Sizce, türban nedir

  • Dini gereklilik
  • Siyasi simge
  • Dini simge
  • Ahlaki gereklilik
  • Sağlık açısından gereklilik
  • Kadınlara baskı yöntemi
  • Sadece bir giysi
  • Moda
  • Namus
  • Başkaca bir şey (Belirtiniz)

165 yorum “Sizce, türban nedir”

  1. Türbanın dini gereklilik olduğunu dolayısıyla din açısından zorunluluk olduğunu akla ve mantığa yatkın bir anlatımla anlatan olurmu acaba?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Neden ahlaki bir gereklilik olduğu da eklenirse cehaletimin perdesi yırtılmış olacak.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. TÜRBAN: TÜRLERİN BANTLARI… Bir tür çıkmış başına süs olsun diye bant geçirmiş, komşusu onu geçmek için iki bant takmış, üçüncü komşu 3 sonraki komşular da 4 – 5 -6 derken bütün başı örter hale gelen bant oluşturmuş. Bu bant başörtü olmuş… Ve bu bantı başlarına bağlayan türlerin inancı olmuş… Daha sonraki süreçte eşitsizliğin simgesi haline gelip Kadınların erkeklerden ayırımında kullanılmış… sonra sömürgeye hizmet etmiş en sonunda rant ve siyasi araç haline gelmiş… Vay be ne kadar da evrim geçirmiş Aslında sadece bir bitki imiş…:)) Tıpkı elbiselerimizin evrim süreci geçirdiği gibi yani… ( BU HİKAYEYİ ŞİMDİ UYDURDUM )

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Siyasilerin tartışmasını bir kenara bırakıp, türbanın tarihsel gelişimine göz attığımızda değişik bilgiler elde edebiliyoruz. Türbanın günümüzdeki tartışmalarını bir kenara bırakıp, araştırmalar ışığında tarihi gelişimini değerlendirelim…

    Türbanın Kökleri: Tarih, Gelenek ve Coğrafya

    Örtünmenin kolaylıkla bir anlam kazanabileceği iklim kuşağının kutuplar, toplumun da Eskimolar olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak tek Tanrılı bir peygamber henüz bu topluma ulaşamamıştır. Bu toplumun üyeleri hala Animizm Şamanizm arası bir inanç sistemine sahiptir ve kendilerine kitle iletişim araçlarıyla ulaşabilen teknolojik toplumun dinini benimsemeye de eğilimli gözükmemektedirler.

    Öte yandan örtünmenin neredeyse hiç şansı olmadığı toplumlar sıcak ve nemli iklim kuşağında yer alan, Amazon, Afrika ve Hint-Pasifik ekvatoral ekseni üzerindeki ormanlarda yaşayan yerlilerdir. Bu avcı-toplayıcı orman adamlarının örtünmesi tamamen hijyen gerekçesiyle edep yerlerinin uygun bir araçla örtülmesinden ibarettir. İklim koşulları gereği bu bölge insanlarında ‘kıl’ gelişimi sadece saçlarda kalmıştır. Üriner bölgede ve koltuk altlarında kıl gelişimi söz konusu değildir. Yani insanın doğal örtüsü olan kılları bile yoktur bu insanların. Bu toplumun üretim biçimleri sanayi toplumu ile karşılaşmasına değin toplum bireyleri milyonlarca yıllık örtünme biçimlerini hiç değiştirmeden sürdüreceklerdir. Yaşam ortamları gereği en iyi örtünme biçimi toprak ve bitkilerden elde ettikleri karışımları vücutlarına sürerek böceklere karşı bir direnç sağlamaktan ibarettir. Bu toplumu avcı-toplayıcı özelliğini değiştirmeden örtmek mümkün değildir. Nitekim 16 yüzyıldan itibaren buralara yayılan Hıristiyan misyonerler bu iklim ve dinsel gereklilikler çatışması ile en çok karşılaşanlardı. Sonuç ise; ortalıkta nerdeyse cıs cıbıl gezen animist-Hıristiyan yerliler oldu. Ormanlarda yaşayanlar özgür ve animist kalırlarken, misyonerlerin çevresindekiler animist-Hıristiyanlar olarak beyaz efendilerin hizmetine girdiler ve kıtalarının yağmalanmasında en önemli rolü oynadılar. Bu devşirmeler olmadan o kıtaların yeraltı ve yerüstü kaynakları bu kadar kolay yağmalanamazdı.

    Buradan hiç uzatmadan kritik bir soruyla doğrudan konumuza geçelim…

    Havva tesettürlü müydü?

    Öyle ya madem türban ya da başörtüsü Tanrısal bir yaptırım ve sonuçta dinsel bir gereklilik, o zaman Tanrı isteklerinin Evrenselliği ilkesi gereği, zamandan ve mekandan bağımsız olmalıydı. Tüm tasvirlerde; Havva ve Adem’in cinsel bölgeleri bir incir yaprağı ile örtülür. Acaba gerçek böyle miydi? Konu ile pek ilgisi olmasa da Havva ile Adem, yine tüm tasvirlerde ‘beyaz’dır. İnsanların yeryüzüne yayılımını dikkate aldığımızda akla uygun olan yaklaşım, Adem ve Havva’nın birer zenci olarak tasvir edilmeleridir. Beyaz olarak tasvir edilmesi ise tamamen ırkçılık kokan bir yaklaşımdır. Kimse; Zenci Adem’den gelmek istemiyor. Hele bu dinlerin ortaya çıktığı dönemde zenciler, halen beyaz ırkın köleleri iken.

    Örtünme temel olarak insanın değişen iklim koşullarına uyum sağlayabilme çabasının bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonra saldırılardan korunma, hijyenik gerekçeler ve kamuflaj vesaire devreye girmiştir ardından da görsel estetik. En son dinsel argümanlar ve soyluluk örtünme olgusunun içine girmiştir. Kimi köktendinciler örtünme eyleminin insanlık tarihinin başlangıcından beri var olduğunu iddia etmektedirler. Bunun tüm bilimsel verilerle çatıştığı apaçık olması yüzünden, bu kişiler mevcut çarpıklığı aşabilmek için ‘insanlık tarihi 6000 yıldan ibarettir’ diyen dini savlara sarılmaktadırlar. Bunlara göre insanlık primat atadan değil, göksel Adem ve Havva’dan gelmektedir ki; bunun geçmişi de yaklaşık 6000 yıl öncesine dayanmaktadır. Hatta içlerinde Ademoğlu’nun primatlardan evrimleşerek gelen insanımsılarla birleşmesi yüzünden insan neslinin bozulduğunu iddia edenler de vardır. Bilimsel gerçeklerle uzlaşma çabası diyelim buna, ya da tipik bir din bezirganı çarpıtması.

    Buradan konumuza geri dönmek gerekirse söz konusu sava göre, Ademoğlu’nda utanma duygusu; Adem’den bu yana her zaman var olageldi ve bu nedenle de cinsel temelli örtünme biçimi ilk insan ve ilk peygamber olan Adem’le birlikte Tanrı’nın bir emri olarak ‘indirilmişti’.

    Dikkatinizi çekmek istediğim nokta dinsel savların hep bilimin ulaştığı noktanın bir adım ötesinde alaca karanlık kuşağı denebilecek bilinmeyen-bilinen arasındaki geçiş bölgesinde konumlanarak iddialarda bulunmasıdır.

    Gücün egemenliğine dayalı sistemlerde ki, modern toplumlarda buna açık biçimde dahildirler, kitlelerin ezilmesini en şiddetli yaşayan sürekli kadın olmuştur. Kadın bütün bir toplum ile birlikte ezilirken, yetmiyormuş gibi erkek tarafından da sürekli ezilmektedir. Hatta erkek kendi ezilmişliğinin acısını da kadına şiddet ve baskı uygulayarak çıkartmaktadır. Bu durum ataerkil erkek egemen toplumda doruklarına ulaşmıştır.

    Türban da erkek egemen toplum düzeninin yansıma alanlarından biridir. Erkek kendi cinsel bakışının nesnesi haline getirdiği kadını, kendi kötü bakışlarından gizlenmesini emrederek sorunun kaynağı kendisi olduğu halde kadını suçlu ve potansiyel günah kaynağı olarak tanımlamayı seçmiştir. Oysa ortada bir günah varsa o da erkek beynindedir. Kadın da burada olayın mağdur tarafı iken suçlu muamelesi görmektedir. Çünkü suçlu aynı zamanda kural koyucudur. Tesettür kadına haksız yere yapılan suçlu muamelesinin sayısız örneğinden sadece biridir.

    Nitekim tesettür ya da türbanı bir özgürlük sorunu olarak görenler, bunların kaynağı olan cinselliği neden özgürlük sorunu olarak görmezler, bu bir ikiyüzlülük değil midir? Madem tüm yasaklar kaldırmalı türbana yol açan yasağın kaldırılması cinsel özgürlük içinde çözümlenebileceğine göre, neden cinsel özgürlük tanınmıyor, diye sormak gerek. Anlaşılan tarihsel olarak erkek, cinsel özgürlüğün getireceği sakıncaları aşabilmek için kadını hapsetmeyi seçmiştir. Tesettür bir bakıma kadına ‘gözümün önünden kaybol!’ demektir. Gerçi, cevap da peşinen hazırdır; ‘Tanrısal bir yasağı insan kaldıramaz’. Örtünme emri tanrısaldır, bu emre konan yasak ise beşeridir diyeceklerdir. Ondan sonrada sizi Tanrının emrinin her şeyden üstün olduğu paradigmasıyla sıkıştırmaya çalışacaklardır.

    Sümerliler, Asurlular, Eski Ahit, Yeni Ahit ve türbanın ortaya çıkışı

    Sümerologlar, Türbanın ilk kez Sümerlerde ortaya çıktığını söylüyor. ‘Çoktanrılı olan Sümer dininde, özellikle büyük tanrıların mabetlerindeki isteyen kadınların kutsal görevlerinden biri de tanrının gelini olarak ‘genel kadın’lık yapmak. Diğer rahibelerden ayrılması için de başlarını örtmeleri gerekirdi…” “Daha çok sonra İ.Ö. 1600 yıllarında bir Asur kralının yaptığı kanunla evli ve dul kadınların da başlarını örtmesi şart koşulmuş. Böylece bu kadınlar da yasal seks yapan mabet “genel kadınları” gibi kabul edilmiş oluyor. Bu gelenek önce Yahudi kadınlarına geçmiş, daha sonra da İslam kadınlarına uygulanmış.” Özetle, Sümerlerde doğan, Musevilikten veya Yahudilikten, Arap töresine girmiştir türban, oradan da İslam’a geçmiştir.

    Asur yasaları

    Asurlarda da türban yasalarla uygulanmıştır. İşte Asur kanunlarından bazıları: İster evli kadınlar, ister dul kadınlar, veya Asur’lu kadınlar olsun, sokağa çıkarlarken başlarını açmayacaklardır. Adamın kızları… ya bir şal, ya bir … veya bir gulinu ile örtüneceklerdir.
    Sahibi ile sokağa giden Esirtu ‘lar (cariye, esire) örtülüdürler. Kocaya varan Kadiştu’lar, (bir ‘kutsal genel kadın’ kategorisi) sokakta örtünmelidirler. Kocaya varmamış Kadiştu’ların sokakta başları açıktır, örtünmemelidir. “Genel kadın” örtülü değildir, başı açıktır. Örtülü bir genel kadını gören olursa, onu tutuklayacak, şahitler bulacak; onu saray mahkemesine götürecek, ziynetlerini almayacaklar, onu yakalayan (sadece) elbisesini alacaktır. (Örtülü genel kadına) elli sopa vuracaklar, başına zift dökecekler.

    Eğer bir adam örtülü bir genel kadını görür, onu serbest bırakır (yakalamaz) ve saray mahkemesine götürmezse, o adama elli sopa atılacaktır. (Adamı) ihbar eden elbisesini alacak, (Adamın) kulaklarını delecekler, iplik geçirecekler, arkasına bağlıyacaklar. Bir ay süreyle kralın hizmetini yapacaktır.

    Esire’ler örtünmeyecekler, örtülü esireyi gören yakalayacak ve onu saray mahkemesine götürecektir. Kulaklarını kesecekler. Onu yakalayan elbisesini alacaktır.

    Eğer bir adam, örtülü bir esire görür ve onu serbest bırakır (da) o, yakalanmaz ve saray mahkemesine götürülmezse, onu (adamı) suçlayıp, ispat ettikten sonra, ona(adama) elli sopa atacaklar. Kulaklarını kesecekler, iplik geçirecekler, ensesine bağlayacaklar. Onu ihbar eden elbisesini alacak, o adam bir ay süreyle kralın hizmetini yapacaktır.

    Eğer bir adam esiresini (esirtu) örtmek isterse, beş veya altı arkadaşını oturtup, onların önünde onu örtecek ‘O benim karımdır’ diyecek, O, onun karısı olacaktır. (Başka) adamların önünde örtülmeyen ve kocası ‘bu karımdır’ denmiyen esire, eş değildir. Esirtu’dur.

    Eğer adam ölürse, örtülü karısının evlatları yoksa esirelerin evlatları, (öz) evlattırlar ve (mirastan) hisselerini alacaklardır.”
    Asur yasaları böyle ve yıl 2008, yaklaşık 4000 yıl geçmiş, yer Türkiye, bu ülkenin bazı yerlerinde başı açık kadına hala genel kadın gözüyle bakanlar vardır. Öyle ya tesettürlü birini iffetli ve namuslu olarak tanımlıyorsanız tesettürsüz olanın da kendiliğinden iffeti ve namusu sorgulanır olur.

    Dikkat edildiyse örtünme, özellikle de türban benzeri baş örtülmesi erkeklerin kendi kadınlarını ‘ortalık’ kadınlarından ayırmak için bir tür damgalama, işaretleme geleneği olarak yaygınlaşıyor ve bir tür sınıfsal özerklik kazanma arayışının sonucu olarak İbrahimi dinler boyunca ilerliyor.

    ALINTI : Bülent Güler

    KAYNAK : Muazzez İlmiye Çığ (Kuran,İncil ve Tevrat’ın Sümerdeki kökeni)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Kadınlara baskı yöntemidir.
    Çünkü; türban kadını cinsel nesne olarak gören zihniyetin bu nesnenin üzerine örttüğü bir örtüdür. Kadının örtündüğü değil, erkeğin kadına örttüğü bir örtüdür.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. En doğal bir insan hakkının (bir nsanın başını hangi gerekçeyle olursa olsun örtüp örtemeyeceği ya da diğerleri) hakkının kullanılması sadece o kişiyi ilgilendirir. Başka hiç kimseyi ya da kurumları ilgilendirmez. Basit meseleleri dallandırıp budaklandırarak dert edinme konusunda herhalde dünyada bir eşimiz daha yok. Bu konunun toplumsal huzurumuzu bozmaya yönelik yapay bir provokasyon olarak yorumluyorum. Bu tür provokasyonlar ne yazık ki az gelişmiş ülkelerde yaygın olarak kullanılır. Özgürlüklerden korkmamayı öğrendiğimizde gerçek medeniyete ulaşmış olacağız.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. “../türban/Kadınlara baskı yöntemidir….”

    Masali´n yazdiklarini okuyan da
    ülkemizde baski/zulüm/dayak/berdel vs. sadece türban takanlara uygulaniyor zannedecek..

    uygulayanlarda tabiki kazma disli,99 tespih sallayan takkeli vs..

    (üzerine alinma Toruk Makto hani sana da takkeli demislerdi ya)

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Kadına baskı yöntemini oylayan %37 oy, Siyasi simge diyen ise %22 le ikinci sırada. Elbette bu anket Türkiye genelini pek yansıtmıyor, bunun farkındayım fakat yine de bu oyu atanlar aslında tam olarak tersinimin farkında olmadan söylediği bir gerekçe ile atıyorlar.

    “En doğal bir insan hakkının (bir nsanın başını hangi gerekçeyle olursa olsun örtüp örtemeyeceği ya da diğerleri) hakkının kullanılması sadece o kişiyi ilgilendirir. Başka hiç kimseyi ya da kurumları ilgilendirmez. “

    Evet, elbette bir kadının başını örtüp örtmeyeceğini hiç bir insan (peygamber dahi olsa), hiç bir din (islam dahi olsa), hiç bir kurum (devlet dahi olsa) karışamaz. Hiç bir baskı (din, ahlak, siyasi vs) olmasa kadınlar başını örter miydi?

    Elbette baskı takanlara uygulanmıyor bekir, özellikle “takmayanlara” uygulanıyor… Bu baskıyı görmezden gelmenin sebebini sen düşün artık.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Kadınlar;
    -yalan dünyanın geçici süsleri
    -cennetin özneleri
    ve
    -erkeklerin diledikleri gibi varılacak tarlaları!
    Ebubekir, ayetler Muhammet’in şahsi durumuna uygun olarak indirildiği(!) daha doğrusu sipariş edildiği açıkça görülebiliyor. Beyni ”mühürlü” olmayanlar için…

    Başörtüsünün neden gerekli olduğunu ve saç denen şeyin ne gibi bi mahremiyeti olduğunu mantıklı bi şekilde açıklayabilir misin?
    Düşünsene tüm evreni yaratan Tanrı işi gücü bırakmış kadınların saçının kılıyla, nasıl giyindiğiyle ilgileniyor:)
    O kitabı senin inandığın gibi Tanrı indirmiş olsaydı, zaten insanlara nasıl giyineceğini söylemeyi gerekli görmezdi.
    Eminim söyleyecek daha önemli şeyleri olurdu.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. “Hiç bir baskı (din, ahlak, siyasi vs) olmasa kadınlar başını örter miydi?…”

    !?

    peki

    din
    ahlak
    siyaset
    insanoglunun var oldugu yerde/alanda olmaMAsi mümkün mü ?

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. Ben din, siyaset ve ahlak olmasın -olmamalı- demedim ki sevgili bekir. Kadınların başını örtmesinde baskı sebebi olarak din, ahlaki veya siyasi sebepler olmasın dedim.

    Tekrar anlatayım mı?

    Yani olmasın istediğim şey, “Baş örtme konusunda ki BASKI”. Bu baskının sebeplerinin de bir önemi yok.

    Örnek vereyim daha iyi olur, daha iyi anlaşılır.

    Mesela, türban takan dindar, takmayan dinsiz olmasın.
    Mesela, türban takan ahlaklı, takmayan ahlaksız olmasın.
    Mesela, türban takan siyasi bir görüşü savunuyor, takmayan o görüşü savunamaz olmasın.

    Daha açık nasıl anlatırım bilmiyorum, 3 defa örnekli olarak anlatmam yetmiştir umarım.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. öyle dedigini varsayarak o soruyu sormadim zaten öyleyse bende anlatmaya calisayim..

    ülkemizde uygulamalar var seninde tasvip etmedigin yasaklar hatta
    yüzde 99 hristiyan uygar dünyada uygulanmayan yasaklar..

    simdi
    türbani yasak eden kanun yok iken,411 el keyfi yasaklari kaldirmisken onuda yasaklar kapsamina alan keyfi yasak uygulayici bagnazlar var bu gercegi kimse inkar edemez edenler ile de bu konu üzerine tartismak abesle istigal olur..

    haksiz ve keyfi baski ister istemez hakli ve keyfi tepkileri beraberinde getiriyor..

    malum ideolojinin tanidik toplum mühendisleri zamaninda uygar insanlara yakisir özgür bir toplum insa edilebilseydi bugün kimse bu konu üzerine konusma geregi duymuyacakti hatta konuyu gündeme getirmek ayip ve gayri medeni sayilacakti..

    üc madde halinde siraladiginiz örnegin “baski olmasin” ayni zamanda bu bagnaz baskilarin uygulandiginin da delili sayilir öyleya baski olmasaydi “baski olmasin” serzenisleri de olmazdi..

    öyleyse cevaplanmasi gereken esas soru sudur;

    baski
    zihniyetinin beyin yapicisi kim ?

    baskiyi
    örgütleyen/legal hale getirip milli dava olarak pazarlayan kim ?

    baskilari
    yasal hale getirirmek isteyen hangi odak/kurum ?

    gayri medeni uygulamalar bir vaka,cevabi verilmedigi müddetce birileri suclanir fakat esas suclular sahne arkasindan KIS KIS gülerek dalgasini gecer..

    üc maddelik önerine katilmamak mümkün degil..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Cevaplayalım elimden geldiğince sevgili bekir,

    “baski
    zihniyetinin beyin yapicisi kim ?”

    Ben derim Muhammed, sen dersin Qu’ran veya Vahiy (ilahi güç)

    “baskiyi
    örgütleyen/legal hale getirip milli dava olarak pazarlayan kim ?”

    Ben derim İslam, sen dersin din, yol, vahiy

    “baskilari
    yasal hale getirirmek isteyen hangi odak/kurum ?”

    Ben derim tarikatler, camiler, mezhepler, sen dersin bataklık, gelenek, çöplük…

    %99 Hristiyan olan Almanya’da, Alman kadınlarına türban takmaları için baskı var mı? Onlarda da din, siyaset, ahlak var ama kızlarına “türban baskısı” yok.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. xenix yazdi;
    “Cevaplayalım elimden geldiğince…”

    -bence cevabin isine geldigi gibi olmus..

    **

    “..%99 Hristiyan olan Almanya’da, Alman kadınlarına türban takmaları için baskı var mı?..

    bugünün uygar dünyasinda (almanya dahil) devlet pratiginde ne türban takmak icin bir baski var nede takanlara müdahele söz konusu benim de önerim bu yönde ve bu uygulama vahiy ile ters düsmüyor diyorum..

    **

    “Onlarda da din, siyaset, ahlak var ama kızlarına “türban baskısı” yok..”

    valla
    kizlarina türban baskisi yapan ailelerin sayisi bir parmagi gecmez derim siz dikkatinizi atatürkün kurdugu diyanet ve yönlerdigi cemaatlere cevirin derim..

    bugünün almanyasindan bahsediyorsan
    devlet politakasindan bahsediyorsan haklisin fakat
    sayilari az da olsa bir takim ortodox hristiyan tarikatlerin cemaat ve aile icinde (sekil olarak bizdeki gibi olmasa bile) örtü (kilik kiyafet) konusunda israrci olduklari bilinen bir gercek..

    birey/cemaat
    tercih ettigi inanc dogrultusunda yasam tarzini sekillendiriyor ve uygar dünya buna saygi duyuyor,bagnaz,buyurgan cenahtan gelebilecek baskilara karsi da devlet (hukuk) koruma altina aliyor..

    halbuki ülkemizde
    devlet,ideoloji,ilke vs. bireylerin tercihlerine müdahele ediyor
    problem burdan kaynaklaniyor ve siz kalkmis baskici sistemi sorgulayacaginiza bireylerin tercihlerini sorguluyorsunuz bu nedenle “isinize geldigi gibi bir cevap” olmus dedim..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Cevaplar benim işime gelmez sevgili bekir. Belki senin işine gelmemiş olabilir o ayrı konu ama. O da benim derdim değil. 🙂

    1400 yıllık çarşaf baskısını 80 yıllık diyanete mal ettiniz ya ben ne diyeyim ki??? (Türban dediğiniz zaten son 20-30 yıldır ya var ya yok)

    Ben “baskıcı sistemi” sorguluyorum sevgili bekir. Buyrun siz de sorgulayın bu 1400 yıllık baskıcı sistemi, bireysel tercih deyip geçmeyin buraları unutmuşsunuz, bir elin parmaklarını geçmezse bu kızlar yaz sıcağında çok mu meraklı sarıp sarmalanmaya? İranda, Suriyede, Arabistanda, Mısırda kadınların bireysel tercihleri mi siyah çarşafların içine girmek?

