Rüyalardaki Simge ve İmgelerin, Gerçek Yaşamdaki Payı Nedir?

Çok fazla rüya görmeyen biri olarak, son bir kaç ayda gördüğüm rüyaları zihnime kaydettim. İlginçtir, gördüğüm rüyaların yaşamımda bir çok olayla bağlantısını fark ettim. Rüyamda rastladığım simgesel objeleri gerçek hayatımda yaşadıklarımla mukayese edince epey şaşkınlık yaşadım. Tesaadüf olması da muhtemel elbette. Bir bağlantı olması da muhtemel. Sonuçta rüya, ben ve iç dünyam arasında bir bağ!

Acaba rüyada gördüklerimden etikeniyor ve gerçek yaşamımda gördüklerim doğrultusunda mı devam ediyorum?

Bu rüya konusu ne tür bir psikolojidir?

Bilinçaltımızın adeta bir uzay olduğunu düşünürsek, bu uzay ile iletişime geçmenin aracı rüya/rüyalar diyebilir miyiz?

delişey,

32 yorum “Rüyalardaki Simge ve İmgelerin, Gerçek Yaşamdaki Payı Nedir?”

  1. benimde rüyalarım çıkıyor hep. sanki gelecekten haber veriyorlar gibi. çok
    merak ediyorum nasıl olaiblir bu.

  2. RÜYALAR VE SİMGELER

    Rüya ruhsal bir oluşumdur. Bilincin alışılmış verilerine ters düşer. Bilinç olaylarının aralıksız gelişiminin sınırında yer alır. Rüya, ruhsal bir etkinliğin tortusudur. Jung’un rüyaya yaklaşımı büyük oranda Freud’un yaklaşımına benzer. Ancak Jung sınırlamaları fark etmiş ve ayrıldığı noktalara eleştirilerinde yer vermiştir. Freud’a göre rüya içeriğinin iki kaynağı vardır. Bunlar bir önceki gün yaşananlar ve çocukluk dönemidir. Jung bunu kabul etmekle birlikte rüyaların atalarımıza ilişkin çok daha derinlikli üçüncü bir kaynaktan (kollektif bilinçdışı) da beslendiğini savunmuştur. Freud, rüyayı cinsel içerikli yasak duyguların oluşturduğunu düşünürken; Jung içeriğin çok daha geniş kapsamlı olduğunu ve temel insani var oluş konularını da içine aldığını düşünür. Rüyalar ruhun doğal bir ürünüdür. Bir rüyanın tüm yönleriyle anlaşılmasında ilk adım onun tüm kapsamının bilinmesidir. Rüya; rüya sahibi ve onun yaşamı ile ilgili ilişkilerin, simgelerin ilişkilendirilmesini ve anlamlandırılmasını içerir. Her imaj ve simge incelenmeli ve rüya sahibi için anlamı saptanmalıdır. Stevens’a göre; Jung’un rüya teorisini dört başlık altında toplanabilir:Rüyalar bilinç düzeyindeki bir niyet ya da arzudan bağımsız olarak kendiliklerinden oluşurlar.Rüyalar kişiliğin dengesini ve bireyselliğini teşvik etmeye yönelik amaçlı ve dengeleyici unsurlar barındırırlar.Rüya sembolleri birer işaret olmayıp gerçek sembollerdir ve aşkın bir fonksiyona sahiptirler.
    Serbest çağrışıma dayalı yorumlardan çok, amplifikasyon ve aktif imgelem teknikleri sağaltım gücünü ortaya koyar.,Jung klişeleştirilmiş simgelerin kullanılmasına karşı çıkar. Rüyanın etmenleri çok yönlüdür. Rüyayı gören kişinin çeşitli özellikleri, kültürü, vb. yorumlamada hesaba katılmalıdır. Ayrıca aynı simgenin anlamı birey için değişik zamanlarda farklılık gösterebilir. Aynı simgenin anlamı bireylere göre de değişir. Hatırda kalan rüyalar küçük parçacıklar dahi olsa bunların birer hikayesi vardır ve bunlar özel bir piyes şekline bürünür.

