Tanrı’nın Doğum Günü ( Burak Özdemir )‏

Diyaloglar halinde kaleme alınan bu kitap güya Tanrı “dona” ve yazarı chatleşiyor. Donanın “Tanrı” olması okuyucuda psikolojik bir baskı yaratıyor ve bilinç altı tüm söylediklerini doğru ve tartışılmaz kılıyor.

Kitapta dikkat çeken bir başka nokta ise; kuran’ ın “şifreler” kitabı olarak tanıtılması ve son yılların popüler kelimesi “kripto” nun sıkça geçmesidir.

Bu kitapta ayetleri cımbızlama yöntemiyle ele alarak “reenkarnasyon” inancından esinlenerek “herkes tekamülünü tamamlamak için bu dünyadadır” felsefesini benimsetmeye çalışıyor.

Örneğin: Sayfa 80’de reenkarnasyon inancı aşılanıyor ve bakara süresi 56. ayet reenkarnasyona delil olarak gösteriliyor.
Sayfa 217’de mısır firavununun şimdi bir ressam olduğu anlatılıyor. Gerekçe ise; ruhu öldükten sonra başka bir vücuda girmesi imiş…
Kitapta reiki, nura ( kendi bulmuş olduğu bir kavram, cisimlere siniyor, enerji yayıyor) aura, çakra, pozitif enerji, negatif enerji, hayatın özü sevgidir gibi sözlerden bolca bulunmakta.

“Müteşabih ayet teknolojisi” adı altında ayetlere sembolik anlamlar yükleyerek cımbızlıyor. Kendine elçi – seçilmiş – görevli gibi misyonlar yükleyerek, insanları maddi manevi sömürüyor.

Neden bunları paylaşıyorum; günümüzde ( bilhassa son dönemde , benzer içerikte çok fazla kitap yazılmakta ve kitapçıların raflarında yerlerini almakta.) Kendini uzman gibi gösteren insanların dışı cilalanmış öğretilerene kapılıp gitmekteler.

İşin trajikomik yanı, tekamülünü – evrimini tamamlamaya yaklaştığını söyleyen, yeniden doğup – doğmama seçeneğinin kendi elinde olduğunu iddia eden “yarı Tanrı” bireylerden oluşan sözde “farkındalık sahibi” olduğunu söyleyen insanların hızla çoğalmalarıdır.

İnsanların bu kitabı bu kadar içselleştirmelerinin nedeni ise; insanların kolayına gelen şeylerden bahsediyor olmasıdır.
Yani içki içebilir, evlenmeden ilişkiye girebilir, reenkarnasyona inanabilir,defalarca günah işleyebilir, ( çünkü ne olursa olsun affeden bir “dona” var ) namaz kılmak yerine “yoga” yapabilir ( yazara göre arada hiçbir fark yok) anlayacağınız, kolayınıza gelen canınızın istediği her şeyi yapabilirsiniz. E nihayetinde, cehennem de şeytan da sandığınız gibi kötü değildir “dona”ya göre…

Dona güya Müslümanlığın kurallarını “devrimle” yıkıp yeniden yapılandırıyor. Ya tutarsa hesabı… Ne diyelim, yutacak insan çok.

162 yorum “Tanrı’nın Doğum Günü ( Burak Özdemir )‏”

  1. Tanrı doğuyorsa ölecektirde… Ardından tanrının ölüm yıldönümü diye bir kitap çıkar… Evcilik oynayan çocuklar Bazen kral olurlar, bazen doktor, bazen anne baba… Canları neyi isterse o oyunu kurgular oynarlar. Sonunda hiçbiri anne baba yada doktor olmazlar. Bu kitabı yazanda kendi kendine devrim yapıp tanrıcılık oynamıştır… Buna inananlarda, bu oyuna alet olanlar da tıpkı afacan çocukların oyun oynarken evi tutuşturup sonra avazı çıktığı kadar ağlayıp yaramazlığını bastırmaya çalışan hallerine benzettim.:))) Ev yanmıştır afacan çocuk ortada kalmıştır. Fakirleşmiştir de çünkü evleri yok artık…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Adına bakıp aldanmayın sevgili angelyasam. Forumdan takip ettiğim kadarıyla sizin düşünceleriniz, inançlarınızla birebir aynı şeyleri anlatıyor kitap.

    Bu arada eleştiri yazısı güzel, fakat az bile anlatılmış. Gerçi ben böyle kitapları “islamı yumuşatmak adına” yararlı buluyorum. İslam dinini çok benimsemeyen fakat Allah inancını da reddedemeyen kişilerin tutunabilecekleri bir dal. Ve bundan rant sağlayan insanlar…

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Çok haklısınız xenix. Sadece paylaşıyorum. Aslında çöl sıcaklarında su içiyor gibiyim. Oysa bulunduğum alan gayet serin, yeşillik, sevecen iken ne işim var benim sonsuz us.ta.
    Tuhaf olanda şu ne karne peşinde koşanlarla mutluyum, ne başını örtüp ruhunun özgürlüğünü bir peygamber eline teslim etmişlerle, ne de ateş peşinde koşup bilim diye sunanlarla. Yarışsız dünyamda mutluyum… Barış dolu içimde… Çıkmasam mı ordan hiç. Konuşmasam mı?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Kitapta her konu Kur’an ayetleri üzerinden ele alınıyor ve cevaplanıyor. Ne söylerseniz söyleyin sarsılmaz ve sağlam bir mantık yapısı var. Kitapla ilgili şöyle komik, böyle komik ya da bu adam şeytanın elçisi gibi yüzeysel yorumlardan öte ilahiyatçılar dahil kimse ama hiç kimse yazılanları henüz yanlışlayamadı. Madem komik olduğunu düşünüyorsunuz, oturun ve sağlam argümanlarla kitaptakileri yanlışlayın bakalım. Öyle laf atmak kolay. Serpil

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Biraz hint dinlerinden (reenkarnasyon, karma, tekamül) biraz hristiyanlıktan (sevgi, hoşgörü) bir de lastik gibi çektiğin yere gelebilen kuran ayetlerinden üçünü beşini delil gösterirsen yanlışlanacak bir tarafı kalmaz. Peki siz doğrulayabilir misiniz kitapta yazılanları?

    Yazı hiç de suçladığınız gibi yazılmamış üstelik. Bu kadar hiddetlenmek yerine kalıp doğrularınızı savunabilirseniz ne mutlu.

    Sevgili angelyasam, sadece kitap hakkında isminden yola çıkarak önyargılı davrandığınızdan öyle demiştim. Kitabı okursanız çok seveceğinize eminim.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Serpil Senin Mantığına göre?
    Kitapta her konu Kur’an ayetleri üzerinden ele alınıyor ve cevaplanıyor. Ne söylerseniz söyleyin sarsılmaz ve sağlam bir mantık yapısı var.

    Sarsılmaz sağlam mantık yapısı Neye göre, kime göre sarsılmaz?
    Ana mantık kimin mantığıdır?
    Kim üretiyor bu mantığı?
    Sonsuz bir mucize alanımı yaratıyor bu Mantık?
    daha tonlarca soru ve alınmamış cevaplar var
    SORULAR VE BEKLENEN CEVAPLAR YENİ SORU VE CEVAPLAR İÇİNDİR…
    Sorusuz cevapsız alan mantığın kalktığı alandır….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. “Yazı hiç de suçladığınız gibi yazılmamış üstelik. Bu kadar hiddetlenmek yerine kalıp doğrularınızı savunabilirseniz ne mutlu.”

    Benim bu cümlem size değil, misafir serpil hanımaydı sn. angelyasam.

    Kitabın adının “Tanrının Doğum Günü” olması, insanların Tanrıya yeni bir bakış açısı getirmesinden (aynen yazdığınız gibi Aşk vs) dolayıdır. Bu yüzden ismine bakıp yanılmayın demiştim. Burak Özdemir de kitapta aynı sizin gibi diyor.

    “Ancak ben ne emir veren nede emirleri alan boyutundan bakmıyorum.”

    Bu yüzden diyorum çok benzer şeyler söylüyorsunuz diye.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. “Yazı hiç de suçladığınız gibi yazılmamış üstelik. Bu kadar hiddetlenmek yerine kalıp doğrularınızı savunabilirseniz ne mutlu.

    Sevgili angelyasam, sadece kitap hakkında isminden yola çıkarak önyargılı davrandığınızdan öyle demiştim. Kitabı okursanız çok seveceğinize eminim.”

    Kitapta yazılanları suçlamadım sevgili xenix Sadece Tanrının doğum günü olabiliyorsa ölüm günü de olacaktır anlamında yazmıştım. Yani insan tanrıyı doğururda öldürürde… Kendi de doğup ölen varlık. Beyin hücreleri sonsuz değilki… Hangi emir ve komutları alıyorsa ona göre davranıp uyguluyor sonuçta.
    Ancak ben ne emir veren nede emirleri alan boyutundan bakmıyorum. Emirsiz boyut ölüm boyutu ve sonrasına taktım. Öleceksek neden yaşıyoruz? Ceza ve yetişmek, ibadet, iman, büyü cart curt bunlara inanmıyorum artık. İnandığım tek birşey var Aşk… Öyle bir aşk ki. Karşılıksız, beklentisiz, sebepsiz, sonuçsuz, sadece aşk…. Gerisini sadece zaman doldurmak için paylaşıyorum. Aşkım tek… Paylaştığım alanda tek. O alana hiçbir varlık ne girebiliyor ne çıkabiliyor ama aynı zamanda herşey o alanın hem içinde hem dışında.. Böyle bir durum işte…Güneş misali…

    Savunacağım birşeyim yok. Sadece savunulanlar arasından seçip aldıklarım olabilir…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Bu kitabı türkiyeyi bir yerlere taşıdığını sanan milli görüşçülere, tarikatlara, din mensuplarına okutmak lazım:)) Cin çarpmışa dönerler:))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Kitabın arka kapak yazısı:

    Yeryüzünde işler hiç iyi gitmiyordu. dünya gergin, insanlar mutsuzdu.
    artık zamanı gelmişti…
    tanrı, imajını değiştirmesi için bir reklam ajansıyla anlaştı.
    tanrı ile genç reklamcı, messenger’da chatleşmeye başladılar.
    çocuk ‘nasıl olur da tanrı insanla chatleşir?’ diye sordu.
    ‘musa ile çalılıklar üzerinden konuşmuştum, seninle de internetten yazışıyorum. bunda şaşılacak bir şey göremiyorum’ yanıtını aldı.
    çocuk ‘kuran, kutsal bir kitap. o varken islamın imajını değiştirmek neden bana düşüyor? ‘ diye sordu.
    ‘kuranı bir de benden dinlemeye ne dersin? ‘ dedi tanrı.
    ‘bu, resim çizmeyi picassodan öğrenmek gibi bir şey’ dedi çocuk. ve her şey ondan sonra başladı…
    ‘artık kütüphanende daha önce hiç okunmamış, kutsal bir kitabın olduğunu biliyorsun. sır senindir’ dedi tanrı… öğrendiklerine inanamayan çocuk sokağa çıkıp avaz avaz bağırmak, haykırmak istiyordu…
    elif, lam, mim… bu harflere dikkatli bakın, yakında onlar dünyayı değiştirecekler.
    çünkü bugün, büyük gün… bugün tanrının doğum günü.
    bin yıllık suskunluk sona eriyor, dinler tarihinin en kadim sırrı gün ışığına çıkıyor…
    bugün… bu büyük gün, tüm islam âlemine, insanlığa ve canlılığa hayırlı olsun…
    tanrının doğum günü kutlu olsun…

    Serpil, kitabın sarsılmaz sağlam mantık yapısından örnekler verebilir misiniz?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. Elektrik ilimdir, ekmek kızartma makinesi bilimdir, kullanım klavuzı felsefedir. Kitapta yanlışlık yoktur, ispatı dindir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Bakın diğer öğretileri de okudum vakti zamanında bir yere kadar güzel gidiyorlar, daha sonra sorduğunuz bir soru ile bütün öğreti yıkılabiliyor. Örneğin Kuran ve Kuantum diye bir kitap okumuştum, geçmişte akrabalarımızın yaptıkları bile kader düğümü oluşturabilir diyordu, bitti benim için yıkıldı. Kur’ana göre herkes kendi günahını yüklenir. Çıkış noktanız Kur’ansa Kur’ana ters düşemezsiniz. Bir yere kadar Kur’an felsefesi ile ilerleyip, kalan kısmında ben böyle uygun gördüm, siz akrabalarınızın geçmişte yaptığı kötü bir iş nedeni ile hayatınızda zorluk yaşıyorsunuz diyemezsiniz.

    Dünyada pekçok din ve öğreti var. Bu öğretilerin içinde doğrular ve kesişme noktaları var; ancak yanlışları çok daha fazla. Yanlışlanabilen bir öğreti/din hiçbir zaman hakikat mertebesine yükselemez, yaşam biçiminiz olabilir, tercihlerinize yön veren döşünce olabilir, ama hakikat olamaz. Bir önerme yanlışlandığı an çöker. Ben Levh-i Mahfuz’da bu anlamda çöken bir kısım göremiyorum. Yeniden diriliş var diyor ve Kur’an ayetlerini önünüze seriyor. Cennet ve cehennem konusu, doğu felsefesinden örnek vermiş ve işin sonunda ayetlerle açıklamış mı? Açıklamış. Oldukça net. Benim için tamamdır.

    Tanrı ile chat yapmaya gelince o kitabın kurgusu, ben içindeki felsefeden bahsediyorum ve diyorum ki yazdığı her satırın altına imzamı atarım.

    Aksini düşünenlere de tekrar öneriyorum, buyrun içindeki önermeleri çürütün. Bu kitaba karşıysanız, insanları yanlış yönlere sürüklediğini düşünüyorsanız, onunla mücadele edebilmenizin tek yolu bu. Serpil

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Cevapla kısmını görmediğim için sorunuza cevabımı alta ekledim. Saygılar serpil

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. “siz akrabalarınızın geçmişte yaptığı kötü bir iş nedeni ile hayatınızda zorluk yaşıyorsunuz diyemezsiniz.”

    Bunun yerine ne deniyor TDG nünde. Hayatımızda karşımıza çıkan zorluklar için açıklaması nedir?

    Bir de bugünlerde gündemimizi oluşturan bir konu var. Kuranda “köle hukuku” konusu. Burak ne diyor o konuda? Kuranda ki ayetleri nasıl yorumluyor?

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Sorduğunuz konular ile ilgili cevaplar kitapta mevcut, ama ben bunları paketleyip, hap şeklinde size sunmayacağım, çünkü hakikat bir bütündür. Merak ediyorsanız kitabı okuyun, hatta daha sonra Kur’anı okuyun, daha önce anlam veremediğiniz ayetlerin nasıl anlam kazandığına şahit olacaksınız. Tanrının Doğumgünü 1. kitap, Peygamber Çocuklar ise 2. kitap. Her iki kitabı içeren kitap ise Levh-i Mahfuz. Serpil

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Yazdığı her satırın altına imzasını atıyorsunuz. O vakit bunları açıklamakta zorluk çekeceğinizi sanmıyorum.

    Sayfa 429 – 18. Bölüm: Şimdi, Hz. İsa model insan ya. Tekamül etmiş ve tanrısallaşmış insan modeli. Amacın bu modeli çoğaltmak. 9. tekamül kuşağına ev sahipliği yapan dünyada, ona verdiğin özelliklerin de çoğalması lazım.
    Kuran’da neden kadın-erkek eşitliği hakkında bir şey yazmadığı şöyle açıklanıyor: ”böyle bir şey yazmak bu konuyu tartışmaya açmak olmaz mı? Bununla hiç ilgilenilmemesi, yeterince açık bir tavır değil mi?” Burada hafifden bi yan çizme yok mu?
    Sayfa 305’de incil’in değiştirilip, sonra kuran’ın indirilmesi de tanrının oyununun bir parçasıymış. Tanrı neden böyle bir oyuna ihtiyaç duyuyor?
    Sayfa 313 ise tam komedi. Deccal’ın ise Usame bin Ladin olduğunu açıklayan daha pek çok şaşırtıcı kripto mevcut. kitapta
    bir şifreler bir açığa çıkarmalar falan. Hayal gücüne hayran kalmamak elde değil:)) Fazla film izlemiş sanırım.

    Serpil, bu da diğerleri gibi eskilerin masallarından başka bir şey değildir. Bolca masal, toplasam burdan köye yol olur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Burak’ın kitabında aklıma yatan ve yatmayan şeyler var. Yatmayanlardan başlamak gerekirse: (hangi sayfadaydı anımsamıyorum ve umarım eksik kalmamıştır aklımda. bilen varsa düzeltsin lütfen) Dona ile konuşmaları sırasında bir an gözünü kapıyor ve Hz.İsa’yı görüyor. İsa şu an Amerika da yaşayan bir genç adammış v.s… Bu kısmı kesinlikle uydurduğunu düşünüyorum. Eğer gerçekten bu vizyonu gördü ise ve buna inanıyorsa bunun adı “obsesyon” dur.

    Benim için İsa’nın ikinci gelişi’nin anlamı ; İsa bilinci’nin yeryüzüne tekrar gelişidir .

    Yine bir yerde 9/11 olayından İsrail’i sorumlu tutuyor (ki bence mümkün). Fakat bu olayı dünyaya günü geldiğinde HZ.İsa’nın açıklayacağını söylüyor. Hoppalaaaa…. 🙂 yine olmadı.

