Can Suyum’a…

Cana düşen minicik bir kıpırtınla, gümüş rengi bir derya açılıyor engin düşlerin derinliğiyle önümde… Kalbimden ışıklar saçılıp, aralanıyor gökyüzü, ötenin ötesine… Can suyunu bekleyen çiçek, güneşini bekleyen yeryüzü gibiyim biliyor musun?

Sana anlattığımda, senle paylaştığımda tam oluyorum, diğer türlü sessiz, ıssız bir ormandayım… Duyabiliyor musun?

Ruhum nasıl dumanlı, kalbim nasıl yanıyor, tatlı bir tutsaklık bu bendeki sana olan, köpüğün dalgaya tutkunluğu misali…

Kalbimin derinliğinden yükselen fısıltılardan ses yaptım. Seslendim dünyaya…

Kimsesiz kıvılcımlarımda, çoğu kez evreni hiçleyen sancılarımla, özgürlüğün eşsiz esen rüzgarlarında, bulanıyorum aşkına… Çözülüyorum sana, varlığına…

Can suyum..

Aşk senin diğer adın… Varlığınla bunu anladım.

delişey,

12 yorum “Can Suyum’a…”

  1. Her şey geçer bir kıyıya herşey olur
    Birşey gelir tutar, son şey olur
    Bir anlam bulur kayıp gittiğinde
    İlk uyanış gibi çokşey olur
    Hiç biri birbirinden geçmez oysa
    Biraz eğilip bakarsın, içinde tek bir şey olur
    Dışına çıkar farklı yönde akarsın
    Döneceğin tek şey olur…

  2. Kalbimin kıyıcığında
    Bir ahh büyütüyorum…
    Tutuştuğunda sığınmak için…

  3. “Bir insana zorla sevdiremezsin kendini,
    Bana güven diyemezsin.
    O bunu hissetmiyorsa, tek bir söz söyleyebilirsin:

    ‘Sen bilirsin'”

    “Boş boş seviyorum demekle olmaz; Göstereceksin sevdiğini, hissettireceksin.. yapamıyor musun ! O zaman yoldan çekileceksin.. ”

    “Çok sahiplenmeden seveceksin mesela. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hemde hep senin kalacakmış gibi.. ”

    Can Yücel

    🙂

  4. KarAnfil AçıŞı

    Ne bu karmaşa, nereye koşturuyoruz durmamacasına
    Bir parça bulut, biraz mavi gökyüzü kaçırırcasına
    Hızla yuvarlıyor zaman güneşi karanlığa aşırırcasına
    Bir sen duruyorsun içimdeki maviliği taşırırcasına
    Gelmesen ayrılıyordum kendimden kaçıp savrulurcasına
    Bir karanfilin damarlarında hayat, gizini saklarcasına
    Tut içimizdeki güneşi batıyor gün, geceye kararırcasına
    Bir yol tozlanıyor içimde bir yolculuğa tutulurcasına
    Ne maviye buharlanıyor, ne yeşile filizlenebiliyor ucum
    Dokunup geçme, saplanıp kal toprağa kök olurcasına
    Gürültüler içinde kirlenip sana duruluyorum arınıp aklanışlarımca sana…

  5. Olurda olmazsam buralarda…
    Yanağındaki küçük çukura saklanmak istiyorum.
    Uyumak, yüzyıllarca uyumak.
    İlla isim konulacaksa ben masal değil hayat demekten yanayım.
    Bu yolları yanyana yürümekten yanayım…
    …Erguvanlar açmaya başladı, mavi mi pembe mi ayırt edemiyorum renkleri, kokuna bir isim bulmaya çalışmaktan da vazgeçtim.
    Geldiğinde bir masada kahvemizi yudumlayıp, heyecanla dedikodu yapacağız.
    Sana kaçırmadan anlatmam gereken aylar biriktirdim.
    Biraz sessizlik olacak sonra.
    Sen hüzünlü gözlerini uzaklara salacaksın. Cümlelerim topallayacak, ağır, aksak kelimelerle soracağım.
    Nasılsın ?
    Nasılsın derken bile iyi olmana dualar ediyor olacağım.
    Hiç bir sözümüz umutsuzluk taşımıyacak.
    İnanacağız, inandıracağız, yaşadığımız cehennemin cennete dönüşeceğine.

