Birçok spritüel arkadaşımızın yeni bir enerji boyutu geliyor “dünya güzelleşecek” söylemine rağmen insanlık karanlık bir bilgi kirliliğinin boyutlarında geziniyor. Onların umut ve çabaları evlerine rüzgar gülü asan çaresizler ve isimsizler için ışık belki de…
Güzellikleri büyütmek yerine tarihe, yaşadığı coğrafyaya, doğaya zarar veren güruhlardan kurtulma zamanı çoktan gelmiş de geçiyor bile… Güzelim şehirler magandaların egemenliğinde çoktan yokolup gitti, abuk arabik arapsaçı yapılar, aralarında bir kaç zavallı ağlayan ağaç… Karanlığın egemenliğini simgeleyen bulvar ortasında viyadükler, yıl 2009 bilmemne belediyesi damgalı zavallı beton yığınları…
Kaçıp kurtulabileceğiniz en ufak bir alan yok. Evinize hapsolmanız bile çaresizliğinizi yoketmiyor; televizyonu açıyorsunuz özellikle moronlar veya ruhsal problemli kişilerden seçilmiş bir takım realtime ayakoyunları, kavgalar, absürdün dorukları… Kapatıyorsunuz, yan komşunun zevksiz müziğinin bangırdaması, size kaçacak bir delik bile bırakmıyorlar. Ya haberler ? Dümensuyu haberdaşların nakarat halindeki sahte demokratik söylemleri, ithamları, bağnaz politikacıların bitmek bilmez “Biz” söylemleri, bilimadamı! kisvesi altındaki çıkar oyunları…
Gideyim bari bi yerde birşeyler yiyip içeyim dediğinizde trafik canavarlarının, nezaket yoksunu garsonların, usulsüz fiyatlandırmaların, yan masadakilerin garip bakışlarına maruz kalmamanız imkansız.
Arkadaşlığı, nezaketi, güzelliği yokeden sanal dünyanın insanları olduk. “kusura bakma” demekten aciz “ben” toplumu cenazemizi kaldırdı. Şeffaflığa, çocukluğumun o güzelim naifliğine hasret kalarak…
tut elimden gökyüzüM, seyr-ü sefer Maviye..üstümüzde yıldız yorgan..uzak çok uzak ve gizil bir gecede ben sana ıhlamur ağaçlarından bahsedeyim, sen ne kadar geveze olduğumu düşünmeden dinle beni…uykumuz bir, rüyamız aşık…gezegen çirkin mi çirkin bak bir de buradan güzel mi güzel:) seni seviyorum…
Evet evet bir yorgan yeter:)
Tüm bu çirkinliklerin arasında tek güzel olan Güneşim iyi ki varsın, ben de seni çok seviyorum.
🙂
Kimdir yabancı? Kalabalık arasından en iyi seçebileceğin görüntü. Benzeseydi yabancı olmazdı.
Kaçabilecek bir yer bulabilen nasıl yabancı olur? Kaçmak küçük bir hesap. Kolay bulunca hemen kayboluyor, zorlaştırmak da asıl amaç değil. En uzağa bakan en yakını görüyor mu? Bu bir yabancı hiç hep böyledir.
Hani aslana etin tazesini de versen, temizce olsa suyu, yatağında bir düş kurar her gece. Ben bilirim o düşü, görürüm. Ağaçların yaprakları arasından yol yol iner güneş ormana. Kafesin dışından duyulan sesleri duyarım, hüznünü aşikâr eden gözlerini görürüm.
Kaçmak… Hayır, ormanı yaktılar, beni avlamak için ormanı yaktılar. Kafesin içindeyim, açılsa kapı gidecek bir orman yok artık.
Dil bilmez yabancı, yol bilir ama yol yokuş, yük ağır. En fazla ‘uzak’ sözcüğünü sever. Uzaklık, gidilemeyen bir yerin zaman gerektiren uzunluğu değilse ‘ulaşamamak’ sözcüğününde ağırlığı bilinir bir yabancının zihninde. İlkin ‘yalnızlık’ sözcüğü keser yolunu.