    Bir de Kur’an ayet çevirilerinde bazı ciddi sorunlar var sanırım.. onu daha detaylı inceleyip yazmak istiyorum sonra…

    Bu siteyi bulmamı sağlayan insana da ayrıca teşekkürler… (facebook da tanıtmış bu sayfayı çok thank you)

    Geleceğe mektup kısmı da çok coool 🙂

    süper zite/site

    mucx everybody

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. Ben hala yanlışladığınız birşey göremiyorum. Anlamadığınız yerlerle ilgili bana soru yöneltiyorsunuz. Ben size anladığımı söylüyorum zaten.
    Komikse, size göre doğrusu ne bana onu söyleyin.
    İsa neden model insan olamaz?
    Deccal kim ya da ne?
    Kur’anda kadın-erkek eşit değildir çünkü…
    Tanrı İncil’in değiştirilmesi gibi bir oyuna ihtiyaç duymaz çünkü…
    Mukatta harfleri çözdüğünü sanmış ama çözmüş olamaz çünkü…
    gibi cümleler kurun bana.

    Serpil

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Bu vizyonu gördüyse ve buna inanıyorsa bunun adı obsesyondur, demişsiniz ya düşündüm de Hz. Muhammed’in Cebrail’i görmesi, Musa’nın konuşan çalı görmesini nasıl açıklayacağız? Birşeyler baştan yanlış mı o zaman?

    11 Eylül ve İsrail ile ilgili konuya gelince hatırladığım kadarıyla kitapta Dona bu konunun nasıl olduğunu İsa’ya bırakalım, daha fazla açıklama yaparsam mahkemede sorguya çekilirsin gibi birşey söylüyordu. Geçenlerde kitapta bu cümle geçtiği için yazarın ifadesi alınmış ve şikayetçi taraf da İsrail Büyükelçiliği falan değilmiş, İslam din alimlerinin kitabı yasaklatmak için öne sürdükleri suçlama buymuş. Çok ilginç geldi bana:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Yahu benim bugüne kadar okuduğum kitap sayısı bini aşmıştır herhalde ama hala birilerine hitaben “bakın şöyle yaparsanız gerçeği görürsünüz, o zaman şu şöyle anlam kazanır” filan diyecek durumda hissetmiyorum kendimi, ama başka birileri çıkıyor ve ne kadar hayati soru işareti varsa bir çırpıda çözmüşlercesine akıl ihsan dağıtabiliyorlar insanlara.

    Yüz küsür milyar ışık yıllık bir evrende yaşıyoruz ve herkes bilge, herkes hakikat denizinde sarhoş.. ne bir şüphe, ne bir tereddüt, ne de zerre bilinmezlik yok maşallah.

    Böyle birşey hakkaten ve sadece allah vergisiyle açıklanabilir sanırım. Kafayı yememek mümkün değil.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. Peygamberlerin durumuyla (vahiy mekanizması ile) ilgili yanlış bir durum yok. Peygamberlerle herhangi birinin durumunu kıyaslamak ne kadar orantılı bunun takdiri herkese göre değişir.

    Yani Hz.Muhammed’i ve Hz.Musa yı B.Ö. ile kıyasladığınız için ben sadece hafifçe gülümsedim 🙂

    Belki Burak , kendi öz varlığından alıyordur bilgileri bilemiyorum… Ya da belki bir melekten. Neden olmasın? Tamam ama bunun sağlaması gerekecek. Zaman. İddiaları doğrulanacak önce. Ondan sonra inanırız.

    Herhangi biri bana B.Ö.’in söylediklerinin doğru olduğunu ispat edebilir mi ? Bunu zaman gösterecek. Burak’a inanmakta aceleci olmayın. Hele bir bekleyin bakalım dedikleri çıkacak mı ? İradenizi hemen teslim etmeyin.

    11 Eylül ve Hz.İsa ya gelince. Bekleyelim görelim(körü körüne inanmadan). Eğer Burak’ın dediği çıkarsa zaten şapka çıkarırız.. yok eğer çıkmazsa o zaman da hayal kırıklığına uğramamış(ama koşulsuz inanan biriyseniz ve aldatılıyorsanız o zaman hayal kırıklığınız çok büyük olur) oluruz.

    Kimse merkezden ayrılmasın. Kimse kimsenin paçasından tutunup bir yere varmaya çalışmasın. Herkez merkezde kalsın.

    Ha bu arada ben hemen her gün Burak’ın blog unu takip ediyorum 🙂 Bir sempatim var yani … 🙂 Yalan yok valla…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Şimdi düşünüyorum da, bunları okuyan 10 kişiden biri Burak’ın kitabını satın alsa, işlem asgari düzeyde tamamdır.

    Marks kapitalisti şöyle tarif eder:
    “% 10 karla her zaman iş yapmaya hazırdır. % 20 ağzını sulandırır. % 50 için o ülkede darbe yaptırır. %100 kar için anasının ipini çeker…”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. kuruüzüm, evet kesinlikle zamana ihtiyaç var. Her söylediğinin altına imzamı atarım demem sanıyor musunuz ki hemen oldu. TDG’yi 2007’de okudum. 2009’da LM’yi okuduğumda çoğu yerde gelecek projeksiyonu yaptığını, kendi düşüncelerini kattığını düşündüm. Sonra işaretleri görmeye başladım. Dünyada birşeyler oluyor, Kur’anda, hadislerde yazan şeyler bilmem farkında mısınız? Buradan yazmıyayım şimdi deli durumuna düşmek istemem. Sonra LM’un gerçekten korunmuş bir kitap olduğu ile ilgili birşeyler yaşadım. Hiçbir siyasi partinin, öğretinin, fanatizmin körü körüne peşine düşmeyen, propagandasını ise asla yapmayan ben şimdi herkesin Levh-i Mahfuz okumaları için seferber oldum. Hikayem bu. Facebookta gördüm sizi. İsterseniz oradan uzun uzun anlatırım, ama eminim siz de yaşayacaksınız bunları.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. Kuruuzum ve barden sonsuz.us’a hoşgeldiniz:)

    “Sonra işaretleri görmeye başladım. Dünyada birşeyler oluyor, Kur’anda, hadislerde yazan şeyler bilmem farkında mısınız? “

    Gördüğünüz işaretler ve kur’anda, hadislerde farkında olunması gereken şeyler nedir? Bunları bizimle paylaşır mısınız?

    Tanrının doğum günü kitabını bende okudum. Ne yalan söyleyim, ilk başlarda beni de etkisi altına almadı değil. Ama zaman ilerledikçe işin gerçek yüzünün hiç de öyle olmadığını farkettim. Kitabı okurken Burak’ın blogunuda takip ediyordum. Çok başka bir dünya, sanki okurları hipnoz edilmiş gibi…Ve burak’a elçi – seçilmiş – görevli gibi davranıyorlar. Onun kaleminden dökülen her kelime kutsal kabul ediliyor. Böyle bir teslimiyet bana çok itici gelmişti.
    Bence Burak, kur’anın ayetlerini çarpıtarak hayal gücünün doruklarına çıkıp eğip bükme konusunda oldukça usta davranıyor.
    “Tanrı bana gelsin, o’nu yeniden 1 numara yapayım!” lafı ve ardından msn ile gelen tanrı.. Bu insanlara çok ilginç geliyor.
    Amma velakin, Tanrının imajını yenilerken, kendi imajınıda yenilemiş oluyor. Burak, para kazanmıyorum bu işlerden falan demesin sonra:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. ““Tanrı bana gelsin, o’nu yeniden 1 numara yapayım!” lafı ve ardından msn ile gelen tanrı.. Bu insanlara çok ilginç geliyor.
    Amma velakin, Tanrının imajını yenilerken, kendi imajınıda yenilemiş oluyor. Burak, para kazanmıyorum bu işlerden falan demesin sonra:)”

    Çok önemli bir noktaya değinmişsiniz. Yaklaşık 30 yıl öncesinde bazı hocaların, tarikatların kitaplarının reklamını yapmamız yasaktı. Şimdi o kitaplar aynı yayın organlarının eklerinde promosyon…Bu durum içimi acıtıyor. RANT-PARA
    ile satılan ve satınalınan inançlar ve insanlık… İnsanı insan yapan içindeki güç… Her gıda beslenen için faydalıdır. Her gıda beslenmek için değildir… Bazı gıdalar vardır besin değeri yoktur ama alıcısı çoktur… Bazı gıdalar da besin değeri yüksektir ama alıcısı azdır… Neyle besleniyorsan onunla büyürsün…
    Meraklarımıza cevaplar ve ona yeni sorular açan kitaplar, sonsuzlaşan aşkı bütünleştiren kitapları anlamamızı sağlar aslında. Kitabı parayla alıp okuruz ama içimizdeki aşkı ne satarız ne alırız… Aşkımızı besleriz ve sonsuzluk yolculuğundaki zamanlarını yaşarız sadece….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. Teslimiyet kısmı doğru ama Burak Özdemir’e değil, başta Kur’ana sonra Levh-i Mahfuz’a ve olacak olana teslimiyettir bu.
    İsterseniz gülebilirsiniz, deli diyebilirsiniz. İnsan kendini bildikten sonra hiç mühim değil diyerek söze başlıyorum.
    Son farkettiğim işaret sadece bir ağaç. 3 gündür gümdemde bir olay var. Bugün bazı gazetelerde ağacın kendisi de gündemdeydi:) Eee, bence olmalı da hakkında sanırım ayet ve hadis var.
    Biliyorsunuz Mavi Hatta İsrail askeri bir ağacı kesmeye kalktı ve Lübnan’lılar ateş açtı, sonra malum 1 İsrailli ve 4 kişi daha can verdi. Olayı okudum… sadece bir ağaçtı, ama içimden bir ses başka şeyler olacak diyordu. Kur’ana baktım Kur’anda zalimlerin sınanacağı bir fitne ağacından bahsedildiğini gördüm, sonra da bir şekilde -aradığınızda cevaplar sizi buluyor zaten- peşinden şu hadisi buldum. Müslümanlarla Yahudiler arasında çok kanlı bir muharebe olmadıkça Kıyamet kopmaz. Hatta bir Yahudi taş ve ağaç arkasına saklanacak da o taş veya ağaç: Ey Müslüman! Ey Allah’ ın kulu! Şu arkamdaki bir Yahudidir. Hemen gel de onu öldür, der…..”
    Bana olayı tarif ediyormuş gibi geldi. Yani olay olmadan önce bu hadis öyle havada asılı dururken, birden anlam kazandı.
    Lübnan ve İsrail, Müslümanlar ve Yahudiler daha önce de savaştılar, ama son zamanlarda Ortadoğu kaynama noktasına geldi. Ortadoğu’da kaçınılmaz bir savaş çıkmak üzere bunu görmek için deha olmaya, müneccim olmaya aslında hiç de gerek yok. Dünya ülkelerinin bu savaşa karşı tutumu da ister siyaset bilimi açısından bakın, ister dinler üzerinden bakın insanlığın kaderini belirleyecek.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. Eğer müslümanlar ile yahudiler arasında bir savaş olursa, 1.5 milyar müslümana karşı 5 milyon yahudi üstüne bahis oynarım. Bu işler artık öyle sayı işi değil, akıl işi. Gerekirse basar parayı yahudiler, burak özdemir gibi 10 tane daha adam çıkarır, müslümanların bir kısmını hristiyanlaştırır, bir kısmını da budistleştirir.

    Bir kısmını da her gördüğünü kurandan işaret aramaya yönlendirir.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. kitabı biraz dikkatli okursanız,evrimi maymundan gelmek sanan bir tanrıyı göreceksiniz…
    evrimciler insanların zihninden ademi çıkarıp yerine bir maymun koymak istiyormuşmuş

    DONA bunu söylüyor…

    bizim tekamülcü kesimin de ne bilimden ne evrimden haberi olmadığı için cuk yutuyorlar
    normaldir.

    rezalet bir kitap

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. Ben çok kitap okurum, okumayı severim. Burak Özdemir’in mesleği şuan yazarlık, yani hayatını yazarak kazanıyor. Yazarlar, hayal güçlerini, bilgilerini, var olanı, olmayanı ne bilim bir sürü şeyi kitaplar aracılığıyla satarlar. Bizler de okuruz, beğeniriz ya da beğenmeyiz. Rafta olan bir kitap var, kimse seni satın almaya zorlamıyor, kendi iradenle gidip alıyorsun, okuyorsun. Beğeniyor ya da beğenmiyorsun, hiçbir yazar içindekini beğenebileceğinin garantisini vermiyor zaten sana.
    Dünyada vampir yok, ama genç kızlar Edward gibi bir sevgili istiyor. Meyer olmayan birşeye talep yaratıyor. O sadece hayal gücünü kullanıp yazmış, insanlar da özgür iradesi ile okumuş. Yanlış birşey yok.
    TDG de bir kitap. Yazar Tanrının imajını bir numara yaparım demiş ve bana göre de başarmış. Bazılarına göre başarmış, ama yanlış, bazılarına göre ise başaramamış. Yani herhangi bir yazar gibi beğeneni var beğenmeyeni var. Ortada bir tarikat, bir oluşum hiçbirşey yok, yalnızca okuyucular var. Sömürü bunun neresinde. İnanç üzerine hiçbir kitap yazılmamalı mı o zaman?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. Ben kazanacak taraftan bahsetmedim ki, müslümanlarla İsrail arasında çıkacak savaş, bu ikisi arasında kalacak mı sanıyorsunuz:) Neyse size bu kadar eğlence yeter. Ben açık yüreklilikle gördüğümü çıtlattım, bana inanın demedim ki…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. Zaten size özgü değildi yazdıklarım. Asıl vurgulamak istediğim nokta müslümanların kendi inançları konusunda çabuk yönlendirilebildiği ve birbirine düşürülebildiği üzerine vurgu yapmaktı.

    1.5 milyar müslüman arasında, yüzlerce mezhep ve birbirinin müslümanlıklarını beğenmeme halleri mevcut. Bunu yaratan tabi ki “islamı veya kuranı doğru yorumladığını” iddia eden kişiler.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. Evet, İslam tektir, müslümanlık ise bunun yüzlerce yorumundan oluşur, ama kimse ben böyle yorumluyorum, saygı göster demez, doğru olan bu ve bunu yapacaksın, diye dayatmaya çalışır. Çatışmada bundan çıkar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. kaynak:
    Burak Özdemir (levh-i mahfuz/tanri´nin dogum gün-lügü)

    Sonsuz tarafından kaldırılmıştır. Kendi fikir ve düşüncelerinizi eklemediğiniz, siyasi/politik alıntılar yapılmamaktadır.

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. Yan tarafta birşey yazıyor ama kimse tınlamıyor anladığım kadarıyla “sitemizde kopyala yapıştır yöntemi ile yazılara yer verilmeyecektir.” deniliyor. Ebu Bekir, yalnızca Burak Özdemir’in günlüğündeki bir yazıyı kopyalamış ve yapıştırmışsın. Niye yaptın bunu bari onu ifade etseydin.
    Burada yeni olmama rağmen dikkat ederseniz hep kendi cümlelerimle yazdım, burada kafa patlatıp, emek harcayıp kendimi ifade etmeye çalışıyorum, ama karşıma bire bir alıntılarla yapılan cevaplar çıkıyor hep. Bunları biliyorum zaten, beni ilgilendiren sizin düşünceleriniz, öz fikirleriniz.
    Burada yeniyim, kurallar nedir arkadaşlar?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. Sn.barden,
    anlasilan alinti silinmeden (sansür) okuyabildiniz..

    sevgi yumagi (!)
    Burak özdemir´in
    ülkemizin yogun ve sicak gündemine ait görüsü,yorumu ve cözümü nedir
    ne degildir kendi ifadelerinden bilinmesini istedim..

    peki

    rahatsiz oldunuz mu ?

    olduysaniz

    neden ?

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  36. Bu kadar hızlı mı müdahale ediliyor:) Yönetici/leri tebrik ederim.
    Ebubekir, kopyala yapıştır çok kolay bir yöntem. Tartışmak ve başkalarının fikirlerini tartıştırmak arasında fark var. Dediğim gibi ben karşımdakinin fikrini önemsiyorum, böylesi en veciz sözden daha değerli benim için. selamlar benden…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  37. tartismaya sözkonusu olan T.D.G. yazarinin ülkemizde gündemi belirleyen konularla ilgili söylüyecekleri var ve söylemis..

    benim yaptigim
    özdemir´e ait olup deginilmeyen,es gecilen gündem ile ilgili görüs ve önerilerini kendi dilinden gündeme tasiyip tartismayi renklendirmek sadece..

    sonsuz ve bir kisim arkadasin siyaset deyince tüyleri diken diken oluyor farkindayim (zülfü yare dokunur endisesi mi ?) fakat yediden yetmise herkesin hayatina müdahele edende siyasetin ta kendisi kaldiki “siyaset hayir” diyenler bile siyasetin farkli bir cesidini uygulamis oluyorlar aynen tarafsiz oldugunu iddia eden birinin de taraf oldugu gibi..

    aslinda
    baba,anne,evlat,arkadas (vs.) herkes birer siyasetci cünkü birbirlerini idare etmekteler ve idare etmek siyasettir kücük dairede cerayan ediyor olsa dahi..

    sevgi yumagi arkadasin
    metafizik yada kozmik alem´e yönelik görüs ve önerileri varda
    siyasete dönük yok mu ?

    peki
    merak eden var mi ?

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  38. merhaba

    okuyucun olarak sana iletmek istedim…
    ayrıca yine bana karşı yada okuyanlara karşı sorumlu olduğunu düşünerek bizi de bilgilendirmeni istiyorum..

    verdiğim linkler Adnan OKTAR adlı adamın senin hakkında yaptığı konuşmanın yazılı ve görüntülü halidir.. biraz uzun ama izlersen yada bununla ilgili sitende bilgi verirsen sevinirim…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  39. Anladım, ama Burak Özdemir’in siyasi görüşü nedir, gündeme ilişkin düşünceleri nelerdir? Bir parça yazı üstünden yorumlara, yargılara varmaya çalışıp bunu tartışmak ne kadar doğru ve bize ne kazandırır? Diğer bir başlık altında Generallerle ilgili süregelen tartışmaya kendi fikirlerimizle katkıda bulunmak daha cazip geliyor bana.