    NoBaHaRi

  6. Olurda Olacak da…

    Olur da olmazsan bir sen olmazsın, bir kendinde,
    Olmazsan o yerlerde o kendinle, geçilmiştir bir kıyıya, binilmiştir bir kayığa, açılmıştır bir bütüne, varılmıştır bir özlemin son kertesine.
    Olur da olmazsan, olduğun yer seninle vardır bende,
    Olmaz olan aşıldı, bir yol yüründü, bir yön belirdi, bir giz çözüldü, bir aşk sezildi, bir daha dönülmedi bir söz verildi.
    Olur da olmazsan, olmayan anlar var olanca gerçekliğiyle kendini hazırlayan,
    gitmişzidr, girmişizdir, içindeyizdir.
    Olmaz değil ya, nedir olmaz olan, bir sen oluk oluk boşaldın, bir sanadır varılacak olan.
    Olur da olmazsan ben yanında olacağım o zaman, olmama durumunun bizden ayrı bir anlamı kapsadığı bir zaman.
    Olur da olmazsan oralarda bunu ben değil oralar düşünsün, nasıl gittin oralardan, nasıl vardık birbirimize.

  7. Öznesine

           Hangimiz bilen özne
           Hangimiz bilinen nesne
               Bir ''ikilik'' varsayılıyor bu ilişkide
                 İki uçlu bir anlam birinden diğerine
                   Ben özleyen, sen özlenilen ise
                     Ben özden yönelmiş, sen yönelinen ise
                       İki kişilik bir öz nesne oluruz bence
                         İkisi de açılmış, uzanmış, gerilmiş bir anlama,
                          öz benliğiyle
    

    Öyleyse bir ayrılık, bir ikilikle var sayılamayız
    birbirimize bölünüyor olsak bile…

  8. Olası Yönler

    Seninle her şeye karşı olabiliriz
    Sevgiyle her şeye karşı olabiliriz
    Fakat her şeyin içinde olamayız
    Seninle her şeyin içine akıyor olabiliriz
    Her şeyin karşısından kendimize bakabiliriz
    Seninle her yana dağılıp her yöne durabiliriz
    Ancak her yönüyle gene kendimizde kalabilliriz
    Seninle bütün boşluklara dolabiliriz
    Bütün anlamları sevgide bulabiliriz
    Anlıyor olduklarımızdan kendimize varabiliriz
    Ancak bularak, anlayıp, görüp, bildikçe kendimizi,
    seninle eşit kalabiliriz
    Eşitlenemeyen ne varsa kendimizde bulduklarımıza dair
    Eş değerde yaklaşabiliriz gene de, anlayamadıklarımıza dair
    Değilmi ki dört ayrı yön bir küreye içkin
    Seninle bir küreye sıkışıp, bir kereye bölünüp, bir sevgide savrulup,
    bir bütüne dağılabiliriz
    Fakat sen hep kendi yönünde, ben hep kendi yönümde
    Ve bütün kıtalar gibi ayrı, kendi özgünlüğünde
    ve olabiliriz seninle bütün kıtalar gibi, yaşamaya dair bir yönde…

  9. Düşünce Sana

    Seni bir ozan gibi düşündüm, uyaklarına kapanmış anlamlar gibiydin dizelerde
    Seni bir ülke gibi düşündüm, tarihine saklanmış sokaklar gibiydin yazılı metinlerde
    Seni bir dil gibi düşündüm, aydınlatılması gereken bir sır gibiydin zihnimde
    Seni bir zaman gibi düşündüm, unutulmaması gereken bir an gibiydin içinde
    Seni bir anlam gibi düşündüm, kavradıkça artan kuşku gibiydin derinlerinde
    Seni birkaç açıdan düşündüm, birçok sonuca varılan olasılıklar dizisiydin hepsinde
    Seni biraz bensiz düşündüm, fazlasıyla ıssız olduğumu gördüm her seferimde
    Seni birden düşündüm bir gece, her gün o geceye açıldı bilinenin ötesinde
    Seni bir gün düşündüm, İstanbul kişilik haklarımı eziyordu kendi cehaletinde
    Seni bire bir düşündüm, bir ölçü olsa da senden eksiltmeden kendi içimde
    Seni düşündüm, düşümün, düşkünlüğümün, düşmanlığımın çok daha üstünde
    Seni düşürdüm aklıma, İstanbul düşüyordu kanlı surlarını yıkarak üstüme…

                                                                                       <del>Yabancı</del>
    

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.