Bir yabancıya rastlarsanız bir şehirde, kimlik sakın sormayın, kim olduğunu asla. ‘Kimsin’ sorusu yabancıya sorulmaz. Yabancı kim olduğunu bulmak için oradadır esasen. ‘Neredesin’ sorusu daha iyidir. Neredesin sorusunun cevabı kim olduğunu da, neden orada olduğunu da aşikâr eder. Kim durduğu yeri bilirse kim olduğunu da bilir mi? Yabancılar durmak için değil oysa, bulmak için oradadır. Durmak, bilmek gerçeği açsaydı, yabancı orada olmazdı değil mi? Kim durduysa, yerleştiyse çürümekten kaçamadı.
Yabancı olmak önce bildik olmakla ilgili. Bildiğin herşey yabancı ise ‘bir yer’ de yok gitmekle ilgili. Durmamalı demiştik az önce. O durmak ile bu gitmek birbirini dışlamaz. Dışlamak bir tünel ise, yabancı olmak tünelin sonunda görünen ışıktır. Tünelin karanlığında yüzler görünce sonunda varacağı ışığı unutmak yabancı. O nedenle durmaz. Gittiğini de düşünmemek yabancıyı anlatır.
Yabancılar şubesi… Henüz faaliyette değil…
Çok güzel yorumdu yabancı. İnsanoğlu ne zaman durdu, o zaman çürümeye başladı.
Bizler, “gezgin savaşçılarız”. Oysa şimdi “duran evciller” haline getirildik.
xenix
Oikos, dün saat 9:20 gibi yazdıklarını okuyordum. Bitirdikten sonra sana hak vermekle birlikte durumun o kadarda vahim olup olmadığını düşünüyordum. Tam bu kadar karamsar olmamamız, ümitvar olmamız gerektiği üzerine bir şeyler yazma niyetindeydim. Düşüncelerimi toparlayıp yazıya dökmek üzereydim ki sanki amacı seni haklı çıkarmak olan bir varlık içeirye girdi. Hala var olan güzellikleri de görebiliyorum. Bir yorgan aramaktan vazgeçmiştim ama eğer bu çirkinlikleri silmeye yetiyorsa; kararımı tekrar gözden geçireceğim…
Sibernetizmin tuzağına düşme Sevgili Toruk.
Bana yabancı olmayan Sevgili Yabancı ise bu tuzağın farkında veya bana öyle geliyor. Bilginin ve aklın durduğu yere yakın ve bi o kadar da sibernetizme uzak…
Ve hani bazı isimlere uzak durmaktan bahsetmiştin. Aksine yakın durmalısın.
Ne içeride ne dışarıdayım. Hangisinin tuzak olduğuna henüz tam karar vermiş değilim. Gerçeği arayış yolunda hepsi tuzak olabilir. Sibernetizmden uzak ve siber, haliyle siber olmayana yani bana da uzak… 🙂
Kurtulmalı kurtulmalı sanaldan da, ne kadar mümkünse. Mekanik tatminlerden de.
Benim için sanalın son demleri, bu süreci de bitirmiş bulunuyorum.
Gayrı süreç murâkabe sürecidir, kalanlara acil şifalar efenim. 🙂
Kişi kendine kalmayı, kendini dinlemeyi, akışı değiştirmeyi, tuzağı görmeyi, yenilenmeyi, yerleşik olanın dışına çıkabilmeyi, alanını genişletmeyi, gidip kaybolmayı sonra tekrar çıkışı bulmayı bilse iyi olur bence. İyi olur, iyi olur. Alışkanlık yapan şeyleri gözden geçirmek de iyi bence.
Oluş, bozuluş, oluş, bozuluş. Yoksa gelip bağlantıyı kuruyor, ayarları değiştiriyor bişeyler yahu 🙂 Bu öyle de bir makina ki hemen yerleşiyor, yayılıyor, tutunuyor, mekanikleşmeye başlıyor.
Nereye kadar? Bilmem, gerçeğe varana dek.. Aslında sınırlar çizilmiş olsa bile, varılacak yer varan kişiye yeni olsa bile, güneşin altında yeni bişey olmasa bile, içerde kurtarmak lazım durumu. Sana bilinen bana yenidir, ben bilmezsem sendeki bana ne fayda verir? O nedenle kimi durumlarda yaptığını bozsa insan, ayarları değiştirmek anlamında fena olmaz gibi görünüyor.
Burası hep burada ama burada olmayan var, gidip onu almalı, dönmemek de var öncekine, ama nerede ne varsa, nerede ne bulmuşsa o gidilen yerde de vardır. sonra bide renkler değişir, kokular değişir, yüzler değişir, sesler değişir. Hadi bakalım, yola revan olayım.
