İnsan Davranışları

İnsan tam anlamıyla fedakar olabilir mi? Tam anlamıyla diyorum çünkü ne yaparsak yapalım kendi menfaatimizle ister bir mikron

ister 987 ışık yılı uzaklık olsun aralarında, aralarında bir bağlantı olduğunu düşünüyorum ben.

Veya kendi menfaatimize hizmet etmediği, huzurumuzu sağlamadığı halde sırf “iylik olsun” diye bir davranışta bulunmak mümkün

müdür?

58 yorum “İnsan Davranışları”

  1. İnsan tam anlamıyla fedakâr olabilir öyleki vazgeçtikleri karşısında bir başka insan ciddi bir şakınlığa düşebilir. Bu gereklimidir peki? Bunun hangi durumlarda fedakâr olunacağıyla ilgili olduğunu düşünüyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Hiç yüzme bilmeyen insanların, arkadaşını hatta tanımadığı kişileri kurtarmak üzere denize atladığı ve boğuldukları gözlemlenmiştir. Neden yaparlar bunu ?

    Şüphesiz kendileri için…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. “İnsan tam anlamıyla fedakâr olabilir öyleki vazgeçtikleri karşısında bir başka insan ciddi bir şakınlığa düşebilir.”

    Buna bir örnek verebilirmisiniz

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Aşk hali fedakârlığın en üst zirvesidir orada da bir menfaat var ise adı aşk olmuyor zaten.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. oik0s size katılıyorum. Galiba fedakarlık kelimesi insanın yaptığı davranışın aslında kendisi için olduğunun direkt olarak görülemediği durumlarda kullanılıyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Aşık olunca kendinizi daha iyi hissetmek bir menfaat değil midir?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Daha büyük yapılanmalar için (örneğin toplum, millet, ülke, kabile vs) insan her şeyinden (hayatından) vazgeçebilir. Bu tam anlamıyla fedakar olmaktır.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. “Daha büyük yapılanmalar için (örneğin toplum, millet, ülke, kabile vs) insan her şeyinden (hayatından) vazgeçebilir. Bu tam anlamıyla fedakar olmaktır.”

    Hayatından vazgeçmesi şöyle açıklanamaz mı?(Matematikten başka yol kalmadı tam ifade için)

    Eğer ölürsem en azından ölüm anında 10 birim mutlu olacağım(a-torunlarına iyi bir yurt-gelecek vs bıraktığı için veya namusunu koruduğu için) yaşarsam 5(a da olanları yapamadığı için daha az) birim mutlu olacağım. Bu durumda 5 birimlik bir “kar ” söz konusudur. Yani eğer ölmeyi göze almışsa ve akıl-ruh sağlığı yerindeyse sadece bu şekilde düşünüyor olmalıdır.

    Şimdi bu fedakarlık mı?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. O kişinin ölürken duyduğu mutluluğu hiç bir zaman bilemeyeceğimize göre bu bir çeşit varsayım oluyor. (Yani mutlu olduğunu düşünmeniz) Öldükten sonra kendisi de mutlu olamayacağına göre bütün her şeyini feda etmiş oluyor. (Farkındalığını, algısını, bilincini, benliğini kaybettikten sonra her hangi bir menfaat söz konusu değildir. Çünkü ortada bundan yararlanacak bir benlik kalmamıştır)

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Kişi var olmak istemiyorsa benliğin önemi 0 olur. O halde yine kendi isteğini-menfaatini düşünmüş olmaz mı yok ederek kendini?

    Ayrıca kişinin ölürken duyacağı şeyleri kesin olarak bilemeyeceğimizde bence bir varsayım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. “Ayrıca kişinin ölürken duyacağı şeyleri kesin olarak bilemeyeceğimizde bence bir varsayım.”

    Yani diyorsunuz ki “Kişi ölürken duyacağı şeyleri kesin olarak bilebiliriz.”!!?

    “O halde yine kendi isteğini-menfaatini düşünmüş olmaz mı yok ederek kendini?”

    Olmayan “kendi”nin menfaati de olmaz.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. “”Ayrıca kişinin ölürken duyacağı şeyleri kesin olarak bilemeyeceğimizde bence bir varsayım.”

    Yani diyorsunuz ki “Kişi ölürken duyacağı şeyleri kesin olarak bilebiliriz.”!!?
    “

    Şu anda bilemiyoruz evet, fakat siz bunun gelecekte de kesinlikle imkansız olduğuna emin misiniz?(Bu konu çok önemli değil aslında..)

    “”O halde yine kendi isteğini-menfaatini düşünmüş olmaz mı yok ederek kendini?”

