KIRTAS HADİSESİ

kırtas şu bizim kırtasiyenin geldiği kök… Hz Muhammed ölüm döşeğinde kağıt kalem ister. Size bir şeyler yazacağım ki benden sonra yoldan sapılmasın, der. Hz Ömer kağıt kalem verilmesini engeller, ölüm döşeğindedir, sayıklamaktadır, sözleri geçersizdir, der…
Hz Aişe’nin anlatımı ile bunlar tarihe geçer…

YARATICI’NIN ELÇİSİ OLAN BİR PEYGAMBERİN sözlerini sayıklama içine sığdırmak nasıl bir şeydir? Sitenin islam tarihi konusunda bilgili üyeleri bu konuda bilgilerini aktarabilir mi?

23 yorum “KIRTAS HADİSESİ”

  1. nette sörf yaparken denk geldi, sonsuz sayfalarında varsa admin düzenler umarım…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. İsanın peşini bırakmayıp sözlerini saptırmak isteyen zihniyet Muhammedinde peşini bırakmamış demekki. Gerçi İslamiyetin şimdiki durumu gözler önüne serildiğinde pekte başarısız oldukları söylenemez. Bütün dünyada algılanan İslamiyete bakış açısı bunun en büyük kanıtı. Ne acı..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. hikmet.net
    08.04.2009
    Soru: Hazret-i Peygamber (sallallâhu aleyhi ve selem) irtihali sırasında bir kâğıt kalem istemişti. Hazret-i Ömer buna karşı çıkmıştı. Bu hususu açıklar mısınız?

    Cevap: Bu vaka başta Buhari Müslim olmak üzere en muteber hadis kitaplarında mevcuttur. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve selem) hastalandılar ve hastalığının şiddeti dört gün kadar çok ağır oldu: Perşembe, Cuma, Cumartesi, Pazar. Pazartesi dünyaya teşrif buyurmuşlardı. Rebiülevvelin on ikisinde yine bir pazartesi günü irtihal ettiler.

    Hastalığı çok ciddi ve ağırdı. Hususiyle Onun hastalığına dair en sağlam rivayetleri evin sahibesi Hazret-i Aişe’den alıyoruz. Buhari ve Müslim’de Hazret-i Aişe diyor ki, “Allah Resulü (aleyhi ekmelüttehâyâ) benim evimde Resûl-u Ekrem temriz edildi.” -Araplar hastaya bakma görme, bulunduğu yerde ziyaret etme işine bu tabiri kullanırlar.- Garip bir cilvedir ki Efendimiz (aleyhissalatü vesselam) vefat ederken Hazret-i Aişe validemize dayanmış öyle vefat etmişti. Yine Aişe validemiz diyor ki “Ben her zaman olduğu gibi, elini tutup dua okuyordum. Elini çekti “Allâhümme er-Refîka’l-a’lâ” buyurdu. Anladım ki artık bizi istemiyor refik-i âlânın sakinlerini istiyor.”

    Burada şunu hatırlatmakta fayda var: Peygamber Efendimiz’in hayatı, son dakikasına kadar bütün teferruatıyla kayıt altına alınmıştır ve bu konuda haberlerin en sağlamı, o kadınların muallimesi, mürebbiyesi, çok sahada kıyamete kadar gelecek kadınların en büyüğü Hazret-i Aişe’den rivayet edilmiştir.

    Kırtas hadisesi de yine Aişe validemiz tarafından bize anlatılmaktadır: Perşembe günü Resûl-u Ekrem (aleyhissalatü vesselam) “bana bir kağıt kâlem getirin size bir şey yazayım da ondan sonra dalalete gitmeyin” buyurdular. Alevilere ve Şiaya göre, burada Peygamber Efendimiz kendisinden sonra Hazreti Ali’ye tabi olunmasını isteyecekti. Fakat Hazreti Ömer buna mani oldu ve Peygamberimizin rahatsızlığını sebep göstererek meseleyi kapattı. Efendimiz de son sözü söyleyemedi.

    Bu hadise genelde Şianın ve bazı alevilerin serrişte ettiği/edeceği bir meseledir ve hemen hemen bütün Alevi kaynaklarında ta Cafer-i Sadık devrinden bu yana ehl-i sünnete bir saldırma sebebi olarak kullanılmaktadır.

    Başta şunu düşünelim: Acaba Allah Resulü, ne diyecekti? Mesela şu sözleri söyleyecek olabilirdi: “Allah, İsrail oğullarını lanet etti rahmetinden uzaklaştırdı, zira onlar peygamberlerinin mezarlarını ibadethane haline getirdiler.” Belki bu sözdü, çünkü hayatının sonuna doğru söylediği sözlerden birisi budur.

    Şu söz de olabilir: “Her peygamber öldüğü yere gömülür. ” Sahabe, Efendimiz’in mübarek vücudunu yıkadıktan sonra ne yapalım nereye defnedelim diye düşünürken “Her peygamber öldüğü yere defnedilir” hükmüyle birisi geldi ve bu söz üzerine mübarek saadet hücresine defnedildiler.

    Evet, Efendimiz “Size bir şey yazayım da dalalete gitmeyin, sapıtmayın” dediği husus bunlardan bir tanesi olabilir. Olmayabilir diye kimse bir şey iddia edemez. Çünkü Efendimiz (aleyhi elfü elfi salatin ve selamin) vefat hastalığında idi. Böyle bir hastalık sırasında söyleyeceği sözler arasında bunların olması gayet normal ve makuldür.