Tepemde güneş olsun…
Söyleyene bakmam, söylenene kulak veririm. O cümlenin bana çarptığında savurduğu yere bakınca, orada söyleyen değil, sözün bende açtığı anlam üzre.
Yabancı’ya,
Yeniden güneş açtı sevgili Yabancı… Ankara’dan umut dolu haberler bekliyoruz:)
Bu kaynakların bir kısmını, en itibar edilenlerini okumuş incelemiş biri olarak tam aksine;
şunlardan da bahsediliyor; (benim iddialarım değiller, tarafı-tutucusu değilim, kişisel yorumlamalarım ve bi kısmının olasısını kişisel sorgulamlarım ve acabalarım var sadece)
Komet yağmurları ve yıkımlar (26.000 yıllık olağan döngü – güneş sisitemi içinde ya da dışndaki bi küme ya da oorth bulutu kahverengi cüce, ikiz güneş ile etkileşiyor- etkileşim sonucu)
Depremler, seller vb. artan dünya anomalileri,
Pskiopati-toplu psikopati;
Bi İkizgüneş, kahverengi cüce olduğu ve dünyadan görünebileceği, güneşe yakın geçiş yapacağı ve insanlığa toplu şoklar benzeri yaşatabileceği savı;
Dünyadışı kötü niyetli uzaylı ırklar ve insanlar üzerinde kontrol düzeni iddiaları;
uzayıp gider;
İnsanlar pembesini görmek istiyorlar; YEni enerji boyutu içinse şu söyleniyor, Onu deneyimleyenler başka bi gerçekliğe geçen(azınlık) olacak ve iki ayrı gerçeklik benzeri ya da gerçeklik değişimi benzeri yaşanacak ama çoğunluk burada kalacak ve kalanlar yıkım ve felaketler vb. ler deneyimleyecek;
(Bu iddiaların tarafsız ve önyargısız bi araştırma ve inceleme konusu için bile okunabileceği neredeyse tek düzgün kaynak (diğerlerine nazaran-nispeten) “kasyopya deneyi” verileridir)
Ben Spritüalizmden, metafizikten nefret ederim. Kaderin beni sürüklediği yerlerde hep bu olgu olduğundan mecburen bilgi sahibi oldum.
Ben de senin gibi birçok MANYAK gördüm.
Eh tabii o kadar da değil.. Her manyaklığı aynı kategoriye sokmak istemiyorum.
Kanallar, kanallardan haber alan manyaklar, melekler, zuzaylılar, marduk, gezegenler, kuantum ön adlı birçok çarpık başlık,
Kardeşlik palavrası, mutlak sevgi vs…
Buraya da geldiler… Sonra baktılar aramızda o denli manyak yok. Gittiler.
Benim spritüelim, oshoyla jung arasında bi yerlerde dolaşan bi bakıma daha normal olanlar…
Ben de sizin de deiğinizi gibi kaderin cilveleriyle, karşıma çıkarmalarıyla kendimi bu konu/lar üzerine araştırma-inceleme-okuma yapmak durumlarında buldum;
Her neyse,
ben, uzatmak ya da yanlış anlaşılmak, kendimi yanlış anlatmak istemem;
Ama görülüyor ki ve görülen o ki;
bilgi sahibi oluşlarınız tüm bunları yanlış anlamışların düşüncelerine dışarıdan bakış gibi görülüyor;
öyle görülür,
baktığınız gibi,
bende sizin yerinizde olsam aynısını görüyor, yazıyor ve söylüyor olurdum sanırım;
BEnim gibisini değil sanıyorum;
olabilir, neden olmasın;
Benburaya bi şey yaymaya sunmaya gelmedim yanlış anlaşılmasın;
Sıkıldım,yoruldum hatta ben bunlardan;
En çokta okumuş-incelemiş olmaktan doğan alıntı vb. paylaşımlarda taraf haline getirilip karşıtlanıp yıpratılmaktan
benim düşüncemde gerçek karşılıkları var ama yine de çekimserimde hatta bi çoğunu dökmekten-sunmaktan;
BEn Osho yu okuyacak kadar bile sprituel değilim; Jung belki ve Jung evet benim içinde geçerli
var benimde kendimce spritulliğim ama bunu burada ya da başka yerde daha katılım ve ilgi görürse, etkileşim olursa ya da ara sıra kelime içinde benzeri paylaşmayı düşünüyorum; kimseye dayatmak, iletmek benzeri derdinde değilim; ama bi üzsünden geçilmesi iyi olur tavsiyesi de sunmalı ama bundan da yoruldum;
O, o anlattıklarınıza hiç mi hiç benzemez ama; hiç mi hiç benzemez; en çok bunu anlatmaktan yoruldum;
susmak seviyorum ve istiyorum sadece;
hiç olmasaydı ya da hiç başlamasaydım bilmiyorum
öylece köyümde kuşlar, toprak felan bilmiyorum;
aynı bu mesajda yazdıklarınız gibilerden nedeniyle netteyim, itildim- katıldım gibiden;
susmak seviyorum ve istiyorum;
sadece ve sadece susmak;
ama dinlemek isteyenler için hikayelerim olacak;
ama vaazcı da değilim ben;
ve benim gibi manyak görmediniz;
bekleyin;
O laf seni kastetmiyor.
