Bu iddiayı bir çok tartışmada duymuşsunuzdur. Bu iddianın temelinde yatan yine Kuran sözleridir.
“İsra (88) De ki: “Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.” “
Bunun dışında mürekkeple ilgili bazı ayetler var ama genellikle konuyla ilgisiz olduğu halde karıştırılır, söylenirken ayetin bir kısmı diğer ayetler birleştirilir.
“Lokman (27) Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. “
Ne ayetlerde ne de iddiayı ortaya atan kişilerde benzerinden veya daha iyisinden kastın ne olduğu ise belirtilmemektedir. Yani elimizde karşılaştırma ölçütleri yoktur. Ölçüt belirtilmediği için de karşılaştırma yapmak zaten imkansız hale gelmektedir.
Ben bazı ölçütlerce karşılaştırma yapacağım dilerseniz siz de ölçütlerinizi belirtip karşılaştırmanızı buna göre yaparsınız.
Matematiksel Açıdan
Kuran’dan çok daha iyi matematik kitapları vardır. Miras hukukunda bile yapılan işlem hataları Kuran’ın iyi bir matematik kitabı olmadığını gösterir.
Bilimsel Açıdan
Kuran bir bilim kitabı değildir. Bilimsel bilgi açısından değerli bir şey ifade etmediği gibi bilimsel yöntemlerden de bahsetmez. Bilimsel açıdan incelendiğinde Kuran’dan daha iyi kitap bulmakta sıkıntı çekmeyiz.
Edebi Açıdan
Her ne kadar şiirsel ve edebi bir yazıma sahip olsa da edebi açıdan incelendiğinde Kuran’dan çok daha edebi arapça (ve tabi diğer dillerde) eserlere rastlamak mümkündür. Kuran’ın yazıldığı tarihte bile hatta daha öncesinde edebi açıdan daha değerli kitaplar vardır.
Tutarlık Açısından
Kuran çok tutarlı bir kitap değildir. Zaman içinde kendi sözlerini, kendi hükümlerini değiştirmiştir. Bazı konularda farklı ifadeler vardır. (Örneğin dünyanın yaratılışı, savaşlarda bir müminin kaç kafir ettiği vs)
Anlatım Açısından
Anlatımı ise sade ve anlaşılır değildir. Yüzlerce yıldır, yüzlerce ulus bile Kuran’da ne yazdığını anlamamış hep yanlış İslam’ı yaşamışlardır. Bu bütün müslümanların kabul ettiği bir durumdur zaten. Milyarlarca insanın anlamadığı bir kitabı anlatım açısından tutarlı bulmamız zaten mümkün değildir.
Felsefi Açıdan
Felsefi açıdan değerlendirildiğinde yeni bir fikir, yeni bir düşünce pek sunmamaktadır. Bu açıdan incelendiğinde de bir çok kitap Kuran’dan daha iyidir. Üstelik öyle gölün, denizin mürekkep olmasına gerek kalmadan.
İnsan Hakları Açısından
Hem kadınlara hem köleliğe hem de farklı dinlere ve inançlara bakış açısından Kuran sınıfta kalmaktadır. Bu alanda yazılmış her hangi bir kitap bile Kuran’dan daha iyidir. Ayrıca Kuran ırkçıdır. Yahudi ırkına karşı devamlı kötüleme içindedir. Köleliği normal görüp müsade etmiş, kadını ikinci sınıf insan kabul etmiştir.
Melodik Açıdan
Kuran ayetlerini dinlerken ağlayanları, kendinden geçenleri gördüğünüzde aynı kişilere arapça başka bir metni okuyup Kuran olduğunu söyleyin aynı tepkiyi vereceklerdir. Dahası arapça bir metin ile Kuran metni arasındaki farkı çoğu anlamayacaktır bile. Yani bu ne dendiğini bilmeden yaşanan duygusal bir patlamadır. Aynı etkiye ve daha fazlasına sahip binlerce kitap bulunmaktadır.
Bütün bu ölçütlere bakıldığında Kuran’dan neden daha iyi kitap yazılamayacağını hala iddia eden varsa hangi ölçütte değerdirmemiz gerektiğini lütfen belirtsin.
Kuran’da sık geçen bir ”O” harf ve sözcüğü vardır.
Bu yüzden, yukarıdaki alanda Kuran ilk Ona girebilir, Hakkını vermek gerekir.
Kuran’ın hakkını teslim etmek gereken bir alan var.İktidarların işini kolaylaştırmada çok işe yarayıcı ve etkilidir.
Sevgili baal, bu Kuran’la ilgili bir özellik değil. Bu açıdan bakıldığında Böyle Buyurdu Zerdüşt, İncil, Daskapital vs gibi bir çok kitap iktidar tarafından başarılı bir şekilde kullanılmıştır.
