Bu başlık altında keşfettiğimiz ya da düşündüğümüz önyargı yıkma yöntemlerinden bahsedebileceğimizi düşündüm. İletişimle ilgili başlıklara da destekleyici nitelikte olurdu.
Benim düşünceme göre iki insanın tartışmaya başlamasındaki esas nedenlerden biri bu.ve çok önemli olduğunu düşünüyorum. Sadece bu yüzden de değil, bazen önyargılarımıza öyle sarılıyoruz ki diğer ihtimallerin hepsinden uzak düşünmeye başlıyoruz. Böylece bir şekilde gelip aklımızın baş köşesine oturan o fikir aklımıza bir sis yaymaya başlıyor konuyla ilgili. Devamında gerçekleşen durumları bile görmekten uzaklaşabiliyoruz. İkna etme yollarından biri olarak bile kullanılabilir önyargı yıkma kuralları.
Bu konuda ilk aklıma gelen şu:
*Bir konuyla ilgili konuşurken karşımızdakinin kafasında bir yargı oluşturur genelde söylediklerimiz. Ama bazı konular öyle hassastır ve karşılığında öyle kült düşüncelere ve sanrılara konuştuğumuz insanı hapsederiz ki sonra iş içinden çıkılamaz bir hal alabilir. Bu nedenle konuşmamıza karşımızdaki insanın bu düşüncelerden uzaklaşmasını sağlamak ve böylece daha kaliteli bir paylaşım elde etmek için eklememiz gereken tahminsel betimlemeler olmalıdır. Bunu da “Bunları söyledim ve karşılığında sen …….. şekilde de düşünebilirsin ama ……..” gibi bir cümleyle sağlayabiliriz.
Ancak bu gibi söylemler bazen de tehlikeli olabilir. Çünkü karşımızdaki insan bizi kandırmaya çalışıyorsa bunu önyargı yıkma metoduyla yapmaya başlamış demektir. Düşünce şeklimize müdahale söz konusudur bir nevi.
Farkına varılacağı gibi yazıda karşıdaki insanın önyargılarını yıkmak adına bir durum geçerli. Peki kendi önyargılarımızdan nasıl kurtulacağız? Siz de aklınıza gelen, bildiğiniz, keşfettiğiniz metodları daha sağlıklı iletişim ve düşünüş adına paylaşırsanız sevinirim. Ayrıca önyargılarımızın nedenlerinden de bahsedebiliriz. Düşüncenin sağlam kuruluşunun birçok şeyden çok daha önemli olduğunu da düşünüyorum. Düşünce sistematiğinden de bahsedilirse memnun olur, zevkle okurum
iki kişi konuşurken, 1. şahıs “e” konusu yada simgesi hakkında mevcut bilgiye sahip, 2. şahıs “E” konusundan bahsederken 1.şahıs “e” ile ilgili mevcut yapılarıyla 2. kişinin bahsettiği konuyu anlamaya çalışır, birçok yönden benzerlik taşıdığından sorun da olmaz. Ancak 2. şahsın “E” konusunda değinmediği kısımları 1. şahıs mevcut “e” ile doldurur. Bu durumda önyargı oluşmuş diye mi tanımlıyoruz?
Genelde kısa ve basit cümlelerle konuşurken konular arasındaki ince noktalar rahat seçiliyor, daha çok kompleks ve uzun cümleler kullanıldığında tartışma uzuyor veya konu bağlamından çıkıyor.
