- *Tarih çizgisinde, günümüz ve hatta dönemi için bile 'kesinlikle' otoriterdir.
- *Son derece demokratiktir, günümüzde de harfiyen uygulanmalıdır.
- *Dönemi gereği yapılması gerekenin en iyisidir; fakat şimdilerde miladi dolmuştur, bırakılmadır.
- *Düşünce sisteminde demokratikliğin etkisi görülse de genel anlamda tutucu ve baskıcıdır.
-
- İnsanlar tarafından Atatürk'e mal edilmiş, teorik dayanağı olmayan bir düşünce sistemidir
- *Başkaca bir şeydir. (Fikirlerinizi belirtiniz)
TDK tanımına göre de bir şık eklenebilir mi? Örneğin.
gibi…
Kemalizm’in onderi kabul edilen M.Kemal Ataturk’un Kemalizmin teoremi ve ideolojisi hakkinda yazdigi bir yazi var mi ki TDK’nin yanli bir sekilde yaptigi bu tanimi esas kabul edelim?
G Milat
Her tanıma ihtiyacımız var olması gerekir. Diğer şıklar yansız mı? Anketler her yana, yandaşa hitap etmelidir.
Her tanima ihtiyacimiz var demeye calismak ve ayni zamanda TDK’nin tanimini degistirmeksizin virgulune kadar dogru kabul edip bir secenek olarak sunmak ne kadar mantikli ise, teorisi onderi kabul edilen kisi tarafindan yazilmamis bir dusunceyi savunmak da o kadar mantiklidir.
Ayrica zaten TDK’ya cok yakin oldugunu dusundugum 2.secenek(*Son derece demokratiktir, günümüzde de harfiyen uygulanmalıdır.) demokratikligini yani bagimsizlikla butunlugunu yeterince kapsadigini dusunmekle birlikte; devaminda bahsettigim gunumuzde uygulanmasi gerekir kismi ise evrensel boyutlarda kabullenilibilinecegini gosterir.
Tamamen tarafsiz olmak pek mumkun degil;fakat secenekleri hazirlarken olabildigince tarafsiz oldugumu dusunuyorum.
Farkli bir fikriniz vardir diye de “*Başkaca bir şeydir. (Fikirlerinizi belirtiniz)” secenegini ekledim. Bilmem anlatabildim mi:)
G Milat
M.Kemal yapmış, sonra bizler ona bir tanım yüklemişiz. “Kemalizm” demişiz. Atatürk’ün laiklik gibi bir temel ideolojisi var, apaçık görüyoruz. Ancak diktatör (!) de dense hedeflediğinin demokrasi olduğunu en basit düzeyde seçme-seçilme hakkını vermesinde görüyoruz. Hatta G milat’ın ortaya koyduğu tarihlere bakıldığında da pek çok ülkeye göre epey önde.
Aklima getirdin Ned:) Buraya da yazayim o kronolojik siralamayi…
*Yeni Zellanda —> seçme hakkı 1893 yılında, seçilme hakkı 1918’de
*Avusturalya —>1902
*Finlandiya —>1906
*Norvec —>1903
*Danimarka —>1915
*Kanada —>secme hakki 1917 yilinda, secilme hakki 1920
*Sovyet Rusya —>1917
*Avusturya —>1918
*Almanya —>1919
*ABD —>1920
*Ingiltere —>1928
*G.AfrikaCmhr —> ırklarlarına göre; 1930’da beyaz ırka, 1984’de Hint ırkına , 1994’de de siyah ırka, oy hakkı tanımıştır.
*Turkiye —>1935 (Belediye secimleri icin 1930, muhtar secimleri icin 1933)
*Fransa —>1945
*italya —>1945
*Yugoslavya —>1946
*Romanya —>1946
*Bulgaristan —>1947
*Belcika —>1948
*Arnavutluk —>1958
*Isvicre —>1971
*Isvicre’ye bagli Applenzel—->1990
G Milat
Bir ankette “Farklı bir fikriniz var” seçeneği önde gidiyorsa, o anketin şıkları yetersizdir diye düşünüyorum.
Bir anketin ilk bir saatinde elde edilen verilerin ne kadar dogru oldugunu sorgulamanizi oneririm.Henuz 1saati biraz gecmisken hic bir anket sonucunun verileri kesinlik tasimaz.Katilimci sayisi ve katilimcilarin konu hakkinda sahip olduklari veriler de anketin sonucunu degistiren etkenlerden bazilaridir.
Biraz zaman ve katilimcinin ardindan secenekler konusunda tekrar konusulabilir, sayet ki o vakit de secenekler yetersiz gorulurse anket silinebilir.Benim icin bir mahsuru yok!
G Milat
ebubekir, şapka kanunu yüzünden asılanlar vardı diyorsunuz, kaynak göstermişsiniz. “yurtta sulh, cihanda sulh” cümlesini karşılamıyor bu edim demeye getiriyorsunuz. Anlaşıldı.
Peki merak ediyorum, siz bu olay nedeniyle mi M.Kemal karşıtısınız? Neden karşıtsınız? Sizce ne olmalıydı? M.Kemal kemalizm adı verilmiş ideolojilerinden vazgeçip, yerini padişaha mı vermeliydi? Kendisi padişah mı olmalıydı? Padişah olup mu astırıp kestireydi? Şeriatla kadını kapatmayı devam mı ettirmeliydi? Ne yapmalıydı?
Bu anket için demedim. Genel olarak anketler hakkında bir yorumdu benimkisi. Elbette her görüşe, düşünceye, fikre yönelik bir şık bulunması ihtiyacı sadece belirtmek istediğim nokta. Yanlı veya yansız.
Sn.ned,
1-O,otoriter ve cagdisi bir ruh du..
2-batidan asirdigi ve halka atatürk ilkeleri diye pazarlanan doktrin/kemalizm uygar dünya sistemleri örneginde oldugu gibi ileri demokrasiye evrilmeliydi..
3-evet daha güzele,iyiye evrilmeliydi,laikci degil laik olmaliydi,farkliliklari icine sindirip halkin manevi degerlerine sahip cikmaliydi beceremedi E 90 yil oda zorbalikla,sahsina özel cikarilan koruma kanunla suni olarak yasatilabildi..
4-bir kinda iki kilic olmaz O, zaten adi konmamis bir padisahdi hem hitler,
mussolini,stalin,franco padisahmiydi ? onlar da asti kesti mustafa kemal de..
5-ücüncü selim ile baslayan ve ikinci mahmud´un kurdugu “LAIK”egitim kurumlari “harbiye ve tibbiye”den yetisen mustafa kemaller´i unutmayin lütfen zira türkiye´nin batililasma macerasi 1923 de baslamadi kemalist ideolojinin palavralarini yazan resmi tarihe takilip kalmayin..
“..Güç bir araç değildir, amaçtır. Bir insan,bir devrimi korumak için diktatörlük kurmaz; diktatörlüğü kurmak için devrim yapar.Eziyetin amacı eziyettir. İşkencenin amacı işkencedir. Gücün amacı güçtür…”(george orwell)
slm.
Sevgili g milad izin verirseniz aynı konulu anketi farklı şıklarla açmak istiyorum.
Ayrıca ebubekir, bizlere düşüncelerini güzellikle değil zorbalıkla dayatmaktadır. İthamlar, yalanlar, iftiralar, laf sokmaya çalışmalar, hakaret etmeler bu zorbalığının göstergesidir. (Hakkında söylediklerimin hepsi ispat edilebilir, hepsini yapmıştır çünkü sonsuz.us sitesinde)
)kapa parantez
Dinci yobaz Osmanlı için Atatürk nedir?
Terörist.
Ebubekir de bunu diyor…
Olacak o kadar.
Pekiii başarılı olmuş mudur?
Hayır.
Yarısı yobaz olan bir millet değil miyiz?
Hem de önde gideniyiz…
Bu satırlar bunu göstermekte.
Ac parantez, dilediginizi yapabilirsiniz.. 🙂
G Milat
Biraz farklı bir anket açacağım, teşekkür ederim.
)kapa parantez
“İnsanlar tarafından Atatürk’e mal edilmiş, teorik dayanağı olmayan bir düşünce sistemidir”
Marksizm için baktığımızda Marks marksisttir… Marks’ı yaratan marksizmdir… Yani Marks marksizmi yaratmamıştır, marksizim Marks’ı yaratmıştır. Bunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Ancak Mustafa Kemal’i kemalizm yaratmamıştır. Mustafa Kemal kemalist değildir.
O çok önemli bir kahramandır… Birileri için tanrısallaştırılacak denli kahramandır. Çok iyi bir teşkilatçı, ulusalcı, halkçı bir yapısı vardır. O kahramanlara ihtiyacımız olduğu bir dünyada; sözcüğün tam anlamıyla, ulusal bir kahramandır. Belki de yaşasaydı kendi girişimlerinin sonuçlarını teorize edebilecek ve gerçekten bir “kemalizm” olgusunun tanımlanmasını yapabilecek denli uzak görüşlü, öngörülü ve kararlı bir insandı…
Şimdi Türkiye’de bir kaç tür kemalist var; Kendisine Kemalist diyerek, emperyalistlerle her türlü işbirlikçiliği yapan cuntacı gelenek ile onlara aldanan ama gerçekten ilerici, yurtsever, aydın insanların oluşturduğu kitleler… Bir de her ikisi ile alakası olmayan, gerçekte sağcı, dinci ama varya Atatürk’ün adında bir sihir, o sihirden biz de yararlanmalıyız, yararlanamasak da zarar görmeyelim, aman şimdi karşımıza almayalım diyenler var…
Mustafa Kemal’i anlamak için, onu yaratan koşulları ve onunla birlikte onun tarihsel köklerini çok iyi anlamak gerekir… Bu da ordan burdan iki kitap dergi okuyarak varılacak bir sonuç değildir…
Not: Bu konuda daha geniş düşüncem çok önceden şu bağda yer almıştı: link to sonsuz.us
açparantez, bir konuda iki ayrı ankete gerek yok. Zaten bilimsel bir anket yapılmıyor. Esas olan yorumlar. Yeni sorularını istersen buraya kopyala. Biz devam edelim.
ebubekir
. demiş.
Otoriterdi. Asker olmasından ötürü olmasındı? Çağdışı mıydı, kesinlikle evet. Çağdaşlarından ayrılan ölçüde çağının dışında bir adamdı. Görüyoruz.
Gelelim ikinci maddene aşırmak demişsin, buna mı takıldın? Akılcı bir insanın ideolojisiyle bir gördüğü ilkeleri uygulamasının adı bu mu oluyor? O zaman bizler hepimiz, sen de dahil aşırmacıyız. Can Yücel’den şiir koymuşsun, Orwell’dan alıntılamışsın niye?
Demokrasi eski Yunan’dan gelen bir kavram. Ve bu kavram çağlar boyunca değişerek, dediğin tabirle ülkelerin özgünlüklerine göre evrimleşti. Evrimleşiyor. Bu süreçtir, bitmez. Gel gör ki Türkiye’de de Atatürk’ün kurduğu sistemler dizisi, değişti. Değişiyor.
M.Kemal’i Hitler gibi, Mussolini vs. gibi adamlarla bir tutmuşsun ya, buna hiç yorum yapmaya değmez. Atatürk’e saldıracağım diye gözünü, kulağını kapamışsın. Ben demeyeyim sen, bu diktatörlerle M.Kemal arasındaki farkları bul. En az 7 olsun lütfen!