    Yummayın artık gözünüzü sevgili bekir. Korkmayın inancınız zedelenmez.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. inancimla bir sorunum olsaydi hic endise etmeden “cöpe atardim” attiklarimi saysam kesin sasirirdin..

    bir cevabinda
    “senin müslüman oldugundan/kurani okudugundan süphe ediyorum mealinde birseyler yazmistin belki de hakli olarak cünkü tanidginiz yada görmek istediginiz kaliplara uymuyorum..

    inanc´la yada farkli inac sahibi insanlarin inaclari ve yasam tarziyla hicbir zaman sorunum olmadi sorunu olanlar düsünsün,onlara dert olsun..

    kusura kalma ama bana türkün (arabin degil) kurdugu baskici sistem ile ilgili bir makaleni gösterebilirmisin ben rastlamadim da..

    varsayalim ki
    tüm baskilarin nedeni arabin tanrisi,kitabi,peygamberi´nden kaynaklanmis olsun hatta ispatlansin Eee ne olcak bu mu yani..

    peki
    bu durum
    bir kisim türkün
    türkiyede kurdugu ve daha düne kadar sürdürdügü hatta hala devam ettirmek icin bizans entirakalari cevirdigi baskici,buyurgan sistemin varligini örtmez ki..

    yani
    arabin tanrisi bir sifir maglup oldugunda türkiyede hersey güllük gülüstan ve uygar mi olacak ?

    kendi
    tanrisini ve kurdugu sistemi sorgulamayanlar “cambaza bak” diyenlerdir..

    **

    bati dünyasinda varsaydiginiz baskilar yok,örtünen yada “kilik kiyafet bekcisi”cagdaslarin tabiriyle “türban” azimsanmayacak kadar cok
    demek ki “baskiyla örtünüyorlar” falan hikaye..

    örten sicak micak da dinlemiyor,baskiyi da taktigi yok..

    cagdas
    “kilik kiyafet bekcileri”nin derdi de bu olsa gerek tüm
    cagdisi önlemlerine ragmen “örtü” türban takanlar cogaliyor korkusu paranoya daha isabetli galiba..

    arabin tanrisi ve bedevi sistemini sorgulamak marifet degil dostum
    yüregi yeten su üc seyi sorgular;

    1-türkün tanrisi ve cagdisi uygulamalari
    2-arabin bedevi din anlayisini nasil birebir kopyalayip diyanet araciligiyle halka pazarladiklari
    3-tabiki nasil finanse ettiklerini de..

    diyanet deyip gecme
    bir yorumunda”baykal da dinci” dedigin koca koca adamlarin referans gösterdikleri yerdir (bataklik) orasi..

    sen ise sivri sineklerle ugrasiyorsun..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. “inanc´la yada farkli inac sahibi insanlarin inaclari ve yasam tarziyla hicbir zaman sorunum olmadi sorunu olanlar düsünsün,onlara dert olsun.. “

    Şimdi 50 tane yazını bulurum, tasavvuf, sufizm, vs ile ilgili. Sorunu olmamışmış… Dansöz gibi kıvırıyosun. Bu da sana dert olsun. 🙂

    )kapa parantez

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. “bugünün uygar dünyasinda (almanya dahil) devlet pratiginde ne türban takmak icin bir baski var nede takanlara müdahele söz konusu benim de önerim bu yönde ve bu uygulama vahiy ile ters düsmüyor diyorum..”

    Yahu vahiy ile ters düşmemesinin (Ama TÜRBAN ve TESETTÜR’ün) inanç bağlamında mantıklı bir açıklamasını yapabilecek durumda değilsin bidefa.

    Ayrıca saçmalamayı kes artık.

    Gelenek çöplük deniyorsa bunun içinde türban ve tesettür vardır ve islamın böyle yorumlanışı emevi zihniyetli taassup sahibi, türban ve tesettürsüzleri orospu olarak nitelendiren kokuşmuş, iğreç çöplüktür.

    Adam gibi söyle kardeşim gerçeği yoksa cesaretin sus.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. “”../türban/Kadınlara baskı yöntemidir….”

    Masali´n yazdiklarini okuyan da
    ülkemizde baski/zulüm/dayak/berdel vs. sadece türban takanlara uygulaniyor zannedecek..
    “

    “Elbette baskı takanlara uygulanmıyor bekir, özellikle “takmayanlara” uygulanıyor… “

    Bak yukarıdaki konuşmaya. Şöyle diyecksin ve adam gibi telaffuz etmiş olacaksın; EVET TÜRBAN VE TESETTÜRÜ İSLAMIN EN DOĞRU YORUMLANIŞI BİLEN CEMAATÇİ ÇÖPLÜK TÜRBAN VE TESETTÜR TAKMAYAN KADINLARA FIRSATINI BULURSA BASKI YAPIYOR.

    Hala ülkemizde diyor yahu.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Türban takan kadınların %90’ı, kocalarının ve onların dahil olduğu çevrelerin, ağır baskıları yüzünden takıyorlar. Ayrıca bu gelenek çöplüğü ahlaksızın da önde gideni. Türbana çarşafa paketleyip evde mumyaladığı kadına sevgi dahi vermiyor çoğu. Cahil, arapça ezberlemekten ve arapça zikretmekten mankafalaşmış, eşini aldatır çoğu, sahip olma hırsı çok yüksektir, para hırsı çok yüksektir, saldırgandır, tahammülsüzdür, çocuğunu sevgiyle büyütemez, çünkü kafa sürekli arapça cümlelerin vıdı vıdı tekrarlanmasına takılmıştır. Sevgisizdir, boşluktadır, inandığı şeyi sorgulayıp akılla onaylamaktan acizdir. Yoksa niye imamın ve şeyhin sözünü hakikat bilsin? Aynı kapasitenin kendisinde de olduğunu düşünemeyecek kadar uyuşturulmuştur.

    Yüreğin varsa gerçeği konuşacaksın. Allaha inanıyorsan yalan söylemekten korkmalısın yoksa neden onun hakikat olduğunu savunuyorsun? Hakikati söylemek için hakikatli ağız gerek.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. acparantez yazdi;
    “Şimdi 50 tane yazını bulurum, tasavvuf, sufizm, vs ile ilgili. Sorunu olmamışmış…”

    sen iyisimi
    elestiri ile dayatma,ötekilestirme,sorun cikarma arasindaki farki ögrende gel..

    yahu
    uygar dünya elestirdigi hatta diliyle dövdügü herhangi bir
    ideoloji-yi
    din-i
    ilke-yi
    yasam tarzi olarak benimseyen insanlarin özgürlük alanini daraltmiyor,baski uygulamiyor,insanlari ötekilestirmiyor bu gercegi anlamayana daha dogrusu anlamak istemeyene kafatasinin icindeki ne icin yaratildi diye sormak gerekir..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. “..%99 Hristiyan olan Almanya’da, Alman kadınlarına türban takmaları için baskı var mı?..

    bugünün uygar dünyasinda (almanya dahil) devlet pratiginde ne türban takmak icin bir baski var nede takanlara müdahele söz konusu benim de önerim bu yönde ve bu uygulama vahiy ile ters düsmüyor diyorum..

    Demişsin…

    Şu saçma lafazanlığın o kadar komik duruyor ki… Bir defa, eğer Almanya’da veya Batı’da hristiyan uygulamalar üzerinden bu tür bir şekilsizlikle giyinilse ve bu durum politik çıkarlara alet edilseydi hiç şüphesiz alman toplumu da bu işe hayır derdi. Üstelik konuştuğum almanlar sokaklarında salınan bu kadınlardan rahatsız olduklarını dile getiriyorlar.

    Reaya toplumu yaratma adına kendi çıkarlarınızı demokrasiye alet etme hevesiniz sonsuza kadar kursağınızda kalacak.

    Şunu unutma! Almanya ve batı derken; Tüm bu ülkelerin yakın geçmişi cinayet ve baskı doludur. Sadece Japonya üzerine atılan atom bombası bile bu kanı ve kanıt için yeterlidir. Polonya’da Rusya’da İngiltere’de Almanya’da ve daha birçok ülkede 2. dünya savaşı başına kadar (1939) GETHO’lar vardı. Yahudilerin yağmurlu havalarda bu getholardan çıkması yasaktı.(Yağmur suyu yahudilerin üzerlerinden akıp asil avrupalının ayaklarına bulaşmasın diye) Getho harici yerlerde bir dükkan açmaları yasaktı.(avrupalı onların elinin dokunduğu bir şeyi alıp evine götürmezdi zaten) Bir dönem İran’da bile 2000 den fazla getho vardı… İspanya yahudileri çoktan tasfiye etmişti. Osmanlı Türk atalarından gelen hoşgörüyle onları kabul etmişti buna mukabil arap yarımdasında barınmaları veya ticaret yapabilmeleri ancak mucizlere dayalıydı. Neyseki arap toprakları TÜRKLER tarafından fethedilmişti.

    Yine İngiltere İrlandalılara(aslında Keltlere), İspanya katalan ve basklara, Fransa beljlere ve valonlara, Belçika flamanlara, Almanya alsace’lılara, polonezlere, Rusya neredeyse içindeki tüm halklara, Amerikalılar zencilere, kızılderililere baskı ve zülum uygulamıştır. Sömürgeleri hiç saymıyorum. Yahudileri hele hiç… Bir diğer önemli unsur, batının osmanlı toprakları üzerinde bir yahudi devleti kurdurup o bölgeyi dehşete düşürmesi de tüm bu siyasi yapılanmanın bir devamıdır.

    Hiç bir zülmu ve baskıyı savunmuyorum. Dünya yeni yeni değişiyor. Türkiye henüz bu dünyada yerini alamamıştır. Aynı aynı yugoslavya gibi, bugün sırp-kosova sorunu devam etmektedir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. Agnostik yazdi;
    “Bir defa, eğer Almanya’da veya Batı’da hristiyan uygulamalar üzerinden bu tür bir şekilsizlikle giyinilse ve bu durum politik çıkarlara alet edilseydi hiç şüphesiz alman toplumu da bu işe hayır derdi…”

    anlamakta zorlandiginiz noktada iste burasi yani uygar dünya tesettürü
    (hangi türden olursa olsun/örnegin sih´lerin turban/kaftan/sariklari vs.) “politik cikarlara alet yapiyorlar” olarak kabul etmiyor nitekim basarili vede tesettürlü bayanlarin tüm kamu alanlarinda calisabildiklerini haberlerden takip ediyorsunuzdur..

    “politik cikarlara alet ediliyor” paranoyasi maalesef “cürük cumhuriyet” kabulünden kaynaklaniyor ve bu anlayis maalesef tapinak kültürüyle yetismis 1930´larda takilip kalmis bagnaz,buyurgan türklere mahsus bir sey..

    dert degil cogu gitti azi kaldi..

    **

    “Üstelik konuştuğum almanlar sokaklarında salınan bu kadınlardan rahatsız olduklarını dile getiriyorlar..”

    anlasilan almanyada yasiyorsunuz tanismak isterim adresimi birkac kez yazmistim davetimi kabul ederseniz tekrar yazarim..

    o konustugunuz almanlar ile birde ben konusayim bakiim he
    görün,duyun nasilda sizin o “cürümüs cumhuriyet” anlayisinizdan rahatsiz oluyorlar..

    denemesi bedava..

    **

    “kendi çıkarlarınızı demokrasiye alet etme hevesiniz sonsuza kadar kursağınızda kalacak..”

    heh heh

    dertli olan sizsiniz benim arzuladigim sadece özgürlüklerin adil bir sekilde topluma yansitilmasi E bu konuda beceriksiz olanlar gidici gördügünüz ve sahit oldugunuz gibi..

    87 yildir tersine cevrilen toplumsal dinamikler artik aslina dönüyor,taslar yerine oturuyor direnenler “evrensel inkilap”ile devriliyor..

    **

    “Almanya ve batı derken; Tüm bu ülkelerin yakın geçmişi cinayet ve baskı doludur…”

    batinin gecmisini örnek verseydim yazdiklarinin bir anlami olurdu fakat bu durumda laf olsun torba dolsun oldu..

    halbuki siz ve yandaslariniz
    arabin tanrisiyla kafayi bozmus ikide bir onlarin 1500 yillik cöplüklerinden malzeme toplayip pisirip pisirip önümüze sürüyorsunuz sergilediginiz öyle bir
    cagdas anlayis ki uygar dünyada bir benzerini bulamazsiniz..

    miadini doldurmus toplumlar konusundaki ölcüm;”onlar bir ümmeti gelip gecti siz onlarin yaptiklarindan sorumlu degilsiniz” gercegidir..

    cöplüklerden malzeme tasiyarak ego-larini tatmin edenler “cambaza bak” diyenlerdir..

    **

    “Türkiye henüz bu dünyada yerini alamamıştır…”

    hah söyle
    sadede gel,ucmayi birak,ayaklar yere bassin canimi ye..

    ben de
    farkli seyler söylemiyorum fakat siz delleniyosunuz..

    niye acep ?

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. Türbanlı öğrenci dersten atılamayacak

    YÖK, İstanbul Üniversitesi’ne gönderdiği yazı ile disiplin yönetmeliğine uymayan öğrencilerin dersten çıkarılmasını yasakladı. Yönetmeliğe göre sadece tutanak tutulacak.

    ntv’nin haberine göre, AK Parti ve CHP, türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasına anayasal çözüm ararken Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) erken davrandı. YÖK’ün gönderdiği yazıyla birlikte, öğrenciler anayasa engeli olsa bile artık derslere başörtülü olarak girebilecek.

    Siyasi partileri karşı karşıya getiren sorun tıpkı Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın önerdiği gibi “uygulamada” çözüldü.

    Herşey İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde bir öğrencinin türbanı nedeniyle dersten çıkarılması ile başladı.

    Konu Yüksek Öğretim Kurumu’na intikal etti. YÖK’ten gelen yanıt ise türbanın önünü fiilen açmış oldu.

    YÖK, öğrencinin “disiplin yönetmeliğine aykırı” durumu nedeniyle sınıftan çıkarılamayacağını; çıkaran öğretim görevlisi hakkında soruşturma açılacağını duyurdu.

    YÖK’ün bu yanıtı İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’nce tüm öğretim görevlilerine dağıtıldı.

    Bundan böyle bir öğrenci derse türbanla girse bile derse alınmaması ya da sınıftan çıkarılması sözkonusu olmayacak.

    Öğretim görevlisi de tutanak tutup bunu dekana vermekle yetinecek.

    Bu talimata uymayan öğretim üyeleri hakkında ise soruşturma açılacak.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Şaşılacak bir durum değil,
    Devamını sindirilmiş toplumun bir bireyi olarak bekliyorum.

    Mesela Cübbeli Ahmet hoca tarzında ilim irfan sahibi derslere giren hoca’lar olmalı,
    Mesela çember sakallı genç erkek öğrencilerimiz olmalı,
    Mesela eğitim kurumlarının hepsinde resmi ayakkabı mes yada takunya olmalı,
    Mesela kara çarşaflı gelmeli genç kızlarımız okula,

    Bazı kesimlerin Özlem’le beklediği bilumum iran devrimi öncesi çok güzel hareketler; bunlar olmalı.

    Öz Can,

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. Sn.Öz Can,

    sen
    özelde üniversite kazanmis bir bayanin
    genelde insanlarin kilik kiyafetine karisma hakkini kendinde
    hangi hakla görüyorsun ?

    sasilacak durum
    21.ci asirda YASAK-lardan yana tavir alip “fasist damar”in yaninda
    saf tutmandir..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. Size karşı susma hakkımı kullanıyorum. Sizlnle tartışmam.

    İyi geceler, selamlar.

    öz Can,

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. Kainattaki her şeyin bir örtüsü var.
    Kuşların,meyvelerin,yaban hayvanlarının, insanın ise aklı ve hayası var. örtünmeyi akledebilmeli.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. İnsanları doğal çıplaklığından ve bedeninden utandıranlara yazıklar olsun. Senin aklına da hayana da..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. Misafir den alıntı: “İnsanları doğal çıplaklığından ve bedeninden utandıranlara yazıklar olsun. Senin aklına da hayana da..”

    insan kendinden utanmaz, kendi dışındakilerden utanır.
    aklı olmayanın hayası hiç olmaz. özlemini çektiğin doğal çıplaklık ise kimseden korkmamalısın.
    Sokaklar ve özgürlük senin.

    Herkes açıp gezsinmi diyorsun. o da güzel 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. “Çalıyı tepesinden sürümek”…
    Misafir “onu” demiyor Jiyan. Onu demediğini sen de biliyorsun ama, kendini haklı kılmak için, konuyu bir diğer uca doğru abartıyorsun. Bu tarz tartışanlara halkımız “çalıyı tepesinden sürüme!” der. Anladığınız halde anlamamazlıktan geldiğinizde, tartışmadan bir verim almak olası değildir. Bu durumda ikna olmak ve ikna etmek için de tartışmıyorsunuz demektir.

    “Kainatta herşeyin bir örtüsü var” önermeniz de doğru değil. Gökyüzünün örtüsü nedir örneğin? Kainatın örtüsü nedir? Denizin örtüsü nedir? Denizin örtüsü diyelim ki üzerindeki hava tabakası olsun, ama hava tabakası denizi görmeni engellemez. Bu durumda örtü özelliği de yoktur. Ağacın yapraklarının örtüsü nedir? Çiçeğin örtüsü nedir? Yani “bitki örtüsü” falan gibi bir örtü fikri elbette vardır doğada ama herşeyin değil. Bu bir eksiklik.

    İkincisi doğadaki örtüler, nesnelerin kendi seçimleridirler. İçerikleri onların dışını belirler. Bir tilkinin kürkü örneğin, onun evrimine bağlı olarak bünyenin doğal koşullar karşısındaki gereksinimine bağlı olarak oluşmuştur. Ancak daha beş yaşında, dokuz yaşında ve ilerleyen yaşlarda zorla çarşafa, burkaya, türbana soktuğunuz yavrucakların kendi seçimi değildir bunların hiç biri. Onların bünyelerinin gereksinmesi de değildir.

    Yaz günü kendisi camızlar gibi suda serinlerken, karısını çarşaf içerisinde kumsalda terleten erkeklerin baskısını, inanç diye aptallara kakalayabilirsiniz. Dinin gereği diye aldatabilirsiniz insanları. Ama bu durumun, tilkinin kürkü gibi, onların bedensel bir gereksinimi olduğunu anlatamazsınız. Bu erkeklerin kadınlara baskısından başka bir şey değildir. Düzenin bir insan olarak ezdiği kadının, erkek yoluyla ikinci kez ezilmesidir. E tabi bu sayede, kendisini ezen düzene başkaldıramayan erkekler, “zevcelerini” ezerek deşarz olmaktadırlar.

    Ama kapitalizm azgınlaşıyor. Artık erkekler tek başına aile geçindirecek gücü bulamayınca, kadınların da ekonomiye katkı koyması için çalışmaya başlamaları söz konusu. Bu baskılara boyun eğmenin bir nedeni de kadının üretim ilişkileri dışına çıkarılmış olmasıydı tarihsel süreçte. Şimdi üretim içine girdikçe görecekler çarşafla, türbanla, fabrika işçiliği olmadığını, olamayacağını, nasıl olsa makinenin dişlilerine dolanacaktır çarşaf ya da türban bir ucundan. Bir süre sonra türbanın görüş açısını daralttığı karşımıza çıkacak, belki bir trafik kazasında. Sonra hayat işte, sizin örtülerinizi sıyıracak sizin üstünüzden ve tüm çıplaklığıyla sizin üstünüze abanırken, siz kendi gerçek örtülerinizi keşfedeceksiniz.

    Ama demeyin örtünme inançtır. O dayatmadır, baskıdır. Bunu söylerken çırılçıplak olalım demediğimizi gayet iyi biliyorsunuz. Ama uygarlık size fazla!…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. “Kainattaki her şeyin bir örtüsü var.
    Kuşların,meyvelerin,yaban hayvanlarının, insanın ise aklı ve hayası var. örtünmeyi akledebilmeli.
    “

    sizin mantığınızla insanın yegane örtüsü “derisi”dir…onu tamamen kaplayan tüyleri, postu, kabuğu vs. yoktur….bir aslanın yelelerinin görünmesini “ahlak”ile açıklamaya çalışıp ona türban-örtü vs takmanız mümkün mü? ya da türbanlı aslan var mıdır? yelem görünmesin, ışıkta parlamasın pırıl pırıl diyerek…ya da antenlerini gizlemeye çalışan bir karınca? bu kabuk ince ya da ışıkta çok seksi parlıyor iyisi mi ben bunu gizleyeyim diyen bir böcek? neyse…

    üstelik herkes açsın gezsin gibi tuhaf bir sonuca bence de işinize öyle geldiği için ulaşıp gülüyorsunuz..çok da gülünüyorsunuz zira insan; incir yaprağını, müthiş estetik helenistik giysileri ve rengarenk bölgesine göre yarı açık yarı kapalı “kostümü” akıl etmiş, üşüyünce giyinmiş, terleyince çıkarmış, inançlarını bu tabiata uyum konusu olarak indirgenebilecek “kostüm” mevzusuna saplantılı bir şekilde indirgememiştir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. Doğal çıplaklık “açıp gezmek” demek değildir. Bu ifade, bir genç kızı erkek arkadaşı olduğu için “orospu” olarak yaftalamaya kadar giden yolun provokatif başlangıç eylemidir. Dikkat ediniz, konu başlığı çıplaklık değil, konu başlığı çıplaklar kampı değil, konu başlığı türban… Türban başlıklı bir konunun altında aklı olanın hayası olur, hayası olan da örtünür diyebilmek en büyük hayasızlıktır. Senin aklına da, hayana da, bir daha.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. Doğal çıplaklık “açıp gezmek” demek değildir.

    Bence de değildir.

    Ama içinde “çıplaklık” kelimesi geçen herhangi cümle karşısında böyle bi “açık” vermek, aklını açıkta kalanlarla bozmuş olanlar için (örn. Jiyan) son derece doğaldır. Tam bi frikik olmuş kanaatimce.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. ben konuya dini acidan bakarim. Kurani kerimde Türban, basörtüsü felan yoktur. Islama Hristiyanlardan girmistir Türban.

