Hanif İslam Öğretisi ve Hans Von Aiberg

“”Din olarak İslam’ı, uyruk olarak da Türk’lüğü” seçtiğim doğrudur. Hatta şaşıracaksınız, ben bir Türk milliyetçisiyim. Ama şoven, faşizan çek-senet tahsil mafyacısı, mikro-milliyetçi değilim. Nasıl ki, İslam, partiler üstü, devlet üstü (yani vicdan içinde sadece Allah ile kendi aranda, başka bir aracı olmaksızın, yani laik), ya da siyasal İslam adıyla parti düzeyine indirgenemeyecek evrensel boyutlara sahip ise, Türklük de sadece ırk kavramına indirgenemez. Daha küreseldir; 250-400 milyonluk bir grubun çapındadır.”

Kendisi hanif islam öğretisinin kurucusu olup Balıkesir’de tanışma fırsatım olmuştu.

Etrafına liseli gençlerden bir halka oluşturmuş spritüel vaazlar veriyordu. Oturup dinlemiştim bende. Daha ilk beş dakikasında anlamıştım uydurma şeyler anlattığını. Ama saf temiz gençler çabuk etkilenir böyle özellikle biraz gizem, biraz spritüalizm kattığınızda anlattığınız şeylerden.. Neyse hikayesini bilirsiniz. Daha sonra dolandırıcılıktan tutuklandı yine Balıkesir’de. Epey gönüllünün parasını iç etmekle suçlanmıştı.

Hans Von Ayberg le ilgili gazetelerde de çok yazı çıktı. Bunların bir kaçının linkini vereyim hemen.

Tevfik Yener’in yazısı

Selahattin Duman’ın yazısı

Yazılarına hiç değinmiyorum bile, okumanızı tavsiye ederim. Buraya hiç birini getirmeyeceğim. Ama kendi sitelerinden Hans’a hitaben yazılmış bir yazıyı eklemeden geçemiyorum.


ZÜLKARNEYN, İSLAM ALİMİ VE DABBET’ÜL ARZ

DABBET’ÜL ARZ OLDUĞUNA İNANCIM ŞİMDİ ESKİSİNDEN ÇOK DAHA FAZLA!!!

EĞER İNSANLAR “KUR’AN AYETLERİNE İNANSAYDI”:

SANA SUİKASTLER PLANLAYIP ÖLDÜRMEK İSTEMEZLERDİ.

SANA VE EŞİNE İFTİRALAR ATIP, KOMPLO İLE HAPİSTE YARGISIZ İNFAZA MAHKUM ETMEZLERDİ.

SANA SALDIRGAN OLACAKLARINA;

SENİ BAŞLARINA TAÇ YAPIP, TÜM İNSANLIĞI AYDINLATACAK “KUR’AN-I, İLMİ-BİLİMİ” SENDEN ÖĞRENMEYE GAYRET EDERLERDİ!!!


ENTE MEVLANA FENSURNA, ALEL KAVMİL KAFİRIN.

OĞUZ KAYI

13 yorum “Hanif İslam Öğretisi ve Hans Von Aiberg”

  1. Sayende tanıdık. Enteresan bir tipmiş. Yetenekli Bay Hans!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. NURİ DEMİRAĞ

    Nuri Demirağ diye birini bu milletten neden sakladılar?

    • Türk ulusunun ender yetiştirdiği insanlardan biri olan merhum Nuri DEMİRAĞ’ ın tanınmasına yardımcı olur dileği ile…
    • Alıntı yaptığım yazı ve videoları ilgilerinze ve bilgilerinize sunuyorum.

    Unuttuğumuz değerleri zaman zaman burada yazmaya çalışacağım. Unutmamak için, yeniden hatırlamak için isimler veya önemli olaylar hakkında kısa bilgiler vermeyi düşünüyorum.

    İlk hatırlayacağımız isim Nuri Demirağ. 1920′li yıllardan 1950′lı yılların ortalarına kadar Türkiye’de birçok yeniliğe, fabrikaya, projeye öncülük etmiş Nuri Demirağ’ı, biraz da yaptıklarının siyasi çekişmelere kurban edilmesinden duyduğum acıdan dolayı ilk isim olarak seçtim.

    Nuri Demirağ, Cumhuriyet’in ilk yıllarında demiryolu, sigara kağıdı, havacılık, müteahhitlik gibi birçok sektörde Türkiye’nin ufkunu açmak için üstün gayret göstermiş biridir. Türkiye’nin gelişmesi için birçok alanda yatırımlar yapmış, hatta siyasete girerek çok partili hayatın ilk siyasi partisini kurmuştur. Ancak gerek siyasi oyunlar gerekse o zamanların kendine has yabancı hayranlığı Nuri Dermiağ’ın uçaklarına, atılımlarına engel olmak için uğraşmıştır. Ve ne yazık ki de başarılı olmuştur.

