Kaygı Nasıl Yok Edilir?

Kaygıyı yaşamak ne zor. Kurtulmak daha da zor. Herşeyi kafaya takıp kendini mutsuz etmekten nasıl kurtulunur?

Hatalar tecrübelerin toplamı demiş bir düşünür de, bu tecrübeleri kullanabilmek için ne yapmalı?

Birilerine ihtiyaç duymak hastalık mıdır? İstenmediğini hissetmekden kaynaklı acı nasıl geçer?

Bu yazılanlar konusunda fikirlerinize ihtiyaç duyuyorum “Sonsuz Us” gezegeni. Gerçekten…

34 yorum “Kaygı Nasıl Yok Edilir?”

  1. Kaygıyı üreten korkular ve düşüncelerdir. Aslında bu korkular bize çocukluktan itibaren aşılanıyor ve bunlarla bir sahte benlik duygusu (ego) yaratılıyor. Daha sonra bu benlik duygusu tetiklenen korkulardan kaygı üretiyor.

    Mesela büyük metropollerde hiç kimse açlıktan ölmezken, herkeste aç kalma korkusu vardır. İşte bu yaratılan sahte bir korkudur ve kaygıya dönüşmüştür.

    Uzak doğuda, kaygıları yenmenin en derin yöntemi zihni kilitlemek üzerinedir. Zihin kilitlendiğinde kendine odaklanması biter ve algı dünyanız açılır. Bu kaygıyı anında bitirir. Fakat tekrar kendinize odaklandığınızda kaygılarınız yerine gelebilir. Bu sefer farkedersiniz ki, o kaygı dediğiniz şey zihninizin berrak olmayıp kendine ve korkularına odaklandığında ortaya çıkıyor.

    Birilerine ihtiyaç duymak bağımlılık derecesindeyse hastalıktır elbette.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. saron teşekkür ederim açıklayıcı bilginiz için. aslında biliyorum kaygının korku ve düşünceden ibaret olduğunu ve bunu yok etmenin formülü de insanın kendinde olduğunu lakin başaramıyorum. düşünmememk istiyorum hatırlamamak unutmak o zaman daha rahat hissediyorum da nasıl başarabilirim onu bulamıyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. “Birilerine ihtiyaç duymak hastalık mıdır?

    İstenmediğini hissetmekden kaynaklı acı nasıl geçer?”

    Cevap 1–> İhtiyaç duyulduğunda birini bulamamak ciddi bir hastalığa işarettir bence.

    Cevpa 2–> İstemeyeni ısrarla istemek çözümsüz bir sancı. Beklemeli geçsin, isteyeni bulmalı geçsin, daha da önemisi soğukkanlı bir sorgulama yapılabilsin.

    Duygu böyle ama. Şımarık I.Q Mütevazi E.Q.

    Ama bu toplum ve düzen I.Q takıntılı neylersin:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. yabancı

    beklemeli geçsin. soğukkanlı bir sorgulama yapılsın…

    “Duygu böyle ama. Şımarık I.Q Mütevazi E.Q.

    Ama bu toplum ve düzen I.Q takıntılı neylersin:)”

    bu tespitlere bayıldım =)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Artık kim demişse,

    “Hatalar tecrübelerin toplamı demiş bir düşünür de, bu tecrübeleri kullanabilmek için ne yapmalı?”

    Bence “Tecrübe, hataların toplamıdır” olabilir.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. ayyyy xenix düşünür senin gibi demiş, ben yalnış yazmışım tabiki herzamanki gibi dikkatsizliğimden 🙁

    aferdersiniz 🙁

    uyardığın için teşekkür ederim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Akşam saat 5.00’a dek ödemesi gereken çeki için gerekli paranın dörtte birine bile sahip olmayan iş adamının, çekinin yazılmasından duyduğu korku ve kaygıyı nasıl bertaraf edebiliriz?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Toruk akşama çekin mi var? Doğru söyle:) Bu arada çekler saat ikide takasa gider haberin olsun:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. toruk hiç bir zaman çek defterine sahip olmadığım için bu soruyu geçiyorum=)

    diğer soruyu alayım ben=)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Çekim var, para isteyeceğim de yolunu yapıyorum. 🙂 Şu sıralar yok çekim falan da o psikolojiyi iyi bilirim. Diğer bütün korkulardan farklıdır. En büyüğü demiyorum ama en farklısı olmalı. Herhalde hiç bir filozofun çeki yazılmadığından bununla alakalı bir söz söyleyen çıkmamıştır…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. ben hemen usuma gelenleri çek edeyim:)
    çek çektirir
    çek allah çektirmesin
    çektir git şurdan
    çeki olan çeker
    çeki olmayan çekmez
    …

