Ölümden Sonrası

Öleceğinize gerçekten inanıyor musunuz?
Cidden ve sahiden ama?
Gerçekten bir gün yaşamınızın sona ereceğini düşünüyor musunuz?

Zamanınız var. Yanıt vermek için acele etmeyin. Ama geçen her saniye ömrünüzden yediğinizi de unutmayın tabii.

Belki ölüm gerçeğini genel olarak kısmen kavrayabiliyoruz ama özel olarak kendi ölümümüzü kavrayabiliyor muyuz? Kendi ölümümüz karşısındaki durumumuz Ermeni asıllı Amerikalı yazar William Saroyan’ın geride bıraktıklarına yazdığı bir mektubunda belirttiği gibidir: “Herkes ölecek ama ben hep benim için bir istisna yapılabileceğine inanmıştım.”

Diğer yandan, ölümü tümden aklımızdan çıkarıp atamıyoruz. Ölümlü olduğumuzla ilgili düşünceleri ne kadar bastırmaya çalışırsak çalışalım yine de onlar oradan buradan pırtlayıveriyorlar. Önüne geçilemez “pırtlamalar” bunlar, çünkü ölüm insan yaşamının değiştirilemez bir parçası.

Hem öleceğini bilen hem de sonsuza dek yaşamayı hayal edebilen tek yaratık biziz. İşte bizi çıldırtan da bu zaten. Ölümden ödümüz kopuyor. Ve yaşam, sonunda uçurumun boşluğunda kaybolmak dışında hiçbir hedefi olmayan bu yaşam ne kadar da anlamsız. İşte tam da bu yüzden insanın ölümlülüğü felsefenin temel sorularıyla iç içe geçiyor.

Temel sorular: Yaşamın, özellikle de bir gün sona erecek yaşamın anlamı nedir? Öleceğimizi bilmek yaşamlarımızı nasıl etkiliyor? Sonsuza dek yaşasaydık yaşamın bugün olduğundan tamamen farklı bir almamı mı olurdu? Bin ya da iki bin yıl yaşadıktan sonra varoluşsal can sıkıntısından bunalıp her şeyin bitmesini mi özlerdik?

Ruhlarımız var mı? Varsa bedenlerimiz öldükten sonra yaşamaya devam ediyorlar mı? Neden yapılmış peki bu ruhlar? Sizinki benimkinden daha mı iyi?

Yaşam-ölüm döngüsünü kesen bir başka zamansal boyut var mı? Daima şimdi ki anda yaşayarak “sonsuza dek yaşamak” mümkün mü?

Cennet uzay-zamanda bir yer mi? Değilse, nerede ve hangi zamanda? Oraya gitme şansımız ne?

Ve sizin ölüm, ölümden sonrası hakkındaki sorularınız, düşünceleriniz nelerdir?

Sahiden öleceğinize inanıyor musunuz?

27 yorum “Ölümden Sonrası”

  1. Ölüm var mıdır sorusundan ziyade, ölümün idraki var olmalı mıdır olmamalımıdır sorusu daha önemli bence.
    Ölümün idraki olursa yaşamın anlamsızlığı daha bir önem kazanır. Ölümsüz bir dünya algısı olan birey, hayatın anlamsızlığına karşı derin bir hayalkırıklığı yaşıyor demektir. Varoluş, ölüm, adaletsizlik, cinayet’i bertaraf etmek için, karma felsefesi gibi ilahi adalet anlayışları ve ya cennet cehennem gibi öte dünya özlemleri açığa çıkar insanların zihninde.
    Bu hayalkırıklığı bi müddet sonra dogma halini alır. Dayatır ölümsüzlüğü. Adaletsizliğin ve anlamsızlığın farkına varmak önemli bir husustur bu açıdan.
    Yeterince tatmin etmemiş olabilir ama bu yorumu “ölüm şartına” önem veren bir bakış açısı olarak algılayın lüften.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Nedenini bilmemekle birlikte kendi bilincimin asla kaybolmayacağından eminim diyebilirim. Belkide öyle olmasını istediğim için böyle düşünüyorda olabilirim ama sanmıyorum.

