MUHKEM ve MÜTEŞABİH Ayetler

Bütün dini kitaplar best seller olmuş kitaplardır. ve bu eserlerin tek sahibi Allahtır. biz müslümanlarda Kuranı Kerimin Allahın eseri olduğunu bilir ve iman ederiz. İncil ve Tevratında Allahtan geldiğini fakat tahrif olduğuna inanırız Hiç bir insan eserine benzemeyen kitabımız Kuran ne roman tarzı nede hikaye kitaplarına benzer. İlk defa okuyanlar yada inancı az olup fitne için arayanlar Kuranın içinde eskilerin hikayesi diyecekleri o kadar şeyi bulup çıkarırlar ki aslında o ayetler farklı yorumu olan ayetlerdir.

Bazı kesimler diyeceklerdirdki: nerden çıktı bu farklı anlamı olmak hususu. Şimdi, eserin sahibi olan Allah Ali imran suresinde öyle noktaya temas etmişki. Kuranın okunması için gereken klavuz bu olmalı cinsindendir. Ali İmran suresi 7. ayetinde Allahın bildirdiği üzere Kuran muhkem ve müteşabih ayetler olarak farklı iki kategoride incelenmelidir. Elmalılı Hamdi Yazır Ali İmran suresi ayet 7-Sana bu muazzam kitabı indiren O’dur. O’nun bir kısmı anlamları kesin olup kitabın temelini oluşturan ayetlerdir. Diğer bir takımları da anlamları benzeşik olanlardır. Ama kalplerinde bir yamukluk bulunanlar fitne aramak ve keyiflerince yorumlamak için sadece anlamı benzeşiklerin ardına düşerler. Halbuki, onun gerçek yorumunu ancak Allah bilir.

İlimde derinleşmiş olanlar da: “İnandık, hepsi Rabbimizdendir. ” derler. Bunları özü temiz olanlardan başkası düşünemez. özellikle müteşabih ayetler, farklı anlamlar içerdiği için Kuranın özünü anlamayanlar tarafından farklı anlaşılır ve bu günlere kadar gelen yanlışlıklar bu müteşabih ayetlerin ayrımının yapılmaması ve halka ve Kuranı okumayan insanlara anlatılmadığındandır. ve kalbinde iğrilik bulunanlarda Ali İmran suresi 7 de anlatıldığı gibi bu ayetlerinn peşine düşerler. Biz Kuran dostları olarak İyi yaklaşımlarda bulunduğumuz için anlamak anlamak yüce yaratıcının ne demeye çalıştığını anlamak için çalışmalıyız. Şimdi eserin sahibi bize Kuranı böyle okuyun dediği halde bu gün 80 milyon nüfusu olan Türkiyeyi örnek alalım. kaç kişi bunu biliyor yada kaç müfessir Kuranı iki kategoriye ayırmıştır ? Kuranın hangi ayetleri müteşabih hangileri muhkem diye ayırıma gitmişlerdir ? Arap ülkelerinde durum nasıldır bilgim olmadığı için bu konuya geçiyorum.

Müteşabihin anlamı; yoruma açık ayetlerdir. farklı anlam içerebilen ayetlerdir. üzerinde düşünülmesi gereken ayetlerdir. Muhkem ( yani kitabın anası ) olan ayetlere benzemez. bence yapılabilecek en önemli iş Müfessirlerin, din adamlarının ve ilahiyatçıların ortak çalışması olan bir Kuran meali olması ve müteşabih ve muhkem ayetlerinin belirtilmesi ve insanlara anlatılmasıdır. Yukarıda ali imran suresi mealini sadece bir örnek olarak vermiştim. daha iyi karşılaştırma olsun diye diğer müfessirlerdende örnekler veriyorum: Ali Bulaç 7- Sana Kitabı indiren Odur. Ondan, Kitabın anası (temeli) olan bir kısım ayetler muhkemdir; diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne çıkarmak ve olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun tevilini Allahtan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise: Biz ona inandık, tümü Rabbimizin katındandır derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. Diyanet Vakfı 7. Sana Kitabı indiren Odur. Onun (Kuranın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab`ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar. Edip Yüksel 3: 7 O ki sana bu kitabı indirdi. Onun bazı ayetleri kesin anlamlıdır (muhkem), ki bunlar kitabın özüdür. Diğerleri de benzer anlamlıdır (müteşabih).

Kalplerinde hastalık bulunanlar, insanları şaşırtmak ve farklı anlam vermek için benzer anlamlı olanlarının ardına düşerler. Onların gerçek anlamını ise kimse bilmez, ancak istisnadır ALLAH ve derin bilgiye sahip olanlar “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır, ” derler. Akıl ve anlayış sahiplerinden başkası öğüt almaz. 2 Elmalılı Hamdi Yazır 7-Sana bu muazzam kitabı indiren Odur. Onun bir kısmı anlamları kesin olup kitabın temelini oluşturan ayetlerdir. Diğer bir takımları da anlamları benzeşik olanlardır. Ama kalplerinde bir yamukluk bulunanlar fitne aramak ve keyiflerince yorumlamak için sadece anlamı benzeşiklerin ardına düşerler.

Halbuki, onun gerçek yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar da: “İnandık, hepsi Rabbimizdendir. ” derler. Bunları özü temiz olanlardan başkası düşünemez. Süleyman Ateş 7. Kitabı sana O indirdi. Onun bazı ayetleri muhkemdir (ki) onlar Kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabih(birbirine benzeyen, sonucu tam bilinmeyen)dir. Kalblerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak, uyardığı sonuca uğra(yıp belalarını bul)mak için onunmüteşabih ayetlerinin ardına düşerler. Oysa onun tevili(uyardığı sonucun ne zaman gerçekleşeceği)ni Allahtan başka kimse bilmez. İlimde ileri gidenler: “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. Sağduyu sahiplerinden başkası düşünüp öğüt almaz. Yaşar Nuri Öztürk 7 Kitapı sana indiren Odur: Onun ayetlerinden bir kısmı muhkemlerdir ki; onlar Kitapın anasıdır. Diğer ayetlerse müteşâbihlerdir. Şu var ki, kalplerinde bir eğrilik ve bozukluk bulunanlar, fitne aramak, onun teviline öncelik tanımak için Kitapın sadece müteşâbih kısmının ardına düşerler. Onun tevilini ise bir Allah bilir, bir de ilimde derinleşmiş olanlar. Bunlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimizin katındandır. ” derler. Gönül ve akıl sahiplerinden başkası gereğince düşünemez.

28 yorum “MUHKEM ve MÜTEŞABİH Ayetler”

  1. Şu Sure’lerdeki, şu ayetleri Muhkem’dir; şu Ayetlerde Müteşabih’tir diyebilen ya da Muhkem olanlara ve Müteşabih ayetlere birkaç Örnek gösterebilir misiniz, diye sorabilen bir Allah’ın-Kulu 14oo seneden beri işitilmiş midir?

    Sizleri bilemem, lakin ben henüz işitmedim. Şayet işittim diyebilen olursa; yanlış algılamışlardır diyebilirim. Çünkü Muhkem ve Müteşabih Ayet/ler “et’le – tırnak” gibidir ve aynı ayette Tanrı’nın anlatmak istediği MUHKEM; Arap Kuran-Aliminin anlamak istediği/istedikleri ise Müteşabih’tir.

    Mesela: ZÜLKARNEYN’in Muhkem anlamı Tek ve Bir’dir yani, Muhkem olandır, “DEĞİŞMEZ / değiştirilemez”dir.
    Peki diyeceksiniz, biliyorm; “neymiş bu Muhkem ZÜLKARNEYN?” ..
    Efendim, Canlıya hayatiyet bahşeden “Kan-Dolaşımı”dır denilebilir kısaca. İki Boynuz’dan Büyük olanı “Büyük Kandolaşımı”, Küçük Boynuz da, “Küçük Kandolaşımı” değil midir? Aynı Hayat-Nehri’nin Bitkilerdeki tanımı ise, Öz-Suyu’dur.