    1940′ların Türkiye’sinde görülmemiş atılımlara imza atan Nuri Demirağ’ın yaptıklarına kısaca değinmek istiyorum.

    • Seri Üretim olarak 1936′da ilk Türk uçağını yaptı. Ancak Türk Hava Kurumu onun uçaklarını almak yerine yurtdışından uçak aldı. Bir garip tecellidir ki, şu anda kullanılan Atatürk Hava Alanı onun Nu.D uçaklarının fabrikası idi.
  3. 1922′de ilk Türk sigara kağıdını üretti. Bu tarihten önce yabancıların tekelinde olan bu işi önemsedi ve başardı. O zamanların Türkiye’sinde bunu başarmak da çok önemliydi. Bu ilk işaretin arkası geldi, yeni atılımlar yaptı.

  4. Ankara’nın doğusuna ilk demiryolunu yaptı. Böylece Türkiye’nin daha önce Fransızlar tekelinde olan Demiryolu işine de bir Türk girişimcisi el atmıştı. Zaten soy adını da bu işinden dolayı aldı.

  5. Karabük’te demir ve çelik fabrikasını kurdu. Sanayi ve kalkınma için gerekli demir-çelik de artık Türkiye’de üretiliyordu. Böylelikle demiryolu, inşaat gibi sektörlerin ihtiyaçları karşılanacaktı.

  6. Nuri Demirağ’ın bundan başka onlarca yaptığı güzel iş var. Ancak yazıktır ki, en büyük hayali olan ve büyük emek harcadığı Türk yapımı yolcu uçağı projesini hayata geçirmesine rağmen, İsmet İnönü yönetimi tarafından başarısızlığa mahkum edildi. Düşünüyorum da, eğer Nu.D yolcu uçakları hâlâ var olsa idi, nasıl güzel olurdu. Hayali bile güzel…

    Uzun lafın kısası: Nuri Demirağ’ı yeterince tanımadığımızı düşünüyorum. Gerçi sadece tanımakla da O’nun hedeflerini gerçekleştirmiş olmuyoruz. Ama içimizden biri bir gün bu ülkenin kaderinde söz sahibi olduğunda hem Nuri Demirağ’ın projelerine sahip çıksın hem de yeni Nuri Demirağ’lara siyasi kumpaslar kurarak pasifize etmeye çalışmasın diye bunları yazıyorum.

    İşte Nuri Demirağ’ın hayat hikayesi

    1886 yılında, Sivas Divriği’de doğdu.

    1889 yılında, Babası yargıç Ömer Bey attan düşerek öldü. Kardeşi Abdurrahman Naci Bey doğdu.

    1903 yılında, 17 yaşındayken, Ziraat Bankası’nın açtığı sınavda başarı göstererek Ziraat Bankası Kangal Şubesi’nde işe girdi.

    1904 yılında, Koçgiri Şubesine atandı.

    1909 yılında, Büyük Kıtlık baş gösterince depolarda terk edilen tahılı kişisel inisiyatifini kullanarak halka uygun ederle sattı. Hakkında soruşturma açıldı. Gerçek ortaya çıkınca ödüllendirildi.

    1910 yılında, Maliye Bakanlığı’nın açtığı sınavı kazandı. İstanbul’a atandı. Beyoğlu varidat memuru oldu. Taksim kışlası ve Talimhane’nin Fransızlar’a verilmesini engelledi. Hasköy Mal Müdürlüğü’ne getirildi. Maliye Mekteb-i Alisi’nde gece derslerine katılarak yüksek öğrenimini yaptı.

    1918 yılında, Maliye’nin Tatavla Şubesi’ni denetlerken işgalcilerin hakaretine uğradı. Memurluktan istifa etti. Yabancıların tekelinde olan sigara kağıdı işine girdi. İlk türk sigara kağıdı yapımını başlattı. Ürettiği sigara kağıdına “Türk Zaferi” adını verdi.

    1920 yılında, Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nin Maçka Şubesi’nin yöneticisi oldu.

    1926 yılında, Cumhuriyet’in ilanından sonra, Fransızlar üstlendikleri demiryolu yapımını bırakınca kardeşini memurluktan ayırarak bu işi üstlendi.

    1931 yılında, Asya’yı Avrupa’ya bağlayacak Boğaz Köprüsü projesini yaptı. Amerika’dan uzmanlar getirtti. 4 yıl süren araştırmalarının sonucunda hazırladığı projeyi Salih Bozok, Atatürk’e götürdü. Atatürk çok beğendi. Hükümete gönderdi. Hükümet reddetti. Yıldız Sarayı önündeki yıkık tarihi çeşmeyi yeniden ayağa kaldırdı. Bu geleneğini yıllarca sürdürdü. Toplam 43 çeşme yaptırdı.

