Her zaman aşamadığımız bir tartışma konusu var bazı müslüman arkadaşlarla. Bana hep,
– Biz sizin dininizi peygamberinizi kabul ediyoruz, siz bizimkisini niçin etmiyorsunuz?
diye sitemde bulunuyorlar.
Herşeyden önce Rab İsa, bizim peygamberimiz değildir. Tanrının vücud bulmuş halidir. Müslümanlar bunu zaten kabul etmiyorlar. Onların inandıkları, kendi inandıkları peygamber gibi Rab İsa’nında bir insan ve peygamber olduğu. Dolayısı ile sitemlerinin ilk cümlesi geçerliliğini yitirmiş oluyor.
Gelelim ikinci kısma. Şimdi yeryüzünde yeni bir din çıksa ve birileri dese ki müslümanlara.
– Biz sizin peygamberinizi kabul ediyoruz, Allah tarafından gönderildiğini biliyoruz. Bizim dinimizde zaten böyle diyor, böyle yazıyor. Sizde bizim peygamberimizi ve tanrımızı kabul edin.
Ne yapacak müslümanlar? Bizim dinimizi ilahi saydılar, bizde onlarınkini ilahi sayalım. mı diyecekler?
Sanırım ikinci kısmıda anlamışlardır böylece. Elbette bir hristiyan olarak islamın ilahi din olmadığına inanıyorum.
Doğru söze ne denir. Sizi daha çok görebilmek dileğiyle sonhavari.
isa şimdi burda yani bu sitede olsa o haçi yani resmi kafanda parçalardı,
o resim gerçek haç haline gelirdi,
isa bir dini karşına almaman gerektiğini sana söylemedimi ey imansız,
bir dini kabul etmeyen o dindeki o dine inanan insanları kardeşlerini nasıl kabul edecek
?
kaldır o yazıyı daha birleştirici ve barış dolu bir şeyler yaz,,,:)
Sonsuzun gücüyle ve sevgiyle kalın,
volkan…
“isa şimdi burda yani bu sitede olsa o haçi yani resmi kafanda parçalardı”
Emin misiniz volkan?
Peygamber İsa mı, sokaktaki İsa mı?
Sofistike neo liberal bilge zıvanadan çıktı.
Bana bak volkan efendi, o kıt olan aklını başına al ve daha fazla terbiyesizlik yapma e mi?
[Kıt dedim ya, hem de tam sana dedim, yoksa öyle senin gibi sağa sola belli belirsiz yumurtlamadım.]
sonhavari, herkes dilediği masala inanmakta özgür. Kahramanlarıyla özdeşleşmişsinizdir, olay örüntüsü hoşunuza gitmiştir, edebi yönüne bayılmışsınızdır, atadan dededen mirastır ya da………. ne bileyim işte vardır bir nedeniniz inanmak için. Kimse kimseye gölge etmesin yeter. Acilen çözümlenmesi gereken bir insanlık sorunu haline getirmeyelim bunu dilerseniz. Takmayın kafanıza. -Nuzzler-
Hiçbir DİN sonraki kabul etmez, bu kendini inkar anlamına gelir, yalnızca öncekiler kabul edilir.
Hristiyanlığı, islamdan öğrenirlerse ne demelerini bekliyordun ki?
Yıllar önce Cevizkabuğu programında hristiyanlar ve müslümanlar -konuyu hatırlamıyorum-, bir konu üzerinde tartışıyorlardı. Müslümanlardan birisi, İsa’nın göğe çıktığını, onun yerine sahte birinin geçtiğini falan söylemişti. Hulki’de ne diyorsunuz bu konuda diye hristiyan olana söz hakkı vermişti, O da “valla o onların inancı, bizde öyle bir şey yok” demişti. Sanki bunu söylüyorlar, bir de karşı taraf buna inanmıyor diye kızıyordu müslüman olan kesim.
xenix
Hay maşallah, hay maşallah. Saygı, sevgi, tahammül ve sabır gibi kelimeleri dillerine en çok dolayanların aslında “hep bana, hep bana” diye tutturan üç kağıtçı şarlatanlar oldukları nasıl da çıkıyor ortaya.
Senin gibiler midemi bulandırıyor Volkan . Evet evet, sana dedim ve tekrar ediyorum bak; midemi bulandırıyorsun. Hani pek bi bilgesin ya, görelim bakalım bu kez nasıl bi bilgelik örneği sergileyeceksin o üç kelime bi işlem derinliğindeki birikiminle? Hatırlarsan “her söz söyleyen bedenli insan değildir” demiştin geçen seferinde, hatta hafiften de tehdit etmiştin, herşeyin bi bedeli vardır vesaire, e bu akşam da aklı kıt filan diye takılmışsın, hayrola?
Ulan benim asabımı bozma dandik bilge, sen kimsin? Her mesajının sonuna tuvalet kağıdı gibi serip durduğun selam-saygı hokkabazlığıyla mı temizleyebileceğini sanıyorsun sıçtığın bunca şeyi? Yazıp çizdiğin ortada, mantık, bilim, felsefe, cahilin allahısın işte, anlaşılmıyor mu sanıyorsun, sen beni hipnotize olmaya yatkın müridlerin gibi mi sandın?
[Misafir efendi, istersen sen de biraz oku sevgi, saygı tahammül üzerine. Çünkü öyle osuruktan teyyare saygı cümlelerinin gölgesinde “inanın canım istediğiniz masala” demekle olmuyo maalesef. Son havarinin inandığı şey masalsa seninkisi haydi haydi masal. ]
:))) :)))))
Bu ne celal Gamaro, Volkan’a estirdiğiniz fırtına, duracağı yeri bilememiş beni de serinletti bu sıcak günlerde. Hata benim olmalı, kendimi ifade edememişim demek ki.
Bir masala inanıyor olsam savunmasını da yapadım. Ne fırtına engellerdi beni, ne tayfun, ne volkan. Masallar da inanırları da beni ilgilendirmiyor. Dedim ya gölge etmesinler yeter. Hangi masalın daha inanılası olduğunu tartışmak, masallara değer veriliyorsa anlamlıdır. -Nuzzler-
Benim tepkim, forum metninin ve bu metinle vurgulanmak istenilen asıl şeyin bencilce ve absürtçe tahrif edilmesinedir misafir.
Çünkü sonhavarinin hedeflediği şeyin “senin dinin şöyle benimkisi böyle” benzeri bir teolojik tartışmayı başlatmak olmadığı aşikardır. Sonhavari son derece sade ve açık önermeler yoluyla bir sonuca ulaşmış, ancak sahip olduğu bütün sadelik ve açıklığa rağmen bu sonucun pratik içerisinde büründüğü garipliği gözler önüne sermiştir.
Benim görebildiğim kadarıyla, örn. alik bunu iyi anlamış ve o da aynı sadelik ve özen içerisinde bir yorumla cevap vererek en azından konunun hakkını yememiş. Lakin günlerdir ulu bilge dandelyanus modunda gezinen volkan efendi ne yapmış; önce kafada haç kırmış, sonra imansızlar diye haykırmış ve en sonunda da hiçbişey olmamış gibi selam ve sevgilerini bırakmış. (Küçük yeğenini seven amca modunda sergilediği megalomanik tavrı saymıyorum bile, “sen şimdi bu konuyu kapat da, daha verimli bişeyler aç istersen, vesaire..”)
Baş üstünde haç kırılan ve imansızlar diye böğürülen bir noktada ben de sizi (ve masal söyleminizi) yanlış anlamış olabilirim elbette, kusura bakmayın.
Ama bir bütün olarak baktığımda, foruma konu olan metnin sahip olduğu asıl mantığı dışlar bir yaklaşım sergilediğinizi düşünüyorum hala. Sonhavari bize hristiyanlığı dayatmak ve eline geçirdiği her teolojik objeyi gözümüze sokmak benzeri bir yaklaşım sergilemiş olsaydı anlamlı olabilirdi tavrınız ve bunun karşısında elbette siz de kendi masal vurgunuzu dillendirebilirdiniz. Ama müslüman gözüyle asırlardır “senin kitabın tahrif edilmiş, isa’dan tanrı mı olurmuş, daha neler efendim, yanlış biliyorsunuz işte, üçün içinde bir mi, bu ne saçmalıktır, hem haç da neymiş vs” benzeri söylemlerle gizli/açık hakir görülen ve inançlarıyla dalga geçilen insanların en azından böyle mantıki bir itirazı dillendirebilme noktasında masalcılıkla itham edilmemeleri gerektiğine inanıyorum.
Dinler arası dialog kurulmuştu bir ara ateist ve imansızlara karşı. Acaba volkan onlardan etkilenmiş olabilir mi? Müslümanlığı yok sayan hristiyanları imansız sayıp, kafada haç kırmak olabilir mi bu diyalog dedikleri şey?
xenix
yazılan mesajın farkındayım özellikle yazdım mesajın sahibi sonhavariden ozur dilerim,
kusura bakmasın,
ancak burda olan şu, bazıları yani bir kaç kişi inanmadıkları bir kitabın yazarını ve inanları (TDG) şarlatanlıkla suclamakta, geri kalmadılar, tartışma haline gelen iletişim kaba ve çamur atmalara donuştu alay ettiler, inanmazasanız okumazsınız bu kadar,,,
çamur atmaya gerek varmıydı, bedel derken yaptığımız her şeyin karşılığı vardır, bedeli vardır,
insan bedeli kendi yatatır, sözleriyle ve eylemlerinin sonuçlarıyla,
eleştiri ve kötü sözlerinin farkına varırsa, kişi kendini gözden geçirip daha
dikkatli, alay etmeyen, karalamayan sürekliliğe sahip olursa bedel odenmiş olur,
benim bahsettiğim bedel bu ornek üzerinden böyle;:)
son havariye yazdığım bu mesajımda biraz daha gercek içerikler bu mesaj uzerinden ortaya çıktı.
mesajını eleştirdiğim arkadaşım gercekten size ornek olacak nitelikte biri,
size onun mesajı uzerinden ayna gosterildi, biraz daha uzatsam karşılık versem sizlere,
cok daha fazla agressif bir yapı ve içerik ortaya cıkacaktır,
saldırı ve alaycı tavrınız, sizinle ilgili bir mesaj olmadığı halde ortaya dokuldu,
siz eteklerinizdekini dokmek için acele ediyorsunuz,
bu yuzden kendinizi gercek zeminde değerlendirmenizi verdiğiniz cevapları gözden geçirmeniz
kendi yararınıza, iletişim ile ilgili bir farklilik yaratmış olursunuz, bundan sonraki cevaplarınız ve yorumlarınızla,
daha uygun bir dili gamora nikiyle yazan arkadaştan bekleyebilirdik,
ama olmadı inşallah bundan sonra olur,
son havari diyorki;
Herşeyden önce Rab İsa, bizim peygamberimiz değildir. Tanrının vücud bulmuş halidir.
ilk önce bir peygamberdir, tabiki oğreticidir, örnektir,
ancak Tanrı’nın vucut bulmuş hali, çokta yanlış değil burda kendisine katılıyorum,
islam ve kuranı ilahi bulmadığını söylemiş,
bence ilahidir,
Kuranın gerçek içeriğini incelediğinde öyle olduğunu görecektir,
TDG yi okumanı tavsiye ediyorum sana, sonhavari
ben okudum kuran hakkındaki yorum ve anlayışım çok netleşti,
Sonsuzun gücüyle ve sevgiyle kalın,
volkan…
Tüh be, biz aklı kıtlar gene yakalayamamışız asıl manayı bakar mısın sen şu işe?
(Adam hala edilgen konuşuyo ya, mizacın en köküne kadar işlemiş herhal, size ayna gösterildi filan diyo.)
Efendim ben de bugüne kadar size hitaben yazdığım herşeyi kasıtlı ve özellikle yazdıydım zaten, stres ve kem söz altında bilgeliğinizin en kristalize damarlarının açığa çıkacacağını ve daha bir feyz alacağımızı düşünerek kabalaştım naçizane, ayna tuttum, sırrını sakladım, döndüm geri, baktım olmadı, bu kez de sekonder kazanç yollarını zorladım.
Şimdi bütün bu komediyi ve şu son havari atraksiyonunu filan bırakalım da bi tarafa, daha ciddi takılalım diyorum mümkünse. Tanrının doğum günü başlıklı foruma göz atanlar benim konuya nerde dahil olduğuma baksınlar bi zahmet. Hatta zahmet de etmesinler ben özetleyeyim;
20. mesaj: “Yahu benim bugüne kadar okuduğum kitap sayısı bini aşmıştır herhalde ama hala birilerine hitaben “bakın şöyle yaparsanız gerçeği görürsünüz, o zaman şu şöyle anlam kazanır” filan diyecek durumda hissetmiyorum kendimi, ama başka birileri çıkıyor ve ne kadar hayati soru işareti varsa bir çırpıda çözmüşlercesine akıl ihsan dağıtabiliyorlar insanlara. Yüz küsür milyar ışık yıllık bir evrende yaşıyoruz ve herkes bilge, herkes hakikat denizinde sarhoş.. ne bir şüphe, ne bir tereddüt, ne de zerre bilinmezlik yok maşallah.Böyle birşey hakkaten ve sadece allah vergisiyle açıklanabilir sanırım. Kafayı yememek mümkün değil.”
55.mesaj: “Gerçeği göremeyenlere sunulan fırsatlar devam edecekmiş.. Hep siz gördünüz zaten o gerçeği, bi biz göremedik, hala da siz, hala da siz.Hepi topu bir iman sözü edilen, denenmez, sınanmaz, gören duyan da tanrıyla birlikte açmışlar zannedecek evrenin hamurunu.[Bir milyardan fazla aç, sefil bitap bi coğrafya, eskiden vahiy gelirdi şimdi elektronik posta. ]”
57.mesaj: “Bilgi yanıltırmış ama sonuç gerçekmiş..Matematik yanıltırmış ama üçün birini almak gerçekmiş..Söz olup yeryüzüne inen Rab İsa yanıltırmış ama klise gerçekmiş.. Yok ama, klise de gerçek değilmiş ve o da yanıltırmış..Yakında tüm bunların devasa ölçekte bir paranoya olduğunu düşünmeye başlayacağım. Sanırım haklılar; akıl yanıltırmış ama delilik gerçekmiş.”
62.mesaj: “Hipnotizasyona açık bir kitleyi yargılar yoluyla tanrıya getirmek..Scotus Eriugena’nın mistisizmiyle gerçek skolastik arasında dolanıp kalmak diye ben buna derim işte. Zavallı cami.. Öğrenemedi gitti felsefe yapmayı ve biraz da bunun için gerisinde hala klisenin..kategorileri bile düzensiz ve nasıl diyor hani almanlar; durcheinander..”
Şimdi sayın Volkan beyefendisine bu kadarı bile fazla geliyor ve yukardaki mesajları hakaret ve edepsizlik olarak niteliyorsa, kusura bakmasın ama hiç bu meydanda dolaşmasın, gitsin kendine pamuktan kale yapsın. Bu ileteleri kötü niyet vurgusuyla lanse eden, beraberinde bedelden bahseden, hatta bununla da yetinmeyip “zaten her söz söyleyen bedenli insan değildir” diyebilen birisi de mümkünse bilgelik filan yumurtlamasın. Ha bu odunları da bi başkasına sinirlenip benim kafamda kırdıysa bilemem tabi:))
Evet volkan efendi, ne demiştim; senin sahip olduğun edep bana hakarettir. Sen daha kıvır. (Hadi “bedel” civcivini yedik, ama şu “insan olmayan bedenlileri” ne yapacaksın, ben asıl onu merak ediyorum )
Belli belli baya bi netleşmiş, pürü pak olmuşsun.
Günah çıkartıyorsun anlaşılan, yüzünde kızarmıyor. Hangi çamurdan bahsediyorsun sen?
Sürekli varolabilme arzun, sonsuz olma bencilliğine dönüşmüş.
Sizler, sürekli haksız çıkmaya, kendinizle çelişmeye başladığınız an, tahammülsüzlüğünüz ve bilgisizliğinizle kendisinizi eleveriyorsunuz.
Bize kızdın, haç’ı sonhavarinin kafasında parçaladın. oyy oyy oyy… Senin bu savunmana kargalar bile güler.
Ben hep derim; Mevlaya giderken, Leylaya hava atma faslında takılı kalmak sizin dengenizi bozuyor.
Sevgili sonhavari, gelen her peygambere kendisinden sonra gelecek olan peygamberler bildirilmiştir. Bu bildiri tevratta da var incilde de. Muhammet son peygamber di ve kuran da bunu doğrular.
Tanrıya, elçilerine ve onların kitaplarına inanmış her insan bunu kabul eder.
Evet, isa insanüstü mucizeleriyle geldi. O tanrının yeryüzündeki gözü, kulağı, dili idi. Doğumundan ölümüne ( ışınlanmasına ) kadar geçen yaşamı içerisinde sadece sevgi dilini kullandı. çünkü o saf sevgi idi. çünkü o tanrı idi. İnsanlığa tanrıyı tanıttı.
İsaya gönül vermiş 12 havarisi isa nın sözlerinden incili oluşturdular. Menfi çıkarlar uğruna incil zaman içinde her ne kadar tahribata uğrasada . Yuhanna İncilinin 14.babının 16.ayetinde İsa,
(Allah size, sizinle beraber kalacak bir teselli edici gönderecektir) demektedir.
Tüm allah elçileri ve onların ilahi kitapları, insanın kaynağını bulmada yardımcı araçlardır. kaynagını bulmuş olanlar için dinler ve ilahi kitaplar ortadan kalkmış olur. Bu yüzden senin dinin benim dinim diyerek dinlerde takılı kalmamak gerekir. Verilen mesajların özünü alıp, kendini insanı tanımak ve insanın tüm dogmaların üstünde olduğunu görmek gerekir.
Ve görürüz ki taptığımız tek şey insandır. Ve tanrı insanı insana hizmet etmek için yaratmıştır. Sen, ben, o olmasa hiç bir şeyin anlamı olmaz. Hepimiz birbirimize bağlı, akış ve alış verişlerle varız. Kötü olarak baktığımız biri dahi bize hizmet ediyordur.
Sanırım böyle bakınca ortada ne din kalıyor ne ideoloji nede meshep 🙂
ilk ve son ayet;
tanrım, beni bütün dinlerden koru.
Bir diğer yanlış yorumlanan konu, tam da buydu venüs kardeş. Yeni ahit de bir sonraki peygamber yok malesef. O konunun özü şu şekilde kısaca.
Yuhanna’da “huzur verici, teselli edici, danışman” kelimelerin yazılmış olduğu orijinal Grekçe metindeki karşılığı ‘parakletostur. Grekçe metni tercüme ederken bazı İngilizler bu Grekçe sözü ‘paraclete’ olarak aynen korudular: buna karşın, kimi Müslümanlar asıl kelimenin parakletos olmayıp daha ender kullanılan ve Arapça’ya da yaklaşık olarak ‘ahmed’ veya ‘mahmud’ olarak çevrilen “periklutos” olması gerektiğini ve anlamının da yüceltilmiş kişi olup, orijinal Grekçe metinde bunun yer aldığında ısrar ettiler. Yeni Ahit’te Müslümanların bu iddialarını teyit eden hiçbir kanıt mevcut değildir.
Müslümanların bir kesiminin dediği gibi, Parakletos (huzur verici, teselli edici, danışman, vekil kişi) eğer Muhammed İse, o zaman Yuhanna’nın yazılarında parakletos hakkında söz ederken işaret edilen Gerçeğin Ruhu (14:17) da Muhammed mi oluyor? İsa’nın adında ‘Babanın göndereceği Kutsal Ruh? (14:26), İsa’nın Elçilerine göndereceği Kutsal Ruh?! (15:26)
Bakın, ben müslümanların ne dediğini bilmiyorum. İngilizlerin, yunanlılarında ne dediğini bilmiyorum. Benim bildiğim kutsal kitapların ne dediği.
Bunlar yeni ahit yuhanna dan. 16 bölüm. 13 ayet.
Ne var ki O, yani Gerçeğin Ruhu gelince, sizi her gerçeğe yöneltecek. O kendiliğinden konuşmayacak, yalnız işittiklerini söyleyecek ve gelecekte olacakları size bildirecek.
Yine yuhanna kitabından. 16 bölüm. 7 ayet.
Size gerçeği söylüyorum, benim gidişim sizin yararınızadır. Gitmezsem, Yardımcı size gelmez. Ama gidersem, O’nu size gönderirim.
Yine yuhanna kitabı. 16 bölüm.
O beni yüceltecek, çünkü benim olanlardan alacak ve size bildirecek.
Evet sevgili sonhavari, bu ayetler de isa, açık bir şekilde kendisinden sonra gelecek olan bir elçiden bahsediyor. Üstelik yeni ahit de.
İyi güzel de venüs, e hani tahrif edilmişti incil? 🙂
Gamaro yazdi;
“…e hani tahrif edilmişti incil?….”
ne
fark
eder ?
sanki
ateist´in cok umurunda tahrif olmus yada olmamis..
slm.
Tamamının tahrif edildiğini söylemiyorum. Zaten hıristiyanlar da isa nın kendisinden sonra gelecek peygamber sözlerini çok farklı yorumluyorlar.
Ben yuhanna kitabındaki bu sözleri sonhavarinin nasıl yorumladığını merak ediyorum.
sonhavari balıkların yaşadığı bir denizde diğer balık gruplarına karşı savaşımda yapabileceği en naif atağı yapmış ve pullarını dökerek ( ne isevi bedel değil mi?) denizi bulandırmıştır. Diğer balık sürüsü de reaksiyonda gecikmeyip okunmuş üflenmiş pullarını salmış denize, ortalık bir bulanmış ki gören dini inançlara saygı, dinsel görüşlerin ifade özgürlüğü sanmış ortamı…
Mesih gelecek, imam gelecek, godot gelecek, marduk gelecek, indigolar gelecek, kova burcu gelecek, belirsizliğini kaybetmiş bir gelecek algısı arttıkça geleceklerin de sayısı artıyor…
ayet gelse ne derdi acaba yeniden; şimdilerde şairlere geliyor;
ey muhammed ey isa
ey musa
bu ne kibirdir bu ne aymazlık
inancınız adına döktüğünüz kanları
hokkalayıp yazmadan günahınızı tarihe
dinsel tarihi sahipleneceksiniz ve tartışmanızı sürdürecekseniz beyler bayanlar; dinleriniz adına döktüğünüz ve dökmekte olduğunuz ve dökeceğiniz kanlar hemen yanıbaşınızda, pıhtılaşmamış daha…
Eder tabi, çünkü oportünistik kesit analizleri ilgi alanıma girer.
Ayrıca ben Muhammed’i sevmiyorum ama İsa’yı seviyorum, asıl bu senin gibi bir müslüman için ne fark eder Ebubekir?
Bu sitede hıristiyan olan arkadaşlar var. Lütfen sizlerde bu ayetleri nasıl okuduğunuzu bu ayetlerin ne dediğini bize anlatırsanız belki bizlere bir şeyi farkettire bilirsiniz.
“Evet sevgili sonhavari, bu ayetlerde isa, açık bir şekilde kendisinden sonra gelecek olan bir elçiden bahsediyor. Üstelik yeni ahit’de.”
Ama takdir edersiniz ki, siz mesajınızı böyle bitirince meraktan çok hüküm duygusu uyandırıyor insanda:)
Neyse, bahsettiğiniz bölümleri yeni bir peygamberin geleceğine dair işaretler olarak yorumlamak elbette olasılıklardan birisidir venüs. (En azından müslümanlar için mümkündür ya da olasıdır diyelim) Lakin yeni ahit’in neresinde islam peygamberine yönelik bir atıfta bulunulduğu düşünülse orasının incilin tahrif olmamış kısımlardan biri olduğu sanısıyla hareket etmek bana ilginç geldi sadece ve onu paylaşmak istedim, hepsi bu.
:)) çelişmiş değilim tabi ki. Benim merakım çok belirgin olan bu sözlere hıristiyanlar nasıl bir yorum getiriyorlar ki incilden çıkartılmamış duruyor.:) yada tahrifat nerelerde önem kazanıyor 🙂
Her şeyden önce sevgili venüs, hristiyanların ayet yorumlamakta müslümanlar kadar ustalaşmış olduklarını düşünmüyorum.
Ama totoloji yaparsak şöyle düşünebiliriz; kuran’a şeytan ayetleri neden girdiyse, sizin çok “belirgin” şeklinde yorumladığınız bu kısımlar da incilden aynı sebeple çıkartılmamış olabilir. [Şöyle ki; Örneğin birinci hadisenin olabileceğini düşünmek abesle iştigaldir, çünkü allah sözü arasına insan veya şeytan sözünün girmesi doğası gereği mümkün değildir. İkinci hadise ise zaten olmamıştır (yani o ifadeler incilden çıkarılmamıştır, e zaten çıkarılmamış işte, hepimiz görüyoruz), çünkü tanrı sözünü eksiltmeye kimsenin gücü yetmez.]
Hele ki allah Ali İmran suresinde isa’ya hitaben “sana inananları kıyamete kadar kafirlerden üstün kılacağım” demişken:)
Olabilir sevgili gamaro. Bunu hiç düşünmemiştim. Teşekkür ederim.
Olabilir demişsin ama..ben küçük bi ekleme yaptım mesaja sevgili venüs, ama internet bağlantısı çok kötü olduğundan şu an güncelleyebildim ancak. ( olabilirini bozmuş olabileceğimi düşünerek kusura bakma deme ihtiyacı hissettim, iyi geceler 🙂
Düşündürdüğün olasılığın olabilirliği henüz bozulmadı gamaro 🙂 eklemeni okudum.
Evet olabilir 🙂 iyi geceler.
“Ayrıca ben Muhammed’i sevmiyorum ama İsa’yı seviyorum, asıl bu senin gibi bir müslüman için ne fark eder Ebubekir?…”
isa´yi sevmek
O´nun elciligini ve getirdigi mesaji/vahy´i kabul etmeyi gerektirir iste burda IMAN baslar..
bu
durum
insanoglunun SORU-lar esliginde yüzlestigi dinamiklerin (hayat) kendisini getirip biraktigi kavsak noktasidir..
karar/tercih kabul yönünde oldugunda
O´nun gönderdigi elciler arasinda ayrim yapmak pek anlamsiz ve celiskili..
Sn. Gamaro
benim icin hic fark etmiyor ben hepsini seviyorum cünkü ben onlari gönderen YARATICI´ya IMAN ediyorum..
**
“..Şöyle deyin
-Allah’a
-bize indirilene
-İbrahim’e
-İsmail’e
-İshak’a
-Yakub’a
-onun torunlarına indirilene
-Musa’ya ve İsa’ya verilene
-ve diğer
-nebilere verilene inandık
-Bunlar arasından hiç kimseyi ayırmayız
-Biz yalnız O’na/Allah’a teslim olanlarız…”(bakara/136)
**
“..Allah’a ve O’nun resullerine iman edip
-onlardan birini ötekilerden ayırmayanlara gelince
-Allah böylelerinin ödüllerini yakında kendilerine verecektir…”(nisa/152)
**
“Allah’ın resullerinden hiçbirini ötekinden ayırmayız
-Şöyle demişlerdir
-Dinledik
-boyun eğdik
-Affet bizi
-ey Rabbimiz
-Dönüş yalnız sanadır.”( bakara/285)
**
“..Onlar ki
-Allah’ı ve O’nun resullerini inkär ederler
-Allah’la O’nun resulleri arasını açmak isterler de
-“bir kısmına inanırız, bir kısmını inkâr ederiz” derler
-böylece imanla inkâr arasında bir yol tutmak isterler.(nisa/150)
slm.
İlahi Ebubekir, ben seni de seviyorum ama senin inadığın vahye inanmıyorum. E ne yapayım söyle o zaman, sevmiyeyim mi şimdi seni?:))
Neymiş? İsa’yı sevmek için onun elçiliğini kabul etmek gerekirmiş. Yeni inciler.
Bu cümle, bir üst cümlenin aslında “inci” olduğunu farkedip, nasıl toparlarız, nasıl destek katar da felsefik görünmesini sağlarız cinsinden eklenmiş gibi.
Zaten sorun, O’nun gönderdiği veya göndermediği! elçilerin ayrımını yapabilmek değil mi önemli olan?
Bak yeni bir elçi var, Burak Özdemir. Onu da kabul ediyor musun?
xenix
Gamaro yazdi;
“İlahi Ebubekir, ben seni de seviyorum ama senin inadığın vahye inanmıyorum. E ne yapayım söyle o zaman, sevmiyeyim mi şimdi seni?..”
sevgili Gamaro,beni onurlandirdin tesekkür ederim demek ki ayni düsünüyoruz vahiy konusundaki farkliligimiz “insani kimligi”mize (sevgi/saygi/paylasim) herhangi bir zarar vermiyor öyleyse dogru yoldayiz yani “ortak kelime/ortak iyi” de bulusmusuz demektir..
ayrica
insanlarin “dini kimlik”leri degil “insani kimlik”leri önemli
“insani kimlik” yerlerde sürünüyorsa “dini kimlik”in de bir anlami yoktur..
beser olmanin geregi
kusurlu/farkli olan insani karsiliksiz ve oldugu gibi kabullenip,sevebilmeyi basarabilen kisi özde ve sahici bir dost olur nitekim “kusursuz dost arayan dostsuz kalir”özdeyisimiz cok güzel anlatir bu gercegi..
hatirlarsan
“vahiy sadece bir teklif”dir diyorum..
slm
xenix yazdi;
“Neymiş? İsa’yı sevmek için onun elçiliğini kabul etmek gerekirmiş. Yeni inciler..”
isa´yi peygamber olarak kabul edenler acisindan hic de yeni inci degil dostum yok isa peygamberin söyledikleri isa´nin kurgusu dersen bak iste bu
“yeni inci”ler kismina girebilir..
bu nedenle de
“sanki ateist´in cok umurunda tahrif olmus yada olmamis.. demistim..
**
“Zaten sorun, O’nun gönderdiği veya göndermediği! elçilerin ayrımını yapabilmek değil mi önemli olan?..”
xenix,inananlar acisindan bir sorun yok sorun inanmayanlarin kendi
ic sorunlari/celiskileri..
simdi
Allah´a (yaratici) inanmayanlarin
tanriyi insan yaratti tezine iman edenlerin
O´nun gönderdigi elcilerin ayrimini ne icin yapmak ister ?
yada buna nicin gerek duyar ?
buda ateistlerin incileri/celiskileri..
**
“Bak yeni bir elçi var, Burak Özdemir. Onu da kabul ediyor musun?..”
sanirim biraz gec kaldi ama su dünya pazarinda her malin bir alicisi bulunur..
slm.
En azından birini sevmek için peygamber olduğunu kabul etmeye gerek olmadığını farkettiniz. Ama işin ilginci bu değil de şu açıdan bak birde sevgili bekir. Yıl 600 ve sende o dönemde yaşayan bir hristiyansın.
Ve diyorlar ki sana, yeni bir peygamber var. Güzel şeyler söylüyor, adı Muhammed. Tıpkı şimdi Burak’a verdiğin tepkiyi mi verirdin? Yani Muhammed için şöyle mi derdin?
Bir ateist için ayrım yapmak çok zor değil. Çelişki yok. Ama bir inanan, peygamberini neye göre seçiyor merak ediyorum.
xenix
🙂
Yani Ebubekir, belki bahsettiğin şekilde ortak doğruda/iyide/güzelde buluşmuş olabiliriz, lakin kıyamet günü işine yaramayacak bi iyilik güzellikle insan bu dünyada neden uğraşsın ?
Düşünsene 1; sana soracaklar ve diyeceksin ki ben vahyi kabul ettim, e sonra bana soracaklar ve ben de diyeceğim ki “ben Ebubekirle ortak iyi ve güzelde buluştum”, aah, ah, hadi yine sen karlı çıktın, zaten ilahi adaletin gözünde sen ne yapsan güzel ben ne yapsam çirkin :))
Gamaro yazdi;
“lakin kıyamet günü işine yaramayacak bi iyilik güzellikle insan bu dünyada neden uğraşsın ?…”
haklisin
hayati “70/80 yillik bir fasil” olarak SINIRlayanlar iyi düsünmeli..
hele
“tanriyi insan yaratti” diyen iman sahiperi
“O GÜN” islerine yaramayacak düsünce ve eylemler icin niye ugrasirlar ?
vahim bir durum..
bence
beden bir elbise esas olan “ruh” yaraticinin üfledigi
beden ölür kadavra olur “ruh” mekan degistirir “O GÜN” icin..
yani inanan icin bir proplem yok
her iyilik karsiligini bulacak,kötülük de karsiliksiz kalmayacak..
“..Her canlı
-ölümü tadacaktır
-Biz bir imtihan olarak sizi şer ile de hayır ile de deniyoruz
-Sonunda bize döndürüleceksiniz..”(enbiya/35)
“..İnsanlar
-inandık demeleriyle kendi hallerine bırakılacaklarını ve
-hiçbir imtihana çekilmeyeceklerini mi sandılar..”(ankebut/2)
**
“Düşünsene 1; sana soracaklar ve diyeceksin ki ben vahyi kabul ettim, e sonra bana soracaklar ve ben de diyeceğim ki “ben Ebubekirle ortak iyi ve güzelde buluştum..aah, ah, hadi yine sen karlı çıktın, zaten ilahi adaletin gözünde sen ne yapsan güzel ben ne yapsam çirkin..”
birde sen düsün;
“..Zekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas
– Hepsi iyilik ve barış için çalışanlardandı..”(enam/85)
“..Artık
-kim bir zerre miktarı hayır üretmişse onu görür
-Ve
-kim bir zerre miktarı şer üretmişse onu görür..”(zilzal/7-8)
slm.
xenix yazdi;
“şu açıdan bak birde sevgili bekir. Yıl 600 ve sende o dönemde yaşayan bir hristiyansın.Ve diyorlar ki sana, yeni bir peygamber var. Güzel şeyler söylüyor, adı Muhammed. Tıpkı şimdi Burak’a verdiğin tepkiyi mi verirdin? Yani Muhammed için şöyle mi derdin?
“sanirim biraz gec kaldi ama su dünya pazarinda her malin bir alicisi bulunur..”
O gün yasasaydim nasil bir tepki verirdim bugünden birsey söylemek haddi asmak olur belki ama özellikle magdurlarin,itilip kakilmislarin,boyunduruk altina alinmis kölelerin vs. vicdanlarinda makes bulmus bir mesaj benim de kabul edebilecegim bir mesaj olurdu..
zalime karsi mazlumdan yana olan ve vicdanlari harekete geciren her söz/hareket benim icin kabul edilebilir bunu kimin dillendirdiginin bence bir önemi yok cünkü vicdan /ic ses/ zaten vahyin kendisi..
dikkat
O dönemde vicdanin ve ezilmislerin sesi olan bu yeni mesaja otorite sahibi putperestlerin özellikle kahinlerin ve din adam-larinin gösterdikleri tepkiler iyi okundugunda günümüzde gösterilen tepkilerle birebir örtüstügünü görmek mümkün..
bihassa
genelde dine
özelde islama ateistlerin gösterdigi tepkilerden farkli olmadigi görülür kullandiklari kavramlar farkli olsada..
elbette
sunu da hatirdan cikarmamak gerekir her sistem,her ideoloji,her din,her ilke benzerleriyle ÖZDES-lestirilerek yozlastirilir..
**
“Bir ateist için ayrım yapmak çok zor değil. Çelişki yok…”
celiski ayrimin zorlugunda degil,ateist´in esas celiskisi inkar ettigi bir seyin ayrimini yapmaya calismasidir..
**
“Ama bir inanan, peygamberini neye göre seçiyor merak ediyorum…”
anlamak ve merakini gidermek icin Yaratici´nin özellikle sectigi ve görevlendirdigi bir elci/nebi ile halkin/toplumun degisik nedenlerle sectigi ve görevlendirdigi lider/önder-ler arasindaki farki bilmek yeterli gerisi corap sökügü gibi gelir..
aksi hep böyle dert olur..
**
sence
ateist´in cok mu umurunda yaratici yada peygamber yada kitap tahrif olmus veya olmamis ?
slm.
Ebubekir, eğer tanrı varsa senin sahip olduğundan daha iyi bir espri anlayışına sahiptir diye düşünüyorum açıkcası. Neyse, yani tahrif edilmiş bir kitabın bile yok ama olsun, ben yine de seviyorum seni 🙂
Bitmek tükenmeyen mazlum edebiyatı…
Hani bu edebiyatı yapanlar aç olsa açıkta olsa gam yemem velakin hepsi akp nin o bu tarikatın zengini…
Hele dernek dümeniyle götürdükleri yanlarına kar…
Ah ne zavallısınız!. Ne kolaydır gazel okumak tok tok… Almanyadan ahkam kesmek.
Neymiş türban ? Başka ? Ha pardon bir de Kürtler mağdur… Aksine biz Türkler mağduruz da kimin umrunda???
Neymiş ? Ateistin umrundamıymış ? Hadi ordan patavatsız yobazlar! Yalancı dindar bozuntuları, DİN üzerinden siyaset yapan AHLAKSIZ ve takunyalı tabansız güruh. (nasıl da kaçmıştı apansız) Şimdi intikam zamanı sanırım. İyi de madem iyi niyet besliyordun ne demeye şeriat şeriat diye bağırdın ? Şimdi de dümenden demokrasi çığlıkları atıyorsun.
Hepsi yalan herşey yalan. Beceriksizliklerini ve hırsızlıklarını gizlemenin en kolay yolunu yapıyorlar.
Tümü birgün yargılanacak ve cezalarını çekecekler.
Hükümet enflasyon açıklıyor:%5 (yıllık)
Ulen madem yüzde beş ne demeye emlak vergilerini yüzde 110 arttırdın ?
İşsizlik had safhada millet resmen aç geziyor konu komşu et yiyemiyor.
Hükümet ne yapıyor ? Kendini kurtaracak anayasa paketi için orda burada para, kömür, altın, beyaz eşya dağıtıyor. Kendine oy verecelk potansiyel köylüyü maaşa bağlıyor (ayda 200 Tl) Acınası halkın oyunu üç beş kuruşa satın alıyor. Onlara modern refah bir hayat vaadedemiyor velakin devletin ortak kullanıma haiz kaynaklarını bazıları için defaten kullanıyor. Aynı asfaltı 3 kere onarıp duble yol dümeniyle bazılarına para gömüyor. Hele eğitim ? Hiç sormayın.
Öğretmen maaşı 1200 TL. kira 600 TL. (eh bu kadar emlak vergisine az bile) Nasıl yaşasın eğitimci ? Kendini nasıl eğitsin ? Önemli mi ? önemli olan GÖZ BOYAMA … 10 bin kişilik iftar verince iyi müslüman oluyorlar. NAsıl da zavallı bir durum. Ey halkım sen kendini besleyemiyorsun bak ben sana yemek veriyorum. Topunuz mezara…
Aaaa, neden umrumda olmasın ve ilgilenmeyim ki Ebubekir?
Bi kere matematiği farklı ve başlı başına bir cazibe merkezi.. Mesela bütün kümeleri kapsayan bir küme, hem herşeyi kapsayan tek küme olup hem de tıpkı kendisi gibi herşeyi kapsayan iki denk küme daha içerebilir mi? Ya da herşeyi kapsayan ve beraberinde ayrı ayrı kendilik bilincinde olan üç adet herşeyi kapsayanlar kümesi aynı zamanda herşeyi kapsayan tek bir küme bilincinde olabilir mi?
Peki ya bu herşeyi kapsayan üç kümeden birisi aynı zamanda hem herşeyi kapsayan hem herşeyi kapsamayan bir küme olabilir ve herşeyi kapsamak ve kapsamamak durumlarının birbirleriyle olan ilişkisini de ayrışmaz, birleşmez ve karışmaz bir birliktelik fonksiyonuyla tanımlayabilir mi? (Mesela bu isa’dır)
Onun için bırakalım şimdi kitaptır, tahriftir gibi ayrıntıları da… Sizce bunları yapabilen bir tanrı yapamayana göre tanrılığın hakkını daha bir iyi vermiş olmaz mı? (Ya da şöyle soralım; Kurt Gödel ilham isteyecek olsa bunlardan hangisinden isterdi acaba?) Ha istese bizimki de yapardı ama gerek görmemiştir derseniz o ayrı tabi:)
Agnostik seni cok asabi gördüm ne is ?
yoksa “o senin alaman arkadaslarinla birde ben konusayim”demem mi seni böyle dellendirdi ?
bakiyorum kemalist abilerinin jargonu olan ve halki ahlaksizca asagilayan
kemalist sövgü/hakaret iceren slogonlari cikarmisin gün yüzüne
“takunyali,tabansiz” söylemi de ancak sizin gibi cagin gerisinde kalmis cagdaslardan beklenirdi..
tamam anliyorum dellenmek icin bir cok sebebin var ama beceriksiz kemalist abilerinin günahini bizden cikarmaya calismak hic yakismiyor sana ayrica
alaman dostlarinda var birseyler kapmadin mi uygarlik adina cok ayip valla..
“Aksine biz Türkler mağduruz da kimin umrunda???…su densize bakin hele ne diyor..
dag tas “ne mutlu türküm diyene”yaz,87 yildir zulmet,mechul cinayetler ve iskenceler cabasi kalk bir de magdurum arkadas edebiyati yap hele magdura bakin magdura..
ilginc
“bir türk dünyaya bedel” edebiyatina iman edenlerde magdur olabiliyormus meger..
bence sen tez elden “biz türkler magduruz” adli bir baslik ac bakalim söyliyecek sözü olan var mi..
bak
emekli koramiral atilla kiyat ne dedi;
“faili mechullerin o dönemde bir “devlet politikasiydi” bölgede devletten nefret eden bir nesil yetistirdi..”
kemalist abilerin
basbakan menderesi önce iskenceden gecirmis sonra da asmisti birde utanmadan bu cinayeti -milli bayram-ilan etmisti..
iste senin kemalist abilerinin binbir marifetinden sadece birkaci E türk zulmüyle yazilmis tarih yapicilarini savunan birinin mazlumdan yana zalime karsi olmasini beklemek mümkün degil elbet..
1930´larda takili kalan “zihin ibreni” acmaya yarayabilecek kitap öneriyorum (-Türkiye’nin Asker Sorunu ve kimse kizmasin ben kendimi yazdim/Hasan Cemal) bu kiyagimi unutma..
ne demisler
“alma mazlumun ahini cikar aheste aheste” kimlerin yargilaniyor oldugu ve olacagi sana bir ipucu vermiyor mu ?
slm.
Beni kureyza ve islamda kölelik başlıklarında gördüm bekir ben seni. Senin iç ses biraz kısık çıkıyor konu islam faşizmi olunca.
Vay vay, iyi pazarlamacı olur senden. Neymiş bu otorite sahibi putperestlerin ve kahinlerin tepkileri. Sanki o günkü olayları “yansız” anlatan bir kaynak var elimizde. Sen demiyor musun bütün anlatılanlar emevi geleneğinin çöplüğü diye. Sözde Cahiliye dönemiyle ilgili bir sürü yazı yazıldı forumda. Emin ol islamdan çok daha özgür bir dönem. (Kadına verilen haklardan belli.)
Gelelim son konuya Burak Özdemir i halk seçmediğine göre, yaratıcının seçtiği görevlendirdiği bir nebi olduğunu kabul ettin yani? Hem onun yazdıkları da vahiy. Di mi?
xenix
xenix yazdi;
“Beni kureyza ve islamda kölelik başlıklarında gördüm bekir ben seni. Senin iç ses biraz kısık çıkıyor konu islam faşizmi olunca..”
farkindamisin her “vicdan/ic ses/ zalim/mazlum” kavramlarini gündeme getirsem önüme “beni kureyza/kölelik/kadin haklari vs. getirip koyuyorsun bu taktik fasist kemalizm ile yüzlesemeyenlerin ortak taktigidir yeni degil,ilk degil herhalde son degil..
ben söyliyecegimi söyledim seni ikna edememis olabilirim öyle bir görevim de yok zaten..
kemalist sistemi elestirdigini söylemistin varsa bir makaleni/yazini göster demistim hala bekliyorum..
**
“Sen demiyor musun bütün anlatılanlar emevi geleneğinin çöplüğü diye..”
Qur´an ile celismeyen kaynak kabul edilir de diyorum ES gecme..
**
“Gelelim son konuya Burak Özdemir i halk seçmediğine göre, yaratıcının seçtiği görevlendirdiği bir nebi olduğunu kabul ettin yani? Hem onun yazdıkları da vahiy. Di mi?..”
neye göre ve nasil böyle bir sonuca vardin anlamadim fakat sevgi yumagi arkadasin “karma/corba dini”ni kabul edenlerin elcisi olabilir elbette niye olmasin örnegin birilerine göre mustafa kemal kutsal/elci/tanri olabiliyorsa özdemir de birilerinin mehdisi olabilür niye olmasin..
slm.
1930 da yaşamıyoruz. CHP de iktidar değil. 1950 den beri neredeyse kesintisiz iktidardasınız. EEeee sonuç ?
Geçmiş osmanlının geçmişidir. Geçmiş islamın geçmişidir. Sadece bu topraklarda değil, islamın olduğu her noktada gerilik, yüzkarası, sefillik var. Bunların suçlusu Kemalizm mi a benim vahiy manyağım. Neymiş? zırvaaaaa…
1400 yıllık zarzalak düşünceleri dayatacam diye atmadığınız takla kalmadı. Hala uslanmadınız. Neyse anlattığım bu değil: İktidar senin gibilerde ve sizin o müthiş vahiy gönüllüleri halkı açlıkla imtihan ediyor. Mesele sadece bu… Senin tok karnının sorunu değil zaten.
Hakikat başka birşey islamı bu ülkede dayatmaya çalışan kişilerin amaçları, zihniyetleri başka birşey.
Kişi islamın söylediği temel gerçekleri inançsız biri olarak dahi yaşar ve yaşamına uygular. Burada saygısızca ve terbiyesizce olan şey ‘islam tek gerçektir, ona inanmazsanız asla mutlu olamayacaksıznız, hayatınız ıstırapla geçecek, mahvolacaksınız, o halde yol yakınken allah deyin ve gidip iman edin şeklinde bağıran dalkavukların densizliği, kendini bilmezliğidir.
Ayrıca belirli bir algı seviyesine ulaşmış ve sorgulama yeteneği kazanmış, düşünebilme, kurcalayabilme cesareti olan kişilere nasıl bir mantıkla bu dayatılır? Örnekse tüccar ebubekirin ölçüsüz ve terbiyesiz tavrı.
Bak bakalım ebubekir akp’nin peşinden sürüklediği kitle nasıl bir islam hapı yutmuş ve nasılda mışıl mışıl uyutuluyor.
Sevişmek, öpüşmek, iki kişinin istekli ve karşılıklı birliktelik durumlarına ahlaksızlık diyen ve sosyal yaşamda kişileri bu sebeplerle ahlaksızca irrite eden insan yığınıdır geleneksel islam yorumunu yaşayan insan grupları.
Zihinsel özürlü olduğunu düşünüyorum sn. ebubekirin. Şöyle söylemiştim kendisine ve anlamamış çünkü. İnandığın şeye saygın varsa, hakikatten bir pay almışsan, yani mabud sana da vermişse sayın mahmut gelip bu ülkedeki geleneksel çarpıklıkla olan hesabını gör. Ne oldu çok mu sert bir duvarı kırman gerekiyor. Taassupların yıkılıp hakik olanın açığa çıkması için çok mu zahmetli bir uğraştan bahsediliyor. Yooo burada harcadığın enerjinin yarısını bu işe harcasan insanlık adına bir faydan dokunur. Oysa tek yaptığın antipati toplamak ve insanlara ‘lanet olsun’ bu islami zihniyete, saygısız, had bilmez, terbiyesiz ve karşısındakinin değerlerini yok sayacak kadar da aymaz dedirtmek.