Son maddende 3. Selimlere değinmişsin, batılılaşma M.Kemal’le başlamadı diyorsun. Bravo sayende M.Kemal’in laikliği, demokrasiyi icat etmediğini öğrendik. Osmanlı’nın duraklaması, gerilemesi, Batı taklitçiliği (!) olmadı yani. Bir defa niye şaşıyorsun ki senin gibi Avrupalar’a, Amerikalar’a yerleşmiş Türkiyeliler de var!
Atatürk’ün düşünce yapısını benimsemektir.
0% (0 oy)
Dine alternatif olarak görülen inanç sistemidir.
33% (2 oy)
Muhafazakarların kendi düşüncelerini, adına kemalizm vererek kullanmasıdır.
17% (1 oy)
Bir takım insanların keyfi olarak kullandıkları baskı aracıdır.
0% (0 oy)
Bazı insanları etiketlemek için kullanılan bir kavramdır.
17% (1 oy)
İçi boşaltılmış, muğlak bir kavramdır.
0% (0 oy)
Teoride güzel, pratikte uygulaması mümkün olmayan bir yapıdır.
0% (0 oy)
Bunların dışında bir kullanımı vardır.
33% (2 oy)
Belirli bir sistemi olmayan, soz konusu tarihte yasananlar karisinda dogaclama olarak -fakat mantik cercevesinde bir dogaclamadir bu- alinan kararlarin zamanla rayina oturtulmaya calisilmasi sonucunda ortaya cikan bir dusunce sistemidir Kemalizm.. Yukarida da dedigim gibi onderi kabul edilen kisi tarafindan ideolojisi kaleme alinmamis ve surec icerisinde onemini yitirmistir.
Tarihe bakildiginda, donemde yapilabilinecek (en dogru olmasa da) seylerin ilerici sayilmasi gerekir.Her ne kadar donemi geregi ve gunumuz icin otoriter(kesinlikle totaliter degil) olsa da yapilan inklaplarin zamanin kosullarinda ulkei ileri goturdugunu soyleyebiliriz.
Sonrasinda bu dusunce sisteminin insanlar tarafindan ilahlastirilmasi Ataturk’e mal edilemez.Tarih bilmine baktigimizda ilk kural; tarihsel olaylarin o donemin kosullarina gore degerlendirilmesinin zorunlulugudur.
Kisaca; evet, doneminde otoriter ve bir o kadar da ilericidir.Ne var ki su anda miladi dolmustur.Birakilmalidir.Bu dusunce sisteminin kaliplastirilmasini veya bazi dinci/milliyetci/sosyalist kesimlerce saga sola cekistirilip anlam kargasasi yaratilmasina karsiyim.
G Milat
1927 yılında Atatürk CHP kurultayının açılış konuşmasında kemalizmin ne demek olduğunu açıklamıştır.
Ne demiştir Sayın Medisis?
Yoksa siz onun konuşmasına bakarak, “işte kemalizm budur” mu demek istiyorsunuz?
Bir düşüncenin “İZM” olması için olması gereken özellikle deneysel süreçleri yaşamış mıdır Mustafa Kemal’in görüşleri? Ya da Mustafa Kemal bu süreçleri “İZM” boyutuna aktarabilecek çalışmalar yapabilecek kadar yaşadı mı sizce? Peki onun ardından gelenlerin, onunla alakası olmayan davranışları “kemalizm” diye satmaya hakı var mı?
Amerikan işbirlikçiliği ve dalkavukluğu…
AB işbirikçiliği ve dalkavukluğu…
Bunlar onun ruhuna ters işlerdi ama, kendilerine kemalist diyen, sermaye + ordu işbirliği yapan bir grup kliğin AKP ve benzerlerinin dini kullandığı gibi, Atatürk sevgisini kullandığını biliyoruz. Oysa onların Mustafa Kemal ile hiç mi hiç alakası yoktur.
Atatürk’e sevgi anlamında kendisine kemalist diyen kitlleleri temsil eden gerçek bir önderlik Türkiye’de yoktur. Türkiye’de halkın soldaki kutsalları da, sağdaki kutsalları da, sınıf sömürüsünün saklanması için kullanılmaktadır…
Sapla samanın karıştığı yer burasıdır…
Kim neye neden karşı olduğunu bir anlasa… Ya da neden “taraf” olduğunu… Ama bunun için önce kendisini tanıması gerekiyor insanın… Bu iş ise dünyayı tanımaya eşittir…
Senin yobazlık dediğin şey senelerdir sizin KEMLİST egitim yoluyla ufacık çocuklara zorla ezberlettiğiniz hiç vârolmayan bilgiler İnönü Muharebeleri gibi uydurma savaşlarla harmanlanan, sosyal toplumda kemalizmin geçersizliği tezleriyle son bulan süreç ise bunun adı akademik eğitim değil Fikir Köleliğidir, Tek Tipçiliktir YOBAZLIKDIR
Şimdi bir şey diyeceğim üzerime üşüşeceksiniz;
– Toplumların tek tip davranışa gereksinim duyduğu dönemler vardır!
Bu dönemlerde diktatörlük de zorunludur!
Sorunlu olan bu dönemin toparlayıcı özelliğinin, gerek kalmadığı halde sürdürülmeye çalışılmasıdır. Bu çaba genel olarak toplumların tarihinde “yabancılaşma” kavramı içinde görülür. Sözüm ona demokratik dediğiniz toplumlarda da tektip davranış tarzı gelişir vehiç kimse bunun farkına bile varmaz. O andan itibaren demokrasi de bir tür diktatörlüktür ve işin en kötü yanı, giyindiği demokrasi elbisesi yüzünden, açık diktatörlüklerden daha vahşi bir baskı ve sömürü, alabildiğine gizlenmektedir… Günümüz insanı bu vahşetin pençesinde inim inim inlemekte ve bu inilitleri de özgürlük olarak yutmaktadır herkes…
Kaosa çeki düzen veren diktatörlükler ilericidir. Kaosu sürdürmeye çalışanlar ise gericidir. Her ikisi de kan döker, baskı uygular… Ancak gelişmenin yönü, sürecin temel çelişkileri, tali çelişkileri, baş çelişkileri bakımından doğru tespit edilebilir.
Ezilenlerin iktidarı olan ve adı üstünde “Proleterya Diktatörlüğü” olarak tanımlanan İşçi Sınıfı İktidarı da baskıcıdır. Tarihte o da kan dökmüştür. Ancak “en baskıcı Proleterya Diktatörlüğü, en özgürlükçü bilinen burjuva demokrasisinden milyon kez daha demokratiktir” der Lenin…
Şu anki gazeteciler üzerindeki baskıyı düşünüyorum da, 12 Eylülden geri değil, hatta daha ileri!!…
Diktatörlük ya da değil, bir dönemi incelerken, döneme damgasını vuran dinamiklerin, o toplumu nereden alıp nereye götürdüğüne bakmak gerekir.
Eğer toplumda çatışan sınıflar varsa, her iki sınıfı hoşnut tutmanın olanağı yoktur. Çatışmanın nesnel nedenleri dönüşmeden, bir taraf diğer tarafı sürekli olarak “dikatatörlük” ile suçlayacaktır. Ancak bir de burada, orta yerde dolaşan “diktatörlük”kavramının bir magazinsel bir de felsefi-sınıfsal boyutu var. Çoğu zaman yapılmaya çalışılan magazinsel olgu ve sonuçlar ile felsefi anlamdaki tarihsel süreçlerin yargılanmaya çalışılması. Her iki taraf birbirine silah çekiyor, biri diğerini vurunca “katil” diye suçlanıyor. E diğeri vursaydı o da katil olacaktı. Burada vuranı ya da vurulanı neye göre suçlayacaksınız? Onları yaratan ve yok edecek olan koşulları görmeden, birinin diğerine silah sıkmasına bakarsanız yanılırsınız.
Böyle olunca da sığlığın elinden kurtulmuyor bir çok konu…
Sığlık gelince sağlık kalmıyor…
Not:
Koyu yazıya şu açıklamayı ekleyemedim; 12 Eylülde ceza evlerinde bizi tektip elbise giymeye zorlayan Sıkıyönetim Savcısı bağırıyordu mahkeme salonunda; “Anam avradım olsun sizin komünist dediğiniz Çin’de bile bu tek tip elbise var; Giyin şunu!”
Hüseyin Aktaş ;
yazdıklarınıza tamamen katılıyorum. Bu anketin ‘KEMALİZM ‘ diyerek daha en baştan yanlış ve yanlı olduğunu açıkça gösteriyor .
Sevgili G milad, “…miladi dolmustur.Birakilmalidir.” diyorsunuz. “Bırakma” sabit bir düzen için söylenmeli. Oysa Atatürk’ten sonra Türkiye demokrasisi ilerleyerek, gerileyerek ve şimdi daha da ilerleyerek (!) seyretmektedir. Dinamiktir. Dediğiniz Atatürk ideolojilerini bırakmaksa hangilerinin bırakılması gerektiği sorusu ortaya çıkıyor. Ya da külliyen bir sistem değişikliği mi olmalı? Başbakan Tayyip Erdoğan da dahil başkanlık sistemi nicedir ortaya atılıyor. Bırakmak derken, yerine konulabilecek olan sizce başkanlık sistemi mi olmalı? Veya?..
Asker ya da kolluk kuvvetleri demokrasiyi tahsis etmek ve korumak için vardır ve demokratik değildir.
Ateş altında HÜCUUUM denince fırlamayı hangi demokrasi ile açıklamaktasınız?
Vatanın varlığı ve bekasına göz diken olur ise asker oyar.
Oyulurken ya da oyulduktan sonra “nerede demokrasi” demek salaklıktır.
Asker için “militarist” demek ne kadar salaklık ise askerin demokratik olmasını beklemek o kadar salakoğlu salaklıktır.
Dinci M.Kemal’i sevmez. Neden mi ? Çünkü M.Kemal etkendir. Dinci ise edilgen. Bakın coğrafyalarına etkenlik adına
ne göreceksiniz, hiçbirşey. Sınırları cetvelle çizilmiş, üretebildikleri hiçbirşey yok. 70 ila 80 yıl sonra petrolleride bitecek
ne olacak oralar gene çöl, daima çöl.Bu edilgenlikleri neden kaynaklanır, dogmadan bu dogmanın ana teması merhamettir. Allah’ın merhameti, O merhametin milliyeti M.Kemal’in zamanın da İngiliz’di. Adı Lawrence’dı.
Günümüzde Amerika’dır. Bu merhamet onlara yaşam olanağı sunar. Ömürleri olanlar görecek petrolleri bitince neler
olacağını. Büyükleri zenginleri batıda yaşayacak. Halklarıda her 50 km. bir ortaya çıkan vahalar için birbirleriyle savaşacak. Hakim olanlar çölde kurdukları çadırlara ganimetleriyle gelip, ganimeleri düzecekler. Sonrada kadının ne olup olmadığını, tüm evrene öğretecekler !!.. Tüm zamanlara hitap eden merhametin adıyla…
Bakın birde M.Kemal’in Türkiye’sine. Etkenlik adına ne göreceksiniz, koca bir dünya. Neler var bu dünyada
kovulmuş emperyalistler, aydınlık kafalar, Sıfırdan üretilmiş tüten fabrika bacaları, iyi kötü eretmeye çalışanlar,
işlenen topraklar, kimliği verilmiş kul,teba statüsünden çıkarılıp yurttaş edilmiş haklara kavuşturulmuş, kadınlı,
erkekli insanlar, v.s…
Şimdi karşılaştırma yaparsak, M.Kemal’in bu Türkiye’sinin muadili olan toplumlar hangisidir,
çöldekiler mi,? Batıdakiler mi ?..
