Hayatın anlamı manası sizce ne olabilir hayat her gün düşünmeden yaşanmadan da olsa geçiyor , gerçekten niye buradasın niye buradayım gerçeklikte bunlar cevaplamak imkansız gibi geliyor fakat nasıl cevaplarız ben kimim gerçekten yalnızca ;
35 litre su, 20 kg karbon , 4 lire amonyak , 1,5 kg kireç , 800 gr fosfor , 250 gr tuz , 100 gr ptasyum nitrat vesaire tüm bunlar insanı oluşturan elementler insan sadece bu mudur ? gerçekten sizce insan olmak nedir ?
İnsan olmak… Görmek, korkmak, sığınmak, sevmek, kızmak, küfretmek, öfkelenmek… olarak sürüp gider demekte idim. Fakat bunlar sadec hissetmek, yaşıyorum demekten öteye gitmedi. İnsanı kıyısından köşesinden anlatmadı.
İnsan olduğum gün, herşey buharlaştı, herşey kendi içine çöktü ve etrafa yıldız tozu misali izler bırakarak dağıldı. İnsan olduğumu unuttuğum vakit, dışa doğru genişlemeye başladı, bunun bir problem olduğunu düşündü ben dediğim insan ismi verdiğim organizma… Sonra dışa saçılan ile içe çökenin insan olduğunu duyumsadı. Peki ama neydi bu dedi, evrendi dedi, tanrıydı dedi. Yok etti var etti… Fakat buda bir cevap olamadı… Sadece durmak dedi, fakat hareket halinde kıpırdamadan devinmek dedi. Cevabı asla bulamadı, çünkü insanı tanımlıyamıycak kadar insan herhalde dedi dışarı doğru patlayıp, içe çökümündeki değersizliğini farkettiği vakit. Biraz daha nefes alayım, çılgınca gelen şeyleri göreyim, süzüleyim dedi. Kendini yokoluşun yaratımında hissettiği vakit. İnsan dedi. Biçimsiz anlamsız… Anlam katmayı bıraktığı vakit. (kendince bu derece anlatabildi.)
Hayatın anlamı; bence hiçbir mantıklı yanıtı olamayacak bir sorudur bu. Bazılarımız (aslında büyük çoğunluğumuz için) için bunun ilahi bir anlamı var. Kanımca, tesadüfen bir süreliğine dünyayı ziyaret ediyoruz. Milyonlarca spermin içinde bir yarışı kazanıp, annemizin yumurtasını döllüyoruz veya tüp bebek merkezlerinde uzmanların seçtiği spermlerden biri oluyoruz.
İnsan olmak; bu konuda ilk aklıma gelen şey adil olmak ve mutluluğu bu dünyada eşit olarak paylaşabilmektir. Burada evrensel adalet ilkeleri nedir diye bir soru gelebilir. Cinsiyet, din, dinsizlik, ırk, renk, düşünce… ayrımı yapmadan insanlara eşit mesafede durabilmektir. Silahlı veya silahsız her tür şiddete karşı durmaktır. İnsanlara 18 yaşına gelene kadar herhangi bir din ve inanç enjekte etmemektir. Herkes, dinini, inancını, inançsızlığını kendi özgür iradesiyle araştırıp seçmeli. Peki 18 yaşına kadar insanlara ne öğreteceğiz? Bilim, sanat, spor, etik ve çevre değerleri yani din ve inanç dışı herşeyi.
Neden varız? İkinci el yaratık olmamak için varız, örneğin doğru ne olursa olsun din bize emredileni yapmamızı söyler bunu yaparsak ikinci sınıf bir insan oluruz; oysa akıl, bilim ve vicdan bize emredilen ne olursa olsun doğruyu yapmamızı söyler.
Düşüncem şudur ki, akıl ve bilim en sonunda herşeye nüfüz edecek ve artık akılsız (dindar olarak) olarak yaşamak olanaksız hale gelecektir.
Böyle sorular sorulduğunda ; amaaen boşver sen bunu gez, toz, eğlen, seviş,yediğin portakalın bile tadını unutma diyesim geliyor 🙂
Çünkü bütün yaşamını; bu sorunun cevabını aramakla geçirsen de, bir köyün bir dağında bir çoban olarak geçirsen de bu seninle ilgilidir.
Bu yüzden hayat ne kadar SEN olduğunla, her yönden yaşamını ne kadar doyurabildiğinle ilgilidir, insan olmak , var olmak budur.