    Ben sahiden öleceğime(elbette öleceğim ama soru böyle sorulduğu için böyle cavap verdim) inanıyorum çünkü çok fazla sayıda ölümden dönmüşlüğüm vardır. Az çok o anda ne hissedildiğinden haberdarım. İğrenç bir an. Yaşayıp göreceğiz, ya da göremeyeceğiz…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Olecegim ve tozlarim etrafa yayilacak… Fakat…

    Kaza gecirenler bilirler -parcuket’in de dedigi gibi- cok tuhaf bir andir kaza ani… Hayatimda cok fazla kaza gecirdim. Otobus carpmalari mi dersin, motorla savulmak mi, denizde bogulmanjn esiginden donmek mi, catidan dusmek mi, kayalarin arasinda kalmak mi, arabanla ondekine gecirip hurda arabadan nasil sag ciktigini bilememek mi dersin her sey geldi basima ve daha sayamadiklarim da var… O an’lar cok gariptir.. Tamam bu kez oldum, her sey bitti dersin. Iste o anda biliyorum. YOK olacak bedenim, bitecek her sey. Ama bilinc…

    Nasil oldugunu anlatamam ama o kisacik anlardan anladigim, bilincim dedigim seyin bir sure daha-sonsuza kadar degil- bir arada duracagini hissetmemdir.

    Evet, oldukten bir sure sonra yok olup gidecegim.

    Cennet ise, iste tam burada ayaklarimin altinda, basimin uzerinde, simsiyah uzun bukle bukle olmus saclarimin arasinda… Ya da aynaya baktigimda karsimda.. Yasama asik, iflah olmaz bir hayat sevicisiyim :)(:

    G Milat

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Fred ile Clyde yıllar yılı ölmden sonrası hakkında konuşup durmuşlardı. Sonunda şuna karar vermişlerdi: Kim önce ölürse diğerine cennetin neye benzediğini anlatmak için ulaşmaya çalışacaktı.

    İlk Fred ölür. Aradan bir yıl geçer. Derken bir gün telefon çalar. Clyde telefonu açar; karşısındaki Fred’tir.

    “Gerçekten sen misin Fred” der Clyde heyecanla.
    “Evet, Clyde benim.”
    “Sesini duymak ne güzel! unuttun sanmıştım. E, söylesene! Nasıl orası?”
    “Valla inanmayacaksın Clyde. Kesinlikle muhteşem! Hayatında hiç görmediğin zenginlikteki topraklardan yetişen şahane sebzeler yiyoruz. Sabah kalkıyoruz, hafif bir kahvaltı ediyor, ardından öğlene kadar sevişiyoruz. Şahane bir öğle yemeğinden sonra dağa bayıra gezmeye çıkıyor, yine sevişiyoruz. Sonra inanılmaz lezzetli bir akşam yemeği yiyor, ardından uyku saati gelene dek yine sevişiyoruz.”
    “Tanrım” der Clyde. “Cennet şahane bir yer demek!”
    “Cennet mi?” der Fred. “Yahu ben Arizona’da bir tavşanım.”

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Elbette öleceğiz. başka yolu yok ama var olmaya devam edeceğiz. çünki biz düşündüğümüzü zannettiğimiz şey değiliz.
    Bunu rahatlıkla anlayabilrsiniz. bir deney ile… Ben dediğiniz varlığın ne olduğunu düşünerek onu gözlemlemeye çalışın.
    Bunu yaptığınızda siz olduğunuzu düşündüğünüz hiç bir şeyin siz olmadığını farkedeceksiniz.
    İşte o anda var olanın bedeninize ihtiyacı olmadığınıda anlayabileceksiniz.
    İşte bu ayrımı rahatlıkla yapabildiğiniz ve zorlanmadan açık seçik görebildiğiniz an ölmüş olduğunuzu düşünebilirsiniz.
    Ama hala bir şeyleri farkedebildiğiniz içinde ölümün bir son olmadığını o zaman anlayacaksınız…
    Bu kişisel bir deneyimdir. bizzat deneyimlemelisiniz. Tabii aklınızı kullanıp düşünerek işe başlamalısınız.
    Soyutlama yapabilmek için..
    Kolay gelsin… :))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Olaylar ,olgular iki yanlimi ?Oluyor.
    Birinin ölümü ,digerinin dogumu.
    Ölüm hizini dogumdan aliyor, dogumda ölümden.
    Deniz dalgalarinin bir yani yükselirken,öbür yani alcaliyor.
    Düzensizlikte baska bir yerde düzenin yaraticisi oluyor.
    Dogada yaratiyla yok olus birbirini bütünlüyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Mesela sizin beden olmadığını, hatta aklımızı kullanıp bunu deneyimleyebileceğinizi (deneyleyebiliyeceğinizi) iddia ediyorsunuz. Bunun için ölmenize gerek yok. Uyku hali bile yeterli. Mesela uykunuzda, deneyimleyin. Kalkıp size vereceğim adrese gelin (şu bedene ihtiyaç olmayan şeyinizle) ve oradaki detaylardan sınava tabi tutacağım. Hazır olduğunuzda hazırım deyin. Bakalım neyi farkedebileceksiniz.