    ZÜLKARNEYN’in Müteşabih olanı ise Tek değil, yüzlercedir. Peygamber’dir, Uzaylı’dır, yok efendim Büyük İskender’dir, Oğuz Kaan’dır, Türk’tür, hayır Grek / Yunan’dır, vs.-ws-vb ….. ve Müteşabih ZÜLKARNEYN’i bilmeyen / tanımayan Kuran-Alimi / İlahiyatçı yoktur ..


    ZÜLKARNEYN gibi Kuran’ı da tanıyan / tanımayan herkes için aydınlatıcı olabilecek güzel / harika bir Forum başlatmışsınız, daha sonra dewam edelim efendim .. teşekkür ederim.
    Esenlikle (Ğ – Q)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Kalbimde yamukluk var ve fitne arıyorum.. Şimdi ben bu muyum?

    Evet evet, saçma olan şey insanın bu dünyadaki yabancılığı olmalı.. Belki de Albert Camus haklı, felsefenin tek problemi intehar problemi.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. “Siccin Kitabı” için ve
    “İlliyyun Kitabı” için AYNI tanımlama yapılmıştır :
    “Kitab’ü merKumü ( 83 / 9 Mutaffifin 20 )” .
    İkiside “et’le tırnak” gibidir, çünkü; AYNI Kur’an Kitabı’dır (= 15/87 Hicr +//+ 52/2 Tur 3).

    Fakat “Siccin Kitabı” alçaltıcı / rezil edici’dir ki, Müteşabih Kuran anlayışıdır.
    “İlliyyun Kitabı” ise yükseltici olan Muhkem Kuran anlayışıdır.

    “39 / 23 Zümer” ayetinde, bu “İkili Kitap” konusu “mesani” sözcüğüyle açıklanırken,
    aynı ayette “Müteşabih-en- Kitap” deyişiyle;
    Muhkem Kuran’ın // Müteşabih Kuran’a dönüştürüleceği ve
    bunun “Muhkem Kuran (!?)” imiş gibi yutturulacağı anlatılmak istenmiştir
    ki;
    14oo yıldan beri bu nedenle ortalıkta boy-gösteren İkili Kitabın
    sadece yamultulmuş olanıdır (= 39/23 Zümer 22-40).

    Kim/ler yapıyor bu yamultmayı? Tabii ki,
    Kuran Erbabı Kitapehli / Ehlikitap yani,
    kalplerinde yamukluk olan Sarıklı Yobaz’lar ordusu ortaçağ Kur’an Alimleri ..

    Yani Sevgili Gamaro’yu başında Sarık’la gördüğümüz gün,
    altın kalbini yamultmaya başladı diye kuşqulanabiliriz. Hatırlayacaksınız,
    Yüce Atatürk demiştir (mealen): “Cumhuriyetçiyim diyenlerden Cumhuriyete küfür edenler olacaktır” ..
    Aynı şekilde, Kuran’ın ırzına geçenlerin; Kur’an Erbabı olduğu,
    işte bu Muhqem / Müteşabih anlayış yamukluğu ile,
    yine Kur’an / Kuran tarafından tefsir edilmektedir ..

    • .. // devam edecek .. (Ğ – Q)
    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. “3 / 7 Al’i İmran” ayetine göre,
    makbul olanın “Muhkem Ayetler” olduğu ve
    haliyle Muhkem Kuran’ın ESASInı / Ana Kitabı teşkil eden
    “değiştiril-e-mez” bilginin / öğretinin,
    bu muhkem kriterlere kurgulandığı açıklanırken;
    bu apaçık Mesaj da müteşabihe dönüştürülerek engellenip tutsak edilmiş
    yani, içinden pazarlıklı sinsi Kuran-Alimleri tarafından
    Allah’a şöyle bir karşıt Mesaj verilmiştir :
    “- biz/ler de Senin Muhkem Ayetlerini (ki, O KİTAP’tır) işte böyle Müteşabih yaparız ve
    hadi bakalım mademki herşeye gücün yetiyormuş,
    şimdide onları hadi yeniden Muhkem yap da görelim,
    hodri meydan !!! ( 15 / 9 Hicr 10-13 ) ..

    Ayetteki (3 / 7 A-İ) “ANA” sözcüğü; Ana-Bilimdalı” gibi “ESAS-Kitap” vb “ANA- Kitap” anlamını yansıtırken,
    beraberinde “Muhkem” tamlamasıyla “meşru Evlat” olan değiştirilEmez “Tek Evlat” vb “Öz-Evlat” enerjisini de
    koruyup mahfuz tutmaktadır (= 85/19-22 Büruc).

    Müteşabih Ayetleri burada 14oo yıllık ağacın etrafından fışkıran ve
    (budanmamış) “Piç/leri” tabir edilen sürgünlere benzetmek mümkündür.
    Çünkü ANA aynı Öz-Enerjidir ve fakat Evlatlar gayri-meşrudur, çünkü
    Enerjisi Beşeri’dir, Deve-Çobanları Hadisçilerin apaçık Kuran’a tecavüzleriyle hasıl ettikleri
    gayrımeşru / “Piç Ayetler”dir.
    Çünkü gerçek ve Muhken Kuran’la hiç alâkası olmayan Kutsal Arap Put’larıdır,
    kelalâka arabi dublaj ve montajlardır (= 3 / 78 Al’i İmran 138) ..

    Örneğin ZÜLKARNEYN üzerine uydurulmuş yüzlece Müteşabih Şeytan-Ayetlerinin herbiri
    Kuran’a dikilmiş “Zülkarneyn Putları”dır.

    .. // devam edecek (Ğ – Q)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. yok, hani yanlış anlaşılmasın; yazdıklarımda yanlışlıklar olabilir ve bizler milletçe herbirimiz Kuran’ı herkesten daha çok bilenler değil miyiz?
    diğer taraftan bu “www” nin World-weite yani, dünyanın hertarafına açık olduğu gözönüne alındığında
    “www.sonsuz.us” un böylesine hassas Forum’undan ;
    Kahire İmamı el-Ezher’in, Kâbe İmamları’nın, Acem Ayetullah’ların, İslamın Genel Sekreteri Bay Ekmelettin İhsanoğlu’nun, bizim pek Muhterem Diyanetimizin vb (Kayserili tabiriyle) aynı deliğe işeyen İmam Başbakanımızın,
    Erbakancı sofu Başkomutanımızın, Yüksek İlahiyatçılarımızın … bi’şekilde bi’haberdar olması mümkün müdür?
    Vakit/Akit, Aksiyon, Yenişafak, Zaman / Samanyolu ve aynı deliğe çöğdüren diğerleri ..
    hepiniz Pensilwanya tatilide misiniz?

    bana dünyanın heryerinden erişebilir, “düzeltme / korrigieren” yapabilirsiniz. lütfen bundan sonra beni yalnız bırakmayınız, Foruma renk katınız, çekinecek bi’şey yok, biz adam yemeyiz,
    Ewrensel Hukuk önünde herzaman boynumuz kıl’dan incedir ..

    örneğin şu “2 / 146 Bakara” ayetinde, GİZLENDİĞİ beyan buyurulan Özne / Nesne;
    Sonpeygamber midir, yoksa O KİTAP mıdır??
    hani şu Muttaki’lerin doğruluk rehberi olan “O KİTAP ( 2 / 2 Bakara )” ..
    nerede bu Muttaki’ler, hangi Planette’dirler ve O KİTAP ne zaman telaffuz edilmeye başlanacak??
    tenvir buyurursanız minnettarınız olurum efendim.

