı durumda olduğum kişiler ile başka başlıkta aynı fikirde olup aynı teadül düşünceyi savunabilirim..

    Benim için yazarların kimlikleri değil, ne yazdıkları mühimdir.. 🙂


    Konuya dönecek olursak, dönemin Dünya basınına yansıyan haberlerinin bulunduğu aşağıda verdiğim linki tıklayabilirsiniz.. Tamamen arşivdir ve okunması gerekir. Tarihi belge niteliği taşıyan bazı açıklamaların yayınlandığı resmi gazetelerden yararlanmak, bir nebze olsun konuyla ilgili tarafsız bilgi edinmemizi sağlar… 1915 olayları ile ilgili Dünya basınında yer alanları görmek için tıklayınız!

    Ayrıca Türk Tarih Kurumu’nun resmi sitesinde yayınlanan orijinal belgelerin kopyalarına da göz atabilirsiniz —> TTK belgeleri için tıklayınız

    Osmanlı Devleti’ndeki Ermeniler’in nüfus dağılımı ve yaşam şekillerini incelemek isteyen üşenmezse şuradaki linkteki PDF’i inceleyebilir.Pek uzun değil zaten 21 sayfa, hemencecik okunur… THE POPULATION OF
    THE OTTOMAN ARMENIANS
    —>

    Belge konusunda sıkıntı yok.. Ayrıca hatrı sayılır tarihçilerin kitap ve makalelerinden de yararlanılabilir.Yeter ki gönül istesin…

    Ayrıca kanınızı donduracak bir rapor var. K.Karabekir’in 3.Ordu Komutanlığına yazdığı ve TSK’nın resmi sitesinde yayınlanan 1915 raporu, beni son derece düşündüren resmi belgedir.. “K.Karabekir Paşanın Ermenilerin Yaptıkları Katliamı Bildiren Raporu” kısmını tıklayınız (Not: Konuyla ilgili diğer PDFleri ve sitede yer alan yazıları da okudum.Şimdi birisi yaa şurayı okumadın diye ahkam kesmesin!)

    “3’üncü Ordu Komutanlığına

    Ermeni çetelerinin Erzincan ve civarında yaptıkları mezalime ve 20’nci asrın “medenî”liği ile bağdaşmayan kan dökücülüklerine, Aşkale’den Erzurum’a kaçarken daha fecilerini ekleyerek, engizisyon mezâlimini bile aratmışlardır. Merdivenköy’de 45, Aşkale’de 17, Tilkitepesi’nin 2 km güneyinde, haritada ismi yazılı olmayan Cinis köyünde 600 küsûr nüfustan, 13’ü hariç olmak üzere, geri kalanının yakılmak, süngülenmek ve hamile kadınların karınları yarılarak çocukları kucaklarına verilmek suretiyle şehit edildiklerini arz ederim.
    2 Şubat 1918

    1’inci Kafkas Kolordusu Komutanı
    Albay
    Kâzım Karabekir”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  81. Sevgili Kardan Adam 🙂

    Eh artık sizi de sitemizde üye olarak görmek istiyoruz 🙂 Sürekli yazılarınızı yayımlıyoruz; fakat üyelik ayrı bir zevktir :)) Tabii yine de siz bilirsiniz..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  82. “3’üncü Ordu Komutanlığına

    Ermeni çetelerinin Erzincan ve civarında yaptıkları mezalime ve 20’nci asrın “medenî”liği ile bağdaşmayan kan dökücülüklerine, Aşkale’den Erzurum’a kaçarken daha fecilerini ekleyerek, engizisyon mezâlimini bile aratmışlardır. Merdivenköy’de 45, Aşkale’de 17, Tilkitepesi’nin 2 km güneyinde, haritada ismi yazılı olmayan Cinis köyünde 600 küsûr nüfustan, 13’ü hariç olmak üzere, geri kalanının yakılmak, süngülenmek ve hamile kadınların karınları yarılarak çocukları kucaklarına verilmek suretiyle şehit edildiklerini arz ederim.
    2 Şubat 1918

    1’inci Kafkas Kolordusu Komutanı
    Albay
    Kâzım Karabekir”

    eğer bu belgeyse, daha neyi konuşuyorsunuz? yapılanlar karşılıksız mı kalsaydı yani?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  83. Sevgili G. Milat

    Davetinize tesekkur ederim. Daha once iki siteye adeta zorla sokulmustum. Yemedigim hakaret kalmadi. Bu yuzden agzim yanik.

    70 yasindayim, uzak bir ulkede calisiyorum. Is bulabilirsem daha 5 yil calismak zorundayim. Bulundugum yerde (Sibirya) internet pek saglikli islemiyor.

    Sizce bir sakincasi yoksa boyle devam edelim

    Saygilar

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  84. Doğru değişkendir… Ee wikipediada değişkendir.

    Saron haklı wikipedia konusunda. Bence de internetteki en güvenilir kaynaklardan biridir. Dünya üzerindeki basılı kaynaklar dahil en gelişmiş ve tarafsız ansiklopedidir.

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  85. Wikipedia, ansiklopedik yabancı kaynağın tercümesi olduğunda güvenilirdir.
    Hepsi bu…

    Kimin tarafından edit edildiği bilinmeyen 3-5 satırın güvenilirliği peki ?

    G Milat’ın linki mesela; Başlık şöyle : “Ermeni Kırımı”

    İçinde “vakit gazetesinden” alıntı olan bi acayip çalışma…

    Güvenilirliği için biraz güleyim sigortası olsun:)

    Hala vergi kayıtları diyebiliyor. Külliyen yalanı bir gerçek gibi göstermeye çalışmanın olur olmaz bir yöntemi bu yaptığı… “Ben haklıyım” demek için mi ?
    Yine güleyim 🙂

    Bu çalışma yapılabilinir, bir üniversite bu işi (elbette ücreti karşılığı) üstlenir. Dökümanlar arşivlerden alınır. Yüzbinlerce sayfa bir kurul tarafından tek tek işlenir ve bir sonuç ortaya atılır.

    Bu sonuca nasıl ve ne şekilde ulaşıldığı ayrıntılarıyla bilimsel makale şeklinde sunulur.

    Boynumuz kıldan ince olur.

    (Dayım, osmanlı arşivlerinde üst dereceli bir memurdur. Ve bu ayrıntıları zaman zaman konuşuruz. Ne kadar zahmetli bir iş olacağı, belgelerin düzensizliği ve öncelikle arşiv içinde hummalı bir çalışma gerektirdiği defalarca teyit edilmiştir.)

    Şimdi, KİM NASIL O İSTATİSTİKLERE! ULAŞMIŞ DA bu işi sonuçlandırmış.

    Bu konudaki bugüne kadar yapılmış söylenmiş her çalışmanın İZAFİ değerlerle yapıldığını ve asla gerçeği yansıtmadığını kaç kere söylemeliyim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  86. İzafi değerlerle yapılması gerekir zaten. Yoksa her zaman haklıyızdır. Girip değiştirebilirsin Oikos. Sadece sen değil dayın da değiştirebilir. Doğruyu biliyorsa.

    Benim bir başka sorum var.

    Hadi geçmişte yaşanmış etmiş. O olmuş bu olmuş. Bizim sınır kapılarımız Ermenistan’a neden kapalı? Yani yeni doğmuş bir ermeni çocuğuna neden kapalı? Van’ı görmek istiyor misal… Bu kapalı sınırın mantıklı izahı nedir?

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  87. Bilmediğimiz doğruyu nasıl değiştireceğiz ? Yalan yeni bir Yalanla mı yer değiştirsin diyorsun ?

    Sınır kapıları sorununu biraz da Ermenilere sormak gerek.

    Büyükelçi tanıdığın var mıydı (cinayete(intikama) kurban giden)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  88. Bu safça el uzatışı ben anlamıyorum.

    Karşında bir diaspora var. İntikam için çalışan ve bitmek bilmeyen bir nefret aşılayan…Fransa’nın daha yeni çıkardığı kanun işte bu nefretin ürünüdür.

    Geçen NEFRET SUÇLARI yazmıştın.

    Dedim ya onlara sor.

