Lephikas’ın Yolculuğu

Bir masal anlatılır yüce Arinis’in eteklerinde…
Denir ki denizlerin insanlara dost olduğu zamanlardan çok önce
Lephikass adında bir çoban yaşarmış Ghor tepelerinde
Lephikas doğuştan duymaz. Annesinden başka kimse anlamaz söylediği sözleri.
Güneşin doğuşuyla uyanır batışıyla kapatır gözlerini. Nice zaman geçmiştir ışıksız gecede korkudan annesine sığındığı.
Yetimdir duymaz olduğu zamandan beri. Bekçilik eder derler yaşadığı eve yetim olduğundan beri.
Derler de gülerler, ya güneş gelmezse geri diye korkup geceleri Tanrı’ya yakaran Lephikas’a.
Küskündür Ghor insanları Tanrı’larına.
Niceleri niyetlenmiş, yollara düşmüşlerdir O’na ulaşmak adına.
Her geceden önce güneşi kollarına alıp tutan,
Yüce Arinis’i aşıp engin denizlere açılmaya.
Niceleri geri dönmüştür, uçsuz bucaksız denizin ötesine geçmeye cesaret edemeden.
Korkusuz yiğitleri ise Ghor Halkının, açmışlardır koca yelkenleri en büyük ustaların ellerinden çıkan.
Ne kendileri dönmüştür evlerine, ne de heybetli gemileri ulaşmıştır ilahi kıyılara.
Onlardan geriye kalan, çığlıklarıdır kuşluk vakti Arinis’e kadar ulaşan.
Dönmüştür yüzünü bütün insanlar böylece, Ghor ülkesinin komşu düzlüklerine.
Bakmaz olmuşlardır ne Arinis’e ne de güneşin yattığı engin denizlere.

Bir tek yalnız kadın Anna kalmıştır O’na sırt çevirmeyen. Bu yüzdendir ki evi tepelerdedir.
Tanrı’nın yattığı denizlere en yakın yerde.
Tek varlığıdır hayatta Anna’nın oğlu. Sözlerini bir tek onun anladığı, doğduğunda duymaz, doğduğunda yetim oğlu.
Her sabah önce onun sonra oğlunun yüzüne doğan güneş,
Bir sabah doğmaz temiz yüzüne her sabahki gibi.
Gözlerini açtığında Lephikas, göremez annesini başucunda o güne kadar olduğu gibi.
Gidip de koynuna sokulduğu anda Anna’nın, anlar bu ebedi uykunun bitmeyeceğini.
Yedi gün, yedi gece sürer Lephikas’ın yası.
Parıldayan gözyaşları her düştüğünde yanaklarından
Isıtır annesinin soğuyan çehresini.
Geceleri bulamadığı ışığı koynunda arar Anna’nın. Korktuğunda sığındığı tek yerde.
Gündüzleri bekçilik eder uykusundaki güzele.
Yedinci günün sonunda alır annesini sırtına yollara düşer. Yüce Arinis’in sarp patikalarına.
Ulaştıklarında başı sonu gözükmeyen sahile, bırakır Anna’yı uçsuz bucaksız denizin kollarına.
Seyrederken annesinin sudaki uykusunu, yalvarır Tanrı’ya dili döndüğünce:
“Ne olur üşümesin ısıt onu güneşinle, ne olur susamasın içir ona denizin suyunu canı istediğinde, ne olur acıkmasın al yanına onu, besle kudretinle”
Gözden kaybolunca annesi engin denizlerde, hıçkırıkları geceye gündüze karışır Lephikas’ın.
Çare olsun diye yalnızlığına, her attığında kendini denize, dalgalar sürükler onu kıyıya savurur kurumuş yapraklar gibi.
Yorgun, çaresiz Lephikas açar gözlerini bir kuşluk vakti.
Küçücük bir çiçek bitmiştir yanı başında, denizin kıyısında.
Yemyeşil gövdeli, sapsarı yapraklı güzel çiçek,
İzler güneşi doğumundan batımına.
Gece olduğunda ise, tıpkı Lephikas gibi, büker boynunu yere.
Başlar güneşin tekrar doğacağı sabahı beklemeye.
Hayran kalır Lephikas bu güzeller güzeline.
Birlikte izlerler bütün gün güneşi.
Bir dosttur çiçek ona, yalnızlığını dindiren bir çare.
Günler sonra bir sesle uyanır Lephikas.
Duymaz kulaklarına sessizliğin içinden,
“Su” diye bağırmaktadır birisi.
Bakar etrafına tedirginlikle.
Kimdir onun kulaklarına erişebilen?
Anlamasıyla su isteyenin sevgili çiçeği olduğunu,
Atılır Yüce Arinis’in sarp kayalıklarına.
Evinin yanıdır sahile en yakın su kaynağı.
Akşam olmadan geri döner Lephikas geçit vermez tepeleri aşarak.
Verdiğinde suyunu sevgili çiçeğine
Canlanır yüzü, açılır gözleri birdenbire.
Gülümser sanki Lephikas’a minnetle.
“ENA” der benim adım
Şükür ki sana hayattayım hala.
Lephikas’ın mutluluğudur, sevincidir Ena’nın sözleri.
Her günkü neşesidir artık Arinis’in sarp yolları.
Kaç gün doğdu bilinmez,
Lephikas çiçeğine su taşıdığı ilk günden beri.
Saçlarına düşen beyazlar, ayaklarına ilişen nasırlar olsa da,
Her su verdiği akşam yeniden doğuşudur Lephikas’ın.
Ena’nın gölgesidir artık Lephikas’ın uyandığı kumsal.
Göğe ermiştir yüzü, görünmez olmuştur sapsarı yaprakları.