Ben de senin gördüğün gibi çok manyak gördüm… anlamında…
Ben lafımı esirgemem… Ama yapmak istemediğimin yanlış anlaşılmasını istemem.
Bişi daha…
Seni merak etmiyorum. Duygularınla, kimliğinle ilgilenmiyorum. Sadece ne yazdığına bakarım. Makalen beni içine çekerse ona kendimce cevap veririm.
Vaazcı mısın ?
Evet görünür bu… Vaazcısın…
Esirgemezseniz ben (üstüne) sevinirim;
VE kusuruma bakmayın, yanlış anladım sanırım;
VE burada yazmaya ve iletişmeye devam edersem bende onların ki gibi olmasa da;
başlangıçta onların ki gibi sanılan/elenen/yargılanan ama onlara aslında hiç benzemeyen
başka bi gerçeklik hikayesi/senaryosu sorgulamak/değerlendirmek üzerine konuşuyor ve yazışıyor olabilirim (okumuşu ve sorgulayanı olmam nedeniyle)
Buradaki ifadelerinizden bende sadece kanal sözcüğünün bi karşılığı var, o da kendi yorumlamalarımla; kanal yerine hat ya da bağlantı, telefon gibi
benim yorumumda haber alınan yok “gelecekle iletişim” ya da görüşme benzeri;
tartışırsam tartışacağım içeriğin iddiası da bu sadece, gelecekle iletişim kurmak; (zuzaylı-muzaylı yok)
ama ben benimseyicisi değilim, benim dinim değil-din kitabım hiç değil ya da koşulsuz kabullerim değil; Bunu anlatmak zor oluyor;
Bu konuda tüm o dediğiniz çöplüğün içinde onlardan ayrılabilen ve içinde bi şeyler taşıyor olma olasılığı olan bi kaç kaynak var;
Ve ben bu alnda yorumlama yaparsam tek veriye dayanacak onu da belirttim zaten, Kasyopya Deneyi;
ben; deneysel ruhbilim-iletişim metodolojisinin geliştirilmiş düzenli bi çalışma, araştırma-geliştirme vb. ile bilimsel ve akılsal hatta karışıkları olabileceğini düşünmeye başladım, o da bu içeriği okuduktan sonra;
Bu çalışma size bugüne kadar anlatılan ya da karşılaştığınız şeylerden biraz farklı ve farklı değerlendirilmesi ve elenmesi gerekiyor,
Hatta tam aksine belki de 1994 te başlayan bu çalışma sizin yukarıda belirttiğiniz gibi bi dünya portesi çiziyor/çiziyordu; mavi masallar pembe masallar değil;
Bunları da belirtmeliyim çünkü savunucusu değilse de paylaşımcısı olacağım ara sıra;
VE o güruhtan kabaca ve hatta keskin çizgilerle yine de ayrılmam gerekiyor;
Anltamadıysam ne mutlu bana;
Peki bunu bi ölçüde kabul ediyorum ve kabulleniyorum ama;
ozaman nasıl iletişim kuralım, nereden başlayalım ya da eteğimizde taşlar ya da boğazımızda sıkışanlar
yanlış yerdmeiyiz ya da yanlış üslup mu?
ben kendimi değerlendireceğim yeniden?
teşekkür ederim uyarınız için?
ben sadece anlaşılmak için bi yerden başlamak istiyorum; evet belki yanlış yapıyorum, o zaman bana zaman vermelisiniz ve bol bol uyarmalısınız-düzeltmelisiniz beni;
Ustam ben susarım, en çok ben susarım ama;
bi başlık açmalıyım;
forumu inceleyip ve kuralları tarayıp, şu alıntı-copy paste olayı;
ve teşekkür ederim yeniden;
İstediğin kadar anlatabilirsin… İlgisi olanlar katılır.
