Kutsal kitapların dünyada en çok bilinen kitaplar olduğunu sanıyorum. Herkes okumasa bile en azından içeriği hakkında bir önbilgiye sahiptir. Ülkemizin de nüfus cüzdan istatistiklerine göre yüzde doksandokuzu müslüman olmasına rağmen Kur’an-ı Kerim’i baştan sona okuyan oranı yüzde beşi (%5) geçmez.
Bu oran yurtdışında da aynıdır. İncili okuyan hristiyan oranı da muhtemelen yüzde beşlerdedir. Tevrat keza aynı şekilde.
Benim asıl merak ettiğim konu ise, eskaza kutsal kitabı baştan sona okudu diyelim. Herkesçe bilinen bu meşhur “tanrı yazması” kitapların etkileri okuyanlar üstünde nelerdir? Hiç çevrenizde Kur’an-ı Kerim’i okuduktan sonra değişen bir insan var mı? Olumlu olumsuz etkilerini hiç gözlemleme fırsatı bulabildiniz mi?
Kendi adıma konuşacak olursam, kitabı baştan sona okuduklarını bildiklerimde hiç bir değişme gözlemlemedim. Aynı hayatına aynı alışkanlıklarına aynı tarzına olduğu gibi devam ediyordu. Böyle önemli bir kitabın etkileri neden hiç olmaz? Bunu nasıl açıklarsınız?
Sizlerden (elbette okuyanların) hayatında ne tür değişmeler oldu? Veya çevrenizde okuyan insanlarda?
türkiye’de kur’an okudum diyen insanlar genellikle sadece arapçasını okuyan veya sözleri hiç düşünmeyen insanlar. ayrıca benim görüşüme göre türkiyede kur’an okumuş insan sayısı yüksektir fakat anlayan veya yorumlayabilen insan sayısı düşüktür.
ben okuduğumda dinden iyice uzaklaşmıştım, ters etki yaptı yani 🙂 gerçi hep şüpheyle bakıyordum.. sonra o şüpheleri dile getirince beni, iyi bilenlere götürdüler. o anki konuşmalarda soğumuştum fakat tam kopma kitap okumasıyla gerçekleşti.
etrafımdaki insanlardan kur’an okuyup anlayan insanlar genelde dinden uzaklaştılar.
tam aksine yaşamını kur’ana göre düzeltmeye çalışanlar oldu. bu bahsettiğim insanların sayısı ise malesef ki 10’u geçmiyor ve dinden sapanlar daha çok…
incil’i okuduğumda (kur’andan önce okumuştum) açıkcası hiç etkilemedi. hikaye kitabı gibi okuyup bitirdim.
tevratın tamamını henüz okuyamadım, birkaç kısmını okudum fakat o da çok uçuk geldi bana. etki etmedi yani.
müslümanların hayatında etkisinin olmaması sebebi onların daha çok çevreden öğrendiği islamiyete inanması ve kur’andan çok çevresine dikkat etmesidir bence ya da işine gelmiyor olabilir. (istisnalar olabilir)
zizou ya katılıyorum,
bende türkçe okuduktan sonra sorgulamaya başladım. zaten arapça bilemem anlamam.müslüman bir aileden gelince otomatikman müslüman oluyorsun. duyduklarına söylenenlere inanıyorsun sonuçta kime inanacaksın çocuksun ve hepsi güvendiğin insanlar. nasıl ki büyümeye başladım bana yalnış gelenleri
sorgulamaya da başladım
özellikle kuranın kadına karşı dayatmasının bir tanrı söylemi olmadığını düşündüm.
incili de okudum tevrata ve zebura ulaşamadım. ama hepsi aynı aşağı yukarı, insana bir harita çiziyor.
iyi insan ol!!!
kısaca ve kabaca: çalma, yalan söyleme, zina yapma, hak yeme, kırma, incitme, aklını kullan, bana itaat et v.s bende sana cenneti vereyim. (önemsizleştirdiğim sanılmasın sakın. her insanın din konusundaki duygularına saygılıyım)
eyvallah. ama ben zaten cennet cehendem kaygısı duymadan da çalmıyorum, yalan söylemiyorum, kimseyi durduk yerde incitmiyorum aksine bende olanı az çok paylaşıyorum en önemlisi karşılıksız seviyorum, insan, hayvan çicek böcek demeden. koşulsuz…
ee şimdi ben ne oluyorum???
Çocuk yaşlarda ailem beni dedemlere bıraktığında o evdeki tek kitap olan kuran mealini dedemlerin olumlu! bakışları altında defalarca okudum. Ve daha çocuk yaşlarda kitabın öğretisinin nesnel olmadığını ve o devrin bedevi anlayışını yansıttığını böylece öğrenmiş oldum. İlerleyen yıllarda matbaacı olan arkadaşımın babası sayesinde Kitab-ı Mukaddes’i (tevrat ve incil’in beraber olduğu kitap)okuma fırsatım da oldu.(Eski ahit-Yeni ahit)
Eski ahit’de uzun uzun hatta bıktırıcı şekilde isimler listesi defalarca tekrarlanır ve okumayı oldukça zorlaştırır. Rab’bın (tanrının) her seferinde lanet okuduğu yahudi (ibrani) kavminin hikayesidir çoğu kez… Onların kral dediği (Nedense islam onlara peygamber der) kişilerin işleri de anlatılır. Bu yönüyle garip bir tarih kitabı havasına da bürünür. Sonuçta aynı tespitle bu kitaplar da nesnel değillerdir. Okuyana bir şey vermesi mucizelere bağlıdır.