    Siz isterseniz tartışın tabii.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  40. örnegin
    Gamaro ve hüdai´nin tartismalarindan kim ne kazaniyor !?

    neyse
    konuya dönersek ben söyle bir soru sordum;

    “sevgi yumagi arkadasin
    metafizik yada kozmik alem´e yönelik görüs ve önerileri varda
    siyasete dönük yok mu ?peki merak eden var mi ?…..”

    anlasilan sen de merak etmiyorsun pek merak edende yok gibi !?

    ilginc fakat sasirtci degil..

    peki

    sevgi pitirciginin dinlerden bir karma yapmasi ve islam diye pazarlamasi niye merak uyandiriyor ? ilgi cekiyor da örnegin doguda yapilan zulmü desifre etmesi hatta cözüm önerisi nicin kimsenin yada bilhassa senin ilgini cekmiyor ?
    bende bunu merak ediyorum..

    varmi bir cevabin ?

    **

    generaller ve bagli/bagimli olduklari zihniyet ile ilgili en cok elestirel yazi yazan benim sira sizlerde hos artik hicbir sey eskisi gibi degil ve olmayacak..

    bin yil sürecek denilen zihniyetin ömrü “dik” durmasini bilen “bir”i sayesinde ceyrek asir bile sür(e)medi..

    kim mi o “bir”i ?

    ismi
    malum
    bagimlilarin “sinir uc” larini ZIP-latmaya yeter..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  41. Gamaro ve Hüdainin tartışmalarından ben çok şey kazanıyorum sevgili bekir. Eminim bilimle ilgilenen herkes çok şey kazanıyordur.

    Bu arada benim ilgimi çekiyor Burak Özdemirin siyasetle ilgili söylediği şeyler, ama sanırım silinmiş. Ne diyor, sen ne nasıl yorumladın, özet olarak yazabilirsen çok sevinirim.

    Sevgili barden,

    “Evet, İslam tektir, müslümanlık ise bunun yüzlerce yorumundan oluşur, ama kimse ben böyle yorumluyorum, saygı göster demez, doğru olan bu ve bunu yapacaksın, diye dayatmaya çalışır. Çatışmada bundan çıkar.”

    Çok haklısınız. Ama sorun şu, herkes kendi inandığı islamın gerçek olduğuna sıkı sıkıya bağlı. Kendi görüşlerini yanlış olabileceği üzerine bakabilse o zaman karşıdakinin yorumuna da saygı duyabilir. Fakat kendi inandığını doğru, diğerlerini yanlış sanınca elinde olmayan nedenlerle doğruyu başkalarına anlatmaya, teklif etmeye, dikte etmeye, sayıklamaya, tekrar etmeye, sonunda da dayatmaya çalışıyor. Mesela sorsak üyemiz ebubekire islamı en doğru anlayan kendisidir, sorsak üyemiz tosyaliya islamı en iyi anlayan kendisidir, sorsak burak özdemire islamı doğru anlayan o dur. Kimse kendinin yanlış olabileceğini kabul etmedikten sonra nasıl olacak başka görüşlere saygı?

    Mesela ebubekire göre tasavvuf gelenek çöplüğüdür. Doğru olmadığı şeytanın ürünü olduğu içinde saygıyı hak etmez.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  42. Gamaro ve Hüdai’nin tartışmalarından kim ne kazanıyor mu dediniz Ebubekir?

    Bence bilimden ve bilimsel yöntemden zerre anlamayanların sergiledikleri rezaletin deşifre olması gibi genel bir kazanç hanesi var.

    Ha bu arada ben bugüne kadar hiç kullanmadığım, dallama, yarma, sapık, tecavüz, ırza geçme, dangozluk, kıç, baş, ulan ve şarlatan gibi bilimum kelimeyi mesajlarıma törenle dahil etmiş oldum belki. Ama insan çocukluk çağı ensest ilişki kurbanı olunca böyle ateistlikler yapabiliyo işte. Yani sevgili Ebubekir; böyle bilime böyle jargon, tercih meselesidir elbette ve bu kez de böyle tercih ettim ben. Bilinçli tasarımdır yani, tesadüf filan değil.

    [ Bilim demişken xenix’e soralım tabi; sevgili xenix, bigbang’den hemen sonra beliren ilk hidrojen ve helyum atomlarından bazılarının 13,7 milyar içinde dünya isimli mavi bir gezegende esrarengiz birşekilde biraraya gelmesini takiben internet adında ikinci bir dünya teşekkül ettirmesi ve bu sanal dünyanın içinde bir Gamaro’nun belirip muzice-i Hüdai hazretlerine karşı dallama diyebilme ihtimali kaçta kaçtır acaba? ]

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  43. Ben merak etmiyorum, çünkü kitapları okudum ve günlüğü de takip ediyorum. Yani yazarın görüşlerini biliyorum. Güneydoğu sorununu tartışmayalım, benim işim olmaz siyasetle miyasetle demiyorum ki yalnız bunu yaparken başkasının cikletini çiğnemeyelim diyorum.
    Bu arada hava çok sıcak ve benim devrelerim arıza yaptı herhalde ismi malum biri kim? Çıkaramadım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  44. Burada bir şekilde yaptığımız şeyin içinde kendi doğrularımızı anlatmak var. Yani anlaşılmak için bunu yapmak durumundayız. Ama dikte etmek, dayatmak, senin doğruların tüü kaka demek bana göre değil. Yaparsam beni sözlerinizle dövün, hak etmişimdir, gıkım çıkmaz. Kimin görüşü nedir ne değildir henüz bilmiyorum, insanlara sıfatlar yapıştırmayı da sevmem, bu dinci, bu evrimci bu aslan, bu kanarya gibi…
    Ayrıca doğrularım birgün değişirse, dönek sıfatını yeme pahasına çıkar onu da söylerim. Ben de böyleyim, tanıştığımıza memnun oldum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  45. barden
    “tanıştığımıza memnun oldum…”

    bende..

    “beyin jimnastigi”nin baskalarinin
    dogrusu
    yanlisi
    egrisi
    üzerine yürür..

    bir tek dogru olsa
    hic yanlis yapilmasa xenix mealen söyle dermiydi;
    “sen yanmasan ben yanmasam nasil düzelecek yanlislar” haksiz mi ?

    kamu alanina giren “ciklet cigneme” !?
    her ne demekse o
    sizi
    beni
    kabul eden etmeyen
    herkesi bir sekilde ilgilendiri(r)yor..

    halbuki
    forum (kamu) da yazdiginiz görüsleriniz (ciklet cignemek”mi demek lazim ? ) de özel olmaktan cikip kamuya mal oluyor..

    bu
    nedenle
    “baskasinin “cikletini cignemek” tespitiniz bence yanlis..

    forum /kamu/ alanina girmis hersey herkesi bir sekilde ilgilendirir fikir beyan eder yada etmez kendi bilcegi bir is..

    fakat
    Burak Özdemir kamuya mal olsun diye
    kitap yazmis
    reportajlar vermis
    site kurmus
    fan/müritleri olan bir kisilik yani
    sizin tabirinizle CIK CIK “cignedikleri” kendine özel olmaktan cikmis kamuya mal olmustur..

    özel olsaydi forum /kamu/ da ne isi var dimi..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  46. Kitabı okudum, düşünüldüğü gibi değil,
    Bilinen ve yazılan her şey ifade ettiği gibi olmuştur,
    Diğer kitaplardan çok farklıdır,
    Kitabın temel projesi/Hedefi şu/Dünyada değişim
    insanların kuran’daki ön yargılarını kırma ve değiştirme amaçlıdır,
    Tanrı imajı ve islamın imajını yeniden yapılandırma projesinin ilk basamağıdır,
    Aslında insanların imajı da değişecek,
    Tanrı’sal planın Turkiye ayağıdır, çıkış noktasıdır aynı şekilde,
    Burak Özdemir’in kafasından uydurduğu şeyler değildir,
    Metalci ve inanç olarak zayıf, dinsel bilgi olarak zayıf biri özellikle seçilmiştir,
    ki, ön yargıları devreye girmesin, diye yorumladım,
    seçim yapılırken dikkat edilirse reklam sektöründe imaj tasarımı konusuna
    aşina biri özellikle seçilmiştir,dikkatli okuyucular bunu görebilir,
    Çoğu din kitapları vahiy yöntemi esas alınarak oluşturulurken,
    Bu kitapta Dona bizzat gelmiş, vahiylerde olan bazı aktarım hataları oluşmasın diye direkt iletişim yöntemi seçilmiştir.
    Kitap gerçekleşebilir değişim viteslerini teker teker çevirmektedir,
    selamlar

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  47. Dona bizzat geldi derken Tanrı insan kılığına büründü ve yazarla direkt temas kurdu mu diyorsunuz?
    Nasıl yazarın bir Masseratisi yoksa Dona’nın reklam ajansına gelmesi de kesinlikle bir kurgudur. Kitabın içinde vahy/ilhamla ilgili yerlerde bu konu çok açık anlatılmıştır ve şu ayete değinilir:
    “Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
    Yazarla yapılan röportajları (aktüel, sevgi dünyası dergileri) okursanız kitabın nasıl ilahi bir el yardımı ile yazıldığı çok net anlatılmaktadır.
    Diğer söylediklerinize katılıyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  48. Evet bir anlamda öyle, yetki sahibi temsilen geldi,
    Ama kimdir nedir açıklanamaz, Temsiliyet kullanılmıştır,
    Dona’nın bizzat gelmesi başlangıç içindir,
    Sonrasında ortadan kaybolur iletişim msn uzerinden devam eder,
    kitap kendi içeriğinde de bazı kriptorlar taşır,
    Bazılarını B.Ö. bilir bazılarını ise bilmez,
    Bazı konular tam olarak açıklanma iznine sahip olmadığından açıklanması
    gerekmiyor,
    Bu nedenle, kurgu yoktur, zaten zaman ilerledikçe herkes görecek,
    bu nedenle birşeylerin ispatına çalışmak yoktur,
    istenilseydi basına çıkabilirdi, davetler vardı, ancak bu yola başvurulmadı,
    gerekte yoktur,
    o yüzden bilinen kitaplardan içerik ve frekans olarak farklıdır,
    Zihne önyargıları olanlara göre bir kitap değil,
    bu kitap başlangıçtır, fonksiyoner olma değişimin legal alanda kendini iyiden iyiye göstermesi doğrulama kanıtları olacaktır,
    aslında çok şeyler oluyor, bunları ulasal ve uluslararası alanda gözlemleyebiliriz, aradaki bağı kurmak anlamlandırmak ise TDG ekibine aittir,

    Tanrı’nın doğum Günü proje tamamlandığında insanın doğumunu heddefler,
    ruhun gözlemci sıfatından zihin ruh beden birlikteliğnde Tanrı’yı Tanrısallığı egemen kılması olarak degerlendirilmelidir,
    TDG isimi de ayrıca bir şifre anlama sahiptir,

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  49. Volkan, valla benim tüylerimi diken diken oldu.. Öbür taraftan biriyle yazışıyormuşum gibi geldi:) Eminsiniz bu kadar yani? Ne diyeyim, herkesin algısı kendine.
    Ebubekir, beni de sanal mürit yaptın ya ne diyeyim ben sana:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  50. volkan arakadasin anlattiklari
    ilk degil
    son degil
    yeni
    hic degil..

    acin okuyun
    sufi yetistiren beyin yapicilarin eserlerini benzerlikleri görürsünüz..

    nitekim
    burak özdemir´in “karma teori”si herkesi memnun etmeye matuf bir calisma ne göklere cikarmak dogru nede yerin dibine batirmak..

    özdemir
    islami referans alarak mesruiyet zemini bulmaya calisan ve günümüze kadar gelip gecen “allahtan allahci” cok bilmis-lerden sadece biri o kadar ne fazla ne eksik..

    günümüze kadar ulasmis ve kendinoi islama nispet eden ögretilerden farki olmayan bu “karma dini”n Qur´an beyaniyle bagdasmadigi,ilgisi olmadigi kesin..

    “..“De ki:
    -Siz dininizi Allah’a mı öğretiyorsunuz?
    -Oysa
    -Allah göklerde olanları da bilir
    -yerde olanları da bilir..” (hucurat/16)

    “..Bugün sizin için
    -dininizi kemale erdirdim
    -üzerinizdeki nimetimi tamamladım
    -ve
    -sizin için din olarak İslam’ı/Allah’a teslim olmayı seçtim…” (maide/3)

    “..Allah
    -katında din İslâm’dır..” (al-i imran/19)

    “..Allah
    -hiç kimsenin göğsünde
    -iki kalb yaratmamıştır.” (ahzab/4)

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  51. öyle bir niyetim olmadi bence herkes tuttugu yolun(din) müridi
    bunda gocunacak birsey yok..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  52. Rahman suresi:
    1,2.

    Rahmân Kur’an’ı öğretti.
    3.

    İnsanı yarattı.
    4.

    Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.

    Bu ayetlerde Rahman Kur’anı öğretti diyor. İnsana öğretti demiyor, demek ki genel konuşuyor, bu kainattaki her atom parçasını da kapsayabilir. Takip eden ayetlerde insanı yarattı. Beyanı öğretti, diyor. Demek ki düşünüp, ifade etmek bütünlük içinde bakıldığında Kur’anı da kapsıyor.

    Şûrâ Sûresinin 8 . Ayeti
    Allah dileseydi onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine sokar. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur.

    Yukarıdaki ayetten de anlaşıldığı gibi Allah insanların tek ümmet olmalarını dilememiş, çeşitlilik istemiş.

    Zuhruf Sûresinin 33 . Ayeti
    İnsanlar bir tek ümmet haline gelmeyecek olsalardı, o Rahman’a nankörlük edenlerin evlerine gümüşten tavanlar çatar, sırtlarına binip yükselecekleri merdivenler/asansörler yapardık.

    Bu ayetten ise “insanlar birgün tek bir ümmet haline gelecek” manası çıkıyor. Yani bu bir süreç ve olması an meselesi.

    Bu iki süreç arasında pek çok farklı yorum, uygulama olacaktır, çünkü insanlar düşünen ve ifade edebilen varlıklar olarak yaratılmışlardır. Cübbeli Hocalar yorum yapacak, bazıları Amerika’dan seslenecektir. Tüm bu karmaşa içinde önemli olan insanın akıl ve gönül gözü ile benim yolum bu deyip, bağlarından kurtularak kendi yolundan gitmesi, Allahla baş başa kalmasıdır. Din Günü ise Kur’anın ilk suresinde de müjdelendiği gibi gelecektir. Gelmesi yakındır.
    Benim yorumum da böyle…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  53. Barden birşeyler ispat etmeye çalışma kimseye,
    ayetlerle örnek verme kendi inandigini, bildiğini söyle sadece,
    kendi ayetini söyle
    kitap zaten uyku düzenlerini bozmak için var,
    TDG projesi nin 1. ayağı islam yani bozuk islam inanışı,

    bu düzeltilecek, devam ediyor,
    2. si hiristiyan ayağı, bu da düzeltilecek,
    daha sonra her ikisi ele alınacak,
    bu daha birinci perde,
    gerçeği goremeyenlere sunulan fırsatlar devam edecek,

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  54. cocukken masallar anlatilirdı bizlere büyükler tarafından, cok masallar dinledik,
    uyuduk yada çok rehavetli ve mutlu olurduk masallardan,
    ruya icinde olan ve ruya içinde rüya görme alışkanlığı bazılarımızda hala devam ediyor,
    ben çok bilirim edaları ben çok bilgiliyim
    çok çok egoları ile insanlar, masal sandıkları
    gerçeğe yeni masallar uydurarak gerçeği ve gerçeklikleri çarpıttıklarını sanırlar,
    ama gerçek nedir,?
    gerçek sonuçtur,
    her zaman için sonuca bakacaksınız,
    bilgi yanıltır, ama bilginin yarattığı sonuç gerçektir,
    sizde kuran gibi bir kitap ortaya koyun meydan okuması vardır, kuranda
    bu kitap meydan okumaya cevap vermiş, meydan okunulan kitabı
    gercek anlamıyla anlaşılır hale getirerek, gerçekleştirmiştir,,,
    okuyanlar gercekten okuyanlar ise
    sonuctur,
    kendileri söylemektedir,
    biz değil,
    sizlerde daha iyisini meydana getirin görelim…
    biz çekilelim siz devam edin,
    bir kitap bir kişi dahi olsa ermesine yardımcı olup,
    yaşamına lezzet katıyor ve sevindiriyorsa,
    1 milyona bedeldir,
    ve o bir insan bu hakikat bilgisiyle evrenleri
    gerceklikleri değiştirebilir,

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  55. Gerçeği göremeyenlere sunulan fırsatlar devam edecekmiş.. Hep siz gördünüz zaten o gerçeği, bi biz göremedik, hala da siz, hala da siz.

    Hepi topu bir iman sözü edilen, denenmez, sınanmaz, gören duyan da tanrıyla birlikte açmışlar zannedecek evrenin hamurunu.

    [Bir milyardan fazla aç, sefil bitap bi coğrafya, eskiden vahiy gelirdi şimdi elektronik posta. ]

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  56. Meğer ne ilginç, şifreli bir kitapmış. Ben de okumuştum ama hiç böyle şifreler görememiştim. Benim kalp gözüm mühürlü galiba. Şu kitapları bir kalp gözüyle göremiyorum, illa akıl süzgecinden geçiriyorum.