    • .. // dewam edecek (Ğ – Q)

    NOT: yorumlarımın sorumluluğu tamamen şahsımadır*

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. “2 / 146 Bakara” ayetinde GİZLENEN ve DEĞİŞTİRİLEN Kuran Hakikatinin;
    “Dolap-Beygiri Muhammet PUTU” değil, O KİTAP gerçeği olduğuna dair
    bilgiyi destekleyen “2 / 121 Bakara 41” ayetlerinin
    “Çift Dikiş” konumundaki
    akraba / kardeş ayetleri şunlardır : “3 / 187 Al’i İmran”, “6 / 20 Enam 114”.

    Dolap-Beygiri ya da Bostan-Beygiri, ne kadar çok dönüş / tekrar yaparsa; Bahçıvanın Bostanına Su akıtan
    dönme-dolap kovalarına o kadar çok suyu doldur / boşalt / doldur … yapmış olur.

    Kuran’daki Gerçek Muhammet-Peygamber’le hiç alâkası olmayan, Dublör arabi Muhammet PUTU da;
    ayetlerde olmadığı halde / var imiş gibi ayetlere monte edilip, bu sayı çoğaltıldıkça;
    din madrabazlarının rantiyeci dönme-dolaplarına da o kadar çok beleş / hampa menfaat temin edilmektedir. Yani,
    masumane (kılıf) görünüşlü Muhammet ismini çoğaltmayla, sözde Muhammet yüceltilirken;
    aslında yüceltilen dönme-dolabındaki dolmak ve doymak bilmeyen rantiyeci kör-kursak’lardır bir,
    ikincisi Sonpeygamberin kemikleri sürekli sızlatılmaktadır.

    “Çift Dikiş” konusu, DNA’nın çifterli Sarmalına benzetilebilir ve örneğin “2/146 Bakara” ile “6/20 Enam”;
    DNA ve orijin Kopyası gibidir.
    “Çift Dikiş” düzeni, tahterawalli düzeninde;
    Kitabın Furkan-Mizanını temin eden Mantık silsilesi dahilinde bağlantılı olabilir (mi?)
    diye kendimce düşünce ufuklarında gezinirken,
    “düşünce zincirlerine cewaplar” konuşmalarından birinde Uzaylı Bülent Çorak,
    taşı gediğine nasıl oturttu dersiniz? (15 sene önceki BİLGİ Kitabı Semineri hatırasıdır)
    “- Onlar Çift Dikiş yaparlar ..” yani, Uzaylı Bilge/ler ‘ nin Kuran ayetleri, ewet çifterlidir (36/36 Ya-Sin) ..
    (Dünyalı Wedia Bülent Çorak’ın, Olimpos Tanrıları gibi / İkizi gibi görünebildiğini, Sn Agnostik’e cewap mahiyetinde,
    daha önceki panelde / BİLGİ Kitabı Forumu olabilir, yazmıştım “Pink Panterler”)

    Şimdi “2 / 146” ve “6 / 20” Muhkem ayetlerinde tespit yapmamız gereken 2 önemli nokta şudur:
    * Muhkem ayetlerle anlatılmak istenen Muhkem Hakikatler GİZLENİP / DEĞİŞTİRİLEREK,
    O KİTAP gibi Muhkem olan ne varsa, tamamı Müteşabihe dönüştürülmüştür.
    * “Tek Dikiş” görünen ayetlerin, “Çift Dikiş” olması gereken benzeri eksiltilmiş,
    Hz HUDİ Osman Halife’den önce, hırsızlıkla çalınmış ve
    “Aişe’nin Keçisi yedi” denilmişir (teferruata girmiyorum).


    Bu elit ve aydınlatıcı Forumu hazırlayan “Sn Metafizik 19”, takdim / sunu yazısında dikkat edilirse;
    Tevrat ve İncil’in TAHRİF edildiği görüşünün bemimsenmiş olduğuna değinmiştir ki,
    klişeleşmiş arabi İctihad / Teamül / Gelenek dayatmasının sonucu olarak,
    Sarıklı Kuran Ulemasının Müteşabihi Muhkeme dönüştürmesinin
    karakteristik gözboyama / yutturmaca / aldatmaca / sömürü manipülasyon örneğidir (yerseniz) ..
    Ve Metafizik-19 ‘un bunu pek yemediği, ancak gar-gara yaptığı sezinlenebilmektedir.

    Şimdi “3 / 3 Al’i İmran 4” ayetlerinden, arabi teamül anlayışına göre
    “FURKAN” sözcüğüyle anlatılmak istenen “Kuran’ dır(!?)” ki,
    müteşabih / uydurma anlayış / yorum’ dur; fakat Muhkem’in hükümranlığına çöreklenmiştir.
    Halbuki Tevrat ve İncil’in, Furkan Kitapları olduğu yani, TAHRİF edilmediği
    ve bunun Kuran tarafından da (müteaddit) tasdik edildiği,
    anlatılmak istenen Muhkem Kuran (O KİTAP) Hakikatidir (= 2/53 Bakara +//+ 6/91 Enam +//+ 21/48 Enbiya …).
    “6 / 91 Enam” ayetindeki Muhkem / Müteşabih kawramlarının ters-yüz edilişi,
    din madrabazlığının apaçık yazılı (meal) BELGElerinden bir diğeridir.

    • .. // dewam edecek (Ğ – Q)
    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. “ikincisi Sonpeygamberin kemikleri sürekli sızlatılmaktadır. “

    Maaşallah çok iyi saçmalamışsın. Sen bu birbirini biteviye dışlayan ve iten, biteviye bir debdebe içerisinde oradan oraya sıçrayan ifadelerle hangi deruni vaziyeti faş eyliyorsun acep ey derviş dahi olmadan göçüp gitme ihtimali kuvvetli olan.

    Burada İslam konusunda dayatmacı replikler tekkerrüe eylemek hangi hakiki saikin desturlu yansımasıdır?

    İslam dinini 5 vakit namaz yalanıyla duvara tapınma sanatına çeviren ‘ehl-i kıble’ zihniyetinin son Peygamberin kemiklerini nasıl sızlattığını ayan etmek asli sorumluluk görülmüyor sanırım.

    Buradaki inançsız kişi diyor ki; ben inanmıyorum kardeşim. Haaa demek ki İslam aracı kabul etmediği için böyle diyen kişilerin kafasına kafasına ayet vurmamak son Peygamberin dahi yaptığı bişey değilken bir biçarenin yapmaması gereken özlü davranıştır.

    Son Peygamberin kemiklerini sızlatmamayı böylesine önemsiyorsa kişi aslen ne yapıyor olduğuna iyi bakmalı yoksa gazap nereden gelir kim bilebilir. Elbette Allah bilir. O halde hangi davranış İslamın kabul ettiği davranıştır, hangisi değildir iyi süzmeli akıl ki taklaya gelmesin uslu yaşarken.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Saygıder Ejnebi Dostum ;

    neyin dewam edeceğini sormuşsun, da;
    Muhkem / Müteşabih Ayetler konusunda daha bazı şeylerin söylenmesinin dewam etmesine
    ya da son werilmesine dair, izniniz olursa
    daha bazı asıl Yabancıların fikirlerini de öğrenelim derim.

