Ev Sahibi

Konu kapitalizm olduğunda öfke püskürtenler, her fırsatta sosyalist olduğunu söyleyenlerin…
Konu faiz olduğunda, faizin ve faizciliğin haram olduğunu söyleyenlerin…

Neden geneli birden fazla eve sahiptir? Neden kendi yaşadığı evin dışında kiracısı bulunan evleri vardır?

Oysa biliyorsunuz ki kapitalizm de faizcilik de paraya para kazandırmaktır emek harcamadan. Eee ev sahibi olup bu paranızı başkasına verip üstüne bir de bundan para kazanmayı nasıl açıklıyorsunuz?

Sözde dindarlarla sözde antikapitalistçilerin çoğunun kiralık evleri olan ev sahipleri olması ne ilginç değil mi?

65 yorum “Ev Sahibi”

  1. Bu konuyu sesli tartışma platformlardında dile getirmiştim ve tutarlı bir cevap alamamıştım.
    Faiz dediğin şey paranı kiraya vermektir. Evini veya bir malını kiraya vermekten ne farkı vardır?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. kişinin sosyalist olup olmamasındaki belirleyici husus kişinin zengin veya fakir olmasıyla ilgili değildir. gerektiğinde bir ceo’da sosyalist olabilir, çünkü sosyalizm bugünün değil geleceğin düşüdür.bugün için gerçekleşecek bir yönü yoktur, kapitalist bir toplumda sosyalistçe bir yaşam eşyanın tabiatına aykırıdır…aynı zamanda en temel yanılgı sosyalizmle birlikte kişilerin mal mülk ev sahibi olamayacağı yanılgısıdır…oysa ki sosyalizmle birlikte kişi her türlü mal mülk sahibi olabilir, bunları kişi kendisi için kullanabilir,sadece tüm bu mal mülkü üretim aracı olarak kullanamaz….

    karşımdaki ile iletişim kurmamı sağlaması dışında hiçbir vasfı olmayan bir adet telefonum dışında hiçbir şeyim de yok ayrıca:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. marmaramus doğru şeyler söylemiş…kapitalist sistem’de kapitalist ahlak vardır.

    tevafuk akşam üstü saatleri sosyalist bir dava adamı arkadaşla bu konuda konuşmuştuk.sosyalizm şu an için hayal,sosyal demokrasi hedef olabilir dediğimde bana komünist manifesto’dan bahsetti 🙂

    özal dönemi neoliberal politikalardan itibaren bugüne gelinen çizgide başbakan’ın eşinin parmağındaki pırlanta yüzükler ya da başındaki üç binliralık eşarp “halkta tepki yaratmıyor”dedim.

    çünkü pırlanta yüzüğe sahip olabilmek için denenecek her yol meşrulaştırılmış durumda…halk bu kıvama getirilmiş durumda.kapitalist ahlak budur.

    ne zamana kadar?sömürülecek insan kalmayıncaya kadar…

    sistem içinde eğitim alıp,meslek edinip te sistemi değiştirmek imkansız…sisteme olan tepkilerimiz bile bir sonra sistem tarafından dönüştürülerek kurumlaşıyor.

    dolayısıyla bu sistemde sosyalist olup ta mal mülk sahibi olmak gayet normal…

    sisteme olan tepkilerin bile dönüştürülüp kullanıldığı bir kapitalist sistem…çocuğuna binmesi için midilli atı alabilen bir tanıdık arkadaş aynı zaman da pahalı bir markadan çocuğu için “deniz gezmiş parkası”satın alabiliyor.çocuklara özel üretim…kapitalist ahlak 😀

    dehri senin soruna ebubekir cevap versin..bu forumda ki müslüman üyeleri pek tanımıyorum 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Elbette kişinin zengin olup olmaması değil önemli olan. Paraya bakış açısı önemli. Paraya para kazandırma (emek harcamadan) yöntemini tercih eden herkes kapitalisttir. Kendisi istediği kadar antikapitalist veya sosyalist olduğunu iddia etsin.

    Kapitalizm sanayileşme, teknoloji falan değildir, paranın para kazanmasıdır.

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. xenix

    sosyalist perspektiv “paraya bakış açısı”değildir…bireysel harcama ve ihtiyaçlar üzerinden böyle bir çıkarımda bulunamazsın.

    senin tezine göre “bir lokma bir hırka”felsefesine sahip sufiler komünist o zaman!

    sosyalizm;direkt üretim araçlarının mülkiyeti ile ile ilgilidir.

    bir lokma bir hırka felsefesine sahip sufiler ya da ihsan eliaçık hoca gibi “ihtiyacın fazlasını infak et”diyen ebuzer takipçisi müslümanlar bile sosyalist değildir.

    sosyalizm ancak üretim araçlarının devlet’in eline geçmesiyle mümkün.

    kapitalist sistemde sosyalizm pratik edilemez zaten.

    haksız mıyım hüseyin aktaş “yoldaş”? 😀

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Haklısın “yoldaş”:)

    Lenin ölünce cehenneme atmışlar. Bir süre sonra cehennemde bir isyan başlamış, isyanı bastıramayınca Lenin’i almışlar cennete koymuşlar. Ancak bir süre sonra orada da cehennemin yok edilmesi talebi ile isyan başlamış. Tanrı getirin gelin şu adamı bir göreyim hele, cehennemi de cenneti de ayaklandırdı, bu gücü nereden alıyor?
    Getirmişler Lenin’i. Tanrının makamında tanrı ile Lenin ikisi başbaşa kalmışlar. Bir süre sonra kapı aralanmış. Kapıdaki melekler ne oldu tanrım ne yapıyoruz diye sormuşlar. Tanrı bunu soran meleklere dünmüş; “Bundan sonra tanrım manrım yok, “yoldaş” var artık!

    Bu fıkrayı anımsadım:)

    Marmaramus da haklı…

    Böylece haklısınız… Ancak bu sorun göründüğü kadar yüzeysel değil. Özel mülkiyet kavramının sınırları nerede başlıyor nerede bitiyor bunun ayrımını iyi yapmak gerekiyor. Kapitalist toplumda yaşayan bir sosyalistin ev alması onun sosyalistliğine çok halel getirmez. Ancak bu sosyalist aynı zamanda devrimci ise bunu yapmamalıdır. Devrim yapacak bir insan, içinde bulunduğu düzen ile bağlarını sonuna değin koparmalıdır… Ev almak düzene bağlanmaktır. Ama düzenden kaçmak için arabaya gereksinimi olabilir:))

    Sovyetleri yıkan sürecin temel nedenlerinden birisi, bireyin özlemlerinin doğru tahlil edilemediği gibi, bireyin alabildiğine yok sayılışıdır.

    Sorunun başka boyutları var. Yalnızca temel gereksinimler üzerinden üretilen politikalar, kapitalizme karşı bir çok sorunu çözse de, sosyalizmin ilerleyişine ve birey olarak insanın gelişimine yeterince çözüm üretebilmiş değil…

    Örneğin;
    Sanatçı bir bireyi ele alalım. Bu sanatçı derse ki, benim yaratıcı gücümün en üst düzeyde ortaya çıkabilmesi için bir tane yaylada bir tane deniz kenarında evim olmalı. Altımda da limuzin olması gerekir. Ben kendimi böyle huzurlu duyumsuyorum. Biz sanatçının bu isteklerine düşmanca mı bakmalıyız? Sosyalizmin bu konudaki anlayışı ne olmalıdır?
    Gerek kapitalist ahlak, gerekse sosyalist ahlak ölçütleri üzerinden kabaca bir çok şey söylenebilir. Söyleniyor da. Ancak bence bu sorunun yanıtı henüz yeterince açığa çıkmış değil.

    İnsanın kendine ait bir evi olmalı. Bu sosyalizme ters değil. Arabası da olmalı. Atı da olmalı. İti de olmalı. Bunları özel mülkiyet potasına katıp karşı çıkmak, hiç de insani bir yaklaşım değil. Ancak geçmişteki sosyalizm anlayışı bu tür yaklaşımları “küçük burjuva özlemleri” olarak görüyordu. Öyle midir gerçekten? Bence değil…

    Evet toplumda açlık söz konusu iken hiç bir sanatçı da bu denli uçuk istekler sıralayamaz. Bu da insani değildir. Ama değiştirilmesi gereken anlayış hangisidir? Ya da burada değişmesi gereken sanatçının istekleri mi olmalı, yoksa açlık sorununu ortadan kaldıracak yolları mı aramalı?