    Bu tip rüyalarda dört aşamalı belirgin bir yapı vardır:

    Aşama 1) Çeşitli kişilerin yer aldığı, ter ve zamanı tayin eden sunum kısmı,
    Aşama 2) Durumun karmaşıklaştığı, kurgusal gelişim kısmı,
    Aşama 3) Olayların kesinlik kazandığı, ani değişiklik kısmı,
    Aşama 4) Sonuç, çözüm veya rüya eyleminin neticesini içeren çözüm kısmı.

    alıntıdır

  3. Rüyalar gelecekten haber veriyorsa da ya da geçmişten bazı şeylerin üstünden geçiyorsa da olacaklar ya da olanlar değişmiyor.Diyelim rüyamda gelecekteki bir durumu gördüm o zaten oluyor ve sonra hah bunu görmüştüm diyorsun.Rüyalar doğal, olağan bırakılmalı.
    Ama sürekli aynı rüya/karabasan görülüyorsa bunu hayatınızda değiştirilmesi gereken birşeylerin var olduğu mesajı olarak algılamak hayatınızı kolaylaştırır.

  4. Yaşantılar, duygular ve hisler işlemek, ögrenmek, çözümler bulmak… sanirim.

    link to tr.wikipedia.org burda cok okumak icin…

    Enteresan: Apopleksi sonra kisiler artik rüya göremez. Böyle rüyalar ruhla bağlantı yok mu?

  5. Rüyalar kişisel gerçekliktir.
    Gerçeklik ise toplu rüyadır.

  6. “Rüyalar kişisel gerçekliktir.
    Gerçeklik ise toplu rüyadır.”

    🙂 Deli

    Bu söz bana Freud’ün en sevdiğim sözlerinden birini hatırlattı hemen.

    “Din, toplumsal obsesyonlarımız, obsesyonlarımız ise bireysel dinimizdir.”

  7. Dün akşam, bir fettoş vaazını aldım, ve bir kaç gündür sözünü ettiğim ritmik faaliyeti yansıtabilmesi amacıyla bir kaç vurmalı çalgı vs. ekledim üzerine. Sonra ama acele bi işim çıktı, tamamlayamadım. (Tamamladığımda paylaşacağım)

    Bunu anlatmamın sebebiyse;

    Gece rüyamda Grup Yorum’u gördüm. Yeni albümleri çıkmış, iki-üç yılın ardından.. Sonra bu albümü dinledim, yeni bir parçalarını daha doğrusu.

    Parça az çok aklımda, sabah kalktığımda unutmayayım diye cep telefonuna mırıldanıp kaydettim. Bi ara vakit bulursam çalıp kaydedeceğim.

    En güvendiğim rüyacı, sevgili peyote:)

    Merakımdan soruyorum yani, söyler misin ltf, örneğin grup yorum bu sene gerçekten yeni bir albüm çıkarır ve böyle bir parça da içinde olursa..

    Noolcak o zaman?

    🙂

    Ne iş yani, var mı böyle rüyasal durumlar filan?:)

  8. Peyote, nerelerdesin?

    🙂

    Bak ben daha geçen gün, tek bir gecede belki üç aylık rüya gördüm.

    Hepsi de tedirgin ediciydi.

    Acayip silüetli şeyler fink atıyordu her yerde.

    Hani bir jilet düşün, ortası girintili çıkıntılı ve yarık, bunların genel anatomisi de buna benziyordu az çok.

    Yassı, 2-3 cm kalınlıkta, 30-35 cm eninde, 45-50 cm boylarında, ve üzerleri inanılmaz çeşitlilikte desen ve yarıklarla dolu süngerimsi, kımıldak, ve bazıları mat gri-krem, bazılarıysa bir hayli renkli ve kırmızı şeyler..

    Çirkin mi, yoksa güzel mi deme noktasında tereddüt yaşayacağın bişey işte..

