Kamuda serbest kıyafet konusunda düşünceniz nedir?

  • Kesinlikle her şekli ile serbest olmalı
  • Belli bir standartı olmalı, o standartın dışına çıkılmamalı
  • Dini inanç gereği kıyafetin dışında kurallar ve yönetmelik olmalı
  • Şimdiki kural ve yönetmelik iyi böyle kalmalı
  • Bu konuda düşünmedim ve umursamıyorum.
  • Farklı bir düşüncem var ve yazıyorum.

29 yorum “Kamuda serbest kıyafet konusunda düşünceniz nedir?”

  1. İleri düzey ahlak ve saygı yapısına sahip bir toplum olunsa 1.yi seçerdim…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. kesinlikle serbest olmali keza %63´lik oran da bu yönde..

    kisaca,t.c.´de “muasir medeniyet” pratikleri uygulandikca hayat normale döner devami corap sökügü gibi gelir..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Piercingli, dövmeli bir hoca modeli de olacaksa neden başörtülüsü olmasın?
    Bu yüzde 63, burnu, kaşı, dili piercingli, eli, kolu, boynu dövmeli hocaların haklarını da savunacak mı? 😉
    Özgürlük sadece kıyafet, pardon başörtüsüne olacaksa transparan gömlekli, kırmızı sutyeni tişörtünden sarkmış, fileli çoraplı, kısa şortlu hocalarımız da olacak mı? 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. malum zihniyet hedef gösterdigi uygar dünya pratiklerine bugüne dek hic uymadi tabi yolun sonu da göründü..

    laik ! ülkemiz de mesela memurlar hala kravat ,takim elbise giyme vs. mecburiyeti varken almanya da memur icin tisört,kot pantalon,
    sakalli,uzun sac vs. yasak degildir..

    Nibelunga,dediklerin bugüne dek olmaliydi güya hedef idi,yol haritasiydi modern/cagdas bla bla..

    bak basörtülü sivil/asker engeline ragmen hakkini söke söke aldi aliyor hem biraz da siz elinizi tasin altina koyun be bilader..

    buna ragmen %63 kesin onlari da savunur cünkü magduriyetleri yasamislar hani damdan düsenin halinden…

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Şu bitmek bilmeyen “sahte başörtüsü maduriyetine” binbir kere lanet olsun!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Ben ebubekirin bahsettiği %63 lük kesmin ne kadın hakları konusunda, ne özgür basın konusunda, ne eşcinsel hakları konusunda ne de kürtaj konusunda seslerini çıkardığını duymadım.

    Çıkaracağını da sanmıyorum. Köprü, ayı, dayı üçgeni.

    (Hem hani kurallara uymak uygarlıktı? :)) Şimdi bunlar pazartesi günü kurala uymama kararı almışlar bu konuda ne diyorsun ebubekir? Halbuse hepsi de üni li 🙂 )

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Yaw tamam başörtüsüyle girin devlet dairelerine.

    Ama şunu merak ediyorum. Öğlen molalarında, ofisin içinde başörtülü arkadaşlarımız ilahi söyleyecekler mi? Yasanın değil PRATİĞİN önemini bi tartışalım.

    Ya da, ben “enteresan” ve “nibelunganın” dediği gibi t-shirt ve piercing ile gelsem bana nasıl bakacaksınız?

    Onu da geçtim, eşcinsel bi arkadaşa bakış açınız ne olacak. Bu heterojenliğe siz hazır mısınız ebubekir?

    Hadi seni geçtim, burada tartışmayı dahi fuzuli hatta günah olarak gören zihniyetin devlet dairesindeki KIYAFET HÜRRİYETİ PRATİĞİ ne olacak?

    Şu almanya’yı da gözümüze sokmayın her seferinde. Bir sanayi tarihlerine, bir de insanlara yaklaşımlarına bak da ilişkileri ona göre değerlendir. Ya da istersen Hollanda’ya gidelim, bir de oradaki özgürlüklere bi göz at …

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. xenix,

    sonsuzus üyeleri tercihini %63 simdi %44 ile kayda düsmüs oran umdugunuz gibi cikmadi diye……

    🙂

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. bwallace4ever,

    1-öglen molasindan bahsediyorsun yani kisinin özel alani biri sarki söyler digeri ilahi kime ne töbe töbe..