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Ölüm, imgelemimde bir duvardır. Yaşam bir bahçe. Yeşil, sarı, kırmızı, mavi hatta siyah. Koşmaktayım.
    Mavi bir elbisem varmış onunla imgeledim kendimi. Mavi mavi süzülüyorum, sarı çayırlardan geçip tatlı akan sularda çıplak ayaklarımla yürüyorum. Bir kayanın üzerine uzanıp dinleniyorum. Az sonra tanımlayamadığım bir şey görüyorum. Peşimde, acayip nefesi üzerimde sanki. Korku sarıyor bedenimi. Hızla doğrulup koşmaya başlıyorum.
    Koşuyorum, koşuyorum. Nefesim sağlıksız, kalbim çıldırmışcasına atıyor. O şey hala peşimde. Ağzını açarsa beni yutar biliyorum. Koşuyorum son bir gayretle ve o da ne, bahçenin sonundayım. Bir duvarın önündeyim. Üstüne çıkarsam o şeyden kurtulurum belki diye düşünüyorum. Duvarı tırmanıyorum. Önümde koskoca duman gibi bir ufuk. Duvarın hemen ardında. Tırmanmıyorum, geriye doğru o şeye doğru inmeye karar veriyorum. Ve yeniden durmamacasına koşmaya başlıyorum.

    Hayat mücadeledir. Ölüm ise bir vazgeçiş. Ben vazgeçmem. Ama ölümün benden vazgeçmeyeceğini varsayarak yaşadığımı bilirim. Ölümsüz, duvarsız, sınırsız olsaydık..bence şimdiki gibi yaşardık. Bazı teknik ayrıntılar değişirdi. Amma ölüme inanıyor olsaydık, bir duvara toslayacağımıza hakikaten tüm bilincimizle inansaydık, işte o zaman şimdiki gibi kalmamız mümkün olmazdı. Olamazdı.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Rüya ölüm “gibidir” ama adı üzerinde gibi…Başkalarının onayına ihtiyacı yoktur ölen insanın kendi deneyimi yeter.. Eğer birebir aynı olsa idi, kimse ölümden korkmaz ve ölümden sonra hayat olmadığına inanmazdı…

    Ben öldüğümde Sayın xenix’in bana öldüğümü haber vermesine ihtiyaç duymayacağım….
    Aklımızı kullanacaksak bunu uyanıkken yapmak daha mantıklıdır.
    Ben bunu şöyle yapıyorum.
    Ben gözlemleyen bir varlık olarak kendimi gözlemleyemem, bu onun ben olmadığını kanıtlar…
    Çünkü gözlemleyen , gözlemlenen olduğunda, ayrı bir varlık olamaz. ayrı olmaz ise onun varlık olduğunun farkında olamaz. Yani ben kendimi gözlemlediğimi düşündüğümde , aslında gözlemlediğim şey BEN değilim.
    Bedenim BEN değilim, çünkü onu gözlemlemek için kullandım. Beynim değilim. çünkü onuda kullandım. aklım değilim çünkü onuda kullandım. Kullandığım şey kendim olamam.. Çünkü o zaman onu bir varlık olarak kullanamam.
    O benden ayrı olmalı ki var olabilsin…Öyleyse BEN gözlemleyemeyeceğim şey olmalıyım. Gözlemleyebildiğim ve dolayısı ile kullandığım herşey BEN den ayrıdır.
    BEN tüm bunlardan ayrı isem, benim bunlara ihtiyacım yok onlar olmadan da var olabilirim…

    Özetle sınırlarını ve varlığını düşünebildiğim varlık BEN değildir. 
    Demekki ben ölümsüzüm...
    

    Nokta…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. İlk öncül yanlışsa gerisi geliyor.

    “Ben gözlemleyen bir varlık olarak kendimi gözlemleyemem, bu onun ben olmadığını kanıtlar…”

    Bu kanıtı alabilir miyim önce.

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. Herhangi bir araç kullanmadan ve herhangi bir organınızı kullanmadan kendi gözünüzün bebeğini görmeye çalışınız ?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Hani öncülde araç, gereçten bahsetmiyor.