Hayatın manası sensin; ister doldur ister boşalt 🙂
Bu kadar kolay değildir sevmek , sevmek ama yinede her şeyi yok etmek
basitçe herkes için insan olmak farklıdır sen ne düşünüyorsun gerçekten senin için insan ne….
pekala başlığın anlamını bilen var mı ?
İnsan benim 🙂
Herşeyi basitleştirdiğimde daha da güzelleşirim,
kolaydır bence herşey; sevmek de yaşamak da…
Homunculuslar, insan fiziği ve aklı kazanmış, üretilmiş yapay varlıklardır.
öğrendim ben 🙂
Hayatın anlamı…
Bence hayatın özel(Mesela bir imtihan olması) bir anlamı yok. Çelişkilerle dolu dandik kaotik birşey işte, tam olarakta anlayamıyoruz da zaten 🙂
Ama, hayatın anlamlı olduğunu hissetmek vardır, gerçektir. Ve bence bu sizin isteklerinizin ne kadarının karşılandığıyla doğru orantılı olarak artar. Ya da istemediğiniz durumların varlığıyla ters orantılı olarak, işte ona benzer birşey. Yani hayat sizi ne kadar tatmin ediyorsa o kadar anlamlı gelir.
Ve genelde hayatın anlamı nedir sorusu, hayatın size anlamsız geldiği zamanlarda beliriverir. Yoksa işler tıkırındayken hayat öyle güzeldir ki, size herşey gayet “anlamlı” gelir. Bir anlam arayışına girmezsiniz bile.
Sonuç olarak Camus’nun dediği gibi “İnsanın her gün yaptığı en iyi şey intihar etmemeye karar vermektir.”

Hayat bence bir çeşit impuls.
kalbin atışı,nefes alıp verişimiz,yumurtayı döllemek için spermlerin atılması,ömrünü doldurmuş yıldızların supernova yapması… mesela eğer süper novalar olmasaydı hidrojenden sonraki elementler evrene yayılmazdı..yani karbon ,azot,oksijen gibi..
supernovalarda bence hayatı ekici birer patlamadır..bu yönüyle impuls sayıyorum…
ve meşhur büyük patlama ( olup olmadığı bana göre tartışmalı ama eğer olmuşsa evrendeki impulslardan biri sayılabilir)
Zamanı hzılandırma imkanımız olsa zigottan başlayıp bir insanın yaşlanıp öldüğü ve cesedinin çürüyüp yok olduğu zaman bölümünü hızlıca oynatmak mümkün olsa bu döneminde aslında tek atımlık bir impuls gibi olduğunu görecektik..
Hayatın anlamı herkese göre farklı olmak zorundadır… çünkü evrende anlam yok..gelişmiş beyinlere sahip insanlar olarak anlamı biz ona yüklüyoruz..bazen uykuya dalmadan önce düşünüyorum…Hayatımın anlamı ne ?Niye yaşıyorum? beni hayata bağlayan nedir?diye kendime soruyorum…nefes alıp vermenin dışında aslında zaten çoktan ölü olduğumu hissediyorum.Nefes alıp verdiğim için diğer diğer şeylere devam ediyorum .Birşeyleri yapıyorum veya ediyorum….Ve gerçek anlamda beni hayata bağlayan tek şey nefes alıp vermek ,içime çektiğim her nefesle hayata bağlanıyorum …bir esrarkeşin sigarasını çekmesi gibi…hayatımın tek anlamı…bir sonraki nefesi almak.
Hayatın her parçası bir bütünün parçasıdır herkes kendi parçasının çevresinde yaşar yani ne kadar çok parça görürsen (farklı kişiler , farklı mekanlar , farklı felsefeler ) hayata bakış açın o kadar genişler ve resmin daha büyük bir kısmını görürsün. Hayat yaşanmayacak kadar acı , ölmek istenmeyecek kadar güzeldir.
Bencede gayet uygun bana göre her insan hayat adı verilen resmin bir parçasını taşıyor yani insanlar iç içe girdikçe topluluklar var olur o toplulukların tümüde ülkedir peki hayat var olan tüm ülkelerin farklılıklarıyla aslında farklıklar sayesinde anlaşılır
Yani homunculus meselesi ya da klonlama olayı ahlaken sakat bir noktada klonlanmış yada sıfırdan yapılan insan diğer insanlarla aynı mertebedir mi ya da onların bu duruma çıkarmak doğru mu gibi sonuç sen de alisin o da ali….