    2-laf olsun torba dolsun tarzinda bir soru olmus yine de cevap vereyim emin ol empati ve özgürlük noktasinda sen dahi elime su dökemezsin..

    3-cakma “muasir medeniyetci”lere özellikle almanya örnegini veriyorum ki laikligin kaymagini yiyenler ile laikligi arap sacina cevirenler arasindaki farki fark edebilsinler..

    nerdee..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Sen buradaki orandan mı bahsediyordun?

    Değişir o daha 🙂 Ben Türkiyeden bahsediyorsun sanmıştım, daha evrensel düşünüp.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. “sonsuzus”daki oran degisir yada degismez önemi yok zira gercek degismiyor keza konuyla ilgili yapilan arastirmalardan toplumda
    %70´lerin üzerinde bir mutabakat oldugu biliniyor zaten pratiksis (hayat) de bunu teyid ediyor..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Bu dinci güruhu, Kadını türbana kapatıp özgürlüğünü zaten aldığından, özgürlüklerden bahsederken son derece RİYAKARDIR.

    Türbana özgürlük verirler mini eteğe vermezler. Üç gün verir üçüncü gün iki provokasyon yaptırıp, bakın olmuyormuş deyip dizaltı eteği bile uzatır. En sonunda ise, türbansız gelmeyeni memur yapmaz.

    Bakın görün. son derece sahtekar son derece namussuzlardır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Kim ozgur hangi ozgurluk nerde ????
    Nibelungayada Xenixe de oikOs ada tamamiyle katiliyorum..

    Bizler derin bir kulturu, buyuk bir gecmisi, inanclari, gelenekleriyle soylu bir ulkeydik. Bu topraklarda kurulan butun medeniyetlerin ustune kendimizi insa ettik. Tarihte kanli devrimler soykirimlar yapan butun o ulkelerden cok daha durust ve namusluyduk. En onemlisi kendimize aittik.
    Bize ait butun o degerlerimizi yok edip ortaya kendini bilmeyen, biraz simarik, biraz kaba,aklini seksle bozmus ,herkesin birbirini arkadan bicakladigi , biraz iyi, biraz kotu , dolandirici ,birbirini sevmeyen, uyanikligin iyi bir sey oldugunu sanan , karmakarisik bir sey biraktilar. Bu kalan seyin basini turbanla kapat, bos zamanlari aptal yarisma programlariyla doldur , gazeteleri ciplak birak, dusunceyi akli tecavuzle doldur ustune , biraz imam, biraz hoca birazda avrupa birligi ver. Ocalanida basbakan yap . Umarim mutludurlar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Kamuda kıyafet serbest olmalı, çok güzel, yaşasın özgürlük, kahrolsun dayatmacı zihniyet!
    peki, camiye fotoğraf çekmeye giren turist kadınların başını neden örtmeye zorluyorsunuz o zaman?
    dekolte kıyafetli, saçı-başı açık bir kadın camiye girip namaz kılacak mı ey özgürlük aşığı müslümanlar?
    mekkeye, hacca giderken neden ihram giymek zorundasınız ey dayatmalara karşı olan müslümanlar?
    ihram giymeden hacca gidebiliyor musunuz?
    normal bir kılıkla, mesela kot pantolonla, ceket, gömlekle , ayağınızda normal ayakkabınızla hacca gitmek için de imza kampanyaları düzenleyecek misiniz?
    kılık kıyafet dayatması sizde yok sanki?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. iSLAMDA ÖRTÜNME VARDIR AMA BİRİLERİNİN BAŞÖRTÜSÜ DİYE BİŞEYİN OLMADIĞINI SÖYLEMESİ LAZIM ARTIK VAKTİ GELMİŞTİR…BU KONU TARTIŞILMALI…BİR MANTIĞI YOK YAŞADIĞIMIZ COĞRAFYADA….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. namussuzluk ?

    sanirim namusuzluklarla dolu “cürük cumhuriyet” uygulamalardan bahsediyorsun halbuse halka “muasir medeniyet” seviyesine cikma sözü vermislerdi..