Kusura bakma, benim dışında olacağım bir konu olacaktır.
hayırrr, buldum; deli köyün kavalcısı;
meydan sahibi gelip meydanını alacak;
onu meydanı boş bırakalar düşünsün, beni caydırmayın;
ben yazacağım hatta üstüne vaaz vereceğim;
bunu istemeden isteyerek yapacağım hatta;
Şeriati’nin bi sözü var;
bunu yanlış yaparakta olsa yapmalıyım, buydu benim şiarım, umum, umudum;
haha hikayeyi buldum da
link to blog.milliyet.com.tr
ben bu hika-ye de kimdim ya da kimlerdim;
onu unuttum;
Yazdıklarımı kişiselleştirmeden okursan sevinirim.
Ya da
En kötü…
Mesela ben hiçbiriyim.
Bu nedenle mesajlar taşımam, fikirler taşırım.
Kendi öngörü veya umutlarımı keskin gerçekmiş gibi sunmam. Buna karşılık fikirlerimin arkasında dururum.
Yapılması gereken, neyin fikir neyin vaaz olduğunun ayrımına varılmasıdır.
Açıkçası birileri bana fikirlerini açıklayabilir lakin nasıl davranacağımı öğütleyemez.
Ben yanlış anlaşılmak istemiyorum,
Ben sadece yanlış anlaşılmak istemiyorum;
Yanlış anlaşılmaktansa anlaşılmamayı tercih ederim;
O yüzden tam burada susup düşüneceğim, sadece;
VE daha enine boyuna değerlendireceğim kendimi;
VE bunu yaptığımı (nasıl davranma öğüdü ve diğeri) düşündüren içerik varsa tekrar tarayacağım ve üzerine düşüneceğim;
Ama yine de benim bunu anlatmam çok zor ve uzun olurdu;
ama tam ve kısa özeti şu,
benim bazen hatalar yapan özgür-özgür ruhlu bi deliyi oynamam gerekiyor,
bunu kişisel almazsanız sevinirim; ve tüm hatalarımı
benim bazen anlatmamın yolu bu;
çok stabil ve normal, hiç ama bi şeyi bozmayan-müdahale etmeyen birini oynayabilirim ben; istersem
Paylaştığım konuyu incelerseni sevinirim;
link to sonsuz.us
BEnim bay mükemmel olmamam gerekiyor ya da bay mükemmel olmaya çalışammam gerekiyor;
Özgürce hata yapmalıyım;
Dünyaya sataşmalıyım;
Diyeceğim yoksa da bi şeyi içimde bi deli bulup ona dedirtmeliyim;
İçimde o enlerin hepsinden bi tane yapay/paralel/sanal kişilikler yaratmalıyım;
Ne yaptığımı sorgulayıp kendimi kırgılamamalıyım;
Hata yaptığımı düşünüp kaybedecek zamanım yok; olmamalı; Ben sadece özgür olduğumu ve özgür olduğumuzu, özgürce hatalrda yapabileceğimiz düşünemeliyim;
Meükemmel ya da iyi olmaya ya da doğruları yapmaya çalışmaktansa ortaya karışık daha çok yapmaya çalışmalıyım;
Ben kendime hata yapma şansı ve özgürlüğü vermeliyim;
BEn bunları öğrenmeye çabalıyorum;
Kendime insanları gerekirse/gerektiğinde kırma, onlara öğüt veriyormuş gibi yapma gibi bi çok özgürlüğü de tanıdım son günlerde/yıllarda;
Ben susmamayı öğrenene kadar, sessiz kalma alışkanlığımı ve tutumumu köreltene kadar kendime hatalı söylemeler özgürlüğü tanıdım;
Ne mutlu anlaşılmadımsa,
ve ben yine susmakla konuşmak arasında kaldım;
zira sizden öte genleşiyor sözcüklerim ve;
yanlış anlaşılmak ikilemi;
Her neyse;
her yol “CATCH 22”
(bu sefer pas;
burada paylaşmak üzere yazılıp paylaşılmayan yazı)
“CATCH 22” – bknz, google amca
“sadece kendin olma yanılgısı”
mutlaka bi ismi olmalı
çözümü empati falan değil
başka bişeyden bahsedecektim ama,
şimdilik iyi ifade edemiyorum
hey hey;
banaysa size cevap yetiştirmeliyim,
yok bu iletişimeyse