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. içimden geldiği gibi yaşamak istiyorum. başkasının koyduğu kuralları sevmiyorum. başkasına uygun olan bana uygun olmayınca daralıyorum bunalıyorum. kuralları sevmiyorum ama insanları seviyorum=)

    onlarda beni sevse ve beni üzmese:( işte o zaman kaygım olmayacak sorunum olmayacak …

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Kaygılarından kurtulma ihtimalinizin düşük olduğunu görüyorum, böyle bakmaya devam ettiğiniz müddetçe. Neden dersen, beklenti olduğu müddetçe kaygı ve mutsuzluklar senle yanyana olmaya devam eder. Severken bile, onlarda beni sevsin üzmesin demek, tam anlamıyla beklentidir ve de tehlikeli beklentiler, kaygıları ve mutsuzluk hallerini arttırıcı. Bu yüzden hayata Beklentisiz bakabilirse insan, en önemli adımlardan birini atmış olur.

    Bundan önceki adım ise; insanın yaşadıklarını, yazgısını kabul etmesidir. Hayatta hepimiz zor anlarla karşılaşırız, ama daha kötüleride iyileri de vardır her zaman. Mutsuzluk nedeni çıkaramayız sadece bizim başımıza gelmemiştir bu, tamamen yazgıyla ilgili. Ayrıca her yaşadığımız anın üstesinden gelebildiğimiz de kendimizi yeniden var ederiz, bir adım atarız, yaşamımıza sahip çıkmayı ve kabullenmeyi başarırsak. Bu demektir ki biz çok şanslıyız.

    Mesela kendinize yeni bir format atın. Ben, ailem, işim, çocuklarım, benden beklenenler vs… formatıyla bakmak yerine, farklı bir pencere açın, görüntül ve olayları sanki bir gözlemci gibi izlemeyi deneyin. O zaman çok farklı görüp, çok farklı yorumlayabilirsiniz, birçokşeyi. O zaman hem yansız, hem beklentisiz, hem de ego olmadan; bakabilir ve hayata gülümseyebilirsiniz.

    Tasasız günler diliyorum, hepimiz adına:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. yazgı yazgı yazgı???

    nasıl bir yazgı bu ki bir çok insana iyi yazılmış ama bana iyi değil??? ben ne yapmış olabilirim ki bu yazgıta bana kötü davranıyor? olmaz yazgının işi değil bu sanki. başka bişi var=)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Olan her şey olur, ama biz istediğimiz gibi görürüz, buda bakış açımız algımız la doğru orantılı. Ben seviniyorum ki o kötü dediğim olaylardan yaşadım epey, ne mutlu bana. Düşünsene her zorlukta sana yeniden doğma yaratma fırsatı veriliyor, görmen sağlanıyor. Çoğu insan yaşamında acaba demeden yaşayıp gidiyor ve mutlu, ve herşey yolunda. Sen bu yaşamların içine kendini koyabiliyormusun, ne görüyorsun. EN azından sorguladığın için, farklısın. Ayrıca çözüm gücüne sahip olmasaydın, seni bulmazdı, demek ki o güç var sende.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. evet sanırım var. düşmenin en güzel tarafı tekrar kalkabilmek ve o keyifi yaşamak sanırım=) teşekkür ederim çokkkçaaaa…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Bilinçin, bilinçaltına verdiği bir emirdir.
    Sadece ve sadece, bilinçin verdiği emiri, geri alması ile ortadan kalkar.
    Bu da, düşüncenin gücünde yatar.
    Demek ki,
    Olumlu düşünerek, her türlü kaygılardan kurtulma imkanımız vardır.
    Deneyin görün;)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. deneniyorum işte kaççç gündür… başarıcam umarım. bir hafta öncesinden daha iyi olduğuma göre demekki işe yarıyor =))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Creative, ilk mesajının ilk paragrafına katılıyorum. İkinci paragrafında yazgı ile ilgili söylediklerine katılmam mümkün değil. Bu konuda bugün gözüme çarpan bir paylaşıma katıldım. Aktarayım…

