Belki ilk ve orta öğretimde gerekli olabilir ama, üniversite düzeyinde yapılan öğretimde, not sistemini kesinlikle -çıkar ilişkisine- veya havuç – kırbaç ilişkisine benzetiyorum. Öğrenciler sadece not ve geçmek için çabalıyor. Dolayısı ile bunu her zaman bir zorunluluk olarak görüyorlar. Not için çalışan biri de hayat tarzını da bu şekilde belirler.
Diyelim ki not sistemini kaldırdık ve sadece öğretim vermeye başladık. Bir müddet sonra not kaygısı olmayan öğrenciler günlük yaşamın baskısı sonucu bazı ödevlerini yapmamaya başlayacaktır. Ödevlerini yapmadıkça derslerden geriye kalmaya başlayacak ve anlamakta daha zorlanacaktır. En nihayetinde ipin ucunu kaçıracak ve o üniversiteden mezun olamayacaktır.
Fakat gerçekten bilmeye meraklı kişi not olmadan da aynı motivasyonunu sürdürecektir. Bu çok güçlü bir motivasyondur ve not kaygısı olmadığı zaman geriye orada sadece bilmek için kalacaktır. Bu da gerekirse hocasına hesap sorabileceği ve öğrenmek için orada olduğunu hatırlatabileceği anlamına gelir. Öğretimin kalitesi kendiliğinden yükselecektir.
Turkiye’de cogunluk olarak ezberci bir ogretim politikasi uygulandigi icin, ogrencinin de bunun bir parcasi olmasi gayet dogaldir. Mesela, sinav sistemi son derece yanlis. Onun yerine surekli olarka proje ve sunum uygulamaya gecirilmeli.
Sinavlar devam ettikce ogrencinin motivasyonu ogrenmekten ziyade, nota yonelecektir. Fakat her hafta bir proje ve sunum yapilirsa ondan alacaklari notlarin can egrisiyle elde edilen sonucu baz alinarak ogrenim seviyesi belirlenebilir. Ben lisedeyken sosyloji ve felsefe derslerinde hocamiz surekli sunum hazirlatirdi:)Bu sunumlari okulun devasa olan tiyatro salonunda sunardik.Kant, Weber, Nietzsche, Durkheim gibi sosyolog veya dusunurler hala en iyi aklimda kalanlardir… Faydalarini hala goruyorum..
Yani bence not sistemi tamamen kalkmasin, sadece not verilis bicimi gelistirilsin…
Aslında sınav sistemi veya çeşidinden ziyade not sistemini sorguluyorum. Yani ödev proje bile versen, dönütünde not olmayacak.
xenix: Takiplerim
Egitimde not ile elenme olmamali.Yani yalnizca ogrenenler, ogretim hayatina devam edebilmeli dersek, zaten dunya kadar olan cahil ordusuna biraz tuz da biz atmis olmaz miyiz?
Aslinda haklisin.Herkes not icin degil ogrenim icin savasmali; fakat zaten cok fazla olan ogrenciyi bir sekilde birbirinden ayirt etmeliyiz ki mumkun oldugunca insana mumkun olabildigi kadar bilgi aktarilabilsin.
Proje ve sunum sayesinde zaten ogrenci ister istemez ogrenecektir. Sunum yapanlar veya proje hazirlayanlar bilir. Siz 100 kisinin onunde Kant ile ilgili konusmaya hazirlanirken “mecburen” Kant’la yakin iliskilerde bulunursunuz ve bu sayede de ogrenirsiniz… Not’u da bunun bir mukafati olarak gormek gerek, zorunlulugun yaptirimi olarak degil..
O kişinin mezun olup olmaması yine öğrendikleriyle ilgili olacaktır elbette. Yani öğretmen projeleri ödevleri ve ders içi katılım gibi etkinliklerin niteliğini tespit edecektir. Ama ne bunu öğrenciye dönüt olarak verecektir ne de karşısında sayısal bir değer oluşturacaktır.
Belki 4 yıl sonra öğrencinin kendisine bile sorulabilir. Gerçekten kendinizi hazır hissediyor musunuz diye?
xenix: Takiplerim
Turkiye’de lise orgun ogrenimde olan ogrencilerin hepsi universite icin “hazirim” derse ne olacak? Elemeyi neye gore yapacaksiniz.. Universitelerin kontejanlari ve mezun olduklarinda is saglama kapasiteleri malumunuz…
NOT:Nihayetinde olasilik hesaplarinda -dusuk de olsa- “hepsi” diye bir ihtimal var…
eğitim-öğretim…….
bu ifadelerdeki “t” ler yerlerini “l” ve “n” harflerine bırakmalılar, toplumları bu kadar zamandır meşgul ettikleri yeter….. bu “eğitim-öğretim” saçmalığının bir an önce literatürden çıkarılması gerekir…yerine “eğilim-öğrenim” gelmeli, böyle olursa ne eleme saçmalığı kalır ne sınav saçmalığı kalır ne kontenjan saçmalığı kalır… gibi…
Hayalde ve kurguda sinir yok..