ben fazlasıyla empati sezdim/buldum ve hissettim;
hatta fazlasıyla iyiniyetli ve empatik
hatta anlaşılamayabilmeyi ve yanlış anlaşılmayı belki göze alıp düşüncelerini iletme ve belirtme ve tekrar teşekkür ederim;
beni bi süre için daha köyün delisi olarak görerek katlanırsanız ve düşünürseniz ve zaman verriseniz sevinirim;
bunun dışında ben her zaman yazımlarım/tavrım hakkındaki yorumları ve eleştirileri duymaktan fazlasıyla mutlu olacağım;
Bu alan, platforma, üyelerine ve eleştirilere değer veriyorum ve onları dikkate alıyorum ve değerlendiriyorum; ve böylede yapacağım; kulak arkası etmeyeceğim;
kendimi tam olarak anlatmak konusunda çıkmazdayım;
Ben tepkisizlikten, yazmasızlıktan, iletişimsizlikten yorulmuş biri olarak her zman söylediğim şudur; İfadelerim kime ne çağrışrıyorsa, yazımlarıma karşı kişininin iç sesinde düşüncesinde her ne beliyorsa onu sunsa bana keşke de susmasa;
Konu başka yönlere gitti saptı, gibi oldu;
Sanırım benim hatam, anlamadan, dinlemeden hızla atlıyorum olaylara;
Ben kendi adıma özür dilerim,
Bu düşünce ve ifade kirliliği için;
BUraya girdim, okudum ve yanıt bıraktım çünkü;
Belirtilen yeni çağ spritualizmi (bazı yönleriyle) bi ölçüde benimde ilgi ve okuma alanımdı ve bu konuda düşüncelerim vardı;
Öte yandan yazının ikinci bölümündeli tespitler,
ben bi kaç yıl gecikmeli olarak belki benzer tespitleri yaparak aynıları karalamışım baktım; blogumda “ben böyle düşünüyorum” başlıklı bi karalamada
paylaşmak isterim;
link to isiklidusler.blogspot.com
Spritualizme gelince, bu konuda anlatmak, konuşmak, iç dökmek ve iletişmek için fırsat kolladığımı ve hatta üstelediğimi biliyorum; FArkındayım ve kabul ediyorum; BUnu biraz hatta fazlasıyla abartmış olabilirim ama bu aceleciliğim ve dikkatsizliğim bile belki bilmiyorum anlamlı mı kendimce, ondan da emin de değilim;
AMa şunu demekle dememek arasında kaldım, spritualizm dediğimizde ya da metafizik dediğimizde düşünülen ya da sanılan şeylerin hiç biri değil benim bunlardan anladıklarım;
Ya da genellkile kişiler bu ifadeleri kullandıklarında çağrışan şeylerin hiç biri o kelimelerin gerçek anlamları değil ve aklınızda beliren karşılıklarnda öyle;
ve genellikle bu ifadelerden sonra kişileri aklında beliren imgelerin-düşüncelerin de bi çoğu bu alandaki, gerçekten bu alandaki şeyle değiller;
Ben anlatmaya, aktarmaya yeltenmekte ısrarcı olmak ve fırsat kollamak denklemimi ve ikilememi yavaşlatacağım;
ama yine de “ben değilsemde” birileri (bu konularda daha iyi anlayışları ve kavrayışları olan birileri) bu konularda konuşmalı, En azından kişilerin kafarlarında gerçek kavramlar bulunmalı ve bu kavram ve olgularda kendini aklamalı, BUnu da biliyorum ve anlıyorum, BU konulardaki tüm uzlaşazlıklarımızı da fazlasıyla anlayışla karşıyorum;
Ortalıkta yalanların yüzmesine izin veriyoruz; biri de benim; bendim; Her neyse denizden yalan toplayacak değilim; Denizde doğru tutuncağı kayığı hiç değilim, SÖzüm saçma-aklım bulanık, bu oldum işte sonunda;
BEnim bu konudaki tepkim ve ilgim şuna benziyor, Birileri sosyalizmi bi simit çeşidi ve komünizmi örneğin bi motosiklet biçimi olarak tanımlamış ve kabullemişse ve herkes bunu kabullenmişse sen gel çık işin içinden;