    İkinci olarak, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kağıt kalemi Perşembe günü istedi. Kağıt kalem gelmeyince bir şey demedi. Eğer mutlaka demesi gereken bir şey olsaydı vefatına kadar geçen dört gün içinde mutlaka söylerdi. Buna ne Hazreti Ömer mani olabilirdi ne de Hazreti Ebûbekir (r.a). Çünkü Kur’an iki omuzu üzerinde duruyor Ona şöyle diyor: “Ey Nebi! Sen sana, peyderpey, ceste ceste indirilen şeyi tebliğ et, eğer nübüvvet vazifesini tebliğ etmezsen risalet vazifesini yapmamış olursun.” Bu emri alan Efendimiz’in, söylemesi gereken bir şeyi söylememesi mümkün müdür? Hâlbuki Cuma, Cumartesi, Pazar günleri içinde kendinde olduğu çok saatler oldu. Fakat, ağzını açıp bu mevzuda bir şey söylemedi. Mektup kâğıt kalem getirin size bir şey yazayım diyebilirdi, demedi.

    Üçüncüsü, Hazret-i Ömer bu işe mani olup böyle bir şey yapılmasın dediği zaman İbni Abbas’ın bir tane sözünden başka Sahabe içinde bu meseleye reaksiyon gösteren bir kimse bilmiyoruz. Hazret-i Ömer’in Resul-ü Ekrem’e karşı bu tavrı eğer bir su-i edep olduysa ve öyle bir su-i edeb karşısında eğer bütün Ashab-ı Kiram sustuysa ondan sonra geleceklere de susmak düşer. Yani ashabı da çok iyi anlamak lazımdır. Aleyhisalâtü vesselâm Efendimiz, “Onlara söven benden değildir” buyuruyor. “Onlar yıldızlar gibidir. Hangisine tutunursanız – Ebubekir’e Ömer’e, Osman’a, Ali’ye, Veli’ye tâ Mus’ab ibn-i Ümeyr’e, tâ Vahşi’ye kadar kime tutunursanız- bana yükselirsiniz diyor.

    Dördüncüsü, Hazreti Ömer’i de iyi anlamak gerekir. O Ömer ki, kılı kırk yararcasına bir hayat yaşamış, hakikat karşısında susmasını ve görüşünü terk etmesini bilmiş, on beş kadar mevzuda görüş bildirdikten sonra inen ayetlerin kendisini tasdik ettiği, şeytanın kendisini görünce yolunu değiştireceği insandır o. Böyle bir insanın, Efendimizin Hazreti Ali’nin halife olması yönündeki isteğini engellemesi düşünülemez. Kaldı ki, Ehl-i Beyt’ten bir imam diyor ki, bu mevzuda açık hadis olarak hiçbir şey yok. Bir şey vardır diyenin bunu getirip göstermesi gerekir.

    Bu meseleler muvacehesinde hiç bir kimsenin Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaatı kınamaya, hususiyle onların başında Sahabe-i güzin dediğimiz yüzümüzün akı, gönlümüzün ziyası nurani bir cemaati hedef almaya hakkı yoktur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. selâm,

    sayın aram,

    peygamber tanrının oğlu, kızı değildir. O da bizim gibi bir insandır. Fakat ahlakıyla, yaşayışıyla, örnek bir insandır. Peygamberler günahsız da olmayabilir. Önemli olan günahsız olmak değil, geriye günahsız kalmaktır. Yani hatadan,yanlıştan dönmektir. Tasavvurumuzda peygamberi insan üstü görmek yanlışı bizi daha birçok yanlışa sürüklemektedir.

    Olayla ilgili rivayetler son derece muhteliftir. Özellikle şii-sünni çatışmasını körükleme maksatlı rivayetler… Nitekim peygamberin kalem-kağıtla vasiyetini yazacağı, Ali’yi halife kılacağı vs. birçok söz dillendirilmiştir. Şahsımca konu yeterince açık değildir.

    Nihayetle olayın şu şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Peygamber de insandır, peygamber de hastalanmıştır. Zaman zaman hatalar yapmıştır. Fakat hatada ısrar etmemekte, başkalarına yalnızca doğruyu ve iyiyi ifade etmede, adaleti gözetmede, merhamette ustalaşmıştır peygamberler… Nitekim Allah, vahiyle kendilerini desteklemiş, hatalarını düzeltmelerini sağlamıştır.

    Bir ayet örneğini anlamaya çalışmanız dileğiyle fazla uzatmayayım…

    vesselâm

    3-159 : Ve (ey Peygamber,) senin izleyicilerine yumuşak davranman, Allah’ın rahmetinin bir eseriydi. Zira, eğer onlara karşı kırıcı ve sert olsaydın, doğrusu senden koparlardı. Artık onları bağışla ve affedilmeleri için dua et. Ve toplumu ilgilendiren her konuda onların görüşlerini al ; sonra bir hareket tarzına karar verince de Allah’a güven: Zira Allah, O’na güven duyanları sever.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Olay kontrolden çıkmıştır aram. Ortada o kadar büyük pay var ki, zaten bütün hesap kitap bunu yönetme üzerine dönüyor. İslamın en islam olduğu dönem, Mekke dönemi. Geri kalanı kurtlar vadisi gibi…

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. niye kendi yazmak istemişki. söylediklerini yazabilecek kimse yokmuydu.
    yazdırırdı, sonrada altına şahitlerin huzurunda imza, mühür,paraf, parmak izi bişey yapabilirdi.

    bide ömer nasıl karşı çıkabilmiş? peygambere karşı gelmek Allaha karşı gelmek demek değilmidir?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Başka bir konu ama: Bu tartışma Peygamberin ümmi olmadığını doğruluyor denebilir mi?!…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Persembe Faciasi diye tarihe gecmistir. Ehli Sia ve Sunnilerin anlasamadigi ana konularindan bir tanesidir.