Ben bir konuda önyargıya sahip kişilerde genelde kişinin geriye dönük aşamalı sorgulaması için uygun soruları yöneltmeye çalışıyorum. Elimden geldiğince mevcut yargısının temeline ulaşmaya çabalıyorum, sonunda da mevcut yargısı hakkındaki ilk görüşünü doğrudan evet hayır şeklinde kendisine yöneltince genelde aldığım cevap “şimdi öyle düşününce..” diye başlayıp geçici olarak önyargısından vazgeçiyor.
sosyal, kültürel kaynaklı önyargılarda pek sorun olmazken, dini temelli konularda insanlar baya ısrarcı olabiliyor. Bir çözümü olan varsa merakla bekliyorum…
*karşıdakinin neden o yargıya vardığıyla ilgili sorular yöneltilmesi tekrar tekrar sorulması ve kökene inilip temizlenmesi.evet bu ilk şıkkımız gayet güzel.bu karşımızdaki insanda önceden oluşmuş bir önyargıyı yıkabilmek adına iyi bir adım.yazıda bahsettiğimse önyargının karşıdaki insan tarafından kurulmaması için bir önlem gibi görünüyor.önyargı oluşmadan önce,oluşmasın diye alınan bir önlem.
aslında ilk bahsettiğiniz kısmı anlayamadım.ilk kısmın en sonunda nasıl bağladığınızı anlayamadım daha doğrusu.önyargı bence bir kişinin bir konu hakkında fazlaca yetersiz argümanıyla ilk yaptığı keskin yargılamadır.ileri görüşlü olmanın tersine negatif bir çağrışım yapar çünkü genelde büyük ihtimalle ve çoğunlukla yanlış yargılardır bunlar.küçücük fikirlere dayanırlar çünkü.dayanak çok zayıftır ama ortada kocaman bir yargı vardır.o yargılama birkaç ufak nedenden ötürü bize göz kırpar ve diğer ihtimaller henüz ortada yoktur,bu yüzden onları düşünmeyiz.aklımıza bile gelmezler.oysaki bize göz kırpan,bizi çağıran bir nedenin yarattığı yargılama tam karşımızda duruyor ilk tahlilde.aslında ben bir de insanlardaki “karar veren olma” yapısından yola çıkarak önyargıların var olduğunu düşünüyorum.bir konuda sonuna kadar karar veren yetkili merciyiz aslında.kaçınılmaz bir şekilde sahip oluyoruz dolayısıyla önyargılara.yargıda bulunmanın kendi doğasından kaynaklanan cezbedici bir yönünün olduğunu düşünüyorum yani.bir de düşünüyorumki insanlar bir şeyi yapabiliyorsa genelde yapıyor.yapıyor çünkü yapabilirdi.belki de bazen neden diye sorarak resmin parçalarını arayıp dururken çerçeveyi unutuyoruz.her şeyden önce insan “yapabilirdi.” neredeyse insanların yapabilir olduğu halde yapmadığı tek bir şey kalmamış gibi.hatta bir tane örnek bile gelmedi aklıma.
mesela kendi aklımızda önyargı oluşturmamak ya da yıkmak için 2 şey düşündüm
*görebildiğimiz yargımıza karşıt gelebilecek bütün durumları olabildiğince taramaya çalışmak ve yapılabiliyorsa nicel ve özellikle nitel açıdan değerlendirip büyüktür küçüktür kıyası yapmak.arada çok fark varsa bile gözlem aşamasında kalmaya belli bir süre devam etmek
*sonsuz kombinasyon olabileceğini aklımızın bir köşesinde her daim bulundurmak
Önyargı mühimdir ve hayatta kalma yöntemlerinden biridir.
Önyargınız doğru olduğunda “öngörü” sahibi olursunuz, yanlış olduğunda “önyargılı” olursunuz.:)
Bu kaplan beni yer.
Kaplan sizi bi güzel yemişse öngörü sahibisinizdir.
