Sex insanin en güclü icgüdüsüdür.Seksin insandaki en güclü enerji kaynagi oldugunu politikacilarla din adamlari ta bastan beri bilmektedirler.Bunun yasaklanmasi önünün kesilmesi gerekir.Insana sekste tam bir özgürlük taninirsa,onu baski altina alma ihtimali ortadan kalkar.Onu kölelestirmek imkansiz hale gelir.
Sen hic buna sahit olmadinmi?Bi bogayi el arabasina baglamak icin ne yaparsin?Hadim edersin,seks enerjisini yok edersin.Peki öküzle boga arasindaki farki gördünmü?büyük bir fark var.Öküz zavalli bir köledir.Boga ise cok güzeldir,muhtesem bir yaratiktir.yürüyen bir bogaya bak,nasilda imparator gibi ilerliyor Sonradaarabayi ceken ölüze bak.
Ayni sey insanada yapildi.Seks ic güdüsü yasaklandi,sekteye ugradi,sakatlandi.Insan artik boga gibi degil öküz gibi yasiyor,ve her insan aslinda binbir araba cekiyor.Arkana bakarsan göreceksin,binbirtane boyunduruk altindasin.
Neden bogayi boyunduruk altina alamiyorsun?cünkü cok güclü.Yanindan bir inek gecerse seni veyükünü üstünden atip inege yönlenecektir.Senin kim oldugunla hic ilgilenmeyecek ve seni dinlemeyecektir.Bogayi konttrol altina almak imkansizdir.Seks enerjisi yasam enerjisidir,kontrol edilemez.Politikaciyla din adami seninle ilgilenmiyorlar,onlar senin enerjini baska yöne cevirmekle ilgileniyorlar.Bunun altinda belli bir mekanizma var bunun anlasilmasi gerekiyor.
Seksi baski altina almak,tabu hale getirmek,insan köleliginin temelinde yer alir.Seks özgürce yapilamiyorsa insan özgür olamaz.Seks enerjisi enerjisi dogal akisina birakilmadigi sürece insan gercek anlamda özgür olamaz.Insan köleye,cirkin bir olguya,sakat birisine döndürmek icin kullanilan bes tane hillei yöntem var,,
BIRINCISI SU- Eger insani baski altina almak istiyorsan mümkün oldugunca zayif kalmasini sagla ,Eger politikaci vedin adami seni baski altinda tutmak istiyorsa zayif kalman gerekiyor.Insani zayif tutmanin en iyi yolu aska özgürlük tanimamaktir.Ask besindir.Son zamanlarda piskologlar,sevgi görmeyen cocugun icine kapanik zayif düstügünü kesfettiler.Ona süt verebilirsin,,ilac verebilirsin,herseyi verebilirsin,ama sevgiyi esirge.Kucaklama,öpme,sicaklik gösterme,iste o zaman cocuk gittikce zayiflayacak.Ölme ihtimali hayatta kalmasindan daha yüksek.
Neler oluyor?Neden böyle?Kucaklayinca,öpünce,sicaklik gösterince cocuk bir sekilde kendini beslenmis,kabul görmüs,sevilmis,istenmis gibi hissediyor.Cocugun kendine olan güveni gelisiyor,yasamanin bir anlam oldugunu hissetmeye basliyor.
Biz ise cocukluktan itibaren onlari ac birakiyoruz,Sonrada genc insanlarla evlenene kadar asik olmayi yasakliyoruz.Ondört yasina geldiklerinde cinsel acidan olgunlasmis oluyorlar.Ama egitimleri uzaya biliyor,taki yirmidört,yirmibes yasina gelene kadar.Ozamanda yüksek lisans,doktora veya tip diplomalarini almalari gerekiyor.Böyleceonlari sevmemeye zorluyoruz.Cinsel enerji onsekiz yaslarinda doruga ulasir.Ne bir erkek o yastaki kadar güclü olacaktir,nede bir kadin o derecede güclü bir orgazm yasayabilecektir.Ama biz onlari sevismemeye zorluyoruz kizlarla oglanlar ayri tutuluyor ve aralarina polisler,mahkemeler,hocalar,okul müdürlerinden olusan bir mekanizma giriyor.Hepsi orada durup kizlarla oglanlarin birbirilerine yaklasmalarini önlüyorlar.Neden?Nicin bu kadarugrasiyorlar?Bogayi öldürüp öküz yaratmaya calisiyorlar.
Onsekiz yasina geldiginde cinsel enerjinin dorugundasin,enerjine bayiliyorsun,yirmisbes,yirmialti,yirmiyedi yaslarinda evlendiginde ve bu yas gittikce yükseliyor.Gelismis ülkelerde daha cok bekleniyor,cünkü ögrenecek daha fazla sey var,is bulmak gerekiyor,falan filan sira evlenmeye geldiginde gücün neredeyse inise gecmis oluyor.O zamanda seviyorsun,ama askin asla gercekten sicak olmuyor,insani buharlastiracak kivama gelmiyor,ilik düzeyde kaliyor.Ve tamami ile sevemedigin zaman cocuklarinida sevemessin cünkü nasil yapacagini bilemessin ki?Onlarin doruga ulasmalarina nasil yardimci olabilirsin?Böylece caglar boyuncainsani zayif düsürmek icin ask yasak edildi.
IKINCISI SU- Insani elinden geldigince cahil ve saskin birak ki kolaylikla kandirabilesin.Eger hertürlü sapiklik yaratmak istiyorsan ki politikaci vedin adamlari icin ön kosuldur,o zaman en iyisi insanin aski özgürce yasamasini yasaklamaktir.Ask olmayinca insan zekasi azalir,bunu hic izlemedinmi?Tüm kapasitelerin doruga ulasir.Bir an evvel gayet ruhsuz sekilde dururken hayatinin kadini ile karsilasiyorsun ve icinden mhtis bir cosku yükseliyor,heryerin alev aliyor,insanlar asik oldugunda maksimum perfonmans sergilerle.Ask olmadiginda minimum düzeyde is görürler..En akilli insanlar cinselligi en gelismis olanlardir .Bunu iyi anlamak lazim,cünkü ask enerjisi temelde zekadir.Eger sevemezsen icine kapanirsin,disa dogru akamazsin.Asikken insan akargider,asikken insan öylesine kendisine güvenirki,yildizlara dokunabilecegini hisseder.O yüzden sevgili insanin en büyük ilham kaynagidir.Bir kadin sevdigi zaman aninda hemen güzellesir.Daha bir an önce siradan bir kadindi ve ona ask sunuldu,tamamen farkli bir enerjiye bürünüyor,havasi tamamen degisiyor.Daha zarif yürüyor,dans edergibi adim atiyor.Gözlerine harika bir güzellik yerlesiyor,yüzü isildiryor,parliyor.Ve erkegede aynisi oluyor.
Insanlar asikken en üst düzeyde performans verirler.Aska izin verilmediginde en alcak düzeyde kalirlar.O zaman aptal cahil olurlar.bilmek ögrenmek istemezler,veaptal cahil insanlari kandirmak kolaydir.Insanlar cinsel acidan bastirildiklarinda baska bir hayatarayisina gecerler.Cenneti düsünmeye baslarlar ama io cennet burada,simdi yaratmayi akillarina getirmezler.Asik iken simdi cennet buradadir.O zaman umrundaolmaz,o zaman papaza ihtiyacin kalirmi hic,zaten cennettesin,Dinle alakan kalmaz.Ama ask enerjisi bastirildiginda söyle düsünmeye baslarsin,daha iyi bir edefolmali,papaza gidip cenneti sorarsin ve o da cennet hakkinda güzel hikayeler anlatir.Yasamdan sonrasi ile ilgilenesin diye seks bastirilmis olur.Insanlar bir sonraki hayatla ilgilenmeye basladiklarinda dogal olarak bu hayata olan ilgilerini kaybederler..Tek hayat bu yasadigimiz.Diger yasam onun icinde sakli.Ona karsi degil,ondan uzakta degil,onun icinde,sende gir icine,iste oldu.Gir icine ve digerinide orda bulacaksin,Tanri dünyadagizli,Tanri simdi buradasakli,eger seversen onu hissedebilirsin.
ÜCÜNCÜSÜ SU- Insani mümkün olduguncakorku icinde birak,bunu yapmanin en emin yolu aski yasaklamak,cünkü ask korkuyu yok eder,ask korkuyu kovar,asik oldugunda korkmazsin,asiksan tüm dünyaya karsi gelebilirsin..Asikken herseyi yapabilecegine inanirsin,ama asik degilsen ufacik seylerden korkarsin,güvenlik ile daha cok ilgilenirsin,asiksan kesfetmek ve maceraile ilgilenirsin.Insanlara ask yasaklandi ve bu yüzden ürkek kaliyorlar.Ve ürküp korktuklari zaman diz cöküp politikacilara,din adamlarina yalvariyorlar.Bu insanligin alehinde büyük bir komplodur.Bu sana karsi bir komplodur! Politikaci ile din adami senin düsmanin,ama topluma hizmet etme numarasi yapiyorlar.Diyorlarki biz burada sana hizmet etmek icin variz,daha iyi bir yasama kavusasin diye ugrasiyoruz,sana iyi bir yasam vermek adina burdayiz,aslindakendileri yasami mahfediyorlar.
DÖRDÜNCÜSÜ SU- Insanlari mümkün oldugunca mutsuz et cünkü mutsuz insanin akli karisik olur,kendi degerini bilmez,yanlis bir seyler yapmis oldugunu düsünür.Mutsuz insanin hic bir dayanagi yoktur,onu kolaylikla bir o yana bir bu yana cekebilirsin,her an rüzgara kapilabilir.Üstelik mutsuz insan,emir almaya,disiplin edilmeye,boyunduruk altina girmeye hep hazirdir.Kendi basima cok mutsuzum belki bir baska insan hayatimi hale yola sokabilir,o kurban olmaya hazirdir.
BESINCISI SU- Insanlari elden geldigince birbirilerinden uzak tut ki politikaciyla din adaminin onaylamadigi ,bir amacugruna bir araya gelmesinler.Insanlari ayir,onlara fazla samimiyet kurma sansi verme.Insanlari ayir,yalniz birbirilerine yabancilasmis halde olunca biraraya gelemezler.Ve onlari ayirmak icin binbir cesit hile vardir.Örnegin diyelimki sen bir erkegin elini tutuyorsun,kendinde erkeksin ve bir erkek el ele sarki söyleyecek,yolda yürüyorsun,kendini suclu hissedersin cünkü insanlar sana bakmaya baslarlar.Sen yoksa homoseksüelmisin,gaymisin falanmisin?iki erkegin birlikte mutlu olmasina izin yoktur.El ele tutusmalari,kucaklasmalari yasaktir.Hemen homoseksüel damgasi yerler,böylece korku dogar.Eger bir dostun gelip elini tutarsa hemen atrafa bakinirsin,kimseler gördümü?veaceleyle hemen onun elini birakirsin.Tokasirkende telas edersin,hic bunu izledinmi?iki kisi birbirinin eline söyle bir dokunur hepsi o el tutusamazsin,kucaklasamazsin,korkarsin,babanin seni kucakladigini hatirliyormusun?cinsel olgunluga eristikten sonra annein seni kucakladigini hatirliyormusun?Neden yapmadilar acaba?bu korku yaratildidaondan.Genc bir adamla annesimi kucaklasacak?belki aralarinda cinsel bir sey gecer,bir düsünce veya bir fantezi.Korku yaratilmistir.babayla ogul olmaz,babayla kiz olmaz,erkek kardesle kiz kardes olmaz,iki erkek kardes hayir,insanlarin etrafina kocaman duvarlar örülü kutulardasaklaniyorlar.Herkes siniflandiriliyor ve bindir engel konuluyor.Evet,bir gün yirmibes yil süren bu egitimin sonunda,karinla sevismene izin veriliyor.Ama egitimin ruhuna islemis oluyor ve birden bire ne yapacagini sasiriyorsun,Nasil seveceksinßsevginin dilini bile bilmiyorsun.Bu adeta bir insanin yirmibes yil boyunca tek kelime konusmamasina benziyor,bir dinle bak yirmibesyil boyunca adamin tek kelime atmesine izin verilmemis ve sen onu aniden sahneye cikarip,bize güzel bir konusma yap diyorsun.Ne olur?Adam yeredüser,hemen oracikta,bayilabilir hattaölebilirde,yirmibesyillik sessizligin ardindan simdi birilerine mühtis bir nutuk atmasi gerekiyor?Bu mümkün degil.Aynen bu yasaniyor! yirmibesyil boyunca sevgisizlik ve korkudan sonra birden kanunen sana izin cikiyor,,eline bir cüzdan veriliyor ve bu kadini sevebilirsin deniyor.Bu senin karin sen onun kocasisin ve sevmene izin var.Peki o yimribesyil süren o yanlis sartlanmalar ne olacak?Oradakalacaklar tabi.
Evet seversin bir caba gösterirsin,coskulu ya da orgazm kivaminda olmayacak,ufacik kalacak,iste bu yüzden sevistikten sonra bir sikinti duyuyorsun,insanlarin yüzdedoksandokuzu sevistikten sonra hic olmadigi kadar yogun bir ic sikintisi hissediyorlar,söyle bir duyguya kapiliyorlar,bu nedirk?hic bir sey.Ilk önce papaz ve politikaci sevmeni engellemeyi basardiler ve sonradagelip askin pek önemli olmadigina dair vaaz verdiler..Ve elbette onlarin vaazlari kulaga dogru geliyor,aynen senin deneyiminde bu yönde cünkü.Önce bosluk sikinti deneyimini yaratiyorlar,sonradaögretiler geliyor.Ve ikisi birlikte mantikli bir bütün gibi geliyor.Bu büyük bir hile hatta,insana yapilan en büyük hile denebilr.
Bu bes olay tek bir sey ile yönetilebilir.Buda aska tabu koymaktir.sadeceinsanlarin birbirilerini sevmelerini engelelyerek tüm bu amaclara ulasmak mümkündür.Bu tabi gayet bilimsen bir bicimde uygulandi.Bu tabu tam bir sanat sahaseri,büyük bir beceri ve kurnazlikla kotarildi.Gercek bir bas yapit.Bu tabuyu anlamak lazim.Ilk önce dolayli ve gizli bir tabu,göze carpmiyor yoksa ise yaramazdi.Tabunun cok gizli olmasi gerekiyor ki nasil calistigini anlamayasin.Tabu cok iyi gizlenecek .böyleceona karsi gelmenin hayalini bile kuramayacaksin.Tabunun bilince degil bilinc altina islemesi gerekiyor.Bu nasil böyle dolayli ve belli belirsiz olacak?Hile su önce askin harika bir sey oldugunu ögret,böylece insanlar politikacilarla din adamlarinin sevgiye karsi olduklarini asla anlamasinlar.Askin muhtesem oldugunu dogru oldugunu ögretmeye devam et,sonradaaskin doga bilecegi her türlü durumu ortadan kaldir.Buna asla firsat verme,his bir sans tanima ve yemegin harika oldugunu.yemek yemenin zevklerini anlat.Elinizden geldigince güzel yemek yiyin,ama hic bir yiyecek sunma,insanlari acbirak ve ask hakkinda konusmaya devam et.Böylecetüm din adamlari asktan söz eder dururlar.Sevgiye övgüler yagdirirlar,Tanriya yakinligindan bahsederler,sonradayasanmasina karsi her türlü engel konulur.Direk olarak destekliyorlar dolayli yoldan köklerini söküp atiyorlar.Bas yapit bu iste.
Hic bir din adami nasil zararverdiginden bahsetmez.Bu bir agaca yesillen,cicek ac,keyfine bak demeye,sonra da büyüyemessin diye gidip köklerini kesmeye benzer.Ve agac yesermeyince üstüne cikip, dinle dinlemiyorsun ki bizi izlemiyorsun.Hepimiz sana yeser,cicek ac,keyfine bak diyoruz diye konusabilirsin,bir yandan köklerini yok ederken.Ask cok fazla esirgeniyor,ve ask dünyanin en nadir olayi esirgenmemeli.Bir insan bes kisiye seviyorsa,besyüz olsun,sevgi öyle az bulunan bir seyki ne kadaryayilirsa o kadariyidir.Ama bir sürü hile var ortada,seni cok ama cok köseye sikistiriyorlar.Sadece karini yada kocani sevebilirsin.sunu yada bunu sevebilirsin fazlasiyla sart konuyor.Sanki sadecekarinla yadakocanla nefes alabilirmissin gibi bir kural var.O zaman nefes almak imkansizlasiyor.O zaman ölüyorsun ve karinla yadakocanla beraberken nefes bile alamiyorsun.Günde yirmidört saat nefes alman gerekiyor.
SEVECEN OL baska bir hile daha var Ulvi ask,tan bahsedip daha basit olan asklari mahfediyorlar.Basit askin rededilmesi gerektigini söylüyorlar,tensel ask kötü,sprituel ask diyorlar. Sen hic bir bedende yasamayan bir ruh gördünmü?Hic temeli olmayan ev gördünmü?Basit ask,yüce olmanin temelidir.Beden senin evin ruh bedende ,bedenle birlikte yasar,sen bedeni olan bir ruh ve ruhu olan bir bedensin,her isiki ile birliktesin.Ruh ve beden birbirinden ayri degil.onlar beraber ayni merdivenin basamaklari,Daha asagida olani reddetmeyip onu yüksege cikartmak gerekiyor.Alttaki basamak da iyidir,sen oradatakilip kaliyorsan bu senin hatan,alt basamagin degil.Merdivenin alcaktaki basamaklarinda bir sorun yok.Sen israrla orada kaliyorsun,sen sorunlusun bu senin icinden geliyor.
ILERLE Seks yanlis bir sey degil,eger oradatakili kalirsan,yukari tirman,üst katlar asagidakilere karsi degil ,yukarisinin olmasi icin asagisinin varligi gerekli.ve bu hileler bir cok sorun yaratiyor.Her asik oldugundasucluluk duyarsin bir sekilde sanki suc isliyorsundur.Sucluluk oluncaaska kendini veremessin,sucluluk sana engel olur geriye ceker.Karinla veya kocanla sevisirken bile sucluluk duyarsin.Bunun günayh oldugunu biliyorsun,yanlis bir sey yaptigini biliyorsun:aZIZLER BUNU YAPIYOR;SEN BIR GÜNAHKARSIN ,, o yüzden yüzeysel olarak esini sevmene izin verildiginde bile sen kendini aska veremezsin.Sen sucluluk icindeyken din adami senin arkanda saklanir,seni oradan yönetir.Sucluluk hissettigin zaman yanlis yaptigin duygusuna kapilirsin,kendine güven ve saygini yitirirsin.Ve bir baska sorun bas gösterir,sucluluk oluncanumara yapmaya baslarsin.Ana babalar sevistiklerini cocuklarinin bilmesini istemezler,öyle degilmis gibi davranirlar.Seks yokmus gibi davranirlar,cocuklar eninde sonunda bu yalani anlayacaktir.Farkina vardiklarindadagüvenlerini kaybederler,ihanete ugramis kandirilmis hissederler.
Sonrada ana baba cocuklarinin kendilerine saygi duymadigini söylerler nedeni sensin,sana nasil saygi duyabilirler?Onlari her sekilde kandirdin,dürüst davranmadin acimasizdin.Onlara asik olmamalarini söylerken.Aman dikkat sen kendin devamli sevisip duruyorsun.Eninde sonunda bir gün gelecek ve kendi ana babalarinin onlara yalan söylediklerini anlayacaklar.Sana nasil saygi duyabilirlerki?Ilk öncesucluluk,oldugundan farkli görünmeyi beraberinde getirir.Bu yüzdende insanlara yabancilasirsin.Kendi cocugun bile seninle ayni frekansta olmayacaktir.Aradabir engel vardir senin takindigin maske,bir gün hem kendinin hem de diger insanlarin rol yaptigini göreceksin.Herkes rol yaparsa nasil iletisim kurulur?Herkes yalan söylerse nasil iliski kurulur?Her yerde aldatma veyalan varken nasil dostluk yapilir?Gercekler hakkinda cok ama cok nefret ve öfke dolarsan,umudun kirilir.Hayati seytanin atölyesinde gibi görürsün.Herkes bir maske takiniyor,kimse otantik degil.Kimse gercek yüzünü göstermiyor.Rol yaptigin icin sucluluk duygusu duyuyorsun ve diger herkesin rol yaptigini biliyorsun.Herkes sucluluk duyuyor ve herkes acik bir yaraya dönmüs halde dolasiyor.Günümüzde insanlari köelestirek cok kolay,onlari memura,ögretmene,bakana,valiye,baskana döndürmek.Dikkatleri kolaylikla dagiliyor.Sen onlari köklerinden uzaklastiriyorsun.Kökleri sekstir tantra ve yoga dilindeki muladhar sözcügü buradan geliyor.Muladhar kök enerji demektir.Sunu duymustum dügün gecesiydi ve kendini begenmis Lady Jane ilk kez karilik görevini yerine getiriyordu.Lordum, diye sordu kocasina,halkin sevismek dedigi sey bumudur?Evet Lady,im diye cevap verdi kocasi ve isine devam etti.Bir süresonra Lady Jane icerlemis bir sekilde haykirdi.Ama bu halka göre fazlasiyla iyi bir sey! Aslinda siradan insanlara sevisme izni verilmedi,bu onlara fazlasiyla iyi ama sorun su ki, siradan insanlarin dünyasini zegirlediginse sen de zehirleniyorsun..Halkin soludugu havayi zehirlersen kraldazehirlenir.Ikisi ayrilamaz ayni havadir.Din adami halki zehirleyince sonucta kendisi de zehirlenir.Politikaci halkin havasini zehirlediginde en sonundakendi de o havayi solur,baska hava yoktur.
Yasamdaki sorunlar genelde sesk sorununa indirgenebilir.Diger sorunlari cözebilirsin ama asla basaramazsin cünkü bunlar gercek sorunlar degildir.Ama eger seks sorununu cözersen tüm diger sorunlarin yok olur cünkü,temel olani cözmüssündür.Ama bu konuya göz atmaya bile korkuyorsun.Bu basitaslinda,sartlanmani bir kenara koyabilirsin cok basitlesir.Bu öykü kadarbasittir.
Evde kalmis bunalimli bir kadin polise devamli sorun cikariyordu,onlari arayip yatagin altinda bir adam oldugunu söylüyordu.Sonundakadini akil hastanesine yolladilar ve bir kac haftaen yeni tedavileri uyguladiktan sonra iyilesip iyilesmedigini belirlemek üzere bir doktor onunla görüsmeye geldi.Bayan Rustifan,dedi doktor simdi yatagin altinda bir adam görüyormusunuz?Hayir görmüyorum,dedi kadin.Fakat doktor tam onun cikis formunu imzalarken,simdi iki tane görüyorum dedi.Doktor hastane görevlilerine kadinin,zararli bekaret adini verdigi,durumunu ancak tek bir tedavinin gecriebilecegini söyledi,kadini hastanenin marangozu Koca Dan ile ayni odaya koymalarini önerdi.Koca Dan cagrildi,kadinin sikayeti kendisine anlatildi ve onunla bir saat iceride kilitli kalacagi söylendi.Dan isin o kadaruzun sürmeyecegini söyledi ve endiseli bir grup odanin disinda beklesmeye basladi..ve hayir dur,Dan Annem beni asla affetmez,seklinde haykirislar duydular.Kes bagirmayi bunun yapilmasi gerekiyor,aslindayillar evel yapilmaliydi! O zaman kaba güc kullan bakalim seni hayvan,bunu kocanin yapmasi gerekirdi,kocan olsaydi tabi.Hastane personeli daha fazla dayanamayip iceri daldi.Onu iyilestirdim dedi marangoz:Beni iyilestirdi dedi Bayan Rustifan! Marangoz yatagin ayaklarini testereile kesmisti.Bazen tedavi cok basittir,sen binbir türlü sey yaparsin ve marangoz dogrusunu yapiyor,yatagin ayaklarini kesiyor ve is bitiyor! simdi adam nereye saklanacak? Nerede ise tüm sorunlarin temelinde seks var.Binlerceyillik zehirlenmenin sonunda bu böyle olmak zorunda.Büyük bir arinma temizlik gerekiyor.Özgürlügünü geri al sevme özgürlügünü geri iste,varolma özgürlügünü geri al ve o zaman yasam bir sorun olmaktan ciksin.O birgizem,bir cosku,bir lütuf sana dogadan.
yazi osho,nun, Ask Özgürlük Tek Basinalik,kitabindan alintidir
Seksi özgür bırakın, bütün yasakları tabuları yıkın, dünya cennet olsun! Dünyada açlık, adaletsizlik, şiddet, sömürü, emperyalizm var, çünkü seks özgürlüğü yok !Tam Osho’luk, dingilce bir çözümleme.
Bu yazı sekse aç orta ileri yaş erkeklerin, gencecik meraklı ve körpecik kızları yatağa atmaları için süper bir yazı. Ayrıca dünyayı, insanlığı, gelir adaletsizliğini, sömürüyü, açlığı, fukaralığı, Afrikanın makuz tarihini seks özgürlüğüyle değiştireceğimizi düşündüğümüzde, çorbada tuzumuz olacağı için, şehittir bu yolda yatağa düşen! Ekmek musaf çarpsın!
Şu seks enerjisini de çok da abartmayın. Reiki kadar olmasa da haddinden fazla alaka gösterilmiş bi kavramdır.
Madem sex o kadar önemli her mahalle başına bi genelev açalım bakalım sorunlar çözülecekmi? Misafir doğru demiş, tam Osho’luk bi muhabbet.
Aynı hata şiddet kavramı üzerinden de yapılıyor (bakınız Fight Club). Ben bunlara post-modern insanın kibirli tepkiselliği diyorum. Rasyonel metafizikten canı sıkılan Freud’a, Jung’a falan sarmasın.
Misafirin eline sağlık.
Zaten ingiliz imparatorluğunun asırlara yayılmış emperyal faaliyetleri filan, hep bu kabinedeki sekso-pati yüzünden. Hindistanlılar da seks enerjilerini lomburdatamadıklarından dolayı sömürge oldular. Sonra Gandhi geldi, unutulmaya yüz tutmuş seks gücüne el atmak suretiyle çadırı dikti. (Boğa formasyonu)
Her yıl gazetelerde çarşaf çarsaf yıllık kar oranlarını açıklayan banka ve sermaye sahipleri de, aynı yıl içinde Afrika’da açlıktan, sıtmadan ölen milyonlarca çocuk da..
Osho değil mi..
Gece çağırır üçüncü gözünü açar.
(Haa.. Paran yoksa ama, good bye Poona.)
I love Poona, I love Pooana, Poona is being loved by me, heeüüeaaaaaa!
Hmm..
Taç mahal bölgesindeki zengin arapların kaldığı otellere orospuluk yapmak için gidebilirsin o zaman.
(Dedik ya, parasız geleni kabul etmezdi üstad.)
Hayatta.
Cancarlo, (italyan gibi söylüyorum 😉
alıntını kısa tutup özünü versen daha iyi olmaz mıydı? Seksin bizi özgürlüğe götürdüğüne inanmıyorum. Hatta kendisi, bizi daha çok tutsak edip daha da esir kılıyor. Yaşam bizi seksten vuruyor, zaten seksi de zevk için değil, çocuk için yapıyoruz. Bu anlamda sekse, politikacılarımız da destek veriyor: “En az 3!!”
En az üçcülük varken sen aşk=özgürlük deme bana cancarlo 😉
Yok, karşı değiliz….
zevk dağının zirvesine
çıkıp,
çıkıp
orda
kısa,
kısa,
anlık varoluşsal patlamalara karşı değiliz.
Ammaa işte o kadarcık!
Yükselen değerlerle dalga geçen, 96 tane Rolls-Royce’a ve onbinlerce kırmızı giysili, sınır tanımaz müride sahip, popüler basının meşhur ‘seks gurusu’ Osho ile geçen yıllar…
Osho’nun en yakınında yaşayan Shunyo, anılarını kitaplaştırdı. İlk kez Çekirge’de!
Sakin, mesafeli, ama konuşması insana huzur veren bir kadın Sandy Pengelly. Ya da Osho’nun ona verdiği ve ‘sıfır’ anlamına gelen isimle Shunyo! İngiltere doğumlu 61 yaşındaki bu zarif kadın, hayatın anlamını bulmak için Hindistan’a gittiğinde popüler basının ‘seks gurusu’ olarak tanımladığı Osho’nun yardımcısı olacağını bilmiyordu. Ancak hayat sürprizlerle doludur. Onunki de epeyce hareketli ve sürprizli geçmiş.
O da bu hayatı ‘My Diamond Days With Osho’ adlı kitapta anlattı.
Kitap, Türkiye’de OWO Yayınları’ndan ‘Osho ile Parlayan Günlerim’ adıyla yayımlandı. Kitabının çıkışı dolayısıyla Türkiye’ye gelen Shunyo ile konuştum. Eminim, pek çok ülkeden sınırdışı edilen Osho ile birlikte hapse atılan, bu ‘Batılı’ kadının hikayesini ilgiyle okuyacaksınız. Ayrıca ‘seks gurusu’ olup olmadığına da kendiniz karar vereceksiniz!
İLHAM KENDİLİĞİNDEN GELİYORDU
Osho bir gün bana baktı ve ‘kitap yazabilirsin’ dedi. Şaşırdım, çünkü hayatımda hiç yazmamıştım. Sonra bana kitabın ismini de verdi: Diamond Days with Osho (Osho ile pırlanta günler)
Yaşarken, sizin, benim gibi bir insanın tamamıyla huzur dolu ve rahat olabileceğini kanıtlayan bir ilham kaynağıydı. Her karşılaştığı insana karşı kabullenme ve sevgi doluydu. Ölümünden sonra bu ilhamın kendiliğinden geldiğini gördüm. Çünkü Osho bana o kadar çok şey öğretmişti ki! Öğretinin kendiliğinden devam ettiğini görmek harika.
Açıkçası bilmiyorum; Amerika’ya gitmeyi hiç istememiştim. Ancak Osho’nu sağlık sorunu olduğunu, sırtıyla ilgili problemi çözecek özel doktorun Amerika’da olduğunu biliyordum. Bu, gidiş için bir sebepti. Bu arada Hindistan’da çok hızlı genişliyorduk. Merkezimizin olduğu Puna dolmuştu. Ve pek çok Hintli politikacı Osho’ya karşıydı, genişlememizi zorlaştırıyorlardı. Osho da hep onlara karşı konuşuyordu.
Yunanistan’daydık. Çok rüzgarlı bir geceydi. Ben ve bir arkadaşım motorsiklete binmek istedik. Yapılacak en aptalca şeydi. Kaza geçirdik! Osho hiçbir şey söylemedi. Zaten ertesi gün Yunanistan’dan sınır dışı edildi. Bir hafta sonra Urugay’da buluştuk ve bana ‘yaptığın şey çok aptalcaydı’ dedi. Kendimi çok kötü hissettim. Bir kez daha böyle bir şey yaşadım. İki arkadaşımız, ilişkilerini bitirmeye karar verdiler. Ve o sırada erkek olan bana bir hediye aldı. Ben çok mutlu olup aldım. Osho bunu duymuş. Topluluğa yaptığı bir konuşmada şöyle dedi: ‘Shunyo, hediyeyi almakla büyük bir bilinçsizlik yaptı. Çünkü adamın, bu hediyeyi ona değil, acı çeken kız arkadaşına alması gerektiği bilincinde olmalıydı. Ve adama bunu söylemeliydi.’
Kızgınlık. Ama bana şunu söyledi: ‘Sözüm sana değil, bilinçaltına!’ Ne demek istediğini, bütün söylediklerinin sevgi dolu olduğunu ancak o öldükten sonra izlediğim videolarında fark edebildim.
SEKSTEN ZEVK ALINMASINI SÖYLERDİ
Gerektiğinde zihnini kullanır. Ama gerekmedikçe huzur içinde otururdu. Oysa insan zihni bir teyp kayıt cihazı gibi çalışır ve zihnimizden sürekli düşünceler geçer. Osho’nun yanında olduğunuzda onun huzuru size geçerdi. Yani bizimki gibi dakikada binlerce düşünce geçen bir beyni yoktu.
Evet. Osho bunun en iyi kanıtıydı. Şu an yapmamız gereken günlük hayatımızda yaptıklarımızın farkına varmak. Yapılması gereken herkesin kendi için uygun bir teknik bulup bunu gün içinde 5 dakika yapması. Bu dakikalar, sizi gençleştirecektir.
Değildi… Her şey Hindistan’da başladı. Hindistan’da en çok satan kitabı ‘Seksten Süperbilinçliliğe’ idi. Bütün toplum seks bölümünden bahsetmeyi tercih etti. Osho’nun seksten konuşmasının sebebiyse yine dindi. Dinlerin çoğu seksi yasaklar. Oysa bir insanın seks enerjisini engellemek temel gücünü engellemek demek. Çünkü seks olmadan insan türünün devamı da gelemez. Osho, seksin doğal olduğunu ve seksten zevk alınmasını söyledi. Osho’ya göre 42 yaşından itibaren hormonlar azalır, 49’dan sonra da kendinize dönersiniz. Seksi gençken yaşamayanlarsa, 60-70 yaşından sonra hayal olarak kafalarında canlandırırlardı ki bu da sapıklığa varırdı.
O, seksin ötesindeydi. Çevresinde pek çok güzel kadın vardı. İstese hepsiyle beraber olabilirdi, ama kimse ona o şekilde yaklaşmadı. Bence o seksin, bir kadını arzulamanın ötesindeydi.
Müslümanlığınız Osho’yla ilgilenmenizi engellemiyor ki, bu çok doğru bir şey! Osho’nun dediği gibi: ‘Dünyada olun, ama dünyanın içinizde olmasına izin vermeyin.’
Amerikalılar açık fikirli olamadı
Çünkü farklıydık. Yüzlerce insan baştan aşağı kırmızı giyiniyorduk. Ayrıca Oragon-Oasis arasındaki çöl arazisini dönüştürüyor, ekip biçiyorduk. Mucize gibiydi! Eğer Amerikalılar biraz açık fikirli olsalardı, ‘hepsi aynı renk kıyafet giyen, çılgın görünümlü insanlar. Ama aslında iyiler’ de diyebilirlerdi. Sonra Osho’nun o zamanki Amerika Başkanı Reagan ve Hıristiyanlık hakkındaki konuşmaları da tepki çekti. Ayrıca Amerikalılar’ın materyalistliğiyle de dalga geçiyordu. 96 tane bağışlanmış Rolls Royce’u vardı ve Amerikalılar bundan çok rahatsızdı. Çünkü kırmızı giyinen bir grubu olan zavallı bir Hintli, onların ulaşamadığı arabalara biniyordu! Bir de o dönemdeki sekreteri Osho’nun Amerika’daki sonunu hazırladı.
Osho, 4 yıllık sessizlik meditasyonuna girdi ve bütün işlerini sekreterine bıraktı. Kadın, bir anda insanların kendisi için geldiklerini düşünmeye başladı. Osho’nun doktorunu öldürmeye çalıştı; böylece bütün kontrolü ele geçirecekti. Birkaç insanı zehirledi. Televizyonda saçmasapan konuştu. Sonuçta delirdi ve gitti.
Amerika’da her şehrin polis gücü vardır. Bizim de Amerikan polisi tarafından yetiştirilmiş, silahlı polislerimiz vardı. Bu da çarpıtıldı ve basında, silahlandığımız yazıldı! Bu gelişmeler üzerine Osho, ülkenin diğer ucuna tatile çıkmaya karar verdi. Bu arada Osho tutuklanıp hapishaneye koyuldu, zehirlendi. Mahkemeye çıktığında suçsuz bulundu. Ancak başsavcı şunu itiraf etti: ‘Osho suçsuzdu. Ama bizim istediğimiz komünü dağıtmaktı!’
hürriyet.com
parçuket yorumunu okuyunca aklıma Cem Yılmaz’ın GORA daki orman sahnesi geldi. Şöyle diyordu ya hani; “Ben diğer erkeklerden farklıyım, mesela onlar için seks birinci sıradayken benim için ikinci veya üçüncü sırada.”
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Benim için de kadın söz konusuysa ilk sırada sex var diğer erkekler gibi. Ama hayat amacım değil. Bu üç kağıtçı çok yüceltiyor sexi, güya başka uyuşturuculardan kurtarıyor ama sexte en kaliteli uyuşturuculardandır.
İlkin doğru bişeyler söylüyor insana güven veriyor ondan sonra kendi fikrini empoze etmeye çalışıyor. Klasik firavun tablosu başka birşey değil. Ben adamı tipinden anladım xenix :))