E normaldir. Şu üç isimden 1400 yıl evvelde bir fayda dokunmamış insanlara. Bekir, osman, ömer. Mertbe burda yükselmez. Anladın sen onu.
Agnostik zirvaliyorsun anladik peki hakaret etmek mecburiyetindemisin ? kemalist terbiye size böyle mi ögretiyor..
**
“1930 da yaşamıyoruz. CHP de iktidar değil. 1950 den beri neredeyse kesintisiz iktidardasınız..”
1-toplum olarak 1930 da takilip kalmadigimizi asagilamaya calistiginiz insanlara borclusunuz..
2-CHP zihniyetinin matah birsey olmadigi tescillendi..
3-kilit cümle “kesinti” evet cagdisi kemalist kesintiler olmasaydi kesin
uygar dünya ligasinda olurduk..
**
“Geçmiş osmanlının geçmişidir. Geçmiş islamın geçmişidir…”
haklisin
devralan ve kücük rötuslarla devam ettiren mustafa kemal ve kadrosu..
arabin gecmisi yada tanrisiyla ugrasmaktan vakit bulursan kemalist türkün yakin gecmisi ve tanrisiyla yüzlesmeyi bir dene iyi gelir belki takintilarindan kurtulursun..
slm.
bildik söylem ve hakaretine “Zihinsel özürlü olduğunu düşünüyorum sn. ebubekirin..” devam ediyorsun birde utanmadan cevap bekliyorsun..
bir okuyan ve düzelten cikar herhalde..
slm.
Sevgili ebubekir, siyasette taraf ve yan vardır. Allaha teslimiyet ise yansızlık ve tarafsızlık gerektirir. Siz insanları görüşüyle bölen, parçalayan siyasetin içerisinde oldukça, inancınız sürekli sorgulanacaktır. Çünkü allah hiç kimsenin hangi siyasi görüşte olup, hangi siyasetciyi desteklediği ile ilgilenmiyor. O ilgilenmez iken, siz onun adıyla kararlar verip insanları sınıflara ayırıyorsunuz. Bence en büyük günah budur. Yani, allahın adıyla allaha karşı koymak.
Koyuyorum çünkü sen bunları çözmeden vicdan/ic ses/ mazlum/ zalim vs konuşman komik duruyor. Kemalist değilim. Eğitim sisteminden başlayıp her alanda devletin koyduğu tüm sistemlere karşıyım. Askerliğe de karşıyım. Ama sen bunun farkında değilsin. Ben herşeye karşı olabildiğim için gayet rahatım, sen beni merak etme. 🙂 Senin anladığın türden inancım yok benim.
O yüzden bana şusun, busun diyerek bu mevzulardan kaçabileceğini sanma. Bence konular olaylar hakkında direk fikrini ve inancını söyle. Sen ne yapıyorsun, onun yerine kendinin hep vicdanını dinlediğini, iç sesini dinlediğini, vahiye uyduğunu falan yazarak haklı çıkmaya çalışıyorsun. Mesela benim hiç, “vicdanımın sesini dinlerim” yazdığımı gördün mü? Ben demem ama sen diyorsun, buna kendini inandırmaya çalışıyorsun çünkü. Hem kendini, hem bizi. Ama öyle demekle, yazmakla olmuyor bu işler diyorumya.
xenix
İnsanları sıfatlayarak zemini sen hazırlıyorsun, sonra da bana hakaret edildi diye bik bik ötüyorsun.Her forumun altında, faklı faklı ritim tutturmaktan yorulmadın mı?
Hangi vicdandan, iç sesten bahsediyorsun sen?
Cahiliye döneminde zulüm varmış diyelim.( müslümanların ki kadar zulüm olduğunu düşünmüyorum)
Ee değişen ne olmuş? Cahiliye döneminin zulmü bitmiş, müslümanlarınki başlamış.
Tek eşliliği getirebilmiş mi? Köleliği ortadan kaldırmaya gücü yetmiş mi?
Senin için atıp tutması kolay. Koysana kendini kadının yerine. 4 kadından biri olduğunu düşünsene!
Kadınların bu kadar aşağılandığı, kadınlıklarından utandığı başka bi din var mı?
Bir tane gelişmiş islam ülkesi söyleyebilir misin?
Cahiliye dönemi karanlıkmış ve bakın bizi ”kainatın efendisi” aydınlığa nasıl çıkarmış.
Peygamberlik maskesi altında çocuk yaşta kızları alan.
Arap yarımadasında 7’den 70’e kadınları koleksiyonuna ekleyen.
İnsanları savaştırıp talan ve yağmadan elde edilen malların (ganimetlerin) 5’te 1’ini kapan.
Evlatlığının eşini 2-3 ayetle elinden alan.
Karşı çıkanlara kanlı kılıcını gösteren.
“Senin dinin sana, benim dinim bana” deyip de, daha sonra güç elde edince elalemin putlarını devirip kıran, inanmayanlara hakaretler yağdıran.
Mekke’li tüccarların kervanlarının önünü kesip yağmalayan.
Senin o “kainatın efendisi, örnek insan” dediğin 7.asırda yaşamış insan nasılda aydınlatmış!
venüs yazdi;
“siyasette taraf ve yan vardır..”
taraf olmak her alanda vardir ve
tarafsiz olmak da bir tür taraf olmaktir fakat
taraf olmak farkli düsünene hakaret etmeyi gerektirmez..
ayrica yediden yetmise herkese bir sekilde (olumlu/olumsuz) dokunan siyaset korkulacak bir “öcü” degil..
kaldiki “lailahe illallah” otoritelere/siyasilere bir baskaldiridir,isyani ifade eder
VE
ibrahim nemrud´un
musa firavun´un
isa bizans´in
muhammed kureys´in
cakma tanri-larina/ilke-lerine/yönetim bicimine,siyasetine karsi durdular aldiklari görev ve mesaj uyarinca..
sevgili venüs,
dikkat edersen Allaha teslimiyette en ileri noktada bulunan nebi/elci-ler pek yanli ve taraf-lar gördügün gibi..
hatirlatmakta fayda var
hakaret yoluyla tartismayi baslatip sürdürenler bagimlisi olduklari inancin,
ideolojinin sorgulanmasindan rahatsiz olanlardir..
“armutun sapi,üzümün cöpü” bahaneleriyle farklilik-lari karalamaya calisan bu zevatin yansiz ve tarafsiz oldugunu düsünmüyorsunuz herhalde ?
**
“Çünkü allah hiç kimsenin hangi siyasi görüşte olup, hangi siyasetciyi desteklediği ile ilgilenmiyor. O ilgilenmez iken, siz onun adıyla kararlar verip insanları sınıflara ayırıyorsunuz..”
!?
Qur´an
“LA” de diyor..
bu bir itiraz manifestosudur cakma din ve tanrilarin (ideoloji/ilke) köhnemis,
cürümüs düzen ve (cürük cumhuriyet) siyasetine..
görüldügü gibi sizin “O´ ilgilenmez” dediginiz sey´le pek ilgilendigini kitap´tan anliyoruz..
neye dayanarak böyle bir kanaate vardiginizi pek merak ediyorum dogrusu..
**
“O ilgilenmez iken, siz onun adıyla kararlar verip insanları sınıflara ayırıyorsunuz..”
esasinda siz bu iddianizla
O´nun adina konusup
O´nun adina iddia da bulunup
O´nun adina karar veriyorsunuz hemde yanlis yorumlayarak..
farkindamisiniz ?
**
“Bence en büyük günah budur..Yani, allahın adıyla allaha karşı koymak..”
haklisiniz..
**
dogruya direnen yanlisin kurbani olur..
slm.
xenix yazdi;
“Ben herşeye karşı olabildiğim için gayet rahatım..”
belkide en dogrusunu sen yapiyorsun !
E herseye karsi olan sorumluluk yüklen(e)mez,sorumluluk yüklenen herseye karsi cikamaz..
örnegin
devlet yöneticisi oldunuz ama ordu (nuz) yok
neden ?
“Askerliğe de karşıyım”…?!
(vs.)
**
“bu mevzulardan kaçabileceğini sanma..”
valla
hicbir mevzudan kactigim yok sadece kimseyi ikna etmek gibi bir görevimin olmadigini söylüyorum..
**
“Bence konular olaylar hakkında direk fikrini ve inancını söyle..”
bugüne kadar ne söylediysem direk fikrim ve inancim fakat birilerinin hosuna gitmiyor yada kabullenemiyorsa veya birileri öküz altinda buzagi ariyorsa yapacak bir sey yok..
**
“kendinin hep vicdanını dinlediğini, iç sesini dinlediğini, vahiye uyduğunu falan yazarak haklı çıkmaya çalışıyorsun..”
yanlislanmadigi sürece öyledir..
**
“Mesela benim hiç, “vicdanımın sesini dinlerim” yazdığımı gördün mü?..”
söylediklerin “vicdan-in sesi” oluyorsa önemli degil..
**
“sen diyorsun, buna kendini inandırmaya çalışıyorsun çünkü. Hem kendini, hem bizi..”
olani
söylüyorum
inanmak yada inanmamak size kalmis birsey..
**
“Ama öyle demekle, yazmakla olmuyor bu işler diyorumya..”
ya
neyle oluyor
bu isler ?
slm.
Bütün halinde tekrar okuduğunda anlayacağına eminim. Bu arada yazdıklarımı okur, kendi yorumunu katmazsan daha iyi anlarsın.
Mesela ben “herşeye karşı olabilirim” yazıyorum, sen “herşeye karşı olduğumu” anlıyorsun.
Ben “askerliğe karşıyım” diyorum, sen “askere karşı” olduğumu anlamışsın.
Hiç bir mevzudan kaçtığın yoksa, rahatsız olman niye?
Dediğim o ki, -başka bir başlıktada yazılmış- bilge olduğunu söylemekle, vicdanlı olduğunu söylemekle, hep iç sesini dinlediğini söylemekle aslında bunları yapmadığını, sadece çevreni inandırmaya çalıştığını görebiliyorum. Diyorum ki başkalarına vicdanınızı dinleyin, vahyi dinleyin, çürümüşsünüz, çakmasınız, şusunuz, busunuz diyeceğine sadece olay hakkında kendi düşünceni, inancını yaz.
Allah’ın (Muhammed’in) siyasetle ilgilendiği, iyi bir politikacı ve siyasetçi olduğu fikrine ise katılıyorum. Venüs gönlünde ki Allah’ı söylüyor. Sen Muhammed’in siyasetçi olduğunun farkındasın.
xenix
xenix yazdi;
“Hiç bir mevzudan kaçtığın yoksa, rahatsız olman niye?..”
rahatsiz olmam icin bir neden yok yanlis anlasilma olabilir..
18 ay mersin cikarma birliklerinde askerlik yaptim rahatsiz oldugum bir cok konu var ve “vatan millet sakarya” modunda söylenmis/söylenen “ordu ocagi,peygamber ocagi” tekerlemesi de islamafobia hastaligina tutulmus kemalistlerin büyük yalani ve iki yüzlülügüdür..
islamin herseyine karsi cikanlarin sehadet gibi islami bir degeri alip suistimal ettikleri gibi,peygamber ocagi yalaniyla da halkin cocuklarini cepheye sürmektedirler..
**
generallerimiz ateist olsaydi,din de yasak vs. bu durumda hangi kavramlarla asker motive edilir ve cepheye sürülürdü ?
hani
din
tanri
ahiret
kiyamet
hesap
kitap vs. yok ya..
o vakit
savaslar olmaz askerlige de gerek kalmayabilir di belki dimi ?
bak simdi “savasma sevis”sloganini hatirladim fakat arakasindan savasin biri bitti biri basladi E seriat meriat da hakim degildi dünyaya..
konuyla ilgisi yok belki ama öyle geldi aklima iste..
**
“Allah’ın (Muhammed’in) siyasetle ilgilendiği, iyi bir politikacı ve siyasetçi olduğu fikrine ise katılıyorum..”
hele siyasetten anlamayana bak sen ne demisler “anlamiyorum”diyenden kork.. :))
**
“Venüs gönlünde ki Allah’ı söylüyor..”
venüs senin dedigin gibi mi düsünüyor onu bilemem cevabini beklemek gerekir..
eger sen
dedigin gibi düsünüyorsan haklisin
cünkü her yigidin gönlünde bir aslan (tanri) var inkar etselerde..
**
“Sen Muhammed’in siyasetçi olduğunun farkındasın..”
sen de “nuh der peygamber demez” özdeyisinin farkindasin..
yusuf peygamberin kralin sarayinda maliyeden sorumlu bir görev
üstlendigini,
davut ve süleyman peygamberlerin yönetici oldugunu
ARTI
“Biz
-her elçiyi sadece
-Allah’ın izniyle itaat olunsun diye gönderdik”(nisa/64) talimati ve daha fazlasini Qur´an da okumak mümkün..
slm.
Sevgili ebubekir, sonhavarinin konusunu bir anda kişiselleştirip siyasete çevirmeyi nasıl başardınız anlamıyorum 🙂
Konu dağıldı, sonhavari de gelmez oldu. İnsanlara laf sokmayı bırakın da rahat rahat bir konuyu tartışalım. Bakın burada size atfen söylenen hiç bir söz yoktu. Gamaro bana bir soru sordu, siz buna bilginizce cevap vereceğiniz yerde ” sen inançsızsın, seni neden ilgilendirsin ki ” gibi kışkırtıcı cevapla konuyu tamamen değiştirip yine o çok severek yaptığınız siyasete alanına çekmeyi başardınız
”Ben inanıyorum, elhamdülillah müslümanım” diyen, vaazler verip hacca giden, oruç tutup namaz kılan her insan allaha inanıyor demek olmuyor. İnancıyla yaşayan tek bir müslüman tanımıyorum ben. Gerçek allah inancında allahın yanına hiç birşey konmaz, ne din, ne para, ne siyaset nede dünyasal bir düşünce. O boyutta sadece nötr lük vardır. Bu şekilde bakıp görmeyen benim için bin kere hacca gitse, milyon kere kuran okusa, gece gündüz namaz kılıp oruç tutsa boş, bomboştur.
Hıristiyanlarda aynı şekilde, dinlerini herşeyin üstünde tutup tanrılarını dinleriyle aldatmaktan başka birşey yapmıyorlar. Hangi dinde olursan ol bu böyle.
Halbuki her bir din birbirini tamamlamak için var. Dinlerin şekil boyutundan çıkıp özüne inenler özü görenler bilirlerki din sadece ona ulaşmada bir araç. O yüzden, gönül verdiğiniz fanatik bir şekilde savunup herşeyin üstünde tutuğunuz dinleriniz sizi ona ulaştıramamışsa, aynı şekilde, sürekli kendi içinde tekrarlanıp duruyorsa, dininiz size birşey vermiyor demektir. Yada siz hala dinden hiç birşey anlamamışsınız demektir.
Ha, bu nötr olma halini yakalamak için illaki bir dinin içinde olunması yada başka bir öğretilerden yola çıkılması gerekmiyor. O hal, doğada olan herşey de yakalana bilir. Bakmayı ve görmeyi bilmek gerek, hepsi bu.
Sn.venüs,
yorumlari bastan asagi tekrar okursaniz siyasetlestirip kisilestirenin kim oldugu anlasilir ayrica ne var bunda gocunacak siyasete öcü gözüyle bakanlari da ben anliyamiyorum dogrusu..
genelde dinden özelde islamdan anladiginiz ve yorumladiginiza saygim olmakla beraber katilmadigimi ifade etmek isterim..
mesajin bir kismini alip bir kismini ES gecmenin yanlis oldugunu düsünüyorum..
özelde nebi Muhammed´in genelde tüm elcilerin icinden ciktiklari yada
gönderildikleri cürümüs ve köhnemis toplumu dönüstürdüklerini ve dolayisiyle
NÖTR olmadiklarini hatta olamiyacaklarini mesajdan anliyoruz..
Qur´an ifadesiyle “elcilik/peygamber görevi ummuyorken” yani daha
“..25 yaşında “Hilfu’l-Fudul” (Erdemililer İttifakı) adlı bir teşkilata “adalet” üzerine yemin ederek girmişti. Teşkilatın kurucuları arasında yer almıştı. Bu teşkilat Mekke’de haksızlığa uğrayan, zulme maruz kalan garibanları, kimsesizleri, yoksulları, yolu kesilenleri (İbn’us-Sebil) koruma ve kollama amacıyla kurulmuştu…”
NÖTR mü demistiniz ?
Muhammed elci olarak görevlendirildikten sonra mekkede yeni bir toplum insa edip medinede devlet kurdugunu ve yönettigini,savaslara katilip komutanlik yaptigini nasil ES gecebilirsiniz Qur´an´in beyani apacik iken ?
Qur´an´in hangi ayeti taraftarlarina NÖTR olmayi tavsiye ediyor kitaptan yazarmisiniz ?
örnek;
ibrahim
isa
musa
muhammed ve diger nebi-ler ne kadar NÖTR dü ?
isa peygamberin “din adamlarina” meydan okuyusu incil´de söyle anlatilir;
“..Tapınağa bir genç geldi.
Avluda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.
İpten bir kamçı yaparak hepsini koyunlar ve sığırlarla birlikte tapınaktan kovdu.
Para bozanların paralarını döküp, masalarını devirdi.
Bir yandan da şöyle bağırıyordu:
“Tanrı’nın evini ticarethaneye çevirdiniz, ey engerek soyu! Bu tapınağı yıkın, onu yeniden yapacağım..(alinti)”
(Mat. 21:12-13, Mar.11:15-17, Luk. 19:45-46. Yuh.2-13-19).
NÖTR mü demistiniz ?
suya sabuna dokunmayan,
bana dokunmayan yilan bin yasasin modunda hayat süren kac peygamber var yazabilirmisin ?
birakin nebi-leri
suya sabuna dokunmayan
siyaset ile ilgilenmeyen,yasadigi toplumun zihnen cürümüs yöneticileriyle papaz olmamis akli basinda kac bilge,enteklektüel vs. var ?
NÖTR mü demistiniz ?
tarihte
Budha´nin hind din adamlari sinifi “Brahman”lara
Zerdüst´ün iran din adamlari Moglara/molla-lara yani
otorite ile isbirligi yapip halki ezen yöneticilerine karsi ciktiklarini hatta cogunun onlar tarafindan yargilanarak ölüme mahkum edildigini görürsünüz..
NÖTR mü demistiniz ?
slm.
Burada anlaşılacak şey gayet basit ve nettir. Geleneksel çarpıklığın bölücü, ötekileştirici türban anlayışını savunmakla bu alıntıdaki davranış nerede birleşiyor?
Yani akp yi şakşaklamak değil reddetmek gerekiyor bu durumda.
Muaviye zehiri kanına girmiş bu tüccarın.
NÖTR mü demistiniz ? Bu sorunun bendeki cevabı baya detaylı. Yazarsam kesin bu şizofren falan derler. yok ben buna cevap veremiycem. Özür dilerim. 🙂
Ama yabancı (sert bir söylem olsada) alakayı yada alakasızlığı çok net kurmuş.
venüs yazdi;
“Yazarsam kesin bu şizofren falan derler…”
!?
21.ci asrin “REDDIYECI”leri inandiginiz Allah´a ve elcisi Muhammed´e sizofren,katil vs. iftiralarinda bulunurken “bu sizofren” diyecekler diye korkup susmaniz size hic yakismadi..
Yabanci,budh´a ve zerdüst´ün “asil” eylemini AKP ile degilde
örnegin
diyanet kadrosu
tarikat seyhleri
haci bektasi
mevlana gibi
dini rehberlerin uygulamalariyla mukayese edip bir kanaate varmis olsaydi anlardim fakat bir siyasi lider ile dini lider arasinda bag kurup kiyaslamaya calismasi sapla samani karistirmaktan baska birseyle izah edilemez..
islam düsmani Yabancinin “zihinsel celiski”lerini zaten okuyoruz fakat bu celiskiye sahip cikmaniz yada ondan medet ummaniz düsündürücü..
slm.
Hristiyanların da Müslümanların da malumu, tek bir İncil yok. Dolayısı ile Tanrı kelamı, anonimleşerek bugünlere gelmiş. Kur’an ise yüzyıllar öncesinden bir örnek bulunduğunda harf harf kontrol ediliyor ve şu ana kadar değişen bir kısma rastlanmadı. Şeytan ayetlerinin var olduğunu kabul ettik diyelim. Bu durum, İncil’in değiştirilmesi ile kıyaslanamaz. İddia sahibi diyor ki şeytan tarafından peygambere ayet indirilmiş, iddia sahibi yine diyor ki söz konusu ayet kaynak tarafından eş zamanlı edit edilmiş.
Şimdi şu sorulara bir bakalım?
İsa Tanrı’nın vücut bulmuş hali ise Adam (Adem) neydi bir müsvedde mi?
Tanrı yeryüzünde vücud bulmak istese, Meryem’in onu doğurmasına ne gerek vardı? Tanrı, anne rahminden doğanlara ben Tanrı’yım diye gezme ehliyetini niye versin? İsa, Tanrı’nın vücud bulmuş halidir deyip, diğer tarafta Dona’yla dalga geçmek de biraz garip kaçıyor böylece. Ne alakası var demeyin, çok alakası var. Tanrı’nın yer yüzünde bir kez vücud bulduğunu söylüyorsanız, daha sonraki gelişlerinin de olabileceği yolunu açarsınız. Ha Dona ile alay etmişsiniz, ha İsa ile bu açıdan arada bir fark göremiyorum.
Farkettim de dinlerden, inançlardan bahsederken işler hep çirkinleşiyor, yukarıdaki konu ve açıklaması her iki tarafın algılarını gayet güzel gözler önüne sermiş. Arada keskin sınır çizgileri var. Tarafların ortak paydada buluşamayacağı baştan belli. Bu bilim değil, formüllerle, deneylerle ispat edebileceğiniz bir bulgu yok. Bu bilek güreşi bile değil. Dolayısıyla bu tartışmada kazanan taraf da yok. Bunu bile bile birbirinizi aşağılamak, hakaretleri, küçük düşürmeleri yarıştırmak niye? Demek ki bundan bir çeşit haz alınıyor.
Ömrümüz yeter de görürsek İsa yeryüzüne tekrar indiğinde elçi mi Tanrı mı olduğunu nasılsa söyler. Tabii şunu da söylemek zor “ben elçiyim” diyen bir İsa’ya Papa inanır mı? “Ben Rab İsa’yım, hükümranlığımı devralmaya geldim.” diyen birine Papa o ihtişamlı koltuğunu verir mi?
Misafir, Dona’yla dalga geçen kim? Bir yazar oturur fantastik birşeyler kurgular ve bu kurgu dahilinde tanrıyı da mesenger kullanıcısı yapabilir, buna kimin ne itirazı var? Ama yazar demiyor ki, romandaki tüm kişi ve kuruluşların hepsi hayal ürünüdür ve gerçek kişi ve kuruluşlarla doğabilecek benzerlikler tamamen tesadüftür filan.. Ya da o diyorsa bile, müridleri demiyor, bakınız mesela Volkan’a göre tüm bunlar işleyen bir sürecin ve yakında vuku bulacak olan ilahi adaletin bir parçasıymış. E bu da bizi romanı sadece yazarın kurgu ve fantazi gücü gibi eksenlerde değil, beraberinde getirdiği pek çok sosyal, felsefi ve ideolojik eklentilerle birlikte kritik etme imkanı veriyor.
Bakın ben yine söylüyorum; tüm bu mantık denemeleri ve tanrıyı akıl yoluyla ispat girişimleri bütün bir ortaçağ boyunca, hem de bütün ihtiyat birlikleri seferber edilerek verilmiş, ancak yine de kaybedilmiş bir büyük felsefi savaşın varlığından dahi habersizce devam ediyor oluşu bakımından aslında tam bir komedidir. Sizin konu bağlamında getirdiğiniz ve çok da matah ve önemli sorularmışcasına yönelttiğiniz pek çok husus ( e isa tanrıydı da bi insandan doğmasına ne gerek vardı, insan rahminden doğanlara tanrı bu ehliyeti niye versin vs.) işin teferruatıdır sadece. Sonra da kızıyorlar cami klisenin gerisindedir ve felsefeyle kuran yanyana gitmez deyince.
Aslolan şey, herşeyi yaratmış ve herşeye hakim bir tanrının varlığı meselesidir. Artık tek olur, tekin içinde çok olur, üç olur, üçün içinde bir olur, öyle olur böyle olur, tanrı isterse hepsini olur kardeşim, var mı bunun ötesi? Siz asıl kavram üzerine düşünün yani, yoksa ben de size benzeri tarzda tonla sorarım kendi inancınızla ilgili, e madem çarmıhta ölen isa değildi de tanrı bunu neden altı asır boyunca insanlardan saklayıp onları yanılttı, hepi topu iki kez sur üfleyecek olan israfil cost-efektif bir yaratı mıdır, bunun için ayrıca bir meleğe gerek var mıydı, azrail de bu işi pekala yapamaz mıydı, falan filan.
Ha bu arada papa örneği de ilginç olmuş hakkaten. Sanki rab isa yeryüzüne inse ve “evet, aziz Petrus’un vekili olan bütün papa kardeşlerim haklıdır, çünkü rab benim” dese müslümanlar ona inanıp tüh demek ki biz yanılmışız diyecekler. Tencere dibin kara seninki benden kara, yok benimki daha kara.
[Nörolojide bi sendrom vardır. Kişi kördür ve aynı zamanda kör olduğunu inkar eder. Pek çok dini inanç sahibinin “saygı” kavramı ile ilişki kurarken bu tür bir sendroma yakalandığına inanıyorum.]
Medet yaa yabancı. Umuyorum ya 🙂
Ebubekir; Muhammedin kurucularından olup faaliyet gösterdiği teşkilatın siyasi bir teşkilat olmadığını yabancı bile (inançsız biri olarak) göre bilmiş. O teşkilat hiç bir karşılık beklenmeden sadece yardım amaçlı kurulmuş hayır kurumundan başka bişey değil..
Nötr olmakla ilgili kısaca şunu söyleye bilirim. Nötr’lük islamda kamil insan olmaktır. Kamil insanın ne olduğunu, nasıl davranıp nereye hizmet ettiğini de biliyorsunuzdur sanrım.
Evet kamil insan siyaset yapmaz. Siyasi oluşumların doğurduğu olumsuzlukları olumlu yöne çevirmeye çalışır.
Gamaro,
Dona konu başlığına şöyle bir baktım da kitabı okumamışsınız. Okumadan yorum yapmak da çok mantıklı bir eylem tebrik ederim:)
Felsefe yapmayı her pozisyonda üstte olmak olarak algılıyorsunuz.
Asıl kavramla aramda hiçbir sorun yok.
Teferruat deyip geçiştirdiğiniz kısımlar üzerine ise kafa yormanızı öneririm.
Felsefe ve Kur’an yan yana gitmemiş olsaydı, dünya, müslüman bir Rumi’ye bu kadar hayran olmazdı.
Bu da tamamen subjektif görüşüm: İsa ne derse desin, sonunda “biz biriz” diyecek gibime geliyor bana. O yüzden no problem.
tanrı insanlaşırmı..yalanınıza sizde inanmıyorsunuz..gavur inadı işte
Tebrik mi ediyorsun? Yok misafir, sen aslında beni tebrik etmiyorsun, bunu sen de biliyorsun. E hal böyleyken neden yapmadığın bi şeyi yapmış gibi görünüp bi de sonuna gülücük ekliyorsun?
Evet, kitabı okumadım, nedir ama konuyla ilgisi? Yani ilgili forumun bütünlüğü içerisinde nasıl bi tebrik unsuru buldunuz hakkaten? Bir kitap var önümüzde ve bir katılımcı da zaman zaman çeşitli bölümler aktarıyor kitaptan.. Kölelik diyor mesela, eşcinsellik diyor, evlilik diyor, cinsellik diyor, o aslında öyle değil böyledir diyor, biz bunları hep yazdık kitaplarımızda ama anlaşılmadı diyor.. Alıntı, bağlantı, yeni kuran anlayışı, neo tesfir, tanrının yeryüzü planı, türkiye ayağı filan derken diğer katılımcı yorumları da peşi sıra geliyor. Eee? Nedir yani? Ben de mein kampf’tan alıntı yapayım o zaman nasyonel sosyalizm üzerine ve siz de deyin ki, bu ırkçılıktır, faşizmdir filan. Ama bi dakka efendim, siz mein kampf’ı okudunuz mu? Bu mudur yani tebrik unsuru?
“Okumadan yorum yapmak da çok mantıklı bir eylem tebrik ederim:)”
Kardeşim, bağlantı noktaları ve neyin öncülü neyin sonculu olduğu ayan beyan ortada olan bir eklektizm üzerine fikir beyan etmek için hafız mı olmak lazım ille de? E ben okumadım ama bak hemen tahmin ettim şu zina/cinsellik meselesinde de kesin bi yenilik vardır diye, sonra eşcinsellik dedim o da geldi, sence niye? Mantıksız mı? E sen okuduysan mantıklısını da sen sen yazıver altına, alıntılanan metinler de, metnin tartışıldığı zemin de yorumlar da ortada, artık kölelik mi dersin, escinsellik mi seç beğen al, kalemini tutan mı var? Ama ben anlamıyorum ki zaten nerden gelir bu tebrikçilik damarı, gören de Einstein’la Hawkings buluşmuş da singularity üzerine kitap basmışlar sanacak.
Diğer hususlara gelince..Teferruat teferruattır efendim. Tanrının neye benzediğini kavramaya insan aklı ve mantığının yetmeyeceğini ballandıra ballandıra anlatırken iyi de, aynı tanrının kendi iç dizaynı ve yeryüzü lansmanını nasıl yapması gerektiği konusunda mı aklınızın/mantığınızın sınırlarına ve klavuzluğuna güveniyorsunuz?
Felsefeyle kuran yan yana gelir mi? Gelir efendim gelir, lakin bu bi icazet meselesidir ve tehlikelidir. Vaktiniz olursa başka forumlardan da takip edebilirsiniz, islam alemi nerdeyse bin yıldır düşünceyle felsefe arasındaki farkın cahilidir. Değerli bir kaç zat ise bu işi zorlamış ve sonuçlarına katlanmıştır. Lakin konu bu da değildir, vurgulanan husus tanrının akıl yoluyla kavranıp kavranamayacağı meselesidir ve bitmiş gitmiş bu savaşı halen “kamil insan” ehil insan” “gönül gözü açık insan” yüreği mühürsüz insan” benzeri önermelerle sürdürmek isteyenler de zaten bu söylemlerle felsefe yapılabileceğini düşünen bir kaç aklı evveldir. Ayıptır yahu, Aquinalı Thomas’ından Kant’ına kadar biraz destur bilin ya.
Son olarak rab İsa. Aman efendim hem ne söylerse söylesin, hem de sizce şöyle diyecek.. Bakın bunun tercümesi nedir biliyor musunuz? Bir gün bi İsa gelir de “ben rab İsa’yım” derse eğer, siz de diyeceksiniz ki değildir. E sebebi sorulacak tabi ve o zaman da denilecek ki; ” e baksana kardeşim, adam ben rab isa’yım diyor, bu nasıl hakiki İsa olsun?”
Ama herkes aradığını bulacak misafir, hiç şüpheniz olmasın. Mesih de gelecek, mehdi de gelecek, isa hem peygamber hem de rab isa olarak zuhur edecek, cami de havra da klise de sevinecek, herkes neyi ararsa bulacak, yaşam bu çeşitliliğe müsaittir, hiç şüpheniz olmasın.
[ Kim demişti uzunca bi süre önce, şu an tam hatırlayamıyorum. Gelişmiş ülkeler geri kalmış ülkelere yardım filan etmesinler, gelişmiş ülkeler geri kalmış ülkelerden ellerini çeksinler yeter denmişti. Evet, iman sahipleri de kendilerinden olmayanlara yardım etmesinler lütfen, kendilerinden olmayanlardan elllerini çeksinler yeter. Elbette ki tebrik etmiyorum sizi. ]
Sen felsefe yapmıyorsun Gamaro, sen buranın kralını oynuyorsun. Senin onlarca cümle yazarak yaptığını ben tek cümle ile çürütüyorum, kitabı okumamışsın diyorum, ortada bir Mevlana gerçeği var diyorum, ama karşıma bir sürü bahaneyle çıkıyorsun. Sen yüzünü batıya, sırtını da doğuya çevirmeye devam et, İsa tüm insanlığı ile çıkıp geldiğinde yaşam bu çeşitliliğe müsaittir lafını da unutma.
Kalın selametle.
İnsanın belli bir yaştan sonra tanrı referanslı kitapları okumasına gerek yoktur! Bu son derece acı zaman kayıplarına neden olur. Ancak bilimsel çalışmaları temel alan kitaplar ölünceye değin okunur…
venüs yazdi;
“Nötr olmakla ilgili kısaca şunu söyleye bilirim. Nötr’lük islamda kamil insan olmaktır…”
1-kamil insan dediklerinizin ögretisi/felsefesi ne ?
2-refaranslari kim ?
3-elciler kamil insan degil mi ?
**
“Kamil insanın ne olduğunu, nasıl davranıp nereye hizmet ettiğini de biliyorsunuzdur sanrım…”
mesela
Yaratan´in elcileri “kamil insanlar”di davranislari ve nereye hizmet ettikleri kitapta yazili..
peki sizin kitabiniz da ?
**
“Evet kamil insan siyaset yapmaz. Siyasi oluşumların doğurduğu olumsuzlukları olumlu yöne çevirmeye çalışır…”
!?
halbuki siz
“kamil insan siyaset yapmaz” derken bile siyaset yapiyorsunuz cünkü siyaset yönlendirmektir,bir fikri empoze etmek ve muhatabini ikna etmeye calismaktir..
örnek;
tarikatlar/sufi ögreti/ siyaset yapmadiklarini ilan etmislerdir fakat yüzbinlerce belki milyonlarca müritleriyle toplumda ve siyasi arenada etkili olmuslardir..
bu nedenle aciktan olmasa bile siyasilerle sürekli dirsek temasinda bulunmuslardir cünkü yarattiklari “etki alani” sayesinde siyasilerin/otoritelerin dikkatini cekmislerdir..
mesela,xenix´e göre “dinci baykal”in cüppeli ile temas´a gectigini,istifa konusmasinda ise F.Gülen´ne sahip cikmasini haberlerde dinledik..
siyaset yapmiyorlar mi demistiniz ?
belki aciktan parti kuarak degil ama partiye adamlarini sokarak vs. gizli siyaset yapmislardir ve yapiyorlar..
ha
siyaset yapmayan o “kamil insan kim”mis bir aciklasan da ögrensek diyorum mahzuru yoksa tabi ki..
slm.
İşitme problemi mi var misafir, ben zaten kendim diyorum okumadım diye, okumadım kardeşim ve okumayacağım elbette. Ne varmış sahi bu kitapta, yine mi kainatın dengesi, yine mi hakikat ehli, yine mi yanlış anlaşılmış, yine mi kavranamamış yaratılış gerçeği, yine mi şifre, yine mi ayet, yine mi belge, yine mi bilge?
Efendi alıntılar ortada, kölelik meydanda, cinsellik/eşcinsellik revaçta, bağlantılar açık, taraflar ayakta, yorumlar peşi sıra, her konuşan bedenlinin insan olmadığı amenna, tanrı planı, dünya pazarı, türkiye ayağı, falan filan. E siz okumuşsunuz zannedersem kitabı, zahmet buyrun da yazın efendim, elinizden tutan mı var?
Ama yok, ille de bi tebrik faslı, aman ha sen ne kralsın kırbacı, o gün lafını unutma, oh ne ala, ne ala. Yahu enteresan insanlarsınız ha, gören duyan da matrikse girip çıktınız filan zannedecek, kahine selam.
[“Hala bi yahudi soykırımı yapıldığını mı düşünüyorsunuz? Aman efendim mein kampf’ı okumadığınız nasıl da belli oluyor, bilmeden konuşuyorsunuz işte.” Bunun gibi bişey olmalı sanırım.]
Ne kitapmış ya o başlık senin bu başlık benim geziyor ve sizi sinir ediyor. Ben diyorum ki A kişisi veya B kişisi oturmuş bir kitap yazmış ya da bir film çekmiş. Emek sarfetmiş, zaman harcamış. Eleştirilere maruz kalacak elbet, ama el insaf, en azından okuyanlar, seyredenler eleştirmeli diyorum. Yazdıklarınızdan anladığım kadarı ile (her ne kadar farklı görüşlere sahip olsak da) sizi ortalama bir dünya görüşünün üstünde, sorgulayan bir beyin olarak gördüğüm için söyledim.
Üniversite sınavında önüne gelen paragraf sorularını çözmeye alıştırıldığımız için oluyor bütün bunlar. Bu paragrafta anlatılmak istenen düşünce nedir? A şıkkı, B şıkkı… Bu kadar basit mi yani? Hazıra alıştırılıyoruz. İlk elden bilgi edinmek zorumuza gidiyor. Öncülü sonucu verilmiş demişsiniz. Öncülünün sonucunun o bölümde olduğunu nereden bilebilirsiniz? İnsanları manüpüle etmenin en kolay yolu bu değil midir? Bir metinden, bir röportajdan istediğini kırpar koyarsın, evet, belki her cümlesi söylenmiştir, ama ortaya bambaşka bir anlam çıkmıştır. Daha somutlaştıralım isterseniz bir filmden 5 dk.lık bir kesit izlediniz ve ben size katil kim diye sordum? Muhtemelen katil daha ortada bile yoktu.
Mein kampf’ı okumadım, bu yüzden herhangi bir yorum yapamam, yapmam. Ben size o kitabı okuyun demiyorum ki ben size okumadığınız kitabı nasıl eleştiriebiliyorsunuz, ona şaşıyorum diyorum.
Kral olmaya gelince Apocalipto’yu izlemiş miydiniz?” Ben Jaguar Pençesi ve bu orman benim” diyordu karakterlerden biri. Hemen pençenizi geçiriyorsunuz, yazdıklarınızda sürekli bir öfke var. Sanki düşünmeyi bir tek siz biliyorsunuz, karşınızda da cahiller ve bilgisizler sürüsü var. Ben hep şuna inanırım okuma yazma bilmeyen bir köylü de çok engin bir dünya görüşüne sahip olabilir, bunun için filozof ismi bilmeye de ihtiyacı yoktur.
Dönüp dolaşıp saygı kavramına takılıyoruz değil mi misafir? Ve ben aynı şeyi tekrar edeceğim mecburen; dünyayı din, tanrı, ilahiyat, mükaddesat ve ahlakçılık gibi eksenler üzerinden ele alan hemen her inanç sahibinin, saygı kelimesinin anlamı ve bu anlamın gündelik hayatımız, alışkanlıklarımız, söylemlerimiz ve raeksiyonlarımız üzerinden vücut bulan bütün somut formlarıyla ciddi (hatta çok ciddi) bir yüzleşme ve hesaplaşmada bulunmaları gerektiğine inanıyorum.
Ve doğru, hazırına alışmamalı insan hiçbirşeyin. Zaten ben bugüne kadar daha hiçbişeyin hazırını bulamadım ve ölene kadar da bulamayacağım sanırım. Evrenin ruhundan dileğim, bana soru işaretlerimle birlikte ölmeyi nasip etmesidir. Kanaatimce en olumlu seçenek budur, çünkü ispatsız bir ihtimale mutlaklık tanımak evrensel bir zeka ölçeğinde noktasal sanrısal bozukluk tanısı almak olur. Hiçlikten varlığa göz açan bir algı en büyük travma kurbanıdır. Bütün felsefe sözlükleri bu travmanın ispatıdır.
Paragraflara anafikir bulma güdüsüyle yaklaşıp kırpıntıcılık yapmamak lazımdır. Ve doğru, çoğu zaman filozof ismi bilmeye de gerek yoktur. Peki ama hemen hemen aynı genellemeleri kullanmamıza rağmen bu kadar farklı düşünmemizin sebebi nedir acaba? Bana sorarsan genellemelerimizin mantığı farklı.
Birisi “Ben Jaguar ve bu orman benim” mi diyor? Evet, bence de tam olarak böyle diyor birileri. (Bknz. ilk paragraf)
aslında şuna yakın bir şeyler diyordu;
“ben jaguarın pençesiyim. ben burada avlanırım. burası babamın, benim ve benim çocuklarımın… sizin değil…”
Evet, olabilir…Güzel filmdi Morgana.
Gamaro, yukarıdaki dinginlikle yazdığınızda her cümlenizi okumaktan keyif alabilirim. İyi akşamlar.
“Ben hep şuna inanırım okuma yazma bilmeyen bir köylü de çok engin bir dünya görüşüne sahip olabilir, bunun için filozof ismi bilmeye de ihtiyacı yoktur.”
İnanıyorsanız fazla karışmayın bence, inanın gitsin…
VATİKANDAN RESMİ AÇIKLAMA…
Bütün kadınlara açıklanır ki,
Çıplak halde yatakta olup herhangi biri ile sevişirken bağırarak;
“Ohh Tanrım, Ohh Tanrım, Ohh Tanrım” denildiğinde dua olarak kabul edilemez…
Resmi evrak aşağıdadır:
Orgazm olduklarında adını haykıracakları bir tanrıları yok.
xenix
“kabul edilir mi acaba sayın papa?” diye sormuş olabilecek kadın zekasını kutluyorum:)
Buyur iste, tam bir misyonerlik zihniyeti!
Nicin kiziyorum, cünkü bu tür yazilar yazarak ne amacladiginizi anlayamadigimdan belkide.
Senin hangi müslümanlar ile konustugunu bilemem, aylardir sitemde ” bir hiristiyan yokmu” diye basbas bagiriyorum. ALLAHIN bir kulu cikmadi iki kelam edecek, neden acaba?
Buyurun sizi cagiriyorum, sitem:
http://www.soncemre.com
Gelecekmisiniz? Benimle Hirstiyanligi ve incili kurani tartisabilecekmisiniz?
Ama buraya ayka basmis iken bir soru sorayim size izninizle.
Diyorsunuz ki ” Isa Tanridir”, var sayalim öyle..Peki Mattada Hz Isa söyle diyor” Kiyametin saatini ne melekler bilir nede oglu bilir, onun saatini birtek Baba bilir”
Nasil tanri bu daha kiyametin saatini bilmiyor?
Buna acaba ne cevap vereceksiniz bekliyorum dört gözle…
Saygilarimla
Muhabbetci
Bizim sitemizde çok hristiyan var. Belki onlara “bas bas bağırdığın” için gelmemişlerdir senin sitene. Eğer senin cesaretin varsa buraya bekleriz Kuran’ı ve İncil’i tartışmak için.
xenix
Ya ne güzel çürütmüşsün yargıları sen.
Öncelikle her hristiyan Hz. İsa’yı tanrının vücud bulmuş hali olarak saymaz;bu tıpkı hz. .Ali’ye isnaf edilen bir değer gibidir.Kutsal ruh yada insan farketmez sonuçta ortada bir peygamber var ve sözleri hayatı ve tüm kadınlara örnek olması gereken annesi bizim de rehberimizdir.
Bir müslümanın kalkıp bir hristiyana benim peygamberime inan demesi zaten saçma olur, ki inansa zaten hristiyanlığı bırakması gerek.
Eğer islamiyet son din olarak gelmeseydi ondan sonra gelecek peygambere ve hak dine elbette inanılması gerekir.Ama son din İSLAM ve son peygamber HZ. Muhammed…
Ben varim Sayin xenix. Ac bir konu, ve hic bir mesajim silinmeyecek. Küfür ve kaba kullanim haric! Bunun sözünüde verecekseniz, ben hemen hazirim kaynaklarimizi ortaya sermeye.
Herkesin icinde buyur diyorum, ac bir konu! Hristiyanligin temelinden baslayalim.
Misal Incilden baslayalim sonra Konseylere varalim, sonra konseylerd ki ” Isa Tanri degildir”diyen cemaatin nasil susturulduguna varalim, ardina yine tevratda ki ” Isa ” ve incilde ki “Isa” ya bakalim.
Pavlusu ele alalim, Pavluk ile Petrusun tartismasini ele alalim. Thomas incilini ele alalim, vs vs vs vs..
Ben hazirim, buyur ac konuyu!
Yalnız şöyle bir durum var. Ben hristiyan değilim ama yine de merak ettiğim bazı şeyler var. Bunları senin katkınla öğrenebilirsem çok sevinirim.
İlk sorum,
İsa’ya tanrı tarafından bir kitap (İncil) indi mi?
xenix
Bakara Suresi 87 Yemin olsun ki, Mûsa’ya kitap’ı verdik. Ve arkasından da resuller gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da açık-seçik deliller verdik ve kendisini Ruhulkudüs’le güçlendirdik. Bir resulün size, nefislerinizin hoşlanmadığı bir şey getirdiği her seferinde büyüklük taslamadınız mı? Bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürüyorsunuz.
Maide Suresi 110 Hani, Allah şöyle demişti: “Ey Meryem’in oğlu İsa! Senin ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla. Seni Ruhulkudüs’le desteklemiştim, beşikte iken ve erginlik çağında insanlarla konuşuyordun. Sana kitap’ı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş görünümünde bir şey yaratıyor, içine üflüyordun da o benim iznimle kuş oluyordu. Doğuştan körü, abraşı benim iznimle iyileştiriyordun. Benim iznimle ölüleri çıkarıyordun. İsrailoğullarını senden uzak tutmuştum. Hani, sen onlara açık-seçik ayetleri getirdiğinde, küfre sapanları şöyle deyivermişti: “Açık bir büyüden başka bir şey değil bu.”
Gökten bir kitap inmedi ama vahy edildi. Oda bunlari dili ile teblig etti. Sonradan kitaplastirmis olmalarina ragmen, hic süphesiz ( celiskilerden belli) ya degistirildi, yada yazarken uydurma yazildi. Yuhanna incili en eski incil oldugunu düsünürsek, hersey acikta sanirim.
Kuran bu konuda söyledikleri bu
Ben böyle lap diye düştü sanıyordum gökten kitabı. Demek vahy edildi. (Sanki Muhammed’e başka türlü indi de) Gökten kitap indi demekle ne demek istediğimi anlamanıza rağmen böyle bir cümle kurmanızın sebebini sormadan sorularımı tekrar yineliyorum.
İsa’ya İncil diye bir kitap vahy edildi mi?
Buna sadece neden müslümanlar inanıyor? Hristiyanlar bu konuda ne diyor? Ve ilk incil İsa’dan neredeyse 100 yıl sonra yazılıyor bunu nasıl açıklıyorsunuz? Bu kadar mucize göstermiş bir insan, hatta ölümüyle birlikte yahudilerin de tapınaklarının yıkılmasıyla vs haklı olduklarını anladıkları bir adam (Rab) hakkında neden bir asır geçtikten sonra bahsediliyor?
xenix
Selamlar sevgili Xenix ve Muhabbetçi,
Esasında karışmayı düşünmüyordum ama sanırım az da olsa boş bir vaktim vardı,biraz karalayayım istedim,müsadeniz olursa,zaten çok sık uğrayamadığımdan cevap vermeye gerek olmayan birşeyler yazıvereyim,dip not sayılsın…:)
Bakara 87-Ve lekad âteynâ mûsâl kitâbe ve kaffeynâ min ba’dihî bir rusuli ve âteynâ îsâbne meryemel beyyinâti ve eyyednâhu bi rûhil kudus(kudusi), e fe kullemâ câekum resûlun bimâ lâ tehvâ enfusukumustekbertum, fe ferîkan kezzebtum ve ferîkan taktulûn.
