Tanrı var çünkü;

Tanrı var çünkü; olması gerekir.
Tanrı var çünkü; peygamberler öyle diyor.
Tanrı var çünkü; herşeyin bir sebebi var, tanrının yok. Olursa işler karışıyor.
Tanrı var çünkü; neden olmasın ki. Ben tanrı olsam ben de olurdum.
Tanrı var çünkü; olmasaydı dünyada adalet olmazdı.
Tanrı var çünkü; klorofil molekülü var.
Tanrı var çünkü; bilemediğimiz şeyleri bilen biri olmalı.
Tanrı var çünkü; gönderdiği kitapta olduğunu söylüyor.
Tanrı var çünkü; bir sürü insan inanıyor. Yanılmış olmamalılar.
Tanrı var çünkü; aslında binlercesi var.
Tanrı var çünkü; yumurtadan civciv çıkıyor.

Tanrı var çünkü; siz de sebeblerinizi yazın…

139 yorum “Tanrı var çünkü;”

  1. Baba oğul kutsal ruh vardır; çünkü allahın hakkı üçtür.

    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Tanrı var çünkü; trenlerin de lokomotifi var.
    Tanrı var çünkü; öyle anlattılar.
    Tanrı var çünkü; düşünülen her şey varmış, öyle dediler.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Tanrı var, çünkü Hüseyin bey de var.

    Hüseyin bey, kadınlara çiçek alırken de devrimci duruş sergilemesek diyorum naçizane:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Farkettiğimde iş işten geçmişti.
    Değiştirmeyi düşündüm.
    Sonra baktım baktım “Yooo” dedim; “ben bu kez kara çarşaflı kadınlara çiçek almış olayım, belki onlar da bana verirler”…

    Hani “Bu nereye gitsin” diyorlar ya istek parçalarında, sonra ekliyorlar “Allahın def’ettiği yerde vatani görevini yapmakta olan” diye saymaya başlıyorlar ya, ben de öylesine “Bu da kara çarşaflılara, peçelilere, burkalılara gitsin” dedim…

    Uydu mu?
    Uymadı mı?
    E ben napim şimdi?:))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Sonsuz tanrı paradoksu
    Herşeyi bilen dolayısıyla bileceklerini de bilen ve bu bileceklerinide bilebilen her şeyi bilen bilginin sonsuz dongüsünde ilerleyen tanrı

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. tersinim ve tasarım var çünkü tanrı var ; tanrı var çünkü tersinim ve tasarım var

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Allah var çünküsüz Aşk var…Bu aşkın varlığını farkettiren varlıklar ve farkeden varlığım var…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Ol dediğimde olmalı, dur dediğimde durmalıydı. Her şeyi kontrol edebilmeliydim. Sonsuz güçlü olmalıydım, BEN tanrı olmalıydım. Ben tanrı olamamışsam biri olmalıydı, beni ödüllendirip, kötüleri cezalandıracak biri.

    Tanrı var çünkü; BEN istiyorum.
    -Nuzzler-

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Bir Yaratıcı İradenin Var Olması Gerekliliği (Bir Zavallıya Cevap)

     Bir sitede bir “zavallı kişi” bir yaratıcının varlığını uygunsuz cümle ve ifadelerle inkâr ederek milyarlarca inançlının inancıyla alay etme cüretini göstermiştir. Bu yazımız o “zavallı kişiye” bir cevap niteliğindedir ve tamamen bilimseldir.
     Yakın sayılabilecek bir tarihe kadar materyalistler dolaysıyla evrimciler statik (durağan) evren modeline inanıyorlardı. Bu inancın temeli maddenin sakımı kanunudur. Bu kanun hiç bir maddenin yoktan var, vardanda yok olamayacağını belirtir. 
      Bir materyalist bu kanunu eğer evren varsa (ki vardır) yoktan var olamayacağından ezelden beri var, vardanda yok olamayacağından ebede kadar var olacak şeklinde yorumlar. 
      Bu modele göre evren ezelden gelip ebede giden durağan bir son-suzluktur. Ezelden gelip ebede gittiğinden zaman kavramı yoktur. Bilinen ya da bilinmeyen maddelerle doludur. Bu nedenle madde miktarı da sonsuzdur. 
     Bir materyalist ya da evrimci bu varsayımı (bir materyalist ve evrimci varsayımı olduğundan) tereddütsüz kabul edip ve inanıyordu. Bu varsayımın doğruluğunu ya da yanlışlığını sorgulamak hiç kimsen aklına gelmiyordu. Nasıl gelsin ki? Bu varsayımın materyalizmin temellerinden biri olan maddenin sakımı kanununa dayanıyor olması gerçek olarak tereddütsüz kabul edilmesi için yetip artıyordu bile. Fakat gerçekler arayan gerçek bilim dogmalara bakmaz, er geç yanlışları bulup düzeltir.
     Dikkatli bir gözlemci bu inancın yanlış olduğunu kolaylıkla anlayabilirdi. Örneğin iddia edildiği gibi evren ezelden gelip ebede gidiyorsa bir başlangıcı ve sonu yoksa ve zaman sonsuzsa ışıyan yıldızların (ışıma bir enerji değişimidir) enerjinin sakımı (entropi-1) kanuna göre enerjileri çoktan bitmiş, çoktan sönmüş (ölmüş) tüm evren ağır maddeler yığını haline gelmiş olması gerekirdi ama öyle değildi. Tüm evren ışıl ışıldı ve “yaşıyordu”. Evrenin “yaşıyor” olması ezelden gelip ebede gitmediğinin inkâr edilemez kanıtlarından sadece biriydi. 
      Evrenin genişlediğinin ve bir kütlesiz enerji zerresinden oluştuğunun keşfi (Bag Bang-Genişim Evresi teorileri) bu konuda yeni ufukların açılmasına, yüz yıllar süren bir bilimsel yanılgıların kırılmasına, düzeltilmesine neden olmuştur.
     Bu gün evrenin ezelden gelip ebede giden durağan bir sonsuzluk olmadığını, bir başlangıcının olduğunu, madde miktarının da sınırlı olduğunu artık biliyoruz. Evrendeki atom sayısı sadece on üzeri yetmiş sekizdir.
    Statik evren modeli yanlış olduğuna göre bu modele temel olan maddenin sakımı kanunun evren için yeniden ve doğru yorumlanması gerekeceği açıktır.
     Madden yoktan var olmaması var olan evrenin bir kaynağının olması gerekeceğini ortaya koyar. Hemen hemen kanıtlanmış olan Big Bag-Genişim Evresi teorilerine göre bu kaynak tüm evren oluşturacak güce (enerjiye) sahip kütlesiz bir enerji zerresidir. 
     Fakat maddenin sakımı kanunu evrenin kaynağı olan bu enerji zerresinin de bir kaynağının olması gerekeceğini belirtir ve bu sonsuz sayıda ezele kadar uzayıp gider. Eğer evreni oluşturan kütlesiz enerji kaynağının tümü kullanılmış (harcanmış) ise ardıl kaynakları da kullanılmış olacağından evren ezelden geliyor olur. Fakat evrenin inkar edilemeyen bir başlangıcı vardır. Yani ezelden gelmemektedir. Bir materyalist bu sorunu kurulup bozulan evren modeliyle aşmaya çalışır ama herhangi bir kanıt gösteremez.
     Bir materyalist için evrenin ve maddenin sınırlı olması materyalizme ters gelmez, zararda vermez. Bu mantığa göre evren ezelden beri sonsuz sayıda kurulup bozulmuştur; ebede kadarda kurulup bozulacaktır. Zaman yönünden her kurulma yeni bir başlangıçtır. Bir şeyin bitişi bir başka şeyin başlangıcıdır kuralına göre evren dışılık ezelden gelip ebede giden bir hiçliktir.
     Maddenin sınırlı (sonsuz olmayışı) kaynağın kaynağının tümüyle kullanılmadığını da gösterir. Tersinim teorisine göre evrenin kaynağı Bir Büyük Bütünün minik bir parçasıdır. Bu Büyük Bütün mutlak güç olmalıdır. Evren oluşurken sadece ortaya konan minik parçası harcanmıştır. Ezelden gelip ebede giden (materyalistlerce uzay adı verilip, hiçlik olarak tanımlanan) evren dışılık bu Büyük Bütünün ta kendisidir. Bu Büyük Bütün her şeyi kuşatmış, aguşuna almıştır. Evrenimize benzeyen ya da benzemeyen sonsuz sayıda başka evrenlerde vardır. Evrenimizin varlığı bu evrenlerin var olduğunun en büyük kanıtıdır.
     Evrende gözlemlenen ve asla inkar edilemeyen sistemli düzenler ise sistemli düzenlerin ancak irade, bilgi, güç, madde ve yeterli zaman beşlemesinin sonucu olacağından Mutlak Güç, Mutlak İrade ve Mutlak Bilgi sahibi bir Var edicinin var olduğunun açık ve kesin kanıtları olur.
    
     Tersinim
    
    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Tanrı var çünkü; tersinim sonucu hüdai var. Evrim sonucu olsaydı gelişmiş olurdu.

    Tanrı var çünkü; materyalistler var. Tanrı olmasaydı materyalistlerde olmayacaktı.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. Bir sitede bir zavallı kişi “bilimsel” kelimesinin anlamını dahi bilmeden (hem de zerre bilmeden, hatta son derece yanlış bir şekilde bilerek) yazıp durmak suretiyle kendisini rezil etmiş ve etmektedir. Ve benim bu yazım.. (yazımız değil, çünkü yazıyı sadece ben yazdım, bi kaç kişi oturup yazı yazmak gibi huylar edinemedim nedense, ayrıca herhangi bir tüzel kişilik adına da çalışmıyorum) evet bu yazım “bu zavallı” kişiye bir cevap niteliğindedir ve elbette benimkisi de bilimsel olacaktır.

    Neden derseniz eğer; çünkü çok sinirliyim ve sinir diye bişey vardır ve bilimseldir, ayrıca tamamen kesin kanıtlarla çalışan psikoloji, nöroloji, anatomi ve elektrik bilimlerince ortaya konmuş bişeydir, ve zaten ben şu an sinirliysem olmayan birşeye sahip olmam da mümkün olamayacağına göre demek ki iki ihtimal vardır, ya milyarlarca atom tesadüfen yanyana gelip sinir yapmıştır, veya sinir lifi sarı renktedir. İlki mümkün olamayacağına göre ikincisi doğrudur, evet sinir diye bişey vardır ve bir life bağlıdır ve o da sarıdır, zaten anatomi bilimi bunu bize kesin kanıtlarla göstermiştir, lakin o renk aslında sarı değildir, hatta renk diye birşey yoktur çünkü çevreden aldığımız uyarılar sinir lifleri aracılığıyla beyne iletilen elektirik akımlarından ibarettir ve bu nedenle sarı diye bişeyden bahsedilemez, görüldüğü gibi herşey son derece bilimseldir çünkü bizzat sinirin kendisi de beyne ulaşan bir elektriksel uyarıdan ibarettir aslında ve o da yoktur, zaten anatomi derslerinde kullanılan bistüriler de yoktur, herşey bilimseldir, ve tüm bunlar bize sarı rengin evrim sonucunda oluşmuş bir renk olduğu yalanının son derece saçma olduğunu hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlarlar, işte sinir de böyle bişeydir ve sarı renkteymiş sanılır, lakin sarı olan şey aslında etektir, hatta türküsü bile vardır.

