Hüseyin Abi, benim bedenden kadavra olup, bilime (AR-GE) hayır gelmez:)
nefesim kesildiğinde işe yarar ne varsa hepsini ihtiyaç sahiplerine armağan ettim:) geri kalanıda yakıp küllerimi DENİZ’e atıversinler bi zahmet… “Deniz” olsun mekanım:)
Dip not: “organ bağışı ve önemi” isimli bir forum konusu açılabilir. Ancak benim zamanım yok. açan bir arkadaş olursa severek izlerim paylaşılanları…:)
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
O kadar da demedim yahu , hep cikariyosun ipligimi pazara, kalbim kiriliyor :))
Evet itiraf ediyorum; ölme olayi isime gelmedigi icin ,belki bir umut dirilirim diye öyle yazdim , kokmak istemiyoruuuuuum .
Yakilip”Karadeniz”e savrulayim
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Stalker eğer -40 dereceler de ölürsen dondurulabilirsin de hiç ölmemiş gibi olursun hala diri ve yakışıklı (bak yakışıklı diyerek kalbini kazandığımı düşünüyorum :P),1000 sene sonra seni bulurlar, o vakit dünyada yaşayacak olan varlıklar 🙂
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
cenaze namazım kılınsın canım böyle gelsin insanlar ağlasınlar ağıt yaksınlar.. 😀
ben ölüyorum sonuçta yada üzülmüş taklidi yapsınlar en azından.
sonra gömsünler ayda bir başıma gelip kuran okusunlar falan.
unutulmak bana koyar şahsen. 🙂
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Sakıncalı da olabilir. Ormanda ölü seviciler falan gelir. Gerçi öldükten sonra bir önemi kalmıyor. Ben yine de gömülmeyi tercih ederim. Ne olur ne olmaz. 🙂
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Organ bağışı ile aynı anda cesedinizi kadavra olarak bağışlamak isteyenler için aydınlatıcı belgeler. Yeni bir forum konusu olarak
değerlendirilebilir. Saygılarımla
CESED BAĞIŞ TUTANAĞI
Kimlik Bilgileri Nüfusa Kayıtlı Olduğu Yer:
Adı TC kimlik no
Soyadı İl
Baba Adı İlçe
Anne Adı Mahalle/Köy
Doğum yeri Cilt No
Doğum tarihi Aile sıra no
Adres Sıra no
Verildiği yer
Kayıt no
Telefon Veriliş tarihi
Yukarıda açık kimliği bulunan ben, ……………… tarihinde ………… günü, saat ………. de, Organ Doku Alınması, Saklanması ve Nakli hakkında 20.5.1979 tarih ve 2238 sayılı Kanun ve 17 Haziran 1982 tarih ve17727 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan İnsan Cesedi Üzerinde Bilimsel Araştırma Yapılmasına İlişkin Yönetmelik çerçevesinde, ölümüm sonrası …………………….. Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı’nda cesedim üzerinde bilimsel inceleme ve araştırma yapılması amacıyla maddi ve manevi hiçbir baskı altında kalmadan cesedimi kendi isteğimle bağışta bulunuyorum. Cesedimin, üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar sona erdiğinde, ……………………………….. Mezarlığına / Belediye tarafından tespit edilecek bir mezarlığa defnedilmesini istiyorum. Cenaze törenimin ………………….. dinine uygun şekilde yapılmasını istiyorum / yapılmasını istemiyorum / ailem tarafından yapılmasını istiyorum.
Bu belgeyi iki nüsha olarak tanıklar huzurunda imzaladım. Tarih: …… / …. / 20…..
Bağışta Bulunan
Adı Soyadı: ………………………………………. İmza: …………………
Tanık 1
Adı Soyadı: ………………………………………. İmza: …………………
Tanık 2
Adı Soyadı: ………………………………………. İmza: …………………
Onaylayan Hekim
Adı Soyadı: ………………………………………. İmza: …………………
TIP EĞİTİMİNDE KADAVRANIN ÖNEMİ
Tıp Fakültesi öğrencileri ve tıpta uzmanlık öğrencilerinin eğitiminde kadavra vazgeçilmez bir eğitim materyalidir. Kaliteli sağlık hizmetinde en önde gelen unsur sağlık elemanlarının iyi yetişmiş olmasıdır. Sağlık alanındaki bilgiler çok hızlı bir şekilde artmakta ve yenilenmektedir. Bu nedenle sağlık eğitimi de, artan bu bilgiyi en iyi şekilde öğretebilmek için tüm yeni teknolojilerden yararlanmaya çalışmaktadır. Tıp eğitiminin temel taşlarından biri olan anatomide de birçok yenilikten yararlanılmaktadır. Ancak anatominin olmazsa olmazı insan bedeni üzerinde yapılan eğitimdir. Yüzyıllardır kadavra üzerinde çalışmalar yapılmaktadır ve henüz hiçbir teknolojik gelişme bu uygulamanın yerini almaya aday görünmemektedir.
