Kırmızı Giydim

Kırmızı giydim bugün
Masumiyeti kaldırdım dolaba
Yakacağım cayır cayır
Geçtiğim yerleri
Hiç acımadan bakacağım
Gözlerinin taa içine
Alev alev tutuşacak kalbin
Sanacaksın içinde cehennem
Dönüp bakmayacağım bir daha
Yalvaracaksın
Kesif bir yanık kokusuyla

26-07-2009

44 yorum “Kırmızı Giydim”

  1. İşte bunu istiyorum ben! Her kadın arada bir kırmızılar giymeli. Biraz şuh olmalı; biraz fahişelik olmalı içinde.

    Kırmızı giymeden fahişe olunur mu hiç? İlle de kırmızı olmalı. Dudaklara, tırnaklara, iç çamaşırlarına giren giren kırmızı, niye giysi olmasın bir kadın üzerinde?

    Hem fahişler değil mi dünyanın akışına yön verenler; krallar kadar etkili değiller mi onlar? Sezar’ı ve Antonious’u önünde diz çöktürmedi mi fahişe ruhlu Kleopatra?

    Bence her kadın arada bir fahişeliği yansıtmalı ve kırmızılar giymeli. Kırmızı kırmızı bakmalı, yakmalı ve biz erkeklerin yüreğini hoplatmalı. Kaçmalı sonra ve biz onları kovalamalı…

    Hayır hayır, bu da yetmez! Fahişeler günü olmalı yılda bir kez ve tüm kadınlar o gün kırmızlar giymeli.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Tanrı’ya yazdığım şiirde gördüğünüz o güç, savaşçı ruh aslında bu şiirde de var. Oysa Fahişe satılıktır. Parası olan onu elde edebilir oysa bunda tam tersi.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Aslında yorumumun içerisinde sizin bahsettiğiniz şekilde bir fahişelikten bahsetmediğimi anlayabilirsiniz. Kleopatra örneğindeki gibi krallar diz çökmeli bahsettiğim fahişeliğin karşısında; mağrur başlar düşmeli yere.

    “Kim bir masuma aşık olmak ister?” diye sorar bu yüzden Ahmet Altan Günaha Çağrı’da.

    Hadi bir örneklemeyle biraz daha açayım:

    “…Müziğin ritmine uydu bedenler; dalga dalga gidip geldiler. Dans eden eller yerini okşamalara, sıkıştırmalara, acıtmalara bırakmıştı şimdi. Kenetlenmiş dudaklar öpüyor, asırıyor, acıtıyordu.

    “Kadın birden itti adamı yatağa. Müzik yine vücuduna dolanıyor, dalgalar oluşturuyordu bedeninde. Bluzunu tıpkı striptiz yapan kadınlar gibi yavaşça soyuyor, bir açıyor, bir kapatıyordu. Tıpkı televizyonda gördüğü gibi yapıyor ve hatta kendini onlar gibi, bir striptizci ve bir fahişe gibi hissediyordu böyle dans ederken

    “Adamsa hiç bir şey yapmadan, yapamadan öylece kalakalmış karşısındaki bu şaheseri seyrediyordu. Filmlerde gördüğü striptiz yapan kadınlar gibiydi şimdi sevgilisi. Ah, ona sahip olmak ne güzel bir duyguydu, o kadının kendisinin olması.

    “Erkeğini kışkırtmanın ve tahrih etmenin gururu içerisinde kadının bedenindeki dalgalanmalar daha da artıyor, daha çok tahrik edici oluyordu.

    “Şimdi sevdiği adama ardını dönerek striptizine devam etti. Kalçasını iyice geriye çıkartarak yavaşça çıkartırken külotunu…

    “Sevdiği adama baktı; gözleri yerinden fırlayacaktı nerdeyse.

    “Ama o, vazgeçti ve çıkarmadı. Adamı kudurtmak istiyordu çünkü.

    “Ve kudurttu da…

    “Adam hızla çekip aldı kadını, attı yatağa. Kadının açmak isteyip de vazgeçtiği son parçayı kopartırcasına sıyırdı.

    “-Sen benim fahişemsin!” dedi tıslayarak.
    “-”
    “-Ha, öyle değil mi?” Bunu kadının ağzından da duymak istiyordu.
    “-Ama yalnızca senin fahişen.”
    “-Evet, yanızca benim…”

    :)) Uzunca bir örnekleme oldu arkadaşlar. Ama doğruyu söyleyelim, hangi erkek böyle bir sevgiliye hayır der? Hem demiyor muydu Aziz Nesin, kadın yatakta fahişe gibi olmalı diye.

    Bahsettiğim fahişe tanımı sanırım yerini bulmuştur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Evet evet anlıyoruz seni kaplumbağa,

    Kadınlardan performans bekleyen bir görüşün yansıması yazdıkların…

    İyi de, fahişelerin en iyi olduğunu kim söyledi?