    Bugün biraz bilim yaptım, darısı diğer günlerin başına, ha bu arada tanrı vardır, çünkü bi yaratıcı olmazsa tanrı nasıl var olur?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. tersinim metninin ciddi anlamda bilgiye yaklaşım, onu yorumlayış kapsamında rehabilitasyona gereksinim var. Bir şeyler yazayım dedim, nereden tutsam elimde kalıyor…
    Zamanı olan arkadaşlara teşekkür ederek içimi rahatlatıyorum.
    tanrı var çünkü’den sonra gelen “yaratıcı olmasa tanrı nasıl olur” sorusuyla Gamaro konuyu hem felsefik hem de mantık bilimi hem de edebi sanat olarak özünden bağlamış görünüyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. GENİŞİM EVRESİNDEN SONRA OLUŞAN DÜZEN

      İçinde yaşadığımız evrenin yaklaşık 14 milyar yıl önce hacimsiz bir enerji zerresinin genişimiyle ortaya çıktığı ve zaman içinde şimdiki şeklini aldığı bilim dünyasının onayladığı bir gerçektir. 
      Uzay boşluğu, galaksiler, gezegenler, Güneş, Dünya, kısaca evreni oluş-turan tüm gök cisimleri evrenin genişleme evresi adı verilen bu süreç sonu-cunda meydana gelmiştir. 
      Genişim evresi bir patlamaya benzetilir. Eğer bir patlama ise beklenmesi gereken, patlamanın ardından maddenin atomlar ya da atom altı parçacıklar halinde uzay boşluğunda rast gele dağılması olacaktır. Fakat öyle olmamış, tam aksine, son derece sistemli ve düzenli gelişen bir süreç sonunda hayranlıkla gözlemlediğimiz bu evren ortaya çıkmıştır. 
      Patlama sonucu rast gele, sağa sola düzensiz dağılması gereken madde-lerin belirli ve geçerli kanunların izin verdiği ölçülerde ve düzenlerde evrenin belirli noktalarında birikip galaksileri, yıldızları ve yıldız sistemlerini oluşturması; aralarında değişmez kurallarla ilişkiler kurması ve sistemli bir düzen oluş-turması bilim adamlarının benzetmesiyle bir buğday ambarına atılan el bom-basının, buğdayları toplayıp, düzenli balyalara sarıp üst üste istiflemesi kadar hatta bundan çok daha zor, çok daha olağanüstü bir durumdur.
      Big Bang teorisine uzun yıllar karşı çıkmış olan Prof. Fred Hoyle, bu durum karşısında duyduğu şaşkınlığı şöyle ifade eder:
      -Big Bang teorisi evrenin tek ve büyük bir patlama ile başladığını kabul eder. Ama bildiğimiz gibi patlamalar maddeyi dağıtır ve düzensizleştirirler. Oysa Big Bang çok gizemli bir biçimde bunun tam aksi bir etki meydana getirmiştir. Maddeyi birbiriyle birleşecek ve galaksileri oluşturacak hale getirmiştir.
      Elbette ki evrenin tüm maddesini içeren böyle muazzam bir patlamadan sonra bu derece hassas dengeler üzerine kurulu bir sistemin ve düzenin oluşması ancak mucize tanımıyla açıklanabilir.
      Astrofizikçi Alan Sandage da bu gerçeği şöyle ifade etmektedir:
      -Böyle bir düzenin kaostan gelmiş olduğunu oldukça imkânsız buluyorum. Tanrı'nın varlığı benim için bir sırdır, fakat varlık mucizesinin de tek açıklamasıdır.
      Bilim adamlarının da ifade ettiği gibi, bir patlama ile birlikte atomların en uygun şekillerde bir araya gelmeleri, sonsuz düzenlilikteki evreni, evrenin içindeki milyarlarca yıldız barındıran milyarlarca galaksiyi, trilyonlarca gök cisimleri arasındaki hiçbir aksaklık barındırmayan dengeyi oluşturması büyük bir mucizeler dizisidir. Mucizeler dizisidir çünkü oluşum bir mucizeyle başlar, mucizelerle devam eder ve mucizelerle sona erer.
      Evrenin başlangıcındaki bu muhteşem denge, ünlü Science dergisindeki bir makalede ise şöyle ifade edilir:
      -Eğer evrenin yoğunluğu bir parça daha fazla olsaydı, o zaman Einstein'ın genel görecelik kuramına göre evren, atomik parçacıkların birbirini çekme kuvvetleri dolayısıyla bir türlü genişleyemeyecek ve tekrar küçülerek bir noktacığa dönüşecekti. 
      Eğer yoğunluk başlangıçta bir parça daha az olsaydı, o zaman evren son hızla genişleyecek, fakat bu takdirde atomik parçacıklar birbirini çekip yakalayamayacak ve yıldızlarla galaksiler hiçbir zaman oluşamayacaktı. Doğaldır ki biz de olmayacaktık.
      Yapılan hesaplara göre, evrenimizin başlangıçtaki gerçek yoğunluğu ile ötesinde oluşması imkânı bulunmayan kritik yoğunluğu arasındaki fark, yüzde birin bir kuvatrilyonundan azdır. Bu, bir kalemi sivri ucu üzerinde bir milyar yıl sonra da durabilecek biçimde yerleştirmeye benzer... Üstelik, evren genişledikçe, bu denge daha da hassaslaşmaktadır. 
     Yukarıya kısaca aldığımız kanıt ve görüşler tersinim teorisinin başlangıcın bir patlama olmadığı planlanıp düzenlenmiş bir genişim evresi olduğu görüşünü doğrular. 
    

    Tersinim

    Not:Bu güzide siteye at gözlüğü takmayıp tarafsız gözlerle gerçek bilimi arayan aydın kişilerin de ziyaret ettiğini biliyorum. Yazdıklarımla verilen cevaplar muhakkak ki kıyaslanacaktır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Ha iadüh ha.. Ben sana havuç ye dedikçe sen nane yiyorsun.

    Ne bu şimdi? Yani benim konuyla ilgili olarak sahip olduğum ve sadece bi amatör düzeyindeki bilgi birikim bile bunca saçmalığın bir araya gelmesine tahammül edemezken, güzide sitemizi ziyaret eden gerçek bilim adamları ne yapsın sana vallahi bilmiyorum tersinim. Yani sen de bilinçli bir tasarımsan eğer, vay haline bu projeye verilen ismin.

    [Patlamaymış..daha ne ambar var ortada ne tahıl, adam arpa saçıyor sağa sola.. Arpası fazla geldi herhal, yine de en doğrusunu allah bilir elbet.]

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. tanrıyı ya yarattığından dışlayacaksınız ya da tanrıyı da tersinim düşüncenize sokmak zorunda kalacaksınız.
    Tanrıyı yarattığından dışlarsanız kaderi de, kadere inancı da boşlamalısınız, bunu yapmam derseniz o halde tanrınızın her an mükemmelliğini yitirmekte olduğunu onaylayacaksınız.
    araya evren fiziği bilgilerini oradan buradan eklektik tümceler olarak alıp da her tümceye içinde tanrının mucizesini içeren yargınızı ek tümce olarak alacaksanız ve bunu bilimsellik olarak alacak ve hatta güzide siteye gelebilecek aydın kimselere bunu yedirtmeye çalışacaksanız; size site katılımcılarının neden bir süre sonra ciddi ciddi yanıtlar vermediğini anlayacaksınız…
    ( not: siteye at gözlüğüyle bakmayıp okuyan aydınlar eh artık bir zahmet aydın sorumluluğunu yerine getirip de müdahil olsalar değil mi?)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Allah var. Çünkü onun varlığını isbatlamaya gerek duymayacak kadar O’na, O’nun varlığına inanıyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Yazdığı herşeyi oldukça bilimsel sınırlar dahilince yazdığını düşünen/dile getiren’lerin veya kinaye yoluyla bunu böyle yapmadığını, yağtığını söylemek yoluyla ima edenlerin, zeka katsayılarına vurgu yapma çabası bence hiç bilimsel değil. Felsefe nasıl yapılır bilmem, kadim Yunan felsefecilerinin artık klişeleşmiş varlık/yokluk muhasebelerinin üstüne söyleyecek sözümde yoktur. Ancak uzay, zaman, madde, atom vs… okumalarımdan çıkardığım bazı küçük dersler var ve bunları öyle süsleyip püslemeden ifade edebilirim ki anlaşılır olmakla insanların düşüncelerine hitap edeyip, anlaşılmaz olmakla kendi bencilliğime değil.

    Kuvvet ve bilgi, şuan masamın üzerinde duran kalem bir dizi kuvvet ve bilginin ürünüdür. Kuvvet ve bilginin ürünü olduğunun ispatı çok basittir, buna inanmayan insanı alırsınız hammadde aşamasından nihai ürün aşamasına kadar kalemin nasıl üretildiğini gösterirsiniz, daha da inanmazsa, bir miktar demir cevheri, bir miktar mürekkep ve bir miktarda plastiği aynı ortama koyarsınız, birkaç yüz milyon yıl beklersiniz; hiçbirşey olmamıştır. Neden çünkü kalemi oluşturacak kuvvetlerin belli bir yönde ve ölçüde bir bilgiye dayanarak bu ürünü oluşturacak şekilde uygulanması gerekir. Uygulanmadığı zaman kalem kendiliğinden teşekkül etmez.

    t=0 dediğimiz bir anda düzenli bir genişlemenin sonucu olan ve sınırları bilinmeyen bir uzayda yaşıyoruz. Bu uzayı maddenin bütün özelliklerini taşıyan en küçük yapı taşı dediğimiz atom ve atomunda binlerce alt birimini dikkate alalım ve sonsuz uzayda kurulu olan (düzen demekten özellikle kaçınıyorum) mekanizmaya kadar götürelim … bu genişlemenin ilk parçacıklarını tekrar elde ederek, özellikle kütle çekimi ile ilgili bilinmezlere cevaplar bulabilmek, bazı atom altı parçacıkları gözlemlemek amacıyla, Cern’de bir parçacık hızlandırıcı kuruldu malümunuz. Cern’de sayısını bilmediğim belki yüzlerce bilimadamının bilgilerini ve çeşitli kuvvetleri belli yönlerde ve belirli şiddetlerle kullanarak oluşturdukları bu küçük “mekanizma” nın çalışıp çalışmayacağının garantisi ise yok. Bazı bilim adamları ise yapılması düşünülen hadron çarpıştırması deneyi sonucunda oluşacak kara deliğin dünyamızı yokedeceğini söylüyor.