Efendim koyulaştırdığım “âteynâ” mealen “verdik” , “biz verdik” “,”tarafımızdan verildi” anlamı taşır,
Burada Musa’ya bir kitap verdiğini ama İsa’ya da “açık-seçik deliller” verildiği yazıyor,yani “kitap verdik” demiyor,
Ama devam ettiğimizde başka açıklamalar da görebiliyoruz,tabi ki tutarsızca;
Hadid 27-Sonra onların izleri üzerinde ardarda peygamberlerimizle izledik; arkasından Meryem oğlu İsa’yı gönderdik, ona İncil’i verdik ve ona uyanların kalplerinde bir şefkat ve merhamet yarattık. Bir de rahipliği ki, onu onlar uydurdular, Biz onu üzerlerine yazmamıştık; ancak Allah’ın rızasını aramak için yaptılar, sonra da ona hakkıyla riayet etmediler. Biz de içlerinden iman etmiş olanlara mükafatlarını verdik, çokları ise yoldan çıkmış fasıklardır.
Hadid 27-Summe kaffeynâ alâ âsârihim bi rusulinâ ve kaffeynâ bi’îsebni meryeme ve âteynâhul* incîle ve cealnâ fî kulûbillezînet tebeûhu re’feten ve rahmeh(rahmeten), ve rahbâniyyetenibtedeûhâ mâ ketebnâhâ aleyhim illebtigâe rıdvânillâhi fe mâ reavhâ hakka riâyetihâ, fe âteynellezîne** âmenû minhum ecrehum, ve kesîrun minhum fâsikûn.
Bakınız burada da tek * da işaretlediğim yerde kullanılan kelam “ona verdik” manasında,çift * ile işaretlediğim kelam ise “onlara verdik” manasında kullanılıyor,yani bir “verme,ulaştırma eylemi” mevzubahis,birinde verdik dediği “incil” diğerinde ise “onların ecirleri” yani sevaba yazılan halleri,
Şimdi düşünmek gereken şey aynı ayetin içinde hem İsa’ya incili verdiğini hem de imanlılara ecirlerini verdiğini söylüyorsa ne demek istiyor olduğudur değil mi,
Efendim kıt aklımca buradan yaptığım çıkarım sevabın,yani ecrin hemen verilmesi gibi İsa’nın da incilini almış olduğudur,yani kuran İsa’nın bir incili olduğunu teyid eder,ama bu yazılı nüshadır ama vahiydir muğlaktır,
Lakin hıristiyanlar için durum böyle değildir,zira onlara göre zaten İsa tanrının canlı sözüdür ve bu söz değişmez,tahrif edilemez ve de edilmemiştir,İznik komisyonunun kabul ettiği 4 incil de aslen İsanın sözlerinin derlemesidir ve “inmiş” değil “yaşanmış” sözlerdir,
Yuhanna;
Yu.1: 1 Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı.
Yu.1: 2 Başlangıçta O, Tanrı’yla birlikteydi.
Yu.1: 3 Her şey O’nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O’nsuz olmadı.
Yu.1: 4 Yaşam O’ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı.
Yu.1: 5 Işık karanlıkta parlar. Karanlık onu alt edemedi.
Yu.1: 6 Tanrı’nın gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.
Yu.1: 7 Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.
Yu.1: 8 Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.
Yu.1: 9 Dünyaya gelen, her insanı aydınlatan gerçek ışık vardı.
Yu.1: 10 O, dünyadaydı, dünya O’nun aracılığıyla var oldu, ama dünya O’nu tanımadı.
Yu.1: 11 Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı O’nu kabul etmedi.
Yu.1: 12 Kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı’nın çocukları olma hakkını verdi.
Yu.1: 13 Onlar ne kandan, ne beden ne de insan isteğinden doğdular; tersine, Tanrı’dan doğdular.
Yu.1: 14 Söz, insan olup aramızda yaşadı. O’nun yüceliğini Baba’dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu biricik Oğul’un yüceliğini gördük.
Buradan bakıldığında sözün kendisinin bir kitabı olması gerekmediği de anlaşılır,İsa’ya bir kitap verilmesi gerekmez zira o hıristiyanlarca yaşayan kitap/incilin kendidir zaten,
Peki kuran bir verdik bir vermedik diyerek ne demektedir,kısaca kendisinin/yazarının bile bilmediğinden eminim,bariz laf salatası,karman çorman bir betimleme,her zamanki gibi,bence Muhammed İsa’yı övmeli,kendinin ondan sonra atanan olduğunu söylemeli ama yaygın kanıyı yıkarak “tanrı oğlu” gölgesinden de çıkabilmeli,kendini 2. sınıf peygamber halinden de kurtarmalıydı,
Karşısındaki imaj “tanrı oğlu” olunca elbette bu iş önemlerin büyüğünü arz ediyordu,mütemadiyen bir sürü laf cambazlığıyla evirdi çevirdi,böyle yarım yamalak ve muğlak halde bıraktı,
Nihayetinde bir hıristiyanın ki sayın SonHavari arkadaşın yazısında belirttiği husus kendi inançları gereğince en doğrusudur,herhangi bir itiraza gerek yoktur,İseviliğinde diğerleri kadar saçma sapan bir din/itikat/mit olması haricinde tabi ki,konu bu olursa teizm ve teistler hakkındaki yüzlerce eleştiri aynı diğerleri gibi hıristiyanların da karşısındadır,
Onların da kendince zırvaları fazlasıyla mevcuttur,
Musa’nın tevratı,İsa’nın incili ve Muhammed’in kuranı kitap halinde görmediği hepimizce malum,
Bu yukarıda alıntıladığım paragrafınızdaki kelamınız bugün peygamber dediğiniz tüm şahısların durumuyla aynıdır,islamın kitabını Muhammed onaylamış hatta bir defa tam metnini eline almış bile değildir,aynı İsa gibi,Musa gibi,
Peki o zaman bir müslümanın bu konudaki itirazı nedendir,kendinde bu hakkı nerden bulur,kendi kitabının doğruluğundan hiç şüphe etmez ama başa gelen olaylar kendi kitabında da yerdiği,tahrifi sebebiyle diğerlerinin geçersizliğini iddia ettiği durumlarla aynıdır ya zaten,neyi göremez?
İslam tanrısı kitabını koruyacağını kendi demiştir,imanınız bu yöndedir,ama hıristiyan tanrısı da İsa’yı zaten “kendisinin sözü” olarak betimler,o halde her iki itikatın ortak bir noktada birleşmesi haliyle imkansızdır,ne Muhammediler İsayı “tanrı oğlu” sayacak ne de İseviler Muhammedi peygamber,
Böyle sürüp gidecek ilelebet,
Keyifli sohbetler dilerim…
İsa’ya bir kitabın inip inmediği, indiyse tahrif edilip edilmediği gibi meseleler hakkındaki islami hüküm ve inanışların sahip olduğu gariplikler, tıpkı sevgili iüdex’in de ifade ettiği gibi ancak bir laf salatası içerisinde ele alınırsa gözden uzak tutulabilir ki, zaten olan da budur.
“İsa’ya da bir kitap indi elbette, ama tahrif edildi” demek ilk bakışta son derece basit bir tarihi gerçekliğin dile getirilmesi şeklinde yorumlanabilir ve dikkat çekici bulunmayabilir, ancak konunun detaylarına inildiğinde böyle bir söylemin “budur işte” demenin ötesinde neyi ifade ettiğini anlayabilmek açıkcası biraz zor. Eğer İsa müslümanların kabul ettiği şekilde sadece bir peygamber idiyse, o zaman incilin ona tıpkı muhammed’in kuran’ı alması gibi, yani vahiy yoluyla iletilmesi gerekirdi. Diyelim ki böyle oldu, ama yetmiyor, ilaveten alınan bu vahiylerin de metinler halinde yazıya dökülüp bir araya getirilmesi gerekirdi ki, incil de böylece “indirilmiş” bir kutsal kitap haline gelebilsin. Şimdi ne diyor o zaman müslüman inancı, tüm bunlar oldu da incil ondan sonra mı bir tahrifata uğradı/ uğratıldı? Veya ikinci bir ihtimal, yazım sürecinde mi bir aksaklık yaşandı ve vahy olanla olmayan birbirine karıştı?
Bugüne ulaşan (aralarında klise tarafından apokrif olarak kabul edilmiş olanlar da dahil) incillerin yazılma tarihine ve yazım tarzlarına baktığımızda her iki ihtimalin de böylesi bir durumu açıklamaktan uzak olduğu aşikardır. Daha doğrusu bunların hiçbiri kur’an gibi not edilmiş vahiylerden mütevellid kitaplar değildir. Yer yer İsa dedi ki, İsa buyurdu ki gibi aktarımlarla İsa’nın dilinden dökülmüş cümleler paylaşılmakla birlikte, aslolan şey dışardan bakan bir insanın olanı biteni tarif etmesi ve bir öykü gibi anlatmasıdır, zaten hepsi de İsa’dan çok sonraları kaleme alınmıştır. (Buna Thomas incili, ve ayrıca sahteliği ayan beyan ortada olmasına rağmen müslümanlar tarafından sürekli gündeme getirilen Bernabe incili de dahildir)
Şimdi hal böyle olunca İslami ilahiyatçıların asıl şu soruya cevap vermeleri gerekiyor; Müslüman inancına göre İsa’ya tanrı tarafından indirilen vahiyler İsa zamanında veya daha sonraki dönemlerde birileri tarafından düzenli bir şekilde derlenip toplanarak yazılmış ve söylendiği gibi orjinal/bozulmamış incili oluşturmak üzere bir kitap haline getirilebilmiş midir ki sonradan tahrif edilebilsin? Ayrıca tahrif edilme, bozulma tezi geçerli kabul edilse bile sakınılamayacak bir başka gerçek var ki, o da kanonik inciller ve diğer apokrif metinler de dahil olmak üzere mevcut hiçbir yazmanın, iddia edildiği gibi “sonradan tahrif edilmiş” bir kitap tanımına uymadığıdır.
Ama yok, İsa’ya kitap indi o da tahrif edildi.. Başından sav gitsin işte, yaramaz demenin kısa yolu. (Ha bu arada, İsa’nın çarmıhta ölmediğini ve göğe yükseltildiğini, çarmıhta ölen asıl kişininse o anda İsa’ya benzetilen Judas olduğunu allah diğer insanlardan altı asır boyunca neden saklamış ve onları boş yere yanıltmıştır, kimse bunu muhammed’e sormamış mı acaba?)
Eldeki veriler değerlendirildiğinde, meraklı ve tarafsız bir gözlemcinin ulaşacağı en olası sonuç; İsa’ya vahy yoluyla birşeyler indirildiyse bile bunun kuran benzeri bir kitaplaşma sürecine girmemiş olduğudur. ( Bir müslüman inancı gereği bunun aksini düşünebilir/inanabilir, bu noktada elbette bir sözümüz olamaz ve böyle bir inanış temel bir saygıyı hakeder.) Ancak dini kabulleri bir kenara bırakır ve konuyu farklı açılardan irdelersek, islami tabirle “orjinal ve bozulmamış” olarak tarif edilen bir incilin aslında hiç var olmamış olduğu ihtimalini yadsıyabilmek oldukça zor görünüyor.
Sırayla gidecek olursak; birincisi, İsa eğer müslümanların inandığı gibi sadece bir peygamber idiyse bile, onun tanrıdan aldığı ve inananlarına aktardığı vahyin gerek yaşadığı dönemde gerekse ölümünden sonra bir kitap haline getirilmesine dair girişimlerden bahseden bazı tarihi belgelerin olması beklenebilirdi, ama böyle birşeyle karşılaşmıyoruz. Hadi diyelim ki böyle bir süreç yaşandı ve/ama herşeyin öyküsünü uzun uzun anlatmayı seven iseviler bi şekilde bunu anlatmadılar, (ya da ayrıca yazmayı gerekli görmediler) ..iyi de, mesihin ardından kaleme alınmış ve onu anlatan yüzlerce farklı metinde bir allahın kulu da çıkıp “şimdi sayfaları nerelerdedir bilinmez, belki çoğu kaybolmuş veya romalılar tarafından yakılmıştır, ama bizim de bir kitabımız vardı” gibisinden birşey demez mi? Ya da şöyle soralım; Mesih İsa’yı ve onun hayatını ele alan ve kendince aktaran, en sahihinden apokrifine ve septuagintine kadar yüzlerce eserde tıpkı tevrat ve zebur gibi has be has kitabımsı bir incilden (hadi orjinal incil diyelim) bahsedilmesi, veya en azından böyle bir incile atıfta bulunulması gerekmez miydi ?
Ayrıca bu nasıl bir tahrifattır ki, tahrif edilmemiş/orjinal bir kutsal kitaptan müslümanların sık sık dile getirmeyi sevdikleri gibi yüzlerce farklı eser çıkmıştır? Ya da burada söylenmek istenen asıl şey nedir, kilisenin kabul ettiği veya etmediği pek çok yazılı metnin hepsi de tek bir orjinalin herkesin kafasına göre aktardığı bozunumlarından mı ibarettir? İyi de neden kimsecikler -kayıp da olsa, yakılmış ve yok edilmiş de olsa- bir “asıl”dan bahsetmezler o zaman? Ya da böylesi bir önermenin doğru olduğu kabul edilse bile, acaba eldeki incilleri teknik olarak incelediğimizde onları “bozulmuş/tahrif edilmiş” kitap sınıfına sokmak mümkün müdür?
Kimsenin inancını, dinini, kutsalını incitmek veya saygısızlık etmek gibi bir niyetim yok. Ama böyle bir konu tartışmaya açıldığında bu şekilde soruların gelmesi de kaçınılmazdır. Aslında hristiyanlar açısından durum oldukça net diye düşünüyorum, Rab İsa geldi, tanrı sözü olarak yeryüzüne indi, yeni anlaşmayı yaptı ve bunun için haç üzerinde öldü. Bu bakımdan yukarda bahsettiğimiz “asıl” kaynak, müslümanların kabul ettiği şekliyle İsa’ya inen ve sonradan tahrif edilen bir kitap değil, bizzat İsa’nın kendisiydi. Herkes de bu asıl’a (yani İsa’ya) bakıp gördüğünü/duyduğunu anlattı ve aktardı. Bu arada tıpkı islami hadis kitaplarında geçen ve gerçekte yaşanmadığı halde muhammed’e isnat edilen pek çok aktarım gibi, hristiyan inancı içerisinde de mesih’le ilgili uydurma aktarımlar belirdi ve kilise tanrı adına bu sapmalarla mücadele etti. Birbirlerinden farklı zaman ve yerlerde yaşamış kişilerce yazılmış kanonik inciller ise mesih’in yaşamının bir mucizesi olarak kabul edildi. Dahası bunun üzerinden nerdeyse iki bin yıl geçti ve hala bakiler, kuran’ın allah’ın koruması altında olduğuna inanan müslümanlar hali hazırdaki kanonik incili yirmi asır boyunca kimin koruduğunu düşünüyorlar acaba?
Neyse..Sonrası da sanırım şöyle oldu.. Muhammed peygamberliğini ilan etti, ama sevgili iüdex’in de söylediği gibi kendinden önce bir RAB İsa vardı. Soruldu tabi, peki ya incil? Efendim o asıl incil değildir, tahrif edilmiştir…
Efendim benden önce arkadas cok güzel aciklamalarda bulunmus zaten. Kendisine tesekkür ederim.
Öncelikle burada tutup ” vay efendim Kuran söyle demis, böyle demis” diyerek saldiriya girmek, insani düsündürmüyor degil. Tabi ki maksat burada ” incilin iceriginden ve hiristiyanligin sorunlarindan kacinarak, camuru kuran atmak olsa gerek”.
Neyse sorun degil, biz Incilin tahrif edilmismi edilmemismi ona bakalim.
Incilden Isa’nin sözlerine bakalim biz önce:
“18-19Rab’bin Ruhu üzerimdedir. Çünkü O beni yoksullara MÜJDE’Yİ İLETMEK İÇİN meshetti. Tutsaklara serbest bırakılacaklarını, Körlere gözlerinin açılacağını duyurmak için, Ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak Ve Rab’bin lütuf yılını ilan etmek için BENİ GÖNDERDİ.” (Luka-4)
“38 İsa onlara, “Başka yerlere, yakın kasabalara gidelim” dedi. “Oralarda da TANRI SÖZÜNÜ duyurayım. Bunun için çıkıp geldim.” (Markos-1)
“ 14Yahya’nın tutuklanmasından sonra İsa, TANRI’NIN MÜJDESİ’Nİ duyura duyura Celile’ye gitti.15 “Zaman doldu” diyordu, “Tanrı’nın Egemenliği yaklaştı. Tövbe edin, Müjde’ye inanın!” (Markos-1)
Yukarida ki sözlere bakilirsa, Hz Isann kendi dilinden söyledigine göre, kendisine bir vahy, bir incil verilmistir, kendiside bunu Teblig etmek ile görevlidir!
“49 Çünkü ben kendiliğimden konuşmadım. Beni gönderen Baba’nın kendisi ne söylemem ve ne konuşmam gerektiğini bana buyurdu.50 O’nun buyruğunun sonsuz yaşam olduğunu biliyorum. Bunun için ne söylüyorsam, Baba’nın bana söylediği gibi söylüyorum.“ (Yuhanna-12)
“16 İsa onlara, “Benim öğretim benim değil, beni gönderenindir” diye karşılık verdi.17 “Eğer bir kimse Tanrı’nın isteğini yerine getirmek istiyorsa, bu öğretinin Tanrı’dan mı olduğunu, yoksa kendiliğimden mi konuştuğumu bilecektir.“ (Yuhanna-7)
“25 O’na, “Sen kimsin?” diye sordular. İsa, “Başlangıçtan beri size ne söyledimse, O’yum” dedi.
26 “Sizinle ilgili söyleyecek ve sizleri yargılayacak çok şeyim var.
Beni gönderen gerçektir. BEN O’NDAN İŞİTTİKLERİMİ DÜNYAYA BİLDİRİYORUM. “ (Yuhanna-8)
“28 Bu nedenle İsa şöyle dedi: “İnsanoğlu’nu yukarı kaldırdığınız zaman benim O olduğumu, KENDİLİĞİMDEN HİÇBİR ŞEY YAPMADIĞIMI, ama tıpkı Baba’nın bana öğrettiği gibi konuştuğumu anlayacaksınız.“ (Yuhanna-8)
“24 Beni sevmeyen, sözlerime uymaz. İŞİTTİĞİNİZ SÖZ BENİM DEĞİL, beni gönderen Baba’nındır.25 “Ben daha aranızdayken size bunları söyledim.” (Yuhanna-14)
Simdi kalkip bazilari diyor ki” Hz Isa’ya incil verilmemistir!”. Oysa kendi sözleri bunu cok acik ve net olarak tasdiklemektedir. Nihayetinde Hristiyanlar söyle düsünmektedir:
“ Bu durumda, şu gerçeği kabul etmek zorundayız: İncil İsa’ya indirilmemiştir. Çünkü hem İncil’e göre (Yuhanna, 1-4), hem de Kuran’nın bir başka ayetine (Nisa-4) göre İsa Mesih, “ Allah’ın Canlı Sözü” değil mi Öyle ise Allah’ın O’na ayrıca İncil indirmesine ne gerek var?”6
Kurani kerim demek ki bu konuda hakli oldugu acik ve net ortaya cikiyor. Yoksa biriniz kalkip halen daha ” Hayir ona incil indirilmedi, vahy gelmedi, kendiliginden konusuyor” diyebilecekmi acaba? Herhalde diyemeyeceklerdir.
Sonuc? Demek ki Hz isa’ya bir incil verilmis ama sonradan bunu tahrifata ugratmislardir. Yoksa nasil olurda ” Inmedi” diyebilirler?
İsa’nın tanrılığı ya da peygamberliği meselesini mi tartışıyoruz, yoksa islamın kabul ettiği şekliyle bir incil’in var olup olmadığını mı?
Soru çok net: İsa’ya vahyedilmiş ve daha sonra kitap haline getirilerek orjinal hali bir süreliğine de olsa tespit edilmiş bir incil’i görüp duyup okumuş olan, ya da kendisi görmese bile en azından böyle bir incilden bahseden herhangi bir havari, erken dönem aktarım, metin veya tarihi belge var mıdır?
Sanırım şu orjinal incili kimse görmedi.
Ayrıca şiiler de kuran’ın bazı bölümlerinin değiştirildiğini ve silindiğini, bu bakımdan mevcut kuran’ın da tahrifata uğramış bir kitap olduğunu iddia ediyorlar, ama en azından ellerinde kendilerinin de inandıkları bir kuran var, yoksa bozulmuş kuran diye bir kısım sahabi veya sonraki müslümanlar tarafından muhammed’in hayatı üzerine kaleme alınmış bazı eserleri filan göstermiyorlar. (Doğrudur ya da yanlıştır, ama bir şeyin tahrif edilmiş halinden bahsediliyorsa, şiilerin mevcut kuran için dile getirdikleri “tahrifat” iddiasının -en azından kelime anlamı ve teknik olarak kıyaslandığında- islamın matta luka markos ve yuhanna incillerine yönelttiği eleştirilere oranla çok daha makul olduğu ortadadır. )
Efendim simdi su yapiginiza bakarmisiniz. Isa’ya vahy geldimi diye bir soru soruldu! Nihayetine ona cevabi verdim hemde ordan burdan degil. Incilin ta kendisinden verdim, buna karsi birsey denmedigine göre, Incil vahy olarak indiginin kabul etmis bulunuyorsunuz, zaten aksi takdirde Isa’nin sözleri ile celiskiye girersiniz.
Ayrica isin tuhaf taraf su ki, Müslümanlara saldirmadan, kurana laf etmeden hiristiyanligi tartisamayisiniz. Ayrica Siiler kuran tahrif edildi demez!! Ben öyle bir sii tanimadim, yok öyle sii var diyorsaniz kaynaklarinizi sunmanizi isterim acikcasi.
Incil kitap olarak vardi ve bu kitabi bilincli bir sekilde Konseyde yok ettler. Nihayetinde Iznik konsilinde söyle bir olay yasandigini sanirim tarihi kitaplarda okumaya gerek görmediniz:
Birinci iznik konseyi, Konstantin tarafindan yil 325 de gerceklesmistir!İznik Konsili’nin ana konusu Mesih İsa’nın gerçek Tanrı olup olmaması idi.
Yani bu zamana kadar ” Isa tanri mi, yoksa Tanri degilmi” diye anlasilan bir tartisma var ki, Konstantin böyle birsey yapma geregi duyuyormus.
Mısır’ın İskenderiye kilisesinde başlayan anlaşmazlıkta o kilisenin bir presbüteros (ihtiyar) olan Arius ünlü oldu. Arius’un öğretisine göre Mesih İsa dünya’nın kuruluşundan önce Tanrı tarafından yaratılmıştır.
Rahip Arius’un Eylemleri
Bir rahip olan Arius, 310 yıllarında İskenderiye’nin İlçesi Banealis’te göreve başlamıştı. Dini görüşleri bakımından Hz.İsa’nın meşru mirasçıları Nasraniler ile ayni düşünceyi paylaşıyordu. Ona göre, sonsuzdan beri var olan Tanrı Bir ve Tek’tir, İsa ise sonradan Tanrı tarafından yaratılmıştır. Buna kanıt olarak Matta İncili’nde ki 5/9 ve 5/44,45 ayetlerini : « Ne mutlu barışı sağlayanlara! Çünkü onlara Tanrı oğulları denecek.» gösteriyordu. Arius tutarlı görüşlerini halka aktarıyor, onların da beğenisini ve takdirini kazanıyordu. Geniş bir halk kitlesini arkasına alan Arius’un eylemlerinden, İskenderiye piskoposu Alexander çok rahatsız oldu. Pavlus’un öğretisini kabul eden Roma Kilisesi gibi Alexander de Hz.İsa’nın tanrı olduğu tezini benimsemişlerdi. Ancak Arius görüşlerini ısrarla savunmaya devam etti. Taraftarları zamanla çoğaldıkça Ariusçuluk hareketi büyüyordu. Bu anlaşmazlıkta halk ikiye bölündü ve ülke için büyük bir sorun olmaya başlayınca, İmparator Konstantin devreye girdi.
İmparator Konstantin Tartışmaya El Koyuyor
Roma İmparatorlarından birincisi olan Konstantin, 306 yılında imparator oldu. İstanbul şehri bir Bizans kasabası iken, onu büyütüp genişletmekle ün yapmış ve bu şehre Konstantinopolis ismini vermişti.
Konstantin; Roma’nın resmi dini Sol İnviatus diye bilinen Güneş Tanrı’sına tapan bir putperest iken, politik nedenlerle Hıristiyanlığı kabul etmişti. Böylece 250 yıldan beri Romalılar’ın büyük zulmü altında ezilen Hıristiyanlar, işkence görmekten kurtulmuştu. Öncelikle ülkesinin bütünlüğünü düşünen İmparator, hem eski inancını devam ettirmiş ve hem de iki din arasında bir uzlaşma, bir kaynaşma temin etmişti. Bu arada Roma Kilisesi’ni de himayesi altına aldı. Ariusçuluk hareketi ile günden güne büyüyen dini karışıklık, memlekete zarar verebilirdi. Bu sorunu, bir konsey kurarak kendi inanışına uygun şekilde çözmeye karar verdi.
İznik Konseyi
Bu konsey, Hıristiyanlık tarihinin en önemli toplantısı olmuştu. Konstantin bir konsey kurmak için bütün olanaklarını kullandı. 300’ü aşkın piskopos ve kilise yetkililerinin davet edildiği toplantının bütün giderleri, İmparatorluk tarafından karşılandı. 325 yılında İznikte, bugün yıkılmış olan bir kilise bu büyük anlaşmazlığın ev sahipliğini yaptı. 20 mayısta başlayan oturumlar 25 temmuza kadar sürdü. İmparator Konstantin bütün oturumlara katıldı. Onun ülkede büyük bir saygınlığı vardı. Roma – Yunan kültürü ile yetiştiğinden çok tanrılı dinlere karşı sempati duyuyordu. Himayesi altındaki Roma Kilisesi’nin tarafını tutuyor, Arius’a karşı çıkıyordu. Konseyin aldığı karar, onun desteklediği tarafın lehine olacağını tahmin etmek zor değildi.
Arius ile Athanesuus Tartışması
Toplantıda Hıristiyan halkı gibi iki karşı gurup oluşmuştu. Bir tarafını Arius (Ö.336) ve taraftarları, diğerini de Roma Kilisesi’nin desteklediği Athanasius (Ö.373) vardı. Arius, Hz. İsa’nın varisi Nasrani Hıristiyanlığın öğretisini savunuyordu. Ona göre: «İsa’da ezeli yaratılmamış Kelâm değil, bir yaratık beden almıştı. Tanrı tarafından zaman içinde yaratılmıştı.» Athanasius ise Pavlusçu Hıristiyanlığın görüşünü koruyordu. (Bkz. Bu Kitap Pavlus’un Hz. İsa’yı Tanımlaması) Ona göre :«İsa beden alan Kelâm, yani Tanrı Sözü, ezeliydi, yaratılmamıştı ve baştan beri Tanrı’yla birlikteydi.»
Bu anlaşmazlık uzun süren tartışmalarla devam etti.
Rahipler İsa Mesih’in Tanrılığını Onaylıyor
Neticede Roma Kilisesi’nin ve İmparator Konstantin’in desteklediği Athanasius’un benimsediği doktrin onaylandı. Ariusçuluk; sapkın bir öğretiş olarak ilân edilmiş ve Arius’da Roma Kilisesi tarafından afaroz edilmişti. Konseyde Hz.İsa’nın Tanrı olduğu kabul edilmiş, bu karar tanrısal vahiy yerine, insan eliyle din görevlilerinin oy çokluğu ile alınmıştı. Oysa rahip Arius’un açıklamaları ve Yuhanna dışındaki İnciller’de Matta, Markos ve Luka’nın belirttiği gibi, İsa Mesih Tanrı değil, sonradan yaratılan bir Peygamber’di. Bu husus Sinoptik İnciller’de birçok ayet ile vurgulanmıştı. Markos 12/29 : «İsa şöyle karşılık verdi: En önemlisi şudur. Dinle ey İsrail! Tanrımız Rab Tek Rab’dir.» Luka 4/8 : «İsa ona şu karşılığı verdi: Tanrın olan Rab’be tap, yalnız O’na kulluk et, diye yazılmıştır.» Matta 13/57: «…İsa onlara şöyle dedi : Bir peygamber, kendi memleketinden ve evinden başka yerde hor görülmez.» Luka 7/16 : «…Aramızda büyük bir peygamber ortaya çıktı ve Tanrı halkının yardımına geldi.»
Ünlü Dinsel Tarih Profesörü Mircea Eliade İznik Konseyi hakkında şöyle yazmıştı. cilt 2, S.462: «Dördüncü yüzyılın başlarında İskenderiyeli bir rahip olan Arius, daha tutarlı ve felsefi bir teslis (üçleme) yorumu önerdi…Ona göre Tanrı tektir ve yaratılmamıştır. Oğul ve Kutsal Ruh daha sonra Baba tarafından yaratılmıştır, dolayısiyle ondan daha alt bir konumdadır…İznik Konseyi’nde Ariusçuluğu reddeden simge benimsendi. Bununla birlikte Arius teolojisinin güçlü savunucuları çıktı ve tartışma yarım yüzyılı aşkın bir süre devam etti.»
İznik Konseyi’nden sonra Nasraniler’in devamı olan Ariusçuluk öğretisi, geniş bir çoğunluk tarafından benimsendi. Tartışma yalnız din bilimcileri arasında kalmamış halkı da çok etkilemişti. Eğer İsa Mesih Tanrı değilse, dünyayı kurtarma gücüne sahip olduğuna nasıl inanılabilirdi? Tartışma Ariusçuluğun sonu olan yedinci yüzyılın sonuna kadar devam etti.
Bugün dahi Hıristiyanlar arasında, Arius’un Tek Tanrı İnancı görüşlerini kabul edip yaşayanlar, ayrı bir mezhep (Unitarien) teşkil etmişlerdi.Konstantin; bu konseyden sonra Roma Piskoposu’na maaş bağladı. Böylece onu diğer kilise papazlarından ayırmış oldu. Kısa süre sonra Roma Kilisesi diğer kiliselerin üzerine hakimiyet kurdu ve bugünkü Papalık müessesesi oluştu.
İsa Mesih’in (Noel) Doğum Gününün Belirlenmesi
Konsey Hz. İsa’yı ilâhlaştırdıktan sonra boş durmadı. Eski bir putperest olan Roma İmparatoru Konstantin ve çevresi bir zamanlar (Sol Invictus) Güneş Tanrısı’na tapıyordu. Onların en büyük bayramları 25 aralık pazar günüydü. O gün Güneş Tanrısı’nın doğduğuna inanıyorlardı. Geleneklerine çok bağlı olan bu insanlar, Hz. İsa’nın doğum gününün aynı gün olmasını, böylece Doğuş Bayramları’nın devam etmesini istiyorlardı. Pazar gününün İngilizce karşılığı Sunday = Güneş Günü demekti. Bütün pazar günleri de ibadet günü olmalıydı.
Hıristiyanlık ile Sol Invictus dinlerini uzlaştırmak isteyen İmparator Konstantin bu arzusunu konseye kabul ettirdi. Bugüne kadar Hz. İsa’nın doğum tarihi 6 ocakta kutlanıyordu, Roma Katolik Kilisesi 325 yılından sonra, 25 aralık tarihini (Noel) doğum günü olarak kabul etti. Doğu Kiliseleri (İstanbul, Kudüs, Antakya, İskenderiye) sonraki ismiyle Ortodoks Kiliseleri, 6 ocak tarihinde Noel kutlaması yapmaktadır. ( kaynak : http://www.mihenk.gr & Mircea Eliade, Dinsel İnançlar, cilt2, s.464)
İznik Konseyi’nde Hazırlanan İnanç Bildirgesi
325 yılında İznik Konseyi’nde hazırlanan ve bugünkü Hıristiyan mezheplerinin hemen hemen hepsinde kabul edilen inanç bildirgesi şöyledir : « Her şeye gücü yeten, görünen ve görünmeyen, bütün şeylerin yaratanı olan bir tek Baba Tanrı’ya inanıyoruz; bir tek Rab İsa Mesih’e inanıyoruz. Tanrı’nın Oğlu, Baba’dan doğan biricik Oğul, yani Baba’nın öz varlığından oluşan Tanrı’dan Tanrı, Nurdan Nur, gerçek Tanrı’dan gelen gerçek Tanrı, yaratılmış değil, Baba’nın özünden çıkmış, Baba’nın öz varlığına sahip olan, kendi aracılığıyla gökteki ve yerdeki herşeyi yapılmış, biz insanlar ve kurtuluşumuz için gökten inmiş, insan bedeni almış ve insanlar arasında yaşamış, sıkıntı çekmiş ve üçüncü günde ölümden dirilmiş, göğe yükselmiş, dirilerle ölüleri yargılamaya gelecek olan O’dur; Ve Kutsal Ruh’a da inanıyoruz.»
«Buna karşılık, Rab İsa’nın mevcut olmadığı bir devre vardı. O doğrulmadan önce yoktu, hiç yoktan meydana geldi, Tanrı’dan başka bir maddeden veya özden yaratıldı, değişebilir veya başka bir hale gelebilir, diye ileri sürenlere gelince Katolik Kilisesi onları lânetler.»
Bu inanç bildirgesi; daha sonraki konseylerde incelenerek bazı küçük değişikliklerle genişletilmiş olsa da, bugün birçok kiliselerde örneğin Süryani, Rum ve Ermeni Kilise’lerinde de okunmaktadır.
Üçleme (teslis) İnancının Resmileştirilmesi
İznik Konseyi’nde İsa Mesih’in Baba Tanrı’nın özünden çıkmış, O’nun öz varlığına sahip, Tanrı Oğlu olduğu kabul edildikten sonra, Kutsal Ruh’un da Tanrı oluşu tartışma konusu oldu. Araştırmacılar bu inanca kanıt olarak gösterilen Matta İncili’nde ki 28 / 9 : «Onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz edin.» alıntısı, maalesef İstanbul Konseyi’nden sonra bu İncil’e eklenmişti, görüşündedir. (Bkz. Bu kitap, Matta İncili) Diğer İncillerde üçleme ile ilgili açık bir öğreti yoktu. Ancak Pavlus Mektuplarında bu inancı anımsatan fakat kesin olmayan ifadeler kullanılmıştı. Örneğin 2. Korintliler 13/13,14 : «Bütün Kutsallar size selam eder. Rab İsa Mesih’in lütfu, Tanrı’nın sevgisi ve Kutsal Ruh’un paydaşlığı hepinizle birlikte olsun.»
Luka İncili’nde (1 / 19,26) melek Cebrail konu edilmiş fakat Kutsal Ruh ile Cebrail’in aynı varlık olduğu belirtilmemişti. Kur’an’ı Kerim ise; Kutsal Ruh’un diğer ismiyle Ruhu-l Kudüs’ün Yüce Tanrı’dan peygamberlere vahyi getiren melek Cebrail olduğunu, birçok ayetlerle açıklamaktadır. Bakara 2 / 87 : «… Meryem oğlu İsa’ya da açık-seçik deliller verdik ve kendisini Ruhu-l Kudüs (Cebrail) ile güçlendirdik.» Meryem 19/17, 19: « …Biz de Ruh’umuzu (Cebrail’i) ona (Meryem’e) göndermiştik de o kendisine bir insan şeklinde görünmüştü… Ruh dedi : Ben sadece RAB’bin elçisiyim. Sana tertemiz bir oğlan çocuğu bağışlamak için buradayım.»
Netice olarak 4 İncil’de de Üçleme inancıyla ilgili açık bir öğreti bulunmamaktaydı.Kilise teşkilatı, tanrısal vahye dayalı olmayan üçlemeyi, din görevlileriyle çözmeyi kararlaştırdı.Üçleme inancını resmleştirmek için, 381 tarihinde Birinci İstanbul Konseyi, 186 piskoposun katılımıyla toplandı. Konseyde şöyle karar alınmıştı :
« Kutsal Ruh’un Rab ve Hayat Veren olduğunu, Baba’dan çıktığını, Baba ve Oğul’la birlikte ibadet edilip yüceltildiğini ve peygamberler aracılığıyla konuştuğu gerçeği vurgulandı.»
Böylece Üçlü Birlik doktrini tamamlanmış ve Kutsal Ruh’un Tanrı oluşuyla, Hıristiyan inancının temeli de atılmıştı. Tıpkı İznik Konseyi’nde olduğu gibi tanrısal vahiy yerine, insan eliyle piskoposların kararı ile İsa Mesih gibi Kutsal Ruh da ilâhlaştırılmıştı. Böylece Hıristiyanlık; Bir ve Tek Tanrı inancından çıkarılarak Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’tan oluşan üç kişilikli Tek Tanrı inancına dönüştürülmüştü. Baba da Tanrı, Oğul da Tanrı ve Kutsal Ruh da Tanrı’ydı.
Yine ayni tarihlerde bugün elimizde bulunan ve 27 kitaptan oluşan İncil’e Üçleme İnancına uygun ilaveler yapılarak yeniden basıldı.
Kaynak :
link to hristiyan.net 21.html http://www.hazretiisa.gelecek.com
Görüyorsun iste, nasil tahrif edildigini! Bak tarih bunu acik ve net olarak ifade ediyor. Tarihinize ve kendi kaynaklarina bari inanin!
Aylardır sitenizde bas bas bağırıyor muydunuz? Yok mu bir hiristiyan.. Sizi anlamakta güçlük çekiyorum misafir.. bu ülkedeki pek çok müslümanı anlamkta güçlük çektiğim gibi..
..Ayrica isin tuhaf taraf su ki, Müslümanlara saldirmadan, kurana laf etmeden hiristiyanligi tartisamayisiniz…Öncelikle burada tutup ” vay efendim Kuran söyle demis, böyle demis” diyerek saldiriya girmek, insani düsündürmüyor degil. Tabi ki maksat burada ” incilin iceriginden ve hiristiyanligin sorunlarindan kacinarak, camuru kuran atmak olsa gerek”..
Bu sözler size ait.. ne yaptığınızın farkında mısınız? Siz bir büyük dinin, bir byük inancın kökten yanlış olduğunu, uydurma olduğunu bas bas bağırıyorsunuz..var mı benimle tartışacak diyorsunuz..siteniz yetmiyor, buraya geliyorsunuz.. aynı şeyleri tekrar ediyorsunuz.. ama birisi sizin söylediklerinize itiraz ederse, onu da bir çırpıda islamiyete saldırmakla, çamur atmakla yaftalıyorsunuz.. Benim bir sitem yok sayın misafir..olsaydı da tartışmak için bas bas müslüman çağırmazdım.. sizin gibi müslümalnları anlamakta gerçekten zorluk çekiyorum..insaf..
Janus’un da dediği gibi, “var mı benimle hristiyanlığı tartışacak olan?” diye siteye dalan birisinin her mesajının başında sonunda ünlem çekmeden duramamasına pek şaşmamak lazım. E biz de sana yaranabilmek için yazmayacağız elbette muhabbetçi. Sen öyle paldır pandıras Luka böyle demiş, Matta şöyle yazmış, Arius şöyle buyurmuş, o öyle yoldan çıkmış, bu şöyle sapıtmış diye elinde magafonla “bas bas” bağırarak dolanacaksın, ama tıpkı Janus’un da belirttiği gibi, kim canını sıkarsa yok efendim islama çamur atıyor, pek bi manidardır, düşündürtmüyor değil gibisinden kulplar takacaksın. Sonra da saygılar..
Arius’muş.. daha Aristides var, Tertillius var, Theophilus var, Hippolitus var, Origen var, yani baba oğul ve kutsal ruhun birlikteliği üzerine yürütülen teolojik tartışmalar ve bunları formülize etme girişimleri İznik konsilinden çok daha önce de mevcuttu, siz iznik konsilini biraz da hristiyanlardan okuyun, muhammed öncesi döneme cahiliye adını taktığınız yetmedi, şimdi de sizin dışınızdaki herkesi mi cahillikle suçluyorsunuz ?
Ayrıca bu nası bir tartışma mantığıdır ben anlamadım. Kutsal ruh aslında cebrail’dir diyorsun, buna kanıt olarak da kuran’ı gösteriyorsun. E iyiymiş yani.. Bunun dışında alıntıladığın ve buraya taşıdığın incil bölümlerinin her birinin hristiyan ilahiyatı içerisinde yapılmış açıklamaları zaten var, tıpkı islami inanç içerisinde ilk bakışta insanın kafasına yatmayan bir takım hususların din alimleri tarafından teferruatlıca açıklanması gibi. Yani hakkaten ilginç.. ben işin İsa’sında muhammedin’de değilim de, ama bu hep banacılığı anlayamadım gitti vesselam. Her fırsatta tahrif edilmiştir dediğin incilin içerisinden istediğin cümleleri seçiyorsun- ve senin seçtiklerin nedense tahrif edilmemişlerden oluyo hep, çünkü delil olarak kullanmakta bi sakınca görmüyorsun -, ama konu örn. Matta 24:35′ e gelince (Gök ve yer ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır) bir tahrifattır başlıyor.. Evet, Münih’i camilerle donatıp bunu bir gurur vesilesi olarak sunmaktan çekinmeyenlerin, kendi ülkelerinde “ahan da misyonerlik yapıyorlar” diye insan doğramasına kadar gider bu tahrifat. Pardon, tahribat.
Not: Şiiler için bi google yapsan yeter.
[Neyse ya. Sen bas bas bağırmaya devam et muhabbetçi..Vakti zamanında gerçek ve büyük bir kabadayının benim bi arkadaşıma söylediği gibi; “Birader şu an acelem var, seni araya alamayacağım” ]
Size kendi kitabinizdan cevap verdim, kendi tarihinizle cevapladim. Niye kabul etmiyorsunuz tuhaf gercekten. Su bir gercek ki, Isanin tanri oldugu Incilde gecmez! Bunu ( galiba dogru hatirliyorsam) Thomas Aquinde dile getirmisti. Yani neden acikca beyan edilmemis demislerdi. Isin tuhaf tarafi, eski Ahitde hic yoktur bu tür seyler. Kurandada yok. Aslinda incildede yok ( pavlusu bir kenara atarsak).
Isa Tanri diyorsunuz, varsayalim öyle. Tanri altinci günde sünnetmi oldu? Niye? Hz Ibrahimle bagmi olusturdu? Kendi bagina kendisimi olustu? Nasil yani?
Oldumu simdi?
Tuhaf olmadimi?
Hadi bunu bir yana birakalim.
Isa söyle buyurmakta:“Ben Kendiliğimden hiçbir şey yapamam” (Yuhanna 5:30)
ee nasil yani? Tanri ama kendiliginden birsey yapamiyor. Niye?
Cünkü:
“Baba benden üstündür”(Yuhanna 14:28) diyor. Tuhaf degilmi?
Ayrica Kiyametin saatinide bilemiyor:
“O günü ve o saati, ne gökteki melekler, ne de Oğul bilir; Baba’dan başkası bilmez” (Markos 13:32).
Isin tuhaf tarafi kuranda bunu söyler:
A’raf Suresi 187 Ne zaman gelip çatacak diye kıyamet saatini soruyorlar sana. De ki: “Ona ilişkin bilgi Rabbim katındadır.
Simdi söylermisiniz Hiristiyan kardeslerim. Nasil tanri olacak bu? Yani bu sözleri söyleyen birini nasil Tanri konumuna getiriyorsunuz?
Rab İsa’nın “baba benden üstündür” deyişi, tanrı planının yeryüzünde tecelli ettiği süreç içinde anlaşılmalıdır.. o zaman anlam kazanır. Siz inancnızdan ne kadar eminseniz, biz de o kadar eminiz kardeşim.. sürekli bağırır gibi yazmaktan ve bizi incitmekten vazgeçin.. Mesih tanrı ile aynı özdendir.. tanrı kadar tanrıdır, ama aynı zamanda insandır.. Tanrı planının tecelli etmesi için yeryüzündeyken, özüyle değil, bu plan içindeki konumuyla tanrının altındadır.. “O günü ve saati babadan başkası bilmez” derkende tanrı planı adına tanrısal özelliklerini kullanmamış, paylaşmamıştır.. Çünkü Rab İsa aynı zamanda insandır.. Yahudi hahamları onu tartaklayıp tükürürken, Romalılar kırbaçlarken, haç üzerinde can verirken de tanrısal özelliklerini kullanmamıştır.. herşey tanrısal planın gerektirdiği hiyerarşi içinde anlaşılır..burda vurgulanan budur.. Haç üzerinde “eli, eli, lema şevaktani” dediği an, baba ile oğul arasındaki ilişkinin ezeli ve ebedi birlikteliği boyunca babanın oğula ve dünyaya gözlerini kapadığı biricik andır.. bunun hemen ardından Rab İsa görevini tamamlamanın huzuruyla “tamamlandı” demiş, insani bedeni içinde son nefesini vermiş.. ve tekrar babanın yanına dönmüştür..
Hiristiyanlar, ilk hiristiyanlar, azizler, samimice inanmış, yüzyıllar boyu işkenceler ve acılar çekmiş, ama ömürlerini Rab ve mesih İsa’nın müjdesini bütün dünyaya yaymaya adamış, tanrı sevgisiyle dolu insanlardı.. inancımızı kabul etmeyebilirsiniz.. ama incitmeyiniz.. ben sizin kutsal kitabınızdan kısımlar aktarıp tartışmıyorum, var mı karşıma çıkacak müslüman diye aranmıyorum..sadece saygı duyuyorum.. Sizin kutsal kitabınızda allahın sözünü değiştirmeye kimsenin gücü yetmez diyor.. aynısı bizimkinde de yazılı.. aynı şey tevratta, zeburda da yazılı.. Tanrı kendi sözünü boşa çıkarmayacak olandır.. saygı ve sevgiyle kalın…
İznik konsilinde asıl incil yokedilmişmiş.. lütfen biraz insaf. İznik konsilinde tartışan din adamları aynı kitapları kullandılar, aynı kitaplardaki aynı ayetler üzerinden tartıştılar, gizli saklı bir incil falan yoktu o konsilde. Bi kere o tarihte çok geniş bir coğrafyada dağılmış grekce, latince binlerce incil tercümesi vardı, konsil dünyanın her tarafındaki incilleri toplayıp yok edebilir mi, böyle birşey mümkün mü ?
“Elbette bir hristiyan olarak islamın ilahi din olmadığına inanıyorum” demiş sonhavari.
Ben bu cümleyi samimi bulmuyorum.Hristiyanlık ilahi bir dinse size göre,neden islam olmasın.Hristiyanlığın ilahi olma konusunda islama bir üstünlüğü yok.Her dinin tek bir ortak tanrıdan geldiğini kabul etmek,en azından bu dinlere inananlar için daha saygın bir davranış olmaz mı?
Diyorsunuz ki:
Yani sunu demek istiyorsunuz, Tanri insan oldu, dünyaya geldi. Insan olunca Baba Tanridan daha kücük oldu, onun icin Insan olan Tanri, Baba olan tanridan kücük tanri oldu. Mantik görebiliyormusun sen bunda? Ben göremiyorum acikcasi. Yani Isa hem tanri hemde tanridan kücük.
Oldumu bu simdi?
Diyorsunuz ki:
Konuyu acan ben degilim, böyle bir konu acarken.., Müslümanlarin gelipte iki cift laf edecegini düsünemediniz mi? O zaman konuyu acana” Acma kardesim” diye ikazda bulunmaniz gerekirdi. Arkadasiniz müslümanlar incitirken birsey dediginizi görmedim?
Neden acaba?
Diyorsunuz ki:
Sanirim sunlara bagliyorsunuz ” Özdendir” demenizi.
Oysa Isa baska sözlerde söylemistir. Bu durumda her hiristiyan Tanrinin özündenmi yaratilmistir?