    Rahibe kiyafetidir. Maalesef müslüman kadinlarin üzerinde kaldi, oysa Hristiyanligin kiyafetidir..

    Dedigim gibi, Incilde basörtüsü vardir, ama kuranda yoktur.
    Genelde Himar kelimesini basörtüsü diye tercüme ederler ama basörtüsü degildir. RES = bas demek. Himarres olsa idi basörtüsü olurdu.
    Himar= örtü demek.
    Kuranda emredilen, Gögüs ve dekoltenin kapatilmasidir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  36. Gamaro dediki: Ama içinde “çıplaklık” kelimesi geçen herhangi cümle karşısında böyle bi “açık” vermek, aklını açıkta kalanlarla bozmuş olanlar için (örn. Jiyan) son derece doğaldır. Tam bi frikik olmuş kanaatimce.

    Açık akıllı (Aydınlanmış Zihin,Önyargısız insan) Teşekür ederim iltifatın için.
    Frikik vermedimki, Doğadaki bir uyumu izah etmeye çalıştım.
    Aklımı açıklarla bozmamış olsamda, takmışım desem tam yeridir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  37. Türban Sorunu yoktur. Erkek ve kadında Örtüsüzlük Sorunu vardır. Vardır diyorum çünkü görüyorum.
    Türban sorunu yoktur! Estetik Sorunu vardır.
    Türbanlı dediğiniz insanların ne kadarı örtülüdür. örtü başı kapatmakmıdır sadece?
    Türban sorunu yoktur. tek tip insan sorunu vardır.

    Benimkisi Dinsel değil sadece estetik ile alakalıdır. nasılki anadolu yakasından avrupa yakasına geçerken, göreceğiniz en estetik yapı hala Sinanın’ınsa!
    Hindistana giderken göreceğiniz en estetik yapı hala tacmahalsa.
    Bunca tecrübei bilgisine rağmen modern toplum hala o estetiği yakalayamıyorsa,ve bu ne kadar modern ve estetik olduğumuzu ortaya koyması için yeterlidir..

    Estetik nedir derseniz? göreceli bir kavramdır. Hayatında saçına bir kere bile fön çekmemiş insan estetiktir 🙂
    benim içinse en güzel ve örtülü kadınlar hala iran kürdistanındaki lori‘lerdir

    Bir Lori Fotoğrafı:

    İran kürdistanın da loristan eyaleti alevi kürtlerin yaşadığı bir bölgedir.
    Yaşamları çok naturel dir giyimleri çok renkli ve çekicidir.

    Buda Modern İnsan. Estetiği biraz bozacak ama kusura bakmayın 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  38. Türban (batı kökenli bir baş örtüsü) adı altında Üniversitelerden başlayan ayrıştırma dayatmasının öz de insanımıza uyan bir yanı yoktur. Başı örtülü hanımlarımıza bir haksızlıktan dem vuracaksak; önce merdiven altı işletmelerde asgari ücretin bile altında bir maaşla 15 saat çalıştırılan mazlumlara yapılan haksızlıktan başlamalı. Gelelim Üniversitelerdeki
    mevzua.
    Haremlik selamlık (İslami algılayışta kadın ve erkeklerin birbirlerinden ayrı durmaları gereği) meselesinde kadınlar örtülüyse erkeklerle bir arada olabilirler gibi herhangi bir ruhsat yoktur. Fakat çağın ve koşulların gereği gibi bir takım unsurlar bunu delmekte, kadın ve erkekler iş eğitim vs durumlar da bir aynı ortamları paylaşmaktadırlar. Hakikaten merak ediyorum koşullargereği bu emirlerin biri delinirken diğerinin kaskatı kesilmesinin sebebi ne olabilir?
    Oysaki eğitimin zaruret olduğuna inanıyor iseler ‘ZARURET HARAMI MUBAH KILAR’ bundan öte konuşulan her şey ya politik ya da eyyamdır…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  39. ülkemizde

    din
    inanc
    ve bunu cagristiran her ne varsa ondan ÖCÜ gibi korkan fakat
    bagimlisi olduklari ideolojileri en kati din-e/dogma-ya cevirmekte sakinca görmeyen bir “fasist damar” hakim..

    ancak
    artik mizrak cuvala sigmiyor ne yapsalar nafile
    cünkü degismeyen tek gercek degisimdir ve degisim kacinilmazdir..

    bu
    ilkel “fasist damar”in vatandasa 87 yildir üfledigi o “karanlik” yolun sonu da göründü..

    evet

    uygar dünyada hicbir gecerliligi olmayan bu ideolojiden bir kurtulunsun bir cok sey kendiliginden düzelecek/evrensellesecek..

    yasak-lar-dan yana taraf olanlarin “evrensel inkilap” ile bertaraf olacaklari kesin
    belki yarin, belki yarindan da yakin..

    su yatagini bulur..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  40. Yasak lardan yana olmayanın aynı zamanda türban ın en ilkel yasaklardan biri olduğunu görememesindeki mantıksal bozukluk düzelecek mi? acep.”Evrensel inkılap”ta ne ola,Trotsky mi okumaya başlamış bazılarımız.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  41. Bir ilkokulda geçiyor bütün günüm. Semt çoğunlukla türbanlı kadınların yaşadığı bir semt. Akşam saatlerinde temizlik yapan türbanlı kadınları izliyorum karanlık bir salondan. Dikkatle izliyorum o kadınları. Kadınlar türbanlarını, tesettürlerini çıkarıyorlar temizlik yaprken, ortaya öyle bir manzara çıkıyor ki üzülmemek mümkün değil. Hepsi kandırılmışlar, eşleri baskı yapmış. Çünkü türban ve tesettür çıkınca alttaki anadolu gelenekseli ortaya çıkıyor. O kadınlar işte, bir dönem yazma, yemeni, çember bağlayan kadınlar. Adeta yapay bir kabuk geçirilmiş üzerlerine. Ve bunu sevmiyorlar aslında.

    Davranışalrına bakıyorsun türbanlı genç kızların örtüsüz kızlardan bir farkı yok. Onlarında kendi içlerinde erkek arkadaşları, aşkları, arayışları var. Yani bu ayrıştırma neden? Niye bu yıkıcı hırs neden bu kin, düşmanlık, yok etme arzusu? Bunun neresinde hakikat inancı? Sonra burada insanlara ahlak, inanç, doğruluk vaazları vereceksin hemi. Bekir ağzını düzelt. Çok saplantılı bir adamım gelip orada düzeltirim yoksa. Pis, iğreç ellerinizi, emellerinizi çekin bu ülkeden sahtekar muaviye askerleri.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  42. Lütfen birbirimize saygılı olalım.

    Edeb ya hu!

    Not: bir ziyaretçi ve konuyu takip eden biri olarak rahatsız oldum. kahve ortamına döndü dikkatinize!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  43. Yabanc yazdi;
    “Bekir ağzını düzelt. Çok saplantılı bir adamım gelip orada düzeltirim yoksa. Pis, iğreç ellerinizi, emellerinizi..”

    gerci
    jet editör
    her kimse silmis ama
    almanya-lara gelebilirsen eger davetim halen gecerli yok eger gelemiyorsan adresini verde istanbulda bulusalim,tanisalim olurya can ciger kuzu sarmasi oluruz..olur mu ?
    ya olursa dimi..

    öyle ya
    “cikmamis candan ümit kesilmez”

    **

    anlasilan
    “ETIK KURUL” denilen kurum
    üsteki ifadeleri pek yakisikli bulmus olmali ki silme ihtiyaci duymamis..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  44. Bak Almanya olabilir. Pasaport ve diğer masrafları karşılarsan. İstanbul içinde masrafları karşılaman gerek. Ben gibi bir yoksul için fazla masraflı olur.

    İkna etmek için beni dahil olduğun gelenek çöplüğüne Ankara da karşılaşabiliriz elbette.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  45. okey
    istanbul masraflarin bana ait..

    belki
    Ankara da olabilir orada da tanidiklarim var oraya yönelik bir program ayarlayabilirsem seni haberdar eder bulusuruz..

    E mail yazarim benden haber bekle..

    sadece sunu bil
    sen veya diger arkadaslarla tanismak istememin nedeni ikna amacli degil öyle bir derdim de hicbir vakit olmadi..

    tanismanin nedeni güzellikleri paylasma amacli desek daha isabetli olur nitekim güzellikler paylastikca cogalir tersi de öyle..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  46. Ben bir şeyi merak ettim. Bu konuda ki düşünceniz nedir? Yani sizce türban nedir, özel değilse cevabınız yukarıda ki şıklardan hangisini işaretlediniz?

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  47. xenix yazmışkıi;

    “Ben bir şeyi merak ettim. Bu konuda ki düşünceniz nedir? Yani sizce türban nedir, özel değilse cevabınız yukarıda ki şıklardan hangisini işaretlediniz?”
    yukardaki serzenişin haklıdır ama çağrın herkese olmalıdır değilmi

    Adil olalım lütfen,bu tartışmayı polemikleştirenin, ilk polemikleştirenin ,şahsılaştıranın ebubekir olmadığını sende biliyorsun. konu sahibi olarak senin daha adil bir davranış sergilemen lazım.
    ha bu sitede istemiyorsanız insanları onuda dillendirin.

    ha birde matematik sorusu alanı zorunluymuş 3 + 14= kırmızı kutu içine 14;

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  48. “tanismanin nedeni güzellikleri paylasma amacli desek daha isabetli olur nitekim güzellikler paylastikca cogalir tersi de öyle.. “

    Sitenin en komik kişisi kimdir denilse şüphesiz ebubekir derdim. Şeyhin Hitlerin (recep bey) zorba, faşist yönetimi son bulunca karşılaşırız merak etme. Tayyip yanlısı demek işleyen sünni engzisyonun parçası, geleneksel çöplüğü maşa olarak kullananların ahbabı, hakikaten hümanist bir anlayışın uzağı, İslami zorbalığın tezahürü olan iktidar hırsına saplanmış taassup çevrelerinin silahı, türban, tesettür çarpıklığının savunucusu demetir.

    Güzellik mi? Sen güvenilir biri değilsin sürekli söylediklerini inkar eden, çelişen, kabul etmek yerine politik manevralara başvuran basit bir siyasetçi tablosu çiziyorsun. ATATÜRK’ten nefret eden, inançsız insanları düşman hedefi belirlemiş olan, kötü niyetli birisin. Bu sonuçlara varacak sayısız yorumunu çıkarabilirim siteden.

    Bay Hitlerin de bittiği an gelecektir o vakit engizisyon yanlısı biriyle, engizisyon iktidarının son bulduğu ülkemde karşı karşıya gelirim pek tabi. Hemen de can ciğer kuzu sarması olmuşsun.

    İki kişiye güvenmem ben. Biri cahil diğeri kendi doğrusunu en doğru sanan sanrılı kişilik.

    Ayrıca şu soru da cevap bekliyor ne zamandır. Nasıl oluyorda AKP’yi savunup aynı zamanda en temiz ahlakın inancı olduğunu söylediğin İslam üzerinden kişileri sorgulama, yargılama hakkı buluyorsun?

    Ve tabiki türban tesettür konusundaki samimi (hiç olmazsa bu konuda samimi) fikrini açıklamak daha yerinde olur sanırım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  49. “öyle ya
    “cikmamis candan ümit kesilmez””

    08/10/10 tarihli mesajından alıntı yukarıdaki yazı. Şimdi çıkmamış can demek karşıdakinin kendi doğru bildiği yere dönmesi için ihtimal görmek demek.

    “sadece sunu bil
    sen veya diger arkadaslarla tanismak istememin nedeni ikna amacli degil öyle bir derdim de hicbir vakit olmadi.. “

    09/10/10 tarihli yazıda da böyle bir durum var. Buradan şöyle bir sonuç çıkıyor; asıl niyetin insanları kendi doğru bildiği yöne sürüklemek için her yol ve yöntemi mübah bilen birinin (ki bu saygısız bir niyettir) sürekli gizlemeye çalıştığı niyeti aşikâr olmuştur. Oysa bana göre çıkan can seninki olabilir.

    İnsanları ikna etmek akıl ister ben sizde böyle bir potansiyel göremiyorum bayım. Çok tehlikelisiniz çünkü fazlasıyla gizliyorsunuz niyetlerinizi. Açık ve dürüst değilsiniz böyle bir insanın söylediklerine inanılmaz, geçelim inanma kısmını dikkate almak dahi tehlikelidir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  50. sayin xenix,
    konuyla ilgili yeterli aciklama yaptigima inaniyorum..

    uygar/cagdas insan
    “dünya-li”olmayi basardigindan tercihlere/farkliliklara elestirilerini yapar ama saygiyi elden birakmaz ARTI icinde yasadigi sistemin “tercih”lere karsi saygisizligi karsisinda da hic bir gerekce ileri sürmeden magdurun yaninda yer alir..

    sayin xenix,
    üniversite kazanmis bayanlari sadece “türban”i tercih ettikleri icin “din yada ekmek” arasinda fedakarlik yapmak mecburiyetinde birakmak sizce cok cagdas bir yöntem mi ?

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  51. türban = mağdur’muş

    İyimiş ?

    Mesele üniversite mi?

    Kamusal alan ne olacak? sorusunu sorunuz. Lise / ilkokul ne olacak? sorusunu sorunuz.

    Mesela bir an bu kadının almanya’da bir yargıç olduğunu varsayalım ve kafasında türban duruşmaya girdiğinde alman ne yapacak sorusunu soralım.

    İşte o an…

    Bunların mağduriyeti ne zaman biter sorusunu sorduğumuzda; alacağımız basit yanıt şudur : Şeriat gelince…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  52. “sayin xenix,
    konuyla ilgili yeterli aciklama yaptigima inaniyorum.”

    Sayın bekir, malesef “türban nedir” konusunda bir açıklamanızı göremedim. Siz türbana karşı tutumdan bahsediyorsunuz. Önce türban nedir bunu konuşursak tutumun ne olması gerektiği hakkında da elbette konuşuruz.

    xenix: Bana sorarsanız, çırıl çıplakta üniversiteye girebilir insanlar. Bunlara da karışılmaması lazım. Veya devlet dairelerinde ceket kravat kumaş pantolon baskısınında kalkması lazım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  53. xenix yazdi;
    “Bana sorarsanız, çırıl çıplakta üniversiteye girebilir insanlar…”

    konuyla ilgisi olmasa bile ilginc/fantastik bir öneri..

    evet
    bana soracak olursaniz,eskiye ragbet olsaydi bit pazarina nur yagardi derim..

    ayni zamanda
    ciplaklik,modern/cagdas bir simge olsaydi magarada yasayanlar en modern kimseler olurdu mesela amazonlarda yasayan ciplaklar magara caginda yasiyor ama modernler onlara özenmiyor..

    nitekim
    cagdas türk insani da hemcinsleri gibi ilk dünya ya geldiginde vakko/versace vs. marka elbiseyle gelmiyor dimi..

    **

    “..devlet dairelerinde ceket kravat kumaş pantolon baskısınında kalkması lazım…”

    haklisin
    E buda malum fasist ideolojinin dayatmasi..

    galiba
    en iyisi özgür bir ortam icin cabalamak devami corap sökügü gibi gelir..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  54. Hanif müslüman Muhabbetçi türbanın ne olduğunu söyleme cesaretine sahip,
    Hanif müslüman Ebubekir, türbanın ne olduğunu söyleyemiyor.

    Çünkü ……

    xenix: Noktalı yerleri doldurunuz. (Ama içinizden)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  55. İnanmaktan kasıt bir aşk bulmaktır kalpten içre

    Yoksa varmak için o adsız kente giden açık bir perde

    Ne kalbinde yeşerir sevgi ne gözlerinde açılır rengi

    Kişi varamadı mı hepsini kaplayan bir genişliğe

    Ne sözü sarar ötekinin ruhunu ne kalbi onaylar yolunu.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  56. türban dini bir gereklilik tabi müslüman kadınlar için .. kuran bunu açık bir dille ifade ediyor. dinin gerekliliğini yerine getirmek isteyen birine yapamazssın gibi bir dayatma söz konusu olamaz. aynı şekilde bunu yapamak istemeyene de bir dayatma söz konusu olmaması gerektiği gibi. bu kişisel bir tercih meselesi.. .türbanın gereklilik meselesi değil tartışılması gereken konu. insanların kendilerince gerekli gördüğü şeye başka insanların , kurumların v.s karışması..kim kimin düşüncelerine inancının gereği olarak gördüğü bişeye ya da diyelim siyasi simge olsun buna karışmaya hakkı duyabilir. insanların görüşlerine inanışlarına isterse simgelerine karşmak saçmalıktan öte değil. size ne ? kime ne ? bırakın artık bunun tartışması bile ne kadr tahamülsüz olduğumuzun ortaya dökülmesinden başka bişey değil.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  57. biriniz diyor türban kuranda yok, ötekiniz diyor kuranda var, bi karar verin yaf.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  58. türban dini bir gereklilik tabi müslüman kadınlar için .. kuran bunu açık bir dille ifade ediyor.

    Kuranın neresinde dile gelmiş?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  59. Ben ufak bir araştırma yaptım tabi kendimce 3 saat 22 dk 32 sn 3 salise,

    Kuran-ı Kerimde dile gelmemiş,

    Çok özel bir kesim olan uydurucular tarafından uydurulmuş…. kanımca….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  60. Uydurucular hakkındaki düşüncen nedir.?

    Çankaya da türban lı resepsiyon verilecek hadi gözünaydın ebubekir.
    Fethedilmedik bir yer kalmadı artık,
    Hükümdarlığınızı sürün.

    Çalsın davullar tey tey tey ,

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  61. Kuranda türban değilde,başörtüsü şeklinde geçiyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  62. Cum, 22/10/2010 – 15:55

    Bazı illerde ilköğretim öğrencilerinin okula türbanla girmesiyle başlayan tartışmaya son noktayı Milli Eğitim Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu koydu. Bakan Çubukçu, buna izin verilmeyeceğini söyledi.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  63. zaten bu ülkenin sahibi müslüman türk milletiydi.aksini ispat edemezsin.kusura bakma bizim olanı geri alıyoruz işte naparsın.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  64. Mersin Sakarya İlköğretim Okulu öğrencisi 13 yaşındaki kız dün ve bugün derse türbanlı girdi.
    10 Aralık 2010 / 14:11

    Hemen yukarıda yazdığım yoruma dikkat.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  65. KPSS’de üstü çıplak girdi
    Paz, 12/12/2010 – 15:48

    YÖK Başkanı’na kızan Abbas Melih Altıncı, İzmir’de KPSS’ye tişörtsüz girmeyi başardı. Çıkışta polisler, Altıncı’ya ceza kesti.

    Hani kıyafet, türban serbest olsun diyenler neden polisin cezasına tepki göstermiyor?

    Arkandayız Abbas Melih.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  66. Cilbab Kur’an mektebinin nurlu kavramlarından birisidir.Kur’an-ı Kerim’de mümin kadınların örtüsü cilbab olarak geçmektedir.

    “Ey Nebi ,Hanımlarına,kızlarına ve müminlerdein kadınlarına söyle (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman)Cilbab”larını üstlerine örtsünler.İşte böyle giyinmeleri,tanınıp da eziyet edilmemelerine daha elverişlidir. Gafur’dur,Rahim’dir.” (Ahzap.59)

    İslamdan önce Arap yarımadasında kadınlar örtünmezlerdi.Kadınlar çölde,badiyede ve şehirlerde açık bir surette dolaşıyorlardı.Hatta İslamın ilk döneminde örtünme yoktu.Çünkü bu hususla ilgili ayeti kerime gelmemişti.Örtünme emri.Hendek savaşı sırasında,şevval ayında inzal buyurulmuştur.

    İslam bağlısı olan kadınları kafir kadınlardan ayırmak ve kadınları şehvetpereslerin zulmünden korumak için örtünmeyi emretti.Kur’an-ı Kerimde örtünme ile ilgili ilahi emirleri beraber okuyalım:

    “Mümin kadınlara söyle,gözlerini haramdan sakınsınlar,ırzlarını korusunlar,zinetlerini açıp göstermesinler.Ancak bunlardan görünmesi zaruri olan müstesnadır.” (Nur suresi 31)

    “Evlerinizde oturun;eski cahiliyyet çağında olduğu gibi açılıp saçılmayın.” (Ahzap. 33.)

    Bu ayeti kerimelere göre akıl baliğ her müslüman kadının örtünmesi farzdır.Bunu inkar eden mutlak kafir olur.Müslüman kadının örtüsü nedir?adındaki suale günümüzde cevap verildiği herkesçe bilinen bir şeydir.Yanlız verilen cevapların birçoğu İslam’a göre merduddur.

    Göründüğü gibi bu ayeti kerimeye göre müslüman kadının örtüsü cilbabtır.Cilbabı örtü kabul etmeyen bir kadın,İslam kadını değildir.Cilbab müslüman kadının kıyamete kadar değişmeyen kıyafetidir.Cilbab kavramı hakkında müfessirler çeşittli açıklamalarda bulunmuşlardır.Biz şimdi muteber tefsirlerden “Cilbab” kavramının tariflerinde bazılarını inceleyelim.

    M.Hamdi Yazır (r.a.) Cilbab hakkında şunları söylüyor:Cilbab baştan aşağı örten çarşaf,ferace,çar gibi dış kisvenin de adıdır.Bu da çarşaf veya peçedir.Cilbabdan örtmek tabirindede iki vecih vardır.Birisi cilbablarından birisiyle bütün bedeni sıkıca örtmek,biriside bir cilbabın her tarafıyla başından yüzünü örtmek demek olur.Bu beyanda da iki suret vardır.Birisi kaşlarına kadar başını örttükten sonra büküp yüzünüde örtmek ve yanlıztek bir gözünü açık bırakmaktır.İkinciside alnının üzerinden sıkıca sardıktan sonra burnunun üzerinden dolayıp gözlerinin ikisinide açık kalsa bile yüzün kısmı azamını (büyük bir kısmını)ve göğsünü tamamen örtmüş bulunmaktır.” M.hamdi yazır.Hak dini Kur’an dili.c.6,s 3928-3929 ist,1971.

    İmamı Suyuti (r.a.) de “Cilbab”konusunda şunları söylüyor.”Cilbab” bir ihtiyaç için kadın dışarıya çıktığı zaman vücudunu kaplayan ve geriye kalan kısmıyla tek bir gözün açık kalacak şekilde yüzünü örttüğü elbisedir.” İmamı suyuti,Tefsiri Celaleyn

    İbni Kesir (r.a.) de bu konuda şöyle diyor:”Cilbab; baş örtünün üzerine giyilen ve bütün bedeni kaplayan bir örtüdür.” İbni Kesir,Tefsirül Kur’anil Azim

    Konyalı Mehmed Vehbi (r.a.)de “Cilbab ” hususunda şunları söylüyor:”Cilbab kadını namus düşmanlarının saldırısından koruyan,kadının bütün bedenini koruyan,kadını suizandan (kötü zandan)ve süfehanın takibinden koruyan ve kadının için hürriyet hadimi olan bürgü ve çarşaftır.”