    Bir kadından fahişe olmasını değil, KADIN olmasını talep etsek, Kırmızı fetişin ayak ucunda ezilmeden mesela… İyi bir aşk düşüncede hazırlanır, onu iyi yapan aslında GÜVENdir. O güvenle kendini bırakanlar haz alabilenlerdir. Yoksa kırmızı değersiz bir renk oluverir. Ve evet! kudururuz geride binbir şüpheyle… Kadınımız (Kimine göre rol yapan fahişe) sevgiyle beslendiğinde ancak içindeki tutkuyu öne çıkarabilir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. “Kadınlardan performans bekleyen bir görüşün yansıması yazdıkların…”

    Niye? Ya kadının kendisi erkeğini kudurtmak için dişiliğini ortaya koymak istiyorsa… Dişiliğini ortaya koyduğu zaman daha çok kadın olmanın zevkine varıyorsa… Doğadaki tüm canlılarda çiftleşme öncesi bir cilveleşme faslı yok mudur?

    Kadının hanemefendi olması iyidir belki; ama aynı hamımefendilik yatakta da devam ederse… Çekilir mi allahaşkına? Evlerindeki hamınefendilerini bıarakarak dışarı giden kimi erkeklerin aradığı fahişe ruhlar değil midir? Aslında fahişe, genel anlamıyla aşk\seks sanatını en iyi icra edendir. Bu yüzden Balzac, terk edilmeyen kadınları aşk sanatını icra edenler olarak açıklar. Seks eylemi, özellikle biz erkeklerin köpekçe yanımızın en belirdiği anlardır. “Aşk köpekliktir” mi diyordu birisi ne?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Tanrıya şiirinde,tanrıya rest çekişin gibi,masumiyete çektiğin rest ve… kısa cümlelerle çok şey anlatman gerçekten etkileyici.Masumiyete karşı dişiliğin daha büyük bir güç olarak görülüp kullanılması,belki sadece intikam amaçlı yapılan bir eylem olarak kalacaktır(bu şiirde olduğu gibi)çünkü ben hiç bir erkeğin eşini seçerken kadının dişiliğine göre seçtiğini görmedim, erkekler için öncelik masumiyet.Bu yüzden sevgili kaplumbağanın çizdiği şuh kadın karakteri erkeklerin yaratımı ile, her zaman,istenen,özlenen fakat tercih edilmeyen olarak varlıklarını sürdürecek diyorum ben.Doğrusuda bu olsa gerek zira cinselliğin bir sonu var fakat sevgi ve güvenin masum pırıltıların etki ve huzuru hiç bir şeyle kıyaslanamaz;)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Kırmızı’ya takıldın sen anlıyorum. Ama o kırmızı bir simge, gücün simgesi. Oradaki kadın bir Tanrı, senin sandığın gibi bir fahişe değil. Yok striptiz diyorsun, yok erkeği böyle etkiler diyorsun. Ben aşağıdaki organları harekete geçiren bir güçten bahsetmiyorum. Striptiz yapmasa bile bir kadın sadece önünde çırılçıplak soyunsa bile harekete geçer bir erkek. Bu güç değildir. İşini bitirince erkek etkisi de geçer. Ne diyor şiirde? “Hiç acımadan bakacağım gözlerinin taa içine.”. İşte bu ruha ulaşmaktır. Ruhu bir anda delik deşik etmek, dehşete düşürmektir. Öyle dehşete düşersin ki, o gücün karşısında diz çökersin. Bir anda anlamsızlığını anlarsın, bir hiç olduğunu. O gücün büyüklüğü karşısında ruhun toz duman olur ve onu bir daha hissetmek için yeniden yeniden yanmaya razı olursun. Sen ise onu düzmekten bahsediyorsun, fahişe diyorsun. Sen kimsin ki böyle bir güce dokunabileceğini sanıyorsun. Bir bakışıyla seni küle çeviren bir güce. Tanrı ile göz göze gelsen mesela böyle düşünebilir miydin?? :))
    İşte bunun gibi…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. “Hiç acımadan bakacağım gözlerinin taa içine.” diyorsunuz sonja, ama hemen öncesinde de masumiyeti dolaba kaldırdığınız söylüyorsunuz. Masumiyeti çekip aldıktan sonra geriye ne kalır bilmem ki? Üstelik yakarken cayır cayır…

    Siz bu çalışmanızda benim anlattıklarım dışında şeyler söylediğinizi belirtiyorsunuz. Keşke soyut düşünüp, soyut bakabilseydiniz ve tek bir tanıma, tek bir anlama indirgemeseydiniz şiirinizi. Elbette yalnızca benim anlattıklarım da değildir şiirde ifade edilen; ancak sadece sizin söylemek istedikleriniz de değildir. Soyut sanat, her izleyicide farklı etkiler bırakabilir.