Düşünün sen daha anne karnındayken senin klonun yapılır ve ikiniz aynı koşullar altında aynı tepkiler vererek yaşarsınız daha sonra karşılaştığınız da o mu daha çok ali’dir yoksa siz mi sonuç onun sizden hiçbir farkı yok….
Böyle bir şey mümkün değildir Eyyüp. Yani daha doğrusu anne karnından itibaren aynı şartları sağlamak mümkün değil. Yoksa şu anda birebir klonlanmanız halinde dediğiniz doğru.
Yeni olan bir şey değil ama anne karnındaki çocuktan genetik metariyel alınabiliyor baba bu çocuk benden mi değil mi şüphesine düşerse 9 ay beklemek şart değil aynı yöntemle alınan metarielle klonlanan çocuk uygun koşullar altında senden daha mı aşağı olur…..
Ne aşağısı? Ne alaka?
Aşağı yukarı diye bir şeyden bahsetmiyoruz ki. Klonlasınlar benden eyvallah da. Benim yaşadığım şeylerin aynısını yaşayabilecek mi? Bütün dünya ona, benim yaşadıklarımı rol gibi mi oynayacak. Şu aynı koşullar nasıl sağlanacak onu açıklayın hele.
İnsan olmak bence bir türlü olgunlaşamamaktır.Olgunlaşmaya yaklaştığında ve bazı gerçekleri gördüğünde (ki bu kesim de araştıran ,yorumlayan kesimdir) artık ölümün kapıya dayanmasıdır.O bilgeliği değil ama sadece bilgiyi toy insanlara miras bırakmaktır.Ve böylece aslında ellerinde bol miktarda yok etme gücü olan varlıklardan olmaktır.Yani insan olmak aslında bir lanettir.
Belki ömrümüz 900 sene ve benzeri zaman aralıklarında olsaydı yöneticiler bazı şeylerin artık farkına varabilseydi 600 700 yaşlarında olsalardı.Silahları 40 ila 60 yaş arasında ki çocuklara bırakmasaydı belki insan olmak bir anlam ifade ederdi.Belki şu savunduğumuz insan hakları ,adalet ,dünyada var olma şansı bulurdu. Ama şu an İnsan olmak bir virüs olmaktan farksız.Yakında kendi dünyamızı tamamen yaşanmaz hale getireceğiz zaten.Hoş çeşitli aptal sebeplerle çıkarılan savaşlarda öldürülen insanlar için dünyanın sonu zaten sadece kendi sonlarıdır.Onları bağlamaz.Onlar için dünyanın sonudur zaten.
İnsan olmak sadece nefes almayı sürdürmek için kendi dışında her şeye zarar vermektir.İşte burada gerçekten yaşadığımız hayata baktığımızda iyice anlamsızlaştığımızı farkederiz.
Nedir yani çocuklarımız olur büyütürüz.Onlara sevgi denen şeyi versek de vermesek de büyürler.Karakterleri bu değişkene göre değişmez.Yine hasta olurlar yine iyileşirler.zamanı gelince çalışırlar çarklara katılırlar.Siz de bu çarklardasınızdır zaten.Varlığınızda ne değişir yada yokluğunuzda.Hiç bir şey değişmez.değiştirdiğini sananlar bile değiştiremez.İnsan doğası yoketmeye programlıdır.Gücü eline geçirince en hümanist kişi bile bir canavara dönüşür.Zorundadır da çünkü yöneteceği halk hiç bir zaman bilgiyi işleyecek olgunluğa ulaşacak kadar çok yaşamaz.İnsanlar arasında tartışmanın olmayacağı bir ortam yaratılamaz.Yani demokrasi denen zırvayla bile yönetmeye kalksanız doğru kararlar alacak ve uygulayacak bir platform oluşturamazsınız insanla.