    Hz. Peygamber() in medresesinde yetişmiş olan Ümmü Seleme (r.a.)cilbab hakkında şöyle diyor:”Cilbabları ile örtsünler” emri nazil olunca ,Ensar kadınları baştan aşağı cilbablarına bürünmüş olarak çıktılar.Sanki başları üzerinde kuşlar varmış gibi .Hz.Aişe (r.a.)dan mervidir: Demiştirki ;Ensar’ın kadınlarına rahmet etsin.Cilbab ile ilgili ayet nazi l olunca başlarını sardılar da Rasulüllah’ın arkasında öyle namaz kıldılar ki sanki başlarında kargalar varmış gibi. M.hamdi yazır Hak dini Kur’an dili.

    Üstadımız Mahmut Efendi hazretleri:

    “Çarşafı olmayan kadın,çatısı olmayan harap bir eve benzer.Çatısız bir ev,rüzgar ve yağmurdan muhafaza olamayacağı gibi,çarşafsız olan kadında dışardan gelecek zararlardan kendinisini muhafaza edemez.”buyurmaktadır.

    Çarşaf giyinmede zorlanan hanımlara da:

    “Bosna ve Çeçenistanda Müslümanlara yapılan zulmü düşününüz.Ya çarşaf yada Bosna ve Çeçenistan zulmü!…Çarşaf giyinmenin okadar zor olmadığını göreceksiniz.Bununla beraber u teala Rasulü vasıtasıyla emir buyurduğu “kapanın emri” dinlenmese tevbe etmeden o kişi ölse ,ahirette onu ateşler kaplasa,kime bağıracak,ne diyebilecek.Dört mezhebin İmamı Şeyhim Ali Haydar (k.s.) efendi babam buyurdu ki: “Mantonun girdiği eve küfrün burnu sokulmuştur:”Sonra kafa,ardındanda gövde giriverir.Şeytan günaha yönelmiş insanı kaydırır.Şeri şeriften bir ufacık boşluk bırakılsa şeytan oradan burnunu sokar.” hitap etmektedir.

    Cilbab hususunda günümüz Bel’amlarına Sadreddin Yüksel Hocaefendi şöyle cevap veriyor:” Biz dönüp Asr-ı saadet’e baktığımızda kadınları çarşaflı olarak görüyoruz.Demek tesettür babında müslüman kadınların belli ve muayyen bir kıyafeti vardır.O da çarşaftır.Evet,Ümmü Seleme’den gelen rivayet,müslüman kadının belli bir giysiye mecbur olduğunu ortaya koymaktadır.O taktirde ne mantonun ve ne adet edilen diğer gayri islami giysilerin…

    Medineli müslüman kadınlar Ayeti kerimedeki “Cilbab”ı baştan başa vucudu örten siyah bir giysi ile tefsir etmişlerdir.Yani siyah çarşaf manasına almışlardır.Cilbabı,entari,uzun gömlek,manto,boyun atkısı ve kısa gömlekle tefsir etmek yanlıştır.”

    Bediuzzaman Said nursi, hazretleri ” hanımlar Rehberi” eserinin “tesettür” bahsinde:”Çarşaf kadının siperi ve kal’asındır.Gir içine kurtul.” diyerek dış giyim olarak çarşafn müslüman hanımlar için ne derece ehemmiyetli olduğunu beyan etmek istemiştir.

    Müslüman kadının her çağ ve her mekandaki örtüsü” Cilbab” dır.Cilbab ise ; müslüman kadın bir ihtiyaç için dışarı çıktığı vakit bedenine sardığı ve bütün vücudunu örten iki parçadan müteşekkil olan ve Allah’ın hakimiyet gücüne hizmet etmenin sembolü olan;İslami hareketin öncü bayrağı sayılan çarşaftır.ÇArşaf yöresel bir kıyafet değildir.Aksine çarşaf,Kur’anı bir terim olan ” Cilbabéın pratik tercemesidir.

    Malum olduğu üzre;Fas’tan Afganistan’a kadar bütün İslam topraklarında mümin kadınlar çarşaf giymektedirler.Farklı kavimlerden olan bu müminlerin: örf ve adetlerininde farklı olacağı tabiidir.Çarşaf hususundaki bu ittifak:”yöresel kıyafet” tanımlamasına,uygun değildir.Çarşaf peygamber () dönemindeki kadınların giydikleri cilbabdır.Bunun için diyoruzki: Çarşaf yöresel bir kıyafet değil,Asru’n Nebi’de cilbab yerine kullanılan bir kıyafettir.O halde Allah’a ve Ahiret gününe iman eden müslüman kadınlar cilbabı çarşaf bilmeli ve dışarı çıktıkları vakit çarşaf ile kendi bedenlerini muhafaza etmelidirler.

    yeri gelmişken şu hakikati da beyan edelim:Cilbab, sadece başörtüsü değildir.Cilbab bedenin tümünü kaplayan ve kapsayan geniş bir örtüdür.Cilbabı sadece başörtüsüne münhasır kılıp kendi bacaklarını açan ve açık baldır bacaklarıyla başörtüsünin mücadelesini vermeye kalkışan kadınlar,Kur’anı Kerim’in vasfettiği İslam kadınları değildir.İslam kadını,başörtüsü ile altörtüyü bir bütün olarak kabul eden ve cilbabı çarşaf olarak pratiğe geçiren Tevhid’in canlı tercümanıdır.

    Günümüzde modernizmin dayatmaları neticesinde ruhsal bozulmanın ve kültürel çürümenin içerisine giren bazı müslüman kadın ve erkekler tarafından İslami bir kıyafet cilbab/ çarşafın hor ve hakir görüldüğü inkar edilmez bir gerçektir.Oysaki mümine kadınlar cilbablarıyla modernizme karşı kıyam etmekle,mükelleftirler.Örtünme konusunda müslümanların mücadelesi,bir cilbab mücadelesidir.Cahili toplumlarda cilbabı sahiplenemeyen müminler,İslammın yüz karası,şeytanında maskarası olurlar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  67. Anladığım kadarıyla bu yazı da alıntı. Neden kimse okuduklarını kendi cümleleriyle özetleyemiyor, gerçekten anlayamıyorum. Cilbab:) Kadını kapatmayı kendine destur edinmişleri iğrenç bulduğumu söylemek istiyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  68. Bir saplantıdır/fetişizmdir.
    Türban korkudur…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  69. Yüzlerce islami sitede olanla aynı. Bir soru soruyorsun, uzun uzun yazılar geliyor birdenbire, kopyala yapıştır, kopyala yapıştır. Birsi birşey yazmış, hayrat sanki, sebil gibi kulanan kullanana. Benim okuyasım bile gelmiyor. Okuyup aldığını, özümsediğini, biriktrdiğini, inandığını kendi yorumunla yazmak neden bu kadar zor? Kul olmanın dayanılmaz üretimsizliği, donmuş birşey.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  70. Kelidkışı haklı, İslamda örtünmenin şekli açıkça belirtildiği gibi CİLBABTIR.

    İslamda kadın dış dünyaya kapalıdır. Alışverişe bile karanlık çökünce gitmesi gerekmektedir. Hatlarını, kimliğini kimseler bilmemeli, dedikoducuların ağına düşmeye yönelik herhangi bir eylem ve görüntü içinde olmamalıdırlar. Evin içine yabancı erkekler girdiğinde yokolmaları gerekmektedir. Tüm bunlar çok açık ve sarih bir şekilde kuran tarafından bildirilmiştir.

    Diyebilirsiniz ki benim islamım bu değil, olabilir ve bu hiç bir şeyi değiştirmez. Mümin kadın öyle türbanla falan ne çarşı dolaşabilir ne de erkeklerle birlikte çalışabilir. Hele hele öğrenci hiç olamaz. Ayakta otobüse, metroya binmesi bile caiz değildir.

    İslamda kadının yeri budur ve asla değişmez. Madem müminsin uygulaman gereken emredildiği şekilde yaşamaktır. Ve bu yaşamda, sosyal hayatta kadının yeri yoktur.

    Anlamanız gereken şudur : Türban bir geçiş aracıdır. Bu konuda türk sünni uleması hemfikirdir. Olması gereken ve geçişte olması gereken birbirinden ayrıştırılmış, unutturulmuş, Tüm odaklanma basitçe türban üzerine hedeflendirilmiştir.

    Geçen islami bir radyoda kendini hak dostu diye adlandıran bir pislik, önce bazı bitkisel ilaçların fahiş fiyatla reklamını yaptıktan sonra konu HAC ziyaretine gelince aynen şunları dedi:

    “O kutsal mekanda, o huzur diyarında öylesine mesuttum ki, ne bir baldır, ne o türbanlının salına salına gezdirdiği manto arkası, ne makyaj… İnsanı şeytana çeken hiç bir husus yoktu gönül dostları, orada iki hafta geçirdikten sonra istanbula dönmek sanki cehenneme dönmek gibi oluyor…”

    Takkiyecilerin emeli o 1400 yıllık köhnemiş dogmayı uygulamaya koyana kadar bitmeyecek görünüyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  71. İşkembe sağlam olunca atmasyon da o ölçüde sağlam olduğu sanılıyor.

    Şimdi…

    Şu CİLBAB denilen NURLU ve de KUTSAL örtü, BAŞI ve SAÇI örtecek diyor mu?

    Demiyor.

    Önce ayeti şuraya alalım…

    Ayet şu;

    Ahzab 59. Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

    Ahzab 59. Ya eyyühen nebiyyü kul li ezvacike ve benatike ve nisail mü’minıne yüdnıne aleyhinne min celabıbihinn zalike edna ey yu’rafne fe la yü’zeyn ve kanellahü ğafurar rahıyma

    Gerekçe olarak ne gösterilmekte?

    “Tanınmaları için!”

    Aklı olan her bir kişi şu soruyu soracaktır;

    Baştan aşağıya siyah bir örtü ile tamamen örtünürsen NASIL TANINACAKSIN?

    Peygamberin özel hayatını anlatan ayetlerden oluşan Ahzab peygamberin kadınlarının ve müminlerin kadınlarının tanınması ve tehlikeye maruz kalmamaları için bir tavsiyedir.

    Tehlike de o sırada yayılmakta olan bir dinin mensubu oldukları babından tanınmaları…

    İslama uygun giyinme biçimi falan değildir.

    Bunu perçinleyelim:

    Ahzab 57 58 e bakarsınız: Peygamber ve inananları tehlikede görür.

    Şimdi gelelim NUR suresinin 60. ayetine:

    60 – Artık evlenme ümidi beslemeyen, hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama yine sakınmaları onlar için daha hayırlıdır. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    İddia edilenin aksine…açılın diyen bir ayet.

    Diğer bir deyiş ile KILIK KIYAFET i İSLAM ın bir gereği değil…karşı cinsin cinsel arzusunun zıplamasına gör düzenler.

    Size bir şey diyeyim mi…sokaktaki her adamı SAPIK ve SALDIRGAN gibi görülmesi anlamı çıkarmak sapkınlıktan başka bir şey de değildir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  72. Sevgili Hola,

    Herşeyden önce anafikir olarak hemfikir olduğumuzu, erkeğin karşı cinse karşı kendi zayıflığının bir nişanesi olarak kadını kapattığını konusunda herhangi farklı bir görüşte olmadığımı söylemeliyim.

    Fakat Kuran (veya muhammedin kendi) yukarıdaki altı çizili görüşün sahibidir. Kadınları hk. yapılan dedikodular, ayrıca kendi özel merakı! nedeniyle kadınlarını kapatmayı seçmiş ve ayetler geledurmuştur.

    İlk olarak, ziynetleri örtün demişti…
    Geçmişe dönersek : Ms.1 ve 2. yy. mısır kabartma ve resimlerinde çokça görülen kadın figürlerinde tek göğsü açıkta bırakan tünikler giydikleri, boyunlarında oldukça kalabalık ziynetler(kolye) olduğu, o tek göğsü bu ziynetlerin kapattığını görebiliriz. Vaha kültüründe ayrıca kum fırtınasından korunmak için sürekli başlarına geçirdikleri bir şal vardır. Kadın, erkek bu şalı takar. Binlerce yıldır üst kültür olan Mısırla yakın bağlar kuran, ticaret yapan Mekkeliler aynı modayı(giyim tarzını) muhammed döneminde de takip ve taklit ediyorlardı. Bunu Muhammedin söyleminden anlıyoruz ve doğruluyoruz.

    Nur 31:
    Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut, kocalarının babalarından yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!(DİYANET MEALİ)

    Hola iyi biliyor, bu mealleri okurken parantezleri kaldırmak gerekiyor.

    Parantezler yokken çok net anlam kazanan ayet bize ne anlatıyor :

    Kadınlar, göğüslerini kapatsın, halhal takıp ayaklarını yere vurup kalçaları ve memeleri bıngıldatmasın, ayrıca yakınlarından başkasının yanında da oralarını buralarını açmasın.

    N’aptı kadın ? Hani kumdan koruyan şal var ya onunla göğüslerini kapattı. Bu arada saçlarda örtülmüş oldu elbette. Ve fakat Muhammedin derdi saçlar değildi.

    Sonrasında olayların durulmadığı kadınlarının yine açık saçık gezerek dedikoduya maruz kaldığını görünce bu sefer yeter dedi. Gelsin CİLBAB

    Cilbab uzun seyahatler için tasarlanmış koruyucu bir kıyafet, hem başı hem vücudu örten, soğuktan,yakıcı çöl güneşinden ve kum fırtınalarından sürekli koruyan bir giysi…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  73. Geçenlerde arabamla yoldayken bir radyodan işittim, ISI nın hikmetlerini anlatıyordu bir zat. Güneşin merkezindeki ısı dünyada olsa hepimizz kömür olurduk, ama güneşin ısısı vücd ısımız kadar olsaydı donardık, yaşayamazdık, yaşam olmazdı… Isı nın hikmeti buymuş.. İnsan kendi aklına nasıl tecavüz eder diye bir soru sorulsa, bu adam altın madalya alabilirdi diye düşünüyorum. (Sayın oikOs, yakın düşüncelere sahibiz. Benim anlatmak istediğim şey KUL olan kişinin yazmasına, konuşmasına sirayet eden üretimsizlikti. Kullandıkları alıntıyı bile kendi cümleleriyle anlatamıyorlar.)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  74. Almanya’da Türban Sorunu:

    Yaklaşık 2,5 milyon Türk ve Kürt kökenli vatandaşın barındığı Almanya’dan aykırı bir ses… Türban sevdaları yüzünden nasıl mağdur olduklarının müthiş bir göstergesi aşağıdaki yorumlarda ibretlik ele alınmış. Viva demokrat Almanya…

    Erbakanin basbakanligindan sonra Almanyada Türk kadinlari türban takip tesettür giymeye basladi.Milli görüs camileri devamli vaizlerinde bunu asiladi. Simdide ditible isbirligi yapiyorlar. Bu kesim türban taktigi icin temizlik isi yapiyor veya Türk bakkalarinda calisabiliyor. Baska calisma alanlari olmadigi icin ve 3-4 cocuk sahibi oldugu icin sosyal yardim calisamayip aliyorlar. O salondakilerin yüzde 80i sosyal yardimla geciniyor. Yani Alman devletine yük oluyorlar. Emekli maaslarida düsük oldugundan yine sosyal yardim aliyorlar. Türkiyeye dönmemelerinin sebebi saglik problemleri. Bunlar burada bulunan Türklerin alt tabakasini teskil ediyor. Biz bunlarin yüzünden Almanlarin karsisinda boynu bükük duruyoruz. Kendi paramizi kazanip, sosyal yardim almadigimiz ve vergimizi ödedigimiz halde. Bunlarin yüzünden biz magdur durumdayiz. Bir sene sosyal yardim alanlari Almanya bu süre bittiginde Türkiyeye göndermeli. Buradaki cocuklar önce ALMANCA ögrenmeli. Sonra Ingilizce veya diger bir dil ögrenmeli.Türkceyi nasil olsa evde ögeniyorlar. Izinde o Türkce yetiyorda artiyor bile. Almanca ve Ingilizceyi iyi konusan ve yazisma yapabilen bir Türkün maasi normalden 500 Euro fazladir. Erdogan Almanyaya gelip gerilim yaratan konusmalar yapmasin cünkü bize zarar veriyor. Her horoz kendi cöplügünde ötmeli. (alıntı)

    Başka yorum:
    Ben Bütün bunlardan memnunum.Çünkü Almanya Türkiyedeki her bölücü ve gerici akımı uzun yıllar desteklemiş bir ülkedir.Almanyadaki Türkleri devlet gücünü kullanarak eğitme ve AB kültürüne hazırlama zahmetine hiç girmedi.Tam tersine Türklerin islamcı cemaatlerin eline düşmesine seyirci kaldı ve destekledi.Onların bir çoğunu El kaidecilere eş değer radikal hareketlerin içine soktu.Çünkü bu hale getirdiği Türkleri,Türkiyeye postalayarak Türkiyenin içine tehlikeli bir virüs sokarak Türkiyeyi iyice zayıflatmak amacındaydılar.Halbuki Dincilere Almanya çok rahat geldi,Almanlardan uyanık çıkıp Almanyayı çoğu terk etmedi hatta Alman vatandaşlığına bile geçtiler.Böylelikle Almanlar kendi silahları kendilerini vurup başlarına önemli bir bela aldılar.Türkçede buna, Dimyata Pirince giderken,Evdeki Bulgurdan olma diyorlar.Çok güzel olmuş.Daha beter olsunlar..Bundan sonra bu Bild yada O Sarrazinin kitapları olsa olsa Almanların ağlama duvarı olmaktan başka bir işe yaramaz..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  75. İnancın özde anlatmaya çalıştığı ve inanç dışı bir çok yolun, anlayışında çoğu noktalarda aynı şeyler ifade ettiği anlaşılan hakikatlerle uzak yakın bağlantısı olmayan çarpık yorumlayış biçiminin sakıncalı malzemesi.

    Çocuklara özgü bir inatlaşmayla sahiplenilen birşey kimileri içinde.

    Hani tersini yapmak derler ya işte bu tersini yapmak denilen şeye denk gelir belirli bir anlayışın tarafında. Ört diyo bende örtüyorum şeklinde de savunulabildiği içinde geçerlilik buluyor.

    osman, bekir, ömer şeytan üçgeninin mentalitesini devam ettirmek için her yol ve yöntemi mübah bilen sünni engzisyon için harika bir malzeme.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  76. merhaba,

    Oncellikle anlamak istediginiz konuya olan on kabullerden vazgecin ,daha sonra onu kendini tarif eden mantigi kavrayin bu kavrayis icinde onu en iyi kendiniz tarif edeceksiniz supheniz olmasin.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  77. Benim anlayamadığım, buraya getirip bir alay El fış fış, İbn foş foş hazretleri zırvasını bırakıp giden nasıl oluyor da yazdıklarının arkasında duramıyor.

    Ayet ayan beyan gözünüzün önünde duruyor…

    Eğer CİLBAB baştan aşağıya saçı, yüzü kapatan bir örtü ise nasıl oluyor da ayet:

    TANINMALARI İÇİN CİLBAB ÖRTÜN der.

    Tepeden tırnağa tamamen kapanmış bir kadın tanınır?

    Yok mudur bir açıklamanız.

    Salaklık sadece Allah a mahsustur mu demektesiniz?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  78. Her zamanki muğlak ifadelerden olsa da, peygamberin niyetinden çok net anlayacağımız bu ifade müspettir;

    MÜMİN KADINLARIN diğerleri (erkekler) tarafından tanınıp ayrıştırılmasıdır. Kısaca, bak bu karga gibi giyinmişler peygamberin evindendir dokunmayın ha… şeklinde bir aba gösterisidir.

    59- Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin hanımları­na söyle. Dış örtülerinden üzerleri­ne alıp örtsünler. Bu, onların başkaları tarafından tanınıp rahatsız edilmemeleri için daha uygundur. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  79. Epeydir gözden kaçan bir şey var;
    Ne türban, ne ibadet özgürlüğü, ne inanç özgürlüğü… Bunların hiç biri bunları ortaya atanların asıl derdi değil.

    Her ülkede faşizim kendine göre ideolojik argümanlar bulur. Hitler için “saf ırk” safsatası bir argümandı. Yanısıra sosyalizm, anti-semitizm ve popülizm argümanları vardı…

    Mevcut zihniyet ne yapıyor? İslami söylemlerin yanısıra “darbelerle hesaplaşacağım” dedi, “vesayeti kaldıracağım” dedi. Sağdan gelip halkın soluna da vuruşlar yaptı… Hepsi kılıf! Hepsi oyalama! Demogoji! Aldatma!

    Oysa arka plana bakın; memleket soyulup soğana çevrildi. HES projeleri, yeraltı yer üstü sularımızın özelleştirilmesi, KİT’lerin zarar ediliyor diyerek yandaşlarına ve yabancılara peşkeş çekilmesi, Tarım ve hayvancılığın yok edilişi, tüm bu talanların arasında ceplerini doldurmaya çalışmaları. Saklanan bu!

    Ağızlarından çıkan ile yaptıkları arasındaki farkı görmek gerekiyor!
    Sermaye hareketlerine bakmak gerekiyor’ Gerçeği ozaman göreceksiniz!
    Daha büyük soygunların eşiğindeyiz ve bu büyük soygunlara karşı çıkabilecek ne kadar muhalif yapılanma ve aydın insan varsa teker teker yok ediliyor. Bunun için devleti yeni baştan örgütlemeye çalışıyorlar.
    Yaptıklarını gizlemek için de yok türban, yok ergenekon, yok çarşaf, yok don halkı oyalıyorlar.
    Böylece oy alıyorlar!
    Emperyalizmin çanağını yalıyorlar!
    Erbakan bile ne dedi; “Türkiye Cumhuriyeti 80 yılda 80 milyar dolar borçlandı, son sekiz yılda ise 580 MİLYAR DOLAR BORÇLANDI!”

    Yani 12 Trilyonı iç edeni bile gücendirdiler!
    Bu denli hırsızlıktır saklanan!
    Gerisi yalan dolan!
    Bizlerin de yok kuran meali, yok başörtüsü ile uğraşacak zamanı yok.
    İçinizde ekonomist varsa, son sekiz yıldaki sermaye hareketlerinin dökümünü çıkarsın da, ayan olsun her şey!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  80. “Seks ve Tanrı”

    …reklam gerekmeden en çok satan iki unsurdur.

    Türban bunun ikisini de içinde barındırır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  81. Erkek egemen dinci hegamonya tarafından özgürlüğü almak üzere kumpaslanmış türban’ın özgürlük simgesi olması oldukça parodik…

    Şimdi, kendimi nasıl savunacağım ?