    Bu arada ayetlerin savaşı başlamış. Ben de en doğru bulduğum ayeti yazayım.

    Mutaffifın (13) Ona âyetlerimiz okununca, “Eskilerin masalları” der.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  57. Bilgi yanıltırmış ama sonuç gerçekmiş..

    Matematik yanıltırmış ama üçün birini almak gerçekmiş..

    Söz olup yeryüzüne inen Rab İsa yanıltırmış ama klise gerçekmiş.. Yok ama, klise de gerçek değilmiş ve o da yanıltırmış..

    Yakında tüm bunların devasa ölçekte bir paranoya olduğunu düşünmeye başlayacağım. Sanırım haklılar; akıl yanıltırmış ama delilik gerçekmiş.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  58. Peki:P
    Volkan sen nasıl birşeysin ya hipnotize ediyorsun insanı. Bir zamanlar çocuk olduğunu yazmışsın, çok rahatladım bunu duyunca. Takılıyorum kızmıyorsun değil mi?
    Ayet, yazmamın sebebi işkembeden atmıyoruz Kur’anı da sezgimiz ve bilgimiz yettiğince biliyoruz mesajını vermekti. Ayetleri savaştırıyorlar izlenimi yaratıyor olmaktan hoşlanmadım ve son veriyorum buna.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  59. Hamurunda yoksak nasıl pişeceğiz Gamaro?:)
    Siz/biz ayrımına girmeyelim gözünüzü seveyim. Biz bize tartışıyoruz işte, hem ben hepinizi çok sevdim. Gerçekten.
    Uykum geldi sonunda. İyi geceler…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  60. Yayın evi sonsuz.us’a reklam borcunu ödesin de kalan tartışmaya ordandevam edin… Hem ne kadar adaletli ve borçlarına sadıklar görmüş oluruz.
    -“Gören gözler için burada sonsuz.us’a ödenmek üzere borç tahakkuk etmiştir”:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  61. Hipnotizasyona açık bir kitleyi yargılar yoluyla tanrıya getirmek..

    Scotus Eriugena’nın mistisizmiyle gerçek skolastik arasında dolanıp kalmak diye ben buna derim işte.

    Zavallı cami.. Öğrenemedi gitti felsefe yapmayı ve biraz da bunun için gerisinde hala klisenin..kategorileri bile düzensiz ve nasıl diyor hani almanlar; durcheinander..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  62. “Dona güya Müslümanlığın kurallarını “devrimle” yıkıp yeniden yapılandırıyor. Ya tutarsa hesabı… Ne diyelim, yutacak insan çok.”

    Yazının sonunda ki güzel cümleye bakın.

    🙂 Yutacak insan çok”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  63. Herkes kendi yuttuğu ile beslenir. Midenizin boş olduğunuzu mu zannediyorsunuz? Ben dün yediklerininiz listesini buradan görebiliyorum. Herkese afiyet, şeker olsun. Yarasın, başka bir dileğim yoktur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  64. Evet Barden kısa ve anlamlı yorumunla olayı kapamışın,
    tartışma niteliği kalmayan konuşmaları yapmak gereksizdir,
    tartışmayı saldırı ve hakaret, alaycılığa dönüştüren kalplerin dili hakaret ile bir kusmayi beraberinde getirir, ama her söz bir bedele tabidir,
    yani kötü niyet ve sözler bedeli ile gelir,

    edepli bir tartışma ve paylaşmanın olmayacağı ise sözlerden bellidir,
    herkes inandığına inansın,
    Ben diğer arkadaşları inanmadıkları için yargılayamam,
    Ancak sözlere dikkat etmek gerekir,
    O yüzden dışarda her görülen bedenli insan değildir,

    selamlar, sevgiler,

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  65. İnsanı selam ve sevgiyle bitirmek sizin gibilerin işidir zaten.

    Dedim ya, siz insansınız ve biz değiliz. Hep siz oldunuz zaten ve hala da olmak derdinde olanlar sizlersiniz. Yeni bilge iş başında, mistisizmin hipnotik cephesinde değişen bir şey yok.

    Senin saldırı, alay, kusmuk, beden ve bedelden anladığın şey benim için paranoid sanrılardan ibarettir.Kayıp felsefenin mutant çocukları dünyayı yönetmek derdindeler.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  66. “Ama her söz bir bedele tabidir, yani kötü niyet ve sözler bedeli ile gelir..sözlere dikkat etmek gerekir, o yüzden dışarda her görülen bedenli insan değildir“

    Yüz küsür milyar ışık yıllık bir evrenin sırrına ermiş bilgelerin bir kaç başarısız ikna girişimi karşısında sergilediklere tavra bak hele.. Kusan kalp, insan olmayan beden ve gelmesi kaçınılmaz olan bedel.

    Senin sahip olduğun edeb bana hakarettir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  67. “Ayet, yazmamın sebebi işkembeden atmıyoruz Kur’anı da sezgimiz ve bilgimiz yettiğince biliyoruz mesajını vermekti. Ayetleri savaştırıyorlar izlenimi yaratıyor olmaktan hoşlanmadım ve son veriyorum buna.”

    Elbette ayetleri savaştıracaksınız. Zaten “yorumlama” bu değil mi? Her okuyan aynı şeyi anlıyor olsaydı ayetlerden, bunca sorun çıkmazdı heralde apaçık Kuran’ı anlamaya.

    Gelelim yutma meselesine. Evet herkes bir şeyler yiyor, yutuyor. Bunda hemfikirim. Fakat yediğimiz ve yuttuğumuz şeyi görmek bilmek var, birde güzel bir ambalajın içinde (imajı değiştirilmiş mesela) ne yediğimizi bilmemek var. Çağımız reklamcılık ve imaj çağı öyle değil mi? Ama işte son üretim tarihi geçen yiyecekleri ne kadar güzel ambalajlasan, imajını değiştirsen de içindeki mide bozabiliyor.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  68. Bilgi yanıltırmış ama sonuç gerçekmiş..

    Matematik yanıltırmış ama üçün birini almak gerçekmiş..

    Söz olup yeryüzüne inen Rab İsa yanıltırmış ama klise gerçekmiş.. Yok ama, klise de gerçek değilmiş ve o da yanıltırmış..

    Yakında tüm bunların devasa ölçekte bir paranoya olduğunu düşünmeye başlayacağım. Sanırım haklılar; akıl yanıltırmış ama delilik gerçekmiş.

    übersetzung für die liebe Calimera;

    Wissen ist trügerisch, Ergebnis ist aber die Wahrheit.. Wissen sei trügerich, Ergebnis sei aber die Wahrheit??

    Mathematik zum beispiel, sei trügerisch, aber das eine von den dreien nehmen(*) sei die wahrheit..

    Der Jesus, der als gotteswort auf diese welt gekommen ist, sei trügerisch, die kirche sei aber die wahrheit.. Aber halt! moment, nee nee, die kirche sei doch auch nicht die wahrheit, sie könnte auch trügerisch sein..

    Ach..bald werd ich zu glauben anfangen, dass das alles eine paranoia ist, die in einem gigantischen massstab funktioniert…Also, ich glaube die haben doch recht; intelligenz ist trügerisch, verrücktheit ist aber die wahrheit.

    (* wortwörtlich übersetzt, ein türkischer frecher spruch, den man benutzt um eine situation zu beschreiben, wo man wie ein fuchs und in einer ungerechten art etwas plant, dass man nur eins geben, aber drei dafür nehmen will, aber am ende bekommt man nicht mal mehr das eine, sondern nur noch ein drittel zurück.)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  69. Hey lieber Gamaro, was hast du mir denn da übersetzt – das ist einfach zu köstlich, ist das der heilige Geist, der dir solche geistreichen Gehirnstreiche einflüstert ?! 😉 Ich küsse dich, mein Abend ist gerettet, dafür hast du eine eins mit Sternchen verdient ;-))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  70. Arkadaşlar kendi aranızda şifreli konuşmayın :)) Biz de bilelim neler oluyor. Nedir bu 290707? 29 Temmuz 2007 mi 🙂

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  71. Bu gönderdiğiniz gerçek ve sıcacık bir gülümseme xenix. Önemli olan bu. Gerisinin hiç önemi yok 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  72. merhabalar,
    yorumları okudum kripto’yu da
    herkese selamlar,
    cevap vermek yerine selamlar demek daha iyi gelecek,
    bilen bilmeyenin elinden tutacak
    anlayışı kıt olana ne soylesen hava,
    kendi bildiğini okuyacak,
    o yuzden anlayışı olanlarla tartışmak,
    anlamayanlara ise cevap verilmemesi daha uygun,
    sevgiler, barden ve barden gibiler…
    Sonsuzun gücüyle ve sevgiyle kalın,
    volkan…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  73. Market raflarında okunmaya değer bir kitap göremedim bu güne dek. Bu kitaba da bir marketde rastladım. Sayfalarına şöyle bir göz atıp, bir daha rastlamamak dileğiyle yerine bıraktım.

    Bir kitabın okunmaya değer olup olmadığına karar verirken kullandığım kriterlerden biri de yayınevi ismidir. Bu kitabı yayınlayan yayınevinin diğer kitaplarının sadece ismine bakmak bile size bir fikir verecektir. Tabii öncesinde ne tür kitapların okunmaya değer olduğuna dair adamakıllı bir yargıya varmış olmalısınız ki bu yöntem işe yarasın.

    Boş ve değersiz zamanınız varsa, evet okunabilir. -Nuzzler-

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  74. Adam Poincare Varsayımını çözüyor, bu kadar havaya girmiyor. Sanırsınız ki Goldbach Sanısı çözülmüş de anlamayanlara cevap verilmiyormuş. 🙂

    Veya uzaya çıkan roketlerde sürtünme katsayısını hesaplamışlar daha ekonomik hale nasıl getiririz demişler yolculuğu.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  75. Klise ayağıyla kastedilen şeyin ne olduğunu da anlamış olduk böylece. Ne kadar haç varsa toplanacak, imansız hristiyanların kafalarında birer birer kırılacak.

    Ayrıca gün aklı olanları hipnotize etme günüdür, aklı kıt olanların icabına daha sonra bakılacak.

    [Gerçeği görme kampanyası devam ediyor, yüce bilge iş başında. Söylenmiş ve söylenecek bütün sözler onda, beden onda, akıl onda, bedensizi de akılsızı da tanır bir bakışta. Yaşam koçu, gönül koçu, akıl koçu, kuran koçu, ne var ne yok bu kitapta. Ben bilgelik diye buna derim işte.]

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  76. Volkana volkan demişler o da anca Full kanmış. Ful kanınca her önüne geleni volkancık sanmış…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  77. Senin buraya niye geldiğini/gönderildiğini, yorumlarının niye beynime bıçak gibi saplandığını artık biliyorum:) Teşekkürler ona ve sana.
    Sevgiler herkese…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  78. Petrus dedi ki; “Seninle birlikte ölmem bile gerekse, seni asla inkar etmeyeceğim” İsa dedi ki, “Bugün, bu gece, horoz iki kez ötmeden sen beni üç kez inkâr edeceksin.” matta 26: 35-34

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  79. Volkan ve bilimum tayfasına;

    Muhammed-reloaded mı oynamak istiyorsunuz, hay hay.

    Ama akıl demiştiniz değil mi, hatta yargı, önyargı, söz, bilgi, beden, insan, düşünce, hakikat vesaire.. Buyrun ben hepinizi davet ediyorum tartışmaya. Yani bırakın şimdi kuran ayağı, klise ayağı gibi ayakları bir tarafa da, sakız gibi şişirip şişirip patlattığınız ve üzerinde maymun iştahıyla cirit attığınız tüm bu kavramları yatıralım isterseniz masaya, olmaz mı? Felsefe yapalım diyorum yani, hem de en hakikisinden, ontoloji, epistemoloji, mantık, etik, sosyoloji, tarih filan. Var mısınız?

    İddia ediyorum ki hepiniz cahilin önde gidenisiniz ve koftiden bilgesiniz, hodri meydan sayfalar sizin.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  80. Biraz daha zorlasan futbol takımı kurabilirsin lojilerden. Şimdilik 6 kişi ancak voleybol takımına yeter; servis, smaç, manşet, topu döndür hooop sosyoloji der ki bende… Hakikat kucağına düşmüşse bir top değildir, oradan oraya atılacak. Benim için bu konu kapandı. Başka başlıklar altında görüşmek üzere…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  81. Bu mu felsefe? Yok, bu zart zurttur sadece. Tıpkı sizler gibi, hakikat kucağının bilge topları.

    [Ben dememiş miydim bir başka forumda, kuran ile felsefeyi yanyana anmak icazet meselesidir diye. Bakın, olmaz dedi işte ulu bilge. Görüşelim efendim görüşelim, başka başlıklara da bekleriz elbette.]

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  82. Yaa, gamaro düşündüm de bu kriptoculuk işine bizde mi girsek ucundan kıyısından. Epey rantı var bu işin. Matematiğimiz Kriptoculuk yapanlardan daha iyi nasıl olsa. Bir kitap seçelim başlayalım ondaki şifreleri çözmeye, ne dersin?

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  83. Uygundur derim, caizdir derim, Hüseyin Bey ne yapsa yeridir derim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  84. Fakat kitabın bir yararı var ki o da şu: Sevgili tanrı Dona, ibadetleri kaldırmış. Artık yaz sıcağında oruçtu (ramazanda geldi), sabahın köründe namazdı falan, bunlara gerek kalmadı.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  85. Peki ya seks? Zina meselesinde de bi gevşeme veya bunun ipuçları var mı acaba?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  86. Hatırladığım kadarıyla sevgili gamaro, eğer “ruh birliği” ile sevişirsen zina değil. Kitabı bir kenara bırakıp bende Kuran’dan yorumlar yapmaya, kriptolar çözmeye başlayacağım.

    Bakalım Kuran zinaya ne demiş?

    “İsra (32) zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur. “

    Efendim ne diyor? Zinaya yaklaşmayın diyor. Zina yapmayın demiyor. Allah dileseydi, “zina yapmayın” diyemez miydi? Derdi elbette. Demek ki çirkin olan ve kötü olan zinaya yaklaşmak. Zina yapmak değil.

    (bu işi sevmeye başladım, zina ile ilgili ilk kriptomu çözdüm)

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  87. Ben okumadım kitabı ama tahmin etmek zor olmadı işte sevgili xenix, önyargımı seveyim.

    Ha bu arada yaşasın ruhların birliği:))

    (Kaç ruha kadar sınır var peki? Yani aynı anda kaç ruh birlik olabilir, o konuda detay var mı?)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  88. Burak: Aşk zina mıdır?

    Dona: Zina aldatmaktır küçüğüm. İslam, cennet’i işlerin birbirlerine sadakatle bağlı olduğu bir yer olarak tasvir eder. Evlilik ise sadece bir sadakat bildirgesidir.İslamda boşanma, aldatmanın önüne geçmek adına pratik bir sistematik olarak tasarlanmıştır.Eş ve sevgilinin aynı kişi olması gerekir.Çünkü kur’an’daki evlilik mantığa değil duyguya dayalıdır.
    Semavi dinlerin aşka verdiği önem başlıklı bi tez yazacak olursan,literatür taraması yapacağın üç kaynak Tevrat, İncil ve Kur’an’dır.O tezin sonuna geldiğinde ,referans listendeki tüm alıntılar kur’an ayetleri olacaktır. Hollywood filmlerinde rahiplerin ”müzmin bekar” olmasının nedenide budur.İçindeki aşkı bulacağın tek din islamdır. Karın varsa ,boşanmayı isteme.Karın yoksa,kendine eş arama . İncil
    Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı ve size eşlerinizden çocuklar ve torunlar yarattı ve sizi güzel şeylerden rızıklandırdı. Kur’an

    Burak: Aradaki fark muazzam.

    Dona: Kur’an’da dünyadaki eşlerin Cennet’te buluşmalarından söz edilir ki bu ruheşi kavramına bir göndermedir.Aşk duygusu kur’an’da ,cennet’e girenle hurisi arasındaki ilişki üzerinden anlatılır.

    Burak: Şu cariyelik konusu nedir?

    Dona: Kur’an onlardan bahsederken gizemli bir kavram kullanır.
    ” sağ ellerinizin malik olduğu”

    Burak:bunu hep merak etmişimdir. Ne demek bu?

    Dona : Kur’an erkelerin kadınlarla ilişkisini iki farklı bağlamda ele alır. Sağ elin malik olduğu ve sağ ele vurgu yapılıyorsa, bu sol ele de yapılmış bir vurgudur küçüğüm:) Sen evlilik yüzüğünün neden sol ele takıldığını zannediyordun?

    Dona: gelelim cariyelerle ilgili merakına…Eş ve cariye arasındaki ayrım, gerçekte bir yaradılış farkıdır. Kur’an ,her ilişkinin evliliğe gitmesi gerekmediğini ifade eder.Bunun daha da ötesine geçer ve evlilik boyutuna uygun olmayan ilişkilerin evliliğe varmaması gerektiğini ifade eder. Kur’an, cariye olarak tarif ettiği kadınlara güzellikle davranılmasını söyler.Onları aşağılayan,eleştiren hiçbir yaklaşıma kitapda yer yoktur.
    Cariyelik kadının özgürce seçtiği yaşam tarzıdır.Onun ruhsal durumu, evlilikten değil cinsel özgürlükçü bir yaşamdan yanadır. Kur’an ruhun baskılarla terbiye edilemeyeceğini bilir.Herkes gibi cariyeleri de olmak istedikleri şekilde kabul eder.