Osho, yaşarken yapılan tüm faaliyetlerde olduğu gibi seks konusunda da bir otomatikleşmeden çıkışı ve bilinçliliği anlatmaya çalışıyordu.
Diğer söylenilerler de sadece söylentiden öteye geçmiyor.Elbette herkes kendinde ne varsa karşısında da onu görecektir ve yorumlayacaktır.
Dingilliğin gücü de burdan geliyor.
“Elbette herkes kendinde ne varsa karşısında da onu görecektir ve yorumlayacaktır.Dingilliğin gücü de burdan geliyor.” Rezalet ötesi bir düşünce tarzı. Sen bende dingillikmi gördün, o zaman sende dingillik var. Mor Oshoyu bilgece mi bulmuş, o zaman morda bilgelik var… Güldürmeyin insanı. Hz.Muhammed de kadınlar için bir sürü iyi şey söylemiş ama……demekki dingillik bizde.
Önyargıyla bakışınızı demek istemiştim misafir,
Osho nun her düşüncesine hayranlıkla bakmadığım gibi , osho şudur budur, sahtekardır da demiyorum.
Siz neyseniz, içinizde ne varsa karşınızdakini de elbette öyle yorumlayacaksınız ama karşınızdaki bir bilgeyse siz de bilge olmayacaksınız.
Mesela ben size dingil dedim diye (ki demedim), siz dingil olmazsınız 😉
O zaman, Osho sahtekardır dersem, benim ne olacağıma karar vermeyin!
nibelunga yazını yeni gördüm eline sağlık valla.
Bu adam benim gözümde peygamberlerden ve diktatörlerden farksızdır. Hakikat aşkı değil bu adamın ki, fantezilerini insanlara empoze edip kendini yüceltmiş işte ha söylediklerinde çok doğru şeyler olamaz mı olabilir tabi ki, ama önemli olan bu adam kimdir, amacı nedir? Bilim ile olan ilişkisi nedir? Bilim dışıysa benim ıçin sarf ettiği herşey tırışkadan namedir ama psikotik insanlar için güzel gaz verir onlar da ondan bunu sever onlar ayrı mevzular tabi. Bizim derdimiz işin gerçeği 😉
Müritleriyle grup sexte yaparmış kendisi, ama bi harun değil 😀