    Şimdi sizden ricam RedSonja(Kızıl Sonya; adınıza bile kırmızılar ve Zeynalar hakimken üstelik)bu şiiri yazan tarafta değil de benim durduğum yere geçerek değerlendirseniz diyorum…

    Siz kendinizce haklı olabilirsiniz, ama benim bakış açım ve bende uyanan etki de yanlış değil.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Masumiyet ile ilgili Venüs’e yazdıklarımı da okuyun. Evet siz bu sekilde bakmış olabilirsiniz. Ama ben size bundan daha güclü bir ruhtan bahsediyorum. Tanrı’ya yazdığım şiirdeki gibi bir ruh. O nasıl bir tepki ise bu da aynı tepki aslında. Yani sizin bahsettiğiniz şekildeki bir tanım o gücü azaltıyor gibime geliyor bana. Belki de ben tam verememişimdir o duyguyu bilemiyorum. Belki başka bir şiirimde başarırım 🙂 Ama yine de bir güç sezmişsiniz bu da güzel.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Evet masumiyete karşı dişilik. Ama burada yukarıda da bahsettiğim gibi bir simge olarak kullanılıyor bu dişilik. Kırmızı burada bir kadının bedeninde dişilik gibi görünse de, aslında ruhsal gücü ifade ediyor. Masumiyet ise ezilmeyi, hakir görülmeyi, bilerek boyun eğmeyi, içindeki gücün farkında ama bilerek kötülüklere karşılık vermemeyi temsil ediyor. Aptal bir masumiyet değil, saflık değil. Hani birisi sana yalan söyler, bilirsin yalan olduğunu ama onun bu yalanını yüzüne vurmazsın. Acı acı gülümsersin o anlatırken. Bu yalanı seni ezmek amaçlı, kendisini sana karşı güçlü göstermek amaçlıdır. İzin verirsin bunu yapmasına, ihtiyacı olan şeydir bu çünkü. Kendini güçlü hissetmek. İşte böyle bir masumiyet. Ve daha sonra bu giderek artar, seni aptal sanmaya başlar karşındaki. Vurdukça daha çok vurabileceğine inanmaya, seninle istediği gibi oynayabileceğine inanmaya başlar.. Bu masumiyeti yorar. Sonunda isyan eder ve giyer kırmızıları. Aslında bu masumiyetini yitirmesi değil, kötülüğe karşı tavrının değişmesidir. Kırmızıları giyerken yaptığı da budur.

    Bu ruhsal gücü hissettirebilmek için böyle bir imgeleme kullandım. O şiddeti, o celali, o karşı konulmaz gücü, o içindeki hazineyi, parlaklığı, o devasa güzelliği ancak alevlerle, cehennemle ifade edebilirdim. Her insanın içinde böyle bir güç vardır, böyle yokedici bir güzellik vardır. Ama insanlar o güzelliği perdeliyorlar korkuları ile.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. Hayır RedSonja; siz duygunuzu çok iyi vermişsiniz. Üstelik o kadar güçlü ki bu duygu, bir kristal gibi dönerek parlıyor ve farklı renkler, farklı duygular oluşturuyor izleyenlerde. Hem Tanrı’ya şiiriniz, hem de bu çalışmanız bende derin etkiler bıraktı; bu yüzden kutluyorum sizi. Şimdi tüm diğer çalışmalarınızı merak ediyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Bütün bunlardan sonra masumiyete karşı olmadığımı da belirtmeliyim. Zaten ilk baştaki yorumumda da “Her kadın arada bir kırmızılar giymeli” diyerek genele yaymamıştım anlattıklarımı.

    Masumiyet bir kadındaki benim de beklediğim olmazsa olmazlardır. Ancak masumiyeti en iyi şekilde temsil eden bir kadın arada bir erkeğine karşı niye kırmızılarını giymesin, niye zeynalaşmasın, niye redsonjalaşmasın? İçinde aptallığı barındırmayan bir masumiyet bunu elbette yapabilir; ki ben bu şiirde bunu gördüm, tüm diğer anlamlarının ve anlatmak istediklerinin yanında.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Keşke görebilseydin… Göz kıyısında yaşamayı:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Redsonja,ben ruhsal gücün bilinçli masumiyet olduğuna inanıyorum,venüse diye başlayan yazında sen bu bilinçli masumiyetin tanımını çok güzel yapmışsın fakat zayıflık olarak değerlendiriyorsun.Asıl zayıflık bizim bu gücümüzü yıpratıp yok etmek isteyen insanlara izin vermemiz.Evet her insanın içinde böyle yakıcı yok edici bir güç var,doğru söylüyorsun ancak,senin de söylediğin gibi yok edici bir güç,yapıcı kalıcı değil.Sana saygı duyuyorum,şiirlerin harika,gözlemlerin çarpıcı,bu ”güç” seçimide senin tercihin.
    Sevgilerimi iletiyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Venüs, hayır zayıflık değil, tam tersine bilinçli bir karşı koymama. Bunun nedenini de açıkladım. Bazen insanlar içlerindekini akıtmak için birisini seçerler. Buna ihtiyaçları vardır o anda. Ve sen bunu farkedip de, bunu yapmasına izin verirsen bu zayıflık değildir. Onun aracı olmaya gönüllü olmuşsundur. Ama bu gönüllülük de bir yere kadardır.