Hatta herkese bilgi cipi takilmali, okullar kaldirilmali, notlar olmamali.. Herkes bilgin olmali, duyarli olmali, seviyeli ve anlayisli olmali.. Di mi ama yaneeee:)
Daha da uzatilanilir.
Bunun teorik kismi sayfalarca yazilabilir. Pratige geldigimizde ne yapilmali xenix? Milyarlarca insanin egitim-ogretiminden bahsediyoruz.. Ya herkes kendini “hazir” hissederse? 😉
Üstünlük duygusu işte. Üstünlük duygusunun aşılanması bir anlamda. Rekabet. Kazanma, yenme hırsı. Bu ara da patoloji var oluyor işte. O arada da ticari bir döngü. O döngü içinde de kemikleşmiş, yaygınlaşmış, organize olmuş, ele geçirmiş doğruların üzerini örttüğü gerçek-öz.
Yunanca pathos olan doritos ve çitos ile de bağlantılayabileceğimiz bir çıtır/kısır döngü.
Notsuz eğitime, meslek edindirme kursları örnek olabilir..
Çıraklık eğitiminde not yoktur..
Parasız pek çok kurslar var, özellikle belediyeler, halkeğitim merkezleri açar bu tür kursları..sonradan sertifika alırlar, sınavsız diye biliyorum.
Yani şunu demek istiyorum;
Meslek edinecek insana, notsuz da eğitim verilebilir. Yapılacak şey çok basit;
Önce; İlköğretim okullarında, meslek edinmenin ne işe yarayacağı bilincini vereceksin.. Din ve ahlak dersinin yanında.
sonrada, yeteneklere göre gruplandırıp, üniversiteyi bitirene kadar kesintisiz eğitim vereceksin..
Diploma öncesi bitirme projesi hazırlatıp, eğer uygun bir projeyse diplomayı vereceksin.. Yani; tek sınav bitirme projesi olacak..
Böylece; Avukata, zorla limiti, türevi..
Mühendise de, iş hukukunu okutmayacaksın..
Ya çarpıklık o kadar çok ki..
deveye sormuşlar hikayesi…
İlk ve ortaöğretimde (lise) böyle bir şey olabileceğine inanmıyorum çünkü kişinin bilmeye motivasyonu bu yaşlarda yoktur. Kastım üniversite. Bitirip bitirmemek projelere, ödevlere, derse katılımlara, tezlere bağlı olacak elbette. Ama not sistemi ile değil. (ayrıca Türkiye için değil söylediklerim. )
xenix: Takiplerim
“Kastım üniversite. Bitirip bitirmemek projelere, ödevlere, derse katılımlara, tezlere bağlı olacak elbette. Ama not sistemi ile değil. (ayrıca Türkiye için değil söylediklerim. )”
Cogu ulkedeki egitim sistemi zaten artik proje ve sunumlarla notlamaya dogru kaymis durumda..Bunun ilk adimlari yanlis bilmiyorsam Turkiye’de de son yillarda atildi.Ilkogretim seviyesinde cocuklara nasil proje hazirlanacagi ogretiliyor(Ilkogretimde okuyan yakinlarimdan gorduklerimi soyluyorum)
Ben yalnizca universite degil genel anlamda butun okullarda proje ve sunumun desteklenemesini savunuyorum.En azindan sinavlardan daha adil ve ogretici bir yapisi var. Fakat not sistemi konusunda bir seyler soylemek -artan nufusu ve ogrenci sayisini da dusunursek- cok zor…
Bu arada “(ayrıca Türkiye için değil söylediklerim. )” neresi icin soyledigini merak etmedim degil 🙂
Tüm dünya eğitim öğretim sistemi için.
Öğretimin içeriği veya şekli nasıl olursa olsun not sistemi var. Türkiye’de 100 lük sistem, Amerika da A,B, C vs şeklinde harfli sistem farketmez. Hepsinin ortak özelliği Havuç – Kırbaç. Ve aynı sistem 5 maymun hikayesindeki gibi devam ediyor.
xenix: Takiplerim
Not amaç değil, araç olsa başarı sağlanabilir. Öğretmenlerin öğrencileri notla korkutmamaları lazım.
Evet, not bir amaç değil, araç olmalı kesinlikle:))
Bence de, not asla bir amaç olmamalı. Hep söylüyoruz, not bir amaç değil, araç olmalı:))
“sinava çalışmak” diye bir durum yer edinmiş zihinlerde 🙁
Alıntı:
link to tr.scribd.com
aslında bu yazıyı paylaşırken yine paylaşmak istediğim bir içerikte son günlerde okuduğum Metin Münir’in Hiperaktivite konulu yazı dizisi oldu, Aslında ilgisini kuramadım konuyla