Elbetteki batıdakiler…
Ne çıkıyor ortaya, batıya kuvvetli bir rakip.
Peki batı M.Kemal’i sever mi ? Asla hemde çöldekinin 10.000 katı asla…
Neden ?
Çünkü M.Kemal hayal kurabilen bir adamdır. Bu hayalleri sisteme çevirebilen bir adamdır. Bu sistemi bir ülkeye uyarlayabilen bir adamdır. Bu ülkeyi bu sistemle uçurmaya namzet bir adamdır…
Peki, bunlar şimdiye kadar kimlere ait hasletlerdi. Elbette ki batıya. Onların haricinde kim, hele ki doğudan yüzyıllar sonra birisi çıkıp ta batıya karşı üstün olup, aklı, bilimi, feni temel alıp, batıya rağmen bir ülke kurup onu yönetecek
ve hedefi muasır medeniyetlerin üzerine çıkaracak, çıtayı onların bile üstünde tutabilecek…
Gelelim şimdi M.Kemal’in bu hayallerinin ete kemiğe büründürülmüş hali olan ilkelere; Burda bir parantez açıp diyelim ki adına kemalizm denilen bu ilkeler gene batının toplum mühendislerinin M.Kemal gibi bir kahramanın
kahramanlığını sulandırmak için uydurduğu deyimdir. Atatürk ülkesi için kalkınmak için çağdaşlık için medotlu çalışmayı benimseyen biriydi,savaşıda sonrasınıda hep metodik çalışmayla başarmiştır. Kapatalım parantezi
selam sana aç parentez..
Cumhuriyetçilik :
Halk egemenliğinin hakim kılındığı yönetim şekli.
düşünebiliyormusunuz, suçlama, diktatör, faşist, fetişistleştirilmiş lider,beton bilmem ne.
Adamın yaptığı ise ülkeyi bunlardan cumhuriyete taşımak. Cumhuriyetin anlamı halkın kendisini yönetmesidir
hanımlar, beyler bu suçlamalar için utanmalısınız, eğer ar, haya sahibi iseniz.
Adamın çoluğu çocuğu bile yok. Hanedanlık kursun.
Milliyetçilik :
Atatürk’e göre, millet geçmişte bir arada yaşamış, bir arada yaşayan, gelecekte de bir arada yaşama inancın da
ve kararın da olan, aynı vatana sahip aralarında dil, kültür ve duygu birliği olan insanlar topluluğudur.
İşte bu düşünceyi baz alma milliyetçiliktir.
Görmektesiniz ki burda ne bir kafatasçılık var, nede toplumu ayrıştıracak bir cümle. Aynı vatana sahip değişik milliyetteki insanların bir arada yaşama isteği. Hiç aklı olan sağduyu sahibi biri burdan türk anlamı çıkarır mı?
Sizi gidi yarım aydınlar, sizi gidi kiralıklar !…
Halkçılık :
Halkçılık ilkesi ulusal egemenliği ön planda tutar. Demokrasiyi benimser.Devlet vatandaşın refah ve mutluluğunu
amaçlar. Vadandaşlar arasında iş bölümü ve dayanışmayı öngörür. Ulusun devlet hizmetlerinden eşit bir şekilde yararlanmasını sağlar.Atatürk’ün halkçılık ilkesinden anlaşılan toplumda hiç kimseye zümreye yada herhangi bir sınıfa ayrıcalık tanınmamasıdır. Bütün herkes kanun önünde eşittir. halkçılık ilkesine göre hiç bir kimse başkalarına
karşı din, dil, ırk, ve mezhep ve ekonomik açıdan üstünlük sağlayamaz..
Bu ilkeyi benimsemiş ve uygulamış adam faşist he!..
sizi gidi F tipi örgütçüler sizi gidi yalaka liboşlar
sizin aklınıza şaşayım tuzlayayımda kokmayasınız!!..
Laiklik :
Laiklik din ve devlet işlerinin ayrılması demektir. Diğer bir tanımla devlet düzeninin, eğitim kurumlarının, hukuk kurallarının dine değil akla bilime dayandırılmasıdır. Ayrıca din işleri kişinin vicdanına bırakılarak din özgürlüğü sağlanmıştır.
Laikleşme aşamaları ; saltanatın kaldırılması, halifeliğin kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması, devletin dini islamdır ibaresinin anayasadan çıkarılması.
gelişmiş demokrasiyi benimseyen herkesin altına imza koyması gereken bir ilke varmıdır daha ilerisi.
işte size Ebubekir’le aynı mahallede yaşayabilme garantisi.
Devletçilik :
Devletçilik ilkesi devletin gerekli gördüğü alanlarda devletin gelişmesi ve yücelmesi için yapılan çalışmalardır.
Devletçilik ilkesi Türk toplumunun ulaşmak istediği çağdaş ve madern bir düzen içi,n gerekli olan ekonominin
güçlenmesi ve ulusallaştırılmasıdır.Devletçilik ilkesine göre devlet ekonomiyle ilgili olarak doğrudan doğruya müdahale yapabilir. ekonomik teşebbüsler sadece devlet tarafından yapılmayacak özel teşebbüslere izin verilecek
fakat hiç bir özel teşebbüs devlet kontrolünden ve teftişinden çıkmayacak.
İnkilapçılık :
Türk ulusunun çağdaşlaşması yolunda yapılan Atatürk devrimlerinin benimsenmesi geliştirilmesi ve her türlü tehlikelere karşı korunmasıdır.
Şimdi burda şu devletçilik ilkesindeki “Devlet ekonomiyle ilgili olarak doğrudan doğruya müdahale edebilir”
cümlesini biraz irdeleyelim. Devlet bu müdahaleyi yapamazsa ne olur ? Şu olur ,
anlı şanlı büyük gruplar senelerce bize bir daire fiyatına kuş serisi aptal saptal arabaları kakalarlar . peki bu film nasıl çevrilir, senoryoyu mutlaka bir emperyalist yazar , bizim devlettede senaryoya uygun görevli bir boşbeleş takımından birileri illaki bulunur. Bunların hiçbiri bulundukları makama liyakatla gelmemişlerdir. Orada bulunma sebepleri sadece fiyatlarının olmasıdır. bunlardan ülkemizde milyon milyon vardır. devleti ve sanayiyi koruma adına
bunlar birtakım girdileri çıktıları dondururlar. Bu işlemin kesinlikle yerli sanayi veya devleti korumakla filan bir ilgisi yoktur. Yanlış anlaşılmasın liberalizm le filan da ilgili birşey değildir. Sadece bu anlı şanlı holdinglerimizin biz öyle sanıyoruz da aslında onların yüz kat daha büyük yabancı ortakları var. Bu tasarruflar onların tasarrufu .
ne diyor ilkede, ulusal sermaye, sıkıysa sermayeyi ulusallaştır. O konumda iddialı olan siyasete soyunan % 6.5 ulaştığı vakit tarumar edilen leri de gördük. neyse konumuz değil
Bu devlet görevlileri satılmışlar mızrağı çuvala sığdırırlar bizde yerli sanayi mal kullanıyoruz sanırız . Şİmdi artık
çağ değiştiği için artık sanayiyle filan değil bu işler finans sektörü ile yapılıyor. borsamız filan varya. inanın borsa kurulmasaydı sanayi hala en büyüktü. Şimdi emperyalist için üç çuval parayla gelip 6 ayda 13 çuval parayla çıkmak
daha kolay. demem şu ki bu işbirlikçi alçaklar senelerce devlet eliyle emperyalistlere tırlarla para kazandırdılar
bizim koca holding sandıklarımız aslında bu işlerde taşeronluktan öte gidemediler. şimdide yerlerini muhafazakarlarla değiştiriyorlar. muhafazakarların da kocaman kocaman ortakları var onlarda taşeron sanmayınki
sahipler. bunlar Bu işbirlikçi alçaklar senelerce kendilerini kemalist olarak lanse ettiler. bunların nesi kemalist
bunun neresi kemalizm .
Düzen bu düzen. Düzenin adı yabancı sen de Michael, ben diyim George.
Düzen burda düzme eylemini örtmek için Kemalizm’in ipini çekmiş görünüyor. O kadar.
Fakat aynı senaryoyu bu sefer aktörleri değiştirerek oynuyor. Şimdiki aktörler vatan millet sakarya yerine
Ya Allah bismillah ,Allahu ekber diyorlar. Fark bu.
İşte yukarda demiştim batı M.Kemal’i çöldekinden 10.000 kat fazla sevmez. Aklı sıra M.Kemal’den öcünü bu şekilde alıyor. ünkü lozan da demişlerdi. “ülkeniz harap tamir için bize para istemeye geleceksiniz.Şimdi bu masada direttiğiniz herşeyi yazıp cebime koyuyorum para istemeye geldiğinizde bu kağıdı cebimden çıkaracağım”
Nurlar içinde yatsın İnönü!de “gelirsek çıkarırsın ” demişti. 2. dünya savaşına karşın gitmedi .
CHP o yüzden iktidar yüzünü zor gördü. Ama görür görmezde gitti kıbrısı aldı . batıya gene soktu kazığı.
Emperyalistler Türkler konusunda salaktır biliyormusunuz. Nedeni de şu yukarda anlattığım satılık tipleri
Türk sandıkları için.
şimdide G Milat’ın şıklarından birine gelelim. Ne demiş G Milat “dönemi gereği yapılması gerekenin en iyisidir
fakat şimdilerde miladı doldu bırakılmalıdır”
bırakılmasını söyleyenler emperyalistler. Onlar türkler konusunda salaktırlar dedim ya ” hah tamam işte bunları hallettik dediklerinde ” Türkler onlara bir sürpriz hazırlamıştır. yeni sürpriz de şu olacaktır. Bak ben sana gerçek Kemalistin profilini vereyim ama Nazım ‘ dan ;
İstanbul ve avrupa arasında mekik dokuyan ve kuvvacılara büyük zararlar veren birinin öldürülmesi söz konusudur.
Çeşitli girişimlerden hep eli boş dönülmektedir . kuvvacıların önde gelenlerinden birinin önerisiyle bir adam bulunur.
ve iş gerçekleştirilir. Kazım’dır bu adamın adı kendi usullerince birçok handikaptan geçip bir çok badireyi atlatıp
verilen görevi yerine getirmiştir. Nazım Hikmet onu şöyle anlatır,
Demek istediğim
Böyle günlerde bile, böyle bir adamı bile,
bu çeşit öldürüp,
ortalık duruldukça
yıllarca sonra,
Mehtaba baktığın vakit, üzüntü çekmemen için
ya insanlarda yürek dediğin taştan olacak
yahut ta dehşetli namuslu olacak yüreğin
Kazım’ınki taştan değildi çok şükür.
fakat namuslu
Ne malum dersen
dövüştü pir aşkına
yaralandı bir kaç kere
ve saire
Ve kavga bittiği zaman,
ne çiftlik sahibi oldu ne apartıman
kavgadan önce kartal’da bahçıvandı
kavgadan sonra kartal’da bahçıvan.
işte gerçek kemalistin tarifi.emperyalistlere sürprizi bunlar yapacak. İş o raddeye geldiğinde yetmiş milyonun altmış milyonu Kazım olurda cümle alem şaşırır. bunu bir kenara not edin.
emperyalistler kıçlarını da yırtsalar onbin yıllık tarihi bindörtyüz yıla değişmeyiz. Unutulmaya.
bilirsiniz önünde sonunda herşey aslına rücu eder.
Son olarakta, Atatürk ilkeleri bu gün yeryüzünde bulunan bir çok ülkenin kurtuluş reçetesidir.
