Zihin ve Düşünce Üzerine

9 Eylül 1972

Eğer kişi gözlemleyebilirse, ilişkinin, toplumsal davranışların, bölünmenin olağandışı yapısının, ne kadar ince olursa olsun, düşünce tarafından beslendiğini kendi kendine anlayabilir. Eğer bir yerde bölünme varsa, orada mutlak çatışma vaardır, şiddet vardır. İster dil ister sınıf farklığı olsun, ister ideolojik isterse sistem farklılıkları olsun, böyle bölünmeler kaçınılmaz olarak şiddet yaratmak zorundadır. Ve her kişi bu şiddetin nasıl oluştuğunu çok derin bir şekilde öğrenene kadar, hatta şiddeti oluşturan nedenin de ötesini öğrenene kadar, nedenselliğin de ötesini öğrenene kadar, biz bu olağandışı sefaletten, karışıklıklardan ve dünyada sürüp giden şiddetten özgür olamayız. En azından bana öyle geliyor.

Dolayısıyla ben kendime ve sizlere soruyorum: Düşünce ve insan davranışlarıyla bağıntılı olarak özgürlük nedir? Çünkü bizim günlük yaşantımızdaki davranışlarımız, dünyadaki bu kaosu oluşturuyor. Dolayısıyla tam bir özgürlük olabilir mi, düşünceden tam bir özgürleşme olabilir mi? Ve eğer düşünmeden özgür olma olgusu varsa, düşüncenin yeri nedir? Lütfen, bu bir entellektüel felsefe değildir. Felsefe, hakikat aşkı demektir; kurgulanmış sanılar değildir, kuramsal sonuçlar ve kuramsal algı değildir. Onun gerçek anlamı, günlük yaşamımız ve davranışımız içindeki hakikat aşkıdır. Bu konunun içine ciddi olarak girebilmesi için kişinin araştırması, öğrenmesi ve bizim düşündüğümüz şeyleri hakikat olarak belleğine kaydetmemesi ya da vardığımız sonuçları hakikat olarak kaydetmemesi gereklidir. Bİz herhangi bir sonuca varmak için yola çıkmıyoruz. Tam tersine hakikat sonuç değildir. Bİr sonuç, ancak düşünce sanı ürettiğinde, diyalektik hakikat üretildiğinde vardır. Sonucuyla birlikte düşünce, bölme aracı olur….

İnsanlar hala düşünce ile yaşıyorlar. Onlar için düşünce son derece önemli, komunistler ve diğerleri gibi düşüncenin farklı bir yolla biçimlendirilmesi, koşullandırılması gerektiğini söylüyorlar, bu farklı yapıdan farklı davranışlar doğar ama hala bir düşünce modeli çerçevesinde yaşıyorlar.

Bu görüş, Budistler tarafından eski Hint kültürüne uygulandı. Her din bunu uygulamaya çalıştı. Ama insan davranışı, bütün karşıtlıkları içinde, bölünmeleri içinde düşüncenin sonucudur. Eğer biz bu insan davranışını kökten değiştirmek istersek – çevresel olarak, kendi insan varoluşumuzun uç noktalarında değil, varlığımızın tam kalbinde – o zaman düşünce sorununun içine girmek zorundayız….

Öyleyse insan, özgürlüğün ne olduğunu nasıl öğrenebilir? Yalnızca baskı ve zulümden özgürleşme, korkudan özgürleşme, bizi sinirlendiren ufak şeylerden özgürleşme değil, ama korkunun nedeni olan şeyden özgürleşme, karşıtlıkların nedeni olan şeyden özgürleşme, kendi varlığımızın tam kökünden, bu ürkütücü karşıtlıkların içinde bulunduğu, bu ani korkuların yol açtığı haz arayışından, yarattığımız bütün tanrılardan, onların bütün kiliseleri ve papazlarından özgürleşme – bütün bunları siz de biliyorsunuz. Dolayısıyla bana öyle geliyor ki, kişi kendisine sormalı: Çevresel bir özgürleşme mi, yoksa varlığımızın tam kalbinde bir özgürleşme mi istiyorsunuz? Eğer varoluşunuzun tam kaynağında bir özgürleşmeyi öğrenmek istiyorsanız, o zaman düşünceyi öğrenmelisiniz. Eğer bu yeterince açıksa, sözel olarak değil, fikir olarak değil, ama eğer siz gerçek saltık gereksinimi hissederseniz, o zaman birlikte hareket edebiliriz, o zaman bütün sorularımız yanıtlanır.

