Küçülmeden Büyüyemezsin

Küçülmeden büyüyemezsin. Küçücük minicik bir zerre olduğunu bilmezsen, büyüdüğünü sadece zannedersin.

Etrafına bir bak, bir düşün herşeyin önce bir çekirdek olduğunu, sonra yavaş yavaş gelişimini tamamladığını hatırla. Bu döngü canlı tabiatı için değişmez bir kuraldır.

Kalbinin derinliklerindeki o engin denize ulaşabilmek için önce küçük minicik bir su damlası olmayı isteyeceksin. Hemen okyanus olmak istersen sadece o olduğunu zannedersin, ben oldum dersin, içindeki Tanrı’yı bulduğunu zannedersin. Bulduğun sadece ve sadece senin sen olmana izin vermeyen benliklerinden başkası değildir.

Bir çiçek tomurcuk olmadan açamaz. Tomurcukluğun güzelliklerini ve zorluklarını bilmeden olgun bir gül olamaz.

Bulunduğun her evredeki seni seveceksin, eksikliklerinle seni seveceksin.

Kendinin hangi evrede olduğunu bilip, küçük adımlarla tortularını temizlemeye, eksikliklerini tamamlamaya ilerlersen, sendeki sene ulaşırsın.

Kum tanesi olmadan kumsal kumsal olur mu? Su damlası olmadan okyanus olur mu?

Varlığın bilir özünün ihtişamını. Fizik alemdeki şartlar unutturur ne kadar bene sahip olduğunu. O benliklerdir insanoğluna damla olmadan okyanus olduğunu zannettiren.

Varlığınla fizik alemdeki senin bir olması içindir bu çaba; o zaman tekliği asıl seni yaşarsın, bütün perdeler kalkar, hiçlik başlar. Artık sen, sen zannettiğin değil, olman gerekensindir. Başlangıçta olduğu gibi…

Bu döngüyü her insanoğlu tamamlamak zorundadır, amacı budur.

7 yorum “Küçülmeden Büyüyemezsin”

  1. Ben insanı indirgeyen, küçük bir zerre oluşuna ilişkin fazla laf sevmiyorum. Şunu biliyorum bir karınca ile gezegende aynı haklara sahip olma nezaketini nasıl edinecekse insan denilen idealize varlık öyle edinsin.İnsanın zarar verme ve yok etme dürtüsünden uzaklaşıp yaşama ve yaşayana, gezegene dolması için kendini indirgemeci yaklaşımlardan çok külahını (ki oldukça süslü ve büyüktür bu külah) önüne alıp düşünmesi gerekiyor.

    “Ben bir zerreyim hatta yokum..e o zaman gezegenin geldiği bu iğrenç noktadan, yok oluştan sorumlu olamam” benzeri yaklaşımlar tüm indirgemeci ruhların naif kaçış arzusu kaynaklıdır kanımca…oysa hergün bir zerreden fazlası olarak gerçekleştirdiğimiz eylemlerimizin sorumluluğunu almalı. Sevgi yumağı ve ışıktan yoğrulmuş bir zerreyiz demeden önce ellerimizdeki kanı yıkamalıyız tüm geçmiş ve her an-gelecek için.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. bu zerre olma anlayısı sanırım bu manada degılde; hani eğer biz bi zerre oldugumuzun farkına varabilirsek zaten bizi aşan eylemlere hiç kalkışmazdık milyar yıllardır.. tarzı bişi olabilir.. en azından ben bu manada kullanıyorum kendim için..

    hani eğer zerre oldugumu unutmazsam; haddimden fazla tüketmemem gerektiğini de bilmiş olurum gibi..

    ama günümüzde malesef herşey 3 kişilik 5 kişilik tüketiliyor.. saygısızlık olarak algılıyorum ben bu durumu.. zerre oldugunun bilincine varamayan insan diyorum içimden.. ama kesinlikle onu sorumlu tutmuyorum bu davranısından. cünkü herşey doğdugumuzdan andan itibaren bize sorgulamamayı öğretiyor, sormayın,şüphe etmeyin, öyle demeyın,bu yapılmaz gibi.. herşeyin en büyüğünü ,en çoğunu hoş olarak gösteriyorlar gözümüze.. çok yemek yıyene afferın dıyen anneler yetiştirdi bizleri.. halbuki ben bilmiyordum bir aç var 2 sokak ötede ve bu yemek ikimize de yeter..

    ben bilmiyordum, öğretilmemişti sorgulamak.. ve zerre oldugumu görmemi istemiyordu birileri..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Hiçten gelen, bir hiç olan ve hiçe giden -sayın- yolcu…!

    Maden bir hiç olmak, hiçlik kumsallarında yürüyüş yapmalar bu kadar keyifli…

    O zaman size tekamüllerinizi anında yaşatacak, geri dönüşsüz bir tatil seçeneği sunayım.

    Öncelikle, kedininin kuyruğunu peşinde koşturması gibi, artık anlamlardan anlam yakalamak için bu kadar kendinizi hırpalamayın; sevdiklerinizi ve o üst düşünsel benliklerinizi bir kenara bırakarak, bir hiç olarak gördüğünüz bedeninizle, gidin intahar edin.
    Bu kadar kolay, üzülmeyin, nasolsa bir hiç..(!)
    Göreceksiniz ki ruhunuz, kainatın o göksel kapıları anında geçecek ve size o sunsuz huzuru yaşatacak.