    1933 yılında, Divriği’ye enerji sağlama planlarını yaparken (1966 yılında ele alınan) Keban Barajı projesini ilk kez dile getirdi. Bursa’da Sümerbank Merinos Fabrikası’nın yapımına başladı.

    1934 yılında, Yabancıların tekel oluşturarak çimentoyu 33 liraya satmaya başladıklarını görünce çimento fabrikası kurmak istedi. 13 liraya satmayı önerdiği halde fabrika kurmasına izin verilmedi. Atatürk ona ve kardeşine Demirağ soyadını verdi. Yapımcısı olduğu İzmit Seka Kağıt Fabrikası’nın temeli atıldı. İstanbul Hal Binası inşaatlarının yapımını üstlendi, kısa sürede tamamladı.

    1936 yılında, Beşiktaş Nuri Demirağ Uçak Atölyesi’nin temeli atıldı. Divriği’de yapılacak olan fabrika için çalışmalara başladı. 150 yataklı öğrenci yurdu yaptırdı.

    1937 yılında, Karabük’te Demir Çelik fabrikasının yapımına başladı. Piraye hanım ile evlenen Nâzım Hikmet’e evini açtı. Üvey oğlu Memet Fuat’la birlikte bu evde yaşamalarına yardımcı oldu.

    1938 yılında, Erzincan’da deprem olunca evdeki tüm giyecek ve yiyecekleri yanına alıp Erzincan’a koştu. Bölgeye varan ilk yardım ekibi onundu. Türk Hava Kurumu, 65 uçak satın almak için sipariş verdi. Türk Hava Kurumu Nuri Demirağ’a verdiği uçak siparişini iptal etti. Olay mahkemeye yansıdı. İki ayrı Bilirkişinin olumlu rapor yazmasına karşın THK uçakları almadı.

    1939 yılında, Cumhuriyet tarihinin en büyük depremi Erzincan’da yaşandı. Nuri Demirağ kurtarma çalışmalarına katıldı. Depremde evlerini yitirenlere prefabrik evler yaptı. İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesinde bir Uçak Mühendisliği bölümünün açılması için öncülük etti. Türkiye’nin ilk yerli paraşüt üretimini gerçekleştirdi.

    1941 yılında, ilk uçuşunu pilot olarak yetiştirdiği oğlu Galip Demirağ’ın kullandığı uçakta yaptı.

    1942 yılında, yapımcılığını üstlendiği Sivas Çimento Fabrikası hizmete girdi. Mısır ve Buda valiliği yapan Divriğili Melek İbrahim Paşa’nın Edirne’de bulunan ve yok olma tehlikesi içindeki mezarını koruma altına aldırıp yeniden düzenletti. Hükümetten gereken desteği alamayan Nuri Demirağ’ın Divriği’de yapmayı planladığı Gök Üniversitesi, 100.000 kişilik Sanayi Kenti , Örnek Köy Projeleri kağıt üstünde kaldı.

    1944 yılında, Nuri Demirağ’a ait Uçak Pisti , Fabrika ve Etüd Merkezinin bulunduğu alan istimlak edildi. Ürettiği Nu.D 38 adını taşıyan çift motorlu 6 kişilik yolcu uçağı yurt dışında büyük ilgi gördü. Dünya havacılığı yolcu uçakları a sınıfına alındı.

    1945 yılında, siyasete atıldı. Milli Kalkınma Partisi’ni kurdu. Türkiye’nin Çok Partili Yaşama geçişini başlattı.

    1946 yılında, seçimlere katıldı. Ancak başarı gösteremedi. MKP’nin basın tarafından engellendiğini düşünen Demirağ, bir matbaa kurarak 100 bin satacak bir gazete planladı.

    1947 yılında, Ziya Şakir, “Nuri Demirağ Kimdir?” adlı kitabını yayımladı.

    1948 yılında, Milli Kalkınma Partisi’nin propagandası için bir radyo istasyonu kurmak istedi. İzin verilmedi.

    1951 yılında, evsiz ve açıkta kalan Neyzen Tevfik’e ev verdi. Amerika ve Kanada’ya gitti. Türk Amerikan Dostluk Derneği’nde bir konuşma yaptı.

    1952 yılında, Pakistan’da yapılan İslam Kongresi’ne Türkiye’yi temsilen katıldı.