    İnsanın nasıl bir yaşama layık olduğunu anladıkça, yaşamı anlamak derinleştikçe, daha gerçekçi ve bir o kadar da düşbaz çözümler ortaya çıkacaktır. Geçmişteki sosyalizm anlayışları bu konularda güdük kalmıştır. Daha iyisini arayıp bulmak zorundayız…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Guzel bir ornek bu tartismaya.
    Hoca efendi filmin kahramanina kira toplama isini verir , ve derki bu dunyevi isler bizim icin zordur.
    Filmi bir izleyip bu acidan analiz etmeli , Takva sahipleri bu meseleyi nasil akliyorlar..
    gerci kahramanimiz aklayamiyor conta siyiriyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. fıkra çok hoştu hüseyin bey..

    yazınızın bütününe katılıyorum zaten…eklemek gerekirse;(tereciye tere satılmaz,hatam var ise affola)

    sosyalizm;fırsat eşitliğidir.nimet ve külfet dağılımının toplumun her kesimince adil paylaşımıdır.

    sosyalizm demek “herkese eşit sefalet”demek değildir.

    ev-araba örneği çok güzel 🙂

    hüseyin aktaş ev sahibi olmayı sistemi olumladığı düşüncesiyle bir “devrimci”için uygun görmüyor.ama araba sahibi olmak düzen’den kaçabilmeyi mümkün kıldığı için uygun olabilir….diyor.

    devrimci,eylem adamı olmak çok başka tabii.fakat bence sosyalist bir gelecek”evrim yoluyla”mümkün.

    kapitalist ahlak konusuna hiç girmeyelim.Van’da yağma yapan vatandaşları görüp te kınamak neyin nesi?

    yağmalamasın da ne yapsın?

    yoksuldan ahlak beklemek en büyük ahlaksızlıktır der ünsal oskay.

    anlayana…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. sevgili zensen;
    “sistem içinde eğitim alıp,meslek edinip te sistemi değiştirmek imkansız” derken, Atatürk’ün devrimini emsal görmemiş;) Ya da, istisnalar kaideyi bozmaz, demek istemiş.
    Evet, onun bir istisna olduğunu herzaman söylüyoruz..

    Konuya dönersek;
    Konu başlığı çok kışkırtıcı ve tuzak bir konu..

    “Neden kendi yaşadığı evin dışında kiracısı bulunan evleri vardır?”xenix’in sorusu bu..

    Napsın yani? atasından miras kalmış gayrimenkulleri, kapitalistlerin çarkına girmeme adına, devlete mi hibe etsin? kapitalist sistemde başka ne yapılmasını bekliyorsun ki? kiraya verir, satar dövize yatırır, faize yatırır..
    amaç, sisteme karşı kendini korumak ve çarkın içinde yok olmamaktır..

    “Kapitalizm sanayileşme, teknoloji falan değildir, paranın para kazanmasıdır.”
    sanayileşme ve teknoloji, kapitalizme hizmet ediyor, manasında konuştuk..
    yani; bir nevi bilinçli özdeşleştirdik..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Benim yazdıklarımdan zenginliğe karşı olduğumu nasıl çıkarıyorsunuz merak ediyorum. Bir insan çalışır, üretir satar, istediği kadar zengin olabilir. Bill Gates gibi…

    Sanırım tekrar yazmakta fayda var.

    Bir insanın çalışmadan, emek harcamadan, üretmeden paraya para kazandırmasından bahsediyorum.

    Yani 100bin liranız vardır. Verirsiniz birine. Dersiniz ki. Bu para sende dursun. Bana her ay 1000 lira ödersin. Bir iki yıl sonra da 100bin liramı geriye verirsin. (Bahsettiğim zihniyet bu, ister ev sahibi deyin ister faizci)

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. Ben zenginliğe karşı olduğunu anlamadım xenix. Böyle bir çıkarıma diğer arkadaşlarda da rastlamadım. Belki bir dizi tartışmayı düşte geçerek yazdıklarımız sana bunu düşündürmüş olabilir. Diğer taraftan son iletinle net bir şekilde faizciliği sorguladığını söylüyorsun. Ama ilk yazıtından bu pek anlaşılmıyor…

    Paraya para kazandırma yolunun en örgütlü biçimi bankacılıktır. Sokak arasında tefecilik yapanlar da vardır. Emeksiz yemenin en üst biçimlerinden biridir bu yöntem. Ancak herhangi bir alanda fabrika açıp, işçi çalıştırıp, artı-değer sömürüsü yoluyla para kazanan bir kapitalist ile, elindeki parayı kiraya veren kapitalist arasında çok da fark yoktur. Ya da elindeki evi kiraya veren kapitalist ile elindeki parayı kiraya veren kapitalist arasında da fark yoktur.

    Şimdi Türkiye’de senin tarif ettiğin tipte sosyalistler var. Düşüncede sosyalizmi benimsemelerine rağmen, pratikte kapitalistler. Hatta milyon dolarlarla iş yapan insanlar bunlar. İşte bu noktada “Kapitalist toplum koşullarında sosyalist olunamadığı” gerçeği var. Düşünce olarak sosyalizmi benimsemiş olmasına rağmen, pratik olarak yaptığı işi geliştirme trendinde olan bir insan niye kendi alanında en güçlü olmasın? Bunun için niye çaba sarfetmesin? Yani elindekini çalışanlarına dağıttığı zaman sistemde tutunması zor. Diğer rakiplei ile girdiği yarışta yok olmamak için artı-değer sömürüsünü o da yapmak zorunda. Bundan vaz geçse yok olacak. Hatta işini kaybettiği takdirde rakipleri onu işçi olarak bile çalıştırmayacaklarından dolayı, var gücüyle rekabeti kazanmaya çalışıyor…

    “Kapitalist toplum koşullarında sosyalist olunamadığı” gerçeği dedim biraz önce… Bu sorun aslında yalnızca kapitalist toplumdaki sosyalistin sorunu değil. kapitalist dünyadaki sosyalist bir ülkenin de sorunudur. Sovyetler bu sorunu yaşadı. SSCB kendi dışındaki dünyaya karşı var olmak için ne yaptıysa başarılı olamadı. Düşmanları ile girdiği yarışta, yarışı kaybetmemek için, düşmanları ile aynı “silahları” kullanmaya yöneldiği oranda da düşmanlarına benzedi gitti…

    Sorunun burasında “tek ülkede sosyalizm mümkün değildir” (Troçki’nin tezi…) savı tartışmaya değer görünüyor. Aslında Sovyet devriminden sonra sosyalist devrimin ilk önce en ileri kapitalist ülkelerde gerçekleşeceğini söyleyen Marks’ın yanıldığını söyleyenlerin yanıldığını düşünmek gerekiyor. Çünkü Troçki’nin savı ile Marks’ı yanyana getirdiğimizde, sosyalist devrimlerin en ileri kapitalist ülkelerden başlaması durumunda sosyalist devrimlerin geri gitmeyeceğini ve tüm dünyaya yayılabileceğini söyleyebiliriz; öngörebiliriz. Çünkü gerekli evrimi tamamlamayan bir toplumun, kapitalizmi iliklerine değin yaşamamış bir toplumun sosyalizmi anlaması olası olmuyor. Keza Çin, feodal bir ülke idi ve Mao önderliğinde bir devrim yaşadı, sosyalizme geçmeye çalıştı ama şu an neredeyse “Komünist Partinin Özelleştirilmesi” tartışılıyor ve devlet eliyle kapitalist ekonomi uygulanıyor. Yani Çin sosyalizminde de “geriye dönüş” yaşanmakta. O halde Marks öngörüsünde haklıydı. Gerçek bir sosyalist devrimi Amerika’da, İngiltere’de ya da en ileri kapitalist ülkelerde beklemek gerekiyor. Pekiyi bu ülkelerde sosyalizmin yolunu kesen nedir? İşte tam burada da, bizim gibi yarı sömürgelerden ve sömürgelerden elde edilen kazançların emperyalist ülkelerin halkına dağıtılarak, o ülkelerdeki sosyal patlamaların engellendiğini görüyoruz. Bu yüzden bizim gibi ülkelerde de sosyalizm savaşımı en az metropollerdeki sosyalzim savaşımı değin önemli hale geliyor. Emperyalizmin alanlarını daraltmak gerekiyor.

    Sonuç olarak kapitalist toplumda düşünce olarak sosyalizmi benimsiyor olsan bile, pratikte sosyalist olmak olası olmuyor. Bırak bir tek kişi açısından sorgulamayı koskoca bir ülke bile kapitalizmin egemen olduğu bir dünyada sosyalizmi gerçekleştiremiyor. Ama savaşımını veriyor. Bu nedenle bizim gibi bir ülkede yaşayan bir sosyalistin, devrime değin olan süreçte herhangi bir kapitalist gibi davranıyor olması pek abes bir durum değil. Bu evini kiraya vererek de olsa, parasını faize vererek de olsa değişmez. Zorunluluk ile gönüllülük farklı şeyler…

    Yine de sorgulanabilir bir durum… Kişi olarak beni sorarsan; 30 yaşına değin cüzdan taşımayan birisiyim. 50 yaşındayım hiç bir özel mülkiyetim olmadı. Niyetim kapitalist olmak olsaydı bunu da başarabilecek zekaya ve birikime sahiptim. Ama ben yaşamımı sürdürebilecek denli para kazanarak yaşıyorum. Çocuklarımın eğitimini ve sağlığını idama ettirecek denli kazanç ile yetinmeye, arta kalan zamanda da sanata, edebiyata, felsefeye zaman ayırmaya çalışıyorum. Özel mülkiyet edinmemek için kendime söz verdim. Direnebildiğim kadar direneceğim:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Gerçekten mi?