    Mesela; takip-edebildiğim kadarıyla diğer Forumlarda Cariye, Köle/lik vb
    konularda “mantıksız ayetler” üzerinde hararetli tartışmalar sürdürülüyor.
    Gizlenen / değiştirilen / eksiltilen / inkar-edilen ayetler gibi,
    bu tür “mantıksız ayetlerin” de Kitaba sonradan “sokuşturulduğu” düşüncesindeyim.
    Fakat daha önce, işte bu Muhkem / Müteşabih Ayetler konusunda
    söylenmesi ve bilinmesi gereken daha bazı Kuran gerçeklerinin açıklanması gereği
    bana daha uygun gibi göründü efendim (“32 / 23 Secde” gibi) ..

    işte bu bakım/lar’dan
    * .. // dewam edecek (Ğ – Q)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. “Mesela; takip-edebildiğim kadarıyla diğer Forumlarda Cariye, Köle/lik vb
    konularda “mantıksız ayetler” üzerinde hararetli tartışmalar sürdürülüyor.
    “

    Mantıksız ayetlerin olduğunu mu söylüyorsun yani? Hiçbir alkoliğin ben bir alkoliğim demediği gibi öyle tahayyül ediyorum ki hiçbir ecnebi de ben ecnebiyim diyemiyor. Hal böyle sirayet ederken şahsınızın cümle-i ayinesine hangi yabancılığın merakına iştirak buyurmuş olduğunuz hususunda şüpheye vardım. Vardım ki ne göreyim insan-ı mahlukât akli bir yorgunluk ateşiyle uzanmış boylu boyunca, giden zamanın esrik dönemlerinden daha da öteye. Bu bir ahvaldirki dedim rabbim yarılışların ve oluşların iç içe dürülmüş sırlarını bilir hangi kulağa fısıldayacağını. Bu ve daha ötesi kayboluşlar içre ince bir merak saldı beni sorgu sual iline. Vardım varmasına ki ne göreyim bir çölde çıplak ayaklarıyla güneşe yürüyen bir beden altın gibi ışıldıyor ufukta. Dedim ne yapmalı varıp yetişmek için o makama? Geldi bir ses derunumdan dedi bilmek istersen hakkıyla rabbinin esrarını çok düşün, aklını rehber kıl yüreğine.

    Halimde iyiden iyiye bu mertebeye varmışken zatınızın sıçrayan cümlelerinden hakiki olana dair sahici bir gayret bulamamanın şakınlığıyla döndün candan içre bir mekâna. İçinde bir kandil yanmış, etrafında bedenler tutuşur. Sordum, danışdım varlığın sahibi bildiğim sultana dedi ayan ol içindeki insana. İşte bu sırrı sakladık Kur’an’a. Baktım yer kızıl gök kızıl göründü bir yeşil vaha. Topladım kollarımı dağılan yanlarından, kırdım dizlerimi en kuvvetli bağlarından, başım düştü kabimin üzerine işaret etti gözlerim kalbimde yanan kandili. Baktım sıçrayan sözcüklerin arasında lalettayin serpişmiş hakiki sual zerrecikler gibi. Ah bu kusma, bu bulantı, bu anlamsızlık ve bu anlamlandırmak gayretinde oldukça mutlaka varacak bir mecra bulan tuhaf varlık. Bir aşaktan öte değildi oysa milyonlarca yıldır söylenen fıkra.

    O ruh ki ayan olmadıysa o aşka ne söyler dili, ne duymuş kulağı ne bilsin aklı mefta.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Su akar..

    Hani aşık olunca dünyayı toz pembe görür ya insan.. Hani bu köhne düzen bile o zaman gözüne eskisi kadar batmaz; sanki gözüne perde iner, maşuğuyla birlikte değilken, onunla buluşacağı anı düşünür; birlikteyken gözlerinde erir, kendini kaybeder.. Yani lafın kısası, artık maşuk, kendinden önemli, üstün olmuştur. Gerçekliği kaybeder bir süre sonra; onun yaptığı hatalar bile doğru gelir, ve bazen kırılsa bile; hep affedip; hatta sonunda kendisini haksız çıkarır ya haklı olsa bile ..

    İşte böyle bir durum olsa gerek aşk.. Konu ne olursa olsun, soru ne olursa olsun; o şiirler, şarkılar söyler maşuğuna..

    Aşkı böyle histerik yaşamak; insanı buna iten psikoloji ona varma(dönüşme) isteği mi; yoksa bir kendinden kaçış mı..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. “Aşkı böyle histerik yaşamak; insanı buna iten psikoloji ona varma(dönüşme) isteği mi; yoksa bir kendinden kaçış mı..

    “

    Tebrik ederim sn levinstayn. Çok can alıcı bir soru. Bana kendinden kaçış gibi geliyor…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. “bir söz söylerim, yüz türlü manaya gelir; biri bende bikr kalır” diyor Şems,
    aynen “Xenix” gibi (Zenta ile okunur).

    Dünya Rabbi Atatürk’ün Yüce BİLGİ Kitabı’nda (The Knowledge Book),
    Şems’in bir İsmininde “Uçan Hollandalı” olduğu yazılmışltır ki,
    bunun ne alâka olduğunu düşünürken,
    Uzaylı genç Bayan Anket-Formu ile yanıma gelip sormuştu fi tarihinde :
    “- şu anda ne düşünüyor sunuz?” // bende demiştimki :
    “- Walla ablacıım; ne Rikard Ştraus’u tanırım, ne de Nota’dan anlarımmm”

    İşte buna benzer nedenlerle, Edirnekapı’da top oynadığımız çocukluk arkadaşım Ataman beni gördüğünde daim demiştir: “- na’ber Allahın kırosu?” Bunun böyle olmasının bir nedenide halâ Q ile K harfleri arasındaki farkı ayırd edemeyişimdir.

    Dünkü gazetelerde Barragq Obbamma’nın çene fotoğrafındaki buruşukluk;
    bana göre “anlayamadım” ın ecnebice tercümesidir = “i cann’t understand”.
    Halbuki hep “yes, we can” demez miydi?
    öyleyse, bazen de “buggy-buggy” ..

    Şimdi ağzından kawunacısı Bal damlayan “Ejnebi Dost”, imbikten süzdürdüğü canım Türkçemizi,
    tıpkı Eyüp-Peygamber gibi öyle muhteşem çağıldatıyor ki;
    bir an Samanyolu ile Hezekiel’in Hücrelerindeki Galaxilerin sürtüşüp tutuşarak
    alew-alew Çöle yağdığını gördüm, develerin Bedewi çobanlarıyla işediği çamurlu Çöl değil.

    Aşkın Kanunda tutuştuğu çölde,
    “- ben bir Alkoliğim” diyemiyorsa bir Can; demek ki,
    Jhonny Cash gibi Uşşak’tan da bibehredir.

    İşte o Canın gözünün yağıyla emzirdiğim Sarı-Güllere,
    28 ayar Kurdale keseyim derken,
    serhoşlukla sormayı unutmuşum :
    Eyüp’ün merhametli ve mantıklı Allahı ile, Muhammet’in merhametsiz ve mantıksız Allahı
    başka Ewrende mi hükümran??

    Bir demet Ot ile, “yüz Sopa”;
    Kadının zarif bedeninde aynı İz midir??
    Muhammet’in Allahı merhametsiz ve mantıksız değilse;
    Sünnetullah mı değişmiştir, yoksa merhametsiz ve mantıksız olan Putperestler mi ayetleri değiştirmiştir??

    O hassas bedendeki her Hücrede Allah’ın Nuru yok mu?
    O Hücredeki Kandil’ler, Ateşböceği gibi ateş değmeden kendiliğinden nasıl Işık verebiliyor?
    Zülkarneyn’in Gücü adına, söyler misiniz lütfen;
    o Hücredeki Namaz ve Zekat nerede, ehli-kıble Arabınki nerede?? (24/35 Nur 36-37)
    Müteşabih ağaç doğuda mı, batıda mı; Muhkem bunun neresinde??