Bırakın kaldırmayı dört elle sarılmalıyız, Çünkü bu ilkelerin temelindeki harç, Akıldır, Bilimdir, Fendir.
Ben Kemalist’im, vatanseverim.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
emperyalizmi ülkemden defetmek için ,
muhtaç olduğum kudret damarlarımdaki asil kanda mevcuttur.
sakın unutma !.. Ebubekir.
“kemalizm öldü, emeği geçenlere teşekkürler”
demiştin ya aç tavuk…
Kemalizm sonsuz,
benden sonra, Oğlum
Oğlumdan sonra Torunum…
aziz nesin vs. gibi mürekkep yalamis,kitabin tozunu attirmis nice insan da sevmediklerini yazdilar onlar da mi dinci ?
“sahsa özel koruma kununu” kalksin kim seviyor kim sevmiyor anlarsiniz hem
zorla sevdirdiniz de ne oldu iste 90 yil ve cöktü..
ayrica
isteyen sevsin isteyen sevmesin ne önemi var ilah degil ya bu adam alla alla..
sevgi konusuna gelince tayyyip erdogan daha agir basiyor “ÖZ”ünü inkar etmiyor cünkü..
atatürk devrimlerini yaparken keske anadolu insaninin maddi ve manevi degerlerine darbe VURMAsaydi nitekim japonya bunu basardi hem de harf inkilabi gibi absürd bir uygalamaya gerek duymadan..
fark ortada..
slm.
Japonlar hakkında basmakalıp şeyler dışında hiçbirşey bildiğini zannetmiyorum. Zaten böyle bir geyik var, Japon dendimi herkes çalışkan, akıllı, dingin, bilge insanlardan oluşmuş bir toplum halusinasyonu görüyor nedense, halbuki canilikte japonlara rakip olabilecek pek az toplum vardır yeryüzünde. Bilmeden atıyorsun, azıcık tarih bilginle boyundan büyük çözümlemelere kalkışıyorsun. Tıpkı bilimsizliğin getirdiği aşağılık kompleksinden kuran’ın içinden bilim devşirmeye çalışarak kurtulmaya çalışan zavallılar gibi. Japonlar alfabesini değiştirmedi demek (her Japon ilkokulda ingilizce ve latin alfabesini zorunlu olarak öğrenir bu arada) Almanyada Helga’nın başına bakıp burdaki türbana özgürlük diye zırlamanın bir başka çeşididir. Harf inkilabı cumhuriyetin en doğru tercihlerinden biridir, تشكيل الكلمات ونصوص مواقع الإنترنت :))
“aziz nesin vs. gibi mürekkep yalamis,kitabin tozunu attirmis nice insan da sevmediklerini yazdilar onlar da mi dinci ?”
Nerde yazdılar? Gösterebilir misiniz?
İşkembe-i Kübradan sallamaları bitmez. İki köşe yazısı okuyup kendini tarihçi sanıyor.
link to sonsuz.us
Aynı Aziz Nesin’den bahsediliyor değil mi?
)kapa parantez
“..1947 yılında anayasanın kabulünden beri Japonya parlamenter cumhuriyet ile yönetilmektedir. Devletin başı Japon imparatoru, hükümetin başı ise başbakandır. Seçimle işbaşına gelen bir parlamentosu vardır.
Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya göre Japonya Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra dünyada ikinci sıradadır.[2] Birleşmiş Milletler, G8 ve APEC üyesidir. Savunma bütçesi dünya beşincisidir. Dünyanın en büyük dördüncü ihracatçısı ve en büyük altıncı ithalatçısıdır…..”(Vikipedi)
**
anlasilan
kendi tarihiyle daha dogrusu alaturka “kemalist tarih”le yüzlesemeyenler diger ülkelerin caniliklerinden medet umuyor “tencere dibin kara,seninki benden kara”deyisinde oldugu gibi..:))
mesela
atatürkcü,cagdas kemalistin günah galerisi olan 12 Eylül darbesiyle;
-650.000 kişi göz altına alındı
-1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
-Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
-7 bin kişi için idam cezası istendi.
-517 kişiye idam cezası verildi.
-Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1′i Asala militanı).
-İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderildi.
-71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
-98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı.
-388 bin kişiye pasaport verilmedi.
-30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.
-14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
-30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.
-300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
-171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.
-937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.
-23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
-3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
-400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
-Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
-31 gazeteci cezaevine girdi.
-300 gazeteci saldırıya uğradı.
-3 gazeteci silahla öldürüldü.
-Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
-13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
-39 ton gazete ve dergi imha edildi.
-Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
-144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
-14 kişi açlık grevinde öldü.
-16 kişi kaçarken vuruldu.
-95 kişi çatışmada öldü.
-73 kişiye doğal ölüm raporu verildi.
-43 kişinin intihar ettiği bildirildi.
vs. vs.
slm.
ebubekir, senin hakkaten kafan karışık. Sosyalist desen değilsin, müslüman desen değilsin, ulusalcı desen değilsin, dindar desen değilsin, ülkücü desen değilsin geriye iki şey kalıyor.
Kapitalist ve Atatürk düşmanısın. Hepsi bu yani…
)kapa parantez
açparantez,bilemedin.:)))
slm.
Hangisini bilemedim?
Kapitalist mi değilsin, Atatürk düşmanı mı?
(bir de bu gülme ikonları ne oluyor ilkokul çocukları gibi? )
)kapa parantez
…fırıldak ya da dansöz ü dene.
mesela
atatürkcü,cagdas kemalistin günah galerisi olan 12 Eylül darbesiyle; demiş böyyük alıntıcı ebubekir hazretleri…
Demiş de, tamamen sahtekarca demiş…
Muhafazakar, anti gominist, sünni yandaşlarımız demeliydi…
özenerek yapılmış bir anket değil.
*Tarih çizgisinde, günümüz ve hatta dönemi için bile ‘kesinlikle’ otoriterdir. 11% (8 oy)
*Son derece demokratiktir, günümüzde de harfiyen uygulanmalıdır. 25% (18 oy)
*Dönemi gereği yapılması gerekenin en iyisidir; fakat şimdilerde miladi dolmuştur, bırakılmadır. 10% (7 oy)
*Düşünce sisteminde demokratikliğin etkisi görülse de genel anlamda tutucu ve baskıcıdır. 4% (3 oy)
*Başkaca bir şeydir. (Fikirlerinizi belirtiniz) 29% (21 oy)
Yukarıdaki şıkları tek tek incelediğimde, “başkaca bir şeydir” şıkkını işaretlemek içimden geldi.. ama, fikir belirtme zorunluluğundan dolayı bundan da vazgeçtim.
Sevgili Hüseyin Aktaş’ın yazısını alıntılasam yetecek…
“”Atatürk’e sevgi anlamında kendisine kemalist diyen kitlleleri temsil eden gerçek bir önderlik Türkiye’de yoktur. Türkiye’de halkın soldaki kutsalları da, sağdaki kutsalları da, sınıf sömürüsünün saklanması için kullanılmaktadır…
Sapla samanın karıştığı yer burasıdır…
Kim neye neden karşı olduğunu bir anlasa… Ya da neden “taraf” olduğunu… Ama bunun için önce kendisini tanıması gerekiyor insanın… Bu iş ise dünyayı tanımaya eşittir…””
Birde şunlar var;
“”Marksizm için baktığımızda Marks marksisttir… Marks’ı yaratan marksizmdir… Yani Marks marksizmi yaratmamıştır, marksizim Marks’ı yaratmıştır. Bunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Ancak Mustafa Kemal’i kemalizm yaratmamıştır. Mustafa Kemal kemalist değildir.
O çok önemli bir kahramandır… Birileri için tanrısallaştırılacak denli kahramandır. Çok iyi bir teşkilatçı, ulusalcı, halkçı bir yapısı vardır. O kahramanlara ihtiyacımız olduğu bir dünyada; sözcüğün tam anlamıyla, ulusal bir kahramandır. Belki de yaşasaydı kendi girişimlerinin sonuçlarını teorize edebilecek ve gerçekten bir “kemalizm” olgusunun tanımlanmasını yapabilecek denli uzak görüşlü, öngörülü ve kararlı bir insandı…
Şimdi Türkiye’de bir kaç tür kemalist var; Kendisine Kemalist diyerek, emperyalistlerle her türlü işbirlikçiliği yapan cuntacı gelenek ile onlara aldanan ama gerçekten ilerici, yurtsever, aydın insanların oluşturduğu kitleler… Bir de her ikisi ile alakası olmayan, gerçekte sağcı, dinci ama varya Atatürk’ün adında bir sihir, o sihirden biz de yararlanmalıyız, yararlanamasak da zarar görmeyelim, aman şimdi karşımıza almayalım diyenler var…””
Aşağıdaki alıntı, hepsinin özeti..
“”Mustafa Kemal’i anlamak için, onu yaratan koşulları ve onunla birlikte onun tarihsel köklerini çok iyi anlamak gerekir… Bu da ordan burdan iki kitap dergi okuyarak varılacak bir sonuç değildir…””
Kendimden de bir şey yazmam gerekirse;
İhtilallerin ve muhtıraların hiç biri, Atatürk ilke ve inkilaplarını korumak için yapılmamıştır. Bunlar, sadece maske olarak kullanılmıştır.
Atatürk zamanında, askerlerin oy kullanmaları dahi yasaklanmıştı.
Askerin siyasete bulaşmamasına özen gösterilmişti….taaaaa ki 1945 yılına kadar..
Eğer Atatürk’ü gerçekten anlamak istiyorsak,
1960 ihtilalini iyi incelemek …ve bu zihniyeti de yargılamak gerek…
Ne olursa olsun, Başbakanı’nı asan bir zihniyet, Atatürk’ün Cumhuriyetine yakışmayan bir zihniyetten öte değildir..
Ve bunlar asla cumhuriyetçi de değildir..
Bakın ne demişim vakti zamanında…
“Kisaca; evet, doneminde otoriter ve bir o kadar da ilericidir.Ne var ki su anda miladi dolmustur.Birakilmalidir.Bu dusunce sisteminin kaliplastirilmasini veya bazi dinci/milliyetci/sosyalist kesimlerce saga sola cekistirilip anlam kargasasi yaratilmasina karsiyim.”
Bir başka başlıkta:
Ataturk, otoriterdir; fakatkesinlikle totaliler bir lider degildir. Bunlari hemen aciklayayim size…
Totaliter rejimler, iktidari baz alindiginda toplumun butununu tekeline alacak sekilde kanalize edilmis, baskici bir ideolojiye dayanir. Bunlara en iyi ornekler fasit, nazi ve bazi sosyalist diktatorlukler verilebilir. Yaptirim boyutunda ele alirsak, bireysel haklari hice sayan ve genellikle katliamci br politikaya dayanir…
Simdi bana Ataturk’un yaptigi neyi “totaliter” olarak tanimladiginizi soyler misiniz?
Bir kere, totaliterlik icin ideolojinin yazili hale getirip manifesto sekilinde sunulmasi gerekir ki kim bana Ataturk’un yazdigi “Kemalizm” diye bir kitap gosterebilir?!!
Tamamen o gunun sartlarinda yapilmasi gerekenleri ototriter bir lider olarak yapmis ve ilerici yolda adimlar atmistir.
Dunya’daki hic bir devrim kansiz olmaz!!!
Kimse gule hoplaya devrim yapildigini gormemistir. Ancak reformist hareketlenmeler daha az kanla gerceklestirilir.Asla bir devrim herkes hosnutken gerceklesmez…
Ayrica yuzlerce devrim cesiti var..