    “Ben zenginliğe karşı olduğunu anlamadım xenix. Böyle bir çıkarıma diğer arkadaşlarda da rastlamadım. “

    marmaramus:

    “kişinin sosyalist olup olmamasındaki belirleyici husus kişinin zengin veya fakir olmasıyla ilgili değildir. gerektiğinde bir ceo’da sosyalist olabilir,”

    aktaş:

    “Marmaramus da haklı…”

    Şimdi benim merak ettiğim, zengin kişi sosyalist olamaz diye nerede demişim de böyle cevaplar vermişsiniz. Düşten uyandırın beni sevgili aktaş.

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. para bence insanın zaafı,genel olarak bu zaafa yenik düşeriz

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Sevgili xenix,
    Gene aktaşlaşmaya başladın hani:)
    bak açtığın başlıkta yazanlar şunlar:

    Konu kapitalizm olduğunda öfke püskürtenler, her fırsatta sosyalist olduğunu söyleyenlerin…
    Konu faiz olduğunda, faizin ve faizciliğin haram olduğunu söyleyenlerin…

    Neden geneli birden fazla eve sahiptir? Neden kendi yaşadığı evin dışında kiracısı bulunan evleri vardır?

    Oysa biliyorsunuz ki kapitalizm de faizcilik de paraya para kazandırmaktır emek harcamadan. Eee ev sahibi olup bu paranızı başkasına verip üstüne bir de bundan para kazanmayı nasıl açıklıyorsunuz?

    Sözde dindarlarla sözde antikapitalistçilerin çoğunun kiralık evleri olan ev sahipleri olması ne ilginç değil mi?

    Bak Emile Zola derki;
    “Bütün büyük servetlerin altında suç gizlidir”

    Senin yazdığın parağraflardan “zengin kişi sosyalist olamaz” anlamını çıkarmak da olası. Ev sahibi olmayı, faize verecek kadar para sahibi olmayı “zenginlik” olarak ifade etmek yanlış değil. Tabiki her zenginlik kapitalistçe bir zenginlik değildir. Ama mal ve anamal zenginliği kapitalist zenginliktir. Senin verdiğin örnekte de “ev” mal zenginliğini, faize verilen para ise “anamal” zenginliğini ifade ediyor. Müslüman olup faiz haramdır diyen insanlar ile, sosyalist olup birden fazla ev sahibi olan ve evlerini kiraya veren insanları da aynı potaya koyunca ve bu durumu “ilginç” sözcüğü ile niteleyip “abes” bulduğunu ima eder tarzda yazınca “madem sosyalistsin niye birden fazla evin var” gibi bir sonuç çıkıyor, bunun bir başka söylenişi de “zengin adam sosyalist olamaz” gibi bir çıkarıma ulaşabilir. Ulaşabilir diyorum çünkü doğru bir önerme değil. Ama bunu çıkaran olabilir. Yanlış anlaşılma diyelim. Ancak;

    Zengin bir adam sosyalist olabilir ama sosyalist bir adam zengin olamaz!

    Olma, oluşum, gelişim bu duruma izin verir.
    Engels de fabrikatör bir babanın çocuğu idi ve babasından kalan fabrikayı yönetirken kazancının önemli bir bölümünü Marks’ın çalışmalarına destek olarak aktarıyordu.
    Ayrıca sosyalist bir insanın bir dizi etik değerleri oluşur ki, bunlar onun “zengin” (mal ve anamal olarak) olmasını kısıtlar. Bir kapitalistin sosyalist olması, sosyalist olmaya doğru evrilmesi ne denli zor ise, sosyalist bir insanın da kapitalist olması o denli zordur. Kapitalist bir insan için sosyalist olmak insani ve ileriye doğru bir gelişim iken, sosyalist bir insan için kapitalist olmak değer kaybıdır. Geri dönüştür. Gerilemedir. Ancak “gelişme” her zaman “ileriye” doğru olmaz. Geriye doğru da gelişmeler olur. Oluyor da. Son tahlilde kişisel anlamda geriye doğru olan gelişmeler de tarihsel olarak ileriye doğru bir gelişmedir. Parçadaki gerileme, bütünün daha ileriye taşınmasına neden olacaktır! Çünkü her iki gelişme türünde de “yıkılması” ya da “tüketilmesi” gereken çelişkiler çözülmektedir. Kişi ya da toplum açısından çözülen her çelişki ise tarihsel anlamda ileriye doğrudur.

    Pekiyi söyle bakalım şimdi; “Sözde dindarlarla sözde antikapitalistçilerin çoğunun kiralık evleri olan ev sahipleri olması ne ilginç değil mi?” diye sorduğun soruya yönelik olarak, ilginç olan nedir?
    Taşladığın nedir, attığın taş ile vurduğun kuş nedir?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Evet, ama teori geleceğe dönüktür. Teorik öngörü ve benimseyişler de dolayısıyla bugün açısından pratik olarak uygulanamadığı için sözde kalır. Bu doğaldır. Teori ve pratiğin doğal sürecidir… Her ne kadar düşüncelerin eyleme dönüşmesi gerekliliği varsa da, her düşünceyi her an eyleme dönüştürmek diye bir şey “strateji ve taktik” tartışmasını doğurur. Bu tartışma içinde de “sıralama, zamanlama, planlama” gibi kavramlar konuyu yerli yerine oturtur…

    Bir satranççı olarak da senin bunları anlıyor olman gerekir:) Her hamlenin bir zamanı var değil mi? Düşündüğün her hamleyi hemen yapabilme olanağına sahip misin? Peki kim seni düşünsel olarak benimsediğin bir hamleyi, sırası gelmediği için yapmıyorsun diye, “sözde kalmak” ile suçlayabilir?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Bir tek uygun zaman vardır. Şimdidir.

    İnsan kendi yaşantısını değiştiremiyorsa beğenmediği sistemi hiç değiştiremez.

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Pardon xenix,
    Dinci ile sosyalisti aynı kefeye koymak burada yanlıştır. Sosyalist öngördüğü bir sistem dolayısı ile sosyalist iken, dincinin sistemi çoktan gerçekleşmiştir. Dincinin kuralları bellidir. İkisinin sözde kalışı ters istikamettedir ve aynı kefede tartılamaz. Birisi çürümekte olandır diğeri henüz doğmamıştır. Sosyalistin ideolojisinin sözde kalışı ile dincinin dininin sözde kalışı çok farklı şeylerdir. Sosyalizm daha dünkü çocuktur ve çocukluğuna rağmen vurulmuş ve yaralıdır. Din ise alabildiğine yaşlanmış, yetkinleşmiş, kendisine kurumlar oluşturmuş, bir dizi kurallarını tartışmasız uygulamaya koymuş durumdadır. “Faiz haramdır” diyorsa buna uyması gerekir. Ama buna uymayan dincinin bu davranışı iki yüzlülükten kaynaklanırken, kapitalist toplumdaki bir sosyalistin hasbel kader(Genellikle ailesinden miras şeklinde böylesi işler oluyor.) sahip olduğu ikinci bir evi kiraya vermesi bir tür “çaresizlikten” kaynaklanan bir durumdur…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. “Bir tek uygun zaman vardır. Şimdidir.

    İnsan kendi yaşantısını değiştiremiyorsa beğenmediği sistemi hiç değiştiremez.”

    Sözlerin çok artistik duruyor ama “strateji ve taktik” bilimi seni doğrulamıyor…
    Her şeyi şimdi yapabilmek nasıl olasıdır? Seni yanıltan; bir şeyin yapıldığı an, onu yapanlar açısından zamanın “şimdi” oluşudur… Ama bu herşeyi şimdi yapacağız anlamına gelmez.

    İkinci tümcen tartışmaya açıktır… Yani; “İnsan kendi yaşantısını değiştiremiyorsa beğenmediği sistemi hiç değiştiremez.” savı tartışılır…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Neresi tartışmaya açık sevgili aktaş?

    Bir söz vardır, “aleme verir talkımı kendi yutar salkımı” diye. Faizin haram olduğunu bildiği halde faizcilik yapan dinci ile faizin kapitalizm olduğunu bildiği halde faizcilik yapan sosyalist arasında bir fark yoktur. İkisinin de bahanesi aynıdır. Zaman böyle. Şartlar bunu gerektiriyor. Falan filan folin.