    Sohbeti lezzetli Ejnebi-Dost,
    “32 / 23 Secde” mührünü iyi/güzel açmışsın, da; dikkat et ki,
    mühürün sicimine de kendinden tutuşan Samanyolu Kandilini değdirmeyesin ..
    Samanlık tutuşursa, Samanlıktakiler ne olacaq?
    Neyse ki “Su akar-akar” yanıbaşında.

    Sewgiyle kalınız efendim (Ğ – Q)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Su akar..

    Aşk
    Yabancı tarafından Paz, 24/01/2010 – 00:40 tarihinde gönderildi.
    Aşk diye vurguladığımız duygu yoğunluğu, yönlendiği kişinin bütünlüğünü ilgilendiriyorsa bunun çok kısa süreli olacağını sanmıyorum. Bence onun adı aşk olmuyor. Sevgi oluyor. Aşk nevrotik bir durum, hastalıklı biraz, bağımlılık içeriyor. Gerçeklikten soyutlanıyorsam onun adı aşkmıdır? Biz genelde etkileniyoruz ve onunla ilgili imgelere tutunuyor ve onu öyle tanımlıyoruz.

    Duygusal olgunlukla ilgili bence. Yoksa ne aşklar gördüm, hepsinde de partnerler birbirine ‘bitek sen’ yalanını söylüyordu:) Peki niye bitiyor sonra? Benim fikrim Frankl ve Fromm’un sözünü ettiği sevgi halini deneyimleyecek olgunlukla yaşanmayan ilişkiler olduğu yönünde. Elbette bunu kabul etmek istemeyeceğiz ve muhteşem kılıflar bulacağız.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. “46 / 12 Ahkaf” ayetindeki “Musa ‘ nın Kitabı”; Tewrat mıdır, Kuran mıdır ??

    Fazla söze gerek war mı?

    Öyleyse ben sustum ..

    (Muhkem / Müteşabih ile tabiiki doğrudan bağlantılı)

    ( Ğ – Q )

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. “Aşk nevrotik bir durum, hastalıklı biraz, bağımlılık içeriyor. Gerçeklikten soyutlanıyorsam onun adı aşkmıdır?”

    Anladım sevgili levinstayn neden yalancı dediğini 🙂

    İnsan aşk halinde gerçeklikten tamamen soyutlanmaz mı? Tamam, kabul ediyorum ki eklediğin mesajı yazarken AŞK hakkında etraflıca düşünemiyormuşum. Şimdi mantık oyunu yaparak bu durumu lehime çevirbilirmiyim? Evet sanırım yapabilirim oysa zaten kurtulmak istediğim durumlardan biri de bu olduğu için samimi olup AŞK hakkında doğru düşünemeden yorum yapmış olduğumu kabulleniyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Susma hakkını kullanan tüm yorumculara teşekkür ederim,
    meşhur sözdür netekim: “Söz gümüş, sükut ise altın ve ikrardır”.
    Bu da bir başka değerli deyiş ve Yüce BİLGİ Kitabı’ndan:
    “Dostlarımız, Sizin durduğunuz yerde; SİSTEM durmaz” ..

    Bu wesileyle hemen şu kısa NOT’u ilave etmeme izin warsa, söylemek zorundayım ki;
    yorumcuya rehberlik eden yegane Kutsal-Işık, Yüce BİLGİ Kitabından az da olsa,
    mütewazı dağarcığıma aktarabildiğim çok cüz’i bilgidir.
    Yani arada Wahiy-Meleği ya da Uçan-Daire falan yokq. İşte bu cüz’i bilgi enerjisi sayesinde
    Kuran-Ayetleri biraz daha farklı ve çıplak görünebiliyor, “Kral çıplak” meseli gibi.
    Yaptığım yorumlarda bir isabet payı veya saçmalık warsa şayet, bu pay tamamen
    o enerjinin kendisine aittir. Kısacası ben ancak ve sadece bir hiç’im.

    Ejnebi Dost’un deyişiyle, şimdide “saçmalamaya” biraz daha dewam edelim,
    fakat çok merak edenler olabilir, öncelikle açıklamalıyım ki;
    Yabancı, Ecnebiye ve her ikisi Ejnebiye “Kılıf”tır (matruşka/lar gibi) ..


    *** “Musa’nın Kitabı; Tewrat mıdır, Kuran mıdır??”
    sorusunu yöneltebileceğimiz en-en-en açık-seçik ayet “46 / 12 Ahkaf”tır
    ve “11 / 17 Hud”, hemen-hemen aynısıdır (“arapça” sözcüğü dışında).

    Aynı soruyu sorabileceğimiz, buna benzer “6 ayet” daha wardır,
    toplam “7 ayet/ler” denilebilir ki,
    “15 / 87 Hicr” ayetinde sözedilen “İkili / mesani // 7 ayetler”dir ..

    • .. // dewam edecek (Ğ – Q)
    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Sen salla Ğ biz burdayız…

    Akıl sağlığı önemli bence….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. tam “Yedi Kandilli Süreyyanın Şamdanına” benzeyen O KİTAP ‘ a
    geçiş ilmiğine açılım yapalım derken;
    “sallama/lar”, “repliklerin daldan dala zıplamaları”, “aşk/lar-meşk/ler”
    vb Agnostik’in suskun Siren/leri ile;
    Kutsal mawi Işık enerjisi (farkındaysanız)
    damlacıklar boyutunda turuncu ile yarılıp
    takla attırılarak, icraatsızlar boyutuna yönlendirilmektedir.

    Newton’un Yerçekimi kurallarına bile meydan okuyan bu müthiş yöntemle,
    Çekirdeksiz Karpuz üretilebileceğini,
    hatta Cin’leri bile susturabileceğinizi,
    Hahambaşı’nın küçük oğlu Lewi’den işitmiştim (= 46/29 Ahkaf 30 +//+ 72/1 Cin) ..

    Tekfursaray’ında metruk Sinagog önünde bir taraftan Karpuzları dizerken,
    öbür taraftan Cep-Radyosunda
    “dıbıl-dıbıl” diye mırıldanan
    Şarkının hikayesindeki rezonansın ilginç boyutlarda takla atışını da,
    genç Delikanlı şöyle açıklamıştı:
    Efendim, kızı Nensi(Nance)’nin şöhreti Frank Sinatra’yı gölgelemeye başlayınca,
    Fecri Ebcioğlu işte o günlerde Franky’ye, bizim Abdullah Yüce’nin meşhur
    “bu ne Sewgi ahhh-bu ne Istırappp” Şarkısını
    telefonda dinletmiş. Dinletmiş ama,
    Türkiye’den Amerika’ya uzanan telefon hattında gündüz-gice’ye karıştığından;
    Şarkının hem Sözleri ve hem de aynı hatta kuşlar gibi dizilen Nota’ları,
    takla ata-ata Frenky’nin kulağına eriştiğinde
    dıbıl-dıbıl dıbıldaşıp
    Gece’nin Yabancı Enerjisine dönüşmüş / (the) Stranger in the Night
    // Yabancının enerjisinin Nötr ‘ e dönüştüğü gibi ..
    halbuki feraseti Yüksek oikO/Üs konumuz “Muhkem / Müteşabih” değil miydi ..

    • .. // dewam edecek (Ğ – Q)
    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. şahsıma tewcihedilen menfi düşünceler, bilgisayarın beyin trafolarını dewre-dışı bıraktı,
    Nazar değmiş olmalı ki “Ğ – Q” şifresini tanıyamayacak derecede Felç geçiren bilgisayarı,
    alçak tamirciler daha çok kötürüm ettiler. uzaylı Cin’lerin üfürükçü düşüncelerine
    Nas-Suresini okuyup, bende tükürükle düğümledim. performans biraz düzelir gibi oldu.
    büyük mawi puntoyla ilk şu tümceyi yazabildim :
    “Nazar etme , çalış Sende çözersin !”