Mesela kitapta yerlere göklere sığdırılamayan rabbin tapınağını yapan kral Süleyman için son anda bir tespit vardır:
Kral Süleyman tapınağı yapmıştır velakin ölmeden önce tapınakla ilişkisini kesmiş ve başka tanrılara buhurlar(adak) yakarak ölmüştür.(Dolayısıyla rab ile olan ilişkisini de kesiyor)
Kral Süleyman, firavunun kızı ile beraber Moabiler, Ammoniler, Edomiler, Saydalılar ve Hittilerden birçok ecnebi kadın sevdi…ve onun yedi yüz kral kızı karısı olup, üç yüz de cariyesi vardı… ve Süleyman ihtiyarlığı zamanında, karıları onun yüreğini başka ilâhların ardınca saptırdılar. Babası Davut’un yüreği Allah ile bütün olduğu halde, onun yüreği bütün değildi…Süleyman, Moab’ın mekruh şeyi Kamoş ve Ammonilerin mekruh şeyi Molek için bir yüksek yer yaptırdı. Ve kendi ilâhlarına buhur yakan ve kurbanlar kesen bütün ecnebi kadınlar için böyle yaptı. I. Krallar. Bap–11/1-8 Bu ifadelerden, Hz. Süleyman’ın ihtiyarlık yıllarında, sarayında bin kadınla yaşadığını, bu kadınların bir kısmının da putperest olduğunu öğrenmekteyiz.
Süleyman ahlak ve rab üzerine meseller yazmaktan geri de durmamış : Bütün yüreğinle Rabbe güven, Ve kendi anlayışına dayanma; Bütün yollarında onu tanı, O da senin yollarını doğrultur. Kendi gözünde hikmetli olma; Rabbden kork, ve şerden ayrıl; Senin bedenine şifa, Ve kemiklerine ilik olacaktır. Malınla, ve bütün mahsulünün turfandası ile, Rabbi taziz et; Böylece ambarların bol bol dolar… (Süleyman’ın Meselleri, Bab 3, 5-10)
Bu ne perhiz dememek çok zor…
Kur’an meali
Bismillahirrahmanirrahim
MUDDESSİR Suresi– 18-26 ayetler
‘Çünkü o bir düşündü, ölçtü biçti
Kahrolası, nasıl ölçüp biçti!
Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti.
Sonra baktı.
Sonra kaşını çattı, surat astı.
Sonra arkasını döndü ve büyüklük tasladı.
Bu, dedi, başka değil sadece öteden beri nakledile gelen bir sihirdir,
«Bu, sadece bir insan sözüdür.»
Ben onu Sekar’a (cehenneme) sokacağım.’
basit bir empati yapıp; bir hristiyan veya yahudi olduğunu düşünerek bu ayetleri okumayı denedin mi hiç?
gerçekten çok ilginç oluyor.
Kuran’ı okuyunca ateist olmuştum.
xenix
🙂 Kuran tamamlayamadığım bir kitap. Ancak kullanılan dil ve üslup hep çok ilginç gelmiştir bana.
“Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik”
“Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da.”
“Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların haline! Vay kazandıklarından dolayı onların haline!”
gibi..
Not: Çizgilerim bana ilginç gelişe göre uzatılmıştır.
eskiden hatırlarım evlerin duvarlarında asılı olurdu kuran, cicili bicili bir kabın içine sarılır, ellemeye kalkınca “ellemeee, günahh” derdi anneannem rahmetli … hep onun “günahh” sözü takılmıştır aklıma. sonra türkçe okunduğunda bir değerinin olmadığı söylenirdi, bende inat ederdim anlamadığım bir şeyi okumamın anlamı ne diye?
bir gün içimden bir ses “okuu” dedi. sanırım o tanrıydı. okudum ve sorguladım işte dolayısı ile yazılanlar beni tatmin etmedi.
hiç korkmadım ondan bana oku diyen sesten, diğerleri gibi değildi yani insanların söylemleri gibi. beni anlıyordu o ve hiç kızmıyordu hemde her şeye günah fln demiyordu. yalan söyleyeceğim zaman engel oldu. bunun kimseye yararı olmadığını anlattı bana. ben içinde olduğum sürece hiç korkma dedi ve ben onu hep dinledim. zaman zaman konuşamadığımız da olur işi güçü çok ziraa uğraşacağı yüzbinler var… ama beni sever ve ihtiyacım olduğunda hep yanımda olur. işte bu hepsi bu bu gücün adı ne bilmiyorum. belkide tanrı:)
Bir ölümlü diliyle ve bir yörenin koşullarına göre yazıldığı derhal ortaya çıkan bir kitap olduğu “görülmüştür”…
Eskimo’ya İçinden ırmaklar akan bir cenneti sıkıysa ödül olarak kakalayın bakalım. Ya da Ateşler içinde bir cehennem yine Eskimo için ne denli bir ceza özelliği taşır?
Güdük Arap dünyayı Arap çöllerinden ibaret sanmasaydı, başka türlü yolları bulurdu elbet.
Bir tek sözü önemlidir Kuran’ın; OKU!…
Adını dahi bu dine borçlu olan tiplere hak ettiği hakareti etmesini çok iyi biliriz. Böyle cahillik olmaz, cennet-cehennem inancı bir çok dinde var. İnanmadığın şeye bu kadar düşmanlık neden. İlk işin adını değiştirmek olmalı, hemen dava aç!!!!!