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Ve gazı bakalım:)
    Neydi şimdilerde; “Ver coşkuyu ver coşkuyu”:)
    Sen de biliyorsun ikisinin aynı olmadığını ve ne dediğimi gayet iyi anladın. Beni gaza getiremezsin, gamaro’ya bir bak sen:))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. Halk deyişidir;
    “Sen benim dediğimi yap da, gittiğim yoldan gitme”
    Ya da sonsuz.us semalarında gözüme ilişti;
    “Bilgelerin düşüncelerini takip edin, ayak izlerini değil”

    Bu sözü sen yazmadın mı oraya?
    Sana ne anlatıyor bu sözler?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Daha önce de defalarca söylemiştim. Ben kişinin yaşantısına bakarım. Sanatçının dahi yaşantısına bakarım, öyle değer veririm eserlerine.

    Yoksa lafa gelince herkes bilge. Zerdüşt’ü okuyan Nietzsche, Das Kapital’i okuyan Marks kesiliyor başımıza.

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. Kişinin hayatını değiştirmesi lazım demişiz de şöyle bir örnek geldi aklıma: Sartre bütün yazılarını küçük burjuvaların olduğu kafelerde yazmış. Kendisi bildiğimiz gibi varoluşçuluk felsefesiyle marxsizmi birleştirmeye çalışmıştır geç yazılarında. Şimdi kimse onun marxist bir söylemde bulunmadığını söyleyemez. Burjuvazinin eleştirisini bile bir burjuva simgesinin içinde yapmıştır.

    Yani Starbucks’a da gitsen bir sosyalist olabilirsin kanımca. Hatta bu konuda eser bile yazabilirsin 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. Sosyalist veya dindar değilim.. Ama Kapitalist toplumda, kısmen de olsa Kapitalist ahlak geçerli olur görüşüne bir anlamda katılıyorum.. Geçmişte Sosyalistlerin, Kapitalist sistemi yansıtan ‘marka ürünler’ takıntısını bir türlü anlayamıyordum.. Marka giyen bir insan aşağılanıyordu.. Neyseki günümüzde böyle bir şey kalmadı.

    Sonuçta marka ürünler de, diğer ürünler de Kapitalist üretim sisteminde piyasaya sürülüyor.. İnsanların, diğerlerine nazaran daha kaliteli olanları seçmesi kadar doğal bir şey de yoktur.. Mülklerini, ‘müşteriyi mağdur etmemek kaydıyla’ kiraya veren Sosyalistlerin olması normal bir durum.

    Özel mülkiyeti reddeden Sosyalistlerin evlerini başkalarıyla paylaşması veya devleti reddeden anarşistlerin devleti takmaması gibi bir şey günümüzde mümkün değildir.. Bu yüzden bu tür fikirler sadece teorik olarak savunulabilir.

    Fakat xenix’in de haklı olduğu bir yan var bana kalırsa.

    İşçilerini köküne kadar sömüren, tüm servetini kurduğu şirketle, borsayla felan kazanmış olan, mütavazi bir yaşamdan ziyade lüks bir yaşam süren, ama bunun yanında Sosyalist geçinen birinin Sosyalistliğinden söz edebilir miyiz ki?.. Hiç sanmıyorum.

    Kesin olmamak kaydıyla, yine de bir sınır olduğunu düşünüyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Aslında lüks yaşamla da bir derdim yok. Herkesin lüks yaşamak hakkıdır. Bir sosyalistin yüzlerce fabrikası olabilir. İtirazım yok.

    Ama sömürü… Kira tamamen sömürüdür. Birine para verip onun faizini istemek de sömürüdür.

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. Hayır. Fabrikada üretim vardır. Sömürü patronla – işciler arasında olan (fabrikadan bağımsız, kişiyle alakalı) bir durumdur.

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. Ben ‘özel mülkiyet hakkını’ kabul eden biri olarak, kirayı veya faizi sömürü olarak görmüyorum.. Sömürü olduğu durumlar da olabilir ama her iki kavram da tek başlarına ‘kötü’ olarak değerlendirilemez.. Bir insanın kendi mülkünü, belli bir bedel karşılığında geçici olarak başkasının kullanımına açması bir sömürü olarak nitelendirilemez.. Ancak özel mülkiyeti reddeden biri, o mülkün o insana ait olmadığını düşündüğünden dolayı bu olayda bir ‘haksızlık’ görebilir.

    Devletin piyasaya müdahale ettiği/etmesi gerektiği durumlar vardır.

    Ev sahiplerinin maddi durumları, kiracılara göre biraz daha iyidir.. Bu yüzden devlet, kiracıların lehine olarak ‘kira kontrolü’ uygulayabilir.. Yani belli bir tavan fiyatı koyar.. Bu şekilde kiracıların mağdur olması engellenebilir.

    Bu tip kira sözleşmelerinin piyasanın kendiliğindenliğine bırakılması, ev sahibi olmayan insanları mağdur edebilir.. Bu yüzden bir ‘düzenleme’ -her zaman olmasa da- gereklidir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. Ehh sonuçta patron yine sömürmüş oluyor işçileri.. Yani lüks yaşam sahibi olmanın yolu, servet sahibi olmanın yolu yine ‘sömürü’den geçiyor.. Bu yüzden ‘Lüks yaşamla bir sorunum yok, kira veya faiz benim için önemli’ demek, pek anlamlı değil.

    Çin’de karın tokluğuna çalışan insanlar, hatta çocuklar olmasaydı Bill Gates, Steve Jobs felan nasıl bu kadar zengin olurdu?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. sistem içinde eğitim alıp meslek sahibi olup sisteme olan tepkilerinizi pratik edemezsiniz.yapabiceğiniz tek şey “pasif direnme biçimleridir”.

    bu pasif direnme biçimleri de bir süre sonra sistemin kurumu gibi yer alır.

    bireysel olarak birşeyleri reddetmek sistemin alt kültürü olmaktan öte geçemez.

    çünkü bu dünya “sınıfsal ilişkilerin değişimi”iledeğiştirilebilir..ayşenin,ahmetin mehmetin bireysel reddi ile değil.

    “”””sevgili zensen;
    “sistem içinde eğitim alıp,meslek edinip te sistemi değiştirmek imkansız” derken, Atatürk’ün devrimini emsal görmemiş;) Ya da, istisnalar kaideyi bozmaz, demek istemiş.
    Evet, onun bir istisna olduğunu herzaman söylüyoruz.”””

    sevgili statik

    ben osmanlı geçmişini de reddi miras etmiyorum.19.yy dan itibaren osmanlı’nın dış dünya ile ilişkileri değişmeye başladı ve modernleşme süreci,yenileşme hareketleri ile bazı güvenceler sağlanmaya çalışıldı.fakat “kurumsallaşamadı”.başarılı olamadı…tanzimatlar hanedan sınıfı ile sınırlı kaldı ki anadolu’da fakir müslüman halkın,ermeni ve gayri müslim tebaa karşısında itibar kaybetmeye başlayıp irticanın hortlaması bu döneme rastlar.saidi nursi ve nurcu hareketin bambaşka iletişim formuyla risaleler,mevkuteler yoluyla kitlelere ulaştırılması osmanlı modernleşmesine tepkidir.

    saltanatın,hilafetin kaldırılıp “ümmet”geleniğinin yerine milliyetçiliğin yeni kimlik kabulu de cumhuriyet kazanımlarıdır.maddi yapı değişmeye başlamıştır.

    ancak benim”evrim olmadan devrim olmaz”ifadesiyle söylemek istediğim sınıfsal (ekonomik)farklılıkların değişmesidir.

    saltanatın kaldırılması,şahlık kulluk sisteminin yıkılması,alfabe’nin değişimi, değişen dış dünyaya uyumlanmanın gerektirdiği çok önemli yenileşme hareketleridir.toplumsal evrimimizde atatürk inkilaplarının önemi yadsınamaz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. Truman show,matrix gibi sistem eleştirisi yapan sinema filmleri bile mücadelenin “sınıfsal”yönünü gösteremez.

    gösterebilir ancak seyirci bulamaz 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. Sistem eleştirisi değil, felsefik bi kaç şeye değindikleri için ‘sınıfsal’ bir şey göstermemeleri gayet normal.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. Neden lüks yaşam sahibi olmanın yolu sömürüden geçsin ki? Herkes lüks yaşayabilir. Kaynak sıkıntısı olduğu için değil birileri bir şeyleri biriktirmeye çalıştığı için sorun var.

    Yoksa zengin olan da günde 1 kilo et yiyebilir normal bir insan da. Zengin olunca günde 10 kilo et yiyebilen biri yoktur heralde. Ama dolabında 10 kilo eti saklamaya başlarsa, 10 kişi aç kalıyor demektir.