    1954 yılında, Demokrat Parti listesinden milletvekili oldu . “Makam ve memuriyet güçlerini kötüye kullanarak kamu düzenini çiğneyen ve genel ahlakı bozanlar hakkında cezai yaptırım ” isteyen yasa önerisini meclise sundu. Çölleşme, tarım ve hayvancılıkta gerileme, enerji, barajlar, köprüler, limanlar, körfezler, uluslararası işbirliği ve dayanışmalar meclis kürsüsünden ulusun temsilcilerine aktarmaya çalıştığı gerçeklerden kimileriydi.

    1957 yılında, Mecliste kötü gidişi ağır bir dille eleştiren tarihi bir konuşma yaptı. Çalışanlar arasındaki ücret adaletsizliğinin ve uçurumun kapatılmasını isteyen yasa teklifini sundu.

    1957 yılında, Nuri Demirağ, İstanbul’da vefat etti.
    ;Kısa Kısa Yaptıkları ve Projeleri

    Türkiye’de Havacılık Sanayii’nin Önderi

    Seri Üretim olarak 1936′da ilk Türk uçağını yaptı.

    Çok partili rejimdeki ilk muhalafet partisini kurdu.

    Ankara’nın doğusuna ilk demiryolunu yaptı.

    İlk yerli paraşütü yaptı.

    1922′de ilk Türk sigara kağıdını üretti.

    Bursa’da Sümerbank’ın Merinos fabrikasını kurdu.

    İstanbul Boğaz’ına özel köprü yaptırmayı projelendirdi.

    İlk şehir ve köy planlarını hazırladı.

    Karabük’te demir ve çelik fabrikasını kurdu.

    İzmit’te selüloz fabrikasını kurdu.

    Sivas’ta çimento fabrikalarını kurdu.

    İstanbul’daki büyük hal binasını yaptı

    Endüstrileşmemizin engelleri ve Demirağ olayı

    Dr. Muhittin ŞiMŞEK

    Geçenlerde büyük bir kitap evinde görevliye Cemal Gürsel ile ilgili kitap aradıgımı
    söylediğimde, “Bu adam ne tür yazılar yazar” cevabını almak, beni üzmüş ve hiçbir şey
    söylemeden dışarı çıkmıştım. Böyle bir ortamda doğaldır ki Nuri Demirağ ismi endüstri
    tarihçilerinin dışında kimse tarafından bilinmemektedir. Oysa, Genç Cumhuriyetin önemli bir
    işadamlarından ve sanayicilerindendir. Hatta bir zamanlar Vehbi Koç gibi zengin olmak
    cümlelerinin sarf edilmesi gibi, o dönemde. de kız çocuklarına “Demirağ gibi bir aileye
    gelin gidesin” temennilerinde bulunulurmuş.

    Denilebilir ki, nice zengin işadamları geldi geçti, doğru. Fakat Nuri Demirağ; azmi, sabrı,
    çalışkanlıgı, dürüstlüğü, vizyonu, müteşebbisliği ile bugün ideal diye vasıflandırılan
    yöneticilerde/patronlarda bulunması gereken özelliklere sahip bir isim.

    1884 yılında Sivas Divriği’de dünyaya gelmiş. 1910’larda Beyoğlu varidat müdürü iken 1919
    yılında memuriyetten aynlmıştır. Bütün sermayesi olan 56 sarı lira ya da 252 kagıt lira, o
    zamanki şartlarda da küçük bir sermaye sayılırdı. İstanbul’un işgal altında olduğu bir
    dönemde, sıkıntının ve yokluğun acısıın gidermenin; üretmek olduğunu düşünür. Ve cebindeki
    bu parayla sigara kagıdı ticaretine başlar. O zamana kadar sigara kagıdının tekelini elinde
    tutan Rumlar ve Ermeniler’di”. Mühürzade Mehmet Nuri’nin “Türk Zaferi” adını verdiği siga
    kağıdı, hem insanlara ümit vaat eden bir girişim olmuş hem de kendisine çok iyi para
    kazandınmştır. Elindeki sermaye ile büyük işlere atılacak derecede kendisini kuvvetli
    görünce, yeni bir karar verir ve der ki (maddi ve manevi varlığımı memleket işlerine
    hasredeceğim.

    “Uçakların fabrikasını yapmaya talibirm”

    Bu arada Cumhuriyet ilan edilmiştir. Demiryolu yapımındaki yabancı tekelini kırmak, hem de
    paramn yurt içinde kalması saglamak isteyen yönetimin ihtiyacı ile Mehmet Nuri’nin hayalleri
    örtüşmektedir.