    “Dememiş miydim” diyerek… Zira dinci hegamonya, sadece kamuda değil, özel yaşamda da türbanı dayatarak kendi etkisini sürekli kılmak peşinde olan çok tehlikeli dogmatik ahlakçı zihniyettir. Doğal FAŞİSTTİR. Örnekleri diğer dinci faşist müslüman ülkelerde bolca mevcuttur. Tabiyatıyla korkulan budur. Bu bir paranoya değildir.

    Almanya’da kadınların rahibe kıyafetiyle kamuya egemen olduğunu veya bu tür dinci yapılanmayla kendi gücünü ortaya koymaya çalıştığını düşünün; Ne olurdu ?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  82. Özgürlükçülük birey seviyesinde kavrandığı an özgürlük anlaşılır ve olur.

    “Örtüneceksin ulan” diyen adamın bunu yaptırma özgürlüğünü ne yapacaksın? Videodaki eleman özgürlükçülüğü nazari olarak iyi üfürüyor da bu üfürüğü topluma nasıl rüzgar haline getireceksin?

    Aile içi feodaliteyi ne yapacaksın…Tehditle, şantajla, avanta ile, kıyak ile adam devşirme özgürlüğünü ne yapacaksın?

    Yobazın yobaz olma özgürlüğü varsın olsun da onun bunun kuklalığını yapma özgürlüğünü ne yapacaksın…

    Dedik ya…türban özgürlükle çelişir…türbanı özgürlükle açıklamak IQ değil EURO ile olur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  83. falih rifki atay´in “cankaya” adli kitabindan;

    “Kadın anlayışında pek garplı olduğu söylenemez.

    Hatta
    hanımların tırnaklarını boyamasını bile istemezdi.

    Son derece kıskançtı.

    Denebilir ki harem eğiliminde idi.

    Medeni kanunla
    Türk kadınına garp kadınının bütün haklarını veren Atatürk, kendi münasebetlerinde, bırakınız ecnebi erkekle evlenen Türk kadınını, ecnebi kadınla evlenen Türk erkeğine bile tahammül etmezdi.

    Devrimlerin
    büyük ve eşsiz kahramanı,
    kendi koyduğu kanunun sonuçları ile karşılaşmak lazım gelince:

    “…Bize göre değil ha çocuklar…’ derdi…”

    bu durumda
    falih rifki atay´in anlattiklarindan ulu önder´in disi cagdas,ici muhafazakar olmali..:)))

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  84. Babası hafız, yetiştiği topraklar ise osmanlı ve onun sünni arabi anlayışıyla derin muhafazakarlaşmış bir toplumun(aynı sizler gibi) dipsiz eleştirilerine maruz kalabilen/kalabilecek bir insandan söz ediyoruz.

    Burada defalarca yazdım: İşte tüm sorun bu maruz kalıştır. Herşeyin başlangıcı ve sonu ne illa dindir ne de allah… Varsa yoksa diğerleri ne der korkusuyla yaşayan sindirilmiş bir toplumun kendi değerleri yerine kimliksizliği tercih etmesidir.

    Darbeyi yapan subay, Atatürk’ün atadığı memur, avrupa görmüş yönetici, alamancı ebubekir, dünün ve bugünün belediye başkanı, aklınıza kim gelirse… İşte bunlar sadece diğerleri için yaşayan, ölülerdir. Eylemleri, istekleri kendilerinden değil de çevrelerinden sorulan robotlardır. Robotluğun temasını oluşturan kaynaklar, itaat/biat kültürünün devamıdır.

    Saygı ve ahlakla başlar herşey… Gücünü dinden alır velakin dinle minle ilgisi yoktur. Hani dincilerin o çokça dile getirdiği “insan oluş” bundan başka birşey de değildir. Güya olması gereken ve oğuldan kızdan istenen hep aynı şeydir. Aman bize helal getirme… Bizi rezil etme… Bazen kendini rezil etme dense de tanımlanan hep aynı şeydir; Toplumun diğer fertleri için yaşa veya yaşar gibi yap.

    Sorun medeniyet veya çağdaşlık sorunu değildir. Kaldı ki avrupa bile 1960 lara kadar müthiş muhafazakardır. Toplumun o kalıplaşmış baskısı Atatürk’ün bile çıkamayacağı kadar yozdur. Bugün de yozdur. Mühendisliği semavi dinlerle atılmış o yozluğun temelleri o kadar sağlamdır ki insanın içinden çıkarıp atması bi o kadar zordur.

    Diğerleri (buna ana/baba/ebeveyn dahil) siz değildir fakat sizi her saniye eleştiren pislikler ordusudur. Kendilerinin ne yaptığının hiç bir önemi yoktur. Kendilerini pürü pak tanımlarlar ve aynı yozluğun soyundan gelen pislikler olmalarına karşın toplumu güdümleyen cahil ordusuna yeni cahiller katarak güçlenirler.

    Falih Rıfkı’nın yaptığı gibi, ebubekir’in sevinerek alıntıladığı gibi DEDİKODUYA bayılırlar. Kendileri hiçtir bi onu bilmezler. Geri kalan herşeyi bilirler. (Güya)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  85. Kendilerinden bahsetmezler, bahsettiklerinde herşey güllük gülistanlıktır. Sanırsın hz. idris…

    Yaptıkları tek şey KÖTÜLEMEDİR. Az yukarda dediğim gibi diğerlerini kötüleyerek nemalanır ve hayat bulurlar. Aslında tüm bildiği de budur: Dedikodu kültüründen biat kültürü doktrini çıkarsamak…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  86. Hangi ülkeye giderseniz gidin evlat kapıdan içeriye yabancı uyruklu birinin elinden tutup girince ebeveyn gerilir. Konu ele alındığında özellikle misaller verildiğinde ebeveynler oldukça yerinde nedenler sıralayacaklardır.

    Farklı kültürlerin ve yaşam biçimlerinin bir araya gelmesi ve uyum sağlaması bugün bile öngörü yapmakta zorlandığınız sürprizlerle doludur ve çalkantılı bir serüvene atılmaktır.

    Farklı fabrikalarda üretilmiş birlikte çalışan makine parçalarının birbirleri ile uyumlu çalışması misali riskli süreçler olasıdır.

    Hanedanlığın, kasası dolduğu sürece, umursamadığı o anası belli babası yüz elli piç kültürüne bakıp böyle bir önermede bulunan Mustafa Kemal’i bu şekilde nakletmek piç kültür fışkırtması zihniyetlerin ürünüdür.

    Tıpkı dinci yobaz misali…

    Çöl kültürü kafanın bereketli topraklardaki hali yani…

    …koy bunun üzerine buralarda dikiş tutturamamış olanının gavur illerindeki halet-i ruhiyesini…

    …bastır iki yüz euro yu…

    …ne istersen, nereye çekersen onu yazsın sana.

    Olur mu yahu?

    E oluyor işte.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  87. Motoru su kaynatmış ebubekirin. Üstte diyor Atatürk tam batılı değildi doğunun kültüründen etkilenmişti. Altta diyor batılılaşmak için kendi kültürünüzü reddetmeyin işin içine mutlaka katın. Yazık kötülüyeceğim diye, kendi kendine su kaynatmış. Acil şifalar dilerim.

    )kapa parantez

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  88. Japon u örnek gösterip Arap bedevisinin kabile yaşam biçimini kendine yakıştıran yetinmeyip başkalarına tavsiye eden bir argüman geliştirmekte arkadaş.

    Yazdığından ve yazdıklarından bellidir: Ne Japon u bilir…ne de Anadolu yu.

    Kısaca, çalkalamış yine.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  89. sacma sapan seylere yorum yazmak bazen zor geliyor ama turbanın dini zorunluluk olguğunun akla ve mantığa yatan açıklaması kur’anın nisa suresınde yazıyor. ayeti tam olarak yakalamak isteyen açsın sureyi okusunda onu ararken başka şeyleri anlayabilsin

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  90. günümüzde siyasi simge/silah haline gelmiş, inanca hizmet ettigi tartışılır, sinir bozucu olgu fakat günümüzde ayıp örtmek amacı ile de kullanıldığına şahidim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  91. “Hiç bir baskı (din, ahlak, siyasi vs) olmasa kadınlar başını örter miydi?…”

    !?

    peki

    din
    ahlak
    siyaset
    insanoglunun var oldugu yerde/alanda olmaMAsi mümkün mü ?

    slm.
    “

    Soruya verilen cevabın sorunun kendisiyle hiçbir bağlantısı yokki. Bunun gibi sayısız manevra. Ebubekir senin bir yaratıcının olduğuna inanmadığın üzerine hertürlü bahse girerim ama içine (niyet) girip bakmam gerekir bu da ancak davranışlarından çıkarsamakla mükün. Sen kesinlikle inanan biri değilsin. Sİyaset yapmak ve çıkarını gözettiğin yerin lehine oynamak için yapmayacağın şey yok bence, bu manevraların başka bir anlamı yok. İşte bu kıvraklık türbanı, tesettürü ve bulduğu herşeyi malzeme bilen iktidarın zihniyeti.

    Bu kurnazlık, sinsilik karşısında ne yapsın ev kadını sümeyye hanım. Dayakçı, baskıcı, dinci zihniyetin olmadığı yerde türban olmaz elbette. İnanç karşılığını üç kuruşluk bez parçasında buluyorsa o inanç üç kuruşluktur. Zaten bu sebeple veriyorsun makarnayı takıyor türbanı, veriyorsun kömürü takıyor türbanı. Koltuk veriyorsun, maaş veriyorsun takıyor. Bu ticaretin adına da İNANÇ deniliyor ve bu ticaretten prim yapan zihniyete de Müslüman. Ayet sana akıl verdik diyor ne oldu AKIL’a? Ne olacak ucuza gitti. Eee kiminde ışıldar kiminde sönümlenir o sebepten.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  92. Din icinde olmayan seyleri varmis gibi göstererek toplumun destegini almaya en cok ihtiyaci olan konularin basinda gelir Türban..Dinin en cok istismar edildigi carpitildigi noktadir..
    Yanlis tarti kullanarak haksiz ticaret yapan bir tipin Cuma günü dükkaninin kapisina “Cumadayim dönecegim” notundan bir farki yoktur benim icin..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  93. Maaşa bağlanmışların Euro karşılığında yazdıklarından bahsediyoruz…

    …var mıdır cevabı olan.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  94. Türban nedir denildiğinde benim aklıma ilk gelen somut bir şey başa takılır vs vs. Seçeneklere bakacak olursak Keşke “Sizce, türban nedir” yerine Neden örtülür gibi bişi olsaymış. Ama burda bi nesne var ve seçeneler var kim niçin yapıyor gibi bi araştırmaya girersek kişileride araştırmak gerekir ve sonucunda da bu seçenekler olur zaten. Türban neden kullanılır sorusunun net cevabı dinin gereğidir. ve diğerleri bulandırmadır. Aslında çok normal bir şey kişinin kendi isteğiyle yaptığı dini gerekliliğinden sadece bitanesi…

    Türkiye genelinde baş örtüsü konusunda gittikce daha fazla bir önyargı var. Kim neyi neden yapıyor diye anlamadan karşı çıkılıyor. Bazılarının buna saygı göstermesi beklenirken tepki alması diğer seçenekleri oluşturuyor.. Din üzerine baskı oluşturmaya çalışılıyor ve bi çok amaçla başörtüsünü araç olarak kullananılıyor. Ama bu türbanın neden kullanıldığı sorusunun cevabını asla değiştirmez.

    benim diyeceğim bunlar

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  95. sayin ATAAN,
    birey/cemaat tercih ettigi inanc dogrultusunda yasam tarzini sekillendiriyor ve uygar dünya(örnegin almanya) buna saygi duyuyor,bagnaz,buyurgan cenahtan gelebilecek baskilara karsi bireyin tercihlerini koruma (hukuk) altina aliyor..

    bildiginiz gibi
    ülkemizde devlet,ideoloji/ilke vs. adina bireylerin tercihlerine müdahele ediyor ve siz almanya pratigini bilen bir hukukcu olarak ülkemizdeki baskici,cagdisi sistemi sorgulayacaginiza bireylerin tercihlerini sorguluyorsunuz..

    ilginc..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  96. Ayan beyan yalan yazıyorsunuz.

    Türban karşı cinsiyet ile münasebetler nedenli tanımlanan bir kıyafetin parçası değil mi?

    Aslında değil de…uygulaması o yönde; adamın nefsi hoplamasın teranesi.

    Dolayısı ile türban örtü vs vs karşı cinsiyet ile olan ilişkileri sözüm ona düzenleme çerçevesinde ele alınmakta.

    Ve bunu da özgürlük ile açıklamaya kalkıyorsunuz.

    E o zaman karşı cinsiyetler ile olan münasebetler konusunda kafalara bakalım:

    Kadının gece sokağa çıkması yasak. Hava kararınca evde olacaksın diyen salaktan geçilmiyor. Herifin penisi fotosentezle çalışıyor sanki…

    Salaklık her konuda olduğu gibi bunda da baki…gündüz vakti, öğleden sonra kızlarımız sevişemezler değil mi?

    “Neşe de ders çalışıyoruz” eşek sıpasından beter beynamaz kafalara müstehaLk!

    Tehdit, dayak dersen gırla…
    Porno yasak…
    Seks yasak…
    Ele ele gezmek bile yasak…
    Mahallenin kızını kollayacaksın…
    Bacıya yan gözle bakanı döveceksin…

    Gel gelelim, pavyonla kerhane gırla…

    Hoppalaaaa…

    Nesiniz ulan siz…

    Özgürlükçülüğü savunuyorsanız buyrunuz…

    Mahallenin kızının, bacının, ailenin karıları kızlarının özgürlüğünden başlayınız…

    ….istediğini yapmakta özgürdürler.

    Desenize.

    On sekiz yaşını doldurduktan sonra kimse hal ve gidişlerine, hayatlarına karışamazlar. İster türban takar, ister kendi evini tutar, ister gezer, ister tozar…

    …ister davulcuya, ister doktora verir.

    Ayaklarınız azıcık yere bassın ey utanmaz sıkılmaz ikinci sınıf özgürlükçülük yaygaracıları.

    Hele şu namus cinayetleri…anane, örf zırvaları ile adam cezalandırmaları, linçler ve infazlardan bahsedelim…

    Kaç euro luk özgürlükçü olduğunuzu bir anlayalım…

    Kendi kapınızın önü pislikten geçilmiyor başkalarının kapısı için çeneniz kapanmıyor…

    Fırıldaklık edeceğinize azıcık mert olun! Beş para etmez fıtratınızda var ise tabii.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  97. “Hele şu namus cinayetleri…anane, örf zırvaları ile adam cezalandırmaları, linçler ve infazlardan bahsedelim…”

    bahsedelim..

    örnegin
    ülkemizde 90 yildir atatürk ilkeleri hakimdir fakat degisen birsey yok ayni tas ayni hamam”araklama devrim”le bu kadar oluyo demek..:))

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  98. Ebubekir yazmış:

    sayin ATAAN,
    birey/cemaat tercih ettigi inanc dogrultusunda yasam tarzini sekillendiriyor ve uygar dünya(örnegin almanya) buna saygi duyuyor,bagnaz,buyurgan cenahtan gelebilecek baskilara karsi bireyin tercihlerini koruma (hukuk) altina aliyor..

    bildiginiz gibi
    ülkemizde devlet,ideoloji/ilke vs. adina bireylerin tercihlerine müdahele ediyor ve siz almanya pratigini bilen bir hukukcu olarak ülkemizdeki baskici,cagdisi sistemi sorgulayacaginiza bireylerin tercihlerini sorguluyorsunuz..

    ilginc..

    Ya öyle mi ? (Az yukarıya bakın ve almanya’da TÜRBANLININ VAZİYETİNİ anlayın)

    link to sonsuz.us

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  99. avrupa amerika v.s tüm dünya…

    inançları doğrultusunda yaşayan insanların yaşam şekline saygı duyuyor… ee gidip oralarda dayatılmıyor çünkü bağnaz fikirler… ülkemizde bireylerin inançlarına saygı duyulmuyor???? ne münasebet!!

    benim ninem yaşmak kullanırdı kuran okurdu o biçimde Atatükçüydü, 96 yaşında öldü, bu ülkede hiç bir problemle karşılaşmadı o haliyle her yere girer çıkardı…

    bizim ülkemizde yaşayan bazı insanların ki bunlar ideolojilerini çok belli ediyorlar, inançlarını, imanlarını satıp yiyip sonrada insanlara karanlığı dayatıyorlarsa bu düşünceye hiç bir aklı selim saygı fln duymaz

    bunda ilginç ne var şimdi????

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  100. Araptan araklama din ile bu kadar oluyor… Aleviler içinde bu oran*, sünni oranın binde biri değil…

    *Hele şu namus cinayetleri…anane, örf zırvaları ile adam cezalandırmaları, linçler ve infazlardan bahsedelim…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  101. Al bir yalan daha…

    Feodalite ile dogma el ele vermiş güzelim devrimleri her tarafından pislettiği gerçeğinden bakınız nasıl bir argüman çıkarmakta.

    Şeyhulislamcılık ve bunların el etek öpen avantacı yardakçıları ile şakşakçıları, ağalar, derebeyleri ve de dinci soytarıların imece usulü gerici, gerçeklerden uzak, edepsizlikten gram ileri gitmeyen yaşam felsefelerinden bahsedelim…

    Namus elden gidiyor, din elden gidiyor yaygaralarını açalım şuraya.

    “Kadın namusumdur” diyor musun demiyor musun? Bunlara cevap versenize. Kadın üzerinden…yani kadınını, karını, kızını, aileni malzeme ederek ortalıkta içi hava dolu tüyü kabarık horozluk ediyor musun etmiyor musun?

    Uyduruktan şeref cakası satıyor musun satmıyor musun?

    Bir baltaya sap olamamış halinle dahi bu caka ile kendine bir kimlik yaratarak öküzlük mertebesinde geziyor musun gezmiyor musun?

    Nereden geliyor öküzlük?

    Özetle, çevrendeki kadınları alıp kendine montelemiyor musun…bu kadınların hayatlarına her alanda ve her yaşında müdahale etmiyor musun?

    Hal ve gidişine burun sokuyorsun, yaşam biçimine karışıyorsun…

    …geleceğine ve hayatını biçimlendirmesine hem fiziki hem de düşünsel olarak her türlü tecavüzü ediyorsun…

    …sonra da çıkıp din iman çerçevesi içinde özgürlükçülükten dem vuruyorsun.

    Hangi kanun, kural, devrim sana bu hakkı veriyor…cumhuriyetin hangi doktrini, elemanı sana bunu öğretliyor?

    Mustafa Kemal nerede sana “ataerkil bir moloz ol” şeklinde yol göstermekte?

    Buralarda her bir tohumunuz bin lira edasında yazıyorsunuz da…

    …tohumunuzun tonuna kibrit suyu sıkarım ben.

    Çevrenizdeki kadınlarınıza iyi bakın!

    Onlara neler yaptığınızı anlatın buralarda…

    …onları nasıl tehdit ettiğinizi, hayatlarını çepeçevre kuşatıp hapsettiğinizi anlatın buralarda.

    Ne mal olduğunuzu GEREKÇELERİ ile dökün…

    …dökün de özgürlükçülük adına ne denli düzenbaz olduğunuz ile bir yüzleşin.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  102. oikos yazdi;”Ya öyle mi ?….”

    evet öyle..

    agzi olan konusuyor,alinti yaptigin kisi her kimse bu hakkini kullanmis sen bana uygulamalardan bahset örnegin uygar dünyanin üniversitelerinde türban yasak degil ama cagdas kemalist doktirine göre yasak olmali YA BU nasil bi cagdaslik ?

    evet

    farkli kanaatlerin ifade alani bulmasi ileri demokrasilerde normaldir anlamak icin normallesmek gerekir size burdan ekmek cikmaz..:)

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  103. Hehehehe…

    Şuraya biriniz yazın yahu…

    …deyin ki:

    “Yok kardeşim yanılıyorsun…benim ailemin, sülalemin hatta mahallemin kadınlarının hayatı benden ve diğer erkeklerden sorulmaz. Bana ne. Sosyal yaşamı, hayatına yön verişine, kılığına kıyafetine karışmam…

    …gitmesine, gelmesine, girmesine, çıkmasına, saatine filan bakmam…kural da koymam. Sesimi dahi çıkarmam. Her bir birey gibi on sekiz yaş ile kendi hayatlarından kendileri mesuldurlar ve bizim ailede hiç bir zaman kadınlarımızın yaşam tarzları kısıtlanmaz.”

    Var mıdır?

    Hikaye.

    Özgürlüğün Ö harfinin üstündeki iki noktacıktan biri dahi kadar özgürlükçülükten yoksun kafalarla çıkıp özgürlükten bahsetmektesiniz.

    Sen kalk Helga nın özgürlüğüne bak oradan da Ayşe nin Fatma nın saçı başı adına özgürlükçülük oyna…

    …oyna sen oyna.

    Bu kafayla daha çok çalkalarsın.

    Ekmek çıkmazmış.

    Ekmek fabrikası çıkıyor be!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  104. Delişey yazdi;”benim ninem yaşmak kullanırdı..bu ülkede hiç bir problemle karşılaşmadı o haliyle her yere girer çıkardı…”

    biliyorum
    siz inancinizi orta yere dökenlerden (!)degilsiniz ama ninenizin yasam tarzini örnek olsun babinda olsada orta yere dökmekte bir beis görmüyorsunuz E demek zamani gelince herkes bi sekilde eteklerindeki taslari(ideoloji) orta yere döküyor..:)

    ayrica
    bugün nineniz üniversite caginda olsaydi kullandigi “yaşmak”la o da okuyamiyacakti..

    rahatsiz olmazmiydiniz ?

    yoksa

    “kagit”filminde itaatkar bir devlet memuru karakteri müzeyyen hanim´in dedigi gibi;

    “yasaksa yasak,kanunsa uygulanacak”mi derdiniz ?

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  105. ebubekir,

    şimdi sen bana laf mı sokmaya çabalıyorsun? (!) filan??? lafın tamamı kime söylenir ? derdi ninem.. madem laf ondan açıldı… ben inancımı orta yerde konuşmam tabi özellikle örneklemeyle, inanç tartışmasını ayıramayan senle hiç konuşmam:)) zaten bu konuda seni küstürmemde sonra kime güleceğim yaptığı şaşırmalarla:)))

    ninemin okul zamanında inancını yiyenler pek kalmamıştı ortada 🙂 eğer yüksek okul okumak isteseydi inan bir yolunu bulurdu, inancını zedelemeden, kendine özel bir inanç şeklini de ortalığı yaygaraya vermeden içinde yaşardı… çok akıllı bir Türk Kadınıydı kendisi… ışıklar içinde yatsın:)

    ee varmı başka merakını kurcalayan hadise?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  106. Gerçekten sahtekarlıkta bir numarasınız.

    Hani almanyaya gitmemiş oraları görmemiş olsam yutturacaksın.