Hüsnü kuruntularınızı gerçeğin yerine koymayınız!…
Ben demedim mi, bunlar en çok ünlemi sever diye:)
Bazı ateistlerin sorunu bu, hakaret, küfür, başka bir şey yok. Sonra da bize neden hoş görü yok diyorlar. Tepkim ret etmesine değil, hakaret etmesine, yoksa tercih onun beni bağlamaz…
salih bey, küfür ve hakaret sizde de var malesef 🙂
hem insanlar kendi isimlerini seçmiyorlar ki…
+ yanlış genellemeler yapmayın, benim adım farsçadan geliyor 🙂
“İki mahkum hapsene penceresinden dışarı baktı. Biri çamuru gördü, diğeri yıldızları..”
Kimisi onu okuyup ateist olduğunu söylüyor, kimisi de onu okuyup evrimciyken hidayete erebiliyor, yıldızları görebiliyor.
Müslümandım ama müslümanlık hakkında pek iyi düşüncelerim yoktu. Kuranı okumaya karar verdim. Kuranı biraz okudum ve canım fazla okumak istemedi. Aradan epey bi zaman geçtikten sonra tekrar okumaya başladım. Bitirdiğimde ise bende bir yumuşama oldu. Daha sonra islamı araştırmaya başladım. Bir kitap, bir kitap daha..araştırma, soruşturma.. derken bir sürü bilmediğim şey öğrendim. Bazı gerçeklerin farkına varmaya başladım.
İslamı yaşam biçimi olarak seçmemse daha sonrasında oldu.
Bir karanlıkta ona sım sıkı tutundum. Ayaklarımın altında boşluk vardı ve sürekli düşüyordum. Tutunacak sağlam bir şeye çok ihtiyacım vardı. Birileri birşeyler söylüyordu ama hiç biri tatmin etmiyor, sıkıntıma çözüm olmuyordu. Ne yapacağımı bilmiyordum. İşte o anlarımda bir dostumun sözleri bana can simidi oldu. Şimdi hatırlayamıyorum o sözleri ama ihtiyacım olan sözlerdi. İslami bir yaklaşımla birşeyler anlatmıştı. Kendimi güvende hissettim. Uzun zamandır ilk defa o gece rahat bir uyku uyudum.
Kuranı ilk defa 17 yaşında iken okudum.
İnşaatlarda amelelik yapıyordum. ellerim betondan çatlamış,üstüm başım tozlu eve geliyordum.
böyle bir gündü, ve içimde kuran okumaya karşı tarif edilmez bir istek oluştu,
yani tam 15 yıl önceydi, o günü hatırlıyorum. ne abdest almasını biliyordum ne namaz kılmasını.
Ama kuranı ev sahibimizin oğlundan istedim meal varmı diye. bana getirdi.
aldım o mübarek kitabı okumaya başladım.
benim için artık ayrı bir dünyanın kapısı açılmıştı, mübarek Kuranı okudukça sanki ayetler bana iniyordu.
ve ilk defa peygamberler kıssalar,cennet cehennem Allah c.c bana sesleniyordu.
içim huzur doluydu,hayatım anlam kazanmıştı, birde ben çok sert mizaçlı biriydim.
ama benim halimde tuhaf bir değişiklik vardı. çok nazlı olmuştum. 🙂 ev ahalisinden bir şey istesem az geç gelse.
oturup hüngür hüngür ağlıyordum. her gece meleklerle beraberdim. ilahi bir dünyanın kapılarından içeri girmiştim.
Nur yüzlü insanlar gece rüyalarımda görüyordum. onca güzel şeyleri inkar ve unutmak benim için mümkün değil.
Allah herkese nasip etsin.
Sevgili Sunny ne güzel anlatmış. Ama okuduğumda kafamda şu soru belirdi. “İnanç acaba bir ihtiyaç mıdır? Yoksa bir seçim midir?” (Yeni başlık)
misafire de hayran kalmamak mümkün değil. 🙂
xenix
sunny ve misafirin hissettikleri duygular çok özel şeyler. inananların çoğu hissetmez bunları.
bir zamanlar bende çoğunlukla da camiye giderek beş vakit kılardım. ama genelde namaz bir an önce bitse duygusundan kurtulamazdım hiç.
enteresan bir benzetme olacak belki ama:
ben otomobil kullanmayı çok severim. hele araba kullanarak şehirler arası yolculuk yapmaya bayılırım. o zamanlar şunu isterdim hep: araba kullanırken duyduğum hazzın çeyreğini namaz kılarken hissetsem razıydım ama olmadı.
Sevgili denge, küçükken uçurtma uçururmuydun?
Önce rüzgarın yönünün belirlersin. Sonra bir arkadaşın uçutmayı tutar.Uygun rüzgar esmeye başlayıncaya kadar beklersin. Tam rüzgar esince, hızla, umutla, aşkla koşarsın.
Bazen ilk denemede olmaz. Bir daha beklersin ve yine koşarsın. Üst üste denersin ama uçurtma defalarca yere çakılır. Belki zarar bile görür. Zarar görüyor diye denemeden vazgeçmekse peşin peşin onu gökyüzünden ve uçmaktan mahrum bırakmak olur.