    Konunun özeti yukarida verilmis, Ibn abbas anlatiyordur dogru hatirliyor isem. Iste kagit kalem isteniyor, ömer karsi cikiyor vermiyor. Nihayetinde Resülullah kiziyor ve herkesi kovuyor basindan..

    Bazilari diyor ki, Halifelik konusunu yazacakti, ama bu mümkün degil, cünkü halife Sura ile secilir. Yani oy sistemi ile. Maalesef ilk üc halife bunu yapmamistir, halki yerine göre tehdit ederek biat almislardir.
    Bunun icindirki Hz Ali, Selman, Ebu zerr gibi önde gelen sahabeler, Fatimatül zehranin ölümüne kadar biat etmemislerdir.

    Cok karisik ve tarihi bir konudur..Yani taa baslarindan baslamak gerek, ki sayfalarca dolup tasar.. Belki bir ara özel yazi olarak yazarim…Bakalim artik.

    Sorunuz varsa, bildigim kadar cevaplarim insallah.

    Saygilarimla

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Aram,

    Bu olayın ahlaki yargısından çok sonuçları önemlidir.

    O gün islam dünyası ikiye ayrılır.

    Madem peygamber yoktur. Ötme vakti diğerlerine gelmiştir.
    Bir kıstas(belge) olmaması diğerleri için müthiş bir olanaktır. Halife (yerine geçen) olmak an meselesidir.

    Nitekim öyle de olmuştur.
    Ali gömmeye gitmişken diğerleri halkı toplayıp boynuz oluvermiştir.

    Zaten hep böyledir. Değişen hiçbirşeydir. Eski servet sahipleri yeni servetlerini değişen durum üzerine kurarlar. Gasp başlar. İlkeler (Hadi kitap diyelim) bir güzel uydurulur.
    Kitap gaspın anahtarı olur. Artık kolaylık vardır. Kim bişey diyecek olsa allaha küfretmiş oluverir. Gerisi hayal gücünüz. İnsanı hayal edin yeter.

    Peygamberin cenaze namazı kılınmış mıdır? Bir hadis lütfen… Atmasyon olmasın.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Bir şey iddia edilirken önü arkası araştırılırda öyle iddia edilir ve yazılır. Bu iddiayı atan kardeş! peygamber efendimizin (a.s) ümmî ( okur yazar olmayan) olduğunu bilmiyor olmalı….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. “YARATICI’NIN ELÇİSİ OLAN BİR PEYGAMBERİN sözlerini sayıklama içine sığdırmak nasıl bir şeydir? Sitenin islam tarihi konusunda bilgili üyeleri bu konuda bilgilerini aktarabilir mi?”

    Değil sitenin İslam tarihi konusunda bilgili üyeleri, bu konuda dünyanın en önde gelen tarihçileri dahi İslam peygamberinin (ya da diğerleri) sözlerinin sayıklama olmadığını kanıtlayamaz.

    İnsandan başka bir tanrı yok yeryüzünde. Sadece şu var. Ruhani güçler (insanın kendisinde keşfettiği) ve bu güçler aracılığıyla kişileri etkileyip yönetebilme. Bu demek değil ki inançlar kişilerin kendi kurguları olduğu için çıldırmak serbest.

    İnançların olumlu yanları da var. Çünkü en azından iyi insan olun denir. Soeunda bunu olabilmektir çünkü insan psikolojisi çok karmaşık süreçler demektir.

    Yoksa mevcut iktidar partisi gibi allah da peygamber de biziz düşüncesiyle son derece vahşileşebilir insan.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Eğer insandan ziyede bir yaratıcı var ise ve her birey onun gözetimi ve yönetimi altında ise yaptığı kötülükler sonucu cezalandırılmalıdır kişi. Böyle ilahi bir mekanizmanın işlerliğine tanık olan var mı? Varsa inandığı mutlaktır demek oluyor ama yoksa kimseyi bu konuda rahatsız etmemesi gerekiyor. Oysa hiç böyle olmaz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Turkçem iyi değil affınıza sığınırım