Eger yukarida ki sözler gibi, O mecaz kullanilan sözler dolayisi ile Isa Tanri oluyor ise.., bu durumda herkes Tanri oluyor demektir.
Incilden “Isa tanri” oldugu cikmaz.
Ayrica Kuran ” Ruhullah, Kelamullah” diye nitlendirir Hz. Isa’yi:
Bu ama ayni özden manasina gelmez, nitekim Insan icinde gerek Tevrat, gerek Kuranda” Ruhundan üfledigini” dile getirir. Bizdemi ayni özdeniz ?
Yahut Matta 4 ne olacak?
Markos incilinde Hz Isa’nin tanri olduguna dair tek bir kanit yoktur. Elcilerin islerinde, her nedense, Isanin tanri oldugunu, yeni dini yayarkende unutmuslar. Tuhaf ama ne tuhaf dime? Yine Hz Isa’nin kardesi Yakub kendi mektuplarinda , Isa’nin tanriligindan hic bahs etmez. Onu insan olarak bir peygamber olarak duyurur.
Buda ilginc degilmi ?
Ki bu saydiklarim, hirstiyan uzmanlar tarafindanda en gercekci incil ve mektuplar olarak degerlendiriliyor.
Buda yetmedi ise sunlarida sunayim:
Hadi birde Isanin seytan tarafindan sinandigini ekleyelim:
ve nihayet carmihta acilar icinde Tanrisini cagiran Isa:
Pavlusun su sözleride dikkat cekicidir!
Pavlusun bu sözleri bile Teslis inancina müthis terstir. Buradan asla teslis cikaramaz bir insan. Hele ki yukarida ki sözlerden hic cikmaz. Ama ne ilginctir ki incil okumaktansa, Kilise ve papanin sözlerini baz alarak. Atalardan görünen yolu devam sürdürmek istemekteler hiristiyan kardeslerim.
Bu gercekleri sadece biz görmüyoruz. Bircok hirstian bütün bunlar yüzünden dinden cikmistir yahut ateist olmustur. Yarin yargi gününde acaba nasil hesap verecek rahipler sasiyorum dogrusu.
Iznik konsili olayini dile getiren arkadasim. Iznik konsilinde 4 incilden gayri tüm inciller sapiklik diye adlandirilmistir. Iste ariusun itiraz ettigi noktalardan bir tanesi budur. O Isanin tanriligini kabul etmemistir, peki Arius ve onun gibi düsününenlere ne olmustur biliyormusun? Kilise tarihini bu konuda karistirmani öneririm. Öldürülmüslerdir, yok edilmislerdir. Sapkin firka diye adeta kökleri kazilmistir.
“O halde, hürmetli aylar çıkınca artık öbür müşrikleri nerede bulursanız öldürün, onları yakalayıp esir edin, onların geçebileceği bütün geçit başlarını tutun. Eğer tövbe eder, namaz kılar, zekât verirlerse onları serbest bırakın. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir.” (Tevbe, 9/5)
Diyanet, ilgili ayetin tefsiri: Ve onları tutunuz, yakalayıp esir ediniz. Demek oluyor ki, tutup esir almak mümkün iken hemen öldürmeye kalkmamalıdır ve onları hasrediniz, bulundukları yerden çıkıp serbestçe dolaşmalarına, şuraya buraya gitmelerine izin vermeyiniz, onlar için her mersada oturunuz yani kaçırmamak, geçirmemek için evine, işine veya ticaret için sefere gidecek her geçidi tutup onları göz altında bulundurunuz. Kabe çevresinin müşrik varlığı ve egemenliğinden ebedî olarak arındırılması için lüzumlu her tedbir alınacaktı.
Çok mantıklı değil mi? evrensel olarak öldürmeyiniz, ama bölgesel olarak olarak öldürünüz.
Öncelikle Sayin Misafir, diyanetin tefsiri felan fismani siz ne yapacaksiniz. Kuran kendi kendini zaten tefsir eden bir kitap. O ayetin konteksi var, o konteksi okumus olsa idiniz bu yanilgiya düsmezdiniz.
Savasi hic bir zaman Müslüman baslatmaz kurani kerimde, daima karsi taraf baslatir!
Tevbe Suresi 4 antlaşma yapmış olduğunuz müşriklerden size karşı bir eksiklik sergilemeyen ve aleyhinizde başka birine yardım etmeyenler müstesnadır. artık, onlara verdiğiniz sözü belirlenen süreye kadar tam bir şekilde koruyun. Şu bir gerçek ki allah, sakınanları sever.
Tevbe Suresi 5 O haram aylar çıktığında artık müşrikleri, kendilerini bulduğunuz yerde öldürün. Yakalayın onları, kuşatın onları, tüm geçit noktalarını tıkayın onların. Bunun ardından tövbe eder, salatı gereğince yerine getirir, zekâtı verirlerse, yollarını açın onların. Kesin olan şu ki, allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.
Tevbe Suresi 6 Eğer müşriklerden biri senden güvence dilerse/senin yanına gelmek, sana komşu olmak isterse, ona güvence verip yakınlaşma isteğini kabul et ki, allah’ın kelamını dinleyebilsin. Sonra da onu, güvenli gördüğü yere kadar götür. Böyle yapmanın gerekçesi şudur: Bunlar bilmeyen bir topluluktur.
Tevbe Suresi 7 Müşriklerin allah katında, onun resulü katında ahitleri nasıl olabilir! Mescid-i Haram yanında antlaşma yaptıklarınız müstesna. Bu şekilde antlaşması olanlara, onlar size doğru-dürüst davrandıkça, siz de doğru-dürüst davranın. allah, sakınanları sever.
Tevbe Suresi 8 Onların ahdine nasıl güvenilebilir! Eğer üzerinizde egemenlik kurarlarsa, sizinle ilgili ne bir antlaşmaya saygı duyarlar ne de bir yemine. ağızlarıyla size hoşnutluk sunarlar, fakat kalpleri inat eder durur. Ve onların çoğu gerçeğe uzak düşmüş sapıklardır.
Tevbe Suresi 9 allah’ın ayetlerini nasıl basit bir ücret karşılığı sattılar da allah’ın yolundan alıkoydular. Gerçekten ne fena şeylerdir onların yapmakta oldukları.
Tevbe Suresi 10 Bir mümin hakkında onlar ne bir yemine saygı gösterirler ne de bir antlaşma şartına. Onlar düşmanlık dolu, azmış kişilerin ta kendileridir.
Tevbe Suresi 11 Bununla birlikte tövbe eder, Salat eyler, zekâtı verirlerse, artık sizin, dinde kardeşlerinizdirler. Biz ayetlerimizi, bilen bir topluluk için böyle açık seçik ortaya koyarız.
Tevbe Suresi 12 Eğer verdikleri ahitten sonra yeminlerini bozar, dininize saldırırlarsa, o zaman küfrün elebaşlarını öldürün. Çünkü onların yeminleri yoktur. Böyle yaparsanız hal ve gidişlerine son verebilirler.
Tevbe Suresi 13 Yeminlerini bozan, resulü yurdundan çıkarmaya gayret eden bir topluluğa karşı savaşmayacak mısınız? Üstelik size saldırıyı ilkin onlar başlattı. Korkuyor musunuz onlardan? Eğer mümin kişilerseniz, kendisinden korkmanıza en layık olan, allah’tır.
Gördünüz mü sevgili muhabbetçi.. birisi tek bir ayet yazdı, bu ayetten bir anlam çıkardığını düşündü.. siz ise uzunca bir cevap yazmak zorunda kaldınız bunun için.. sadece bir tek ayet için..konteksten bahsettiniz..başka ayetlerden örnekler verdiniz.. bütünlük aradınız..
Ya aynı misafir sizin günlerdir yaptığınız gibi onlarca ayeti yazsaydı ardı ardına? O zaman ne yapacaktınız? Tek tek hepsi için uzun uzun yazmak, açıklamak durumunda kalacktınız.. belki sayfalarca..değil mi? Ama siz.. günlerdir, mantıksız diye, saçma diye, olmaz diye, ardı ardına, cümle cümle incili eleştiriyorsunuz.. sorduğunuz soruların bizim inancımız içinde cevapları vardır.. ama islamı ön kabul yaparak konuları incelerseniz, kimse sizi ikna edemez.. İkna olmanız da şart değil, ama iç tutarlılığı bile anlayamazsınız.
Konuyu aynı anda birden çok yere çekiyorsunuz.. bir sorunuzu başka sorularla bölüyorsunuz.. yazdıklarınızın hepsine cevap vermek sayfalarca yazı yazmak demek.. ama görüyorumki, öyle de yapsam yetmeyecek size.. siz zaten büyük bir dini, dünyadaki iki milyara yakın insanı kendi inancınızda mahkum etmişsiniz.. ama ben hiristiyanım ve siz kendi inancınızdan ne kadar eminseniz, ben de o kadar eminim.. Allah (c.c) sizin için ne kadar önemli ve kusursuzsa benim inancım ve Rab İsa’nın sevgisi benim için o derece kusursuz ve tartışmasız.. Ben söze inanıyorum, o söz hep benimle kalacak.. ama anlaşamayabiliriz, anlaşmamız da gerekmiyor, sonhavari kardeşimizin dediği gibi, peygamberinizin gerçek bir peygamber olduğuna, dininizin semavi bir din olduğuna inancımız gereği inanmıyoruz biz.. bunu bir hakaret olarak algılamayın lütfen.. ben sizin inandıklarınıza inanmıyorum ama, kutsal kitabınızı satır satır kurcalamıyorum, tutarsız, anlamsız gördüklerim bile olsa bunları tel tel ayırıp kötülemiyorum.. hiçbir müslümanla böyle bir tartışmaya girmedim..girmem.. çünkü biz birbirmizi ikna edemeyiz.. tanrının istediği olacaktır.. biz sadece takipçileriz.. ama bir ifade sorunu var.. küçüseme var.. hor görme var.. nerdeyse akıldan yoksun olduğumuzu söylüyorsunuz.. oysa biz bu topraklarda müslümanlardan çok daha önceleri vardık.. kiliselerimiz vardı.. azizlerimiz, kendisini tanrı yoluna adamış din adamlarımız vardı.. ilk havariler..daha sonra onların öğrencileri.. mesih ve rab İsa’nın müjdesini insanlara ulaştırmak için ülke ülke, şehir şehir ömürlerini adadılar.. hemen hepsi işkence gördü, acı çekerek öldürüldü.. sizce insan inanmadığı, doğru olmayan, yalan olan birşey için bile bile hayatından vazgeçebilir mi?..
sorularınızda, açıklamalarınızda, iznik konsilini, ilk yazmaları, pek çok kilise babasını eksik tarih bilgisiyle, kendi inancınızın ön kabulleriyle değerlendiriyorsunuz.. insanları yanıltıyorsunuz.. oysa müslüman doğup sonrada Rab İsa’nın müjdesini takip eden o kadar çok insan var ki.. ara ara sorularınızı cevaplar verceğim.. ama tartışmak içi değil.. siz kendi fikrinizi yazın, ben de kendi inacımın neler söylediğini.. sadece o kadar.. yargılamadan ve sevgiyle kalın..
Sayni Janus, öncelikle ben uzun uzadiya yazi yazmadim. Sadece konteks icindeki ayetleri bir tüm olarak sundum. Incil konusunda bunu sizde yapabilir, ve konteks icinde isa ne demis diye aciklama getirebilirsiniz. Ama suna emin olabilirsiniz ki, konteks icinde incil daha mecaz bir sekil almakla beraber, teslis inancini kökten red eder sekilde bir tablo cikarir karsiniza.
Diyorsunuz ki:
Ben gaybi bilemem, sizin ne yapip ettiginizi ALLAH bilir. Lakin kurandan ayet asan arkadas hristiyan namina yapmadimi bunu. Yahut konuyu acan arkadas kimin adina yapti bunu? Konu “Sen- Ben” konusu degil.
Bu arada Iznik konseyi olsun, diger konseyler olsun( ki birkac kez olmustur), okuyup arastirmanizi siddetle öneriyorum. Ben daha konseyleri detayli anlatmadim bile. Yani detayina girsem, inanin ne diyeceginize sasar kalirsiniz.
Kusuruma bakmayin, ama hirstiyan dini barbarca bir dindir. Isa incilde” dostluk ve sevgiden ” bahsetmis. Ilk hristiyanlarda bunu aynen yerine getirmis.
Ama sonrasi barbar bir din ve bugünde halen devam etmektedir.
Tüm büyük savaslar, Dünya savaslari vs hep hristiyanlik adina yahut hristiyanlar elinden gelismis ve yapilmistir.
Dogruya dogru konusalim. Hatam varmi?
Sizi anlamakta güçlük çekiyorum.. Emeviler kuzey afrikayı ve ispanyayı kimlerin elinden aldı? Osmanlı sultanları balkanları, Anadoluyu, Consantinopolisi hep savaşla almadı mı? Bin yıllık bir mabedi hiristiyanlar mı camiye çevirdi? Bir başka devlet Sultanahmedi kiliseye çevirse kendinizi nasıl hissedersiniz? Sultan Yavuz Mısır seferini hiristiyanlar yüzünden mi yaptı? Viyana neden kuşatıldı? Hitler hiristiyanlık yüzünden mi savaş çıkardı? Almanlar yahudileri katlederken en gönülden desteği mısır müftüsünden aldılar, müftü hiristiyan mıydı? Alman ordusunda pek çok müslüman birlik vardı, onlar hiristiyan mıydı?.. Sizin için biz hepimiz yalancı ve barbarız..
“Mal sahibi mülk sahibi
hani bunun ilk sahibi”
Güçten haber verin, güçten. İlk sahibi güç, son sahibi de güç. Güçten gerisini anlamak güçten de güç!…
Bu yüzden işte, ille de gücün üzerinde bir hukuk arıyorsunuz ve bu hukuku tanrının sözünden umuyorsunuz.
Tamam, “haklı” olabilirsiniz diyelim. Ancak şu yeryüzüne dönseniz de, bu işleri yapan güçleri bir tanısanız diyorum. Sınıflar, sınıfsızlar, ezilenler, ezenler, kendilerini tanrılarınızın yerine koyarak güç kullananlar…
Hani “külli iradeyi” kendi haline bıraksanız da, cüzzi iradelerinizi geliştirseniz…
Size bir şey diyeyim mi, cüzzi iradelerinizi geliştirince, yeryüzünün bütün tanrılarını, tiranlarını yenersiniz. Gökteki duradursun, onun kimseye karıştığı yok zaten… Karışacak diye ortalığı karıştırdığınız yetse diyorum biraz… Siz bilirsiniz yine de… (Bilirler mi acaba?…)
Ben gücü değil, hakkı söz üzerinden arıyorum (inanıyorum) Hüseyin bey.
Hak sözdür.
Söz olmazsa, söyleyen olmazsa hak diye birşey de olmaz.
Muhabetçinin davranışı ile beni aynı kefeye koymanız benim için üzüntü verici, yine de sevgiyle kalın.
Emeviler Islamiyet yani ALLAHIN ordusumudur? Emevilik islami yozlastiran kesimin ta kendisi. Iste Incil ile Kilisenin ne kadar arasinda fark ve ayrim varsa, emeviler ve Islamda aynen öyle birsey.
Evet Emeviler Kuzey Afrikayi, hindistanin bir bölümünü, hatta Byzansi ele almak icin seferler yapmistr. Byzansi alamamislar ama dedigin yerleri feth etmislerdir. Ama bunu yapmalari apacik kuranda yasaklanmis idi! Buna ragmen saltanat olusturdular ve yaptilar. Yil 669 – 750 arasi..!
Ondan sonra Hristiyan insanlarini kesen baska savas hatirliyorsunuzmu? Kaldi ki, konumuz siyasetde degildi halbuki.
Güzel kardesim, Osmanli Kuranin has ordusumudur? ALLAHIN ordusumudur Osmanli?
Saltanat idi, hristiyan esleri olmus, hristiyanlar ile is birligi icinde olmuslar. Niye o kisimlari yok sayiyorsun? Yeniceri ocaginda hristiyan askerler vardi…
Sanki Konstantinopel rahat duruyordu da. Hani yazdigini okuyan diyecek ki” Ay cok cici idi hristiyanlar, kötü osmanli kesti onlari”…
Kaldi ki simdi toprak davasinami gectik? Yukarida incilden pasajlar aldim, niye cevap alamiyorum onlara? Neden yazdiklarima red yahut düzeltme gelmiyor. Sorularima cevap niye verilmiyor?
Cevirdi tabi. Romada Vatikan neyin üzerine kuruldu?
Ingilterede bircok mabedi neye cevirdiler?
Cevirsinler efendim, ben ALLAHI bir evin icine haps edenlerden degilim. Yeryüzünün tümü bize mesciddir!
Sah Hatayi, Aleviler icin oldu bu savas diye hatirliyorum.
Hacli Seferlere cevap olarak kusatildi. Hacli seferler niye yapildigini anlatmam gerekmiyor herhalde degilmi?
Onu bana sormayacaksiniz efendim. Hitleri destekleyen rahiplere soracaksiniz. Apacik hristiyan baselemanlari onu desteklemistir. Bugün kiliseden tazminat istenmeside bunun icin oldugunu unutmayalim. Hatta kiliselerde mahsus calistirilmis, bircok pis isde kullanilmislardir!
Evet Hitler siyasetin yaninda, bal gibide Hristiyanlik adinada calisti!
Kudüs Mütüsü ile karistirmis olmayasin?
Benim icin degil, Tarih ölye diyor. 2000 yillik tarihinizde kac kez savasssiz, kan dökmeden zamanlar gösterebilirsiniz? Tüm Tarihiniz barbar ve Katliam ile dolu.
Ya yalanim varda de ki” Hayir hep baris icindeydik”
İncilden ve İsa’dan başladınız, barbarlığa kadar geldiniz. Politakayı siz başlattınız, şimdi de bunlar politikanın konusu diyorsunuz. Sayın muhabbetçi sizinle tartışabilmek mümkün mü? Hiç durmuyorsunuz, sürekli yeni şeyler yazıyor, sürekli kin ve öfke saçıyorsunuz.. Ben hiçbir talanı, hiçbir kötülüğü hiristiyanlık adına onaylamadım, birileri islam adına da, hiristiyanlık adına da cana kıymış, talan yapmışsa neden kendinizi ayırıp o bizden değildir diyorsunuz ama benim inancımı barbarlıkla yargılıyorsunuz? Konuyu nerden nereye getirdiniz, hiç farkında değilmisiniz? İncil Rab İsa zamanında sadece sözdü, sizin kutsal kitabınız gibi yazılmadı, zaten mesih İsa kendi gidişinden sonra kutsal ruhun yardıma geleceğini ve tanrı sözünü kendilerine ilham edeceğini söylemişti.. öyle de oldu.. ama siz ısrarla mesih zamanında başka bir incilin, kuran gibi bir vahiy kitabının mevcut olduğunu söylediniz.. bu kitap sonradan bozuldu, tahrif edildi dediniz.. iddia sahibi sizsiniz, ispatla mecbur olan da sizsiniz, ben sizin kitabınıza bozulmuş deseydim, ben de bu sözümü ispatla mecbur olurdum.. İznik konsilinde böyle bir kitap yoktu, orda kitap yakılmadı, yokedilmedi.. bunların hepsini konuşabiliriz, merak edenlerin sorularına cevaplar verebiliriz.. ama siz konuyu aldınız, nerlere getirdiniz.. barbarlık ve politikadan siz bahsettiniz, şimdi de şikayet ediyorsunuz.. sizinle tartışabilmek gerçekten çok zor.. ben burda inancımı savunmak için bulunmuyorum, ama siz bir inancı mahkum etmek için hırs ve nefret içinde görünüyorsunuz.
Özür diliyorum.. yıllardır sürekli yaşadığım şeylerin bir benzeri.. üzülerek söylüyorum, muhabbetçi gibi arkadaşlardan çok fazla var.. aynı tahakküm, aynı hırs, aynı stres.. ben susuyorum.
Osmanlı yorumuna bak, oldu olacak osmanlı imparatorluğu hıristiyan bir imparatorluk deseydin. Hıristiyanlar geldi, müslümanların ahlakını bozdu, yeni çeri ocağını da hıristiyanlar bozdu, herşeyi bu hıristiyanlar bozdu zaten.
Bu başlığın içeri komedi filmi senaryosuna dönmeye başlamış.
Hatan var elbette. Din adına savaş çıkmaz. Dini bahane ederek güç adına savaşlar çıkar, toprak adına savaşlar çıkar. Din karın doyurmaz. Kaldı ki İslam savaşla yayılan bir dindir. Muhammed zamanında yapılan savaşlarla, İsa zamanında yapılan savaşları karşılaştırmak yeterli bunun için. Ama kimse din savaşı yapmıyordu merak etmeyin. Herkes mal, mülk, toprak için savaşıyordu.
İlk hristiyanlar öyle değildi ama sonrası barbardı deyip bunu da hristiyanlığın barbar bir din olduğuna genellersen, aynı şeyi ilk müslümanlar barbar değildi ama sonradan (emeviler mesela) barbardı deyip tüm müslümanlığı da barbar bir din genellemesi yapman gerekir. (Gerçi bu mantık dizgesini anlayabildiğinden şüpheliyim)
Tencere dibin kara, senin ki benden kara.
xenix
Sayin Janus, ben hirsli, kin ve öfke ile yazmiyorum. Gayet sakinim.
Diyorsunuz ki
Benim kitabim Resülullahin elinde yazildi. Mushaf olarak mevcut idi. Siz bir rivayetden yola cikarak konusuyorsunuz. Ama hem kuran hem tarih bunu yalanlar.
Ve yine diyorsunuz ki:
Bu durumda incilin Tanri esinlemesi oldugunu kabul ediyorsunuz. Peki kadinlari asagilayan Pavlusun mektuplarida Tanri esinlemesimi? Yahut Tevratda Tanri esinlemesimi? Buna cevap alabilirsem, kutsal kitabinizdan o yerleri asacagim buraya.
Ve yine diyorsunuz ki:
Bende ispatlarimla konusayim o zaman. Ben kaynaksiz, ispatsiz asla bir iddiada bulunmam. Cünkü arastirmadan yazmak, insani sonradan rezil edecegini cok iyi bilenlerdenim.
Gelelim Iznik konseyinde ki incilerin yok edilisine.
Arius kimdir önce ona bakalim
Simdi size soruyorum, neden öldürüldü bu insan? Isanin Tanriligini kabul etmeyen birini öldüren bir zihniyet ve devlet, acaba diger incillere ne yapmislardir? Bu soruyu sorma hakki dogdugunu hic süphesiz sizde kabul ediyorsunuzdur. Simdi bakalim ne olmus incillere.
Yine Türkce incil basiminin son sayfasinda su aciklama yaziyor:
Bu ifadelerden anlasilacagi gibi, su an ki incil, yüzlerce incilin icinden secilmis olmasidir. Yoksa yukarida ki sözlerin bir manasi kalmayacagi asikardir. Demek ki bircok incil mevcut idi, ama kilise babalari ” yani insanlarin secimi” ile bu incil olusturuldu. Bu ise Tanri esinlemesi düsüncesine zit olur. Öyle, simdide su soru akila geliyor. Tanri esinlemesimi, yoksa konseyin secimimi?
Katolik Trent Konsülünde Vulgate Kutsal Kitap 72 kitap olarak belirlenmiş ve şu bildiri ile tespit yapılmıştı;
“Her kim ki bu kitapları tümüyle, Katolik Kilisedeki metinde genellikle tüm bölümleriyle okunduğu şekilde ve antik Latin Vulgate’de oldukları şekilde kutsal ve Kanonik kabul etmezse aforoz olsun”
Ama Martin Luther daha baska konusuyor,söyle ki:
Hangisi daha hakli simdi? Katoliklermi, yoksa Protestanlarmi?
Ayrica Protestanlar Tevrat’in sonundaki 6 kitabı (13 bölümden ibaret) tanrisal kabul etmeyip insan uydurmasi (Apokrif) ilan ettiler. Yahudilerin Tevrat icin Yamniya Konsilinde kabul ettikleri ve Latince’ye Vulgate olarak tercüme edilen Kanondaki (kutsal olarak ilan edilen resmi metin) 39 kitabi esas aldilar. Bu konuda itirazi olan Protestanlar 1648 yilinda Westminster toplantisinda karsi bildiri yayinladilar;
Ayrica, Tevratin son 6 kitabi konusunda Ortodokslar, katoliklerden farkli olarak 4bölüm daha ilave etmekdedirler(MS. 1612 Kudüs konsilinde )
Bu 6 kitap Katoliklerde 13 bölümden, Ortodokslarda ise 17 bölümden olusur. Bunun sebebi, Ortodokslarin Tevrat olarak, kendi dillerinde Yunanca ilk tercüme olan, yine 45 bölümden olusan Septuaginti esas almalaridir. Bu durumda Katolikler, kendi dilleri Latince’ye tercüme edilen ve Yahudilerin Tevrati ile uyusmadigi icin cikarilan (Ortodokslarin kabul ettikleri) 4 bölüm haric, 45 kitaptan olusan ve Vulgate ismini alarak, yeniden düzenlenmis olan, Kutsal Kitaptaki Septuagint’i esas almis oldular. Bu durumda Katolikler ve Ortodokslarin Tevrat Kanonu, Protestanlardan 6 kitap daha fazladir. Protestanlar ise bu 6 kitabi bütün bölümleriyle reddettiler. Böylece simdi, Protestanlarin kutsal kitabi 66 bölüm (Tevrat 39, İncil 27 bölüm), Katolik ve Ortodokslarin ise 72 bölümdür (Tevrat 45, İncil 27 bölüm)
Daniel Wickwire ‘Kutsal Kitabın Değişmezliği’ isimli eserinde
Sizce burada bir gariplik yokmu Sayin Janus? Hem bütün bu mezheplerin dogru olduguna, hepsinin Tanrinin esinlemesi ve kutsal ruhun denetimi ile oldugunu iddia edeceksiniz hemde, Hristiyanligin cesitli mezheplerinin, incillerinde degisiklik oldugunu söyleyeceksiniz.
Sormak gerekmez mi simdi. Tanrimi herkese cesitli inciller verdi? Lütfen buna özellikle cevap vermenizi rica ediyorum. Nasil acikliyorsunuz bu garipligi acaba?
419 sayfalik bir “Kutsal kitap degismezligi” diye bir kitap yazacaksiniz, sonrada kalkip su yukarida ki sözü söylecekseniz. Bir tuhaflik yokmu bunda?
Ve Kutal Kitabinizdan su kismida asmadan yapamayacagim.
Ayrica su kisimida göz önünde bulundurmanizi öneririm. Hani Apokrif felan dersiniz simdi, o zaman bu kisimida aciklamaniz gerekecektir.
Son olarakta Fikret Böcek “Da Vinci Şifresine Panzehir” isimli eserinin 36. sayfasında
diyerek sizlerden cevap beklemek icin geriye cekiliyorum.
Saygilarimla
Sayin xenix, yaptiginiz benzetme yanlis olsa gerek. Siz diyorsunuz ki bir hristiyan olarak.
” Kiliseler hakikati yayan otoritedir”. Ha yok kilise falani salla incile bakalim diyorsan. E bende aynisini kuran icin söyledim zaten.
Dedim ki, Kuran otoritedir, ondan sonra emeviler su bu beni alakadar etmez.
Lakin sizler baslattiniz, bakin yine diyorsunuz. Islam savas ile yayildi diye.
hristiyanlik ne ile yayildi peki? Yahu yüzyillardir girdikleri her topraga kan kusturmadilarmi? Amerika olsun, meksikalilar olsun, afrika olsun, Hacli seferler olsun, hindistan olsun..Hangi birini sayayim ben?
Tarihin en büyük katliamlari ( bunu kabullenin artik) Bati dünyasinin elinden olmustur. ee kusuruma bakmayin, maalesef bunlar hristiyan idi ve dinide kullandilar. Ha kilisenin yaptiklarinin bir cogunu saymadik daha. Biliyorsunuz su meshur cadilar yakma olaylari, afaroz etme olaylari. Galileo Galileyin basina neler geldigini hic süphesiz biliyorsunuzdur.
Neden bunlar önemli? Cünkü siz Kilisenin otoritesini kabul ediyorsunuz. Kabul ettiginiz müddetce katlianlarida dininizin bir parcasi olur.
Ben Osmanliyi kabul etmiyorum misal. Ben mezhepleride kabul etmiyorum. Kuran orada, ne diyorsa onu kabul ediyorum.
Sizde incil icin yöle diyrosaniz, zaten tartismamiza gerek yoktur o zaman. Ama siz( anladigim kadari ile) kiliseye sahip cikmaktasiniz.
ve tekrarliyorum, bati dünyasi dini kullandi ve hic süphesiz barbar bir din uygulad. Ayrica ” Tevratda siddet cagrisi” diye makale yazmistim. istiyor iseniz ordan pasajlar alayim.
Lutun iki kizi ile yaptigi ensest iliskiye birsey demediniz daha. O kisima özellikle cevap almak istiyorum…
Emevilerin sadece Türk kentlerine saldırıları 250 seneden fazla sürmüş ve milyonlarca kişi katledilmiş veya köle edilmiştir. (700-950) Bu durum step obalarını derleyip karşı saldırıya geçen Selçukluya kadar böyle devam etmiştir.
Güç birliği diye ben buna derim. Din davasına güç topla saldır ve nemalan. Hahaha 🙂 İslammış puah…
A- Kuran otoriteyse o halde neden tüm bu saldırılar ?
B- İncil neden otorite değil ?
Saçmalıyorsun…
Dershaneye gittiğim yıllarda bir tarih hocamız vardı, evlere şenlik. Osmanlı tarihini nalatırken, bütün savaşların nedenini bir işaretle anlatırdı. Başparmağıyla işaret parmağının ucunu oğuşturarak para derdi. Biz de muhafazakar(!), damarlarında asil kan dolaşan(!) Türk gençliği olarak hocaya içten içe kıl kapardık. Halbu ki çok da severdik. Onun dersleri en zevkli derslerdi. Kabullenemediğimiz bir şeyden dolayı adama tepki gösterirdik. Halbu ki kabullenilmesi ve görülmesi en basit şeylerden birisiydi. Büyüdük hala kabullenemedik. Ölüm döşeğinde olup kabullenemeyenler var. Bir kabulsüzlük sorunu var ki her kesim tarafından benimsenmiş, sıkı sıkıya dost bilinip sarılınılmış. Sorumluluğu üzerinden atmak isteyenler için edilecek en güzel dulardan birisi muhtemelen şudur; Allah herkesi kabullenenlerden eylesin…
Senin neyi anladığından emin değilim Muhabbetçi. Ama şunu soruyorum sana.
İsa zamanında, hristiyanlığı yaymak için kaç savaş olmuştur. Muhammed zamanında kaç savaş olmuştur.
İsa zamanında hristiyanlık için kaç kişi ölmüş ve öldürülmüştür. Muhammed zamanında islam için kaç kişi ölmüş ve öldürülmüştür.
İsa kaç kadınla birlikte olmuştur. Muhammed kaç kadınla birlikte olmuştur.
İsa’nın mucizeleri nelerdir. Muhammed’in mucizeleri nelerdir.
Madem illa dinleri karşılaştıracaksınız, buyrun sorulara birer cümlelik cevaplar alayım.
xenix
Dini inanç sahiplerinin belirli tehditler karşısında veya sistematik olarak Apoloji (savunma) yapmaları normaldir. Vahye dayalı ön kabullerle yapılan apolojide tanrının kendisini kutsal kitaplarda açıkladığı ve bundan şüphe duyulamayacağı en başında kabul edilir ve sorgulanmaz. Ayrıca bu ön kabul olmazsa diğer tarihi bilgi ve delillerin de anlaşılamayacağı ilan edilir. Ancak konuyu dağıtmamak ve adım adım ilerleyebilmek için şimdilik bunları bir kenara bırakalım ve asıl soruyu tekrarlayalım;
Müslüman inancına göre İsa’ya vahy edilen tanrı sözü -kısa bir süreliğine de olsa- yazıyla tespit edilmiş ve gerçek bir kitap haline getirilmiş midir? Evet mi, hayır mı? (Başka şekilde sormak gerekirse, müslümanların “tahrif edilmemiş/orjinal” incil’den anladıkları şey tam olarak nedir? Bildiğimiz anlamda ciltli, sayfaları olan, açıp okunabilecek bir kitap mı, yoksa İsa hayattayken veya onun ardından dilden dile dolanan “sözlü” bir aktarım mı? Hangisi? )
Bunun tarihi delillerini sormuyorum, sadece islam’ın bu konudaki hükmü nedir, açık mıdır, muallakta mıdır, onu soruyorum. İslami düşünürler bu konuda bir anlaşmaya varabilmişler midir?
[Sırayla gidersek, önce mevcut incillerin yazılım sürecine, ardından Pavlus’a, Klement’e, İgnatius’a, İraneus’a, Tertillius’a, Arius’a, (Örn. Arius acaba bir “asıl” incilden ömrü hayatında bahsetmiş midir, veya İsa için o da hepimiz gibi bir insan, peygamber ve tanrının kuludur demiş midir, yoksa tanrı ve oğul ilişkişini yine Matta, Luka, Markos ve Yuhanna incillerine sadık kalarak ve oradan alıntılar yapıp deliller sunarak daha farklı bir biçimde mi kurgulamıştır vs.) Atanasyus’a, İznik Konsiline ve diğer meselelere de geliriz elbet. Ama mümkünse önce şu sorunun cevabını alalım.]
Bu arada aynı soruyla ilgili kendi fikrimi de beyan edeyim;
Ben kuran’ın “Biz İsa’ya incili verdik” derken yazılı bir kitaba işaret etmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü İsa’ya bir incil verildi ama, bu yazılı bir incil miydi (daha doğrusu kuran benzeri bir süreçten geçerek yazıya dökülmüş ve kitap haline getirilmiş bir incil miydi ) yoksa sadece vahiy yoluyla iletilmiş ve öyle mi kalmıştı diye sormak bence tuhaf bi soru olur.
Sorunun tuhaflığı şurdan gelir ki; eğer İsa müslümanların kabul ettiği şekilde sadece bir peygamber idiyse, o zaman o da tıpkı diğer peygamberler gibi tanrıdan vahiy almış olmalıdır, vahiy almak peygamberlik görevinin doğal bir gereğidir zaten. E şimdi bu durumda incil ile kastedilen şey bildiğimiz anlamda bir kitap (veya vahyin kitaplaşmış hali) değilse, o zaman biz ona incil’i verdik cümlesinin “İsa tanrıdan vahiy aldı” demekten ne farkı kalır? (Şöyle de sorabiliriz, eğer incil’den kasıt İsa’nın aldığı ve insanlara sözle tebliğ ettiği vahiylerden ibaretse, bu durumda ayrıca bir incil vurgusuna ne gerek vardır? Tanrı zaten bütün peygamberleriyle vahiy yoluyla iletişim kurmamış mıdır?) Kaldı ki, islamı inanış içinde her peygamber vahiy aldığı halde hepsinin kitaplı peygamber olmadığı, kiminin kitap, kiminin daha az içerikli sayfa, kimininse sadece söz ve vahy ile desteklendiği bilinir. Bu bakmdan İsa’ya verilen incil hakkında islami açıdan bir değerlendirme yapılmak istenirse, bu incilin sadece söz veya vahiy olarak kalmaması gerektiği, bilakis tıpkı tevrat ve zebur gibi yazılarak kaydedilmiş ve basbayağı bir kitap haline dönüştürülmüş olması gerektiğini düşünmek için yeterince sebebimiz var sanırım.)
Ama tam da bu noktada, tıpkı sevgili iüdex’in de belirttiği gibi, orjinal incil nasıl bir formdaydı sorusuna (kitap mı, söze dökülmüş vahiy mi vs.) kuran’ın pek de açık ve net cevaplar verdiğini söylemek biraz zor. İsa’ya incil verildi mi? verildi.. peki ama nasıl, bu incil kitap olarak derlendi mi yoksa söz veya vahiy olarak mı kaldı? Aslında kitap haline getirilmiş olması lazım ama, yine de tam belli değil orası.. güçlü deliller derken kitaplaşmamış vahiy ve mucizeler de kastedilmiş olabilir..İsa’ya kitap indirildi mi? İndirildi ama, detayı belli değil.. ama yine de kitaplaşmış olması gerekir.. (okudukları üzerine yorum yapmak isteyen bir müslümanın ulaşacağı en olası sonuç böyle bir muğlaklıktır işte, zaten sevgili iüdex de tam olarak bunu söylemiş. )Sonuç mu? Üşenmeden tekrar edelim; İsa’ya indirilen vahiyler bir kitap haline getirilmiş olmalıdır, genel anlam ve süreç bunu gerektirir, ama bu tespit kuran’da açıkça ifade edilmemiştir, yani konu herşeye rağmen muğlaktır, zaten bundan dolayıdır ki, bazı islami düşünürler de incil’in İsa zamanında ve sonrasında vahyin ilk ve bozulmamış haliyle derlenip bir kitap haline getirilememiş olabileceğini de söylerler.)
Bakın o kadar yazdık işte, peki siz ne anladınız? Müslümanlığa göre incil orjinal haliyle kitaplaşmış mıdır, yoksa kitaplaşmamış mıdır, bişey anlayabildiniz mi? Yine de gelecek yorumları bekliyelim..
Nedense bazi kisiler, söylemedigim sözleri ben söylemisim gibi oyun oynayarak, beni celiskiye düsürme cabasinda gibi geldi bana. Herhalde yaniliyorumdur.
a) Kuran tek rehber olmasi gerek iken, Kuran disi kaynaklar olusturup. Tipki Katolikler misali olmustur islam. Furkan suresi 30 ” Ey Rabbim, ümmetim kurani terk etti” diye bilinen ayet bunun en iyi göstergesidir. Kiyametde söylenecek olan bu söz, Peygamberin feryadi diyede bilinir.
B) Incil neden otorite olmadigi cok acik ve bariz sekilde ortda. Assisili Franz vardi eskilerden. O incilin oldugu gibi kabul edilmesini savundugunda, adama karsi cikmislardi. Nedeni ise ” Böyle yasanmaz” düsüncesi. Su an incili oldugu gibi kabul etseniz, insanlar icinde müthis kavgalar ve savas cikar. Bunu bilen hristiyan yönetimi, korkunc bir oyun yapmislardir.
Derler ki ” Eski ahit önemli degil, Isa geldi eski ahiti yeniledi”.
Ama su soruyu sormak gerekiyor bunu diyenlere, sizin yasaniz nedir? Misal Miras dagitimi dini acidan, neye göre yapilacaktir? Eski ahitmi degilmi?
Isa zamaninda derken, sanirim Hz Isayi öldürmeye tesebbüs ettiklerini unutuyorsun. Yine ayni zaman icinde zelotlarin özgürlük savaslarini unutuyorsun. Bazilarina göre Judas bir zelot idi ve Isayi kullanmak istemisti. Tabi ne kadar dogru onu bilemeyecegiz.
Neyse, sen soruyu yanlis soruyorsun. Eski Ahitde ki tüm peygamberleri kabul ediyormusun? Tanri dilegi ile yaptilarmi herseyi? Onu söyle sen?
Hz Ibrahimde hic savas yapmadi…ama ondan sonra gelen Davud ve Süleyman misal yapti.
Isa zamaninda Hristiyanlik icin Isa ölmüstür. Digerleri korkusundan kacmis, son aninda kendisini yalniz birakmislardir. Hz Muhammedde ise, bir toplum olusarak, kendilerini yok etmek isteyenlere karsi direnme baslamistir. Savasi baslatan karsi taraf idi, bunu asla unutmayalim ! Nitekim bunu unutturmaya calisarak bir yere varamazsiniz. Önemli olan, Savasi kimlerin baslatmasidir.
Yok diyorsaniz, Hz Musayi tevrata göre yermeniz gerek. O kadin ve cocuklari dahi öldürtmüstür tevrata göre ( biz kendisini bundan tenzih ederiz).
Böyle basit sorular sorarak, gercekten kendi dininize zarar veriyorsunuz. Ama gercekten bak.
Soruyu cok yanlis yerden soruyorsun. Elia Evli degildi, ama Davud cok evli idi.. Süleymanin eslerinin sayisi ise yüzlerce belki binlerce idi.. Simdi Hz Isa ile Süleymani niye sormuyorsunda. Hz Muhammed ile Hz Isayi soruyorsun?
Cünkü art niyetlik var isin icinde. Tevrata göre Hz Süleymanin kac esi varsa, Peygamberin evliligi ondan kat kat cok az idi.
yine ayni sekilde sorulan bir soru. Isanin cok mucizesi oldu diye, Isa gercek, Muhammed Gercek disimi olacak?
Mucize yapmamis olan bircok peygamber vardir Tevratda, onlar sahtemidir? Yok diyeceksen ” Isa ölü diriltti”, Tevrata göre Eliada yapti bunu.
Diyeceksen Isa göge cikti, ee Elia da cikti.
Bunlar sadece, kendi dininin hatalarini görmezden gelip, digerlerine bunu yamalayarak kendi dininin hatalarini örtmeye calismaktir.
Bakin yukarida dünyanin yazisini yazdim, kaynaklari ile beraber. Niye kimse cikip onlara deginmiyorda, bu türlü sorular sorularak..Mesgül ediliyoruz?
Cünkü oraya deginilse, mantiksizlik icinde cebellesecekler, degilmi kardesim?
Ayrica din karsilastirilmasi böyle olmaz. Iki din var önümüzde, ikiside Tanridan Vahy geldigini iddia ediyor. O zaman icinde celiski varmi, kitaplarda sorun varmi, ve kitaplar neler diyor ona bakmak gerek.
Tanri, daima gönderdigi yerin sartlarina uygun peygamber göndermistir.
Hesekiel bir Yosma ile evlendirilmistir.
Jesaja anadan üryan meydana cikmistir.
Süleymanin aldigi eslerinn haddi hesabi yoktur
Bunlarin hepsi tevrata göre…
Hatta ( ben inanmasamda)
Lut iki kizi ile ensest iliski yasamistir,
Ibrahim kendi esi sarayi firavuna pazarlamistir
Davud, Bathsebanin esini öldürtmüs, onunla zina yapmis, ilk cocugu bunun icin ölmüstü. Ardindan Süleyman dogmustur
Pavlus ile Petrus kavgalar etmistir…
vs vs vs
Tevrata göre bunlar…
Bak iste iki dinin ana kaynagini karsilastiracaksin. Iddianiz Incile göre Hz isa Tanri oglu, o zaman onu ispatlayacaksin…
Hristiyan olan sizlersiniz, ama ne hikmet ise Incilden pasajlar getirende hep benim.
Kendi kitabinizi tanimiyormusunuz siz kardesim?
Ilmi bir tartisma yapamayacakmisiniz?
Siteme gelsinler diye bagirdim aylarca, halende bagiriyorum cagiriyorum…Tek birtane hristiyan gelip, beni delilleri ile susturmadi, susturamadi..Hadda idda etmistim, sayet ispat ederlerse, Hristiyan dinine gecerim diye!
Bu kadar bir eminlik ile meydana cikmama ragmen….
Simdide görüyoruz, tutuyorsun,…”Vay efendim Muhammed sunu yapmis, Isa bunu yapmamis” diyerek, isin özünden kaciyorsun…
Olsun…Biz tane tane herseyi aciklariz vesselam
Buyur iste, tam bir misyonerlik zihniyeti!
Şimdi sizin iki milyara yakın (veya fazla) inanlısı bulunan bir dine çok rahat bir biçimde sahte, atmasyon, masal, yalan demenizde bir sorun yok, ama birinin çıkıp (örn. sonhavari) kendi inancı açısından çok basit bir gerçekliği (üstelik senin dinin şöyle, benimkisi böyle gibisinden göze sokmalara başvurmadan) ifade etmesi düpedüz misyonerlik. Hmm.. Yani diyorsun ki herkes üç kağıtçı ve aptal, bi tek ben dürüst ve akıllıyım?
Peki ya Malatya’da boğazı kesilerek öldürülenleri, ya da Trabzon’da vurulan rahibi filan nasıl değerlendiriyorsun muhabbetçi? İyi ama Münih’i camilerle donatmak pek bi güzelken oluyo mu şimdi böyle?
Böyle mi tartışmak istiyorsun yani? O zaman ben de bin tane soru sorarım sana, sonuçta yapıp yapacağın her türlü savunmayı vahye dayalı bir ön kabul üzerine inşa etmeyecek misin? E nedir o zaman bu hırsın, sanki çekmecendekiler çok matah ispat girişimleriymiş gibi? Pavlus Petrus’la kavga etmişmiş.. Eder efenim, sizin ilk dört halifenizden kaçı nasıl öldüydü önce bi onu hatırlayın, Pavlus’la Petrus da kavga etmiş altı üstü, ne var yani, hazine mi buldunuz? Hem bakın ne diyor aynı Pavlus, başı kesilerek öldürülmeden önce yazdığı son mektubunda; “Benim için ayrılma zamanı geldi. Yüce mücadeleyi sürdürdüm, yarışı bitirdim, imanı korudum” Yani? Demek ki sözünü tutmuş ve idamının hemen öncesinde dahi imanını haykırmış o beğenmediğiniz Pavlus , zaten ne diyordu kendisi elçilerin işleri 20:24’te; “Canımı hiç önemsemiyorum, ona değer vermiyorum.Yeter ki yarışı bitireyim ve Rab İsa’dan aldığım görevi, tanrının lütfunu açıklayan müjdeye tanıklık etme görevini tamamlayayım”
Eee muhabbetçi, böyle mi tartışalım yani, hangi apoloji diğerine üstün gelecek.. bu mudur? E ben de bas bas sorayım o zaman onlarca soruyu aynı anda; Müslümanlar sıklıkla teslisin üçüncü kişisinin Meryem olduğunu zannederler, niye? Acaba Muhammed kutsal ruhla theotokos’u karıştırmış olabilir mi? Arius’un İsa tanımıyla İslam’ın tanımladığı İsa’nın uzaktan yakından bir alakası var mıdır? (Ama buna karşın Muhammed’in kendi için uygun gördüğü senaryonun (yaratılmış ilk ruh olma ve kainatın kendisinin şerefine yaratılmış olmasının) Arius’un çizdiği İsa portresinin rötuşlu bir halini andırması ilginç değil midir? Arius ömrü hayatında bir “asıl” incilden bahsetmiş midir? Bu arada İznik konsili 325’de toplandı, Arius ise tam 11 yıl sonra öldürüldü, sizce bu süre kilise’nin organize edeceği bir suikast için fazlaca uzun bi süre değil midir? İznik konsilinde İsa’nın tanrı ile aynı özden geldiğini ve her zaman var olduğunu savunanların kilise-devlet ilişkilerinde kilisenin özerk ve kendi içinde çalışması yönünde bir genel tavrı benimsemiş olmalarına rağmen, asıl Arius’çu grubun devlet ve kilisenin işbirliği halinde çalışması gerektiğini savunduğunu biliyor muydunuz, bu ilginç bir detay değil midir? Sizce bir kaç yüzyıl boyunca sadece ölüm ve işkence tehdidi altında yaşamalarına ve hemen bütün havari ve sonraki müjdecilerin öldürülmüş olmalarına rağmen mesihi anlatmaya inatla ve azimle devam eden kilise babalarının, inanmadıkları ve yalan olduklarını bildikleri bir dogmayı savunmalarına ve kabul etmelerine imkan var mıdır? Ya da ne diyorsunuz, bu kilise babaları menfaat peşinde koşan, dünyevi nimetleri ilahi olana tercih etmiş bencil, menfaatçi ve satılmış insanlar mıydı? Ayrıca allah İsa’nın çarmıhta ölmediğini, onun yerine kendisine benzetilen bir başkasının öldürüldüğünü insanlardan neden altı asır boyunca saklamıştır? Vesaire, vesaire..