    Savaşta kurşun yerine çiçek at… Ne bilim ? Yap bişi 🙂

    Not : Bir de ermenistanın işgal ettiği KARABAĞ sorunu var.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  89. sarkozy (deli) kuyuya bi tas atti forumun kemalist,ateist/ulusalcilari (kirk akilli) cikaramiyor:)

    bence,
    T.C. fransa yasasina karsi bir anti yasa cikarmali..ermeni tehcirine “soykirim diyen” cezalandirilsin gibi..yanlis anlasilmasin,tencere dibin kara,bla bla gerekcesiyle degil elbette..sadece, “düsünce özgür”lügünü bu derece ayaga düsürdükleri icin..

    bu arada,
    T.C. kendi halkini “ic düsman”ilan edip onlarca devlet terörü uyguladigi/manipüle ettigi,konusulmasini yasaklayip cezalandirdigini da unutmayin..

    daha özgür bir türkiye dilegiyle yeni yiliniz kutlu olsun..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  90. Tam bir el kitap ehli yorumu olmuş sevgili bekir. Yani diyorsun ki.

    “Bizden olmayanın katli vaciptir. Böyle düşünmek de düşünce özgürlüğüdür.”

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  91. Benim daha da güldüğüm Fransanın bu yasasının kabulünden sonra verilen tepkilerin içinde Fransız Mallarını boykot etme eğilimleri oluyor.

    Hem deniyor ki bunlar devletlerin, üç beş politikacının yaptığı şeylerdir, halklar bu işten sorumlu değildir ama tepkiyi halka, işini iyi yapan şirketlere göstermeye yönelik davetler, çağrılar -daha doğrusu- çığırtkanlıklar.

    Hem ayrıca, soykırımı kabul edip böyle bir yasa çıkarmamak asıl abes olanı. Yani sizin anlayacağınız at ve atı alan üsküdarı çoktan geçti.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  92. Af Örgütü’nden Fransa’ya tepki

    “Merkezi Londra’da bulunan örgütten yapılan açıklamada, Fransa Senatosunda kabul edilen yasa tasarısının ifade özgürlüğünü ihlal edeceği belirtilerek, “2001 yılında Fransa’nın 1915 yılında Ermenilerin zorla yerlerinden edilmelerini ve topluca ölümlerini soykırım olarak tanıdığı” hatırlatıldı.”

    Bu başlıkta Fransa’nın yaptırımlarının savunulduğu şeklinde düşünenler var.Fransa’nın kişisel hak ve özgürlükler kapsamına giren ifade hürriyetini kısıtlayıcı bir yasa yapması, tabii ki de savunulacak bir şey değil. Kimse bunun aksini iddia etmiyor. Fakat bütün bunların yanında, soykırım tanımı kapsamına giren durumların gözlemlendiği 1915 olaylarını göz ardı da etmiyoruz.

    Fransa’ya karşı olacağım diye doğruları inkar etmek anlamsız…

    Ne Fransa’nın bu yasayı çıkarma amacı samimi ne de Türkiye’nin -sanki kendisinde yüksek seviye özgürlük varmış gibi- İfade Özgürlüğü nağraları…

    Aşağıda Reporters Without Borders(Reporters sans frontières )’ın Dünya Basın Özgürlüğü araştırmasının sonuçlarını gösteren bir chart koydum.

    Buna göre, Fransa basın ve ifade özgürlüğünde (179 ülke arasında) 38. sırada iken, Türkiye 148. sırada… Dinime söven müslüman olsa hesabı..

    İlk beş: Finlandiya, Norveç, Estonya ve Hollanda

    Tıklayınız: Dünya Basın ve İfade Özgürlüğü Sıralaması

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  93. 77 Kişinin imzası üzerine yasanın iptali üzerine anayasa mahkemesine gidiyor Fransa. Anlaşılan gerginlik süreceğe benziyor bir müddet daha.

    Diğer başlıkta bir arkadaş Malazgirt savaşı da soykırım mı diye sormuş? Eğer suçu olmayan çocuk, kadın, bebek ve siviller ölüyorsa evet bu bir katliamdır. Bu katliamlar düzenli bir şekilde devam ediyorsa soykırımdır.

    1071 den 1915 e kadar ermeniler aynı topraklarda yaşamışsa bu bir soykırım değildir elbette. Ama 1915 e kadar yaşayan ermeniler 1918 de orada yoklarsa artık ne olduğunu siz düşünün artık. Bunlar çoluk çocuk, kadın, ihtiyar falan hepsi cephelerde savaştıysa elbette soykırım denilemez.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  94. Sayın Saron, 1915’e kadar yaşayan Ermenilerin 1918’de orada olmadığını farketmişsiniz ama, 1915’e kadar orada yaşayan ve Ermeni çeteleri tarafından katledildikleri için 1918 yılında orda olmayan köylülerimizi ve yine Ermeni Çeteleri tarafından arkadan vurulan askerlerimizi farketmemişsiniz.

    Merak ettim, “bir arkadaş” o soruyu diğer başlıkta sormuşsa, cevabını neden orada değil de burada veriyorsunuz? Bu bana biraz arkasından konuşmak gibi geldi de.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  95. Ermenilere yapılan zülüm bitmedi ki. Hala ermeni soykırımı yok diyenlere imreniyrum. Valla öz güvenin ve görmezden gelmenin bu kadarı..

    Malatya’daki Ermeni mezarlığındaki son dua yeri ve gasilhane inşaatının ‘Kilise yapıyorlar’ tepkileri üzerine yıkıldığı iddia edildi. Belediye Başkanı ise olayın ardından ‘yıkım ekipleri talimatı yanlış anlamış’ açıklaması yaparak kendilerini savundu.

    link to radikal.com.tr

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  96. Anonymous’tan ‘Ermeni soykırımı’ operasyonu
    Siber aktivist grup Anonymous, Ermeni soykırımını tanıyana kadar Türkiye’nin resmi sitelerine saldırı düzenleyeceğini açıkladı. Hacker grubu ABD’ye de iddiaları tanıması için bir yıl süre verdi

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  97. Sayın Tuzla, ermeni çeteleri, 1071 Malazgirt savaşı vs. gibi bahaneler konunun etrafında dönüp konuyu konuşmaya cesareti olmamak gibi görünüyor bana.

    1071 Malazgirt meydan muharabesi SOYKIRIM DEĞİLDİR.

    Eğer ermeni çeteleri bir şey yapmışsa ERMENİ ÇETELERİ cezalandırılmalıdır, tüm ERMENİ HALKI değil.

    Eğer siz bu iki cümleye katılmıyorsanız neden katılmadığını sebepleri ile birlikte yazınız. Eğer katılıyorsanız neye itiraz ettiğinizi anlamak mümkün değil biraz cesur olabilirsiniz. Burası Türkiye, Fransa değil korkmayın.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  98. Hiç bir şey göründüğü gibi değildir Saron!
    Cesaret mi?
    Tüm dünyaya kafa tutacak kadar var merak etmeyin! Yanıtınızı orada alacaksınız! Diken battığı yerden çıkar çünkü!
    Ayrıca fetih amaçlı tüm girişim ve savaşlar, 1071 de dahil olmak üzere, meydanda da olsa, ormanda da olsa, sokak arasında da olsa, soykırımın daniskasıdır!…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  99. İyi sallamışsın hüseyin bey?! Neyse sen kendi kendine tanım üretip kendi kafanı soktuğun kumda dünyaya bedel olduğunu hissetmeye devam et.

    Bizim burada futbol maçlarında bazen bir meydan savaşından daha fazla insan ölüp yaralanıyor. Kesin onlar da soykırımdır?!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  100. tebrik ediyorum Sayın Saron,

    beyin bedava olunca sallamaktan başka çare de kalmamış hüseyin bey için. Ermeni soykırımı başlığında Malazgirt savaşı ne gezmiş bilmiyorum ama siz zaten Malazgirt soykırımdır deseydiniz hüseyin bey değildir derdi.(Bu başlıktaki yazılarından öyle görünüyor)

    Bir tür üste çıkma, haklı çıkma hevesi de olabilir.Buralar eskiden tarlaydı, dedem de ağaydı mantığı da olabilir…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  101. Neyi sallamışım Saron efendi?
    Sorun zaten sizin “kendi kendinize” bir düşünce üretme yeteneğinizin olmayışıdır! O sorunun sorulma nedeni de kimin ne kadar kendi beynini kullanıp kullanmadığını göstermek içindir. Kusura bakma ama kafası kumda olan ben değilim.