Yok yememişse önyargılının önde gidenisiniz. 🙂
“fazlaca yetersiz argümanıyla ilk yaptığı keskin yargılamadır”
söylemek istediğim de buna benzer. 1. şahıs 2. şahısın anlattığı konuda anlatılmayan kısımları gerekçesi olmadan mevcut “e” konusu hakkındaki argümanlarıyla dolduruyor. Bunu bilerek yapabilir öngörü, çıkarım olarak; bazen farkında olmadan sanki öylece doğruymuş gibi kabul ediyor gerekçesiz, önyargı kısmı da bu oluyor. yani şimdilik önyargı deyince zihnimde canlanan bu.
destan…selmlar…bu forumda ilk gönderim…akademik kariyer sahibi değilim…imla hatalarınıda yapabilirim….önyargılı değilim( artık ne kadar değilsem)ama kötü bişey olduğunu bildiğimden değilim diyorum ama ne kadar değilim bunu bende bilmiyorum…….ben önyargı hakkında araştırma yapıyordum karşıma bu forum çıktı….Günümüzde konuşulmaya muhtaç yegane (her türlü bela ve pisliğin başı) konu olarak hergün karşıma çıkıyor onlarca kere… bu sorunumuzu daha çok empati yaparak çözmeye çalışıyorum, nispeten başarılı oluyorum ama bu pek yeterli değil desemde mevcut ortamda fenada sayılmam…öngörü ve önyargı sonuca göre farklılaşan bir olgudan türemez….öngörü görüştür… önyargı yargı dır…yargı sonuçtur öngörü sonuca giden yolda bir elemandır….önyargısız birini kaplan yemez(genel olarak)..onlar kaplanların neler yapabileceklerini bilirler…. önyargılılar ise; ”bana bişey yapmaz, yemeğini verdim, suyunu içirdim, ben yıllardır bunların içindeyim!! ” der ve kaplan birgün onları yer………
“Bunları söyledim ve karşılığında sen …….. şekilde de düşünebilirsin ama ……..” gibi bir cümleyle sağlayabiliriz”.örneği çalışılabilir… başarıyada ulaşabilir, en azından bir kıvılcım sağlayabilir kananatine saygı duyarım ama bişey değişeceğini zannetmem….önyargı dan bahsediyoruz….zaten tırnak içindekileri anlayabilen biri önyargılı değildir artık…sevgiler…
Önyargılı beyinler oluşmadan önlem alınmalı…..sevgi ile yetişen insanlar önyargılı olmuyor genelde…….ama bu bir gerçekki önyargı olmazsa olmazdır….önyargıları sorun yaratan bir hal olmaktan çıkarttığımız zaman insanlık kurtulacak….o zamanda senin benim gibi adamlarada ihtiyaç kalmayacak dünyada…. Önyargıyı bir akü nin iki kutup başından biri olarak görüyorum…diğeride empati…buna kısaca hayat diyorum…artısıyla, eksisiyle….ben hep o artı tarafta kalarak yaşamımı sonlandırmak istiyorum….onlarada yaşamın içinde öyle bir rol biçilmiş….atom u parçalamaya gerek yok..bırakın atom atomluğuyla kalsın…atomu oluşturan iki kutup var…böyle güzel…diğer türlü bir hayat olabileceğini zannetmiyorum şimdilik….Biz yinede bu sorunun üstesinden gelebilmek için ısrarla çalışmalarımıza devam edeceğiz…bizim görevimizde bu….onlar önyargılı olacaklar bizler empati yapacağız dengeleri sağlayıp hayatı devam ettireceğiz….umarım kendimi iyi ifade edebilmişimdir..genelde ne dediğimi anlamıyor insanlar….bilmem neden acaba…))
Sevgili Rumayana….”boş beleş muhabbeti gaza getiren gurüha tahammül edemiyorum çünkü” bu tırnak içindeki cümle sana mı ait….yada nerde kullandın, neden kullandın?. bir yerde denk geldim…açıklayabilirsen sevinirim…
sayın destandeviren öncelikle hoşgeldiniz.yazdıklarınızın hepsi güzel.bir şeyler bilmek için onun okulunu okumak şart değil bence.banada okulda öğretilen konu bu değil ama ilgi duyduğum için araştırıyorum.