    Olmayan “kendi”nin menfaati de olmaz.
    “

    Olmayan kendi demedim ki zaten olmak istemeyen kendi dedim. İntihar edenler mesela kendilerini düşünürler.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Eğer ölülerle iletişim kurulamazsa mümkün değil evet. Çünkü bir şeyin sonucunu, o eylemden sonra öğrenebilirsin.

    Yine bir şeyden menfaat sağlayacaksan, ancak olaydan sonra sağlayabilirsin. Ölümden menfaat sağlayamazsın, çünkü ölünce menfaati alacak biriside kalmıyor ortada.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. “Aşık olunca kendinizi daha iyi hissetmek bir menfaat değil midir?”

    Hayır. Sanırım menfaat derken kişinin yalnızca kendi kazanımı üzerinden birilerini ya da birşeyleri nesne yapmasından bahsettiniz. Doğrusu ben menfaati böyle anlıyorum. Menfaat bu anlamıyla birinin diğerine karşı şiddet uygulamış olmasıdır aynı zamanda. Örnekse seninle birlikte olmak istiyorum çünkü fiziksel olarak beni etkiliyorsun, yüzünün hatları, göz rengin, hareketlerin beni uyarıyor cinsel anlamda ve sana sahip olmak istiyorum. Şimdi burada çıkış noktası senin söylediğin gibi birinin diğeri üzerinden edineceği hoşnut olma durumuna daha yakın. Oysa bu etkilenmenin içinde seninde değerini, önemini, varlığının kapladığı hak alanlarını ve benim bu alanları tanımam gerektiğini düşünerek ‘birliktelik’ varsa kişisel menfaatin dışında iki kişinin de hoşnutluğunu ilgilendiren bir durum yokmudur?

    “Olmayan “kendi”nin menfaati de olmaz.”

    Evet bence çoğumuzun sorunu bu. Yani çok fazla ‘kendini önemseme’ durumu var ortada. Bu ilişkilerde de kendini gösteren baskın itki değil mi? Ben kendimde bunu görüyorum tersi bir algı hali için gayret içerisindeyim ancak biliyorum ki kendinin olduğu yerde menfaatler zinciri vardır. Kendi yoksa menfaat de yoktur.

    Kendi nedir diye soruyordu kendine bir bilge. En sonunda (öğretisinin toplamından çıkan sonuç olarak) yine kendinin farkında olan bu yüzden farkında olduğu şeyi sürekli doyurmaya çalışan bir varlık olarak varıyordu insana. İşte küçük bir fark var burada. Bu bilgiyi içselleştirdikten sonra kişide bir mekanizma işlemeye başlıyor. Bu insanın davranışlarını, itkilerini sorgulayıp neden öyle olduklarını anlamaya çalışmasıyşla ilgili bir hal. Zirveye çıkamasada en azında kontrol mekanizmaları ediniyor.

    Örnekse senden hoşlanıyorum ama seni cinsel bir nesne yapamayacak kadar, yani seninde varlık haklarını, ihtiyaçlarını, iç dünyanı, beklentilerini, duygularını önemseyerek sana yalan söyleyip alacağımı almak (menfaat) ve sana üzüntü verip gidemeyecek kadar hassaslaşıyorum. Tam diyemedim aslında hemen hemen böyle bir durum işte. Hareketsiz kalıyorsun aslında. Yaptığın davranışların sonuçlarını hesaplamaya başlıyor ve zarar vermemeye çalışıyorsun.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. denklem zayıf blaise. h katsayısı yok (herşeye rağmen hayatta kalma katsayısı) işlem çeşitliliği az. abaküsle türev integral. gott bless you blaise.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Bu zarar vermemeye çalışma hali insanı pasifleştiriyor, alıklaştırıyor ancak sen biliyorsun ki insan doğasının şiddet yüklü, vahşi döngüsünü düzenlemek, disipline etmek ve herhangi bir davranışı, durumu eleştirebilme hakkına sahip olmak için kendinden başlamışsın. Çünkü bu düzen kişiye çok fazla olumsuzluk yüklüyor. Kirlilik var, ciddi bir bozulma var, her yönden uyarılıyor, bozulmaya zorlanıyorsun. Tabi bu herşeyi sıfırlayıp minimum bir ihtiyaç halinde yaşamak gerektiği sonucuna kadar varıyor. Gerçeklik seni menfaatlerin olması gerektiği konusunda fazlasıyla zorluyor ayrıca. İşte tüm bu saçmalığın içerisinden sahiden bir aşk var edebiliyorsa insan ne mutlu ona diye düşünüyorum. Çünkü çok ciddi bir kirlenmenin ötesinde bir alandan bahsediyoruz bence.