seni eleştirmedim. hepimiz böyleyiz. sadece kendimiziz, başka biri olabilene hayranlık duyuyorum. bunu belirtmek istedim
bu arada öylesine ortaya yazdım, yazıları tam okuyup bağlantı kurduğumu düşünmüşsün galiba
bide hoşgeldin, geç oldu ama
bide hoşbulduk, çok teşekkür ederim;
ben kendimi okuduğumda çok kişilikli/personalı olduğumu gözlemleyebiliyorum, Sanırım siz ya da bi başkası da gözlemleyebilir, Bunu kabul ettim bi ölçüde, Ben bu sorunun üstesinden gelebilmiş değilim;
Bu iyi bi şey değil ve sanırım (bozukluk-bozunum ya da hastalık benzeri) ve kimseye tavsiye etmiyorum bunu,
Üzüldüm gibi oldu bu yazısızlıktan ,,,
sanalmanik, çok kişilikli olmak seni rahatsız mı ediyor?
ayrıca başka biri olabilmek (onun gibi duymak, düşünmek, görmek, hissetmek) yani basbayağı o kişi olmak ile aynı düşünsel yapı içinde (bir şeyler aynı kalırken yani) çok kişilikli olmak…. aynı mı? ı ıh.
hayır sanırım benim ki kişilik bozukluğu, ya da persona takınmak
yani emin değilim;
kişi kendine bu teşhisi-tanımı koymamalı belki;
sahte kişiliklerin üstesinden gelinmesi gerekir kuram olarak, özgürce ortaya çıkıp yazmalarına izin vermek değil ve sanırım iyi ve doğru olan bu olur; ama biz onların bizi koruduğunu kolladığını ya da aslında biz olanı daha iyi ifade ettiğini düşünür, takınır ve kullanırız;
Örneğin incinmiş/incitilmiş bi çocuk güçlü ve kızgın ve karşı koyabilen bi persone üretebilir ve takınabilir, neden, kendi karşı koyma dürtüsü-incitme dürtüsü yoktur örneğin ya da benzeri, eksik ve yanlış analtmış olabilirim;
Kişinin kendini gözlemlemesi ve kendi olanı gerçek kişiliğini bulması ve takınması gerekir doğal olarak;
belki kişilik diye bişey yoktur en özüne indiğinde? insan eğer arınacaksa geriye bir şey kalmayıncaya kadar arınmalı. değil midir yoksa?
dımdızlak tek bi kişilikle kalınca ne değişcekki hem? şimdiki halin daha eğlencelidir belki. sanırım seni anlıyorum
ayrıca çatal kaşık tutuşumdan teşekkür edişime sokakta yapmadığım hareketlere kadar hepsi persona. elalem ne der? yapmacık nezaketler bilmemneler. baksana, her şey ne kadar da öğrenilmiş, di mi? niyeyse….. hepsi rol icabı
değil efendim değil; bakınız sevgili oik0s ne zaman girsem ismi orada olurdu, ama bugün yok ve kuruntu yaptım kendi kendime;
Rıfat Ilgaz’ın bilsem ki’ sine dönüştü kuruntum neredeyse;
Hayır çok güzel bi başlık ve içerik bu örneğin; Çok içten bi biçimde bi gözlemin ifadesi; Örneğin insanlığa dair bi olumsuzluğu ifade ederek bunun giderilmesini öneren bi umut ışığıda taşıyor;
Sadece yazımın giriş bölümünde yeni çağcı ışık sevgi, yeni dünya söylemi bi metafor olarak kullanılmış ve aslında kimseye ya da bi gruba laf atılmış-sataşılmış değil ama örneğin ben gelip kaba ve yüzeysel bi okumayla bunu üzerime alınyorum neredeyse ve kendi şarlatanlığımı araya sokuyorum, Hatta yazarı kışkırtıyorum ve sprituel bahis açmaya çabalıyorum; Ve aslında bunu yapan ben değilim, Ve örneğin bunun olmasına izin vermemliyim; Ama veriyorum; Ama o an bunun farkında değilim örneğin ve şu anda açıkça görüyorum bunu;