    Oldukları yerde duruyolardı ve genel olarak hareketsizdiler ama hareket ettiklerinde çok hızlıydılar..

    Bi anda vınnn… Aaaa, nerde, bak şimdi karşı duvarın dibinde… gibi.

    Sabah kalkıp tekrar düşününce, gördüğüm şeylerin, üniversite yıllarında tomar tomar fotoğraflarına bakarak mikrobiyoloji sınavına hazırlandığımız bilimum mikro canlının (ki bazılarının görünümü gerçekten çok ilginçtir) çeşitli versiyonları olduğunu/ veya onlara benzediğini farkettim.

    Ama hepsinden öte; Gece klimayı açık bırakmış ve ince pikenin altında üşümüştüm, bu ayrıntıyı söylemeden geçmeyeyim.

    🙂

    Ve ne zaman soğuğa maruz kalsam, bu tür tedirgin edici rüyalar görüyorum.

    Neyse işte..

    Sonra bir başka arkadaş daha vardı ve biz tırsıp kaçtık evden.

    Lakin 30-40 metre uzaklaşmamıştık ki, kapıyı açık bıraktığımızı farkettik.

    Ve neyimize lazımsa, açık bıraktığımız kapının apartman için pek de hayırlı olmayacağını düşünerek, bi cesaret geri döndük.

    Kapıyı kapamalıydık.. ne zorumuz varsa işte, o an öyle hükmettik:)

    Tabi böyle tırsak tırsak iniyoruz merdivenlerden (hah bak, daire kottaydı, aşağı iniyoduk deyince hatırladım) …kapının açık olduğunu görüyoruz, ama içeriye doğru tam da bakamıyoruz, tedirginliğimizden ve karşımıza ne çıkacağını bilemediğimizden, böyle hep çaprazdan çaprazdan yanaşınca.. derken yanımdaki arkadaş şöyle kafasını sağa doğru biraz uzattı… ve o anda müthiş bir irkiltiyle dondu kaldı.

    Gözleri yuvalarından fırlayacak gibiydi, dehşetli birşey gördüğü her halinden belli oluyordu.

    Sonra ben de dayanamadım ve ben de uzattım: ve o çocuğu gördük…!

    Peyote?

    Bak alıcıysan gerisini de anlatıcam?

    🙂

  9. Buradayım 🙂

    Rüyanın tamamını yazarsan belki üstüne diyebileceklerim olabilir. Ben de birkaç gündür, bir şeyler çözüyorum rüyamda. Ama son dönemdekileri hatırlayamıyorum. Dikkat dağınıklığından olduğunu düşünüyorum.

    Soğuğa maruz kalmanla ilgili ; hani derler ya “kıçın açıkta kalmış” doğrudur 🙂
    Rüyalarla uğraşanlar, dışsal etkilerin onları hatırlamamızda etkili olduğunu söylerler. Mesela göbeğe bağlanmış bir taş! Örneğin hastayken veya klima gibi soğuk ama birden uyandırmayan bir etki altındayken hem bu dünyada, hem rüyadaki dünyada olduğumuzu bir şekilde farkedebiliriz.

  10. Yok, ben öyle hem rüya alemi hem bu dünya filan ayırt edemedim valla:)

    İşin ilginci, grup yorum’un yeni albümünü gördüğüm rüya, fettoş sohbetlerindeki “ritm”den bahsettiğim ve fettoş’un bir vidyosunun altına bir kaç ritm eklemekle meşgul olduğum akşamın gecesindeydi. (Kafamda müzikal bir iştigal vardı yani)

    Şu yukarda bahsettiğim rüya ise, Freud’culuğu, psiko-analizi, bilinçaltını vs. eleştirdiğim (hangi başlıktaydı şu an hatırlayamıyorum) günün gecesinde cereyan etti.

    Bi de üstüne soğuk..

    Tesadüf mü yani?