Herşeye rağmen çocuksu bir umutla hep denersin. Ve birinde de uygun rüzgarı yakalayınca; işte o zaman uçurtma süzüle süzüle, kıvrıla kıvrıla, “S” çize çize yükselmeye başlar. Artık mavi gökler onun…
sadece uçurtma mı. ne oyunlar oynardık. oynadığımız oyunların haddi hesabı yoktu. teravih akşamları arka saflarda muziplikler. gizlice dereye yüzmeye gitmeler. üç korner bi penaltılar. daha neler neler.
demek istediğini anladım sevgili sunny.
bilemiyorum; belkide bir dinden beklediğini elde etmek için herhalde o dine sonradan girmek gerek. ( örneğin şu meşhur avustralyalı genç gibi-tabi eğer anlattıklarında samimi ise-)
inanç gömleği bize doğuştan giydirildiği için, büyüdükçe dar geliyor ve sonunda patlıyor sanırım.
Merak etme, yaşlanınca tam gelir, o gömlek..
Sn.denge,
inanc dogustan var “din gömlegi” dar geliyorsa “inanc” rayindan cikarildigi icindir..
“din”
atalarimizdan bize miras kalan bir kültürdür/gelenek yani
inanc,kültür ile yer degistirince dediginiz gibi dar gelmeye baslar..
yanlis düsüncelerin dogru eylemleri görülmemistir
süpriz degil..
slm.
Sayın Ebubekir
“din”
atalarimizdan bize miras kalan bir kültürdür/gelenek yani
diyorsunuz.
Din’in tanımı çok ilginç !
İlahi değil demek istiyorsunuz sanırım.
ebubekir sen bari yapma.
demek istediğimi bal gibi anladın. insanlar hangi inanca sahip aile içinde doğarlarsa o inanç üzerine yetişirler ve genelde de hayatları boyunca bu böyle devam eder.
dünyada 1,5 milyar müslüman var denir. bu insanların hepsi-sen de dahil-dünyadaki tüm dinleri inceleyip, araştırıp sonunda islamın doğru olduğuna karar vererekmi müslüman oldu. tabi bu söylediğim argüman diğer inanç sistemleri için de böyledir.
sen mesela; Tel Aviv’de yahudi bir ailede dünyaya gelseydin ve hayatına orada devam etseydin müslüman olma ihtimalin ne olurdu?
Tel Aviv’de yahudi bir ailede dünyaya gelseydin ve hayatına orada devam etseydin müslüman olma ihtimalin ne olurdu?
Öyle olsaydı ebubekir,vadedilmiş topraklar için savaşır dururdu.Bir günü ağlama duvarında bir günü golan tepelerinde,gezer dururdu.
denge yazdi;
“insanlar hangi inanca sahip aile içinde doğarlarsa o inanç üzerine yetişirler..”
-dogru..
**
“ve genelde de hayatları boyunca bu böyle devam eder…”
-sorgulama noktasinda tembel davranalar öyledir..
**
“bu insanların hepsi…………dünyadaki tüm dinleri inceleyip, araştırıp sonunda islamın doğru olduğuna karar vererekmi müslüman oldu…”
-elbette hayir..
-yasadiklari kaos´un nedeni zaten budur akletmemek/sorgulamamak..
-yorumda belirtmistim inanc “kültür/gelenek” ile yer degistirdi gömlek o nedenle dar geliyor..
-bahsini ettiginiz katagoriye ben dahil degilim cünkü sizin anladiginiz anlamda bir müslüman degilim benim gömlegim (inanc) dar degil arada ARACI-lar yok..
**
“tabi bu söylediğim argüman diğer inanç sistemleri için de böyledir….”
-haklisin nitekim beslendikleri kaynak ayni “ata kültü”..
**
“sen mesela; Tel Aviv’de yahudi bir ailede dünyaya gelseydin ve hayatına orada devam etseydin müslüman olma ihtimalin ne olurdu?…”
-müslüman olan yahudiler var örnegin muhammed esed (tefsir kitabi var) avusturyali bir yahudidir..
-olurdum ama olmayabilirdim de fakat ortodox bir yahudi olmazdim bu kesin ortodox bir müslüman olmadigim gibi..
(yabanci,oikos,marsseh,HoLa,ziozU vs arkadaslarin aksini ZANetseler de)
slm.
farabi bak senin ismini ilave etmeye unutmustum iyki hatirlattin..
evet
“ortodox bir yahudi olmazdim bu kesin ortodox bir müslüman olmadigim gibi..(yabanci,oikos,marsseh,HoLa,ziozU ve farabi vs. arkadaslar aksini ZAN
etseler de)……….”
niyet okuma isini bi biraksaniz ya..:)
slm.
Bende ümitlenmiştim,bu mesaj yıktı.Kara listedeyiz yani.
Şu ortodox müslüman lafıda enteresan olmuş bu arada.
Sn. misafir,
siz “din” denilince ne anliyorsunuz ?
veya
size göre “din” nedir ?
slm.
farabi,
“kara liste”ortodox´larin isi..
slm.
Her teori zamanla ortodoxlaşıyor,kaçınılmaz.
Sevgili bekir, daha iki gün önce Kul ile Allah arasına kimse giremez demişlerdi de , peygamber vardır demiştin ikisi arasında. Şimdi de ARACI yok diyorsun.
Senin inancın çok karışık, gel sen en iyisi bizim dini dene. 😉 Bizde aracı yok bak. Gerçekten yok yani.
xenix
xenix,sen anliyorsun aracilardan kimi/kimleri kastedettigimi
bal gibi biliyorsun..
arife(enelhak) tarif gerekmez..
slm.
farabi,elbette öyledir fakat ortodox olmamak elimizde AKIL ne icin var dimi..
slm.
