Şişli’de parklarda yatıp kalkan 28 yaşındaki Selim, geceyarısı acıktı. Karşısında bir market gördü. Camı kırdı, iki poğaça, iki de meyvesuyu aldı çıktı. Market sahiplerinin şikayeti üzerine yapılan araştırmada Selim, parktaki bir bankta poğaça yerken yakalandı.
Bir gece gözaltında kalan Selim, aç olduğu için hırsızlık yaptığını söyledi. Marketin sahibi parası çalınmadı diye şikayetçi olmadı. Ancak savcı, bu hırsızlığa müsamaha göstermedi. Türk Ceza Kanunu’nda olmasına rağmen “zaruri halde işlenen suçla ilgili indirim yapılabileceği veya dava açılmayabileceği” maddesini görmezden geldi ve Selim’e “Konut dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme ve hırsızlık” suçlarından toplam 12.5 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı.
1997 yılında bu olayın bir benzeri yaşandı. Gaziantep’te biri 20, diğerleri 17 yaşında dört genç alabildikleri kadar baklavayı çalıp yediler. Bu nedenle 6 yıl hapis cezasına çarptırıldılar. Yargıtay’da bu cezayı onadı. Gençler o dönem çıkarılan Rahşan Affı nedeniyle 19 ay hapis yatıp çıktılar.
Selim, yakında yargılanmaya başlanacak. Siz olsanız bu olayı nasıl değerlendirirdiniz? Açken çalmanın cezası olmalı mıdır, nasıl?
Kesin liderli bir toplum olduğumuz için böyle yapmışlardır.
Lidersiz bir toplum olsak böyle yapmazlardı.
🙂
Bir gece gözlatında kalarak bence cezasını fazla fazla çekmiş.
Memleket tuhaf ya… aklıma airplane 2’den şu sahne geldi.
evet gamaro, iyi organize olmuş bir toplumda kimse aç kalmaz. herkese bol bol yetecek kadar yiyecek var… gücüm olsaydı o savcıyı 3 gün aç kalmaya mahkum ederdim…
Birincisi;
Suç* hiçbir zaman sıfırlanmayacaktır.
İster örgütlü toplum olun, ister organize, ister liderli, ister lidersiz.
Farketmez.
Çünkü bütün parametreleri insani* kılsanız bile, anti-sosyal disorder doğumla gelmeye devam edecek.
İkincisi;
Reel sosyalizm deneyimi sırasında da kimse aç kalmadı.
İlaveten evsiz-barksız, işsiz, sosyal güvencesiz kalan da olmadı.
Ve liderleri vardı.
Üçüncüsü;
Sizin bu “kanepe de kalmamış tüh, evladım içecek getir” ayarında geyiklerinizi okudukça, benim de teorim kabarıyor maşallah.
Sorarım misal;
İnsan tek başınayken suç işleyebilir mi?
İşleyemez.
Suç için en az iki kişi gerek.
O halde suç*un kaynağı toplumdur!
(öncül süper)
Yani?
Suçsuz bir dünya için toplumun kökünü kazımak gerek.
Muhteşeaaam:)
Kök teorisi. (Biz bunu kitaplarımızda hep yazdık)
Son söz: Savcıyı allah’a havale ediyorum.
Açken çalmanın cezası olmamalıdır. Açlık nasıl olabilir? Olmamalıdır, olmaması için dua etmektense mücadele etmeyi yeğlerim.
İnsanı aç bırakan bir dünya acıdan yakayı sıyıramayan duyarlılığı ifade eder.
Savcının birkaç gün aç bırakılması gerekiyor ki hukukun üstünlüğünden dahi üstün olan kimi durumlar olduğuyla ilgili varoluş sınavı uygulanmış olsun.
Olur mu canım insan simit satar yine aç kalmaz.