    🙂

    Şaka bi yana, ben diyorum ki: eğer grup yorum’u gördüğüm rüyanın gecesinde de soğukta kalmış olsaydım, bak kesin polis baskını filan olurdu kültür merkezine. Ankarada’yken, tavır dergisinin bürosunda çalışırdı grup ekin, bi kaç kere taarruz tarzında basılmışlığımız olmuştu hani, külli enstrümanın parça parça edilmesi kadar, kafamızın gözümüzün de yarıldığı.

    Neyse, ben kaldığım yerden devam edeyim..

    Korka korka merdivenlerden aşağı inip, açık kalmış kapıyı kapatmak için yaklaştığımızda, önce yanımdaki arkadaş ve sonra ben, o çocuğu gördük.

    Siyah saçlıydı, orta boyluydu, açık tenliydi, ince bir vücudu vardı. Üzerindeki elbise, Sinbadvari bişeydi. Yüzüne mavi-mor bir şey (fular gibi bişey) bağlamıştı. O nedenle yüzünün tamamını göremedik, ama gözleri kocamandı. Öyle tehdit edici, veya dehşetengiz bir korku filmi kahramanı gibi bakmıyordu, bilakis hafif sevimli olduğu bile söylenebilirdi, lakin mimikleri depresif ve sessizdi. Gözleri kadar kaşları da belirgindi. Başında da bişey vardı, yanılmıyorsam beyaz, tülbent benzeri bişeyle sarmıştı.

    Bizi irkiltense, yüzüne sardığı mavi-mor fularla başına sardığı o beyaz örtü arasında kalan alanda, dikkat çekici irilikte siyah gözlerinin ve kaşlarının üzerinde, alnının ortasında sapsarı ve beyine benzer kıvrımlı bir kitlenin dışarı doğru pörtlemiş tarzda yer almasıydı. Üstelik, sanki kalp gibi atıyordu.

    🙂

  11. Dali halt etmiş gibi, ürkünç bir tablo. Ama gülüyorum elimde olmadan, affet. :))

    Eğer bu derece tedirgin olmasan hatırlayamazdın zaten. Çocuğun evde olması, senin kapıdan çıkman ama tekrar geri dönmen, biri baktıktan sonra merak ederek bakman, seni haliyle korkutması (görüntüsüyle değil) ve yüzündeki renkli fularla, başındaki beyaz örtü, gözlerinin açık olması, iri gözler ve direkt alın ortasından fırlayan kalp.

    Evet, bir dizi soru sormam gerek ama sormadan düşünüyorum. Ne olabilir tüm bunların anlamı?

    Misal:

    O çocuk sensin Gamaro! :))

    Üçüncü gözün alarm veriyor. Duy onu, ulaş. Korkma, çünkü merak ediyorsun ve kork, çünkü bilmiyorsun. Benliğinin derinlikleri seni gizemli işlere çağırıyor.

    Bence o sese kulak vermeli, işaretleri takip etmelisin. 🙂

  12. Hahahahaha, teşekkür ederim peyote, affettim gitti:)

    Üçüncü gözüm…

    Yani anladığım kadarıyla;

    Klimanın soğuk tuşuna endeksli oluyo şu durumda 🙂

  13. Peki ya uçak kazası ne anlama gelir peyote?

    İç hatlar, dış hatlar fark eder mi ?

    🙂

    Şaka bir yana, dün gece bi uçak kazası gördüm rüyamda.

    Çok sevdiğim birini kaybetmişim..

    Enkaz alanında dolanıp durdum.

    Güya ben korkardım, o ise hiç tedirgin olmazmış uçakla yolculuk yapmaktan..

    Kimse artık?..

    Ve enkazın kalıntıları arasında dolaşırken, son anlarında nasıl da korktuğunu, yaşadığı paniği, ve öleceğini bildiği için nasıl da… yani nasıl derler işte.. olan olmuş, ölen ölmüştü, lakin son anları canlıydı hala ve bende yaşıyordu sanki.

    Aktı durdu içimde, sanki ben düşüyordum.