    Yani bu işler laga luga yapmaya gelmiyor 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. “Bu zarar vermemeye çalışma hali insanı pasifleştiriyor, alıklaştırıyor ancak sen biliyorsun ki insan doğasının şiddet yüklü, vahşi döngüsünü düzenlemek, disipline etmek ve herhangi bir davranışı, durumu eleştirebilme hakkına sahip olmak için kendinden başlamışsın. Çünkü bu düzen kişiye çok fazla olumsuzluk yüklüyor. Kirlilik var, ciddi bir bozulma var, her yönden uyarılıyor, bozulmaya zorlanıyorsun. Tabi bu herşeyi sıfırlayıp minimum bir ihtiyaç halinde yaşamak gerektiği sonucuna kadar varıyor. Gerçeklik seni menfaatlerin olması gerektiği konusunda fazlasıyla zorluyor ayrıca. İşte tüm bu saçmalığın içerisinden sahiden bir aşk var edebiliyorsa insan ne mutlu ona diye düşünüyorum. Çünkü çok ciddi bir kirlenmenin ötesinde bir alandan bahsediyoruz bence.”

    Kirlilik bulaşıcıdır, kirlenmemek mümkün mü ? Misal: Are you sick, kseniks?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. Oh sorry kseniks i ….

    Neyse bunun ingilizcesini yazacak kadar ingilizcem yok. Gece 3:47 de “gott bless you” değil god damn you diye gördüm.

    E sory kseniks 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. bir insan bilgelikte,ahlakta,dürüstlükte,inançta zirveleşmişse ona aşık olunur…
    mütemadiyen yanlışlarından dönen erdemli adama aşık olunur…
    zorbaya-kapitaliste-faşiste-komünalciye herhalde aşık olunmaz…
    yanıltıcı burjuvazi oyunları aşk degildir..
    bu bakımdan aşk ve erdemlilik bütünlüğü beraber ele alınmalıdır…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. kendini-toplumunu-dünyayı tanıma sonucu oluşan,bilinç halinin insan varlıgını kuşatarak;süreklilik kazanması ve bunun çehresinde yansımasıdır..bu fert aşk halindedir..birliği ve bütünlügü yakalamış,erdem mücaddelesine girmiştir…
    bireysel -toplumsal veya beynelmilel kışkırtıcı unsurların belirleyiciliği aşk hali degildir…
    benlik bilinci ve ontolojik konumlanma sonucu oluşan;varoluş bilincidir aşk…
    zaten bu çehrede mütemadiyen aşk ve erdem ışık misali yayılır…
    kendini mütemadiyen bilme ugraşısında olan insan aşk yayar ortama…
    köroglunun -bolu beyine isyanı
    hüseyinin yezide isyanı;aşkın mahiyetini tanımak için yeterli örneklerdir…
    beşeri aşk;gerçekliğini ve yanıltmazlıgını ancak bu bağlamda kazanabilir…
    bir kişiliğe ve karaktere aşık olunur…
    derinden tefekkürün sonucudur aşk..
    nihayetinde;evrensel modernizmin en görkemli görünüşü olan obama;bütün iyiliğine ragmen;temsil ettiği,tarihsel ve hükümsel yer itibariyle aşka layık olabilirmi?
    herhangi;kendi saçayaklarını oluşturmuş bilim-din adamı ve ideoloğ;kendi ütopyalarının dogrultusunda bir kişiliğe aşk duyar…
    sersemletici aşk dediğimiz;bu fikirler dogrultusunda sehitlik isteminin hasıl olmasıdır..
    yanıltıcı aşk dediğimiz;kesitsel herhangi bir paradimanın duygusal krize yol açmasıdır…
    ben kimim?
    sualini bitimsiz şekilde çözme-algılama eylemidir aşk hali…
    mervanmıyım merdanmıyım ben kimim?
    tarihselliğini aşamayan yaratıkmıyım?
    aşk ;kesinkez,ontolojik kavrayış sonucu oluşan bilgelik seviyesi sonucu doğar..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. “bir insan bilgelikte,ahlakta,dürüstlükte,inançta zirveleşmişse ona aşık olunur…
    mütemadiyen yanlışlarından dönen erdemli adama aşık olunur…
    zorbaya-kapitaliste-faşiste-komünalciye herhalde aşık olunmaz…
    yanıltıcı burjuvazi oyunları aşk degildir..
    bu bakımdan aşk ve erdemlilik bütünlüğü beraber ele alınmalıdır…”

    AŞKA sınır koyuyorsan o aşk değildir. Aşk adı üstünde aşmaktan gelir. Aşan için hiçbir sınır kalmaz. Oraya ulaşanlar onu bilir ve yaşarlar. Bunu size bir hikaye örneği ile anlatmak istiyorum.