Valla anlayamadım sevgili bekir. Anlamayınca anlamadım derim yani. Anladım diye diretmem. Şimdi senin inancınca peygamber aracı mı değil mi?
(Uzun anlatmana gerek yok, kısaca anlatabilirsin)
xenix
Sayın Ebubekir
Din konusunda sizinle aynı düşündeyim. Forumda yeniyim. Mizahi anlamda söylemiş olabilirsiniz diye, teyidini almak istedim sadece. Sevgiyle kalın.
…
Dinci kendini ikircikli tanımlamalar ile ifade etse de, her Ahlakçı doğal olarak ortodoks’tur.
Adımızı din’e borçluymuşuz. Kimseye borcumuz yok salih… Bilmem anlatabiliyor muyum? Kendini borçlu hisseden sizlersiniz ve ben siz değilim. De ki ben çinliyim… Eeee ? Her türban konusunda bunun bir baskı unsuru olmadığını TERCİH olduğunu söyler durursunuz. Eeee tercihimiz bu kardeşim nedir alıp veremediğin ? Ve bu tercih yüzünden cahillik ile suçladığın bizler değil miyiz?
Hınç’dan doğan söylemleri burada defalarca gözlemledik. Ebubekir’in, salih’in, Ali K. ve benzerlerinin AHLAKÇILIĞINA bin defa şahit olduk. Din söylemlerinin temelini oluşturan ressentiment tanrının yokluğuna delildir.
Bu en derin psikolojik sorunla yüzleşmezler.
Arzularının, yapamadıklarının, belleklerinde yavaşlattıkları biteviye yaşamların yargılayıcısıdır onlar…
Kendi arzularını kişiselleştirip, saldırı yöntemi olarak dini seçenlerdir.
Topluma 3 noktadan saldırırlar :
Ahlak
Hakikat
Adalet
Hepsi soyut olan bu kavramları din ile somutlaştırıp diğerinin tepesine binme haklılığını kendilerinde bulurlar.
Ölüm korkusu desene şuna…yokolmayı kabul edemeyen insan egosu öte bir dünya hayali ile ölüm fikrinden duyduğu, duyacağı panik halini engellemeye çalışmış olabilir…bu, insani görünebilir…fakat bir sorum var; geçen gün pencereden serçelerin zıplayıp, uçan-konan, neşeli ve ivedi, mütemadiyen cik cik, bir o kadar tedirgin…konsam mı uçsam mı..öteyim bari hallerini izledim…hayvanlar öleceğini bilmiyor ve müthiş neşeliler….inanç fikrinin semavi dinlerde dominant fikri öte dünya, cennet ve cehennem….
sormak istiyorum; e tamam öleceksiniz, emredildiği gibi yaşıyor, elinizden geleni yapıyorsunuz, kurallara uydunuz…gerekirse cihat için öldürüp gerekirse evlatlığınızla evlenerek hiçbir fedakarlıktan kaçınmadınız, dini yaymak için politize olup işin topuzunu biraz kaçırsanız da e nihayetinde Sivas’ta insan yakıp, yakılmalarına göz yumup, aynı gece onlar orada yakılınca siz başınızı yastığınıza büyük bir imanla koyduğunuz için de kesinlikle cennete gideceksiniz…. yani gitmelisiniz… gerçekten… eminim daha bilmediğimiz nice sevaplarınız vardır… günahsız olunmaz tabi…
mesela bizim gibi etiketleyip, özgür oluşlarına haç çıkarttığınız, aynı gezegeni paylaşmak zorunda olduğunuz, “gök tengri’ye, güneşe, şaman olmaya, buda’ya, mani’ye, hinduizme, inanlar, ya da hiçbir şeye inanmayanlar”la aynı gezegeni paylaşmak zorundasınız..bu da sizi hayli korkutuyor olmalı…iyi de şunu anlamıyorum…adam hristiyan ve diyor ki bana bu kitabı Rab gönderdi…sen diyorsun ki doğrusu bu; Rab kitabı güncelledi…neden sana inansın ki? öte yandan bir diğeri diyor ki çocuğumun doğumuna hera yardım etti, kalbim mutlulukla doluyor sen diyorsun ki “saçmalık”..iyi de sana ne, size ne?…bugün her dine ait kutsal kitap neredeyse her kitapçıda mevcut, çocuğunu dinine göre yetiştiriyorsun (ki bence özgür bırakmalısın), daha ne?
çok gevezelik ettim soru ya da sorunsal şu: öleceğinizi biliyorsunuz ve öte bir dünyanın cenneti ne mutlu ki bekliyor neden bir serçenin olduğunun yarısı kadar neşeli değilsiniz? bu öfkenin sebebi ölecek olduğumuzu biliyor ve özgürce bir serçe gibi şakıyor oluşumuzdaki korkusuzluktan duyduğunuz korku olabilir mi?
xenix yazdi;
“Şimdi senin inancınca peygamber aracı mı değil mi?
bir örnek vereyim öyleyse
“fatih altayli,”muhammedin sakallarina bu kadar ilgi göstermenin putculuk olup olmadigini sormustu..
cüppeli ahmet,
“o sakalin kutsal oldugunu ve kisiyi allah´a yaklastirdigini” ifade etmisti..
bu durumda
dinini “kutsal” ilan eden anlayis
elci muhammed´i fiziksel ve manevi yasantisiyla beraber bir ARACI kabullenmektedir..
Qur´an dan anladigim ve inancim,
1-nebi muhammed bir ARACI degildir
2-nebi ancak bir elcidir/görevlidir
3- her KUL gibi NEBI-ler de hesaba cekilecektir..