    TÜRBAN Almanya rejimini tehdit ediyor mu ? Kaç kişi türbanla derslere giriyorsunuz? Kaç kişi rahibe kıyafetiyle derslere giriyor hiç baktın mı? Almanya, birkaç türk’ün, mısırlının kendisine bir zarar getirmeyeceğini iyi biliyor zaten halkı da hristiyan…

    Mesele bu yön değil.., hani o yazmış fikrini dediğin, keskin bir analiz yapmış : Üniversiteye de gitse türbanıyla almanların içinde yer bulamayacak diyor. Hukuk fakültesini birincilikle bitirse dahi türbanıyla asla yargıç, hakim, savcı olarak atanamayacak diyor, alman özel sektöründe iş vermiyorlar diyor ve ben aynen teyit ediyorum.

    Önemli olan Almanların sizin gibilere yer vermiyor oluşu… Hatta nefret etmesi…

    Herzamanki gibi, orası almanya sen Türkiye’ye bak diyeceksin. Almanya üzerinden bakan sensin… Ona göre…

    Özgürlük dedin de… Sizin gibi faşistlere de orada da özgürlük yok bilesin…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  107. “ebubekir,şimdi sen bana laf mı sokmaya çabalıyorsun?…”

    ne münasebet ne dediysem ne sorduysam o..

    “ben inancımı orta yerde konuşmam tabi..”

    ben konusurum
    konusmak isteyenlere kimse
    hicbir sistem/ideoloji engel olamaz olmamali
    engel olana engel olanlar uygar insanlardir gerisi hayattan kopuk entel muhabbeti..

    “özellikle örneklemeyle, inanç tartışmasını ayıramayan senle hiç konuşmam..”

    pasa gönlünüz bilir..

    “ninemin okul zamanında inancını yiyenler pek kalmamıştı ortada..”

    sen öyle san..

    inancli görünmek icin “inancini yiyenler”in mirasini birebir devralarak günümüze tasiyanlar mustafa kemal ve kadrosudur suclu ariyorsan uzaklara gitmene gerek yok..

    mesela

    kimlerin “inancini yedigi”ne dair cagdaslarin kuran kursu,carsaf acilimi bir fikir verebilir..:))

    “eğer yüksek okul okumak isteseydi inan bir yolunu bulurdu, inancını zedelemeden, kendine özel bir inanç şeklini de ortalığı yaygaraya vermeden içinde yaşardı…”

    hep öyle olur
    ilk baski görenler korkar,susar
    bir kac kusak sonra baskiya karsi direnis baslar
    ilelebet sessiz kalanlar silinir gider yada kölelige (stokholm sendromu) razi olurlar..

    “çok akıllı bir Türk Kadınıydı kendisi… ışıklar içinde yatsın..”

    eminim öyledir
    rabbim´in rahmeti üzerine olsun..

    **

    sorum halen gecerli;

    ayrica
    bugün nineniz üniversite caginda olsaydi kullandigi “yaşmak”la o da okuyamiyacakti..

    rahatsiz olmazmiydiniz ?

    yoksa

    “kagit”filminde itaatkar bir devlet memuru karakteri müzeyyen hanim´in dedigi gibi;

    “yasaksa yasak,kanunsa uygulanacak”mi derdiniz ?

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  108. oikos yazdi;”hani o yazmış fikrini dediğin, keskin bir analiz yapmış ..” dedigin sahis kim ?

    ismini
    vermekten
    niye cekiniyorsun ?

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  109. Yazılara bir göz atınca fıkra geldi aklıma.

    Temel bir gün otobanda giderken radyodan bir anons gelmiş.
    -Achtung, Achtung. Manyağın biri ters yola girmiş oradan yol alıyor.

    Temel bakmış,
    – Ula hangi biri, hangi biri. Bunlarin hepisu ters geliy…

    ebubekiri bu temele benzettim ben, herkesi ters yönde gidiyo sanıyo gibi.

    slm&slm

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  110. Azerbaycan Türk dizilerini neden yasakladı?

    Wikileaks belgeleri, Azerbaycan’ın Türk dizilerini yasaklamasının arkasındaki asıl gerçeğin, ülkede dinci ideolojinin kazanacağı ağırlıktan duyulan kaygı olduğunu ortaya çıkardı.

    Azerbaycan’da Türk dizilerinin yasaklanma nedeninin, bugüne kadar açıklanandan farklı olduğu ortaya çıktı. Wikileaks kriptolarında yer alan bilgiye göre; Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in “İranlılar, kadınlarını kapatırken gülüyoruz; ama insanlar, Türkler’in de kadınlarını kapattıkları görülürse bu ciddiye alınabilir” dediği ortaya çıktı. ABD Bakü Büyükelçiliği’nce hazırlanan 23 Ocak 2009 tarihli kriptoda, ABD’li yetkiliyle Aliyev arasında yapılan görüşmenin özetine yer veriliyor.

    2008 yılı sonunda, Azerbaycan’ın RTÜK benzeri kurumu Milli Radyo Televizyon Şûrası, “televizyonlarda dizi, film ve programların Azerbaycan Türkçesi’nde yayımlanması” kararı almış, Türk dizilerini de bundan muaf tutmamıştı. Özel televizyon yetkilileri de, Türkiye Türkçesiyle ilgili konunun net olmadığına işaret edip, durum açıklığa kavuşturuluncaya dek Türk dizilerinin yayımlanmayacağını duyurmuştu.

    Başörtüden rahatsızız
    Aliyev bu görüşmede, Türk dizilerine yönelik ambargonun, “İslamcılık” korkusundan kaynaklandığını söyleyerek, dizilerde kadınların başörtüsüyle gösterilmesinin, kendilerini rahatsız ettiğini aktarıyor. Belgede, Aliyev’in şu sözlerine doğrudan atıf yapılıyor: “İranlılar, kadınlarını kapatırken gülüyoruz; ama insanlar, Türklerin de kadınlarını kapattıklarını görürse bu ciddiye alınabilir.” Aynı belgeye göre Aliyev, televizyon yöneticilerinden “gayrıresmi bir istek”te bulunarak, bundan sonra yayınlara başörtülü kadınların davet edilmemesini talep etmiş.

    Esas hedef dinci kanallar
    Türkiye’nin eski Sovyet ülkelerinde nüfuzunu ve etkinliğini artırmada, dinci ideolojinin yaygınlaştırılmasını kullandığı biliniyor. Gülen cemaatinin en etkin olduğu ülkelerden birisinin de Azerbaycan olduğu düşünüldüğünde Azeri yönetiminin bu kaygısını anlamak güç değil. Görüntüsünden kaygı duyulan “baş örtülü kadınların” yer aldığı dizilerin yoğun olarak cemaat kanallarında mevcut olduğu hatırlandığında, bu yasak ile asıl hedefin dinci kanallar olduğunu anlaşılıyor. Daha önce cemaatin yayın organı STV’nin Azerbaycan’da yasaklandığı biliniyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  111. türban benim için hiçbir değeri olmayan bir bez parçası.fakat toplumun çeşitli kesimlerinin insanlarının türbana verdiği değer benimle aynı değil,olamaz da..

    islami bir giyinme biçimi olup olmadığı hakkında,islami çevrelerce de, farklı yorumlar yapılıyor olsada benim/kişisel görüşüm islamda tesettür’ün olduğu yönünde.vahyi toplumsal düzenin üstünde gören ve islam’da tesettürün,özelde baş örtmenin islami bir yaptırım olduğunu düşünen bir müslüman için türban dini bir emirdir.

    kırsal kesimden kente göç eden ailelerin çocuklarının çoğusu için türban “ahlaki bir gerekliliktir”.kente adaptasyon sürecinde,çoğukez,anne de,kız da iş hayatına atılmak zorunda kalıyorlar,erkeklerle aynı ortamda çalışmaya başlıyorlar,metro gibi,belediye otobüsleri gibi kadın-erkek dipdibe toplu taşıma araçlarını kullanıyorlar.bu durumda evin reisi babanın gururu rencide oluyor karısı ve kızının başörtüsüne daha çok sahip çıkıyor.bir nevi utancını hafifletiyor.kadın ve kız,başını örterek “hala müslümanım”mesajını veriyorlar:)

    sosyolojik araştırma sonuçları bize gösteriyor ki,köyden kente göç eden adamların,eskiye yani köydeki geçmişine oranla şehirde cuma namazlarını daha sıkı takip ediyorlar 🙂

    türbanlı bir kesim daha var ki türbanı,tesettür giyisisi olmaktan çıkarıp bir “moda aksesuarı” olarak kullanıyor.bugünkü iktidar,eski egemenlere göre çok daha farklı bir gelenekten,kültürden ,ahlaktan geliyor.eski elitin yerine şimdi ritüelleri değişmiş bambaşka bir iktidar var.her iktidar döneminde egemenlerin ritüellerini uygulayan,iktidarı olumlayan ve böylelikle “daha kolay kazanan”bir kesim var.şimdi ki iktidar islami gelenekten geldiği için islami ritüeller “tercih edilmenizde”önem arzediyor.ve böylece türban burjuvazisi yaratılmış oluyor.çok ca duymuyor muyuz filanca inşaat holdinginin karısı birden umreye gidip tesettüre giriyor falan 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  112. türban sağlık açısından gerekli midir? bu soruya da cevap verelim…

    mısır ve dubai de bulunmuş bir kadın olarak farklı deneyimlerim var.mısır’a iki kez gittim ve bir seferinde cairo’nun,mısırlılara göre sıradan bir doğa olayına,kum fırtınasına yakalandım.gözlerinizin,kulaklarınızın içi bile kum doluyor.başınıza bir örtü almanız kendi hayrınıza yani…ayrıca gündüz hava sıcaklığı çok yüksek.araplarda sadece kadının değil erkeğin de başında örtü olmasının sebebi bu.
    dubai;mısıra göre gökdelenlerin,yüksek yapıların çok olduğu bir bölge olmasına rağmen betonların altlarından kumlar çıkıyor hala…:) ve gündüz sıcaklık hat safhada.. biliyoruz ki 1500 sene önce klima da yoktu.

    arap coğrafyasında yaşayan insanların ince ve bol giysi giymeleri,başlarını örtmeleri doğaya,iklime bir adaptasyon tabii.zannederim islamın ilk zamanları arap kadınları örtüye rağmen çıplaktılar.hepimiz biliyoruz ki örtünmek,davetkar olmamak demek değildir.bu durumda muhammed de bir rapta zapta alma durumu var 😀

    ayetleri kendi dönemineve koşullarına göre(sosyolojik) yorumlamak herşeyi açıklıyor.lakin islam’ın demokrasi’ye uzak bir yapısı var.”hüküm allahındır”deniyor…ve allahın hükmü olduğu için “değişmezliğe”bağlanıyor.

    başlıktaki bütün yorumları okumadım.bir arkadaş hıristiyanlıkta örtünme var islamda yoktur demiş.kendisine şunu söylemek isterim;hıristiyanlıkta kadınların örtünmesi istenmiştir.ama incilde ki isa’da,tanrı da semboliktir.yaptırım gücü çok daha zayıf.en baştan beri ikili bir yapılanmaya sahipler.ancak islam’da vahiy direkt Allah kelamı kabul edilir ve “değiştirilemez”…islam’ın moderniteye direncinin yüksek olmasının sebebi de bu zaten.tesettür hıristiyan kültürüne girmemiştir.biz ise 2011 de bu konuları başlık yapabiliyoruz:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  113. O bir TÜRBAN değil zensen, HIMAR.

    Hımar, bugün bile çöl coğrafyasında erkeklerin kullandığı türden bir başlıktır. Aslında bir şaldır. Şal, kafaya takılan kumaş bir çemberle tutturulur. Eğer kum fırtınasına yakalanırsa hemen çömelir ve kendini hımarla tamamen kapatır. Aksi takdirde gözleri kör olur.

    Elbette hımar muhammed zamanında da vardı ve kadın erkek hımar kullanırdı. Hımar, uzun yolculuklar için pratik olmadığından araplar CİLBAB denilen uzay giysisini de icad etmişlerdi. Cilbab 2 parçadır ve baş dahil tüm vücudu güneş ve kum girmeyecek şekilde kapatır.

    Detaylar : Bu başlıkta (az yukarıda ) “sevgili Hola” isimli makalede…

    Sonuç : SAÇ kapatma gibi bir işlevi yoktur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  114. oik0s,

    ayetlerde direkt saç örtüsü olarak geçmiyor zaten.hatta özellikle kadının göğüs bölgesine vurgu yapılıyor gibi.örtülerinizi,yakanızın üstü örtülecek biçimde örtünün gibi bir ifade var yanılmıyorsam…bu konuda değişik yorumlar var.örneğin kezban hatemi,baş örtüsü emir değil bir öneridir der,bir başka ilahiyatçı emir olarak değerlendirir vs…

    ama şu bir gerçek ki uzun ince kumaşlı bol kıyafetler coğrafya ve ikliminin etkisiyle arap kültüründe var.kadınlı erkekli başlarından aşağıya salınan bir örtüleri var.bu giyinme biçimi,islamiyetten önce de var.

    fakat benim söylemek istediğim şu:ilk mesajımda da deyindim,örtünen,sizin ifadenizle “türban”takan her kadın bu giyinme biçimini dini hassasiyetleri sebebiyle kabul etmiyor ki…psikolojik,sosyolojik ve bittabi ekonomik sebepler var.

    ama temel hak ve özgürlükler kapsamında türbanlı/başörtülü öğrencilerin eğitim haklarının ellerinden alınmasına karşıyım.çünkü cinsiyetçi bir yasak bu…örneğin tamamıyla dinsel hassasiyeti olan hatta şeriat rejimi savunucusu bir erkek öğrenci elini kolunu sallayarak okullara girebiliyor.aynı düşüncedeki bir kadın ise başındaki örtü yüzünden “rejim muhalifi”olarak yaftalanıyor.

    türban aslında sadece kadınların kafasını değil,çarpık siyasetin gizlenmek istenen oyunlarının da üzerini örtüyor.türban sorunu hem akp ye,hem de chp ye bir rant kapısı 🙂

    din de,ahlak da,gelenek görenek de,medya da iktidar’ın bir ürünü değil mi zaten?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  115. “ayetlerde direkt saç örtüsü olarak geçmiyor zaten.hatta özellikle kadının göğüs bölgesine vurgu yapılıyor gibi.örtülerinizi,yakanızın üstü örtülecek biçimde örtünün gibi bir ifade var yanılmıyorsam…bu konuda değişik yorumlar var.örneğin kezban hatemi,baş örtüsü emir değil bir öneridir der,bir başka ilahiyatçı emir olarak değerlendirir vs…

    ama şu bir gerçek ki uzun ince kumaşlı bol kıyafetler coğrafya ve ikliminin etkisiyle arap kültüründe var.kadınlı erkekli başlarından aşağıya salınan bir örtüleri var.bu giyinme biçimi,islamiyetten önce de var.

    fakat benim söylemek istediğim şu:ilk mesajımda da deyindim,örtünen,sizin ifadenizle “türban”takan her kadın bu giyinme biçimini dini hassasiyetleri sebebiyle kabul etmiyor ki…psikolojik,sosyolojik ve bittabi ekonomik sebepler var.

    ama temel hak ve özgürlükler kapsamında türbanlı/başörtülü öğrencilerin eğitim haklarının ellerinden alınmasına karşıyım.çünkü cinsiyetçi bir yasak bu…örneğin tamamıyla dinsel hassasiyeti olan hatta şeriat rejimi savunucusu bir erkek öğrenci elini kolunu sallayarak okullara girebiliyor.aynı düşüncedeki bir kadın ise başındaki örtü yüzünden “rejim muhalifi”olarak yaftalanıyor.

    “

    Bu alıntıda ısrarlı bir türban aklaması ve bu aklamayı yapabilmek için de ısrarlı bir mantık hatası var.

    Bu giyinme biçimi islamdan önce de var denilmiş. Peki bu yalnızca bir giyinme biçimi midir yoksa bu giyinme biçimine yüklemiş ideolojik ve bu ideolojinin dışında olanlara karşı da psikolojik bir çarpık duruş mu vardır?

    Önce türban tesettür ziniyetini şirin göstermek için islam öncesi bir giyinme biçimine vurgu yapıp arkasından da ”demek ki bu sadece giyinme biçimiyle ilgili bir durum” diyerek aklamaya çalışmanız açık bir siyasi hamledir. Bu nedenle öze inin ve bu konudaki hakiki sezginizi yazın derim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  116. Gene olmadı…

    Mesele saç değil zaten;

    Mesele cilbab’dır. Madem dini bütün, giymesi gereken cilbabtır. Emir ve ayet böyledir.

    Kuranda türban yoktur cilbab vardır.

    Bir kadını diğer kadından ayırt edememe fiili vardır. (ayet bellidir buralarda yüz kere yazdık)

    Buna göre kadın, sadece geceleri pazar’a gidebilir. Öyle üniversiteye, erkeklerin arasına falan da gidemez, girmez, çıkmaz.

    Neymiş ?

    Dindar ve kuran’ın emirlerine uyan kadın ÇARŞAF giyermiş…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  117. Bu alıntıda ısrarlı bir türban aklaması ve bu aklamayı yapabilmek için de ısrarlı bir mantık hatası var.

    Bu giyinme biçimi islamdan önce de var denilmiş. Peki bu yalnızca bir giyinme biçimi midir yoksa bu giyinme biçimine yüklemiş ideolojik ve bu ideolojinin dışında olanlara karşı da psikolojik bir çarpık duruş mu vardır?

    Önce türban tesettür ziniyetini şirin göstermek için islam öncesi bir giyinme biçimine vurgu yapıp arkasından da ”demek ki bu sadece giyinme biçimiyle ilgili bir durum” diyerek aklamaya çalışmanız açık bir siyasi hamledir. Bu nedenle öze inin ve bu konudaki hakiki sezginizi yazın derim.

    sn yabancı…

    çok ilginçtir geçen akşam sevgili ihsan eliaçık bey’in duvarında türban konusundaki düşüncelerim üzerine islamcı bir arkadaş tarafından “özünü gizleme..apaçık allaha meydana okuyorsun”hakaretlerine maruz kaldım:)))
    bugünde aynı düşüncelerimden ötürü “özüne dön”çağrısını türban akladığım gerekçesiyle sizden duyuyorum:D hayat ne garip!vapurlar filan.

    bu giyinme biçimi ideolojik de olabilir,psikolojik de olabilir,ekonomik de olabilir sosyolojik de.zaten xenix nikli arkadaş sizin için türban ne ifade ediyor diye sorarken bir takım açılımlar yapmış öyle değil mi?benim için ne ifade ettiğini yazdım.ve sosyolojik olarak türban’ın toplumdaki yerini betimledim…herkesin türbana atfettiği anlam aynı değil.olamaz da…homojen miyiz?dini emir olarak,ahlaki bir değer olarak ve hatta tamamen duygusal “moda”olarak kullanılabilir.

    yalan mıdır?bugün yeşil sermayenin oluşturduğu türban burjuvavizi’ni nasıl açıklayabilirsiniz?vereceğiniz cevap “ideolojik”mi olacak acaba?

    kırsaldan kente gelmiş insanların dine yönelimleridemi ideolojik?

    hadi bu materyalist bakış açısı’nı distopik yobaz müslüman algılayamıyor ve allaha meydan okuyorsun diye beni susturmaya çalışıyor da,sizin benim “türbanı aklama”gibi bir söylemde bulunduğumu ifade etmeniz “sosyal bilimlerin”olmayan hangi alanına dayanıyor?

    gerçekten cevabınızı çok merak ediyorum.bugüne değin “materyalist”söylemlerine çok maruz kaldım ki doğru bakış açım budur.sizin gibisine rastlamamıştım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  118. oikos

    başlık konusu “türban”ve onun ne ifade ettiği…türban ya da tesettür denildiğinde bunu “cilbab”olarak algılayan yaygın bir düşünce türk toplumunda yok.

    xenix’in türban üzerine sorusunu toplumun “türban”algısından ve giyinme biçimlerinden yola çıkarak açıklamam normal yani 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  119. Komik… Türban konuşuyoruz zaten;

    Kesin bir emir varsa ve anlı şanlı din ALİMLERİ! bu emir yerine TÜRBAN diyorsa ortada SİYASİ bir gerçek vardır.

    Hatırlamak için yaşınız tutuyor mu bilmiyorum. 1980 öncesi Türk kadını TÜRBAN nedir bilmezdi. Algılarında sadece BAŞÖRTÜSÜ vardı. Bunun nedeni ise neredeyse tüm anadolu’yu oluşturan alevi gerçeğiydi.

    Kentlere yoğun göç sonucu anadolu değerlerini kaybeden toplum birileri tarafından KANDIRILMIŞ ve algıları BİLİNÇLİ olarak değiştirilmiştir.

    Olan biten ise, art niyetlilerin bu işin kaymağını yediğidir. Karşı görüş ise yerindedir. Kalelerin tek tek kaybedilmesi söz konusudur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  120. türban konuşuyor isek “cilbab”bir kenarda kalsın o zaman. konu,islam’da tesettür’ün,örtünmenin sınırları değil..bir başlık açılmış ve sizce türban nedir denmiş…toplumda yaygın görüş türbanın saçları örten örtü olduğudur.tesettürü cilbab giymeye şart tutan kesim,türkiye de yüzde bir’i oluşturuyor.ve takdir edersiniz ki yüzde bir üzerinden “sosyolojik”izah mümkün değildir.yapılır tabii ama bilimsel hiçbir değeri yoktur.

    ikinci yanılgınız da şu:

    “Kentlere yoğun göç sonucu anadolu değerlerini kaybeden toplum birileri tarafından KANDIRILMIŞ ve algıları BİLİNÇLİ olarak değiştirilmiştir.”

    kırsal kesimin kente göç etmesi “modernleşme”nin bir sonucudur.yani kandırılan,bilinçli olarak değiştirilen birileri yok…modernleşme,sadece islama değil,bütün dinlere karşıdır.fakat islam’ın demokrasiye uzak yapısı,moderniteye direnci yüksek kılmıştır.

    yukarıda izah etmiştim bunları…kente uyumlanma sürecinde kadınlar modern hayatta,iş ve meslek yaşamlarında var olmaya başlıyorlar.önceki yaşamlarına göre çok daha farklı olan bu yeni dünyada bir nevi “hala müslümanım”mesajı vermek için örtünüyorlar.

    kimsenin kimseyi kandırdığı falan yok.modernleşmenin kör topal hayat bulduğu bir toplumda,yani artık dini mensubiyetlerinize göre değil,para karşısındaki konumunuza göre paye verilen bir dünyada “içerik”olarak dini yaşamınızı ikinci plana atıyor ve bunun rahatsızlığından kurtulmak için şekilciliğe dayanan bir din algısı kazanıyorsunuz.

    olan biten bu..bunun dışında türban burjuvazisi’nin nasıl ortaya çıktığını tekrar tekrar yazmaya gerek yok heralde…

    kalelerin kaybedilmesi derken ne kastettiniz anlamadım fakat akp dinci,şeriatçı bir parti değildir.AKP dibine kadar “küreselcidir”!

    tatmin olmadıysanız okumanız için pek çok kaynak önerebilirim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  121. Konuyu kapitalizm ve burjuva modernizmine getirmenizi anlamadım. Hani türban konuşuyorduk.