Ataturk demokratik laik cumhuriyet devrimi yapmistir. Isteseydi dikte devrimi, sosyalist devrim vs de yapabilirdi….
Bilginize!
Turkiye devrimindeki demokratik ogelerden bahsedelim biraz da…
Bagimsizlik! Demokrasinin en onde gelen ogesidir. Bagimsiz ve halk egemeni bir toplum yaratilmistir. Siyasal baglamda ve uluslar arasi ekonomik boyutta tam bagimsiz bir devletkurulmustur.
Demokrasi! Halkin tabakalari arasinda asagidan yukari dogru ilerleyen demokrasi hareketlerinin meyvelerini su anin iktidariyla toplayamasak da o donemde “padisahlik”tan cikip demokrasiye gecmek yurek isterdi! Olmaz demeyin, bakin olmus!
Aydinlikci! Felsefi bakimdan temelleri aydinlanma ve diger medeniyetlerle esdeger konuma gelmeyi amaclar!
Egitim ve Kultur! Egitim kurumunun en cok fiyakalandigi donemdir! Herkes Latin alfabeleriyle tanisir ve okuma-yazma seferberligi bastlatilir! Su anda bu harfleri okuyorsaniz, bazilarina COK SEY borclusunuz!
Saltanat-Hilafet karsiti! Feodalligin kucagindan ccekip kurtarilan ve saltanata pabuc birakmayan bir devlet yaratilmis!
Daha sayilacak cok fazla demokratik ogeler var..
Fakat daha once belirttigim gibi elestrilerinizi bunlari bilerek yapin…
Onun disindaki yazilanlar; elestiri degil; yaftamak olacaktir!!
Demişim….
Şimdi ben mi sosyalistim, siz mi? ben mi kemalistim, siz mi?
Ben Atatürk’e karşı mıyım, siz mi?
Oncelikle Kemalist olmadigimi zaten belirtmistim.Bazilari gibi Kemalist degilim deyip ardindan yapilan devrimin eksi yonlerini gormezden gelecek degilim. Fakat ne var ki yigidi oldur hakkini inkar etme demisler…
Bir devrim incelenirken, dikkat edilmesi gereken seyler arasinda devrimden onceki surec, devrimin nedeni ve devrimden sonra olusan yonetim sekili vardir. Eksileri ve artilari ayni anda ele alinmalidir.
Dunya’da inceledigimiz hic bir devrimde demokrasi gorulmez.Cunku demokrasinin oldugu yerde devrime gerek yoktur.. Devrim zaten demokratik anlayisla guzellikle gelmez. Her devrimin kendi icerisinde arti ve eksi yonleri mevcuttur.Bir devrimi “iyi” sayacak seyler artilarinin cogunlukta olmasidir.
Cumhuriyet devriminden oncesine baktigimizda iktidar padisahlik elinde madara olmus ve mesruti mutlakiyeti bile beceremeyen islahar girisimlerinin basarisiz sayildigi bir devlet erkani goruyoruz. Buna tepki olarak halkin isyanlari ve Cumhuriyet devriminin evrimlesme sureci taa o donemlerden baslamistir.
Simdi sizin “totaliter” olarak adlandirdiginiz devrim eksilerine ve artilarina bakalim ve bunlarin nedenlerini irdeleyelim.
Bazi tarihci ve politikacilar Cumhuriyet devrimini totaliter olarak tanimliyor.Meslea , M.A. Aybar, Bağımsızlık, Demokrasi, Sosyalizm kitabinda gecen “Ceberut bir devlet telakkisi” ifadesi tam manasiyla totaliterlik damgasinin vuruldugu bir soylemdir. Retorik bir dille bu ifadeden yola cikan bazi sosyalist cevreler devrimin yalnizca eksilerini alip onca artilari gormezden gelmekten hic kacinmazlar.
***Cumhuriyet devrimi otoriter midir, totaliter midir? ***
*Oncelikle ortada bir dokrin yoktur. Manifesto tarzinda yazilmis fasitlikle miksajlanmis bir kitap vs gorulmez. Oysa ki totaliter rejimlerde tek-dogrucu anlasyisin oldugunu bariz gorursunuz.Nazizimdeki gibi irk ustunlugu veya SSCB’deki gibi sinif ustunlugu soz konusu degildir. Yonetimin “cumhuriyet” olarak ilan edilmesi zaten bunlarin olmadiginin asikar bir kanitidir.
*Radikal cumhuriyetcilerin hedefi pragmatik, batici ve daima aydinlikci bir tabanda yonetimin gerceklestirilmesiydi. Totaliter rejimlerde ise, ulkenin yonetiminde soz sahibi olan kisiler ulkenin tek hakimidir,Alinan kararlar, yasalar, uygulamalar tamamen bu kisilerin paye ettikleri tarafindan gercceklestirilir.Bu nedenle haklin yonetimde hic bir soz hakki yoktur…
*Rejimi millet egemenligi ve meclis ustunlugune dayalidir.Bir irk veya parti hegomanyasi gorulmez. Secimlere halktan herkes katilabilir, herkes milletvekili olabir. Totaliter rejimlerde ise, halka empoze edilmek istenen ideolojiye ters dusen fikir ve dusunceler baskici yontemler kullanilarak susturulmaya calisilir. Halkin olusturabilecegi kurumlar ve yapabilecegi faaliyetler sadece bu yonetim tarafindan sekillendirilir. Kisacasi fasizmde her birey, yonetimin olusturdugu resmi ideolojiye hizmetle yukumlu olan bir arac haline getirilir.
*Cok partili bir duzen vardir. Ne varki 15 yil boyunca cok partili secimlere gecilememistir.Bunun denedi demokrasinin sekteye ugramasindan korkulmasidi.Bu surec icerisinde 1930-45 arasinda cok parti denemeleri olmustur.Fakat partiler kendi kendilerini feshetmislerdir.Hatta M.Kemal kendisi bizzat muhalefet partisini kurdurtmustur. Totaliter rejimlerde ise, bunun tam aksi tek parti veya tek kisinin tekelinde bir zumre tarafindan yonetim uygulanir.Hic bir zaman cok partili sisteme gecilmez.
*Butun milletler ve irklar arasindan esitlik esasina dayanir. Fasizm ise tam tersi tek bir irk veya milletin ustunlugune daynanan ideolojidir.
*Onderlik anlayisi Ataturk’un demeclerindeki didaktik yonden anlasilacagi uzere tamamen vasiflarin niteligine dayandirilir.Totaliter rejimlerde ise, onder kesinlikle her seyi en iyi bilen kisidir.Sozu uzerine hic bir sey soylenemez.Bknz Mussolini…
*Asker ve polis dayanakli bir sistem yoktur.Rejim donemi geregi otoriter olmak zorunda olsa da militarist degildir. Askeriyenin onderliginde degil, halkin egemenliginde bir uygulama rayina konmaya calisilir.
*Donem boyunca bircok isyanci ve saltanati geri getirmeye calisan insan idam edilmistir.Istiklal mahkemelerinin sirf bunlar icin acildigi dusunulebilir.Bu yonden elestirilebilir.Fakat bunun bile nedeni vardir.Yeni kurulmus olan Cumhuriyetin baltacisi olamak isteyenlerin bir sekilde susturulmasi gerekirdi, aksi takdirde halkin aliskin olmadigi cumhuriyet ve demokrasi su anda coktan –halk tarafindan- birakilmaz zorunda kalinabilirdi. Yapilanlar cumhuriyetin gelecegi acisindan yapilmistir. Lakin yine de elestirilebilir… (Hic bir devrimin kansiz olmayacagini da goz onune aliniz)
*Rejimin baskici oldugu yonler yok mudur? Tabii ki vardir… Bunlardan birisi etnik gruplari ve dini hedef almasidir.Fakat yukarida da belirttigim gibi bunun nedeni o donemin sartlari dahilinde cumhuriyet ve demokrasinin gelecekteki guvenligini saglamakti. Bu acidan bakildiginda doneminde otoriterdir denilebilir. Totaliter rejimlerde ise, milliyet veya bir sinif ustunlugu saglanmaya calisildigindan yapilan baskilar ve katiamlar “cumhuriyet” gibi bir yonetim seklilinin devamliligindan degil, fasisttik duzeyde halki susturmak icin yapilir.
*Ekonomik boyutta yapilan girisimler ve ekonominin canlandirmaya calisilmasi adina acilan kuruluslar vardir.Totaliter rejimlerde ise, ekonomi birkac is adaminin elinde oyuncaktir, sendikalasmaya veya proleteryanin bilinclenmesine olanak saglanmaz..
Daha bir cok farklilik sayabilir ama inanin elim yoruldu:)
Sosyalist duzeyde bakildiginda bile bazi yonleriyle bazen bazi gruplara karsi baskici bir tutum sergileyen Cumhuriyet devrimi, totaliter degildir.Fakat oldukca otoriterdir.
Hiç birini okumam..
PKK yandaşı, cumhuriyet karşıtı mixerler.. ha şeriatçı olmuş, ha PKK’lı.. aradaki fark ne?
biri şimdi öldürüyor..öbürü de fırsatını bulunca öldürecek..
Sen, Ebu sallayan, eğrisözlerle birlikte,
Okyanus kordonunda, kol kola çok yakışırsınız valla;)
İhtilafi-İttifak..he he
Okumadiginiz icin boyle cik ciklersiniz iste:)
Ben ne PKK yandasiyim ne kemalist ne liberal ne de cumhuriyet karsiti… (tek bir yorumumda bile pkk yandasligi yaptigimi buraya yazin elinizden opcem billa, yazamazsaniz da karislanmak icin alnizi uzatin :D)
Okumadan civileme atlarsaniz iste boyle kayaya toslarsiniz 😀
Bak size bir sans daha veriyrm yorumlari okuyun… Siteye uluslararasi orgutleri de usenmeden yazdim onu da okuyun. Gelin unuttuklarinizi hatirlatayim 🙂
Humanist olun, realist bakin, tarafsiz olmaya calisin.. Cok zor degil.. Yargisiz infaz yapmaktan vazgecin… 🙂
Teröristlerinde hümanistlisi varmış;))
Sen T.C kimliği mi taşıyon?
Başka kimlik mi?
önce bunu bi deyiver..
sonra da;
T.C’ye geldiğinde İncirliği de ziyaret ediyon mu? etmiyon mu?
başka sorum yok..
Bu ülke CIA ajanlarından çok çekti de;))
Statik,
Zirvalamak yerine okusan zaten sacmalamayi birakirdin!
Kim teroristmis!!!!! Kim ajanmis!!!! Tek bir yorum goster kardesim, tek bir ima goster…!
Humanizmden nasibini alamamis fitneci! Beni Cumhuriyet karsitligiyla yaftalayacagina, okumayi ogren.. Belki anlarsin ne demek istedigimi:)
G milat üst düzey FBI ajanı. İncirliği o yönetiyor zaten. :))
Zaten amerikaya gidip de ajan olmayanı dövüyorlar.
xenix: Takiplerim
G Milat bizden demek ki… Türkiye’ye geldiğinde merkeze alalım:)
hahah yakalandım 😀
Evet itiraf ediyorum. FBI ajanıyım, İncirlik avucumun içinde, Obama benden habersiz tuvalete gidemez:D Bilgsayardan anlarım hackerlığım var.. Korkun benden korkun 😀
oik0s geldiğimde zaten olağan üstü bir toplantı yapılacak 🙂 Bizden olanları bekleriz haha 😀
Amerikalı general Scherrill;
Büyük adamları yetiştiren ırk, herhalde büyük bir ırktır.Bir kavmi anlamak için onun liderlerini tetkik etmekten daha iyi bir vasıta yoktur. Bugün herhangi bir yerde kendisinden üstün bir devlet adamı bulunmayan M.Kemal kadar büyük liyakatli bir zatı , türkler nadiren yetiştirmişlerdir.Binaenaleyn, Türkiye yi tetkik etmek için , arayacağınız en iyi yol onun siyasi heyetinin başındaki zatla ile başlamak ve halaskar, kurtarıcı,milli kahraman ve cihanşümul devlet adamı olan Cumhurreisini, M.Kemal i tetkik etmektir.diyor ve Amerikanın ona hayranlığını dile getiriyor.