hep böyle oluyor işte konu değil kişiler üzerinden gidiliyor ben daha uzağa işerim hesabına doğru…
Aslında oshonun özgür sex diye bahsettiği bedelsiz seks yani seksin alınıp satılan birşey yasaklanan birşey olmaması.İnsanları rahat bırakın.Düzene karşı çıkış.
Osho diyor ki ; sex güzeldir ama işe ruhunu da katman lazım; yoksa 31 çek çek nereye kadar 🙂
Hanımefendi, insanları işin içine katan sizsiniz! Osho için veya birbaşkası için şarlatan da denir sahtekar da denir akıllı da denir bilge de denir. İyi diyen iyi dediği için iyi olmaz, kötü diyen kötü dediği için kötü olmaz. Şartlanmayı siz başlatıyorsunuz, sonra kişiler üzerinden gidiliyor diye siz şikayet ediyorsunuz! Ben Oshoya dingil demedim, yaptığı çözümleme dingilce dedim. Herkes hissederek seks yapınca dünyadaki sömürgecilik biter mi? Bu çözümleme dingilcedir! Ama sizin veya benim dingilliğimin gücüyle bunun bir alakası yok.
Uzağa işemeye çalışan sensin. Osho denilen adam parasız gelen kimseyi kabul etmezdi! Ama ben bütün paramı hayır kurumlarına dağıtıp geldim diyeni de almazdı. Para Oshonun teşkilatına ödenecekti. Bu mu bedelsiz seks?!!:))
Misafir ashramdan gelmiş 🙂
Misafir kılığında üye de olabilir.
Konuyla ilgili yazın diyorum işte hakkımda sorununuz varsa özelime gelin “bedelsiz” 🙂
Sorduğum sorulara cevap vermiyorsun. Parasız geleni almazdı diyorum, gizli saklı değil, istediğine sor! Dünyanın malından mülkünden vazgeçtim, herşeyi sattım geldim diyeni de almazdı diyorum, çünkü paranın Oshonun teşkilatına ödenmesi şarttı diyorum, saklısı gizlisi yok! Hissederek seks yapınca dünyanın dertleri bitmeyecek diyorum! Böyle bir çözümleme dingilce diyorum! Sen bunlara cevap vermiyorsun, misafir ashramdan gelmiş diye gülüyorsun, belki üye olabilir diyorsun!! Bunlara rağmen sen konuyu kişiselleştirmiyorsun, ama ben kişiselleştiriyorum!!!
oshonun kendisinin ne olduğundan ziyade söyledikleri üzerinden tartışılabiliyor mu? Önemli olan bu.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Söyledikleri üzerinden zaten tartışıyorum ben. Seks özgürlüğü olursa emperyalizm biter mi? Gelir dağılımı düzelir mi? Seks tabu olmasın tabiki, insanlar cinselliklerini özgür yaşasınlar baskı olmasın, ama adam dünyanın düzenini seksle düzeltiyor. Şimdi ben Oshonun kendisini mi tartışmış oluyorum böyle söyleyince?
Sorduğunuz soruları sormadan önce konuyla ilgili düşüncemi zaten yazdım ilk yorumlarımda.Misafir ünlemlerinizden göremiyorsunuz belki de.
Konu çoktan başka yere kaydı.Belki başka bir başlık altında başka bir zaman.
KARDEŞİM! OSHO NEDEN HİNDİSTANDAN AMERİKAYA GÖÇ ETTİ?
Hadi ordan be.
ne bu yaa her taraf seks olmuş. madem bu konular ilgincinize gidiyor biraz da ayn rand tarikatıyla karşılaştırmalı okuma yapın. anladığım kadarıyla bunların denkliği var.
Neyini tartışıcan xenix, saçmalamış durmuş. Bari sen yapma, şu üstteki yazıyı bir oku, hala göremiyorsan ben göstereyim sırayla…
Ayrıca söylenen söz önemlidir ama söyleyeni de çok yabana atmamak lazım, zaman israfı zira, zaman kıymetlidir.
Harun Yahya’nın kitaplarını okuyor musun sen mesela?