Herkes bir doğruya inanır (ki bu savunduğu şey belki birkaç yıl sonra değişecektir).onu savunur ,onu uygulamaya kalkar bazen.Ama karşısında hep karşıt bir görüş olacaktır.Ki zaten kendisininkide aslolan doğru değildir.İnsan bu hayat süresiyle de aslında doğru bilgiye hiç uılaşamayacaktır.Sorularıyla beraber ölüp gidecektir.
o zaman gerçekten hayat nedir?ne yazık ki bu soruyu sürekli sormaktır sanırım…
Dünyayı kurtarın gibi örgütlerde bence slogan eksikliği var dünya her zaman burada olacak kuru bir çöl yada yaşanmaz bir yer olsa da bu dünyanın kendisini değiştirmez asıl değişen üzerindeki minik canlılardır…Kurtarılması gereken dünya değil hayattır nefes alan her şeydir…Dünyaysa üstlerinde yaşadıkları bir kara parçası…. aynı onun gibi 900 sene 700 sene yaşayıp yinede bilge olamamak mümkün bence sende o hamur varsa er ya da geç hep parlar yoksa geçen yıllar olursa sana zulüm…
insanlara virüs demişsin insanlar karanlık ve aydınlığın tam ortasındadır gözünü nereye dikersen gönlünde oraya kayar ışık saçmayanların karanlığı aralayacak gücü yoktur karanlık tarafından yutulurlar karanlığa uzun uzun bakmışsan artık umudun ışıkları senin için yookmuş gibi gelir…
hepimiz bataklıktayız ama bazılarımız yıldızlara bakıyor…. bu cümle her şeyi özetliyor büyük ihtimalle tüm insanların ortalaması alındığında öyle acınası bir sonuç çıkar ki ama bazen milyonda bir hatta milyarda bir güneş her sabah onu selamlamak için doğuyor denebilecek biri ortaya çıkar işin aslı o özel değildir diğerlerimizden ama sınırlanmamıştır bizim gibi geri kalanımız evrendeki en büyük hapishanedeyken o zincirlenmiş olarak bile özgürdür hayatın anlamı bence kendi hapishanelerimizi en büyük özgürlüğe çevirdiğimizde açığa çıkacak………
Hayatın anlamı kişiden kişiye değişir, nihilistler için hayat anlamsızdır, saçmadır, hedonistler için hayatın amacı haz almaktır, homo economicuslar için hayatın amacı zengin olmak, para kazanmak, tüketim yapmaktır, başarıya odaklı insanlar için hayatın anlamı başarılı olmaktır, dindarlar için hayatın anlamı, amacı tanrıyı aramak, tanrıya kavuşmaktır, tasavvufta hayatın amacı tamamlanmak, kemal’e ermek, insan-ı kamil olmaktır, kadınlar için hayatın amacı anne olmak çocuk yapmaktır, bana göre hayatın anlamı, amacı tam insan olmaktır, insan evrim halindedir, evrim süreci bitmiş değildir, insan tamamlanmış, bitmiş, donmuş, statik bir varlık değildir, nietzsche ye göre amaç, insanın aşılması ve üst-insan düzeyine ulaşmaktır, üst-insan veya üstün insan mertebesinde insan adeta tanrı gibi birşey olur, hatta tanrı olur, ölümsüzleşir, evrenin tüm sırlarını anlar, çözer, büyük resmi görür.
ne yazmalı bilmem, buraya kadar okudum,
nerdeyse hepsine yazmak istedim sanki;
tam burda durdum;
google açtım baktım bu homuculus nedir, güldüm ben,
işte öyle,
tüm bu yazarlar sizler nerdesiniz diye sordum yine;
her neyse, böyle işte;
dayandık bu homuculusa, burdayız işte,
tek ekleyeceğim nokta şu;
insan için hayatın anlamı, birey için hayatın anlamı ya da ben için anlamı;
ama ya evren için-varoluşun bütünlüğü için; diğer şeyler için-dışsal faktörler ve aktörler için; anlamı,
yani evrende, içsel ve özsel olarak öğreniyor mu bizim öğrenmemizden, evrenle nasıl bağıtlı bu, evrenle bağıtlı mıyız?
evren bilgi ya da enerji süzüyor mu bizden, o da kendini evrimleştiriyor mu? gibi;
ya da evrenin metabolik ve içsel bi unsurumuyuz? evrenin (bizi içeren ya da soyutlayan) büyük ve bütün bi zihni var mı?
homonculus.. birkaç gün önce okuma listeme eklemiştim. https://eksisozluk.com/homunculus–181234 8. yorum (tabi zihnimde bıraktığı tatla)
cevabı bulabildin mi tam olarak verdiğin adres açıklayıcı değildi bana göre… homunculus sentetik insan başka bir insanın elinde üretilmiş bir varlık ”Homunculusun yaşaması için ruha yada akla ihtiyacı yoktur” benim okuduğum yerde böyle yazıyordu
patiayak okuma listesine google aramayı eklemişim bide homunculusla ilgili. başka şey yok. işin ilginci ben şu profil fotomdakinin ne olduğunu ararken rastladım homunculusa. sonra baktım sitede sonra yorum yapılmış:)
bak uludağ daha doyurucu link to m.uludagsozluk.com
benim profildeki de ouroboros imiş. nasıl 1 bağlantıyla ouroborostan homunculusa atlamıştım acaba..