Kaliteli bir anatomi eğitimi için en fazla 6 öğrencinin bir kadavra üzerinde çalışması uygundur. Ne yazık ki ülkemizde bu oran istenilenin çok altındadır. Hatta bazı tıp fakültelerinde kadavra bulunmamaktadır. Artan tıp fakültesi ve tıp öğrencisi sayısı bu yetersizliğin temel nedenlerinden biridir. Gelişmiş ülkelerde kadavra halkın bağışları ile sağlanmaktadır. Binlerce kişi bedenini eğitim ve bilimsel amaçlı tıp fakültelerine bağışlamaktadır. Bu toplumların bilime olan inancının ve desteğinin oldukça önemli bir göstergesidir. Ne yazık ki, ülkemizde kadavra bağışı yok denecek kadar azdır. 70 milyonluk Türkiye’de senede sadece 1-2 kişi kendini bağışlamaktadır.
Ölen bir insanın yaşayanlara verebileceği, hiçbir maddi değerle ölçülemeyecek en değerli hediyesi, bedenini insanlığın ve bilimin gelişimine adamaktır. Bu noktada bilimin faydasına inanan, bilimsel çalışmalara destek vermek isteyen ve çocuklarımızın da iyi yetişmiş sağlık personelinden (doktor, diş hekimi, hemşire, eczacı, laborant) hizmet almasını arzu eden tüm vatandaşlarımıza görev düşmektedir. İslam Dinince de caiz olan kadavra bağışı (Diyanet İşleri Başkanlığı) ile birçok hekimin yetişmesine yardımcı olabilirsiniz. Böylece yüzlerce belki de binlerce insanın yaşamının kurtulmasına, hastalıklarının tedavi edilmesine katkıda bulunabilirsiniz. Kanunlarımız çerçevesinde kişi kendini ölümünden sonra eğitim ve bilimsel amaçlı bağışlayabilmektedir. Bunun yanı sıra böyle bir isteği olduğunu bilinen kişinin bedeni de tüm varislerin onayıyla aynı amaçla bağışlanabilir. Bu konuda tıp fakültelerinin Anatomi Anabilim Dallarına başvurulmalıdır. Bağışlanan bedenler üzerinde çalışmalar son derece katı tıp ahlakı çerçevesinde, gereken saygı gösterilerek yürütülmekte, daha sonrasında kişinin isteği doğrultusunda cenaze işlemleri yapılmaktadır.
Tıp Fakültelerine bağışlanan vücutlar eğitim ve araştırma amaçlı kullanılmaktadır. Fakülteler vücudu bilimsel çalışmaya uygun olmayan bağışları kabul etmeyebilir. AIDS, sarılık (Hepatit B ve C) gibi çalışanların ve öğrencilerin sağlığını etkileyecek hastalığı olanlar eğitim amaçlarına uygun değildir. Kadavralar üzerinde çalışmalar tamamlandıktan sonra Fakültelerin yetkili birimleri tarafından gömülmesi sağlanır. Bağışçı, kendisine ait bir mezar yerine gömülmek isteğini belirtmemiş ise bulunan bölgenin belediyesinin tespit edeceği bir mezarlığa defnedilir. Bağışçının kendisine ait bir mezar yeri mevcut ise belirtilen yere defnedilir. Defin ve cenaze töreni ile ilgili tercihler bağış işlemi sırasında bağışçıya sorulur. Bağışçının inançlarına uygun şekilde ilgili kuruluşlara cenaze işlemleri yaptırılır. Sahip olduğu mezar yeri var ise tapu fotokopisi istenir. Ülke şartlarında gerçekleştirilemeyecek cenaze işlemleri için fakültemiz sorumlu değildir. Bağışçının cenaze töreninin ailesi tarafından düzenlenmesi isteği belirtilmiş ise Tıp Fakültelerinde gerekli işlemler yapıldıktan sonra cenaze aileye teslim edilir.
Kadavra Bağışı ile ilgili kanun ve Yönetmelikler
Teşhis, tedavi ve bilimsel amaçlarla organ ve doku alınması, saklanması, aşılanması ve naklini düzenleyen: Organ doku alınması, saklanması ve nakli hakkında 20.5.1979 tarih ve 2238 sayılı Kanunda;
Madde 6: “Onsekiz yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olan bir kişiden organ ve doku alınabilmesi için vericinin en az iki tanık huzurunda açık, bilinçli ve tesirden uzak olarak önceden verilmiş yazılı ve imzalı veya en az iki tanık önünde sözlü olarak beyan edip imzaladığı tutanağın bir hekim tarafından onaylanması zorunludur.”
Madde 14: “Bir kimse sağlığında vücudunun tamamını veya organ ve dokularını, tedavi, teşhis ve bilimsel amaçlar için bıraktığını resmi veya yazılı bir vasiyetle belirtilmemiş veya bu konudaki isteğini iki tanık huzurunda açıklamamış ise sırasıyla ölüm anında yanında bulunan eşi, reşit çocukları, ana veya babası veya kardeşlerinden birisinin; bunlar yoksa yanında bulunan herhangi bir yakınının muvaffakiyetiyle ölüden organ veya doku alınabilir.” hükümleri yer almaktadır.