Bir sabah uyandığında yine yollara koyulmaya,
Uzandığını görür biricik çiçeğinin ufka doğru.
Sorar çiçeğine acıyla:
Neden almadın beni yanına?
Ena titretir Lephikas’ın yüreğini.
Benim der Tanrı’ya uzanan,
Düşman denizleri aşıp güneşi uykusunda yakalayan.
Sana yer yok benim yanımda.
Ok gibi dikenlerini gösterir Ena.
Cüret etme sakın bana yanaşmaya.
Tüm bedenini kaplar Lephikas’ın acı ve keder.
Yakarır Tanrı’ya
“Nedir benim suçum? Neden işitmezsin dualarımı? Neden izin vermezsin ulaşayım yanına?
O anda yerin, göğün titrediğini hisseder Lephikas.
Ne Arinis’in yüceliği ne de suların derinliği boy ölçüşebilir bu kudretle.
Görünmez bir bulut, hissedilmez bir rüzgâr bükmüştür sanki her şeyi,
Gözün alabildiği yeryüzünde.
Hiçbiri karşı koyamaz, böyle bir sese, böyle bir kudrete.
“İşte” der kalbinin derinliklerine işleyen bir ses Lephikas’a.
“Seni bana ulaştıracak yol önünde durur.
Yola çık vakit kaybetme geç olmadan.”
Bir hışımla atılır Ena’nın dikenli gövdesine Lephikas.
Ayaklarının altındadır ok gibi sivri dikenleri dev bitkinin.
Aldırmaz Lephikas’ın ayakları.
Alışmıştır Arinis’in kayalıklarına yıllar yılı.
Un ufak oluverirler kuru yaprak gibi ölümcül mızraklar ayaklarının altında.
Ne rüzgâra aldırır ne de onu bekleyen dalgalara.
Öyle güçlü, öyle hızlıdır ki bacakları
En büyük yelkenler dahi tutamaz böyle bir rüzgârı.
Bir an ardına bakar Lephikas.
Yıllardır eteklerinde yaşadığı Arinis öyle küçülmüştür ki, görünmez olmuştur.
Bembeyaz bulutlar çevreler etrafını.
Ne Ena’nın gövdesi, ne azgın dalgalar ne de gök kubbe görülür artık.
Doğumundan beri,
Yaşadığı sessizlik artık kulaklarından sebep değildir Lephikas’ın.
Görmediğini, duymadığını ve artık koşmadığını fark ettiği anda,
Beliriverir annesi en güzel haliyle.
Tertemiz gülüşü yüzündedir her sabah olduğu gibi.
Yine yanındadır, yine kollarını açmıştır biricik yavrusuna.
Sığınağıdır yine annesinin kolları, gözleri sımsıkı kapalı.
Ancak bu kez korkuyla değil, mutlulukla.
Gözlerini açtığında tüm bedenini saran huzurla Lephikas,
Ulaştığını anlar ait olduğu ülkeye:
Tanrı’nın yattığı yere…

6 yorum “Lephikas’ın Yolculuğu”

  1. Hephaistos,

    Harikulade bir çalışma olmuş. Zevkle okudum. Ellerinize sağlık.

    Işığınız bol olsun…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Görmediğini, duymadığını ve artık koşmadığını fark ettiği anda,
    Beliriverir annesi en güzel haliyle.
    Tertemiz gülüşü yüzündedir her sabah olduğu gibi.
    Yine yanındadır, yine kollarını açmıştır biricik yavrusuna.
    Sığınağıdır yine annesinin kolları, gözleri sımsıkı kapalı.
    Ancak bu kez korkuyla değil, mutlulukla.
    Çok duygulandım.Annemi anımsattı…
    paylaşımınız için teşekkürler.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. ve yazının sonunda deli
    beğenir tüm yazılanları
    annesine olan sevgisi lephikasın
    hüzünlendirir okuyanları
    teşekkür ederler bu destana
    yürüyen kelimeleri gösterdiği için
    ve hep haistos kalman adına

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.