    Sözlerimi de çarpıtma! Ben “dünyaya bedelim” demedim!
    Sen “cesaret” sordun, “tüm dünyaya kafa tutacak kadar var” dedim. Bu “dünyaya bedelim” demek mi? Algınız bu kadarsa karşıma çıkmayın zaten bir daha!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  102. :)) sevgili Hüseyin Bey

    o “beyin bedava” kısmı bir espriydi.Anlamamışsınız.Siteye gelir gelmez bana çemkirmenizden çok az şeyi çok az derecede anladığınız sonucunu mu çıkarsam acaba 🙂 yenilgiye gelemiyorsunuz anlaşılan..

    herşey bir tarafa.. sizi bu Ermeni soykırımı neden bu kadar üzüyor?

    Neden kabul etmek istemiyorsunuz?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  103. Birde Saron Hanım/Bey’i inceden inceye tehdit etmişsiniz karşıma çıkmayın diyerekten 🙂

    bu sitenin külhan beyi belli oldu…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  104. “Siteye gelir gelmez” sizin davranışınız pek yerinde de, benimki değil, öyle mi?
    Bir de şu “anlamamışsınız” yok mu, ömürsünüz mübarek…

    He, bu sitenin dayısı benim, ama bazı makamları henüz boş, bir bak istersen!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  105. Not:
    Sayın Guguk Kuşu,

    Sizin yorumunuzu okuduğumda usuma ilk gelen Orhan Veli Kanık’tır.
    Sizin dayandığınız espriri Orhan Veli, ama göstermeye çalıştığınız Hüseyin’in ucuz bir beyine sahip olduğudur.
    Sizin yaptığınız; benim göreceğim, başkasının göremeyeceği bir biçimde beni küçültmektir.
    Yanlış mı anlamışım?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  106. Sevgili Hüseyin,

    Ne’den bahsettiğini anlamaları için öncelikle “tarih” bilmeleri gerekiyor. Google kahramanlığı ve oportünist yaklaşımlarla bir yere varacaklarını zannediyorlar; ” Bak ben bildim”, “Ben insanım sen değilsin”, “Sen faşistsin”, Hatta ve hatta beyin özürlüsün.

    Boşverelim, tarih konuşsun…

    Osmanlı çoklu cephede savaş verirken, ezeli düşmanı RUSYA ve Hegomanyacı avrupa devletleri ülkedeki tüm etnik grupları ayaklandırır; Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Kırım, Makedonya, Arnavutluk, Bosna, Ermeniler, Kürtler, Araplar, Sırplar.., Velhasıl Türkler dışında tüm osmanlı halkları kendi topraklarındaki osmanlı egemenliğine son vermek üzere yola çıkar.

    Bu etnik grupların direnişleri tamamen ve tamamen Türk kökenli SİVİL HALKA yöneliktir. Bu gruplar ingilizler, fransızlar, ruslar tarafından silahlandırılmış hatta başlarına birer subay bile gönderilmiştir. Sıradan halktırlar, yanında oturan komşundur veya onların oğulları babalarıdır. Askeri bir yapılanmaları yoktur. Kim oldukları belli değildir. Ansızın köyden kentten çıkıp katliamları yapıp evlerine dönen sıradan osmanlı vatandaşlarıdır!. Bir iz bile yoktur, zira tüm bir türk köyünü çoluk çocuk toptan yoketmişlerdir. Kaçan ve kurtulan genelde yoktur. Sadece iyi silahlanmış köylere, bölgede bir osmanlı silahlı gücü olan mevkilere saldıramamışlardır. Buralardaki insanlar ise daha sonra mukabele edilmişlerdir. (göçe zorlama) Birilerinin dediği gibi zengin falan da değillerdir. Osmanlı kuvvetleri bölgeyi terkedince, bölgedeki egemen güçler ellerinde ne var ne yok almışlardır. Don gömlek geldiklerini söyleyebiliriz.

    Organize bir katliamdan ve vahşetten sözediyoruz.

    Ermeniler
    Sırplar
    Bulgarlar
    Yunanlılar
    Arnavutlar
    Kürtler
    Araplar (geniş bir coğrafyada)

    Tüm bunlar olurken ne avrupa ne amerika gıkını bile çıkarmamıştır. Ne de olsa paylaşacak çok şeyleri vardır. (Sevr ile ispat etmişlerdir.)

    Yüzyılların intikamıdır bu… Onlar için vahşet değildir. Direniştir. (Burası önemli)

    Tam o tarihte bir osmanlı subayı olduğunuzu düşünmenizi istiyorum: Ailesi katledilmiş veya sürülmüş… Veya anlatılarla büyümüş, tarihi ve vahşeti görgü tanıklarından dinlemiş biri… Osmanlının reaya sisteminde yönettiğini ve o bu diye ayırmadığını bilen biri… Ve en önemlisi tüm bu direnişler sonucu kaybedilen topraklar…

    Aynı şekilde örgütlenen ermeniler doğuyu kana bularlar. Hergün komşu köylere baskın yaparak rum kardeşlerinin yöntemleriyle kendilerine yeni bir ülke yaratmak sevdasına düşerler. Destekleri de vardır. Rum çeteciler pontus(Samsun-Rize havzası) bölgesinde dehşet yaratmaya devam etmektedir.* Maksatları oldukça art niyetliydi ve batıdan ve rusyadan tam destek alıyorlardı. Hedefleri bölgeyi TÜRKLERDEN temizleyerek bir yurt yaratmaktı. (Kürtlere nasip oldu) Bir önlem alınmak zorundaydı fakat çeteciler bulunamıyor bu nedenle birilerini cezalandırmak mümkün olmuyordu.

    Doğu kaybediliyordu… Zayıf Osmanlı’nın aklına gelen çözümü biliyorsunuz.

    Ve gelelim savaşa… Aynı ekip Osmanlı’yı 1.Dünya savaşına sokarak kaç kişiyi öldürtmüştür ? Kaç kişi ölmüştür “fetih” sevdasına, kaç kişi gasptan tecavüzden nasibini almıştır. Kocaman tabelalar : “Fetih koleji”, “Fatih üni”
    Ya Napoleon’un fetih sevdası, avrupada yakıp yıkmadığı kent kalmamıştır. Tarihçi “Bir felaket” olarak anımsar.

    Çok daha sonra;
    Türk köyleri de silahlandırılır. İngiliz bu işe çok ama çok kızar!, padişah kanalıyla Mustafa Kemal’e tam yetkiyle görev verir. Görevi; Türk çetecilerin ellerindeki silahları toplaması ve bölgede güvenliği sağlamasıdır. (Samsun’a çıkış) Mustafa Kemal Samsun’a yola çıktığı gün Yunan İzmir’e çıkar. Samsun’a vardığında sadaret makamına telgraf çeker, “Yunan’ı durdurun”.

    İngiliz neden kızdı ? Bu soruyu kendinize sormanızı rica edeceğim.

    Velhasıl onlar için yarım kalmış bir ülküdür tüm bu olanlar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  107. Bu ne şanlı anlatım böyle? Gözlerim dolu dolu oldu. Yalnız şu cümle değiştirilebilir.

    “Doğu kaybediliyordu… Zayıf Osmanlı’nın aklına gelen çözümü biliyorsunuz.”

    Burada az da olsa bir ima var. Bence bu cümle yerine,

    “Ermeniler yaptıklarına çok pişman oldular ve mallarını mülklerini Türklere devrederek kendi gönül rızaları ile oradan uzaklaştılar. Bunu bir özür olarak yaptılar.”

    Hani Osmanlı’nın fethettiği her yerde hep güllerle karşılanırmış ya. O hesap.

    Bu zihniyetle PKK yı sebep gösterip bütün Kürtleri Irak, Suriye ve İran’a sürmek gerekir.

    Bak yemin ediyorum İngilizler köpürür böyle yaparsak…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  108. İma sana ait bana değil. “Anlı şanlı ABD ve yaşasın kapitalizm” demeyi unutmuşsun.