Bu maddeler çerçevesinde kişi ve yakınları vücudunu ölümünden sonra bilimsel araştırma ve inceleme için kullanılmak üzere bağışlayabilir. Tıp Fakültelerinde yeni tıp öğrencilerinin ve uzmanlarının yetiştirilmesi için kadavra bağışına ihtiyaç duymaktadır.
Bağış için gerekli koşullar:
Ekte (Ek-1) bir örneği verilen bağış tutanağını Tıp Fakültelerinde iki kişinin şahitliğinde imzalamak yeterlidir. Tıp Fakültelerine gelme olanağı olmayan kişiler için ise, Ek-1 de bir örneği verilen ceset bağış tutanağının iki kişinin şahitliğinde ve resmi bir sağlık kuruluşunda (Devlet Hastanesi, Sağlık Ocağı) görevli idari hekim tarafından onaylanması gereklidir. Bu tutanağın bir örneğinin de bağışlanan Tıp Fakültesine iletilmesi gereklidir. Yanınızda taşımanızı önerdiğimiz bağış belgesi veya kartı Tıp Fakülteleri tarafından size hemen verilecek veya gönderilecektir.
Yakınlarının vücutlarını bağışlamak isteyenler ise Tıp Fakülteleri dekanlıklarına veya Tıp Fakültesi Eğitim Uygulama hastaneleri başhekimliğine telefonla başvurmaları gerekmektedir (Ek-2). İlgili Fakültelerin görevli ekipleri tarafından bağışın alınması sırasında gerekli belgeler imzalatılmak suretiyle işlemler tamamlanmaktadır.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Aslında başlığı gördüğümden beri aklıma ilk Aşık Veysel geliyor. Benim sadık yarim kara topraktır…
Ben 18’ime geldiğimde organlarımı bağışlamıştım.Küçük bir kart veriyorlar, onu sürekli cüzdanınızda taşımanız gerek. İmzanız, kan grubunuz, neden organlarınızı bağışladığınız vs gibi bilgiler kısaca yazıyor. Yanılmıyorsan her 5 yılda bir yenilenmesi gerek(yanılıyorsam düzeltin lütfen) Geri kalanımı da yakmalarını söyledim…
Yalnız bu organ bağışı, Türkiye’de kötüye kullanılıyor. Örneğin, kaza yaptınız ve o kart cüzdanınızda bulundu, siz ölmeden organlarınızı alabiliyorlarmış.Ne kadar doğrudur, bilmiyorum ama pek de yalanmış gibi gelmedi bana… Her şeyin mümkün olduğu bir ülkedeyiz yani..
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Sanırım bu gibi durumlar bir kaç yıl öncesine kadar efsane değil, gerçekti… Yani cebinizde organlarımı bağışlıyorum adlı kartı taşıdığınız vakit, beyin ölümü yaşanmadan kadavra sayılabiliyordu. Kimsede doğruyu yanlışı bilmeden kurban oluyordu. Fakat bunu engelleyen kanunlar çıkartıldı ve durum daha fazla kontrol altına alındı… Fakat bu seferde organlarınızı hayattayekn bağışlayabilmek adına, tonla prosödür gerekiyor… Hal böyle olunca, T.C vatandaşı olan kişiler, bu prosödürlerle uğraşmak yerine vazgeçiyorlar.
Çünkü devletin çok daha işine geliyor, kişiyi sağlığına kavuşturmak yerine, yaşam destek ünitesine bağlayarak yaşatmak, maddi olarak devlete çok daha az yük bindiriyor. Sağılığına kavuşturduğu vakit, devletin zorunlu olarak yapmış bulunduğu maddelerden kaynaklı, daha yüksek boyutta sağlık ödeneği ayırmak zorunda kalıyor, buda işlerine gelmiyor.
Örneğin gümrük memuru olan bir tanıdığımın anlatmına göre, sigara 1 TL gibi bir fiyattan ülkeye giriyor ve devlet bunu yüksek vergiler ile cebe indirmek adına piyasaya sunuyor. Sıcak ğarayı sigara ve tekel üzerinden bu şekilde kazanıyor… Sonrasında yeni bir yöntem buldu, daha fazla cebe para girmesi adına, o da insan sağlığına önem veriyorum fasafisosu adı altında, sigarayı yasaklamaya başladı, altında yatan sebep ise, rahatsızlanan insanın sağlık harcamalarının yüklü olmasından kaynaklı idi. Yadsağı koyup kar ederken, aynı zamanda vergileri ile 2. kara kaçtı. Bazı kimseler sigaranın yasaklandığını uygun görüyor olsada, bir başkasının, bir başkasını koruma gibi bir durumunun doğanın temeline uymadıını gözden kaçırmaması gerekmete diye düşünmekteyim.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Bilgilendirme için teşekkür ederim Sucu. En son çıkan kanunlardan haberim yok zaten son 5 yıldır da yeniletme gibi bir teşebbüste bulunmadım… Ama hala aklımdadır. Yani en azından öldükten sonra başkaları yaşama devam edebilir. Aileme gerekli talimatları verdim zaten:) Her ne kadar annem her duyduğunda ağlamaklı olup kızıyorsa da, hayat bu. Kimin kimden önce öleceği belli olmaz..
