Yalnızlığım “Ne düşünüyorsun” soruşun ile sonlandığı zaman zaten seni düşünüyordum…
…seni uzaklarda hayal ettim.
Seni özlemelerimi özledim…
Özlem düşmeli içime… gitmelerinden yakınmalı, beter olup korkmalıyım. Başka kokular arasında senin kokuna özlem cezaları yaşamalıyım . İhanetlerimle lanetler okumalıyım kendime. Üzüldüğünü düşünerek aynadaki yüzümden tiksinmeliyim.
Seni özlemeliyim…
Merakıma verdigin eziyetleri gidermenin kurnazlıkları sonrasında içine sızmanın, reddedilme korkusu ile fırlama engeller yaratıp aşmanın, marifetli çabalar sonrasında karşı koyamamanın… Acizligin zafer ile kol kola girdigi anların çelişkililerinin alev alev dansetmesini…
*
Bu ne lan…yapış yapış!!!
Sadece “Seni özlemelerimi özledim.”
…demek varken.
Pırıltının şekli parmaklarından dökülenlerle içimi kamaştırıyor. Işın ışın bir yaşam kesitini görüntülüyorsun usum ile gögüsüm arasında mekik dokuyarak. Usul güzellikler ile kabuk degiştiriyor titrek duygularım. Bir kez daha duruluyor gem vurulmaktan bıkkın haykırmaya gebe kalmış lousa beklentilerim.
İçim demleniyor.
Sıcaksı, buram buram duygular toplanarak seviyeleniyorlar duyarlı noktalarıma hücum ediyorlar…gözlerim satırları anlamlandırırken.
Pırıltının şeklini görmek, çizmek, resmini çekmek sonra da karanlık bıkkınlıklar üzerine salmak istiyorum.
Gelecek parlasın diye…
Pırıltılar akıyor parmaklarının ucundan…
Dogmalı alışılagelmişliklerin tabusal aleladeliğinden yakınıyorum. Sana sahip olmanın rehaveti kaplamamalı içimi. Cüzdana tapu, kadına tarla diyenlerin uğultularının arasından özlem ekip tutku filizlendirmeliyim. Seni ürkütmeden senden uzak durmanın yollarını arıyor, gecemde mesafeler yaratıyorum sana ırak. Halka şeklinde geniş yollar yapıyorum daha hızlı kaçabilmek için…
…dönüp dolaşıp sana çıksın diyerek.
Özlem ekip tutku filizlendirmeliyim.
Markası ihanet olmayan bir gübre bilen var mı?
Sesini duydum bu akşam. Çok ürkek geldi bana.
Benim sesim olduğunu bilmene ragmen ürkekti.
Halbuki…
Sen hiç bana ürkek değildin. Ve hiç olmadın.
Aklıma gelmedi degil, hani dedim, belki ben sebep oldum. Bu sendeki ürkekligin sende oluşmasına sebep olanların sende oluşmasına, hayatında ürkmene sebeplerin var olmasına.
Nerden bilebilirdim ki bu sendeki ürkekligi yaratanların oluşlarının meyvesini bu akşam oldugu gibi, bir gün benim toplayacagımı.
Sen böyle ürkek degildin eskiden.
Yanında olmam gerekir mi acaba diye geçti içimden. Hiç olmazsa uyurken seni seyrederdim en azından.
Saklamadım da senden…
Ama çok ürkmütmüşler seni belliydi umulmadık sesinden ve dediklerinden..
O alışık oldugun benim sesimden bile ürkecek kadar.
Korkman ile arzu etmeyişini hala ayırt edebiliyorum sesinden ve deyişlerinden.
Ben sana zamansızca, yanlışlıkla ve de umulmadık bir şekilde gelmedim ki zaten ve hiç bir zaman.
Ama…
Korktugunu anlayacak kadar yakın, arzu etmedigini bilecek kadar uzak olmanın arasında bir yerde sesini duydum bu akşam.
Ürkekti…
Sana ilk defa seni seviyorum dedigim zamanki gözlerindeki merak gibi ürkekti.
Nereden bilirdim seni ürkütenlerin o sesine yansıyan titrmesinin bir gün benim kulaklarımda bir gurur çığlıgı olaracagını.
Bu gün tesadufen sesini duydum.
Benden ürkecek kadar dahi ürkekti sesin.