    Burak: İnsanların yaşam biçimlerini el üzerinden anlatman hoşuma gitti. Sağ el, sol el, ikisi de el…

    Dona: ”sağ el” eğer yaşam tarzını değiştirmek istiyorsa , artık evliliğe hazırdır. Kur’an artık onun için ”sağ ellerin malik ”olduğu tanımlamasını kullanmaz.Onun yeri artık ”sol el”dir…
    İçinizde evli olmayanları ,kölelerinizden ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. nur süresi 32. ayet
    Cariyelik sınıftır .Ancak…Bir başka sınıfa yatay geçiş yapmak tümüyle serbesttir.

    Burak: Sen kadınlara gerçekten özgürlük tanıyorsun.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  89. Bu kendi açtığın forum başlığında kural ihlali yapmaktır Masal. Muhatap bulamayınca alıntıları konuşturursun işte böyle…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  90. Masalın aklı kıttır efenim, o nedenle tartışmaya girmemenizi salık veririm kendisiyle, ayrıca siz de çok iyi bilirsiniz ki her söz söyleyen bedenli insan değildir naçizane, bu arada o kuralı kafanda kırarım berdan, dini önermeleri swinger cluba çevirdiniz vesselam, sonsuzluğun gücyle sevgi ve selamlarımı iletirim, saygıyla kalın.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  91. Barden , tartışmaya açtığım kitaptan örnekler vermiş olmam kural ihlali midir?
    Muhattap bulamamak mı?:) Sen saçmalamaya ve Kripto oyunu oynamaya devam et.
    Bu kadar mı beynini iptal ettin yoksa olayı pişkinliğe vurma ahlaksızlığımı yapıyorsun?

    Not: Kuralları iyi oku, anlayarak ama…siyasi/politik alıntılar yapmak yasaktır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  92. Bak şimdi ne takıldı aklıma, eşcinsellik meselesinde de yeni bir gelişme var mı acaba uploading bünyesinde?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  93. Sitemizde siyasi/politik yazılarda ve yorumlarda kopyala/yapıştır yazılara izin verilmeyecektir. Özgün yazıların ve yazarların artmasını amaçlayan bu uygulamaya destek olduğunuz için teşekkür ederiz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  94. Birincisi, yorum siyasi/politik bir yorum/yazı değil.

    İkincisi, kopyala/yapıştır değil.

    Herhangi bir kural ihlali göremiyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  95. Yeşil ördekler ve koyunlar dediğimizde yeşil sıfatı koyunları kapsamaz.

    ve’den sonra “bu kapsamdaki yorumlar” ya da benzeri bir ifade olmadığı için takip eden cümle de dikkate alındığında genel olarak tüm yorumları kapsadığı düşünülebilmektedir.

    Sitenin amacı yalnızca siyasi/politik anlamda özgün yazarların artması ise takdir sizindir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  96. Sevgili barden alıntı yasak değildir bu arada. Alıntı üzerinden kendi fikirlerinizi belirtebilirsiniz. Ama siyasi/politik yazılarda (işin gerçeği kalitesiz gazete yazılarında) kopyala/yapıştıra karşıyız.

    Önerdiğiniz düzeltmeyi yaptım. Aslında yazı denilince yorumu da kapsıyordu fakat ben detaylı olsun diye yorumu da eklemiştim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  97. Tamam Sonsuz, sabrın, bilgilendirmen ve de değişiklik için teşekkür ederim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  98. Doçentlik düzeyinde felsefe tezi yazmanın eşiğinden dönmüş birisinin kriptoda karar kılması çok enteresan olmuş.

    Aradan geçen 10 yılın şahsımda sizin adınıza uyandırdığı izlenim tam olarak şöyle; “astronot yapmadılar, ben de UFO uzmanı oldum.”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  99. Epiktetos geldi nedense aklıma. Ne diyordu filozof; ” Efendi kendi tutkularının kölesi olabilir, köleyse kendi iç ve manevi bağımsızlığıyla hürdür. Fakat bu hürlük dünyayı değiştirmeye kalmakla elde edilemez, iyi ve kötü şeylerin kendi içinde değil, şeyler karşısında takındığımız tavırdadır. Dolayısıyla mutlu olmak irade işidir.”

    Bu yaklaşım ilk bakışta irrite edebilir insanı. Lakin Epiktetos’un söylemi ve felsefesi aslında ezilenlerin kölelik sistemine karşı pasif bir protestosunu ifade etmesiyle tarihsellik kazanmıştı. Ne de olsa o sadece bir filozoftu, yoksa tanrının en sevgili peygamberi ve yeryüzündeki iktidar eli filan değildi.

    Teşekkürler masal, herşeyi düşünen tanrı piyasa dengelerini ihmal etmiş sanırım. Dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz aslında. Alla beni pulla beni al koynuna yar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  100. Kölelere düşünce özgürlüğü verilmiş, vay canına! İslamdan önce kölelerin ne düşündüğü zihin okuyan, zihnimetre ile Teta dalgalarını ölçerek tespit ediliyor ve istenmeyen şeyler düşünen kölelere 50 sopa vuruluyordu. Ama islamdan sonra köleler dilediğince, özgürce düşünebilmeye başladılar.

    Gerçi kafeslerde yaşıyor, olur olmaz dayak yiyor, alınıp satılıyor, hiç bir seçme ve seçilme hakkı yok, hayatı sahibinin dilinde amaaa, artık düşünebiliyorlar. Çok mantıklı hakkaten, tebrik ederim burakı hemen anlamış.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  101. Düşüncelerin özgürlüğü ile düşünce özgürlüğü farklı şeyler olabilir xenix, bence kriptodaki ayrıntıyı kaçırıyorsun:))

    E bi soru da ben sorayım bari; kölelere düşüncelerin özgürlüğü verilmiş de efendilere verilmemiş mi aceba?:))

    [ Hmm, deliricem, bu da mantıklı! Gölgelerin gücü adına, gören de bay Burak “köle olmak istiyorum” diye çığlık atıcak zannedecek nerdeyse.]

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  102. “Eşcinsellik genetiktir diyenlerin haklı oldukları ama doğru ifade edemedikleri nokta da budur. Eşcinsellik genetik değil, karmiktir.Kişi, geçmiş yaşamlarını hatırlamıyor olsa bile , eski yaşantılarının izlerini üzerinde taşımaktadır.Giydiği erkek ‘’bedeni’’ ni aynada bi türlü kendine yakıştıramıyordur. O hala ilgi ve sevgiyle şımartıldığı kadın günlerini özlemektedir.”

    Bakın işte burda kriptoyu kıracak bi ayrıntı var, izninizle paylaşayım. Gördüğüm şu ki; burada eşcinsellik ile transeksüellik açıkca birbirine karıştırılmış. Çünkü eşcinsellerin vücutlarıyla ya da cinsiyetleriyle ilgili bi sıkıntıları yoktur. Gay mi mesela, son derece doğal bir şekilde ben erkeğim der, erkek kimliğinden ya da aynaya baktığında vücudundan zerre rahatsız olmaz, bilakis vücudunu sever. Söylediğiyse şudur sadece; “Ben erkeklerden hoşlanıyorum, tek farkım bu.” (Lezbiyenler için de aynı şeyler geçerlidir)

    Lakin transseksüellik daha başka bir durumdur. Eşcinsellikten farklı olarak klinik bir tablodur, çünkü kişinin bedeni ile sahip olduğuna inandığı cinsel kimlik birbiriyle uyuşmaz. Örneğin kişi kendisini erkek bedeni içerisine hapsedilmiş bir kadın, veya kadın bedeni içerisine hapsedilmiş bir erkek gibi hisseder ve vücuduna karşı düşmanca duygular besler. (Bunların hiçbiri eşcinsellikte yoktur). Bu nedenle transeksüellerin kendi bedenlerine zarar verme riski vardır ve çoğu zaman etik kurul onayıyla operasyon ve devamında hormonal ikincil tedavi kararları alınır.(Eşcinsellikte ise böyle bir tedavi durumu da yoktur)

    E şimdi ne demeli bilmiyorum tabi, haşa koskoca Dona hata yapar mı hiç?:))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  103. Kafa karmik olunca, gerçeklerde karmikleniyor. Ondan sonra karmakarmik sunuluyor. Dur bakalım, masal neler getirecek daha, konuşacak çok konu var gibi.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  104. “…haşa koskoca Dona hata yapar mı hiç?…”

    Hiç ne demek, hep koskoca dona yapıyorlar zaten…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  105. Hiçbirşey hata değil…Herşey en mükemmeli yansıtan araçlar… Doğa ve araçları hareket ettirip geliştiren biz insanlar Sanırızki Biz im algıladığımız en mükemmel olan. Oysa zannettiğimiz de mükemmel olan değildir. Daha mükemmeline doğru ilerleyen sonsuz bir yapı bu. Karmaya inanmıyorum, reelkarnasyona da inanmıyorum. Bir Tohum en en….. diye büyürse daha gelişmiş bir hal alır…Eğer tohumu en en den alıpta ben ben yaparsak işte sorun ordadır. Benin başladığı ve saplandığı yerde…Benin açılımı Birin en enlik hali. Birin eklediği enleri bir sonraki enle geliştirdiğinde ben diye birşey kalmıyor… Bunu sağlayan yegane olgu da ölüm…Acı….Duyarlılık (ben böyle düşünüyorum) Acı anlayış yükler tatlıda anlayışlılık halidir…Bence bölye işte.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  106. Sırada Ashab-ı Kehf ve İndigo çocuklar var:)

    Bir yeni çağ terimi olan indigo çocuklar,özel bir takım ruhsal ve psikolojik özellikler taşıyan çocuklara getirilmiş tanımdır.Bu çocuklar, ‘’otorite’’ ile çatışma içindedir.İndigo sıfatı ,mora kaçan bi rengin adı olan indigo’dan gelmektedir ve çocukların aurasının bu renkte olduğu ifade edilmektedir.

    Burak: İndigo çocuklar sözünü duymuştum daha önce ve ürkütücü bulmuştum.

    Dona: İndigo çocuklar, önceki yaşamlarını hatırlayan yeni insan nesli.Tanrısallaşmak üzere doğan 9. nesil.
    Bu çocuklar gerçekte yaşamlarını çok büyük baskı altında geçiriyorlar. Onlar tekamül eşiğindeki yeni insan ırkı.İndigo çocuklar kendilerini gerçekleştirmek için, dünyaya bi başka indigo çocuğu,indigo Mesih İsa’yı bekliyorlar.

    Burak: Kur’an’da İsa ve indigo çocuklar buluşmasıyla ilgili bir şey vardı da ben mi kaçırdım.

    Dona: Kehf süresi birinci ayette ‘’hamd’’ kelimesiyle açılıyor ve ayetin devamında ‘’müjde’’den bahsediyor.Üçüncü ayetin anahtar kelimesi ‘’sonsuzluk’’. Dördüncü ayet ise İsa’lı ayetlerden hatırlayacağın ‘’allah bir çocuk edindi’’ diyenlere seslenerek devam ediyor.
    Birazdan okuduklarına inanamayacaksın

    Kehf 19 : böylece, aralarında bir uygulama yapsınlar diye onları dirilttik.İçlerinden bir sözcü dedi ki: ‘’Ne kadar kaldınız?’’Dediler ki: ‘’Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık.’’Dediler ki: Ne kadar kaldınız rabbiniz daha iyi bilir; şimdi birbirinizi bu paranızla şehre gönderin de; hangi yiyecek temizse baksın,size ondan bir rızık getirsin.;ancak oldukça nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin.

    Kehf 99: Biz o gün, bir kısmını bir kısmı içind dalgalanırcasına bırakıvermişiz.Sur’a da üfürülmüştür,artık onların yümünü bir araya toplamışızdır.

    Burak: 19. ayet onları diriltiyor ve onların şehir ortamındaki yaşayışlarını tarif ediyor.99. ayet ise’’O gün onları bırakmışızdır,birbirleri içinde dalgalanırlar.Sur’A da üflenmiştir.Hepsini bir araya toplamışızdır.’’diyor. Dona ilahi aklının önünde eğiliyorum.
    Bu çocuklar kenetleniyorlar!

    Dona: 99. ayet biraz daha fazla dikkati hak ediyor.Tümü bir arada toplanmışlar.Ama bir kısmının içinde dalgalanıyor.Küçüğüm, 9’lar, 8’lerin dünyasına yayılıyor.
    1999’dan bugüne indigo çocukları araştıranlar,bu çocukların büyük bi hızla yeryüzüne yayıldıklarını gözlemliyorlar.Amerika’da yeni doğan çocukların yüzde doksanının indigo olduğu görüşü ağırlık kazandı.Amerika’daki mistikler,bu olguyu bir sahne olarak inceliyorlar. Şu anda biz bu sahneyi ,varoluş filmindeki yerine monte ediyoruz. Bu dalgayı büyük resmin orta yerine yerleştiriyoruz.

    Burak: Neden Amerika peki? İsanın amerikada doğduğunu söylemiştin bana.

    Dona: Kur’an’daki tüm ayetler detaylar mesajla yüklü.’’gereksiz’’ görünseler bile…Bu çocukların nerede olduğunu sana kur’an üzerinden anlatmamı istiyorsun. O halde önüne bi dünya haritası almalısın.
    Müteşabih ayet teklonojisini kullanarak ilgili ayetin deşifresini yapacağız.
    Ve karşımıza indigo çocukların ev adresi çıkacak.
    Bu haritadaki kıtaları birer mağra olarak gör.Sonra da magrada doğmakta olan güneşin haraketlerini bir izle. Bakalım aşağıdaki ayetin fazlalık olduğunu düşünmeye devam edecek misin?

    (Onlara baktığında) Görürsün ki, güneş doğduğunda mağaralarına sağ yandan yönelir, battığında onları sol yandan keser – geçerdi ve onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı. Bu, Allah’ın ayetlerindendir. Allah, kime hidayet verirse, işte hidayet bulan odur, kimi saptırırsa onun için asla doğru yolu gösterici bir veli bulamazsın.
    Kehf süresi 17. ayet.
    Hadi elindeki haritaya bi bak.Güneşe battığında hangi mağaranın sol yanını kesip geçiyor?

    Burak: Küzey Amerika! Buna inanmıyorum!
    Dona : 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  107. Dokuzlar, sekizler de gelmiş. Susam sokağında ki “8” i ve “9” u satan adamları bulmak lazım. Kurandan bir soru sorulduğundan o sayılara bakarak cevap verebilelim.

    68 kuşağı da varmıymış mı kuran da? Kesin onlar dinsiz, imansız olduğundan donanın gazabına uğraşmış kavimlerdendir.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  108. Hahhaha,

    Yeni nesil matrak çıkmış bile,süper konu yahu,sağolasınız sayın Masal,

    Dona ha,tanrı mıymış Dona,msn kullanıcısı kutsal klavye,bu durumda da microsoft cebrailvari bir işleme sahip…:)

    Nedir bu rezillik ya,millet aklını kaçırmış,şu Burak Özdemir beyefendi acaba forumlarda birebir tartışabilirgillerden olabilir mi,kendisiyle boş bir vaktimde tartışmak/konuşmak isterdim,

    O kadar zaman giremediğime çok üzüldüm yahu,neler neler kaçırmışım,

    Son olarak; ne kadar sallarsan salla son damla illa düşer Dona…:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  109. Birincisi; mehdilik olmadan olmuyor sanırım.

    Ama ikincisi; olmazsa olmaz bu şeyin daha ne olduğu da tam belli değil vesselam.

    Üçüncüsü; ben bir üç olarak bugün bir tane sekiz, bir tane dört ve iki tane de beş sattım.

    Dördüncüsü, siz bu mesajı okuduğunuzda ben bir üç tarafından ve bir adet sekiz ve iki adet beş ile birlikte satılmış olacağım.

    Beşincisi, dörde katılıyorum, hatta katıldım, darısı altının başına diyorum.

    Altıncısı, bunların hepsi kafayı yemiş, hadi ben kaçtım 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  110. Burak Özdemir’in bir de Adnan Oktar ayağı çıktı şimdi. Ama düşününce Adnan Oktar ve tayfasının da bir mehdi çıkarmaya çalıştığı geldi aklıma attıkları sloganlardan. Dur bakalım daha neler öğreneceğiz.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  111. B.Ö’in Spritüalizm gibi koca bir külliyatı da kabalacılara bağlamasına da anlam verebilmem mümkün değil. Ne yani Bedri Ruhselman operatörlük yaparken, soru sorduğu medyumu öte alemden kabalacılar mı kullanıyordu 🙂 ?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  112. Biliyorum masal, birisi de papa’yı vurduydu zaten:))

    bi dakka ama, o mehdi miydi yoksa mesih mi, karıştırdım yahu:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  113. O vurduktan sonra erdi ama:) Mesih de oldu, mehdi de oldu, az daha tanrı da olup tüm tartışmaları kesecekti ama sanırım birileri yoluna taş koydu:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  114. Burak Özdemir, Adnan Hoca ‘nın yanında 15 yıl bulunup bulunmadığı sorusuna bakalım ne zaman cevap verecek ..

    Eğer doğru ise neden okuyucusuna ” Kur’an ile hiç ilgisi olmayan bir insandım” izlenimini verdi acaba ?

    Kryon’ın Birleşmiş Milletler konuşmasını beğenmemiş kendisi. O olsa öyle bir konuşma yaparmış ki geride Birleşmiş Milletler kalmazmış (bakınız peygamber çocuklar kitabı).

    Kryon’ın gerçekten çok benzersiz bir varlık. Verdiği mesajlar ile kendini ispatlamış bir kanal. Kryon’ın “musevileri” kayırdığını v.s. düşünüyor Burak. Alakası yok..

    Sevgili Burak , Şu an peygamberlerin zerrelerinin bu gezegende görevli olduğunu biliyor musun ? Bu çok ayrı bir konu burada girmeyeceğim. Olurda okursan aklında kalsın bu…

    Senin Hz.İsa’nın gözlerine bakmış olma ihtimalin (kitabında iddia ediyorsun), benim bu hayatımda MArliyn Monroe’nun gözlerine bakma ihtimalim kadar.