Atatürk hem Türkiye vatandaşları hem de yabancılar için belli dönemlerde insanlar üzerinde büyük etkiler bırakmış büyük başarılar elde etmiş önemli bir kişiliktir. Ancak kemalizm olması gerektiği yerde olmalı ve duracağı yeri bilmelidir.Miladı dolmuş şeylerle ilgili yorum yapmak yerine yeni miladlara adım atmak daha manalı olacaktır.
Nedir bu kemalizm?
Sözlüğe bakıyorum, Atatürkçülük yazıyor. Ama bir çok insan ben Atatürkçüyüm ama kemalist değilim diyor. Bir çoğu da asıl kemalizm yaşanmıyor sonradan bozuldu diyor. Kemalizmden ne anlıyoruz?
Sitede kimler kemalist desem çok mu özel bir soru olur?
xenix: Takiplerim
Kemalizm zamanının ruhuna göre değerlendirilmelidir. Biraz geç kalınmış milliyetçi ve aydınlanmacı bir hareketti. Benzerini fransız ihtilalinde gördük.
Ancak günümüzde bir aydınlanma hareketinden bahsetmekten uzağız keza aydınlanma tepkisel bir hareketti. Özellikle krallara ve tanrı’nın oğullarına karşı bir başkaldırıydı. Günümüzde bu tanıma uygun bi başkaldırıda bulunmak ilginç olur keza tanım olarak demokrasiyle yönetiliyoruz, tanrı krallarla değil.
Aslında Atatürkün ortaya koymak istediği iki güzel şey vardı:
1- Din ve devletin ayrılması
2- Demokrasinin temellendirilmesi, diğer bir değişle konsolidasyonu. Atatürk demokratik bir kültür zemini hazırlamak istedi.
“Ancak kemalizm olması gerektiği yerde olmalı ve duracağı yeri bilmelidir.Miladı dolmuş şeylerle ilgili yorum yapmak yerine yeni miladlara adım atmak daha manalı olacaktır.”
Doğru!
Ama yeni milatların eskisini aşmış olması gerekiyor!
Eksisini aşamayanların eskisini aşması mümkün değildir!…
Aslında bi önceki misafirin yorumu yerinde.
‘Eksisini aşamayanların eskisini aşması mümkün değildir’.
Eksiler zamanın ruhuna göre belirlenir. Döneminin artıları bugünün eksileri olabilir. Sizin gördüğünüz eksikler nedir?
Xenix,
Ben Kemalist değilim.
Çünkü Kemalizm zamanın ruhuna aitti. Koşullara göre önerilen bir çözümdü. Koşullar değişti, çözümler de değişecek.
Kemalizm yeniden, bu zamanın ruhuna göre değerlendirilmelidir. Belki o zaman Kemalist olabilirim.
Tanıma bakalım:
ve şimdide sıralıyalım…
1- bağımsızlık
2- bütünlük
3- milli egemenlik
4- kişi özgürlüğü
5- çağdaşlık
6- akıl, bilim ve gerçek
7- evrensel
8- geleceğe yönelik
Bu maddelerin hangisini kimler kabul etmiyor. Özellikle ben kemalist değilim diyenleri merak ediyorum. Veya bunların dışında nasıl bir kemalizm var kabul edilmeyen?
(Ben biraz tanım biraz da bilim adamı olduğum için kişilerin kafasındaki şeylere değil ortak tanımlara göre hareket etmeyi seviyorum.)
xenix: Takiplerim
Kemalizmin tanımlarını xenix sen yapmışsın bide tanımlarını ve uygulamalarını sana anlatayım.
Bağımsızlık demişsin, kişi özgürlüğü demişsin kemalizm bunlara hizmet ediyorsa önce bu görüşün liderinin kişi özgürlüğü ile ilgili yakından uzaktan alakasının olmadığını belirteyim.
5816 sayılı kanunla Atatürk hakkında objektif araştırma yapmak suçtur.(ansiklopedistler,5.C.,s.281,309,317)(1989 TÜRKİYESİ)
Bu kanun başlı başına ilim hürriyetine bir manidir.sence böyle bir kanuna gerek varmı dır? ya da neden böyle bir kanun konmuştur.
MADDE 1. Atatürk ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
nerde kaldı özgürlük????
yani DİKTATORYA kalıntısı haline gelmiş kemalizm artık miladını tamamlamıştır.
O maddenin kemalizm tanımıyla ne alakası var? Öntanımda böyle bir maddeye rastlamıyorum. Tanıma uymadığı için de kemalist bir uygulama gibi durmuyor.
xenix: Takiplerim
Kemalizm ile kemalizm lideri olan kişinin öntanımları ile icraatları uymuyorsa bence kemalizm diye bişi olmamalıdır. Eskilerde beyinler bu şekilde kandırılabilirdi ama şimdilerde ZOR!. İsteyen istediğini tenkit eder isteyen istediğine sahip çıkar.
O maddeyi kemalizmin lideri mi koymuş? Kimmiş bu kişi?
xenix: Takiplerim
Tabiki de Atatürk koymamış ancak Kemalist düşüncelerin savunucuları koymuş. Tarihe bak 1989…
Dedim ya kendi zamanının ruhuna uygun ancak şu anki zamanın ruhuna aykırı.
Kemalizmin ilkelerine bak. Aynı laflar AKP’nin de dilinden düşmüyor. İlerleme, çağdaşlık vs. Bitek akıl ve bilim olayı yok ancak yine iddiaları çoğunluk partisi olduğu için irrasyonel değil rasyonel savlara dayanmakta.
Demek istediğim bu savlar günümüzde de var. Kemalizmi farklı kılan şey sayın misafirin de dediği gibi tepkisel olması. Bir nevi devrim düşüncesine dayanması. Fransız ihtilalinin muhafazakar bir müslüman toplumuna uyarlanmış versiyonu. Talepler devrimsel, düşünceler devrimsel, iddialar devrimsel, tepkiler devrimsel.
Konuyu salt kavramlar üzerinden değil biraz da tarihi konjonktür açısından değerlendirmek lazım. Kemalist değilim dediğim noktada bu. Sen de bana sıraladığın kavramları düşünerekten Kemalistim iddiasıyla gelme. Nedenini şimdi söyledim çünkü …
kemalizmin lideri Kim? yahuu!!
Kemalizm, Atatürkün çıkardığı bir kavram değil ki..
Atatürkü seven ve ilkelerine sadık kalanlar Atatürkçüdür..bu kadar basittir, yok kemalizm..yok izm.. falan filan..
bunlar, Atatürkçülüğün önüne geçmeye çalışan, bir avuç entel takımın ortaya attığı saçmalıktan başka bir şey değildir.
Atatürk düşüncelerini ve ilkelerini ayrıştırmak, bölmek ve tartıştırmak için icat edilmiştir Kemalizm..
Ayrıca;
“MADDE 1. Atatürk ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
nerde kaldı özgürlük????” demiş perspektivist
5816 sayılı kanunla Atatürk’ü koruyan yasayı da, Atatürk çıkarmadı ..
Ayrıca;
sen kendi kardeşine bile sövsen, hakaret etsen, yine yargılanırsın..
sadece Atatürk’e değil..
Soru zamanın ruhuna ait mi değil mi sorusu. Ne bir eksiği ne bir fazlası.
Atatürkü savunmak akıl meselesi değil tutku meselesi haline gelince problem oluyor sayın Statik. Celallenmeyin hemen.
Sayın Perspektivist güzel sormuşsunuz. Bence de Kemalizmin tartışılması gereken yönü zamanına uygun olup olmadığıdır.
perspektivist,
Siz “kemalizm” deyince ne anlıyorsunuz?
Kurtuluş savaşı sonrasında Atatürk’ün ölümüne değin olan sürece mi kemalizm diyorsunuz yoksa o öldükten sonra gelişen sürece mi? Ya da Atatürk ve uygulamaları ile kemalizm olgusunu birbirinden ayırıyor musunuz?
Bir diğer husus da, anlıyorumki siz de içinde yaşadığınız yaşamdan hoşnut değilsiniz. Pekiyi siz, siz derken perspektivist olarak seni kastediyorum, seni alsak iktidara koysak, sen ne yapardın bu ülkede? İzleyeceğin ekonomik model ne olurdu örneğin?
Atatürk’ü koruma kanunlarının eleştirisi ile kemalizm eleştirisi farklı şeylerdir. (Bence de o kanunlar kalksın. Onların çıkarılışı zaten Atatürk’e saygısızlık. 10 Kasım gün sokağa dökülen insanlar sanki o kanundan mı korktular? Laf…)
Kemalizmi eleştirecekseniz “devletçilik”, “devlet kapitalizmi” anlayışını eleştirmek gerekir.
Bunların yerine siz olsaydınız neyi koyardınız?
Atatürk’ün yaşadığı dönemde neyi koyardınız, şimdi neyi koyarsınız?
Özel mülkiyeti ne yapardınız, kamu mülkiyetini ne yapardınız?
Tekelci burjuvaziye izin verir miydiniz?
Özel girişimciliği serbest bırakır mıydınız?
Serbest bırakırsanız ortaya çıkacak sınıfsal farklılıkların toplumda oluşturacağı huzursuzlukları nasıl giderirdiniz?
Daha bir yığın soru sorabilirim. Ancak kısaca sizin ekonomik ve siyasi yapılanmanız ne olurdu? Buna bağlı olarak İç ve dış siyasetiniz ne olurdu?
Ha bir de; bir kaç aşiret reisi gelip iktidarınıza ortak olmak isteyince ne yapardınız örneğin? Ya da Fetullah Gülen gibi cemaaatlere karşı nasıl bir tavır alırdınız?
“Bir sorun karşısında çözüm önermeyenlerin, kendisi de o sorunun bir parçasıdır”
bilginiz yok herhalde
“Kemalizmin ilkelerine bak. Aynı laflar AKP’nin de dilinden düşmüyor. İlerleme, çağdaşlık vs. Bitek akıl ve bilim olayı yok ancak yine iddiaları çoğunluk partisi olduğu için irrasyonel değil rasyonel savlara dayanmakta.” demiş perspektivist
Adım adım, sinsi sinsi emellerine ulaşmak için herşeyi yapabilecek duruma geldiler..
AKP Hükümeti, 14 Eylül 2011 tarihinde KHK(Kanun Hükmündeki Kararname) ile Bakanlığın Teşkilat Yasası’nda yaptığı değişiklikle,
MEB(Milli Eğitim Bakanlığı) görevleri arasında olan;
“Atatürk İnkılâp ve İlkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk Milliyetçiliğine bağlı” yurttaşlar yetiştirme ifadelerini kaldırdı.
Anayasa’nın 42. maddesi eğitimin “Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş, bilim esaslarına göre” yapılacağını belirtir.
Yine 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun (METK) 2. maddesi “Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini, “Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı” yurttaşlar olarak yetiştirmeyi öngörmüştür.
Anayasa’da var olan bir hüküm, nasıl olurda Teşkilat Yasası’na girmez!??