    Etki tepki ve güç… Maraz ve marazı doğuran sebepler… Kapital ve kapital için herşeyini satmaya hazır olanlar…

    Savaş ve ölüm…

    İstanbul fethedilmişti. İçi rum doluydu. Beşyüzbin kadar falan … Neredeler bi sorsana ? Büyük ihtimalle en fazla 100-200 kişi alan gemilerle kaçmışlardır. Kaç gemi lazım ? hıh… Savaş soykırım değil dimi, bunu söyleyen ise beyinsiz…

    Başbakanın öğrenciler için hazırladığı projenin adı : FATİH projesi…

    Böylesi lazım evet… Devam durmak yok…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  109. Teşekkür ederim Agnostik.
    Anlatacağız bıkmadan… Biz hiç bir hesabı yerde bırakmadık. Bu halkın sabrı kadar ağır olan sillesinden, ihtiyacı olan herkes, bir gün mutlaka payını alacaktır!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  110. Orhan Veli üstadı, böyle bir espriye karıştırmam. Neyse anlamayışınızla kalınız.

    Şöyle bir kaç yorumunuza bakınca sizinle aynı görüşten olmayanları nasılda küçümsediğinizi gördüm. belliki tavrınız böyle. dediğim gibi her yerin bir “ağaƧı” vardır. tanışmış olduk…

    Sorularıma cevap veremeyişiniz de “ağaƧı” olduğunuz için mi? Hani istediğimi görürüm, istediğimiz görmem ağaya beleş nasıl olsa.. gibi… mi?

    sizi bu Ermeni soykırımı neden bu kadar üzüyor?

    Neden kabul etmek istemiyorsunuz?

    Kabul edince Türkiye’nin geleceği konumdan mı korkuyorsunuz?

    Agnostik;

    kahramanca ülke savunmuşsunuz da kuyruğunuz nereye sıkışmış göremedik. İnanın bu hızla dünyayı kurtaran adamın oğlu bile olursunuz… Anladığım kadarıyla Saron veya diğer yazanlar AKPli değil. Hani şu başlıktaki yorumlarını 8 yaşındaki çocuk okusa anlar AKPli olmadıklarını da siz neden anlayamadınız?

    Bence her sizin gbi düşünmeyeni AKPli sanıyorsunuz. Ya bizden ya kafir misali…

    Kahramanlık bunu mu gerektiriyor? Yalan dolanla kıvır, kıvıramazsan AKPli dersin ki millet hücüm etsin…

    Ya da “vurun Abalı’ya”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  111. Avrupa ve Amerika emperyalistlerinin dünkü tarihleri bir yana, buğün Irak’ta Libya’da Afganistanda sömürgeci emperyalistler haksız bir savaşla milyonları katlettiğinde; ülkemizde neden etnikçiler ve yönetimde eğemen olan ‘islamcılar bir gün bile protesto etmediler?

    çünkü; Irak’ın daha dün emperyal güçlerce işgal ve yağma edilmesinde işbirlikçiliği,Türkiye’de AKP iktidarı ve onu destekleyen etnik ve mezhep köken farkı olmaksızın yerli sermaye, Irak’ta Barzani ve Talabani Kürt’leri peşmerge taburlarıydı, işbirlikçileriydi.

    Peki Büyük Ortadoğu Projesi nedir,Ortadoğuda ve Kuzey Afrikada 22 ulus devletin etnik ve hezhep temelli parçalara ayrılması bölge petrollerinin ve enerji kaynaklarının milli olmaktan çıkarılıp uluslararası tekellerin yağmasına açılması,Çin ve Rus’yanın kontrol edilmesidir.BOP haritasına baktığımızda;Kurtuluş Savaşıyla ve onun sonucunda Lozan’da uluslararası anlaşmayla sınırları çizilen Türkiye’nin, Ermenistan ve Kürdistan diye dilimlere ayrıldığını emperyalistlerin hedefininde bu olduğunu,neden liberal medya’nın CIA hesabına çalışan Taraf’ın ve dincilerin kendilerine ”sol,sosyalist,devrimci”adını veren kimi grup ve kişilerin Mustafa Kemal Atatürk ve Kurtuluş Savaşını neden etkisizleştirmeye, çarpıtmaya çalıştıklarını çok daha iyi anlıyoruz.

    Yeni kurulan devrimci cumhuriyete karşı silahlı ayaklanma yapan İngiliz Fransız emperyalistlerinin desteklediği kimi karşı- devrimci isyanların liderlerini sırf etnik ve mezhep kökeninden dolayı baştacı ederken, kimi ”devrimci’grup ve kişilerin Mustafa Kemal’e faşist demeleri marksist bir tahlilden değil demekki kuyruk acılarından geliyor.

    M.Kemal İşgal’e uğramış bir ülkeye dayatılan SEVR haritalarına karşı çıkmasa,Ulusal Kurtuluş Savaşı vermese demek baştacı yaparmışlar.
    26 Şubat 1990 tarihli Cumh.Gaz.de; ”CIA Ajanı G.Fuller o yıllarda medyaya sık demeçler verdi; ”Kemalizm öldü.Kemalizmin sonuna gelmesinin iyi olduğunu düşünüyorum. Halkın büyük bir parçası,islam için daha hürmet görmet görmeyi,osmanlı tarihiyle kucaklaşmayı istiyor” derken bu günlere geliyor, bu emperyal projeye karşı duran TSK’ni CIA-AKP-FETULLAH tertipleriyle yüzlercesini tutukluyorduki SURİYE’ye İRAN’a taşeron olarak kullansın, zayıflayan özelleştirilen TSK’i tamamen yok olurken Türkiye’yi Ortadoğu’yu kendi emperyal amaçları için dizayn edebilsinler.İşte ”Açılım” politikalarınında temelinde ABD’nin hedeflediği planların olmasını görmezden gelmek ne yurtseverliğe nede devrimciliğe nede marksist’im diyenlere yakışır,görmemek anlamamak aymazlığı bir kenara koy resmen işbirlikçiliktir.

    Asıl amaçları,Kurtuluş Savaşımızın önderi M.Kemal’i ”soykırımcı”,Kurtuluş Savaşı’nıda soykırım savaşı’ydıya bağlayıp,devrimci tarihimizi çarpıtmak tüm halkımızın gönüllerindeki sevgisini ve emperyalizme karşı devrimci mücadelesini suçlu ilan etmektir.

    **
    Mahir ÇAYAN’ın Kemalizm Değerlendirilmesi

    Kemalizm, emperyalizmin işgali altındaki bir ülkenin devrimci-milliyetçilerinin bir milli kurtuluş bayrağıdır. Kemalizmin özü, emperyalizme karşı tavır alıştır. Kemalizmi bir burjuva ideolojisi, veya bütün küçük-burjuvazinin veyahut asker-sivil bütün aydın zümrenin ideolojisi saymak kesin olarak yanlıştır.
    Kemalizm, küçük-burjuvazinin en sol, en radikal kesiminin milliyetçilik tabanında anti-emperyalist bir tavır alışıdır. Bu yüzden, Kemalizm soldur; milli kurtuluşçuluktur. Kemalizm, devrimci-milliyetçilerin, emperyalizme karşı aldıkları radikal politik tutumdur.

    KESINTISIZ DEVRM 2-3 MAHIR CAYAN..**

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  112. “Bedava yasiyoruz, bedava;
    Hava bedava, bulut bedava;
    Dere tepe bedava;
    Yagmur camur bedava;
    Otomobillerin disi,
    Sinamalarin kapisi,
    Camekanlar bedava;
    Peynir ekmek degil ama
    Aci su bedava;
    Kelle fiyatina hurriyet,
    Esirlik bedava;
    Bedava yasiyoruz, bedava.”

    “beyin bedava olunca sallamaktan başka çare de kalmamış hüseyin bey için.” dediniz önce.
    “o “beyin bedava” kısmı bir espriydi.Anlamamışsınız.” dediniz sonra.

    Hangi espiriden bahsediyorsunuz?

    “sizi bu Ermeni soykırımı neden bu kadar üzüyor?
    Neden kabul etmek istemiyorsunuz?”

    Sorularınıza diğer başlık altında vereceğimi söyledim. Okuma özürlü müsünüz?

    Önce usulünce soru sormayı öğrenin!
    Hatta konuşmayı, yazmayı öğrenin!

    Birinci sorunuzdaki “nedeni” açıklamaya kalkar kalkmaz soykırımı kabul etmiş olacağız!
    İkinci sorunuzda soykırım olmuş bitmiş de biz ret ediyormuşuz…

    Öncelikle soykırımı nasıl kanıtladınız? Sonra da bunu reddettiğimi nereden çıkardınız? Evet, ret ediyorum ya da kabul ediyorum, ben bu konuda daha düşünce açıklamadan, siz benim reddimi nereden çıkardınız?