    Fakat bu defada “Muhkem / Müteşabih” konusunda yazmayı tasarladıklarımın
    ve dün kayıt yaparken ınternet ağından kopup silinen
    “İlona” başlıklı yorumun
    uçup giden kuş sürüsü gibi, kayıplara karıştığını farkettim.
    Şimdi onları nasıl gerisin geri toparlayacığımı düşünmekten
    ve mawi enerjiyle yeniden kontakt kurabilme bezginliğiyle yorgun düştüm beklemekten
    ve bundan sonra

    • .. // dewam edecek mi / edemiyecek mi?? müphem .. (Ğ – Q)
    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
    • “6 / 154 Enam 155” ,
    • “17 /2 İsra (1)” ,
    • “23 / 49 Müminun (+ 50)” ,
    • “28 / 43 Kasas (48-49)” ,
    • “32 / 23 Secde” ,
    • “41 / 45 Fussiler (44)” ,
              • yani, “6 ayet” ve bunlara “11 / 17 Hud” veya benzeri “46 / 12 Ahkaf” ayetini
                ilawe edersek (İlona Takım Yıldızları gibi);

    “15 / 87 Hicr” ayetinde anlatılmak istenen “7 defa tekrarlanan” ayetler dizisini
    muntazam şekilde sıralamış oluruz (ki ,
    “7 ayet !?” diye uydurulan Fatiha-Suresi ile hiç alâkası yoktur; çünkü
    Fatiha’nın “6 ayet” olduğu zaten apaçık görülmektedir ve
    “7 ayet” olan Sure, sadece “Maun-Suresi”dir).

    Bunları yani, “tekrarlanan 7 ayetleri”, iç-içe istiflenmiş Tencere-Kapağı gibi düşünürsek,
    Tek ayet gibi olur; aynen “İlona Takım Yıldızları”nın Tek görünümlü yedi-yıldız sıralanışı,
    buna benzetilebilir.

    “23 / 49 Müminun 50” ayetlerinde, “İsa” ismi anılmadan, “Meryem OĞLU ve Annesi” söylemiyle
    anlatılmak istenen benzetme / tipleme de, yine
    O KİTAP ve aynı arapça Kitaptır (“46 / 12 Ahkaf” gibi). Çünkü
    O KİTAP ‘ın Kod-İsimlerinden biride “Meryem-OĞLU” dur. Çünkü, 14oo yıllık kadim Kitaptan
    “Meryem Oğlu İsa Mucizesi” gibi, hiçbir Cin ve İnsan eli değmeden / kendiliğinden ve
    DNA-Çiçekleriyle açılan yep-yeni, bilim refleksli bir Kitap açılmaktadır (= 14 / 24-25 İbrahim 26
    18/60-82 Kehf 9-99 +//+ 24/35 Nur +//+ 52/2-3 Tur +//+ 53/14 Necm 16) .

    “7 defa tekrarlanan” ayetler dizisinde (+ ayrıca “ikili / mesani” boyutu wardır);
    değişmeyen 2 demirbaş amblemden biri “Musa’nın Kitabı”dır,
    diğeri de bunun refakatçi alameti-farikası olan “O KİTAP”tır. Şöylede denilebilir :
    O KİTAP, Musa’nın Kitabıdır // ya da; Musa’nın Kitabı, O KİTAP’tır veya O KİTAB’ın bir diğer Kod-İsmidir
    // yani, “2 / 2 Bakara” ayetinde sözedilen “Müttakiler’in Kitabı” olması gereken
    Hakiki Muhkem Kuran’dır ki; ne O KİTAP, ne de Müttakileri ufukta henüz teşhis edilmiş değildir
    // Yıldızlar kadar uzak ..

    “Musa’nın Kitabı O KİTAP” deyişinin 7/8 defa tekrarlandığı ayetler(in) dizisinin hiçbirinde olmayan
    müşterek demirbaş ise; “Tewrat” sözcüğüdür. Çünkü Tevrat, arapça lisanıyla indirilmiş değildir.

    *** “46 / 12 Ahkaf” ayetinin MUHKEM / değiştirilemez ifadesinde :
    “ünzile / indirmek” fiili ile;
    “Musa’nın Kitabı O KİTABın A R A P Ç A lisanıyla indirildiği (18/60-82 Kehf) ve
    aynı Kitap olduğu için, Kuran’ın da bunu tasdik-eden ARAPÇA lisan olduğu ve de
    Rehberlik / İmamlık önceliğinin haliyle O KİTAP olduğu, aynı ayette apaçık yazılmıştır.
    Çünkü Allah’ın / Uzaylı Bilge(ler)’ in ANLATMAK istediği MUHKEM Ayet vb MUHKEM Kuran’dır.

    Putperest Arabiler’in vb Diyanet’in ANLAMAK istediği Muhkem ise tam-tersinden’dir ve
    müteşabihe dönüştürülen Ayet/ler, Toplum bilincine “Muhkem (!?)” imiş gibi
    pompalanıp dayatılmaktadır ki, Truwa-Atı taktiğiyle
    Kuran’ın Omurgası / İskeleti bitewiye dinamitlenmekte / Şeytan-Ayetleri tercih edilmektedir.
    İçinden pazarlıklı bu sinsi ve masumane kılıflı rantiyeci riya dini düzenine karşı hiç kuşkusuz
    Uzaylı Bilge’nin daha yaman Truwa-Atları wardır ve
    bunlardan bazıları işte bu Işık-Foton ve Siklon Tekniğiyle, aynı zamanda içerdende mühürlenmiş
    “7 defa tekrarlanan ve + ikili / mesani kanatları” olan Muhkem-Ayetler’dir ..

    • .. // dewam edecek .. (Ğ – Q)
    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. 7 defa tekrarlanan ayetler dizisinde, “Musa ‘nın Kitabı” Kod-İsmiyle O KİTAP’ı oluşturan İkili / Mesani kanatlardan biri; bildiğimiz meşhur “Musa-Peygamber” merkezli tekrarlanan ayetlerdir.

    O KİTAP ‘ı yani, Uzaylı Bilge Dostların (Allah), anlatmak istediği Özgür ve Muhkem Kuran’ı, arabi Müteşabih Esaret boyunduruğundan kurtarıp özgürlüğe kanatlandıracak olan ikinci mesani kanat ise; Arapça lisanıyla yazılmış fakat Arab’a yabancı dil olan “DNA / Musa – GEN” merkezli tekrarlanan bilim refleksli Muhkem ayetlerdir (=
    41 / 44 Fussilet ’45’ +//+ 18 / 60-82 Kehf ‘9-99’ ).

    Arabi Esaret altındaki Tutsak Kuran’la bin-yıldan beri aynı Esaret kaderini paylaşmak zorunda bırakılan Türklüğün, arabi din narkozuyla uyuşturulmuş dini toplum Bilinci de; Muhkem Kuran’la birlikte, kendi Özbenliğindeki Özgürlüğüne kawuşmasını engelleyen arabi esaret zincirlerinden kurtulmaktadır (= 7 / 157 Araf 158).

    Ne ki, bu ikili Kurtuluş Sawaşının, Özgürlük Bilincini oluşturup tetikleyen Esas / Ümmi dinamik; Dünya Rabbi Atatürk’ümüzün Yüce BİLGİ Kitabı’na bağlanmıştır (= 7 / 157-158 Araf). Çünkü BİLGİ Kitabı’ndan önce, Musa’nın Kitabının “Kuran !!” olabileceği asla düşünülmek ve kabul edilmek istenmemiştir (= 10/15 Yunus 39).