    Ayrıca yok edici, yakıcı gücün yapıcı olmadığını söylemişsin. Yanılıyorsun. Bazen insanların duymak istemediği gerçekler onların yüzlerinde tokat etkisi yapabilir. Bu yakıcıdır evet ama aynı zamanda kendine getiricidir de. O zaman herkes herkese duymak istediklerini söylesin, yaşayalım yalanlarımızla mutlu mutlu. Yapıcı mı olduk şimdi? Kangren olan bacağı kesmeyelim mi? Kangren olan bacağı kesen birini kötü mü ilan edeceğiz? Yapılan kötülüklere karşı durmayalım mı? İsyan etmeyelim mi Venüs?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Bence kaplumbağanın, şairin dizelerinden çıkarılan tespitleri son derece doğru. Yanlış anlaşılan nokta fahişelik tanımında yatıyor. Kadınlar nedense “fahişe” kelimesine karşı iğreti duruyorlar. Fahişe herşeyden önce herkesle yatan kişi değildir. Belki bu açıdan değerlendirmek gerekir.

    xenix: Ben kaplumbağaya katılıyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Şiiri ben yazdım ama siz yazmış gibi yorum yapıyorsunuz :))))
    Bu şiirden bu anlam çıkar arkadaş, şair yanlış biliyor. :)))
    Neyse ne anlıyorsanız öyledir ne diyeyim. 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. O kadar ruhlarla, meditasyonlarla, arınmışlıkla, aydınlanma ve farkındalıkla vs ilgilenen arkadaşlar var bu sitede. Ama çıkıp da hiç biri Yolcu şiirine yorum yapmadı. Acaba farkedemediler mi oradaki ince mesajları. Ama bir kırmızı giydim şiiri olay yarattı. Gerçi ben Tanrı’yı kırmızı giydirip sokakta yürüttüm ama kimse bunu farketmedi. Olayın tinsel boyutunu hep kaçırıyorsunuz. Sözlerde kalıyor o aydınlanmalar, o frekanslar boşluklarda süzülüyor. Kendi gücünüzden korkuyorsunuz. Cesur değilsiniz. Cesur olanı da eleştiriyor yargılıyorsunuz. Gücü kötü birşeymiş gibi algılıyorsunuz. O korktuğunuz şey zaten içinizde diyorum ben. Yok efendim, bu senin tercihin masumiyet şöyle de böyle de. Don Juan’dan savaşçıları, avcıları bilmemneleri anlatıyorsunuz. Bakın benim nickim bile Red Sonja. Kılıcı keskin savaşçı kadın. Ama bu nick öylesine seçilmedi. Bir özenti olarak seçilmedi. Ve siz de şiirlerimde yansıttığım o savaşçı ruhu çok net gördünüz. O kitaplarda okuduğunuz savaşçıları, avcıları ruhunuzda yaşatmadıkça onların hepsi birer masaldır. Sizin kendinizi avuttuğunuz uyuttuğunuz masallar. İşte böyle okursunuz şiirleri, böyle yorumlarsınız, böyle anlarsınız. Orada birşeyler var, oldukça da şiddetli, ürkütücü ama acaba ne? Bu yazımda da şiddet var. Hadi bakalım.

    İsteyen üstüne alınsın istemeyen de alınmasın.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Eğer bir şair mesela Asaf H. Çelebi kendi şiiri için bu kadar yazı yazılıp, üzerinde düşünüldüğünü görse sevinçten sabaha kadar dans ederdi:) Bu şiirinin tam on ikiden vurduğunu gösteriyor. Her iyi sanat eseri gibi, şiir de, paylaşıma girdikten sonra artık yaratıcısından bağımsızlaşır. Kendi yolunu bulur. O artık sanat dünyasının yani insanlık serüveninin bir parçasıdır. Yaratıcısının tüm ısrarları boşunadır. Sanat sadeleştirir insanı,bu da sanatçıyı her geçen gün gizemci kılar çünkü sanat ve yaratı gizemlidir. Ama gizem hep gizemdir. Açıklanabilen gizemse zaten gizem değildir. Gizemi açıklama çabasınında kaynağı elbette korkudur.Korku da sadeleşmenin önünde ki en büyük engel. Belki gizemci yaklaşımların handikapıda burada yatmakta. O halde senin cesur daha cesur , kırmızıdan daha kırmızı giymen ve en sonunda çıplak kırmızıya gitmen için bilinçli ya da bilinçsiz olarak gösterilen(ki çoğunlukla bilinçsizdir)çabalar bence çok güzel. Hangisi diyordu anımsamıyorum belki İ. Berk’ti, benim hiç önemsemediğim sonuçlarından umutlu olmadığım kimi şiirlerim, şah eserlerimden daha fazla sevildi bir anda, en iyi dediklerim unutuldu gitti, çıkar çıkmaz .
    Şiirin bende unuttuğum bir duyguyu uyandırdı, ruhları bakire fahişeler de gördüm, ruhları fahişe bakirelerde.
    Ama şiir anlatacağını şiir olarak anlatıyor, bu kadar dizeden bunca açılım ne güzel,
    doğru yanlış ne farkeder, önemli olan bir biçimde insanların bir noktasına ulaşabilmek değil mi önemli olan. Çünkü ulaşılan, harekete geçirilen yer gerçektir, açıklama çabaları
    çabadır , sadece kaynağını şiirden alan çaba… Bilmem ben de böyle açıkladım, çabaladım:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Öncelikle şunu söyleyim seni hiç kimse yargılamıyor.O coşkun cesaretinden dolayı sen öyle algılıyorsun:)
    Redsonja,yineliyorum..Ruhun neye ihtiyaç hissediyorsa onu yaşamalısın.Ayrıca o Tanrısal gücünün farkındayım,bence sende şunu fark’et o benimsediğin güç asıl güce ulaşman için sadece bir araç.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. benim tepkim neye biliyor musun? şiire yazılan yorumlar değil. Şiir baz alınarak şahsıma yapılan eleştiriler. Mesela demişsin ki,
    “Evet her insanın içinde böyle yakıcı yok edici bir güç var,doğru söylüyorsun ancak,senin de söylediğin gibi yok edici bir güç,yapıcı kalıcı değil.Sana saygı duyuyorum,şiirlerin harika,gözlemlerin çarpıcı,bu ”güç” seçimide senin tercihin.”