ben ilk kez duydum bu kavramı, bi filmde ya da animede geçen bi şey ve belki başka şeylerde var
ancak gerçeğe ilişkin benzer ve yakın yorumlar için;
bknz, Mouravieff, Gnosis I-III , “adamic”, “pre-adamic”, kavramları
(pre-adamic homunculus gibi/benzeri (ruhsuz- mekanik benzeri) olarak tanımlanmaktadır,)
bknz, Kayopya Celseleri, “organik portal” ve “pskikopati” kavramları;
(organik portal homunculus benzeri ruhsuz efektif makineler olarak tanımlanmaktadır;)
okuyunca bi an konu homunculus ,hayatın anlamı ne alaka, yanlış yere mi yazdım gibi oldum
homunculuslar her yerde.
yeni bir yaşam yaratmak yeni bir kavram değil ki hepsi benzer olsun oto-man(çarklardan oluşmuş bir robot) ve benzeri şeyler sanayi devrimiyle birlikte başladı sonuçta çelik et ve kemikten daha güçlüydü ama ondan önce paganların adamcık yada homunculus ya da yahudilerde golem gibi sentetik yaşam formlarından bahsedilir ve hepsi bir noktada birleşir yaratımları ruhsusuz ve acımasızdır çünkü onlara göre vicdan ruhun temel taşlarından biridir
Burada topluma tas atiyorsun galiba bende katilmiyor degilim aslinda sanki hepimiz hizli uretim rampasina konmus gibiyiz ve hepimizi tek bir alete donusturmek isteniyor ozumuzun ne oldugunu umursamadan sanada uzucu gelmiyor mu yillar gectikce daha az insanin var olmasi
zamanında öyle düşünmüşüm. şuan düşünmüyorum. 2 dk sonra yine öyle düşünebilirim ama. şuan üzücü gelmiyor. insan her taşı önce kendisine atar gibi artist şeyler de yaziim de…. yani farkettiğimiz algıladığımız her şeyi önce kendimizde varolmasına borçluyuz. herkes herkesin aynası aslında.
Etrafina dikkatle baktiginda insanlarin nasil yasadigini goruyorsun her insanin ayri ozellikleri ayri dilekleri olmali mantiken ama sahip olduklari korku ve icinde bulunduklari baski onlari oyle bir ezmis ki herkes ayni kutunun disinda dusunmeyi birak daha kutunun icindeki daireden cikmaya korkuyorlar bu dunyadaki en acimasiz hapisteler kendi akillarinda sence bu uzucu degil de ne
evet haklısınız anlıyorum sizi. diğer başlığınızı okudumda, errealitatea’yı. sonra düşündüm belki simülasyona bu tür basit ayıkma seçenekleri eklenmiştir ve aslında komiktir onlara göre;D biz ötekilere bakarak üzülüyoruz onlar bize bakıp gülüyor falan. üzücü mü şimdi bu, yoksa komik mi?
ironik bence hayatı tanımlamak için hoş bir söz etrafta gülünecek bir şey yok ama sanki birisi tüm dünyaya şaka yapmış gibi hissediyorum pek çok insan kendi küçük dünyasında hapis ve bunun farkında bile değiller ki….
hapis olmadığını nasıl anlar peki birisi? eğer şakaysa da mizah yeteneği leş gibiymiş arkadaşın. karşısına geçip gergin gergin gülmedim ben gülüyomuyum derken kahkahayı patlatırım sinirden, “sinirden gülüyorum” var ya bide))
‘kederin fazlası gülmek sevincin fazlası ağlamaktır’ diye bir söz var onun gibi
ohoo konu daldan dala atlamış herkese cevap yazma isteği doğurdu bu bende ama hiç düşünmemiştim şimdiye kadar beni ben yapan ne seni sen yapan ne anlayışımın sınırlarında dolanıyor bilgiler tıpkı Sisifos gibiyim biraz daha çaba harcasam olacak gibi geliyor hayata tat katan ve onu şekillendiren nedir