Sonsuz Us çorak bir çöle dönmüş

İlk geldiğim günü hatırladım bu siteye. Hep hatırlarım!

Oldukça ciddiye aldığım bir yer oluvermişti hayatımda burası. Sanal olmasının verdiği güvensizlik, sanal dünyaya duyduğum güvensizlikle alakalı çekincelerimin hepsi yerle yeksan olmuştu burada. İnternetin şerrinden kaçıp sığındığım bir korunak. Konular, yazım şekilleri, düşünce trafiği, güzel söz sanatının alası, güzel kavgaların havada uçuşanı, güzel düşünce sanatını tam da burada görmüştüm o günlerde. Günümün neredeyse uykuda olmadığım saatlerini burada geçiriyordum bir dönem. Geçmiş yorumlar, yazılar, laf düelloları, fikirler, bilmediğim bir yığın bilgi…

Öğrendiklerim… Tanıdıklarım… Sevdiklerim… Tartıştıklarım… Yalnış anladıklarım, doğru anladıklarım, anlayamadıklarım…

Devrik cümleler kurmayı severim cümle içindeki devrikliğe takılmayın siz! =)) Ben takılmıyorum mesela…

Takıldığım şeyler var elbet!

“İnsan her şeyin ölçüsüdür” demiş ya Protagoras, katılmamak elde değil. Ölçü bir anlayış, anlatım, sunuş, sonuç ve hatta içinde birçok değeri var eden anlam sinsilesi olabilir mi?

Dil hissettiğim duyguların bir çoğuna karşılık bulup yazamadığım bir yol… Buna rağmen şu kadarını açıkça ifade etmek istiyorum. Yavan konular, yavan tartışmalar, bir keyifsizlik, bir kopukluk hissediyorum artık bu sitede. Hatta soruyorum kendime “ben burada ne yapıyorum !”…

Sanırım gelişme ve yükselme dönemi geride kaldı yıkılış dönemi yaşanıyor. Üzülerek ifade ediyorumki; Sonsuz us çorak bir çöle döndü… !

Delişey,

Öfkenin Korkulu Kokusu

Öfkeme sığınıyorum nicedir,
Sessiz, soğuk, baldan tatlı öfkeme…
Toprağına basılmayan,
Havası solunmayan,
Gözlerin değmediği coğrafyada kalan,
Can parçalarının biten öykülerine bu öfke…

Etrafta duyarsızlığın daniskası,
Bir kız şarkı mırıldanıyor öteden,
Adamın ağzında siyasi söylem,
Çocuğun tüyü bitmemiş henüz,
Günahların keçisi seçilmiş şimdiden…

Öfkeme sığınıyorum…
Lakin, çenemin boyunu aşmakta,
Çınlıyor kulağımda korku sözleri,
Burnumda kan kokusu,
Yolun sonu yaklaşmakta…

Delişey,

Rüyalardaki Simge ve İmgelerin, Gerçek Yaşamdaki Payı Nedir?

Çok fazla rüya görmeyen biri olarak, son bir kaç ayda gördüğüm rüyaları zihnime kaydettim. İlginçtir, gördüğüm rüyaların yaşamımda bir çok olayla bağlantısını fark ettim. Rüyamda rastladığım simgesel objeleri gerçek hayatımda yaşadıklarımla mukayese edince epey şaşkınlık yaşadım. Tesaadüf olması da muhtemel elbette. Bir bağlantı olması da muhtemel. Sonuçta rüya, ben ve iç dünyam arasında bir bağ!

Acaba rüyada gördüklerimden etikeniyor ve gerçek yaşamımda gördüklerim doğrultusunda mı devam ediyorum?

Bu rüya konusu ne tür bir psikolojidir?

Bilinçaltımızın adeta bir uzay olduğunu düşünürsek, bu uzay ile iletişime geçmenin aracı rüya/rüyalar diyebilir miyiz?

delişey,

Can Suyum’a…

Cana düşen minicik bir kıpırtınla, gümüş rengi bir derya açılıyor engin düşlerin derinliğiyle önümde… Kalbimden ışıklar saçılıp, aralanıyor gökyüzü, ötenin ötesine… Can suyunu bekleyen çiçek, güneşini bekleyen yeryüzü gibiyim biliyor musun?

Sana anlattığımda, senle paylaştığımda tam oluyorum, diğer türlü sessiz, ıssız bir ormandayım… Duyabiliyor musun?

Ruhum nasıl dumanlı, kalbim nasıl yanıyor, tatlı bir tutsaklık bu bendeki sana olan, köpüğün dalgaya tutkunluğu misali…

Kalbimin derinliğinden yükselen fısıltılardan ses yaptım. Seslendim dünyaya…

Kimsesiz kıvılcımlarımda, çoğu kez evreni hiçleyen sancılarımla, özgürlüğün eşsiz esen rüzgarlarında, bulanıyorum aşkına… Çözülüyorum sana, varlığına…

Can suyum..

Aşk senin diğer adın… Varlığınla bunu anladım.

delişey,