    Göz bebeği kendini göremedi diyelim, ama kulak kendini duydu, dil kendi tadını aldı, el kendini hissetti (isterseniz parmaklarınızı elinizin üstünde dolaştırın)

    Her şeyden önemlisi, beyin kendini düşündü…

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Öncül gizli özne olarak önermenin içerisindedir. Bu saydıklarınızda mümkün değildir.
    En önemlisi beyin kendini düşünemez. Çünkü düşünebilen beyin değildir. O ‘nun bir beyne ihtiyacı yoktur.

    Aslında bu durum mantıktaki özdeşlik ilkesi gereğidir . Yani A , A ‘dır. ilkesi..
    Eğer bu ilkeyi kanıtlamaya kalkarsanız, A ‘nın dışında bir varlık kullanmak durumundasınız. Bu durumda A kendi varlığının kanıtı olarak yeterli değildir.
    Bir anlamda kendisini “göremez.”

    “Ben gözlemleyen bir varlık olarak kendimi gözlemleyemem, bu; onun ben olmadığını, kanıtlar…”
    “

    Cümlesi ile bu anlatılmaya çalışılmıştır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. “Öncül gizli özne olarak önermenin içerisindedir.”

    Bu ne demek? Öncül diye kastettiğim şey, ilk varsayımınız, ilk önermeniz. Doğru kabul ettiğiniz ilk varsayım. Sizin bu cümleniz ne anlama geliyor, anlamadım.

    “En önemlisi beyin kendini düşünemez. Çünkü düşünebilen beyin değildir.”

    Şaka mı? Kimileri kıçıyla düşünür haklısınız…

    Mantıkta ki A, A dır önermesinin A nın dışında bir şey kullanmanız gerekmez ayrıca. Evrensel küme, evrensel kümedir mesela. Başka bir şeye ihtiyacı yoktur.

    Ayrıca kendi inançlarınızla çelişiyorsunuz. Mesela Allah, hiç bir şey yaratmadan önce kendini gözlemleyemiyor, kendi varlığının farkına varamıyor muydu? Gerçi şimdi kıvırmanın bini bir para, diyeceksiniz ki o mantıkla anlaşılmaz, düşünerek bulunmaz falan fişman fıstık…

    Ben gözlemleyen varlık olarak kendimi gözlemliyorum ve bunun kanıtıyım. Gözlem, deney, sonuç… Siz daha bırakın öldükten sonra gözlemlemeyi, ölmeden uykudayken bile çıkıp etrafı gözlemleyemiyorsunuz…

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Özür dilerim. Öncül içerisinde derken yanlış ifade etmişim. Kastettiğim gizli olarak önermenin içerisinde araç gereç var demek istedim. İkinci cümle ise ; önceki yorumumda düşünebilenin BEN olduğu , BEN’in beyne ihtyacı olmadığını ifade etmekti maksadım. Bu sebeple insanın düşünmek için beyne ihtiyacı yoktur demek istemiştim. Yani bu cümlenin kurulabilmesi için, öncelikle benim düşüncemin çürütülmesi / kanıtlanması gerekmekte…
    Siz cümleyi direkt kullanınca bende yukarıdaki cümleyi sarfettim.
    Diğer konuda tartışmaya gerek görmüyorum siz kendi kendinize benim vereceğim cevabı zaten vermişsiniz.

    ” Mantıkta ki A, A dır önermesinin A nın dışında bir şey kullanmanız gerekmez ayrıca. Evrensel küme, evrensel kümedir mesela. Başka bir şeye ihtiyacı yoktur.
    “

    İşte bence bu şaka…. Hani kanıtsız hiç bir şey kabul edilemezdi. Kanıtlanması gerekmeyen bir şey var yani mantıkta… Herkesin aynı fikirde olduğunu görüneni farklı yorumlayamacağını düşündüğünüz. bir olgu…..
    İşte bunlar Aksiyom veya postüla olarak bilinen şeyler…
    Açık seçik apaçık olan deniyor bunlara… Kanıta ihtiyacı yok….
    Hemde bunu yaratıcının kanıt ile ispatlanması gerektiğini söyleyen biri söyleyebiliyor… 🙂

    Evet bu konuda haklısınız… Kanıta ihtiyacı yoktur bu tür şeylerin. Evrensel küme evrensel kümedir.
    Herkes aynı şeyi söylüyorsa doğrudur, sadece sen söylüyorsan Şizofrensindir.
    Soru şu; bu yargıya nereden vardınız. ?

    Yani A’nın A olduğuna, bunun temel bir ilke olması gerektiği sonucuna nasıl varmış olabilirler. ?
    Bu bir öncül, bir önerme ise doğru olduğu sonucuna nasıl vardınız ?