    یَحْلِفُونَ بِاللَّهِ ما قالُوا وَ لَقَدْ قالُوا کَلِمَةَ الْکُفْرِ وَ کَفَرُوا بَعْدَ إِسْلامِهِمْ وَ هَمُّوا بِما لَمْ یَنالُوا
    وَ ما نَقَمُوا إِلاَّ أَنْ أَغْناهُمُ اللَّهُ وَ رَسُولُهُ مِنْ
    فَضْلِهِ فَإِنْ یَتُوبُوا یَکُ خَیْراً لَهُمْ وَ إِنْ یَتَوَلَّوْا
    یُعَذِّبْهُمُ اللَّهُ عَذاباً أَلیماً فِی الدُّنْیا وَ الْآخِرَةِ وَ ما
    لَهُمْ فِی الْأَرْضِ مِنْ وَلِیٍّ وَ لا نَصیرٍ .
    Tuvbe Suresi 74

    tum şii ve sunni kaynakllarda Hz. Muhemmede “Tebuk” tan donerken bazi ashabın suikast duzenediğinde hem fikirer ve yukarı da yazdığım ayetin « وَ هَمُّوا بِما لَمْ یَنالُوا
    » cumlesinin tefsirinde yazmışlar ki bazıları Hz. teror etmek niyyetindeymişer.
    Celal et din SİYUTİ ( Sunni lerin buyuk mufessiri) El-dorr-ol–mensur 3uncu cilt sayfa 259 da şyle anlatır :
    وأخرج
    البیهقی فی الدلائل عن عروة رضی الله عنه قال رجع رسول الله صلی الله علیه
    وسلم قافلا من تبوک إلی المدینة حتی إذا کان ببعض الطریق مکر برسول الله
    صلی الله علیه وسلم ناس من أصحابه فتآمروا أن یطرحوه من عقبة فی الطریق
    فلما بلغوا العقبة أرادوا أن یسلکوها معه فلما غشیهم رسول الله صلی الله
    علیه وسلم أخبر خبرهم فقال من شاء منکم أن یأخذ بطن الوادی فإنه أوسع لکم
    وأخذ رسول الله صلی الله علیه وسلم العقبة وأخذ الناس ببطن الوادی الا
    النفر الذین مکروا برسول الله صلی الله علیه وسلم لما سمعوا ذلک استعدوا
    وتلثموا وقد هموا بأمر عظیم وأمر رسول الله صلی الله علیه وسلم حذیفة بن
    الیمان رضی الله عنه وعمار بن یاسر رضی الله عنه فمشیا معه مشیا فامر
    عمارا أن یأخذ بزمام الناقة وأمر حذیفة یسوقها فبینما هم یسیرون إذ سمعوا
    وکزة القوم من ورائهم قد غشوه فغضب رسول الله صلی الله علیه وسلم وأمر
    حذیفة أن یردهم وأبصر حذیفة رضی الله عنه غضب رسول الله صلی الله علیه
    وسلم فرجع ومعه محجن فاستقبل وجوه رواحلهم فضربها ضربا بالمحجن وأبصر
    القوم وهم متلثمون لا یشعروا انما ذلک فعل المسافر فرعبهم الله حین أبصروا
    حذیفة رضی الله عنه وظنوا ان مکرهم قد ظهر علیه فأسرعوا حتی خالطوا الناس
    وأقبل حذیفة رضی الله عنه حتی أدرک رسول الله صلی الله علیه وسلم فلما
    أدرکه قال اضرب الراحلة یا حذیفة وامش أنت یا عمار فأسرعوا حتی استووا
    بأعلاها فخرجوا من العقبة ینتظرون الناس فقال النبی صلی الله علیه وسلم
    لحذیفة هل عرفت یا حذیفة من هؤلاء الرهط أحدا قال حذیفة عرفت راحلة فلان
    وفلان وقال کانت ظلمة اللیل وغشیتهم وهم متلثمون فقال النبی صلی الله علیه
    وسلم هل علمتم ما کان شأنهم وما أرادوا قالوا لا والله یا رسول الله قال
    فإنهم مکروا لیسیروا معی حتی إذا طلعت فی العقبة طرحونی منها قالوا أفلا
    تأمر بهم یا رسول الله فنضرب أعناقهم قال أکره أن یتحدث الناس ویقولوا ان
    محمدا وضع یده فی أصحابه فسماهم لهما وقال اکتماهم .

    Beyhegi de deayel ol nbvve de anlatır bu olayı
    Sunni aimerden bazıları bu kişierin ismini bile vermişller
    orneğin Ebn-Hezen-e-Endlosi ( Sunniiliğin teme taşlarından biri) :
    El-Mehelli kitabında :
    ان أبا بکر وعمر وعثمان وطلحة وسعد بن أبی وقاص رضی الله عنهم أرادوا قتل النبی صلی الله علیه وسلم وإلقاءه من العقبة فی تبوک.
    Ebubekir , Omer , Osman , Telhe , Saad ben ebi vaggas Tebuk ta peygemberi oldurmek ve uçurumdan aşşağı atmak istiyoordular

    Yukarıda arapca yazıllarda şole anlatılır ki Hz muhemmedin yakınlari Hazretten emir beklerler bu kafirlerin kafalarin uçurmak için ama Hz soyer ki yapmayin sonra insanlar demesin Hz. kendi sahabelerin olduruyor ve sizlerde gormezden gellin.