    Bu durumda, bigbang öncesi ve sonrası bütün bu olayları kontrol eden, yöneten, bilgi ve gücüyle bugünkü uzayı şekillendiren bir yaratıcının olmadığını söyleyen arkadaşlara samimi bir tekliftir; Bigbang ile karşılaştırıldığında minyatür kalan Hadron Deneyinin bile bilgi ve kuvvetin bilinçli ve kontrollü idaresi olmadan olamayacağı son derece açık iken bana kalemin hammaddelerinden kendi başına nasıl teşkil olacağını yani bigbangin neden kaos doğurmadığını ve bigbang öncesinin açıklayın lütfen.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. Bigbang nasıl kaos oluşturmuyor veya bigbang’den önce ne vardı veya canlıların oluşumu vs vs. peki…
    Bu soruların cevabını Tanrı’da bulan sevgili arkadaşlar…
    Ufak tefek sorular bunlar beya. Yani sizin kafanızda çok daha büyük bir soru olmalıydı aslında.
    Önce önden buyrun siz bana açıklayın
    Tanrı nasıl oluştu?
    Nasıl bu kadar güçlü oldu?
    Nasıl oluyor da görünmüyor?
    Tamamıyle sallıyorum, benim aklımda böyle sorular yok, ama eğer inanıyorsan bunları veya kendi kafanda olması gereken soruları bi zahmet bilimsel olarak bi açıklayıver. Çok seviyoruz ya bilimi…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. tanrı var çünkü hala inanmak zorunda olanlar var, demek ki tanrı inananlar oldukça var… Aptalca ama basit, basit ve aptalca bir çıkarsama… inanalar inanmayanlara şaşırır, bu kadar kanıt var olduğu sürece; inanmayanlar inananlara şaşırır; bu kadar kanıt olduğu sürece, varlığa ve yokluğa kanıt aramak son tahlilde herkesi inançlı yapar, en azından bir şeye…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. “Her fikir, her inanış, tek mevsimlik vesselam;
    Zaman ve mekan üstü biricik rejim, İslam…

    “

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. selâm,

    herkesin bir tanrısı var,

    kiminin hevesi olmuş tanrısı, kiminin bilimi, bilimselliği, bilmem ne belâsı,
    kiminin kimisi, kiminin kendisi vs.

    buradaki herkesin bir tanrısı var.

    ben beni yaratan Allah’a hamdediyorum. benim tanrım tanrıları yaratan tek tanrı, Allah…

    vesselâm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Ey yorumcular. bu yorumu yazana kadar, ben sizin için yoktum!
    Ama şu an itibari ile benim varlığımdan haberdarsınız.
    çünkü bu yorumu yazana kadar benim varlığım sizin için yoktu. ve ben size hiç bir şekilde gözükmemiştim. sizinle hiç bir şekilde temas kurmamıştım.
    şimdi sizce ben varmıyım?
    tabikide ben varım. siz beni daha evel görmemiş olsanızda varlığımdan haberdar olmasanızda. ben varım ve burdayım.
    halbuki siz sadece gördüklerinize iman ediyorsunuz(yani kendinize inanıyorsunuz)
    Bu arada ben tanrı değilim.. yanlış anlaşılmasın 🙂
    Beni ve sizi vareden Allah’tır.
    Güneş balçıkla sıvanmaz. Gözlerini kapatıp güneş yoktur diyen! sadece kendine sanal bir körlük oluşturmuştur. bu böyledir ve mutlak gerçektir.
    bu arada sizin beni göremeyişinizin sebebi gözlerinizin 100 metreden ilerisini bulanık görmesindendir. ve bu sizin ne kadar uzağı görebileceğiniz değildir. ne kadar çok yanılabileceğinizin ispatıdır.
    yanılgılarla dolusunuz. değilmi.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. Ey yorumcular. bu yorumu yazana kadar, ben sizin için yoktum!
    Ama şu an itibari ile benim varlığımdan haberdarsınız.
    çünkü bu yorumu yazana kadar benim varlığım sizin için yoktu. ve ben size hiç bir şekilde gözükmemiştim. sizinle hiç bir şekilde temas kurmamıştım.
    şimdi sizce ben varmıyım?
    tabikide ben varım. siz beni daha evel görmemiş olsanızda varlığımdan haberdar olmasanızda. ben varım ve burdayım.
    Ve ben tanrıyım, sizi ve diğerlerini yaratanım, şimdi hala inanmıyor musunuz?

    (unutmayın, siz bu mesajı alana kadar ben sizin için yoktum. Ve şimdi aldınız ya, artık hiç şansınız yok, ben ne dersem oyum)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. (unutmayın, siz bu mesajı alana kadar ben sizin için yoktum. Ve şimdi aldınız ya, artık hiç şansınız yok, ben ne dersem oyum)

    Sen ne dersen o sun gamaro. sen tanrısın gamaro! Aklın senin tanrın… ve konuştukça büyüyorsun.. ve yakında ayetlerini indirmeya başlarsın bu site de senin cebrailin olur dimi 🙂

    ama anlatamam sana gamaro görmen lazım…

    Gamaro: görmek, farkındalık,varlık, yokluk, üstüne bir ironiyi neden ters düz etmeye çalışıyorsun bunu anlamış değilim…

    Gamaro: sana bir hikaye 🙂 Geçmiş çağlarda bir zaman da, bir adam yaşarmış.
    bir gözü körmüş, hayata hep o tek gözden bakarmış.
    ama bir hayali varmış o da görmeyen o tek gözüyle de görmek. ve bir doktor bulmuş. bana bir göz demiş, doktor da burda bir keçi var demiş onun gözünü istersen
    çıkartır, senin görmeyen gözünün yerine takarız. demiş.
    doktor almış keçinin gözünü adamın gözüne takmış. adam görmeye başlamış.
    gel zaman git zaman doktor hastasını çağırmış. nasıl bir şikayetin varmı diye sormuş.
    adam ise şöyle cevap vermiş: doktor bey görüyorum ama, bir sorunum var. yeşillikleri kırları bayırları görünce gözüm hep oralara kayıyor.
    keçinin gözüyle bakınca demek!

    ama anlatamam sana görmen lazım…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. İroniyi ters düz etmek mi? Beni tanrı yapan bizzat senin mesajındı zaten, bundan iyi ironi mi olur yeşil gözlüm.

    [bu böyledir ve mutlak gerçektir.] (görgü tanığından alıntıdır)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. “..Rabbi hakkında İbrâhîm’le tartışan kimseyi görmedin mi?

    -Hani İbrâhîm
    -“Benim Rabbim dirilten ve öldürendir” demişti

    -O
    “Ben diriltir ve öldürürüm” demişti

    -İbrâhîm
    -“Öyleyse, şüphesiz Allah, güneşi doğudan getiriyor

    -haydi
    -sen onu batıdan getir!” deyince

    -o
    -inkâr eden kişi şaşırıp kaldı..” (bakara/258)

    doga
    belli kurallar VAHY (fizik yasalari) cercevesinde islevini yerine getirmektedir..

    örnegin

    günesin dogudan dogup batidan batmasi
    insanlarin kan kaybindan ölmesi (vs.) Allah´in koydugu kural (fizik/vahy) lardir..

    görünen o ki
    ateist
    yada
    teist
    bilimsel yasalarin varligi noktasinda ayni fikirde sadece uymak yada cignemek insanin secimine kalmistir..

    **

    “Ve ben tanrıyım, sizi ve diğerlerini yaratanım, şimdi hala inanmıyor musunuz?..” diyen “tanritanimaz” gamaro´nun kendini tanri ilan etmesi celiskili bir yaklasim gibi dursa bile hic te garip degil cünkü kime,nasil vs. haric “inanc”genlere kodlanmis nitekim bir “tanri/inanc” olmadan olmuyor kacis yok..

    ülkemizde
    acikca “tanri”ligini ilan etmemis ama “tanri”muamelesi görenler de var..

    simdi

    “tanri tanimaz”larin neden her daim tanri muhabbetine girdigini anladiniz mi ?

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. O öyle bir histirki. o hakkı ile cezbe ile biliniyor.
    cezbe ise tasavvuftaki anlamına bakınız. o an için yönleriniz kaybolur. sadece o duyguya ve o anki haliniz için tüm varlığınızı verebilir. ve her şeyden geçebilirsiniz.
    bu gerçeklik o an için sizin ulaştığınızdır. veya size ikram edilendir. buna maddi bir anlamla izah edemezsiniz çünkü madde boyutu anlamsızdır. başkasınada anlatamazsınız. tabiki bu olayın nasip boyutuda vardır. yani şanslı ruhlardansanız bu olabilir.
    şans demek olayı tesadüflere bırakır bu sözü geri alıp şöyle izah edeyim o zaman. inanmışsanız ve bir işaret bekliyorsanız ve bunun çok güçlü ve ikna edici olmasını istiyorsanız.
    bu oluyor yani bende oldu. aklın ve kelimelerin acizliği ve anlamını yitirdiğidir, geriye kalan.
    tekrar o anın özlemini duyarsınız. bu sizinle onun arasındadır.
    ve o an için yüzeysel olan imanınız. gerçekliğe dönüşür. ve gerçekten iman eder inanırsınız.

    Tanıklığım bu kadar.

    keçilerin gözlerinin yeşil olduğunuda kim söyledi 🙂
    benmiyim keçi şimdi 🙂

    Çawê mi çawê reşê.

    Kürtçe Lugatça:
    Çawe = Göz
    Çawê mi = Gözüm
    Reş = Siyah
    Reşê =Siyahtır

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. Hayır efendim, keçi gözüyle bakan bendim, örneği verense sendin, onu da mı unuttun?

    (yoksa değil miydim, yoksa gözlerimi keçi gözleriyle eşleştiren ve yaptığın benzetmenin içinde “keçi” kelimesini geçiren sen değil miydin? Kimdi sahi bu örneğin öznesi, yoksa beni değil de kendini mi kastetmiştin?)

    Keçi gözüne karşı yeşil göz efendim. Alaka? Yeşile dair yüzlerce anımsayıştan biriydi sadece, sizi keçilikten tenzih ederim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. Ebubekir, son mesajını okuyunca “dedikodu”nun güvenlik kodu üzerine şiir yazasım geldi nedense. Neyse…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. Söz konusu keçilik ve keçiler olunca. keçiler zor hayvanlardır.
    kolay kolay disipline edilmezler.

    Keçilerin asi olduklarıda söylenir. galiba öyledirlerde velhasıl “keçileri kaçırmak deyimi” halk arasında kullanıla gelen deyimlerdendir.
    kaçınca toplaması çok zordur 🙂
    çobanların en sevmediği hayvanlardandırlar. çocukken keçi gütmüşlüğümde vardır. sizi peşinden sürükler dağ yamaç kan revan içinde bırakıverirler.

    Ama kimsenin tadına bakmadığı otların tadınada bu asi hayvanlar bakar. ve neticesinde serum etkisi yapan o muhteşem sütlerini verirler size.
    gözlerine dikkatlice bakmadığımı farkettim şimdi. çakır gözlü hayvanlar galiba 🙂

    Tavsiye: Arada bir keçi sütü içiniz içiriniz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. gamaro yazdi;
    “dedikodu”nun güvenlik kodu…”

    GEN ?
    KOD ?
    SIFRE ?

    ah
    su
    GEN-ler
    insana
    SINIR-ini hatirlatan ve “yaratici”nin üstünlügünü adem/beser´in her daim yüzüne vuran GEN-ler..

    ha
    dedikodu demistin dimi..

    evet

    dedikodu = giybet olarak anlayanlar da var

    peki

    sence dedikodu nedir ?

    örnegin

    binlerce bilim kitaplari okudun icinde ne kadari dedikodu yada nutuk adli kitabin ?

    veya

    davut (zebur)
    musa (tevrat)
    isa (incil)
    muhammed (Qur´an)

    peygamber/elci-ler´den bize miras kalan kitaplarin yüzde kaci dedikodu ?

    yada

    tarih
    roman
    hikaye
    biyografi vs. kitaplari dedikodusuz yazilabilirmiydi ?
    tarihi sahsiyetler taninabilinirmiydi ?
    gecmisden ders cikarilabilirmiydi ?

    peki

    dedikodu olmasaydi

    sahitler mahkemelere gidermiydi ?
    suclular cezadan yirtmazmiydi ?
    bu durumda masum serlinin serrinden nasil korunurdu ?

    bence
    akliniza ne geliyorsa mutlaka dedikodu/giybet ile iliskisi/baglantisi vardir..

    bence
    herkes dedikodu/giybet yapmali sahtekarlari,soysuzlari,zalimi desifre etmeli..

    bu anlamda
    inanin ben her gün yüzlerce dedikodu/giybet ediyorum bu durus ve davranisimin kesinlikle dogru olduguna inaniyorum hatta bir kisim gelenekci din(i)dar-in ZAN ettigi gibi cehennemlik degil cennetlik bir fiil icinde olduguma inaniyorum..

    Sn.gamaro,
    “Ebubekir, son mesajını okuyunca “dedikodu”nun güvenlik kodu üzerine
    şiir yazasım geldi nedense..” demissin

    fena olmaz dostum
    bol “dedikodulu/giybet” siirini
    merakla bekliyorum bu vesileyle siir-sel de olsa dedikodu “KOD´dan senin ne anladigini da anlamis oluruz..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. Sen kendi dedikodunu kutsadın ya, bak işte bu senin kodun. Zaten kim ne derse desin, en üstte hep senin kodun.