    Beynimiz bir bilgisayar olsa idi.. Bu önermenin ilk doğruluk değerini %50 doğru, %50 yanlış olarak;
    Yani boş olarak saklamayacak mıydı hafızasında…..
    Bilgisayara anlatın şimdi neden %100 doğru olması gerektiğini…

    Mekanik şartları önermeyin mantıksal olarak açıklayın…
    Sonucun doğru çıkması önemli değil nasıl çıktığı önemli,,,

    Bu noktayı aşınca zaten bir sorun kalmayacak….
    A’ nın A olduğunun kanıtı A’nın A olmasıdır.. mı diyorsunuz…Yoksa ben A ‘yı görüyorum biliyorum gözlemliyorum o yüzden A, A ‘ır mı diyorum..
    Bu durumda 2 farklı araç kullanmıyormuyuz..?
    Gözümüz, aklımız ve birde mantığımız… A dışında bir sürü araç ve gereç kullandık…. Bunları saymayayım mı ?
    Bunlar A’nın A olduğunu %100 doğrulukla doğru olduğunu söylemek için kullandığımız bir anlamda kanıtladığımız araçlarımız değil mi ?
    Haaa pardon diğer insanları unuttum onlarında aynı şeyi gözlemlemiş ve kabul etmiş olması lazım araç sayısı bir anda katlandı , başka insanların gözleri , akıl ve mantıkları da bu kanıtı yapabilmek için gerekli oldu…
    Başka bir araç kullanmış olmadık mı ?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Ben kanıt falan diye bir şey atmadım ortaya o nereden çıktı?

    A’nın A olması için ne bir kanıta, ne de bir gözlemciye ihtiyacı vardır. Benim veya sizin görmenize, bilmenize, gözünüze, beyin harici düşüncelerinize ihtiyacı yoktur. Hele A olmayan bir şeylere hiç ihtiyacı yoktur. Çoğunluğun onayına da ihtiyacı yoktur. Bunların hiç biri A yı bağlamaz…

    Ben size -en azından kendinizi ikna etmeniz için- çok basit bir deney öneriyorum. Beyninizle düşündüğünüze inanmıyorsanız, (ki öyle görünüyor) uyurken veya yattığınız yerden düşünen şeyinizi (artık ruh mu dersiniz, hayalet mi, adını siz koyun) biraz gezintiye çıkarmanızı öneriyorum. Ama tabi hayal dünyasında değil…

    Bu zor olmasa gerek “düşünen şeyiniz” için?

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Tamam da ne olacak bu dediğinizi yapınca benim anlattıklarımı anlamamakta ısrar ediyorsunuz. Sizin vereceğiniz kanıtların , veya bu deneyin sonucunda bende oluşmasını beklediğiniz uyanışın gerçekleşebilmesi için öncelikle aynı gözlem çerçevesinde olmamız gerekir.
    Benim yorumlarımı anlayabilseniz anlatmaya çalıştığım şeyin, gözlemle ilgili paradigmalarımızın aynı olmadığı olduğunu anlayacaksınız. Bir de açık fikirliyim diyorsunuz. 🙂
    Mesela şu sözünüz,
    “Ben kanıt falan diye bir şey atmadım ortaya o nereden çıktı?”
    elbette böyle bir şey söylemediniz. Bunu ben söylüyorum.
    Siz diyorsunuz ki ; A , A’dır.
    bende diyorum ki kanıtlayın.
    Siz tekrar; olurmu öyle şey, kanıtlamaya gerek yok “görmüyormusun” Evrensel Küme Evrensel kümedir diyorsunuz.
    — Burada görmüyormusun kelimesi sarfedilen bir kelime değildir. Anlam bakımından ima yoluyla ifade edilmiştir. —
    Bende diyorum ki kanıtlayabilirsen görebilirim. Bu diyalog böylece süre gidiyor. Siz arada kullandığım kanıt kelimelerini sizin benden istediğiniz olarak algılıyorsunuz.Halbuki ben istiyorum bunu.
    A ile ilgili söyledikleriniz, Müslümanların Allah’ı (C.C) tanımlarken kullandığı cümlelere bu kadar mı benzer . Birden roller değişti gibi geldi… :))) Tuhaf bir durum…
    Bu tanımlamalara göre A’nın A olduğunu ben nasıl bileceğim.. ?
    Eğer A ‘nın A olduğunu kabul etmiyorsam, bunu ispatlayamadığınıza da göre anlış bir önerme ve ilke öne sürüyorsunuz demektir.