Dolayısıyla kişi öğrenmenin ne olduğunu keşfetmelidir. İlk olarak ben, düşünceden özgürleşmenin var olup olmadığını öğrenmek isterim. Düşüncenin nasıl kullanılacağını, yani ikinci soruyu değil. Ama hiç zihin düşünceden özgür olabilir mi? Bu özgürlük ne anlama gelir? Biz yalnızca herhangi bir şeyden özgürleşmeyi biliriz; korkudan özgürleşme, bundan ya da ondan özgürleşme, tedirginlikten, bir düzine şeyden özgürleşme, salt özgürleşme var mıdır? Bu soruyu sorarken, yanıt düşünceye mi dayanmaktadır? Yoksa özgürlük düşüncenin yokluğu mudur? Öğrenmek an içinde gerçekleşen algıdır, dolayısıyla öğrenmenin zamana gereksinimi yoktur. Bunu anlayıp anlamadığınızı bilmiyorum. Lütfen, bunun olağanüstü bir önemi vardır.

J.Krishnamurti / Zihin ve Düşünce Üzerine adlı eserinden..

3 yorum “Zihin ve Düşünce Üzerine”

  1. “Ve her kişi bu şiddetin nasıl oluştuğunu çok derin bir şekilde öğrenene kadar, hatta şiddeti oluşturan nedenin de ötesini öğrenene kadar, nedenselliğin de ötesini öğrenene kadar, biz bu olağandışı sefaletten, karışıklıklardan ve dünyada sürüp giden şiddetten özgür olamayız.
    içim ağrıyor”

    “Dolayısıyla ben kendime ve sizlere soruyorum: Düşünce ve insan davranışlarıyla bağıntılı olarak özgürlük nedir? “

    bu ağırlık çok ağır ve sökülüp atılmıyor yerinden

    “Öyleyse insan, özgürlüğün ne olduğunu nasıl öğrenebilir? Yalnızca baskı ve zulümden özgürleşme, korkudan özgürleşme, bizi sinirlendiren ufak şeylerden özgürleşme değil, ama korkunun nedeni olan şeyden özgürleşme, karşıtlıkların nedeni olan şeyden özgürleşme, kendi varlığımızın tam kökünden, bu ürkütücü karşıtlıkların içinde bulunduğu, bu ani korkuların yol açtığı haz arayışından, yarattığımız bütün tanrılardan, onların bütün kiliseleri ve papazlarından özgürleşme – bütün bunları siz de biliyorsunuz. “

    başım ağrıyor

    “Dolayısıyla bana öyle geliyor ki, kişi kendisine sormalı: Çevresel bir özgürleşme mi, yoksa varlığımızın tam kalbinde bir özgürleşme mi istiyorsunuz? Eğer varoluşunuzun tam kaynağında bir özgürleşmeyi öğrenmek istiyorsanız, o zaman düşünceyi öğrenmelisiniz. “

    gerçeklik bi yüktür

    “Dolayısıyla kişi öğrenmenin ne olduğunu keşfetmelidir. İlk olarak ben, düşünceden özgürleşmenin var olup olmadığını öğrenmek isterim. Düşüncenin nasıl kullanılacağını, yani ikinci soruyu değil. Ama hiç zihin düşünceden özgür olabilir mi? Bu özgürlük ne anlama gelir? Biz yalnızca herhangi bir şeyden özgürleşmeyi biliriz; “

    düşünceden özgürleşmek şu mu? hiç düşünmemek,takılmamak, öylece boş durması kafanın

    “korkudan özgürleşme, bundan ya da ondan özgürleşme, tedirginlikten, bir düzine şeyden özgürleşme, salt özgürleşme var mıdır? Bu soruyu sorarken, yanıt düşünceye mi dayanmaktadır? Yoksa özgürlük düşüncenin yokluğu mudur? “

    judi içim bulanıyor Judi

    ”
    Öğrenmek an içinde gerçekleşen algıdır, dolayısıyla öğrenmenin zamana gereksinimi yoktur. Bunu anlayıp anlamadığınızı bilmiyorum. Lütfen, bunun olağanüstü bir önemi vardır.
    “


    Olağanüstü önemler Judi, başımın ağrısı olağanüstü önemli

    Özgürleşme ilk bakışta karar verme telaşı olmaksızın doğal bir akış ve istediğini yapma (bi şeyi yapma yapmama telaşında olmadan doğal yapış) içinde mutluluk gibi gözükebilir
    Aslında ben de bilmiyorum ama karalıyorum bi şeyler o halde

    İnsan (kendi adıma tabi bunlar)
    İnsan iki şey arasında karar vermediğinde mutsuz oluyor; Bu iyi mi kötü mü ya da ne yapılmalı; Hangisi daha doğru bu soruun cevabını ısrarla arıyor; Bi sonuç ölçme ya da kusursuzu yapma ya da en iyi hamleyi yapma ve arama güdüsü yada telaşı; Bu yıkıcı-mahfetti bizi -değil mi?