Konunun kişilér üzérindén tartışılması nédén kötü olsun?.. Bunu savunanları bir türlü anlayamam zatén.
Şimdi konu Harun Yahya olsa, ”Lütfén Oktar’ı programında téchno vé gangam styé dansı yapması ilé déğil, mankén gibi kızlarla karşılıklı kur yapması ilé déğil, yazdığı kitaplarla déğérléndirin.” dénmési né kadar doğru? (Ki kitaplarını da kéndisi déğil muritléri yazıyor)
Bu yüzdén Osho’yu tarikatı vé muritlérinin olmasıyla, dinlétiléri için yüksék méblağlar istémésiylé éléştirmék yanlış bir şéy déğil.. ‘Mistik, spiritüél, ezotérik’ safsatalarını Néw-agé öğrétilér adı altında pazarlamasını da éléştirébiliriz.. Bir dé üzériné ‘post-modérn’ kélimési ékléndi mi tadından yénméyén bir durum ortaya çıkıyor zatén.
Bir ara ‘Né biliyoruz ki?’ isimli bir bélgésél vardı.. İçiné cin kaçtığını iddia édén Ramtha lakaplı bir kadının bélgéséli.. İsmi JZ Knight…
Bu kadın da Osho gibi bilimsél vé félséfi konuları kéndi öğrétisiné yamayarak géçinén, bundan para kazanan biri.. Konféranslarına kişi başı binlércé dolar istéméléri ortak özéllikléri.. Ramtha Kuantum téorisini kullanarak, Osho post-modérn éko-anarşizmi, anti-émpéryalizmi kullanarak géçinén bir adam.
Bu insanların yazdığı hiçbir kitap ünivérsitélérdé dérs kitabı olarak okutulmaz, tavsiyé édilméz, référans konusu olmaz.. Çünkü hém bilimi, hém dé félséféyi tahrip édérlér.. Bén dé şahsén bu yüzdén pék ciddiyé almıyorum.
Konu kişiler üzerinden tartışılabilir; ama yorum yapan kişiler üzerinden değil.
Osho akademisyendir.üniversitede felsefe okumuştur.
Diğer tavşanlı belgesel , beyaz kitap, ramtha, kryon…. veya diğer götünden element uyduran kişileri ciddiye almamak yerindedir.
Önyargıyla genellemek ise iyi olan ya da olabilecek şeylere yazık etmektir.
Benim önyargılı olduğumu şıp diye nasıl çıkartıyorsunuz, bana bunu açıklayın?? Oshoya üçkağıtçı deyince önyargılı mı oluyor insan, başka yolu yokmu?? Neden benim hakkımda böyle bir önyargınız var???
Yorum yapan kişilér üzérindén dé tartışılabilir béncé ama kullanılan üslup önémli.
Harun Yahya’nın éski muritlérindén, ‘Kızıl Elmacı’ gruba ménsup olan sahtékar Canér Taslaman da félséfé doçénti.. Bugün Evrim Téorisini kabul étméyén bir sürü biyolog vb. insan var.. Önémli olan bu insanlar ciddiyé alınıyor mu?.. Ték bir kitabı bilé ‘dini’ dérslérin dışında kaynak kitap olarak kabul édilmiş mi?.. Bu önémli.
Önyargılı olduğumu düşünmüyorum.. Yazılarında ‘ruh’ kélimésinin géçmési (mecazi anlamda kullanılmadığı sürécé) bénim için réddétmék için yétérli bir sébéptir.. Ruhtan bahsédén hiçbir adamı akadémi ciddiyé almaz.. Safsata olarak görür.
Ramtha né isé, Osho da odur.
Aklıma toruk makto ile Nietzsche hakkında yaptığınız yorumlar geldi. Neydi o? Bir kadını bile tutamış elinde falan…
Adam seks yapsa suç yapmasa suç çok eşli olsa suç aseksüel olsa suç.
Bence konuya gelelim, siz Oshonun seks hakkında söylediklerinin hangisine katılmıyorsunuz. Biraz da oshonun konuştuklarını değerlendirebiliriz.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Üniversitede ders vermek bir bok sanki. Bizim dandik üniversitede bir sürü prof var ne olacak sanki?
Xenix, al sana söyledikleri sabahtan beri sanki adamın hayatını konuşupta söylediklerinin doğrluğunu örtmeye kalkıyormuş izlenimi veren yazılar yazıp duruyorsun. Bunu neden yaptığını anlamış değilim doğrusu. Birilerinin idollerinin hatır için korumadığına eminsen devam edelim. Yeri gelince de bilimsellikten bahsedersin. Yahu adam psikloji okumamış bişey okumamış(bana kalırsa ne okuduğu da belli değil de hadi felsefe alanında uzman diyelim) ama egodan zarttan zurttan atıp tutuyor. Sence bu bilimsel mi? O zaman neden harun yahya bilimsel değil? Onun ekibinde de yüksek makine mühendisinden(o programdaki güzel kızlardan birisi mesela) tutta ne doçentler bilmem neler var, neden söylediklerine itibar yok? Neyse ya neyse…
Al mesela sana çelşkili saçma sözleri,
Seksin insandaki en güclü enerji kaynagi oldugunu politikacilarla din adamlari ta bastan beri bilmektedirler.
Daha ikinci cümle, bir kere sex insanın en önemli enerji kaynağı falan değildir. Sex hayvanlar ve insanlarda en önemli içgüdülerden biri olmakla beraber, yemeğini yiyip suyunu içtikten sonra bir de çiftleşen bir hayvan “mutlu” bir hayvandır. Ancak insan için böyle bir durum söz konusu değildir.
Al burda da saçmalamış. Sex enerjisini doğal akışına bırakmak ne şimdi. Bu adamın dediğini pratikte nasıl hayata geçirecek insanlar. O zaman sokakta erkek güzel bir kadın gördüğünde yapışsın saçlarından devam etsin. E serbest bırakıyoruz abi işte. İçimizde mi kalsın yani? Özgürlüğümüz gider sonra mazallah.
Bu adamın yaptığı sadece şarlatanlık, ilk başta doğru birkaç şey söylüyor sonra arada veriyor zehiri… Neymiş sex yapınca özgür olacakmış insan falan, vay amk ya? Adamın varoluş sorununa getirdiği çözüme bak. İnsanı bir sakatlıktan(hiç sex yapmamak) kurtarırken diğerinin kucağına atıyor sadece. İnsanların en büyük uyuşturucularından birisi sextir. Bu adamın pornodan haberi yok galiba. Sabahtan akşama kadar cinsellikle ilgili şeyler düşünen bir insan boğa gibi değil öküz gibi olur. Beyni nasırlaşır.
Boş hikaye bunlar, en dandik varoluşsal sorun çözümlemeleri. Hayır ben bu adamın peşinden gidenlere birşey demiyorum, diyemem de zaten ama bunlara inandıktan sonra benim gözümde sadece kandırılmış zavallı veya bilimsel düşünceden uzak borderline kişilik bozukluğu olma ihtimalini akıllara getiren bir hastasınız. Bu gerçeği değiştirmek içinse şu üstteki zırvaları aklamanız gerekir ki bunu asla yapamazsınız. Dyeceklerim şimdilik bu kadar canınız çekerse yine dökerim zırvalarını. Daha booool booool var, beyin bedava ama tabi sahip olanlara…
(Kişiler üzerinden diye konuşup durmayın bizim kimsenin ne halt yediğiyle işimiz olmaz(asıl mesele olarak), anlattığı vicdana ve usa aykırı hatta hakaret olan şeylerden rahatsız oluyoruz sadece, buna izin veremeyiz)
Parçuket teşekkür ettim de, oraya buraya bir-iki cümlelik facebookvari “güzel olmuş, la” tarzı yorumları bırakıp kendine göre yorumlaman iyi durmuş, isteyince oluyormuş demek. 🙂
Ben Harun Yahya‘nın ne program yaptığı kızlarla ne de o ilk yakalandığında bir sürü kadınla birlikte olmasını eleştirmedim hiç bir zaman. Her zaman evrim teorisi ile ilgili yazdıklarını eleştirmişimdir. Ha adamın o tripleriyle, danslarıyla dalga geçerim ama asıl meseleyi sulandırırcasına şimdiki facebook ergenlerinin yaptığı gibi devamlı bu yönlerine dikkat çekersem asıl önemli noktayı kaçırdığımızı düşünürüm.
Gelelim oshoya. Ben oshoyu savunmuyorum. Ama şu son yazdığın yorumu görünce sana karşı savunmanın zaten mümkün olmadığını görüyorum, çünkü enerji kaynağından volt veya joule gibi bir tanım çıkarmaya çalışıyorsun.
Seks enerji kaynağıdır evet. Düzgün seks yapmayan insanın davranışlarından bunu görebilirsin. Ayrıca doğadaki hayvanlardan ne farkın var ki temelde? İnsan olduğun için o içgüdülerden kurtulabildiğini falan mı düşünüyorsun? Veya yüce ruhun falan mı var?
Kasma diyor kasma. Sen kastıkça bu her şeyine yansır ve abazanın biri olursun diyor. Doğal akışına bırakmamak kasmaktır, kastıkça seksi daha çok düşünürsün.
Seks enerjisini doğal akışına bırakmaktan “ona buna saldır, tecavüz et” anlıyorsan sana saçma gelmeye devam etmesi için USC ye dua ediyorum.
Nasıl uyuşturuyor seni bahsetsene biraz.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
İşte ben de zaten senin bu tutumuna akıl sır erdiremiyorum. Yahu insanın fikri neyse zikride odur diye bir söz var. Sen bu elemeleri yapmazsan zirliyon tane filozof falan türer ortalıkta. Hepsine kulak verip kafa yorarsak halimiz harap desene…
sırayla cevapliyim,
-Doğadaki hayvandan temelde bilinçli olmak ve üstün zekalı olmak gibi bir farkım var. Daha da var da şimdilik bu kadar yeter kısaca..
-Hayır
-Hayır
Seksi doğal akışına nasıl bırakcağız ondan bahseder misin bir erkek olarak. Pratik hayatta bunu nasıl yapıcaz kısaca değin lütfen.
Bağımlılık xenix, bir ülkücü için kurt ne ise, bir faşist için ırkının üstünlüğü ne ise, bunlar onun nesnelliğini nasıl yaralıyorsa beynini nasıl uyuşturuyorsa, ya da bir islam neferi nasıl canlı bomba olup “seve seve” kendini parçalıyorsa bunlar hep uyuşmadan kaynaklanır. Sexin de böyle bir özelliği vardır. Adam sabah akşam sevişir herşeyi unutur, bir nevi kafa yapıyor işte. Tüm dertleri bitiyor ama sadece şizofrence bir çözüm, aslında hayatındaki hiçbirşeyi değişmiyor sadece acı çekmekten kurtuluyor. Bunları da bana anlattırdın ya bilmiyormuş gibi… 🙂