    Burada aslında diyorsun ki, sen yok edici bir gücü tercih etmişsin. Yine de sana saygı duyuyorum kısmı ise nezaketen. Ben de açıklıyorum yanılıyorsun burada bahsettiğim yok edici güç aslında yapıcı güçtür. Benim tercih ettiğim budur. Ben doğrucu ve dürüst bir insanım ve her zaman iyinin tarafıyım. Ama kötünün de azılı düşmanıyım. Bu benim hayatımın her safhasında iliklerime kadar yaşadığım birşey. Eğer ki bir kişi hakkımda yanlış bir çıkarım yapmışsa ve bu benim hayat felsefemin tam zıttı ise bunun doğrusunu söylemek isterim. Ama defalarca söylememe rağmen hala aynı şeyler söyleniyor. Sanki yazdıklarım hiç anlaşılmıyor okunmuyor. Tepkim bunadır.

    Kaplumbağa’nın fahişe örneklemelerine de kızmış değilim. Ona yazdım zaten o vermek istediğim duyguyu sezinlemişsin en azından bu da çok güzel. Ama fahişe hafif kalıyor benim tarifimde dedim. Aslında dediğim daha büyük düşün, daha büyük düşün, daha farklı düşün. Bu aslında bundan daha iyisi var bir de öyle bakmaya çalış onu görürsen daha farklı şeyler de hissedeceksin demek gibi. Bir itirazdan çok bir teşvik. Ve bütün bu yazışmalarda yapmaya çalıştığım şey de bu idi.

    Herkesin farklı bir dünyası var. Ve yapmaya çalıştığımız şey aslında bu dünyayı diğer insanlara da gösterebilmek, bak ne harika bir şey var burada diyebilmek. Ve eğer bunu tam göremiyorsa, hissedemiyorsa insanlar doğal olarak tercüme etmeye çalışıyorsun.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Benimkiler henüz tam bağımsızlaşmadı. Ben illaki kendi dünyamı görsünler istiyorum insanların. Söylediklerinde doğrusun. Ama hiçbirimiz tam değiliz ve buradayız. Tam olsak zaten şiirlere bile ihtiyaç duymazdık.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. “…ben Tanrı’yı kırmızı giydirip sokakta yürüttüm ama kimse bunu farketmedi.”

    Sevgili RedSonja; içinizde bir “enelhak” varsa bize ne bundan, ya da biz nereden bilebiliriz? Ortada bir şiir var ve biz o şiiri değerlendiriyoruz. Ve bu şiirin içinde, evet bir güç var, ama asla tanrı yok! Israrla benim tespitlerime karşı gelmeye devam ediyorsanız, kusura bakmayın ama, siz bu şiiri anlamamışsınız demektir; ne kadar o şiiri yazan da olsanız.

    Xenix, beni anladığın, daha doğrusu şiiri benm açımdan da okuyabildiğin için sana teşekkür ederim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. Yunus’un ve venüs’ün yorumları çok açıklayıcı ve çok doyurucu.

    Ah, ne güzel bir yol yürüdük arkadaşlar buraya kadar! Kırmızı giymiş bir kadının peşinden gitmek hiç de fena değilmiş.

    Kırmızılar zaten her zaman cezbeder; yakar cayır cayır!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Siz şiir yazmaya devam edin. Sadece şiir yazın. Biz yorumlarız. :))

    Şiirlerinizi anlamaya ya da anlamlandırmaya çalışmak beyninizin sol yanını aktif hale getirmektir. Oysa yazarken sağ taraftan yazarsınız. Bu yüzdendir ki şiiriniz ile onu nasıl yorumladığınız arasında sandığınızdan daha büyük bir fark olabilir.