    1930 model doktrini devam ettireceklerdi de “muhtar” dahi olamaz dedikleri ezberleri bozuverdi:)

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Misafir,

    soru “alo fetva” makami tarafindan cevaplanmasi gerekir yada tekke,zaviye,cemevi vs.kapatan mustafa kemal´in seyhulislam
    makamini lagv edip yerine diyanet isleri baskanligi kurdugunu sorgulamaniz gerekir..

    aslinda digerlerini kapattigi gibi diyaneti de tarihe gömerdi bu kudret “asil kan”da mevcuttu yapmadi suclu ariyorsaniz sondan degil bastan baslayin nitekim balik bastan…..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. destandeviren,

    sana göre basörtüsü yok digerine göre var aslinda birileri gölge (müdahele) etmedigi sürece NO problem..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. ebubekirin özgürlük anlayışına alışmanız gerekir.

    Kadını kapatma özgürlüğü,
    Öğrencileri coplama özgürlüğü,
    Gazetecileri içeri tıkma özgürlüğü,
    Dinsizleri aşağılama özgürlüğü,
    Protesto edene biber gazı özgürlüğü,
    Yalan haber yapma ve yayma özgürlüğü,

    gibi özgürlük noktalarında eline su dökemezsiniz…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Ben de sana Hollanda örneğini veriyorum ki özgürlüğün bebe oyuncağı olmadığı, pratiğinin yüzyıllar aldığını anlayasın.

    Ve tekrar ediyorum. İlahi söyleyen topluluğun misyonerliğine karşı piyırsing’li, kendi halinde rock müzik dinleyen adamın hayatta kalma olasılığı nedir?

    Daha da açmam gerekirse, demem o ki, din moderniteden makro düzeyde beslenir ama modernitenin mikro formasyonlarına da karşı çıkabilir/çıkar. Felsefe’de söylembilim ve göstergebilimi pek sevmem ama belki de ne demek istediğimi Kuran-ı Kerim’in alt metinlerindeki söylemlerine/göstergelerine bakarak anlayabilirsin.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. İşte bwallace Hollanda nire, Türkiye nire derler bunlar! Hepsi göstergedir, neyin?: arabeskin!
    Kimdir arabeskçiler, yüzde 63!
    Bence daha bile fazla. 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. bwallace4ever,

    onlarda yüzyillari aliyor da bizde farkli mi ?

    öyleyse sende sabirli ol efendim ne bu acelecilik yangindan mal mi kaciriyoruz..

    ha rock müzigi dinleyen adamin hayatta kalma olasiligi en az ilahi mirildaninki kadar yüksek tabi tekrar bir yol kazasi olmazsa malum
    oniki eylül fasizmi ne ilahi dinleyenlere nede rockculara hayat hakki tanimadi dahasi bunlarin abileri halka zorla bethofen,wagner
    yada mozart dinletmeye kalkismis kisa süreli olsa da halk müzigini yasaklamislardi halbuse mustafa kemal´in mirasinda halk müzigi dinledigine dair tas plaklar ciktigi biliniyor..

    dedim di sorgulamayi bastan ve kendi tarihimizden baslatin dönüp dönüp arabin tarihi ve yanlislariyla bugünü aciklamaya calismayin anca kendinizi kandirmis olursunuz zaten toplumda karsiligi olmadigi da ortada..

    T.C. tekrar 1930 model “yol kazasi” gecirmezse dogu ve bati´ya örnek model olur..

    bekleyip görecegiz..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. “……Fransız temyiz mahkemesi,özel bir kreşte çalışırken başörtüsü nedeniyle işine son verilen kadının başvurusuyla ilgili olarak, “dini inançları yüzünden ayırımcılık yapıldığına” hükmetti.

    Mahkeme ayrıca, kadının en kısa zamanda işe geri alınmasını istedi….” (teimtürk)

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. cikan karardan fransiz icisleri bakani rahatsiz olmus..

    halk % yetmisin üzerinde basörtüsüne onay verdigi halde t.c. de X milletvekili olaya fransiz kaliyorsa fransiz icisleri bakani´nin hazimsizligina sasirmamak gerek:)

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Nibu gayet iyi beyan etmiş ilk yorumunda. Aynen fikrim bu yöndedir…:) Kılık kıyafet konusunda her bireyin özgürlük hakkı korunacaksa eyvallah.