    En başta da dediğim gibi. Bir kişinin cebindeki veya bankasında ki para değildir onu kapitalist veya sosyalist yapan şey. Paraya bakış açısıdır.

    (Ayrıca Bill Gates’in Çin deki çocuklarla ne ilgisi var. Bill Gates’i zengin yapan şey kapitalizm değil, üretimidir. )

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. nasıl sistem eleştirisi değil sangre?

    medya manipülsayonu dediğin ne ola ki?medya sistemin hem kurucusu hem de ürünüdür.anaakımdan bahsediyorum tabii.sosyal medyalardan değil.

    kaldı ki sosyal medyalar bile-bilinenin aksine-öncelikli olarak iktidara hizmet eder.

    matrix de ise kurtulmayı bekleyen bir bölge…zion.

    kurtuluş dediğin ne ola ki?sınıfsal mücadeleyi göstermeyip topu felsefeye atacak tabii.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. “Yoksa zengin olan da günde 1 kilo et yiyebilir normal bir insan da. Zengin olunca günde 10 kilo et yiyebilen biri yoktur heralde. Ama dolabında 10 kilo eti saklamaya başlarsa, 10 kişi aç kalıyor demektir.

    En başta da dediğim gibi. Bir kişinin cebindeki veya bankasında ki para değildir onu kapitalist veya sosyalist yapan şey. Paraya bakış açısıdır. “

    Tasarruf yapan, yani servet biriktiren biri elbette kazandığı kadar harcamaz.. Ama yine de daha fakir birinden daha çok tüketim yapar.. Tüketimin ‘azalarak artan’ bir seyri vardır.

    Zenginler dolaplarında 10 kilo et biriktirmezler.. Ama lüks otomobiller, evler alırlar.. Bu lüks malların üretimi ise, daha düşük malların üretiminden ‘kesilir’, ‘vazgeçilerek’ yapılır.. Buna alternatif maliyet de deniliyor.. Bu yüzden, kaynakların %80ini dünyanın %20si tüketir gibi söylemler vardır.

    Çalıştırdığın işçileri yaşam standardının altında bir ücretle, ağır koşullarda, yüksek çalışma saatleriyle çalıştırdığın zaman zengin ve lüks içinde yaşayabiliyorsun zaten.. Sistemin çarkına uymayıp bu koşulları yerine getirmediğin zaman maliyetler yüksek olduğu için, rekabet ettiğin şirketler kadar kar edemiyorsun.. Bu durum da senin pazar payını düşürüp, uzun dönemde piyasadan çekilmeni zorunlu kılıyor.

    Çok lüks veya az lüks bir yaşam farketmeden, belli oranda bir servete sahip olmak için sistemin çarkına öyle yada böyle entegre olmak gerekiyor.. Yani sadece ‘üretim’ demekle bitmiyor iş.

    Bill Gates’in de Çinli çocuklarla çok ilgisi var.. Microsoft da, Apple da üretimin büyük bölümünü Çin gibi çok düşük ücretlerle çalışılan ülkelerde yapıyor.. Çin nüfus bakımından, otoriter ve devletçi bir yapıda olduğundan ve sendikaların, işçi örgütlerinin güçsüz olmasından dolayı bu tür büyük şirketler için bulunmaz bir nimet.

    Bu tür şirketler bu ülkelerde üretim yapmasalardı da, kendi ülkelerinde yapsalardı çalışanlarına çok yüksek ücretler ödemek zorunda kalacaklardı.. Maliyetler tavan yapacaktı.. Ve şu andaki servetlerine hiçbir zaman ulaşamayacaklardı.

    Yani her türlü ‘haksız kazanç’ elde etmişlerdir.

    “kurtuluş dediğin ne ola ki?sınıfsal mücadeleyi göstermeyip topu felsefeye atacak tabii.”

    Medya sistemin kurucusu da, ürünü de değildir kanımca.. Sadece bir oyuncusudur.. Anaakım sistemin devamından yana, muhalif olan ise karşısında tavır alırlar.

    Sistem eleştirisi yapıp, bazı şeyleri atlayan diziler, filmler felan da yapılabilir tabii ama Matrix, Truman felan öyle değildir bence.

    Matrix’i hiçbir şekilde sistem eleştirisi olarak görmüyorum zaten.. Kurtuluş teması sadece Sosyalizm’e özgü bir durum mu ki?.. Tüm dinlerin ortak noktası kurtuluş temasıdır zaten.. Ayrıca seçilmiş kişi, mehdi, kader gibi konuları da barındırır o film.

    Gerçekliğin aslında sandığımız gibi olmadığı gibi ayrıntılarla da idealizme felan göz kırpar.

    Hayır, bir sistem eleştirisinin içinde illa sınıfsal bir karakter bulunması da zorunlu değildir.. Filmlerde de keza öyle.. Hatta bunun felsefe okulu bile günümüzde mevcuttur.. Frankfurt Sosyalistleri Marx’ın, Engels’in felan sınıfsal analizlerini reddederler.. Şimdi bunlar korkudan veya bir nedenden dolayı mı böyle yapıyorlar?

    Bu tür niyet okumaları pek doğru bulmuyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. Sanırım İntel’in bilgisayar fabrikaları ile Microsoft’u bir birine harmanladınız. Microsoft İntel’i almıştır doğru. Fakat bu şirketi aldığı sırada Bill Gates dünyanın en zengin adamıydı. Ve Çin’le hiç bir işi olmadı. Windows ve Office programlarından dünyanın en zengin adamı oldu. Şirketinde çalışan yazılımcılarda çinli çocuklar değildi. Her birine de hakkını ödedi diyebiliriz.

    Veya facebookun sahibi. En zenginler arasında yerini almaya başladı. Peki kimi sömürdü?

    Her zenginliğin altında muhakkak bir sömürü vardır fikri bence başka bir tartışma konusu olabilir. Ayrıca bütün bunları zenginliğe karşı olmadığımı, zengin olan birinin de sosyalist olabileceğini açıklamak için yapıyorum. Çünkü ısrarla zengin olan sosyalist olamaz gibi bir şey demişim hissine kapıldığım yorumlar yapıyorlar.

    Belki de önce bu konuda sizin de fikrinizi net bir şekilde anlamam gerekiyor. Sizce zengin biri (miras vs yoluyla değilse) mutlaka sömürmüş müdür veya sosyalist değil midir?

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  36. “””Medya sistemin kurucusu da, ürünü de değildir kanımca.. Sadece bir oyuncusudur.. Anaakım sistemin devamından yana, muhalif olan ise karşısında tavır alırlar.”””

    tam da öyledir.

    medya- iktidar ilişkileri konulu kitap önerebilirim ilgileniyor isen.

    matrix yorumun tam faciya sangre…

    link to milliyet.com.tr

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  37. Ben zengin olan bir insanın, illa birilerini sömürerek zengin olduğunu iddia etmem.. Ama şu anki sistemde zengin olan insanların çok büyük çoğunluğu bu şekilde zengin olmuşlardır.. Çünkü var olan sistem insanları buna zorlamaktadır.

    Yine de buna rağmen, her zengin olanın bulunduğu konumunda -çoğunlukla- ‘haksız’ olarak durduğunu iddia edebilirim.. Gates’in imkanları vardır, kendini yetiştirmiştir, doğuştan zekidir vs.. Ama bu tür imkan ve özelliklere sahip olmayan milyar tane insan vardır.. onların doğuştan veya sonradan karşılaştığı engeller, bu tür bir konuma gelmelerine engel olmuştur.. Bu da bana göre bir haksızlıktır.

    Gates örneğinin dışında, bugün hiçbir özelliğe sahip olmayan ünlüler benzer bir ortamda zengin olabiliyorlar.. ‘Halk bu insanları seviyor ve tercih ediyor.. Yapacak bir şey yok’ mu demeliyiz?.. Yoksa bu saçmalığa, haksızlığa karşı insanların fikir beyan etmesi, mücadele etmesi mi gerekiyor?

    Her zenginin sosyalist olmadığını düşünmüyorum elbette.. Servetini lüks mallar alarak tüketmek yerine, mütavazi bir ortamda yaşayan, parasını insan hakları ve demkrasinin gelişimi için STK’lara harcayan, gelir dağılımındaki adaletsizliği düzeltmek için harcayan insanlar, savunduğu Sosyalist fikirlere yakın bir hayat yaşıyor demektir.. Zaten bu tür bir düşünce şekli sadece Sosyalistler için değil, vicdanlı olan her insan geçerlidir.