    Siz “Ermeni soykırımı başlığında Malazgirt savaşı ne gezmiş bilmiyorum ama siz zaten Malazgirt soykırımdır deseydiniz hüseyin bey değildir derdi.” diye bir ön yargı ve daha kazı kozu anlamadan tartışmaya bodoslamadan daldınız ve beni küçük düşürmeye çalıştınız!

    Bakın, insanın her daim düştüğü bir yanılgı vardır: Karşısındakini de kendisi gibi sanmak! Bir an önce kurtulmanızı öneririm…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  113. Fetih ile soykırım elbette farklı şeylerdir.

    Fetihin amacı o bölgenin köylülerinin, çalışmalarından vergi (dindaş değilse ekstradan cizye), gerektiğinde asker, vs almak içindir. Kimse feth ettiği bölgenin üreten köylüsünü öldürmez. Aksine onları üretime teşvik eder. Büyümek buna bağlıdır.

    Ama soykırım bu değildir. Soykırım, o bölgedeki köylülerin malının tamamına el koymaktır, köylüyü öldürmektir, yaşayamayacağı yerlere sürmektir.

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  114. Evet sevgili Aktaş. Gerçekten.

    1071 falan verebileceğiniz en kötü örneklerdi. Fetih de aynı şekilde. Bütün devletler topraklarını arttırmak, vergilerini arttırmak, vatandaşlarını arttırmak, toplayacağı vergileri arttırmak için uğraşırlar. Ama soykırım bu değildir. Soykırımın amacı bu da değildir.

    Yani haklı çıkma gayretine saygı duyuyorum ama Yahudi Soykırımı ile Malazgirt Meydan Muharebesini veya Sakarya Meydan Muharebesini veya Başkomuktanlık Meydan Muharebesini bir tutmak aynı kefeye koymak pek işe yarayacak bir şey değildir bence.

    Braveheart (Cesur Yürek) filmini seyretmenizi tavsiye ederim. Aynı film içinde hem soykırım hem de meydan muharebeleri var. (Aradaki farkı görmeniz açısından)

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  115. Fetih amaçlı tüm savaşların gerçekleşme biçiminde, fetihe karşı çıkan, direnen tüm unsurlar kılçtan geçirilmiş, kurşuna dizilmiştir. Bunların bazılarında işkence de vardır. Fethedilen bölgedeki erkekler öldürülmüş, kadınlar cariye yapılmış, anasız babasız kalan çocukların (Çocukların da erkek olanları çoğunlukla öldürülmüştür) eğer öldürülmediyse devşirilmiş ve köklerine yabancı bir biçimde yetiştirilme (asimilasyon) yoluna gidilmiştir. Fetihçiler, fethettikleri bölgede kendileri için potansiyel direniş unsurlarını her zaman imha etmiştir! Yalnızca etini sütünü, yumurtasını vermeyi kabul edenleri hayatta bırakmıştır!

    Savunma savaşları ile fetih savaşlarını ayırmalısın! Sakarya ile Malazgirt aynı savaş değildir! Bir çocuğun bile aradaki farkı görmesi olası iken körü körüne haklı çıkma gayreti bende değil, sizde görünüyor!

    Not: Örneğin uç bir örnek seçilmesi bilerek yapılmıştır!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  116. Tabi.

    Ondan zaten Osmanlı bütün fethettikleri yerlerde (Bulgar, Sırp, Ermeni, Rum, Mısır, Arabistan, vs) hiç erkek bırakmamış bütün hepsini Türkleştirmiştir falan…

    Neyse sevgili Aktaş, sen dediğim filmi izle.

    Soykırıma örnek bol tarihde. Mesela Osmanlının Alevi katliamları var. (Bunu kabul etmeniz bir şey kaybettirmez size merak etmeyin, var da ne oluyor sanki? Alevilerden özür mü dilenmiş, toprak mı verilmiş?) Ama bunu kabul etmeyen milyonlarca insan var. Gözardı edildiği gibi şanlı Osmanlı diye bir kaç alevi isyanını bastırmış şekilde geçer tarih kitaplarında. Buna da mı gözlerimizi kapayalım??

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  117. Bırakmıştır!
    Dedim ya, “etini, sütünü, yumurtasını verenleri” bırakmıştır!
    Onlar da yeniden “üremek” için yeterli olmuştur!
    Ancak burada bir noktayı vurgulamak isterim; ataerkillik!…
    Soyun devamı geçmişte erkekler üzerinden belirlendiğinden, fethedenler erkekleri öldürüp kadınları bırakınca neslin kesildiğini düşünmüşlerdir!
    O zamanki anlayışa göre bir erkek, bir başka soydan bir kadınla evlendiğinde, doğan çocuk erkeğin soyundan sayılıyordu! Bu yüzden zaten Osmanlı hanedanlığı ha bire fethettiği ülkelerin prenseslerini, kraliçelerini haremine katmakta bir sakınca görmemiştir! Sultanın yaptığını milleti de yapmış ve fetihçilerin erkekleri de yabancı kadınlarla evlenmişlerdir. Böylelikle asimilasyonu sağlayacaklarını düşünmüşlerdir. Hatta diyebilirim ki, çok eşliliğin ikincil nedenlerinden biri de bu yolla asimile etme düşüncesidir! Ama tam da bu yüzden fetheden aynı zamanda fethedilmiştir ve milliyetler varlığını korumuştur. Soylar karışık olsa da kültürler ayrı ayrı korunmuştur!

    Herhangi bir milliyetin kendini sürdürmesinin yalnızca erkeklere ait olmadığını bugünkü bilinç yapımızla çok iyi biliyoruz! Kan bağlarının milliyet üzerinde önemli bir etkisinin olmadığını da biliyoruz. “Anadili” (“anadil” değil, “anadili”!…) dediğimiz yapıyı sürdüren en önemli unsurun kadınlar(anneler; analar) olduğunu hiç kimse inkar da edemez! Kısacası bir çok milliyetin bugün hayatta kalmasının en önemli destek ve taşıyıcı unsuru kadınlardır! Fetih sonrası hayatta kalan kadınlar ve boyun eğen erkekler, milliyetlerin varlığını sürdürmesine neden olmuş, en önemli kültür taşıyıcısı olan DİL korunmuş, dil korununca milliyetler de varlığını sürdürme olanağı bulmuşlardır! (Elbette burada, milliyetlerin hayatta kalma nedeni yalnızca bu değildir . Üretim ilişkileri içinde konumlanışları ana etken, temel etkendir!

    Evet, Osmanlı Alevileri de katletmiştir, sürmüştür. Örneğin bugünkü Kıbrıs Türklerinin çoğunluğu Yavuz’un sürdüğü Türkmenlerdir! Ben Osmanlıya “şanlı Osmanlı” diyenlerden değilim! “Şalvarı şaltak Osmanlı/ Eğeri kaltak Osmanlı/ Ekmede yok, biçmede yok/ Yemede ortak Osmanlı” diyenlerdenim. Ancak geleceğe bakmak gerektiğini söylemeliyim. İçinde bulunduğum realiteyi ütopyama; yaşamak istediğim dünyaya taşıma ve ütopyama uydurma çabasındayım!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  118. “Savunma savaşları ile fetih savaşlarını ayırmalısın! Sakarya ile Malazgirt aynı savaş değildir! Bir çocuğun bile aradaki farkı görmesi olası iken körü körüne haklı çıkma gayreti bende değil, sizde görünüyor!”

    Tüm savaşlar hem “savunma” hem de “fetih” savaşıdır, bunu sonuç ve baktığın taraf tanımlar.
    Son yıllardaki garip savaşlar hariç (Irak, Afganistan gibi) çok eski tarihlerden beri hep öyle olmuştur.
    Mesela; Malazgirt Meydan Muharebesi, Büyük Selçuklu Devleti için “Fetih” olmasına rağmen, Bizans İmparatorluğu için “Savunma” savaşıdır.

    Tabi bunu kendini taraf saydığın bir şavaş için söylemek zordur, ama bu tartışma İngiltere – Fransa 100 yıl savaşları için yapılsaydı çok kolay bir mutabakata varılabilirdi.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  119. Sevgili Aki,

    Pratik olarak “en iyi savunma saldırıdır” taktik anlayışından dolayı, çeşitli savaş versiyonları çıkabiliyor olsa da, temel olarak tüm savaşların, aynı zamanda, bir taraf için savunma iken diğer taraf için fetih ya da gasp olduğu doğrudur. Buna bir itirazım yok.