    [Gamaro tanrılığını ilan etmiş.. düz yazıdan anlamayanın şiir neyine Ebubekir. ]

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. “Imam Camide vaazediyordu

    – Cenabi hak teala Hazretleri dogmaz, dogurmaz, benzeri yok, esi yok… ne yerdedir, ne göktedir.. Yemez icmez.

    Erenler, yanindakini dürter:

    – uzun yoldan dönüp dönüp dolasiyor… Adam, “Yoktur” diyecek ama, galiba cemaattan korkuyor. der”

    Öz Can,

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. Kelimeler ve Cümlelerinizin bir sınırı, bir sonu yokmudur?
    Her cümleyi her kelimeyi her konuyu bir yerlerinden cımbızlıyıp soyut anlamlar yükleyerek.
    nereye kadar yol alabilirsinizki. Hakikaten varacağınız bir durak varmıdır. nerde frene basacaksınız.
    birazda içinize dönseniz diyorum.
    -hani pas,kir içinde bıraktığınız. taştan bir nesneye çevirdiğiniz yüreğinizemi desem,vicdanınızamı.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. sahtekarlari
    soysuzlari
    zalimi
    desifre etmek dedikodu ise dedikodu/giybet yapmayan tek VICDAN sahibi yoktur..

    aksi

    kir……-lenmek
    pas….-lanmak
    tas…..-lasmak..

    frene basa basa nur gibi bir “kap kac cumhuriyeti” sahibi olundu zaten..

    kirli beyin
    pasli vicdan
    taslasmis yürek
    haric herkes sikayetci..

    frene basilmasini istiyenler “biz islah edicileriz derler ama fesatcilarin ta kendileridir yada ilericiyiz derler ama gericilerin dik alasidirlar..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  36. ebubekir dediki;
    ” sahtekarlari
    soysuzlari
    zalimi
    desifre etmek dedikodu ise dedikodu/giybet yapmayan tek VICDAN sahibi yoktur.. “

    bu dediklerinizi deşifre edenler dedikodu yapmamışlardır. onlar hakkı ortaya koymak için gerçekleri ifşa etmiş, hakkaniyetli ve cesurca bir iş yapmıştırlar.

    Biliyorsunuzki hepimizin anladığı dedikodu adi vakalar için sarfedilen kıymeti,değeri olmayan ve insanların tasvip etmedikleri arkalarından konuşmak, diye bildiğimiz şey.
    sanırım sizin demek istediğiniz. ve hepimizinde katılacağı konu budur. insanların var olan hatalarını,yanlışlarını,uygulamalarını yüzlerine söylemektir. doğru olan.

    aksi durumlar iftira ve kötü sonuçlar doğurabilir. kişiler ve şahıslar bazındada böyledir. veya bir toplum-topluluk için de kullanılırsa durum böyledir. sonuçları ağır olur ve insanlar bedel öder.
    örnek: 2 şahıs kendi aralarında genelleme yaparak bir kişiyi,gurubu,toplumu karalarsa veya atıp tutarlarsa, bu hem o kişiye veya topluma iftira,karalama hemde o kişiyle veya toplumla tüm bağlarını koparmadır. yani tasvip edilemez.
    herkesin bildiği şeyler yani.

    geçelim fren faslına 🙂

    ebubekir dediki; “frene basilmasini istiyenler “biz islah edicileriz derler ama fesatcilarin ta kendileridir yada ilericiyiz derler ama gericilerin dik alasidirlar..”
    bir kere ben fikren ihyacı değil inşacıyım. yani ihya olanlar(godoman)dan hesap sormak için yanıp tutuşuyorum. bir çok kimse gibi 🙂

    Ama realite öyle değil işte bazen durup dinlenmek,bazense yürümek,bazense koşmak gerekir. her şey yerli yerinde olursa denge,estetik,adalet,güzellik ve hoşluk tan başka ne olabilirki.
    Fren yoksa ölçülerinizde yok demektir. nerde duracağınızı bilemediğinizden bazen yolunuza çıkan ları ezersiniz,kırarsınız velhasıl fren yoksa sürekli artan bir hızla ilerleme söz konusudur.
    nereye kadar taki bir yerlere veya birilerine toslayana kadar. sonuçları ya sizin için ya karşıdakiler için can acıtır.

    Sayın ebubekir bey bana düşmez ama, Gamaro arkadaşın. sitemi sanırım sizin kendisin gönderdiği mesajı doğru okuyamadığınızdan sitem sözlerinden ibaretti.
    kendisi benim yazdığım mesaja kelime oyunu yaparak. nerelere çekilebileceğini göstermek istedi o kadar. ben böyle algıladım.
    neticede doğru anlatmak ve anlaşılmakta önemlidir.
    sanırım hepimiz bunun cabası içindeyiz. kırdıysam af ola.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  37. Tanrı kavramının evrimini yazan arkadaşım. İyi ki varsın, muhabbetin ayrı keyif, yazıların başka bir zevk. Zaten hep söylerim, en iyi arkadaşlarım benden birok konuda daha bilgili, daha ileride olanlardır.
    Sağol varol.
    Elohim seninle olsun, Ahuramazda yolunu aydınlatsın:))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  38. Sayın Kutsal ruh! herkes bu ciddi konuda sadece espirili cevaplar vermiş ben de ciddi birşeyler karaladım biraz uzu galiba….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  39. Dikkat edersen konu mizah başlığı altında açılmış!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  40. “TANRI KAVRAMININ GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE EVRİMİ
    / (YAHUDİLERDE TANRI ANLAYIŞI) :
    Kitaplı dinlerin en eskisi ve belki de ilki, Tevrat’ın bildirdiğine
    göre, Tanrıyı görmüş ve O’ndan buyruklar almış olan Hz İbrahimin kurmuş olduğu Yahudiliktir …”

    bu tümceden “İbrahim’in Yahudi olduğu (?) anlaşılabilmektedir” ki, “3/67 Al’i İmran 95” ayetlerinde :
    İbrahimin ne Yahudi, ne de Hıristiyan olmadığı; İslam/Müslüman olduğu ve (daha önemlisi) İbrahimin ve Milletinin Dini’ne uyulması istenmektedir ki, örneğin Türban’cıların uymadığı / inkarettiği Kuran ayetleridir .. artık nasıl kıyaslar ve yorumlarsanız ..


    Tanrı kavramının “Hiyerarşik Bütünlük (Tek Tanrı’lar’)” olduğu; “21/29 Enbiya 27-33” ve “39/67 Zümer” vb ayetlerden seçilebilmektedir.

    “Tanrı Kavramında geçmişten günümüze Evrimi”nden bahisle başlık atan Sn Misafir “Uzaylı” olabilir/olmalıdır. Zira “Evrim” konusu; Kavram’da değil, fakat o Kawramı biz Dünyalıların anlayışındaki gelişen değişimdir.

    Sözkonusu Kawram’da gerek Uzaylı, gerekse Dünyalı bakış-açısı (açıları); en-en-en anlaşılır ve en-en-en ayrıntılı anlayışla “Yüce BİLGİ Kitabı’nda (The Knowledge Book)”; SİSTEM, Uzaylı Bülent Çorak ve Dünyalı Wedia Bülent Çorak işbirliğiyle yorumlanmıştır.
    “Ğ – Q”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  41. De ki bu maya tutmamış, üstelik kokusu çok ağır.

    De ki bu sürüklenen şey kendisi değilmiydi insanın?

    De ki bu anlam tufanı nasıl bir bozgundu yıktı bütün zamanlarda.

    De ki uzayıp incecik sarkan bu sızı daha başlangıçtan değilmiydi?

    De ki yaptın, bozdun, yıktın insan olmaktan ziyade hepsi oldun.

    De ki bu ihtiyaç çılgını o değilmiydi? O değilmiydi böyle parçalarcasına tutp kopardı bütün güzellikleri.

    De ki var olan burası değilmiydi onun mabedi? Kalp

    De ki çözüldü, dağıldı, kırıldı. O mabed kirleneli hayli zaman olmadı mı?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  42. Bir ara gelmiş geçmiş 30.000 (otuzbin) tanrının isimlerini yazıcam. Üzerinde çalışmalarım devam ediyor.

    xenix: Seç beğen al, olmalı ki hepsi; adından bahsedilsin di mi?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  43. Xenix,

    Bu konudaki çalışmalarınızı destekliyorum. Yardıma ihtiyacınız olduğunda bildiriniz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  44. ”dinde zorlama yoktur insan hürdür elbette, ister dünyada pişer,ister ahirette” bu kadar insan tesadüf eseri dogdu diyelim öyleyse doganlar kadar ölenler de mi tesadüfen öldü.yaaa hiç ölmeyen bir tesadüf çocugu yokmu? yoksa bu tesadüflerde de bir düzen mi işliyor.bu kaos ortamında düzeni bozacak biri çıkmamışmı ortaya ölüme itiraz eden.ben ölmeyecegim dnyaya kazık çakacagım diyen. nasıl yaratıklarız (pardon tesadüfleriz ya) .tabiat dogmamızı istiyor doguyoruz ölmemizi istiyor ölüyoruz.bizim söz hakkımız yokmu. Allah’a inanıyorum elbette.bana O’nun varlıgını hissettiren duygularım var.çünkü etrafımda hergün ölen canlılar var.Allah’a inanmak beni mutlu ediyor,kendimi emin ellerde hissediyorum.buna kim ne derse desin.istegimle dogmadım istegimle ölmeyecegim.ama aklımdan zorum yok yaşadıgım sürece mutlu ve huzurlu olmak istiyorum.kaos tan düzen çıkarmak için ugraşmıyorum düzenin içindeyim elhamdülillah:):):)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
    • Ben tanrıya inanmıyorum.
      -Önemli değil o sana inanıyor

      Monte Cristo filminden ….
      🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  45. olmama olasılığına karşın tanrı da var. galiba tanrı daVar. (bkz. yuh! suresi) 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  46. Bir evren varsa,bu evrende bir dünya varsa,bu dünyada 6.5 milyar insan yaşıyorsa,
    Bu forumda bu başlığa yorum yazanlar varsa…
    Tıpkı bunların gerçekliği ölçüsünde tüm bunları bir Yaratan,bir var eden vardır.
    Yok yoktur.Yoktan var/varlık çıkmaz.Bir var var ise ,demek ki onu bir var eden vardır.
    Bu var etmeler bir noktada mutlak bir varlık ve hayat sahibine gider, orada durur.
    Ötesi ayrıntı olur.
    Derler ki e ispat et o zaman.
    Ne Gam!
    İnanmıyor isen sen ipat et yoklugunu derim o zaman,
    bende.
    Sağlıcakla kalınız.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  47. Şu halde, peygamberlere fıstık atan maymun da, cebrail oluyo sanırsam.

    Fıstık 1: Eşcinsellere ölüm.

    Fıstık 2: Kırpaçlayın ha aman yumuşamasın yüreğiniz zina eden ipneleri görünce.

    Fıstık 3: Aha sırayı da kaldırdım, canın hangi karıyı isterse ona git.

    Fıstık 4: Zeyd’in karısını da sana verdik ki, anlayasılar..

    Yok ama, ispat et ispat et..

    Dermiş:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  48. Tanrı var. Çünkü mü ?
    Hiç bir çünkü deneyimlemeni sağlayamaz.
    Tanrı Var ; Ben biliyorum 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  49. kavram karmaşası yaratmamak babında soruyorum ,
    Hangi tanrı ? aynı Tanrıdan mı söz ediyoruz ?
    Çünkü tanrının kişiselleştirilmesinden kişiye dönüştürülmesinden Yana Değilim.
    Elbette panteist düşünceye de karşıyım.
    Agnostik(var mı yok mu bilinemez ) hiç olmaz .Kafalarını kuma gömmeyi tercih eden grup.