    Pervaneleri bilirsiniz ışığın etrafında dönerler onlar ışığa aşık canlılardır.
    Işığı daha derinden keşfetmek için toplanmışlar ve aralarında konuşuyorlar. Pervanelerden birisi ben şimdi size ışığın ne olduğunu tanımlayacağım der gider ışığı yansıtan ateşe yaklaşır ancak çok yaklaşmaz ve döner onun bir sıcaklık olduğunu söyler. Diğer pervane bende deneyip anlatmak istiyorum başka birşey olmalı. gider ve ateşe iyice yaklaşır ancak tüyleri yanar döndüğünde sıcak ve acı der. Bir diğer pervane ikna olmaz hayır başka birşey der gider ateşe kendini atar ve yanar. Pervaneler aralarında konuşur o biliyor ancak konuşamıyor.

    İşte aşk bu pervane hikayesinde olduğu gibidir. Hiçbir fikir hiçbir düşünce hiçbir şekil hiçbir şeyleri barındırmaz…. Barındırıyorsa o aşk gerçek aşk değil sadece tariflenmeye çalışılan aşktır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. tamamda…bir seçimin oluşturacagı süreç,insan ve insan toplumlarında bir anda ortaya çıkmaz…
    imam hüseyin 50 küsur yaşında şehadte gitmiştir..
    murakabe ve özllikleri tanıma sonucu oluşur aşk..
    tanıdım-bildim-sevdim-kendimi feda ettim…
    muhakkak her bir kimsenin temsil ettiği bir kitap vardır…
    bir hareket noktası vardır…
    bir bakmakla;ne bileceksin kişiliği…
    karşıda bir bayan ;yada erkek görüyorsun,senin ütopyana karşılık geliyor,aşık oluyorsun…
    ölümüne savaşıyorum ben..
    ne için?
    sahip olduğum değerler için?
    o değerler nedir?
    varlık ve süreç açısından yeri?
    ??????
    sormuşlar filozofa;en büyük aşk nedir diye?
    filozof;
    bilgelik aşkı demiş…
    bilgelik aşkı ;kast benzeri bir yapı sonucu oluşabilirmi?
    orada ortaya çıkan sınıfsal hezeyanlardır ve yanıltmacadır…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. Fedakarlık kendini kendinden silmektir. Örneğin, bir çocuğun yaşaması için annenin kalbine ihtiyacı var ise ve anne o kalbi çocuğuna feda edebiliyorsa kendi yaşamını silip çocuğunun yaşamında yaşamayı göze alabiliyor ise tam fedakarlık budur. Yani kendini kendinden sildiğinde fedakar oluyorsun. Sırf iyilik olsun diye yapacağın şey ise fazlan olan şeyi paylaştığın alandır. Örneğin iki böbreğin vardır biri sana yetiyordur diğerini verebilirsin. Yada üç evin vardır birinde oturuyorsun diğerini ihtiyacı olana verebilirsin gibi….Bunlarda iyilik yapmak için olanlardır. Menfaat yaşam hakkını kullanmaktır. İyilik yaşam hakkından fazlasını paylaşmaktır. ben böyle düşünüyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. tamam,,bunun için annelik bilinci gerekir diyorum…
    tanrının verdiği bir duygudur bu…
    bireysel-toplumsal vakalar;anneye ve saltık olarak aileye -ulusa-ekonomiye dayandırılırsa;ontolojik konum anlaşılmaz…
    vicdanda bu baglamda ele alınmalıdır…
    bende kardeş katleden miras çekişmelerini,çocugunu katleden aileleri örnek verirsem….
    annelik nasıl tarif edilecek….
    ağaç;kendi yaratılışının bilincindedir…
    tabiat bütün birimleriyle…
    ama insan öyle değildir…
    her şey olabilir…
    tamam her yerde bir muhakeme yapılamaz…
    türlü haller vardır…
    ama aşk bu dünya coğrafyasının yaratılış ilişkileri agında anlaşılmalıdır…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. “Fedakarlık kendini kendinden silmektir. Örneğin, bir çocuğun yaşaması için annenin kalbine ihtiyacı var ise ve anne o kalbi çocuğuna feda edebiliyorsa kendi yaşamını silip çocuğunun yaşamında yaşamayı göze alabiliyor ise tam fedakarlık budur.”

    Fedakarlık yoktur, kardan zarar vardır. Şu anda benim için kendine bir tokat atarsan kesinlikle fedakarsın demektir, fakat bunu yaptığında akıl-ruh sağlığın bozulmuş demektir ki bu durumda yine fedakarlıktan bahsedilemez.

    Fedakarlık bir tür paradokstur.Bu benim düşüncem..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. insana düşen ölçülü hayattır…
    anne veya baba bir duygu ile yaratılmışlarsa;elinden geldiğince bu duyguyu ölçüyle buluşturabilmektir…
    kolay değil tabii…
    korku,yenilgi,tedhiş,kavram ve yaşam bombardımanıyla ahengin yitirildiği çerçevede..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. Fedakarlık yoktur, kardan zarar vardır. Şu anda benim için kendine bir tokat atarsan kesinlikle fedakarsın demektir, fakat bunu yaptığında akıl-ruh sağlığın bozulmuş demektir ki bu durumda yine fedakarlıktan bahsedilemez.