    Örneğin yukarıda bahsettiğim tarz, ‘haksızlık/eşitlik’ sorunsalına Ahmet İnsel aşağıdaki yazısında biraz değinmiş;

    link to birikimdergisi.com

    Her ne kadar Gates örneğinin dışında olduğuna kanaat getirmiş olsak da, şu linkte de Microsoft’un Çin’deki icraatlarıyla ilgili ayrıntılı bilgiler var;

    link to globallabourrights.org

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  38. Sizce zengin biri (miras vs yoluyla değilse) mutlaka sömürmüşdür
    önce zenginliği tarif edelim..
    ne kadar olursa zengin? sınır nedir?
    Bill Gates’in yanında, Ali Ağaoğlu’da zengin midir?
    İşte Halis ağa’da zengindi..ne oldu? fabrikaları gidince “sosyalist’mi” oldu?

    Hoşuma giden bir lafta;
    “fazla mal haramsız, çok laf yalansız olmaz” bence de, hakkaten olmaz..
    burdaki “haramı” (sömürü) olarak ele alabiliriz.
    Eğer sömüremezsen kapitalist olamazsın..

    sangre;
    “Medya sistemin kurucusu da, ürünü de değildir kanımca” demiş..

    Halbuki medya(özellikle TV’ler) sadece ürün tanıtımı için icat edilmiş.
    Reklamların arasına da dizi, mizi, şarkılar, eğlenceler koyarak, size mallarını teşhir ediyorlar..

    tam bi; kapitalizm – teknoloji işbirliği..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  39. Verdiğin linke biraz göz attım.. Yorumun facia demişsin ama linkteki kişi ile benim söylediklerim arasında bir fark görmedim ben.

    Kurtuluş temasının dinlerden alındığını, mehdi mesih beklentisini felan değinmiş.. Buna ilave olarak ise idealist yaşam tarzındaki, Zion halkının kaderine razı olması gibi konuların varlığından söz etmiş.

    Aynı yorumlar Marxistler tarafından ‘din’ konusunda da yapılıyor.. Yani extra Marxist yorumlar filme özel değil, filmin din temasını işlemesinden kaynaklanıyor.. Her hangi bir din eleştirisinde de bu kişiler tarafından aynı sözleri duymak mümkün.

    ”Filmin hasılatı düşmesin diye bu konuyu işlememişler, sistemin maşası olduklarından dolayı şunu atlamışlar” tarzı niyet okumaları ise hiç anlamlı bulmuyorum.

    Filmin verdiği/vermek istediği hiçbir mesaj yok bana kalırsa.. Kendine has, daha önceden pek işlenmemiş olan özgün bir yapım.. İçindeki kurgu, senaryo bazı yerlere atıf yapıyor olabilir.. Her ne kadar beğenmesek veya gerçekliğini kabul etmesek de, filmi zenginleştiren durumlardan biri bu bana kalırsa.

    İzlediğim için de gayet mutluyum, ne diyeyim.. Hatta bluray olarak izlememiştim.. Yakın zamanda indirip, tekrar izlerim seri olarak 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  40. sevgili sangre;

    ünsal oskay marksisttir.matrix ve sistem eleştirilerini defalarca kendisinden ders almış bir öğrencisi olarak iyi bilirim.

    sen dış dünya’nın değiştirilmesi,daha yaşanılır bir hale getirilebilmesi için sosyalist düşüncelere sahip olmak zorunda değilsin..zaten seni az buçuk tanırım..liberal görüşte olduğunu da biliyorum..olabilir,hiçkimse sosyalist olmak zorunda değil.

    matrix filmi ile ilgili ünsal oskay’ın din eleştirilerine katılabilirsin.dinlere ve inançlara dair düşüncelerini de biliyorum zaten.

    fakat ünsal oskay,din,inanç ve mitolojilerin sınıfsal farklılıkları gizlemede etkin rol oynadıklarını düşünüyor.niçe’nin “üst insan”kavramını ütopyadan da ileri buluyor.dünyayı sınıfsal ilişkilerin değişimi değiştirebilir,diyor.marksist bakış açısı da budur.

    “”Dünyanın karşısında kahramanca bir tavırla dikilirsen, yani herkes ‘üstün insan’ olursa, herkes kendini kurtarır, dünya da düzelir” deniyor. Bu ütopyadan da ileri. Kurtulmak istediğin dünyayı bir kişi yaratmamış. Sınıf ilişkileri içinde, gene o insanların sınıflar halindeki mücadelesiyle oluşmuş. Yenik düşen taraf biziz. Zaferi kazanan taraf da, bizim dışımızdakiler. Hz. İsa’nın zamanına, ya da dört halife zamanına kaçmakla, dünyayı değiştiremezsiniz. Bu dünyanın içinde kalarak, yeni bir inşayla farklı bir hayat kurulabilir. Bu, sonsuza dek mastürbasyon çektiren bir film. Bunun sonu yok. Mesih’in gelmediğini hepimiz biliyoruz.”

    sevgili statik;

    “Halbuki medya(özellikle TV’ler) sadece ürün tanıtımı için icat edilmiş.
    Reklamların arasına da dizi, mizi, şarkılar, eğlenceler koyarak, size mallarını teşhir ediyorlar..

    tam bi; kapitalizm – teknoloji işbirliği..”

    yazdıklarına ekleme yapmak gerekirse,

    medya;yasama,yürütme ve yargıdan sonra 4.kuvvet olarak vardır.medya’nın sisteme rıza yaratma,alternatifsizleştirme,gündem belirleme vb pek çok yayın politikası var.

    dersim katliamı size bir örnek.dersim’de katliam olmuş mudur?chp mi rol oynamış yoksa DP mi?yoksa “devlet”mi?…bunlar tartışılabilmelidir tabii ki.

    ama şimdi suriye-iran-türkiye arasında hergeçen dakika artan bir gerilim var.

    van’dan hergün “soğuk hava ve hijyen”sebepli ölüm haberleri alıyoruz.bu haberler medyada yer almıyor.çok azından haberiniz oluyor.

    dersim’de ölen ölmüş…dersim enkazını bırakıp ta van’a baksak?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  41. evet zensen haklısın..

    Van’a baktırmamak için Tunceli’ye baktırıyorlar..
    Vanlılar perişan..
    -Devlet nerde?..
    -Devlet Dersim’de..
    -Halk nerde?
    -Halk, CHP’nin içine karışmış bir piçin peşinde!!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  42. Zensen,

    Birbirimizi anlayabildiğimizi pek düşünmüyorum.

    Evet ben liberalim.. Ama senin bildiğin liberallerden pek değilim.. Neoliberalizm ve Kapitalizme karşıyım aynı zamanda.

    Hocanın Marxist olduğunu söylediklerinden anlayabiliyorum.. Ve katılıyorum da.

    Sen önceki iletinde bu filmin ‘sistem eleştirisi’ olduğunu söylemiştin.. Ben de filmin öyle bir yanı olmadığını, tüm dinlerde yer alan kurtuluş teması, seçilmiş mesih, kader gibi kavramlar barındırdığını yazdım.

    Yani her hangi bir din eleştirisi yapmıyorum.. Ünsal hocanın da verdiğin linkte benim söylediğime benzer şeyler söylediğini görüyorum sadece.

    Her Marxist dini eleştirirken benzer ifadeler kullanır.. Kader, idealizm, kurtuluş kavramlarının insanların kendi geleceklerini kendilerinin yaratacağı görüşüne karşı olduğunu felan söylerler.. Ben de bu eleştirilere katılıyorum.. Filmin bu bağlamda eleştirilmesini de normal olarak görüyorum.

    Ama bunun yanında, bu filmin belli bir amaç doğrultusunda, medyanın veya sinemanın insanları yönlendirmek, çaresiz bırakmak, sınıfsal analizleri yok etmek için bu filmi çektiği söylenirse, ben bu görüşe karşı lourum.. Benim için bu film, belli felsefe ve ideolojilerden etkilenmiş, özgün, güzel bir filmdir.. Etkilendiği felsefeler eleştirilebilir, ama daha ötesi benim için ‘niyet kumaya’ girdiği için, tartışılmasını dahi anlamsız buluyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  43. “”bu filmin belli bir amaç doğrultusunda, medyanın veya sinemanın insanları yönlendirmek, çaresiz bırakmak, sınıfsal analizleri yok etmek için bu filmi çektiği söylenirse, ben bu görüşe karşı lourum..”“”

    bu amaçla çekilmiş bir film “kitle iletişim araçlarında yayınlanamaz”.bireysel olarak kurgularsınız en fazla sosyal mecralarda muhattap bulur.

    ayrıca sana göre hoca sistem eleştirisi yapmıyor,her marksist gibi dinlere eleştiri getiriyor,öyle mi?

    harun yahya gibi değerlendirmişsin..ünsal oskay’ın entelektüel yanılgı içerisinde olduğunu ve din düşmanlığı yaptığı gerekçesiyle mahkemeye vereceğini söylemişti…adamın tek anladığı hoca’nın din eleştirisi yaptığı.