    İnsan sorumsuz hissetmek istiyor; yaşamak ama yaşamamak;
    ağırlıksız yaşamak ama yaşamak
    sorular olduğunda, bilmediğinde mutsuz oluyor
    Eylemin doğal bi kendiliğinden akışı aranıyor; Seçim yapmaksızın ya da iyi kötü demeksizin

    ÖZgürlük üzerine ise;
    İstediğin gibi olmak ve tam isitediğini yapmak ama burada istediğini bilmek ya da bilmeye bile ihtiyaç duymamak gibi bir çizgi var;
    İstediğin gibi şeylerin öylecene kendiliğidne olması ya da bilinmeksizin gibi bi şey bu

    a- bi şey iyiyse olsun gerçekleşsin;
    b- çatışma kötüdür
    d-denge iyidir

    Judi bunlar nereye varır;

    Bilmiyorum Judi; Öğrendiğimizde neler oluyor?
    Biz sadece bir paylaşım kuramı deniyoruz an üzerinden bu durumlarda
    Çoklu zamanlarda paylaşılan an-his ya da deneyim benzeri bi şeyin bulutun kuramı var kafamızda sadece

    Öğrenme sadece bir iaşret ya da deneyim olabilir-varma uyartısı; yani çan çalar başarınca; buna his yüklenmiştir; kurgu bunlar Judi hep, Hİç bi şey gerçek değil!

    Saltıksak Judi, Saltık sabit-hareketsiz bütün ve deneyimsiz; Gerçeklik kuruyor ve kuruyorsak Judi hiç bi şey gerçek değil,biz bile; ben anlamadım ama sen anlıyor musun? yapayız biz ya da gerçeğiz ve gerçeğin yapayıyız ben anlamadım Judi bu ne?
    hisle anlamlanıyor sadece ve o anlarda deneyim ve anlamı bu çok şey ama dışında kurgu yok hiç bi şey
    biz neyiz Judi; Biz saltsakta neyiz; Bizi salt yapan ne ve saltı salt yapan yerinde tutan ve bitirmeden
    yüksüzlük bulutunu meditatif ve konsantratif hallerde yakalıyoruz ama bunu yok saydık; Bu gerçeklikten kaçış mı gerçekliğe kaçış mı bunu hiç anlamadık, Kendinin kendi olan ve kendini bile varetmeden varolan ve bir var anlamı olmayan ve anlamına bile ihtiyacı olmayan bu şey ve biz ne?

    Judi coşkunluk bi uçurum ordan hep düşersin; yer patlasın Judi yer patlasın

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. cidu, daha baştan cidu, biz öldük cidu
    zamana gömüldük cidu, küllerimizi savurdular, küllerimizi zamana savurdular
    şiir doğdu, nefret doğdu-nefret öldü;
    yeni nefretler ölüyor Jidu, yeni nefretler doğuyor;
    Çocuk çocuk nefretler, Ellerinde büyülü çomakları ve çocukları ve bebekler, bebeklerden yapma bebeklerle oyun/koş oynuyorlar
    nefret Jidum gereksiz iş

    nefret biz Jidu, biz kimiz Jidu; içindeki miyiz? içindemiyiz neyim/n Jİdu?
    hadi beni özgürleştir Jidu, ben insanım hadi, Jidu çabala uğraş, hadi benim için savaş Jidu, Hadi bilgi getir bana , hadi söylev; söyleme -getir;
    Hadi öyle sözler söyleki öldüğün-söylediğin geçmişten bugünde yaşasın Jidu
    bugün beni öldüreler/öldürsün Jidu ama beni özgürleştirsin Jidu, ,,

    teosofiye taht etmişler seni yeni öğrendim; bula bula seni mi buldular Judi, Daha onbirinde ondördünde oyun oynarken Judi;