    Yunusun dediği gibi, yazın ve atın kollektif bilince. Onların nelere dönüşeceğini keyifle seyredin sonra.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. Seninle ilgili yorumumu okumadın mı ki itiraz ediyorsun diyorsun. Venüs başlıklı yazı, yunusa yazdıgım cevaptan önce. Ayrıca venüs şiir yorumlamıyor, şiirden kişilik analizi yapmaya kalkıyor. Hiç olmadığım ama hayal ettiğim birşeyi de anlatabilirim bir şiirde. Bu öyle olduğum anlamına gelmez. Bir katil gibi düşünüp bir katilin ağzından da şiir yazabilirim. Ayy sen ne canisin mi diyeceksiniz o zaman?

    Ayrıca;
    “kusura bakmayın ama, siz bu şiiri anlamamışsınız demektir; ne kadar o şiiri yazan da olsanız.”

    Bu gerçekten komikti.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. Evet şiir yazmaya devam edeceğim. Ama burada değil. Bir takım insanların, şiiri bahane edip kişisel saldırıları ile uğraşamam.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. Ben bu şiirde kendi kimliğini ortaya koyan asi bir ruh görüyorum. Mücadeleci, kendi olmayı başarmış ve bunu haykıran dizeler… Harika idi. Başka bir şey söylemeye gerek yok. Lütfen burada da devam edin. Olumlu ya da olumsuz eleştiriler olacaktır. Önemli olan dikkate alınıp okunması yani okunulmaya değer bulunması.:)))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. “Evet şiir yazmaya devam edeceğim. Ama burada değil. Bir takım insanların, şiiri bahane edip kişisel saldırıları ile uğraşamam.”

    Şiirinizin bu kadar yorum alması güzel birşey. Kimsenin kişisel bir saldırı yaptığını gözlemleyemiyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. Komik yorumlardan mahrum kalacağız demek ki… Çok üzücü çokkkk.:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. Sevgili RedSonja;

    Eğer yorumlarıma böylesine alınacağınızı bilseydim, inanın hiç bir yorum yapmaz ve o tadı içimde bırakır ve paylaşmaya kalkışmazdım.

    Siz gitmeyin, tüm yorumlarımı geri çektiğimi farzedin. Bundan sonra da sizin çalışmalarınız için bir yorumda bulunmam.

    Ama lütfen siz kalın; çünkü şiirlerinizi sevdim ben, hem de çok! Hırçın, başkaldıran, asi şiirlerinizi… Bu yüzden alıngan tavrınızı da anlayışla karşılıyorum.

    Sevgi ve saygılarımı kabul buyurun lütfen!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. Şiirlerinizde ki savaşçı kadın kişisel saldırılardan kaçacak mı? I ıh olmaz bence. Bir savaşçı kalır ve kendini ifade etmeye devam eder. Bundan daha büyük bir savaş bulabilir misiniz ki?