    Bugün bile, o zamanki yatırıma ulaşamamış olan demiryolu ihalelerine katıldı ve yıllarca en
    çok indirimi yaparak en fazla demiryolu döşeyen işadamı oldu. Bu nedenledir ki soy ismi
    bjzzat Atatürk tqrafından “Demirag” olarak verildi. Demiryolunda ciddi başarılar kazandı.
    O yıllarda devlet bütçesi 200 milyon liradır. Milletin himmetine müracaat edilerek, devrin
    zenginlerinden para toplanarak uçak alınmak istenir. Nuri Demirag’dan da bu amaç için para
    istenir. Nuri Bey “Siz ne diyorsunuz? Benden bu millet için bir şey istiyorsanız, en
    mükemmelini istemelisiniz. Madem ki bir millet, tayyaresiz yaşayamaz, öyle ise bu yaşama
    vasıtasım başkalarının lütfundan beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasım yapmaya
    talibim” der ve hazırlıkİara ‘başlar.

    1930’lu yılların ortalarında tamamen kendi imkanlarıyla bir prototip uçak yapar. Gerekli
    destegi görmez.Ancakü mitsizlige düşmeyen Demirag, Beşiktaş’ta bir uçak fabrikası
    kurar.Devletin,THK’nin ihtiyacı olan 24 adet egitim uçagı ve 60 planör ihalesini alarak
    hızla çalışmaya başlar. 1936 yılında “NUD 36” ismiyle 12 adet THK siparişini Iiazır hale
    getirir.

    Ancak uçakları test eden heyet, Nuri Demirağ’ın uçaklarının reddedilmesine karar verir.
    Karara itiraz eder ve mahkemelik olurlar. İki ayn bilirkişi raporlarının olumlu olmasına
    ragmen THK, uçakları almamakta direnir ve Ankara Ticaret Mahkemesi, Demirag’ın aleyhine
    karar verir. Atatürk hayatta degildir ve Türkiye’nin tek siyasi otoritesi, Milli Şef İsmet
    İnönü’dür.

    Dünya savaşının gölgesinde, savunma sanayi gibi çok önemli bir alanda böylesine güzel bir
    teşebbüsün neticesiz kalması, hatta reddedilmesinin altındaki sebepleri araştırmak,
    tarihçilerin işidir. Bütün çalışmaları ve yatırımları boşa giden Demirağ yılmadan uçaklarını
    kendi okulunda kurdugu yatılı okulda kullanır. Çogu memleketi Divrlgi’den.olmak üzere, çok
    sayıda ögrenciye pilotluk egitimi verir. Bu ögrencilerin bütün masraflarını karşıladıgı
    gibi, ayda 150’şer lira da burs verir. Yeşilköy’deki bu okulun adı “Gök Okulu” idi.
    Kuruldugundan kısa bir süre sonra her biri degerli birerpilot olaıi 9 kişimezun olmuştur.
    Bu pilotları ise daha sonra yüzlerce genç pilot izlemiştir. “Gök Okulu” tam anlamıyla bir
    pilot okulu niteligi kazanmıştı.

    Demİrağ’dan ilklerr

    Ne gariptir ki THK’nın almadıgı bu uçaklar senelerce uçar ve bir tek kaza dahi olmaz. Milli
    endüstriye o kadar önem verir ki “Milli Kalkınma Partisi”ni kurar. Ancak, başarılı olamaz
    Birçok ilke imza atan bu cumhuriyet döneminin ilk müteşebbisi bugün içinde bu1undugumuz
    sıkıntıdan çıkmak ve özgüven eksikligimizi gidermek için önemli bir isimdir.

    ilk kez, bogaz köprüsü düşüctesi ortaya atarak ‘yap-işlet-devret’ modelini önermiştir. İlk
    paraşüt imalatım, prefabrik ev imalatını gerçekleştirmiştir. Yabancıların cirit attıgı
    çimento tekelinin kırılmasını saglamış, 1000 km’den fazla demiryolu döşemiştir. İzmit’teki
    selüloz fabrikasını kurmuş, 1942’de Keban’a baraj yapılması düşüncesini ortaya atmıştır.
    Hayatım kısaca özetledigim Nuri Demirag, öze11ik1e uçak endüstrisini ülkemizde geliştirmek sevdasında olmuş bu gayreti desteklendigi takdirde ülkemizin kısa zamanda çok . iyi bir konumda. olacagını hep vurgulamıştır.

