Yapacagim ve yapmalisin

Insan ahlak kurallarini irdeledigi zaman ona nasil davranmasi gerektigini cevresi tarafindan verildigini anlar. Ne kadar diger insanlarla empati kurma yetisi gelismis olsa da baska insanlarla bag kurma becerisi o kurallari ne kadar icsellestirdigine baglidir. Toplumda bir fert olarak o kurallari bilmek yeterli degildir, o kurallari isteyerek yerine getirmek önemlidir. O kurallar otomatikmen uygulandiginda o fert toplum icerisinde en az problem yasayacaktir. Hatta bazilari basarili olmanin yolunun o kurallari icsellestirme derecesine bagli oldugunu iddaa ederler.

Kurallari icsellestirmek icin o fertin icindeki tüm direnclerin kaybolmasi gerekir. Yani o fertin istegi ile ona distan mal edilen istekler arasinda hic bir ayrim olmamalidir. Artik o fert belli bir zamandan sonra ondan beklenen seyleri kendi istegiymis gibi zanneder. Böyle fertlerden olusan toplum uyumlu toplumdur.

Yapmalisin komutu kendi istegi ile cekiskiye düserse o fert kendi icinde catisma yasar. Toplum bu durumlari önceden bildigi icin gereken önlemi almistir. Kendi istegine yenik düsenler o toplum icinde egoist olarak damgalanirlar ve bu da o fertin kendi kendini suclu duymasina yol acar. Istedigi icin o artik sucludur, cünkü kendisi “dogru” olana karsi hareket etmestir.

Bu durumda ne yapmali? Eger o ahlak degerleri dini degerler ise o sahis hem toplum kurallarina karsi cikmis olacak hem de dini degerlere. Istemek gercekten suc mudur? Yasamak kendinden istenileni mi yerine getirmektir, yoksa istegin dogrultusunda kendi potansiyelini bulmak midir?

17 yorum “Yapacagim ve yapmalisin”

  1. Asıl önemli soru şu olmalı: Bir şeyi istediğimizde onu gerçekten isteyen biz miyiz? Yoksa o istediğimiz şey de yine toplum tarafından öğretilmiş bir şey midir?

    Gerçekten kendimizin isteyeceği neler olabilir ki?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Güzel bir soru. Birşeyin gerçekten bizim isteğimiz olup olmadigini nasıl anlarız? Bence buvsorunun yanıtı özgür irade ile alakalıdır. Eğer isteğimiz içimizde herhangi bir şüphe veya sucluluk duygusu oluşturmuyor ise ve alacağımız karardan sorumlu oldugumuzu kavramış isek alacağımız her karar veya istek kendi kararimizdir. Bu durum çok yüksek farkindalik gerektirir. Farkında olan birinin her isteği kendi istegidir, çünkü sorumlusu kendisinden başka biri değildir. Sorumsuz kişiler isteklerini bilmemekle beraber sorumluluk da almazlar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. değinilmesi gereken bir noktayı soru olarak yöneltmiş xenix.insanların bu kadar fazla birbirine benzer eylemler içinde bulunuyor oluşu,hayatımızdaki birçok şeyi toplumsal yaşamdan kalıp olarak alıp kullanışımızla ilgili bir sonuç bana göre.din buna en iyi örnek sanırım.türk toplumunun müslüman oluşu örneğin.inanç şekli açısından daha farklı yapıları benimseyen insan sayısı çok daha fazla olmalıydı seçimlerimizi bireysel anlamda oluşturuyor olsaydık.ama bazılarını da toplumun özellikle öğrettiğini düşünmüyorum.bazı daha basit kalıpları kullanışımız belki de taklitçiliğimizle ilgilidir.