Bu organ bağışı biraz da dinden dolayı pek yaygın değil. Tahminimce bu prosedür kısmının uzatılması da bilinçli olarak yapılıyor.
Yurt dışında biraz daha kolay bu işlem… Ama yine prosedür kısmı baya vakit alıyor ve her yıl evinize bir sözleşme postalanıyor. İmzalayıp yolladığınız zaman o yıl içerisinde ölünce organlarınızın verilmesini kabul etmiş oluyorsunuz.. Türkiye’de de benzer şekilde uygulama yapılabilir.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Bir kaç yıl öncesinde Rusya ve mısır ülkelerinin organ bağışı konusunda ki kurallarından haberdar olmuştum, fakat hala aynı durumlar söz konusumudur bilemiyorum…
Bahsettiğim ülkelerde, insan ölünce, kanunlar gereği, organlar otomatik olarak devletin sayılıyor ve ekstradan bir izin almadan devlet, bu kişilerin organlarını kullanabiliyor. Organ bağıiına ihtiyaç duyan bir çok rahatsızlanmış insan sağlığına kavuşup, tekrardan yaşamaya başlıyor.
T.C insan yapısı kültüründe, din çok önemli bir yer tutuyor pek tabii ki. Ama yaşadığımız bu topraklarda daha önce yaşamış olan topluluklara baktığımız zaman hemen hemen herçoğunda aynı düşünce yapısı beliriyor. O da üretmekten çok, bulunduğun yerdeki kaynağı kullan, kaynak azaldığı vakit göç et düşünce yapısı yer alıyor. Bu yüzden, bu topraklarda yaşan bir çok kişi eğer bu tarz bir sağlık olayı ile şahsen ya da ikinci planda karşılaşmaz ise, ne denli önemli bir durum olduğunun bilincine eremiyor.
Fakat T.C topraklarında ki insan kültürü, daha çok mısır altyapısını barındırırken… Batı topraklarının düşüncesi ile hareket emye eçlaışmasından kaynaklı… bağış yapısı ortaya çıkıyor. Fakat batı topraklarının düşünce altyapısnın buraya göre çok daha farklı bir yapı ile kendini geliştirmiş olduğu ortada… Neyse… zaten burda ne konuşulursa konuşulsun genel kültürden öteye gitmesinin mümkünatı yok.
Fakat kendi adıma teşekkür ederim, düşünceli ve yaşayan insanlar olduğunuz için.:)
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Forumda ölü bedeninin ne yapılacağı konusu tekrar gündeme gelince daha önce mor’un başlığına asmayı düşündüğüm bir ritüel vardı. Fakat videoyu arama çalışmalarına girmeden unuttum gittiydi…Kısmet bugüneymiş.
Tibet ‘te budistler cenazeleri gömmüyorlar…Akbabaların yemesi için uygun bir tepeye götürüp cesedi parçalayıp bırakıyorlar…
“In the high mountains of Tibet, where trees don’t grow, natural resources scarce, and the land is harsh, Tibetan Buddhists do not bury their dead, nor waste precious resources cremating the body. From dust to dust, flesh to flesh, nothing is wasted. Human body flesh makes precious food for the vultures. Tibetan Buddhists feed their dead to the vultures. This is good karma”
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
direk gömülsün diyen arkadaşlara demekteyim… şu anda gidip atlayın bir yerdende gidip mezarınızı kurcalayıp,i neyiniz varsa yoksa alayım… nasıl olsa bi şinize yaramıycak…
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
engüzel nickli arkadaşım, nedense mor adlı nickin sahibi olmandan şüphelendim… haa bu senin hayatında bir değişikliğe sebebiyet verirmi sanmıyorum ama olsun… artistlik yapasım geldi:)
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
İkinci seçeneği işaretledim. Ancak eklemek isterimki; rüzgara değil denize geri dönüşümlü olmalıyım:) Ben denizden geldiğimi düşünüyorum hep:P
Kadavra olarak kullanılsın, bedenim bilime feda olsun.
Son kararım…
Ben de bilimden geldiğimi düşünüyorum Delişey:)
Ama acele etmesinler , dirilirim falan vardir oyle tuhafliklarim ..:))
Stalker kokmaya başlayınca senin öldüğünü kabul etsinler ondan sonra zaten işe yaramazsın 😀
Ben de bilime feda olmak istiyorum kesip biçsinler bi işe yarayayım 🙂
Hüseyin Abi, benim bedenden kadavra olup, bilime (AR-GE) hayır gelmez:)
nefesim kesildiğinde işe yarar ne varsa hepsini ihtiyaç sahiplerine armağan ettim:) geri kalanıda yakıp küllerimi DENİZ’e atıversinler bi zahmet… “Deniz” olsun mekanım:)
Dip not: “organ bağışı ve önemi” isimli bir forum konusu açılabilir. Ancak benim zamanım yok. açan bir arkadaş olursa severek izlerim paylaşılanları…:)
O kadar da demedim yahu , hep cikariyosun ipligimi pazara, kalbim kiriliyor :))
Evet itiraf ediyorum; ölme olayi isime gelmedigi icin ,belki bir umut dirilirim diye öyle yazdim , kokmak istemiyoruuuuuum .