    Sanırım beni eksik okumuşsun. Kendimi taraf falan saydığım yok. “1071 de fetih savaşıdır” diyorum. Türklüğüm buna engel değil…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  120. Savaşlar, mücadeleler türlü türlüdür.. Hatta aynı türün içinde bile bir çok farklı unsur barındırırlar.. Bu yüzden her savaşı aynı olarak görüp, birbirleriyle kıyaslamak doğru değil.

    Ne Ermeni soykırımı ile ABD’nin Irak’ı işgal etmesi, ne Malazgirt savaşı ile Kurtuluş Savaşı, ne İsrail’in Filistin’i bombalaması ile PKK’nın veya IRA gibi örgütlerin yürüttüğü mücadeleler birbirleriyle kıyaslanabilir.. Ancak her kesimin elinde silah vardır, her savaşta insanlar ölür, her savaş istenmeyen bir durumu ifade eder.

    Ermeni soykırımını diğer savaş, çatışma durumlarından ayıran çok önemli bir özelliği vardır.. Yukarıda G Milat’ın verdiği bir linkte, Rummel’in yazısında bu konu işleniyor.

    Rummel bu tip katliamlara genel bi isim vermiş ve literatüre yeni bi kavram kazandırmıştır.. o Genocide kavramı yerine, Democide kavramını kullanır.. Bu kavramı kullanması soykırım kavramını inkar ettiği için değil, otoriter ve totaliter devletleri analiz etmek için yapar.

    Democide dediği şey, bir devletin/merkezi otoritenin içinde bulunduğu durumla da yakından ilgili olarak ‘kendi vatandaşını’ öldürmesi, katletmesi, kırıma uğratması, öldürülmelerine engel olmaması, onları ülkeden sürmesi demektir.

    Yani ABD’nin Irak’ı işgali, Selçukluların Anadolu’yu fethetmesi veya diğerlerinden çok farklı bir durumu ifade eder.

    Bu anlatıma yönelik örnekler aranırsa, Batı ülkelerinin hiçbir zaman böyle bir kırım yapmadığı çok kısa bir sürede anlaşılır.. Ne ABD, ne Fransa, ne İngiltere kendi vatandaşlarına böyle bir katliam, kırım yapmamıştır.. Çünkü liberal demokrasi anlayışı böyle bir duruma müsade etmez.

    Kimler yapmıştır?.. Hitler ve Mussolini yönetimindeki totaliter faşist, nazist rejimler yapmıştır.. Stalin, Mao, Pol Pot gibi liderlerin yönetimindeki totaliter rejimler yapmıştır vs vs.. Rummel bunları uzun uzun sıralar.

    Dönemin İttihat ve Terakki partisi ile daha sonra Cumhuriyet döneminde gelen tek parti diktası da yukarıdaki gibi bir durumu ifader.. Elbette nedenler çeşit çeşittir.. Milliyetçi şovenistler etnik olarak homojen bir toplum istedikleri için, sosyalistler tek bir düşünce altında kolektivist bir toplum istedikleri için bunu yapmışlardır.

    Peki Democide kötü bir şey de, ABD’nin Irak’ı işgal etmesi iyi bir şey mi?

    Elbette değil.. ABD’nin böyle bir işgal yapmasının altında yatan Kapitalist sistemi, bu sistemin bir tür hegemonyaya dönüşmesi durumunu da uzun uzun eleştiriyoruz zaten.. Batı tarzı liberal demokrasilerin soykırımı engellemesi, fakat kendine dışarıda bir düşman yaratarak savaşı meşrulaştırması, sistemin devamını sağlaması durumu da her zaman analiz edilen bir konu.

    ‘Peki İsrail ile Filistin birbirleriyle savaşıyor, her ikisi de savaş durumunda olduğu için bir tarafı savunmak doğru değil.’ görüşü doğru mu peki?

    Bu da doğru değil.. Devletler arası savaşın yapısı gereği ‘kötü’ olması, sadece masum insanları mağdur etmesi bir yana, İsrail orantısız güç kullanıyor, yasaklanmış silahlar, kitle imha silahları kullanıyor.. Kısaca savaş suçu işliyor.

    Cesur Yürek filminde, W.Wallace ve diğer İskoçlar haklarını aramak için silaha sarılıyorlardı.. Bugün PKK, IRA, ETA gibi örgütler haklarını siyasi olarak elde edemedikleri için, otoritenin bu insanlara siyaset kapısını kapatması bir yana onları sindirmeye, bastırmaya, zulmetmeye devam ettiği için bu tür bir hak arama içine girmişlerdi.. Bugün bazı ülkelerde bu siyaset kapısı açıldığı için silahları bırakma yoluna gittiler.. Bazılarında ise bu sindirme yöntemi artarak devam ettiği için silah bırakma gibi bir durum söz konusu olmuyor.

    Yani savaş durumu, silahlı mücadele istenmeyen bir durum olsa da, hak arama mücadelesi olduğu an meşrulaşabiliyor.. Tarih bunun örnekleriyle doludur.. Tabii ‘milliyetçilik’ propagandasına maruz kalmış kesimler Cesur Yürek filmini izlediği zaman; ‘Vay bee, adamlar nasıl mücadele ederek haklarını kazandılar.. Wallace boyun eğmeyerek, nasıl da idam sehpasında özgürlük diye haykırdı.. Süpper valla’ diyebiliyorlar.. Fakat aynı hak arama mücadelesi kendi ülkelerinde, yine başka bir etnik unsur tarafından yapıldığı zaman, ”Vay şerefsizler.. Vatan hainleri.. İdam geri gelmelidir!.. Hepiniz Türk kanında boğulacaksınız!” diyerek etrafa tükürük saçabiliyorlar.

    Ulusların kendi kaderlerini tayin haklarını savunup, konu Kürtlere gelince, ”Ama orada Emperyalistlerin parmağı var.. onlar kandırılmış insanlar” diyerek anlamsız sayıklayabiliyorlar.. Bunlar garip şeyler tabii.

    Neyse konumuza dönersek;

    Ermeni soykırımını başka savaşlarla kıyaslamak anlamlı değil.. Kıyaslanacaksa, örneğin Yahudi soykırımıyla veya Stalin’in Kırım Türklerini Türkmenistan’a sürmesiyle felan kıyaslamak anlamlı olabilir.

    ABD’nin veya diğer Kapitalist ülkelerin bugün yaptığı şeyler solcular tarafından her zaman eleştiriliyor zaten.. Fakat Ermeni soykırımını aklamak, ‘Ama ABD de çok kötü şeyler yaptı’ demek, veya soykırımdan olduktan sonra merkezi bir otoriteden, bir devletten ziyade çeşitli Ermeni çetelerin ‘sivillere’ yönelik yanlış politikasını bahane ederek ”Ama onlar da bizi öldürdüler” gibi bir yaklaşımı benimsemek anlamsız bir tutumdur.. Sen önce yaptığın yanlışı kabul eder, geçmişle hesaplaşırsın, daha sonra başka insanların yaptıklarını eleştirirsin.

    Zaten bu tür bahaneler ortaya atan insanlar, AKP’nin veya Tayyip’in tavrıyla benzeşiyorlar.. Hani Tayyip diyor ya, ”Sarkozycimm sen önce kendi ülkenin Cezayir’de yaptıklarına bak.. Sen ne hakla beni eleştirirsin”

    Doğru, Sarkozy’nin Türkiye’yi mahkum etme, eleştirme hakkı yoktur.. Fakat Tayyip’in de kendi geçmişiyle yüzleşmeden, kendi ülkesinin yaptıklarını inkar ederek Sarkozy’e veya Fransa’ya bunu söyleme hakkı yoktur.. Sen ki otoriterliğin dibine vurarak gazetecileri içeri atıyor, Kürt halkının geçmişte yaşadığı zulmü tekrarlıyorsun, KCK davalarıyla binlerce insanı tutukluyorsun, sonra da karşımıza geçmiş Fransa’ya atıp tutuyorsun.

    İşte ”Aslında Ermeniler de şöyle”, ”Aslında ABD de böyle”, ”Aslında Fransa çok kötü” felan demek, geçmişinle yüzleşmediğin sürece hiçbir anlam taşımaz.. Boş laftır hepsi.. Tayyip’in değişiyle ‘laga luga’dır yani.

