Bildiklerimizin ne kadarını yaşıyoruz?

İnsanlar kendilerine bir yol seçerler. Kimi daha zengin, kimi daha güçlü, kimi daha güzel dayanılmaz olmanın yollarını arayarak kendilerini ifade etmeye çalışırlar. Biz spritüel felsefe ile ilgilenen insanlar, diğer sosyal aklıyla düşünen insanlardan farklı ve zor bir yola çıkarız. Farkındalığın ışığında ilerlemek sanıldığı kadar kolay değildir. Çoğumuz hayatımızda belkide eksik olan yanlarımızı diğer insanlardan farklı olarak tamamlamaya çalışırız. Hayatımıza giren insanlar bizlerin gelişimine iyi ya da kötü katkıda bulunurlar. Kimbilir belkide içinden çıkılmaz sorunlarla boğuşmaktan yorulmuş insanlarız veya hayatımızda istediğimiz herşeyi elde etmiş, fakat bir türlü içimizdeki koca boşluğu dolduramamışızdır veya bir şekilde ilham almışızdır. İşte bu yolculukta gelişim adına bize sunulan bilgileri süzgeçlerimizden geçirerek bir şekilde uygulamaya koyarız yada sadece birilerine bunları satmaya çalışırız. Böylelikle farkında olmadan o doymak bilmeyen tazmanya canavarını doyurmaya çabalar dururuz. Hep sormuşumdur kendime bu kadar kitap okuyorsun, yazı yazıyorsun acaba ne kadarını hayatına geçirebildin? Bilgi sahibi olmak güzeldir ama bilgi sınırsızdır. Bütün hayatımızı inandığımız değerler uğruna harcarız ve bir de bakarız ki koca bir sıfır önümüzde bize gülümsüyor. Önemli olan bildiklerimizi hayatımıza geçirmek ve onları gelişimimiz için kullanabilmek… Gündelik yaşam içinde, karşılaştığımız sorunlarda onlardan yararlanabilmek…Dengelerimizi kurabilmek ve kendimize ,başkalarına, ihiyaçı olanlara sunmak…

O çok güzel resim çiziyor ama çizmiyor şimdi bir anlamı varmı onun güzel resim çizmesinin… Harika bir insan ama o anlaşılmıyor ve koca bir güzellikte yanlız kalmayı seçiyor. Ne anlamı var harika olmasının. Öfkelememem gerektiğini biliyorum ama kontrol etmekte zorlanıyorum ne anlamı var öfkelenmemem gerektiğini bilmemin. Karun kadar zengin ama kimseye zırnık vermez. Kimseye yardım etmez . Yemez içmez ne anlamı var zengin olmasının. Çok güzel ama sevmeyi bilmiyor, kimseye güvenmiyor , sevemiyor ne anlamı var güzel olmasının… Güzel, zengin, bilgili işte o kadar…

BİLDİKLERİMİZİN NE KADARINI HAYATIMIZA GEÇİRİYORUZ? NE KADAR SPRİTÜELİZ? NE KADAR SEVGİYİZ VE NE KADARI YAŞAMIMIZDA VAR?

ASIL ÖĞRENMEMİZ GEREKEN ÖĞRENDİKLERİMİZİ HAYATA GEÇİREBİLME YETENEĞİNE SAHİP OLMAMIZ YOKSA SİZCE BİR ANLAMI VAR MI?


Gerçekleştirmek istediğimiz güzellikler yaşayacaklarımız olacaktır.
Ş. T

9 yorum “Bildiklerimizin ne kadarını yaşıyoruz?”