Yakilip”Karadeniz”e savrulayim
Stalker eğer -40 dereceler de ölürsen dondurulabilirsin de hiç ölmemiş gibi olursun hala diri ve yakışıklı (bak yakışıklı diyerek kalbini kazandığımı düşünüyorum :P),1000 sene sonra seni bulurlar, o vakit dünyada yaşayacak olan varlıklar 🙂
garantisi yok -40 lar yazin + 30 oluyo. Kardeniz iyidir.
Dunya Guzeli bir hanimdan iltifat isitmek koltuklarimi kabartti bu arada 🙂
Farketmez …
Kadavra olarak kullanılsın, bedenim bilime feda olsun.
Kullanılacak organlarım alındıktan sonra!
Köyümün yağmurlarında yıkasınlar beni.

Hava güneşliyse tek parça olarak gömün gitsin bilime canlıyken birşeyler katabilirsem ne ala.
Beni ormana bıraksınlar, su kenarında bi ağaç dibine.
Açıkta.
Gömülmek istemiyorum.
cenaze namazım kılınsın canım böyle gelsin insanlar ağlasınlar ağıt yaksınlar.. 😀
ben ölüyorum sonuçta yada üzülmüş taklidi yapsınlar en azından.
sonra gömsünler ayda bir başıma gelip kuran okusunlar falan.
unutulmak bana koyar şahsen. 🙂
Ben öldükten sonra da buralarda olucam bedensiz, iyi geçinelim aklınızı alırım hehe 😀
Mor korkutma bizi bak, ben çok tırrrsarım ha 😀

Aslında ben yokum, 6. histeki bruce willis gibi 😀
Burhan da öyle diyordu . Ben aslında yoğum 😀

Sakıncalı da olabilir. Ormanda ölü seviciler falan gelir. Gerçi öldükten sonra bir önemi kalmıyor. Ben yine de gömülmeyi tercih ederim. Ne olur ne olmaz. 🙂
Cesedim uzay boşluğuna salınsın.
Organ bağışı ile aynı anda cesedinizi kadavra olarak bağışlamak isteyenler için aydınlatıcı belgeler. Yeni bir forum konusu olarak
değerlendirilebilir. Saygılarımla
CESED BAĞIŞ TUTANAĞI
Kimlik Bilgileri Nüfusa Kayıtlı Olduğu Yer:
Adı TC kimlik no
Soyadı İl
Baba Adı İlçe
Anne Adı Mahalle/Köy
Doğum yeri Cilt No
Doğum tarihi Aile sıra no
Adres Sıra no
Verildiği yer
Kayıt no
Telefon Veriliş tarihi
Yukarıda açık kimliği bulunan ben, ……………… tarihinde ………… günü, saat ………. de, Organ Doku Alınması, Saklanması ve Nakli hakkında 20.5.1979 tarih ve 2238 sayılı Kanun ve 17 Haziran 1982 tarih ve17727 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan İnsan Cesedi Üzerinde Bilimsel Araştırma Yapılmasına İlişkin Yönetmelik çerçevesinde, ölümüm sonrası …………………….. Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı’nda cesedim üzerinde bilimsel inceleme ve araştırma yapılması amacıyla maddi ve manevi hiçbir baskı altında kalmadan cesedimi kendi isteğimle bağışta bulunuyorum. Cesedimin, üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar sona erdiğinde, ……………………………….. Mezarlığına / Belediye tarafından tespit edilecek bir mezarlığa defnedilmesini istiyorum. Cenaze törenimin ………………….. dinine uygun şekilde yapılmasını istiyorum / yapılmasını istemiyorum / ailem tarafından yapılmasını istiyorum.
Bu belgeyi iki nüsha olarak tanıklar huzurunda imzaladım. Tarih: …… / …. / 20…..
Bağışta Bulunan
Adı Soyadı: ………………………………………. İmza: …………………
Tanık 1
Adı Soyadı: ………………………………………. İmza: …………………
Tanık 2
Adı Soyadı: ………………………………………. İmza: …………………
Onaylayan Hekim
Adı Soyadı: ………………………………………. İmza: …………………
TIP EĞİTİMİNDE KADAVRANIN ÖNEMİ
Tıp Fakültesi öğrencileri ve tıpta uzmanlık öğrencilerinin eğitiminde kadavra vazgeçilmez bir eğitim materyalidir. Kaliteli sağlık hizmetinde en önde gelen unsur sağlık elemanlarının iyi yetişmiş olmasıdır. Sağlık alanındaki bilgiler çok hızlı bir şekilde artmakta ve yenilenmektedir. Bu nedenle sağlık eğitimi de, artan bu bilgiyi en iyi şekilde öğretebilmek için tüm yeni teknolojilerden yararlanmaya çalışmaktadır. Tıp eğitiminin temel taşlarından biri olan anatomide de birçok yenilikten yararlanılmaktadır. Ancak anatominin olmazsa olmazı insan bedeni üzerinde yapılan eğitimdir. Yüzyıllardır kadavra üzerinde çalışmalar yapılmaktadır ve henüz hiçbir teknolojik gelişme bu uygulamanın yerini almaya aday görünmemektedir.
