“… aşk, gökyüzündeki en uzak yıldızın üzerine yazılan yazıyı bile okur…”
Gerçek aşka hiçbir kurum engel değildir. Kişi onu her an yaşar. Aşk denilince yalnızca uçkur peşkir düşünülüyor… Oysa aşkın küçük bir bölümüdür cinsellik…
… “yaşamak için yemeli ama yemek için yaşamamalı” der Cervantes. Aşk cinselliği kapsar ama cinsellik aşkı kapsamaz. Aşkın amacı sadece cinsellik midir? Cinselliğin amacı da aşk olamaz o zaman! Aşkın amacı kendini aşmaktır adı üstünde “Aş–k”… :))
Anlamanın doruğuna ulaşmaktır aşk. İnsanın ruh olarak en üst boyutlarda gelişmesini sağlayan bir durumdur ve insanın benzerini aradığı bir yolculuk olabilir mi aşk… ? Bu yolculukta insanı en çok çeken karşı cins midir? Ve bunun nedeni doğada olduğu gibi zıt kutupların birbirini çekişi midir?
Peki, ayni ruhların zıtlığı nedir ki çekiyor dersek, zıtlık cinsiyet zıtlığı olabilir mi? Aşkın amacı ruhunun diğer yarsını karşı cins içinde bulmak mıdır? Evet arayış budur bencileyin. Ancak bu arayış sırasında insan yeryüzünü ve evrende düş’ünün değdiği her şeyi anlama noktasına ulaşır ve aşk tüm bu alanlardaki sevgi titreşimlerinin toplamıdır. Bu yüzden benim aşkım birçok sevginden de beslenir…
“Aşk, tek bir kişiye olmayabilir ama en mükemmeli yüzde yüz ruhunun yarısını bulduğunda yaşanandır… Evet, bir bakıma kendi aşkını yaratan sensin, sen kendini yarattığın oranda kendi benzerinin de peşine düşüyorsun. Bu düşkünlük arayışı aşkın yolu ama kendisi değil, yolu kendine göre açtığında âşık oluyorsun. Âşık olmak da aşka ulaşmak için yeterli değil ama şart. Âşık, aşkın yolunda olmak, aşk ise kavuştuğun andaki ulaştığın düzlemde dünyayı birlikte yaşamak ve yeniden tanımlamaktır.”
Teşekkürler, görünmez gücüme…
Aşk ile…:)
Delişey,