  14. Rüyaların epey ciddileşiyor gamaro. 🙂

    Ünlü İngiliz oyuncu Peter Sellers’ı aklıma düşürdün. Sellers, falcılara danışmadan adımını atmazmış. Öyle ki oynayacağı filmleri bile falcılara danışarak kararlaştırırmış. Bu yönünü bilen yönetmenlerden Blake Edwards, falcıya kendi istediklerini söylemesi için epey para ödemiş. Çünkü Sellers, aslında o ünlü Müfettiş Clouseau rolünü oynamak istemiyormuş.

    Şimdi gelelim bu rüyanın anlamına;

    uçak, hayallerle ilgili bir şey ise uçak kazası hayalkırıklığına uğrama durumu olabilir. Rüyanda bir arkadaşın uçak kazasında ölüyor, hem de uçaktan korkmayan, aslında sen korkansın. Yani, kendine çok güvenen insanın hayalkırıklığına uğrayacağına inanıyor, senin gibi korkan insanın ise yani adımlarında temkinli davranan birinin ise ölmeyeceğine ilişkin inancını simgeliyor. Aslında sen o uçak kaza da yapacak olsa binmek yanlısısın, bu yüzden hala canlı ve sende yaşıyor. Yaşamasını çok istiyorsun çünkü.

  15. Ya aslında..

    Dört yaşındayken yaptığım ve bayağı bi cıngar çıkardığım ilk uçak yolculuğunu saymazsam (bknz: insan/imkan/cesaret:) sonradan gelişti bende bu tedirginlik.

    O da belli belirsiz ve yavaşça.

    10-15 yıl boyunca hiç sallamadan uçtum durdum. Hatta eğlenceliydi.

    Ama son 4-5 yıldır azar azar, gıdım gıdım.. daha doğrusu, her bindiğimde artmaya başladı minik minik.

    Şimdilik idare ediyorum.

    Lakin böyle devam ederse, bi 6-7 yıl içinde binemeyecek hale gelebilir miyim, emin değilim.

    Geçenlerde yanımda bi alman vardı mesela.. İşte böyle pıtırık pıtırcık huzursuzum ya hafiften, laf olsun diye saati sorayım dedim, ama sesim boingg diye çatallandı birdenbire ve adam gülmeye başladı tabi. Sonra da sakin ol deyip, şarap ısmarladı bana.

    🙂

    Hani diyorum, ölen de ben olabilir miyim aceba?

    Rüyada yani?

    Uçaktan korkmayan eski gamaro anlamında?

    Yoksa çok daha eskilerde, içimdeki çocuk mu öldü filan?

    Nassı ama?

    He he:))

    Neyse, Sana rüya anlatıp yorumunu dinlemek çok keyifli oluyo, arada bi gelip “falıma baksana falıma baksana” der gibi bıdırdarım burda, teşekkür ederim 🙂

  16. Ben de keyif alıyorum, büyük rüya yorumcusu havalarına giriyorum. Fikrimi almadan bir projeye gireyim deme sakın, zengin olurum belki sayende. 🙂

  17. Siz aranizda konusuyorsunuz ama ben de buradan heyacan yapiyourm ha

  18. Yap yap.

    Ring filmini izleyelim sonna hep birlikte, 3D olsun üstelik, Samara harbiden ekrandan çıksın!

    ..filan:)

  19. Samara demişken aklıma geldi bak, kısaca rüyamı anlatayım.
    Böyle oldukça yaşlı bir bayan birden yolumu kesiyor. Hey dostum! ben samarayla aynı evde yaşıyorum.
    Ne alaka diyorum ve irkiliyorum tabi. (içimden)
    Aaa! öyle mi filan diyorum.
    Ne yani sen bilmiyor muydun bizim birlikte yaşadığımızı diye hiddetleniyor.( bi irkilme daha)
    Yooo bilmem mi gerekiyordu diye soruyorum. Elbette bilmen gerekirdi birlikte yaşadığımızı, konu komşu biliyordu, illa ki sana söylemişlerdir filan diyor.(hoppala!)
    Yok anam babam valla billa tilla, görmedim, duymadım,bilmiyorum desem de nafilee!
    Bilmiyordum bilmiyordum bilmiiiiii yorduum yorduuum! diye sayıklarken, sıçrayarak uyandım. Ne zaman samarayı görsem irkilirim ha!:))

  20. Son dakika:

    Uğur Dündar’ı vurmuşlar peyote!