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. Hayır yapılan yorumlara kırılmadım. Aslında kimsenin şiire yaptığı yorumlara kırılmadım. Hepinizin ortak görüşü şiiri beğendiniz. Önemli olan da bu zaten. Beni üzen kişiliğim hakkında yapılan yorumlar. Sokak köpeği yazımdaki yoruma bakın mesela. Duyarsızlıkla suçlandım, hem de öyle bir yazıda. Yolcu şiirine yapılan yorumda, sevgiye inanca, güvene aç birisi olarak nitelendirildim. Üstelik bu benim gerçek kimliğimmiş :))) Burada masumiyeti kötülemişim de sanki ben iyi kötü herşeyi yok eden kötü bir ruhmuşum gibi algılandım. Açıklamama rağmen bazı kişiler bu konularda ısrarcı oldular, hayır öylesin bizden iyi mi biliyorsun tavrı ile yaklaştılar. Oysa bir şair şiir yazarken her türlü kılığa girer. Bazen bir şeytan dahi olabilir. Ve bu onun kişiliği değil, size göstermek için girdiği bir kılıktır. Filmlerde kötü rollerde oynayan oyuncuların kötü olmadıklarını biliyorsunuz. Sapık rolündeki bir adamın gerçekte sapık olmadığını. Şiirde de bu böyledir. Ama nedense bazı insanlar şiire şairin kimliği gözü ile bakıyorlar. Evet şiirde ondan izler bulursunuz ama aslında bu o kişinin çok yönlü bir bakış açısı olduğunu ifade etmekten öteye gitmez, asla kesin bir netlikle bu kişi budur şeklinde bir yargıya sebep olmaz. Çünkü şair başka bir şiirinde farklı bir kimlikle ortaya çıkabilir. Ve bazen kötünün gözünden de bakabilir şair ve onun duygularını hissetmeye çalışıp onun gözünden yazabilir. Her zaman kurbanın gözünden yazılacak değiller ya. Kurban acı çekerken, katili ya da avcısı ne hissediyor, nasıl bir ruh durumunda bunu yansıtmak da aslında kurbanın acısını yansıtır. Sadece bakış yönü farklıdır, terstendir. Ve gerçektir insanı her ne kadar iliklerine kadar dondursa da.
    Başka yerlerde de şiirlerimi yayınladım ama hiçbirinde burada olduğu kadar kişiliğimle ilgili böyle yorumlar yapılmadı.
    Sadece şiirin anlattığı ile ilgilendiler. Ben farklı olanı seviyorum, farklı olanı yansıtmaya çalışıyorum elimden geldiğince. Bir gün bir katil olarak karşınıza çıkarsam bir şiirimde, sen öldürmeye meyilli bir insansın mı diyeceksiniz? Çok komik ve çok sığ bir algılama bana göre.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. Sevgili RedSonja, alınganlığınızı anlamış değilim. Her yazdığımız beğenilecek güzel eleştiriler alacak diye bir mantıkla yaklaşılmamalı, öyle yaklaştığınızı sanmıyorum şimdi bunu da kişisel bir saldırı olarak algılamayın.Diğer yazınızda, ben sadece sorular sordum. Bu kadar çok alınacak ne var onuda anlamış değilim. Burada hepimiz yazdıklarımızdan dolayı zaman zaman sorular alıyor, açıklamalar istiyoruz. Beğenilerimizi ve beğenmediklerimizi söylüyoruz. Tabiki sizde eleştiriler yapacak,sorular soracak ve size hissettirdiği duyguları söyliyeceksiniz, birbirimizin farkında olmadığımız yanlarımızı ortaya çıkaracağız. Belkide kendimizin bile fark etmediğimiz yönlerimizin farkına varacağız. Böylelikle de birlikte gelişip daha güzel şeyler üreteceğiz.:)))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. medisis sorunun da cevabını verdim orada. Yazdığımı beğenmeyebilirsiniz buna bir sözüm yok. Ama o anki şartları koşulları bilmediğiniz bir durum için kalkıp duyarsızsın sen de diye bir yorum yapıyorsun ki, bu bilmeden söz söylemek bizim Türk milletinin malesef ki ciddi bir sorunu. Herkes herşeyi biliyor canım. Hem ben size ne alınacağım. Alınması gereken kişi sizsiniz, bilgisizce konuştuğunuz için. Ne kadar basit değil mi birisine sen şu’sun demek. Ne kadar da kolay. “Sen de en az orada eleştirdiğin kişiler kadar duyarsızsın.” Bu nasıl kesin bir cümledir? Sen ne biliyorsun benim hayatımı, benim yaptıklarımı, benim yaşamımı, hissettiklerimi. Bunu söylediğin kişi belki de senden kat kat fazlasını yaptı, sen ne biliyorsun?
    Sen bir soru sormadın medisis. Sen bir yargıda bulundun. Ve ben o günkü durumu açıkladığımda ne yaptın? Sözünden geri dönmedin. Yanıldığını kabul etmek de mertliktir. Ama sen hala sözlerinin üstüne basa basa tekrarlamaya devam edip böyle yapınca da haklı olacağına inanıyorsun. Ve konuyu saptırıyorsun. Yazının beğenilip beğenilmemesine getiriyorsun. Bu da bir yöntemdir, yanlış yapıldığında yanlışı örtmek amacı ile kullanılan bir yöntem. Sen duyarsız olabilirsin yazında da dediğin gibi ama bunu başka şahısları içine katmadan söylersin. Orada isim verdiğinde, üstelik o kişiyi tanımıyorsan hiç o zaman büyük hata edersin.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  36. ”Bu kadar etkilenip bu köpekten yola çıkarak harika bir yazı yazmışsınız. Üzülerek söylemeliyim ki, size ilham veren bu köpeğin karnı bu yazıyla doymuyor. Neden onun için bir şey yapmamayı seçtiniz? Merak ettim.İşin acı yanı biri onu görmüş ve hissetmiş fakat buna rağmen hiçbir şey yapmamış. Biz insanlar böyleyiz işte başkalarının acılarına duyarsızlığımız gün geçtikçe büyüyor. Sizi kırmak istemem ama, o kadınla sizin hiç farkınız kalmamış gibi. İkisi de aynı değilmi? Biriniz hiç görmemiş, diğeriniz ise görmüş ama hiçbirşey yapmamış”

    Bu yorumda direkt duyarsızsın sende diye bir şey yok ve ben asla, fazla muhabbetim olmayan kişilere sen diye bile hitap etmem. Üstelik kırmak istemediğimi bile söylemişim. Bu konuda daha fazla yorum yapmıcam ben ne yaptığımı ve yazdığımı biliyorum. Kimseyede hakaret ettiğimi, suçladığımı, saldırdığımı sanmıyorum.
    ”Biz insanlar böyleyiz işte başkalarının acılarına duyarsızlığımız gün geçtikçe büyüyor.”demişim. Sizde yazınızda herkesin köpek gibi baktığı yazmışsınız. Bende size niye bize hakaret ediyorsunuz mu? demeliyim.