    Fedakarlık bir tür paradokstur.Bu benim düşüncem..

    Peki öyle ise sen annen baban için karmısın zararmısın?
    Sen dünya için karmısın zararmısın?
    Paradokslarını görebilirmiyiz?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. Akıl ve ruh sağlığı nedir? İnsan davranışlarında yeri nasıl olmalıdır? Akla ruh ruha akıl diyebilirmiyiz? Dersek nolur demessek nolur. Dünya için bunları dememiz karmıdır zararmıdır? :)))) Alın size deli akıl. Son zamanlarda susmuştum derinliklerde geziniyordum. Yeniden yeryüzüne geldim bi baktım ki o ne öyle insanlık fedakarlık konuşuyor fedakarlıktan aşka aşktan paradosksa bir dizi zil takmış oynuyo bende taktım zilleri varmısınız oynamaya:))))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. Benim için kendine bir tokat at…isteği de biraz akıl ve ruh sağlığının ince sınırlarında gezinmez mi?

    Spinoza’nın hiç tanımadığınız birisini kurtarmak için cüzdanınızı, ıslanmayı hatta hayatınızı düşünmeksizin denize atlıyorsanız bu insan eylemleri açısından sonuçta bir gün sizin de yardıma ihtiyacınız olabileceği düşüncesiyle iyidir düşüncesi bence de bu durumu “fedakarlık” açısından açıklıyor. Ortada büyütecek bir durum yoktur bence fedakarlık mevzusunda ya yaparsınız ya yapmazsınız, ya içinizden gelir ya gelmez dolayısıyla yapılıyorsa bence fedakarlık; “kişisel çıkar” değil “evrensel-insan oluşa ait” bir menfaat(!) içerir..temel düşüncesi daima bir gün sizin için de herhangi birinin hiç de öyle kendisinden çok beklenmese de parmağını kıpırdatması, yanınıza gelmesi, sizinle olması, sizinle paylaşması vs.dir…ve bence insan oluşun vahşi ormanında iyi ve ayırıcı bir özelliktir…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. İyi-kötü geniş bir yelpazedir. Kimi zaman kötüye kimi zaman iyiye yakın olsa da kişinin karakteri bu yelpazenin belli bir noktasındadır. İyi uç noktasındaki kişinin, fedakarlık örneği saydığımız davranışlardan bolca segilemesi kaçınılmazdır. Aksi durumda o kişi kendini rahatsız hisseder.

    Kısaca fedakarlık diye bişey yoktur. Denize düşeni kurtarmadığım zaman kendimi vicdanen çok rahatsız hissedeceğimi biliyorsam, hayatım bahasına atlarım denize. Böylesi bir durumda ilk aklıma gelen O nun hayatını kurtarmak olsa da, temeldeki itici güç ilerde kendimi rahatsız hissedeceğimi bilmemedir. İlk bakışta fedakarlık gibi görünen pek çok eylem, aslında kişinin kendi mutluluğuna, huzuruna hizmet etmektedir. Fedakarlık diye bişey yoktur.

    Her eylem insanın kendi mutluluğuna yöneliktir. İyi iyiliğini, kötü de kötülüğünü aynı nedenle yapar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. Ne söylersen söyle, ne anlarsan anla, ne anlatırsan anlat, ne yaparsan yap, her ne olursan ol olabildiğin kadardır hareket kabiliyetin. Olmaktan ötelerde olduranlardan olduğun düşünü olmakla anlatamazsın. Olmaktan her olgudan vazgeçmelisin ki ancak o zaman olan olduran noktanın tam orta yerinde mükemmelliyenin enerjisinde hareket edebilesin. Orada hareket ettiğin zaman mükemmel olmayanlara bunu anlatamazsın çünkü onlarda mükemmeliyeyi mülkiyeden tanımlayacaklardır. Tanım mülkiyeden başlar mükemmeliyede son bulur. Mükemmeliye sonsuzdur… Son sonsuzluktur bir bakıma….Ruhum ve aklım sonsuzluğun içinde haykırır bazen sesli bazen sessiz, bazen görülür bazen görülmez biçimde… Ruhum ve aklım bu görülür ve görülmezlerin biçim ve biçimsizliğinin içinde hareket eder… O nedenledirki anlatım sadece bir ……………..zincirinin başka ………. zincirinde bağlanıp seslenmesinden ibarettir…….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. Blaıse,

    Fedakarlık kelimesi sadece ANNE‘lerde kullanılır ve yakıştırılır.