“boş beleş muhabbeti gaza getiren gurüha tahammül edemiyorum çünkü” bu cümle bana ait.sohbet kısmına başka bir başlıkla ilgili yazmıştım.orada gördünüz muhtemelen.ne kadar gerilmişsem güruh yazmayı bile becerememişim:)
Sevgili rumana…tahamül sınırlarını ne kadar genişletebilirsek o kadar önyargıdan uzaklaşırız diye düşünüyorum…ama insan olmamızın vermiş olduğu reflekslerde olmazsa olmaz değil mi?…sinirlenen beyin nöronları sağlıklı işleyip doğru karar veremezler….kısa devre çıkar…zaten bütün sorunda burada…
evet sayın destandeviren *tahammül sınırlarımızı genişletmek.bunun da dolaylı yoldan katkıları olabilir.konular tartışmaya sapmadan önceki kısımda daha sağlıklı düşünebiliriz böylece.
Ben de hiçkimseyi sevmeyip herkesi seven güruha tahammül edemiyorum.:)
Daha önce bu konuda çok yazmıştık:
İnsanların kendi olağan değerleri içinde “seçimler” yapması doğaldır. “Ahmet’, severim, Mehmet’i sevmem.” gibi…
Veya desin ki “En çok kendimi severim birader sana ne ?” buna da Ok!…
Lakin kendi gizil seçimlerini hiç bilemeyeceğimiz birilerinin, sürekli “sevgi, saygı” diye cırtlamasını doğru bulmuyorum. Hele daha ortasahaya bile gelmemişken bi gol atma hevesi, bi gol ki dostlar başına… Ortada gol yok, golü atan yok 🙂
Herzaman olduğu gibi kavramlar yine altüst ediliyor.
Önyargı her durumda iki olasılıklıdır ve genellikle “baştanpazarlıklı” ile karıştırılır.
Oldukça komik muhabbetlere rastlarız:
Hasan sen biraz uçukkaçıksın.
Önyargılısın azizim nerem uçuk…
iyi de ben uçuk kaçık severim.
Ha öyle mi ??? Evet evet biraz kaçığım 🙂
Böyle “özgün” yorumları seviyorum.
“gizil seçimlerini hiç bilemeyeceğimiz” demişsiniz ne demek istediğinizi anlamadım. yani merak edilen nedir? burada adımızı dahi bilmiyoruz birbirimizin.fikirlerimizi konuşuyoruz.sayın bir hitap şekli ve ben de kullanmakta sakınca görmüyorum.sevgili hitabını kullanmıyorum çünkü samimi olan insanlara uygun olur sanıyorumki.ama daha sıcakkanlı insanların kullanmasında da bir sakınca görmem.siz neden yanlış buluyorsunuz? ya da bunu konuştuğunuz başlığı söylerseniz okuyabilirim.merak ettim doğrusu.farklı bakış açılarından yararlanmak hoş bir şey bence.gol atmak gibi bir kaygım yok yani aslında.daha doğrusu gol atmayı da anlayamadığımı söyleyebilirim.ben bu tip cümleleri pek algılayamıyorum.ego tatmini gibi bir şeyi mi kasdettiniz? önyargı konusunu yanlış mı biliyorum sizce? sözlüğe de bakmış değilim aslında.belki kavram kargaşası oldu diyeceğim ama baştanpazarlıklı diye bir şeyle alakası olduğunu da pek sanmıyorum tanımımın.baştan pazarlıklı denilince aklıma gelen şey önyargı değil.bence karıştırılabilecek kavramlar da değiller ama mutlaka eksiğim var tanım konusunda.ayrıca peşin hükümlü dediklerinde önyargı geliyor aklıma.bilmiyorum eş anlamlı denilebilir mi bu ikisine
bu arada gamaro sizi de anlayamadım.oik0s’un yorumuna mı özgün dediniz,yoksa iğneleme yaparak benim yorumumu özgün mü bulmadınız? ben hala çözemedim dilinizi.bu kadar algılayamamakta zoruma gidiyor:) bir şeyi zor bulup anlamasam zoruma gitmeyecek.üsluba hiç alışkın değilim anlamıyorum ve sorsam bir türlü,sormasam ayrı dert merakta kalıyorum
Sizinle ilgili birşey demedim.