    Ateist ( yoktur ) hiç değil.
    Teist ( vardır ama malumatımız yoktur !) kesinlikle değil .

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  50. madem agnostik kuma gömuyor, kolaya kacıyor ;
    buyur doğruyu söyle cesur yurek 😀
    teist yanlış,
    ateist yanlış,
    agnostık işine geldiği gibi ise
    doğruyu alalıım hoCA 😀
    (ben agnostik desteklerm.)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  51. herşeyi anlamadan bir şeyi anlamak oldukça zor…

    bizler ise her şeyi anlamaktan çok uzağız…

    bilim ne kadar ilerlese o kadar çok yeni bilinmeyen şeyler ortaya çıkıyor…

    genelde az bilgisi olanlar çok kesin konuşurlar…

    bilimde gerçekten çok araştırma yapıp bir düzeye gelenler ise her zaman için çok kesin konuşmaktan uzak dururlar…

    çünkü bilimsel veriler hayatın gerçekleri her an şaırtmaya devam etmektedir…

    bu gün kesinlikle olamaz dediklerimiz bir bakıyoruz yarın olmuş…

    evrenin en küçük yapıtaşları hakkında yazılanlar bir büyücünün söylediklerinden çok farklı değil gibi…

    tüm bu olan bitenin arkasında ne var…

    her şey kendiliğinden mi oldu oluyor…

    yoksa bi yönlendiren bir etkileyen mi var…

    kendiliğinden olduysa da pek çok sorun ve soru var…

    bir etken var ise de…

    bu etken ne dir nasıl bir şeydir bizden bir isteği olabilir mi yoksa bizle hiç ilgisi yok mudur …

    eğer kendiliğinden herşey var ise bu nasıl olur bu neden böyledir falan fıstık vesaire…

    “”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  52. hasan yine aynı konu. 🙂
    Hay Allah..

    Ömrüm bitti forumlarda anlata anlata…

    Bi daha anlatmıyorum 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  53. Evren ve herşey ezelden beri vardı.
    Sonu da yok.

    Neden bunu anlamak istemiyor bazı insanlar ?
    illa ki yaratmak mı gerekli 🙂

    Herşey zaten vardı …

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  54. “Evren ve herşey ezelden beri vardı.”

    Vardı derken? 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  55. madem agnostik kuma gömuyor, kolaya kacıyor ;
    buyur doğruyu söyle cesur yurek 😀
    teist yanlış,
    ateist yanlış,
    agnostık işine geldiği gibi ise
    doğruyu alalıım hoCA 😀
    (ben agnostik desteklerm.)

    Neden illa ki bir açıklama istiyor zihnin ?
    Hiç bir açıklama olmadan yaşayamaz mısın ?
    Mantığın olmadan yaşayamaz mısın ?
    Herkes bir açıklama peşinde.
    Oluşumun bununla ilgilendiğini Hiç sanmıyorum.
    Bu çıkmaz görünen yoldan çıkmak istersen sana da ZEN i öneririm.
    3-5 yıl takıl sonra bana hak vereceksin .

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  56. Bazı şeyler , açıklamakla aydınlanmaz.
    Mantığın ufku sınırlıdır.Sürekli problem üretir ve cevap arar.
    Evren , hep vardı , Her zaman da var olacak diyorum.
    Ama mantığımız , buna bir açıklama istiyor.
    Tatmin olmak istiyor.
    Tüm mantık sahipleri , akşam başlarını yastığa koyarlarken , rahat uyumak istiyor.
    Dinler bu noktada devreye giriyor ve yaraların üzerini -tedavi etmeden -örtüyor.

    Ben de diyorum ki, mantık istediği kadar acı çeksin. Çünkü mantık yokken de tüm evren vardı , mantık yok olduktan sonra da var olacak.
    Mantıksal bir açıklamaya indirgenemeyecek kadar SAF bir durum.
    Her birey bunu kendi başına deneyimlemelidir. Dışarıdan alınan bilgi , sadece daha çok problem üretecek. Daha çok cevap ve daha çok soru.
    Deneyimlemenin Yolu Meditasyon dur.
    (kişisel gelişim saçmalıklarıyla karıştırmayalım )
    Meditasyonla ilk tanışmam yakın zaman filozofu Osho sayesinde olmuştur.
    Onun 112 farklı meditasyonu var. Biri mutlaka size uyar.
    Bunun üzerinde çok durulması gerektiğine inandığım için burdayım.
    meditasyon bize duru içgörü verir.
    Tüm ermişlerin ulaştığı noktaya ulaştırır.
    Sorun şu ki ; bu noktaya ulaşanlar , diğerlerini ulaştıramazlar.
    Bu erenlerin bir kısmı , sınırın diğer tarafındakilere hikayeler masallar misaller anlatarak açıklamaya çalışırlar ve hiç anlaşılmazlar.Çünkü uyanık bir insan , derin bir uykudaki kalabalığa ne anlatırsa anlatsın duyulmayacak.Bu çok acı veriyor olmalı.

    Diğer kısmı da , hiç bir şey anlatmamayı tercih ederler. Çünkü bilirler ki, ne anlatırlarsa anlatsınlar işe yaramayacak.

    Bir kısmı da , dillerinde tüy bitene kadar anlatırlar ve yine aynı noktaya geri dönerler.
    kısır döngü canlarını sıkar ve bir süre sonra da vazgeçerler.

    Aydınlanmanın yolu , kelimelerden Geçmiyor .
    Aydınlanmanın yolu mantığı tatmin etmekten de geçmiyor.
    Aydınlanmanın yolu derinlerdeki varlığımızı farketmekten geçiyor.

    Derinlerdeki Varlığımızı farkettiğimizde , ne olacak ?
    işte o zaman tamamen aydınlanmış uyanmış olacağız.
    Zihnin ve bedenin dışına çıkmış olacağız.
    Tüm sorular , bitecek .Tüm sorunlar da bitecek.

    Yaşamımızın tüm kontrolünü elimize alacağız. Duyarlılığımız son safhada, hayatın tüm getirilerini, arkasındaki şeylere tutunarak umut ederek değil , beklentisiz saf bir olgunlukla kabulleneceğiz.
    Nehre karşı yüzmekten vazgeçip nehirle birlikte usul usul akarken , kendimizi varoluşun emin ellerine bırakacağız hiç bir gerginlik yaşamadan …Ölümse ölüm , yaşamsa yaşam…
    Biz yaşamın kendisinden daha bilge değiliz.

    Salisesi salisesine uyanık vaziyette -uyurken bile- yaşamanın kalitesi dünyadaki hiç bir şeyle değiştirilemeyecek kadar güzeldir özeldir.
    Tamamen uyanık hale geldiğimizde , boyutlar arasında zaman / mekan engeli olmadan seyahat edeceğiz .
    Geçmişe geleceğe uzanacağız.
    Aynı anda bir kaç yerde olabileceğiz.
    Rüya alemlerinde seyahatler yapabileceğiz uyanık olarak.

    Tüm bunlar çok ama çok saçma geliyor hala mantığıyla yaklaşana .
    ama hiç tanıştırılmadık bu boyutla. Tanışanlara deli dedik , tımarhanelere kapatık , çarmıha gerdik taşladık .Yabancı olan yeni olan herşeye karşı düşmanca tavrımız değil mi bizi bu kısır döngüde tutan ?

    Ama Varlığımızın özüne inmeden , bu boyutla tanışmadan karar vermeyelim derim.
    Çünkü bu potansiyel , istisnasız her insanda mevcut.
    Yaşamakla ödüllendirilmiş her insan, milyonlarca spermin 8-10 santimlik maratonunu birincilikle
    bitiren Her insan, bu potansiyeli taşıyor.
    Varoluşçu filozofların karamsar tutumlarının aksine , her insanın yaşam gibi gizemli bir güzellikle tek tek seçilerek ödüllendirilmiş olduğuna ve mekaniklikten kurtulup bu ödülün bir an önce farkına varması ve hakkını vere vere doya doya yaşaması gerektiğine inanıyorum.

    .

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  57. İyi de maydanoz sen de o varoluşçu filozoflarla aynı hataya düşmüyormusun? Hayatın kontrolünü elel alan özgür seçim yanılgısı içerisindeki birey? Ha?

    Realist bir dünya tasarımı güzel. Eh ama metafizik bilinç? Oldu mu şimdi?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  58. Maydanoz’a göre;

    Herkes meditasyon yapar ve duru bir iç görü yakalarsa..

    Bütün dertler bitecek.

    Mesela Siemens, bütün karını yoksul Afrika ülkelerine bağışlayacak.

    Bankalar len naapıyoruz biz diye haykıracak.

    Ortadaoğu petrolü savaş nedeni olmayacak.

    Vesaire..

    Ne yazık kı böyle değil:)

    Yaşamı yöneten güçler, insanın gücüyle şekillendiği kadar, bizzati insanı yöneten kanunlar da var.

    Şu iç görü hikayesine gelince..

    Spektro-intro bahsi geçmişti daha önce.

    Kendimden alıntı yapıyorum;

    “Psişik aktivitenin en yüksek şeklinin gelişmesi suretiyle insanın kendi etrafındaki realiteyi kavraması ve derin heyecanlar dünyasının kristalleşerek iç aksiyon planları oluşturması. Fenomenlerinin özüne nüfuz etmenin biricik ve dolaysız metodu.”

    Bu içe-bakış’ın idealist ölçekli tanımıdır.

    Daha önce başka kullanıcılarımız tarafından da dile getirildiği gibi; içe bakış bir yöntem değildir, sadece psikolojik bir inceleme konusudur.

    Anlayacağın; konuyla yöntemi karıştırdın, konuyu yöntemleştirdin.

    Olmayacak maydanoz, olmayacak.

    Aydınlanmaya giden yol meditasyonla filan değil, siyaseten gelecek.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  59. Aydınlanmadan ben ne anlıyorum , sen ne anlıyorsun ?
    Tabi ki senin Mevlana yı , hallac-ı mansuru , Lao Tzu yu ,Krişna yı , budha yı , Şemsi ,osho yu Yunus u bektaşiyi anlamanı bekleyemem!
    Böyle bir yaklaşım içindeyken , anlamanı bekleyemem.
    Senin öyle bir acı çekmen lazım ki , varını yoğunu koyup bu arayışı sonlandırmaya başlamak için adım atmaya hazır olman lazım. Ama nerdeee 🙂
    aklın fikrin çeyizde.

    Ama belki birileri anlar diye umut benimkisi…

    Sana kızmak mı ?
    Seni görüp tanımadan seviyorum Gamaro , 🙂 sana kızamam ablacığım 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  60. İyi de maydanoz sen de o varoluşçu filozoflarla aynı hataya düşmüyormusun? Hayatın kontrolünü elel alan özgür seçim yanılgısı içerisindeki birey? Ha?

    Realist bir dünya tasarımı güzel. Eh ama metafizik bilinç? Oldu mu şimdi?

    Felfesenin kurallarına çok takılı kaldın.
    “özgür Seçim Yanılgısı…” Neden yanılgı olsun ?
    genel manada Hayatın kontrolü değil ,bireyin kendi hayatının kontrolü dedim …
    Varoluşçu filozoflar , (soren K. ,Martin H. , vs ) hayatı o kadar karamsar ve çekilmez bir hale getirdiler ki, insanın bu anlamsız dünyadan bir an önce kurtulup intihar etme isteği doğuyor.
    Bu filozoflara bakılırsa , yaşamın hiç bir anlamı olmadığı gibi , varlığının da hiç bir değeri yok .