“Yemin olsun
-kendilerine elçi gönderilenleri muhakkak hesaba çekeceğiz
-gönderilen elçileri de mutlaka hesaba çekeceğiz…”(araf/6)
evet
kitabin riza gösterdigine razi olmayip islama eklemeler yaparak hududullahi daraltan “putperest müslümanlar” islami bir “magara dini” haline getirmis ve dünyadan/yasamdan koparmislardir..
bu
cürük/carpik anlayis “vahy´i” hayati kolaylastiran degil zorlastiran mantiksiz,
absürd,bir lokma,bir hirka ögretilerinin üretildigi bir alan haline getirerek adeta bir müslüman putperest “manastir dini” insa etmistir..
ayrica
Qur´an,arap putperestlerinin de allah´in varligini inkar etmedigini bilakis O´na yaklasmak icin cesit cesit (lat/uzza/menat vs.) tanri/ ARACI-lardan medet umduklarini anlatmaktadir tabi akibetlerini de..
slm.
Bakalım doğru anlamış mıyım.
Allah ile kul arasında aracılar yoktur.
Allah ile kul arasında peygamberler vardır.
Vahyi herkes, her şey doğrudan alabilir.
Vahyi iletmek için bir elçiye ihtiyaç vardır.
Allah ile kul arasında vahyi iletecek bir peygamber vardır.
xenix
yasadiklari kaos´un nedeni zaten budur akletmemek/sorgulamamak..
diyorsun da; dinlerde ki “number one” kural öyle değil ama.
dinler “sorgulamayacaksın” der. bu işlerin orasını burasını karıştırmayacaksın der. yoksa “yakarım haaa!” der.
Hımm bu mantığa göre;
Hac bir aracıdır. (ara bir nesne, ara bir yer )
Ezan (müezzin) bir aracıdır.
Namaz bir aracıdır. (bir takım yat-kalk niye araç olsun di mi?)
Geriye sadece dua kaldı. Hadi bakalım yaklaştın bizlere…
Eee bu durumda sen de aynı tembel kategorisne dahil oluyorsun. Ne komik adamsın ya bekir. 🙂 Ortodoks sözcüğünün içini doldurmak böyle birşey.
Sen çok fazla demagoji yapıyorsun ebubekir. Bu bana senin anladığın şekliyle (özünde de öyle olması bir tarafa) İslam inancının sahiden saygısız olduğunu gösterebiliyor çok net. Çünkü çelişki ya da olumsuz yanları konusunda en küçük bir tahammülün yok. İçinde bu derece potansiyel şiddet ve saldırganlık barındıran bir inanış oldukça yıkıcı bence. Bu, belirli bir topluluğun o inancı yorumlayış biçimi olabilir tabi.
Fakat her yansıma bir bütünün içindeki gerçeğe dair izler de barındırır!
Aracısız dinler, aracılı dinler. Şimdi anladığım kadarıyla ebubekir diyor ki, “Tanrı ile İnsan arasında bir aracıya ihtiyaç yoktur.” İsteyen tanrıya ulaşabilir veya yaklaşabilir. Ama aynı kişiye (yani ebubekire) nasıl sorusunu sorduğunuz zaman bu sefer de diyor ki “peygamberler aracılığı ile inen kitaplar sayesinde.”
Diyorsunuz ki, bu kitap anlaşılır bir kitap mıdır? “Evet” diyor, “apaçık bir kitapdır.”
Ama diyorsunuz, bu şu o ayette açıkca şöyle diyor. O zaman diyor ki “O aslında o anlama gelmiyor, bunu anlamak için şunu bilmek lazım bunu bilmek lazım.”
Ee kim anlar bunu diyorsunuz. “Şu alim, bu alim anlar” Sonuçta bu kişiler tarihte hep olmuştur, hep te olacaktır. Çünkü kitap açıksa eğer saçmadır, açık değilse aracılara ihtiyaç duyulacaktır. Her zaman da o boşluktan birileri nemalanacaktır.
Bu kimin suçudur?
Apaçık bir kitap yazamayan tanrının mı? Apaçık bir kitap olduğunu iddia ettikleri halde hiç bir şeyini açıklayamayan, anlayamayan dindarların mı? Her şeyini anladığını ve anlatacağını iddia eden aracıların mı?
Sonuç itibariyle, kutsal kitabı okuduğunuzda hayatınızda ne değişti?
Yani ya tanrı bunları düşünecek kadar zeki değil ya da bizle dalga geçiyor. Ya da tanrı yok. Ama sınavda olabilir tabi :p Onun için çaktırmayın fazla, saf ayağına yatın zaten zeki değilse bunu da yer 😀
butun konustunuz herşeyi okudumda hepinizin buyuk din kitaplarını okuyarakmı yazdınız yoksa kendi hur fikirlerinizi sunarakmı . butun kitaplarımız biz insanlara sunulan en guzel hediyedir .hangi tevrat ı hangi zeburu hangi incili okudunuzda dogru bir arayış icindesiniz 3 kitaptan hangisi deiştirilmeden bu gunumuze kadar gelmiş en ilgincide 15 dakka kuran ı arapca sekilde oku uykun gelirturkceyi roman gibi okursun maksat anlamakmı anlamak istiyorsan ciddi derecede bir bilenle blgi al. suan fars ca bile yazılsa kuran ı kerim i anlamak icin farscamı orenceksin. kuranda kuranın adı tanrı deil bu ((esmaul husna)) dır . 99 ismi avrdır şimdi siz o 99 ismin neden incil tevrat veya zeburda olmadıgını sorcaksınız acaba yokmu. 2 ci suanki incilde bile kıyamet gunuyle ilgili 7 mahşerin 4 atlısından soz ediliyor ki cok dogru hepsi kurandada var zeburdada var aslına bakarsanız kuran ı kerimde olan obur kitaplardada var ve kuran ı kerim bile o kitaplarda inecegi soylenmişken siz arastırmadan butun dinlere laf atıyorsunuz gibi geldi .
ortodoks olan cok var mıs gibi geldi bana benimdeaklıma takılan bir sey var ortodoks ve katolik ler hakkında ………………….