    Kapitalizmin vahşi algısı ve dinle olan uyumudur burada söz konusu olan;

    Hiçlenen ise KADINDIR.

    Bir kadın nasıl tesettüre girer ve bu olguyu iliklerine kadar kabul eder. Soruların asıl nihayi noktası budur.

    Erkek egemen baskı demiyorsanız; hele “Mein kampf” bilmiyorsanız, cilbab emrine karşı çıkışta kadının rolüne değinmiyorsanız, sizinle konuşacak birşey yoktur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  122. islami açıdan değerlendirecek olursak;

    yukarıdaki mesajlarda da yazdım.islam,demokrasiye uzak bir din’dir.

    islam’da kadının önceliği “anne”olmaktır.zaruret haller dışında kadının çalışmasına “ruhsat”vermez kuran.
    bugün başı örtülü kadınlara bir sorun bakalım,zaruret halinde değilsiniz neden iş hayatına atıldınız,diye.şeriatçı,siyasal islamcı olarak addettiğiniz kadın size ne cevap verecek?ya da mirastan erkek kardeşinin yarı payını almayı kabul edecek mi?

    bunları kabul etmeyecek.çünkü modern hayatın nimetlerine alışmışken “islamın zaruret hali dışında çalışma iznini”görmezden gelecektir.mirastan payını çatır çatır alacak hem de.başınızı örtün emri kuran emri de,mirastan erkeğin yarı hakkı kadar alın emri kuran dışı mı?
    modern hayata adaptasyonda yapabileceği tek şey “örtünme”olacak…ama çoğu kez örtünün altına converse ayakkabılar giyerek 🙂

    size islamcı bir erkeğin facebook’da bayram cemiyeti düzenleyen türbanlı kızlara eleştirilerini kopyalayayım.kızların hepsi tesettürlü.buna rağmen bakın nasıl eleştiriyor:

    “Yaptığınız şeyi ukalaca tiye almaktı amacım.
    Gecenin bu saatinde bu denli reaksiyon göstermiş olmanızdan da anlaşılabileceği üzere epeyce rahatsız olmuşa benziyorsunuz. Zaten ben sizin gibileri rahatsız etmek için buradayım.

    Yaşınız kaçtır, hangi marka eşarp bağlıyorsunuz, bu senenin moda rengini bir çırpıda söyleyebiliyormusunuz, en çok hangi eylem mekanı ruhunuzu okşuyor, MSN’de dakikada kaç kelime yazıyorsunuz bilinmez ama sizin zannettiğiniz gibi birşeyleri ”islam” boyasına batırıp çıkarmayla o şey islam olmuyor.

    Ucundan kıyısından islam kokan toplumsal bir organizasyona kadın eli değince ruhunu kaybediyor. 2000’li yılların islami hareketleri (!) tamamen bu ruh üzere hayat buluyor. Değişim önce sizin abilerinizle başladı. Dernek kurdular, savundukları islamın sinirlerini alıp söylemlerini bu şekliyle sunmaya başladılar,demokrasiye hafiften gülümsemeler başladı, çözüme demokratik araçlarla gidilebileceği zannı yaygınlaştı. Oysa demokrasi bir dindi ve müslümanlar olarak reddedilmesi gerekirdi (Maide 3). Sonra ne oldu? Bayram duyuruları size kaldı…

    Allah adına (!) bir takım işlerin içinde olmanın dayanılmaz hafifliğini yaşarken, ”…Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkâr mı ediyorsunuz?..” (Bakara 85) ayetini hiç üstünüze alıyor musunuz? Hayatlarınızda (dinlerinizde) kuran’ın hükmedebileceği alanlar olduğu gibi hükmetmediği alanlar var mı? Facebook’ta mücahide (!) edasıyla müslümanların organizasyonlarını ayarlarken yada o eylem senin bu protesto gösterisi benim deyip metropol caddelerinde arz-ı endam ederken ”Evlerinizde vakarla-oturun (evlerinizi karargah edinin), …” (Ahzab 33) ayetini nereye koyuyorsunuz? Yada Hz. Aişe’ye öykünüp, ‘ordunun başına bile geçmiştir’ deyip de feminist yanınızı beslerken neden Hz. Aişe’nin giyindiği gibi giyinmekten bir taneniz bile bahsetmez? Hz. Aişe’nin peçe takmasıyla ilgili midir bu ketumluğunuz?

    Kuran, ”Mü’minlerden öyle erkek-adamlar vardır ki…” (Ahzab 23) diye erkelerden bahsediyor ve bu aralar bahsi geçen erkekler pek yok. Yukarıda anlattığım değişimle olması gerekenden çok uzaklardalar. Bari siz de erkekleşmeyin de ortalık iyice bulanmasın. Gidin evlenin (dininizin yarısını tamamlayın), çoluk çocuğa karışın, tevhid ehli çocuklar yetiştirin. Emin olun bunları yapıtığınızda hali hazırda yaptıklarınız sekteye falan uğramaz.
    Vesselam…”

    modernite’nin ne olduğunu bilen distopik bir yobaz…ama neyin ne olduğunun farkında.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  123. “Bir kadın nasıl tesettüre girer ve bu olguyu iliklerine kadar kabul eder. Soruların asıl nihayi noktası budur.”

    bunlara cevap verdik:)
    ya vahyi sosyal düzenin üstünde tutan,islami bir yaptırım gibi gören düşünceye sahiptir.yani dincidir.(ki siz sadece bu kesimi algılıyosunuz)

    ya iktidarı olumlayarak “duygusal”davranıyodur.bu forumda başlık bile açılmış mazhar alanson’un umre ziyareti mesela…değil mi?yoksa mazhar’da siyasi bir islamcı mı? 😀

    ya da kentleşme sürecinde tepkimeci davranışlar sergiliyor ve örtünüyodur ki buna sosyoloji regressive tepkiler adlandırması yapıyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  124. Yukaridaki yorumlarin bazilarinin Turkce cevirisi:

    “Yahu eheem kem kum simdi turbani ben takmam ama kulturel musluman olduuuuumdan sosyolojik, psikolojik ve binumum -jiklige dayandirip turbani sevimlice iteleyip hos gosteririm. Kabul edilir hale getiririm. ” seklindedir.

    Turban dediginiz sey kadinliga yapilmis en buyuk hakarettir.

    Hele de bunun siyasallastigini gore gore hala turbanla baslayalim hele sonra cilbab olur, kara carsaf olur demeye getirmek…. Olur da olur. Nasil olsa cilbaba da sosyolojik ve kulturel bir kulp bulunup onu cici gosterecek kulturcuk yandaslari bulunur…

    Afiyet olsun!

    G Milat

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  125. ”Turban dediginiz sey kadinliga yapilmis en buyuk hakarettir.”
    Dedi G Milat…

    Ne yonden hakaret anlayamadim? Siz tesetturlu degilsiniz kimse size hakaret etmiyor mu? :))
    Yahu ne kadar komik laflar bunlar boyle.. En buyuk hakaretmiste bilmem neymis..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  126. yorumlarımı “türkçeye”çevirenler olmuş 😀 anlayan bal gibi anlamıştır aslında.ama “hazmedemeyip”yorumlar altına (-)beğeni oyu vererek “tirübenlere oynamak”sitenin “leveli”açısından pek hoş değil 🙂

    dinler de kültürün bir parçasıdır,türban sadece “tesettür”amaçlı kullanılan bir aksesuar falan değildir.sebepleri de yukarıaki mesajlarda yazılı.ilk defa okudunuz heralde bunları…

    türbanı şık göstermeye çalışıyor muşum? yabadabaaaa duuuuuuuuu :))))))

    sizlerin ezberlerine uyup uymuyor olması beni hiç ilgilendirmez fakat dinler materyalist açısıyla sosyolojik bir yapıdır zaten.sözüm ona dinlerden arınmış ve benim mesajlarımı türkçeye çevirecek kadar evrensel anlayışa sahip bu arkadaşların eleştirileri “türban kadına en büyk hakarettir,şeriat geliyoooooo,islam öcü tu ka ka”seviyesinden öte geçemeyecek kadar bilimsel ve evrensel!

    ve ayrıca kültürel müslüman ifadesi “akademik” çevrelerce de sık kullanılır.kendisini agnostik olarak tanımlayan pek çok bilmci kültürel müslüman’lıktan bahseder.hemen bir örnek verelim.(bu örneği vermemin sebebi siteyi takip eden gizli okuyucuların olmasından ötürü…)

    dünyaca ünlü türk akademisyen ve siyaset bilimci mete tuncayla yapılan bir röportajdan alıntı:

    Kültürel olarak Müslümansınız. Tanrısına inanmadığınız bir dinin, “mecburen” mensubu olmak nasıl bir duygu?

    1936’da Müslüman bir ailede doğmuş olma sonucunda bu kültürü aldım. Şimdi çalışıp, öğrenip, mesela Şinto’yu seçmem bir hayli zor olurdu. İtiraf etmekte bir sakınca görmüyorum: Tanıdığım birisi Fransa’ya gitti ve Hıristiyan oldu. Müthiş tepki duydum. İlk gördüğümde, “Niye gavur oldun?” diye üstüne yürüdüm. O da boyun büküp, “Abi, bu ismimizle burada adam yerine konmuyoruz.” dedi. Aslında bu sorunu düşünmüş, kendi geleneklerini yargılamış; başka bir geleneği öğrenmiş ve bir seçim yapmış. Onu takdir etmem lazım, ama bir kızgınlık duydum. Bir Müslüman’ın agnostik olmasını kabul ederim de, düşünüp, taşınıp Hıristiyan, Yahudi olması bana hoş gelmiyor.

    ilgili arkadaşlar için bu alıntıyı yaptım.diğerleri tirübünlere oynamaya devam etsinler…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  127. oikos yazdi;”..1980 öncesi Türk kadını TÜRBAN nedir bilmezdi. Algılarında sadece BAŞÖRTÜSÜ vardı…”

    heh heh..

    okuyan da
    oikos basörtüsüne degil türbana karsi..:)))

    cagdas uygar dünya diye tepinirler de onlarin üniverstelerinde serbest olan basörtü/türbani kendi ülkelerinde yasaklamak icin binbir firildak cevirirler ideoloji insanin beynini iste böyle mühürler..

    bunlar
    “kagit”filminde itaatkar bir devlet memuru karakteri müzeyyen hanim´in dedigi gibi derler;yasaksa yasak,kanunsa uygulanacak..

    niye ?

    türkün tanrisi buyurdu..:))

    ulusalci cilginlara inat bu konuda bi sekilde cözüme kavusturuldu ve bir kemalist ayip daha tarihin cöp sepetine atildi..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  128. ebubekir

    oikos’un “1980 öncesi Türk kadını TÜRBAN nedir bilmezdi. Algılarında sadece BAŞÖRTÜSÜ vardı…”ifadesi yanlış değil ki.

    özellikle erbakan’dan sonra palazlandı bu “türbancılar”!oikos’un anadolu’da yaşayan kendi halinde başında örtülü bir genç kızı hedef alıp da eleştiriler yaptığını hiç sanmıyorum.Türk kültüründe,baş örtünün içine siyah bir bonenin takılarak boynun sarıp sarmalandığı(sıkmabaş modeli) bir örtünme biçimi gerçekten de yok.

    ben bu sıkmabaş kadınların ne türk ne arap giyinme biçimine uymayan tamamen “yapıntı”bir görünümde olduklarını düşünüyorum…

    kemalizm takıntınıza gelince…Atatürk,sıkmabaş bir kadının evladı değildir.Zübeyde hanım konya türkmeni müslüman bir kadındır…yapay değildir.
    Atatürk’ün mücadelesi Din’in sosyal düzende ana belirleyici olmaktan çıkarılmasına yöneliktir.Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra karşıdevrim süreci başlatılmıştır…Atatürk’ün aldığı sosyal tedbirler bu bağlamda dğerlendirmelidir.Kolay değildir çünkü…kulluk’tan çıkıp birey statüsüne gelmek…ve bunu hazmedebilmek.şüphesiz;dinler sosyal hayattan çıkarılıp bireysel’e hapsedilmediğinde,”öte hayat,ahiret,cennet,cehennem”gibi fenomenlerle insanları kaderine razı edip “kulluk”empoze etmek “iktidar”için çok daha kolay olacaktır.

    ve son söz…padişah’ınız tayyip IMF izni olmadan wc’ye gidemez.gururlanın padişahınızla 🙂

    not:bu arada farkında olmadan türban savunuculuğu yapmışımdır belkide…arkadaşlar yazımı “türkçeye”çevirirse berhudar olacağım:D

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  129. Teşekkür ederim Zensen, doğru analiz yapıp, haklı bir yargıya vardığınız için…

    Ebubekir ve bazıları, tarafgir olmak adına mı yoksa antilünpen söylem için mi buradalar bilmiyorum. Bildiğim tek şey hiç bir şekilde karşıdakini okumak gayretinde olmadıklarıdır. Polemiklerle yaşarlar. Alıntılarla hayal kurarlar.

    Başörtüsü ve türban iki yıldız gibi birbirinden ayrı iki şeydir. Biri maneviyatı, diğeri dinciliği ve siyasallığı belirginleştirir.

    Osmanlı kadını; ister müslüman, ister gayrimüslim olsun dışarıya çıktığında kent giyim tarzı olan CİLBAB giyerdi.

    Erkek egemen baskının doruklarındaki bir dünyaydı. Atatürk’e en kızdıkları nokta da burada başlar. Atatürk, bu erkek egemen baskıyı türk kadını üzerinden kaldırmıştır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  130. Atatürk’ü tasvip etmeyen bir türk kadınının ya zekasından şüphe duyarım ya da art niyetinden sevgili oikos.

    cumhuriyet’in ilanından hemen önce ki osmanlı gazeteleri’nde(cerideül havadis gibi),boy boy cariye ilanları vardır.topkapı sarayı arşivlerinde mevcuttur bunlar.herkes okuyabilir.

    cariyelik resmi olarak Atatürk tarafından kaldırılmıştır.

    bir de şunu ekleyeyim.cumhuriyet devrimlerini eleştirenlerin bir iddiası da değişimin tanzimat dönemi osmanlı toplumunda başladığını ve atatürk’ün bu gelişmeleri devam ettirdiği yönündedir.
    elbette sosyal değişim belirli koşulların oluşmasına bağlı olan bir sürec.
    fakat bunu savunanların osmanlı’daki tanzimat’ın sadece hanedan arasında yaşandığından pek haberleri yok galiba.

    bu nasıl bir sosyal değişimmiş ki boy boy cariye resimlerine bakarak kadın siparişi verebiliyor sunuz!

    din’in toplumsal hayatta hüküm sürdüğü,kitlelerin din afyonuyla manipüle edildiği bir toplumda ne demokrasi’den söz edilebilir ne de gerçek bir sosyal değişimden.

    Atatürk dini toplumsal’dan alıp bireysel’e hapsetmiştir.gelişimin önündeki en büyük engeli kaldırmıştır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  131. sayin zensen,”okuyan da oikos basörtüsüne degil türbana karsi..:)))…”demisim

    peki

    siz de oikos gibi resit olmus bayanlarin üniversiteye girmesine karsimisiniz degilmisiniz siz onu söyleyin ki kac karatlik cagdas,ilerici demokrat oldugunuz anlasilsin..

    yani

    mesele türban savunuculugu yapmak yada karsi olmak degil esas mesele,siz üniversite cagina gelmis bir genc kizin kilik kiyafetine karismaya kendinizde bir HAK görüyormusunuz,görmüyormusunuz ?

    bu arada hatirlatayim,
    mustafa kemal´in hayrani oldugu uygar dünya da basörtü/türban la üniversiteye girmek yassak degil..:))

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  132. zensen yazdi; “..cariyelik resmi olarak Atatürk tarafından kaldırılmıştır..”

    !?

    dogrumu ? “vikipedi”ye soralim;

    Dünya üzerinde
    kölelik uygulamasının kaldırıldığı ilk devlet olarak 1807 tarihiyle İngiltere olarak bilinmektedir.

    1833’te İngiltere, kendisine bağlı olan tüm sömürgelerinde de kölelik uygulamasının ilga edildiğini ilan etmiştir.

    İngiltere’yi takip eden ilk devlet ise, 1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı’nın açtığı yoldan Sultan Abdülmecid’in liderliğinde ilerleyen Osmanlı İmparatorluğu olmuştur.

    1847’de yayımlanan bir fermanla kölelik Osmanlı topraklarından da tamamen uzaklaştırılmış oluyordu…”(Vikipedi)

    hem
    mustafa kemal 1881´de dogduguna göre köleligi kaldirmak icin 37 yil gec kalmis oluyor..:)))

    ideolojik bagimlilik vicdanlari mühürler/kör eder..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  133. Hemen sarıl bilirbilmez wipediye…

    Doğru mu bakalım;

    • 1847 fermanı zenci köle pazarını kaldırır. Nitekim bugün Fatih’te bulunan kadınlar pazarı mevcut eski pazarın yerine kurulur. Zenci erkek yasaktır. Peki KADIN KÖLE ? (cariye)

    -Saray erkanı ve paşalar güruhu değişik noktalardan ele geçirdikleri, satınaldıkları cariyeleri yemeye devam eder durur.

    1908 yılında gerçekleşen çerkes kızlarının saraydan iadesi meşhurdur.

    Deli Fuad Paşa’nın ingiliz elçisi Fitch Moris’i devreye sokmasıyla Abdülhamit II kızları bırakmaya razı olur. Hatta bu kızlara yazık olacak onlar saray hayatına alıştı gibi inciler de söyler.

    -Saray erkanı (buna sadaret makamı denir) cumhuriyetin ilanından sonra ülkeyi terke zorlandığında bile yanlarında hala CARİYE vardır. (YANİ EVLENMEDEN BERABER OLUNAN KADINLAR – İMAM NİKAHI BİLE YOKTUR.) Diğer paşazade türünden zevat ise cariyelerini cumhuriyet ilanından sonra bile saklamıştır.

    Bu köle/cariye kadınların hikayeleri zaman zaman biografik olarak yayınlanmıştır.

    İlla sıçacaksın…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  134. vikipedi bilmiyor diyelim peki senin kaynagini görelim öyleyse..illa salya sümük kusacaksin can cikar huy cikmaz bosuna dememisler..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  135. Çerkes Kızları Saraydan Niçin Çıkarılmıştı, “Yeni Tarih Dünyası”, C. 1, s. 1, 17.9.1953.
    Doç. Dr. İsmail Parlatır, Türk Sosyal Hayatında Kölelik,”Belleten” S. T.T.K. Basımevi, Ankara 1984.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  136. ebubekir

    ingiltere’de ki “kölelik”ile osmanlı’da ki “cariyelik”aynı şey değil..daha bundan haberin yok.bana sorsaydın seni doğru kaynaklara yönlendirebilirdim.cariyelik,harem kültürü ile var olur.cariyeler sex için çalıştırılırlar.

    hem hiç mi akıl etmezsin,sana topkapı belgeleri ceride-ül havadis diye direkt kaynağı gösteriyorum..devlet tarafından muhafaza edilen ve başvuru anlamında en güvenilir kaynak dönemin tanıklarının ifadeleri ile topkapı belgeleri olarak gösteriliyor.bana inanmıyorsan git de ilber ortaylı’ya sor.hiçbir osmanlı-türk tarihçisi viki’yi kaynak almaz:)

    osmanlı döneminin son günlerine kadar gazetelerde cariye ilanları arşivlerde mevcuttur.

    sorunuza gelince ebubekir bey,

    mustafa kemal’in hayranlık duyduğu “batı dünyası”modernleşme ile ilgili sorunlarını bizlere göre yüzyıllar öncesi aşmış bir toplumdur.
    biz de şahlık-kulluk sistemi 6 asır hüküm sürerken,batı toplumu akılcılığa,bilime,rasyonel düşünceye çoktan sahip olmuştu.bugün batılı insanın geldiği noktada ödediği çok ciddi bir bedel var.batı dünyasında ki herhangi bir sosyal değişimi,şayet aynı şartlara sahip ise,türk toplumu’da yaşayabilir.biz aynı şartlara sahip toplumlar değiliz.

    hiçkimse türkiye’nin iran gibi bir islam devleti olmayacağını biliyor.ama dinci kadrolaşma,üniversitelere,basın yayın ve medyaya,yargıya hakim oluyor.biyoloji dersinde “evrim”öğreten bir eğitimci görevden alınabiliyor.böyle bir iktidarla birlikte,batı’nın akılcılığını,rasyonel düşüncesini yakalayabilmek sizce mümkün mü?

    batı ülkelerinde,değil türban, peçe ile dolaşsanızda hiç kimseyi manipüle edemezsiniz.ama türk toplumu’nda peçeli kadınların yaşadığı bir bölgede saçı açık bir kadın sosyal bir yaşam süremez.batı’da “mahalle baskısı”olmaz.

    ben ideolojik falan bakmıyorum ayrıca…koskoca islam coğrafya’sından bir tek Mustafa kemal çıkmış işte..diğer islam ülkelerinin hali pür melali ortada.tunus da,mısır da meydanlarda “demokrasi”diye can veriyor adamlar…

    araplara,biz de olduğu gibi,tepsi’de sunulmamış “birey”olabileceğiniz bir hayat…

    bana kör diyene de bak…bir karış önünü görebiliyor musun acaba ? 😀

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  137. Demiş ki:

    oikos,hikaye degil kaynak göster..

    E be denyo, wikipedi yazarı kimdir kaynağı nedir gösterdin mi?

    Evinde bir tane tarih kitabı var mı ?

    Sen nasıl bi yaratıksın?

    Mümin bu demek ki… Cahil, yalancı…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  138. oikos verdigi birinci kaynak,”..Çerkes Kızları Saraydan Niçin Çıkarılmıştı, “Yeni Tarih Dünyası”, C. 1, s. 1, 17.9.1953…” arastirmadan cikan netice söyle:

    İSTANBUL ÇERKES KADINLARI TEAVÜN CEMİYET..

    İsmet Paşa’nın Lozan’da “öz kardeşlerimiz” dediği, Çerkeslerden Gönen’de 14 köy, (Gönen Bandırma Manyas dolaylarında)
    2 Mayıs 1923 tarihinde doğuya sürülmüş, Askeri Okullarda okuyan Çerkes çocukları, okullardan çıkarılmış, okullara “öz Türk Irkından olmak” kaydıyla bir daha Çerkes öğrenci alınmamıştır.

    Yine

    o diktatörlük döneminde, 24 Haziran 1934 tarihinde çıkan soyadı kanunu ile Çerkesler atalarından kalma kendi soyadlarını bırakıp, “katıksız Türkçe soyadı” almak zorunda kalmış, böylece kişiliklerini, birçoklarının da yakınlarını yitirmesi yoluyla Çerkeslerin yok edilmesi, sindirilmesi yoluna gidilmiştir.