    Dikkat edilirse burada Ermeni soykırımı var mı yok mu diye bir şeyden bahsetmedim.. Zaten bu konu üzerine araştırma yapmış tarihçiler, bu konuda mutabıktır.. Bu konuyu tartışmayı bile anlamsız buluyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  121. Yukarıda Guguk Kuşu nickli arkadaş demiş ki;

    “beyin bedava olunca sallamaktan başka çare de kalmamış hüseyin bey için.”

    Daha sonra Hüseyin Aktaş şöyle yanıt vermiş;

    “Sizin beyniniz paralı mı Gukuk Kuşu?
    Kaç para?

    Sizin dayandığınız espriri Orhan Veli, ama göstermeye çalıştığınız Hüseyin’in ucuz bir beyine sahip olduğudur.
    “

    Espirinin veya iğlenelemenin dayandığı kişi 0rhan Veli değil.. Guguk Kuşu da, bu ifadeyi sadece bir söz olarak duyduğu için ve anlamını tam olarak bilmediği için bizleri aydınlatamamış sanırım.

    Bir şeye para vererek, ücret ödeyerek aldığımız zaman bizim için değeri yükselir.. 0 şeye para verdiğimiz için bir kenara atmayız, onu önemser, değerini bilerek kullanmaya çalışırız.

    Beyin dediğimiz şey ise insanlara bedavadan veriliyor bir anlamda.. Bazı insanlar ücret ödemeden bir beyine sahip olduklarını bildikleri için onu fazla önemsemiyor, kullanmaya pek gerek duymuyorlar.. Beyin, öylesine bir köşede durarak sahibine fayda sağlamıyor yani.

    İşte ‘Beyin Bedava’ espirisi buna dayanıyor.. ”Madem beyin bedavaaa, at bir kenaraaa, istersen kullanmaaa” denilmek isteniyor.

    Aydınlanmamış konu kalmasın diye açıklama gereği duydum.. Başka bir amacım yok yani.. Zaten yazdıklarımdan başka bir amacım olmadığı da bellidir sanırım.. Diğ mi ama?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  122. Kaskatı donuş müzikali :

    Paslanmış, buruşuk bir neşe…

    Cep telefonundan yeraltı vokalleri…

    Kolaycı başkaldırının bilirbilmez donkişotlarının ütopyası…

    Küçük hesaplar gezegenindeki salıncaklar…

    Ölü balığın gözlerindeki boş bakışlarla köprüleri yıkan yumurtalar…

    Şıkırtılar…

    Sessizlik…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  123. Guguk Kuşu bir yumurta da sangre’nin yuvasına bırakmış olmalı.:)

    Ben beynime sahip olmak için çok ağır bedeller ödeyen biriyim! Beni meydana getiren ana babanın da çok acılar çektiğini biliyorum. Birilerinin beyni (bir anlamda) bedava ya da paralı olabilir. Benimkisi bir emek ürünüdür! Sizinki de emek ürünüdür mutlaka ama farkında olmak gerçekten emek çekilmiş beyin ister…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  124. Evet Agnostik,

    “gel gelelim
    beter bize kısmetmiş
    ölüm böyle altı okka koymaz adama
    susmak ve beklemek müthiş…”

    “Sessizlik…”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  125. “Tabii ‘milliyetçilik’ propagandasına maruz kalmış kesimler Cesur Yürek filmini izlediği zaman; ‘Vay bee, adamlar nasıl mücadele ederek haklarını kazandılar.. Wallace boyun eğmeyerek, nasıl da idam sehpasında özgürlük diye haykırdı.. Süpper valla’ diyebiliyorlar.. Fakat aynı hak arama mücadelesi kendi ülkelerinde, yine başka bir etnik unsur tarafından yapıldığı zaman, ”Vay şerefsizler.. Vatan hainleri.. İdam geri gelmelidir!.. Hepiniz Türk kanında boğulacaksınız!”

    Ben o filmi izledim Sayın Sangre.
    O filme de gerek yok, büyük dedem (dedemin babası), savaşmadığı cephe kalmayan bir Osmanlı ve Cumhuriyet gazisiydi! “İngiliz kancıktır, Yunan kalleştir” sözünü ilk dedemden duydum ben. (Ki bu söz, İngilizlerin “politik olarak oyuncu”, Yunanlıların “tetikçi” olduğuna denk düşer!) Onların anlattıkları da “resmi tarih” değil, gerçek tarihti! Yani benim de eleştirdiğim sözde tarihçiler bunları anlatsaydı, başka bir değerlendirme yapardık elbette. “Bir zeytini sekiz dıkım yapıyorduk anam” diye anlatıyordu ninem. Edebiyat öğretmenimin babası da bir başka köyde zeytin küpünü döküyordu. Neden? “Ekmeği çok yediriyor bu meret” diyordu. Ekmek yok memlekette. Atların dışkısından arpa derleyip yıkayarak ekmek yaptıklarını da anlatıyordu diğer ninem.

    Nasıl, filim gibi değil mi?

    “Cesur Yürek” filim olabilir, ama bunlar filim değil, yoksul halkın gerçek yaşamı… İskoçların bağımsızlık savaşı önünde ben de saygı ile eğiliyorum. Ama İskoçya’ya kadar gitmeye kalkmayın, Çanakkale’de yolunuzu keserler… Dörtyol’dan bir “uyarı atışı” ile ayağa kalkar ölüler… Dikilirler ve direnirler size…

    Yukarıda alıntıladığım sözlerinize gelince; Ben halkların kendi özgücüne dayanan özgürlük savaşlarının yanındayım. İçinde de oldum. Bu nedenle sizin bu sözleriniz de bana filim gibi geliyor şimdi!

    “Oysa ki ben
    Güneşin aydınlığını gördüm
    Güneşin hapsedildiği yeri biliyorum.”

    Size Enver Gökçe’nin “Vatandaş” şiirini hediye ediyorum…
    Sonra da agnostik arkadaşın “sessizliğine” gidip biraz daha tarih okuyacağım…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  126. Ermeni Soykırımıyla ilgili son bir spekülasyonuda ben yapayım ..:)

    Bana kalırsa ermeni soykırımını kabul etmeyen beyaz saraydır..eğer beyaz saray türkiyeden kabul etmesini isterse ,soykırım burada da kabul edilir …üstelik anıt dikilip her yıl resmi anmada yapılır.

    Fakat beyaz sarayın işine,kendi içiyle ve dışarısıyla kavgalı ,gırtlağına kadar milliyetçiliğe batmış sorunlu ve yanlız bir türkiye gelmektedir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  127. Sangre bu tartışmaya noktasını koymuş, Baal ise ilginç bir virgül açmıştır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  128. Fransızlara tepki olarak; “bir türk bir alman bir ingiliz bir fransız yolda giderken” diye başlayan fıkralardan, fransızlar çıkarılacaktır.

    Karga

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  129. 25-26 Şubat 1992

    Dağlık Karabağ’ın Hocalı kenti

    106′sı kadın, 83′ü çocuk, 613 Azeri

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  130. Yazının diyaspora kısmını anlayabilseydin keşke.

    Verdiğin örneklerle neyi amaçlıyorsun? Nedir yani hak etti mi ermeniler?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  131. Hrant’ın sesiyle “..Ortak Acı..”Her 24 Nisan’da gündeme gelen Ermeni soykırım iddialarıyla ilgili Türkiye’den ilk kez farklı bir çalışma geldi….” (muhalif haber)

    “….El Cezire kanalında yayınlanmak üzere 1915’de yaşananları anlatan bir belgesel hazırlandı
    Türk, Ermeni ve ABD’li tarihçilerle konuşularak hazırlanan belgeselde ‘propoganda’yerine karşılıklı “görüş”ler yer alıyor.

    “Ortak Acı: 1915” ismini taşıyan belgesel bugün El Cezire’nin Arapça kanalında yayınlanacak. 10 gün sonra da İngilizce olarak yayına girecek. Belgeselde bir de sürpriz var. Bundan 5 yıl önce katledilen Hrant Dink’in açıklamaları…..”(adil medya

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  132. Ben soykırıma inanmadığıma göre Ermeniler’in hakkedip etmediği sorusu biraz saçma kalmıyor mu?

