Puslu Kıtalar Atlası

Yeniçeriler kapıyı zorlarken Uzun İhsan Efendi hala malum konuyu düşünüyor, fakat işin içinden bir türlü çıkamıyordu…

“Rendekar doğru mu söylüyor? Düşünüyorum öyleyse varım. Oldukça makul. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: Düşünen bir adamı düşünüyorum. Düşündüğümü bildiğim için, ben varım. Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum. Böylece o da benim kadar gerçek oluyor. Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor. Düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. Öyleyse gerçek olan biri beni düşünüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum.”

Kapı kırıldığında Uzun İhsan Efendi kitabı kapadı. Az sonra başına geleceklere aldırmadan kafasından şunları geçirdi:

“Dünya bir düştür. Evet, dünya… Ah! Evet, dünya bir masaldır.”

11 yorum “Puslu Kıtalar Atlası”

  1. uzun ihsan efendi anlamış gerçeği.acaba kapattığı kitap neydi.

  2. yanlis hatirlamiyorsam kendi yazdigi puslu kitalar atlasiydi kapattigi…

  3. O kitabı, (puslu kıtalar atlası) Bünyamin yola çıkarken veriyor. Yani henüz yeniçeriler gelmemişti Uzun İhsan Efendi’yi götürmeye.

  4. Kitabın adı ZAGON ÜZERİNE ÖTTÜRME .

  5. hehehe ne güzel isimmiş. zagon üzerine öttürme.deliymiş uzun ihsan efendi.

  6. (…)

    “Uzun İhsan Efendi, odasına çıkıp Kubelik’in getirdiği kağıtları karıştırmaya başladı.Bir kitap tercümesiydi bu. Eser ZAGON ÜZERİNE ÖTTÜRME adıyla çevrilmişti. İlk sayfaya bakılırsa yazarı Rendekâr adında biriydi. Külhani bir dille kaleme alınmış eseri okudukça, Rendekâr’ın şüpheyi bir “zagon” yani bir yöntem olarak benimsediğini öğrendi. Amaç, şüphe götürmeyecek ilk kesin bilgiye varmaktı. Her bilgiden şüphe eden Rendekâr, şüphe ettiğinden şüphe edemiyor ve bundan da kendisinin varolduğu sonucunu çıkarıyordu”

    (…)benim puslu kıtalar atlası’nda altını çizdiğim cümlelerden… öte yandan septizm yüzünden ölücem biliyorum zira şöyle: şüphe ettiğimden şüphe ediyorum bundan da kesinlikle olmadığım sonucunu çıkarıyorum…

    PS: yazarın Efrasiyab’ın Hikayeleri isimli kitabı da tavsiye olunur her ikisi ve genelinde “iyi okumalar” dilenir.

  7. Uzun İhsan Efendi önceki gece tamamladığı Dünya Atlası’nı oğluna uzatarak; “Atlasımı sana emanet ediyorum” dedi. “Daima yanında taşı ve atıldığın bu macerada yolunu kaybedecek olursan bu düş atlasının sayfalarını karıştırabilirsin. Fakat kendini sakın kaptırma. Adına Dünya dediğimiz kitabı oku.”
    Kitap başucumda duranlardan…
    Belki rüyalarıma bir yardımı oluyordur.

  8. Uzun İhsan Efendi’nin düşündüğü malum konu..

    Kuantumla cebelleşen bir iç çekiş mi acaba?

    Ben gözlemlemediğim sürece potansiyel bir olasılık dalgası, ama bakınca… Ama bir de o gözlemlemediği sürece ve sonra bana bakınca..

    Herkesin bir başkasının düşü olduğu yerde bütün ne olabilir ki?
    Herkes ve hiçkimse aynı kimse.

  9. “Ben gözlemlemediğim sürece potansiyel bir olasılık dalgası,ama bakınca..Ama bir de o gözlemlemediği sürece ve sonra bana bakınca..”

    eğer sen bir şeye bakıyorsan o şey de sana bakıyordur.
    eğer bir şeyin derinine bakıyorsan o şey de senin derinine bakıyordur.
    eğer dipsiz bir yere bakıyorsan o dipsizlik de senin dipsizliğine bakıyordur.

    ürktüm birden :)))

  10. ben de onu diyorum işte.

    hem herkes birbirine bakıyor hem hiçkimse birbirine bakmıyor,çünkü herkes ve hiçkimse aynı “kimse” (?) Ve her yer ve hiçbir yer de zaten aynı yer.

  11. ve aslında biz de yok’uz gamaro :)))
    rüyamı seveyim 🙂

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.