    Şimdi sizin deneyinizi yapmaya çalışayım. Yani uyurken veya yattığım yerden , gezinti hayal dünyasında olmasın yani gerçek dünyada olsun demişsiniz. Bunun ayırdına nasıl varacağım onuda söyleseydiniz bari… Yukarıda açıkladıklarım ışığında…
    Beklediğiniz sonuç nedir ? Belirli bir lokasyonda sadece sizin bildiğiniz bir varlık veya olguyu müşahade etmemi bekleyeceksiniz.
    O lokasyona, düşünen varlığım ile gelmemi ve sizin gizlediğiniz şeyi görmemi isteyeceksiniz benden…

    Sizin beklentinize göre daha sonra sizinle klasik yollarla temasa geçip, sizin sakladığınız şeyi, tarif etmemi , söylememi isteyecek…
    Tabii ki bunu yapamayacağımı düşündüğünüz için de ahanda işte sen bedeninden ayrı değilsin, sen bu gördüğüm şeysin deyivereceksiniz….
    Senaryo doğru değil mi ?

    Hahaha öncüller yanlış olunca , deney kurgusuda yanlış oluyor… Michelson-Morleyde sözde Esir maddesini kanıtlamak için az uğraşmamışlar. inerferometreyi icad edip, dünyaca ünlü o deneyi yapmışlarda Esiri kanıtlayabilmişler mi ? Nasıl kanıtlayabilirler ki ? Yanlış başlangıç , doğal olarak yanlış sonucu getirir.. Trabzondan Mersine gitmek için gemiye binip kuzeye giderseniz olsa olsa Kırıma gidersiniz. :))

    O Meşhur deneyde Esir yok deyivermişler… Esir yok mu ? Hiç sanmıyorum böyle olduğunu, Einstein “gerek yok” demiş Maxwell O olmadan , denklemleri ortaya koymuş. Halbuki tüm yaptıkları adını değiştirip halının altına süpürmek…

    Sizin deneyde aynı bu deney gibi.. Hiç farkı yok…
    Başlangıç önermeleriniz yanlış diyorum kaç mesajdır. Başka yerlere götürüp duruyorsunuz konuyu…
    En alttaki taşı çekerseniz koca gökdelen yerle bir olur. Ben en alttaki taşı çekiyorum…

    Sizin deneyde, ben bir şeyler gördüm. diyelim ki ; size nasıl ispatlayabileceğim. aynı simgesel dünya kodları ile gördüğümü, yada siz bana inanacakmısınız bana Benim gördüğım rüya birebir sizin gerçeğinizle aynı bile olsa, bunu size anlatabilme imkanım var mı ?
    Rüya da simgeler vardır mesela, benim değil ama bazı insanların rüyaları çıkar, olanı ve olacakları görebilir. Ben göremiyorum diye bu olguyu gözardı mı edeceksiniz. ? Yahut bu görenler dünyamıza ait nesneleri bizim kodlarımızla görmüyorsa nasıl dile getirebilecekler gördüklerini… Daha bu dili bile bilmezken nasıl ispatlayacaksınız veya çürütebileceksiniz görünenin sizin görülmesini istediğiniz şey olup olmadığını….

    Yani özetle A , A değilse ne yapacaksınız. ?
    Siz daha A , A dır önermesini kanıtlayamıyorsunuz, A’nın A olmadığı bir yerde sadece değili diyerek işin içinden sıyrılabilecekmisiniz. ?
    Yoksa sizin yaşamınınız sadece A’nın A olduğu yerde olanlardan mı ibarettir…

    Özetle bu deney , yapılabilecek bir şeydir. Hipnoz altında bu türden seyahatler yapılmış, ve gidilen mekandaki varlık ve olaylar Müşahade edilmiştir.
    Üstelik bu tür deneyler Üniversite öğrencileri arasında yaygın olup bu yöntemle soruları önceden saklı olduğu yerden alarak kopya çekenler bile vardır. :)) Öğretmenin masasındaki çekmeceden… Fiziksel bir hareket olmasa bile…
    Ben yapmam ayrı konu…Ama ben A ‘nın A olduğunu anlayabilmenin yolunu ancak A olmayan bir başka varlığın “yansıtmasıyla” mümkün olduğunu düşünüyorum. A kendinde böyle bir güç bulamaz, böyle bir yeteneği olamaz… A kendini bilemez, eğer insan değilse, çünkü o zaman bu ayrıştırmayı yapabilecek yetkinliktedir. Görmesede varlığını hisseder.. Kendini bilemez derken A kendisinin A olduğu bilgisine ulaşamaz demek istedim…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. Anlattıklarınızı büyükanneniz anlayamıyorsa, henüz siz de anlamamışsınız demektir. Sadeleşin teorisyen, daha da sadeleşin. Sadelik, gerçeğin göstergesidir.