oik0s’un yorumu, okumaktan keyif aldığım özgün yorumlardan biri olduğu için, beğenimi dile getirdim.
insan zihninde bir x objesi var, insan bu x objesinin yemeğini verip suyunu içirip yıllardır içinde durunca x objesiyle sorun yaşamaz, kaplanla aynı etkileşime girince bu x objesiyle özdeşleştirir ve temelsiz sonuç bekler, kaplan onu yer. Ben durumu böyle algılıyorum, yanlışım var mı?
Önyargı, durumu değerlendirmek yerine cacheden* bilgi alınmasıdır. Enerji ve zaman kazandırır ama yanlış işlem yapmamıza sebep olabilir.
Kısa ve önemsiz durumlarda önyargı iyidir, fakat uzun ve zorlu bir problemle karşı karşıya isek önyargıyı bırakmamız ve paradigmaları değiştirmemiz gerekebilir.
Önyargı ,senelerdir bize dikte edilmiş bir takım söylemlerin sonucunda oluşmuş olabilir mi? Fatoş
Elbette olabilir, ama deneyimlerin sonucu da önyargılar oluşmuş olabilir. Yani önyargının oluşumu için bir çok etken rol oynayabilir.
beynimiz çok fazla şeye şartlanmış olabilir mi bir de? mesela el çabukluğu ile yapılan klasik ve basit numaraları düşünerek kavramakta zorluk yaşamamız ve şaşırabilmemiz gibi.
Bir adam yolda arabasıyla giderken önündeki viraja yaklaştığında aniden karşısına ters şeritte ilerleyen başka bir araba çıkar. Adam frene asılır ve kıl payı karşısındaki arabadan sıyrılmayı Başarır. Diğer arabanın kadın sürücüsü camdan kafasını çıkarıp bağırır:
Domuz! Domuz!
Zaten sinirli olan adam hemen karşılık verir:
Sen de şişko domuzsun!
Verdiği hazır cevaptan memnun bir şekilde yola devam eden adam virajı döner ve karşısına çıkan domuza çarpar.(alıntı) Bu benim çok etkilendiğim bir hikayedir ..iletişim kurabilen varlıklarız ama sadece duyuyoruz mantık süzgecinden geçirmeden…(Fatoş)
oik0s tarafından Çar, 25/02/2009
Bilinç, çocukluktan itibaren yaşanılan deneyimler ve öğretilerin, bir iradede toplanmasıdır. İrade, onamanın(rızanın) temelidir, bu temeli aktive eden senkronize uyuşmalardır (hafıza). İki resim üstüste gelmediği halde, birey YARGIya devam ediyorsa kişi kendini aldatıyordur. Zira aynı zamanda “irade” doğrunun keşfinin temelidir. Kişi yargılarken istem dışı beyinsel çağrıların önüne geçer. Yargılama süreci, düşüncenin, bir inanç içeriğini durdurduğu eylemdir. Spinoza’ya göre inanç, bir fikrin özgerçeğinin açığa çıkmasıdır. Aksi Şüphedir.
Fikir; kendi içinde uyuşmalı, tam ve eksiksiz olmalıdır.
Şüphe; mantık verilerinin, bilgi, inanç ve yargı sürecinden geçirelemediği hallerde doğar. Kişinin varlığının kabulü bu uyuşmanın psikolojik etmenlerinin doğasıyla birebir uyumludur.
Bi ara yazmışım.:)
Gamaro, teşekkür ederim, ben de senin yazılarını zevkle okuyorum. 🙂
Önyargılarım olmuştur, ama hep son yargılarıma göre karar verdim. Az önyargı iyidir, yarattığı çember koruyucu olabilir. Çoğu da hastalıktır. Ne kadar geniş tutarsan o kadar daralırsın.
