Karanlıklardaki Işıklar – 2


”Seni anlıyorum theo, belki yaşım senden çok küçük ama, beyninin içindekileri hissedebiliyorum. Nasıl olduğunu anlamış değilim. Minik bir ses bana oradaki zorlu ve mücadelelerle dolu yaşamı fısıldıyor. Belki bir zamanlar karanlık düşüncelerle dolu ve hatalar yapmana neden olan bu beyin, şimdi belki de sana en büyük arzuyu sunarak , o karanlıklarda güçlü bir ışık yakmana neden oldu. Ne dersin? ‘

”Sevgili şule en büyük arzum bu sözlerinde haklı olmandır. Şu gördüğün beyaz saçların her teline bir roman yazsan yine de bitiremezsin. 80 yıllık hayatımda ne acılara,,,ne öfkelere,.. ne sevdalara,.. ne haksızlıklara ve dramlara şahit oldular. Kolay mı her şeye göğüs gererek mutlu olmaya çalışmak. Simsiyah olan bu saçlarım şimdi sanki kar yağmış gibi bembeyaz bir örtüyle kaplandı. Her beyaz telinin bana sunmuş olduğu deneyimleri sevgiyle kabulleniyorum.”

La cramia mundi…Dünyanın gözyaşları, duygusal yoğunluğun sakince deşarzı… Koskoca bir evrende yapayalnız kalmıştım. Korkuyla sığınmak için ağaç dalı ararken, güçlü kocaman gövdesiyle ihtişamlı dalları olan bir çınar ağacı bulmuş bir kuş… Nasıl olurdu? işte o bendim. Theo benim çınar ağacımdı.
Ve o çınar ağacı dallarını bana doğru uzatmıştı. Beni fırtınalı havalardan, yırtıcı hayvanlardan açlıktan, yokluktan tüm kötülüklerden korumak için orada bekliyordu.

Artık kaanla hayatımızdaki boşluk theonun bürosundaki günlerimizde dopdolu geçiyordu. Heti (Hatice) ile de arkadaş olmuştuk. Ona bakınca ne kadar şanslı olduğumu düşünüyordum. Onun da benim gibi bu çınar ağacında bir evi yuvası vardı. Hayatı tam bir dramdı. Küçük yaşta halasının oğluyla evlendirilmişti. Gaziantepli, 4 çocuk annesi… İşin acı yanı, iki çocuğu gayet sağlıklı olmasına rağmen diğer ikisinden biri epilepsi hastası, diğeri ise cam çocuktu. Eşi alkolik ve her akşam körkütük evine gelip hayatındaki tüm olumsuzlukların, yaptığı hataların bedelini onu döverek ve hırpalayarak hetiye ödetiyordu. Bu dayanılmaz yaşama birde kuma eklenince evden kaçarak, her şeyi arkasında bırakmış Almanyadaki ablasına sığınmıştı. Ablasının ona sunduğu yaşam, yaşlı bir adamla evlendirilmek olmuştu. Adam onunla sadece imam nikahı yapmıştı. Bir kere başladı mı hayatta olumsuzluklar, ne kadar kaçsan da arkandan seni kovalayıp tekrar yakalar ya ! Zavallı heti ( Hatice) yağmurdan kaçarak doluya tutunmuştu. Aynı kader yine onu bulmuştu. Başka bir kadın Çocuklarından ayrılmanın acısına bir de bu eklenince artık hayat omuzlarında kaldıramadığı bir yük olmuş ve çareyi intihar etmekte bulmuştu. Hastanede yatarken, bir arkadaşını ziyarete gelen theo hiç dilini anlamadığı, kimsesiz bu kadının gözlerindeki acıyı algılayarak ona sahip çıkmıştı. Sonradan yanında getirdiği bir tercümanla hayat hikâyesini öğrenmiş ve o günden sonra theonun bürosunda onun hizmetine bakmak üzere işe alınmıştı. Theo hayatları değiştirmek için var oluyordu. O karanlıklarda bir umut ışığı idi. Kimsesizlerin sığındığı koca çınar, yere düşen hetinin ellerinden tutarak ayakları üzerine basmasını sağlamıştı. Kaçak olarak ikamet eden heti’ye öncelikle oturma müsaadesi almış ve ona bir ev tutmuştu. Bir sene içinde de tüm çocuklarını getirtmişti. Cam çocuk olan Mehmet sakatlar okuluna yerleştirilmişti. Diğerleri ise normal okullara… Theonun onuruydu heti Heti ise bu vefakar yaşlı adamın sunduklarını, geçmişindeki yaşadıklarının acısını çıkarır gibi meyvelerini topluyordu. Arada yaşanmış olumsuzlukların yüreğinde açtığı yaralarla kurtarıcısına kaprisler yapıyor ve şımarık bir çocuk gibi isteklerini yerine getirmesi için theoyu zorluyordu. Theo asla şikayet etmezdi. Bazen yorulur ve kendini aşan istekleri olduğunda olmadık bahanelere sarılarak konuyu değiştirirdi. O zaman da araya mehmet girerdi. Ona karşı theo süt dökmüş kedi olur ve yapılan tüm duygusal şantajlara boyun eğerdi. Hüzünlü kraliçe ne kadar arkasında bıraksa da geçmişin izlerini silip atamıyordu hayatından… Hüzün onunla artık özdeşleşmişti. Onu dinler ve mutlu olması için ne kadar çok sebebi olduğunu çaresizce anlatmaya çalışsakta maalesef tüm çabalarımız sonuçsuz kalırdı. Seçimi hüznü içinde büyütmekti. Onun var oluşu ise hüznünde gizliydi.

19 mart 2003
Mesa/Ankara

4 yorum “Karanlıklardaki Işıklar – 2”

  1. Teşekkür ederim sevgili ziyaretçi ama sizin vermiş olduğunuz söz nedir? Anlayamadım…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Keyifle Okudum , TeşekkürLer…

    “Hiç Kimse Hiç Kimsenin Birseyi Olamaz”
    Göz Kaptırdığım Renkten , Kulak Verdiğim Sesten,
    Affet Senden Habersiz Aldığım Her Nefesten… “N.f.kısakürek”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Theo güçlü bir çınar ağacı ve çok insanın bir şeyi idi…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.