    İsmet İnönü’ye mektup

    Ancak, mahkeme kararıyla engellenmesi sonucunda, birçok makama mektuplar yazarak yardım istemiştir. Mareşal Fevzi Çakmak, çalışmalarını takdirle karşılamıştır. Fakat bir türlü ülke gelecegi için hayati öneme sahip uçak sanayiinin gelişmesine yönelik olarak kimseden destek göremez.. Son çare olarak Cumhurbaşkanı ısmet ınönü’ye şu mektubu yazar; “…..göklerine hakim olamayan milletlerin yerlerde sürünecegine, daha dogrusu yerin dibinde çürüyecegine inandıgım.için 3,5 sene evvel bütün personel ve araç gereci öz kaynagımızdan olmak üzere, memleketin ihtiyaçlarına tamamen cevap verecek büyük bir uçak endüstrisi kurmak istedim. Ve bu düşüncemi Mareşal Fevzi Çakmak’a arz ettim … beni büyük bir aşkla tebrik etti. Bunun üzerine dünyarım en mükemmel tayyare ve teferruatını yapan memleketlere mütehassıslarım1a birçok kereler seyahat ettim. Tetkikat yaptım, yaptırttım. Ecnebi memleketlerde müteaddit kıymetli Türk gençleri ve işçileri okuttum, yetiştirdim ve yetiştirmekteyim. Fabrikarımı sanat mekteplerinden yetişen en kıymetli Türk işçileriyle, en yeni ve modern makinelerle tezyin ederek buna müteallik muhtelif sanati şubelerinde kurslar açmak, bilgilerini ameli, nazari genişletmek suretiyle de elemanlar hazırladım.

    Beşiktaş’ta kurdugum tayyare atölyesiyle Yeşilköy’de yapmakta oldu&Um modern uçu~ meydanı, tamir atölyesi ve hangaraait plan-planlar ve bu maksatla satın alınan 1500 dönümlük arazi ve maden taharri ruhsatnamesi ve su kuvvetlerinden elektrik istihsali için degirmen ve baraj mahalli krokileri ve bu maksada hizmet emeliyle yaptırdıgım 250 mevcutlu’orta mektebe ait fotograflardan bir takımları ektedir.

    Geçenlerde Beşiktaş’taki atölyemin senevi imalat kabiliyetinin tayini istendi. 300 mektep
    veya 150 antrenman yahut 50 avcı tayyaresi yapılabilecegi cevaben bildirildi. Zaman zaman
    takdirler ve teşekkürlerle maddi ve manevi yardımlar yapılacagı ve siparişler verilecegi
    Hava Kuvvetleri’nden tahriren ve şifahen bildirildi. Şimdiye kadar asarı fiiliyesi
    görülemedi. Bu babtaki emirlerin ve takdirnamelerin suretleri ektedir. Hava Kuvvetleri’nin
    bir çok yüksek tayyare mühendislerinden mürekkep teknik komisyonu tarafından ilk Türk tipi
    olarak belirttiğim bu tayyareye ait sandıklar dolusu yüzlerce aerodinamik ve statik
    resimleri ve hesapları mezkur komisyonca aylarca tetkik ve performans tecrübeleri yapılarak
    mükemmel, normal mektep tayyaresi olduğundan Hava Kurumu’na teblig ve uçuş müsaadesini verdigi halde Türk Kuşu, memlekette yegane salahiyettir bu fen komisyonun kararını dinlemeyerek tayyareleri kabulden imtina etmekte ve kaza hadisesi yüzünden vukua gelen teahhuru nazari itibara almayarak tayyare1eri almamakta ısrar ve teminat mektubu muhteviyatı olan 14,000 liranın, zapt ve avans verdikleri 40,000 lirayı istirdat etmişlerdir.

    “30 sene erken gelmişim”

    İşçilerim ve fabrika personelleri işsiz kalmıştır. Esasen şimdiye kadar tam ve kamil bir
    mesaj sahası da bulamamışlardır. Bu müessese memleket müdafaası için faydalı bulunu yorsa,
    derhal sipariş verilerek yaşatılmasının temini ricasını havi Mareşal Hazretleri’ne çekilen
    ve şimdiye kadar cevabı alınamayan telgraf sureti ilişiktedir. Bu ugurda şimdiye kadar
    harcanan 1,5 milyon lira ile hoş karakterim buna müsait degil ya-farzı muhal 15-20 adet han,
    apartman yaptım, senede 150-200 bin lira kira alarak istedigim yerde gezer, tozardım.
    Hülasa, Türk’e ecdadından miras ve dünyaya numuneyi imtisal olmuş olan sipahiligin,
    süvariligin, serden geçtiligin bugünkü şekli de tayyareciliktir.

    Gece gündüz, kış yaz, yagmur, çamur, kar, bora, fırtına manialarını bertaraf edecek, vatanın
    her bucagında şimdilik en az 60-70 yerinde modern uçuş meydanları ve yanıbaşında tamir
    atölyeleri, hangadarı, müteaddit sınıf ve derecelerde mektepleri ve birkaç yerde tayyare ve
    motor fabrikaları yaparak havacılığımıza yüzlerce, binlerce, onbinlerce,ihtiyat yapıcı,
    uçucu Yaratıcı elemanlar ve vesait yetiştirmek iktidarındayız. .