Şüphe; mantık verilerinin, bilgi, inanç ve yargı sürecinden geçirelemediği hallerde doğar.bunu okuduğuma sevindim sayın oik0s.iyiki yazmışsınız.tat veren bir yorumdu.temeli senkronize eden uyuşmalar diyerek hafızayı işin içine katmanız da gayet incelikliydi.ama benim gördüğüm kadarıyla yargıyı açıklamışsınız yanılmıyorsam.daha doğrusu beyinde yargılama sürecinin çalışma prensibi gibi olmuş.peki aynı şemaya önyargıyı oturtmak istesek nasıl bir tanım çıkardı karşımıza?
Hepimiz ( Tüm insanlar) önyargıyı kullanırız. Her an, her saniye…
İster en kötü manada, ister en iyi manada…
Zira herhangi bişeyi daha önce deneyimlemiş bile olsak, ikincisi yeni bir tekrarın aynısı olmayabilir. Bu muallak ister istemez bir önsavunma sistemi olarak bizi önyargıya iter.
Peki Marketin iyi mi ? Bu ihtiyaç, mutlak nihayi yargıyı gerektirdiğinden enisonu alım yapılacaktır. Tadım sonrası iş işten geçmiş bile olsa ikinci ve mutlak yargıyı yapabiliriz: Bu bozukmuş keşke almasaydık.
Daha sonra market önyargı listesinin ilk sırasına yerleşebilir.
Gördüğün gibi az da olsa bi savunma mekanizması geliştirebiliyoruz.
Hem negatif hem pozitif olabilir.
Marketin peyniri iyiymiş bi daha hep ordan alalım.
Yine beğendim.
Oik0s iyi yazıyor, bi daha hep onu okuyalım.
🙂
şöylede bir durum var.belki de burada ikinci hatta üçüncü şansı tanımak söz konusu oluyordur.başımıza gelebilecek en kötü ihtimal o an için gelmiş olabilir ama biz yargımızı bu kadar netleştirir ve buna devam edersek diğer başımıza gelecek bütün iyi ihtimalleri de yok etmiş oluruz.bundan kaynaklanabilecek koşullara gözümüzü kapatmadığımız sürece neyle karşılaşabileceğimiziyse bilemeyiz.
yani belki de o market geçtiğimiz 50 sene boyunca yöredeki en iyi ve sağlıklı peyniri dağıtıyordu? ve bir anlık dikkatsizliği yüzünden genele yayıp marketi yargıladık.peki bu durumda kim zararda? o gün oradan peynir almamış olan marketin devamlı müşterileri aldıkları peynirleri kendi içinde övmeye devam ederken biz ali amcaya razı olacağız.ve ali amcanın peynirleri belki daha kötü şartlarda hazırlanıyor? ve işte bunların hiçbirini aslında gerçek anlamda bilmiyoruz.belki hemen yargılamak yerine olayların peşini bırakmamalıyız.bunca sonsuz ihtimaller evreninde yaşıyorsak üstelik.