Başlık yazısını henüz okumadım.Osho’ kitaplarının hiçbirini de okumadım kendisiyle ilgili fikir sahibi olacak kadar, neler yaptığını da bilmiyorum.
Fakat cinsel enerji konusunda Wilhelm Reich’ın çalışmalarından haberim var.Orgon denilen bir enerji türü tanımladığını iddia etmiştir.
Reich’ın orgonoterapi çalışmalrıyla ilgili bir dönem birşeyler okumuşluğum var.VE oldukça ilgi çekici gelmişti.
Reich’ın görüşleri de bilim çevrelerinde pek kabul görmemiştir.Fakat okuduklarımdan edindiğim bilgiler aslında belli ölçüde haksızlığa uğradığı yönünde bende bir intiba oluşturmuştu.
Sonuç olarak şunu demek istiyorum.Cinsel enerji konusuna öyle basit bir hurafe muamelesi yapmadan önce bir araştırmanızı öneririm.
Nédén ciddiyé alınmadığı çok bélli déğil mi?
Eee Einsteinin da özel hayatı kötüymüş mesela. Veya başka bir bilim adamı olsun, ona göre mi değerlendirelim söylediklerini? Sen adamın görelilik teorisini okurken veya eleştirirken yaşantısında kaç arabası olduğuyla kaç kadınla yattığı ile mi ilgileniyorsun?
Üstün zekalı olunca seks yapmıyor musun? Veya cinselliğin saçma olduğu sonucuna falan mı vardın üstün zekanla. Çoğu zaman bir hayvan gibi sevişemediğin için sorun yaşarsın. O an sevişmek dışında her şeyi düşünürsün çünkü üstün zekanla. Eh adam da bunun yanlış olduğunu söylüyor ki buna ben de katılıyorum.
Ben hiç böyle birini tanımadım. Seks için hele canlı bomba olanını tasavvur bile edemiyorum. Yani şu bağımlılık tanımın bile aslında oshonun yazdıklarının yanında daha dalga geçilesi bir şey ama bunu yapmayacağım. Hayır parçuket seksin böyle bir özelliği falan yoktur, böyle bir özellik belki senin insan olmaktan kaynaklı üstün zekandan sebepli olabilir.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Reich’ın freud’un bilinçdışına karşı geliştirdiği kas zırhı’ı kuramını okursan parçuket, xenix’in anlatmak istediklerini daha kolay anlayacaksın.
parcuket;”..aslında hayatındaki hiçbirşeyi değişmiyor sadece acı çekmekten kurtuluyor…”
marx ne diyordu ?
“..Din, ezilen yaratığın (fakir/zengin) iç çekişi, kalpsiz bir dünyanın kalbi, ruhsuz koşulların ruhudur. Kitlelerin afyonudur….”
marx´in tarifine göre sex kitlelerin afyonu oluyor:)
olamaz mi ?
slm.
Sangre oradaki tanrıyı ibrahimi dinlerin tanrısıyla falan karıştırmamalısın.
Vital bir enerjiyi tarif etmek için ‘tanrı’ kavramına gönderme yapıyor.
Yahu Allahalla, bir türlü anlaşamadık gitti. Ya ben, özel hayat derken adamın ŞARLATAN olup olmadığını kestirmek için yeterli bulgularını gözlemlemekten bahsediyorum. Einstein bir bilim adamıydı ve tıpkı diğer bilim adamları gibi evrenin işleyişini, hakikatini anlamaya çalışmakla ömrünü tüketti. Grup sex yapmak için felsefe bilgisini dandik fantezik düşüncelerle harmanlayıp rezalet düşünceler üretip insanları sömürerek değil. ABD’de zengin hayatı yaşamak ve grup sex partileri yapmak için değil! Osho denen düzenbazdan burda ayyrılıyor işte Einstein.
Sen hayvan olan tarafınla birleşerek varoluş problemine çözüm aryanlardansın o halde. Bu konuda söyleyecek başka birşeyim de yoktur. Tercih meselesi…
Ben çok tanıyorum istersen tanıştıriyim seni onlarla… 🙂

Baal, sen benim siyasetle ilgili bir yazımı gördün mü şu sitede?
Yazmıyorum, neden? Çünkü anlamam ben o işten.
Ama psikolojiden az çok anlarım, çok fazla ilgim var…
Ben de bu düşüncelerimi modern psikiyatrların ortak görüşlerinden yola çıkarak aktarıyorum. Freud’tan falan habersiz olmam mümkün mü sence? Ayrıca xenixi gayet anlıyorum şu an başka birşey bilmeme gerek olduğunu sanmıyorum.

söylemek istediğim Reich aslında en az bizim kadar ateistik bakar olaylara,orgon enerjisini bir tanrı ilan etmediği gibi, dine benzer bir kurumda ihdas etmez.
belki parçuketi şaşırtacak ama orgon enerjisni ölçmeye yarayan bir alet tasarlamıştır.
Einstein’dan aletin incelenmesi istenmiş ,fakat Einstein kendisi değil asistanlarında biri cihazın üzerinde çalıştıktan sonra işe yaramaz ölçülen ısının dünyadaki yerçekiminden kaynaklandığını iddia ederek cihazın işe yaramaz olduğunu bildirmiştir.
orgon tartışması toplumu hem sosyal hem ekonomik açıdan çok derinden değiştirecek bir mevzudur. Dolayısıyla Einstein ve o dönemin bililmadamları adeta bu topun altına girmek istememişlerdir.
tabi bunlar Reich taraftarlarının mevzuya bakışıdır.
eğer söylenenler doğruysa orgonu ölçmek mümkündür.
Baal reich kim yav ilk kez duyuyorum.:)

Freudu bilmekle Xenix’in bu tartışmada anlattığı şeyi anlayamazsın..dediğim gibi Reich okumalısın 🙂
Ah gamaro ah, böyle durumlarda hep senin onsakız muhabbeti geliyor aklıma.
Neyse parçuket, daha fazla bir şey bilmene gerek yoksa yormayalım birbirimizi.
Ben varoluşu bir problem olarak görmüyorum, problem olsa da çözüm aramıyorum. Ama sevişirken üstün zekamı kullanmam. Hatta bırak üstünü, zekamı bile kullanmam.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Ya bırak Baal allahını sévérsén.. Çok duyduk orada mécaz var, burada analoji var söylémlérini.. Bilimdé mécaz olmaz arkadaşım.. Sén Tanrı kélimésini kullanıyorsan bunu bilerék vé istéyérék kullanıyorsun déméktir.
Kozmik énérji diyor.. Bunu néyin yériné kullanmış?.. O da mı mécaz?
Bunları burada savunup, sonra da ortalıkta çakralardan bilmém nélérdén bahsédén insanlardan şikayét étmé hakkınız olmuyor.. Şimdi izin vérméyin ki iléridé aynı saçmalıklardan bahsédén insanlara karşı çıkarkén bir sébébiniz olsun.
Enérji, ışık, ruh, Tanrı kavramlar gérçék bağlamından koparılıp çokça tahrif édilén kavramlar.
Osho’ya nédén katılmıyorum? Tam olarak şu yüzdén;
Néyi savunduğu vé iddia éttiği béni hiç ilgiléndirmiyor.. Savunma biçimi zatén baştan hatalı.. Ruhlardan, kapılardan bahsédiyor.. Ama bunları ‘édébi’ bir dillé anlattığı için bu tür kavramlara inanmayan insanlar için bilé sorun olmuyor nédénsé.
Aslında Freud’a yabancı biri değil.Bir dönem asistanları arasında yer alıyor.Libido hakkında hocasının yanlış düşündüğüne karar veriyor.Freud’da bunu asistanlıktan atıyor.
Reich önemli biri,orgon bilimsel bir gerçek omasa bile faşizm üzerine yazdıkları bile değer verilmesi için yeterlidir.
Araştır google çağındayız. 🙂
Hee bu şey mi ya yoksa, Freud’un bir öğrencisi var hatta en sağlam eleman, sonra Freud tam hatılamıyorum bir konuda ona bazı düşüncelerini sorgusuz kabul etmesi gerektiğini söyleyince araları açılıyor. Bu o adam mı yoksa? 🙂
Xenix bence de uzatmayalım, burda kalsın en iyisi. Aslında farklı düşündüğümüze, hatta yanlış bilgiler bildiğimize bile yanmıyorum da iletişim problemi yaşıyor oluşumuz bana rahatsızlık vermedi değil. Neyse bitirelim şimdilik…

sangre katılmadığın paragrafın ilkinde seksi alışkanlık haline getirmiş rutine bağlamış insanları eleştiriyor. Sen veya parçuket seksin öyle olması gerektiğini mi savunuyorsunuz? Yani çocukluğunuzdan beri öğretilen, “erkeksin, çok sevişmelisin, skora koşmalısın,” gibi durumları mı yoksa bu toplumsal şartlanmışlıklardan çok yüce bir değer veya kendinize olan saygınız veya ne dersen de bir amaç uğruna mı sevişmeli insan?
Gerçi o paragrafa ben de katılmıyorum da başka bir sebepten dolayı. Ama yine de sizin bu konuda ne düşündüğünüzü merak ettim.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Ne bileyim hem bilimselim deyip hem de bildiklerim bana yeter dediğini görünce öyle bitirelim dedim. Yoksa konu çok güzel bir hafta yazarım bu konuda.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Tanrı konusundan çok çektiğimiz için ,onu çağrıştıracak her konuda kırmızı alarmların yanmaasını anlayışla karşılıyorum fakat Orgonun gerçekten tanrıya ilgisi yok.
Bu kozmik enerji organik yapılı moleküllere yüklenirken inorganik moleküllerce iletilen yani onlara yüklenemeyen bir enerji.
İnsan organik bir madde yığını olduğu için zorunlu olarak orgonla yükleniyor ve bu enerji atılmadığında bünyeyi hem fiziksel hemde zihinsel açıdan bozuyor.
Orgon enerjisinin nötürlemenin yolu ile başarılı orgazmdan geçiyor.
Tanrı falan geç bunları adamın tanrıyla ilgisi sıfır yani 🙂
Mecazsız birşey anlatılamaz zordur unutma!
Adı sanı belli işte araştırıp okuyabilirsin .Adamın pek çok öğrencisi olmuş aralarında görüşlerine katılmayanlar da muhakkak birden fazla olmuştur.Hangi birinden bahsettiğini bilmeden evet o dur nasıl diyeyim 🙂
Xenix, şu anda devam ettiğimiz tartışmada benim hangi eksik bilgimin tartışmayı sekteye uğrattığını çok merak ettim, Baal arada birşey dedi sen de ordan devam ediyorsun şu an. Ya ben adamın yazdığı paragrafı aldım ve yorumladım. Adam sexin insanın en büyük enerji kaynağı olduğunu söylüyor ben de bu yanlıştır dedim.
Reich in kim olduğunu bilmeden bu adamın saçmalıklarını gayet rahatça ortaya koyabilirim.:)
Baal, sevgili dostum mecaz mucaz bunlar hep safsata edebiyatıdır. Bilim açık ve nettir enerji mi kardeşim, birimi joule dur. Voltaj mı birimi volt akımsa amper.
Elbette psikoloji bilimi fizik ile nicel değerler bakımından mukayese edilemez ancak, dezenformasyona çok yatkın bir bilim dalıdır. şarlatanların en sevdiği alanlardan biridir, bir kuantum bir de bu işte…
Amerika’yı yeniden keşfe gerek yok, sexin insan hayatındaki yeri, önemi zaten biliniyor. Bu adam sexi bir ritüel gibi lanse etmiş. Ve beni asıl rahatsız eden bunu yapmadan önce bazı güzel tespitlerde bulunup önce bir güven duygusu yaratıyor insanda ardından veriyor gazı veriyor gazı 🙂 Geldin hatunlar, paralar, ün, şöhret… Yaşamına bakın yavi bilim adamı böyle mi olur? 🙂

Eksik bilgiden ziyade öğrenmeye kapalı oluşun veya kendini tam sanışındı tartışmayı sekteye uğratan.
Gençken ben de böyleydim. Sevişirken bunun bilimsel açıdan ne anlama geldiğini falan düşünürdüm, sevişme esnasında bazı bilimsel testler yapardım kendi kendime. Onlar geldi aklıma.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Keşke hep genç kalsaymışsın xenix.:)
Ya hiperseksüel kavramını da ben mi soktum literatüre, ondan sonra bana sex bağımlısı nasıl olunur diye soruyorsun ama?

Ben sana seks bağımlısı nasıl olunur diye sormuyorum. Onu osho anlatıyor zaten. Ama tabi daha doğru sebepleriyle. Sen hem osho’nun söylediklerine karşı çıkıp aslında hem de aynı şeyleri söylüyorsun farkında olmadan.
Ben sana seks için canlı bomba olanları sormuştum. Ama sanırım senin bombadan kastın farklıydı. 🙂
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Yukarıdaki paragrafın içériğiné déğil, bunu söylémé biçiminin hatalı olduğunu söylédim.. Ruhlardan cinlérdén bahsédiyor.. Bén bu üslubu ciddiyé almam.
Sorduğun soruya gélirsék;
Yücé bir déğér véya insanın kéndiné olan özsaygısı véya bir amaç uğruna sévişménin anlamsız olduğunu düşünüyorum.. Sévişmék için bir amaca, bir déğéré véya kurala ihtiyacım yok şahsén.. Ama istéyén bu tür bir amaç édinébilir élbétté.
‘Erkéksin, çok sévişmélisin, skora koşmalısın’ gibi söylémlér dé ésasén bir ‘amaca’ hizmét édébilir.. Ki éttiğini düşünüyorum.. Erkékliğin kanıtlanması gibi konular önémli burda.
Bağımlılık yaratmadığı sürécé alışkanlık véya rutinlik önémsiz bir durum.. İstéyén rutiné bağlar, istéyén haftada 3-4 défa sévişir.. Hérkésin kéndi tércihi.
Séks uyuşturucu félan da déğildir.. Niyé uyuşturucu olsun?.. Hér bağımlılık yaratan şéyé uyuşturucu déséydik, uyuşturucu olmayan bir şéy sayamazdık sanırım.. Örnéğin Bilgisayar kullanımına dair bağımlılık da söz konusu.. Elbétté bu durumu bir ‘sorun’ olarak görüyorum ama o kadar.. Bağımlılığın tédavisi mümkündür.. Rutinlik, alışkanlık vb. durumlar isé sınırı géçméz gözümdé.
Ayrıca séks uyuşturucu olsa né olur ki?.. Bén uyuşturucuların da ‘sérbést’ bir şékildé alınıp satılması géréktiğiné inanıyorum.
organik, inorganik bunlar beşeri sınıflandırmalar. Doğada organik de inorganik kadar inorganik.
Ayrıca tanrı diyorsa da tanrıyla ilgisi de %100’dür. Bu tanrının illa Allah olmasına gerek yok. Tanrı felsefe terimi, bilimsellikle bir ilgisi yok. Üstelik bilimsel yöntem inhibitörü gibi bir şeydir, belki de tek şey bile olabilir(aklıma başka gelmedi). Eğer tepkilerin haksız olduğunu düşünüyorsa, başka bir sözcük bulsun, onu kullansın ve tanımladığı bu yeni şey de lütfen yanlışlanabilir bir şey olsun. Mars’la Jüpiter arasındaki çaydanlık gibi olmasın.
Ordaki ilişki şu şekilde xenix,
Tüm insanlar varoluşsal bir çatlak barındırır. Bunu nasıl dolduracağı veyahut doldurmayacağı(hasta olur:)) kendisine kalmıştır.
Şimdi adamın biri hayatın anlamını islamda bulmuşsa kendini tamamen buna adamışsa, bu adam canını bile ortaya koyar.Yani kısaca herşeyini bunun için feda eder.
Benzer bir mekanizma sex içinde geçerli. Osho’nun dediği gibi hayatın özünün sex olduğunu düşünen biri de haliyle sex bağımlısı olacaktır. Hayatını daha fazla sex, fantezi ve rock&roll yapmak için düzenleyecektir. Umarım benzerliği ve anlatmak istediğimi anlamışsındır, ya da ben anlatabilmişimdir.:)
Sangre sexi düşmanı bol olan bir adamın silahına benzetebiliriz mesela, silah senin için güvencedir belki senin yararınadır ama kendini vurursan o zaman zararında olur. Sexte öyle.