    Bu adamların verebildikleri bu …

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  61. Sen bilirsin.

    Acı çekmek.. varını yoğunu koyup bu savaşı sonlandırmak istemek.. adım atmaya hazır olmak..

    Ama nerdeeee?

    (Kim anlayacak, sen mi? vesaire:)

    Bu mudur?

    Şu halinle, rutin bir dinciden hiçbi farkın yok özünde.

    Bak tupaş mı tepuş mu şu yeni üye, onda da ayna var bizde yok, sendeki acıyı da anlamıyorlar bi türlü.

    E varoluşçular da tat vermiyo zati..

    Biraz da kendi kavramlarınla dalga geçmeyi denesene?

    Gerçi sen tam manasıyla ciddiye bile almıyorsun da..

    Neyse.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  62. Zen konusunda ben de iyiyimdir.

    Fakat maydanoz senin zen için örnek verdiğin isimleri görünce şaşırmadım diyemem. Malesef zen ile yan yana gelemeyecek isimler çoğu.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  63. Heidegger varoluşçu değildir. Karamsarlığı medeniyete yöneliktir, buna istinaden çok da güzel Nazi olmuştur. Neyse …

    Şu hayat maddeye bağımlı olduğu sürece, anlamını ısrarla aramak da bana yanılgı geliyor.

    “Kendini keşfet” tarzı söylemleriniz ( ki kısa kesiyorum, elbetteki detayı vardır), metafizik bir yanılgıdır. İnsanın her istediğini ve ya hissettiğini yapabilmesi maddi imkanlar dahilinde (ki buna bir organizma olarak insanın kendisi de dahil) mümkün değildir.

    O bahsettiğiniz filozofların çoğu da maddi dünyaya karşı duydukları hayalkırıklığını aşmak için varoluşun hiçliğine yönelmişler. Bu da ayrı bi metafizik konusudur.

    Madde acıtır hocam. Alışın buna …

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  64. Sevgili saron
    verdiğim isimler, Zen in farkında olmadan Zenin sınırları içine dalmış Ermişler.
    Hatırlarsan Bir grup Zen ustadı , mevlana nın methini duyup taa Çin den kalkıp Konya ya gelmişlerdi.Mevlana nın karşısına geçince birden Meditasyon yapmaya başladılar ve doğa üstü bir takım şeyler gelişti.
    Sonra onlardan biri havalandı. Meditasyon bittiğinde bu kişinin inmesi gerekiyordu ama inmedi .
    Böylece Onu havalandıran kişinin Mevlana olduğu anlaşılınca , bunlar mevlana ya büyük bir saygıyla eğildirler filan…
    Takip edersen detaylara ulaşırsın.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  65. Martin , varoluşçuların Kralıdır.
    Lakin Hitlere uymakla hata etmiştir.

    Şu hayat maddeye bağımlı olduğu sürece, anlamını ısrarla aramak da bana yanılgı geliyor
    Bu görüşüne katılıyorum. Şöyle ki ; En dıştaki fiziksel Bedenimiz , tamamen maddeye bağımlı.Sadece bu bedeni tanıyarak yaşayan milyarlarca insan bu görüşünü benimser.Ama
    içeride kalan 6 ayrı boyutta bedenimiz daha var.
    İkinciye ulaşabilirsen , bu görüşünü hemen değiştireceksin.
    Eğer 5. ye ulaşırsan , vahiyler alırsın çok kesin konuşuyorum. İNanmıyorsan peyg. lere sor.

    1. boyutta artık merkezinde olacaksın. Nasıl bir boyuttur bilmiyorum ama anlatılanlara göre mutlaka ölmeden önce oraya ulaşmalıyız 🙂
      Ama esas sorun ikinciye nasıl ulaşmalı.
      onu ayrıca yazacağım.Gamaro ablam izin verirse :):):)
      Şevkimi kırmasından filan değil, diğerlerinin şevkini kırmasından korkuyorum 🙂
    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  66. bu konuda çok haklısın.

    Bu dünyayı ve içindekileri Ciddiye almıyorum yıllardır 🙂

    Sartre ” cehennem ; diğerleridir !” demiş .

    Kendi cennetimi yaşamaya karar verdim de, cennet bile tek başına sıkıcıdır be ablam .İsterim ki herkes Cennete girsin.
    Ama şeytan olmak isteyenler çok 🙂 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  67. Heidegger bizzat varoluşçu olduğunu kendi yadsımıştır. Onu biraz anlamaya çalışın, Sartre gibi özgür seçimden bahsetmez.

    Beden içi beden yorumunuza değinmiyorum bile. Bi üst cümlesiyle çelişiyor çünkü.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  68. Maydanoz, lütfen zen’e masallarınızı karıştırmayınız. Bırakın o temiz kalsın.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  69. 🙂
    Mevlana nın ismini duyunca hemen rengin değişti .
    Merak etme masal karıştırmıyorum .
    Zen , hala saf ve temiz bir bakire gibi Seni bekliyor :):)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  70. Hem yalan söylüyorsun hem sırıtıyorsun. Zen üstadları görse şu masallarını kafana odunla girerlerdi. Sahi nasıl uydurdun bu masalı?

    Kaynağın ne?

    Nerden öğreniyorsunuz bunları merak ediyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  71. Hı ?
    Sırıtmak için senden izin mi almam gerekiyor ?

    İşte bu benim özgürlük anlayışıma ters düşer.

    Sen kimsin ? Lao Tzu mu ?

    Yapay Gerginlik oluşturmak istiyorsan , ben yokum .

    Yazıyı beğenmediysen verdiğin paranı geri alabilirsin 🙂

    Gölge yapma başka ihsan istemez !

    Ne kadar çok gölge var sitede Ya rebbim :):):):)

    Buraya Işık lazım ışık.

    Bak yine Ego ya yenik düştüm. 🙁

    Zorla ittiriyorlar yau …

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  72. mevlana bir tane zen üstadını havalandırdı mı?
    bildiğimiz uçurdu yani. :))
    insanlar nasıl inanıyor böyle şeylere, inanamıyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  73. şöyle inanıyorlar .
    Önce uçuyorlar , sonra inanıyorlar 🙂
    Süreç aynen böyle gelişiyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  74. Ben de ilk defa duydum.

    Mevlana ve onu görmeye gelen zen’cileri. Mesnevi de yok başka bir kaynakta da rastlamadım. Merak ettim ama hikayeyi.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  75. Maden ocağına yollayım o halde bunları.

    Ciddiyim.

    Adamı havalandırabiliyorsa, asansörü de indirip çıkarabilir bunlar.

    Hem üretime katkı, hem de elektrik tasarrufu.

    Dünya güzelleşecek.

    İş emek özgürlük, meditasyonla gelecek.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  76. oshonun bilge kitabında ( bilge 1 – bilge 2 ) yazıyor.
    Bu kitapları alıp okuyun osho nun Mevlana hakkında methiyelerini görün burnunuz yansın:)
    Ha bu arada Osho , İsa dan sonra gelen En büyük Adam olarak lanse ediliyor Amerikalı yazar Tom Robbins tarafından .

    Mevlana nın büyüklüğünü duyunca hemen bi korku sarıyor bazılarını.
    Mevlana Müslüman olduğu için…

    Arkadaşlar durum böyle korktuğunuz gibi değil .

    Mevlana da ÖZ e ulaşmış ermiş bir zat.
    Elbette diğer Erenler gibi bizden farklı üstün özellikleri olacak.
    Bu potansiyel her insanda var.
    ÖZ e ulaşmış her insan doğa üstü yeteneklere sahip olabilir.
    Ama doğa üstü yeteneklere sahip her insan , öze ulaşmış değildir.

    Mesela osho diyor ki ,
    bir adam 21 gün boyunca ıssız bir yere gider, yemez içmezse /çok az yiyip içerse , bu zat kendi kendiyle konuşmaya başlar , halüsinasyonlar görebilir , başka alemlere gidip gelebilir , hayal ile gerçeği tamamen karıştırabilir , 21. günden sonra vahiy alabilir.
    Gelen vahiyler de kendi zihninin icadı olacaktır.
    Hayal gücünün büyüklüğüne ve canlılığına bağlı olarak
    İsa yı çağırabilir ve onunla konuşabilir. Gamaro ile Dans edebilir 🙂

    Uçabilir , uçurabilir…
    Aynı anda bir kaç yerde olabilir.
    Mesela siz Hindistan da , su üzerinde yürüyen ermişleri hiç duymadınız dimi?
    Eminim duymamışsınızdır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  77. adam su üzerinde yürüyor ve peygamberliğini ilan etmek aklına gelmiyor öylemi. :))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  78. Su üzerinde yürüyo demek..

    Her sahile bi kaç tane koymak gerek.

    Kimse boğulmaz.

    Sigorta da yaparız hem, sendikalı olur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  79. Onların peyg. liğe ihtiyacı yok ki.
    Kendi güzel alemlerinde çoşku sevgi ve aşkla yaşayıp gidiyorlar …
    Sendika para sigorta onların hayatında Geçmez…
    Doğadan , doğal olarak beslenirler 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  80. doğru aslında. peygamberliğe ihtiyaç niye olsun. valla su üstünde yürüsem, birkaç gösteriden sonra al trilyonları.
    sonra coşkununda,sevgininde, aşkında kralını bulursun zaten. :))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  81. para şu anda senin doyuma ulaşman için hedefin gibi görünüyor.

    Trilyon mrilyon geçmez onlarda diyorum kanki 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  82. iyi de bunların bir geçim kaynağı olmalı değil mi.
    kimse sana osho luk yapıyorsun diye bedava bakmaz herhalde. :))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  83. Nasıl anlatsam bilmiyorum ki,
    Geçim kaynakları doğadan.
    Hani bizim atalarımızın binyıllar öncesi geçimleri nasıldı ?
    işte öyle geçiniyorlar .

    odun kırıyorlar su taşıyorlar ok atıyorlar ekiyorlar biçiyorlar filan… 🙂

    yani osho deyince DONMUŞ ADAM mı anlaşılıyor :D:D:D:D:D:D:D:D::D
    ahahahhaha ömürsünüz ömür..

    ayrıca bedava bakmak bi yana seni yok etmeye çalışırlar Vallahi
    Gamaro nun yaptığı gibi :)))

    Ama adamlar gamaro girmemiş ormanlarda yaşıyorlar.:):)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  84. Pek öyle odun kırıyorlar, su taşıyorlar gibi görünmüyor.

    “Rajneesh Chandra Mohan tarafından kurulan bu dini hareketin mensupları turuncu renkli elbiseler giymektedir. Büyük ekonomik kazançlar elde eden Mohan’ın, ABD’den sürüldüğünde geride 90 aşkın Rolls- Royce marka arabası kaldığı biliniyor. Osho hareketine katılan eşlerini Mohan’a sunmalarının yanı sıra para ve emeklerini de vermeleri gerekmektedir. Bu harekatta, komin bir hayat vardır ve herşey ortaktır.”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  85. Kendini derenin akışına bırakmak böyle bir şeymiş yani.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  86. Bu arabalar , ona bağlı zenginler tarafından hediye edilmiş.Doğrudur.

    ama para ve emeklerini hatta eşlerini ona hediye ederek onun aşramına giren hiç kimseyi duymadım. Bu haber gazete haberi.

    Bir değeri yok bence hocam.
    Zaten onun öğretilerine kulak verirseniz bunu daha iyi anlarsınız.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  87. Mesnevi okumadan Mevlanacı olmak!.. Ya da tarih bilmeden Mevlanı’yı bilmek…

    Şöyle söyleyelim: Hani akşamcı kardeşimiz birkaç dubleden sonra; “kim olursan gel birader, içelim güzelleşelim” der ya, ona benzer birşey… Amma, gecenin sonuna gelmeden tukaka oluverirsiniz; “sen benim bacıma bişey mi dedin”

    Herneyse… Mevlana adi herifin tekidir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  88. az evvelki iletimde isim benzerliğinden kaynaklanan bir yanlış anlaşılma oldu.

