Bilinen tarih boyunca, dünyada üç tür insan olagelmiştir: Yüksek, Orta ve Aşağı.
Bunlar kendi içlerinde de pek çok alt bölüme ayrılmışlar, sayısız ad taşımışlar, sayıları ve birbirlerine karşı tutumları çağdan çağa değişmiş, ama toplumun temel yapısı hiçbir zaman değişmemiştir.
Olağanüstü ayaklanmalar ve kesin görünen değişimlerden sonra bile, tıpkı ne kadar hızlı döndürülürse döndürülsün dönme ekseni doğrultusunda hep aynı kalan bir jiroskop gibi, aynı düzen hep kendini yeniden dayatmıştır.
Bu üç kesmin amaçları asla uzlaştırılamaz. Yüksek kesimin amacı, bulunduğu yeri korumaktır. Orta kesimin amacı, Yüksek kesimle yer değiştirmektir. Aşağı kesimin amacı ise tüm ayrımları ortadan kaldırmak ve tüm insanların eşit olacağı bir toplum yaratmaktır.
Yüksek kesimin kendini koruyamadığı dönemlerde, özgürlük ve adalet uğruna savaşıyor görünerek Aşağı kesimi de yanına alan Orta Kesim tarafından devrilmiştir. Ne var ki Orta Kesim hedefine ulaşır ulaşmaz, Aşağı kesimi eski kölelik konumuna geri gönderir ve kendisi Yüksek kesim konumuna geçer. Çok geçmeden diğer kesimleden kopan bir Orta kesim yeniden oluşur ve savaşım yeniden başlar.
İnsan türleri deyince akla ilkönce biyolojik tür kavramı geliyor..ama yazıda anlatılanın özüne katılıyorum.
Sosyolojik olayları gerçeğe en yakın şekilde analiz edecek matematiksel bir model oluşturulamaz mı acaba diye düşünüyorum? Çok fazla değişken olur galiba ve bulanık nicel değerler.

Maalesef henüz tam olarak insanlaşamadık.İnsanlığın maddi manevi altyapısında eksiklikler var.Zaman lazım.
delinin yazdığına göre formül belli parçutek. 3 kesim hep oldu mu acaba ve hep devam edecek mi? Belki arayanın dediği gibi bir zaman sonra değişir umudu herkeste var. En azından tanıdığım herkeste. Bu durumda benim yüksek kesimden kimseyi tanımadığım kolayca anlaşılabilir.
Yani sınıfsız toplum mümkün değil mi deli?
Sevgili deli,
“Bilinen tarih boyunca, dünyada üç tür insan olagelmiştir: Yüksek, Orta ve Aşağı.”
Bana kalırsa üç değil iki gibi görünüyor. Sınıfsal açıdan bakıldığında, çalışan çalıştıran! Toplum denilen yapının temelinde yatan yönetme ve yönetilme olduğu müddetçe sanırım sınıf, statü ve toplumsal roller hiç değişmeyecek ve bitmeyecek.
Çalışan biri çalıştıran da olabilir aynı zamanda.
Bir büyük ayaklanma ve uyanış olacak ve sınıflar ortada buluşacak diye umut ediyorum.
Haa evet çalışan biri çalıştıran da olabilir. Bu kendi tercihidir. İşini sıkı tutup işinin başında olmak onun tercihi elbette ki ben de olsam aynı şekilde davranırım. Yine de çalıştırdıklarıyla eşit şartlarda değildir değil mi ama? :)) Bu gerçek aşikardır. Patron – İşçi. Sosyalist yaşamda da sınıflar mevcut komini yaşamda da… Sınıflar her halukarda karşımızda.
Toplum bilincinin henüz var olmadığı ilkel yaşayan insan türündeki kirlenmemişliğe özeniyorum aslında! O yaşam şeklindeki yönetim olmadan özgürce doğa ile yardımlaşarak yaşamak!! Şimdi teknoloji çağına kadar ilerlemiş dünyadan geri dönüş bekleyemeyeceğimiz gibi, toplumsal açıdan belli maddi boyuta gelen her türlü tüketime açık insan yapısından da özgürlük ve adalet için savaşan bir davranış modeli bekleyemeyiz diyorum…:)
Siz hiç evi arabası sağlam bir işi ve dolayısı ile parası olan birinin ayaklanıp isyan ettiğini gördünüz mü?
haklılık payı varsa da herzaman bu şekilde olmadı.tiranlıkların oluşumu bunun göstergesi.örneğin peisistratos(i.ö. 560).bilmem ne kadar tirandır kendileri ama…başka örneklerde var mutlaka.ilk aklıma gelen bu.
fazla takılmamak gerek ama yüksek,orta,aşağı gibi nitelemeler de pek hoş durmamış.ne siyasi tarih,ne siyasi düşünceler tarihi,ne de siyaset felsefesi kitaplarında görebilirsiniz böyle insan türleri(?)
örneğin yine feodal toplumu ele alırsak aristokrat, serf, pleb, patrici; hatta vassal, süzeren, senyör, equestrus gibi ayrımlar yapılır.buradaki tabirle ortanın yükseği vardır mesela.ya da aşağının yükseği vardır.tanımlardan da anlaşılır hangi açıdan ayrım yapılıyor.örneğin equestrus diye isimlendirilen bir toplumsal grup ortaya çıkar aristokratlarla yarışabilecek ölçüde zenginleşirler ticaret sayesinde.ama asil değiller.sizin de yazdığınız gibi birçok isim alıyor,tutumları farklılaşabiliyor yani.ama hangi toplumsal yapıda ne ölçüt alınarak yüksek ya da aşağı denilmiş,anlaşılmıyor yazınızda.bu yüzden de uygun olmamış.tarih kitapları yazarları bu tür genellemeleri birbirine çok benzer tarihi olaylarda ve belli dönemlerle yaparlar.örneğin “alt toplumsal tabakalar, alt katmanlar” gibi tabirler kullanırlar.soyluluk mu, varsıllık mı, her ikisi birden mi değerlendirilmiş…bunların hepsi nettir bu metinlerde.
insan türleri ve insan sınıfları
türler:
kadınlar
erkekler
ne kadın-ne erkekler
hem kadın-hem erkekler
sınıflar: burjuva ve proleterya ( marksist sınıflandırmada esas olan üretim araçlarının mülkiyetidir)
kaliteye göre sınıflar
diğer bir sınıflandırma:
üstün insanlar
kaliteli insanlar
standart / vasat / ortalama insanlar
kalitesiz insanlar
aşağılık insanlar
magandalar, recep ivedikler, paçozlar
sürüngenler
molozlar
yamuklar
homo sapiensler
homo economicuslar
homo erectuslar
alev alatlı’nın sınıflandırması: ( shrödinger’in kedisi, KABUS s.19)
yüce pir
vasıllar
salikler
müridler
talipler
mağdurlar
sömürülemezler
lanetliler
benim sınıflandırmam: zeka derecesine göre
dahiler, dehalar
üstün zekalar
akıllılar
vasatlar, orta zekalılar, ortalama
geri zekalılar
aptallar/ahmaklar
moronlar