    Ancak, tümsel değil kısmen özgürlük adaletsiz bir mizacın benzersiz ürünü oldukça yaratıcısının damgasını taşımaya devam eder…

    Kafaya göre traş =))

    Şİmdi birileri diyecekki ” başörtüsü için de aynı hassasiyeti taşıyor musun? ”

    siyasi simge olarak taşınan hiç bir ürüne hassas değilim!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. Başörtüsü konusu, bu kez de kamusal alanda serbest olması gerekliliği vurgulanarak yine gündeme geldi. Bazı kadın dernekleri ”Kamuda Çalışma Hakkımız” başlığıyla bir çağrı yapmış, kamusal alanda başörtüsü serbestiyetinin getirilmesi gerektiği vurgulanmış ve bazı feminist yapılar da bu çağrının altına imza atmışlardı. İmzaya açılan metinde, Devlet Memurları Kılık ve Kıyafet Yönetmeliği’nin 5. maddesinin “a” bendinde belirtilen “görev mahallinde baş daima açık” ibaresinin kaldırılması isteniyor. Feminist olduğu bilinen birkaç kadın akademisyenden de destek bulmuş bu metin. Memur-Sen de kamuda kıyafet serbestisi için eylem çağrısı yapmış. Solda da pek çok destekçi bulacağından ve bu başörtüsü konusunun yine ülke gündemine gireceğinden (üstelik bu kez kamusal alanda serbest olması için) herhalde kimsenin şüphesi yok.

    Kuşkusuz işin başını ‘İslami duyarlılığı olan çevreler’ çekiyor. Tabi mücadelelerinin ‘Allah için’ olduğunu söylemek yerine, akıllılık yapıp, ‘kadınların kamuda çalışmasının önünü açmak için’ olduğunu söylüyor ve böylece bazı feministlerden de destek buluyorlar. İslami kesimlerin kadın haklarını düşündüğü söylemi bana hiç inandırı görünmüyor nedense. Çünkü her gün beş kadın öldürülürken, erkek egemen kültür dinle de harman olarak kendini sürdürürken, dine de genel ahlaka da eleştiri getirtilemiyor ve getirenler en başta dindar kesimlerce hedef gösteriliyorken, ahlak adına kadının giyim kuşamına yasaklar getirilirken, sevginin olduğu kadar şiddet ve sömürünün de yuvası olan geleneksel aile muhafazakar bir hükümet tarafından bu kadar yüceltilirken, yine aynı muhafazakar hükümetin artırarak sürdürdüğü kapitalist sömürü en başta kadınları vururken, başbakan ”Ben kadın erkek eşitliğine inanmıyorum” diye açıkça söylemişken ve tüm bunlara İslami kesimden kimsenin gıkı çıkmamışken, şimdi başörtüsü konusunu ileri sürüp sanki bu konudaki serbestiyet ‘kadınların özgürlüğü için’ savunuluyormuş gibi poz kesilince insan biraz sinirleniyor ister istemez. Kadın özgürlüğü deyince başörtüsünden başka aklına hiçbir şey gelmeyen kesimler kalkıp da feminizm üzerine ahkam kesince insan öfkeleniyor.

    İslami kesimlerin kadın özgürlüğü konusunda inandırıcı olamamalarının bir başka yönü de bizzat İslam’dan, onun hükümlerinden, tarihinden, uygulamalarından kaynaklanıyor. İran’a, Suudi Arabistan’a tek sözü olmayanların TC’deki laikliğin otoriterliğinden bahsetmesi insana kendini kandırılmış hissettiriyor.

    Evvela temel doğrularımızı hatırlayalım: İki cinste de saç varken sadece kadınların örtünmesinin şart koşulması açık bir cinsel ayrımcılıktır. Sadece siyah tenlilere dönük giyim kuşam kısıtları olsaydı bu durum nasıl ki ırkçılık anlamına gelecekse, İslam’daki giyim kuşam söylemi de açık bir cinsiyetçiliktir. Öte yandan, İslami kesimler tarafından tesettür kadına dönük bir emir olarak algılandığı ve -Bakunin’in belirttiği üzere- ”her emir özgürlüğün suratında patlayan bir tokat olduğu için” tesettür konusunun giyim özgürlüğü vb’yle hiç ilgisi yoktur. Tesettür zaten kadının, imanı gereği önceki giyim özgürlüğünden vazgeçmesine dayanır. Üstelik, bunu ahlakla da ilişkilendirir. Kadınların nasıl giyinmesi gerektiğine dönük ahlaksal kalıplar, oğlan çocuğunun zihninde bir ‘namuslu kadın’ imgesi oluşturmaktadır. Bu imgede namus kavramı, kadının karakteri ve özgürlüğü üzerinden değil, tümüyle giyim kuşamı üzerinden oluşmaktadır ki bu zihniyet kadını et parçası gibi gören erkek egemen zihniyete sürekli kan taşımaktadır.