    Hindistanlı oyuncu Chandra mohan ın , bir an için aşramdaki mallara konduğunu ve yeni bir öğreti geliştirdiğini düşündüm.
    Tabii bundan haberim olmadığı için telaşlandım hatta :))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  89. Oğlunun cenaze namazını kılmayışı da meditatiftir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  90. mevlana nın , oğlunun cenaze namazını kılmayışının sebebini bilip bilmeden niye yazıyorsun buraya ?
    hı ?
    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  91. Mevlana , içsel alemini aydınlatan ŞEMS TEBRİZİ nin, halk arasında yayılan dedikodulardan bunalıp gitmek istemesi üzerine , evlatlığını onunla evlendirmek istedi.

    Oysa mevlana nın oğlu da bu kızla evlenmek istiyordu.

    Şems ısrarlara dayanamadı ve bu kızla evlendi.
    Mevlana nın oğlu da şemse cephe aldı ve ileriki zamanlarda ona suikast düzenledi.

    Mevlana , şemse kendinden daha fazla değer veriyordu.
    Onunla tanışmadan önce kitaplarla bezenmiş bir ayaklı kütüphaneden farksızdı.
    içi boştu.
    Şems onun karanlıklarını aydınlattı.
    Mevlana , bu suikast yüzünden ve şemsin sırra kadem basması sebebiyle oğluna küstü.

    ölümünde bile cenaze namazını kıldırmadı.

    sonraki zamanlarda şemsin rüya vasıtasıyla ,mevlanaya ” oğlunu affet !” diye tavsiyede bulunmasından sonra kabrine gidip fatiha okumuştur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  92. Yaaaa öyle miii ?

    Hani kim olursan gel idi ???

    Full atmasyon sıcak da iyi gitmiyor biraz buz lazım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  93. Benim elimden geçen kitap, senin yedi sülalenin okuduğundan fazladır maydanoz.

    Masallarını başkasına anlat.

    Almanlar anavatını işgal etmişler diyorum.

    Yakıp yıktıkları yerlerde, canlı tavuk bile bırakmıyorlar diyorum.

    Demek ki sen, sıradan bir sovyet vatandaşı olsan, meditasyonla direnişe geçerdin.

    Benzettin?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  94. Yaaaa öyle miii ? Hani kim
    Pzt, 30/07/2012 – 16:06 — oik0s

    Yaaaa öyle miii ?
    Hani kim olursan gel idi ???
    Full atmasyon sıcak da iyi gitmiyor biraz buz lazım.

    kim olursan ol yine gel! , gelişimin tamamlanmasından sonra söylendi.
    yani şu korktuğunuz içsel gelişim var ya. işte o.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  95. Bak ben bir süredir, bir bayan olarak mesafeli davranıyorum sana.

    Sırnaşık bi his vermeye başladın.

    Farkında değil misin?

    Osho bişeyler söylemiyo mu bu konuda?

    O kadar ego, o kadar farkındalıkla bakma vesaire.. harbi farkettirmiyor mu bunu sana?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  96. Evet içsel gelişim!

    Hırs, güç ve doygunluk sonrası içsel HUZUR…

    Moğollara Türkleri (aslında alevileri) satan o böyyük huzur adamı, sultan yerine sultan olan adam… Ölümlerle dolu huzur adamı… Mutlaka cennete gitmiştir:)

    Hacı Bektaş’ı da çok severdi:) Erzincan kalesini ve içinde yaşayanları da… Kaçamadılar kalanları ise ermeni çeteciler öldürdü…

    Hepsi aleviydi ve inan iç huzurları vardı…

    Bilmeden bilmek önemlidir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  97. Kendinle sorunlarını bitirdikten sonra
    benim sorunlarımı da halledersin …

    Osho diyor ki ; her insan muazzam bir değere sahiptir….
    Sen de insan olduğun için değerlisin.
    Başka özel bir sebebin yok…

    Sırnaşmak filan yok . O senin Algın. Senin bakışın senin görüşün …

    Yolda görsem tanımam etmem seni 🙂

    şurda komiklikler yaptığın ve herşeyi dalgaya aldığın için bir farkın var.İnce esprili yaklaşımın , hayatın kendisine karşı da aynı şekilde ise , sen bulunmaz bir ermişsin demektir.
    bunun merakındayım …

    Yoksa bu sitede “çamur atmak” dışında bir şeyler ürettiğine şahit olmadım valla…
    Felsefi birikimimi sorguluyorsun da hocam,
    felsefede dişe dokunur bir açıklama bulamadım aradığım şeye ….
    Sadece Zen de bulabildim.
    Dikkat edersen çok sade anlatmaya çalışıyorum meramımı…
    yine de anlaşılmıyor. 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  98. Tabi.

    İç huzur en önemlisi.

    Peki ya Moğol kesip biçerken, huzur yoksunu olan kim?

    Oğludur kesin.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  99. kimin ne kestiği düşüncesi benim değerli An ımı ziyan etmesin.
    Bundan bana ne ?
    :):):)
    Ben kendi hayatımdan sorumluyum

    bundan sana ne ?
    :):):)

    Geçmişi Şimdiye taşıyarak , düzeltebilir misin ?
    Hiç bir şeyi düzeltemezsin.
    …..
    Ben bireyin kendi alemi diyorum sen moğollar diyorsun.
    Herkes önce kendini varlığının özüne ermeli. Bak o zaman kesim yıkım oluyor mu ?
    …

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  100. O değerli an’ında, Mevlana’yı duyunca hemen rahatsız oldunuz tabi.. demesini biliyorsun ama, konu devam edince bana ne size ne.

    Burda simplicio’lar önemlidir maydanoz.

    Dinleyici sayımız da yüksektir.

    Sanma ki herşey sana.

    Ha bu arada, benim adım gamaro.

    Abla abla, diline yapıştı pelesenk oldu valla.

    Bilsem öğüt vermezdim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  101. Bok atma meselesine gelince;

    Adam sallıyor ordan; Işık hızı bu evrende en düşüktür, yok allah katında zaman bandı sıfırdır, dividipileyır..

    Diyosun ki yok öyle bişey, ışığın hızı bile düşürülebiliyor..

    Cevap: Aaa, bok attı!

    Okumadığı kutsal kitabından, ayeti kopyalayıp koyuyosun önüne..

    Cevap: Yok öyle bişey.

    Tekrar koyuyorsun, Len nası yok, aha işte ayet, nebe otuzbir-otuzdört..

    cevap: Bok attı!..

    Mevlana diyosun (sen misal) şöyledir böyledir, aman nası da zıpladı sinirleriniz müslüman diye ha hah ha.

    E adamı anlatıyoruz bu sefer,

    cevap: Aaa, bak yine bok attı, hem bana ne size ne?

    Osho usulü ekonomi politik, hele bi deyiver..

    cevap: Odun kesiyolar işte, hemi de birlikte, yav bunnar da herşeyle dalga geçiyo bak yine bok attı..

    .

    Bişey diyeyim mi?

    Endişeye mahal yok.

    Bünye böyle oldukça.. damperliyle bok taşısak, zerre leke kalmaz sizde.

    Almanlar anasını belliyo rusların, sen meditasyona devam et, aman ziyan olmasın an’ın.

    Zaten felsefede de cevap bulamadın..

    O da külliyen yalandır o zaman.

    Sen bulamadın ya.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  102. Sen epey dağılmışsın maydanoz. Bide ben yüklenmeyeyim sana. Fakat mevlana kaynak osho olamaz, zaman-mekanları farkı.

    Gerçi sen şimdi “onlar uzay-zamanda yolculuk yapıyor” dersin.

    Ego böyle bir şeydir işte. Masallara inanır yalanları canla başla savunur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  103. Osho , mevlana yı anlatamaz diyorsun.
    Çünkü aynı tarihlerde yaşamayanlar , birbirlerinden bahsedemez diyorsun 🙂
    mantığına hayran kaldım.

    mevlana 1207-1273 yılları arasında yeryüzünde idi.
    osho 1931 de doğdu.
    Mevlana nın methini duymuş olması ve bunu sohbetlerine yansıtması çok mu zor ?
    imkansız bir şey midir düz kontağa göre .:):)

    osho mistik bir avcıdır dünyanın neresinde bir mistik varsa osho onu bulur , okur ve anlatır.. .

    Ha bir de Ego böyle bişeydir işte demişsin :=)))

    ego nun ne olduğunu bilmediğini ortaya koymuş oldun.
    Bu yüzden seninle uğraşmasam daha iyi.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  104. Bak maydanoz.

    Ben osho, mevlanadan bahsedemez demedim. Kaynak olamaz dedim.

    Dindaşız madem biraz daha anlamaya çalış yazılanı.

    Egondan kurtul, yanlıştan dönmesini bil.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  105. Bir sey hakkinda osho söylemek istiyorum:

    One of my friends was in Ashram in Poona with Osho 1979. She was a sannyasin and she told me this:

    What looked from outside free and wild and mega-spirituel was not like this. There in this Ashram was much more “Spiessigkeit” (dar kafalılık) and more rules as in the society she left. And the methods of meditation and to get illuminated were in parts very brutal and like brainwashing. After one year living there, she left very disappointed. And she told me, she realized:

    “Wirkliche innere Freiheit hat sehr wenig mit der Lebensform, die man wählt, zu tun, tatsächlich ist es etwas, das man im Inneren kreiert, egal wie das im Aussen aussieht.” (Inner freedom has very less to do with the way of life we choose, actually it is something we create only inside, inwards of ourselves, no matter, how it looks outside.)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  106. Tabi canııım, Ashram.

    Bilirim.

    Ama seks var ha, hemi de öyle böyle değil.

    Çok şanslıysan Saddam.

    Takvaya bağlı tabi.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  107. Evet, Bagwhan veya Osho – he wants to create a “new superman”, a new race like Hitler. Many of his women followers from the west prostituted themselves in India for him, many got sterilised, children were unwanted.

    In Poona, his Ashram, he called it the greatest therapycenter of the world. The therapists there were allowed to have sexual contacts with their “patients”, violence and rapes happened. My friend confirmed this.

    So how blind could people be to ignore these facts? I cant understand…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  108. Tanrı var çünkü ……..
    bu tip sorular iman edenler için ne kadar geçersiz ve cevap isteği uyandırmayacak kadar şevksizse inançlılar için o kadar heyecan uyandırıcıdır

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  109. Tanrı vardır! Çünkü kendin uydurup kendin inanır kendin var edersin.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  110. Bu gün bir yerde bir cümle okudum derin derin düşündüm… Cümle basit

    “ses ve görüntü kaydı yokken Kabataş’ta türbanlı bir kadına saldırı olayına inananlar, ses ve görüntü kaydı olmasına rağmen yolsuzluğa inanmıyor!”

    yani…

    İnsan evladı bu! Gördüğüne inanmaz, görmediğine tapar, inancı paraya endekslidir filan falan… Şimdi ben para adında bir tanrı olduğuna inanmaya başladım :)))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  111. Tanrı var çünkü; her şeye var diyebilme özelliğimiz var.
    Tanrı var çünkü; alet kullanarak fayda elde edebilen canlı olma özelliğimiz var.
    Tanrı var çünkü; varoluşsal boşluk duygusunu anlamlandırmak gibi bir ihtiyaç var.

    O boşluk var ya, şimdilerde o boşlukları ne tanrılarla dolduran peygamberler var…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  112. Evrimleşen Tek Şey Bilimdir.