Yahu adam seks bağımlılığından kurtulun bunu bağımlılık olduğu için değil kişisel gelişim veya ulvi amaçlar için yapın diyor.
Buna uyarsın uymazsın ayrı konu sangrenin dediği gibi. Sigara bağımlılığından kurtulun dediğini düşün oshonun. Ama sigaradan kurtulun demiyor.
Şu adamı savunacağım da aklıma gelmezdi ama yani ebubekir bile sizin saflarda düşünün artık.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Adam bilim adamı değil ki kaptan. Bilimsel bir tez de öne sürmüyor.
Ne yani şimdi edebiyat yapan, felsefe yapan, sanat yapan yapmasın mı yanlışlanabilir olmadığı için. Kendince uzak doğu felsefesini anlatıyor, yayıyor işte.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Onu Réich hazrétléri démiş Xénix, Osho déğil.
İyi öyle diyorsa amenna, ama bak yanlış olmasın sonra :)) hava olmasın sakın?
ebubekirin sex kitlelerin afyonudur sözünün altına imzamı atıyorum xenix. Hatta bunu kendi kendime ben de çok söylemişimdir. Gerçekten.:)

Ee hani akademisyendi bu adam?

Ben Reich hakkında demiştim abi. Yoksa ne Osho’yu ne de Reich’ı tanırım. İkisinin adını da burada, sonsuz.us’taki sizin yorumlarınızda duydum ben. Zaten fundamentalist materyalist biri olarak psikolojiye de pek ilgi duymuyorum ne pseudo’suna ne de hasına :).
Tartışma birkaç kolda ielrlediği için mesajlar karışıyor, alıntı yapmam sanırım daha iyi olacak o yüzden editliyorum bu mesajımı..
İsmet Gedik de akademisyen. DOM teorisi bilimsel mi oluyor şimdi?
Ayrıca bir sürü bilim adamı ve akademisyen var saçma sapan hayat görüşleri olan. Her akademisyenin her dediğini bilimsel sanmayın yani.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Hér akadémisyéni ciddiyé almıyoruz zatén dé, Réich’in bu şékildé bir yana itilmésiné gönlüm razı olmaz.
Hér né kadar psikoloji biliminin kéndisindén kaynaklanan çok ciddi sorunları olsa da, bu adam alanında önémli bir şahsiyéttir.. Öylé İsmet Gédik ilé, HY vé Osho ilé aynı sépété koyulması doğru déğil.
Ha bu démék déğildir ki, orgon dédiği hédénin bilimsél bir yanı vardır.. Bilimsél bir yanı yoktur élbétté.. Zatén o da sadécé bu konuda déğil, bir çok alanda araştırma yapmıştır.. Makalé yazmıştır.. Hatta Fréudyén Marksizm diyincé akla ilk bu amcanın ismi gélir.
Hatta şu linkté Foucault’un Réich’in bazı savlarına hangi yöndén karşı çıktığıyla ilgili bir kısım var.. Akadémik bir tartışma yani.. Akadémisyén olan Osho olsaydı Foucault ona yanıt vérirdi éminim.
Xenix diyor ki;
Osho denilen zat, yer yer doğru ve güzel şeyler söyleymiş bir şarlatandır.
🙂
Sekste kasmayınmış…
Çok möthiş bir tespit anadınmı.
Hayyyy yaşşa gamaro seni allah gönderdi yemin ederim.
Taaaabi canııım tabi cennet burda, tanrı içimizde falan. Bundan sonra bu forumda canım sıkıldıkça bu adamın zırvalarını sereceğim ortalığa.
Tek hayat bu yaşadığımız diyor, mezarında da doğmadı ölmedi sadece şu tarihler arasında dünyaya uğradı diyor. Hangisine inınıcıs şindi?
Doğada organik madde olup olmaması önemli değil .Orgon enerjisi karbon ,hidrojen,oksijen ve azot atomlarının kendi aralarında yaptığı bileşiklere yüklenirken mesela demir ve oksijen atomlarının oluşturduğu yapılarda iletiliyor akıyor tutunamıyor.
Yani orgon enerjisi dünyada canlılığın oluşmasının sebebidir.Hazırladığı deney setleriyle cansız maddelerden canlı yapıda hücre oluşabildiğini göstermiştir.Hazırladığı deney seti ve deneyin sonucunda oluşana hücre örnekleri yanlış hatırlamıyorsam Norveç Bilim akademisinde halen korunmaktadır.Deneyi inceleyen bağımsız bilimadamları örneklerde gelişen canlılığın oraya havada asılı mikroplarca bulaşmış olduğuna karar vermişlerdir.Reich hava yoluyla taşınacak mikropların buna vesile olamayıcağını gösteren başka bir deney setiyle cevap vermiştir ama Norveçte barınması artık uygun görülmemiş oradan da şutlanmıştır
Orgon enerjisini ısı,elektrik,nükleer vesaire ile karıştırmamak gerekir.Orgon diğer madde ve enerjileri entropileri düşecek şekilde örgütleyen bir enerjidir. Mesela traktörle römork arasındaki ilişki gibi düşünülmeli.
Mesela atomlar römorktur.Orgon onları taşıyan düzenleyen traktör..Böylece canlılık oluşmuştur.Yani Organik moleküllere yüklenmesini böyle yorumlamak gerekir.
Reich’ı anlamak için biraz emek vermek lazım.Bilim dünyası Reich’ı çok çabuk sifonu çekerek klozete yolladı.Bunun da neden çağının en büyük isimlerinden birine muhalif olmasıydı.Baştan yenileceği belli olan bir mücadelenin içinde kaldı.Şarlatanlıkla suçlandı.Halbuki bilimsel yöntemin gerektirdiği yolları kullanarak deneylerle, ölçümlerle görüşlerin temellendirmeden ortaya çıkan biri değildir.Esas şarlatan bir bakıma Freud’tur.Teorilerinin hiçbiri ne deneye ne de gözleme dayanır.Ve görüşleri bugün artık eski itibarı görmekten çok uzaktır.
Reich konusunda çatlak bir bilimadamı olabileceği,buluşlarında hataya sürüklenmiş olabileceği yönünde kuşkular vardır.
Fakat canlılığı oluşturan vital bir enerji fikri,ateist olmama karşı bana çok itici gelmiyor.Nasıl ki Vacum enerjisi bir tanrı olarak kabul edilmiyor ve fizikçileri rahatsız etmiyorsa orgon’a bu şekilde bakılmalıdır.
Reich bir şarlatan bile olsa mesela yazdığı kitabın toplatılması gerekir mi?Reich kitablarını amerikan gıda ve ilaç kurumu toplatmıştır.Kanser hastalarını dolandırmaktan hapse atılmıştır.Sesi kesilmeye çalışıldığını buradan anlayabiliriz.
Halbuki umut kesilen vakalar üzerinde yaptığı çalışmaların bir bilim adamına yakışır şekilde kayıtlarını tutmuş istatistiklerini yayınlamıştır.
Söylediklerinde hatalı olabilir.Ömrünü laboratuarlarda harcamış.Birkaç alanda bilimsel araştırmalarda bulunmuş.Kitaplar yazmış bir insandır Reich..Sangre’nin de dediği gibi diğerleriyle karıştırmak doğru olmaz.
Reich tanrı kavramının kaynaklandığı esas şeyi bulduğunu düşündüğü için orada tanrı sanılan şeyi keşfettiğini ima eden cümleyi kurmuş. Orada kimseyi bir tanrıya iman çağırmıyor.
Kaliteli orgazmlar yaşayan birisi iilerleyen dönemde Reich’a göre seks bağımlığı veya müptezel biri olmaz. Çünkü orgazm sırasında vucudun kasları şiddetle sarsılarak o enerjiyi atar.Ve tekrar orgon yüklenmek için uygun hale gelir.Bu çember düzgün çalıştığında kişinin mental dünyasında ve fiziksel bedeninde işler düzgün gider. Sekse düşkün bir portre çıkmaz.Daha üretken daha verimli bir insan çıkar.
Belki Osho’da ruhsal muhsal derken bunları pazarlayıp peygamber rolüne soyunuyor olablir.Bilemiyorum.
Tespitlerin müthişliğinden ziyade doğru olup olmaması ile ilgileniyorduk. Ama bir kez daha görülüyor ki konu seks olduğunda türk erkekleri için tüm tespitler sıradan ve vasat hale geliyor. Çünkü hepsi maşallah doğuştan seks uzmanı.
Halbuse anlatan sen değil miydin sevişirken performans kaygısı güden adamın düştüğü durumları.
Yaş onsakız ama sekste uzmansınız anadın mı… Bi ona bi ona.. Ver allahım ver. 🙂
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Tespitini “seveyim” ben bunun, türk erkeği olunca ne değişiyormuş?
O değil de sen bu adamı niye kolluyon xenix hayırdır? Ben onu çözemiyorum asıl birilerinden avanta falan mı alıyon? 😉
Ama ben sex hastası(halk dilinde daha kaba bir tabiri var bunun) bir kadın olsam bu adam benim idolüm olurdu kesin. hehehe
Gidin biraz Erich Fromm okuyun sonra gelin konuşalım. 🙂

Osho hoca doçent olmak için yoğun çaba harcarken yakalanmış masumane bir kare. :)(:
Baal, Reich’in orgon kavramı benim kafamdaki en temel sorulardan birine cevap verebilecek bir kavram aslında, ama umarım hava olmaz bu da 🙂 Zira ateş olmayan yerden duman çıktığına pek ben rastlamadım, ha çıkmaz mı çıkar ama ben görmedim valla. Yani bu adamın üstüne sifon çekilmesinin nedeni bana garipçe geldi ama… Araştırmaya başladım bile…

Xenix diyor ki;
Benetton haklı:)
Altı tam sofistik puan veriyorum kendisine.
Haa..
Hz. Muhammed peygamber efendimiz slalomadikkatetvesaire de demiş ki: Çalmayın.
Bak seenn..!
Doğru lafa ne denir?
Haden teravihe.
Biraz yukarıda Baal’ın bir mesajı var, o yorumu cevaplıyorum.. gene frekanslar karışmasın.
Demek öyle.. metan gazının orgonu ne kadar acaba veya köftenin orgon enerjisi ne kadardır? Köfteye orgonu yüklesek tekrar canlanır mı? Cansız maddeleri bi tüpe koyup kıvılcım verip biraz çalkalayıp veya bu reich’ın iddia ettiği gibi orgon veya başka bir şey vererek hücre oluşmaz. Hücre denen şey oldukça karmaşık bir yapılanmadır ve sadece evrim sonucunda oluşabilir, bunun başka bir yolu yok. Evrimin bir başyapıtıdır, her ypıtaşında evrimin imzası vardır. Ökaryot hücreleri yüz milyonlarca baz çiftinden oluşan bir genotipin ürünüdür yüz milyonlarca diyorum bak. Öyle hazırlanan deney tüplerine aduket çekerek falan oluşmaz. Evrim olgusu modern biyolojinin termodinamik yasaları gibi bir şey şu an. Evrimi göz ardı eden bir deneyi kimse ciddiye almaz bu gayet de normaldir. Bahsedilen hücre prokaryot da olabilir önemli değil, ökaryot için söylediklerim onun için de hemen hemen olduğu gibi geçerli.
Pek termodinamik bilmem ama bu entropi nasıl düşürülebilir?.. Bir sisteme dışarıdan sürekli enerji vererek entropisi korunabiliyor belki düşürülüyordur da, uyduruk kavramalra gerek yok yani enerji böyle bir şey yapabiliyor. Canlılık evrendeki entropi artışını hızlandıran bir oluşum, bildiğim kadarıyla. Öyle görünüyor ki bu adamın teorisinin termodinamik yasalarıyla da çok ciddi sorunları var. Sonra da niye bilim camiası dışladı, bu niye bana andaval dedi falan filan.. niye olabilir acaba?
Dedikya gezegende 3.8 milyar yıldır hayat var, şimdi baktım; ilk eşeyli üreyen canlılar da 1 milyar yıl önce ortaya çıkmış. Yani yaklaşık 2.8 milyar yıl boyunca canlılar bölünerek çoğalmış, genlerini gelecek nesile aktarmak için başka bir organizmanın yardımına ihtiyaç duymamışlar. Orgonsuz geçen koca bir 2.8 milyar yıl. Oysa sex yaparak çoğalma dediğimiz şey adı üstünde işteş bir eylem; karşılıklı ortak bir davranış sergilemek gerekiyor, -ki genler varlığını sürdürsün. Yani demek oluyor ki bu davranışı güdüleyen herhangi bir gen(ler) çok çok büyük bir seçilim avantajına sahip olacak. Yeni bir genetik sektör doğuyor yani, ihaleyi kaptın mı bir daha arkana bakmazsın. Yaşamkalım mücadelesinde bize yardımcı olan diğer duygulanımlar nasıl varolmuşlarsa eşimizi döllediğimizde o kadar mutlu oluşumuz da öyle vardır. Aynı mekanizmalar temel içgüdümüzü açıklamak için de yeterlidir, öyle orgonlara morgonlara falan gerek yok.
Ben şimdiye kadar bilim tarihinde çok sayılan bir bilim adamına muhalif oldu diye cephe alınan başka bir bilim adamı duymadım. Önermesini ortaya koyan, uygun deneylerle bunu doğrulayan herkesin hipotezi, teorisi her neyse er veya geç hakettiği değeri görmüştür. Her bilim adamı merdivene bir basamak daha eklemeye çalışıyor, alttaki basamaklardan biri çürükse bu iş olmaz. Ortada eskilerin yerini alabilecek güçte bir teori varsa bunu kimse gözardı etmez. Beni oynatmıyorlar ühühühü.. falan bunlar çocukça bahaneler.
Bu orgon denen şey gözleme dayanmayan tamamen sezgisel bir kavram, bu apaçık, uzaydaki esir maddesi gibi, yoksa ışık yayılamazdı değil mi? Yanıcı maddelerdeki flogiston olmasa nasıl tutuşabilirlerdi değil mi? Gnostik ürünler… ah sözde bilim. Ateist deneyimini nasıl yaşadın bilmiyorum ama bunun bilimsel bir ayağının olmadığı açık. Gizli islam tarihini öğrenmek insanları pek ateist yapmıyor, bunu yakın arkadaşlarımda da gözlüyorum. Heralde en fazla deist veya panteist yapabiliyor, burada görüldüğü üzere agnostik de yapamıyor. Teoride belki ateizm ve materyalizm çift gerektiren akımlar değil ama gerçekte bu ikisi arasında çok sıkı bir bağ vardır. Bana göre yapışık ikiz gibi bir şeyler. Bir ateist hadi materyalist olmasa bile gidip idealist bazı yaklaşımlara prim vermez. “Ateistim ama yumartaya can veren vital bi enerjimsi var” böyle bir ifade olmaz, bu ancak ateist münafıklığın itirafı olabilir. Agnostikim ama orgon var, flogiston var.. yoh ya! yoh ya!!
Ben burada kernel panic verdim, yazının devamını yorumlayamıyorum.
Bence senin kitap okumak yerine biraz da uygulamalı bilim yapman gerekiyor parçuket bu konuda. Oturduğun yerden sallamakla olmuyor malum. Türk erkeği olunca bu değişiyor işte. 🙂
Hepsi seks uzmanı. Performans dersen on numara. Hatta gamaronun müthiş* bir tespiti vardı. Acaba ben yatakta kötüyüm diyen erkek var mıdır türkiyede.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Bakınız [s:Tesla]
Bakınız Bernoulli*
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
:))
Geçen de sex bağımlısı biri nasıl olur demiştin gel tanıştıriyim dedim bu lafına da aynı cevabı veriyorum xenix.
Konuyu saptırma, ben sex uzmanı olmadan 50 den daha fazla deneyim yaşamadan osho nun üçkağıtçının teki olduğunu gayet rahatça anlayabilirim. Ayrıca benim uygulama yapmadığımı nereden biliyorsun diye sorarlar adama?
Sen soruma neden cevap vermedin ayrıca, bu uluslararası, pek bilimsel sakallı playboyu neden savunuyosun, başka işin mi yok hayırdır? 😉