    Ayşe nin Hz Muhemmed hastayken ağzina zorla birşeyler doktuğunu ve ertesi gun Hz vefat ettiğini ya şehid olduğunu da her iki mezheb kaynaklarında goruruz

    KIRTAS HADİSESİ:
    Kuran Mucizelerinden biri:Kuranın 68 inci Kalem suresinin ik 7 ayetinde ömerin ve onun başini çektiği bazı sahabenin Hz.Muhemmede yaptiklari terbiyesizlikle ve Hz. kufur etmeleri şoyle yazillmiş :
    1. ن وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ
    2. مَا أَنتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ
    3. وَإِنَّ لَكَ لَأَجْراً غَيْرَ مَمْنُونٍ
    4. وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ
    5. فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ
    6. بِأَييِّكُمُ الْمَفْتُونُ
    7. إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ
    Nûn. (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin.
    Şüphesiz sana tükenmez bir mükâfat vardır.
    Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.
    Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
    Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi daha iyi bilir. O, hidayete erenleri de daha iyi bilir.

    Hiçç bir peyğember şimdiye kadar deli olmamiş ve hazayan sayıklamamış çunku peyğember olmanin ilk şartı aklı sellim olması dır ve bu kafirler Hz muhemmed gibi yaratılışın sebebi ve bu yuce şerietin sahibine deli omuşsun demeleri ve o Hz. lle tartişmalri ve bu kadar onemli birşeyin yazilmasini engellemelleri ve Hz. onunde kargaşa çikarmalari kabul edillemez ve kuran a bakarsak eğer bu tur kişilerin yani Hz. onunde sesini yukselten veya emrini yerine getirmeyen kişiller için çok kotu bir akibet vardır

    KIRTAS HADİS’i:
    كان المسلمون عند وفات النبي (عليه السلام) علي عقيدة واحدة و طريقة واحدة.
    Hz. vefatından once tum musllumanlar aynı inanca sahib ve ibadetde aynı yol daydılar ( İlk nifak burdan başladı isllamda )
    كاختلافهم عند قول النبي في مرض موته إئتوني بقرطاس اكتب لكم كتابا لا تضلوا بعدي.
    Buyuk bir nifak sehabe arasında duşdu o zaman ki Hz. emr etti bana kağıt kalem getirin. Size bir şeyler yazacağım ki benden sonra yoldan sapılmasın (Bunda daha onemli ne ola bilir !!! gerçe kaç sefer şifahi olarak yoldan sapmamanin tek yolunun Kuran ve Ehli beyti ollduğunu soylemiş “Gadir-e-Hm ve Sagaleyn Hadisi” Hz muhemmed ilk peyğemberllik senelerinden itibaren en çok onem verdiği konuardan biri ondan sonra kimin imam olacağıydı ve 3uncu hicret yillinda nazil oolan bu ayet وَ أَنْذِرْ عَشِيرَتَكَ الْأَقْرَبِينَ den sonra buyurdullar ki Hz Ali benim valiahtım halifem ve valim olacaktır , Heyber-Hendeg ve yemen olaylarında buyurdular علي ولي كل مؤمن بعدي. ve en belirgini Gadir-e-Hom da 100bin kişilik bir topllumda Hz.Aliyi halife ian etti ve 3 gun 3 gece insanlardan beyat aldı ki en başta beyat edenlerden Abubekir ve omer vardı ve şoyle dediller : هنيئا لك يا بن أبي طالب أصبحت مولاي و مولي كل مؤمن و مؤمنة. o zamandan itibaren Hz alinin halafetini engellemek için fitneler ve oyunlar kurulmaya başladı)

    KIRTAS HADİS’i:
    عَنِ إبن عَبَّاس رضي الله عنهما أَنَّهُ قَالَ يَوْمُ الْخَمِيسِ وَ مَا يَوْمُ الْخَمِيسِ ثُمَّ بَكَي حَتَّي خَضَبَ دَمْعُهُ الْحَصْبَاءَ فَقَالَ: اشْتَدَّ بِرَسُولِ اللَّهِ صلي الله عليه و سلم وَجَعُهُ يَوْمَ الْخَمِيسِ فَقَالَ: إئْتُونِي بِكِتَاب أَكْتُبْ لَكُمْ كِتَابًا لَنْ تَضِلُّوا بَعْدَهُ أَبَدًا. فَتَنَازَعُوا وَ لاَ يَنْبَغِي عِنْدَ نَبِيّ تَنَازُعٌ، فَقَالُوا: هَجَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلي الله عليه و سلم. قَالَ: دَعُونِي، فَالَّذِي أَنَا فِيهِ خَيْرٌ مِمَّا تَدْعُونِي إِلَيْهِ. وَ أَوْصَي عِنْدَ مَوْتِهِ بِثَلاَث: أَخْرِجُوا الْمُشْرِكِينَ مِنْ جَزِيرَةِ الْعَرَبِ وَ أَجِيزُوا الْوَفْدَ بِنَحْوِ مَا كُنْتُ أُجِيزُهُمْ. وَ نَسِيتُ الثَّالِثَةَ.
    Kitap: Sehih Buhari cilt:4 sayfa: 31 Hadis: 3053
    Kitap : Sehih Muslim cilt: 5 sayfa 76 Hadis :4124

    قوله: «و لغطهم» اللغط بفتح الغين المعجمة و بالطاء المهملة: الصوت و الصياح.
    Kargaşa çikarip bağirdilar (hiç bir şey anlaşilmiyacak şekilde)
    (Eyni kitap : umdat-ol-gari–fi-şerhe-sehihi-buhari cilt:18 sayfa :63

    ve Hz. buyurdular: قوموا عني، لا ينبغي عندي التنازع.
    Benden uzaklaşın , benim makamımda bağirişmaniz uygun değil