    Yazarı kadar absürt bir yazı.

    Malum kendisinin uzmanlık alanı iftira atmadır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  113. Tanrı tüm varolan çünkü öyle olmalı, başka tanıma sığmaz-başka tanımlanamaz;
    Tanrı mutlak yokluğun zıttı olan mutlak varlık çünkü öyle olmalı; (Birbirini dengeleyen mutlak varlık ve mutlak yokluk;)
    Tanık-gözlemci, tanrı-tanık, tanrı-gözlemci, yaratmış-yaratılmış, vb. ikilikler yok ya da (ille de varas) Tanrı her ikisi ya da (ille de yoksa) hiçbiri; ama eğer ille de (tanrı) tanımlanacaksa “mutlak ve mutlak her ikisi”- bölünemez; tanrı tanık ve gözlemci vb. olarak bölünemez;
    Tanrı kim değildir, “kim” ve “ne” dir ya da kim+ne dir,

    Tanrı var mı yok mu yerine tanımlanacaksa-tanımlanmalıysa düşünüşü içinde; Tanrı varlık içinde varlıktan bölünmüş ayrık kişilikli-kimlikli bi özne olamaz/olarak barınamaz;

    Matematiksel olarak tanrı tanımlanmalıysa varolan bütünlüğü/kapsamı olarak tanımlanmalıdır; Varolan içinde hiç bir öge ve unsur tanrılıktan-tanrı olmaktan dışlanmamalıdır; Varlık-varolan-tüm varolan kümesinin kendisi tanrıdır; Başka hiç bir tanımlama tanrıyı bütünlemez ya da tanrıyı tanımlamaz;

    —

    Bu durumda;

    Tanrı var çünkü var;

    yok çünkü yok

    ya da hem var hem yok;

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  114. Denemeler, sadece denemeler, Sözcükler, kavramlar ve düşüncelerle çıkarımsamalar denemeler; oyunlar;
    (Öyledir-böyledir, öyle ya da böyle düşünüyorum anlamında değil, düşünce turları-devinimileri-denemeleri)

    —

    ?Tanrı var çünkü,
    var var
    ?var varsa tanrı vardır; – mı
    varın başlangıcı, başlatıcısı varsa tanrı vardır;
    başlatıcı neden olgu ve dinamikse; tanrı koşul ve koşut olur;

    ?Varın başlangıcı-başlatıcısı yoksa tanrı yoktur mu; aslında başlamamış ama başlamasızca varolan varlık kendisinin aynı zamanda tanrısıdır mı?
    zaman var ve başladı;
    ?O halde zaman içinde ya da dışında bi tanrı var ve yok mu demeliyiz, Yani zamanla ölçüldüğünde başlangıca konulan şey ya da neden ya da olgu ya da her neyse tanrı mı olur- olmalı, Maharaj neden sonuçtur diyor; Varlık başlamadı ama zaman mı başladı? Yani zaman aslında varlıkla başlamadı ya da zaman varlıkın unsuru -(öncel) ve bağıtı değil mi?
    Zaman sadece zaman içinde başladı; Zamanın zamandan önce bi başlangıcı yok, Yani, zamanın zamandan önce zaman cinsinden zamanla ölçülebilecek bi başlangıcı öncesi ya da gerisi yok;

    —

    Şöyle düzeltelim ve özetleyelim;

    Tanrı yok çünkü;
    Beni içeremeyen ve benim onu içermediğim bi tanrı yok;
    Beni içeren ve benim de onu içerdiğim bi tanrı var çünkü; herkes olmasını istiyor; ya da bu tutarlı-daha tutarlı

    neden?

    içermeyen=kapsamayan, barındırmayan
    içeremediğim=kapsayamadığım, barındırmadığım

    içeremeyeceğim-zaman içinde içermeyeceğim-içermediğim- olarak düzeltilmeli;

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  115. Tanrı yok çünkü soyutları büktük;

    Tanrı var çünkü soyutları bilmiyoruz;

    —

    “Sonsuza kadar” da sonsuz bi sondur/sonludur; Bi kadarı var, erişimi var-dışı var; “Kadar” bi oarası, orası noktası ya da bi yer “kadar” ile işaretlenen
    Erişilebilen-erişilen bi sondur, Hayır değildir-dıştır; Kapalı yapı genişleyen sonsuzluk,
    GEnişleyen daire ya da genişlemese bile sonsuz bitimsiz varolan bi daire sonsuz mudur?
    Dış ve sonun bi bağıntısı var mı?
    Uzantısız doğrusal olmayan bi sonsuzluk nasıl düşünülecek ve kavranacak; sonsuz devinim ve yanış/ışıma örneğin, Bi şeyin içinde olmak, Bi boşluğun kuşatıcılığında ya da içinde olmak, Ya da sadece algı olarak bile enerjinin kendini ifade etmek için dışında bi algı boşluğu oluşturması;
    Işıma bi şeyin doğası ise sönme doğası değildir;
    Boşluk nedir?
    “kadar” bi noktadır, O nokta sabit olsa ya da olmasa da genişlemeye devam etse? Hareket mi sonsuzluk, sonsuzluk hareket mi? devinim mi? Öylece var olma ksonsuz değil mi? Bİtmeycek ve sönmeyecek olmak sonsuz değil mi?


    Yüzen soyut bi tanrı bulutu-imgesi;

    yaklamaya çalışanlar sayısı-bilinmez çoğulluk;

    Uç uç tanrı uç uç;

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  116. Açık yüreklilik;

    Kendi uydurduğum tanrı yı seviyorum, başkalarının ki ni değil;

    Neden?
    Benim ki çarpmıyor, taptırmıyor; Boşluklarda öylece oturuyor ve düşünceme bolluk ve genişlik sağlıyor; Ne istersem oluyor;
    Bilinmiyor-bulunmuyor, bilinmeme bulunmama boşluğu imgesi genişeletiyor işi gücü ; Adına yok dersem gidip öylece yokluğa sessizce oturuyor;

    Tanrı soyutuyla oyun oynayan çocuk;

    Tanrı diye bi soyut yaptı çocuk, yeni bi oyuncak bu , Ve bu yeni oyuncağı kullanmaktan onunla oynamaktan hiç bıkmadı çünkü o oyuncak hiç bitmedi;

    Tanrı atıp-tutup duruyor birbirine insanlık, Birbirine tanrı düşüncesi atmaca-tutmaca oyunu oynuyor;

    Bulsam size en çok Tanrı vereceğim, Tanrı paylaşacağım sizinle;

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  117. “Tanrı var çünkü; olması gerekir.”

    üzerinden; (çekimsel gerekçeler) – usunuzun sınırlarını sonsuza kadar zorlayın ilkesi;

    çünkü bize doğruları söyleyecek bi vasiye, bi ebeveyne ihtiyaç duyuyoruz;
    Bizi kollayacak kuşatacak bi güce ve sığınağa ihtiyaç duyuyoruz;
    Güvenlik dürtümüz var;
    Dışsal olarak sarılma-kuşatılma, içinde olma güvende olma- hissetme beklentimiz var;
    Bi şeyin içinde olmayı seviyoruz ve istiyoruz; sonsuz dışsal olarak korunmaya muhtacız-güdüsel çekim;
    Dışsızlık düşümüz ve düşüncemiz yok;
    Doğrusal-uzayan,ileri giden (ileri öte sonsuz sonsuzlanan-uzanan) bi sonsuzluk algısı dışında bütüncül bi sonsuzluk algımız yok;

    Kuşatılmamışsak boşluktan düşeriz;
    Boşlukta nasıl yüzüyoruz ve dengedeyiz;
    boşluğu ne oluşturuyor, boşluğu oluşturan ne, boşlukta aslında yine bizsek nasıl olur bu soruları;

    Tanrı var çünkü;
    dışsızlık içinde, “dışı olmayan bi dışsızlık” içinde, düşünemiyoruz,nokta;

    Tanrı dıştır, bizim algımızda; dışınızı yıkın, dışınızı iiçnize yıkın, dışınızı içinize sonsuz yıkın ya da genişletin dış yıkılmaz, yıkılır mı?

    Dış bilinmez kuşatıcılık ya da karanlık;

    Öncel-öncesi bilinmez karanlık ya da bilinmezlik karanlığı

    Bilinmezlikler tanrıdır;

    Bilinmezlikler olmasa arama-aranmalıklar olmaz;

    Tanrı aramacılık oynuyoruz yeryüzünde, Tanrı sobelemece, Tanrı saklanmış ve ebe; HEpimiz Tanrıyı-bilinmezi-karanlığı- sobelemeye çalışıyoruz, sobelemeyi ve bulmayı deniyoruz; Karış karış aradık, darmadağın dağıldık, dağılımlandık; TEk ebe yok bu oyunda ama tek saklanan var bu nasıl saklambaç, Onlarca özne neden tek bir -(farklı-biçimsiz) özneyi arar; Birlikte arayalım,

    Tanrı arama- tanrı yapma dinamiği koşumsuz-gereksiz ve ihtiyaçsız değildir;
    Tanrı uydurmak gereksiz değildir- gerekliliktir;

    dışaçekim,yokaçekim;

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  118. hayvanlar üzerinde tek bi numarası olamayana tanrı denilebilir mi?
    bu zırvaları bi insan yutuyor!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  119. tanrı var ne anlama geliyor bizim için düşündüm de ya da tanrı yok (demek);
    tanrı varsa gaddar bi başyönetici ve yapıcı mı? eğer tanrı bu demekse tanrı yok çünkü yok;
    ve tanrı yoksa düzensizlik ve kaos mu var?
    ne bu tanrı?
    yasalar ve düzen mi,
    tanrı var demek demek benim için bi anlamda; zekanın bilinci-bilgisi var ve bilerek seçimle isteyerek ve farkında olarak bu gerçeği tasarladı demekse tanrı var (olmalı ya da)
    ama benim için tanrı var demek bundan öteye gitmez bu durumda, bu evrende sistemde düzen ve kusursuzluk-bilinç var demek olur; ya da yaratıcılık bilinçlidir demek;

    ya da tanrı yok demek ne olduğunu bilmiyoruz-bilmeyeceğiz, sönüp yok olup gideceğiz demekse de tanrı var ve yok (ve) yok ve var;

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  120. İnsanların büyük bir kısmı tanrının olduğuna inanmaz fakat din sayesinde toplum içinde elde ettikleri kazançlarının heba olmasından korkarlar.

    İnsanların tanrı için harcadıkları enerjiye bir bakın, ibadet için harcadıkları paralara bir bakın…

    Ekonomik denge:)))

    üstte de söyledim “para tanrısı” :)))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  121. “İnsanların büyük bir kısmı tanrının olduğuna inanmaz fakat din sayesinde toplum içinde elde ettikleri kazançlarının heba olmasından korkarlar.

    İnsanların tanrı için harcadıkları enerjiye bir bakın, ibadet için harcadıkları paralara bir bakın…

    Ekonomik denge:)))

    üstte de söyledim “para tanrısı” :)))”

    Evet. İşte bu nedenle samimiyetsiz, yetersiz, gereksiz, fazlasıyla saçma, trajikomik ve de yersiz buluyorum dinsel düşünceyi. Arsızlıklarının ve yalanlarının küçük bir kesitinden örnek vermişsin.

    Hayır hem bu kadar pragmatist hem de fazlasıyla doğa-üstü nasıl olunabiliyor anlaşılır gibi değil.

    Kendinden bu gerçeği gizlemiyor da dışarıdakinden gizliyor. Maskeli balo diyeceğim ama maskenin arkasındaki yüz de biliniyor fakat oyun hazzı vazgeçilir gibi değil sanırım.

    Teoride kanatlı, davranışta sürüngen. 😉

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.