(Ama tabi net ve anlaşılır olmaması onun birileri tarafından kullanılma özelliğini arttırır.)
Ben de hep merak etmişimdir, kuran benzeri bir kitap yazılamaz derken, kullanılan kriterler nedir acaba diye.. Somut, ölçülebilir, karşılaştırılabilir kriterler sunulması lazım. Xenix’in yazdığı maddeler bile tam olarak ölçülebilir değil aslına bakarsak. Aslında, böyle bir kitap yazılamaz cümlesi bile sorunlu…
Ömer bin Hattab’ın müslüman olma hikayesini bilirsiniz. Muhammed’i öldürmeye giderken yolda kız kardeşinin müslüman olduğunu öğreniyor, sinirleniyor ve onların evine gidiyor. Onları Taha Suresi’ni okurken yakalıyor, sonra kardeşini dövüyor ama sonra pişman oluyor falan. Kardeşine sureyi tekrar okutturuyor, çok etkileniyor ve Muhammed’in yanına müslüman olmak için gidiyor. İşte Kuran’ın bu başlığa konu olan mucizevi yönü bu; dinleyerek tanık olunuyor. Araplara göre özgün bir kafiyesi, edebi bir ölçüsü var heralde.
Bizim Türkler ise Arap dindaşlarından duyduğu bu “daha iyisi yazılamaz” iddiasını aslında ne kastedildiğini bilmeden, anlamadan tekrarlıyorlar çoğunlukla.
İki sure paylaşmak istiyorum. Eğer sabrınız varsa görüntülere ve altyazılara takılmadan sadece sese odaklanarak dinleyin. Belki “kalb” gözünüz açıktır da Arapların daha iyisi yazılamaz derken ne demek istediklerini yakalayabilirsiniz :).
🙂
Benim de bir hayalim var Kaptan.
Allah kısmet ederse eğer, Kuran’ı ilk ayetinden son ayetine kadar “cover” yapacağım inşallah.
Akış, konu ve istikamet değişmeyecek, ana olaylar ve cümlelerin temel yapısına da sadık kalacağım.
Sadece “biraz” kendime göre yazacağım.
Bu arada;
Allah’tan sonsuz us’ta yazıyoruz ha..
Yoksa köşe yazarı olsam herhangi bi gazetada..
Ebubekir derdi ki, gamaro’nun öldürülmesini Kuran’a maletmeye çalışanlar yaşamdan onay olmaz filan..
🙂
cover derken Kuran “meali” mi yazacaksın 🙂 Valla çok güzel olur, özellikle ahzap yorumunu merak etmeye başladım 🙂
Bu anlaşılamama sorununa birinin el atması gerekiyordu..
Kuran okunurken neden sanki bir şarkı söyleniyormuş havasında okunur?
mesela diğer dinlerin kitaplarıda aynı şekilde mi okunur?
Türkçe mealini okurken gayet normal, düz bir şekilde okursun da; Arapça moduna geçince ne oluyor ki.
bir fritözün kullanma kılavuzu bile herhangi bir kutsal kitaptan daha mucizevidir…
Çoğ güzel kısımlar olacak allahın izniyle, kendi perspektifimi yansıtmaya çalışacağım inşallah:)
Kuranın melodik okunmasına tecvit katmak denir. Metin doğru okunuyorsa eğer tecvitli okumak mecbur değildir…şahsen tecvitli okunmanın yakıştığını düşünüyorum.Ezberlemeyi kolaylaştırır.Bir iki kere dinleyince hemen kafaya yerleşir.
Tecvitin kendine göre bir takım kuralları vardır.Bazı harfleri nasıl çekerek uzatacağınızı ve nerelerde duraklayacağınızı öğrenince gerisi çorap söküğü gibidir.
Başka dinlerde var mı? sorusuna gelince, tevrat içinde böyle bir melodiye bürüyerek okuma tarzı var..İncil’i ojinal dilinde(aramice) okuyan çok fazla insan yok.Ama onun da bazı kısımları böyle çeşitli dillerde ilahi tarzında okunuyor.
Budistlerin mesela mantraları belli bir melodiyle okumaları vardır. Mantraların kutsal metin olduğunu düşünürsek onları da sayabiliriz.Başka dinlerde daha örnekleri olabilir benim bildiklerim bu kadar.
teşekkürler baal.
buradan, Arapçada tecvitli okuma denen şeyin, bir anlamda bizdeki sanat müziğinin herhangi bir makamında, bir eseri okumak gibi olduğu sonucunu çıkarabilir miyiz?
Görüşünüzde haklılık payı yok değil ama yanlış. Öncelikle Arap yarımadası şiir olarak oldukça yetenekli insanların çıktığı yerlerdir. Bu şiirler oldukça ilham verici ve insanı etkileyen niteliklerde olabilmektedir. Ayrıca kurandan etkilenme işlevi, içindeki anlamdan ziyade bu müzik tadı veren şiirselliğidir ki, bu da Muhammet’in değil, gelen ayetleri düzelterek ona şiirsellik veren kuran katiplerinin işidir.