Gerçekte Katoliklerle Ortodokslar arasında çok büyük bir farklılık yoktur. Temelde her iki kilise de bazı ufak öğretisel (teolojik) ayrılıkların dışında hemen hemen aynı öğretisel çizgiyi takip ederler. Bu iki kilise arasında var olan farklılıklar daha fazla bölgesel ve kilisenin yönlendirilişiyle ilgili farklılıklardır.
Hıristiyanlık içinde en yaygın ve en fazla üyeye sahip olan Katolik kilisesinin kuruluşu iddiasına göre bizzat İsa Mesih ve resulleri (özellikle Petrus ve Pavlus) tarafından olmuştur. Katolik kilisesi başlangıçtan bu yana sadık ve kesintisiz bir şekilde resullerin öğreti ve uygulamalarını devam ettirdiklerini iddia ederler. ‘‘Katolik‘‘ kelimesi ‘‘evrensel‘‘ demektir. Kilisenin yönetim merkezi Roma‘da olup evrensel boyutlu olduğundan bu kilise ‘‘Roma Katolik Kilisesi‘‘ adıyla bilinir. Bu kilisenin başında öleceği güne dek seçilip, Mesih‘in görünür temsilcisi olarak kabul edilmiş bulunan ve Vatikan Roma‘da yaşayan Papa bulunur.
papa gunah islemez diyen kaş kişi var . mesih i gorebilecek kadar yasıya bilcekmi insan seytanları ile yasar seytan dedin nefistir nefsine hakim olma ihtimalini goz onunde bulunduralım ( bence dunyanın %1 i bile nefsine hakim olamaz bu kucuk oran bile dunyada butun dinleri arastırıp orenen kişiler daha fazla hangi din olursa olsun şimdi dersiniz ki bizim dinde nefis yok olmaya bilir peki put perese tapmakta bir nefis işidir herkes kendi tercihini yapar Allah(c.c.)a inanmakta nefis işidir .kuran ı tevratı zeburu ve incili tam sekli ile bilmek mumkun deil ole olsa peygamberliginizi ilan etmiş olursunuz . su an bile bilim adamları 1 ayetini bile cozemezken siz hangi aklı dengenizle soruşturmaya bakıyorsunuz ki suan son kitabimiz kuran obur kitaplara inanmayan bir musluman din kardeşimiz yoktur hepsi onlarada inanır . inancı olmayan lar arayış icindedir yok peygamber sizin aranızda yok kitap aramızda bizi bir lik yapan onların ayetleri ve emir verdikleridir ((( isa /musa /davut /muhammet ((s.a.s.)) olmasa hangi din kitabı aracı olmadan yollanırdı bizimle allah (c.c.) arasında o 4 kitaptan biri olmasa biz ne orenirdik . her kitap arasında bir aracı vardır . acaba sizin inandınız dinde bir aracı yokmu bir cok hikaye var putperesler ile ilgili ne bilim ataistlerle ilgili siz dininizi yasayın birakın laf atmayın herkes kendi nefsiy ile hareket eder yasar ben kalu beladan beri muslumanım sukurler olsun 4 kitapta benim kitabımdır. hepsi dogruları soyler ama insanlar tarafından deiştirilmiş kitaplar haric….
biri dua ya laf etmişti onuda unutmadan gecemicem dunyadaki butun canlılar dua eder sen nasıl tanrına dua ediyorsan tasıda dua ediyor cicegide sunu anladımki dua etmek senin anlattıgın dinde yokbende ole bir din bilmiyorum sen benim gozumde hic bir şeysin arastırmadan okumadan sırf muhalefet olsun die yazmıs oldugun hur idaren aklı olan arayıs icinde olur arayıpta bulmadın bir şey var onu biliyorum ama ne aradıgını kendn bile bilmiyorsun bence sen ilk kendin ne aradıgını bir bul oren sonrabir şeye laf soyle derim.
her kimi kırdım yada uzduysem af ola ((( sadece arastırdınız şeyleri yazarsanız sevirinirim bizde orenmiş olur hangi din bize uygunsa ona gitmekte tabiki ozgusunuz . keske butun herkes islamiyeti secse yanlış fetva verip muslumanlıgı kirletenleri allah ((c.c.))katında azabları iyi olmayacak . allah (c.c.) affetsin diyelim
“biri dua ya laf etmişti onuda unutmadan gecemicem dunyadaki butun canlılar dua eder sen nasıl tanrına dua ediyorsan tasıda dua ediyor cicegide sunu anladımki dua etmek senin anlattıgın dinde yokbende ole bir din bilmiyorum sen benim gozumde hic bir şeysin arastırmadan okumadan sırf muhalefet olsun die yazmıs oldugun hur idaren aklı olan arayıs icinde olur arayıpta bulmadın bir şey var onu biliyorum ama ne aradıgını kendn bile bilmiyorsun bence sen ilk kendin ne aradıgını bir bul oren sonrabir şeye laf soyle derim.”