    Böylelikle, insanlara: artık dünya yaşantısından sıkıldık gibi arabesk ve karın ağrısı metafiziksel tarifler yazmanıza da gerek kalmayacak, ve o kutsal döngünüzü anında tamamlayarak, tüm anlamların huzuruna kolaylıkla ermiş olacaksınız.

    Bu arada, oralardan bizlere mektuplar yazmayı unutmayın.
    Pk Sonsuz.us
    İskorpit

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. “Hiç Olmak” kendini değersiz hissetmek değildir. Tam tersine içindeki zenginlikleri keşfedip, bedenli kimliğinin özüne göre bilgisinin hiçliğini fark etmektir. Bunu anlayan varlık küçüklüğünü anlar. Varlığın tekamül seviyesine göre gösterdiği dirayet, özveri, sadakat gibi düşünceler artık onunla bir olmaya başlar. Yanlızlık duygusu şuur sahasını kaplar. Çokluğun içindeki yanlızlıktır bu. Bu durumu kabullenmesi o kadar kolay değildir. Çoğalan yanlızlığında mutlu olmaya başlar. Bu insanoğlunun beşeri varlığıyla anlayabileceği bir mutluluk değildir. O artık içindeki Tanrı’yı bulma yolunda önemli bir adım atmıştır. Artık ne bir insan ne de bir Tanrı’dır. Teşevvüşü yaşamaya başlamıştır. Tıpkı kozasından çıkmayı bekleyen bir kelebek gibi kendindeki değişimi izlemeye başlamıştır. Artık içindeki benler azalmış, tam bir sakinlik hüküm sürmektedir. Duru, dup duru bir okyanus gibi. Baktığın zaman sadece dinginlik veren engin bir su, ama içine daldığında seni hayrete düşüren müthiş bir zenginlik…

    Hiçlik insanoğlunun kendi içindeki okyanusu seyretmesi, içine dalıp zenginliklerini fark edeceği ana kadar sabırla beklediği durumdur.

    Öyle bir durumdur ki; beklenti yoktur, acelecilik yoktur, kuşku yoktur. Sadece sakinlik vardır. Yanlızlık vardır…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. “Bu insanoğlunun beşeri varlığıyla anlayabileceği bir mutluluk değildir. O artık içindeki Tanrı’yı bulma yolunda önemli bir adım atmıştır. Artık ne bir insan ne de bir Tanrı’dır.”

    tamam işte bununla da

    “beklenti yoktur, acelecilik yoktur, kuşku yoktur. Sadece sakinlik vardır. Yanlızlık vardır…
    “

    destekliyorsunuz savımı…hiçbir şey yoktur diyorsunuz artık onun için: gezegene sorumluluk diyorum, ellerimizdeki kan diyorum ama neyse..en iyisi adres

    PK.Sonsuz Us.
    marsseh

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Ben tepki vermekten ziyade HİÇ üzerine tefekküre dalmayı tercih ederim.

    Sorumsuzluk nasıl olur?

    Duyarsızlık nasıl olur?

    İçinde neler vardır, kapılar nereye açılır, varış nereyedir? Bunlara cevaben rasyonalizasyon yapabilecek kadar, mantık kullanıp kurgusal yaklaşacak kadar yetkin bir haldeyim.

    Sezgime sorsam ‘git, yürü oraya’ der bilirim. Bilirimde epey karmaşık dinamikleri vardır bu sistemin, hele bu toplumun, kültürün. O dinamikleri nasıl olurda minimum sancıyla aşarım onu bilemem.

    Mesela hiçbir tanımın içerisinde olmayan algı hali anlamında tercihimdir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. “Küçülmeden büyüyemezsin. Küçücük minicik bir zerre olduğunu bilmezsen, büyüdüğünü sadece zannedersin.”

    büyülmeden küçüyemezsin; büyücük kocaman bir toplam olduğunu bilirsen küçüldüğünü sadece zannetmezsin

    “Etrafına bir bak, bir düşün herşeyin önce bir çekirdek olduğunu, sonra yavaş yavaş gelişimini tamamladığını hatırla.”

    kendine çok gör; çok düşünme hiç kimin sonra bir bütün olmadığını önce hızlı hızlı yaşlanmasını başladığını unut

    ”
    Kalbinin derinliklerindeki o engin denize ulaşabilmek için önce küçük minicik bir su damlası olmayı isteyeceksin. “

    kalbinin derinliklerinde olmayan ve engin olmayan o damlaya ulaşabilmek için önce büyücük kocaman bir okyanus olmayı mı isteyeceksin?

    ”
    Kum tanesi olmadan kumsal kumsal olur mu? Su damlası olmadan okyanus olur mu?
    “

    kumsal olmadan kum tanesi olur mu?

    “”damla olmadan okyanus olmak””

    “”o zaman tekliği asıl seni yaşarsın””

    ”
    “her insanoğlu””

    “bir” ve “ilk” ve “bir’inci” ve “ilk’inci” “yek” ya da “tek” -“tek el atış” örneğin

    “tek nedir?

    Eşi olmayan, biricik, yegâne
    Birbirini tamamlayan veya aynı türden olan nesnelerden her biri
    Bir kadeh içki.
    Önüne getirildiği cümleye istek ve özlem kavramı katar.
    Yalnızca.
    Hiç, hiçbir
    Örnek: Tek kelime konuşmadan bu yokuşu indik. R. H. Karay
    İki ile bölünemeyen (sayı).
    Sessiz, hareketsiz, uslu.
    Biricik, eşi olmayan.

    link to nedirnedemek.com“

    iki tek atalım dedik;

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.