    bireysel anlamda kendimizin gerçekten isteyeceği neler olabilir? soru biraz pek bir şey olamaz cevabını barındırır şekilde sorulmuş gibi göründü gözüme.birçok farklı yapı bulunmalıydı.ama bütün bunları düşündükçe şöyle de bir sonuç çıkıyor sanırım ortaya,insan belki de doğası gereği farklı ve yeni olanı çoğunlukla dışlayıcı bir özellikte.yine insanda çoğunlukla kabul görme isteği bulunuyor.ister istemez toplumsal yapıdaki genel kabul görmüş davranış ve isteklere yöneliyoruz.bazen bana öyle geliyorki insan bir şeyi gerçekten içinden gelerek istemese de istetebilir bir süre sonra kendine.yani o birkaç farklılıkta kendiliğinden toplumsal yapıya uygun olarak dönüşüme uğrar.yoksa yapayalnızdır.bunu da çoğunlukla göze alamaz.

    bir de düşünüyorumda kompleks farklılıklar sergiliyor olsaydık belki ilişkilerimizden çok daha fazla tat alıyor olabilirdik.o zaman kendimize benzer bulduğumuz insanların bizde yarattığı etki ve samimiyet duygusu bize keyif veren,değerli bir şey olurdu.ama şuanki toplumsal yapıda insanlar birbirine benzedikleri konusunda sevinç yaşamıyor ve bu anlamda olumlu hisler beslemiyorlar.bu da yapay hayatlar yaşadığımızı ve bu noktada keşfedilmeyi bekleyen bir rahatsızlık ve huzursuzluk hissettiğimizi gösteriyor sanırım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Diyelim ki ben Ferrari istiyorum ve acayip yüksek bir farkındalıkla istiyorum.

    Sizce bu benim isteğim mi?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. içinde ‘ben’ dediğin doğduğunda kazandığın, öldüğünde kaybedeceğin değişse bile aynı kalan bir ‘öz’, bir ‘ben’ olduğuna inanıyorsan…ferrariyi isteyen gerçekten sensin.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Xenix, bu ancak hayel olur :-))))

    Saka bir yana, eger reklamlardan kendini arindirabiliyorsan, ferrarinin statü sembolu olduguna degil de gercekten ihtiyacin olduguna inaniyorsan o isteyen sensindir. Sadece istemek yetmiyor, alabilecek maddi durumdaysan o istek gercek istektir. Disardan hic bir sekilde baski görmüyorsan o istek kendi istegindir. Dis baskinin olmadigi durumda sen istemeyesin de kim istesin?

    Sen derken gercek senin tanimi yapilmiyor. Sen derken fiziksel ve zihinsel bir bütünlükten bahsediliyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. “ferrarinin statü sembolu olduguna degil de gercekten ihtiyacin olduguna inaniyorsan o isteyen sensindir.” turan aslında bu hislerde insana dair değiller mi? araba almak isterken diğer ihtiyaç nedenlerine oranla isteği daha da perçinleyen hisler olabiliyor bunlar çoğunlukla kimi insanlar için.neden istek kapsamında değerlendirmeyelim ki? “istenmeyen hisler” kategorisinde oldukları için dışlıyoruz sanırım ama bu bir yanılgı olmalı.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. rumana, söylediklerinde hakli olabilirsin ama sanirsam özgür irade ile bagdasmiyor. Özgür irade ile yapilmis isteklere ben o sahsin gercek istegi diyorum. O sahis bunun bilincinde olsun veya olmasin hic fark etmez. Özgür irade ile verilen kararlar farkinda olunarak verilir, yani ne dis güclerden baski almistir ne de icgüclerden.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. eğer bahsettiğim şekilde bir ‘öz’ e sahip olduğuna inanıyorsan çağın trendlerinden etkilenmiş olman ferrariyi isteyenin sen olmadığın anlamına gelmez.

    çünkü içinde etkilenen bir ‘sen’ olduğunu kabul etmiş olursun..İşte ‘O’ sende varsa ister kendi içinden doğan bir istek olsun ister çevreden etkilenen bir istek olsun…gerçekten sana ait bir istekten bahsediyoruz demektir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. turan peki öyleyse nasıl veriyoruz ferrari istediğimiz kararını özgür irademizle? ferrari seçimi ve ayrımı yaptıktan sonra o arabayı istiyoruz.ayrımı yaparken onu diğer arabalardan ayırt eden şey dış güçlerin baskısı değil midir? mesela diyelimki ferrarinin daha sağlam olması?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. “eğer bahsettiğim şekilde bir ‘öz’ e sahip olduğuna inanıyorsan çağın trendlerinden etkilenmiş olman ferrariyi isteyenin sen olmadığın anlamına gelmez.