    Başka yerlerde/şekillerde/durumlarda kullanımı ise teferruat, menfaat ve yalandır.

    Öz Can,

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. Angelyasam: “Aşk adı üstünde aşmaktan gelir.”

    Aşk sözcüğü “aşmak” fiilinden gelmez.
    Etimolojik kökende şunlar yazılı:

    Arapça: ˁişḳ; şiddetle sevme, şiddetli ve yakıcı sevgi = Arapça ˁaşaḳat; sarmaşık

    ● Arapça fiilin nihai anlamı “sarmaşmak, sıkı bir şekilde sarılmak” olmalıdır. Karş. Aramice: ˁsḳ “karmaşık olmak, haşır neşir olmak, bir şeyle uğraşmak”.

    ● Türkçede ˁışk biçimi 18. yy’a dek tercih edilmiştir. Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır.

    Dante’nin İlahi Komedya’sında “cimri” ile “savurganın” cehennemde aynı cezaya çarptırıldığı anlatılır. Bir dairenin iki kenarına bağlanan cimri ile savurgan, bağlı oldukları ipin merkez kaç yönünde yürürler ve birbirleriyle kafa kafaya tokuşunca geri dönerler. Bu kez ters yönde yürümeye başlayınca, dairenin diğer kutbunda tekrar tokuşurlar ve bu tokuştukça geri dönüp diğer kutupta tokuşma sonsuz değin onların çekmesi gereken cezadır.

    “Dianetik” adlı bir kitapta şöyle bir parağraf vardır: “… fedakarlık ve bencillik biribirinin ikiz kardeşidir. İkisi de doğru davranış denklemini aynı oranda olumsuz etkiler…”

    Bireyin varlığından dışına doğru verdiği enerji, ya da içine doğru alması gerekip de feragat ettiği enerji onun dış dünyaya katkısıdır.
    Varlığından verdikleri bireyin iyililiğidir.
    Alması gerekip de feragat ettikleri fedakarlıktır.
    İyiylikte vardan verme vardır.
    Fedakarlıkta vaz geçme vardır.
    Sonuç olarak her ikisinde de bireyin çıkarları (menfaatleri) söz konusudur. Fedakarlıktan hasıl olan “iyiliğin” bir ucu bireyin dışındaki bireylere dokunurken, diğer ucu bireyin ruhsal;düşünsel doyumunu sağlamaktadır. “Kendimize yapılmasını istediğimiz şeyleri yansıtma” vardır fedakarlıkta… Bir gün muhtaç olduğumuzda başkalarının da bize öyle davranmasını beklemekteyizdir. O an için maddi bir kazanç (çıkar) değildir bu. Aynı maddi koşullar içine düştüğümüzde bizim de dışımızdan beklediklerimizi örnekleme eylemidir…

    İyilik de fedakarlık da birbirinden çok kalın çizgilerle ayrılmaz ve her ikisinde de bireyin -birbirine dönüşebilen- maddi ve manevi çıkarları vardır.
    Önemle vurgulamak gerekir ki; birey her türlü eylemini bireysel çıkarları için eyler. Her adımında bireysel çıkarı vardır. Ancak kendi çıkarlarını korumak ve geliştirmek için bireyin kendi dışındakilerle işbirliğine gereksinimi vardır ki, bu gereksinim toplumsal alanı oluşturmuştur. Birey bu alan ile ilişkisi içerisinde alma ve verme biçiminde girdiği ilişki içerisinde bazen kendi hakkından feragat eder; tavuk gelecek yerden kazı esirgemez, geleceğe bir “yatırım” yapar, bu da fedakarlık denen davranışı oluşturur. Fedakarlık uzun vadede bireysel çıkarı içerir. Birbirinin karşısında görünse de iç içedir…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. Aşk: Yan etkileri oldukça az olan bir uyuşturucudur.

    İnsan hep bir uyuşturucu peşindedir/alma eğilimindedir. Neden?

    Neden kendini unutmak ister?Neden kendisiyle başbaşa kalmak istemez?

    Neden bu meil neden?

    🙂 İnsan ile doğadaki entropi yasası zıt galiba, insan olanı(eğlence, felsefe yapmak, bilimle uğraşmak, iş yapmak, gazete okumak, forumda anket hazırlamak, yemek yapmak, sürpriz yapmak, psikolojiyle ilgilenmek, spor yapmak, kuru fasulyenin etini sona bırakmak, seni seviyorum demeyi ihmal etmek, dereyi görmeden paçayı sıvamak, para biriktirip harcayamadan ölmek, deney yapmak, araştırmak, kitap okumak, facee takılmak, siyasetle uğraşmak, vs vs vs) devam ettirmeye meilli iken doğa değişmeye-bozmaya meilli galiba..