    Benim size deneyi önermemin sebebi kendimin inanması değil. Sizin bu saplantılı inancınızdan kendinizi kurtarmanız içindi. Yoksa zaten bu dediğinizi yapabiliyor olsaydınız öfkelenme belirtileri gösteriyor olmazdınız.

    “Özetle bu deney , yapılabilecek bir şeydir. Hipnoz altında bu türden seyahatler yapılmış, ve gidilen mekandaki varlık ve olaylar Müşahade edilmiştir.
    Üstelik bu tür deneyler Üniversite öğrencileri arasında yaygın olup bu yöntemle soruları önceden saklı olduğu yerden alarak kopya çekenler bile vardır. :)) Öğretmenin masasındaki çekmeceden… Fiziksel bir hareket olmasa bile…”

    Evet tabi tabi, hatta geliştirilmiş olarak ÖSYM şifreleme yerine bu yöntemi yaygınlaştıracakmış artık cemaatler arasında.

    “Ama ben A ‘nın A olduğunu anlayabilmenin yolunu ancak A olmayan bir başka varlığın “yansıtmasıyla” mümkün olduğunu düşünüyorum. A kendinde böyle bir güç bulamaz, böyle bir yeteneği olamaz… A kendini bilemez, eğer insan değilse, çünkü o zaman bu ayrıştırmayı yapabilecek yetkinliktedir. Görmesede varlığını hisseder.. Kendini bilemez derken A kendisinin A olduğu bilgisine ulaşamaz demek istedim…”

    A nın A olmasından, geldi konu A nın A olduğunu anlayabilmesine. Ee evrim şart tabi. Bakın bakalım yukarıda ki yorumlarda “anlamak” diye bir şey var mı? Veya A nın bilinçli olduğuna dair bir tartışmamız var mı?

    Ama bir şey dikkatimi çekti gerçekten. Şu yukarıdaki A ları Allah yapın bakalım, ne dediğinizi görebilecek misiniz?

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Diyor ki işte, biz türbanı anlayamayız, ama bi yansıtan var ve onu dinlemek lazım.

    Aksiyom ile aksiyomatik sistem aynı şey değildir.

    A=A bir aksiyom olmaktan çok formeldir. Formel sistemler ise gerçekliği anlamaktan çok pratiğe hükmederek dünyayı dönüştürmekte daha faydalıdır. Bunun bedeli belli ölçülerde ihmaldir, ama eşittir içinde eritilen bu ihmal, ait olduğu alanda iş görmek için yeterli olmanın ötesinde gereklidir. Yoksa formalizasyonu biraz daha derinleştirdiğinizde A hem A dır hem değildir, sistemi çelişkilerden arındırdığınız oranda A eşittir daha çok A laşır, öz ve görünüş arasında daha derin mekik dokumaya başladığınız oranda ise daha çok değilleşir.

    Ve işte tam da bu nokta mantık hatası yapmak için ideal bir kavşaktır. Çünkü kimileri de çıkar, ancak belli şartlar içinde doğru olan bir önermeyi bütün şartlar altında doğru kabul eder. Bir de öncülleri -aslında- çok anlamlı olan ortak bir terime bağladınız mı gel keyfim gel. Günlerdir aynı şey…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Vallahi konunun basligi ” ÖLÜMDEN SONRASI ” idi .
    Sayin ” gamaro ” ya hak veriyorum.
    Konu ölümle basladi. A , A idi veya degildi.
    O onu kasdetmedi,bu bunu kabul etmedi.
    Bende bu konuda son yazimi yazip bitireyim bari( Ölümden sonrasi)

    ” Her sey insanin kendinde, o görür herseyi yasama süresinde.
    Yasamdan sonra ona göre hic bir sey yok.
    Ne dost ne düsman ne korku ne sevinc.
    Her sey insanin varligina,var olusuna bagli,onun yoklugunda her sey biter.
    Bütün eylemleri, tasarimlari, hayalleri, düsleri,düslemleri,inanclari.
    Insan yasaminin sona ermesiyle bu nitelikler sona erer.
    Ölen insanin bir gün,bir an olsun düsündügü, düsledigi, düslemledigi görülmemistir.
    Demek insan yasami süresinde eylemlerine sarili,eylemleride ona.
    Yasam bittimi eylemlerde sona erer.Selamlarimi iletirim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. Ben bu deneyi yapamam ama hala size hak vermiş değilim. Çünli anlatmak istediğimi anlatamadım. Konuyu kapatalım madem… Ama şu öneriniz konusunda şunu söylemeliyim. Önce ben söyledim. Benim söylediğimi bana söylüyorsunuz.