  1. Sevgili Medisis, yaklaşık üç ay önce bu konuda düşüncelerimi yazacaktım. Şöyle oldu böyle oldu, arada kaynadı:). Ben de en çok bu konuyu düşünürüm. O kadar okuyorum, yok araştırıyorum, gözlüyorum falan faydası oluyor mu? Yani hayatıma katabiliyor muyum? Kendimde beğenmediğim bir şeyler bulursam karamsarlaşıp” bak işte hiç bir işe yaramadı “deyip hüzünleniyordum. Galiba melek olmayı falan hayal etmiştim:)).Öfkelenmemeliyim,, kızmamalıyım, sürekli kontrollü olmalıyım, madem spiritüel konularda çok şey öğrendim hepsini hayatıma geçirmeliyim..Evet, ben bunları düşündüm. Elbette ,başaramadım. Hatta ,kendimi zorladıkça huzurum kaçtığı için biraz hırçınlaştığım bile oldu.
    Anlattıklarım sadece kendi deneyimlerim. Bu kadar okumanın ve araştırmanın elbette farkındalık düzeyinizi yükseltmesi doğal. Ama spiritüel konularda ilerlemişseniz bazı şeyler yaşamanız ve bunların biraz da sizin kontrolünüz dışında olması kaçınılmaz.Artık yaşam amacınızı biraz da olsa anladıysanız hani derler ya kafanıza biraz dank etmişse “siz isteseniz de istemeseniz de hayat sizi gelmeniz gereken yere getiriyor. Ben , bunu keşfettiğim de hayatıma katma durumumun sadece benim isteklerimle olmadığını anladım. Mesela kayıplar, sevdiklerinizden şöyle ya da böyle kopmalar, hastalıklar, iş durumunuzda pek de istemediğiniz değişiklikler, egonuzu törpüleyecek ve açık söylemek gerekirse sizi dizlerinizin üstüne çökerten ve pes dedirten olaylar arda arda sıralanıyor. Önce ne oluyor diyorsunuz sonra taşlar yerli yerine oturuyor. Size hayat “fark et” diyor. fark etmenin ne demek olduğunu anlıyorsunuz.
    Bunun ne gibi yansımaları olduğuna gelince ; bir kere melek olmak zorunda olmadığınızı anlıyorsunuz ve kişilik özelliklerinizden fedakarlık etmeden başkalarının yerine kendinizi daha iyi koyabiliyorsunuz. İnsanları anlama kapasiteniz genişliyor.
    Duyarlılığınız ve sezgileriniz inanılmaz artıyor. Olayların şeffalaşması bazan sizi aşıyor şaşkınlaşıyorsunuz. Ama ona da alışıyorsunuz:).
    Siz isteseniz de istemeseniz de biriktirdiklerinizi paylaşacak insanlar adeta sihirli bir biçimde hayatınıza giriveriyor ve bir enerji alış verişi gerçekleşiyor. Her bir olayı neden yaşadığınıza dair farkındalığınız sizi adeta bir işaret direği haline getiriyor. Bazan (ilerleme durumunuza göre) bir ışık saçtığınızı ve insanların bir şekilde bunu gördüklerni anlıyor ve bir sınavdan daha geçip başkalarının sorumluluğunu da almanız gerektiğini farkediyorsunuz.
    Böylesine dolu dolu yaşayınca bir çok şeyi sevgili medisis “acaba hayatıma ne kadarını geçirebiliyorum ” sorusunu havada asılı bırakabiliyorsunuz. Ve nihayet dediğinize gelmek zorunluluğu doğuyor : Spiritüel olmak ve spiritüel yaşamak hem kolay değil hem de her şey tamamen sizin elinizde değil ;)).

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. “Spiritüel olmak ve spiritüel yaşamak hem kolay değil hem de her şey tamamen sizin elinizde değil ;))”

    demişsin sevgili canu; kalbinize bakmayı unutmayın demiştim, sevgili medisis’in hışmına uğradım. Şimdi sanada spiritüel yaşamak kolay aslında diyeceğim, seninde hışmından çekindim;))
    sen gel en iyisi; Spiritüel olamadığın durumlarda “ESpiritüel” ol ve bildiklerinide yeri geldiğinde yaşa, yaşamını bildiklerine göre değil.. çünkü; sen çok pozitif bir insansın, saçtığın ışıklardan faydalanıyoruz bunu bil..
    (ortağımsın diye yazmadım;))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Sağol sevgili statik, bugünlerde bu konularla ilgili çelişkiler yaşıyorum ve anlam vermeye çalışıyordum.Mesajını alınca bırak dağınık kalsın dedim :)).Işık varsa ortada en az yarısı da senin gibilere aittir. Ne güzel işte ışıl ışıl geziyoruz:).Böyle ortamları bizlere sunanlara da selam olsun , benimle aynı fikirde olmayanlara da…
    Not:1.Senin gibi ortağım olsun ,1000 ytl borcum olsun(cimrilik yaptığımı biliyorum:))
    Not2.Uygun bir yerde dükkan bakıyorum, ortaklık fikrim geçerlidir:)).