Çünkü içsel olarak bastırılmış ortaya çıkmayı bekleyen dönüp dolaşrıtıp spritualizme laf getirme oradan millete laf anlatma derdim var; ASlında bunu düzeltmeliyim ve bunun üzerine çalışmalyım ama umursamıyorum neredeyse bunu çünkü bu konuların ille de konuşulmasını önemli buluyorum ve kendime/bu olanlara göz yumuyorum; Bu denklemi ve ikilemi aşabilmiş değilim; ve aşmalıyım ama ben aşmalıyım; bu yazımın trolü oldum gibi örneğin;
Örneğin karşı tarafın yerinde ben olsam kendime aynı ifadeleri sarfederdim ve belki hatta daha krıcı üslupla belki; bunu bilmiyorum, ve tüm bu şeyler; çünkü vaazce değili mdiyen benim ve oratalığı ifadelerle dolduran ve taşlayanda benim, soruları aşan konuşma yapan-gözlem üreten-türeten ve ifade buyuranda benim, neden bunlara sessiz kalınıyor örneğin; daha önce ve daha fazla yapılamlıydı bu;
Kendi halinizde ve gerçek dünyada stabilsiniz ancak sanal dünyanın sizi hasta eden ve ele geçiren bozan bi yanı da var; Bi süre sonra alışkanlıklar ve bağımlıklara ve çatışmalar dönüşüyor sanal dünya iletişimi, Susmak ve konuşamamak, anlaşılamamak, dinlenmemek, konuşacak birilerini bulamamak, kendini ifade edecek ve ortak düşünceyi paylaşabileceğiniz bi topluluk ya da benzerleri bulamamak insanı hasta ediyor; Ve bu dertten en muzdarip olanlardan bazıları da bizleriz;
Ortak düşünceyi paylaşan ve paylaşımını ifade edebilbidiği bi grup/forum iletişimi sağlayabilen herhangi kişi sanmıyorum gidip aynı/özdeş fikirleri taşımayanların gruplarına ya da ifadelerine sulansın; İkinci bi şıkta herhangi bağımsız alanda kendi paydaşım grubunu kurmayı ya da doğal dinamiklerle bunun oluşmasını sağlamayı deneyecektir, Alan savaşı verecektir; GElen gelsin işte meydan diyecektir; Ama örneğin benim gibi biri bunu demez, Herkesle her yeri paylaşır ve aslında herkese yetecek kadar alan da vardır; Örneğin bende fikir paydaşımı grup etkileşimi için burada buluanacağım ve sınaklı süred e yo kbaktım bi süre ve basıp gieceğim sonrasında; Ama tüm bunlarda bazen bize laf anlatma derdi olarak yansıyor mu bilmiyorum;
Her neyse bu alan benim psikologum değildir, VE benden vizite ücreti istemeli, istese hakkıdır, şaka ve neşe sizinle ve bizimle olsun;
korumaya konuşmaya çalıştığınız alanlar… peki tamam da sizin yolunuzu yordamınızı en iyi siz bilebilirsiniz. kim bahsettiğiniz noktayı çözümlemenizi sağlayabilir ki? sadece siz aşabilirsiniz, kim elinizden tutup eşikten atlatır? elinizden tutarlar da eşiği yalnızca “siz” atlayabilirsiniz. herkes 1 başına. o 1 başınalık var ya…..yalnızlık mı tak etti de ziyaret ettiniz yoksa? eh işte, düşündüm sadece…. maskelemeyiniz. 2 şizoidin konuşması oldu valla iyice:=))))
peki niye hala burdayım? takip 1 tutkudur!
1de derlerki: gerçek çok basittir, zihin onu karmaşıklaştırır.
Hayır alan koruması, grup ve katılım ruhu; na ilişkin;
Bunlar forum iletişim dinamiklerine ilişkin genel gözlemler;
Burada parçalanmış bir grup ruhu var örneğin ve sızısı çekiliyor;
Bozucu unsurlar defedilmeli ama bunların faturası yanlış kişilere kesilebiliyor;
Her neyse ben bu konularda bi şey biliyor değilim;