    Tesettürün Allah’ın emri sayılması ve ‘güzel ahlak’la ilişkilendirilmesi, tesettüre girmeyen kadınların cehennemde yanmayı hak eden ve ahlaken eksik kişiler olarak algılanmasına yol açmaktadır. Bir inanç düşünün ki daha baştan, kendisi gibi olmayan herkese ahlaksız iması yapıp yakmalık odun olarak görerek nefret söyleminde bulunuyor. Bu masum bir inanç değildir. Tesettür inancı cinsiyet ayrımcısı yön de taşıyan, erkek egemenliğini yeniden üretmeye hizmet eden bir nefret inancıdır. Sırf senden farklı giyindiğim için benim cehennem adlı bir yerde işkence görmem gerektiğini kabul ediyorsan, sen benden nefret ediyor ve bugün yüzüme gülerken beni kandırmaya çalışıyorsun demektir. Bu nefret inancı meşrulaştırılarak değil, bu inancın sahiplerinin kendi vicdanlarıyla yüzleşmesi sağlanarak olumlu bir adım atılabilir ancak. Bu inancın kuvvetle eleştirisi şarttır.

    Üstelik bu kimseler bireysel tercihlerini imanlarının gerisine itmiş oldukları için, onlara destek olanların sonunun İran’daki gibi olması kaçınılmaz görünüyor. Bilindiği üzere İran’da da Şah’a karşı ”demokrasi için” komünistler İslamcılara destek vermiş, kuşkusuz bu durum kişisel ilişkilere de yansıyarak dostluklara dönüşmüştü. Peki sonunda nasıl oldu da komünistler asıldı ve İslamcı bir zulüm düzeni kurulabildi? Keza Mısır’da Mübarek’e karşı Müslüman Kardeşler bir kısım solcunun da desteğini alıp diktatörü devirdi, demokrasi vaat etmişlerdi ama başa kendileri gelince şimdi sokakta hakkını arayan kadınlara toplu taciz yapan organize gruplar bile oluşturdular. Çünkü bu kimseler, kişisel olarak belki bizi sevseler dahi önemli olanın Allah’ın görüşleri olduğunu düşünüyor ve çok iyi takiye yapabiliyorlar. Bunları söylediğimizde, yaşanmış örnekler ve iman edilen kitabın hükümleri açıkça ortadayken ”paranoya” yaptığımızdan bahsedilmesi abestir.

    Bu söylediklerim, başörtüsünü eleştirmenin gerekliliğini belirtmekle beraber onu yasaklamanın gerektiği anlamına gelmez. Zira yanlış düşünce ve inançlar yasaklarla değiştirilemez. Karşıtımıza dönüşmemeye dikkat etmek gerekir. İnsan, kelepçeyle gezmek istiyorsa böyle de gezebilmelidir. Yanlış olduğunu anlatır ama yasaklardan medet ummayız. Zaten zorla o kelepçeyi çıkartsak bile zihniyetleri aynı kaldığı sürece ellerini kelepçeli gibi tutmaya devam edeceklerdir. Özgürlük, yasaklarla savunulmaz. Böylesi ”Özgür olun, bu bir emirdir!” demek gibi absürt olur. Özgürlük, kendini yerme özgürlüğünü de içinde barındırır. Ama başkasını tahakküm etme, baskı yapma, dayatma, tek tipleştirme, nefret üretme özgürlüğü yoktur. Başörtüsü serbestiyetine olan karşıtlığımız, tüm zamanlar için geçerli bir doğru değil, içinde bulunduğumuz koşullarda kendi özgürlüğümüzü koruyabilmenin gereği olarak gündemdedir. Bunun ayırdını iyi anlatabilmek önemli.