    Kendini Mehdi ilan etmen de enteresan.. Tabi bunu yumuşatmak için indigo “mehdiler” kavramını ortaya attığını anlıyorum. Mehdilik ile indigo çocuklar arasında zerre bağlantı yok. (adnan hoca ya yakıştırılan mehdilik iddialarını da hatırlatırım)

    Mehdiler diye bir şey yok. Mehdi tek kişidir. Mehdi nin bir sembol olup olmadığı da kesin değildir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  115. Mehdi namzedinin cevabını da vermek lazım sayın Gamaro…:)

    Bu adamlar hakiki komedi,

    Bunlar varken stand-up’çılara ne hacet değil mi azizim…:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  116. Eğer Adnan Hoca’nın (Diğer adıyla Harun Yahya‘nın) iddiası doğru ise, yani Burak Özdemir 15 yıl onun yanında kalıp eğitim gördü ise.. bu iyi bir çıkış noktası olabilir. Bu konu üstünden biraz daha araştırmak lazım.

    Yukarıda değinmiş olduğum mehdi konusu dışında birde şu var ;

    Youtube da Adnan Hoca‘nın Hz.İsa’nın kesinlikle yeryüzene döneceğini söylediği bir video izledim. Burak Özdemir de Hz.İsa’nın şu an yeryüzünde olduğunu hatta onu gördüğünü (zihinsel olarak , vizyon olarak ona gösterildiğini anlatıyor kitapta. Telebilmemne ile görmüş…)

    B.Ö.’in hala konuya bir cevap vermemiş olması da düşündürücü.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  117. Evrim falan kurcalamamış fazla. Bilmediği konularda, daha doğrusu sağa-sola lastik gibi çekilen konuların dışında Dona pek bir şey dememiş. Mazallah bilim bu, dinlemez dona, mona.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  118. Ya şu videodaki mehdi… Bu adam Ankara’da mı yaşıyor acaba, bilen var mı?

    1993 veya 94’tü, bi seçim vardı o zaman.. yerel seçim miydi yoksa genel mi hatırlayamıyorum..Kızılay’da bi kaç arkadaş denk gelmiştik buna benzer bi adama, kendi adaylığı ve projeleriyle ilgili bir kitapçık dağıtıyordu, takım elbiseliydi ve türk bayrağından kocaman bi kravatı vardı. O kitapçığı evde okumuştuk arkadaşlarla, müthiş projelerinden bahsediyordu..Mesela kışın yollar kar yüzünden kapanmayacak çünkü bütün yol ve otobanlar çift katlı olacak diyordu.. Her öğrenciye aylık çok ciddi bir miktar (şu günün parasıyla 3000 TL gibi bişey) maaş verileceğini, yine asgari ücretin de bunun en az 2-3 katı olacağını, devlet memurlarının altı ay çalışıp altı ay tatil yapacağını, bütün kitle ulaşım araçlarından ücretsiz yararlanılacağını, deniz suyundan içilebilir su üretilip bunun petrol karşılığında arabistana satılacağını, 200-300 katlı gökdelenler inşa edileceğini ve tepesindeki paratonerlerden elektrik üretiminde faydalanılacağını, ve bunun gibi daha onlarca şey vaad ediyordu, hatta beraberinde çizimler ve fotoğraflar da vardı..

    Eşi de yanındaydı ama gülüp geçiyordu, amaaan herif eğleniyo işte diyodu..Bi an o adamcağızı hatırladım, tipi de benziyo aslında:))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  119. Mehdiyi insanlar kendileri yapacak:))) Teknolojik bir robottan üretecekler. Bakın bu mehdi diyecekler. Ateşe atacaklar yanmayacak. ortadan ikiye bölüp tekrar birleştirecekler bakın bir sürü mucizeleri var diyecekler. ))) Daha sona üç büyük kutsal kitabı hem açıklamaları ile hem kendi özel yazım dili ile bu alete yükleyecekler bakın üç dini de öğretilerini de harfiyen biliyor diycekler. Böyle bir üstünlük ancak mehdi de olur diyecekler. Hmmm ayrıca bir kaç yerine yerleştirdikleri özel cihazlar bir kaç hastalığı iyileştirecek. Bir kaç yerine yükledikleri bombalar bir kaç kötülerin kol gezdiği alanları yakıp yıkacak. Bakın bu mehdidir üstün bir varlıktır diyecekler. Mehdi yi insanların kendileri yapacak. Allah dönüp onlara soracak sonrada ben size akıl vermiştim siz onu kullanarak kendi mehdinizi de yarattınız. Buyrun ben çekiliyorum mehdiniz ile sizi baş başa bırakıyorum diyecek ve manasını insanlıktan çekecek. Böylece insanlar kendi kazdıkları kuyuya ( cehennemse eğer) düşecekler… ALIN SİZE MEHDİNİZ DERMİŞİM:))) ( umarım bu esprili yazıma okuyucular kızmazlar)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  120. Burak Özdemir, sitesinde cemaatler ile ilişkisi olmadığını açıkladı (hatta biraz kaçamak açıklamış. Adnan hoca nın adı geçmiyor).

    B.Ö.’in doğru sözleri de var , tuhaf sözleri de. İş Tuhafları doğrulardan ayırabilmekte. Sitesindeki kullanıcı yorumlarına baktığımda, pek çok insan o’nun ağzından çıkan her kelimeye inanıyor. Çünkü yanlışı doğrudan ayıracak bilgi birikimleri yok.

    Ve yanlış bilginin sorumluluğu vardır. Bu sorumlulukla da kendisi baş başadır. Nice mütevazi görevliler emin ve dingin adımlarla bu yolda yürümüş ve yürümektedir.

    Burak Ö. iyi para kazandı mı bilmem ama eyleminin sonuçları onu bağlar (sebeb sonuç yasaları mucibince).

    Burak Özdemir konusunda kafası karışık olan insanlara mesajım şudur; “okuyun”. Pek çok kitap okuyun. Araştırın. Ancak o zaman iç içe geçmiş doğru ve yanlışları ayırabilirsiniz.

    Burak Ö. konusunda ulaştığım sonuçlar bunlardır. Burada kayda geçmesini istedim.

    Yaptığı şey 1000 yılın Kur’an tefsiri değil (sen kimsin kur’an’ı tefsir etmek kim)… 1000 yılın komedilerinden biri dir…

    Üç liralık kazanç için Doğruları yanlışla yoğurayım diyenler….

    Aman deyin…

    Yanlışı suça çevirmeyin..

    (dip not , burada ve yukarıda bahsettiğim konuları önce Burak Özdemir’e yazdım ama yanıt alamadım. Sanırım yanıt almak için , diğer okuyucuları gibi … bravo.. süpersin.. yolumu aydınlattın filan demek lazım.)

    Yaşar Nuri Öztürk neredesin ???

    Amerikadaki kot pantolonlu İsa ya da selamlar 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  121. neden t.d.g.?

    kitabı defalarca okudum.
    ilk okuduğumda hissettiğim şey kızgınlık
    sonra ki okumamda şüphe
    bir sonra ki okumada doğru olabilir mi düşüncesi
    daha sonra ki okumam da bu işi zamana bırakma düşüncesi
    ve bundan sonraki okumalarda kabullenme.

    burada ki yorumlar.. onlarda çok güzel şeyler var..içlerinde çok güzel duygular olan cümlecikler.. kabullenememe duygusu,şüphe,karşındakine demek istediğini bir türlü anlatamama hali,kızgınlık..

    bu kitap ne diyor? tek kelime ile ‘sevgi’.. ya başka ‘özgürlük’.. ya daha?? başka da hiçbirşey demiyor.. dedikleri bu kadar.. özgür ol ve sev..

    bu söylemler yeni midir?? ‘sev ve özgür ol’ … hayır.. o zaman bu kitabı okumak neden gerek?

    bu kitabı okumaya gerek yoktur.. bu kitap bir gereklilik değildir çünkü.. bu kitap sadece bir zaman meselesidir..

    hakikat…bir gün onunla muhakkak bir yerde karşılacaksındır.. karşılaşma illa ki bir kitapta olmak zorunda değildir.. ama karşılaşacağın her hakikatın yazılı olduğu bir kitap varsa o kitap bu kitaptır..

    ben sevgiyi zaten biliyorum ben özgürlüğü zaten biliyorum mu diyorsun.. o zaman bu kitaba ihtiyacın yok.. yalnız bu kadar sevgi dolu ve özgürlük dolu bir beynin var ise bunun dünyaya getireceği yepsyeni yenilikler de olmalı değil mi?? peki özgürlük ve sevgi sadece sende sabit kalırsa, sadece senle sınırlı kalırsa bu gerçekten tam manasıyla özgürlükmüdür??

    özgür olmak veya sevmek.. özgür olmak sadece bir bireyin özgürlüğü ile mi sınırlıdır.. yoksa tüm insanlığın mı meselesidir?? dünyada kendini özgür hissetmeyen bir kişi dahi varsa sen gerçekten kendini özgür sayabilirmisin??

    ben özgürlüğü biliyorum ve yaşıyorum ben sevgiyi biliyorum ve yaşıyorum bu kitaba ihtiyaç yok dersen ben senden şunu beklerim, tüm insanlığı sonsuz bir sevgiye ve sonsuz bir özgürlüğe kavuşturmanı..

    gerçekten sende böyle bir bilgi mevcut mu.. gerçekten böyle bir sevgi sende mevcut mu!! eğer böyle bir gücün varsa lütfen durma ve hemen işe koyul.. benden başla mesela beni der özgür kıl ki özgürlüklerinin sınırları genişlesin…

    işte bu kitap öyle bir kitap ki tüm dünyayı tüm insanlığı özgür kılabilmenin yolunu sana en güzel dil ile en anlaşılabilir hali ile ve en eksiksiz bir şekilde anlatabilecek bir kitap..

    ona şans ver.. seni beni ve herkesi daha doğrusu bizi özgür kılması için..

    ben sana bu kitabın özgürlüğü sana nasıl getireceğini anlatamam.. bunu sana en iyi anlatacak olan kitabın kendisi.. sen bana ne sorarsan sor kitap hakkında benim vereceğim cevaplar kendi soyut düşüncelerim olacağı için sana tam manası ile cevap verebilemem.. sana cevap verebilecek kaynağın kendisi sadece ve sadece kitabın kendisidir..

    senin tanrı üzerindeki düşüncelerin kendini geliştirtikce tanrı senin için yeniden doğmuş olacak içinde kaybetmiş olduğun tanrıyla tekrar yüzleşmiş olacak ve onu her zaman yanında bulacaksın…

    tanrının doğum günü kutlu olsun..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  122. size katılamayacagım.
    Bir defa çocuk muhtesem bir felsefe kitabı yazmış.dini yücelten (sevgi ,saygı,iyilik güzellik ) herseyi insana veriyor.
    kitabı okuyup ta namaza baslamamak zor. ben sahsen duzenlı kılmaya basladım.dını degerlere en küçük bir saygısızlık yok.
    ayrıca burak denılen kişi yaşına göre inanılmaz donanımlı birisi,inanılacak gibi değil.kitabı okuyunca sizi düşünmeye itiyor,zaten kuran da da yuce ALLAH hemen her surede düşünün demiyormu.?
    Dogum günü v.s bunlar mecazi oldugu anlasılmıyormu.?Burada yapılmak yada anlatılmak istenen sembolik olarak dikkat çekmek.Soyledıklerınızın açıklaması kıtapta var zaten.hoş bir ironi olmuş bence.
    Biraz hoşgörü lutfen. bence sonyıllarda okudugum en guclü eser.İnsan baslayınca bırakamıyor.
    Sevgilerimi sunarım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  123. Kuran aynı hikayeleri, aynı cümleleri ayrı ayrı yerlerde sürekli tekrar eder neden?

    Sanki bir defa anlaşılamıyormuş gibi Kuran’da birçok cümle değişik yerlerde birçok defa tekrarlanır.Bu tekrarları saymazsanız 500-600 sayfalık Kuran 50 sayfa tutmaz.

    Lut’un kavminin homoseksüel ilişkisi 5 ayrı yerde anlatılır.
    7/80, 26/165, 27/54-55, 29/28

    Musa’nın sihirbazlara kendi sihirbazlığını göstermesi 5 ayrı yerde anlatılır.
    7/115, 10/80, 20/66, 26/43, 27/10-12,

    Firavun’un ellerinizi ayaklarınızı çaprazlama keseceğim lafını 3 ayrı yerde tekrarlar.
    7/124, 20/71, 26/49

    Musa’nın asasıyla denizi yarıp Firavun askerlerinin boğulması 7 ayrı yerde anlatılır.
    2/50, 7/136-139, 10/90, 20/77-78, 26/63-66, 44/24, 51/40,

    Bir defada anlaşılamıyorda sanki Yaratıcı papağan gibi aynı cümleyi ”Namaz kıl, zekat verin” 26 ayrı yerde tekrarlarmı?. Ne olur şaşırmayın, Tanrı böyle kitap göndermez, uyanın biraz.
    2/43, 2/83, 2/110, 2/177, 2/277, 4/77, 4/162, 5/12, 5/55, 9/5, 9/11, 9/18, 9/71, 19/31, 19/55, 21/73, 22/41, 22/78, 24/37, 24/56, 27/2, 31/4, 33/33, 58/13, 73/20, 98/5

    Nuh’un halkının uyarılması ve tufana maruz kalışları 9 ayrı yerde anlatılır.
    7/64, 10/73, 23/28, 25/37, 26/105-119, 29/14-15, 37/75-82, 51/46, 54/11-13,

    8 ayrı yerde işitir ve görür 4/58, 4/134, 17/1, 20/46, 22/61, 22/75, 40/20, 58/1,
    21 ay rı yerde papağan gibi işitir ve bilir der.
    2/137, 2/181, 2/224, 2/227, 4/148, 5/76, 6/115, 7/200, 8/17, 8/42, 8/61, 9/98, 9/103, 10/65, 12/34, 24/21, 24/60, 26/220, 29/5, 29/60, 49/1,

    23 ayrı yerde savaşmak, cihad tavsiye edilir.
    2/190, 2/193, 2/216, 2/244, 4/71, 4/74, 4/76, 4/84, 8/39, 8/60, 8/65, 9/14, 9/24, 9/29, 9/36, 9/38, 9/41, 9/73, 9/111, 9/123, 25/52, 57/10, 61/4, 66/9,

    4 ayrı yerde bulduğunuzda, gördüğünüzde öldürün der.
    2/191, 4/89, 4/91, 9/5, 33/61

    ”Allah hesabı görmede, ceza vermede çabuktur” lafını 9 ayrı yerde tekrarlar.
    2/202, 3/19, 3/199, 5/4, 7/167, 13/41, 14/51, 24/39, 40/17,

    Yerleri ve gökleri 6 günde yaratıldığını 7 ayrı yerde tekrarlar.
    7/54, 10/3, 11/7, 25/59, 32/4, 50/38, 57/4

    ‘Göklerde ve yerde olanlar onundur’ cümlesini 31 ayrı yerde tekrarlar.
    2/116, 2/255, 2/284, 3/29, 3/83, 3/109, 3/129, 4/126, 4/131, 4/170, 4/171, 5/97, 6/12, 10/66, 10/68, 14/2, 16/52, 20/60, 21/19, 22/64, 24/64, 29/52, 30/26, 30/27,
    31/26, 34/1, 42/4, 45/37, 48/7, 49/16, 53/31,

    Kuran’ı Arapça olarak indirdiğini 10 ayrı yerde tekrarlar.
    12/2, 13/37, 20/113, 26/195, 26/198, 39/28, 41/3, 42/7, 43/3, 46/12

    Şeytan, şeytan, şeytan……Kuranın tamamı neredeyse şeytanın üzerine kuruludur.

    O yücedir, şanı yücedir, büyüktür. 21 ayrı yerde.
    2/255, 6/100, 7/190, 9/40, 10/18, 16/1-3, 17/1, 22/62, 23/92-116, 27/63, 28/68, 30/40, 31/30, 34/23, 40/64, 42/4-51, 43/85, 55/78, 67/1

    Allah güçlüdür, üstündür, hakimdir, merhametlidir. 44 ayrı yerde
    2/209-220-228-240, 3/4-6-18-62, 4/56-165, 8/10-49, 9/40-71, 11/66, 14/47, 22/40-74, 26/9-104-122-140-159-175-191, 27/78, 29/26-42, 30/5-27, 31/9-27, 32/6, 35/28, 38/66,
    44/42, 45/37, 57/1-25, 58/21, 59/1-24, 61/1, 62/3, 64/18, 67/2

    Tam 89 ayrı yerde ”Allah bağışlayandır” der.
    2/173-182-192-199-218-225-226-235, 3/31-89-129-155, 4/23-25-42-96-99-100-106-110-129-152, 5/3-34-39-74-98-101, 6/54-145-165, 7/153-167, 8/69-70, 9/5-27-91-99-102, 10/107, 11/41, 12/53-92-98, 16/18-110-115-119, 17/44, 22/60, 24/5-22-62, 25/6-70, 27/11, 28/16, 33/5-24-50-59-73, 35/28-30-34-41, 38/66, 39/5-53, 40/3, 42/5-23, 46/8, 48/14, 49/5-14, 57/28, 58/2-12, 60/7-12, 64/14-17, 66/1, 67/2, 71/10, 73/20, 85/14,

    Kuran’da birçok yerde bir konu anlatılırken hiç alakasız bir konuya atlar, okuyana anlama kolaylığı vermez. Amaç kafa karıştırmak ve anlaşılmaması için böyle düzenlenmiştir. Gizem katmak istenmiştir.
    Bu kadar gelişi güzel tekrarların yapıldığı ve bu kadar cümlelerin gelişi güzel kesilip alakasız cümlelerin başladığı bir kitapta istediğin gibi matematiksel mucize yaratabilirsin misafir.
    Yani, bu kadar tekrarın yapıldığı bir kitapta istediğiniz gibi sayısal kodlama yapabilmeniz mümkündür.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  124. Bu soruların cevabı aslın da onlarca yıl öncesinde bile verilmişti. Buradaki yazıyı okumadan çok daha önce bu sorunun veya benzer soruların cevabını okumuştum. Bir insan eğer cevap bulma konusun da samimi ise aradığı bilgiye ulaşıp merakını giderebilir. Bunun içinde kütüphanelere gidip kalın-kalın ansiklopedik kitapları devirmesine de gerek yok. İnternetten çok kısa zamanda bu bilgileri edinebilir. Yok ayrıntılı bilgi isterse, kütüphaneler kitap dolu…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  125. Masal,

    Kendini bilmeyen rabbini bilmez. Bak bu günün sözü olarak ne yazıyor sonsuz us sayfasında : “Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen, cevizin

    hepsini kabuk zanneder.” Gazali.