    Bütün zihin meşguliyeti türlerini, bir elekten geçirmeksizin, oyalanma başlığı altında mütalaa etmek mümkündür diye düşünüyorum. Bu yargıya kendimi gözlemleyerek ulaştım.

    ” Eflatun ve Aristo’yu akademik giysiler giymiş halde resmederiz daima. Oysa onlar, herhangi bir insan gibi, arkadaşlarıyla şakalaşıp kahkaha atmaktan hoşlanan nezih ama sıradan insanlar idiler. Ve “Kanunlar” ve “Politika” larını telif ederek kendilerine bir oyalanma sebebi icad ederken, bunu laf olsun diye yapmışlardı. Hayatlarının en az felsefi ve en az ciddi kısmı bu gibi eserleri yazmalarıydı: En felsefi kısmı ise, sade bir şekilde, lüzumsuz telaş ve faaliyetlere kapılmadan yaşamalarıydı. Politika için birşeyler yazdılarsa, bu, onlara sanki bir tımarhane için kurallar hazırlamak gibi geliyordu.

    Ve bu yazma işini gerçekten önemli birşey olarak mütalaa ediyormuş gibi gerçekleştirdilerse, bunun sebebi, delilerin kendilerinin kral veya imparator olduklarına inanır vaziyette konuştuklarını bilmelerindendi. Delilerin deliliklerini ortalık fazlaca zarara uğramadan yatıştırmak için, bu inançları hicvettiler. ” Pascal-Düşünceler

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. Angelyasam: “Aşk adı üstünde aşmaktan gelir.”

    Aşk sözcüğü “aşmak” fiilinden gelmez.
    Etimolojik kökende şunlar yazılı:

    Sevgili dostum ben AŞK ın gelmişini geçmişini sülalesini yada şuyunu buyunu tanımlamak için öyle yazmadımki. Aşmak bunların ötesidir zaten. Aşkı tariflerken kendimce anladığım aurayı dile getirmeye çalıştım. Siz aşkın Yarını, dünü, gelmişi geçmişi sülalesi ile ilgilenin beni bağlamıyor bunlar. Beni birtek aşkın kendisi bağlıyor…. Sevgimde öyle menfaat bağlamında tariflemeye çabaladığırız bilim sürecine dayanır. Ben bilim sürecinden bir fayda görmediğim için aşan noktadan tariflemeye çalıştım. Herkes kendi aşkını yaşar. Benimki bu ))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  36. “Aşk: Yan etkileri oldukça az olan bir uyuşturucudur. “

    Burası güzel bir yeri konunun, sabitlenmek istedim bu noktada. Uyuşturucunun zihinsel etkisi aşk halindeki zaman ve mekân ötesi olma hali değil mi? Aynı zamanda algının güncel mekanikliğinin kırılması, ardından nesnlerin dahi anlam değiştirmesi değil mi?

    Bir bilge şöyle diyordu bir konuşmasında; ben size kullandığınız uyuşturucuların etkisine giden yolu anlatıyorum. Seçim sizin. Şimdilerde bahsedilen yolun yürüyüş biçimlerinin tasavvufla örtüştüğünü farketmeye başladım.

    Çok ilginç ki kişi katı bir ego ile uyuşturursa ruhunu, kabul edilir bir durum olarak pompalanıyor. Narsisizm ilişkilerde son derece yıkıcı bir işleve sahip uyuşma biçimidir mesela ve yaygınlaşıyor gibi. Uyuşturucu etkisi olarak aşk’ı tercih edenlere ne mutlu. Birgün mutlaka sıyrılıp bu bencilliğimden erimek istiyorum aşk halinde. 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  37. “Birşeyin sonucunu öğrenmek için beklemek gerekmez her zaman mesela ben şu anda bu iletiyi yazıyorum ve göönderildiğini görmedim ama gönderileceğini biliyorum”

    Nasıl yani, kahin olduğunuzu mu iddia ediyorsunuz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  38. “Eğer ölülerle iletişim kurulamazsa mümkün değil evet. Çünkü bir şeyin sonucunu, o eylemden sonra öğrenebilirsin.

    Yine bir şeyden menfaat sağlayacaksan, ancak olaydan sonra sağlayabilirsin. Ölümden menfaat sağlayamazsın, çünkü ölünce menfaati alacak biriside kalmıyor ortada.

    “

    Birşeyin sonucunu öğrenmek için beklemek gerekmez her zaman mesela ben şu anda bu iletiyi yazıyorum ve gönderildiğini görmedim ama gönderileceğini biliyorum.

    Bir insan öldükten sonrada kar sağlayabilir. Yaşam -9 ölüm 0. 0-(-9)=9 sonuç pozitif kar var 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  39. Bakın şu anda söylediğim doğru çıktı. Anlatmaya çalıştığım şey nedensellik ilkesinin ta kendisi..