Bu durum Anayasaya aykırı değil midir?
Bakalım yeni anayasa da 42.madde nasıl yer alacak? bekliyecez..görecez..
Dahası var;
AKP iktidara geldiğinden bu yana, eğitimi yasalarda, yönetmeliklerde, ders kitaplarında, programlarda yaptığı değişikliklerle laik eğitim sistemini adım adım dinselleştirip, özelleştirmektedir. Son KHK’de yapılan değişiklikler de, ileri sürüldüğü gibi bir reform değil, kendi dünya görüşleri doğrultusunda yapılmış bir değişikliktir.
Başka Neler değişti?
Bakanlıktaki 32 olan hizmet birimi 12’ye indirilirken, bunun ideolojik değil teknik bir değişiklik olduğunu savunmuştur. Ancak nedense
“Din Öğretimi Genel Müdürlüğü”ne dokunulmamıştır. Hatta bu genel müdürlüğün yetkileri artırılmıştır.
KHK ile Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki bütün eğitim yöneticileri sözleşmeli personel yapıldı. Eskiden üçlü kararnameyle atanan, belli iş güvencesi olan eğitim yöneticileri bundan sonra Amerika’daki gibi iktidarla gelip iktidarla gidecektir.
Değişiklikle hukuka değil, Bakana bağlı bir personel düşünülmüştür.
AKP iktidarı döneminde toplu kıyımların, partizanca kadrolaşma yapıldığı Talim Terbiye Kurulu (TTK) da KHK’den payını aldı.
Eğitim politikalarının belirlendiği, ders kitaplarının incelendiği TTK’nin bu düzenlemeyle Bakana bağlılığı artırıldı.
Kuran Kurslarına Gitmenin Yaş Sınırı Kaldırıldı
Eğitim sistemini alt üst eden KHK’yi konuşurken 17 Eylül 2011 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı Yasası’nda KHK ile bir değişiklik yaparak çocukların Kuran kurslarına gitme yaş sınırı kaldırılıverdi.
Böylece zaten delinmiş olan 8 yıllık İlköğretim Yasası’nın kesintisiz ilkesi, temelli ortadan kalktı.
Öğretim birliği daha da bozuldu.
Hükümetin daha önce Danıştay’dan, Anayasa Mahkemesi’nden dönen değişiklikleri TBMM’den ve kamuoyundan kaçırarak KHK ile yapması kaygı vericidir.
Cumhuriyet eğitiminin “ulusal, kamusal, laik, demokratik, bilimsel, üretici eğitim” ilkeleri bir bir gidiyor, Anayasa’nın koruması altındaki eğitim birliği temelli yok oluyor.
Halen, Aynı laflar AKP’nin de dilinden düşmüyor demek, çok ucuz bir ifadedir..
Evet hala diyorum aynı laflar AKP’nin de dilinden düşmüyor. Adam hala karşına çıkıp laikliği övmüyor mu söylmlerinde?
Bunları AKP’yi aklamak için söylemiyorum. Pratik uygulamaları dinsel tarafa yönelik olabilir ve bence de bunda büyük sakınca var.
Ancak gel gör ki, günümüzde borusu öten düşünce bireysel haklar ve özgürlüklerdir. Bunu savunduğum için söylemiyorum ancak bireysel hak kavramının dindar bir partinin elinde ne sonuçlar doğuracağını da kuran kurslarından tut da imam hatip liseslerine kadar gördük. Özgürlük böyle beyinsizlerin elinde bir silaha dönüşür. Ancak zamanımızın ruhu da bu özgürlük anlayışını taşır. Atatürkün partisinin şu anki başkanları neden başı kapalılara seslenip onlara tıpkı AKP gibi özgürlük vaadediyor peki. Zamanın ruhu bunu gerektiriyor olmasın.
1- Sen Atatürk ilke ve inklaplarına batığında Devletçiliğin korunabildiğini veya korunabileceğini düşünüyor musun? Bir Hyundai fabrikasını Türkiyede açtırmak için şirketin götünü yalayan bir devletin daha ne kadar devletçi kalcağını düşünüyorsun bu globel dünyada. En kral kemalisti getir, ülkeye yatırım çekmek için eline mendil alıp halay çekmezse senin adın statik olmasın. Var mısın?
2- Sen Atatürk döneminde laikltik şimdi mi laik değiliz? Yanılıyosun. Atatürkün kendisi Nur cemaatinin kurucusu olan Said Nursi’ye kurulacak olan hükümetin içinde olmasını teklif etmiştir. Said Nursi kabul etseydi sence ne olurdu? Peki ya diyanet işleri? Nüfusuda İslam yazması? Bu Atatürkün laik olmadığını göstermese de Atatürkün bu tutumu şartların izin verdiği ölçüde ülkeyi laik bir ülke yaptığını gösterir.
3- Atatürkün düşüncesi bir aydınlanma düşüncesidir. Demokrasiye geçiş, milliyetçilik, insan hakları ve eşitlik gibi kavramları bünyesinde barındırır. Devrimseldir ve ondan önemlisi ÖĞRETİSELDİR. Günümüzde bu devrimsel aydınlanma düşüncesi ancak az gelişmiş ülkelere uygulanabilir.
kemalizm, bilimsel olmaktır. Moda değil.
)kapa parantez
kemalizm bilimsel olmaktır. (kafayı yedin)
Sen salakmısın ya da çocukmusun parantezleri açıp kapayacağına hiç bilmediğin kemalizmi bi araştır…
tüm yorumları okuyamadım ama… Kemalizm eğer varsa veya olacaksa veya hiç olmamışsa veya birileri uydurmuşsa ceya veya veya… bunlar önemli değil…
Eğer Kemalizm olacaksa bu bu ülkenin gençlerinin Dünya görüşü olmalı ve bu Dünya görüşünü Bu ülkenin gençleri yani Atatürk gençliği şekillendirmeli ve Dünya ütopyalarına gerçekleşebilen bir kuram kazandırmalılar.. Kemalizmin henüz bir tanımı yoktur çünkü daha Atatürk’ün devrimi tam anlamıyla işlerlik kazanmamıştır, bu işlerlik oluştuğunda Kemalizm de kendi çizgisini ortaya koyacaktır.. Yani Kemalizmi “zaman” ortaya çıkaracaktır.. Belki de adı Kemalizm olmayacaktır ama dayanağı Kurtuluş savaşı yılları olacaktır..
Yukarıda bol bol tartışılmış. Bazı yorumları çok beğendim de, bir şeye takıldım. Neden değişime bu kadar kapalı tavır gösterdiğimize!? Bir kere dünya öyle değil, Türkiye hiç değil ! Görmüyor musunuz, geriye doğru bir eğilme var gidişatta. Ancak ben bu eğrinin daha eğriye gideceğini düşünmüyorum. Keza dünya devletleriyle olan ilişkilerimize baktığımızda bu açıkça görülüyor. Sınırsız bir dünyaya doğru gidiyoruz. Artık milliyetlerin, zilliyetlerin kıymeti kalmıyor. Mustafa Kemal’in en ilerici adımı, 1.kadınlara getirdiği haklar 2.laikliktir (Öncelik sırası birbiriyle bağdaşır). İşte bu noktadan sonra yapılmış diğer her türlü değişimden iktidarlar ve dönem halkları sorumludur. Şimdi AKP oynuyor. Onun borusu ötüyor. Kadrolar yenilendi. Daha da geliştirecekler. Şu aşamadan sonra tartışılması gereken; son değişimlere karşı alacağımız tavırdır. Ya da ne kadar, nereye kadar eğileceğimizdir 😉
ewet Nibelunga son değişimlere karşı alacağımız tavır senin bahsettiğin gibi bu dönemin ruhuna hitap ediyor olması gerekiyor. Devrimsel reform ve ilerleme dönemi geçmişte kaldı. Bende bir ateist olarak ülkenin şuanki durumundan çok rahatsızım ancak 2011 yılında yaşadığımında farkındayım.
Evet evet, görüldüğü gibi reaksiyon göstermek pat diye olan bir şey değil. Çığ gibi büyüyen bir çığlık olamadıkça ortada devrim mevrim olmaz. Bu tip eğrilmeler de doğaldır, olağandır. Ama işte dönem insanıyız. En azından elimizdekilerin kıymetini bilelim. M. Kemal “Çok yaşa !” tek bir “laiklik” için bile !
Taşranın algısı imamlarla ileriye gittiğimiz yönünde… Böyle düşüne dursunlar fakat tehlikeye az kaldı. Paralı askerlik bile bunlardan biri… İtalya, Fransa gibi dev ve vizyonlu ekonomiler çöküyor. Bu durum ileriki dünyada bizi bekleyen tehlikeleri çok iyi açıklıyor. Hiçbir ağır sanayisi ve teknolojik gelişimi olmayan Türkiye çok yakın gelecekte çökecektir. Bu çöküşün bıraktığı ağır izler asla silinemeyecek daha despot daha yaptırımcı yönetimler halkı ezeceklerdir. O gün geldiğinde Kemalizme herzamankinden daha fazla ihtiyaç duyacağız.
Bu anti-kemalistlerin hepsi mi aynı olur?
Tanım orada. uygulamalar sizin gibiler yüzünden bozuksa bize ne?
Nedir senin alternatif tanımın, yöntemlerin onu yaz. [Amaç bok atmak değilse tabi]
)kapa parantez
Dikkat ediyorum, son zamanlarda Atatürk karşıtı olduğunu bildiğim kimseler, TV lerde veya forumlarda,
“Kemalizm” kelimesini çok sık kullanır oldular..
“Gerçek Atatürkçüler” bu oyuna gelmemeli..
“Kemalizm” Atatürkçülüğe giydilmeye çalışılan fistan gibidir.
Herkes elindeki fistanı, allı da olsa, morlu da olsa giydirmeye çalışacaktır.. dikkat!!
Bundan sonra canım sıkılınca gülmek istersem “Aykırı Sorular”ı izleyeceğim. Tavsiye ederim.
Bu video Adobe Flash Player’ın son sürümünü gerektirmektedir.
G Milat mektepli solcu olarak , benim aklima takilan ve net cevaplar bulamadigim bir alayli solcu sorusu sormak isterim ( Elbetteki bu sorunun cevabi sizler icin cok belirlidir , bana da gulebilirsin , ama sordugum cercevede pratik cevaplar pesindeyim , )
Deniz Gezmis ve Arkadaslarinda ve 70 lerin sol soyleminde ‘kahrolsun Emperyalizm” slogani en temel sloganlardan biri idi , nerde geliyordu bu slogan , “Bizim ulkemiz temel olarak ,Dunya Emperyalizmi tarafindan yonetiliyor”
Simdi ise bu soyleme rastlanmiyor , neden?
sunlarin hangisi cevap olabilir ,
1- Bu Artik kabul edilmis bir olusumdur , baska turlusu mukun olamayacagi icin direnmekten vaz gecilmistir.ne yapilabilir ona bakilmaktadir. Emperyalizmin , dunya ekonomisini yonetenlerin kurallari icinde ne yapilabirse o yapilacaktir .
2- Deniz Gezmis ve arkadaslarinin dunya yorumu bugun icin artik gecerli degildir , dinamikler degismisdir sosyalizmin mucadelesi dogrudan emperyalizm ile degildir .
3- Emperyalizm tamamen bir komplo teorisidir , Deniz Gezmis ve arkadaslari zaten o zaman da yanilmistir , romantiklerdir , 70 lerin solculari ise hepten gerzektir .