Kaliteli bir anatomi eğitimi için en fazla 6 öğrencinin bir kadavra üzerinde çalışması uygundur. Ne yazık ki ülkemizde bu oran istenilenin çok altındadır. Hatta bazı tıp fakültelerinde kadavra bulunmamaktadır. Artan tıp fakültesi ve tıp öğrencisi sayısı bu yetersizliğin temel nedenlerinden biridir. Gelişmiş ülkelerde kadavra halkın bağışları ile sağlanmaktadır. Binlerce kişi bedenini eğitim ve bilimsel amaçlı tıp fakültelerine bağışlamaktadır. Bu toplumların bilime olan inancının ve desteğinin oldukça önemli bir göstergesidir. Ne yazık ki, ülkemizde kadavra bağışı yok denecek kadar azdır. 70 milyonluk Türkiye’de senede sadece 1-2 kişi kendini bağışlamaktadır.
Ölen bir insanın yaşayanlara verebileceği, hiçbir maddi değerle ölçülemeyecek en değerli hediyesi, bedenini insanlığın ve bilimin gelişimine adamaktır. Bu noktada bilimin faydasına inanan, bilimsel çalışmalara destek vermek isteyen ve çocuklarımızın da iyi yetişmiş sağlık personelinden (doktor, diş hekimi, hemşire, eczacı, laborant) hizmet almasını arzu eden tüm vatandaşlarımıza görev düşmektedir. İslam Dinince de caiz olan kadavra bağışı (Diyanet İşleri Başkanlığı) ile birçok hekimin yetişmesine yardımcı olabilirsiniz. Böylece yüzlerce belki de binlerce insanın yaşamının kurtulmasına, hastalıklarının tedavi edilmesine katkıda bulunabilirsiniz. Kanunlarımız çerçevesinde kişi kendini ölümünden sonra eğitim ve bilimsel amaçlı bağışlayabilmektedir. Bunun yanı sıra böyle bir isteği olduğunu bilinen kişinin bedeni de tüm varislerin onayıyla aynı amaçla bağışlanabilir. Bu konuda tıp fakültelerinin Anatomi Anabilim Dallarına başvurulmalıdır. Bağışlanan bedenler üzerinde çalışmalar son derece katı tıp ahlakı çerçevesinde, gereken saygı gösterilerek yürütülmekte, daha sonrasında kişinin isteği doğrultusunda cenaze işlemleri yapılmaktadır.
Tıp Fakültelerine bağışlanan vücutlar eğitim ve araştırma amaçlı kullanılmaktadır. Fakülteler vücudu bilimsel çalışmaya uygun olmayan bağışları kabul etmeyebilir. AIDS, sarılık (Hepatit B ve C) gibi çalışanların ve öğrencilerin sağlığını etkileyecek hastalığı olanlar eğitim amaçlarına uygun değildir. Kadavralar üzerinde çalışmalar tamamlandıktan sonra Fakültelerin yetkili birimleri tarafından gömülmesi sağlanır. Bağışçı, kendisine ait bir mezar yerine gömülmek isteğini belirtmemiş ise bulunan bölgenin belediyesinin tespit edeceği bir mezarlığa defnedilir. Bağışçının kendisine ait bir mezar yeri mevcut ise belirtilen yere defnedilir. Defin ve cenaze töreni ile ilgili tercihler bağış işlemi sırasında bağışçıya sorulur. Bağışçının inançlarına uygun şekilde ilgili kuruluşlara cenaze işlemleri yaptırılır. Sahip olduğu mezar yeri var ise tapu fotokopisi istenir. Ülke şartlarında gerçekleştirilemeyecek cenaze işlemleri için fakültemiz sorumlu değildir. Bağışçının cenaze töreninin ailesi tarafından düzenlenmesi isteği belirtilmiş ise Tıp Fakültelerinde gerekli işlemler yapıldıktan sonra cenaze aileye teslim edilir.
Kadavra Bağışı ile ilgili kanun ve Yönetmelikler
Teşhis, tedavi ve bilimsel amaçlarla organ ve doku alınması, saklanması, aşılanması ve naklini düzenleyen: Organ doku alınması, saklanması ve nakli hakkında 20.5.1979 tarih ve 2238 sayılı Kanunda;
Madde 6: “Onsekiz yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olan bir kişiden organ ve doku alınabilmesi için vericinin en az iki tanık huzurunda açık, bilinçli ve tesirden uzak olarak önceden verilmiş yazılı ve imzalı veya en az iki tanık önünde sözlü olarak beyan edip imzaladığı tutanağın bir hekim tarafından onaylanması zorunludur.”