    Kendi imkanlarıyla Kurtuluş potansiyeli Muhkem Kuran’da mewcut ise de, ” paslanmış kuzguni Çiviyi Çiwi ile sökme” enerjini temin eden İkinci güçlü El; BİLGİ Kitabı’nın Kutsal-Işığı ‘dır ve “bir elin nesi var, iki elin sesi war” söylemiyle aynı BİLGİ Kitabında özümsenerek tefsir edilmiştir.

    *** “Musa, genç arkadaşı olan Düzenleyici-GEN ‘e dedi ki: 2 denizin birleştiği Hücre-Duvarı ‘na kadar yol alacağım (=
    18 / 60 Kehf)” ..
    * Kırmızı-Deniz: Saç-Telinden 50 defa ince Kılcal-Damar’da Kan ‘dır.
    * Bitişik İkinci-Deniz: Hücre-Protoplazma’da Eriyik-TUZ’lar denizidir.

    Ve geçtiğimiz günlerdeki halef / selef dewir-teslim törenleriyle, Muhterem Diyanet Başkanlarımız halâ bidon-kafalara SARIK geçirme yarışı düzenlemekle meşguller .. halkalı şeker ..
    akıl-akıl gel de şeyime takıl .. hayır, yani .. (kıwıcık Arınç aman duymasın) ..

    • .. // dewam edecek .. (Ğ – Q)
    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. *** “büyük küçülecek, küçük büyüyecek (= Bilgi Kitabı)” ***

    Yüksek Sapık İlahiyatçılar Diyanet Profesörlerine göre;
    “18 / 63 Kehf” ayetinde apaçık “ŞEYTAN” ismiyle tanımlanan Bilge-Kul,
    Musa-Peygambere bilmediği / beceremiyeceği bazı acaip şeyler öğretmektedir;
    gemi batırmak, çocuk öldürmek, duvar tamirciliği vb ..

    işin matrak tarafı; denizi yarıp yürüyüş yolu açabilen Musa-Peygamber;
    sanki duvar tamir etmekten, gemi batırmaktan, çocuk öldürmekten acizmiş gibi
    bu basit acaiplikleri öğrenmeye can-atarak
    Şeytanın muallimliğinde muallem yani, Şeytanın öğrencisi olmayı bizzat kendisi teklif etmektedir ..

    e-ewet bu işte bi’ terslik, bi’ acaip aykırılık/lar var,
    yahu Şeytan mısın yoksa Ordinaryüs müsün biladerim, Sen nasıl olurda
    koskoca Peygambere böylesine absürd ilimler öğretme cüretinde bulunursun? diyecekler taşkafalar ama
    en iyisi Kâbe İmamlarıyla birlik olup, yallah Mina ‘ya Şeytan taşlamaya
    Ve taş doldurmak için (içine çişimi yaptığım) Sarık/lar,
    taşkafalardan çıkarılıyor ..

    ilmi-ledün ‘ün şeytani müteşabih yani, uyduruk sapıklık faslı böyle ve
    muhkemmm diye dayatılıp, Şeytana secdeyle
    üstüne 5 vakit yüzükoyun kapaklanarak Şeytana “Namaz (!?)” kıldırılıyorrr ..

    ilmi-ledün ‘ün tanrısal Muhkem faslı ise şöyle: Mina ‘da taşlanması gereken esas Sarıklı Şeytanlar
    öncelikle Kâbe-İmamlarıdır. Çünkü
    tersinden aranan Şeytanın muhkem olan aslı
    Operatör-GEN ‘dir ..

    *** “Düzenleyici-GEN dedi ki: PROTEİNi (balığı) bana unutturan, ŞEYTAN ‘dan başkası değidi (= 18 / 63 Kehf)” ***

    *** “Yapısal-GEN (musa) dedi: İşte aradığımız o (Şeytan) idi (= 18 / 64 Kehf)” ***

    Atatürk ve Allah düşmanı sapık dinciler için “aranan kan grubu bulunmuştur” ..

    • .. // dewam edecek .. (Ğ – Q)
    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Bülent Hanım ‘ın (ben O ‘na Wediş diyorum) ibnoş Kedisi ne diyor biliyor musunuz? Bırak diyor, bırak şimdi şu Muhkemi Müteşabihi; gel beraberce bi Anket düzenleyelim “amway ürünleri” müşterilerine; hem Muhkemi gösterelim, hem Müteşabihi ve hem de Ğ-Q ‘nun aslını ..

    İbnoş Kediyi salacağım, enseden ısırtacağım ve bağırtacağım kedi-lisanıyla; “- kedicik-kedicik nasıl; muhkem mi, müteşabih mi ??”

    Kapın çalındığında diyeceksin ah O ‘mudur ve Seninde sıran gelecek ey Ejnebi-Dost, belki Mart ‘tan da önce ..

    Sunarım. Miaowww ))): (Ğ – Q)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. Ayetlere ve içinde yazan sözcüklere yeni değişkenler atfederek yarattığın dünyayı görebiliyoruz.

    Soru basit:

    Bu yorumlardan ne gibi bi yenilik ve bilgi çıkıyor?..

    Birileri tarafından zaten ortaya konmuş bilgilerin defaten kuranda yazması neyi ifade eder.

    Ha dersin ki, bakın bu ayetlerde önümüze konan ve hiç kimsenin bilmediği noktalar vardır. Bunlar şunlardır…Hani bi nebze inandırıcı olabilirsin.

    Iıh.. geçiniz…

    Acep papağan tanrılara kimin ihtiyacı var.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. Kadim Dostum pek muhterem Agnostik,

    Sitede bakıyorum maşallah bi Kedi muhabbetidir için-için çıtırdıyor; Kedi Tanrılar, Kedi Kumları, Kedi Mamaları,
    Şero Kediler, İbnoş Kedicikler .. İşittin mi bak Gamaro da ikinci bi Kedi arıyormuş, hem de ismiyle/cismiyle “Ubasti” yani, “yan bastın” gibi şifreli bişi. Çünkü ateş olmayan yerden duman çıkar mı? İmam Başbakan ın İswiçre bankalrında “Kedi hesabı” yoksa, durduk yerde böyle bi şey kimin aklına gelir, değil mi Agnostikcim? Adamın biri almış kalemi ha bre yazıyor: Dünya Rabbi Atatürk, yok Dünya Rabbi Uzaylı Atatürk, yok Mustafa Kemal Atatürk yeniden bedenlendi, senelerden beri Bülent Çorak kimliğiyle Olimpos Tanrı/ça’ları gibi aramızda yaşıyoooorrrr(((: .. Şimdi bu adam ne kadar kafadan çatlak olsa, Şeytanın bile aklına gelmeyecek böyle bir Bilgiyi, Yüce BİLGİ Kitabı’ndan aktardığını da açık-açık yazıyorsa, demek ki anlatmak istediği duman; Kızılderili dumanı değildir ..

    Şimdi yawrucum Agnostikcim, hatırlayacaksın önceki Forumlarda da haberdar etmeye çalıştığım bu dumana Sen balkabağı sirenlerinle arkanı dönüp, karşı çıkmıştın ve “Deli dumanı” mealinde bi şeyler söyleyip, aslında kendini tırmalatmak için vesileler aramaya başlamıştın ve daha 29 harf alfabeden taşan “tırmalanacak gönüllüler listesi” var Bilgi Kitabı’nda (Kitap bilgileri bilgilendiriyor ve yükümlülükleri tebliğ ediyor). Şimdi Sen arkanıda dönsen, önünüde dönsen bu listede bi şekilde warsın ve nitekim tırmalanacak ilk gönüllü olarak, en önde öne çıkan tatilci yorumculardansın. Şimdi benim merakımı mucip olan Soru; acaba bu gönüllü öne çıkış yazi/tura ile mi, yoksa alfabetik siralanis midir; çünkü Agnostik kodlaması “A” ile alfabetik ilk ‘tir.