    “Bazılarınızın geleceğinde hiçbir şey yok.
    Planlamaya korkuyorsunuz… geleceği yaratmaya korkuyorsunuz diyeyim.
    Yanlış bir… şey olacağından korkuyor, bu nedenle de oraya
    hiçbir şey yerleştirmiyorsunuz. Peki (bu durumda) size ne olur? Eh,
    gerçekten de yazgının ve diğer herkesin geçici isteklerinin hedefi
    …olursunuz. …Geleceğ…inizi kendiniz yaratmadıysanız, sizin
    adınıza başkaları tarafından yaratılır. Bazılarınız bundan oldukça
    hoşnut. Böylece, kendi hakkına sahip çıkan bir yaratıcı olmak
    yerine, geleceğinizle ilgili başkalarını suçlayabilirsiniz….” Adamus

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Aslında çok farklı değil bakışımız, sadece gelecek planları dememek daha doğru, her ana son an gibi bakarak yaşamak, her an yaratmayı
    her an gülebilmeyi, zor dediğimiz anların hiç de bu kadar zor olmadığını görmemize yardımcı olacaktır.

    Ölüm bizim algımızqa göre hep hayatın sonundadır ve hep zamanımız varmış çasına planlarımız vardır.
    Oysa, sahip olduğumuz her şey sadece an da vardır. Ölüm ise hep yanımızdadır. Carlos Castaneda Ölüm bilinci bir sanattır der.

    “Yazgının konvoyu hepimizi yanında götürecek ayrımsız.” Yine de iki tür yolcu vardır.
    Biri, ölüm bugun de gelse 30 yıl sonrada gelse, farklı bir sonu olmayacak insanlar.
    İkincisi, hayatlarının her bir karesini ayrıntılarıyla inceleyen, hedeflerini ertelemeden, sonsuzluk bilincinde
    bilinmeyene yol alabilen ve şanslarını yaratabilen insanlar.

    Bu manada yazgımız yeryüzündeki tüm canlı varlıklarla aynıdır, yazgıyı kabul eden insan, ölümün varlığını görebilen insandır.
    Yazgıyı kabullenmek demek, hayatının her anının sorumluluğunu eline almak demek. İyi kötü kavramları bile bizim anlamlandığımız
    algıladığımız şekilde var, yani aslında yok. Bizim yukarda konuştuğumuz da hani kötü dediğimiz o durumları, ruh halini, farklı bir bakış
    açısıyla görebilmekti.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. Farklı olmaması doğal çünkü bu paylaşımı yapan da toltek bilgeliğiyle yakından ilgilenen birisiydi. Castanedanın “yazgı” kelimesini kullanış biçimi bizim bildiğimiz anlamından farklıdır diye düşünerek bunun üzerinde durmuyorum.

    Fakat yazdıkların bayağıdır üzerine düşündüğüm bir şeyi tekrar gündemime aldı.

    “Yine de iki tür yolcu vardır.
    Biri, ölüm bugun de gelse 30 yıl sonrada gelse, farklı bir sonu olmayacak insanlar.
    İkincisi, hayatlarının her bir karesini ayrıntılarıyla inceleyen, hedeflerini ertelemeden, sonsuzluk bilincinde
    bilinmeyene yol alabilen ve şanslarını yaratabilen insanlar. ”

    Bu iki tür yolcunun ikincisi bilinmeyene yol alabilen insan olsun ve ömrü üç gün ya da üç ay sonra son bulsun. Üç günde/üç ayda biriktirebildiği kadar erkiyle, becerebildiği kadar yol almış olsun. Diğeri de 20. yıldan sonra akıllansın ve kalan 10 yılda erk biriktirerek bilgi adamı olsun. Yola ondan 20 yıl önce çıkmış olan farkındalıklı sonsuzluk yolcusunun biriktiremediği erklerinin hesabını kim verecek?!

    Üzerinde durmuyorum dedim ama konu yine oraya geldi. Yazgı kelimesi bilindik anlamıyla kullanıldıysa, ben böyle sonsuzluğa isyan ederim. 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Bence her insan yeterince yaşamalı ve kimse genç ölmemeli. Her ne olursa olsun ilerleyen yaşın getirdiği birşey var ve insan öyle ya da böyle ve farklı pencerelerle kendine dönüyor.