    Önce kendini bil. Sonra rabbini bileceksin. Tanrısını tanımayan Peygambere/peygamberlere zaten saygı duymaz. Tüm dinler bir dir. Ve Kur’an yüce bir ilim, Muhammed peygamber büyük bir alimdir. Tüm peygamberler (adlarını bilmediklerimiz de dahil) ilahi alem den dir.

    Dinlerin öz’ü iyi huy güzel ahlaktır. Hepsi aynı kaynaktandır.

    Merkezden çok uzaklaşıyorsunuz (sen ve bu sitedeki fikir sempatizanı arkadaşların). Hatalarınızdan dönmenizi diler… Tüm insanlığın bir ve kardeş olduğunu hatırlatırım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  126. Ergen buhranlarına girmeyiniz, çok dikkat çekiyorsunuz, ilerleyiniz:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  127. Sayın misafir,

    Ona buna kendini bil diyeceğine asıl ve önce sen kendini bil. Sonra rab İsa’yı bileceksin. Baba oğul kutsal ruhu tanımayan, onun derinliğine inemeyen zaten diğerlerine hiç saygı duymaz. İncil en büyük müjdedir, rab isa bizim kefaletimizi bizzat kendi ödemiş ve rabbin yeryüzüne inmesiyle peygamberlik dönemi bitmiştir, günahlarımız onun yaralarıyla iyileşecek.

    Merkezden çok uzaklaşıyorsunuz (sen ve bu sitedeki müslüman sempatizanı arkadaşların) Kadın erkek yaşlı genç köle efendi, hepimiz İsa’nın ruhunda biriz. Hatalarınızdan dönmenizi diler… Tanrının çocukları olduğumuzu hatırlatırım.

    Yani lütfen.. biraz saygı ve zeka please.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  128. “Masal,

    Kendini bilmeyen rabbini bilmez. Bak bu günün sözü olarak ne yazıyor sonsuz us sayfasında : “Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen, cevizin

    hepsini kabuk zanneder.” Gazali.

    Önce kendini bil. Sonra rabbini bileceksin. Tanrısını tanımayan Peygambere/peygamberlere zaten saygı duymaz. Tüm dinler bir dir. Ve Kur’an yüce bir ilim, Muhammed peygamber büyük bir alimdir. Tüm peygamberler (adlarını bilmediklerimiz de dahil) ilahi alem den dir.

    Dinlerin öz’ü iyi huy güzel ahlaktır. Hepsi aynı kaynaktandır.

    Merkezden çok uzaklaşıyorsunuz (sen ve bu sitedeki fikir sempatizanı arkadaşların). Hatalarınızdan dönmenizi diler… Tüm insanlığın bir ve kardeş olduğunu hatırlatırım.
    “

    Yooo, mesajında hiçde kardeşlik ifadesi görülmüyor. Hiç olmazsa kardeşiz deme ki ‘kardeşiz’ vurgusuyla asli itki olan öfke ve tehdit bulamacına dönmesin üstü kapalı ve pasif agresif saldırı ve de hakkaten kardeşce olsun. Benimkisi kendini en doğru merkez sanmayan birinin naçizane yaklaşımı işte. Bir gören mutlaka vardır. :))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  129. gamaro, kiliseymiş burası yahu 🙂 bende diyorum nedir bu arkadaşların bu kadar misyonerlik halleri 🙂 sitenin sağına soluna haç koysaydınız da ideolojinizi anlama konusunda uğraştırmasaydınız insanları 🙂

    Sevgiyle her şey kardeşler. Sevgiyle … Öfke nefistendir. O’nu eğitin.

    Benim için tüm peygamberler bir dir. Dilerim sizin için de öyle olur bir gün.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  130. Tahta tabi, zoruna mı gitti:)

    Efenim söylemesi ayıp biz acayip günah çıkarırız burda, buyrun denemesi bedava.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  131. Abdest, namaz bilmezsiniz… Oruç tutmazsınız… Selamlaşırken, beğeninizi bildirirken, umutlarınızı dile getirirken Arapça laflar etmezsiniz… Dua etmez, dualara “amin” demezsiniz… Hayatınızda “din” yoktur.

    Ayrıca… facebook’ta en süper müslüman gruplarına üye değilsinizdir, sık sık İslami videolar da paylaşmazsınız. Unutmadan… Kandil, bayram vesilesi ile dini temalı yapmacık sms’ler de göndermezsiniz.

    Bu ipuçlarını birleştiren “zeki” bir müslüman din konusunu pek takmadığınızı farkeder. Kendini sizin imanınızdan sorumlu hisseder.

    Ancak “Sen müslüman değil misin?” diye sormak çok cüretkar bir tavır olacağı için önce başka yöntemler yoklama çeker. (“Türkçe konuşuyorsa, kesin müslümandır” yargısı vardır, müslüman olmak zorundasınızdır. Müslüman birinin imanını sorgulamak da ayıptır o yüzden kibarca yoklama çekmek en uygunudur… Tabi… Tabi…)

    Bu yoklama kıvamındaki müslümanın tavrı çok bellidir. Soruyu açıkça soramamanın getirdiği kasıntı bir hal vardır. Lafı dini konulara getiririr; Allah, Muhammed lafını eksik etmez.

    Tabi siz de durumu anlar “Ben müslüman değilim” diye arkadaşı aydınlatırsınız. Standant tepki “Nasıl yani?” şeklindedir. Sonra “hristiyan mısın? Değilsen nesin?” diye devam eder. Hiç dine bağlı olmadığınızı, tanrı kavramını akla yatkın bulmadığızı söylersiniz.

    İşin asıl tuhaf kısmı bundan sonra başlar. Müslüman arkadaş bu açıklama ile tatmin olmaz. “Neden inanmıyorsun?” diye sorar.

    İşte bu soru tam anlamı ile “kaşınma” sorusudur. Madem inanıyorsun, kaşınma kardeşim… Neden inanmadığımı sana anlatırken söyleyeceğim her laf sana küfür gibi gelecek, hakaret gibi gelecek… Sen, kendi inandığı masallara inanmayanları kabullenebilen bir adam değilsin. Henüz, o olgunlukta değilsin ve belki de asla olamayacaksın.

    Bu aşamada, artık ne derseniz deyin tartışmadan kaçamazsınız. Evrenin büyüklüğü ve düzeni, canlıların güzelliği, merhameti, Muhammed’in güzel ahlakı ve Kuran’ın mucizevi hedesi gündeme getirilir.

    Bu durumda Kuran’da mucize olmadığını, insan yazması olamayacak hiçbir şey olmadığını söylerseniz; birbirine karışmayan sularda boğulursunuz; ardından göklere çıkarcasına göğsünüz daralır; güneş, yıldızlar ve gezegenler yörüngede bir tur atarsınız; ardından üstünüze 19 çıkar… Sonra aya ayak basılan tarihi ve Kuran okuyup icat yapan Japon bilim adamlarını öğrenirsiniz.

    Tüm bunları daha önce bin kere duyduğunuzu “bir gece mağarada kendi başına oturan bir adama kitap gelmesi” oalyını inandırıcı bulmadığınız söylersiniz.

    İşte o an “Ne yani peygamber yalan mı söylüyordu?” sorusu gelir . “Efsane bunlar, uydurma hepsi” dediğiniz an müslümanın dinine hakaret etmiş olursunuz.

    O ana kadar sinirlenmediyse bile bu lafınızdan sonra sinirlenir.

    Bazısı belli etmez, içten içten sinirini sürdürür ve saldırgan şekilde lafa devam eder. Dünya’daki zulüm, ahlaksızlık, kızını satan baba, uyuşturucu krizine giren genç, açlık, Amerika, Irak, Afganistan, İsrail bombası parçalanan Filistinli kız çocuğu ve her şey… ama her şey üzerinize yıkılır. Unutmadan… Hitler, Stalin de var… Masonlar var bir de… Hepsinin hamisi, sponsoru, bir numaralı destekçisi oluversiniz. Herşeyin acısını sizden çıkarmak ister.

    Vaktiniz olur da konuşmaya devam ederseniz; evrim, abiyogenez, big bang felan her şeyi bilmenizi ister. Evrendeki tüm sorulara yanıt vermenizi ister.

    Bazısı sinirini tutamaz… Artık cümlelerine “bak arkadaşım” şeklide bir hitab ile başlar.

    “Allah yok, peygamber yok… Ne var o zaman?” diye saçmalar… Bu modelle fazla konuşulmaz.

    Aslına ne bu agresif modelle, ne de ılımlı, tebliğci modelle konuşulmaz. Bunlarla konuşarak bir yere varamazsınız. Hiç bir müslüman -ve sair dinlerin dindarı- lafla ikna olmaz, söylediğinizi dinlemez, sadece siz lafı bitirince ne söyleyeceğini düşünür.


    Bir müslümanla zülf-i yâr’e dokunmadan konuşamazsınız. Uydurma şahıslardan bile bahsederken “hazreti” demenizi bekler. İsa, Musa, Muhammed demenizi bile hakaret sayar, küfür sayar. İnanmamayı bir hak olarak görmez. Kendisine mâkul gelen şeylerin size mâkul gelmemesini anlayamaz, kabul edemez. Hiç bir müslüman karşılıklı konuşma ile, fikir alışverişi ile, olgun bir tartışma ile fikrini değiştirmez, altta kalmamak için elinden geleni yapar. Yanıt veremediği an, sıkıştığı an saldırıya geçer, konu ile alakasız yerlerden size saldırır, hakaret eder. Kişiliğinize, kimliğinize laf eder. “Belki senin yetişme ortamın bozuktu” gibi laflar eder. Sonuçta sinirinizi bozar, keyfinizi kaçırır. Bir adım da yol alamazsınız.

    Müslümana -ve sair dinlerin dindarlarına- laf anlatmak için harcanan zamana yazıktır.

    Hakeden herkese sevgiler ve saygılarımla,
    Bilgehan

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  132. HoLa’ya katılıyorum, dinci diye bişey var.. Ve ben bu dincilerin bırak insanı, bi kediyi bile “gerçekten” sevdiklerini görmedim daha.. Ayrıntılara takılmayalım sanatsızlığı içinde hiçlenen bi hayat. Sıfır kontak.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  133. “Abdest, namaz bilmezsiniz… Oruç tutmazsınız… Selamlaşırken, beğeninizi bildirirken, umutlarınızı dile getirirken Arapça laflar etmezsiniz… Dua etmez, dualara “amin” demezsiniz… Hayatınızda “din” yoktur.

    Ayrıca… facebook’ta en süper müslüman gruplarına üye değilsinizdir, sık sık İslami videolar da paylaşmazsınız. Unutmadan… Kandil, bayram vesilesi ile dini temalı yapmacık sms’ler de göndermezsiniz.

    Bu ipuçlarını birleştiren “zeki” bir müslüman din konusunu pek takmadığınızı farkeder. Kendini sizin imanınızdan sorumlu hisseder.

    Ancak “Sen müslüman değil misin?” diye sormak çok cüretkar bir tavır olacağı için önce başka yöntemler yoklama çeker. (“Türkçe konuşuyorsa, kesin müslümandır” yargısı vardır, müslüman olmak zorundasınızdır. Müslüman birinin imanını sorgulamak da ayıptır o yüzden kibarca yoklama çekmek en uygunudur… Tabi… Tabi…)

    Bu yoklama kıvamındaki müslümanın tavrı çok bellidir. Soruyu açıkça soramamanın getirdiği kasıntı bir hal vardır. Lafı dini konulara getiririr; Allah, Muhammed lafını eksik etmez.

    Tabi siz de durumu anlar “Ben müslüman değilim” diye arkadaşı aydınlatırsınız. Standant tepki “Nasıl yani?” şeklindedir. Sonra “hristiyan mısın? Değilsen nesin?” diye devam eder. Hiç dine bağlı olmadığınızı, tanrı kavramını akla yatkın bulmadığızı söylersiniz.

    İşin asıl tuhaf kısmı bundan sonra başlar. Müslüman arkadaş bu açıklama ile tatmin olmaz. “Neden inanmıyorsun?” diye sorar.

    İşte bu soru tam anlamı ile “kaşınma” sorusudur. Madem inanıyorsun, kaşınma kardeşim… Neden inanmadığımı sana anlatırken söyleyeceğim her laf sana küfür gibi gelecek, hakaret gibi gelecek… Sen, kendi inandığı masallara inanmayanları kabullenebilen bir adam değilsin. Henüz, o olgunlukta değilsin ve belki de asla olamayacaksın.

    Bu aşamada, artık ne derseniz deyin tartışmadan kaçamazsınız. Evrenin büyüklüğü ve düzeni, canlıların güzelliği, merhameti, Muhammed’in güzel ahlakı ve Kuran’ın mucizevi hedesi gündeme getirilir.

    Bu durumda Kuran’da mucize olmadığını, insan yazması olamayacak hiçbir şey olmadığını söylerseniz; birbirine karışmayan sularda boğulursunuz; ardından göklere çıkarcasına göğsünüz daralır; güneş, yıldızlar ve gezegenler yörüngede bir tur atarsınız; ardından üstünüze 19 çıkar… Sonra aya ayak basılan tarihi ve Kuran okuyup icat yapan Japon bilim adamlarını öğrenirsiniz.

    Tüm bunları daha önce bin kere duyduğunuzu “bir gece mağarada kendi başına oturan bir adama kitap gelmesi” oalyını inandırıcı bulmadığınız söylersiniz.

    İşte o an “Ne yani peygamber yalan mı söylüyordu?” sorusu gelir . “Efsane bunlar, uydurma hepsi” dediğiniz an müslümanın dinine hakaret etmiş olursunuz.

    O ana kadar sinirlenmediyse bile bu lafınızdan sonra sinirlenir.

    Bazısı belli etmez, içten içten sinirini sürdürür ve saldırgan şekilde lafa devam eder. Dünya’daki zulüm, ahlaksızlık, kızını satan baba, uyuşturucu krizine giren genç, açlık, Amerika, Irak, Afganistan, İsrail bombası parçalanan Filistinli kız çocuğu ve her şey… ama her şey üzerinize yıkılır. Unutmadan… Hitler, Stalin de var… Masonlar var bir de… Hepsinin hamisi, sponsoru, bir numaralı destekçisi oluversiniz. Herşeyin acısını sizden çıkarmak ister.

    Vaktiniz olur da konuşmaya devam ederseniz; evrim, abiyogenez, big bang felan her şeyi bilmenizi ister. Evrendeki tüm sorulara yanıt vermenizi ister.

    Bazısı sinirini tutamaz… Artık cümlelerine “bak arkadaşım” şeklide bir hitab ile başlar.

    “Allah yok, peygamber yok… Ne var o zaman?” diye saçmalar… Bu modelle fazla konuşulmaz.

    Aslına ne bu agresif modelle, ne de ılımlı, tebliğci modelle konuşulmaz. Bunlarla konuşarak bir yere varamazsınız. Hiç bir müslüman -ve sair dinlerin dindarı- lafla ikna olmaz, söylediğinizi dinlemez, sadece siz lafı bitirince ne söyleyeceğini düşünür.

    —

    Bir müslümanla zülf-i yâr’e dokunmadan konuşamazsınız. Uydurma şahıslardan bile bahsederken “hazreti” demenizi bekler. İsa, Musa, Muhammed demenizi bile hakaret sayar, küfür sayar. İnanmamayı bir hak olarak görmez. Kendisine mâkul gelen şeylerin size mâkul gelmemesini anlayamaz, kabul edemez. Hiç bir müslüman karşılıklı konuşma ile, fikir alışverişi ile, olgun bir tartışma ile fikrini değiştirmez, altta kalmamak için elinden geleni yapar. Yanıt veremediği an, sıkıştığı an saldırıya geçer, konu ile alakasız yerlerden size saldırır, hakaret eder. Kişiliğinize, kimliğinize laf eder. “Belki senin yetişme ortamın bozuktu” gibi laflar eder. Sonuçta sinirinizi bozar, keyfinizi kaçırır. Bir adım da yol alamazsınız.

    Müslümana -ve sair dinlerin dindarlarına- laf anlatmak için harcanan zamana yazıktır.

    Hakeden herkese sevgiler ve saygılarımla,
    Bilgehan
    “

    Bugün işe yarar birşey yapabilmiş olmak adına bu yazıyı kopyalamayı uygun buldum. Her bir satırına katıldım.

    Diyanet’in özenle ürettiği, genetiğiyle oynanmış (GDO) insan türü = Dinci. :))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  134. Sevgili Yabancı,

    Diyanet bunları türetmeden önce farklılar mıydı ? Şeyhleri, şeyhülislamları, imamı, papazı, piskoposu yok muydu ?