    çünkü içinde etkilenen bir ‘sen’ olduğunu kabul etmiş olursun..İşte ‘O’ sende varsa ister kendi içinden doğan bir istek olsun ister çevreden etkilenen bir istek olsun…gerçekten sana ait bir istekten bahsediyoruz demektir.
    “

    Ben teriminin herhangi bir özle iliskilendirip o özün var olmasindan süphe edip sonra da herhangi bir istegin olmadigini savunmak bana pek mantikli gelmiyor. Sizin betimlediginiz anlamda öz olup olmamasi sorun icin pek önemli degildir. Ici doldurulamayan bir ben yerine sahis diyelim. Sizin karsinizda neyin nesi olmadigini bilmediginiz Turan adinda biri simdi size cevap veriyor. O sahis kendi benini bildigini söyleyemez ama size yanit verdigi kesindir, cünkü o da biliyor ki bu yazdiklari sizin tarafinizdan okunacaktir. Bunu hic kimse ona zorlyarak yaptirtmiyor. O kendi istedigi icin size yanit veriyor, yani kendi özgür iradesi ile.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. “turan peki öyleyse nasıl veriyoruz ferrari istediğimiz kararını özgür irademizle? ferrari seçimi ve ayrımı yaptıktan sonra o arabayı istiyoruz.ayrımı yaparken onu diğer arabalardan ayırt eden şey dış güçlerin baskısı değil midir? mesela diyelimki ferrarinin daha sağlam olması?”

    Aslinda sorun ferrariyi isteyip istemememk degildir. Asil sorun gercek istegin ne oldugunu anlamaktir. Filozoflarin istegi nasil betimlediklerini bilmiyorum ama istek bizim yasamamizi saglayan cok önemli bir motivasyondur. Bir seyi istemekle o seye dogru motive olmak (yani ilerlemek) ayni seydir. Eger karnimiz aciktigi zaman yemek yemek isteriz ve yemek yemek icin de bütün enerjimizi ona odaklariz.

    Bu tür istekler gercekten bizim yasamamizi sürdürmemiz icin icimizden gelen dürtülerin uyrugudur. Is sirf yemek yemekle de olmuyor, karnimizi doyururken zihnimizi de doyurmamiz gerekiyor. Zihin de hazmetmek icin birseyler istiyor. Zihninizi ve vücudunuzu gelistiyor olursaniz, iste tam o zaman siz kendi isteginizi yerine getiriyor olacaksiniz.

    Simdi ferrari sizin gelisiminiz icin ne kadar önemli? Bu soruyu kendi kendinize sorup gercekten o ferrariyi alip almamak istediginizi kendiniz kesfedebilirsiniz. Belki de ferrari almak ile corap almak arasinda pek de fark olmadigini göreceksiniz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. “Ben teriminin herhangi bir özle iliskilendirip o özün var olmasindan süphe edip sonra da herhangi bir istegin olmadigini savunmak bana pek mantikli gelmiyor. Sizin betimlediginiz anlamda öz olup olmamasi sorun icin pek önemli degildir. Ici doldurulamayan bir ben yerine sahis diyelim. Sizin karsinizda neyin nesi olmadigini bilmediginiz Turan adinda biri simdi size cevap veriyor. O sahis kendi benini bildigini söyleyemez ama size yanit verdigi kesindir, cünkü o da biliyor ki bu yazdiklari sizin tarafinizdan okunacaktir. Bunu hic kimse ona zorlyarak yaptirtmiyor. O kendi istedigi icin size yanit veriyor, yani kendi özgür iradesi ile.”