Efenim isterseniz böyle tartışalım.. Ya da adım adım gidelim ve benim de sormuş olduğum gibi, önce İsa’ya indirilen incilin orjinal haliyle kitaplaşıp kitaplaşmadığı sorusundan başlayalım. Siz bilirsiniz, ama bence biraz nefes alın, kendi sitenizi bilmem ama burda bağırmanıza gerek yok, yani sizi temin ederim. (Yok ama benim canım da apoloji çekti, bu bakımdan maymun iştahınızla ilgiliyim)
[Sanırım El-Kindi’nin deyişiydi; Hristiyanlık havariler ve mucizeler sayesinde, islam ise kılıçla yayılmıştır.]
Muhabbetçi kardeşim, kimse kesmemişe benziyor seni burda. Gel ilmi konuşup güzelleşelim diyorum, sesin kısılacak sonra. Abisi şimdi siz ne demektesiniz ? Tevrat bozulmuş mudur? Yeni ahitte de sevelim sevilelim dışında pek bi şey yok mudur? Peki gönlü güzel, irfanı hoş kardeşim, tevrat bozulduysa na kadar zamandır bozuktur? yediyüz yıl mı, bin yıl mı? Hadi olsun iskontoyla beşyüz yıl, miras hukuku, aile hukuku falan fişman demişsin hani, söyler misin yavrucağım allah tanrımız beşyüzyıl boyunca neden bozuk miras hukukuyla başbaşa bırakmıştır acaba insanoğulcuğunu? Bak yavrucum, Quran kendinden öçnceki külli kitabı bozulmuş saymıyor mu? Madem İsa aleyhisselam hak peygamberdi, madem sapık Lutlu tevrata ayar çekmek için gelmişti, ikibuçuk yılda na kadar vahiyle na kadar hukuk yapacaktı sıfırdan? Tevrat bozulmuşsa bozolmamış incilde bunların hepsi var mıydı şimdi canımcım, ne diyorsun şimdi sen, benim ilmi irfanı kabarmış süt gibi taşan kardeşim?
Bozolmamış incil bozuldu diyosun hala, yavrucum peki allah indirdiği kitabı elli atmış senecik bile niye saklayamaz acaba? Afrikadan asyaya yazık değil mi havarilere dere tepe gezsinler enayi gibi, bozolmamış incil olsa opakrif mecmua mı basılırdı hiç? İki milyar insanı yüzyıllarca keklemenin, kendileri bozmadığı halde bozuk bir kitabın manyağı etmenin alemi nedir benim çamurdan yapıp uçurduğum güxel kuşum? (Aslı oniki kuştur o öykünün bu arada, ama muhammed birini duymuş onu anlatmış, laf aramızda kalsın ha) Zatı aliniz hırıstiyan ecnebi bir memlekette doğsaydı allah göstermesin, siz kime inanırdınız beyzadem paşam, papaza mı imama mı? Yok ben bulurdum kesin hak peygamber muhammed mustafayı diyorsan, iq süper herhalde, iki milyar insan bulamayıp sen bulacaına göre. Yaf bu ne saçma bi fıkradır, gülsen olmaz gülmesen olmaz. Maksat muhabbet olsun.
Ya çok özür dilerim, salakça bir soru sormak istiyorum. Allahın sözü vahiyle geliyor peygambere, bu kadar önemli, bu kadar bağlayıcı bir söz neden gelir gelmez yazılmaz da hep sonradan yazılır? Kuran sonradan yazılmadı mı? Halbuse ayet geldi hemen yazılsaydı, yenisi geldi o da yazılsaydı, peygamber öldüğünde kitap çoktan hazır olurdu, sonradan hiç tartışma çıkmazdı. Hatam var mı söyleyin??
akılda kalmaz ama satırda kalır diyosun yani :))
[Aslında çok haklısın misafir. Ben peygamber olsam, aman ha ümmetimin sonradan kafası karışmasın, yanılgıya şüpheye düşmesin diye anında kayda geçiririrdim aldığım vahyi. Hatta bir de peygamberlik mührü yaptırıp bastırırdım ki her nüshanın üzerine, sonradan yok şöyleydi yok böyleydiye mahal verilmesin. Kitap budur, şu kadar sayfiye şu kadar ayettir, sabittir, vesaire.. Bir kısım allah düşmanlarının her daim işi sulandırmaya niyetli oldukları ve olacakları düşünüldüğünde, açıkcası büyük tedbirsizlik olurdu bunun aksi. ]
gamaro yazdi;
“Ben peygamber olsam, aman ha ümmetimin sonradan kafası karışmasın…”
SAN
ki
bir
tuzak kurulmus..
slm.
Vallahi kuran’ı şimdilik tartışmıyorum Ebubekir. Ama incile gelirsek, tıpkı misafirin de söylediği gibi, Tanrı İsa’ya verdiği sözü (vahyi) 50-60 yıl bile koruyamadıysa sonraki jenerasyonların bunda suçu günahı nedir, asıl onu sormak lazım.
Tanrı’nın söylediği sözlerin gerçek manası bile yeterince tartışmaya açıkken (o ayette aslında ne kastedilmişti, şu ayette aslında neye işaret buyrulmuştu vs.) bi de tüm bunların üstüne yok bu orjinal miydi değil miydi, değiştirilmiş miydi değiştirilmemiş miydi tartışmasına mahal vermenin işi daha da çıkmaza sürüklemek dışında ne hikmeti olabilir acaba? Ya da böyle bir durum karşısında ne önerilmelidir insanlara? Kayıtsız şartsız bir iman ve itaat mi? E yahudisinden hristiyanına, yehova şahidinden müslümanına kadar herkes onu yapıyor zaten, inancından zerre şüphe duyan mı var, o zaman bu şikayet niye?
Bu mesele işte böyle bir meseledir. Ben aslında gerek muhabbetçiyle gerek onun gibi düşünen başkalarıyla daha farklı bir şekilde de tartışabilirim tüm bunları. Ama kendilerinin böylesi bir olgunluğa ve özgür iradeye sahip olmadıklarını söylemek durumundayım. Çünkü ilmi tartışma diye, tarihi gerçekler diye atıp tuttukları şeyler kendi totolojilerinden ve vahye dayalı bir ön kabulle yürütükleri bir apolojiden başka birşey değildir. Vakti zamanında Yabancı söylemişti, nasip-kısmet-şükür üçgeninde yaşayanlar baba-oğul-kutsal ruh üçgenini anlayamıyormuş.. Tanrı herşeye kadirdir ve tanrının hikmetinden sual olunmaz diyenlerin, tanrı insan kılığında görünebilir mi sorusunu “hiç olur mu canım öyle bişey” diye yanıtlamalarını da ben ekleyeyim bu arada.
Neyse efenim, devam edelim bakalım totolojiye, kim daha iyi savunma avukatlığı yapacakmış.
örn 1: Tevrat bozulmamış olsa, incil gelmezdi. İncil bozulmamış olsa kuran gelmezdi. Kuran geldi ve son kitap, demek ki bozulmayacak. Hem son kitap olup hem de bozulması çok mantıksız olurdu zaten, bu hususu kuran da tasdik eder.
örn 2: Tevrat bozulmadı, mesih’in geleceğinin işaretleri ve hatta çarmıhta bizim günahlarımız için öleceği bile bin yıl öncesinden tevratta belirtilmişti, öyle de oldu. Tevrat bozulmamıştı ama Rab İsa’nın da dediği gibi o zaten kendinden önceki peygamberler aracılığıyla iletilenleri geçersiz kılmak için değil, bilakis tamamlamak için gelmişti. İslam ise muhammed’in uydurmasıdır, zaten kitab-ı mukaddes’te de der ki, Mesih İsa’dan sonra sapkın inanışlar çıkacak ve bizi yolumuzdan çevirmeye çalışacaktır.
örn 3: Tevrat bozulmamıştır. İncil ve kuran ise tanrı sözü değildir. İsa bir ihtimal asıl mesihten önceki bir uyarıcı olabilir ama beklenen mesih olmadığı kesindir. Gerçek mesih gelmiş olsaydı yeryüzünde bin yıl boyunca yaşayacak bir krallık kurması gerekirdi, halbuki İsa açıkca benim krallığım bu dünyada değildir dedi. Beklenen mesih daha gelmemiştir ama şüphesiz ki gelecektir, o güne kadar beklemek bizim görevimizdir.
Bence hepsi de gayet mantıklı. p < 0,05 (anlamlı bir istatistiki fark bulunmamıştır.)
gamaro yazdi;
“Tanrı’nın söylediği sözlerin gerçek manası bile yeterince tartışmaya açıkken (o ayette aslında ne kastedilmişti, şu ayette aslında neye işaret buyrulmuştu vs.) bi de tüm bunların üstüne yok bu orjinal miydi değil miydi, değiştirilmiş miydi değiştirilmemiş miydi tartışmasına mahal vermenin işi daha da çıkmaza sürüklemek dışında ne hikmeti olabilir acaba?…..”
öyle ya
bir
kitap
ki
yada
kitaplar arenasi
SAN
ki
bubi tuzaklariyla
dop
dolu..
slm.
Tahrif konuşuluyor.
Kitapların değil de insanın tahrif edildiği sonucuna inanan biri olarak, başlığı açan sonhavari’ye katılıyorum.
Kitap çoktur. Okuyup anladığınızda eni sonu bir kitaptır. YüzBin anlam çıkarırlar, hiç bir anlamı yoktur.
Paranoya, şizofreni, fal, büyü çoktur. Bakınız geçiniz…
Bu kitaplardan çıkarılacak her sonuç PARA ve Menfaat dir.
Bubi = Booby – Yani enayi veya kadın memesi hangisi işinize gelirse…
Bildin ebuş enayi tuzağı bu kitaplar…
Valla bu kadar tahribat, bu kadar tahrifat.. tevrat/zebur bozulmuş, (ki İsaya gelene kadar herhal bin küsür yıldır zaten bozukmuş, çünkü en eski tevrat yazmalarıyla bugünküler arasında nerdeyse zerre fark yok, meraklısı açar bakar) e incil desen o da bozukmuş, (hem de ne bozulma, garibim zaten elli yıl bilene aslı gibi kalamamış iddiaya göre).. o bozulmuş bu bozulmuş (ama ilginçtir kimse de ben bozuğum demiyor bu arada, hatta gerekirse ölüyor bu uğurda)…Vallahi Ebubekir, doğru söze ne denir, bence de bu kadar tuzağa hiç gerek yoktu ama, takdiri ilahi işte.
Ayrıca bu kadar bin yılda bunca peygambere-kitaba rağmen hala allah mı yeşuha mı, baba oğul kutsal ruh mu, hangisi gerçektir bunların hangisi taklit anlaşılamıyorsa, bu biraz da anlatanın kabahati olmalı diye düşünüyorum. Milyarlarca insan onyüzyıllar boyunca mütemadiyen yanılıyorsa bunun başka bir mantıki açıklaması olamaz diyorum. Açık olalım diyorum, birbirimize karşı oynamayalım diyorum. Kitap mı yolladık, bi zahmet kitabımıza sahip çıkalım ki, sonraki suçsuz jenerasyonları boş yere manyak etmeyelim diyorum. Biraz öngörü, biraz toplum psikolojisi, biraz analitik düşünce diyorum. E ben de müslümanlara kendi kitaplarına şüpheyle bakmalarını öneriyorum.
1) “Ot kurur, çiçek solar, rabbimizin sözü ebediyen durur” (Eski ahit )
2) “Gök ve yer ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, kutsal yasa’dan (tevrattan) en küçük bir harf ya da bir nokta bile eksilmeyecektir”
3) “Gök ve yer ortadan kalacak, benim sözlerim ise asla ortadan kalkmayacaktır” (incil, Matta)
4) “Kur’an son kitaptır, biz onu kıyamete kadar koruyacağız”
4’e göre ilk üçü yalan söylüyor. 3’e göre 1 ve 2 doğru ama 4 geçersiz. 2’ye göre 3 ve 4 çakma. 1’e göre dört harfli bir kelime, ikinci harfi bilmem ne. Amaaan, buyrun siz devam edin.
link to kanalahaber.com
Cübbeli Ahmet Hoca’ olarak anılan Ahmet Mahmut Ünlü, Tevrat ve İncil gibi kitapları okuyup araştırmanın günah olduğunu söyleyerek, “Peygamberlere indirilen kitaplara inanın ancak onların içeriği ile amel etmekle yükümlülüğümüz yoktur. Hatta onları okuyup araştırmamız bile günahtır” diye konuştu.
‘Yaşamak sadece nefes almak değildir’ konulu sohbet toplantısına katılmak üzere Kayseri’ye gelen ‘Cübbeli Ahmet Hoca’ olarak anılan Ahmet Mahmut Ünlü, Kadir Has Stadı’nı dolduran 8 bin 500 kişiye seslendi.
İlahiyattan bazı hocaların “Muhammed’e lüzum yok. Yahudi veya Hıristiyan’ın ‘Muhammed’ demeden, ona inanmadan, onun getirdiği İslam dinine girip onun getirdiği hükümlere itaat etmeden Cennete girer” diye konuştuklarını söyleyen Cübbeli Ahmet Hoca, bu tür yapılan açıklamaların yanlış olduğunu belirterek, “Cennet babanın çiftliği ise girer” diyerek tepki gösterdi.
Öncelikle bazilarini burada bana ” Yavrucugum” gibi sözlerle, güya beni kizdiracagini saniyorsa..Yaniliyor.
Hakk ve Hakikati tartisdigim yerde ben tutup edebimi bozmam, cünkü ilmine güvenen yazar….
Neyse..bunlar derin konu…
Gelelim sorulara…
Demis ki:
Efendim Sonhavari kendisi konussun, konuyu acan o. Siz niye onun avukatligina soyunuyorsunuz? Hayir yani gerek yoktur ki, kendi sorularinizi sorun. ilmi bir sekilde cevaplarinizi verecegiz insallah.
Evet yukaridaki konu bir misyoner zihniyeti ile yazilmistir. Ilmi bir degeri varmi? Var diyorsan, getir kuran ile incilin bu konuda söylediklerini. Söyle birseylere dayanarak olsun ki, deger bicelim. Ve hic süphe yok müslümanliga saldiri icin yazilmis.
Neyse..Hristiyanlarda maalesef genelde öyledir. Müslümanligi asagilamadan, kendi dinlerini aciklayamazlar!
Bakin gercekten hic hos degil yaptiginiz. Simdi siz, sapik cihad anlayisi ile Islamda ki peygamberi, müslümanligimi suclu bulacaksiniz?
Öyle diyorsaniz, bende size Ingiltereyi sorayim. Protestanlar ile katolikler yillarca birbirini katl etti. Kim suclu idi? Kim hakli idi? Neye göre yaptilar?
Iste bunun cevabi, yukaridaki yazdiginizinda cevabidir!
Bak güzel kardesim, ilmi bir sekilde tartisacaksan devam edelim. Yahu tarih var tarih! Sizin kendi tarihiniz, sizin kendi Proflariniz, kendi ilahiyatcilarniz, arastirmacilariniz var.
Ben baska yerden kaynak almiyorum..Sizin kendi kaynaklariniz bunlar.
Bak ne diyor sizin kaynaklariniz:
Yukarida ki ifadelerden cok acik ve net anlasiliyor ki, Pavlus ” Yahudi olmayanlar” ayri bir müjde getirmek istemis ve tartisma bunun yüzünden cikmistir. Bunu duyan Yakub hemen müdahele etmistir.
Yahu kendi kaynaklariniza sahip cikin. Diyorsunuz ki ” kutsal ruh yazdirdi” ee bu tartisma niye cikti o zaman? Kim hakli idi? Yakubmu yoksa Pavlusmu?
Devam edelim:
Yukaridaki anlatilanlarda Pavluk, öteki uluslar dedikleri Yahudi olmayanlar icin, dini analtma yetkisini kendi tekeline alma gayretinde ve farkli kurallar yaratmak istediginin apacik ispatidir
Ayrica Hz.Isa’nin gercek havarileri icin ” Ne olduklari önemli degil” demek ile, onlarin otoritesini hice saydiginida apacik dile getirmektedir.
Ha diyeceksin ki, ama anlasmislardir. Hayir anlasmamislardir.
Devam edelim:
Ne diyor Petrus? Uluslara bildirmesi icin kendi secildigini apacik söylüyor, Peki ama yukarida Pavlus” ben secildim” demesi nasil olacak? Bu gercegi aktaran Luka ta kendisidir. Uluslara Incili anlatmak, Pavlusun degil Petrusun isidir. Nihayetinde burada apacik Petrus bunu dile getirmekte.
Zaman zaman Pavlus Havarilere küfürde basar.
“2 Kötülük yapan o adamlardan, o köpeklerden; o sünnet bağnazlarından sakının!
3 Çünkü gerçek sünnetliler Tanrı’nın Ruhu aracılığıyla tapınan, Mesih İsa’yla övünen, insansal özelliklere güvenmeyen bizleriz.“(Filipililer-3)
Buradaki Bagnaz diye tenkit ettigi kisiler, Yakub ve Petrusdur. Nihayetinde onlar ” Sünnet olmayi olmazsa olmaz” diye kabul etmislerdir. Ama Pavlus bunu red etmis ve kendi ögretisini, yani yeni bir incil anlayisini yaymistir. Yakub Antakyaya uyarici gönderip, bunu birakmasini söylemis, ama o bunu dilemeyerek devam etmistir. Nihayetinde yukarida bunlari okuduk ve gördük.
“12 Övündükleri konuda bize eşit sayılmak isteyen fırsatçılara fırsat vermemek için, yaptığımı yapmaya devam edeceğim.
13 Bu tür adamlar sahte elçiler, düzenbaz işçiler, kendilerine Mesih’in elçisi süsü verenlerdir.
14 Buna şaşmamalı. Şeytanda kendisine ışık meleği süsü verir.
15 Ona hizmet edenlerin de kendilerine doğruluğun hizmetkârları süsü vermesi şaşırtıcı değildir. Onların sonu yaptıklarına göre olacaktır.“(2. Korintliler-11)
Anlasiliyor ki, kimin gercek elci olup olmadigi tartismasi vardir, nitekim yukarida Petrus” gercek elci” benim demis ve ” uluslara ben duyuracagim diye secilmisim” demisti. Pavlus bunu hem kabul etmemis, hem kendi ögretileri ile meydana cikmistir.
Su söylediklerine bakarmisiniz
“1 Özgür değil miyim? Elçi değil miyim? Rabbimiz İsa’yı görmedim mi? Sizler Rab yolunda verdiğim emeğin ürünü değil misiniz?
2 Başkaları için elçi değilsem bile, sizler için elçiyim ya! Rab yolunda elçiliğimin kanıtı sizsiniz.
3 Beni sorguya çekenlere karşı kendimi böyle savunurum.
4 Yiyip içmeye hakkımız yok mu bizim?
5 Öbür elçiler gibi, Rab’bin kardeşleri ve Kefas gibi, yanımızda imanlı bir eş gezdirmeye hakkımız yok mu?” (1. Korintliler-9)
“4 Çünkü size gelen ve bizim tanıttığımızdan değişik bir İsa’yı tanıtanları pekâlâ hoş görüyorsunuz. Ayrıca, aldığınız ruhtan farklı bir ruhu ve kabul ettiğinizden farklı bir müjdeyi kabul ederek bunları hoş görüyorsunuz.
5 Sözüm ona üstün elçilerden hiç de aşağı olduğumu sanmıyorum!
22 Onlar İbrani mi? Ben de İbrani’yim. İsrailli mi? Ben de İsrailli’yim. İbrahim’in soyundan mıdırlar? Ben de onun soyundanım.
23 Mesih’in hizmetkârları mıdırlar? Aklımı kaçırmış gibi konuşuyorum. Ben O’nun daha üstün bir hizmetkârıyım. Ben daha çok emek verdim, hapse daha çok girdim, sayısız dayak yedim, çok kez ölümle burun buruna geldim“. (2.Korintliler-11)
Oysa bu yeni birinin elci olma konusunda ölcü INCIL olacaksa, Pavlusun arkadasi Luka bu konuda ölcüyü acikca belirtmis. Bakin ölen Yahudanin yerine yeni bir elci hangi ölcülerle kabul ediliyor.
Görelim:
“21-22 “Buna göre, Yahya’nın vaftiz döneminden başlayarak Rab İsa’nın aramızdan yukarı alındığı güne değin bizimle birlikte geçirdiği bütün süre boyunca yanımızda bulunan adamlardan birinin, İsa’nın dirilişine tanıklık etmek üzere bize katılması gerekir.”
23 Böylece iki kişiyi, Barsabba denilen ve Yustus diye de bilinen Yusuf ile Mattiya’yı önerdiler.
24-25 Sonra şöyle dua ettiler: “Ya Rab, sen herkesin yüreğini bilirsin. Yahuda’nın, ait olduğu yere gitmek için bıraktığı bu hizmeti ve elçilik görevini üstlenmek üzere bu iki kişiden hangisini seçtiğini göster bize.”
26 Ardından bu iki kişiye kura çektirdiler; kura Mattiya’ya düştü. Böylelikle Mattiya on bir elçiye katıldı.” (Elç. İşl.1:21-22)
Demek ki ” ben elciyim, Isayi gördüm, vahy aldim” demek ölcü degil! Tabi referansiniz INCIL ise…Yok Referans Incil felan degil, ben Pavlusun dedigine bakarim diyorsaniz…O zaman incilin bir kismini red etmis olursunuz
Simdi su yazilanlari okuyup bana cevap verin.
PAVLUS GERÇEKTEN YETKİN BİR HAVARİ MİDİR DEĞİL MİDİR?
oik0s yazdi;
“Bu kitaplardan çıkarılacak her sonuç PARA ve Menfaat dir…”
kitap (lar) la didisen sensin yap öyleyse geregini
ve
basla
cöpe atmaya
menfaatin dik alasi “nutuk” dan..
nitekim
baska bir ise yaradigina da sahit olan yok zaten..
slm.
Muhabbetçi, sevgili gamaro çok basit bir soru sormuş size, ama sizin cevabınızı anlamak mümkün değil.. “Ve hic süphe yok müslümanliga saldiri icin yazilmis..Hristiyanlarda maalesef genelde öyledir. Müslümanligi asagilamadan, kendi dinlerini aciklayamazlar!”
Ve apaçık misyonerliktir diyorsunuz hala.. Eğer sonhavari arkadaşımızın yaptığı müslümanlığa saldırmaksa, sizin yaptığınıza ne demeli? Ben gerçekten inanamıyorum, anlıyamıyorum bu öfkenizi.. biz yok olsak, hiç varolmasak.. bunu mu istiyorsunuz? Nereye gitsem aynı, herşeyi söylüyorsunuz, herşeyimizi tahrif edip küçümsüyorsunuz, oysa bizim ağzımızdan ne çıksa müslümanlığı aşağılamak ve hakaret etmek oluyor size göre.. siz herşeyi söyleyebiliyorsunuz.. ne söylediğiniz, nasıl bir ruh halinde olduğunuzu anlamak mümkün değil.. ağzımızı açsak suç..
Aziz Pavlus’un hayatı çilekeş, fedakarca yaşanmış, özverili ve iman dolu bir hayattı.. Ölümü bile imanının tek başına ispatıdır. Yahudi olmayanların yeni ahite katılmaları süresinde sünnet konusunda tartışmalar oldu, ama İsa’nın rab ve mesih olduğu ile ilgili değil, el insaf.. ama asıl önemlisi, gerçek imanın, gerçek kurtuluşun ne olduğu sorusuydu, aziz Pavlus sadece tevratın hükümlerine uymakla kurtuluşun gelmiyeceğini, gerçek kurtuluşun Rab İsa’nın çarmıhta bizim günahlarımız için ölüp yeniden dirilmesine inanmakla mümkün olabileceğini anlattı.
Bende mi misyonerlik yapıyorum? Ben de mi islama saldırıyorum?.. Nefret üzerine sevgi inşa edilemez.
Pavlus’la Petrus fikir ayrılığı yaşamış, Pavlus olmayan bir İsa’yı ve dini vaaz ediyormuş, Petrus ise asıl İsa’yı… Hee, şimdi bilimsel tarih anlayışı, ilim falan bu mu oluyor?
Yahu çok enteresansınız ha, bu arkadaşların tartıştıkları ve yer yer farklı düşündükleri asıl nokta yeni ahit’in içeriği midir, yoksa tevrat ve eski ahit’in hükümlerine bundan böyle ne olacağı mıdır? Ayrıca siz, bizati müslüman olarak İsa zamanındaki tevratın bozulmuş ve tahrif edilmiş bir tevrat olduğunu söylemiyor musunuz? E şimdi ne oluyor o zaman, sizin hesaba göre Petrus bozulmamış incili ve asıl İsa’yı (yani islamın kabul ettiği şekliyle ve sadece bir peygamber olan İsa’yı) tebliğ etmek istemesine rağmen, (bu sizin iddianız, hani buna da yok öyle değil derseniz bilemeyeceğim, çünkü eğer havari Petrus bile “İsa sadece bir peygamberdi” demediyse başka kim diyecek acaba?) ama aynı Petrus öte yandan bozulmuş tevrat hükümlerinin geçerliliğini savunuyor.. (Petrus zamanındaki tevrat’ın bugünkü tevrattan zerre farkı yok, onun için bugünkü bozuksa o günkü de bozuk olmalı demeye ayrıca gerek yok sanırım) Buna karşı Pavlus ne yapıyor, kafasından uydurduğu tanrı-isa masalına rağmen tevrat konusunda sizin gibi düşünüyor ve hükmünün kalktığına inanıyor. Hakkaten ilginçmiş..
Arius dedin, gören duyan da Arius’un tasvir ettiği İsa ile İslamın tarif ettiği İsa aynı zannecekti, ama alakası bile yok. Sonra iznik konsili dedin, sanki kilise kıbrıstan ortadoğuya, afrikadan avrupaya kadar o dönemde ne kadar incil varsa hepsini toplatıp iznik’e getirmişti havası verdin (hani orda yakmışlardı ya) Şimdi Petrus diyorsun, ki kendisi Roma kilisesinin kurucusu kabul edilir, sanki ömrü hayatında İsa sadece bir peygamberdi diye anlatıp durmuş da kimseye duyuramamış sesini.. Lem yekün, sözde hak diye kimi çıkardıysan senin kusursuz islamınla bir alakası çıkmadı bunların, ama hırs dersen maşallah.
Kardeşim, sen asıl şu orjinal incil kitaplaştı mı kitaplaşmadı mı bi cevap ver yahu. Bak Petrus deyip duruyorsun, e Petrus’ta bile yoksa bu orjinal incil (ya da var mıydı diyorsun?) başka kimde olacak, hey allam ya.
Ha bu arada öyle avukat mavukat yapma muhabbetçi. (Kendi sorularını sormuş, sanki sorduklarımıza cevap verdin de?) Forum metnine konu olan yazıyı misyonerlik faaliyeti olarak niteleyen sensin, yani soru senin sorun, muhatabı da sensin. (anlamadıysan bi daha tekrar edeyim, yani ederim.)
Müslümanlar genelde böyledir, hıristiyanlığa saldırmadan, hıristiyanlığı aşağılamadan kendi dinlerini açıklayamazlar.
Hayır, bu yanlış. Müslümanlar dediğinde İslam inancı olan bütün insanlardan bahsetmiş oluyorsun? Oysa bu söylediğini yapanlar aslen inancı konusunda dürüst olamayanlardır.
X – Y – Z Hepsinin içinde iyi vardır. Birgün karşılaşırsın, elini uzatır ve o zaman utanırsın.
1) “Hristiyanlarda maalesef genelde öyledir. Müslümanligi asagilamadan, kendi dinlerini aciklayamazlar!”
2) “Müslümanlar genelde böyledir, hıristiyanlığa saldırmadan, hıristiyanlığı aşağılamadan kendi dinlerini açıklayamazlar.”
İkinci cümlenin ilkine karşılık olarak yazıldığı belli.
İkinci cümle teknik olarak daha doğru.
Birgün birine “utanabileceği” hatırlatılacaksa, bunun ilk cümle sahibine yapılması daha uygun olur.
Benim bircok Hristiyan arkadaslarim var ve hristiyanlarin yok olmasi gibi bir derdimde asla olmadi. Konuyu halen anlamak istemiyorsunuz, yahut isinize gelmiyor. Yukarida Sonhavari birsey yazmis, bende incilden yazilar getiriyor, Incilin dahi Isanin Tanri oldugunu söylemiyor diyorum.
Hristiyan kardeslerim ise kendi kitaplarini degil, zana uyarak, kendi düsünceleri ile, hatta cogu kez hic incil felandan alinti yapmadan yaziyorlar.
Buna kizmakta hakliyim, cünkü ilmi bir sekilde cevap bekliyorum. Misal su senin yazdigini simdi ne yapalim biz? Ne gibi aydinlik getiriyor konuya? ne gibi disardan okuyan insanlarin isine yariyor?
Efendim ben sizin kendi görüsünüzü istemiyorum. Bakin yukarida size incilden yazdim, incilden alintilar getirdim. Siz bana onu aciklayacaksiniz, incil ile cevap vereceksiniz.
Ve evet Pavlus Hristiyanligi degistirmistir. Bunu bilincli olarak yapmistir, ölüm hic bir zaman iman icin ispat ve sahitlik degildir. Kimin imanli öldügüne ancak Tanri karar verir.
Pavlusun yaptiklari ortada, imanli öldügünü söylemek icin, gercekten kör olmak gerek.
Pavlus bir Ferisi degilmiydi, Gamalielin yaninda ders görmemismiydi? Soyuda Ferisi degilmiydi?
Isa ne diyordu ferisiler icin?
“O zaman şâkirtler gelip ona dediler: Biliyor musun ki Ferisîler bu sözü işitince gücendiler? Fakat İsa cevap verip dedi: Semâvî Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir. Onları bırakın; onlar körlerin kör kılavuzlarıdır. Eğer kör körü yederse, her ikisi de çukura düşer.” (Matta, 15/12-14)
“Ve İsa onlara dedi: Sakının da Ferisîler ile Sadukîler hamurundan kaçının.” (Matta, 16/6; 11-12)
“Lâkin vay başınıza yazıcılar ve Ferisîler, iki yüzlüler!” (Matta)
vs vs vs
Pavlus Seriati ve yasayi degistirmistir, bunu sen bile daha yeni söyledin. Yani yukaridaki yazinda söyle diyorsun cünkü:
Oysa Hz Isa söyle buyuruyor incilde:
“Sanmayın ki ben, şeriati yahut peygamberleri yıkmağa geldim; ben yıkmağa değil, fakat tamam etmeğe geldim. Çünkü doğrusu size derim: Gök ve yer geçip gitmeden, her şey vâki oluncaya kadar, şeriatten en küçük bir harf veya bir nokta bile yok olmayacaktır. Bundan dolayı bu en küçük emirlerden birini kim bozar ve insanlara öylece öğretirse, göklerin melekûtunda kendisine en küçük denilecektir. Ve onları kim yapar ve öğretirse, göklerin melekûtunda kendisine büyük denilecektir. Zira size derim ki salâhınız yazıcılar ve ferisîlerinkinden ziyade olmazsa göklerin melekûtuna hiç girmeyeceksiniz.” (Matta, 5/17-20)
Pavlus bozmustur, Pavlus Seriati yok saymistir, Pavlus dini tahrif etmistir!
Bunda zerrece süphe yok! Isa acikca yukaridaki söylediginde bunu dile getirmekte.
Oysa Petrus, Hz Musa’nin Seriatini savunuyordu. Yasanin yok sayilamayacagini, Hz Isanin bölye bir ögretisi olmadigini acikca söylüyordu. Zaten Hz isa musanin seriatina uygun yasamis, yasalara saygili davranmistir. Sadece dini tahrif edenlerin Maskesini düsürmüs ama asla yasayi yok saymamistir.
Ve simdi sana bir sorum var.
Pavlusu yok sayarsak, hristiyanlik devam edermi? Yoksa Hristiyanlik yokmu olur?
Ne dersin?
Öncelikle ALLAM degil ALLAHIM! ALLAHIM demek istemiyorsan, Tanrim dersin.
Incil orijinalinden bahs ediyor ve bana soruyorsun.
Incil kitaplasmadi. Isadan 150 yil sonra yazilmaya baslanildi. En eskisi su an hatirlamiyorum, Lukamiydi? Yoksa Markusmu? Neyse önemli degil. En yeni incil Yuhannanindir. Ilginc olan en esksii ile yenisi arasinda büyük farkliklar olmasi.
Ayrica celiskileri ise hic daha dile getirmedim. Evet Kutsal kitap celiskiler ile doludur.
Hic süphe götürmüyor ki, kutsal kitabi insan yazmistir. Icinde dogrular olmakla beraber, elestirilmeye acik olmalidir. Aynen kurani elestirdiginiz gibi zaman zaman.
Arius demissin, Arius kimdir, nicin öldürülmüstür, kim öldürmüstü, Ariusculugun takipcileri ne olmustur. Bunu bize anlatsana…
Diger yazdiklarina cevap vermeyecegim. Hatta bundan sonra hepinize cevap vermemeyi düsünüyorum.
Incilden alintiladigim yerlere cevap verin ilmi bir degerde. Ben muhabbet yapmaya gelmedim, surada ilmi bir sekilde bir seviyeli tartisma yapmak istedim.
Mümkün degil ise, söyleyin.
Ben ne Hz Isayi kötüledim, ne Havarileri kötüledim. Incil orada diyorum, Incilinizde ne yaziyorsa onu paylasiyorum.
Bu kendi dinimi yüceltmekmi oluyor? Bak bakalim kim kuran ayetleri ilk olarak asmis, bak bakalim kim ilk önce saldirmis, bak bakalim kimler alaya aliyormus yazilanlari.
Gören gözlere ne mutlu!
Saygilarimla
Klavyene bakılırsa yurtdışından yazıyorsun. Yoksa almanyadan mı? Pierre Vogel havası sezdim biraz.
Incil kitap olarak vardi ve bu kitabi bilincli bir sekilde Konseyde yok ettiler. (18.09.2010- muhabbetçi)
Incil kitaplasmadi. Isadan 150 yil sonra yazilmaya baslanildi. ( 02.10.2010- muhabbetçi)
Şaşırtıcı mı? Yok efenim, bilakis son derece normal. Zaten ne yazmışım 27.09.2010 tarihinde; “Okudukları üzerine (asıl incil kitaplaş mıdır sorusu karşısında) yorum yapmak isteyen bir müslümanın ulaşacağı en olası sonuç böyle bir muğlaklıktır işte, zaten sevgili iüdex de tam olarak bunu söylemiş…Bakın o kadar yazdık, peki siz ne anladınız? Müslümanlığa göre incil orjinal haliyle kitaplaşmış mıdır, yoksa kitaplaşmamış mıdır, bişey anlayabildiniz mi?” Tarih efendim, görüldüğü üzre ilim ve belge konuşuyor, yani lütfen.
Sen az bi sabret muhabbetçi. İşten güçten vakit bulayım da biraz, sonra o senin ilim diye, tarih diye, belge diye talan ettiğin bostanı biraz da ben adımlarım kendimce. Tarihmiş.. bakalım tabi, “insan” ne yapmış acaba tarihte? Ardından da senin o omurgasız yorumlarına geçeriz elbet.
(hey allam ya dedim, ben dedim, ne var hazret, şahsına hakaret mi algıladın? kelimelerin konuşulduğu şekilde yazılabilirliği de yazım kurallarına dahildir, harfleri de mi şerri kalibrasyona sokacaksın, beğenmediysen git mahkemeye ver.)
Sayin Misafir, Pierre Vogel felanla lütfen beni karsilastirmayin.
Ben o tür insanlarla ayni masada dahi oturmam.
Cikar pesinde olan biridir.. Kendi kafasina göre yorumlar, kendi cikarlari icin kullanir insanlari.
Ben Pierre Vogel ile hic bir sekilde kontagim yahut onu taklit edecek degilim.
Hanif Müslümanim!
Efendim konunun icerigini iyice alip, konteksi ile beraber ve sorulan soruya göre baksaniz, daha bir kolay anlasilir idi. Ama tabi sizin isinize gelen kismini alip, diger kismi yok sayip, maksat disaridan okuyana” iste bakin celiskilere düstü” dedirtmek. Yemezler!
Sizin iki ayri sorunuz olmustur!
a) Incil kitap olarak mevcutmuydu, yani yazilmis bir halde varmiydi!
Bende ” Evet vardi, konseyde bu inciller yok edildi” dedim.
b) Incil ne zaman yazildi sorusu idi. Buna cevap olarak bende ” 150 sonra kadar yazildi” dedim. elimizde mevcut incillerin yazilma yillari bunlar, ama onlardan cok daha eski inciller var.
Thomas incili, barabbas incili, Petrus incili…vs vs..Adlari su an hepsi aklima gelmiyor. Phillipusunda vardi, Maria Magdalenaninda vardir herhalde.
Ama bunlara Apokrif denilmis, incilden sayilmamistir. Oysa bu inciller cok daha eski bazilari.
Ayni iki apayri baska olaya cevap veriyorum ben. Zaten ikiside hatirladigim kadariyla baska bir konudan alinti degilmi?
Efendim bilmiyorsaniz, oturup beni dinleyeceksiniz. Yok ” ben biliyorum” diyorsaniz, kaynaklarinizi sunacaksiniz. Tanriniz her kim ise ondan korkun bari. Surada incilden alintilar, kendi kaynaklarinizdan alintilar aldim. Siz kac incil alintisi yaptiniz? Kac uzmani dile getirttiniz?
Neyse, önemi yoktur sizin birseyler vermeniz. Disaridan okuyan karar verecektir zaten. Ama sizin o güzel hatiriniz icin bir sey daha paylasayim.
Aziz St. Gerome`nin tarihi bir mektubu bulundu. Haberin varmi bundan? Yokturdur büyük ihtimal. Mektup 4 yy ortalarina ait. Ve ne deniliyor sence bu mektupta?
Bekliyorum…Halen daha cevaplarimi alamadim.Cevap vermek niyetine beni tenkit etmeten baska birsey yapmadiniz. Ve her gecen gün sorular cogaliyor….
Simdide buna aziz gerome eklendi…
Efendim, ALLAM demekle ALLAHI kast etmis oldugunuzu hepimiz bilmekteyiz. ALLAH demeyecek iseniz, o zman Hey tanrim deyiverin. Nicin kelimeyi katl ediyorsunuz? O bir isimdir, bir tanimlamadir. ALLAH denilince herkes neyin kast edildigini biliyor. Bu bir saygidan dogan, karsidaki insana nezaket olarakta, dogru telafüz edilmesi gerekilir.
Bakin ben Isa Mesih diyorum, Hz Isa diyorum, Isa nebi diyorum..
Simdi tutup, Isa yerine ” O adam” diye hitap etmem hos olurmu? Yahut ” Isa melih” desem…Yani yakisik kalmaz..
Kendi nefsinizin hosuna gitmeyecegi birseyi, karsinizdakinede yapmayin.
Tabiki siz devam ” ALLAM” diyebilirsiniz, ama bu is kendi zarariniza olur..
Saygilariml
Bak sana bir link vereyim muhabbetçi. St. Jerome’nin vulgatesi üzerine; link to sonsuz.us
St. Jerome’nin mektubunu aktarırken de illüzyonlar yaratmaya çalışmışsın. Vulgate meselesi incilin resmi bir “dil” değişliği sürecidir ve bu dil değişikliği sırasında ibranice veya yunanca pek çok orjinal terim ve kelimenin, kutsal kitabın ruhuna zarar verilmeden tercüme edilmesi/ aktarılması kaygısını doğal olarak taşır. Hal böyleyken, senin alıntıladığın metinde bold karakterlerle yaratmaya çalıştığın illüzyon, ah bi hristiyan olsam nasıl da sapkın gelirdi bana bi bilsen. (Şu an öyle hissederek yazınca bile sinirleniyo aslında insan, ama neyse..Rab İsa’nın da dediği gibi; sadece bizi sevenleri seversek, bunun için nasıl bir ödül olabilir”
Az bi sabret muhabbetçi, her ne kadar sana özel vakit ayırmaya çalışsam da şu sıralar iç güç çok yoğun, yine de pilavdan dönenin kaşığı kırılsın. Dedim ya, tarih-belge falan deyince.. Troçki de Stalinist uygulamalara karşı yoğun bir mücadele ve muhalefet yürütümüştü, lakin burdan stalinizm denilen şeyin aslında “tahrif edilmiş bir kapitalizm” olduğu anlamını çıkarmak büyük maharet tabi. Sen busun işte, insanın nerde? Yine gelirim.
Bu forum içerisinde sana dört ya da beş kez aynı soruyu sordum muhabnetçi; “incil orjinal haliyle kitaplaşmış mıdır, yoksa kitaplaşmamış mıdır, bu konuda islami görüş nedir?” diye. Soru bu kadar açık ve netken, senin bunu “incil kitap olarak var mıydı?” diye kısaltıp tahrif etmene ne demeli, vallahi bilemiyorum.
Al işte, üşenmedim, forum içinde yazılan karşılıklı mesajları tarihleriyle derledim;
gamaro:17.09.2010: “Şimdi hal böyle olunca İslami ilahiyatçıların asıl şu soruya cevap vermeleri gerekiyor; Müslüman inancına göre İsa’ya tanrı tarafından indirilen vahiyler İsa zamanında veya daha sonraki dönemlerde birileri tarafından düzenli bir şekilde derlenip toplanarak yazılmış ve söylendiği gibi orjinal/bozulmamış incili oluşturmak üzere bir kitap haline getirilebilmiş midir ki sonradan tahrif edilebilsin?”
muhabbetçi: 17.09.2010:“Öncelikle burada tutup ” vay efendim Kuran söyle demis, böyle demis” diyerek saldiriya girmek, insani düsündürmüyor degil. Tabi ki maksat burada ” incilin iceriginden ve hiristiyanligin sorunlarindan kacinarak, camuru kuran atmak olsa gerek”. Neyse sorun degil, biz Incilin tahrif edilmismi edilmemismi ona bakalim…Yukarida ki sözlere bakilirsa, (incil alıntılarından bahsediyor) Hz Isann kendi dilinden söyledigine göre, kendisine bir vahy, bir incil verilmistir, kendiside bunu Teblig etmek ile görevlidir!Sonuc? Demek ki Hz isa’ya bir incil verilmis ama sonradan bunu tahrifata ugratmislardir. Yoksa nasil olurda ” Inmedi” diyebilirler? “
(Bence burda ciddi bir anlama sorunu var, abartmıyorum.)
gamaro: 18.09.2010: “Soru çok net: İsa’ya vahyedilmiş ve daha sonra kitap haline getirilerek orjinal hali bir süreliğine de olsa tespit edilmiş bir incil’i görüp duyup okumuş olan, ya da kendisi görmese bile en azından böyle bir incilden bahseden herhangi bir havari, erken dönem aktarım, metin veya tarihi belge var mıdır? “
muhabbetçi: 18.09.2010: “Efendim simdi su yapiginiza bakarmisiniz. Isa’ya vahy geldimi diye bir soru soruldu! Nihayetine ona cevabi verdim hemde ordan burdan degil. Incilin ta kendisinden verdim, buna karsi birsey denmedigine göre, Incil vahy olarak indiginin kabul etmis bulunuyorsunuz, zaten aksi takdirde Isa’nin sözleri ile celiskiye girersiniz… Ayrica isin tuhaf taraf su ki, Müslümanlara saldirmadan, kurana laf etmeden hiristiyanligi tartisamayisiniz..Incil kitap olarak vardi ve bu kitabi bilincli bir sekilde Konseyde yok ettler.”
(bence hala ciddi bir anlama sorunu var ve hala abartmıyorum.)
gamaro: 27.09.2010: “Müslüman inancına göre İsa’ya vahy edilen tanrı sözü -kısa bir süreliğine de olsa- yazıyla tespit edilmiş ve gerçek bir kitap haline getirilmiş midir? Evet mi, hayır mı? (Başka şekilde sormak gerekirse, müslümanların “tahrif edilmemiş/orjinal” incil’den anladıkları şey tam olarak nedir? Bildiğimiz anlamda ciltli, sayfaları olan, açıp okunabilecek bir kitap mı, yoksa İsa hayattayken veya onun ardından dilden dile dolanan “sözlü” bir aktarım mı? Hangisi? )” gamaro: 28.09.2010: ” ..istersen adım adım gidelim ve benim de sormuş olduğum gibi, önce İsa’ya indirilen incilin orjinal haliyle kitaplaşıp kitaplaşmadığı sorusundan başlayalım.” gamaro: 30.09.2010: “Kardeşim, sen asıl şu orjinal incil kitaplaştı mı kitaplaşmadı mı bi cevap ver yahu.”
muhabbetçi: 02.20.2010: “Incil orijinalinden bahs ediyor ve bana soruyorsun. Incil kitaplasmadi. Isadan 150 yil sonra yazilmaya baslanildi. En eskisi su an hatirlamiyorum, Lukamiydi? Yoksa Markusmu? Neyse önemli degil. “
Hah! çok şükür muhabbetçi, yani nihayet anlamışsın soruyu. Kimine laf anlatmak zordur derler, sana bırak laf anlatmayı, soru sormak bile zor. Ama tüm bunların üzerine taktığın o son kurdeliyi de hatırlatalım ki, onu da dinleyenler takdir etsin artık; ” Efendim konunun icerigini iyice alip, konteksi ile beraber ve sorulan soruya göre baksaniz, daha bir kolay anlasilir idi. Ama tabi sizin isinize gelen kismini alip, diger kismi yok sayip, maksat disaridan okuyana” iste bakin celiskilere düstü” dedirtmek. Yemezler ! Sizin iki ayri sorunuz olmustur! a) Incil kitap olarak mevcutmuydu, yani yazilmis bir halde varmiydi!.. b) Incil ne zaman yazildi sorusu idi…”
Valla hem bu kadar geç anlayacaksın, hem bu kadar yanlış anlayacaksın, hem de biz yiyeceğiz yine paparayı. E o da güzel tabi.. (Matta Luka yuhannaymış, thomas’la bilmem ne de varmış, biz hiç duymadıydık zaten bunları, allah razı olsun.)
Saygin gamaro, benim yazdiklarimin hic birine bir cevap getirmediginz icin. Cevap getirmediginiz müddetce ne sizin sorularinizi cevaplarim, nede yazdiklarinizi okurum. Ben burada essek basi degilim efendim, hep yazacagim kaynaklari sunacagim, siz ve sizler gibileride görmezden gelecek.
Ayrica benim yazilarimdan alinti yapacaksan, hepsini al. Devami var o yazinin!
Sen rahatsiz olma, ben alayim yerine.
Buna cözüm geldimi? Hayir…Buna karsilik verdiginiz cevap, adeta gülünc olmustu
böyle birseyler yazmistin. Hatirliyorsan. Ve yukarida dileyen devamini okur, nitekim cok yazdik. Incilin kitaplasma konusuna gelince, yukarida cevaplar verildi, okumuyorsan, bu senin sorunundur. Senin icin, on dakkada bir, ayni cevaplari verecek halim yoktur.
yani konulara cevap vereceginiz yerde. Iste incilden alintilar vs..Onun yerine kisilik saldiri yapiyorsunuz. Baska birsey beklemedim.
Ama bosuna ugrasmayin, huyumdur..Üzerime gelindikce, dahada sakinlesirim…:)))
Siz saniyormusunuz tüm kaynaklari cumburlop hemen ortaya serip, üzerini örtmesine göz yumacagim?
Insallah pek yakinda isiniz azalir, gelirsiniz yazisiriz… Ama sorularima cevap alacagim, sizde sizin sorulariniza cevap alacaksiniz.
tek tarafli soru cevaplamak olacak ise, bosuna hic gelmeyin, zamaninizi harcamayin. Cünkü siz cevaplamadikca bende cevap vermeyecegim.