    Çünkü Muhkemi de Müteşabihi de benden iyi biliyorsun ve Muhkem Ayetlerle; arabi ezan, arabi namaz gibi uydurma dinin temel direği dayatmasıyla sürdürülen aldatmaca ve sömürü düzeninin zelzeleye tutulmuş muallaklıkta tüm çürümüşlüğüyle tepe-teklak diz çöktürüldüğünü de benden çok daha iyi bilen Sen ve diğer tirmalanacak 42 kisi var Uzayli Fahsa/lar. Senin tabirinle bu sözcüklere kendi anlayışına göre “değişkenlik/ler” anlamını yükleyebilirsin.
    Kedi muhabbetinizi allah daim etsin yawrucum ..

    die naechste agnostik bitte .. (Ğ – Q)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Misafir Kardeşimizin öğütleyip önerdiği “Milliyet blogdaki makaleye” üşenmeyip baktım. Muhkem ve Müteşabih Ayetler konusunda, basmakalıp yazılanlar dışında (fotokopinin fotokopisi), farklı bişey yok. Hep aynı klişe, aynı çuval dolusu Keçiboynuzu, fakat bir damla Bal yok.

    Muhkem ayet örneği şudur, şu ayet veya ayetler Muhkem ‘dir şeklinde somut gösterilen bir tek ayet / ayet-no yok. Müteşabih için de durum aynı. Bi sürü ağız kalabalığı, otoriter bilgiçlik, tatawa ve somut bir tek örnek yok.

    Yüksek İlahiyatçı payeli, Prof. Dr. / Doç. Dr. ünwanlı bu bidon-kafalı Hokkabaz İlahiyatçıların biri Zülkarneyn’i Atlas-Okyanusunda Peygamber yaparken, diğeri Naqkur Gezegeninde gezinen Uzaylı olduğuna dair palawra yarışını Müteşabihin ayyukuna çıkarmaktadır. Halbuki Zülkarneyn ‘in değiştirilemez tek Muhkem anlamının “Kan-dolaşımı” olduğunu, idrak edebilmek için Prof. Dr. ya da İlahiyatçı olmaya da gerek yoktur, gerekli olan sadece adam gibi okumak ve adam gibi düşünebilmektir; onlara “bidonkafa” deyişimin nedeni budur, Qu ‘ran daha değişken seslenmektedir: Körler, Sağırlar, Dilsizler, Beyinsizler, Maymunlar (taklitçi), Sığırlar vb ..

    Efendim, Hanfendiler, Beyfendiler (Sitenizin biyonik Beyinlerine sesleniyorum); “Hızır” diye bir deyiş Qu’ran ‘da var midir? Yoktur elbette. Peki bu bidonkafali İlahiyatcılarin “Hizir as” diye dayattigi uydurma Mütesabih in yerine, arapcasiyla yazilmis apacik Muhkem “Seytan (18 / 63 Kehf)” sözcügü var midir, wardır. E simdi ebesinin seyini seyettigimin adami hem allah-adamiyim diyorsun, hem de allahin indirdigi apacik Muhkemi begenmeyip Mütesabihe dönüstürüyorsun .. oldu mi yani ..

    Bunu yaparken bitaraftan kendi küplerini dolduruyorsun, bundan daha elim ve wahim olan uydurma Arap Tanrılara hizmetle, Türk Milletinin özgür benliğini Putperest Arabın sapık İslam anlayışına Esir etme değirmenine benim asil Milletimi dolap-beygiri yapıyorsun. İstiyorsun ki kendinin at-gözlüğüyle göstermek istediğinden başkasını, örneğin Ebu-Bekir gibi mümtaz Müslümanlar bile göremesin. Cünki akil var, zeka var ve fazlasiyla; fakat arabi esaret döngüsünde tersinden calisiyor ..

    Adam topluma örnek Müslüman olacağım niyetiyle, Sekreteri muhteşem Şahane Hanım ‘la banyoda çırılçıplak basılıyor, çaçaron karısı tarafından. Ahlakçılar Medyası bu rutin olayı ayyuka çıkarıyor, sanki kendileri sütten çıkmış ak-pak bal-mumu. Ben şahsen Yaşar Nuri Öztürk hocamızın bu özgür refleksli özel yaşamını kınamak şöyle dursun, bilakis alkışlıyorum; öyle bir çıplak şahane kadına karşı, böylesine çıplak cesaret doğrusu yürek ister yüreq .. Fakat ne zaman ki sapıtıp; İmamı-Azam’ın Atatürk’ün İkiz-Ruhu olduğunu Haber-Türk ‘te yazıp saçmalamaya başladı, işte o zaman kuşkularıma artık gem wuramaz oldum.

    Sözü fazla uzatmadan şuraya getirmek istiyorum. Güzeller güzeli canım Atatürk, her işinde olduğu gibi emsali görülmemiş bir Kurtuluş Sawaşı başarmıştır ve Ulusumuzun arabi Esaret ipoteğindeki özgür Öz-Benliğine yeniden kawuşabilmesi için Qu’ran ‘ı Türk diline çewirtmiş ve bunu haliyle, isin mütehassislarina tewdi etmistir. Ne ki, en-en-en Atatürkçü İlahiyatçı Prof. Dr. Yaşar Nuri hocamız da dönüp-dolaşıp Yüce Atatürk’ü İmamı-Azam ‘la özdeştirebiliyorsa; bu şapşalak zihniyetle ne Kuran’ın arabi esaretten kurtulması, ne de o kuzguni esaret altında çürümüş Qu’ran ‘ın referans alındığı dayatmayla Türklüğün Özgür Özbenliğinin arabi esaret boyunduruğundan kurtulabilmesi düşünüle-m-e-zzz.

    “18 / 15 Kehf” ayetinde “O” yani, “allah” anlaşılmak istenen Müteşabih kawramın Muhkem olan aslı “Bilim”dir ve Hücre-GEN’lerin DNA dili ile şöyle seslenmektedir/ler : “Şu bizim toplumumuz olacak Kakawan/lar tuttular O’ndan başka Arap-Tanrı/lar edindiler. Ne ki, buna dair hiçbir kanıt getiremediler” ..

    • .. // dewam edecek .. (Ğ – Q)
    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. Zaten bazı arkadaşlar-özellikle v yerine w yazan misafir- oldukça keyifli açıklamışlar. Ben de onlarınkine paralel bir kaç laf kondurayım şuraya.

    Ayetlerin bazılarının müteşabih olarak anılması; “Bakma orada ne yazdığına, bunlar anladığınız gibi değil benim anladığım gibidir” diyerek Allah kelamı dedikleri ayetlere parantezler açarak varlık gösterme çabasından başka bir şey değildir.

    Bu varlık gösterme ile ya kariyer yapıyordur ya da avanta alıyordur.

    Bu parantezleri açar dururlar.

    Bendeniz her daim şu soruyu sorar dururum:

    “Hangi semavi din olursa olsun, bir ilahiyat bilim dalı uzamanı nasıl olur da ateist olmaz.”

    Hatta bu soruyu daha farklı da sorabilirim:

    “Kutsal kitapları okuyan nasıl olur da ateist olmaz.”

    Bu sorulan türevleri daha geliştirilebilir:

    “1500 sene öncenin çöl kabilesi bedevilerinin şıppadanak anladıklarını ben bugün nasıl anlayamam?”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.