    فخرج إبن عباس يقول: إن الرزية كل الرزية ما حال بين رسول الله و بين أن يكتب …
    İbni abbas dişari çiktı ve dedi tum sorunlar ve sorunlarin çozomu ondaydı ve birakmadılar yazsın

    Ebd ol Rezzag :
    فدخل عمر المسجد ذات يوم فإذا هو برجل قالت: إرتفعت أصواتهما، فأدرك أحدهما فضربه.
    Omar camiye bir gün girdi ve dedi bir adam gördüm: sesleri yüksekti, kırpaçladı ki neden sesiyin camide yukselttin.(eğer camide yuksek sesle konuşmanin cezası bu olsa peyğemberin yanında bağirip çağırma…)

    Musned Ahmet Cilt 1 sayfa 293 ve Mucem-Kebir-Teberani cilt:11 sayfa 30 :
    لما حضر رسول الله صلي الله عليه و سلم قال إئتوني بكتف أكتب لكم فيه كتابا لا يختلف منكم رجلان بعدي.
    Hz buyurdu size oyle bir şey yazacam ki benden sonra sizlerden hatta 2kişi bile bir biriyle tartışmayacak.

    Teberani aynı sayfada yazar:
    إئتوني بكتف أكتب لكم كتابا لا تختلفوا بعدي أبدا.
    Ummetimin benden sonra tartişmamasi için yazacağim yazi için kağıt verin

    bur da 2. konu var
    1. Tamamen yoldan sapma ve gunah kapisi kapanir
    2. Hiç bir tartişmaya meydan kalmaz

    burdan anladığımız şey Segeleyn Hadisinde tekra Hz. tarafindan soylenmiş:
    Sehih-Tormezi Cilt 5 sayfa 328 – Tefsir-e-ebni-kesir Cilt 4 Sayfa 113
    إني تارك فيكم ما إن تمسكتم به لن تضلوا بعدي، أحدهما أعظم من الآخر كتاب الله حبل ممدود من السماء إلي الأرض و عترتي أهل بيتي و لن يتفرقا حتي يردا علي الحوض، فانظروا كيف تخلفوني فيهما.
    İnsanlar ben oyle bir şey size birakiyorum ki eğer ona uysanız hiç bir zaman yoldan sapmazsınız, Allahın kitabı ve Ehli beyt

    bunun devamında Sehihi-Muslim ve Sehihi-Buhari de Hz. şoyle buyurur benim halifellerim benden sonra 12 kişiler ( belki Hz şehit olmadan once bu 12 kişinin ismini yazmak istemiş)
    Ehli sunnetin buyuk alimlerinden olan Nevevi (vefat 676) şoyle yazmıştır:
    فقد اختلف العلماء في الكتاب الذي هم النبي (صلي الله عليه و سلم) به فقيل أراد أن ينص علي الخلافة في إنسان معين لئلا يقع نزاع و فتن.
    Bazi alimler bu inançdalar ki Hz. açik bir şekilde kendinden sonra ki halifenin ismin yazmak istemiş ki vefatindan sonra hiç bir kavga ve tartışma çıkmasın.

    Ebne-Hecer-Esgelani (vefat 852) yazmış:
    و قيل بل أراد أن ينص علي أسامي الخلفاء بعده حتي لا يقع بينهم الإختلاف. قاله سفيان بن عيينة.
    Sufyan ebne eyne ye gore Hz. kendisinden sonraki halifelerin isimlerini yazmak istemiştir.

    Eyni kitap umdet-el-gari–şerhi–sehih-buhari cild: 2 sayfa 171:
    قال الخطابي: يحتمل وجهين. أحدهما: أنه أراد أن ينص علي الإمامة بعده فترتفع تلك الفتن العظيمة كحرب الجمل وصفين.
    Seffeyn ve Cemel savaşları çıkmasın diye Peyğember kendinden sonraki imamı belirtmek istemiş

    Gestelani Kitap İrşat-el-sari-şerh-sehih-buhari cilt 1 sayfa 207 :
    إكتب لكم كتاباً فيه نص علي الأئمة بعدي.
    kendimden sonraki imamlari belirtmek için yazmak istiyorum

    Kirmani (lakap : Şems ol e imme) Kitap El-kukep-el-derari-fi-şerh-sehih-buhari Cilt 2 sayfa 172 :
    أراد أن يكتب إسم الخليفة بعده لئلا يختلف الناس و لا يتنازعوا.
    Peyğember kendisinden sonraki halifelerin ismini yazmaya irade etti çunku ondan sonra insanla kavga etmesinler

    Ehmet Emin Misri (Vefat 1373) Kitap Yovm-ol-İslam Sayfa 41 :
    و قد أراد الرسول في مرضه الذي مات فيه أن يعن من يلي الأمر من بعده.
    Hz. nifak olmasin diye kendisinden sonraki imami belirtmek istiyordu .

    En son Ömer (ikinci Halife) demiş :İbni-Ebil-Hedid Kitap : Şerhi–Nehjul-Belağa Cilt 12 sayfa 20:

    İbni abbas diyor birgun ikinci halife omerin yanına gittim ve omer bana sordu:
    Peygember vefat etmeden once ne yazmak istiyordu biliyormusun?
    Dedim : Hayır , siz soyleyin
    Omer dedi :
    و لقد أراد في مرضه أن يصرح بإسمه فمنعت من ذلك إشفاقا و حيطة علي الإسلام.
    Hz. Ali nin ismini halife olarak yazmak istiyordu ben engel oldum , islama karşı hayır istekli olduğum için ve şefketim için , boyle olmasını uygun gordum.