    İşte şurada…

    “A ile ilgili söyledikleriniz, Müslümanların Allah’ı (C.C) tanımlarken kullandığı cümlelere bu kadar mı benzer . Birden roller değişti gibi geldi… :))) Tuhaf bir durum…
    “

    Ayrıca yapamayacağımı da söylemişim zaten…

    “Ben göremiyorum diye bu olguyu gözardı mı edeceksiniz. ? “

    “A nın A olmasından, geldi konu A nın A olduğunu anlayabilmesine. Ee evrim şart tabi. Bakın bakalım yukarıda ki yorumlarda “anlamak” diye bir şey var mı? Veya A nın bilinçli olduğuna dair bir tartışmamız var mı?
    “

    Elbette var… Yorumları okuyun ve söylenmiş kelimeleri değil söylenmemiş ama cümlelerin ihtiva ettiği anlamlara bakın… umarım görürsünüz…

    Sayın gamaroda güzel bir yorum yapmış ve doğru söylemiş büyük oranda katılıyorum söylediklerine ama kafama takılan bir nokta var, eğer bu kurallar sadece belli koşullar altında doğru ise o zaman nasıl oluyorda herşey hakkında kesinlikle doğru olduğu konusunda şüphemiz olmuyor.

    Mesela Ölümün varlığı, benliğin bedenden ayrı olması durumu..vb gibi…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Ruh ile bedeni birbirine bağlayan bir kordon vardır.Bu kordon koptuğu zaman ölüm gerçekleşir ve bizim yaşadığımız,öğrendiğimiz her şey bilincimize kaydedilir,bilinçte ruhun bir parçasıdır.ben ruhun bir enerji olduğunu düşünüyorum ve enerji asla yok olmaz sadece dönüşür,dolayısıyla öldükten sonra da ruhumuzu ne kadar geliştirebilmişsek,eksiklerini ne kadar giderebildiysek ruhumuzun seviyesine göre (ruhların seviyeleri vardır) ya tekrar maddeye dönüşüyoruz ya da bir üst boyuta geçiyoruz.okuduğum araştırdığım ve öğrendiğim bilgilere göre bu şekilde gerçekleşiyor.
    Öleceğimizi bilerek yaşamak yani bir gün her şeyin biteceğini bilerek yaşamak paylaştığımız bu hayatta çevremizdeki insan kim olursa olsun onu koşulsuz kabul edip herşeye karşı ılımlı olmayı ve hatalarımızın farkına varıp bunları geç olmadan telafi etmemiz gerektiğini,tanıdığımız tanımadığımız ayrımını yapmadan yardımlaşarak hayatlarımızın yükünü hafifletmemiz gerektiğini hissettiriyor.
    Çünkü nasıl olsa bitecek…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. Gabriel Marcel der ki; Varoluşsal tecrübe mahiyeti itabiriyle irrasyoneldir, bireyi saran “sırları” kapsar ve bir iman meselesidir. Tanrı varoluşsal tecrübeyle kavranabilir, ancak bunun için de tanrı’nın rasyonel olarak ispatını reddetmek gerekir.

    Evet bu bir iman meselesidir ve kafidir, fazladan buz pistine gerek yok.

    Yok illaki devam edeceğim derseniz, herşeyden önce aksiyomlar hakkında daha fazla okuyunuz. Zayıfsınız. Ali k toparlanamayacak kadar dağınıktı, siz de hareket edemeyecek kadar kaygansınız. Hatalarınız:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. Sonsuz hayat ister miydiniz? Yani ölümden sonra bilinç, ruh veya varlık olarak. Bir müddet sonra insanın varlıksal sıkıntıya gireceğini düşünüyorum.

    Yani bin yıl, milyon yıl belki de milyar yıl sonra artık sıkıntıdan ne yapacağınızı bilemeyeceğiniz bir döneme girmez misiniz?

    Sonsuz hayat ödül mü? İşkence mi?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Bir öğledensonrasını bile nasıl geçireceğini bilemeyen insan, sonsuz yaşamda depresyona girer ve yok olmak için tanrıya yalvarırlardı.

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.