Kalıyor efenim kalıyor. Belki öteki alemde kalmıyordur ama zaten bütün umudumuz da bu ya. Birgün açlık olmayacak nasılsa, birgün o acımasız tanrı susuzluğumuzu giderecek nasılsa. Sabırla bekleyin sabırla!
Değil mi ya?
Sonrası malum, uyuşmuş bir güruh, duyarlılığını şahane bir kurguya terketmiş illüzyon ekibi. Uyandırmak ne mümkün efenim uyanmıyor deprem olsa…
gamaro, konuyu çarpıtma ve demagoji yapmada ustasınız… konu, açlıktan kaynaklı bir “suçt”u… anlaşılır bir dille türkçe yazınca geyik oluyor, araya birkaç yabancı kelime atınca teori mi oluyor? sanki ben suçların tümümü yok edebiliriz demişim gibi geyik yapıyorsunuz… çözümünüz de enteresan…ya allaha havale ya da nasıl olsa suç engellenemez, o halde uğraşmaya gerek yok, böyle mi diyorsunuz?
işlenmesi için haklı gibi görünen gerekçleri olması bence bir eylemin suç oluşunu değiştirmez.
mesela bu adam neden aç kalmıştır?
aç kalmasıyla ilgili onu suçlayabileceğimiz belki bazı durumlar olabilir.
ayrıca yasaya uyulmayacaksa yasalar niye var?
Ben allah’a filan havale etmiyorum da..
Eden var.
Hadi yanlışlığını ispatla.
Bilmeyen susacak ya, sustur da erelim rahata.
Kardeşim,
Farklı farklı bilmişleri* oynuyorum karşında.
Al sana fırsat, teorine pratik yaptır yahu!
Sına.
Ya da ne istiyorsunuz?
Ali topu tut, tut Ali tut..
Filan mı?
Gazete tarihlerine dikkat. 10 Temmuz. Oysa Sonsuz Us da 9 Temmuz 🙂
Haberturk
Sabah
Aç mideyi doyurmanın çalmak dışında başka yolları da vardır mutlaka. Çalacak kadar açlıktan gözü dönmüş bir “insana” 12,5 yıl hapis cezası pek adil değil. Bu insana ceza olarak, sürekli çalışabileceği bir iş edindirilmeli…
Yani tekrar düşündüm! Bu ülkede karnı tok sırtı pek bir sürü insan sadece stok etmek amacıyla sürekli çalıyorken ve hiç bir cezaya çarptırılmıyor iken, bu vatandaşa bu denli ağır bir ceza veren hakimin aklından şüphe edilip, bir akıl sağlığı kontrolünden geçirilmeli diyorum…:)
Haksız mıyım?
açların değil açlığın yokedilmesi gerekmez mi ?
ve olaylar gelişir ………………………………
ADANA’da bir marketin reyonundan 482 lira değerinde 12 kutu bebek maması çaldıkları iddiasıyla yakalanıp, 7 yıl hapsi istenen Nejla Özcan’a (57) tutuksuz yargılandığı mahkemenin hakimi ’torununun karnını doyurmak için suçu işlediğine’ kanaat getirip, vicdanen ceza vermedi. Nejla Özcan’ın kızı Gülşen Tümen, oğulları Mehmet Özcan ile Murat Özcan ise delil yetersizliğinden beraat etti.
TCK 145/1 e göre ceza verilmemiş.
Türk Ceza Kanunu 145’inci maddesi ise şöyle:
’Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.’
aç adamın gözü önüne koyarsan poğaçayı camı kırar tabi 🙂
2 poğaçaya 7 yıl daha neler..
adil olmadığı kanaatindeyim çok ağır.
Şimdi, cam kırarak çalarsan büyük suç.
Kutucuklara koyar çalarsan caizdir. Kırmayin camları çalarken, bu kadar basit.
Güç elindeyse ne hırsızsın, ne de zalim. Ah Yeni Türkiye, ne kadar iç karartıcı ve sıkıcı.