Seydişehirli kitabında şiirin Arap yarımadasında nasıl geliştiğine ve kuranı nasıl etkilediğine çok güzel değinmiştir. Bir Osmanlı din aliminin olaya bu kadar tarafsız bakması bence kurandan bile daha etkileyicidir.
Ayrıca Kostantinin nasıl isevi olduğunu incelerseniz, Ömer ile arasında benzerlikler olduğunu görebilirsiniz. O zaman hep beraber incile inanalım mı, diyeceğiz. Elbette hayır.
Matematiksel Açıdan
…………………………………
Bilimsel Açıdan
……………………………………………..
Edebi Açıdan
………………………………………………
Tutarlık Açısından
………………………………………
Anlatım Açısından
……………………………………..
Felsefi Açıdan
……………………………………….
İnsan Hakları Açısından
………………………………..
Melodik Açıdan
……………………………………..
felsefi açıdan mükemmel matematik kitabı var mı?
melodik açıdan mükemmel felsefe kitabı var mı?
insan hakları açısından mükemmel melodi kitabı var mı?
matematik açısından mükemmel edebiyat kitabı var mı?
tutarlılık açısından mükemmel siyaset bilimi kitabı var mı?
anlatım açısından mükemmel felsefe kitabı var mı?
yukardaki o soru başlıklarını attığınıza göre bu başlıkların hepsinin kur anda var olduğunu kabul ediyorsunuz demektir. tüm bu başlıkları (iyi veya kötü) içeren başka bir kitap var mı??
onlar ölçüt. “Daha iyisi” dendiği için bir kıyaslama gerekiyor. Bunun için de bir bağlamı olması ölçütü olması gerekiyor. xenix kendisi bir kitap için olabilecek birkaç ölçüt sunmuş.
Örneğin sizin davranışlarınızı aptallık yönünden değerlendirsek bu sizde aptallık olduğunun bir göstergesi sayılır mı?
Evet ölçüt onlar, önce ölçütleri belirleyelim sonra uzmanlarına sorarız.
Herhangi bir bilginin ne anlatmak istediğin anlayabilmek için o bilgiye önyargısız bir biçimde yönelmek gerekmektedir. Araştırılan bilgi ancak bir beşerin beyin kapasitesi kadar anlaşılacaktır.
Bu yüzden kuran gibi kitapların (bilgilerin, illa kitap olmasına gerek yok) anlaşılmasındaki ilk kural beyin kapasinizi geliştirmektir. Bu da öncelikle bütün hayatınız boyunca beyninizde oluşmuş şartlanmalardan ve değer yargılarından arınıp o şekilde yönelmektir.
Elbette bunu yapmak içinizden gelmeli. Yoksa durup dururken, ben şu kitabı bir okuyayım demekle olacak bir iş değil.
Bir bilginin üstünlüğü değerlendirebilmek ancak o üstünlükle (potansiyel) var olmuş beyinler için geçerli bir oluşumdur.
Bu durumda bir kitaba inanan veya inanmayan da dilediği şekilde yaşar ve karşılaştıklarına yine kendisi mesul olur.
Siz bir kitabı ister gözünüzde büyütün veya küçük düşürün, hiç fark etmez. Önemli olan sizin kendi kitabınızdır, yani beyniniz.
Bir bilgi zaten büyük ise, tüm yakıştırmalardan münezzehtir. Kimsenin de gocunmasına ihtiyacı yoktur.
Hakikat tümüyle münezzeh bir kitaptır, ve hiçbir kimseye ihtiyacı yoktur.
O kimselerin ise Hakikata her daim ihtiyacı olacaktır.
Yani kısaca diyorsun ki: “Beyin bedava”.
Evet beyin bedava, fakat karşılığı kesin, müsbet veya menfi.
Dışarıdaki yanlışlarla vaktini geçirmek de var, kendi hakikatını anlamaya çalışmak ta var.
Gelmiş geçmiş bütün kitapları bir araya getirsen, hepsinin yanlışlarını veya büyüklüğünü öne sürsen ne yazar. Sonuçta gene kalacaksın TEK başına KENDİ KENDİNE.
İyi de Misafir bu dediklerin Kur’an hakkında öne sürülen bu gülünç iddia ya bir açıklama getirmiyor ki ,
her anlamda çuvallamış kitap ,Xenix ne güzel net özetlemiş .
Asıl anlama bakmayın derin anlamlar var orda diyenler .. mesela Alis Harikalar Diyarında bu bakımdan Kuran dan sonsuz derece daha iyi bir kitapdır .