Madde 14: “Bir kimse sağlığında vücudunun tamamını veya organ ve dokularını, tedavi, teşhis ve bilimsel amaçlar için bıraktığını resmi veya yazılı bir vasiyetle belirtilmemiş veya bu konudaki isteğini iki tanık huzurunda açıklamamış ise sırasıyla ölüm anında yanında bulunan eşi, reşit çocukları, ana veya babası veya kardeşlerinden birisinin; bunlar yoksa yanında bulunan herhangi bir yakınının muvaffakiyetiyle ölüden organ veya doku alınabilir.” hükümleri yer almaktadır.
Bu maddeler çerçevesinde kişi ve yakınları vücudunu ölümünden sonra bilimsel araştırma ve inceleme için kullanılmak üzere bağışlayabilir. Tıp Fakültelerinde yeni tıp öğrencilerinin ve uzmanlarının yetiştirilmesi için kadavra bağışına ihtiyaç duymaktadır.
Bağış için gerekli koşullar:
Ekte (Ek-1) bir örneği verilen bağış tutanağını Tıp Fakültelerinde iki kişinin şahitliğinde imzalamak yeterlidir. Tıp Fakültelerine gelme olanağı olmayan kişiler için ise, Ek-1 de bir örneği verilen ceset bağış tutanağının iki kişinin şahitliğinde ve resmi bir sağlık kuruluşunda (Devlet Hastanesi, Sağlık Ocağı) görevli idari hekim tarafından onaylanması gereklidir. Bu tutanağın bir örneğinin de bağışlanan Tıp Fakültesine iletilmesi gereklidir. Yanınızda taşımanızı önerdiğimiz bağış belgesi veya kartı Tıp Fakülteleri tarafından size hemen verilecek veya gönderilecektir.
Yakınlarının vücutlarını bağışlamak isteyenler ise Tıp Fakülteleri dekanlıklarına veya Tıp Fakültesi Eğitim Uygulama hastaneleri başhekimliğine telefonla başvurmaları gerekmektedir (Ek-2). İlgili Fakültelerin görevli ekipleri tarafından bağışın alınması sırasında gerekli belgeler imzalatılmak suretiyle işlemler tamamlanmaktadır.
Aslında başlığı gördüğümden beri aklıma ilk Aşık Veysel geliyor. Benim sadık yarim kara topraktır…
Ben 18’ime geldiğimde organlarımı bağışlamıştım.Küçük bir kart veriyorlar, onu sürekli cüzdanınızda taşımanız gerek. İmzanız, kan grubunuz, neden organlarınızı bağışladığınız vs gibi bilgiler kısaca yazıyor. Yanılmıyorsan her 5 yılda bir yenilenmesi gerek(yanılıyorsam düzeltin lütfen) Geri kalanımı da yakmalarını söyledim…
Yalnız bu organ bağışı, Türkiye’de kötüye kullanılıyor. Örneğin, kaza yaptınız ve o kart cüzdanınızda bulundu, siz ölmeden organlarınızı alabiliyorlarmış.Ne kadar doğrudur, bilmiyorum ama pek de yalanmış gibi gelmedi bana… Her şeyin mümkün olduğu bir ülkedeyiz yani..
Sanırım bu gibi durumlar bir kaç yıl öncesine kadar efsane değil, gerçekti… Yani cebinizde organlarımı bağışlıyorum adlı kartı taşıdığınız vakit, beyin ölümü yaşanmadan kadavra sayılabiliyordu. Kimsede doğruyu yanlışı bilmeden kurban oluyordu. Fakat bunu engelleyen kanunlar çıkartıldı ve durum daha fazla kontrol altına alındı… Fakat bu seferde organlarınızı hayattayekn bağışlayabilmek adına, tonla prosödür gerekiyor… Hal böyle olunca, T.C vatandaşı olan kişiler, bu prosödürlerle uğraşmak yerine vazgeçiyorlar.
Çünkü devletin çok daha işine geliyor, kişiyi sağlığına kavuşturmak yerine, yaşam destek ünitesine bağlayarak yaşatmak, maddi olarak devlete çok daha az yük bindiriyor. Sağılığına kavuşturduğu vakit, devletin zorunlu olarak yapmış bulunduğu maddelerden kaynaklı, daha yüksek boyutta sağlık ödeneği ayırmak zorunda kalıyor, buda işlerine gelmiyor.
Örneğin gümrük memuru olan bir tanıdığımın anlatmına göre, sigara 1 TL gibi bir fiyattan ülkeye giriyor ve devlet bunu yüksek vergiler ile cebe indirmek adına piyasaya sunuyor. Sıcak ğarayı sigara ve tekel üzerinden bu şekilde kazanıyor… Sonrasında yeni bir yöntem buldu, daha fazla cebe para girmesi adına, o da insan sağlığına önem veriyorum fasafisosu adı altında, sigarayı yasaklamaya başladı, altında yatan sebep ise, rahatsızlanan insanın sağlık harcamalarının yüklü olmasından kaynaklı idi. Yadsağı koyup kar ederken, aynı zamanda vergileri ile 2. kara kaçtı. Bazı kimseler sigaranın yasaklandığını uygun görüyor olsada, bir başkasının, bir başkasını koruma gibi bir durumunun doğanın temeline uymadıını gözden kaçırmaması gerekmete diye düşünmekteyim.