    ünsal oskay’ın matrix değerlendirmeleri sıradan din karşıtı argümanlardan çok fazlasını barındırır:

    “Zion, modern çağın aldanımından kurtulmaya çalışan sıradan insanların yaşadığı bir yer. Üst dünya ise, makine ve bilgisayarların çok daha karmaşık sistemler halinde kullanıldığı günümüzün dünyası. Mesih’in kimseyi kurtardığını görmüyoruz çünkü Zion’daki insanlar, sefil, kaba saba, tamamen uygarlaşmamış ve yabancılaşmanın da ötesindeler. Zion’u tehdit eden çağdaş bir dünya var. Bu çağdaş dünya, kendi bölgesindeki bir ‘ur’ gibi gördüğü bu insanları yok etmek istiyor.
    Bugünün Roma’sı ABD ve onun da temelinde yer alan küçük Amerikalar: Fransa, İngiltere vs. Gerçekte olduğu gibi, filmde de kurtulan ya da kurtaran yok. Güce, sömürüye ve insanın yabancılaşmasına dayanan reel dünya, yeri geldiğinde silahla, aslanla ya da suyu çeken sünger gibi, tüm o başkaldırma isteklerini kendi içine alarak yok edebilen bir dünya.
    Bu yöntemin sunumu, tam yok olma değil, tekrar reel dünyanın istediği biçimlere girmektir. 20 bin yıldan beri bu öykü var. Bu filmin farkı, bizi duvara toslatmak istemesi. Bu hedef olarak seçilmiş.”

    herneyse…birbirimizi anlayamadığımız aşikar.

    bildiğim liberallerden olmayabilirsin.sosyalistler de çok homojen bir kitle değil.aklımda sadece liberal olduğun kalmış.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  44. “Truman show,matrix gibi sistem eleştirisi yapan sinema filmleri bile mücadelenin “sınıfsal”yönünü gösteremez.”

    Burada ‘filmlerin’ sistem eleştirisi yaptığını söylemiştin.

    “Sistem eleştirisi değil, felsefik bi kaç şeye değindikleri için ‘sınıfsal’ bir şey göstermemeleri gayet normal.”

    Ben de sistem eleştirisi değil, sadece felsefik bir kaç konuya değindiklerini belirttim.

    “Sen önceki iletinde bu filmin ‘sistem eleştirisi’ olduğunu söylemiştin.. Ben de filmin öyle bir yanı olmadığını, tüm dinlerde yer alan kurtuluş teması, seçilmiş mesih, kader gibi kavramlar barındırdığını yazdım.”

    Burda da keza öyle.

    “ayrıca sana göre hoca sistem eleştirisi yapmıyor,her marksist gibi dinlere eleştiri getiriyor,öyle mi?”

    Son iletinde ise konu ‘filmlerin’ değil ‘hocanın’ sistem eleştirisi yapıp yapmadığına kayıyor nedense ve hocanın eleştiri yapmadığını iddia etmişim gibi bir tavır takınıp, beni HY ile kıyaslıyabiliyorsun.. Anlaşamamız gayet normal yani.

    Hocanın din ve sistem eleştirilerine katılsam da, filmin belli bir kitleyi etki altında bırakmak amacıyla, bilinçli bir iradeyle yapıldığı söylemlerini klasik Marxist paranoyalar olduğunu düşünüyorum.. Çoğu sosyalistte vardır bu tip sorunlar.. ABD’nin her olayın arkasında olduğu, hepimizin kukla olup hiçbir şeyi değiştiremeyen figüranlar olarak betimleyen çok Sosyalist vardır.. Bu söylemleriyle kendi eleştirdikleri duruma da, yine kendileri düşerler aslında.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  45. sangre…

    truman show,dibine kadar kapitalizm eleştirisidir,sömürüyü gözümüze kadar sokuyor.gerçi sen medya’yı ne sistemin kurucusu ne de ürünü olarak gördüğünü söyledin…medya bir oyuncudur dedin.medya oyuncu falan değildir.aksine “oynatan,yönlendirendir”.öncelikli amaç ise otoriteyi zedelememektir.

    bu bakış açınla truman show’u da sistem eleştirisi olarak değerlendirmemen çok normal.

    matrix’e gelince;

    sistem eleştirisi denilince ne anlıyorsun ki?dinler,inançlar,ahlak,gelenek ve görenekler sistemin “homojenleştirme araçları”değil midir?sisteme olan tepkileri bertaraf edebilmek için tarih boyunca “ahlaksızlar”tanımlaması yapılmamış mıdır?dinlerin kurtuluş şeması dediğin şey nedir?kurtulmak istenilen şey ne?

    din,inanç ve benzer kültürel düzenlemeleri “sistemden ayrı kılmak”nasıl oluyor?
    üretim ilişkileri ve iş bölümü farklılaşmalarını haklılaştırmak için üretilen ilkeler bütünü değil midir bunlar?

    ben eleştirilerde marksist bir paranoya falan göremiyorum.üretim ilişkilerinde iş bölümü farklılaşmalarını haklılaştırmak için üretilen bütün değerler sistemi kültür’dür.dinler,inançlar,gelenek görenek yöre ve töreler de bunun içine girer.
    paranoya değil sosyolojik bir gerçektir bu.

    hele ki komplo teorisyenliğine nasıl atandım hiç anlamadım.

    komplo nerede?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  46. Fırıldaklık, kültürümüzde ve gündelik yaşamımızda kendine çaplı yer edinmiş etken bir sosyalleşme ve davranış biçimidir…

    …kafa yazısında anlatılan ve altına dizilenler de bunun kanıtıdır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  47. Forumun “Ev Sahibi” nerede?:)

    Arkadaşlar konu sadece sosyalist- kapitalist çelişkisi değildi. Bir de dincinin faiz haram deyip de faizcilik yapması sorunu vardı… Biraz da bu yanıyla değinsek… Düşünce ile pratik arasındaki çelişki konusunu aralasak?…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  48. Sistem eleştirisini Fight Club’ın Matrix’ten kat kat daha etkin ve daha güncel bir şekilde yaptığı düşüncesindeyim.

    Marx’ın sınıfsal mücadelesi üretim temelli toplumda kendini gösterir. İnsanın ürettiği ürüne ve dolasılıyla kendi türüne yabancılaşmasıyla. Fight Club günümüz dünyası tüketim kültürünü hedef alır. Daha çok zamanımızın ruhuna hitap eder.

    Günümüz tüketim toplumunda, tüketim ürünlerini pazarlayan üst sınıflardan tutun da o ürünleri elde etmek için kendinden geçen alt sınıflara kadar herkes yabancılaşmıştır. İdeal ego olarak Tyler Durden da bunun üstesinden gelmeye heveslidir. Argümanları da çok güçlüdür.Sınıfsal çatışma düşüncesine dayanmadan toplumun şu anki yapısını daha iyi eleştirdiğini düşünüyorum Fight Club’ın.

    Nacizane görüşüm 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  49. xenix bir film daha ekleyelim o halde;

    Faustrecht Der Freiheit-Özgürlüğün Zorbalık Hakkı.

    henüz izlemedim bu sebeple eleştiri getiremeyeceğim.

    “eşcinsellik” gibi cinsiyetçi bir tema üzerinden sınıfsal farklılıklar ve sistem eleştirisi üzerine bir film.

    önbilgi için link’e bakabilirsiniz.

    link to sinemalar.com

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  50. Sınıf farklılıklarından tam olarak kastınız nedir? Bilmiyorum.

    Yani bu sınıflar insanların nitelik farklılıklarından oluşuyorsa bence gayet doğal. Olması da gerekiyor.

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  51. “Sınıf farklılıklarından tam olarak kastınız nedir? Bilmiyorum.

    Yani bu sınıflar insanların nitelik farklılıklarından oluşuyorsa bence gayet doğal. Olması da gerekiyor.”

    xenix

    insanlık tarihi boyunca,yani,servet ve güç farklılıklarının hiç olmadığı en yalın kültürlerden günümüz bilgi toplumuna evrilen serüvene baktığımızda,eşitsizliklerin betimlenmesinde toplumsal tabakalaşmadan söz edilir.
    dört ana tabakalaşmadan bahsedebiliriz:kölelik,kast,feodalite ve sınıf.

    sınıflar da hiyerarşik bir biçimde yapılanmış toplumlarda söz konusu olabilir.eşit olmayan koşullarda bulunan gurupların var olması gerekir.eşitsiz saygınlığa sahip kategoriler var(işçi,burjuva vb)

    sınıf farklılıkları ekonomik farklılıklara yani maddi kaynakların sahipliği ve denetimine bağlıdır.

    sınıf sistemi’ni kölelik,kast ve feodalite’den farklı kılan özellikler var.sınıf sistemi diğer tabaka sistemlerine göre daha akışkan ve farklılıklar hiçbir zaman çok açık seçik değil.

    kısaca böyle…çok daha fazla şey yazılabilir tabii 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  52. Şimdi kölelik veya kast sistemi gibi doğuştan verilen veya kişinin kendisinin elinde olmayan tabakalaşmalar kaldırılmalıdır tamam. Ama kişinin yaşamı, edindiği bilgi, tecrübe, yaşam tarzı vesaireler yüzünden oluşan sınıflar zaten sınıfa göre düzenleme değil olana göre düzenlemedir.