Canım sen bi mala vur bişeyciğin kalmaz.
kutsal kitablarda yazılan herşeyi orta zekada biri anlayamaz mı , yoksa yazılanları anlamak için alim mi olmak gerekir , nedir burda ki idda? benim gördüğüm, inanların , kutsal kitablarda yazılanlarda derin anlamlar olduğu için anlayamayacaklarını düşündükleridir,
bu bana çok garip geliyor
Şu dünya var ya..
Evet?
Al eline portakalı..
Aldım.
Ahan da böyle bişiii..
Nassı yani?
Nasılı var mı, bildiğin portakal gibi diyorum yauu.
Yuvarlak yani..
He valla, resmen portakal..
.
Kutsal kitaplar, bu basitlikte açıklamaları yapamayacak kadar komplike kitaplardır.
Kur-an’in guzel bir tarafi var : Cildi ve kabi
Bazen düşünüyorum, peygamberler sözümona sonsuz güçte ve zekadaki tanrının elçileri. Elektirkten haberleri yok, dna, virüs, bakteri, insan hakları, hayvan hakları, çevrecilik konusunda karşımızda olsalar 2 sözcüğü bir araya getiremezler şu anda. 4 işlem bilmezler, binden elli çıkarıp 950 diyemezler de ” Nuh kavmi içinde bin yıldan elli yıl eksik olmak üzere bulundu” derler.
Gökyüzünü kubbe zannederler, uzaya çıkarlar tanrı ile ibadet pazarlığı yaparlar, Ay’ı ortadan yararlar (!)
Bide canıtın santana vardı kayseride o da iyi vuruyodu topa he.

Okumak istersen kitap senin içindedir. Ticaret ve siyasetle birlikte baskısını yapıp satmayı düşündü işte. E çeviride iş yok dolayısıyla anlam değişiyor hocam 🙂
Mesela bu kitabın çevirisi yapılmaya başlandığı tarihten bugüne kadar türlü mihraklar aşikar olmuş. Kitabın bozuk çevirisini ikimizde okuyoruz, ben çevirinin bozuk olduğunu söylüyorum o çevirinin ”insan bozuktur” dediğini anlamış olduğundan bahsediyor. Yetinmiyor beni de kendi gibi bozuk sanıyor. Yahu bu çeviriye göre bu sonuç çıkmaz çıkarıyorsan sende bi bozukluk var diyorsun darılıyor. Sonra küsüyor kendini çarşaf çaput içinde sarıp sarmalayıp gizliyor.
Orjinalini okumak lazım hocam 🙂
Dolayısıyla bu kitaplar bi tuhaf efenim nerenden anlarsan anla müsait yani.
🙂
Portakal örneğinden devam edelim..
Denmemiştir ama, eğer denmiş olsaydı bile.. kırk dolapla söylenmesi gerekirdi.
Mesela portakal yerine meüczi kelimesi kullanılabilirdi.
Meüczi’yi ben salladım, gel gör ki; döşşek.
..Olabilirdi anlamı.
Neymiş?
Döşşek.
Koyduk kenara..
Sonra bu kelimenin bölünmesi icap ederdi.
Muic kökü önem arzederdi.
Çünkü o da Mençik’ den türetilirdi.
Mençik’se arapça turunçgilleri ifade ederdi.
Demek ki neymiş?
Min-el kulli alemüün zımmi (üstünde gezindiğiniz şu dünya) bila kuvvetüyl meüczi. (turunç gibidir de bilmezsiniz)
Evet evet, böyle söylenmesi icap ederdi.
Kutsal kitabın raconu budur.
Kangele de Kayserispor’un Arjantin’li topçusudur.
Portokal mortakal dedik diye..
Kafa bulduğumu filan düşünenler olmuştur ama..
Buyrun deve yumurtası.
Ciddiyim haa…
Dediğim gibi, kutsal kitap raconudur bu.
Meletmeden olmaz.
Neyden mi bahsediyorum?
Naziat suresi 30. ayetten elbet.
..vel arda ba’de zalike deha-ha
Tercümelerine bakıyoruz sonra;
..ve dünyayı serdi döşedi.. yerküreyi yaydı.. yeri yayıp yerleşime hazırladı.. yaydı.. serdi.. döşedi..
Yok yok..
Öyle değilmiş meğerse.
Buyrun doğrusu; “..ve yeri de yumurta biçimine soktu..”
Gördünüz mü raconu?
Bakın bu da izahati;
“Arapçadaki deha-ha kelimesinin anlamlarından birisi genişletmek, sermek ve yaymak iken, bir diğeri arapça dahv kelimesinden türemiş olup deve yumurtası anlamına gelir. Bilindiği gibi dünya tam bir top gibi yuvarlak değildir, biraz elipsoiddir. Eğer deve kuşu yumurtasını incelerseniz o da elipsoid şekildedir. Bu tam 1400 yıl önce söylenmiştir..”
İnanmayan aşağıdaki linke tıklasın.
ve yeri de yumurta biçimine soktu
Deha-ha..
Sermek..yaymak..
dahv kökü ama yumurta..
Öyle işte.
Racon gereği.
Doğru düzgün, götsüz köksüz söylersen olmaz.
İlle bi dolap olacak.
Virütik bir enfeksiyon diyeceğim ama.. neyse.