    Cahilliklerini şekillendiren o binbirsuratlar her yerde maalesef…

    Fakat umudum odur ki; diyanet yokolduğunda, küçücük bir zuhurat ile pilardo arasında gidip gelen aymaz neslin çocuklarıyla dinci kendi kendini doğal süreçte bitirecektir. Devletten tıkır tıkır para alamayan imam, müezzin takımı zaman içinde halkı yoldukça ve yolunan halk bu sahte tımarla! devşirildikçe kendiliğinden bin yollu saçmalıklar dizini haline gelecektir.

    “more input” = nerde çokluk orda b….

    Futbolcuyu, artisti yüz metreden fotoğrafından tanıyan yüce halkımız (Anayasa oylayan) Kılıçdaroğlu’nu başbakan, wikileaks’i ilaç markası zannediyor. Bi de, hani birileri “demokrasi” lafını ağzından eksik etmiyor ya. Çokluk, çoğulculuk, hak gibi birbirleriyle hiç uyuşmayan üç kavramı demokrasiyle yanyana kullanan bu zatlara da demokrasi nedir diye sormak lazım ya hiç girmeyelim bu mevzulara… Ne demiştik diyanet:… Olmadığında bi düşün! neler olur ?

    Güzel mi güzel olur, bütçesini eğitime verseler bayram bizimdir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  135. ısimsiz arkadaş umarım başın göğe ermiştir buyur rahatla :)) sildim yorumu

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  136. Diyanetin fabrika kapanır, yapay üretim durdurulur ve genç yaşlı herkesin alınterini çalarak engzisyon kurumunu beslemekten vazgeçilirse, hal böyleyken pişkin pişkin yaratıcının kendisi modunda sayrıl malihulyalarla etrafa saldırmaktan da vazgeçilir ve cebimizdeki eli de eğitimi destekleyerek kesilir. Bunun için yapay eğitimden doğal eğitime geçilmesi gerektiğini yüce halk anlayacak mı bilmiyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  137. Cübbeli ve Harun Yahyada son gelişmeler. Biliyorsunuz son günlerde Cübbeli’nin seks videoları ortadaydı. (Artık bulamıyoruz, kaldırılmışlar) Bunun üzerine Harun Yahya’nın cevabı. (Bilirsiniz kendisi de bu konuda tecrübelidir)

    )kapa parantez

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  138. Sevgili kardesim Kuran’ı okursan Allah da cogu ayetinde onu söylüyor ben ne zaman bir uyarıcı göndersem siz onu inkar ettiniz bu eskilerin masmalıdır dediniz diyor İbrahim Lût Musa İsa Muhammed sende şimdi bu eskilerin masalı diyorsun akıl sahipleri için bir öğüt olmalı bu yazılan mübarek Kuran’da ve Levhi Mahfuzda

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  139. En başta insanlar çok ilkeldi. Her şey tanrıydı. Korktukları, güç yetiremedikleri her şey tanrıydı.
    Kocaman ağaç, büyük dağ, azgın nehir, koca ayı, yüksek kartal…
    Yüzlerce, binlerce tanrı vardı ortalıkta…
    Kendi arasında takas sistemi uygulamaya yeni yeni başlayan insan bunu sevdi ve tanrılara takas önerdi: Kendi canının yerine nehre domuz attı, yıldırım onu yakmasın diye sunakta geyik yaktı. Kurban kültürü başladı.

    Zamanla akıllanmaya başladı insan, bu kadar çok tanrı olamayacağını kavradı. Tanrılarının sayısını indirdi ve onlara biçimler ve adlar vermeye başladı.
    100-150 olan tanrı sayısı 25-30’a indi.
    Mısır tanrıları, Grek tanrıları adlandırılıp biçimlenince, tanrı da olsa her işi yapamayacaklarını anlayan insan, onlar arasında bir görev bölümü yaptı: şarap tanrısı, aşk tanrısı, güneş tanrısı diye böldü onları; çünkü kendisi de avcılık / toplayıcılık aşamasını geçmiş, toplumda iş bölümünü keşfetmişti.
    Ama bu kadar çok tanrı yine de fazlaydı, ibadet zordu bir kere…
    Üstelik tanrılar çelişkiliydiler, birine tapsan diğerini kızdırıyordun.
    Bekaret tanrısına tapınca aşk tanrıçası bozuluyordu bu işe, barış tanrısına gitsen savaş tanrısı yıldırım falan yolluyordu:) İdare ettiler.

    Ama daha da akıllandı ve uygarlaştı insan, sürüyordu; sıkı bir tanrı devalüasyonuna gidilip tanrı sayısı daha da indirildi. Üçlemeler başladı. Üçleme iyidir, hem herkese yeter, hem kalabalık olmaz.
    Batıda Baba-Oğul-Kutsal ruh, ortada Lat-Menaf-Huzza, doğuda Buda-Vişnu-Krişna yetti uzun süre…

    Derken insan bilinen anlamda en yüksek yetkinliğe, en sağlam akla, en iyi zekaya, özetle gelişiminin doruğuna erişti ve sonunda tanrının “bir” olduğunu kavradı.

    Gelişim çizgisini hala sürdürebilenlere; yani tanrıyı 150 taneden 30’a, 30’dan 3’e, 3’ten 1’e ve nihayet 1’den 0’a indirecek kadar akıllanıp, bu eskilerin masallıdır diye gelişebilenler oldu.

    Sevgili kardeşim misafir, akıl sahipleri için bir öğüt olmalı bu mübarek yorumda:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  140. Dona’nın “Tanrı” olması okuyucuda psikolojik bir baskı yaratıyor ve bilinç altında tüm söylediklerini doğru ve tartışılamaz kılıyor.

    • Kötülerin (İblis’in bile) iyilere hizmet eden gizli kahramanlar haline getirilişi

    • Düalite/Polarite prensibini kullanarak her şeyin çift yaratıldığından yola çıkarak “şeytan”ın kötülüğünü dünyevi bir yanılsama olarak gösterme

    • İblis- şeytan kavramları konusunda okuyucunun kafasını bulanıklaştırma

    • Allah’ın her yerde” olduğundan yola çıkarak ve bunu çarpıtarak özünde Tanrı ve insanın bir bütün olduğunu iddia etme (panteizm-pananteizmi empoze etme)

    • Allah’ın tekamüle ihtiyacı varmış iftirasını atma

    Sayfa 69-70
    Dona: Şeytana gelince… Elbette şımartmadım onu. O şımarmayacak kadar olgun bir ruhtu.

    Ben: Tanrı şeytandan övgü ile bahsediyor! Hayretten ölmek üzereyim. Şeytan olgun bir ruh muydu? Şeytan senin ve dolayısıyla insanların düşmanı değil miydi? Şeytanın günahını mı alıyoruz milyonlarca yıldır?

    Dona: İblis bir sembol olmayı sevgiyle kabul etti. Hepsi bu.

    Ben: Kötü adam rolünü mü teklif ettin ona?

    Dona: Alemde hep beraberdik. Tüm ruhlar, sen ve ben. Ben ruhumdan bir parçanın tekamül etmesine karar verdim. Bu serüvende kimlerin yer almak istediğini sordum.

    Ben: Şeytanın rolü neydi tam olarak?

    Dona: Tekamül serüveninde iyinin karşıtının yani kötünün de olması gerekiyordu. Şeytanın ve ekip arkadaşlarının görevi ise insanlık tarihi boyunca kötüyü temsil etmekti. Kuran’da hem İblis, hem de şeytan kelimeleri ayrı ayrı geçer. Adem ile ilgili olaydan önce ondan İblis diye bahsedilir. Şeytan İblis’in insanın yaratılışından sonra taşımaya başlladığı addır. İblis kendi adı; şeytan ise üstlendiği rölün adıdır. Şeytan şeytanın avukatlığını yapmak üzere dünyaya gelmiştir. Senin doğruyu yanlıştan ayırt etmeni kolaylaştırmak için.

    • Ahireti inkar ettirip, ayet cımbızlama yöntemiyle reenkarnasyon inancını benimsetme böylelikle asıl hedef olan “hayat bir okuldur” ve tekamül en önemli şeydir felsefesini benimsetme

    Sayfa 77,78,79’da ahireti inkarı etmenin temeli oluşturulduktan sonra sayfa 80’de reenkarnasyon inancı benimsetiliyor.

    Kitapta Bakara Suresi 56. ayet reenkarnasyona delil olarak gösteriliyor:

    “Sonra, ölümünüzün ardından sizi dirilttik ki, şükredebilesiniz.”

    Buradaki “şükredebilesiniz” kelimesinden yola çıkarak ayette ölümden sonra yeniden bedenlenince şükrettiklerinden bahsedildiği iddia ediliyor.

    Oysa ayet bağlamından çıkarılmazsa “apaçık” çünkü 55. ayet şöyle:

    “Siz şunu da söylemiştiniz: “Ey Mûsa! Biz, Allah’ı apaçık görmedikçe sana asla inanmayacağız.” Bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı. Ve siz bakıp duruyordunuz.”

    Bu ayetlerin reenkarnasyonla uzaktan yakından alakası yok!

    • Tekamülünü / evrimini tamamlamaya yaklaştığını söyleyen, yeniden doğup- doğmama seçeneğinin kendi elinde olduğunu iddia eden yarı-tanrı bireylerden oluşan kibirli, üstün, elit bir ırk yaratma

    Sayfa 429 – 18. Bölüm
    Ben: Şimdiii, Hz. İsa model insan ya. Tekamül etmiş ve tanrısallaşmış insan modeli. Amacın bu modeli çoğaltmak. 9. tekamül kuşağına ev sahipliği yapan dünyada, ona verdiğin özelliklerin de çoğalması lazım.

    • Araya doğru bilgileri serpiştirip, yanlış bilgiyi insanlara doğru ile birlkte empoze etme

    • Dinin kaynağı yalnızca Kuran’dır diyenleri kendi kötü oyununa alet edip, mezhep
    ve hadis savunuru karşısında malup duruma düşürmek

    Sayfa 448-451 arası ise hadislerin dinin kaynağı olamayacağı ile ilgili mantıklı bilgiler içeriyor

    • Kuran’da olmayan Mehdi/ Mesih kavramlarını varmış gibi gösterme (Daha 20 sayfa once hadisler iftira diyordu, ama napmış neetmiş ayet cımbızlayarak sokmus mehdiyi-mesihi)

    • “Müteşabih ayet teknolojisi” adı altında ayetlere sembolik anlamlar yükleme- cımbızlama

    Sayfa 500’de “Müteşabih ayet teknolojisi” altında bir “ayet cımbızlama methodunu” görüyoruz.

    Dona: “Sabrettiğinize karşılık selam size. Dünya yurdunun sonu ne güzel.” (Rad, 24)

    Ben: Ayet “ahirzamanı” tarif ediyor!

    Dona: İsa’nın gönderdiği selamı tekrar alalım şimdi. “ Selam üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün, diri olarak yeniden kaldırılacağım gün de” (Meryem Suresi, 33)

    Ben: Aman Tanrım! İsa “ben geliyorum” diyor!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  141. Meğer Kur’an normal zeka seviyesine sahip insanların anladım sandığı ama aslında hiçbir şey anlamadığı ne denli karışık bir kitapmış..
    Kriptolar yumağı Mübarek:))

    Burak Özdemir gelsin bir çırpıda, dahi bir ”şifrebilimci” edasıyla bütün kriptoları çözsün diye indirilmiş.
    Maşallah maşallah!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  142. Kitap falan hikaye..
    Kuran’ı daha ılımlı ve ilgi çekici göstermek için ( şifreymiş, kriptoymuş) şarlatanların en çok sevdiği sözcüklerden.

    Burak ne diyor; bakın efendim ayetleri çözdüm hiç de sanıldığı gibi ”öcü”bi Tanrı yok, ılımlı bi dona var. Erenlerden olacaksınız.
    İşine gelen ayetleri cımbızlıyor, işine gelmeyip de içinden çıkamadığı ayetleri es geçiyor.
    Bizim, sorgulayıcı zihni olmayan insanlarımız da hemencecik atlıyor.
    Ölüm sonrası fantazileri kaldır dinlerden gör bakalım neler oluyor?
    Tek bi müslüman kalıyor mu?
    Ama dona bunada çözüm buluyor. Ölüp ölüp dirileceksiniz.Cehennem yok, tekamül var. Öyle ya ”mısır firavunu şimdi bir ressam’..’

    Yahu bazı gerçeklerle yüzleşemeyecek kadar korkak mısınız?
    Nasıl bir mantalite anlamış değilim.
    Bu tarz kitap yazanlar; böyle açmazları, çelişki ve kısırlıkları olan bir kitabın Tanrı tarafından yazılmış olamayacağını iyi bildikleri için, Allaha mallaha inanmazlar ama bunca inanan varken, daha çok onların üzerinden sağlanacak ranta bakarlar.

    En büyük kötülüğü İslam/Kuran yapmıştır ve yapmaktadır.
    Din öyle gökten inen bir şey değildir, insanların icadıdır. İlginç olan bu kitabı okuyanların bunları masal olarak algılamaması. Halbuki bu yetişkinler, çocukluklarında pamuk prenses, kırmızı başlıklı kız falan okudular. Masalın ne olduğunu da biliyorlar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  143. Gamaro’nun sorduğu , eşcinsellik meselesi ve xenix’in sorduğu kölelikle ilgili neler söylemiş Tanrı yani ” Dona”;

    Dona: Ruhun tekamülünde cinsel geçiş dönemleri vardır. Erkek- kadın- erkek kadın olarak doğmazsın. Üst üste aynı cinsiyette bedenleşmek, fiziksel bedenine alışmanı daha kolaylaştırır çünkü. Örneğin eşcinsel erkekler, kadın-kadın-kadın enkarnasyonlarından erkeklik dönemine geçişte ortaya çıkarlar. Eşcinsellik , kişinin bu dönüşüme uyum sağlamakta zorlanmasıdır.Eşcinsellik genetiktir diyenlerin haklı oldukları ama doğru ifade edemedikleri nokta da budur. Eşcinsellik genetik değil, karmiktir.
    Kişi, geçmiş yaşamlarını hatırlamıyor olsa bile , eski yaşantılarının izlerini üzerinde taşımaktadır.Giydiği erkek ‘’bedeni’’ ni aynada bi türlü kendine yakıştıramıyordur.
    O hala ilgi ve sevgiyle şımartıldığı kadın günlerini özlemektedir.

    Kölelik:

    Burak: Madem, İslam bir özgürlük projesiydi neden kölelik düzenini ortadan kaldıracak düzenlemeler getirmedi beraberinde? İslam’ın özgürlük olduğunu anlatmak için harika bir iletişim fırsatı verirdi bize. Köleliği başkaları kaldırdı, bu fırsat kaçtı.

    Dona: Kölelik ekonomik bir tanımdır. Bonservisi başkalarının elinde olan bir futbolcunun durumu, bahsi geçen kölelikten başka bişey değil. Kölenin de sahibin de lehine olan yani karşılıklı- kazanım ilkesine dayalı kölelikte yanlış olan hiçbir şey yoktur. Kur’an, sahip-köle ilişkisini zulümden arındırıp karşılıklı kazanım düzlemine getirmiştir.
    Muhammed’in, tüm kölelere ekonomik özgürlüklerini verebilmesi için çağın ekonomik sistemini değiştirmesi gerekirdi. Bu da İslam’ı bir felsefe olmaktan uzaklaştırır, ekonomik bir düzen haline getirirdi. Bunun yerine İslam kölelere, düşüncelerin özgürlüğünü hediye etti. En büyük tutsaklık da zaten buydu.

    Burak: Hımmm. Deliricem. Bu da mantıklı!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  144. Sizde, sağolasınız sayın İüdex:) evet millet aklını kaçırmış…
    Burak Özdemir beyefendi, birebir tartışabilirgillerden midir bilemem ama yalancıgillerden olduğu kesin.

    Ooo sen ne diyorsun Gamaro, günümüze kadar o kadar çok mehdi geldi geçti ki..
    Meydanı boş bulan, vahiyimsi ilham aldığını iddaa eden, kendisini mehdi ilan ediyor:)
    Ve bu adamların ciddi ciddi mehdi olduğuna inana zavallılar var.
    Yazık ya, şaka gibiler.
    Bunlar nasıl insandır, nasıl menfaat çetesidir anlamak imkansız.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  145. Ahh ahh, din insanı ne hale getiriyor.Yorucu tabi mehdi olmak dişler, damak, ağız burun dayanmıyor:))
    “Dünyayı kıyametten kurtaracak akla sahibim!!” nidası eşliğinde parçalıyor kendini.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  146. çok komiksiniz yawwww…
    gerçek ne dir biliyormusunuz hissetiğiniz ve hayattaki değişimlerinizdir…
    28 yaşına kadar tanrıya inanmayan biri olarak O kitaptan (levhi mahfuz)sonra allahı islamı ve hz muhameti anlamktan sevmekten hiç bir gün geçmedi. içimdeki o hissi kimseye anlatamam ama dünyada böyle bir güzel his yasamadım tek keliemeyle özetle hakikatı tadan biri burdan ayrılırmı… o çamur atan insanlar yukara yazılanlar yanlş yazılmıştır bir çoğuuu konuyu çarptırmak içindir…madem çamur atacaksanız kuranın hukmunu uygulayın okuyun dusunun bilginen ondn sonra yorumunu soyleyin… son olark bir çok basit bir denklem levhi mafuzdan sonra allah islama ve kendine dönen arayan insan sizce yanlışmıdır elinizi vicdanıza koyun amaç ve sonuca bakalım arkdaşlar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.