    Bir türün içinde çeşitli sınıflar kendiliğinden oluşur. Hızlı koşan, hızlı tırmanan, zeki olan veya hızlı uçan vs şeklinde özellikleri tür içinde birilerinin öncü birilerinin de onları takip eden konumuna iter.

    Bir kişi düşünün. Çalışmayı sevmeyen, okumayı öğrenmeyi sevmeyen ya da işte günümüzdeki sınıflar neye göre belirleniyorsa artık. Bu kişi aynı zamanda kendinin bulunduğu alt sınıfı da sevmeyip üst sınıfa geçmeyi istesin…

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  53. xenix

    diğer tabakalaşma sistemlerinde,eşitsizlikler,öncelikle kişisel hak ve yükümlülük ilişkilerinde,serf ile lord,köle ile efendi veya düşük ya da yüksek kasttaki kişiler arasında vardır.

    buna karşın,sınıf sistemleri kişisel olmayan türden ilişkilerde ortaya çıkarlar.örneğin ücret ve çalışma koşulları arasındaki eşitsizliklerde ortaya çıkar.

    yukarı sınıf(varlıklı sanayici ve işverenler,üst düzey yöneticiler yani kaynaklara doğrudan sahip çıkanlar ya da bunları kontrol edenler)

    orta sınıf(beyaz yakalı işçiler,profesyoneller)

    işçi sınıfı(mavi yakalı ya da el emeğine dayanan işlerde çalışanlar)

    köylüler.

    modern toplumlarda insanların sosyal konumlarının değişiminde yani yukarı ya da aşağı gidebilmesinde hukuki ya da dini engeller yok.
    ancak toplumdaki servetler,kişilerin sahip oldukları hisse senetleri,ev-arazi gibi taşınmaz mallar,satılabilen mallar az sayıda insanın elinde toplanmakta.

    örneğin maddi zemin açısından Türkiye’den çok yüksek bir seviyede olan ingiltere’yi örnek alalım;

    ingiltere’de nüfusun en varlıklı %10 u,toplam servetin yaklaşık yarısına sahip.hisse senedi ve tahvil açısından durum daha da çarpıcı,en üstteki %5,özel kişilerin elindeki şirket paylarının %90 ınını elinde tutmakta.

    ABD de ailelerin en varlıklı % 10 u,şirket paylarının varlıklarının %90 ına tahvillerin ise %95 ine sahip.

    Türkiye’nin şaftı kaymış zaten 😀 tecrübe,birikim ve uzmanlaşmanın pek bir hükmü yok açıkcası.toplum olarak krema tabaka-10 aileye çalışıyoruz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  54. Sınıf meselesine xenix’in yaptığı son itiraz çok önemli…
    zensen’in yaklaşımı “üretim ilişkileri” içerisinde oluşan sınıfsal yapılar ve olaya marksist felsefeye yakın bir noktadan bakış.

    xenix’in söylediği ise, toplumsal fenomenlerin dışında, tamamen doğal ortamda oluşan fenomenleri içeriyor. Aslında her iki bakış da aynı yere bakıyor ama farklı yerlerden bakıyor. Birbiriyle ilgisizmiş gibi görünen bu bakışların birbiriyle çok ilgisi var ve bu yüzden bu konu ayrı bir başlığı hak eder…

    xenix’in itirazı benim yıllardır düşündüğüm bir konudur. Aynı nedenle “sınıfların ortadan kalkmasının” olası olamayacağını düşünüyorum. Doğal farkların “eşitlik bozan” çok önemli bir etken olduğunu düşünüyorum. Üst yapı kurumları olarak öngörülen eşitlik çabalarını sürekli baltalayan bir etken.

    “İki kişi bir ata binince, biri arkada oturmalı”
    Al işte sana eşitsizlik!
    Ama gerçek bu!
    Şimdi atı süren atı da arkasındakini de yönetecek mi yönetmeyecek mi?
    Yönetecek!
    Yöneten ile yönetilen ortaya çıkacak mı çıkmayacak mı?
    Çıkacak!
    Yöneten ile yönetilenin olduğu yerde sınıfsal faklılaşma olacak mı olmayacak mı?
    Olacak!
    Arkadaki ile öndekinin anlaşması gerekiyor ama nasıl?
    İşte geçmişin ve geleceğin en önemli çelişkisi!
    Tüm sınıflı toplumların olduğu kadar, Komünizmin de çelişkisi!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  55. sevgili hüseyin aktaş;

    mutlak eşitlik “adalet”değildir zaten..

    yorumunuzun da altına imzamı atıyorum.üretim ilişkileri açısından sınıfsal bir bakıştır yazdıklarım.

    sosyalist bir düzende de çöpçüler olacak,tuvaletleri temizlemekle görevli insanlar olacak vs.

    sosyalizm karşıtı en önemli argüman değil midir “sosyalizm insan doğasına aykırıdır” 😀

    mutlak eşitlik değil “fırsat eşitliği”temel alınmalı.nimet ve külfet dağılımı toplumun her kesimince adil paylaşılmalı.

    doğu’da bir köy okulunda eğitim gören öğrenci,istanbul’daki süper lise öğrencisiyle aynı üniversite sınavına giriyor.doğu’da ki öğrenci külfetten batıdaki nimetten nasiplenmiş oluyor.

    sosyalizm fırsat eşitliğidir,insanların eşit olması değildir.ancak aynı imkanlar dahilinde bireysel başarılardan,yetenekten,uzmanlaşmalardan bahsedersek anlamlı olabilir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  56. Xenix evin yok sanıyorum kirada oturuyorsun yada ev sahibin hacı hoca takımından. Ve bu yüzdenmi içerliyorsun.
    Amaç para kazanıp hayatı idame ettirmek değilmi bu hayatta.
    Herkesin bildiği “Paranın dini imanı yoktur” cümlesini yineleme gereği duydum.

    Ve kiracı olmak ne kadar kötü bir olaydır iyi bilirim hala kira ödüyorum…
    Para biriktirip zamanında bir ev alamadım. Geleceği düşünmeden “An’ı” yaşadım ve pişmanım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  57. Evet evim yok. Ama evim olsaydı da yazdıklarım değişmezdi. Zaten evi olanlara değil sözüm. İnsanın kendine ait bir evi olabilir bunda bir sorun görmüyorum. (Ben yine de tercih etmeyebilirim başka sebeplerden dolayı) (Ev sahibimi tanımıyorum.)

    İnsan çok zengin de olabilir. Mesela dün bir tabloya 10 milyon TL (Eski parayla 10 trilyon) ödendiğini gördüm.

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  58. Beni ilgilendirmiyor.

    Zenginin parası züğürdün çenesini yorar misali.

    Ben kendi yaşam biçimime bakar şükrederim mesela..

    Ama hayalim ev almak bunuda belirteyim. Sorgulamak haddim değil senin doğrun sana doğru benim doğrum bana. Belkide sen ev almanın bağlılık yaratacağını düşünüyor olabilirsin.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  59. Ev sahiplerinin evleri zamanla eskiyor bozuluyor yıpranıyor bunu neden hesaba katmıyorsunuz?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  60. Faiz getirmesi için bankaya konan para da enflasyon yüzünden değer olarak erozyona uğrar Yani kirayı helal kılan özelliklik evin yıpranmasıyla ilgli değildir..

    İslam faizi haram kılıp, kira gelirlerini helal sayarken şunu dikkate almıştır.Bir evin mülk olarak kendi başına ticaret malı sayılmasıyla ,O evin yaşam için kullanılabilecek yani kullanılabilirliğinden/kullanımından kaynaklı ayrı bir ürün oluşturmasını birbirinden ayrı düşünmüştür.

    Ev sahibi kiracısına evin bir aylık/yıllık artık süre ne ise kullanımını satmaktadır.Yani göze görünmeyen ama nesnel bir alış veriş var.

    Aynı şey para için düşünülemez.Paranın iki farklı şekilde ticari metalaşma değeri olmaz.Ancak sermaye olarak kullanılabilir.

    Müslümanın mal edinmeye düşkünlük göstermesi bencede islamın ruhuna uygun değildir.O bakımdan xenix işaret etmek istediği ana ters düşünmüyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.