    O şahıs isteklerinin gerçekten kendi istekleri olup olmadığı sorusuyla ilgileniyorsa ilkönce ‘ben’ sorunundan başlamalıdır.

    doğduğunda kazandığı, öldüğünde kaybedeceği,zaman içinde değişse bile bir yönüyle aynı kalan bir ‘öz’, bir ‘ben’ sahibi olduğuna inanmıyorsa veya inanıyorsa her iki durumda da mesele çözülüyor.

    dolayısıyla esas karar verilmesi gereken o dur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. “O şahıs isteklerinin gerçekten kendi istekleri olup olmadığı sorusuyla ilgileniyorsa ilkönce ‘ben’ sorunundan başlamalıdır.

    doğduğunda kazandığı, öldüğünde kaybedeceği,zaman içinde değişse bile bir yönüyle aynı kalan bir ‘öz’, bir ‘ben’ sahibi olduğuna inanmıyorsa veya inanıyorsa her iki durumda da mesele çözülüyor.

    dolayısıyla esas karar verilmesi gereken o dur.”

    Siz isteyeni de tanimlamak istiyorsunuz. Sizin sorunuz aslinda istekle degil, isteyenin kim oldugu ile. Istek isteyenin hayatini sürdürmeye yariyorsa o hayatini sürdürenin kim oldugu veya onun nasil tanimlandigi pek de önemli degildir. O büyük bir farkindalikla gelismesi icin neyin faydali, neyin zararli oldugunu bilmesi yeterlidir.

    Tabii ki benlik sorunu da önemli bir sorundur. Ama takdir edersiniz ki bisiklet sürmesini betimleyemediginiz halde bisiklet sürebiliyorsunuz, degil mi?

    Sorun kimin ne istedigi degildir, sorun istegin farkinda olunup olunmamasidir. Farkindalikli bir istek sürekli o sahasa aittir.

    Sizin tezinize göre BEN’i olmayan biri isteyemez de. O zaman ona herseyi yapmak maküldür denebilir. Hatta hayvanlarin BEN’i oldugu daha da tartismalidir. O halde hayvan hakki diye de birsey söz konusu olamaz. Ben böyle bir etigi düsünemiyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. “Özgür irade ile verilen kararlar farkinda olunarak verilir, yani ne dis güclerden baski almistir ne de icgüclerden.”

    Virgülden sonrasında bir tuhaflık var gibi geldi. Geriye orta güçler kalıyor sadece.

    Bir de şu var farkındalıkla ilgili olarak. Farkında olmadan istediğiniz şeyler neden sizin istekleriniz olmuyor onu anlamadım. Mesela bebek aç yemek istiyor, ama farkındalıkla değil. Ne yani? o istemiyor mu şimdi bunu?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Orta gücler de iyiymis :-)))

    Dis gücleri baski olarak taniriz ve hemen kabul ederiz. Ic gücler nelerdir? Aliskanlik ve bagimliliklarimiz. Aliskanliklar özgürlük ifadesi degildir, cünkü onlar istenildigi icin yapilmiyor, onlar öyle ögrenildigi icin öyle yapiliyor. Yanlis ögrenilmis aliskanliklari degistirmek kadar zor bisey yoktur.

    Bagimlilik sigara, ilac, uyusturucu madde, cay, kahve,… gibi seyler olabilir. Bunlarda da bir secim hakkimiz yoktur. Vücudumuz istemese de bu maddeleri tüketmek isteyecektir.

    “Bir de şu var farkındalıkla ilgili olarak. Farkında olmadan istediğiniz şeyler neden sizin istekleriniz olmuyor onu anlamadım. Mesela bebek aç yemek istiyor, ama farkındalıkla değil. Ne yani? o istemiyor mu şimdi bunu?”

    Yemek yemek bir istek degildir, o gerekli ihtiyaci zorunlu halde yerine getirmek demektir. Yemek yememe bir lüksünüz olamaz. Hayatinizi sürdürmek icin yemek yemelisiniz. Oysa özgürlükte yapma veya yapmama lüksü vardir. Yemek yemeyi yukarda icgüc olarak betimlemistim.

    Yemek yemek istersiniz ama esnaf lokantasinda mi yoksa üc yildizli bir restauranta gourmet mi yemek istersinizde secim hakkiniz vardir. Yemek yemek secim hakki degildir, restaurant secimi secim hakkidir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. “Yemek yemeyi yukarda icgüc olarak betimlemistim.”

    Burasi celiskili olmus. Bu gereksinim olacakti. Icgücleri aliskanlik, bagimlilik, ideoloji, kültürel ritieller, gibi seyleri ayirmak mümküdür.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.