Yok, sen hala anlamamışsın, ve anlayacak gibi de görünmüyorsun muhabbetçi. Yani şu son mesajından sonra gerçekten ve tam bir anlama özürlü olduğunu düşünüyorum artık, senin ne okumaya niyetin var, ne de sana yöneltilen soruların aslında neyi sorduğunu farkedebilme gibi bir yeteneğin olduğundan bahsedilebilir.
Yahu kardeşim, ben sana İsa vahiy aldı mı diye birşey sordum mu? Hasta mısın nesin ya, ben sana böyle bir soru sordum mu? Cevap: Sormadım. Sormam da, çünkü böyle bir soru (İsa vahiy aldı mı) tarihle ya da belgeyle filan cevaplanabilecek bir soru değildir, sadece teolojik bir kabuldür, -ya da değildir ve reddedilir-, yani ya inanırsın ya da inanmazsın, hepsi bu.
Hristiyan olan elbette der ki İsa vahiy almamıştır. Çünkü bu onların inancına göre teknik olarak mümkün değildir. Mümkün değildir çünkü vahiy denilen şey peygamberler içindir ve yukardan gelir, oysa İsa’nın kendisi zaten yukardakinin aşağıya inmiş halidir. Ha şimdi sen bunu beğenirsin, beğenmezsin, mantıklı bulursun bulmazsın, onlar ayrı konu. Farz-ı misal, sen bir müslüman olarak incilden bazı cümleleri ayıklayabilir ve sonra bu cümlelere dayanarak İsa’nın aslında hristiyanlığın kendi kutsal kitabına göre de vahiy almış olması gerektiği sonucuna ulaştığını söyleyebilirsin. Peki bunun karşısında hristiyanlar ne yapar, onlar da bir kısım başka ayet, tefsir vs. örnekleri getirir ve tanrı planı içinde şu şöyleydi bu böyleydi diye notlar düşerek senin ulaştığın sonucun aslında doğru olmadığı yönünde fikir beyan ederler ve bu tartışma böyle devam eder gider. İyi de kardeşim, ben sana bunu mu sordum, bu nasıl bir anlama özrüdür yahu?
Yani allahtan ümit kesilmez diyor ve kırkbirinci kez tekrar ediyorum, bak iyi dinle; İsa eğer müslümanların kabul ettiği gibi sadece bir peygamber idiyse bile, onun tanrıdan aldığı ve insanlara tebliğ etmekle yükümlü olduğu bu vahiyler bütünü /manzumesi (yani allah’ın İsa’ya vahiy yoluyla indirdiği orjinal incil) İsa zamanında ya da ondan sonraki herhangi bir dönemde, kısa bir süreliğine de olsa asıl, bozulmamış ve orjinal haliyle kitaplaşmış mıdır, kitaplaşmamış mıdır?
Ben sana bunu soruyorum, sen bana incile göre İsa vahiy almıştır diyorsun ve incilden cümleler getiriyorsun. Yani sen istediğin gibi yap şovunu da, ama mevzu o değil şirin kardeşim, bunu anlamak bu kadar zor mu yahu? İncil vardı ama tahrif edildi, bu değil midir hepinizin söyleyip durduğu şey, e ben de soruyorum işte ; orjinal incil kitaplaşmış mıydı diye, did you understand? Yok ama, İsa vahiy almıştır, bu incilde bile yazılıdır.. Yahu tamam, aldı da, aldığı kitaplaştı mı? Bakın neden anlamıyorsunuz, İsa’ya vahiy inmiştir.. Enteresan ya, vallahi çok enteresan bir şifre..
Neyse ya neyse.. Üzerine gelindikçe ne olup ne olmadığınla ilgilenmiyorum. Ama ben de illaki tanıtırım kendimi sana, yani farz oldu artık, merak etme.
Ben de anlamadım. İncil bozuldu deyince neyi anlıycaz şimdi biz, gerçek incil aslında hiç yazılmadımı ? Yazılmadıysa niye yazılmadı, İsa allahın yanına alınınca muhammed’e gelinceye kadar allahın sözüyle kulaktan kulağa oynanırmı,?Ayrıca bi sorum daha var, Allahın sözü ne zaman kitaplaşıyor, ne zaman kitaplaşmıyor, kitap olmak için kriter ne? Allah bir peygamberle çok konuşursa kitap oluyor, az konuşursa olmuyor mu? Bir de Allah madem aynı allah, o zaman niye hep farklı isimlerle çıkıyor insanoğlunun karşısına, bunu çok merak ediyorum gerçekten. Yehova diyorlar, sonra Jeşua diyorlar, sonra allah diyorlar.. hep bi tek isim kullansa çok iyi olurdu bence.
Den wahren Namen Gottes auszusprechen, dies sei früher eine grosse Sünde gewesen, sagen Theologen. Wer dies täte, stelle sich über Gott und habe keine Ehrfurcht vor ihm.
Als Moses Gott nach seinem wahren Namen fragte; war seine Anwort: „Ich bin derjenige, der ist”. In hebräisch lässt sich dies mit „JHVH” ausdrücken und heisst: „Derjenige der ist”, das vollkommene Sein. Deshalb sagte er zu Moses: „So sollst du zu den Israeliten sagen: ICH BIN ,hat mich zu euch gesandt… Das ist mein Name für immer, und so wird man mich nennen in allen Generationen” (Exodus 3,13-15).
Der Name JHVH oder JHWH, wie er auch in der Tora steht, wurde deshalb nicht ausgesprochen, sondern beim Rezitieren mit dem Wort “Herr” wiedergegeben.
Heute sagen die Theologen, um sich Gott zu nähern und seine Bedeutung zu erkennen, braucht es Wörter, Namen für Gott, die das Herz öffnen. JHVH hat einen kalten Aspekt, da es nur im hebräischen verstanden werden kann, aber es soll Namen in allen Sprachen geben, um von allen Völkern dieser Erde verstanden zu werden.
Der Koran sagt: 20,8: “Gott! Es gibt keinen Gott ausser Ihm. Ihm stehen die schönen Namen zu.”
Ein Gottesnamen hat eine Wurzel, eine Zahl und einen Klang. Das Repetieren des Namens gemäss der ihm zugeordneten Zahl potenziert die Wirkung. Veranschaulichen lässt sich dies am Beispiel eines Quadrates, dessen “geometrische Wirkung” mit der Zahl 6 potenziert werden kann. Aus 6 Quadraten entsteht ein Würfel, dessen “geometrische Wirkung” der potenzierten Wirkung des Quadrates entspricht.
Nach Molla-Djafari sind im Koran 122 eindeutig erkennbare Namen Gottes genannt. Da der Koran Gottes Botschaft ausdrücke, seien diese Namen jene, die Gott sich selbst gibt. Ein Hadith (von Abu Hurayrah überliefert) sagt aber aus: “Es gibt 99 Namen, die nur Allah gehören; wer diese lernt, versteht und rezitiert, wird ins Paradies eingehen”.
Streng genommen gibt es so viele Namen, wie es erkennbare Eigenschaften gibt. Diese Anzahl variiert je nach Grad des Bewusstseins und damit der Erkenntnisfähigkeit. In einigen Schriften liest man von 26 000 oder gar 144 000 Namen, oder es wird auch gesagt, dass 1000 Namen den Engeln offenbart wurden, 1000 den Propheten, 300 in den Psalmen des Davids, 300 in der Tora, 300 im neuen Testament der Bibel und 99 im Koran.
Die Fähigkeit Gott zu begreifen, sich ihm zu nähern und ihn wirklich zu erkennen, werde also gefördert über das Arbeiten mit den verschiedenen Gottesnamen, die Gefühle wecken, die zum Ziel haben, über und mit einer positiven Haltung und Öffnung eine möglichst grosse Annäherung an Gott zu schaffen.
Sayin gamaro, her ne kadar ben bazen agir yazsamda asla size karsi ” Hastamisin, belamisin ” misali seyler yazmadim. Yazmamda!
Sinirlendiginizi düsünerekten, görmemisten geliyorum.
diyorsunuzki:
Sorunuza gelince, Hz Isa’ya vahy geldi. Bunu Incil söyler ben degil. Biz söyleyince, bu gercekleri dile getirince kiziyorsun, ama Hz Isanin kendisi söyle diyor:
Iyide incil dahi vahy aldigini söylüyor. Kendi agzindan kendisi ” ben kendiligimden konusmam, Tanri bana emretti ” diyor. Bu vahy degilse, nedir bu?
Tabi bunlari yok sayacaklardir, cünkü sizinde belirttiginiz gibi, sayet bunlari kabul ederlerse, o zaman Isa bir Peygamber olur. Tanrisal yönü yok olur aniden. Ki ben her zaman derim, incilden isanin tanriligi cikmaz, tam tersi cikar.
Bütün bu sözlere ragmen, incilin gercegine ragmen. Türkiye Bagimsiz Protestan kiliseleri basin danismani Isa Karatas su sözleri söylebiliyor: i
Gerçekleri Saptıranlar isimli kitaptan alinti.
Gercekleri bu kadar saptirabilene bilmem ne demeli, yukarida incil icin isa söyle buyurmuyormuydu:
oradan buradan almiyorum. Incilden aliyorum. Kendi kaynaklari.
Simdi siz bana soruyorsunuz ki ” Isaya incil indirildimi” bende evet vahy aldi diyorum. cünkü ALLAH gökten kitap indirmez, ki bunu sizde kabul etmis ve tasdik etmistiniz. O zaman ne gelir gökten? Vahy gelir.
Bu Vahy ne oldu peki?
Havariler yazdilar, ve yazili belge olarak bircok havari yazmis bulundu. Ne kadar dogru tartisilir ama 300 den fazla incilin varligindan bahs edilir. Peki simdi soruyorum, nerede bu inciller? Dört incil diye sinirlandirmis olan Konstantin neye göre bunlari secti?
Vahymi aldi? Kriterler nelerdi? Niye diger inciller yok sayildi.
misal Thomas incili var, ve bulundu. Ve oradaki Isa bambaska bir isa.
Simdi katolik kilisesi o incili kabul etmiyor, neden?
Oysa o en eski incil diye kabul ediliyor.
Buyurun onu kabul edelim?!
Edemezler, cünkü orada iki müthis ayrinti var.
a) Tanri bir evde bir cemaatin tekelinde olamaz o incile göre.
b) Isa Tanri degil, apacik bir insan ve peygamber oldugu vurgulanir!
vs vs vs
Birincisi, İsa’ya incil diye bir kitap indirildi mi diye soran ben değildim, xenix’ti. Sen onun bu sorusu karşısında kitap değil ama vahiy indirildi demiştin ve xenix’i “vay canına, ben de zaten gökten lap diye kitap düştü zannediyordum” demek zorunda bırakmıştın.
Bense sana daha farklı birşey sormuştum. (Yok ama, artık bi daha tekrarlamayacağım, çünkü sen kimin sana ne sorduğunun farkında değilsin/ olamıyorsun. Aynı anda kırk çeşit kement atacağım diye dikkat dağınıklığı yaşıyorsun ve duymadan konuşuyorsun. ) Evet sana hasta mısın dedim, çünkü sen şu tablo içerisinde böyle bir uyarıyı hakettin. Bununla birlikte mesajlarına “sayın gamaro” diye başlaman seni saygın yapmaya yetmez. Bağırır gibi yazı yazmak, bolca ünlem kullanmak, karşındakini dinlememek ve bilgi-birikimini tanımadığın insanlara karşı “bilmiyorsan dinleyeceksin” demekle de saygılı filan olunmaz. (Önemse ya da önemseme, yani nasıl istiyorsan öyle şekil ver kendine.)
Sadede gelirsek, apoloji ile apolejetik arasında gidip geliyorsun. Bunun anlamı şudur; bir yandan akla seslenirken (ilim, mantık, tarih vs.) öte yandan temel dini dogmaların akılla kavranamayacağını öne sürmek gibi bir sakatlık taşıyorsun. Ama bununla da bitmiyor sakatlığın, çünkü kendi inancının temel dini dogmalarının akılla kavranamayacak noktaları olduğunu bilmene rağmen, bir başka inancın temel dini dogmalarını akılla yargılamaya kalkıyorsun. İlim, bilim, tarih, belge, mantık vesaire diyorsun, ama hiçbirini dogmatik bir klavuz edinmeden değerlendiremiyorsun. Yani? Biçim olarak rasyonel, içerik olarak irrasyonelsin.
Aquinalı Thomas’ı azıcık tanıyan birinin onu bir kaç incil alıntısı ile alt edebileceğini düşünmesi, hatta bunu “kendince nesnel bir donanımla” yürütmesi çok tuhaf. (evet, kendince nesnel bir donanım, yani çok üzgünüm ama daha uygun bir kelime bulamadım böyle bir sakatlığı tarif edebilmek için) Daha avam söylersek, bir müslümanın hristiyan teolojisinin tanımladığı tanrıyı mantıksız bulması kadar mantıksız bir şey olabilir mi acaba? ( Ademle Havva’nın yediği elma yüzünden tanrıyla şeytanın iddialaşmasını ve insanoğlunun yeryüzü macerasının bu şekilde başladığını mantıklı bulanlar, göklerdeki babamızın insana sunduğu kurtuluş planını mantıklı bulmuyorlarmış.. e o da güzel tabi.)
Neyse, dedim ya biraz bekle. Ve ben seninle her şekilde tartışırım merak etme. Vicdan, ilim, milim derken Thomas Pain’in de kahvesini içeriz en sonunda. Seni araya alamayışımın sebebi bu aralar gerçekten çok az vaktimin olmasıydı (yani daha önemli işlerim var, iş hayatı malum) ayrıca önemli bir kitabın çevirisi ile uğraşıyorum ve arada konsantrasyon kaybı yaşamak istemiyorum. Ama çok fazla bekletmeyeceğim, söz. Tamam mı yavrucuğum?
“bir müslümanın hristiyan teolojisinin tanımladığı tanrıyı mantıksız bulması kadar mantıksız bir şey olabilir mi acaba?”
ben bayıldım bu cümleye, çok güzel olmuş:-)
Sevgili arkadaşım, İsa Mesih peygamberimiz değildir demişsin, ne yazıkki bu doğru bir tarif değildir. Teolojik olarak hem insan, hem peygamber, hem kahin, hem Tanrı, hem Tanrı Sözü, hem Oğul, hem Tanrı’nın Oğlu, hem Rab, hem Mesih’tir..
İsa Mesih “sadece bir” peygamber “değildir”. Şeklinde yazarsan daha doğru olur.
NOT:Bu mesajı yayınlanması için değil yazı sahibine destek amaçlı gönderiyorum, yayınlanmasa da olur.
kuranı kerimde yaratıcıyı ya sonsuz övgüler vardır.
yani yaratıcı en zirvede.
bu kötümü
hayır.
peygamberlere övgü vardır.
özellikle h.z isa,h.z musa,h.z muhammed
bu kötümü
hayır
kuranda bütün kötülüklerden uzak durulması emredilir
bu kötümü
hayır
islam dinini hakkıyla yaşıyanlar huzur buluyor
bu kötümü
hayır
…öyle bu dinin neresini beğenmiyor ,inkar ediyorsunuz.
hristiyanların 4 kitabı var
protestnlar,katolikler ve diğer leri..hepiniz birbiriyle tartışma halindesiniz
bu iyimi
hayır
islamın bir kitabı var,çatışma yok
bu kötümü
hayır
ortaçağa karanlığa boğulurken,insanlar diri diri engizisyon mahkemelerinde derisi yüzülürken,çarmıha gerilip yakılırken hristiyanlık ortaça insanına huzur getirdi diyebilirmiyiz
hayır
islamın en mükemmel yaşandığı asrısaadette insanlar güven ve mutluluk içinde yaşıyormuydu
tabiiki evet
domuz gibi iğrenç ,tıbbın zararlı olduğunu kesinlikle kabul ettiği bir hayvanı yemenize hoş gözle bakan bir din ,yani hristiyanlığımı
yoksa insanın sağlığı huzuru için kan,domuz,içki,leşi haram sayan bir dinimi kabul etmek istersin
islamı seçerim
herşey ortadayken
neden islamı inkar ediyorsunuz
zinayı,komşu hakkına tecavüzü,faizi,haramı,adam öldürmeyi yasaklayan bir din neden size itici geliyor
zina,tecavüz,faiz,haram,adam öldürmek serbestmi olsun isterdiniz
güzelliklere ait ne varsa herşeyi içinde barındıran islamdan niçin nefret ediyorsunuz
zinayı,katletmeyi,faizi,içkiden nefret etmiyormusunuz
gökten h.z.isa gelip size islamı inkarmı edin dedi?
bilmediğimiz bir delilelemi sahipsiniz?
merak ettiğim birşey var.
özellikle hristiyan bir arkadaş cevaplayabilirse çok sevinirim.
bir müslüman, Kuran ın kesin olarak değişmediğine ve değişmeyeceğine, diğer kitapların ise hepsinin değiştirildiğine inanır.
peki bir hristiyanın kendi kutsal kitabı ve diğer kitaplar hakkında ki düşüncesi nedir?
Şöyle özet bir cevap verilebilir sevgili denge;
Herkes kendinden sonra gelen kitabın ilahi olmadığı hükmündedir. (Bununla birlikte kendinden önceki kitapların doğruluğundan şüphe etmez.)
Ancak sadece kuran’dır ki; hem kendisini son kitap olarak takdim edip, hem de kendinden önceki bütün kitapların tahrif edilmiş olduğunu iddaa eder.
Hani bi şarkı var ya, “ne senden öncesi ne senden sonrası” diye, işte onun gibi bişey. Hali hazırdaki islami söylem bu bakımdan benzersizdir.
(Gerçi bu söylemin tarihselliği irdelendiğinde bir hayli allengirli şey çıkar insanın karşısına.. yazıldı mı yazılmadı mı, bozuldu mu bozulmadı mı, bozulduysa evvala tam mıydı vesaire, tam bi muamma. (forumdaki tartışmalar dikkatinden kaçmamıştır.) Erken dönem pek çok islami düşünürün – örn. buna Gazali de dahildir- eline alıp okuduğu incili tahrif edilmiş bir kitap olarak değil de, kutsal ve semavi , ancak yanlış ve abartılı bir şekilde yorumlanmış bir kitap olarak kabul ettikleri görülebilir.. Buna karşın resmi tez sürekli “tahrifat” kavramını kullanır, tüm bunlar kardeş kardeş yuvarlanır.)
Özetle; islam’ın kuran dışında ne varsa tahrif edilmiştir söylemi ilk başta kulağa hoş gelen bir estetik içerebilir, ama aynı zamanda kurcaladıkça kendi üzerine dolanıp duran bi düğüm gibidir. (İncil meselesi bunun en somut örneğidir aslında. Bir müslüman için incil tahrif edilmiştir demek kolaydır, ama aynı müslüman bu cümlenin peşine samimice düşer ve eldeki bilgileri yansız bir biçimde değerlendirip bi sonuca ulaşmak isterse şöyle bişey çıkar karşısına; yani aslında edilmemiş gibi duruyor, ama edilmiş de olabilir tabi duruma göre, hatta bu kitabın orjinali sanki hiç yazılmamış, ama yazılmış olması da gerekirdi aynı zamanda, valla kafam karıştı falan filan..)
teşekkürler sn. gamaro.
acaba doğru mu anladım?
yani bir hristiyan için Kuran ilahi bir kitap değildir. incil ilahi ve orjinal bir kitaptır. aynı zamanda bir hristiyan incilden önceki kitapların doğruluğundan şüphe etmez.
Evet, hristiyanlık kuran’ın ilahi bir kitap olmadığını, insan ürünü olduğunu beyan eder. Tıpkı müslümanlığın bahailiği ve Akdes kitabını reddettiği gibi.
Buna karşın hristiyanlık için eski ahit (tevrat , zebur ve diğer peygamberlik bildirgeleri) hem kutsal hem de bozulmamış kaynaklardır. Hristiyanlar İsa’nın gelişiyle eski ahitin bir kısım hükümlerinin kalktığına (veya yenilendiğine) inanmakla birlikte, genel olarak söyledikleri şey bu kitapların yorumlanışı sırasında özün kavranamadığı, zamanla şekilciliğin inanç haline geldiği ve hakikatın kaçırıldığıdır. (İsa’nın kendi mesajını yaymaya başlamadan önce yahudi hahamlarla tartıştığı ve ibadethaneyi ticarethaneye çeviren esnaf ve satıcıların tezgahlarını devirip dağıttığı anlatılır. Ayrıca incil’i açıp bakarsan pek çok yerde “ve imdi şöyle şöyle oldu ki, daha önceden yeremya veya yeşaya aracılığıyla bildirilmiş olan yerine gelsin/ tamamlansın” vs. gibi ifadelerle karşılaşırsın.) Ama hiçbir zaman tevrat aslında şöyleydi, zebur bozuldu, tahrif edildi, bunların asılları kayıptır filan dememiştir.
“Şüphesiz, Allah katında tek din, İslâm’dır.”(Âl-i İmran Sûresi, 19) “Kim, İslâm’dan başka bir din ararsa, bilsin ki; kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.”(Âl-i İmran S., 85)
hristiyanlarda incilden ayetlerle örneklerse hristiyanlıktan başka dini kabul etmediklerini kanıt için daha açıklayıcı olur düşüncesindeyim.
Çok Üzüldüm Şimdi..!
Hazretin verdiği referansa bak!
“DAMARDAN TEVRAT ve İNCİL OKUMALARI.” diye bir yazı dizisine başladım bu akşam, ve gönderdim. Tevrat’ tan başlayıp İncil’e doğru gideceğim. Göreceğiz şu yere göğe sığdıramadığınız İncilin Eski ve Yeni Ahit’ te neler yazdığını.
Hazırmısım Bay gamaro? Tabii yazılarımız tarafgirlik sansürüne takılmazsa. Çünkü site yöneticileri hakkında çok fazla bir bilgim yok.
İyi akşamlar herkese. Kısmetse yarın görüşürüz.
Sen gerizekalı mısın?
Yoksa hem paranoyak hem gerizekalı mısın?
Site yöneticileri hakkında bilginiz yok fakat, Tevrat ve İncil hakkında da bilginiz olduğunu sanmıyorum. Ordan burdan kopyala yapıştırlarla olmuyor bu işler sn yücel.
xenix
Bu zırva tiplerden bana gına geldi artık.
Birisi sevgili arkadaşım diye başladığı cümleyi aletini göstererek bitirir, öteki kendi kendine nezaket gösterir, beriki becerir becertir.. Allah peygamber hadis ayet dışında siteye katkı ne?
Ve şimdi bi de adam yerine koyup cevap vermek mi.. Hadi ordan adsız zerzavat.
Sayın Şeref bey, Denge isimli arkadaşımız bir soru sormuş, Gamaro isimli arkadaşamız da cevap vermiş. Soru normal bir şekilde sorulmuş, cevap da gayet normal (yoksa cevap yanlış mı diyorsunuz?) Neden deli dana gibi davranıyorsunuz?
Bu ne şiddet, bu ne celal gamaro ?
Bay gamaro’ dan inciler:
– “Sen gerizekalı mısın?
Yoksa hem paranoyak hem gerizekalı mısın?”
……………;)
“ Ve şimdi bi de adam yerine koyup cevap vermek mi.. Hadi ordan adsız zerzavat”
Ne inci mercanlar varmış sende de haberimiz yokmuş meğer:
Tut ki ben de sana “sen çok akıllı, çok zekî bir insansın,” dedim.
Yarın Allah huzurunda ikimiz de yalancı çıkarız…
Şu yaptıklarınıza bakın. Siz her şeyi yazıyor, çiziyorsunuz. Müslümanların inancına, kültürüne her türlü hakareti yapıp, küfür edebiliyorsunuz. Buna mukabil bize savunma hakkı da yok öyle mi?
Sizler beyzbol sopası ile birinin kafasını parçalar, sonra da: “Kafasını parçaladığımız adamdan sıçrayan kan gömleğimi kirletti,” diye koşa koşa Avrupa Mahkemelerine müracaat edersiniz. O modern (!) hukukunuz da kafası parçalanan adamı tazminata mahkum eder.
Hem adamın ayağına basarsınız,
Yaz yaz. Sinirle hareket edince daha bi güzel fışkırıyor damardan. Ebubekir bak bu da evrensel 🙂
Çaktırmadan ben çok zekiyim demenin yollarını öğreniyoruz. :))
Biz kiii yedi cihana bedel zekaya sahibiz. Ünsüzüz amaaa düşünürüzzz…
xenix
Mısır tanrılarını inceliyor, bir anlamda “Mısır tanrıları arasında geziniyordum”..Horus’la ilgili bilgileri okurken şöyle bir cümle dikkatimi çekti; “Horus; Osiris’le İsis’in oğlu. Cennet’in hükümdarı, yeryüzünün kralı ve kutsal şahin olarak kabul edilir.” Bu cümleye, neden bilmiyorum, kafam takıldı. Tekrar tekrar okudum. Bu cümlede beni çelen birşey vardı ama, ne? Sonunda buldum: Baba-oğul-kutsal ruh..Teslis..Cennet’in hükümdarı=baba(rab/tanrı), yeryüzünün kralı=oğul (isa/mesih), Kutsal şahin=kutsal ruh..Acaba Mısır tanrısı Horus’la, Hıristiyanlığın peygamberi İsa arasında bir bağ olabilir mi..? Bunun üzerine “yeni bir gezinti” yaptım, bu kez Mısır, hıristiyanlık ve incilleri kapsayan bir gezi. Çok ilginç bilgiler buldum. (Ne yazık ki hepsini buraya taşıyamam, fazlasıyla teknik, fazlasıyla felsefik ve fazlasıyla ayrıntılı olur, okuyucu sıkar.) Kaynakların çoğunluğu, İsa-Horus, İsa-Dyonissus, İsa-Mithra ilişkisinden bahsetmekle birlikte, özellikle İsa-Horus bağlantısı üzerinde duruyor. Konunun en genel bilgilerini içeren bir yazıyı aşağıya alıntılıyorum. Araştırırsanız çok daha ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz.. ……………. Hristiyanlık, aslında yahudiliğin hellenleştirilip(hellenizm), Pagan/putperest dinine dönüştürülmüş halidir.. İncil’in içinde pek çok pagan öğesi bulunmaktadır…İsa’dan önce de ölen ve dirilen pagan Tanrıları vardı..Grek- Romen etkisinde büyümüş hristiyanlık da bu Greko-Romen pagan dinlerinin devamı niteliğindedir..(Greko Romen pagan inançları hristiyanlığı öyle etkilemiştir ki İncil bile İsa’nın konuştuğu dil olan Aramice ile değil, grekçe yani Yunanca ile yazılmıştır) İsa’nın “Tanrı oğlu” yahut “Tanrı’nın özünden Tanrı”….vs olması,İsa’nın kanıyla günahlarımızdan/suçlarımızdan arınma fikri(İbraniler 13:12,Rom 3:25-26..vs) ,İsa’nın ölüp dirilmesi ve şeytana karşı “zafer”kazanması ve daha pek çok öğe Hellenistik dönemde oluşmuş Greko Romen Pagan dinlerinin ayrıca bunlara bağlı mistik gizem kültlerinin etkileri sonucudur… Dionysos’tan başlayalım… Dionysos Greklerde “şarap Tanrısı” idi..Bu gizem kültünün MÖ 300-200 yıllarında oluşup çok hızlı bir şekilde yayıldığı söylenmektedir..Dionysos Roma’da Bakkhus ile özdeşleştirilmişti.. Mesela Dionysos da 25 Aralıkta doğmuştur, geleneğe göre İsa’da 25 Aralıkta doğmuştur… İncil’deki bölümlerin hepsi Grek pagan dinleri etkisinde Grekçe yazılmış metinlerdir…Ama bütün incillerin arasından Grek pagan etkilerinin, gizem kültleri etkilerinin en çok görüldüğü İncil “Yuhanna incili”dir…Pavlus’un mektupları da aynı şekilde Grek pagan inançlarından büyük oranda etkilenmiştir…Bu incili paganlıktan dönmüş kişilerin yazdığı sanılmaktadır(olasılıkla Efesliler) Yuhanna incilinde paganizmden kaynaklanan pek çok “mistik” ve “gizem” anlatımları bulunmaktadır… Örneğin incildeki şu gizemli ve mistik anlatım: “Yuhanna 6:53 İsa onlara şöyle dedi: «Size doğrusunu söyleyeyim, İnsanoğlu’nun bedenini yiyip kanını içmedikçe, sizde yaşam olmaz. Yuhanna 6:54 Bedenimi yiyenin, kanımı içenin sonsuz yaşamı vardır ve ben onu son günde dirilteceğim. Yuhanna 6:55 Çünkü bedenim gerçek yiyecek, kanım gerçek içecektir. Yuhanna 6:56 Bedenimi yiyip kanımı içen bende yaşar, ben de onda.” (benzeri anlatımlar Pavlus’un mektuplarında da bulunur) (Bugünkü İranın ataları olan Perslerin “Mitra” efsanesinde de Mitra, “Benim etimi yiyen, benim kanımı içen ölümsüz olur” der- Ercan Baş-) Çok tuhaf ayetler değil mi? Bu ayetlerin yahudi kaynaklı olmadığı bilim adamlarınca belirtilmiştir.. Peki bu ayetlerin kaynağı nedir? Greklerin pagan (Yunan) Dionysos ve (Frigya) Attis kültüdür…Bu ayin bir pagan ayiniydi..Dionysosçular da sembolik olarak (hatta bazen bir hayvanı kurban ederek onun etini sembolleştirip) Dionysos’un etini yiyip kanını içiyorlardı….Bu sembolik ayin ile Dinysos’un ruhuyla birleştiklerine,ölümsüz olduklarına, arınıp yeniden doğduklarına..vs inanıyorlardı…(Prof.Barry Powell’in belirttiği gibi) Bugün kiliselerin hepsinde gizem kültlerine ait bu eski pagan ayini yapılmaktadır…özellikle katolik ve ortodoks kiliselerinde ekmek bölünür..İsa’nın eti ya da bedeni denilerek yenir. Kırmızı şarabın, gerçekten İsa’nın kanına dönüştüğüne inanılır “İsa’nın kanı” diyerek içilir… Yuhanna incilinin yazarı (yahut yazarları) da Paganların bu ayinini, İsa’ya uyarlamışlardır,İsa’nın ağzına koymuşlardır yukarıdaki örnekte olduğu gibi… Ayrıca sadece Yuhanna incilinde bulunan (çünkü yuhanna incili Pavlus’un mektuplarıyla beraber Paganizmden en fazla etkilenmiş yazıdır) ilginç başka bir hikaye daha vardır: “Yu 2:7 İsa hizmet edenlere, «Küpleri suyla doldurun» dedi. Küpleri ağızlarına kadar doldurdular. Yu 2:8 Sonra hizmet edenlere, «Şimdi bundan alın, şölen başkanına götürün» dedi. Onlar da götürdüler. Yu 2:9-10 Şölen başkanı, şaraba dönüşmüş suyu tattı.” Evet “Suyu şaraba dönüştürme”…İlginç bir mucize… İsa’nın şarapla ne ilgisi vardı? Bu ayetin kökeni de şarap Tanrısı Dionysos’tan gelmektedir… Dionysos da aynı İsa gibi suyu şaraba dönüştürmüştü…Ve bu mucize Dionysos inanlılarınca sürekli dile getiriliyordu…Yuhanna incili yazarları bu mucizeyi kendi tanrıları olan İsa’ya uyarlayıverdiler.. Peki İsa’nın üçüncü gün ölümden dirilmesi anlatımı nereden geliyordu? Bu fikir orijinal miydi? Hayır değildi.. Bu fikrin kaynağı da pagan Dionysos kültüdür… Dionysos’un dirilmesi ile ilgili farklı anlatımlar vardır…Çoğunda Dinysos ölür gömülür ve sonra ölümden dirilir!! Hatta Dionysos’un ölümden dirilmesi bu pagan dininin taraftarlarınca her yıl kutlanıyordu…. İncil yazarları da bu “ölüp dirilme” hikayesini Dionysos’tan alıp İsa’ya uyarladılar.. Ayrıca Grek pagan dinlerinde MÖ 400 yılından itibaren “pharmakos” kavramı önem kazandı..Pharmakos “günah keçisi” anlamına gelir… (en.wikipedia.org/wiki/Pharmakos) Dionysos’da kutsal “pharmakos” idi…Yani aynı İsa gibi kaderinde acı çekmek ve “insanların iyiliği için” insanların menfaati için ÖLMEK vardı,ölmesi gerekiyordu…İnsanların günahlarını kanıyla affettiriyordu…(bkz.”İsa gizemleri” adlı kitap) İncilin yazarları da aynı teolojiyi İsa’ya uyarladılar…Böylece İsa’nın da ölmesi günahları bağışlatmak için kurban olması gerekiyodu…Yani pagan dininden alıp hristiyanlığa koydular..(ilk önce Pavlus koydu) Hristiyanlığın ikinci kaynağı ise Mitracılık idi…Bu da Dionysos kültü gibi bir gizem kültü idi…Pek çok bilim adamı ve yazar Mitraizmin hristiyanlığı doğrudan etkilediğini söylemektedir… Bazı hikayelerde bazı ayrıntı farklılıkları olsa da Roma Mitrasının da Hristiyan İsası ile benzeşen pek çok yönü vardır.. Mitracılığın Roma versiyonunda (İran değil sadece Roma Mitra versiyonlarında Mitra ölür ve dirilir) Mitra ölüp dirilmiştir…Kendini insanlık uğruna “feda” etmiştir…Dirilişi pagan taraftarları tarafından kutlanmıştır.. Ayrıca genel olarak pagan dini inanırlarının önderlerinin giyim tarzları da bugünkü katolik ve ortodokslarınkine benziyordu çok şaşaalıydı…Tapınaklarının süslemeleri de bugünkü katolik ve ortodokslarınki gibi çok süslü ve görkemli idi… haç ve “balık” sembollerinin zaten pagan kökenli oldukları biliniyor… Çeşitli hristiyan sanatları resimleri de direkt Mitracılık ve Dionysos sanatlarından ayrıca çeşitli pagan Yunan dini sanatlarından gelir.. İsis.. Mısır tarihinin başından sonuna kadar, İsis, Mısır’ın en büyük tanrıçası olmuştur. Yararlı bir tanrıçadır ve sevgisi tüm yaşayan canlıları kapsayan bir annedir. Kimi zaman başı üzerinde yer alan bir yıldız ve beyaz tacıyla, kimi zaman da kucağında çocuğunu emzirir, süt verir halde tasvir edilen ve Mısır metinlerinde Sirius gibi “vericilik” özelliğiyle nitelenen İsis, aynı zamanda Osiris’in beden parçalarını bir araya getirmeye çalışan bir ilahedir. Şefkatli bir anne gibi verici olan İsis’in diğer belirgin özellikleri sorumluluk taşıması, vazifesine bağlı olması ve sadık kalmasıdır (Ona tapınma Mısır’ın sınırlarının çok ötesinde İngiltere’ye bile yayılmıştır.) Aslında, erken Hristiyanlık, O’nun bazı özelliklerini Bakire Meryem’e atfetmiştir. Şevkatli ve koruyucu anne olarak, onun kültüne yakın olan doğu insanlarına İsis çekici gelmiştir. Hiç kuşkusuz, birçok Madonna ve çocuk ikonaları, çocuğu Horus’u emziren İsis görüntülerini çağrıştırır HORUS VE İSA Hıristiyanlıktaki teslis inancının (üçleme – Baba, Oğul ve Kutsal Ruh) da başka inançlardan alındığı bellidir. Mısır inançlarında da teslis vardır. Bu teslis inancı Hz. İsa’dan yaklaşık üç yüz yıl kadar sonra hıristiyan inancına uyarlanmıştır. “Antik Tanrı” dedikleri İsis’in heykelcik ve resimleri Meryem Ana ve Çocuğuna dönüşmüştür. Horus Mısır’da Tanrının oğlu idi. Hıristiyan kilisesi ve eski Mısır arasında inanılmaz bağlantılar vardır. Hz. İsa dünyanın ışığı idi. Horus’da dünyanın ışığıdır. Hz. İsa bakire Meryem’in oğlu. Horus’da bakire İsis’in oğludur. Hz. İsa’nın 12 havarisi vardır. Horus’un da 12 takipçisi vardır. Meryem’in kucağında İsa’yı tasvir ettiği resim ile Mısırlıların İsis’i kucağında Horus’u tasvir ettiği resim ayrıdır. (Burada müdahale etmem gerekiyor..Horus “bakire ana”dan doğmamıştır. Babası Osiris’in ölümünden sonra, annesi İsis’in büyü gücüyle, Osiris ve İsis’in oğlu olarak, ama, “babasız” olarak doğmuştur..”Ercan Baş” ) Aynı şekilde Mitra, Diyonissos, Attis, Krişna aynı özellikleri gösterir. Hepsinin doğumu 25 Aralıktır ve hepsi çarmıha gerilmiştir..(Krishna=Hindistan) ……….. (Not: Bu araştırmalar sırasında, bizim hıristiyanlığın sembolü olarak bildiğimiz “haç” ın, hıristiyanlıktan çok daha eski bir sembol olduğuna dair de, pek çok kaynakla karşılaştım,ama, bunun o kadar önemli bir ayrıntı olmadığını düşünüyorum..)
ALINTIDIR…
Tamam işte, osirisle isis tabi, ne var bunda?
Tek bir hücrenin altmış trilyon hücreye dönüşüp beden bulması, doğadaki intizam, atomlar, gezegenler, yıldızlar ve bunlara bakan herkes Osiris’le İsis’i göremiyorsa kalpleri mühürlüdür elbet.
Thomas Paine yolunuzu açık etsin. Ama yok etmesin diyosanız o zaman da şöyle bişi oluyor ; “yav herkes dizi manyağı olmuş hayret bişey, oysa ben bi tek yaprak dökümünü izliyorum, çünkü diğerleri çok mantıksız.”
Hristiyan Nedir?. Hristiyanlık nedir? Hristiyanlar neye inanır? Önce bunları dogru öğrenelim de sonra islama bakışlarını konuşuruz..
Tanrı insanları iyi amaçlarla yaratmıştı, bütün insanların Kendisiyle birlikte cennetinde mutlu ve esenlik içinde yaşamasını istiyordu. Her türlü olumsuzluktan, kötülükten uzak olan kutsal Tanrı insanların da böyle yaşayarak O’nu yüceltmesini istiyordu.
Ancak insanlar günah işleyerek O’na başkaldırdı. Yeryüzünde günah işlemeyen kimse yoktur. çünkü herkes şu ya da bu biçimde Tanrı’nın hoşuna gitmeyecek sözler söylemekte, eylemleri gerçekleştirmekte ya da aklından olumsuz düşünceleri geçirmektedir. Bunların hepsi günahtır. İnsanlar günah işledikleri için Tanrı’dan uzaklaştılar. Giderek daha çok mutsuzluk, yalnızlık ve çözümsüzlük içinde yaşamaya başladılar. Günahın bedelini ödüyorlardı. Tanrı adil olduğu için günahları yargılamak durumundadır ve günahın cezası ölümdür. Bu ölüm insanın Tanrı’dan ayrı, uzak olması anlamındadır.
Ancak Tanrı insanları sevdiği için onların yine cennete girebilmesi amacıyla bir yol bulmak istedi. Ve Kendisinden bir öz olan İsa’yı dünyaya yolladı. “Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlunu verdi. öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, ama hepsi sonsuz yaşama kavuşsun” (Yuhanna 3:16).
İsa Mesih bir insan olarak bu dünyaya geldi. Bir bebek olarak doğdu, gençliğini yaşadı ve her zaman Tanrı’nın arzusuna göre davrandı. Hiç günah işlemedi. Konuşmalarında bu dünyadaki insanları kurtarmaya geldiğini vurguluyordu. Sonunda bu kurtarma eylemini ölerek gerçekleştirdi. Bütün insanların günahı için İsa çarmıhta öldü. İşledikleri günahlar, suçlardan dolayı insanların almaları gereken cezayı İsa üstlendi. Artık hiç kimse günahlarından dolayı acı çekmek, baskı görmek, ölmek zorunda değildir. çünkü İsa çarmıhta bütün dünyanın uğruna öldü. İsa’yı bir mezara koydular. üçüncü gün ölümden dirildi. Böylece İsa’nın sağladığı kurtuluşun gerçek olduğu kanıtlandı. İsa dirildiğine göre O’na inanan herkese sahip olduğu sonsuz yaşamı verebilir.
“Hristiyan Nedir?. Hristiyanlık nedir? Hristiyanlar neye inanır? Önce bunları dogru öğrenelim de …”
ee, yazılı da yapıcan mı sonra?
sizler ne tuhaf tiplersiniz yahu… adam hakkaten anaokulu öğretmeni moduna girmiş iyi mi.. Arius’la iznik konsilini de biliyodur kesin..
-bu arada kontrol ve denge harika, sabahki salyalı felsefe tarifinin ardından façayı da düzeltmiş şip şak, oh yine bilge olduk maşallah..
“Hristiyan nedir, islama bakış açısı nedir?”
Hakkaten enteresan bir soru olarak duruyor.
Bir inanç düşününki sayın arkadaşım;
Rab İsa diyor ve Kutsal Kitap’la ilgileniyor.
Sizin en son diye nitelendirdiğiniz İslam onun için yok.
Yok olan bir şeye nasıl bakılabilirki?!
hahahahha dincilerin, ki hepsi aynı topun kumaşıdır, benim dinim senin dinini döver konusu olmuş…
…eğlenceli.
Öğrenelim de, bunu senden mi öğrenelim yoksa bir hristiyandan mı öğrenelim?
xenix: En iyisi sen de islamı hristiyanlardan öğren.
xenix;
Biz öğrendiğimizi yaşayalım. Sizde öğrendiğinizi yaşayın. Hristiyanlarda öğrendiğini yaşasınlar:)
Köpüklerde sizin olsun. Arada götürülecekleri site yönetimi götürsün. Site getirisinin yarısı dinle ile ilgili reklamlardan:)
Sonsuz us bide anketinize katılmıştı. Kendi ülkesinde yüzde 0 din görevlisi, teolog oluşturmuştu. Kendi ülkesindeki sonsuz us’un gelirleri azalacak:)
Dinle ilgili reklamlara bakıyorum da gerçekten. İslami evlilik sitesinin reklamı ile harun yahya çıkıp duruyor.
xenix
Sonsuz us’un kendi ülkesinde neyseki bunlara tanık olmayacaklar. İslami evlilik siteleride onlardan para kazanıyorlar. Tıpkı sonsuz us’un bunlardan kazandığı gibi. HY’ yi geçelim:) Ben bile bi avam olarak ondan daha iyi yazıyorum. Unutmadan IQ’m 90’ın altında:)
iki üstteki yazının sahibiyim:)
Bana sorarsanız, bir çok dini siteden daha iyi öğretiliyor din, sonsuz.us ta. Evlilik siteleriyle ilgili durumu nedir bilemiyorum. Burada pek evlenen olmuyor ama dinini öğrenip giden çok kişi oldu diyebilirim.
xenix
xenix tarafından Per, 30/12/2010 – 22:30 tarihinde gönderildi.
Öğrenelim de, bunu senden mi öğrenelim yoksa bir hristiyandan mı öğrenelim?
xenix: En iyisi sen de islamı hristiyanlardan öğren.
Yine cemkirmissiniz..Tarzinizi degistirin artik gercekten..
Ha bu arada benim esim Alman ve Hristiyan…
Neymiss karsindaki hakkinda bilgin yoksa, ukalalik yapmayacakmissin bos keseden sallamayacakmissin..(Sayin Gamaro’dan alinti) Bu arada belirteyim engin bilgi birikiminizle hintlerin ineklere taptigini bile telafuz etmissiniz..Hintliler inege tapmaz..Dinler hakkinda sifir bilgiyle nasil din hakkinda konusabiliyorsun hayret..Cahil cehaleti diye buna derler iste..
Ben dinimi nerden istersem ögrenirim, bu seni hic irgalamaz..Sen kendi isine bak, etrafina kin ve nefret kusmaya devam et..Sanirim bu hayatta yapabildigin tek sey bu olsa gerek..
gamaro tarafından Per, 30/12/2010 – 17:41 tarihinde gönderildi.
“Hristiyan Nedir?. Hristiyanlık nedir? Hristiyanlar neye inanır? Önce bunları dogru öğrenelim de …”
ee, yazılı da yapıcan mı sonra?
sizler ne tuhaf tiplersiniz yahu… adam hakkaten anaokulu öğretmeni moduna girmiş iyi mi.. Arius’la iznik konsilini de biliyodur kesin..
-bu arada kontrol ve denge harika, sabahki salyalı felsefe tarifinin ardından façayı da düzeltmiş şip şak, oh yine bilge olduk maşallah..
Bir paradoksta ben yapayim dedim salya üstüne, ilk atlayan da siz olmussunuz Sayin Gamaro :)))
Bu arada Müslümanlik hakkinda demedigi kalmayan birisinin “Maaşallah” demesi biraz abeste isgal olmuyormu yoksa daha ne oldugunuza henüz karar veremediniz mi Yoksa Maaşallah in anlamini bilmiyormusunuz :)))
Ben size hiç hakaret, argo ve benzeri konuşmadığım halde, bana yazdığınız yoruma bakın. Lütfen önce güzel islam ahlakının örneğini görelim sizden.
Bu arada benim müslümanlara ve islama kin ve nefret duyduğuma dair bir yazımı bulabilirseniz (3350 yazı içinden) tebrik edicem sizi. Kin ve nefret benim tarzım değildir. 😉
Eşiniz hristiyansa Muhammed hakkında ne düşünüyor? Onun tanrı peygamberi olduğuna inanıyor mu? Yorumları ondan alalım. (Almanca yazabilir)
xenix
Sayın ATAAN bey..
Ben bir hiristiyanım, eşim de hiristiyan..çocuklarımız da.. Burdaki hiristiyanlıkla ilgili tartışmaya katılmıyorum.. ama size birşeyler söylememe izin verirseniz, isimlerini salya ile, çemkirmek ile, cehalet ile andığınız insanlara karşı olan tutumunuzu üzücü buluyorum.. sizden daha eskiyim burada, yeni katıldığınız bu ortama kabalık yaptığınızı söylememe izin verin.. ama kelimelerle değil.. bu güzel ortamda engellemekte zorlandığınız varoluş biçiminizle.. bu bana sokakta tanıdıktır, inanın çok tanıdık..
xenix: En iyisi sen de islamı hristiyanlardan öğren.
Bu sözünüzle ne demek istediniz aciklarmisiniz eger hakaret yada asagilama icermedigi iddasindasindaysaniz hala? Benim islami ögrenme gereksinimim oldugunu neye dayanarak söylüyorsunuz? Arti neden baska bir dine mensup kisilerden ögreniyorum dinimi? ? Cümlenizin amacini soruyorum size..
Bu arada esimi cagirdim sorunuza yanit verecek, Kendisi türkce bilmiyor zaten..
Janus tarafından Cum, 31/12/2010 – 11:03 tarihinde gönderildi.
Sayın ATAAN bey..
Ben bir hiristiyanım, eşim de hiristiyan..çocuklarımız da.. Burdaki hiristiyanlıkla ilgili tartışmaya katılmıyorum.. ama size birşeyler söylememe izin verirseniz, isimlerini salya ile, çemkirmek ile, cehalet ile andığınız insanlara karşı olan tutumunuzu üzücü buluyorum.. sizden daha eskiyim burada, yeni katıldığınız bu ortama kabalık yaptığınızı söylememe izin verin.. ama kelimelerle değil.. bu güzel ortamda engellemekte zorlandığınız varoluş biçiminizle.. bu bana sokakta tanıdıktır, inanın çok tanıdık..