    Sonuç? Sonuç şudur: Erişkin yaşa gelmiş bireylere nasıl giyinmeleri gerektiğinin salık verilemeyeceği genel bir doğrudur. Dolayısıyla -normalde- başörtüsü de kamusal alanda serbest olmalıydı (elbette başörtüsünün eleştirisi de sürekli yapılarak). Fakat verili durum pek de normal bir durum değildir. Karşımızda baskıcı yönleriyle yüzleşmemiş ve çoğunluk olan bir kesim var. O halde ne yapılmalıdır? Özgürlük yine savunulmalı ama ”şartsız özgürlük” saçmalığına karşı çıkılmalıdır. Bu serbestiyetin başka kadınlar üzerinde baskıya dönmemesi için gerekli yasal yaptırımların yapılması şart koşulmalıdır. Baskıcı bir kesime serbestiyet kazandırılması gündemdeyse, bu durumda ancak ‘şartlı özgürlükçülük’ savunulabilir. Başörtülü bir kadın, başı açık bir kadına inanç yönünden baskı yapar veya çalışanlar tarafından bir insan giyim kuşamı v.b. yüzünden ayrımcılığa uğrarsa bu kişinin mağduriyetini giderecek ve sorumluları hızlıca cezalandıracak bir yasal mekanizma oturtulmalıdır. Bu mekanizma henüz yokken veya yargıya bile talimat veren bir başbakan yüzünden işlemeyeceği düşünülüyorken bu tür bir serbestiyeti savunmak bizim için özgürlükçülük değil salaklık anlamına gelecektir.

    ‘Genel ahlak’ gibi ne olduğu belirsiz bir kriterle seküler kesimlerin giyimine kısıt getirmeyi savunan, dinin ve genel ahlakın eleştirisini hakaretle, tehditle, davalarla bastırma yoluna giden, farklı inanç ve yaşam tarzlarının görünürlüğüne kısıt getiren bir düzen duruyorken başörtüsü serbest olamaz. Başörtülülerin çoğunun tüm bunları da savunmaya devam ettikleri unutulmamalıdır. Sen Alevinin cemevini bile yasaklarken, ateistin çizdiği karikatüre bile tahammül edemezken, zorunlu din dersiyle herkese kendi inancını dayatırken senin başörtüsü serbestiyetin seküler kesimler için boğucu muhafazakar havanın daha da ağırlaşmasından başka bir anlama gelmeyecektir. Evrim öğreten öğretmene soruşturma açılırken, Fazıl Say tweet attı diye davalık olmuşken, eşcinsellerin hasta olduğu iddia ediliyorken tüm bu söylem ve eylemlerin kaynağı olan bir kesimin kamuda başörtüsü serbestiyeti bulduğunda bunu baskı yapmak amacıyla kullanacağını tahmin etmek için çok zeki olmaya gerek yok. ”Kadın özgürlüğü adına” böyle bir şeyin desteklenmesi ise en hafif deyimle şuursuzluktur!

    Başbakanın da dediği gibi din duygusu kin duygusuyla el ele yürüyor. Kendi cins ayrımcısı ve nefret dolu ahkâm ayetleriyle (ve tarihiyle) yüzleşmeyen, kendinden farklı olan herkesi hala millet-i mahkume ve zımmi gibi gören, özeleştiri yapamayan bir kibir ideolojisinin önünü daha fazla açmanın getireceği en son şey özgürlüktür. Bireysel kararın önüne Allah’ın emrini koyan bir zihniyet sadece felakete sebep olur, ki bu zihniyet her türlü dinci baskının da ‘mantıksal’ temelidir. Başörtüsü eylemleri yapan İslamcı kesimin zihniyeti de bu olmuştu. Cinsiyet ayrımcısı, nefret dolu, şekilci bir emri körü körüne savunarak ”Allah’ın emirlerinin insan kurallarından üstün olduğunu gösterme mücadelesi” vermişlerdi. Bu bir kez kabul edilirse son kertede ne laiklik kalır, ne demokrasi, ne de insan hakları.

    Kısacası; hala ”özgürlükçüyüz ama salak değiliz!”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. “sahte” kelimesini biraz açar mısınız? zira sahte olması için uydurma olması lazım ancak ben size “gerçek” pek çok “madur” insan gösterebilirim..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.