    Dün gece yani, rüyamda.

    (Bak senle üç beş laf ettik, bu kez de basına sıçradı rüyalar: )

  21. Valla ben onu bunu bimem! Gördüğüm rüyaları yaşıyorum… Bunun bilimsel açıklaması var mıdır? Var ise nedir?

  22. Çok ilginç Delişey. Yaşadığın anda, o anı rüyanda gördüğün aklına geliyor mu? Yoksa olay bittikten sonra mı hatırlıyorsun? Bilimsel açıklaması varsa ben de merak ediyorum doğrusu.

    Gamaro, bu haberci rüya cinsinden olsa gerek.. 🙂
    Halka’yı izlemedim, izleyeceğimi ve izlersem uyuyabileceğimi sanmıyorum. 🙂 Korku sever arkadaşlarım Dabbe’nin daha esaslı olduğunu söylediler bu arada bilgin olsun.

    Stalker, senin rüyaların için ayrı bir başlık açmak gerektiğini hissettim, her nedense. 🙂

  23. Ruya konusu olunca hemen kulaklari dikiyorum Peyote , hep onemli yeri oldu , 6 yasinda gordugum bir ruyanin ilgili devamini 27 ve 33 yasinda 2. ve 3. bolum olarak gordum , o yuzden sanki ayri bir dunyaya gidiyormus zannetme duygusu eskidir bende. Orada ayri bir paralel zaman var sanki. 97 de ixtlan yolculugunu okurken , ruya konusu devreye girince cok cosku duydum hemen kollari sivayip ellere bakma fasli falan . 2000 de ruya gorme sanatini okudugum siralarda iyice gaza gelip cok basarili lucid ruyalar gordum .
    Sonra gunluk hayattaki asiri yukler ruyalari bastirdi . 1 yildir gordugum dogru durust uzun metrajli ruyayi yazmistim (Mogolistan yolculugu) .
    Yalniz dun tam hatirlayamiyacagim bir ruyanin sonunu cok komik bagladim .
    Organize bir piknik gezintisi nihayetinde bir ickili ocakbasinda idim , takilmayip geciyodum sadece ama , adana li urfali biyikli kardeslerimin hep bir agizdan soyledigi sarki ziplatti beni , ustelik bu sarkiyi sanirim en son 25 yil once falan dinlemisimdir :

    Koro halinde ellerde raki “Torture never stops!!” guldurdum kendimi .
    Son zamanlarda zappadan bir iki parca gondermistim siteye ama buna bakmamistim, belki goz ucum bilincalti algilama yapti koseden biyerlerden.

  24. Sevgili Stalker

    Sen ruya gormuyorsun resmen senaryo yapiyorsun yahu.
    Su isin teknigini biraz ilerletsen diyorum

  25. Çok karmaşık bi soru bu? Bilmiyorum ki, bilmiyoruz ki;

    Şuradan başlayalım,
    Uyuyoruz ve bilinç olarak aynı dünyayı-gerçek dünyayı-dış dünyayı paylaşmıyoruz o anda; Gözlerimiz kapalı ve bilincimiz açık belki ama bildiğimiz anlamda açık değil gibi, Gündelik uyanık bilinçli algımıza göre farklı bi yapıdayız, Olanların bir kısmını hatta büyük kısmını belki de tamamını uyanıklığımıza aktarmıyoruz; Orada olanlar orada kalıyor; BElki beden dinleniyor, BElki yaşanılanlar arşivleniyor, Fiziksel-zihinsel-ruhsal her neyse bi dinlenme, arşivleme her ne oluyorsa oluyor; ALgı belki dış dünya odaklı bilinçten bilinçaltına kayıyor; Ama o bilinçaltı her neyse- nasılsa dış dünya gibi somut ve anlamlandırılabilir bi yapı değil galiba; VE başka şeyler bilmiyorum;

  26. kim kimin Düşünü paylaşabilmiştir ki ? …………..