Ben hristiyanligi tartismiyorum..Aksine yanlis bilineni düzeltmeye calisiyorum..Hristiyanlarin Hz.Isa’ya Tanri diye taptigini söylüyorlar burda..Oysa Hristiyan inancinda Hz.Isa’nin Tanrinin Oglu oldugu inanci vardir..
Size hristiyanligi gidin müslümanlardan ögrenin diyorlarmi? Bunu diyen insan sizce ne demek istiyor size?
Kaldiki yorumlardaki bana karsi yapilan saygisizliklari görmezden gelerek benim tepkime tepki vermeniz pek adil görmediginiz anlamina gelir..
xenix tarafından Cum, 31/12/2010 – 11:01 tarihinde gönderildi.
Eşiniz hristiyansa Muhammed hakkında ne düşünüyor? Onun tanrı peygamberi olduğuna inanıyor mu? Yorumları ondan alalım. (Almanca yazabilir)
Esime sorularinizi yönettigimde esim tarafindan kendi yazisi ve inanciyla verdigi cevap buyrun;
Mohamed ist ein von Gott gesanter Prophet er lebte um Gottes Botschaft in der Welt zu verkünden
siz beni anlamıyorsunuz sayın ATAAN.. farkında olmadan büyüttüğünüz birşeyden bahsediyorum ben.. bana sokakta, internette çok tanıdık olan birşeyden.. iyi bir gözlemci olduğumu söylesem.. neyse boşverin.. minik bir iletiydi sadece.. eşinizin söylediği şeye gelince.. lütfen yanlış anlamayın ama yok öyle birşey sayın ATAAN.. Muhammed iyi bir insan, iyi bir yönetici, kendi zamanında ilerici bir insan, daha başka pek çok şey olabilir.. ama bizler için Mesih ile birlikte peygamberlik dönemi kapanmıştır.. bu konuya dahil olmak istemiyorum aslında.. ama eşinizin söylediği şeyi kabul etmek mümkün değil, yanlış bildiğini söylersem kızmayın lütfen… belki sosyal bir nezaket gereği öyle demiştir, bilemiyorum.
aynı şeyi söylüyorum sayın ATAAN.. ama siz tek tek kelimeleri,cümleleri hesaplıyorsunuz hala.. burada kendinizi varediş biçiminiz diyorum.. hiç önemsemiyorsunuz.. ..onlar bilmiyor..siz biliyorsunuz.. onlar kirli.. siz temiz.. onlar saygısız, siz saygılı…onlar sevgisiz, siz sevgili… haklısınız.. gerçekten de pek adil değil.. öyle olsun.. herkese mutlu yıllar diliyorum…
Janus tarafından Cum, 31/12/2010 – 12:01 tarihinde gönderildi.
siz beni anlamıyorsunuz sayın ATAAN.. farkında olmadan büyüttüğünüz birşeyden bahsediyorum ben.. bana sokakta, internette çok tanıdık olan birşeyden.. iyi bir gözlemci olduğumu söylesem.. neyse boşverin.. minik bir iletiydi sadece.. eşinizin söylediği şeye gelince.. lütfen yanlış anlamayın ama yok öyle birşey sayın ATAAN.. Muhammed iyi bir insan, iyi bir yönetici, kendi zamanında ilerici bir insan, daha başka pek çok şey olabilir.. ama bizler için Mesih ile birlikte peygamberlik dönemi kapanmıştır.. bu konuya dahil olmak istemiyorum aslında.. ama eşinizin söylediği şeyi kabul etmek mümkün değil, yanlış bildiğini söylersem kızmayın lütfen… belki sosyal bir nezaket gereği öyle demiştir, bilemiyorum.
Hayir ben sadece soruyu sordum ve yorumunu almanca rica ettim..Bizim dinlerimizle alakali bir problemimiz yok..Bu arada benim esim kilisede calisiyor ve Ailesinde baska dine ve uyruga ait olan sadece ben varim..Belki dediginiz dogrudur kiliseye calisan bir insan pek bilmeyebilir kendi dinini :))) Bilmiyorum Avrupa’da kiliselerin islevleri hakkinda bilginiz varmi ama kilisenin cok fazla fonksiyonlari var burda..Bende pek cok aile toplantilarimizda kilise de din adami olarak görevli cogu kisiyle sohbet ettim ve söylemleri genel olarak böyle..Bu konuda dilerseniz size elektronik yada gercek irtibat adresleri sunabilirim, kendinizde o insanlarla görüsüp nasil oluyorda oluyor diye kendi aranizda konusabilirsiniz kiliseyle..Benim yorum yapmam uygun olmaz cünkü sizin dininize mensup olmadigim icin..Sizin icin en dogru bilgiyi yine kendi dininizin din adamlariyla görüserek alabilirsiniz..
neden gülüyorsunuz sayın ATAAN?.. komik birşeymi söyledim?.. şimdi de kendi eşiniz üzerinden bana gülüyorsunuz.. benim için en doğrusunun ne olacağını söylüyorsunuz.. dinler arası diyalog, kilise birliği kararları.. bende biliyorum merak etmeyin.. Fettullah Gülen beyin kelime-i tevhidin yorumu.. dinler arası diyalog.. kilise birliği kararları.. politika… politika.. hiristiyanlığın iman bildirgesi bellidir sayın ATAAN.. Muhammed peygamberse ve hiristiyanlık bunu böyle kabul ediyorsa… o zaman ya kuran tahrif edilmiş bir kitaptır diyorsunuz, ya da hiristiyanların kendi iman bildirgelerini kendi elleriyle yırtmaları gerekir.. şaşkınlıkla izlemeye devam edeceğim sizi.. bakın yine siz biliyorsunuz.. varoluş biçiminiz demiştim.. hoşçakalın.
Sayin Janus nerde yasiyorsunuz bilmiyorum ama ben Yurtdisinda yasiyorum ve her tarafimda Hristiyanlar yasiyor..Fettullah beyi dinimin temsilcisi olarak görmüyorum, kendisinden asla haz etmem..
Bakiniz, ben kilisenin nasil calistigini bizzat gören yasiyan bir insanim, bunu olumsuz bir tespit olarak söylemiyorum yanlis anlamayin..Ama din adamlarinizla, kiliseyle direk diyaloga gecmek isterseniz size yardimci olurum diyorum ve inaniyorum ki her türlü soru ve sorununuzu cözmeye cabalayacaklardir..Beni neden yanlis anliyorsunuz..Benim esim kilisede calisiyor ama siz onun verdigi bilgiyi kabul etmiyorsunuz..Iki ayni dine mensup olan insanin fikir ayriligina düsmesi normaldir..Bunun icin size ben iletisim adresleri bulabilirim demistim bizzat kendiniz bilgi alirsiniz yada almak istersiniz diye..
Size göre hristiyanlar Islamiyeti yokmu kabul ediyorlar onu anlamadim..Hz.Muhammedi ne olarak görüyorlar sizin fikrinize göre bunu bilmek isterim..Hatta bu fikrinizi gider kilisenin en yetkili din adamiyla görüsür durum dogru, yanlis, eksik bilgi artik neyse sizinle paylasirim..
Ben biliyorum iddiam yok kesinlikle, en yetkili en bilgili yere inanin gider sizin icin danisir, ögrenirim dilerseniz kiliseden bu konuda resmi yazi alip sizinle paylasirim..
eşim kilisede çalışıyor siz onun verdiği bilgiyi kabul etmiyorsunuz demiş ataaan. fettoş hazretleri de camide çalışıyor, sen onun verdiği bilgiyi niye kabul etmiyorsun o zaman? bakarmısın ya şimdide bir hristiyan almış karşısına ona bilmiyorsun diyor, niye çünkü eşi hristiyanmış kilisede çalışıyormuş.. Hristiyanlar için muhammed peygamberse kuran ne oluyo o zaman ataan, sen bi de bunu sor bakiim ne diyecekler??
Size göre hristiyanlar Islamiyeti yokmu kabul ediyorlar onu anlamadim..Hz.Muhammedi ne olarak görüyorlar sizin fikrinize göre bunu bilmek isterim..
Hristiyanlar muhammedi ve kuranı ilahi olarak kabul ediyorlarsa(size göre öyle) neden kendilerine hristiyan diyorlar hala.
Elbette açıklarım. Benim işim bu, açıklamak.
Hah işte ben de tam onu diyordum. Bir Hristiyana, kendi dinini öğretirken kendiniz için hiç bu cümleleri düşündünüz mü? Diye bir soru işareti yaratmaya çalıştım zihninizde. Eminim hristiyanlarda dinlerini sizden öğrenecekler değiller ya.
(Ama bu başlığa giriş yorumunuzu okursanız, kendiniz için söylenenleri yaptığınızı farketmeniz zor olmayacaktır.)
xenix: Takıldığınız yerleri sorun yine açıklarım efendim.
Sen benden alıntı yapıp durursan ben sana daha çok takarım Ataan. Yav sen beni resmen küçümsüyorsun yahu, ev hanımıyız dedik eğitimimiz yok dedik diye hiç yakışıyor mu sana? Çok kitap okudum ben, bi sürü sertifikam var ayrıca açık öğretim yapıyorum dışardan. Ayrıca benim eşim de psikiyatrist ve alman, çocuklarımızın da biri türk öteki fransız göçmeni, evlat edindik ikisini de daha bebeklerken. Bu bakımdan almanyayı da bilirim, çok gittim çok geldim. Yok ama sen beni küçümsedin.. evet evet küçümsedin.. bi de hakaret ettin.. çok ayıp ettin.. ama neyse, ben de seni kırdıysam tekrar bağışla lütfen. Hiç sevmiyorum zaten bu huyumu, hani böle bazen bi hışımla ezmek istiyorum karşımdakini ama sonra öyle bi pır pır ediyorki yüreğim, bak yeminle söylüyorum Fettullah Gülen hocaefendinin kanadı kırık bi kelebek gördüğünde oturup ağlaması gibi ağlıyorum kendime.. yani işte..
Ama iş vakti şimdi ve Muhammad bir peygamber olarak kabul ediliyor demek hiristiyanlar tarafından.. vay be.. bak ama ne demiş bir misafir arkadaşımız, o zaman demiş kuran ne oluyor peki demiş hristiyanlar için.. Sahi ne oluyor? Muhammed peygamberse Kuran da tanrı sözü o zaman.. peki ne diyor bu son tanrı sözü; İsa tanrı değildir, benim oğlum değildir, üçlü birlik yanlıştır diyor he mi? E ne oluyo canım o zaman? Sen şimdi bi koşu git bunu da sor ataancığım, malum kilise yakın.
Bakiniz kilisede “Islam Temsilciligi” vardir ve burda görev yapan din adamida hristiyandir..Islam diniyle olan tüm herseye bu heyet bakiyor ve “Kirchenrat” diye tabir ediliyor..Dilerseniz Almanca bilen varsa veririm buranin telefonunu arar görüsürsünüz..Kimseye kendi dinini ögretmiyorum, gördügümü söylüyorum size..Hristiyanlik kabullenmedigi bir din icin neden heyet kurmus kilisede sizce? Almanyada olan varsa hemen simdi vereyim telefonunu arasin görüssün..
Bu arada sayin Xenix, Avrupa’da yasiyorum Hemen hemen cogu ülkesinde Avrupanin Arkadaslarim var ama Tanri diye Hz.Isa’ya tapan bir hristiyan ne gördüm nede duydum..Müslümanlar Hz.Muhammete Allah diye tapiyor diyen bir müslüman olsa burda, ne dersiniz siz ona?
ben sana şimdi bi bilgelik ayarı çekicem Ataan, bak gör pamuk gibi olucan kardeşim. Nasıl dı o söz? ha tamam hatırladım; bu biiirrrr.
görmedim, duymadım, blmedim, görmüyorsunuz, bilmiyorsunuz, duymuyorsunuz, cahilsiniz, ya bu ne vıdıd vıdıdır yahu, helluri hazretlerini geçti mübarek hay maşallah hay maşallah:)
Sayin gamaro, Desperate Housewives wives izleyin siz, Hristiyanlari Müslümanlari bosverin kafa yormayin bunlara..Ne oldugunuza da artik bir karar verin..Hergün yeni bir kisilik olarak cikiyorsunuz karsimiza..Dün lezbiyen, bugün evli barkli coluk cocuk sahibi bir ev hanimi, yarina Allah kerim :))
Siz stabil olmaya calisin önce bana ders vermeye calismak yerine..Fethullah gülen gözyaslarina sahipseniz, inandirici olamazsiniz maalesef :)))
gamaro tarafından Cum, 31/12/2010 – 14:26 tarihinde gönderildi.
ben sana şimdi bi bilgelik ayarı çekicem Ataan, bak gör pamuk gibi olucan kardeşim. Nasıl dı o söz? ha tamam hatırladım; bu biiirrrr.
görmedim, duymadım, blmedim, görmüyorsunuz, bilmiyorsunuz, duymuyorsunuz, cahilsiniz, ya bu ne vıdıd vıdıdır yahu, helluri hazretlerini geçti mübarek hay maşallah hay maşallah:)
Bilgelige kafayi takan sensin gamaro, Bilgelik sana kalsin..
Ayar cekmek? Beklerim efendim..
bak nası da beklerim diyor kerata:)
hocam pardon sizi kırdığım için tekrar özür dilerim. Ayrıca ben önce lezbiyendim, sonra biseksüel olduğumu keşfettim, dini stabilizasyon durumum nedir aceba ne olur bana yardım edin. Saygılar hocam.
Dini stabiliteyi kastetmemistim, Kisilik olarak dedim..Hergün yeni bir insan cikiyorda karsimiza..
Cinsellik konusunda umarim evrimini basariyla tamamlarsin..
Soru: Sen hic ciddi olamazmisin? 🙂
Vaayy, kişilik olarak ha?
Ol deyince olmaması işte böyle bi şeydir Ataan’cığım, ol dersin olmaz ol dersin olmaz, sonra bi olur, o zaman da senin gibi olur, yok ama yok sen psikolog da değilsindir kesin, yoksa kişilik tahliliyle filan ne işin olur?
Cinsel evrim demen müthişti tabi, demek evrime de inanıyoruz ne güzel ne güzel.. Yoksa düşünsene bi ataaan, hem evrime inanmıyacaksın hem de cinsel evrimden bahsedip bi de sonuna başarılar diye don lastiği takacaksın, çok salakça olurdu hakkaten, ay allah da seni güldürür inşallah:)
Ciddiyet mi istiyorsun? İstemek güzel de saygı samuru, sen asıl ciddiye alınmayı hak ettiğini nerden çıkarıyorsun ? Ama haklısın, seni daha ciddiye almadım, yakında onu da yaparım, bi de ordan yakarsın.
Ah şu virane evin pireli yorganı… Ataan ve saz arkadaşları… hem ne demişti Epikuros; ben imam değilim, Haddim de değil.. (Haddim dediği de Epikurosun pireden eski arkadaşı)
Benim bir arkadaşım vardı, ne zaman kız arkadaşından ayrılsa muzipçe şöyle derdi: bunun içinden de canavar çıktı:)
Atahan bey siz de yanıltmadınız bizi:)))
biz sizin peygamberinize inananiyoruz ama …. haha …
sanki tepeden arabulucu gibi bisey bu peygamber kelimesi …
bizim arabulucumuz gibi gördügümüz o varliklar mübarek noktalar ah ah … söylesem anlamiyacaksiniz,ya da ben anlasilabilecek sekilde anlatamiyacam …. söylesem bir dert,söylemesem ….
gamaro tarafından Cum, 31/12/2010 – 15:55 tarihinde gönderildi.
Vaayy, kişilik olarak ha?
Ol deyince olmaması işte böyle bi şeydir Ataan’cığım, ol dersin olmaz ol dersin olmaz, sonra bi olur, o zaman da senin gibi olur, yok ama yok sen psikolog da değilsindir kesin, yoksa kişilik tahliliyle filan ne işin olur?
Cinsel evrim demen müthişti tabi, demek evrime de inanıyoruz ne güzel ne güzel.. Yoksa düşünsene bi ataaan, hem evrime inanmıyacaksın hem de cinsel evrimden bahsedip bi de sonuna başarılar diye don lastiği takacaksın, çok salakça olurdu hakkaten, ay allah da seni güldürür inşallah:)
Ciddiyet mi istiyorsun? İstemek güzel de saygı samuru, sen asıl ciddiye alınmayı hak ettiğini nerden çıkarıyorsun ? Ama haklısın, seni daha ciddiye almadım, yakında onu da yaparım, bi de ordan yakarsın.
Ah şu virane evin pireli yorganı… Ataan ve saz arkadaşları… hem ne demişti Epikuros; ben imam değilim, Haddim de değil.. (Haddim dediği de Epikurosun pireden eski arkadaşı)
Anladik, sallamaktan baska birsey yapamayacaksin..Hala elde avucta ise yarar birsey yok..Aldik elimize bilmem kac yüz yil önce yasamis filozoflarin isimlerini torbaya hava dolduruyoruz habire..Ama fazla hava basinca torba patlar gerci sen simdi bunada bir felsefeci ismi yazar zevzekligine devam edersin hic olmadi yok yok ben yine lezbiyen olmaya karar verdim diye konuyu daha da anlamli hale getirirsin..
Allah, Maasallah ve Insallah kelimelerini sürekli kullanman cok hos..Dinsizlik üstünden kisilik kazanmaya calisan müslümanda ilk defa gördüm..Cat Stevens’in müslümani sen olmayasin sakin :)))
Bak beni ciddiye almamana inan cok kahroldum, hadi bunla ilgilide söyle facali bir heykeli olan filozof zortlatmasi yazda anlamsiz yazilarin belki bir anlam alma cabasi icine girmis gibi görünür 🙂
E zor tabi atamancım:)
sen 42 yıl didin dur, alem yanlışla dellenirken sen herşeyin doğrusunu bul, eğitim yap hukuk oku adam ol, kuranla aydınlan sonra gel burda saygı selam hörmet felan sat, öhöm yap, efem yap, sonra ama bi cat stevens gamarosu gelsin senin o kirk iki yılda düzelttiğin ağzı iki günde bozsun, vah atamanım vah… hakket fazla basınca patlar da torba, mübarek seninkisi de çok erken saldı be:)
düşünsene bi ata lan, bi budist rahibi sizin köye gelsin, sonra da iki lafa bozulup zartlama zortlama tarifi filan versin, valla kuyruk takarlar adama, muhahahaha:)
(kiliseden haber geldi mi bu arada n’oldu? kuranı da tanrı sözü kabul ediyolar mıymış şu tahrif edilmiş incilli hristiyan alemi? 🙂 Ama sen ve senin gibilerle özel olarak ilgilenerim ben merak etme, artık zartundan zortuna hartından hortuna kadar yedekte ne kadar cephanen varsa iyi ayarla. Malum dalaylama, yok ama daha başlamadık stres yapma.
Aslında bir şeyler yazmayı düşünmüyordum ama her sayfayı açışımda bu konu en üstte oluyor.
O zaman madem son bir şey daha yazmalı sayın Ataan’a..
Sayın arkadaşım sadece bir soru soracağım size;
”Siz herhangi bir inanç sistemi duydunuz mu, kendisinden sonrasını varsayan, onu kutsayan, onore eden v.s.? Kendinden sonrası demek, kendisinin reddi demek değil midir ki, sanırım aslında bütün sorular biraz da bu reddiye noktasına gitmek için sanki…”
gamaro tarafından Cum, 31/12/2010 – 18:18 tarihinde gönderildi.
E zor tabi atamancım:)
sen 42 yıl didin dur, alem yanlışla dellenirken sen herşeyin doğrusunu bul, eğitim yap hukuk oku adam ol, kuranla aydınlan sonra gel burda saygı selam hörmet felan sat, öhöm yap, efem yap, sonra ama bi cat stevens gamarosu gelsin senin o kirk iki yılda düzelttiğin ağzını iki günde bozsun, vah atamanım vah… hakket fazla basınca patlar da torba, mübarek seninkisi de çok erken saldı be:)
düşünsene bi ata lan, bi budist rahibi sizin köye gelsin, sonra da iki lafa bozulup zartlama zortlama tarifi filan versin, valla kuyruk takarlar adama, muhahahaha:)
(kiliseden haber geldi mi bu arada n’oldu? kuranı da tanrı sözü kabul ediyolar mıymış şu tahrif edilmiş incilli hristiyan alemi? 🙂 Ama sen ve senin gibilerle özel olarak ilgilenerim ben merak etme, artık zartundan zortuna hartından hortuna kadar yedekte ne kadar cephanen varsa iyi ayarla. Malum dalaylama, yok ama daha başlamadık stres yapma.
Ben gayet rahatim stres falan yaptigimi nerden cikariyorsun..Senin gibi ne taklaci dümenciler gecti benim karsima da hepsi hak ettigi yerdeler simdi..Kuranla aydinlanmam ne cok rahatsiz etti seni böyle..Haydar dümenmi tavsiye edersin yoksa freud mu? Su an hangi kisiliktesin, evli ev hanimimi yoksa lezbiyen mi, biseksüelmi yoksa aseksüelmi 🙂
Ne oldu filozof ismi bulamadinmida bana ataman demeye basladin..Ne kadar ucuz numaralarin var böyle, kisilik gösterisi yapmak icin..
Benimle özel olarak ilgilenmen icin biraz firin ziyaret etmen gerekecek..
Bu arada, bos olan bir yerden gercekten cikan seste cirkin oluyor..Hadi dini mini anlamiyorsunuz, bingildaklariniz almiyor..Teke zortlatmasi hic duymadigin belli zira söyledigimi gaz cikarma sesi olarak düsünmüssün..Sanirim zekamiz bunlarla sinirli, Kendi kültürümüz olan halk oyunlarimizi bilmeyen biri gecmis karsimda felsefe yapiyor, kültür yapiyor..Sen önce kicindaki donu dik sonra gel felsefe yap..Hadi ordan bakiim gitte google amcandan teke zortlatmasi bilgisi bul hic birsey yapamiyorsan..Filozof ismi vermeden sanirim mesajlarinin okunmayacagini saniyorsun..Lütfen filozofsuz konus..Yani kendi beyninle hareket etmesini ögren yavas yavas..
Var ya sanıyorum benim kafa hakikaten bu işlere basmıyor…ya da kafası basanlara bakınca benim kafa kafalıktan çıkıyor.
İslam İncil de ne gezsin?
600 küsür sene sonra olacaklardan haber vermediği için mi acep?
Fal kitabı mı bu?
İçinde bahsi geçmeyen bir konuda İNANÇ mekanizması nasıl oluşur?
İncil de ne Muhammed geçer ne de İslam…Allah falan da geçmez…
…Ama kuran ı açın bir çok ayette Meryem geçer…suresi bile vardır…
…mesih geçer.
Melekler “Meryem üstün kadındır” der diye de geçer.
Meraklısı açar bakar: Al imran 42.
…
Elbette Hristiyan Muhammed i, İslam ı sallamayacaktır…zira kitabında yok.
Nasıl olsun?
Daha ortada yok.
Kuran İsariloğullarını da üstün kılar…ayetlerde var.
Bırakın şu benim dinim senin dinini döver safsatalarını artık yahu…
MoRGaNa tarafından Cum, 31/12/2010 – 18:42 tarihinde gönderildi.
Aslında bir şeyler yazmayı düşünmüyordum ama her sayfayı açışımda bu konu en üstte oluyor.
O zaman madem son bir şey daha yazmalı sayın Ataan’a..
Sayın arkadaşım sadece bir soru soracağım size;
”Siz herhangi bir inanç sistemi duydunuz mu, kendisinden sonrasını varsayan, onu kutsayan, onore eden v.s.? Kendinden sonrası demek, kendisinin reddi demek değil midir ki, sanırım aslında bütün sorular biraz da bu reddiye noktasına gitmek için sanki…”
Bu benim iddiam degilki..Gözümle gördügüm bir olay..Burda Kilisede Islam Temsilciligi var görevlileri kilisede görev yapan hristiyan din adamlari..Hristiyanlik islami kutsuyor onore ediyor falan demedim ben..Lafi yanlis tarafa cekiyorsunuz..Yorumcularimizdan biri rica etti esim alman ve hristiyan oldugu icin ona yöneltti sorusunu ve benim esim cevap verdi Hz.Muhammed hakkindaki sorulara..Yurtdisinda özellikle Almanyada yasayan arkadasimiz varsa vereyim Kilisenin islam temsilciliginin telefonunu acsin kendiside sahit olsun..Kaldiki burda ki din bilgisi Hristiyanlarin Hz.Isa’ya Tanri olarak taptiklarini, Hintlilerin ineklere taptiklarini söylebilen bir düzeyde..Daha ne diyim..
Ataan çok güzel gidiyorsun aynen devam et.. Oldukça eğitici bir durum bu, çünkü insan konuştukça ele verirmiş kendini, sen de her mesajınla bize biraz daha iyi tanıtıyorsun kendini.. Ahlakçı yüzün fırladı birden ortaya.. kullandığın dil de değişmekte.. içinden fırlayanı gördün mü? duydun mu? farkettin mi? hiç zannetmiyorum.. bıngıldağın almıyor, donunu dikde öyle gel, ottan farkınız yok.. Janus haklı, varoluş biçiminiz kendi kendinizi çirkinleştirmeye yetiyor ve siz bunu göremiyorsunuz.
@Hola dini konulardaki yazılarınızın ilk defa bir kısmına katıldım. (Kısmen) Neyse bunlar uzun konular. Sanırım başlığı açan forumdaş aynı nickiyle facede de konuyu (baştan sona okumamakla birlikte) müslümanlarla tartışıyordu. Face grubunu bi daha bulamadım. Kur’an’da incil içinde tevrat içinde tahrif edildiler denir. Sizinde bilginiz vardır bu konuda.
Ayetleri tam olarak bilmiyorum ama İsrailoğulları dönemi için üstündü. (Ben burdaki üstünlüğü takva olarak algılıyorum. Tıpkı Allah katında en üstün olanımız takvaca en üstün olanımız gibi.) Bide Hz. İbrahimin müslüman oluşu var. Yani müslüman olduğu. Ne hristiyan ne de yahudi.
@xenix;
Başlıklara bakınca bunu çok rahat anlayabiliyorum. Zaten pamuk ipliğine bağlı değil mi memleketim müslümanlarının imanları? Sonra sizin dininizden olan insanlar, fenomen olacak kelime üretirler. (1 aylığına kendi dininize davetinizi hatırlayın. Zeus’a mı inanıyodunuz ne (: ) İnancı zayıf olan kişiler yokmuşçasına…
Çok yorucusunuz ATAAN… çok yorucusunuz..
Hiçbir hiristiyanın Muhammed’i peygamber olarak tanıması mümkün değildir. Bunu söyleyen kişi kilise görevlisi ise nerde çalıştığını bilmiyordur, eğer eşiniz kilisede çalışıyor ve Muhammed’in tanrı tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu söylüyor ve buna inanıyorsa kendi inancını inkar eder, eğer bu ifade o kiliseye aitse bu kilise hristiyan kilisesi değildir.
Almanya, İsviçre ve Avusturya’da faaliyet gösteren Evangelist kiliselerinde söylediğiniz gibi islamiyetle ilgili kilise heyeti, görevliler vardır. Eğer sevgili gamarodan rica edersiniz size bu kiliselerin sahip olduğu formasyonu, inanç özgürlüğü temelinde sevgi ve saygıyı ön plana çıkaran çabalarını, ve bütün dünyada 400 milyondan fazla insanın ulaştığı network ağından bahsedebilir, hatta sizin tahmin ettiğinizden çok daha fazlasını anlatabilir… Bu din adamları farklılıkları zorlaştırmayan, sevgi ve iletişimin yollarını arayan insanlar.. Ama onlar bile Muhammedin bir peygamber olduğunu söylemez, söyleyemez, sadece Muhammed’e ve Kuran’a saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizerler, kendileri de saygı gösterirler. Çünkü aradıkları şey teolojik uzlaşma değildir.. inancın ruhani, ya da yazılı olmayan, sevgiyi büyütmemizi sağlayabilecek özünü ön plana çıkarmak isterler.. Sizin eşiniz böyle bir evangelist kilisedemi çalışıyor bilmiyorum, ama Muhammed’i hiç bir hiristiyan tanrının gönderdiği bir peygamber olarak kabul edemez… Bence bir yanlış anlaşılma var, orada kastedilen şey belki şöyle olabilir: Muhammed’e bir peygambermiş gibi saygı gösterin, hakaret etmeyin, alaya almayın, herhangibiri gibi bakmayın.. Çünkü eğer hiristiyanlar Muhammed’i gerçek bir peygamber olarak kabul ederlerse, sevgili Gamaronun da yazdığı gibi kendilerini, herşeyi reddetmiş olurlar… hatta neyi reddetmiş oluruz biliyormusunuz, hiristiyanlığın amentüsünü !..
Görünen ve görünmeyen şeyleri yaratan.. göklerin ve yerin yaratıcısı olan.. tek yüce baba Tanrı’ya inanırım… ve Tanrı’nın biricik oğlu.. tüm evrenden önce var olan.. yaratılmamış.. Tanrı’yla aynı öze sahip olan.. tanrı kadar tanrı.. kutsal ruh’un aracılığıyla bakire Meryem’den doğan.. beden alıp hepimizin kurtuluşunu sağlayan..insan olan ve Pontus Pilatus’un emriyle çarmıha gerilmiş ve acı çekmiş olan.. gömüldükten üç gün sonra dirilmiş olan.. ve göğe alınmış olan.. ve baba’nın sağında oturmakta olan…. yaşayanları ve ölüleri yargılamak üzere tekrar görkemle gelecek olan ve egemenliği sonsuza dek sürecek olan Rab İsa Mesih’e inanırım..
Bu bizim amentümüzdür ATAAN.. Muhammed’i peygamber olarak kabul eden, mesih İsa’nın tanrılığını kabul etmeyen hiristiyan bu amentüyü çöpe atmış demektir.. Siz bence gidin kiliseye kendiniz konuşun lütfen.. ama lütfen bana bir daha kendi inancımın temel direklerini anlattırmayın.. eşim de bilmiyıorsa kim bilecek, o kilisede çalışıyor diye gülmeyin.. (böyle yazmıştınız) .. lütfen kalsın.. yoruldum.. gerçekten yorucusunuz..
Cok iddiali ve bir peygamber gibi konusmussunuz “Hic bir hristiyanin Hz.Muhammedi peygamber olarak tanimasi mümkün degildir” derken..Sanirim insanlarin hristiyan olup olmadiklari konusunda, herhangi siradan bir insan olan her hristiyan kisinin hüküm verme yetkisi var, yada bir kilisenin kilise olup olmadigina karar verebilme yetkisi..aynen sizin yaptiginiz gibi..Oldu, sanirim esimi afaroz ettiniz dininizden..Gerci tavriniz hicte sasirtici degil, bazi gercekleri söyleyen veya Islama ilimli yaklasan hristiyan din adamlarinin afaroz edildiklerini biliyoruz hristiyanlik tarihinden..Gelenek devam etsin diyorsunuz yani 🙂
Dininiz hakkinda yorum yapmak istemiyorum ancak bir kitapciya gidip Kur’an istediginizde size tek ve ayni cümlelerin oldugu Kur’an verirler..Ancak incil istediginizde hangi versiyonunu istediginizi sorarlar..Kendi icinde bile celiskiler ve tutarsizliklar yasayan bir dindir benim icin Hristiyanlik, Zaten dininize zirvada dense siz hakaret olarak kabul etmiyorsunuz ya..Benim icin zirvaliktan baska birsey degildir hristiyanlik.. insanlarin marifetiyle hristiyanligin özü bozuldugu, birsürü zirvaliklarla dolduruldugu icin Islamiyet gelmistir son din olarak..
Umarim cok yorulmazsiniz yorumumu okurken..Bu arada zirva kelimesinin dine karsi söylenmesinin bir saygisizlik olmadigini belirttiginiz mesajlarinizi tekrar hatirlatmak isterim..
xenix
Şunu anladım, bin yıllarda geçse “dinin söylemlerinden” vazgeçemiyoruz. Oysaki dinleri birer koltuk değneği olarak bir destek, bir yardım gibi kabul edip artık kendi adımlarımızı atmamız gerekmez mi? Ama şu bir gerçek, “bilinmezlik” oldukça “dinin öğeleri” ve onlarla dünyaya bakanlar hep olacak. Kendi gözlerimiz, kulaklarımızı hepi toptan algımızı maskelemişiz işte. Kendi dininin özünü çok ince anlatan Janus’un karşısında bu kadar da kalın nasıl olunabiliyor hayretle görmüş oldum.
Yoo bütün mealler birbirinden farklı yorumlardır. Hem ballandıra ballandıra reklamını ettiğiniz kitap (yani kur’an) öyle küçücük sözcük hatalarını filanda götürmüyor maazallah. Bir sözcükten insanlığın antropolojik verilerine v.s. ulaşılıyor ya. 🙂
Her sözün, hatta zırvanın bile anlamlı duracağı bir zemin olabilir.. bulunabilir.. Oysa çoğu kez duruşun, kendini sunuşun, ifade edişin vücut dilidir zırva.. başkaları görür, siz farketmezsiniz.. içinizde sevgisizce dolanan, ara sıra saygılı kelimelerle süslemeye çalışsanız bile huysuzluğundan kurtulamayan, kontrol etmekte zorlandığınız, her an patlamaya hazır bir kabalık.. kalınlık.. esprisizlik.. böyle bir sergi.. içten içe devam eden bir açık artırma.. ve sizi taşıyan bu dalgaların güçlü akıntısında döküldüğünüz kıyıda, bu kez sizin dilinizden kıyıya dökülenler: bence hiristiyanlık da zırvalarla dolu bir dindir.. anlaşılmıyor sanıyorsunuz değil mi? ..madem ki Janus zırva sorusunu boş geçti, hatta size göre saçmaladı, ben şimdi öyle birşey diyeceğimki gününü görecek o zaman: “bence hiristiyanlık da zırvalarla dolu bir dindir…” .. sevgisiz, kazanma hırsıyla dolu bir açık artırma.. halbuki Janus size iki kez cevap verdi.. ama açık artırma.. siz rakamı beğenmediniz.. şimdi bir kez daha cevap verdim.. şu ana kadar yazdıklarımla.. anlarmısınız? zannetmiyorum..
tamam ataan bey.. siz haklısınız.. ben peygamber gibi konuşuyorum, ama siz haklısınız.. hiristiyanlık Muhammed’i Tanrı’nın gönderdiği bir peygamber olarak kabul eder.. eşiniz biliyor.. eşinizin çalıştığı kilise biliyor, herkes biliyor.. ben bilmiyorum kabul.. Rab ve Mesih İsa da tanrı kadar tanrı değil.. kendisine dua edilmez, ibadet edilmez.. yanlış biliyormuşum özür dilerim.. ait olduğum dinin inanç bildirgesini, amentüsünü de yanlış biliyormuşum.. onun doğrusunu da siz biliyormuşsunuz.. bu durumda yapılacak tek şey kalıyor.. içinizden kopup gelen, ve bana gülerek hediye ettiğiniz afaroz yetkisiyle kendimi afaroz etmeliyim.. ve ediyorum.. çok teşekkür ederim siz devam edin lütfen.. üzgünüm.. ben sizinle aynı dili konuşamam..
Burada basit bir soru sorayım:
“Cennet” nedir?
Eminim şu meşhur 99% diyecektir ki:
“İman sahiplerine tanrının mükafat olarak uygun gördüğü ve yerleştirdiği mekandır”
..ben de diyorum ki evet böyle bir anlamı var.
Cennet aynı zamanda bildiğin, dünyada kolaylıkla gördüğün, her yerde bulabildiğin…hatta şu anda evlerin önünde yanında ya da arkasında olan bahçedir.
Değil midir?
Anket mi hazırlasak acep…
Bunu başka bir başlıkta ele aldık mı hatırlamıyorum ama…
…açayım.
Arkadaş oradan diyor ki kitapçıdan Kuran aldığın zaman her kelimesi bir başka kuran ile aynıdır…
…bu küllüyen yalandır.
Mesela Yaşar Nuri nin Kuran ı ile Diyanetin Kuran ı…
…ya da Elmalılı nın Kuran ı aynı değildir.
Şimdiiii…dinci oradan zıplamaya başlar:
Onlar mealdir sayılmaz.
Ekle bunların üzerine tefsirleri.
Her kafadan bir ses çıkar o tefsirlerde.
Açın bakın Diyanet in Kuran a parantezden geçilmez…ha bre parantez var.
Tefsirler ve o parantezler ne işe yarar?
“Her ne kadar burada böyle yazıyorsa da bu öyle değildir”
…demek için.
Ulema kendine yer yapacak.
🙂
Yapsın tabii…
Biz gelelim şu cennete…ne dedik, bildiğin alelade salak bahçe manasına gelir.
Mesela
BAKARA 265
265 – Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
Şimdi bu ayetteki BAHÇE nin ahir hayat mükafatı cennet ile alakası var mıdır?
Yoktur…yüksek bir yerdeki bahçe gibi fazla yağış alır diyor…
Ayetin Arapçasına bakalım:
Bir sonraki ayet: Bakara 266
266 – Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.
Nerede o senin bildiğin CENNET?
Bildiğin bahçe anlamında yazıyır Kuran da ve CENNET geçiyor…
Devam…
Enam:
141 – Asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları, ürünleri çeşit çeşit ekinleri, zeytinleri ve narları, birbirine benzer ve benzemez biçimde yaratan O’dur. Her biri meyve verince meyvesinden yiyin, hasat günü de hakkını verin; ama israf etmeyin, çünkü O, israf edenleri sevmez.
İsra
91 – “Veyahut hurmalıklardan ve üzümlüklerden senin bir bahçen olsun da ortasından şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın.”
muminun
19 – Böylece onun (yağmurun) sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik ki, bunlarda sizin için bir çok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz.
furkan
8 – “Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya besleneceği bir bahçe olsaydı ya!” Bu zalimler, inananlara “Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler.
şuara
57 – A onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan,
58 – ve Hazinelerden ve kerim makamlardan ihrac ettik.
kaf
9 – Bir de gökten bereketli bir su indirip de onunla bağlar, bahçeler ve biçilecek taneler bitirmekteyiz.
kalem
17 – Biz onlara da belâ verdik, bahçe sahiplerine verdiğimiz gibi. Hani onlar sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.
…
Sahi ne demek yahu cennet?
Kaç cennet var?
…
Şimdi bunu sallamayan olabilir…ne var yani diyen de olabilir.
Cennet…bildiğin bahçe.
Bizde dönüp tükürmezsin…
…ama Arabistan da olmayandır.
Evet evet…o dönüp buralarda tükürmediğin bahçe Arabistan da yoktur.
🙂
Coğrafya kitabı orada duruyor…
…hedayesi olarak yanında bir tane isteyiniz…
…şu BİRİ DİĞERİNİN HEP AYNISIDIR dediğiniz kitaptan alırken.
Hristiyanlığın İslam’a bakışı konusu dönmüş dolaşmış ateistlerin İslam’a saldırışı olmuş :):)
Bak sen? E sen ne getirdin bari, barış çubuğu mu?
[nası diyordu yahşi batı’da; yok amirim önce at başlattı..]
Gamaro Dawkings’ i hatırla… Beklenmeyen cevap. O videoyu da ateist forumdaşlar koymuştu:)
Yukarıda hali hazırda var olan bir bilgi var…kaynakçasıyla.
Arkadaş bu bilgiyi okuyor…
…diyor ki:
“İslam a saldırı var.”
Hani nerede?
Dinci dinciyi kekliyor…ateist bunu ortaya koyuyor
Arkadaş oradan bas bas bağırıyor:
Koşuuun İslama saldırı var.
…bırakın şu MAZLUMU OYNAMA durumları ile zavallılık kertesinden pirim dilenciliğini.
Azıcık mert olun.
Okuyunca başınıza balyoz yemiş gibi oluyorsanız, iplikler pazara çıkıyor ise kime ne?
Bilgi zaten orada duruyor.
Konuyu açan kişinin forumda topu topu 5 mesajı olduğuda halihazırda duruyor:)
Hola… İstersen bide diğer yorumlarına bakıver. Ne desin? Haksızmıyım?
Konu şu:
“Arkadaş oradan diyor ki kitapçıdan Kuran aldığın zaman her kelimesi bir başka kuran ile aynıdır…”
Ben de diyorum ki değildir…kaynakçası ve gerekçesi ile yazdım.
Var ise içinde ciyaklama olmayan cevabınız alalım…
Hola hristiyan mısın? Senin ne işin varki Kur’an’ la? İnanmaya karar verdiysen bi sürü ilahiyatçı var. Hatta ve hatta Sonsuz.us var. Sevgili xenix’ e göre burda din daha iyi öğreniliyormuş.
Hasılı evet Hola. Kur’an’ın her kelimesi aynıdır. Ama Kur’an alacaksın…
Bir başlık altında bir konu ele alınırken ortaya konulan argümanlara binanen konu ile birebir alakası olmayan ama o konunun bütünlüğünde destekleyici rol oynayan farklı konular ele alınabilir.
Nedir buna katkınız…
-Hola Hristiyan mısın…
…bu mudur?
Özellikle de belirttim şöyle ciyaklamadan verebileceğiniz bir cevap var mıdır? Sonra da o müthiş katkı:
-Senin ne işin var Kuran la?
Yani arkadaş diyor ki…Ateist yazıyor ise önemi yoktur…
…ama ulema bizi sabahlara kadar kekleyebilir.
Soru hala baki:
Cennet alakasız iki farklı anlamda kullanıldığı halde neden bu HİÇ BİR ÇEVİRİDE belirtilmiyor?
Acaba hiç bir şey anlamadan din kitaplarını sadece harflerin sesini çıkararak okutturma adına yürütülen MÜTHİŞ KAMPANYA nın nedenlerinden biri bu olmasın.
-Hebele hebele hebele?
-Ne diyor?
-Tısssssssssss…
Ulema bilir!
Ben arapça bilmiyorum. Ama senin çevirilerinde de hep bahçe olarak söyleniyor. “Ne var bunda?”
Yaşar Nuri’de, Diyanet’ te, Elmalı’da aynı Kur’an’ın çevirisini/mealini yapıyorlar.
Kur’an aynı. Elmalılı döşek diye çevirse, Yaşar Nuri yatak diye çevirse ne olacak ki Kur’an aynı olduktan sonra…
Zaten ateist bi soru soruyorsa abasının altında sopası vardır :))
Var tabii…daha ucunu gördünüz o sopanın.
Şimdiiiii…
Konuyla alakalı bir cevap aldık…
Hani Arapça bilseniz ne olacak?
Türkçe yi sonradan öğrenmişlerin cümlelerinin bazılarının nerelere gittiğini bilmeyen mi var? Sonradan öğrenen elbette aksanlı konuşacaktır…
Mesela:
-Çok sıkıcısınız.
…gel gelelim bir çok dilde ı yoktur i vardır.
Yandı gülüm keten helva.
Yani dua ederken ya da kutsal kitapları okurken birilerine fena giydiriyor olabilirsiniz.
Ahitler, testimony ler…eskisi yenisi vs vs…
…bunlar herhangi bir dinin dincisinin bir başka dinin dincilerine gönderdikleri benim dinim sizin dinlerinizi döver lakırdıları. Hiç bir işe de yaramaz.
Böyle durumlar için nasıl düşünülür?
Aslolan kişinin inandığı dininin tanrısına ulaşma çabası ve ruhsal meditasyonunu sağlaması yani ibadet ile iman ederek huzura ermesi değil midir?
Elbette budur…ödülü de cennettir.
Sen orada ı yerine i demişsin tanrıya bir güzel giydirmişsin tanrı bunu anlayışla karşılamak zorunda değil midir?
Kasıt yok…art niyet yok.
Diğer bir deyiş ile dinlerde önemle arz edilen bir husus var ki o da NİYETTİR.
Şimdi sen oradan hiç değişmemiş bir kitabı alıp diyelim ki “kaldırdı” yerine “kaktırdı” okursan hiç değişmemişi değiştirmiş olmuyor musun?
Oluyorsun da…huzura da eriyorsun…
İnandığın tanrının gözünde gülünç duruma düşüyor musun? Ama tanrı bunu anlayışla karşılayacaktır.
Demem o ki…
Ha ulema değiştirmiş…ha sen…
Eline aldığın kitabın senin ruhuna hizmet etmesini sağlıyor isen ve huzura da eriyor isen…
…kitap orjnalmiş, değişmiş, tahrif olmuş, tahrip olmuş…
…ya da benim gibi edepsiz bir atesit sana sopasını ölçtürmüş…
…kime ne?
Anladın mı şimdi konu ile alakasını.
Benim dinimin dincileri sizin dinin dincilerinden daha az ya da daha çok keko…
…bundan tanrıya ne bana ne sana ne.
Ulema bilir!
Elbette öyle. Çok kişi çok şeyler öğrendi. Ben de çok şey öğrendim. Kuran kurslarından ve copy/paste sitelerden daha aydınlatıcıyız.
xenix
)kapa parantez
Din hakkindaki cahillikleriniz konustukca cikiyor ortaya..Mealler arasindaki farkliligi Kur’an’in farkliligi olarak göstermek dini kötülemek icin yapilan en acizce saldiridir..Ben diyorum ki Kur’an harflerine kadar aynidir, ordan cikip mealleri karsilastirip ahanda bak Kur’aniniz farkli diye zafer cigliklari atiyor..O ata dursun zafer cigliklarini, cünkü ihtiyaci var inancsizligini bir temele dayandirabilmek icin..Kur’an meallerinin arasindaki farkliligi Kur’an’in farkli olmasina baglayabilecek kadar derin din bilgisiyle devam etsin yoluna..Cennet yorumuda gercekten takdir edilecek cinsten..Cennetin 8 kat oldugunu, bunlarin neler oldugunu bilmiyorsan cenneti havada asili, rakimi yüksek bir bahce oldugunu söyleyip komik duruma düsersin..
Gelelim Hristiyanlik konusuna, incil’in meal yani tercüme farkliligindan dogan bir farkliligindan bahsetmiyoruz..Incil’in asli degismistir..Insanliga verilen mesajlar degismistir kaldiki Incil’in Hristiyan din adamlarinca degistirildigi, uyarlandigini bilmeyen yoktur..Din hakkinda bilgisi olmayan bir insana bile sorsaniz Incili, Degistirilmis, tahrife ugramis bir din kitabi oldugunu söyler..Altini tekrar ciziyorum Incil’in türkce mealinden bahsetmiyorum, Incil’in orjinal metnindeki farkliliklardan bahsediyorum..Hristiyanligin Amentüsünden bahsedip duruyor orda yorumcu, iyide Hristiyanligin Amentüsünü bildiren kim? Allah mi? Hz.Isa mi? Yoksa dinler arasi diyalog zirvaliklariyla hristiyanlik propagandasi yapmak istiyen zihniyetmi? Sabahin 5 inde millet daha ise gitmeden misyonerler mesailerine basliyorlar burda..Insanlarin kandirilarak girmesinin saglandigi bir din haline gelmistir Hristiyanlik dini maalesef..
Janus mu misyonerlik yapıyormuş? saatine kadar vermiş… . ataan duramıyor.. Janus haklı, içindekine hakim olamıyor, ateistlerden sonra şimdi sıra hristiyanlara geldi, sonrasında homoseksüelleri cinsel sapık yaptı, ahlaksız yaptı, inanmayanları, allaha inancı zayıf olanları suçlu yaptı, kendinden olmayan kim varsa, ne varsa saçma, zırva, geveze, art niyetli.. Hukukçu tanrı iş başında.. çirkin.. huysuz.. tehlikeli…son derece tehlikelisiniz.. .. ama şimdi yazarsınız yine, siz beni anlamadınız, kafanız basmıyor.. Janus misyonerlik faaliyeti yapıyor.. ayıp.. ataan ne yapıyor, padişah masalı anlatıyor, türkçe dersi veriyor.. ne yapıyorsun? ahlakçılık, ahlakçılık.. ahlakçılık..