    Yani omer oyle bir makama ermiş ki peğember efendimizden daha fazla islama şefket gosteriyor amma doğrusu bu Hz. muhemmedin peyğemberliğini ve onun son peyğember olduğunu inkar etmektir.

    Arkadaşlar yazdığım bilgilerin kaynakları sadece sunni mezhebinin temel kaynaklarından dır ve firsat olmadığı için daha geniş yazamadım çunku artık sabah oldu ve isteyen gidip araştıra bilir , kurtulanlardan olmanin tek yolu cehaletden kurtulmaktır , babamin mezhebi neyse ben de oyum devri bitmeli çunku artık gençlerin cahil kalmalarina bir bahane kalmadı herkes okuyup araştıra bilir ve araçlarına sahiptir, inşallah bir faydam olmuştur
    Peyğemberin sunnetine sahip çıkın ,allahin şeriyyetini peygember bile değiştirmeye hakki olmadiği yerde bu 3 halifenin sunneti ve şerieti değiştirip ortaya sunnet çok uzak olan bir mezheb çikarmişlar, bunlar hepsi kaynaklarda mevcuttur, kafirlere tapmayın, Hz muhemmedin son sozlerinde dediği gibi ummeti parçalandı ve onlardan sadece bir mezhep kurtulanlardan olacak, bu hilafet sevgisi o kadar tatli geldi ki sahabe peyğemberlerinin cenazesin yerde birakip halife seçmeye koştular ve o Hazreti sadece Hz.Ali Fatima Hasan ve Husein defn ettiler. yine kaynaklarda var Hz.ali ye sordular Ehli sunnet kimlerdir – Ehli Şerieet kimlerdir – Ehli Cemaet kimlerdir
    Hz. buyurur Ehli sunnet benim şiilerimdir Ehli Şeriet de Benim şiilerimdir Ehli Cemaet de benim şiillerimdir sayilari muhaliflerimden az olsa bile

    Yine Sunni kaynaklara bakarsanız alt da yazdığım konuları ayrıntılı gorursunuz:
    Abubekr ve omer Halafeti çaldılar ve uzerine Hz.Fatimanın evini basip hz fatimayi dovduler ve bunu sonucunda Muhsin adinda ki peyğember torunu Hz fatimanin karnında şehit oldu ve Hz fatima muhsini duşurdu, omer değiştirdiği bir çok sunnet ve allahin hukmunun içinde ezan var ki الصلات خیر من النوم (namaz uykudan daha iyi dir)ezana ekledi ve allahın ezanını bile tahrif etti Hz muhemmed sehabelerin bazısına kuraanı 1 okunuş sırası olarak bazisina 3 tur giraat olarak ve hatta bazısına 7 şekir gıraat olarak oğretti ve yazdır dı osman tum yazılan kuraan ları yaktı ve tek kuran bıraktı bu kişilerin islam muhemmet ve ehli beit le hasimlıkları okumayi bilen ve mantıklı olan herkese açık ve nettir sunni lerin kitaplarında bunlar çok ayrıntılı şekilde yazılmış ama muftuler ve mollalarin işine gelmiyor Hz muhemmedin buyurduğu gibi insanlarin en kotusu fasid olan alimlerdir . و السلام عليكم و رحمة الله و بركاته

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Hz. Muhammed laedri idi. Yani okumasi yazmasi yoktu. Bu yuzden Kuran ayetlerini sozlu olarak soyler, sekreteri Iranli Selman kagida dokerdi.
    Bu durumda kagit kalem istemis olmasi mantikli degil. Her zaman yaptigi gibi sozlu ifade ederdi. Ayrica hastaliginin dort gun surmus olmasi da biraz carpitilmis bir iddia. Bendeki bilgilere gore birden bire fenalasmis, iki veya dort saat icinde simsiyah kesilmis ve olmus.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Öncelikle konuya bakış açınızdan ne derece taraflı olduğunuzu çok belli etmişsiniz. Ortada bir gerçek var, bütün insanlığa indirilmiş Peygamber Efendimizin (SAV) her ne şekilde olursa olsun hata yapmayacağına inandığınız halde 2. halifenin bu olaya mani olmasına yaklaşımınız (belki şunu yazacaktı yada bunu yazacaktı, yok aradan kaç gün geçmiş niye sonra yazmamış v.s.) o kadar taraflı ki bu Müslümanım diyen birine yakışmaz. 2. halife bıraksaydı da Efendimiz’in ne yazacağını herkes görseydi daha iyi değilmiydi. Herşeye uydurma denilerek gerçeklerin üstü kapatılmaya çalışılıyor. Sorarım size Ğadir Hum olayı damı uydurma belki size göre öyle birşeyde olmamıştır değilmi?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Kur’an-ı Kerim ve İslamiyetin en büyük gücü Hz.Muhammed Efendimizdir kuşku yok. Bunun böyle olduğunu bizler kadar inananları ihtilafa düşürmek isteyenlerde biliyordu muhakkak. Dinimiz öyle bir din ki unutmamak gerek. Kur’an tektir ve değişmeden geldiği / geleceği Cenab-ı Hak tarafından yine Kitabımızda müjdelenmektedir. Halifelik sırası ne derece önemlidir. Bu bir peygamberlik değil. Allah’ın kuluna tanıdığı değil, yaratılanların yaratılana tanıdığı imtiyazdır vazifedir. Neticede Peygamber Efendimizde bir yaratılandır. Kırtas Hadisesi 6 ay kadar süren bir ayrılıktır. (Yol ayrılığı değil, Gönül ayrılığıdır.) Bu hadisenin gerçeğinden emin olmadan yorum yapmak Dinimize hayır getirmeyeceği gibi düşmanlarımıza kuvvet kazandırmaktadır. Zira Müslümanlığın temelidir Birlik ve Kardeşlik. Hadise ve sonrasının önemi Kur’an – ı Kerim ve Cenabı Hakk’ın önemi yanında ne kadar olabilir??