4- Turkiye pratigi acisindan birincil sorun Emperyalizm degil, ic meselelerdir mesela Kürtlerin ayri bir devlet kurmasi , ya da her ne istiyorsa onu yapmasi sorunudur , bu hallolmadan Emperyalizmden falan bahsetmek abestir.
5- Stalker sen bir gerzeksin , olay şu.. şu.. şu.. dur.
baro baskani kocasakal,”……Açık söylüyorum bana şu an sorsalar, şu anki AKP hükümeti mi yoksa bir askerî darbeyi mi tercih edersiniz, ben darbe hükümetini tercih ederim……”
1930´a cakili kalmis mübarek..
eskiler böylelerine okumus ama adam olamamis der yunus emreyse yahu bu nice okumaktir/aydinlanmadir diye cikisirdi:)
slm.
Faşizmdir, araç olarak kullanır.
Diğerlerinden pek farkı yok.
Otoriter devletçi bir yapısı vardır.
İdealara bağlanmak, onların dışına çıkamamak bireyi yok eder.
Stalker,
Öncelikle estağfurullah diyrek başlayayım. Ben de bu konuda expert değilim. Hala okuyorum, öğrenmeye çalışıyorum. Bildiklerim bir arpa buyuna ulaştıysa ne mutlu.. Konuyla ilgili baya uzun bir yazı yazmak gerek. Başlayayım bakalım.. Durabilene aşkolsun : ))
Okulda “free presentation”(serbest sunum) dersimiz var. Her iki haftada bir powerpoint hazırlayıp “project-presentation” olarak yaklaşık 100 kişilik bir grubun önünde sunum yapıyoruz. Hocamız, Daniel, koyu Republican’dır. Milliyetçi, dinci vs.. Romney, Bush vs gibi liderlere laf söyletmeyen cinsten.. .Yönetim şekilleri ve ideolojiler diye bir konu verilmişti. İstediğimiz bir tanesini seçecektik. Komunizmi seçtim. Fakat en başından ilkel komünal dönemden başlayıp, Endüstri Devrimi, Fransız İhtilali, Kapitalizm, Marx, Lenin, Engels, Sosyalizm, Komunizm yelpazesinde bir sunum hazırladım. 20 dk sürem vardı. Anlatabildiğim kadarıyla anlattım. 100 üzerinden 93 aldım.. Hoca aynen şunu dedi: “Sana 0(sıfır) vermek isterdim ama emeğinin karşılığını vermeye karar verdim.”
Şimdi bunu neden anlattım : ) Birincisi fark ettim ki hayatım boyunca öğretmen değil, öğrenci kalacağım.. Çünkü her zaman öğrenecek bir şeyler var. O nedenle sorularına öğretmen edasıyla yanıt veremeyeceğim. İkincisi sorun Emperyalizm üzerine olması cidden güzel bir tadüf. Gelecek haftaki sunumum “Devletlerin dış politika stratejileri” üzerine olacak. Bu stratejilerden birisi de emperyalizmdir. Emperyalizm üzerinde odaklacaktım zaten : )
Sorunu cevaplamaya çalışmadan önce birkaç şeyi açıklamam gerek..
Birazcık devletlerin dış politika stratejilerine değineyim, sonra olabildiğince kısa bir şekilde emperyalizme geçeceğim, müsadenle..
Her dönemde her devlet duruma göre farklı bir dış politika stratejisi izler. Bunlardan bazılarını minik başlıklar altında vereyim. Çok uzatmadan..
*Yalnızcılık politikası
*Tarafsızlık politikası
*Diğer devletlerle bağlantısızlık politikası
*Güç dengesi politikası
*Statüko politikası
*Emperyalizm politikası
*Prestij politikası
*İttifak politikası
Bunlardan yalnızcılık, tarafsızlık ve bağlantısızlık politikaları şu anki dünya sisteminde pek mümkün değil.. Hala tarafsızlık politikası üzerinde duran devletler de var ama çok zor..
Dediğim gibi ben emperyalizm üzerine odaklı bir sunum hazırlayacağım. Burada da yazılı olarak anlatayım..
Bana göre emperyalizmin kesin bir tanımını yapmak mümkün değil. Tıpkı “devlet” tanımı yapmak gibi.. Şimdi desen ki hadi devlet tanımı yap yüz tane farklı tanım yapmak zorunda kalırım… Bu da aynen bu şekilde.. Dünya genelinde emperyalizm kelimesi, bir ülkenin karşı olduğu bir politikayı küçük düşürmek için kullanılıyor diyebilirim. SSCB 1941’de Almanların açtığı “bu emperyalist” savaşa kesinlikle girmeyeceklerini açıklamış, sonrasında savaşa girince savaş birden bire antiemperyalist bir çerçeveye bürünmüş. Bunun tabii ki kendilerince bir çok nedeni vardı. Aslına bakarsan Hitler’in ağzının payını da Stalin’den başkası zor verirdi neyse..
Emperyalizm hala var. Biz hala karşıyız. Biliyoruz ki, emperyalizm engellenirse kapitalizmin dayanağı kalmayacaktır.
Bir kaç düşünür ve politikacının emperyalizm fikirlerinden bahsedeyim.
Morgenthau’ya göre emperyalizm, “İki veya daha fazla devlet arasındaki güç ilişkilerini değiştirmek ve statükoyu kendi lehinde bozmayı amaçlayan bir dış politikadır.” Buna göre, bir devletin büyüme amaçlı yaptığı her şey emperyalist olarak nitelendirilemez. Örneğin şimdi bir devlet gücünü ekonomik olarak arttırmaya çalışırsa emperyalist sayılmaz. Emperyalizmi ekonomi düzleminde ele alır. Hatta kapitalizme temel olan emperyalizmi kınar falan.. Genellikle ABD’liler emperyalizm konusunda Morgenthau’yu örnek alırlar.. Bunu anlattım çünkü en başta dediğim gibi her ülkenin emperyalizm tanımı farklı. Morgenthau’ya göre bakarsan ABD emperyalist değildir.. Tabii ki kendisine katılmıyorum. Son derece iyimser olarak bakıyor. Politikada iyimserliğin değil, gerçekçiliğin yeri vardır.. Neyse bunu geçelim…
Hobson, aslında bu emperyalizm kavramını ilk kullananlardan birisidir. Lenin de kendisinden etkilenip kendisinin düşüncelerine karşı çıkmak suretiyle emperyalizm fikrini genişletmiştir. Hobson liberaldir, kendiisiyle aynı fikirde değilim ama fikirlerini savunuşu bakımından severim. Hobson’a göre emperyalizm, kapitalizm içerisindeki yanlış uygulamalardır. Bir nevi kapitalizmin zehirli atıkları diyor yani..
Mesela, kapitalizmin en bariz sorunu “bence” zengin kesimin çok az, fakir kesiminse çok fazla olmasıdır. Üretim sürekli artar; fakat tüketimi sağlayan sınıfların alım gücü hayli azdır. Böylece üretim fazlası çıkar. Para yapamayan zengin kesimse fakiri faha çok sömürür. İşte Hobson, bu kısır döngünün adına emperyalizm der.
Diğer bir deyişler ülke içerisinde kullanılmayan sermaye ve tüketilemeyen mal için yeni pazar araştırmasına girişmek emperyalizmin ta kendisidir… ABD üretilen bir malın Afrika’da birkaç katına satılması gibi.. Gerçi şimdi ekonomi pazarında Çin hemen hemen bütün ipleri elinde tutuyor ama şimdi o kısma giremeyeyim 🙂 Konu dağılmasın..
Hobson, emperyalizme yol açan unsurları finans ve kapital olarak belirler. Yani bir nevi o da şöyle diyor: “ABD emperyalistse bunun suçlusu ABD değil, ekonomidir” Ona da katılmıyorum 🙂
Geleyim Lenin‘e… Şimdiye kadar yazdıklarımı 10’la çarpsam yazsam yine de Lenin’in emperyalizmini anlatmaya erişemeyebilirim :)) En kısa haliyle ele alayım. Lenin’e göre, tekelci kapitalistler dünya ekonomi pazarını kendi oluşturdukları karteller tröstler aracılığı ile denetim altına aldılar. Burada bir noktayı açıklığa kavuşturayım. Kapitalizmde iç piyasa ve dış piyasa birbirini çevreler. yani aslında Dünya Piyasası denilen şeyi de kapitalistler oluşturmuştur bence.. Kapitalistlerin hem iç hem de dış piyasada statükoyu ihlal edip gerek militartist gerekse baskıcı bir şekilde denetimi ellerine alma çabaları da emperyalizmdir. Kendi fikrimi bir kenara bırakıp Lenin’den devam edeyim.
Lenin’in “Imperialism: Highest Stage of Capitalism”inden minik bir çeviri yapayım. “Sermayenin ihracındaki artışla birlikte kolonyal ve dış ilişkilerin gelişmesi, büyük tekelcilerin etki alanı oluşturması endişesiyle birleşince uluslararası alanda da şç piyasada yapıldığı gibi iş birliği yaparak oluşturulan karteller aracılığı ile dünya pazarı tekelci kapitalistleri arasında paylaşılmaya balanmıştır.” Yani diyor ki, devletler bazında dış ilişkiler gelişip kapitalizm serpilmeye başlayınca, ülkeler kartelleri kullanarak emperyalist tutum sergilemeye başladılar. Nedeni para ve güç.. Birinin diğeri üzerinde güç iddia etmesi…
Yazacak çok şey var ama ellerim yoruldu 🙂 Daha Schumpeter var ama.. Cidden yoruldum ve çok uzadı.
Bütün bu yazdıklarımdan sonra soruna döneyim:
“Deniz Gezmis ve Arkadaslarinda ve 70 lerin sol soyleminde ‘kahrolsun Emperyalizm” slogani en temel sloganlardan biri idi , nerde geliyordu bu slogan , “Bizim ulkemiz temel olarak ,Dunya Emperyalizmi tarafindan yonetiliyor”
Simdi ise bu soyleme rastlanmiyor , neden?”
Hala emperyalizme rastlanıyor Stalker. Biz hala emperyalizme karşıyırz. Emperyalizm kapitalizm çukurunda eridi, eriyor. Neredeyse tek vucut oldular. İşte bu da kapitalizmin çöküşünü hızlandırıyor. Çünkü artık birisi suçlanırken “kahrolsun emperyalizm” demiyoruz. “Kahrolsun kapitalizmin emperyalist yaptırımları” diyoruz.
Denizler sonuna kadar haklıydı. Değişen dünya ile birlikte emperyalizm de başka şekillerde başka kimliklerde karşımıza çıkıyor.
Bir de konuyla ilgisi direkt olmasa bile geçenki Komunizm sunumum için hazırladığım bir resmi buraya aktarmak istiyorum.
Adım adım gelişim…
Stalkér’ın sorduğu sorunun yanıtı aşağıdaki vidéoda var.. Hér né kadar DSİP vé Doğan Tarkan’dan hazétmésém dé, Ömér Laçinér’i sol libéral sapmalarından dolayı hiçbir şékildé bénimsémésém dé, fikirlérinin sözdé yurtsévér, özdé ulusalcı vé milliyétçi TKP vé ÖDP’dén daha kayda déğér olduğuna inanıyorum.. Kéndilérinin émpéryalizm yorumuna katılıyorum.
Fikri olarak isé Kürkçü’yé daha yakın olduğumu söyléyébilirim. (İléridé gélébilécék liboş, yandaş, Akpci étikétlériné karşı bunu söylémék élzém sanırım.. Gérçi bu şékildé dé Kürtçü gibi yorumlar gélébilir dé, o kadarını da siklémiyorum)
Tesekkur ederim ,uzaklardaydim, simdi okudum .