Hristiyanların yeni sözcüsü Janus Hazretleri buyuruyor ki:
Çok yorucusunuz ATAAN… çok yorucusunuz..
Hiçbir hiristiyanın Muhammed’i peygamber olarak tanıması mümkün değildir. Bunu söyleyen kişi kilise görevlisi ise nerde çalıştığını bilmiyordur, eğer eşiniz kilisede çalışıyor ve Muhammed’in tanrı tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu söylüyor ve buna inanıyorsa kendi inancını inkar eder, eğer bu ifade o kiliseye aitse bu kilise hristiyan kilisesi değildir
-Evangelist kiliselerinde söylediğiniz gibi islamiyetle ilgili kilise heyeti, görevliler vardır. Eğer sevgili gamarodan rica edersiniz size bu kiliselerin sahip olduğu formasyonu, inanç özgürlüğü temelinde sevgi ve saygıyı ön plana çıkaran çabalarını, ve bütün dünyada 400 milyondan fazla insanın ulaştığı network ağından bahsedebilir, hatta sizin tahmin ettiğinizden çok daha fazlasını anlatabilir…
“Gamaro sana anlatsın” demişsin. Bozacıyı şiracının anlattığı nerede görülmüş? Zahmet etmesin ben anlatırım. Sevgiyi ve saygıyı ön plana çıkaran şu Evangelistlerin formasyonunu ben sana anlatayım:
Hukukçu dincinin yazılanlardan anladığına bakınız…yazılanlara bakınız…
…yazılanlar ile anladığının farkı ne olabilir?
Ben diyorum ki:
250 Euro.
Cirkefe tas atma üstüne bulasir diye bosuna dememisler..Lafim meclisten disari tabikiii.. :))))
Hayatinda kilise görmemis insanlar gelmis burda hristiyanliktan bahsediyor..Ee google’da bir yere kadar dimi 🙂 Gercekler söylenince nasil cirkinlesiyorsunuz ama..
Ben kimseye misyoner demedim, burda yani benim yasadigim yerde misyonerler görevlerine sabahin besinde basliyorlar diyerek gördügümü söyledim..Forumdan kimseyi misyonerlik yapmakla itham etmedim zaten edememde cünkü forumdan hic kimse bana özel olarak hristiyanlik propagandasi yaparak hristiyanliga davet etmedi..Cirkefe yatacaksaniz akilli sebepler bulun, sebepleriniz havada patliyor..
ataanı yanlış anladınız. o karısından bahsediyordu misyonerlik yapıyor diye. biliyorsunuz kiliside çalışıyor eşi.
Eşcinsellerin durumu ve Hristiyanlık
xenix
xenix
İYİ AKŞAMLAR XENİX,
Ölen bir hristiyanın ahiret âleminde Tanrı tarafından yargılanma betimlemesini çok gülünç bulduğumu söylemek istiyorum önce. Kendisinin zeki olduğunu sanan bu film yapımcısı doğrusunu istersen pek akıllı biri olmasa gerek. Aklı sıra Tanrı’yı tuzağa düşüreyim derken basit suçlamalarla kendisi tuzağa düşmüş.
Güyâ huzura gelen insanın çok iyi biri olduğunu vurgulayarak ona ceza veren bir Tanrı gerçek olabilirmi? vurgusu yapılmak istenmiş.
İşte paradoks burada. Akıl olarak kendisine çok az bir bilgi verilen insan henüz beyninin % 3’ünü yada 4’nü kullanmasına rağmen, sanki % de 100’ünü de kullanıyor, evrenin her tarafını görüyor, biliyormuş gibi dünyaya ve ahirete ait her şeyi anladığını sanması ve buna göre de senaryo hazırlayıp kendi hazırladığı senaryoya iman etmesi ve başkalarının da yanılmasına sebep olması çok garip!
Kaldı ki beynimizin tamamını da kullansak, (zaten bunun için yaratıldık) yine de aklımız, kâinatın olağanüstü tasarımı karşısında aciz kalacaktır.
Kendimizi her ne kadar dev gibi görsek de atomlarımızın boşluğu alınmış olsa, dünyada ancak bir kum tanesi kadar yer kaplarız.
Tanrı’ya meydan okuyan biz insanlar gerçekten ne kadar cahiliz!
Videoya gelince; 7 yaş gurubu altındaki çocuklar için bir çizgi film niteliğinden öteye gidememiş.
…………………………
Diğer videonuz homoseksüellerle röportaj yapılırken birden Kur’anın mesajlarına atlanmış ve varılan nokta şu:
– Kur’an-ı kerim şiddet içeren bir kitap ve insanlarla savaşmayı öğütlüyor!!!
Sevgili xenix:
Haçlı seferlerinde 175 yıl müslümanların aralıksız katledilmesini,
Halen Afganistan, Pakistan, Irak ve Filistin’deki katliamları;
Başka bir sorum yok Bay xenix…
Evet hepsini yapanlar, ayetlere bakanlar… Evet muhammedin ayetleri değil velakin farkı ne ?
Kaldı ki beynimizin tamamını da kullansak, (zaten bunun için yaratıldık) yine de aklımız, kâinatın olağanüstü tasarımı karşısında aciz kalacaktır
kainatın olağanüstü tasarımı hangisi oluyor?
Kendimizi her ne kadar dev gibi görsek de atomlarımızın boşluğu alınmış olsa, dünyada ancak bir kum tanesi kadar yer kaplarız.
dev olmamızı sağlayan şey(öyleysek),ulaştığımız bilgilerdir.Bizi oluşturan atomlar değil.
Şu saydığın olaylarında dinle doğrudan bağını nasıl kurdun?
Bir iddiada bulunuyorsan ,iddianın dayandığı sağlam delillerin olmalı sn.yücel. Çocuklara masallar programı değil burası.
HRİSTİYAN – ATEİST
İlgili videodaki ateisti bir an dikkatimin dağılması sonucu hristiyan olarak yazmışım, düzeltmek istiyorm.
Ateistler, dünyada yaptıkları iyiliklerin karşılıksız kalacağını sanıp üzülmesinler.
İşte paradoks burada. Akıl olarak kendisine çok az bir bilgi verilen insan henüz beyninin % 3’ünü yada 4’nü kullanmasına rağmen, sanki % de 100’ünü de kullanıyor, evrenin her tarafını görüyor, biliyormuş gibi dünyaya ve ahirete ait her şeyi anladığını sanması ve buna göre de senaryo hazırlayıp kendi hazırladığı senaryoya iman etmesi ve başkalarının da yanılmasına sebep olması çok garip!
eeeee. o zaman dünyadaki tüm dinlerin, birisinin yada birilerinin başlatmış olduğu bir senaryo olmadığının garantisi varmı?
Onlar Masal Değil,
– Çocuklara masal anlatmadım Sayın Farabi. Bilimle ilgili iki konuya kısaca değindim. Yani atomun 95,5/98’inin boşluk olduğunu düşünürsen ne söylemek istediğimi daha iyi anlarsın.
– İnsanların en büyük yanılgısı her şeyi bildiklerini sanmalarıdır.
– Masal anlatacağım zaman istiyorsan seni de çağırayım desem, uygun olmaz.
– O saydığım olayların da dinle alakası olması gerekmiyor.
– Kâinatın olağanüstü tasarımı sence bir şey ifade etmiyor olabilir.
– Bana sorarsan bırak kâinatı, o muhteşem yapıyı gözünü açıp da gördüğün her şeyde görmek mümkün, hatta bir sineğin kanadında bile.
– Ama görene..
– İyi geceler Sn: Farabi.
Söylediğiniz gibi.
Bay Denge:
Aklı olmayana da zaten sorumluluk yüklenmemiş.
Din seçmede veya seçmeme de insanoğlu alabildiğince özgür. Özgürlüğünü de sınırsızca kullanma hakkına sahip. Kullanıyorda.
Ateistin ahiretteki hali ne olur?
Bu soruya Allah’tan başka cevap verebilecek bir yetkili olacağını ben düşünemiyorum. O’ da insanlardan ne istediğini, ne yapıp yapmayacağını vahiy kitaplarında yeterince açıklamıştır. Merak eden okur, isteyen inanır isteyen de ona “masal” der bir kenara bırakır.
Ateist arkadaşlar ahiret hayatının olmadığından bu kadar emin iseler, paniğe kapılmalarına hiç gerek yok.
Kainat benim içinde muhteşemdir ve hayranlık uyandırır,bilime olan ilgimin nedeni belkide budur.Size özgü bir duygu değil bu.Buradan tasarım varsayımına hemen varmanız beni endişelendiren şeydir.
Atomun % 95 inin boşluk olması benim içinde enteresandır ama burdan senin çıkaracağın sonuçlar beni endişelendiren şeydir.
insanlar herşeyi bildiklerini falan sanmıyorlar,şu kurgularınıza son verin artık.
Evet hristiyan tanrısının iyi birisini kendisine inanmadığı için yakması ve cehenneme atması bana da komik veya komik demeyelim de ironik geldiği için ekledim. Seviye gerçekten ilkokul düzeyi haklısınız. Basit temel bir kaç soru sordurabilmek için minik zihinlere. Her çocuğun aklına geliyordur mutlaka, iyi insanların durumu ne olacak diye?
Diğer video da ise bir kopukluk olabilir, aslında 10 video olarak eklemiştim seri olarak. O videolardan yedincisi sanırım. Ama genel olarak dinler arası savaşı anlatıyor. Seyrettiyseniz, herkes diğer dinden olana saldırıyor videoda. Hristiyan müslümana, müslüman yahudiye, yahudi müslümana, hristiyan yahudiye böyle devam edip gidiyor savaş.
Son olarak biz pastafaryanlar barışcıl bir dine sahibiz. Kimseyi inançlarımız için öldürmedik, öldürmeyeceğiz.
xenix
Eğri Oturup Doğru Konuşmak…
Türkçedeki bir deyimi aktardım yukarıya.
Aslında herşey dönüp dolaşıp egemen bir dünya barışının yeryüzüne hakim olması isteği geliyor ama şuraya baksana, birbirimizin yüzünü bile görmediğimiz halde her gün bir kavga içerisindeyiz.
Belki birbirimizi tanısak, gözlerimizin içine bakıp o insancıl duygunun sıcaklığını kalbimize akıtabilsek biraz yol kat edeceğiz diye düşünüyorum ama.. Neyse.
İyi geceler xenix
Düşünce kavgasından bir zarar gelmez sayın yücel. Burada bir başlıkta kavga ederiz, başka bir başlıkta bir birimize destek oluruz. Yeter ki başlıklardaki kuyruk acılarını başka başlıklara taşımayalım.
Hepimiz insancılız tabi. Hatta sırf biz değil, gidin hapishaneye katillere sorun hiç biri keyif için öldürmemiştir kimseyi. Herkes kendince masumdur bir yandan. Herkes doğru inandığı şeyler için yapar bir çok eylemini.
İyi geceler size de.
xenix
Galiba Beni Yanlış Anladınız.
Sn Farabi:
el-Cevap:
– Endişelenmenizi gerektirecek ne var bunda? Diyelim ki yanlış bir yorum yaptım. Merak etme bilim dünyası etkilenmez. Ruhu bile duymaz. Üstelik ben onu vücudumuzu tamamen madde olarak düşünecek olursak, atomların elektronlar dışında boşluğunu kaldırsak, bir kum tanesi kadar ancak yer kaplayabileceğimizi ima ettim. Bunda ne var ki? Aksini söyleyebilirmisiniz? Neyse bu günlük bu kadar yetsin.
Bu boşluktan yola çıkarak bizlerin aslında çok küçük ve önemsiz olduğumuzu kastetmedin mi?Bende bu olgunun bu anlama gelemeyediğini söyledim.E belki bir benzetme yapmışsındır ,olabilir neyse boşver.
Yalnız bu arada kum tanesi kadarda olsak kütlemiz aynı kalır bunuda ekleyelim.Küçülürüz ama etkimiz yine büyük olur.
Allah birdir ve tektir… HZ. İsa onun kulu ve elçisidir… Allah’ ın ne bi eşi ne de bi oğlu yoktur ( haşa ) sizleri islama davet ediyorum yani doğru yola… Allah katında şuan gecerli olan tek din İslam dır… HZ. Muhammed S.A.V. son peygamberdir… Rabbiniz Allah’tır. o yaratandır yoktan var edendir. öyleyse ona kulluk edin.
Arkadaş buradan sallayınca bilim dünyası etkilenmiyor diyor ama ateistin teki iki kelam ettiğinde din dünyası allak bullak oluyor.
Bilime saygı beylerrr! Çocuklar duymasının çaycısın “çaylarrrrrrr” tadında.
“TekTipolog” olup çıkacağız vesselam.
http://www.hristiyangazete.com adresinde; Türkiyeli hristiyanlari icin köse yazarligi imkani taninmaya baslanmistir. Her mezhepten, her kiliseden, her etnik kökenden, her politik düsünceden hristiyanlar icin gazetemiz aciktir. Türkiyeli hristiyanlar, Türkiye’de hristiyanlik hakkinda düsünceleri olan ve seslerini duyurmak isteyen hristiyanlar köse yazarligi ile ilgili olarak hristiyannet@gmail.com adresi ile irtibata gecebilirler.
lk yazılan üç İncilin [Matta, Markos, Luka] hiçbirinde Teslise dair tek bir harf bile yoktu. 4. olarak ortaya çıkan Yunanca Yuhanna incilinde, Yunan filozofu Eflatunun teslis fikri görüldü. Barnabas İncilinde Allah’ın bir olduğu bildiriliyor. Kostantin, Eflatun’un teslis [Trinite] fikrini yeni İncile koydurunca, Papaz Aryüs, (Teslis yanlıştır, Allah birdir, İsa Onun oğlu değil, kuludur) deyince, Hıristiyanlar, onu aforoz ettiler. Aryüs Mısır’a kaçtı ise de, yine kurtulamadı, orada öldürdüler.
Teslis, Hıristiyan dininin esasıdır. Allah hem üç, hem bir derler. Bunlardan bir kısmı, Baba, Oğul ve Ruhulkudüs olarak kabul ederler. Bir kısmı da, Allah, Meryem, İsa derler. Hazret-i İsa için (Oğul tanrı, beşer [insan] cesedine girerek Hazret-i Meryem’den doğmuştur) diyorlar. Yani onun hem doğduğuna inanıyorlar, hem de ilah olduğuna. Doğmuşsa mahluktur [yaratıktır], buna Halık [yaratıcı] denir mi hiç?
“Ey ehl-i kitab! Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah hakkında, hak/gerçek olandan başkasını söylemeyin. Mesih, ancak Meryem’in oğlu İsa’dır, (o) Allah’ın rasûlüdür; Meryem’e ulaştırdığı (‘kün=ol’) kelimesi (nin eseri)dir. Allah tarafından (gelen) bir ruhtur. Artık Allah’a ve peygamberlerine iman edin de ‘(İlâh) üçtür’ demeyin. Kendiniz için hayırlı olmak üzere bundan vazgeçin. Allah ancak bir tek ilâhtır. O, çocuğu olmaktan münezzehtir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Vekil olarak Allah yeter. Ne Mesih ve ne de Allah’a yakın melekler, Allah’ın kulu olmaktan çekinirler. O’na kulluktan çekinip büyüklenen kimselerin hepsini (Allah) yakında huzuruna toplayacaktır.” (4/Nisâ, 171-172)
İnternetten bir yerlerden yanlış bilgi kopyalamak araştırmalarınıza engel oluyor.
Kur2an da vahdeti vücud diye bir kelime geçiyor mu? Kutsal kitaplarda birşeyler yazar, sen yazılanın manasını çıkarırsın. Teslis kelimesi geçmiyor diye teslis yoksa, o zaman vahdeti vücud diye birşey de yok. Yahudi büyük şehir tüccarı gibidir tok satıcıdır işine bakar, müslümansa kasaba tüccarına benzer kırk takla atar, üzülüyorum sizler için. İşine geldimi her arapça kelimenin altındaki onlarca anlamdan bahsedersiniz, incili eleştirecekseniz latince öğrenin gelin o zaman, kasaba tüccarlığı kurnazlığı yapmayın.
Gözünüz önüne serilen gerçekleri fark edemiyorsunuz,siz nasıl Allah ‘ın yarattığı bir kula ve yine onun yarattığı meleğe tanrı diyebiliyorsunuz.Yüce Yaradan tektir birdir, ondan başka ilah yoktur,siz nasıl doğmuş bir insana tanrı diyebiliyorsunuz Hz İsa yı nasıl bir tanrı gibi görebiliyorsunuz, Allah eşsizdir benzersizdir Hz İsa yı bir mucizeyle Hz Meryem’in rahminde şekillendirerek muzicevi bir şekilde dünyaya getirmiştir,Allah doğurmaz doğurulmaz onun cinsiyeti yoktur bir kuluna benzer bi şekilde dünyaya gelecek kadar aciz midir ki o böyle savunuyorsunuz,Hz İsa ya Hristiyanlık geldikten 60 yıl sonra İncil kaleme alınmış ve dilden dile dolana dolana eklenmiş çıkarılmış,Allah ın emirleri değiştirilmiş kafalarına göre İnciller yazılmış,ve sonuçta 4 tane İncil seçilmiş yüzlercesinin arasından tamam yazdıklarının arasında gerçeklik payınında olsa İncil ilk şekli gibi korunamamıştır düşünsenize koskoca 60 yıl sonra kaleme alınmış aklınızla mantığınızla düşünün lütfen sadece mantığınızla düşünün size ezelden verilen aklınızla Hristiyanlığın özünde tevhit inancı vardır.Teslis diye bir şey yoktur.Bu Allah a şirk koşmaktır.Ve yine söylüyorum Allah’ın eşi benzeri yoktur,Hz Meryem den doğupta dikkat edin doğupta diyorum aynı anda tanrının oğlu olması gibi saçmalıklara inanmayın çünkü düşününce Yüce Yaradan HERŞEYİ YARADAN TÜM KAİNATI YARADAN EN İNCELİKLERİYLE İNSANLARI YARATIP SAYISIZ NİMETLER VEREN NEREYE BAKARSAK ONU GÖREBİLECEĞİMİZ BİR DÜNYADA YARATTIĞI KULLARINA BENZEYİP DÜNYAYA GELMESİ YÜCE YARADANIN DOĞMASI ANA RAHMİNDEN DOĞMASI SİZCE MÜMKÜN MÜ ZATEN KENDİSİ BİZleri YARATTI ONUN EŞSİZ SIFATLARI YARATTIĞI BİR KULA DENK OLUR MU ALLAH AŞKINA SİZE VERİLEN AKLI KULLANIN İSLAM MANTIK DİNİDİR.HİÇ HALIK KULU GİBİ OLUR MU DOĞAR MI CİNSİYETE SAHİP OLUR MU DÜŞÜNÜN LÜTFEN DÜŞÜNÜN EĞER BURADA HRİSTİYANLIĞI TARTIŞIYORSANIZ MUTLAKA AKLINIZA MANTIĞINIZA TERS DÜŞEN BİR DURUMU OLDUĞU İÇİN TARTIŞIYORSUNUZDUR.HRİSTİYANLIK ÖZDE HAK DİNDİR AMA ALLAH’IN PEYGAMBERİ OLAN HZ İSA’YA GELEN İNCİLİ HZ İSA SÖYLEYEREK TEBLİĞ ETMİŞTİR.ANCAK HZ İSA ÖLDÜKTEN 60 YIL SONRA KALEME ALINMIŞTIR O DA YANLIŞLARLA..VE HZ İSAYA GELEN İNCİLDEDE SON PEYGAMBER VE SON KUTSAL KİTAPTAN SÖZ EDİLMİŞTİR,İNCİL 60 yıl SONRA KALEME ALINIP BU DENLİ BOZULDUKTAN SONRA HİÇ YÜCE RABBİM İLERİDEKİ NESİLLERİ BU CAHİLLİKLE YETİŞECEKLERİNE MANİ OLMAZ MI VE BUNUN ÜZERİNE İNCİLİN BOZULMASI ÜZERİNE KUR’AN İNMİŞTİR.ARAŞTIRIN ARAŞTIRIN ALLAH BİZE BU NİMETLERİ VERMİŞ GEÇMİŞTE DİN ADAMLARININ YAPTIĞI CAHİLLİKLERİNE TAKILIP KALMIŞSINIZ NİÇİN ÖNÜNÜZDE KUR’AN GİBİ BİR HAZİNE DURURKEN ÖZÜ BOZULMUŞ İNSAN DÜŞÜNCELERİNİN KARIŞTIĞI YENİDEN YAZILMIŞ İNCİLE BAKIP DURUYORSUNUZ ÖZDE HRİSTİYANLIK VE İNCİLE ASLA SÖZÜM OLAMAZ HAK DİNDİR KUTSAL KİTAPTIR AMA ŞİMDİ İSE TÜM İNSANLIĞA GÖNDERİLMİŞ BİR DİN VE KUTSAL KİTAP VAR ALLAH İNCİLİN ÖZÜNÜN BOZULDUĞUNU BİLDİĞİ İÇİN GÖNDERMİŞTİR KUR’ANI BUNLARI ANLAMAK BU KADAR ZOR MU…
Sen Papa’ya aptal mı diyorsun yani?
Uzamış konu besbelli. Şunu derim fakat ben. Eğer fayda etmiyorsa bir din insanlara bu hayatta, o din yaramaz işe. İslamın hristiyanlığa bakışı benzer hristiyanlığın islama bakışına. İkisi de bir birini kötüler. Sıradan insanlardır ikisinin inananları da. Ne zihinlerini kontrol edebilirler ne de bedenlerini.
Muhammed yalan söylemiştir, yaşam yol ve gerçek İsa’dır.
Umarım bir gün ezelden beri içinizde sakladığınız nuru keşfeder perdelenmiş sırrı görebilirsiniz,başka da bir şey diyemem Allah hepimize doğru yolu bulmayı nasip etsin,Allah hepimize Hz. Muhammed’in şefaatinden yararlanmayı nasip etsin herkes kendi yolunu çizer çünkü Allah hepimize akıl fikir irade vermiştir,ama şu anda göremediğiniz perdelenmiş gerçekleri elbet bir gün öğreneceğiz elbet işte o zaman arayıp bir türlü bulamadığınızın belkide aramaya bile tenezzül etmediğiniz tek RABBİMİZ YÜCE ALLAH’IN bizlere şah damarımızdan bile daha yakın olduğunu görünce işte o zaman ah etmenin faydası olmayacaktır.
Ben ikinizin dinine de inanmıyorum..
İkiside tarıh boyunca tekrarlanmış hikayelerden oluşan dinler..Tüm dinler de oldugu gibi…Sadece uydurulmuş hikayeler..
Sayın son havari,
Yazınız çok cesur tebrik ederim. Ve haklısınız.
Ancak İsa’nın tanrının bir sureti olduğu felsefi bir konudur. Hegel bu felsefeyi kullanarak diyalektik yöntemi kullanmış, hırıstiyanlığı felsefi içerikli bir dine çevirmiş. Hıristiyanlık üzerinden kendini ifade etmiş. Keza bazı diğer filozoflar da…
Ne zaman hıristiyanlığı bir din değil bir felsefe olarak algılayacaksın (algılayacaksınız demiyorum bak), o zaman müslümandan bir farkın olacak. O zaman düşümeyi, hissetmeyi, yorum yapmayı incilin rutinlerini hiçe sayaraktan kendin öğreneceksin. Dinin, eğer senin kendini ifade etmene yardımcı oluyorsa kutsaldır. Din yıkılmalı ve kişi onu baştan yaratmalıdır. Ama kişi, kite değil.
secret; gel bir aylığına bizim dinimizi dene, pastafaryan ol. Memnun kalmazsan bırakırsın.
xenix: Takiplerim: Aslında o hikayelerin güzel bir yönü var. Seviyorum kutsal kitapları…
demişsiniz.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki ; arkadaşlarınızın bilgisi pek yeterli değilmiş galiba; birincisi doğrudur, yani biz müslümanlar Hz. İsa (A.S) ‘peygamber olarak kabul ederiz.
O Allahın (C.C) kulu ve rasuludür.Tıpkı Hz. Musa (A.S) ve diğerleri gibi Hz. Adem(A.S) ile Hz. Muhammed (SAV) arasındaki tüm peygamberlere iman ederiz.
Ancak sizler bunu kabul ederseniz Müslüman olmak durumunda kalırsınız, bu durumu göz önünde bulundurmadan Hz. Muhammed’i (S.A.V) kabul etmenizi beklemek
ya cahillik ya da dürüst olmamak anlamına gelir.
Ama Müslüman olmanızı isteyip böyle söylüyorlarsa o başka.. Ama hem Hıristiyan kalmanıza razı olup, hemde bunu istemeleri doğru değil, bu bir tür sende bizim takımı tut demekle aynı şey, bir tür sosyal çevre sağlama ile aynı durum…
ataanın kulakları çınlasın. Onun eşi hristiyandı ve kendisinden Muhammed’in peygamberliği hakkında bilgi istenmişti.
Artık cahillik mi dürüst olmamak mı siz daha iyi bilirsiniz xinteorisyen.
xenix: Takiplerim
biz müslümanlar hz.isa’yada hz.’muhammed’dede gönülden inanıyoruz.onlar allahın bu dünyadaki elçileridir.evet hz.isa ölmemiştir biz müslümanlar bunu kabul ediyoruz lakin hz.isa allah falan değildir.bir tek yüce yaratıcımız vardır bizi koruyan bizlere nimet veren tek bir yaratıcı.hz.isayıda hz.muhammedi ve daha nice peygamberlerimizi yaratan tek bir allah.bizler bu dünyaya ona kulluk vazifemizi yapmak için gönderildik ve ondan başka ilah yoktur.bu dünyadaki bütün dinlere özelliklede üç büyük din olan islamiyet,hristiyanlık ve museviliğe daha bir saygım var.çünkü onlar allahın dinleridir. lakin ilk gönderilen ilahi din musevilik zamanla bozulduğu için yerine hristiyanlık gönderildi.o zaman ki insanlar incili kendilerine göre değiştirdirdiler ve hristiyanlıkta bozuldu ve en son gönderilen din ve islamiyet.binlerce yıldır kitabımız kuran-ı kerimin tek bir harfine bile dokunulmadı değişmedi.inançlarına gönülden bağlı olan bir müslüman olarak hristiyanlıkta anlamadığım şey şu:o kadar çok incil çeşiti var ki hepsi farklı söylüyor yahu ben hangisine inanacağım? yanlış anlaşılmasın bütün hristiyan alemine sonsuz saygım var sizin dininiz size benim dinim bana.bence bu dünyada neye inanırsak inanalım hepimiz ortak yani allah inancımız o şüphesiz var ve bizim yanıbaşımızda bizlere nimet veren,akıl,güç,zenginlik veren o.o sonsuz merhamete sahip affedici, affi seven tek bir ilahimiz var ama o hz.isa değildir.o sadece bir peygamber, allahın çok sevdiği ve bu dünyaya peygamber sıfatıyla gönderdiği bir kulu.hz.muhammed efendimize ne kadar inanıyorsam onada ve diğerlerinide inanıyorum.yer yüzüne gelmiş tüm peygamberler bizim için çok değerli ama hz.muhammed bizim dinimizi yayan kişi.şüphesizki her müslüman gibi bizlerde onun yolunda hiç düşünmeden canımızı bile feda ederiz. ama birine inanır ve onu yüceltirken diğerlerinin yerlere vurmaya gerek yok. hepimizin rabbi bir, hepimize nimet veren aynı kişi.
Yüce allah yardımcımız ve tüm peygamberlerin din gününde şefaatçimiz olması dileğiyle…
Misafir kendi ibadetlerinden bıkmış, başkasının ibadetine özenmiş.
Di mi ama, ibadet dediğin rahat olmalı biraz…
xenix: Takiplerim
sadece islam hak dindir
ağzına sağlık volkan parçalamakla kalmazdı yedirirdi
demek yeterince haksızlık içerir aslında.
Senin içine bir cevher, bir arayış,bir özlem yerleştirdik ve onu gözetiyoruz.Kaybolmasına izin vermeyiz, hatta onu kesinlikle bir yere ulaştırırız. Hz. Mevlana
Biraz da içinize dönüp bakınız, bir kitap gibi kendinizi okuyunuz bir arayışa giriniz eğer hakikaten samimiyseniz ve aynı zamanda O nu bulmak konusunda ciddiyseniz elbet sizin 1 adımınıza O 10 adımla karşılık verecektir.Lafları bırakın içinizdeki sükûnete bakın kimsenin boyunduruğu altında değilsiniz bu dünyaya tek ve sizin isteğinize başvurulmadan getirildiniz ve sonrada habersizce bir anda öleceksiniz hepimiz.. Dini yanlış anlamayınız İslam kesinlikle zorlama bir din değildir başkalarının zorlamalarıyla zaten hiç bir şey yapamazsınız aklınızı kullanınız aklınızı sonra kalp devreye girer aşık olursunuz,ve daha önce yaşamadığınız şeyler yaşamaya başlarsınız bu Kainatın sahibine lütfen saygı gösteriniz O her şeyin sahibidir lütfen O’nu parça parça bölmeyiniz..O’nun hiç bir şekilde ete kemiğe bürünüp dünyadaki bir temsilcisi olmamıştır O tek ve mutlak varlıktır Kur’an’ı ve Hz Muhammed’i (s.a.v) yalanlamayınız O elbette sizin de Rabbinizdir.Bizlerin hepimizin bahsettiği aynı Rab’dir.Tek fark sizin İncil’den sonra korunamayan aslından uzaklaşan İncil’den sonra Kur’an-ı Kerimin indirildiğini anlamıyor olmanız.Siz eğer dininizde samimiyseniz bunları katiyyen yalanlayamazsınız.Allah’ı hiç bir şekilde insan bedenine layık göremez bir insan. O sonsuzdur Kainatın efendisidir niçin yarattığı gibi görünmek istesin O yaratılanların ötesindedir.Allah hepimize sarsılmaz bir hidayet versin…
Hz isa peygamberimizi Rab ediniyorsunuz muhakkak ki siz büyük bir sapıklık içindesiniz ve size bunların ispatlarını söylüyorum 1- eğer hz isa ( A.S ) tövbe haşa sünnü haşa rab olsaydı ALLAH C.C neden secde edip her şeyini ALLAHtan diLedi . 2 – ALLAH hz ademi topraktan yarattı ne annesi vardı nede babası vardı Hz. Adem ( a.s ) ın bu ALLAHın herşeye gücünün yettiğini açıklar bizlere . 3- ilahi kitabımız incilin değiştirildiğine kanıtlar Matta, Markos ve Luka İncillerine göre Hz. İsa’nın risaleti bir yıl, Yuhanna’ya göre ise iki yıldan fazla sürmüştür 4Hz. Davud’dan (a.s.) Hz. İsa’ya kadar geçen kuşakların sayısı Matta’ya göre 26 iken Lukaya göre 40’tır 5İncillerde Hz. İsa için sık sık “Allah’ın oğlu”, “Yusuf’un oğlu”, “Davudoğlu”, Ademoğlu” gibi ifadeler kullanılır. Bunların arasında açık bir çelişki vardır. bir insana tanrı muamelesi yapıyorsunuz Ben bir müslüman olarak ölümüme kadar şunu bilirim ve şuna inanırım ki ALLAH daima galiptir ondan başka tapılacak ilah yoktur o 1 dir eşi benzeri yoktur çocuk edinmekten münezzehtir bu dünyayı efendiler efendisi Hz muhammed musatafa ( SAV ) ın yüzü suyu hürmetine yarattı kuranı kerimi aç en ufak bir şüphe varmı bak ! .
Bana sorarsanız,Tanrı vücut bulamaz.Yarattığı şey olabilir mi?Ayrıca Tanrı kavramını tam olarak bilmiyoruz.İsa(a.s.) bizim gibi bir insandı.Ayrıca şunu da söyleyeyim,Tanrı kimsenin düşmanı felanda değildir.O’nun gücü,herşeyin üzerindedir ve kendine düşman yaratacak kadar bilgisiz de değil.Zaten biz,Tanrı’nın yarattığı varlıklar olduğumuz için,hepimizin özü O’dur
Bugün,Dünya üzerinde ne yazıkki çok kişi kendi ailesinden veya çevresinden gördüğü dinleri,sorgusuz sualsiz benimsemekte.İslam’a bakın.Allah’ın;yani Tanrı’nın yarattığında herhangi bir kusur yada mantıksal hata göremezsiniz.Ayrıca eğer birileri”Şöyle şöyle bir din var.” diyerek karşımıza çıkarsa ve sizin de dediğiniz gibi”Elbette HzMuhammed gerçek bir peygamberdi,bu din bunu kabul eder.” deseydi,yine kendi mantığımızla birlikte o dini sorgular ve hayatımızı ona göre yönlendirirdik.Ben şahsen,dinler konusunda araştırmalara giriştim ve size şunu net olarak söyleyebilirim ki,İslam dini yalan bir din değildir.Kuran’ı okudum ve hayretler içinde kaldım.1400 yıl önce bilinmeyen Fizik kuralları,bu mucize kitabın içinde,apaçık yazıyordu.
Tekrar söylüyorum,siz,Tanrı’nın vücut bulmasını mantıklı buluyor musunuz?Tanrı’nın ne olduğunu zaten tam tanımlayabilmiş değiliz bunu ısrarla belirtiyorum.O,herhangi bir madde,ruh vs. değildir.O yaratılan değil,kendisi var olandır.Varlığın özüdür.
Ayrıca burdan şu yanlış kanıyı da kaldırmak isterim,İslamiyet,kesinlikle zorlama bir din değildir,şartları,bizim araplardan gördüğümüz kadar ağırda değildir.Zaten,Allah-ü Teala,kullarının rahatsız olacağı,onların acı çekeceği ibadetleri yapmamızı istemez.Şayet isteseydi,bizi ona uygun yaratırdı.
imannnın inancın doğustannn geldiğine inanıyorum bi insann içinde yoksa mutlaka o sapmak için bir yol bulur varsa zaten o da bulur yolunu günümüze baktıgımda ateistlern büyüyk bi çognlugunun ozel hayatlarında sorunlar yasadıgını göruyorum mutlaka belirli olaylardan sonra yasadıklarından kotu olaylarıı ALLAH ı sorumlu tutuoyrlar vee ilk olarak başladıkları cumle sizin tanrınız iyi olsaydı kötülüğü yarattmaz dı bencil flnn hep aynı lafların arkasına sıgınıyosunuz boşşş boşşş booşşşş biraz etrafa bakın ALLAH aşkınaa herşeyn bu kadr muntazam olusuna kusursuz olursunaaa hayatı kötü kılan tek seyy biz insanların nefsini tutamaması bencil olan biziz yaradan değil. bizlern içlermzdeki fesatlıklar kendi çıkarlarımız dogrultusunda yaşamamızz . amaaa kaçınılmaz bii sonnnn varrrrrr ve bizzz insann hiç bi zaman sonsuzzz boşluga gitmiyecegz öluncee gecek dunya ozmana balıcak vee inanmayanların halini ozman gercekten merakk edioyrumm ama isterim ALLAHIN ONLARI affetmelerini çünküüü oo bencill dedikleri alllahımın rahmetinin ne kadr büykk oldugunuuuuuuuuu neysee bn bunları biğ ateistle yada hristiyanlaa laff ebesi yapmak için yazmadım haşaa ben onları yenemem. onlar gibi bilimn adamı değilizz. bizz körr cahilll şeriatcıı insanların tekiyiiizzz .
alakası yok islam nasıl ilahi din değil islam bence dünyadaki en çok doğru din hristiyanlara bir lafım yok ama bikere sizin inciliniz değiştirilmiş başka normal insanlar tarafınfan yazılmış eskiden çok eskiden sizin papalarınız cennetten parayala yer veriyormuş böle bişi olabilirmi bizim kuranımız bugüne kadar değiştirilmeden gelen bir kitaptır müslümanları cihad diye kötü gösterenleride kınıyorum cihad allah rızası için yapılan savaştır ve teröristlikle alakası yoktur bunu teröre dönüştrenler yalancıların önde gidenidir cihadı terörle buluşturanlar müslüman değildir allah rızası için yapılan savaş nasıl olur hz. muhammed s.a.v müslümanlığı yayıyor diye eskiden müşriklerle yapılan uhud hendek vs. savaşlarıdır ve biz müslümanlar bu savaşları yaparken biz asla onlara saldırmadık müşrikler bize saldırdı biz sadece kendimizi savunduk bu tür savaşlara ancak cihad denir ama başka bir insanın kendini müslüman sayıp başka bir dine inanıyor diye suçsuz bir insanı öldürmesini cihad olarak tanımlayanlar çok yanlış işte o terördür ve bunu yapan müslğmanlığı kötü gösteriyordur ve onu yapanda müslüman değildir bizim dinimiz bütün dinlere saygı duyar ve hiç kimseyi zorla müslüman yapmayı emretmez lütfen müslümanlığı kötü bir din olarak bilmeyin cihadı terörle anmayın çünkü cihad terör değildir. gelelim hz.isanın rab denmesine hiçbir insan oğlu rab yani tanrı olamaz allah tekdir birdir
Ya aslında biraz Hristiyanlar mantıklı düşünse herşey açığıa çıkar
İsa peygamberimizdir ona sözüm yok ama Peygamberlerin insanlardan büyük bir farkı yoktur… Sadece aklı karışık yanlış yolda ilerleyen insanları Allah ın yolunda gitmesi bu kadar güzelliği lütfedilmiş insanların şükretmesi içindir… Peygamberler elçilik ve örnek insan olarak gönderilmişlerdir… Ama gel gelelim Hrıstiyan inanışına göre İsa da Tanrı olarak nitelenir… Ki bu beni şaşırtır, Allah bir diyosun eşi benzeri yoktur diyosun, ondan sonra İsa Allah ın oğludur. Mantığınıza sığıyosa dininizi savunmaya devam edin..
Bu daha kısa bir örnek, kanıt istiyosunuz. Kuran da yazan şeylerin hangisinin yalan çıktığını gördünüz??? Yıllar önce çıkan kitapda bugün olacak ve olabilecek herşey yazıyor ve hepsi oluyo. Bilim adamları bile doğruluğunu kabul ediyo yaptığı araştırmalarla ki ne kadar zman önce çıkmış kitap. Ama incil İnsanların aklında kalanlar ve kendilerince doğru olanlar yazılmış ve inanç bunun üzerine gidiyor… İncil o günkü haliyle kalsaydı Tamam ama değiştirilmiş ve bozulmuş. Tek dicem Umarım gözünüzdeki perde açılır biraz mantıkla ve kuranı okuduğunuzda gerçeği anlarsınız.. Gel gör ki Hristyanlık bile 2 ye ayrılıyo buda bozulduna ilelebet. Herşeyi geçtim. Ya cennetten arsa satan var daha ne diyim?? Biraz mantığınızı kullanırsınız umarım, Allah kullanabilcek zeka yıda vermiş tabi kullanana
bu iddia palavradan ibaret ,bir tane örnek gösterin bakalım ?
ayrıca hristiyanlığı eleştirdiğiniz noktalar islamda yok mu?
islam mezheplere ayrılmıyor mu?hatta bazen öyle ayrılıklar var ki birinin diğerini kendi anlayışına göre müslüman kabul etmesi imkansız halde..
sanki cennetten arsa satan hocaları bu millet görmedi.:))
palavra sıkarken bile insan biraz özen göstermeli bence.
Hasan Hüseyin napcan´a,ali seriati´nin duasiyla cevap verelim;
“…Ya Rabbi Dindarlarımıza din nasib et!………..”
slm.
Uzaya yollanacak PLANCK uydusu ve projesiyle yeniden taranacak olan evrende, kozmik mikrodalgaların aktiviteleri ölçülecek.
Bunun anlamı, evrenin paralel 2 evrenden oluşup oluşmadığını anlamak. Eğer evrenler paralelse çarpışmanın yarattığı enerjinin hangi doğrusalda hareket ettiği gözlemlenebilecek. Teorinin doğruluğu halinde, evrenin önce büyüyüp sonra küçüleceği tatminkar verilerle açıklanabilecek.
Böylece kuran’a alelacel alınıp anlamı değiştirilen Biz göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz Biz (onu) genişleticiyiz. (Zariyat Suresi, 47) ayet de kendi kendini çürüterek bir atmasyondan ibaret olduğunu cümle aleme gösterecek. Merakla bekliyorum.
AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE…
Kuran kursuna gitmeden once Allah neden 4 din yaratsin ? Allah sevgi degilmidir baris , saygi degil midir ? Neden fazladan din cikartsin? Diye sordum kendime kuran kursuna basladim hocalara sordum hepsi birseyler diyordu ama onemli olan benim icimdekiydi. Sonra kendim arastirmaya basladim Kuran-i kerim tektirden herseyi cozmeye basladim ve butun peygamberlerime inaniyorum. Bunu bize Allah emretti. Ama sizin ” tanri” lariniz bir tek bana inan demis belliki yada ogluma. Biz sadece Allaha inaniyoruz o dogmaz dogurmaz dunya degil evren hersey ona ait en onemliside kalplerimiz. Arastirmadan once bende hristyan olmak istiyorum diye hristyanligi arastirmaya basladim incil pardon incil lere baktim kurallariniza gittikce sogumaya basladim biz muslumanlarin oldukca sizden buyuk farklarimizin oldugunu anladim.. Birincisi sizin birsuru kitabiniz var asil incil olsaymis zaten muslumanlik dogmaz mis. Bizim sadece bir kitabimiz var KURAN İ KERİM eger tevrat degistirilmeseydi herkes yahudi olurdu yada incil degistirilmeseydi hepimiz hristyan olurduk ama uzgunumki bizim kitabimiz geldi ve sadece 1 tane ayni kelimeler ayni sayfalarda… Bu yuzden Elhamdullillah ki muslumanim. Ve ayrica Hz isa yi siz oldurmek istediniz ki onuda basaramadiniz Allah sirf o peygamber diye degilde insan diye ona benzer kisiler yapip onu civilemissiniz soyleyin bana sizi egiteni siz oldurdunuz bizden hristyan olmayi mi bekliyorsunuz.? Ah hz isa canim isa sizin gibilere dusmus ustelik din diye kavram kalmamis hale din derlerken…
Kuran-i kerim tektirden herseyi cozmeye basladim
peki Allah neden dört tane din yaratmış çözebildin mi?
Lesley Hazleton bir gün Kuran’ı okumaya koyuldu. Bir gayrimüslim — kendi tanımlamasıyla İslam’ın kutsal kitabında bir “turist” — olarak buldukları, bulmayı tahmin ettikleri değildi. Bilimin ciddiyeti ve mizahın sıcaklığı ile, Hazleton, karşılaştığı nezaket, esneklik ve gizemi, Kuran hakkındaki efsaneleri yıkan bu TEDxRainier sunumunda bizimle paylaşıyor. O diyor ki:
“Bu belki de – en azindan sabit fikirli olmayanlar icin Kuran’in ne kadar esnek oldugunu gösteren en büyük sürprizdi. Kuran der ki: “Bu ayetlerin bazilarinin anlami cok kesindir. Ama bazilari ise oldukca muglaktir. Kalpleri sapikliktan katilasmis olanlar bu muglak noktalari fazlaca kurcalayarak bir uyumsuzluk bulmaya calisirlar. Herseyin dogrusunu sadece Allah bilir.” “Allah Latif’tir (lütuf sahibi)” ifadesi tekrar tekrar belirir. Ve aslinda, Kuran’in tamami, bize inandirirlandan cok daha fazla zariftir. Mesela bahsettigim su huriler ve cennet meselesinde oldugu gibi. Eski moda oryantalizm burada devreye gidiyor. Oryantalizm, Kuran’da dört yerde gecen Huriler kelimesini söyle tasvir ediyor: kara gözlü, gögüsleri henüz tomurcuklanmis yasit esler veya acikca dik gögüslü bakireler. Bununlar beraber, orijinal Arapcadaki ifadesiyle tek kelime: Huriler. Kabarik ya da dik gögus ifadesine yer vermeden. Simdi aslinda burada kastedilen – melekler gibi – saf varliklar veya antik Yunan’da gecen Kouros veya Kóre gibi ebedi genclige sahip varliklar olabilir. Ama gercek su ki hic kimse dogrusunu bilmiyor ve asil mesele de bu. Cünkü Koran’da gayet acik bir sekilde söyle deniyor: “hepiniz cennette yeniden yaratilacaksiniz” ve “hicbirinizin bilmedigi bir sekilde yeniden yaratilacaksiniz.” Ki bu bana bir bakire vaadinden cok daha cekici geliyor. Ve su 72 sayisi hicbir yerde gecmiyor. Kuran’in hicbir ayetinde 72 bakireden bahsedilmiyor. O düsünce Koran’nazilinden 300 yil sonra ortaya cikti. Ve cogu Islam alimi, bulutlarin üstünde oturup arp calan kanatli insanlar fikrini onunlar esdeger görüyor. Cennet ise bunun oldukca zittidir. O bekaret degil….
Bu ne demek? Koran Hristiyan Kutsal Kitap gibi değiştirilmiş mi?: Ve su 72 sayisi hicbir yerde gecmiyor. Kuran’in hicbir ayetinde 72 bakireden bahsedilmiyor. O düsünce Koran’nazilinden 300 yil sonra ortaya cikti. Ve cogu Islam alimi, bulutlarin üstünde oturup arp calan kanatli insanlar fikrini onunlar esdeger görüyor.
gerçek dinin islam olduğuna bütün papazlar biliyor ve aralarında gizlice namaz kılanlar var öncelikle protestanlar ve katolikler islamı biraz olsun araştırsalar islam ne kadar temiz bir din olduğuna şahit olacaklar bugün papazlar gerçek dinin islam olduğunu hiristiyan halkına söyleseler başları alınır
KURAN-I KERİMİN HAK KİTAP OLMADIĞINA İNANANLARA ŞAŞIYORUM HZ PEYGAMBER MEKKEDE İSLAMİ DAVASINA YENİ BAŞLADIĞI SIRALAR, MEKKELİLER GEL SENİ MEKKENİN EN GÜZEL KADINLARIYLA EVLENDİRELİM DEDİLER AMA O “GÜNEŞİ SAĞ VE AYI SOL ELİME VERSENİZ YİNE DAVAMDAN VAZGEÇMEM DEDİ.” HAŞA UYDURMUŞ OLSA MEKKENİN EN ZENGİNİ OLMAK VARKEN NEDEN TÜRLÜ ZULÜMLERE MARUZ KALSIN. VE NEDEN YERİNİ YURDUNU TERK ETSİN NASIL BİR ÇIKARI OLMASI GEREKİR Kİ DAHA KURANI “HAŞA” UYDURMASI İÇİN. GELELİM KURANI KERİME NUR SURESİ 31: RESULÜM, MÜMİN KADINLARA SÖYLE BAŞÖRTÜLERİNİ YAKALARININ ÜSTÜNE KADAR ÖRTSÜNLER, ZİYNETLERİNİ TEŞHİR ETMESİNLER. AYETTEN BİR BÖLÜM EĞER UYDURMUŞ OLSA KADINLARA AÇILIN DERDİ. YA DA ZİNAYI YASAKLAMAZ İSTEDİĞİ KADINLA BERABER OLURDU BİRAZ ZEKASI OLAN BUNU ANLAR ANLAMAYAN İÇİN YAŞASIN CEHENNEM
ALLAH (C.C.) NIN HESABI YAKINDIR ISLAM DUSMANLARI .bekleyin ve gorun
KDV DAHİL Mİ BU ÇAKTIĞIMIN HESABINDA YOKSA MUAF MI?