Bence senin kafa başka yerde. Oshoyu savunmadığımı anlayacak zekaya sahipsin yoksa. gamaro da sahip. Ama bugünlerde biriniz yorgun biriniz acılı.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Bak yau, tam gaz sofistike:)
Tespit dediğin şey hem öyle değildi, hem de müthiş filan değildi.
..Erkeğe kötü seviştiğini söyle, verem olur biter gider.
Gibisinden birşey demiştim.
Onu da ait olduğu konu bağlamında, biraz mizah, biraz psikoloji, biraz istatistik (o da mesleğim gereği) vesaire, vesaire..
Müthişliğe gelince;
Gelin bakiim öğretiim, buyrun dojo’ya aliim..
Ya da tıpkı peykamper efendimis veya Hz. Osho gibi uygulamalı göstertip, bi de süper spesifik paralı dergahlar kurup dünyayı bunun üstüne döndürmek filan lazım ki, möthiş ossun annadınmı.
🙂
Seks iyidir hoştur.
Beklenti, anlayış, uyum, ten, koku, yaş, yer, zaman, psikolojik/psişik faktorler, zeka, emosyonel Iq, şu, bu, o…
Hani hep denildiği gibi; İnsan biyo-psiko-sosyal bir canlıdır (apolitik söylem:) ve O anki hal’ine, sürecine, fiziki ve psikolojik yeterliliğine göre böyle sayısız faktör arasında dolanır ve elbette daha uyumlu ve göreli bir kombinasyonla işler daha güzel olur, bunun yollarını aramak ayıp değildir, günah değildir, zart zurt vs.
Lakin ne seks yaptın diye özel bi insan olursun, ne de kontobro enerjisi ya da dünya düzeni neyim şooolur.
Ha uzun süre yapamazsan, ele kola çeneye filan vurur.
Hepsi budur.
Öte türlüsü ise;
Zeyd’in karısını da sana verdik kiii… Mööminler şunu bunu anlayalar..
Filan olur:)
Halbuse evltalık karısıyla evlenebilme yolunun açılması, hak peygamber tarafından ahlakçılıka vurulmuş en büyük darbedir.
Di mi ama?
Acısız dinamik Xenix’im pıtırığım:)
Bernoulli’lerin hikayesi benim kastettiğim anlamda bir cephe alma olayı değil xenix, bence sen de biliyorsun. Aile içi bazı kişisel meselelerden kaynaklanan bir şeyler olabilir veya ne diyeyim belki intihal benzeri bir şeylerin mağduru olabilir oğul. İntihal bilim dünyasında olan bir sorun zaten, ben bunu kastetmedim.
Tesla’ya gelirsek hayatına dair anlatılanların çoğu mit olan biri. Sahte bilim hikayelerinin başaktörü yapılmış bir fizikçi. Gerçekle, kurgu birbirine karışmış. Hani bilimsel çalışması fizik dünyasınca yok sayılmış, horgörülmüş, biliyorsan sen anlat işte. Fizik tarihinde hakettiği itibara sahip bir fizikçi bence. Ama cisimleri ışınlıyordu da herkes örtbas etti bilmem ne hikayeleriyle geleceksen bana, geç bunları yani, geç bunları.
Acılı derken kuyruk acılıyı kastetmiştim. Farkındayız sık sık küfür de ettiğinin. Acı oradan görünüyor zaten. Bir tipolojik durum daha. Kadın verirse ondan iyisi yok, vermezse orospunun önde gideni olur. (Bak bu sonuncusu da gamaronun tespitlerindendir, osho halt etmiş annadın mı, oralarda böyle tipolojiler yok)
Bir de oikosun güzel bir tespiti vardır ki yeri tam burasıdır.
Sorun cinsellik değil, sorun cinselsizliktir.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Ee yani onlarla gelmeyeceğim de kaptan sen de biliyorsun edisonla teslanın hikayesini. Parası olan, şirketi olan, devamlı karalama kampanyası yapan bir adamın adı hala ders kitaplarında öncelikli geçiyor. Bilim dünyası bunlarla dolu. Bir de Newtonla aynı dönem çıkıp hakettiği itibarı alamayan Leibniz, veya Gauss’un kelek attığı (bak adını bile hatırlamıyorum) bir matematikçi.
Bir bilim adamının da egoları, tarihe geçme isteği, tutkuları, hırsı vardır. Bu adamlar robot değil yani. Bu yüzden bunların hırslarının kurbanı olan da bir çok adam vardır. Bu isimleri bilmememiz aslında onları bastıranların başarılı olduklarının kanıtıdır.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Baal senin reich’i şuraya kadar okudum sonra kapadım sayfayı(wikipedia). (aslında o andan önce okuyup okumama konusunda bazı saçma bulduğum yerleri görünce kapatacaktım ama senin hatrına biraz daha okiyim dedim…)
Reich şunu yazdı: “Tanrı var oluşun her aşamasında olan, beden içinden ve var olan her şeyin içinden aralıksız akan en temel kozmik enerjidir.”
Bunu diyen adam ağzıyla kuş tutsa benim için söyledikleri bilimsel olarak hiçbir değer taşımıyor artık…

kaptanın yazısında açıkça lizenko, kirlian, velikovsky gibi bilim aleminin cephe aldığı büyük siklet şarlatanlar kastedilmiş.
bernoulli ya da tesla (bir örnek de ben vereyim) ya da contact filminde judie foster’in başarıyla oynadığı hakkı yenen ateist astronom karakteri benzeri tescilli bilim insanlarını örnek olarak ortaya sürmek bana en hafif tabiriyle ukalalık daha masif tabirle eyyamgüderlik gibi göründü. şimdi şurada biz bizeyiz, şeytanın avukatlığını yapmaya ne gerek var?
Adam bir enerjiden bahsediyor, ama ne birimi var ne bir mahiyeti belli… Bi garip valla, bu “enerji” fiziksel mi, metafizik mi o da müphem… Bi de adam, suya mavi rengini veren şey de orgon enerjisidir deyince ben koptum.