    Tayyare süradidir. Mütemadiyen de süratleniyor. Havacılık işlerinin bu sürate ayarlanması
    için hepsi aynı rütbede ayrı ayrı noktai nazar taşayan hava komutanlarının başlarına tepeden
    tırnaga, başından sonuna kadar mesuliyeti nefsinde toplayan “üzerine toz kondurulmamış”
    yırtıcı yaratıcı bir şahsiyerin (her memlekette oldugu gibi) bu mühim ve hayati işin başına
    geçirilmesi suretiyle tevsiini ve mahdut çerçeve dahilinde bırakılmamasını, vatanın yegane
    kurtarıcısı siz aziz büyük milli şefimden yalvararak . kemali hürmetle arz ve niyaz ederim.”
    Nuri Demirag, birçok kere İsmetı İnönü’ye buna benzer mektuplarla – başvuruda bulunmuş
    olmasına ragmen olumlu bir cevap alamaz.

    1957 yılında ölümünden kısa bir süre önce kızı Mefkure Azak’a şunları lı söyler; “30 sene
    erken gelmişim kızım; 30 sene sonra gelseydim, bütün projelerimi yerine getirebilirdim…” i
    Düşünüyörum da, Nuri Demirag, uçak sanayiinde destek görse idi, Türkiye ekonomisi,
    globalleşme sürecinin neresinde olurdu? .

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Bu salak yazıyı nereden alıntıladın bilmiyorum.

    Nuri Demirağ, kendisine duyulan güven ve memuriyet sonucu sevgili Atatürk tarafından görevlendirilmiş ve bu projeler N. Demirağ tarafından tamamlanıp devlete teslim edilmiştir. (ihale edilmemiştir.)

    Gelelim UÇAK MESELESİNE….

    Uçakla ilgili kısım Nuri Demirağ’la yakından uzaktan ilgisizdir. Söz konusu ilk kişi Vecihi Hürkuş’tur. Nuri Demirağ kendisine para veren finansörlerden biridir…

    link to tr.wikipedia.org

    Bu kadar RİYA ve YALAN’ın kim tarafından neden uydurulduğunu anlamak mümkün değil. İĞRENİYORUM…

    Torunu şahsen tanıdığım biridir. Hk. çıkan çoğu haber uydurma olup anti kemalist propaganda malzemesidir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Ş.Yücel in yazısının ,H.Ayberg adlı adamla nasıl bir alakası var.Ben bu yazıyı, bir sahiplenme olarak algılıyorum.Varsayalım H.Ayberg i sahipleniyorsun,hakkındaki iddialara cavap vermek yerine bu yazının amacı nedir.Siz adam gibi tartışma yapamazmısınız? Amacınız herneyse,bu amacı en azından tutarlı bir çizgide ,açık seçik olarak sürdüremezmisiniz? Anlamadım gitti.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. ANLAMAK ÇOK ZOR DEĞİL.

    ” Farabi:
    “Ş.Yücel in yazısının ,H.Ayberg adlı adamla nasıl bir alakası var.Ben bu yazıyı, bir sahiplenme olarak algılıyorum.Varsayalım H.Ayberg i sahipleniyorsun,hakkındaki iddialara cavap vermek yerine bu yazının amacı nedir.Siz adam gibi tartışma yapamazmısınız? Amacınız herneyse,bu amacı en azından tutarlı bir çizgide ,açık seçik olarak sürdüremezmisiniz? Anlamadım gitti””

    • Bir yakınımın vefatından dolayı siteden uzak kaldım ve yorumları inceleme fırsatım olmadı. Ancak bu sabah bakabildim ve ilk olarak farabi’ye cevap vererek başlamak istedim:
    • O yazıyı sahiplendiğimi değil, sahiplenmediğimi anlamak için çok zeki olmaya gerek yok! Vasat bir akıl sahibi bile bunu kolayca anlardı.

    • HANİF İSLAM ÖĞRETİSİ ve Hans von AIBERG ile ne kadar ilgi/alâka var ise, aynı şahısla Nuri DEMİRAĞ ile de o kadar ilgi/alâka vardır.

      xenix:

    ““Kendisi hanif islam öğretisinin kurucusu olup Balıkesir’de tanışma fırsatım olmuştu.””

    diyor.

    • Bir defa Hanif İslam Öğretisinin kurucusu İmam-ı Âzam Ebu Hanife Hazretleridir. (699/767) AIBERG, kaç paralık adam ki; Hanif İslam Öğretisinin kurucusu oluyor? O, olsa olsa ancak “Yıkıcısı” olur.
  10. Bu öğreti altında faaliyet gösterdiği doğrudur. Ama “Kuruculuk” dediğiniz zaman bu çok farklı bir şeydir.