    Bu durum Türkiye’de demokrasinin, İnsan hakları’nın başladığı 1950 yılına değin sürmüştür.

    Kaynak: Kafkasya Kültürel Dergi, Sayı 48


    oikos´un verdigi ikinci kaynak;”..Doç. Dr. İsmail Parlatır, Türk Sosyal Hayatında Kölelik,”Belleten” S. T.T.K. Basımevi, Ankara 1984…” arastirmadan cikan netice söyle;

    1908 M e ş r u t i y e t i ‘ n d en önce Çerkeş İ t t i h a d ve T e â v ün C e m i y e t i, s a r a y d a ki Çerkes k ı z l a r ı n ın
    çıkartmasmda El ena k a h r a m a nı D e li F u ad Paşa’dan y a r d ım i s t e r.

    F u ad Paşa, I I . A b d ü l h a m id i le da r g ındı r.

    A n c ak bu k o n u da i n g i l iz e l ç i l i ği müs t e ş a rı F iç M o r i s ‘i a r a ya sokar ve k ı z l a r ın s a r a ydan ç ı k a r ı lma s ı nı sağlar. B u n u n la b i r l i k te Paşa, bu k ı z l ar adına ü z ü n t ü l e r i ni b e l i r t m e k t en de g e ri k a lma z. Ç ü n kü o k ı z l a r ın sa­r a y d a ki d u r u m l a rı o l d u k ça i y i d i r . Bu düşünc e l e r ini o şöyle d i le g e t i­r i r :

    ” . . . O r a d a ki k ı z l ar b a b a l a r ı n ın e v i n d en z i y ade e m n i y e t t e d i r l e r. A d a m ın ( A b d ü l h a m i d ‘ i n) bu cebhesi b ö y le sağlamdır. B i z d en b i r t e k l i f v u k u b u l ur b u lma z, e m in o l un d e r h al b u n l a rı ç ı k a r ı r. .. Sonra bu kı z­l ar z i y an olma s ın. O r t a l a r da k a l ı r l ar di ye k o r k a r ı m ”

    A s l ı n da
    D eh F u ad P a ş a ‘ n ın bu sözlerinde gerçeğin p a yı b ü y ü k, Saray h a y a t ı na alışan bu k ı z l a r ın b i r d en b i re dı ş a r ı ya ç ı k a r ı lma s ı, k i m s iz o l a n l a r ı n ın y e n i d en esir s ims a r l a r ı n ın e l ine düşme s ini kol a y l a ş­ t ı r a b i l i r d i.

    Gene de,
    Çerkeş k ı z l a rı s a r a ydan ç ı k a r ı l d ı. Ç ı k m ak isteme­y enl er de o l d u. On l a r, Y ı l d ı z ‘ ın loş o d a l a r ı n da a l ı ş t ı k l a rı h a y a t ı b e n i m­seyenlerdi.

    A n c a k,
    i m p a r a t o r l u ğ un son b u lma sı ve T ü r k i ye C u m h u r iy e t i ‘ n in saray g e l enekl e r ini k e s i n l i k le o r t a d an
    k a l d ı r m a s ı, k ö l e l ik k u r u m u n un T ü r k sosyal h a y a t ı n d an yavaş yavaş k a y b o lma s ı nı sağladı

    hani nerde mustafa kemal ? bunca gürültü,tamtam bunun icin mi ?

    dedim ve diyorum ideolojik bagimlilik iste böyle mühürler beyni geriye kalir satasma,küfür,hakaret peki editör ne ise yarar ? küfürbaz bekcisimidir..:))

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  139. Mustafa Kemal burda :

    Medeni kanunun çıkmasıyla, bu tip yoz işler otomatik olarak rafa kaldırılmıştır.

    Medeni kanunun aksine davrananlar suç işlemiş sayılırlar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  140. Önemli bir konuya değinmişsin:

    SOYADI KANUNU…

    Bilindiği üzre daha önce zaten soyadı gibi birşey kullanılmamaktaydı. (NOKTA)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  141. “hani nerde mustafa kemal ? bunca gürültü,tamtam bunun icin mi ?”

    Kaynaklar senin cariyeliği 1847 de Osmanlı’nın kaldırdığını iddia etmen üzerine verilmişti. İnsanın bilmediğini kabul etmesi iyi bir erdemdir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  142. Cevaplar verilmiş. Hırsınla daha çok dibe vurman hakkaten komik duruyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  143. Anlayamadığım kitap isimleri sayfaları verildiği halde hala internete bakıyor olman ebubekir. :)) google tanrısına tapıyorsunuz.

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  144. ebubekir

    mustafa kemal yazdığın iletilerde yok lakin “yazamadıklarında”bolca mevcut.

    evet..Cumhuriyet ilan edilmezden önce esir ticaretinin kaldırılmasına yönelik padişah fermanı var fakat sadece “yazılı”olarak kalıyor.dünyalara hükmü geçen padişah “cariye”alım satımına engel olmuyor,olamıyor.

    “Zenci köleler ve cariyelerin Fatih civarındaki bazı hanlarda ve Tophane’deki
    evlerde gizli gizli satısları sürmüs, degisen tek sey fiyatlar olmustu. Yasak fiyatları
    arttırmıstır.
    Bu gizli satıslar sırasında esirci mekânında ölen köleleri nasıl bir son
    bekledigine Tarih Dünyası Dergisi söyle bir açıklama getirmektedir:
    “Bu gizli satıslar sürerken esircilerin evinde bulunan köle ve cariyeler
    arasında ölenler gizleniyordu. Modern Tıp ögrenimi basladıktan sonra uzun yıllar
    geçtigi halde en çok sıkıntısı çekilen sey anatomi derslerinde kullanılacak kadavra
    bulmaktı. Tıbbiye Mektebi Nazırı İzmirli İsmail Efendi Mayıs 1847 tarihinde Sadaret
    makamına bir dilekçe verdi. Esircilerin evlerinde ölen zenci köle ve cariyelerin
    gizlenmemesini, haber verenlere “ihbariye” adı altında belli bir para ödenmesini
    teklif ediyordu. Bunu onaylayan bir padisah iradesi çıktı. Sadrazam tarafından
    Hekimbası’ya gönderilen yazı sadelestirilmis sekli ile diyordu ki:
    -Hekimbası Efendiye yazılmıstır.
    Esircilerin evlerindeki zenci köle ve cariyelerden ölenlerin cesedlerinin
    Tıbbiye Mektebi tesrihhanesine götürülmek üzere haber verilmesi ve gizlenmemesine vesile olmak üzere haber verenlere otuzar kurus ihbariye verilmesi için izin istenmesine dair olan tezkerenizde gösterilen usule göre gereginin yapılmasına dair padisah iradesi çıkmıs ye esircilere bu hususta lâzım gelen tenbihin yapılması bir yazı ile İhtisab Nazırı pasa hazretlerine bildirilmis oldugundan adı geçen mektep tarafından verilmesine himmet buyurmanız için tezkere yazıldı.”
    Bu uygulamayı Tıbbi bir hizmet olarak nitelemek ne derece dogru bir görüs
    olabilir?
    Bu gizli köle satıslarının sadece İstanbul’da oldugu sanılmasın. Trabzon’dan
    İstanbul’a kadar uzanan köle trafiginde özellikle vitrine Çerkez köleler çıkarılıyordu.

    Bu konuda bir elestiri de Trabzon’daki Rusya konsolosu Masnin’den gelmistir102:
    ‘Costantinopol’de dergiler köle ticaretinin yasaklandıgını yazarken,
    Erzincan’da köle satısları sürüyor. Buradaki İngiliz konsolosu Rabereen’in
    kızkardesi Bayan Mareny, Emin Pasa’nın destegiyle köle ticareti ile ugrasmaktadır.’

    ebubekir,iddia ettiğin gibi cariyelik kurumunun “fiili olarak”ortadan kaldırılması Cumhuriyet öncesi değildir..türk kadını ancak 1920 li yıllardan sonra toplumsal hayata katılabilme olanağını buluyor.Devrimci lider Kemal
    Atatürk, açıkça meydan okudu:

    ‘Toplumun yarısı topragın kölesi iken, öbür yarısının semalarda uçması
    mümkün mü? Hiç süpheniz olmasın, ilerleme ve yeniliklere dogru yürürken çesitli
    asamalarda atılması gereken adımlar, mutlaka atılacaktır. Eger bunu yaparsak,
    devrimimiz basarılı olabilir.’

    Çarsaf ve peçe böyle kalktı. Onlarla beraber yıllardır süren kadınların horlanma ve yalnızlıgı da sona erdi.cariyelik “fiilen”ortadan kaldırıldı.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  145. sayin sonsuz,

    zensen´in,
    “mustafa kemal yazdığın iletilerde yok lakin “yazamadıklarında”bolca mevcut…”dedikten sonra yaptigi alinti da sadece yorum var ancak yine mustafa kemal yok:)..

    zensen´in
    “kagit üzerinde kalkti,pratikde devam etti” serzenisi hakli olmakla beraber asirlik uygulamalarin bicakla keser gibi ortadan kalkamiyacagini taktir edersiniz nitekim benzer sebeplerden doksan yildir ileri demokrasiye gecemiyoruz..

    osmanli yada arabin tarihi yanlislarina odaklandiginiz kadar yakin tarihimizin yanlislariyla ilgilenin onlardan daha masum olmadiklarini göreceksiniz hatta fazlasi var eksigi yok..

    SAPERE AUDE/CÜRET ET demisti kant..

    ayrica
    osmanliyi hicbir sekilde referans göstermedigimi degisik yorumlarimda hicbir süpheye imkan vermiyecek sekilde yazdim..

    yani burdan ne zensen´e nede size ekmek cikmaz..:))

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  146. “hem
    mustafa kemal 1881´de dogduguna göre köleligi kaldirmak icin 37 yil gec kalmis oluyor..:)))

    ideolojik bagimlilik vicdanlari mühürler/kör eder..”

    Siz bunu yazdıktan sonra epey ekmek çıktı. Arkadaşlarsa size kaynaklarıyla gösterdiler öyle olmadığını. İdeolojik bağımlı olduğunuzu itiraf etmeniz güzel. Kör eder tespitiniz de doğru. Şartlanmışsınız ideolojinize, doğruları göremiyorsunuz.

    Ben bu forumda yanlışınızı kabul ettiğinizi görmedim. Yine etmeyeceksiniz. Belki öğreniyorsunuz belki öğrenemiyorsunuz ama okuyanlar görüyor, öğreniyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  147. Ebubekir’in laga lugaya getirdiği konuya geri dönelim:

    Şimdi, ister 1847 de ister 1926 da medeni kanunla kalkmış olsun; Cariyelik ve kölelik kurumlarının DİNEN veya DİN emriyle kalkmamış olduğu gün gibi aşikardır. Şeriatla yönetilen Osmanlı’da ıncık cıncık araştırılan kuran emirlerine ters düşen bir şey yapılamazdı. Madem köle ve cariye vardı o halde dinen caiz olduğu kabul ediliyordu.

    Tam bu noktada (o günün şartları falan deyip polemiğe dayalı lafgüzarlık edilmediğinde) Kadının din gözünde ne olduğu, ne olacağı, nasıl kullanıldığı, değerinin kaç altınla ölçüldüğü anlaşılır.

    Din goygoycuları kadının islamda yerine değinirken mangalda kül bırakmazlar. O annemizdir, cennet ayaklarının altındadır benzeri “laf ola beri gele” atar tutarlar. Halbuki din kadının gözünün yaşına bakmaz; miras hukukunda yeri, şahitlikte yeri, sosyal hayatta yeri bellenmiş ve erkekten on adım geri yürümeye mecbur bırakılmıştır.

    Peki, türbanlı olarak yeri değişmiş midir ?

    Evet!

    Atatürk Türkiye’sinde kadın ve erkek eşittir. Bir kadın türbanlı da olsa hukuk karşısında erkekle eşittir. Kendi hakları vardır seçme ve seçilme özgürlüğü vardır.

    Fakat kadın türbanı seçerek, daha en başından “ben sizin kurallarınızı benimsemiyorum, benim ait olduğum ritüel şeridir.” demektedir. Aslında bir anlamda kendi kendini yokediş sinyali vermektedir.

    Almanya’da hangi milletten olursanız olun türbanla veya çarşafla hakim, yargıç, savcı veya herhangi bir kademede devlet memuru olamazsınız.

    Evet, almanya’da üniversiteye türbanla alınırsınız. Zira bir alman için veya alman hukukun genel sistemi için bir bozgun düşünmüyorsunuzdur. Düşünseniz bile sesiniz en cılız karınca kadar olamaz. Çünkü almanya hristiyandır.

    Kısaca türban Almanya için bir tehdit unsuru değildir. Fakat Türkiye için bir tehdit unsurudur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  148. ebubekir

    “”””zensen´in,
    “mustafa kemal yazdığın iletilerde yok lakin “yazamadıklarında”bolca mevcut…”dedikten sonra yaptigi alinti da sadece yorum var ancak yine mustafa kemal yok:)..

    zensen´in
    “kagit üzerinde kalkti,pratikde devam etti” serzenisi hakli olmakla beraber asirlik uygulamalarin bicakla keser gibi ortadan kalkamiyacagini taktir edersiniz nitekim benzer sebeplerden doksan yildir ileri demokrasiye gecemiyoruz..

    osmanli yada arabin tarihi yanlislarina odaklandiginiz kadar yakin tarihimizin yanlislariyla ilgilenin onlardan daha masum olmadiklarini göreceksiniz hatta fazlasi var eksigi yok..

    SAPERE AUDE/CÜRET ET demisti kant..

    ayrica
    osmanliyi hicbir sekilde referans göstermedigimi degisik yorumlarimda hicbir süpheye imkan vermiyecek sekilde yazdim..

    yani burdan ne zensen´e nede size ekmek cikmaz..:))

    slm.””””””

    buyurmuşsun.

    padişah fermanı ile sözde kaldırılan köle kadın ticareti fiilen devam ettirilmiş hatta evlerinde ölü bulunan cariye ve esirlerin “tıbbi malzeme”amaçlı kullanılabilmesi için esir ve cariyeleri tanıyan bilen kimselere haberdar etmeleri halinde otuzar kuruş ihbariye ödenmesi hakkında padişah iradesi çıkmıştır.bu ne demektir?cariyelik kurumunun üstü örtük bir biçimde “meşrulaştırılması” demektir.
    asırlık cariyelik kurumu bu uygulamalarla ancak başka bir forma evrilir,ortadan kalkmaz.kalkmamışdır da…

    Cumhuriyet’in ilanından sonra ise köle kadın ticareti,sizin sandığınızın aksine,bıçakla keser gibi ortadan kaldırılmıştır.

    köle ticareti yapanlar müeyyidesi yüksek bir hukuğa tabi olmuşlardır.

    siz bütün bunların ardında mustafa kemal ve cumuriyet devrimleri’ni göremiyorsanız üzgünüm ama sizin için yapılacak hiçbirşey yok demektir.

    cumhuriyet 1000 yıl önce ilan edilmedi ebubekir.çok yakın bir geçmiş.topkapı ve başbakanlık arşivlerinden bu bilgiler.

    osmanlının son dönemi gazetelerde “muayeneden geçmiş,sağlıklı,doğulu’ya beyaz tenli cariye,batılıya esmer tenli cariye” başlıklarıyla cariye alım satım ilanları mevcut.çok ilginç ağızlarındaki eksik diş sayısına,saçlarının ne kadar uzun olduğuna kadar detaylar var ilanlarda 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  149. ebubekir euro ile çalışır…bilgi ya da gerçekle ilgilenmez…toplayalım aramızda 200 euro/ay. Ne istersek onu yazar. Eminim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  150. Ebubekir senin anlamadığın veya bir türlü anlamak istemediğin şey nedir biliyor musun? Mesela gamaroya demişsin

    “gamaro,
    TIP fakültesi ögretim üyesi,”Kendisi Carl Sagan’ın türkiye versiyonu”dur diye tanittiginiz hocaniz prof.nalcaci´nin,

    “Türbana karşı kanımızın son damlasına kadar mücadele edeceğiz..” ( ulusalci samast ve benzerlerinden ne farki var ? )

    ifadesi karsisinda,
    tahrik oldun MU ?
    kafanin schalteri atti MI ?
    tiksiniyorMUsun ?”

    Öncelikle türban nedir? Baskıdır.
    Yani türban=baskıdır.

    Şimdi Prof. Nalçaci’nin sözlerinde türban geçen yerlere “baskı” kelimesini koyalım bak bakalım nasıl Ehli Kitap çıkacak.

    “Baskıya karşı kanımızın son damlasına kadar mücadele edeceğiz.”

    Prof. Nalçaci gördüğün gibi baskıya, baskıcılara, zulme, zalimlere karşı kanının son damlasına kadar savaşacak tam bir kitap ehli. Eee ama sen niye anlayamıyorsun bunu?

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  151. Örtünme, Allah’ın bir emridir. Allah’ın insanlara farz kıldığı her şey de bir güzellik, bir hayır, bir fayda vardır. Allah, hiçbir şeyi boş yere yaratmadı. O’nun hoşnutluğu, rızası dahilinde hareket etmek, insanı son derece mutlu edecektir. Kendi nefsi doğrultumuzla değil; O nun uygun gördüğü şekilde hareket etmek en doğru yoldur. Tek başımıza hiçbir yere varamayız. Düşüncelerimizde, hayati olgularımızda velhasıl yaşamın için de, Allah oldu mu gerçekten yaşamış oluruz; aksi taktirde yaşayan bir ölüden farksız bir duruma düşeriz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  152. Ebubekir için güncelleme. Politikacılar başlığı yerine türban tartışmasına burdan devam etmesi için. (Buradaki tartışmayı bırakmıştı zamanında)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  153. Neden türbanı tartışıyoruz? Dini kurallar; kadını korumak için örtü emrediyorsa erkeği aşağılıyor demektir. Burada giyim değil türban tartışıyoruz. Erkek kendine sormalı; ben bu kadar acizmiyim,ahlaksızmıyım ? benden koruyabilmek için kadına türbanı emretmişler?
    Sorulacak sorular çok..


    Hüseyin AKTAŞ: memleket soyulup soğana çevrildi. HES projeleri, yeraltı yer üstü sularımızın özelleştirilmesi, KİT’lerin zarar ediliyor diyerek yandaşlarına ve yabancılara peşkeş çekilmesi, Tarım ve hayvancılığın yok edilişi, tüm bu talanların arasında ceplerini doldurmaya çalışmaları. Saklanan bu!

    Hüseyin bey haklı; Saklanan gerçekleri tartışalım

     Türbanın baskı olmadığını söyleyenlere bir sözüm var. Bu toplumda: türban takarsan cennetin neresinde, çarşaf giyersen neresinde olacağın tartışılıyor. ( çarşaflı bir bayan ; cennetin üst katları dururken bodrum katlarında ne işim var diyebiliyor.)
    

    Ebubekir yine çarpıttın konuları özgürlükten yanasın ; (örtünme emri ) emri baskı saymıyorsun . İşine nasıl gelirse öyle davranıyorsun .

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  154. bir kız çocuğunun kapanması yetiştiği toplumun ailesinin bir dayatmasıdır %80. o kız çocuğunun oy kullanma,imza,alkol sigara alma hakkı yoktur ama kapanma hakkı vardır. oy kullanmak için yeterli karakteri oturmamış olan bir kişinin kapanma fikri için gelişimi nasıl tamam olur??

    sadece şahsi düşünceleri ile kapanma kararı alan bir kimseyi asla eleştirmem ama söz konusu olan bir çocuksa bu insan hakları ihlalidir bence..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  155. Bir gün
    Fotoğrafçılık yaparken
    Bir adam geldi yanında çarşaflı bir kadın.
    Adam önce kapıda duran köpeğimi kovalamaya çalıştı. ve selam vererek ekledi: “Bu mahlukatın ne iş var burada?”
    “Binlerce yıldır arkadaşım amca” dedim.
    “Haşa” dedi. “Şeytanın tükürüğünden peydah olmuştur bu it, şeytan peygamberimize tükürmek istemiş, Allah da onun tükürüğünü köpek yapmış…”

    Neyse…
    Hacca gideceklermiş.
    Pasaport için fotoğraf çektirmeye gelmişler.
    Adamı çektim.
    Sıra eşine geldi.
    Sadece gözleri görünüyor kadının.
    “Amca böyle kabul etmezler. Her iki kulağı görünecek şekilde yüzünün tanınması gerek.” dedim.
    “Yok sen böyle çek” dedi. Epey bir tartışıverdik. Sonunda onun istediği gibi çektim. Resmini aldı gitti.
    Ağlayarak geri döndü.
    Kabul etmemişler. Bir yandan ağlıyor bir yandan da söyleniyor. Eşini işaret ederek; “35 yıldır eşim benim. 35 Yıldır ben ona gün yüzü göstermedim. 35 yıldır onun yüzünü benden başka kimse görmedi. Şimdi yüzünü açmamı istiyorlar”

    Kadınının hiç sesi çıkmıyor ve oralı değil…

    “35 Yıldır ben ona gün yüzü göstermedim” derken bunu pişman olarak değil, iftihar ederek söylüyordu.

    Erzurumluydular. Belliki tarikat mensubuydular.
    Bir resim daha çektik.
    Gittiler…

    Bu adamın karısı ve kızı sizce nasıl bir özgür irade sahibi olabilir?…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  156. Bu dinci tayfası böyledir. Mesela kız çocuklarının 12-13 yaşında evlendirilmelerini de özgürlük sayarlar. Bu hakkı isterler. En başta ebubekir gibileri yaşlı adamların küçük kız çocukları ile evlenme isteklerini özgürlük olarak görüp, savunur.

    )kapa parantez

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  157. Bu başlığın ve sayfanın on numara sorusu ve de yorumu bence bu;

    “Neden türbanı tartışıyoruz? Dini kurallar; kadını korumak için örtü emrediyorsa erkeği aşağılıyor demektir. Burada giyim değil türban tartışıyoruz. Erkek kendine sormalı; ben bu kadar acizmiyim,ahlaksızmıyım ? benden koruyabilmek için kadına türbanı emretmişler?”

    Erkeğin ahmaklığının kanıtıdır.
    Uniformize ederek tek tip kişiler yaratma adına düşülen durumun özetidir.

    Tebrik ediyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  158. uuh çok iyi de oldu,çok güzel iyi oldu tamam mı?

    şimdi meselam türban olayını çok karıştırdılar

    haa aralarında bir fark kaldı o farkınan çok güzel oldu

    meselam herkesin hayatına kimse karışamaz ha nasıl karışamaz ben bu şekil giyinirim bu bayan şu şekil giyinir şu şekil giyinir ha hiç kimse hiç kimse karışmaya bi hakkı yok.özgürlüğü bidir.ha başörtü kurban olduğum ya resul allahtan gelebilir amma lakinki öyle değil eyyorlamam bu kadar

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.