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Sevgili canu, deneyimlerimiz sonuçu öğrendiklerimizi hayatımıza katmasak dahi, hayat bize zorla da olsa er veya geç onları bize göstermeye çalışıyor ve hayatımıza katıyor diye bende düşünüyorum. O zamanda kendimi çok fazla kasmama gerek kalmıyor. Ama yine de bazı şeyleri insan hayatına geçirirken bilenle bilmeyen arasında bir fark oluşuyor. Yoksa o zaman niye bu kadar emek harcayalım değilmi? Her zaman sevgi dolu,hoşgörülü,anlayışlı olmayabiliriz hiçkimse melek değildir ama hep bunlardan bahsediyorsak, bilgi aynı zamanda sorumlulukta getirir. O sorumluluğu da almak gerekir, yoksa burada olmamızın tartışmamızın ve yazmamızın da bir anlamı olmazdı.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Sevgili statik, inanın bana size karşı herhangibir hışmım yok.Eğer istemiyerek sizi kırdımsa özür dilerim. Sadece anlatmak istediğimi anlatamadım ya da ifade edemedim. Eee kafam bazen bir yere kadar basıyor:)))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Ben de bu sorumluluğu kastetmiştim sevgili medisis. Olaylar beni aşıyor bazan.Sanırım ivme kazandırtran da bu oluyor. Her zaman acılı olmak zorunda değil tabi ama ne zaman bilmiyormuş gibi yapsam başım derde giriyor,bunun çok da kolay olmadığını söylemek istemiştim ama anlatamadım. Statik kolay dedi . Eh! Bir kadın değilsin tabi,senin için kolay:)).

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. size asla kırılmadım, kesinlikle özür dilemenizi gerektirecek bir şey yok.
    Paylaşımlarımız bazen yanlış mecraya sürüklenebiliyor, bazen de düşüncelerimizi aktarmada zorlanabiliyoruz. Önemli olan fikir alışverişi ve samimiyet. Bu sitede de bunlardan fazlasıyla var, yoksa neden ben size “sevgili” başlığını kullanayım. Bence kimse kimseye kırılmamalı, didişen üyelerimiz var fakat, onlar bile samimiyeti gölgelemiyor;))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Sevgili canu ve statik,sizlere katılıyorum. Burada ve sizlerle olmaktan büyük keyif alıyorum.
    Olumlu ve olumsuz eleştiriler almak bence hiç eleştiri almamaktan daha iyi. Bazen kendimizin farkında bile olamadığımız bir yanımızı veya hatamızı bize bir başkası gösterebiliyor. Gelişim için gerekliliğine de inanıyorum ama çok fazla kırıcı ve haksız olursa kendime veya bir başkasına, sanırım o zaman tahammül edemiyorum. Fakat burada herkes bu konuda dikkatli…
    Teşekkürler…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. en iç , en içten , en içteki sesine bile aykırı düşebilirmi kişi?……..düşer!

    bu durum bana göre kişinin tamamen kendi kendisine olan dürüstlüğüyle ilgilidir.çünkü biliçnaltı çok kurnaz beyinse aptaldır.zaten konuşulan ve okunan şeyleri eyleme dökebildiğimizde türümüz asıl ozaman evrimini tamamlayıp insan olacaktır.okumak ve bilmek yetmiyor yani anlamak çözmeye yetmiyor sanırım.bir gün mevlana öğrencilerine bir çeşme başında ders veriyormuş.şems ise onu uzaktan takip ediyormuş.mevlana elindeki el yazması kitaptan birşeyler okuyormuş öğrencilere.şems mevlananın yanına gelmiş ve elinden ktabı alıp suya atmış.mevlana bu duruma şaşırmış ne yapıyorsun o el yazması bir kitap çok değerli demiş.şemsse ona gülümseyip bu kadar anlattın yeter artık anlattıklarını yaşaman gerekiyor demiş….artık öğrendiklerimizi ve anlattıklaırmızı yaşamamız gerekiyor.nasılmı iyisiyle kötüsüyle kendimize dürüst olarak ve eyleme geçerek.sorun herkese savaşı seven yoktur ama herkes savaşır ve savaşa çoğu zaman kayıtsız kalır?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.