    Sevgili arkadaşım herkes inanmak istediğine inanır. Siz öyle inanmak istiyorsanız sevgiyle kabulümdür.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  37. Soru: Neden onun için bir şey yapmamayı seçtiniz? Merak ettim.
    Yargı: İşin acı yanı biri onu görmüş ve hissetmiş fakat buna rağmen hiçbir şey yapmamış.
    Yargı: Sizi kırmak istemem ama, o kadınla sizin hiç farkınız kalmamış gibi.
    Yargı: Biriniz hiç görmemiş, diğeriniz ise görmüş ama hiçbirşey yapmamış”

    Siz daha sorunun cevabını almadan cevapları da vermişsiniz zaten. Hatta kırıcı oluyorum ama o kadından farkın yok… Bu cümlenin tercümesi budur. Gördüğün halde birşey yapmamışsın. İşin acı yanı bir de bu. O kadar eminsiniz ki. Aslında soruda bile yargı var. Neden hicbir sey yapmamayı seçtin. Hiçbirşey yapmamak seçilmiş çoktan ve bu seçim bana ait birşey olmuş. Farzetki birşey yaptım o köpek için ama yazıma koymadım. O zaman o bahsettiğiniz seçtiğimi söylediğiniz seçim ne olur? İftira.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  38. Bir şair bence asla şiirini ve o şiirde ne anlatmak istediğini tartışmamalı.Şiir bir sezgi işi matematiği, doğrusu, yanlışı olmaz. Şair:” Ben şiirimde şunu anlatmak istedim, bak bunu anlamalısınız .”diyemez okuruna, o zaman neden şiirlerin altına dip not düşülmesin ki.O zaman okurun işi kolaylaşır okur da şairin istediğini anlar şiirden olur biter 🙂
    Şiir binlerce gönülde binlerce ruha bürünür; bazen o ruhların şairinkiyle alakası kalmaz.
    RedSonja çok hoş bir şiir yazmışsınız,imgeleriniz farklı biçimlerde yorumlanabiliyor.
    Bu arada Kaplumbağan’ın yorumunu ilk okuduğumda itiraf etmeliyim biraz hiddetlendim.Nedeni de “fahişe” sözcüğünden kaynaklanıyordu;yalnız yorumu tekrar değerlendirdiğimde anlatmak istediğini daha iyi anladım.Son olarak Kaplumbağa’nın getirdiği yoruma katıldığımı söylemek isterim.(son cümle hariç:)
    Kırmızının bir çekiciliği mutlaka var; ama önemli olan hangi rengin içinde olursan ol kendi rengini ortaya koyabil.İçindeki ışığı, cazibeni ortaya koy.En azından dene:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  39. Evet şiire yorum yapar herkes, şaire değil. Şiir sitelerinde yazmak şiirleri, aslında yazan için daha kolay oluyor. Neden derseniz, oyle yerlerde sadece şiir yorumlanıyor. Yazanlar şiir için konuşuyor sadece. Ve ben orada hiç bir yoruma karışmıyorum müdehale de etmiyorum. Ancak şurada ne demek istedin diye soranlar olursa özel mesajla vs o zaman bir açıklama yapıyorum o şahsa.
    Burası ise daha çok fikirlerin tartışıldığı bir ortam ve olay şiirden çıkıp size dayanıyor. Sorun da bu.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  40. Tabiki de haklısın RedSonja şiir siteleri mutlaka farklıdır.Burada usunuzun sınırlarını zorlayın diyor,şairler uslarının sınırlarını değil duygularının sınırlarını zorlar.Tartışmaya çok meraklı sıkılgan üyelerimiz mevcut sitemizde :)Ama buradaki herkes farklı renklerde ve bu yüzden değerliler.Sen de öylesin:)Son olarak “SANA KIRMIZI ÇOK YAKIŞIYOR.”
    YAZDIĞIN HER ŞİİR SONSUZLUKTA YANKILANIYOR.Şiirlerini zevkle okumak üzere
    sevgiler…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  41. Ağzında sakız sekreter tiplemesiyle, türkçeyi özellikle yanlış kullanan, başarılı tiyatrocumuzun bize kazandırdığı bu sözün halk arasında kullanılır olması çok üzücü…

    Tabii = doğal, olağan
    Tabii ki = arkasına gelen “ki” eki zaten “dahi”, “de/da” anlamındadır. Onay anlamında kullanılır. -Doğal olarak-

    Bu anlamsız sözcük yerine “elbette” kullanabilirsiniz. Hele ki, bir edebiyat yorumu yapıyorsanız.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  42. Misafir bu hatırlatmaya sevindim.Türkçeyi doğru kullanmalı, kullanmayanları uyarmalıyız.
    Yalnız “Türkçe” sözcüğünü büyük harfle yazmamanız beni de üzdü doğrusu.Bir de “hele ki” den sonra virgül koymuşsunuz,bu kullanım doğru mudur?Bağlaçlardan sonra virgül kullanılmaz diye biliyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.