    Genç yaşta ölen sıradışı insanların varlığı, bu insanların iyi ya da kötü gibi eksenlerin ötesinde, sadece ve sadece kendilerinden çıkacak daha başka insanları görme şanslarını kaybetmeleri anlamında bile büyük bir eksiklik/haksızlık aslında, ya da bana öyle geliyor..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. Ölüm iyi bir danışman. Fakat erken geldiğinde, elimize geçecek muhtemel fırsatları silip süpüren, haksız ve adi bir cellattan başka bir şey değil. Bu şekilde bakıldığında, danıştığımızda edimlerimizi bir meydan okumaya çeviren dostumuzun yerine, koynumuzda beslediğimiz bir yılanı görürüz…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. Dost ya da yılan şeklinde yorumlayışımız gene bizim algımızdır. Carlos Castaneda, bir başka gerçeklikten bahsederken; Ölümü Danışman olarak görmek, derken, bir şanstan bahsetmeye çalışıyor; küçük bir şans belki. Garanti belgesi hediyesi vermiyor. Ölüm gerçektir demekten başka bir şey de demiyor.

    Yaşadığın süre ne olursa olsun, bu yazılanlar, her soluduğun nefeste sana özgürlüğün kapılarını aralıyor. Özgürce alabildiğim her nefes ister kısa ister uzun olsun benim için çok anlamlı. Özgürlük kendini hayatının sorumluluğunu eline almak, sana biçilen rolleri değil, kendi hayatının anahtarını sana sunar ve bundan daha büyük hazine yok.

    “Özgürsünüz Kendi Başınıza Uçabilirsiniz” CC

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Ölümün olduğu yerde;
    Ha çalışıp durmuşsun,
    Ha yatıp uyumuşsun…

    Ölümün olduğu yerde;
    Ha yetişkin, olgunsun,
    Ha sadece çocuksun…

    Ölümün olduğu yerde;
    Dünyaya öfkelisin,
    Ya da çok şevkatlisin…

    Ölümün olduğu yerde;
    Ha geceler çirkin,
    Ha sabahlar şirin…

    Ölümün olduğu yerde;
    Ha sen gülüp geçmişsin,
    Ha ben çile çekmişim…

    Ölümün olduğu yerde;
    Ha ben seni sevmişim,
    Ha sen çekip gitmişsin…

    Mutlaka kapanır bu perde,
    Ölümün olduğu yerde (!)

    Ayşe ÖZEN

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. Kaygı nasıl yok edilir.
    Ben şu yöntemle yok ettim kaygılarımı. Herşeyimi verdim bir can bir nefes kaldım, o da çıkacak bildim. ne zaman canı isterse çıkabilir kapı açık. Böylece hiç ama hiç kaygım kalmadı… Acıkınca yiyorsun, çalışırken üretiyorsun, uyuyunca dilediğin rüyayı bile görüyorsun. Ağrısız başım tasasız aşım tarzı yaşayıp ölüyorsun… Sonu ölmek değilmi yani…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. Kaygı, birşey olacak diye endişelenmektir, oysa olmama ihtimali de vardır. Olacak diye çok düşünüp kendini yıpratırsan, olduğunda onu karşılamaya gücün kalmaz. Olma ihtimali olan şeyin “ben belki uğrarım” sinyalini vermesinin iyi birşey olduğunu sakın unutma. Sinyali aldığında etki-tepki analizini yap, kalkan mı kullanacaksın kılıç mı? Tavşan mı olman gerekiyor aslan mı? Ama bu düşünme sürecini, kısa ve net tut, aksi taktirde kuruntular denizine sürüklenirsin. Kararını koy cebine ve devam et yoluna.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. Delişey’e verilen eksileri Protesto ediyorum!…

    Delilerin cezai ehliyeti yoktur…
    Onlar olmasa aklın işkencesinden nasıl kurtulacağız?…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. amannn eksiler beni bozmaz merak etmeyin siz=) deliyim ne yapsam yeriyim=))

    barden evet hayatıma katılan her bilgi iyi yada kötü bir işime yarıyor emin olabilirsin=)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. itiraf : :)))) nasıl bir ruh halindeysem o dönem ortalığı karıştırmışım…
    neden : dedimya kötü bir dönem ve kaygıdan ölüyorum neredeyse… hastayım!!
    tedavi : daha çok anlaşılmak değil de, anlamak yönümü geliştiriyorum..
    sonuç : şu zamanlarda daha az kaygısızım…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.