Önyargı vardır ve yokedilemez…bunu bildiğim halde yoketmeye çalışacağım ömrüm boyunca…ama minimize edilebilir…en azında canlı yaşamını tehdit eder hale gelmesini önlemeliyiz…zaten diğer tarafta baya ağırlık var…denge sağlamak bizlere(önyargısız olduğuna inananlara) düşüyor…
ön yargı evrimsel süreçte dahi yeri olan birşeydir, ön yargı ön hazırlık, ön savunma gibidir, misal olarak: atalarımız parlak renkli kurbağaların tamamının zehirli olduğunun ön yargısını taşıyorlardı (hala taşıyoruz) çünkü yeteri kadar insan kurbağalara dokundukları için ölmüşlerdi, halbuki nadir kurbağa türleri bu zehirlileri taklit ederek aynı renkleri alırlar ama zehirli değillerdir, yine de herkes tüm renkli kurbağalara otomatik zehirli gözüyle bakar ve ön yargı sayesinde elini sürmemeyi akıl eder gibi
şimdi bunun insana uygulanabilir yüzlerce örneği var tahmin edebileceğin gibi ve doğal olarak istisnalar var ama ön yargının koyduğu genel kuralı istisnalar asla bozmaz 30 tane serseri tip görürsün 29 tanesi gerçekten serseridir bir tanesi de gerçekte serseri değildir başka bir sebepten öyle görünmektedir, serseri tiplilere serseri demeye devam etmende sakınca olmaz atıyorum mehmet serseri görünmektedir ama o farklı der istisna kuralı belirtir devam edersin. falan
ayrıca
ön yargılar hızlı karar verme ve önlem almada kritik rol oynarlar, genel yargılara uymayan ve ben böyle değilim diyen adam da zaten kendisine karşı oluşan ön yargıyı kırmakta çok zorlanmaz, ben kendim defalarca bu tarz ön yargılarla uğraştım ama asla kimseye ön yargıları için kızmadım zaten haklıydılar sadece benle ilgili yanılıyorlardı o kadar
üni.de okurken tüm türkler tembeldir derse gelmez yan gelir yatarlar, tek dertleri yeme içme düzüşme ön yargısı vardı azerbaycanda (hala var) hocalarım beni sınıfta bırakmaya dünden hazırdılar, birkaç ay içinde kendiliğinden bana karşı davranışları değişti kendi davranışlarımı göre göre, ama asla onları türklerle ilgili ön yargıları için suçlayamazdım çünkü haklıydılar, otomatikman da exception verebildiler bana karşı.
insanlar ön yargı deyince kırılmaz dogmatik birşey hayal ediyorlar,ön yargı sadece ön hazırlıktır o kadar, değişen duruma göre adapte olmana engel olamaz
ön yargıyla içgüdüsellik karıştırılmamalı..
mesela kurbağa örneğin içgüdüsel davranışa güzel bir örnektir…kişi neden parlak renkli kubağadan korkması gerektiğini çoğunlukla bilmez sadece onlarda bir sorun olduğuna dair içinde his duyar.
ikinci örneğin yerinde yani azeri öğretmenlerin türk öğrencilere karşı bakışı/tavrı tipik bir önyargıdır..öğretmenler düşüncelerinin kökeninin farkındadırlar ve temellendirebilirler…üstelik mesela ilerde türk öğrencilere karşı ön yargılarını değiştirebilirler.
ama parlak renkli zehirsiz kurbağalar olsa bile onlara karşı taşınan içgüdüler değiştirilemez.
zira bilincin müdahale edebileceği bir alan değildir…ucunda ölüm riski vardır.
ne kadar çok kurbağa tecrübe edilirse de riskin varlığı her seferinde aynı oranda kalacaktır… içgüdülerin bizi koruyan tarafı da budur.
peki bu gibi bazı içgüdülerin binyıllardır genetik olarak bizlere taşınmış olma ihtimali var mı? mesela aynı şekilde değişik renkli yiyeceklere karşı huzursuzluk duymamız gibi? geçenlerde arkadaşımın verdiği kıpkırmızı keklerden yerken kendimi çok tuhaf hissetmiştim.bir yiyeceğe ait olamayacak derecede parlaktı bu renk.tadının fazlasıyla güzel olmasına rağmen rengini görerek yemek beni yine de rahatsız etmişti.oysaki kesinlikle bozuk değildi ve tadı herhangi bir keke göre çok daha iyiydi.o an sadece kendimle ilgili bir önyargı sanmıştım ben de bunu.hatta alışılmışın dışında şeylerden ilk etapta belki de rahatsızlık duyduğum aklıma gelmişti.ama şuan daha farklı düşünmeye başladım
Elbette var. Renkli kurbağalardan korkanlar hayatta kalmış ve üremişlerdir.