Bilgilendirme için teşekkür ederim Sucu. En son çıkan kanunlardan haberim yok zaten son 5 yıldır da yeniletme gibi bir teşebbüste bulunmadım… Ama hala aklımdadır. Yani en azından öldükten sonra başkaları yaşama devam edebilir. Aileme gerekli talimatları verdim zaten:) Her ne kadar annem her duyduğunda ağlamaklı olup kızıyorsa da, hayat bu. Kimin kimden önce öleceği belli olmaz..
Bu organ bağışı biraz da dinden dolayı pek yaygın değil. Tahminimce bu prosedür kısmının uzatılması da bilinçli olarak yapılıyor.
Yurt dışında biraz daha kolay bu işlem… Ama yine prosedür kısmı baya vakit alıyor ve her yıl evinize bir sözleşme postalanıyor. İmzalayıp yolladığınız zaman o yıl içerisinde ölünce organlarınızın verilmesini kabul etmiş oluyorsunuz.. Türkiye’de de benzer şekilde uygulama yapılabilir.
Bir kaç yıl öncesinde Rusya ve mısır ülkelerinin organ bağışı konusunda ki kurallarından haberdar olmuştum, fakat hala aynı durumlar söz konusumudur bilemiyorum…
Bahsettiğim ülkelerde, insan ölünce, kanunlar gereği, organlar otomatik olarak devletin sayılıyor ve ekstradan bir izin almadan devlet, bu kişilerin organlarını kullanabiliyor. Organ bağıiına ihtiyaç duyan bir çok rahatsızlanmış insan sağlığına kavuşup, tekrardan yaşamaya başlıyor.
T.C insan yapısı kültüründe, din çok önemli bir yer tutuyor pek tabii ki. Ama yaşadığımız bu topraklarda daha önce yaşamış olan topluluklara baktığımız zaman hemen hemen herçoğunda aynı düşünce yapısı beliriyor. O da üretmekten çok, bulunduğun yerdeki kaynağı kullan, kaynak azaldığı vakit göç et düşünce yapısı yer alıyor. Bu yüzden, bu topraklarda yaşan bir çok kişi eğer bu tarz bir sağlık olayı ile şahsen ya da ikinci planda karşılaşmaz ise, ne denli önemli bir durum olduğunun bilincine eremiyor.
Fakat T.C topraklarında ki insan kültürü, daha çok mısır altyapısını barındırırken… Batı topraklarının düşüncesi ile hareket emye eçlaışmasından kaynaklı… bağış yapısı ortaya çıkıyor. Fakat batı topraklarının düşünce altyapısnın buraya göre çok daha farklı bir yapı ile kendini geliştirmiş olduğu ortada… Neyse… zaten burda ne konuşulursa konuşulsun genel kültürden öteye gitmesinin mümkünatı yok.
Fakat kendi adıma teşekkür ederim, düşünceli ve yaşayan insanlar olduğunuz için.:)
Forumda ölü bedeninin ne yapılacağı konusu tekrar gündeme gelince daha önce mor’un başlığına asmayı düşündüğüm bir ritüel vardı. Fakat videoyu arama çalışmalarına girmeden unuttum gittiydi…Kısmet bugüneymiş.
Tibet ‘te budistler cenazeleri gömmüyorlar…Akbabaların yemesi için uygun bir tepeye götürüp cesedi parçalayıp bırakıyorlar…
Ben o akbabaların ağzını burnunu kırarım kör kurşunlarla avlanasıcalar 😀
Sonuç olarak öldükten sonra bile beden bir işe yarasın diye düşünüyorlar hem de beden değildir önemli olan ruhtur onlar için…
Şu benim solumdaki zurna çalan baal mı ne :))
direk gömülsün diyen arkadaşlara demekteyim… şu anda gidip atlayın bir yerdende gidip mezarınızı kurcalayıp,i neyiniz varsa yoksa alayım… nasıl olsa bi şinize yaramıycak…
sonsuzun engüzeli olarak melekler diyarındada en güzel olmak için makyajımı dini kurallara uygun olarak ebubekir yapsın, öyle gömüleyim.
engüzel nickli arkadaşım, nedense mor adlı nickin sahibi olmandan şüphelendim… haa bu senin hayatında bir değişikliğe sebebiyet verirmi sanmıyorum ama olsun… artistlik yapasım geldi:)
yanlis adres..
makyaj uzmani “alo fetva”ya müracaat ediniz:)
slm.
yok ben degilim en güzel 🙂 karakter bölünmesi yaşamamak icin geldim geleli mor nickiyle yazarım.Haa güzelmiyim? Tabiki evet 🙂