  27. “Rüyalardaki Simge ve İmgelerin, Gerçek Yaşamdaki Payı Nedir?”

    Gerçek olarak referans aldığınız nokta gözünüzü açtığınızda gördüğünüz dünya ise ; rüyalar o dünya için gerçek değildir.
    Gerçek olarak referans aldığınız nokta rüya alemi ise , o halde dünya gerçek değildir.
    esasında ikisi de gerçek değildir!

    5 duyumuz bize güçlü bir şekilde uyanık olduğumuz dünyanın referans alınması gerekliliğini dayatır durur . Ama bir çok değerli bulduğum kaynaklara göre ;
    insanın 3 bedeni mevcuttur. bu 3 beden 3 ayrı evrende aynı ZAMANDA yaşar. Belirli zamanlarda 3 bedenden biri öne çıkar. Diğer 2si arka plana itilir.

    1-fiziksel bedenler ve evrenler ( bedenimiz ve içinde bulunduğumuz ortak evren) en dış kaba kabuğumuz
    2-astral bedenler ve evrenler ( rüya alemi ve her varlığa has sınırsız astral evren) ortadaki daha narin kabuğumuz
    3-Nedensel bedenler ve evrenler ( Tanrıya en yakın olan beden/evren örn : isa ‘nın bulunduğu Evren) tamamen şeffaf olan ve evrenler arasında çok rahat seyahat edebilen şeffaf kabuğumuz…

    Astral evrende ( RÜYA ALEMİ ) ölmüşlerle bir araya gelebilir, onlarla konuşabilir bir şeyler alıp verebilir siniz. Hasret giderebilir ve yeryüzünün kaba kanunlarından bağımsız hareket edebilir siniz.Uçabilir, ağaç kemirebilir süpürgeyi roket olarak kullanabilir , ve fiziksel alemde size imkansız gelen herşeyi orda yapabilirsiniz.

    Nedensel Evrende (İSA EVRENİ ) rüya yoktur. Derin ve sonsuz bir ölüm sessizliği vardır. Dünyaya gelmeden önce nerde isek oraya çekiliyoruz.işte tam da bu nokta hayati önem taşıyor. Nedensel bedeniyle nedensel evrende olduğunun farkında ve bilincinde olanlar tüm sırları çözmüş olanlar oluyor.
    Bunun bir alt kademesi olarak düşünebileceğimiz astral evrenin ( rüya alemi) bilincinde olanlar, rüyalarını yönetebilmekteler. istedikleri rüyayı görebilmekte ve onu kontrol edebilmekteler.

    Oldukça fantastik görünüyor ama gerçek işte tam da bu.

  28. Birçok kez rüyamda gördüğüm şeyleri yaşamışımdır.
    Çok çok uzak bir akrabamızı görmüştüm rüyamda.Kişiyi tanıyorum ama konuşmamışız bile daha önce.Rüyamda çerçevelenmiş resmini ve büyük bir evde sadece birçok ayakkabı gördüm.Ertesi gün bu kişinin yakınını aradım,demez mi ,cenazedeyim ben.
    Rüyamda gördüğüm çocuk doğuda askerliğini yaparken ölmüş meğer.

  29. bu konuyu freud aydınlatmış, rüya tabirleri kitabı okunmalı bende okumadım

  30. stan lee’nini süper insanlarında bi deney bölümü vardı
    rüyalarının çıktığını ve bu yollarla polise ve güvenlik güçlerine yardım ettiğini iddia eden bi adamla

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.