  11. Birileri çıkıp, İmam-ı Âzâm için: “Yok efendim o, öğretinin değil, Hanif dinin kurucusu diyebilir.” Konuya bu şekilde yaklaşan olursa, Ebu Hanifenin bir din kurucusu değil, bir mezhep kurucusu (Yorumcusu) olduğunu hatırlatırım. Kaldı ki: Hz. Muhammed dahi bir din kurucusu olmadığı gibi böyle bir deyimin gramer dayanağı da yoktur. Din, Cenab-ı Allâh’ın insanlar için tercih ettiği bir yaşam şekli, bir kurallar dizinidir. Peygamberler dahi kendiliklerinden din oluşturamazlar.

  12. Ne zaman Türk’lük veya Müslümanlık anlatılmak istense başka adam kalmamış gibi ortaya nerede ipini sapını koparmış, nerede absurt adamlar/absurt söylemler var onlar çıkarılır.

  13. Temcit pilavı gibi ortaya onlar konulur.

  14. Bunlardan birini çıkarın, sonra da deyin ki; “işte İslamiyet bu.” Ya da bir “kafatasçı” çıkarın; “Türk’ler böyle” deyin.

  15. Bu bir iftira değil de nedir?

  16. “Agnostik:
    “Bu salak yazıyı nereden alıntıladın bilmiyorum. Söz konusu ilk kişi Vecihi Hürkuş’tur.”
    “

    • Bu ülke için Nuri DEMİRAĞ ne ise, Vecihi HÜRKUŞ’ da odur. Ama bazı .. (Ben yine terbiyemi bozmayayım.) … bunların birini dost, diğerini düşman zanneder…

      Selamlar..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Ben kendisinin ve müridlerinin söylediklerini aktardım. Bana kalsa bu adam saat bile kuramaz.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. Başsağlığı dileyerek başlayayım.
    N.Demirağ islamın iyi temsilcisi,Ayberg kötü yani,bir ton laf edeceğinize,iddianız neyse söylesenize.Demirağ ın yaptıklarının,dini inançlarıyla bir bağlantısı mı var?Aybergin var.

    Bunun dışında Ayberg i küçümsemişsiniz ama,
    Ayberg bir vakıa olması açısından incelenmeye değer,ama o bana göre sadece uç noktada görüldüğü için tuhaf geliyor bize.Bugün İslam dünyasında bilimin(hele kuantum mekaniğinin) öngörüleriyle,uhrevi dünyalarını genişletmek isteyen insan sayısının haddi hesabı yok.Sadece ,temiz bir inanç yeterli değilmiş gibi öğrendikleri tüm bilgileri,bu inancı desteklemek için kullanarak,bilim+metafizik çorbasıyla kafa bulandırmaktan öteye gidemediler.
    Ayberg bu anlayışın radikal bir temsilcisidir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. YALAN DÜNYA!

    • Taziyeler için herkese ayrı ayrı teşekkür ederim. Cenab-ı Allah sizlere hayırlı ömürler versin.
    • Çok teşekkür ederim.
    • 26 yaşındaki yeğenimi kalp krizi sonucu huzur-u İlahiye uğurladık. Mekânı cennet olur inşallah.

    “DÜNYA, var gibi görünen büyük bir yalan!
    -ALLAH, yok gibi görünen en büyük gerçektir…”

    Hazreti Mevlânâ Celaleddîn-î Rumî

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Hans von aiberg in yazılarına link to books.google.com arama yaparak ulaşabilirsiniz.Yazıları beni baya meşgul etmişti.fantastik eser yazarı gibi gelmişti.İslam dinine zarar verici bir kişilik olarak görüyorum..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. Yaşar Nuri Öztürk’ün programına baş konuk olarak katılıyor. Ciddi ciddi tartışmalar yapılıyor. Telefonla bağlananlar Hans Von Aiberg denen adamı hararetli bir şekilde savunuyor. Programın son anlarında da bir kadın telefonla bağlanarak “bu adam sahtekardır, saçları boyadır, alman falan da değldir, zararın neresinden dönüle kardır: program bir an önce sonlandırmalısınız” diye uyarıyor. Herkes şaşıp kalıyor. Saatlerce adam yerine koydukları herif meğer sahtekarmış. Sonra Hans itiraf ediyor “ben bir şarlatanım ama önemli olan dış görünüş değil içerik” gibi şeyler söylüyor.
    Bu adamın dinle imanla hiçbir alakası yok ama tüm Türkiye’yi de aptal yerine koydu.

    Buyurun programın son bölümü burada:

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Hanif müslüman olduğunu savunanlar müslümanlığın İbrahimden hatta Ademden geldiğini iddia ederler. Peki Kurandaki Zümer 12. ayetini nasıl açıklıyorlar?

    “ZUMER 12. Bana müslümanların ilki olmam emrolundu.”

    Kuran mı yalan söylüyor? Hanif müslümanlar mı?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.