    Jidu sen ne yaptın Jidu,
    Neyi yaşladın sen,
    Bir mahremi-söylevi ve esini ama vaazı ve bildirimi,
    Oyun oynamaya devam etmeliydin/etseydin ya Judi parklarında bahçelerinde
    Konuşmacaı Jidu, Hadi konuş Jidu, Çok zamana çok tarihe ilerle-geri kalmasın
    Koş Jidu koş; Run Jidu Run!
    Hadi konuşsana Jidu-Jidum benim

    SEni öldürdüler Jidu, seni tarih öldürdü-biz öldürdük Jidu
    Jidu daha neyim var gömülecek-ben ölüyüm
    Jidu daha neyim var gömülecek-ben ölüyüm

    Önemli işler Jidu önemsiz tarihlerde yetişir;
    Tarihi iyi sularsan Jidu üstünde iyi ağaç yetişir

    Özgürlükten aradığın ne? kaçış mı? he Judi cevap ver
    Jidu doğda konuş benimle Jidu-Jud,
    Özgürlük Jİdu, özgürlük diyorum;
    ben onu yapacağım bulmayacağım inan-göreceksin; yapa yapa yapacağın o
    bi yerlerde saklamadılar onu Jidu, kimse

    Özgürlük koş oyunuyor Jİdu!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. “Dolayısıyla ben kendime ve sizlere soruyorum: Düşünce ve insan davranışlarıyla bağıntılı olarak özgürlük nedir? Çünkü bizim günlük yaşantımızdaki davranışlarımız, dünyadaki bu kaosu oluşturuyor. Dolayısıyla tam bir özgürlük olabilir mi, düşünceden tam bir özgürleşme olabilir mi? Ve eğer düşünmeden özgür olma olgusu varsa, düşüncenin yeri nedir? Lütfen, bu bir entellektüel felsefe değildir. Felsefe, hakikat aşkı demektir; kurgulanmış sanılar değildir, kuramsal sonuçlar ve kuramsal algı değildir. Onun gerçek anlamı, günlük yaşamımız ve davranışımız içindeki hakikat aşkıdır. Bu konunun içine ciddi olarak girebilmesi için kişinin araştırması, öğrenmesi ve bizim düşündüğümüz şeyleri hakikat olarak belleğine kaydetmemesi ya da vardığımız sonuçları hakikat olarak kaydetmemesi gereklidir. Bİz herhangi bir sonuca varmak için yola çıkmıyoruz. Tam tersine hakikat sonuç değildir. Bİr sonuç, ancak düşünce sanı ürettiğinde, diyalektik hakikat üretildiğinde vardır. Sonucuyla birlikte düşünce, bölme aracı olur….”

    cidu hala burdayım,
    Perspektif ya da algı sürekli bağıl olarak gelişir kavramını koyalım bunun yerine olur mu?
    gördükçe daha çok şey görülür cidu ve daha çok gördükçe daha çok ve bu üssel olarak artar; bunu koyalım bunun yerine bu daha anlaşılır
    manzara oluştu demeyelim o zaman cidu; yaklaşırsak yakın uzakırsak uzak çeker bizi; makro zoom cidu , Cidu 55mm de ya da 85 mm de portre çekmek var; bulanık var ;35’e göz alışık

    ”
    Dolayısıyla kişi öğrenmenin ne olduğunu keşfetmelidir. İlk olarak ben, düşünceden özgürleşmenin var olup olmadığını öğrenmek isterim. Düşüncenin nasıl kullanılacağını, yani ikinci soruyu değil. Ama hiç zihin düşünceden özgür olabilir mi? Bu özgürlük ne anlama gelir? Biz yalnızca herhangi bir şeyden özgürleşmeyi biliriz; korkudan özgürleşme, bundan ya da ondan özgürleşme, tedirginlikten, bir düzine şeyden özgürleşme, salt özgürleşme var mıdır? Bu soruyu sorarken, yanıt düşünceye mi dayanmaktadır? Yoksa özgürlük düşüncenin yokluğu mudur? Öğrenmek an içinde gerçekleşen algıdır, dolayısıyla öğrenmenin zamana gereksinimi yoktur. Bunu anlayıp anlamadığınızı bilmiyorum. Lütfen, bunun olağanüstü bir önemi vardır.
    J.Krishnamurti / Zihin ve Düşünce Üzerine adlı eserinden..”

    hiperkavrayış cidu bunu koyalım bunun yerine önemi vardır; Bunun çok önemi vardır

    cidu dalga geçtiğimi sanma ha! hiperkavrayış cidu bunu koydum, inan cidu buna inan!
    hiperkavrayış cidu bunu unutma!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.