    Türk olsun, Ermeni olsun, ya da hangi ırktan olursa olsun, hiçbir insan vahşeti hakketmemiştir elbet. Ancak Türkiye’ye yüklenmek istenen vahşetlerin kanıtı olmamasına rağmun bu konu lastik gibi uzattıkça uzatılıyor da, kanıtlı olmasına rağmen Ermeniler’in vahşetleri üzerinde durulmuyorsa bu iki yüzlü bir tutumdur. Ve bu ikiyüzlülük, “ne yani, Ermeniler hakketti mi?” türünden hem suçlayıcı, hem de hedef saptırıcı sorularla gizlenmeye çalışılmaktadır.

    Ben sorayım öyleyse, Türkiye bu kalleşçe saldırıları hakketti mi? Hocalı Kentindeki Azeriler, yapılan vahşeti hakketi mi?

    “Biz arkadaşımız Haçatur’la ele geçirdiğimiz eve girerken askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilemişlerdi. Türk çocuğunun bağırış çağırışları çok duyulmasın diye, Haçatur çocuğun annesinin kesilmiş memesini çocuğun ağzına soktu. Daha sonra bu 13 yaşındaki Türke onların atalarının bizim çocuklara yaptıklarını yaptım. Başından, sinesinden ve karnından derisini soydum. Saate baktım, Türk çocuğu yedi dakika sonra kan kaybından öldü. İlk mesleğim hekimlik olduğuna göre hümanist idim, bunun için de Türk çocuğuna yaptığım bu işkencelerden dolayı kendimi rahatsız hissetmedim. Ama ruhum halkımın yüzde birinin bile intikamını aldığım için sevinçten gururlanırdı. Haçatur daha sonra ölmüş Türk çocuğunun cesedini parça parça doğradı ve bu Türkle aynı kökten olan köpeklere attı. Akşam aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık. Ben bir Ermeni vatansever olarak görevimi yerine getirdim. Haçatur da çok terlemişti, ama ben onun gözlerinde ve diğer askerlerimizin gözlerinde intikam ve güçlü hümanizmin mücadelesini gördüm.”

    “…ölu vucutlari yakmak ile gorevli olan ve Gaflan denilen grup, 2 mart günü Hocalı’nin bir kilometre batısında Azeri Türklerinden oluşan 100 cesedi topladı ve yaktı. Son kamyonda başından ve ellerinden yaralanmış 10 yaşında bir kız gördüm. Kızın yüzü mosmordu. Fakat açlığa, soğuğa ve yaralarına rağmen hala yaşıyordu. Zorlukla nefes alıyordu. Küçük kızın gözlerindeki ölüm korkusunu unutamıyorum. Aniden Tigranyan isimli bir asker kızı tuttu ve cesetlerin üzerine attı. Sonra cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan cesetlerin arasından bir ağlama, çığlık duydum gibi geldi.”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  133. Okunmalı.. Zira günümüze dair bir çok ipucu taşımakta;

    ”Troçki’nin 1912 yılında kaleme aldığı bu makale, Osmanlı’nın 19’ncu yüzyılın sonları ile 20’nci yüzyılın başındaki kısa bir dönemi irdeliyor. 1915 Ermeni katliamından 3 yıl önce Troçki’nin kaleme aldığı makalesinde tarih boyunca Doğu sorununun barışçıl yollarla çözülmediğine dikkat çekiyor.

    Rus Devlet Arşivleri’nden elde ettiğimiz makalede Troçki, Anadolu halklarının yaşadığı trajedi ve halkların birbirine nasıl kırdırıldığını gözler önüne seriyor.

    12 Kasım 1912 yılında Pravda’da yayınlanan makalede Troçki’ye göre Türkler ilk sınırötesi operasyonu 1912 yılında Ermenilere karşı yapmış.”

    Türkiye’nin (Osmanlı’nın) parçalanması ve Ermeni sorunu

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  134. Bir kitap haberini vereyim.

    El konulan Ermeni mülkleri kitaplaştı.

    Kitap, Hrant Dink Vakfı tarafından hazırlandı…

    İstanbul’daki Ermeni vakıflarının mülkiyet sorunları “2012 Beyannamesi: İstanbul Ermeni Vakıflarının El Konan Mülkleri” adıyla Hrant Dink Vakfı tarafından kitaplaştırdı.

    Hrant Dink, Agos gazetesi, avukat Diran Bakar ve Ermeni vakıflarına ait arşivler incelenerek 53 vakfın mülkiyet sorunlarının masaya yatırıldığı kitapta yer alan “El Koyma Hikayeleri” bölümünden satırbaşları şöyle:

    * Yedikule Surp Pırgiç Hastanesi: Öjeni Dındes Roman 1943’te İstiklal Caddesi’nde bulunan mülkünü Yedikule Surp Pırgiç Hastanesi Vakfı’na vasiyet eder. Bina 1962’de İstanbul Giyim Sanayi (İGS) binası olarak işhanı haline getirilir. 1992’de mülkün tescil işlemi iptal edilir. Uzun dava sürecinin ardından İGS binası Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı adına tescil edilir. Böylece ilk kez gayrimüslim vakfının el konan bir mülkü iade edilmiş olunur.

    * Kalfayan Yetimhanesi Binası: Kalfayan Vakfı’na yetimhanenin Boğaziçi Köprüsü ve çevre yollarının istimlak sahasında kaldığı ve yıkılacağı bildirilir. 1972 Temmuz’da bina boşaltılır. Okul, 1999’dan beri Semerciyan Cemaran İlköğretim Okulu’nun binasını ortak olarak kullanıyor.

    * Andonyan Ermeni Katolik Manastırı ve Mektebi: Vakıflar Genel Müdürlüğü, okulun bulunduğu parselin Sultan Bayezid Veli Hazretleri Vakfiyesi’nde yer aldığı iddiasıyla Hazine’ye dava açınca, 2005’te Hazine’deki mülkiyet kaydı iptal edilerek okul binası ve arsa Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilir.

    * Tuzla Ermeni Çocuk Kampı: 8-12 yaşlarında 30 çocuğun yapımında çalıştığı kamp için 1979’da Vakıflar Genel Müdürlüğü, tapunun iptalini ister. Mahkeme, kamp arazisinin vakfın elinden alınıp eski sahibine verilmesine karar verir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  135. Recep Tayyip Erdoğan dediğime geldi. Ermeniler için taziye dileklerinde bulunmuş. Güzel bir adım…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  136. cakma “cumhuriyetci” zihniyetin iflah olmaz sartlanmisigina dair..

    “………………………………statik tarafından Paz, 25/12/2011 – 14:16 tarihinde gönderildi.

    bu soykırım meselesi,

    eğer Cumhuriyet döneminde olsaydı.. Dersim gibi,

    kesinlikle Ermenilerden özür dilenirdi..

    çünkü;Mustafa Kemal’e giden bir ucu olacaktı..

    VE burdaki şeriatçılarda bas bas bağıracaktı..

    katli vaciptir! katli vaciptir!…

    diye……….”

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  137. Adam her türlü şaklabanlığa hazır,

    yeterki TC’nin başı olsun..

    bunu hak bayram sanan, bazı dalkavuklara gün doğdu!!

    baaaakkk! gördünmüüüüü??? hade hade!

    kapak olsun yuuuuhhh! falan gibi, yalama tezahüratlara hazırlıklı olmalıyız

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  138. “….Ermeniler için taziye dileklerinde bulunmuş. Güzel bir adım……” (xenix)

    zamani geldi “rasyonel akil” tasi gedigine koydu “bagzi”lar ters köse mesela,cenk rahatsiz olmus gibi..

    😉

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  139. Tarih; 16/03/2010

    RTE; “100 bin Ermeniyi sınır dışı edebiliriz”

    Yani, diyo ki;

    Eğer; Ermenistan’la sürdürülen ilişkiler normalleşmezse, Türkiye’deki kaçak Ermeni işçileri, sınır dışı ederim.

    Hep tehdit, hep şantaj, hep bi kasımpaşalılık edaları..

    eee sonra? yani 4 yıl sonra?

    nooldu da?

    birden; Ermeni’leri hatırlayıverdin? başına ne düştü?

    ben söyleyivereyim..

    cumbaba taşı düştü!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  140. Taş maş değil.

    yeter ki beni burda tutun ne isterseniz yaparım abi yaltaklanması…

    Perinçek bir mevzi kazandırmıştı ya.

    Alçaklığın adı küfür olmuş…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.