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Gadir Hum’da verilen molada Hz.Peygamberimiz’in sözleri açık ve nettir. Zira kendisi müslümanların en fasih ve en açık konuşanıdır. Gizlemeye yada kastetmeye ihtiyaç duymadan doğrudan söyleyebilirdi. O konuşmayı da “Ben kimin dostu isem Ali’de onun dostudur. Allahım ona dost olana dost ol; düşman olana da düşman ol. Ona yardım edene yardım et” şeklinde cümleler ile bitirmiştir. Açık olarak dost kelimesi kullanılmış, herhangi bir vekaletten bahsedilmemiştir. Zira Hz.Ali Efendimize Basra Kentinde “Halife olman için Resulullahın halifeliği sana bıraktığına dair bir ahdi ve selahiyeti mi var, yoksa kendi görüşüne göre mi hareket ediyorsun?” şeklinde bir soru sorulmuş ve Ali Efendimiz “Hayır, yoktur. Vallahi ben Resulullah’ı ilk tasdik ve iman eden kimseyim, onun adına ilk yalan söyleyen kişi olamam. Eğer Resulullah’ın halifeliği bana bıraktığına dair bir ahdi olsaydı, Ebubekir’in de Ömer’in de onun minberine çıkmasına izin vermezdim. Onlara karşı koyacak hiçbir gücüm olmasa, ellerimle mücadele ederdim.” şeklinde her zaman ki cesurluğu ve haksızlığa boyun eğmez uslûbu ile cevap vermiştir. Hz.Ali Efendimiz “kahraman-ı İslam” ve “Esedullah” ünvanını kazanan ve sıddıkların kumandanı ve rehberi olan bir zattır. Riyakarlık ve korkaklık ona göre değildir ve olmaz. Eğer bir haksızlık olduğuna inansa idi benim şüphem yoktur ki hayatını ortaya koyarak batıl ile mücadelesinden vazgeçmezdi.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. Yorum Kula Değil Cenabı Hakk’a aittir…

    Alevi ve sünni gibi SÛNİ ayrılığın ortadan kalkmasının tek yolu, Kur’an’ın ışığı altına girmek ve O’nu yegâne ölçü kabul etmektir. Nitekim Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerim’de, “Hepiniz Allah’ın ipine sımsıkı sarılınız ve ayrılmayınız…” (Âl-i İmran, 3/103) buyurmakla, bütün Müslümanların Kur’an etrafında toplanmasını emretmektedir.

    Yaratılana yorum yapmak düşmez…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Yaratan diyorsa ki düşünün, araştırın, inceleyin, çevirip gözünüzü bir bakın gökyüzüne, hiç onda bir kusur görüyor musunuz diye, bu durumda hala yorum yapmamalı mıyız? Biz aklımızı kiraya mı vermeliyiz?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Tarihin nasıl yazıldığı ve bugüne kadar nasıl geldiği vs gibi bir çok “doğru”olmayan veriler ile “inananlar” aldatılmış gibi durmaktadır..Böyle bir tarihi “veri veya veriler ?” ile görüş açıklamak çok sıkıntılı olur ve gerçeği yansıtmaz..Bu tür konular anlamsızdır..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. “YARATICI’NIN ELÇİSİ OLAN BİR PEYGAMBERİN sözlerini sayıklama içine sığdırmak nasıl bir şeydir? ”

    Vahiy adı altında gökten geldiği iddia edilen sözlere “sayıklama ” dendiğinde öfkelenip küplere binenler (ki her vahiy gelişi bir hastalık gibi, terleme, titreme, çıngırak sesi vs gibi fiziksel görünümlere neden olduğu söylenir); hastalanmış ve ölüm döşeğinde yatan bir peygamberin yazdıracağı son sözlerine niçin “sayıklama halidir” deyip, olayı kapatırlar? Ayrıca niçin peygamber ille de “yazdırıcam kağıt kalem getirin” demiştir. Aynen vahiylerde olduğu gibi bunu sözel olarak yapamaz mıydı? Orada bulunan bir vahiy katibi de kaydedemez miydi?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. İşine gelenler gerçek- hakikat, gelmeyenler ise uydurma, gönül ayrılığı değil mi? Böyle bir bakış, tarih anlayışı olabilir mi?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. Güner sana katılıyorum. Madem öyle vahyi diğer hastalıklı halden ayıracak nedir?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.