    Kahinlik gerçekten olabilir(bilemem) belki ama ben çoğunun usta atıcılar olduğunu düşünüyorum.

    Birincisi bu, ikincisi bu

    Ve üçüncüsü de böyle, bundan ötürü

    Demek ki besbelli dördüncüsü!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  40. “Birşeyin sonucunu öğrenmek için beklemek gerekmez her zaman mesela ben şu anda bu iletiyi yazıyorum ve gönderildiğini görmedim ama gönderileceğini biliyorum.”

    Sen hiç sonsuz.us un meşhur fatal error (ölümcül hata) larına denk gelmemişsin.

    Kaldı ki konumuz o değildi. Sen bu iletiyi göndermeden, göndermişsin gibi etki yapmasını bekledin mi peki? Göndermeden haz aldın mı sanki göndermişsin gibi? Ee o zaman göndermeseydin sonucunu aldıysan.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  41. “Birşeyin sonucunu öğrenmek için beklemek gerekmez”

    Sonuç?

    Ben de diyorum ki sonucunu biliyorsan (öğrendiysen, aldıysan) neden gönderdin? (Mesajının gideceğini bilmek bile, mesajını gönderdikten sonra anlaşılabilir. Yani eylemden sonra bildiğini anlayabilirsin ancak)

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  42. Birşeyin sonucunu öğrenmek için beklemek gerekmez her zaman mesela ben şu anda bu iletiyi yazıyorum ve gönderildiğini görmedim ama gönderileceğini biliyorum

    dedim.

    “Ee o zaman göndermeseydin sonucunu aldıysan.

    “

    ?!

    Bilmek=?Sonucu almak

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  43. Bir olayın birden çok sonucu olabilir. Benim kastettiğim bilmek kesinlik ifade etmez. Yanlışta bilebilirim yani.

    “Ben de diyorum ki sonucunu biliyorsan (öğrendiysen, aldıysan) neden gönderdin? (Mesajının gideceğini bilmek bile, mesajını gönderdikten sonra anlaşılabilir. Yani eylemden sonra bildiğini anlayabilirsin ancak)

    “

    Sizin ne yazacağınızı veya sizin yazacağınızı bilmiyordum mesajımı yazarken, ama mesajı göndereceğimi(gideceğini) biliyordum. Ve haklı çıktım. Yani eylemimin bir sonucunu biliyordum fakat diğerlerini değil.

    Sizinle yazışmaktan zevk alıyorum :))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  44. “Benim kastettiğim bilmek kesinlik ifade etmez. Yanlışta bilebilirim yani.”

    O zaman başka.Biliyorum diyince bende doğru biliyorum anladım doğal olarak.Kahin falan değilmişin, sende bizim gibi sıradan insanmışın canım öyleyse.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  45. ben de bi çay kaşığına kaç pirinç tanesinin sığacağını merak ediyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  46. “Ve haklı çıktım. Yani eylemimin bir sonucunu biliyordum fakat diğerlerini değil.”

    Diyorum ki, gönderdiğiniz için biliyorsunuz ve haklı çıktınız. Yani haklı çıkmak için, “göndermeniz” gerekiyordu.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  47. Sana bir şeyler düşündürdüyse yazdıklarım, mutlu oldum toruk.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  48. blaise demiş;

    “Kişi var olmak istemiyorsa benliğin önemi 0 olur. O halde yine kendi isteğini-menfaatini düşünmüş olmaz mı yok ederek kendini?”

    Aynen öyle olur…

    Not: Sevgili sonsuz.us sakinleri. Yazışmaktan zevk alan bu kullanıcının (blaise’nin) yazışma zevkine fazla limon sıkmamanızı rica ediyorum. Egoistçe bir rica oldu ama ben yazdıklarından zevk aldım. Aslında bunu anlatmaya çalışıyorum da yolunu yapıyorum. Bol bol limon sıkacağınızdan hiç şüphem yok. 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  49. xenix gönderdiklerimizin görmeyen gözler ve almayan zihinler için her şekilde fatal error verdiğini düşününce fatal error alma ihtimaline karşılık yazdıklarımı bir text dosyasına kaydetmemin ne boş iş olduğunu düşündürdü yazdıkların.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  50. bence insan kendini daha iyi hissetmek icin asik olmaz….

    asik duygusuna bir anda kapilmistir bir kere yapilacak birsey yok…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  51. aşkı iyi ile kötü arasında bir yere koymamız gerekseydi hangisine daha yakın dururdu acaba?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  52. Kargayla pırlanta arasında biryerlerde olmalı…
    Kendi iyiliğinde ve kendi arayışının kötülüğünde…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.