İşte ben bundan bahsetmiyorum xenix. Bu Reich’ın orgon teorisi şu an başka bir psikoloğa atfedilerek bilimsel bir teori olarak anılıyor olsaydı verdiğin örnekler geçerli olurdu. Bu ikili çekişmeler sonucu unutulmuş bir teorem var mı, sadece altlarındaki imza değişiyor. Sen buna cevap ver. Sadece kaşifi yanlış biliniyor. Darwin için de diyorlar ki Wallace’tan esinlenmiş falan. E tamam doğal seçilime dayalı evrim teorisini ilk Wallace düşünmüş olabilir de Darwin bunu yayınlamasını falan mı engellemiş.
Ayrıca bence biraz olan biteni de abartıyorsun, ben Leibniz’i calculus’un kurucularından biri olarak şu anda tanıyorsam, hakkı öyle veya böyle bir şekilde teslim edilmiş demektir. Newton’un yanında biraz gölgede kalması da normaldir, yani normal olsun artık.
Burada bir sahte bilim olyı var, ben dışlandım, denilerek bilim içine gömülmeye çalışılıyor. Ben bundan bahsediyorum. Gerçek bilimsel bir çalışma olsaydı gerçek sahibiyle anılmasa bile bilim dünyasındaki yerini alırdı diyorum.
Bana mı cevap veriyorsun yoksa Reich konusunda yıllar önce okuyup hafızamda kalanlardan toplayıp yazdığım açıklama üzerinden Reich’a mı cevap verdiğini sanıyorsun?..ya da aklın sıra bana mı çatıyorsun nasıl saçmalıkla karşı karşıyayım.:).
Eğer Reich’a cevap verdiğini sanıyorsan.Bilim dünyasında cevaplar böyle götten atma bir uslup ve davranışlarla verilmez.Alırsın adamın kitaplarını ,deney setlerini kurar herifi yanlışlarsın…Tabi yanlışlayabilirsen!
Şimdi getirmeye çalıştığın şu sefil eleştirilere bakıyorumda..Sen Reich’ın çalışmaları için hakemlik yapacak kurulda yer alsaydın Reich’ın işi gerçekten çok zordu.Mümkün değil senin keskin zekandan kurtulamazdı.Herifi perişan ederdin…
Bilimsel hakemliği ne sanıyorsun?Veya bundan heberin var mı bunda da şüpheye düştüm .
Kaan Onay senin akademisyen olduğunu yazmıştı..Gerçekten öyle misin bilmiyorum ama senin zekanda birini böyle bir kadro verilmiş ülkemiz adına gerçekten üzülürüm.Neden böyle düşündüğümü birazdan anlayacaksın.En azında belki anlarsın diye umut ediyorum.
Evrim ilk canlı yapı dediğimiz şey oluştuktan sonra başlar. Kendi bilgisini kopyalayıp çoğaltabilecek olan, ilk canlı şey o şey nasıl bir şey olursa olsun ortaya çıktıktan sonra başlar ki, O şey oldukça sofistike olmalıdır..Yani Orgonla ilgili anlatılanları anlamadığın çok bariz ama bari evrimi ve abiyogenezi ayırabilecek kadar kültürün olsaydı..
Bunları bilmemek sıradan insan için ayıp değil.Herkes bilmeyebilir.Fakat senin için ayıp.Belli ki google’dan wikipedia’dan birşeyler okuyup,biyolojik konulara cevap vermeye çalışıyorsun ama okuduğunu anlama kabiliyetin olmadığı için komik duruma düşüyorsun.
Okuduğunu anlamadığına daha önce de şahit olduk..Mesela ‘andaval” dediğin adamın yazdığı şeylerin temsili boyutunu da anlamadın…felsefe tartışılırken Sokaktakiadam’ın yazdığını da anlamadan, birilerinin çirkin uslubunu takit ederek atlamıştın..Daha eskilerde Hudeybiye anlaşmasıyla ilgili anlattığımı şeyi anlatmakta da zorlanmıştın..Bunlar hayra alamet şeyler değil.Belli ki sende okuduğunu doğru düzgün anlamada bir sıkıntı var…
Hepsinden önemlisi kendin gibi davran.Başkalarını taklit etme.Bu seni küçüktür.Öykünmek sempati iyidir ama yakalık taklit çirkindir.Bunları yapmasan senin için ilerde iyi olur.!
Peki biz orgon enerjisi için ne yazdık? Daha doğrusu yazdıklarımı nerenle okuyorsun? Reich zaten düzenden sorunlu enerjiyi bulduğunu söylüyor okuduğunu anlamaktan aciz misin sen?
Herşeyden önce bu ne biçim bir mantıktır ben anlamıyorum.Bir parça Reich okudun mu sen?.Okumadan benim karşıma geçip hakikaten Reich’ı eleştirdiğini falan mı sanıyorsun? ..bu ne bilimsel terbiyeden yoksunluktur hayret ediyorum..Demek ki türkiyedeki eğitim sistemi çok ilerlemiş artık okumadan araştırmadan deney yapmadan,bilen hükme ulaşan akademisyenlerimiz var…:))
Bilimle ilgili herhangi bir alanda tahsil gören biri bile bu saçmalığa imza atmaz.Sen asıl bir salaksın.!
Sonrada Kaan Onay bilimdışı şeyler yazdığı için etik değil. öyle mi?..Dolayısıyla hakareti hak ediyor.Andaval çünkü değil mi???
Hiç kusura bakma ama andavalın önde gideni sensin.! şimdi bana kızacaksın biliyorum ama hiççç kusura bakma ,benim bir kastım yok ,birinin bunları sana söylemesi gerekiyordu.Bana denk geldi.Kişisel bir mevzu değil yani..Eğer bilim yapacaksan,bilim adamı kimliğine sahip olmak taşımak istiyorsan ya bu kafayı değiştireceksin.Ya işleri bırakacaksın.
Hangi konudan anlarsın yani profession’nın nedir bir taraftan onu da merak ediyorum..çünkü bu kafayla senden hizmet bekleyecek insanlara yazık olacak!
Konumuz insanlar olduğu için doğal olarak insan orgazmından söz ettik.Fakat bu demek değil ki Reich tek hücreliler için birşey söylememiş olsun.Ama Reich’ı okumadan 3 kuruşluk biyoloji bilginle böyle bir sladırı yapacağına okumak araştırmak yolunu seçmiyorsun.Diyelim ki ilgi alanına girmiyor.Peki olabilir.Ama eleştirmek gibi bir gafleti hangi beyinsizlikle gösteriyorsun.
Tek hücrelilerde organik moleküllerden müteşekkil canlılar oldukları için doğal olarak Reich iddia ettiği orgonla doluyorlar
Hiç mikroskop altında hücrelerin bölünmesini inceledin mi?Veya artık youtube’ta bunların kayıtları var oradan şimdi gidip bakabilirsin.
Tek hücreli canlılar bölüneceği zaman önce,görünüş olarak biraz toparlaşır, sonra bu toplanan yapı içten çalkalanarak ve sarsılarak bölünme gerçekleşir.. Mesela yeni bölümüş bir hücre besleniyor büyüyor. Beslenip büyüme ve sonraki diğer bölünmeye hazırlık bir düzen inşasıdır.Yani orgon orada etkisini böyle tezahür ettiriyor.Sonra hücre bölünüyor. Ve tekrar daha küçük ve geri düzene dönülüyor.
Böylece tek hücrelilerde Reich’ın tanımladığı orgazmı yani bedenin şiddetle sarsılıp silkinerek gevşemesini yaşıyorlar.
Anlatmaya şey çalıştığın şeyi de doğru dürüst bilmiyorsun. Seksin beyindeki ödül mekanizmasıyla ilgili bunlar.. arkadaş sitede eğitimli cehaletle bu kadar sık ve yoğun karşılacağım aklıma gelmezdi.Gerçekten üzücü.
Orgazmdan bahsediyoruz..normal bir insanda seks ile ilgili ödül mekanizması öpüşünce de harekete geçer.Beyin endorfinleri salgılar bu orgazm değildir.Orgazm, seksin sonunda adeta vucudun içerden ve dışardan sarsılıp titrediği bir andır.Yani kişi orgazm olmadan da sevişebilir.Bahsettiğin beyindeki duygulanımları yaşabilir Reich’ın olayı bu değil…
Sen neyi duydun?Neyi öğrendin?Neyi biliyorsun? beyefendi duymamış vay amınakoyum …ulan duyduklarını okuduklarını nasıl anladığını da görüyoruz..duysaydın ne değişecekti.?
Merak ediyorsan söyleyim..Reich’ın iddialarının bir kısmı ölümünden sonra başka adlar altında başka bilim adamları tarafından teorize edilerek bilim dünyasına girmiştir.Mesela hatırladıklarımdan birisi kaos’un daha alt seviyedeler düzen olarak yansımasını anlatan teoridir.Bu bir bakıma orgonun düzenleyici faliyetinin başka ad ve şekilde ifade edilmesidir.
Reich merak ediyorsan oku yavrucum..konuşmadan önce oku.! Ssanki bilim konusnda otorite bir bilginmi ona buna laf yetiştirmeye kalkma.Önce bi kendini yetiştir.Sonra konuş.
Sen benim bilimsellikle ilgili düşüncemi ,ateist düşüncemi eleştirmeye nasıl kalkıyorsun lan!!
Ben bu başlığa hafızamda kaldığı kadarıyla Reich diye biri zamanında böyle böyle çalışmalar yapmış şöyle şöyle sonuçlara ulaşmış diye herifle ilgili birşeyler yazdım.
Ateistliğimle olayın bağlantısı ne? Bilimselliğin sınırının dışına nerede çıktım?
Hadsiz gerizekalı!!
Bi de bana gizli islam tarihi marihi diye laf çarptırmaya kalkıyor çok şey bildiğini sanan salak..
Ateizmi senden mi öğreneceğim… beyinsize bak yahu!
Kaptan okumuyorsun yada nasıl bir beynin var bilemiyorum.”Reich görüşleri sonradan kabul edilmemişmiş” nereden biliyorsun kabul edilmediğini???
Freud’un fikirleri artık ilgi görmüyorsa bunda Reich’ın getirdiği eleştirilerin yeri yok mudur sanıyorsun.?
İnsanın iyicil bir varlık olduğu ilk olarak Reich’ın görüşüdür.Psikolojide bunu kabul edip kendi ekollerini kurmuş kişiler var.
Ama Reich’ın adını anmazlar. Herkes kendi etiketinin peşindedir.
Herşeyden üzücüsü bilmeden ahkam kesmeye çalışıyorsun.Yanlış.
Bir Fréudyén Marksist olan Réich’in, Fréud’a siyasi yöndén karşı çıkma durumu vardır.. İnsanın ‘iyicil’ bir varlık olarak öné sürmési dé buna dayanıyor.. Yoksa cinséllik konusunda Fréud’u éléştirmési söz konusu déğil.. Onun fikirlérini daha da géliştirmiştir.. Fréud’un ‘bilimdışı’ ilan édilmésindé dé Réich’in katkısı félan yoktur.. Bunu bélirtéyim.
Réich konusunda bir yorum gördüm.. Aynén katılıyorum;
Réich önémli bir şahsiyéttir ancak bu son dönémlérindé bunadığı vé saçmaladığı gérçéğini déğiştirmiyor.. Bunun yanı sıra ABD’dé kitaplarının yakılması, hapsédilmési gibi durumlar da kabul édiléméz gérçéklérdir élbétté.
Bu ‘orgon’ dénén hédénin spiritüalistlérin sıkça kullandığı ‘aura’ dénén hödödén pék bir farkı olduğunu sanmıyorum.. Bioénérji, kozmik énérji gibi ésasén uzak doğu dinlériné dayanan konular zatén.. Kansér vb. hastalıkların bu énérji türüylé tédavisi dé günümüzdé altérnatif tıp dénén ésasén bilim dışı olan çalışmalarda öné sürülüyor.
Ayrıca Réich’in éşcinséllik konusunda yazdıkları da tam bir fécaattır.. Cinsélliğin önémini bu kadar takıntı haliné gétirdiğin an saçmalamaya başlaman da bir o kadar doğal halé géliyor zatén.
benim anladığım, bu baal’ın hararetle bahsettiği orgon böyle midi-chlorian gibi bişey. bilmeyenleriniz olabilir. nedir bu midi-chlorian? diye soranınız vardır belki. bilmemeniz normal, toplumun bunu bilmesini istemeyen odaklar var. hesapta bilim adamı diye geçiniyorlar üstelik bu midi-chlorian karşıtları. en az orgon kadar nesnel, en az orgon kadar kuvvetli bir teori. star wars evreninde force var hani. o force bundan oluşuyor. düşün bak, acayip mantıklı. aslında çok gerçek ama onu anlamak için george lucas olmanız lazım. ya da iflah olmaz bir star wars fanatiği olmalısınız. orgon mefhumunun mucidi reich ve takipçisi baal ile aradaki benzerlik dikkat çekici.
bi de neymiş, baal hazret buyurmuş;
ne normali be? norm ne? öpüşmenin ya da ön sevişme çeşitlerinin literatürde bulunmadığı bir dolu kültür var. daha başlarken hollywood usulü artis öpüşmesini insan cinselliğinin önşartı yapan tanımı kim ne yapsın? (anadoluda eskiden eşler öpüşmeyi bilhassa ağızdan öpmeyi tiksindirici buldukları halde eşlerini cezalandırmak amacıyla kullanırlarmış, çok sıkıntı çekerlermiş haliyle, verdiği cezanın aynısına mahkum ediyor kendisini. ahaha belki aşkın bir tanımına varmışızdır bu vesileyle, he mi orgonculuk müritleri?)
şuna da bak hele:
kim dedi? kim ispatladı? insan konuştuğundan bu kadar habersiz olmamalı. temel hatayı işaret ediyor bu mesnetsiz iddia. baal evrimi pek kavrayamamış olacak ki canlılık cansızlık gibi bir sınır koyuyor o evrim silsilesini tanımlamak için. öyle bir başlangıç noktası yok. ya da belki var fakat bunun üstüne genel kabul görmüş bir anlaşma yok. bu alıntı neyi her neyi desteklemeye çalışıyorsa aslında kendi önce güzel bir desteğe ihtiyaç duyuyor.
tanıma bak çay demle. ben böyle tabut gibi boşalıyorum, titreşim sıfır, ürperme yok. bende yanlış olan nedir güzin abla? “normal” değil miyim yoksa sana göre? ahahah.
bu arkadaş artık hangi ara mikroskopa baktıysa sanırım timelapse moduna aldı kendini, hücrelerin titremesini falan görmüş hani,
demiş
bunları böyle sarsılarak çalkalanarak hüşu içinde çoğalıyor ya, o güzel görüntü timelapse tekniğinin bir yan etkisi. çarpışmayı çalkalaşmayı görmek için insan gözü fazla hızlı. yani daha fazla keramet arama bence. ya da arayacaksan hücre ilkel çokhücreli ve modern çokhücreli canlılarda çalkalanma (ya da sarsılarak orgazm olma, her neyse) süresi üzerine bir grafik hazırla da bilime bi faydan dokunsun..
Bak geri zekalı velet biyoloji bilmemek hata değildir ama ,haddini bilmezlik,bide üstüne terbiyesizlik ve affedilmez bir hatadır.
Bu forumda yazarken uslup olarak başkalarıını taklit ettiğini düşünüyorum.Bu iyi birşey değil kendini lekeliyorsun. Hiçbir takımın oyuncusu olma.Başkalarının goygoyuna vocal eşlik etmeye çalışma.Seninde bir beynin olmalı. Başkalarının götünü kollayacağına güvenerek de ona buna sarmak ,kabadayılanmak anlamadığın halde posta koymaya kalkmak aşağılık bir haldir, mugalata peşinde koşma, fikir sahibi olmadan önce bilgi sahibi olmaya çalış.Buraya bilimi taşı.Bunlar sana birşey kaybettirmez.Bunları yapacak bir Kaptan Mosey’i ben de alkışlarım.Sana ne garezim olabilir??.Ama saçmaladığını görüyorum ve bu beni rahatsız ediyor…Madem ki, bilim adamı olmak yolunda ilerliyorsun. Bulunduğun her ortamda bunu hissettir.Desinler ki bu adam akademisyen yazdıklarından belli oluyor burasının bir forum olması değersiz bir mekan olduğunu göstermez..Esasında böyle yerler kşinin içindekini dışarı vurmasını kolaylaştırır.Şimdi içine düştüğün şu rezil halden çıkabilmen sana fırsat vereceğim ve daha fazla yazmayacağım.
Gelelim Sangre ‘nin Reich hakkında söylediklerine ,Freud’un ortaya attığı libidodur.Reich asistanı olduğu kişinin doğal olarak çalışmalarına katılmış ve libidodan yola çıkmıştır.Orgon enerjisi ise artık Freud’un libidosunda çok öte birşeydir.
Freud’un en güçlü olduğu zaman adam muhalefetini koymuş.İnsanın iyicil oluşu freudyen bakış açısının temeline bombayı koyan en önemli eleştiridir.Tabi ki başka bilim adamları da Freud’un tahtında inmesine katkı destek sağlamış olabilirler.Ama Reich ‘ın bir etkisi olmamıştır demek doğru değil…o konuda nerede ne okudun bilemiyorum ama haksızlık oluyor.:))
Yeni kalıplaşmış tavırda şu ”komplo mu?? tabi canım tabi allah şifa versin”.Nasıl ki her komploya atlamak sağlıksızsa her iddiayıda komplo teorisi diye değersiz görmekte yanlıştır.
Ben türkçe vikiyi kontrol etmedim.Reich hakkında ne yazdıklarından haberim yok.Reich bilim dünyası için çok sarsıcı birşeyler söylüyor beyler…müsade edin de biraz düşmanı olsun.;)
Zamanında adamın yazmadığı bir bilim kurgu kitabı sırf karalamak maksadıyla o yazmış gibi göstermeye çalışıldığı bile söyleniyor.Sebep adamın uçuk kaçık olduğunu ispatlamak!!Ki bazı konularda uçuk kaçık olması başka konulardaki doğrusunu yine örtmemeli..ikisini ayırabilmeliyiz.
Farkındaysanız o kadar tartışıyoruz hiçbiriniz bana kişisel görüşümü sormadınız.İlginç!
Vakti zamanında bir arkadaşım Reich’ın basit uygulanabilir deneylerinden birini uyguladı.O deneyi de gördüğüm için Reich’ın tümüyle olmasa bile kısmen haksızlığa uğramış olabileceğini düşünüyorum.
Deney çok basitti ama doğada etkisi çok hissedilmeyen şimdiye kadar bilimin bize tanımlamadığı,belli alanlarda düzeni arttırıcı bir enerji olabileceği konusunda beni düşündürttü.
Ben Reich’ın her söylediğinde doğru olduğunu ifade etmedim zaten.Ama doğru söylediklerinin olduğunu belirttim.Bu iki duruş arasında önemli fark var.
Reich’ın kas zırhıyla ilgili yazdıkları bana göre doğrudur..İnsanın iyicilliği konusunda tespitleri bana göre doğrudur.
Orgon enerjisinden diğerleri kadar emin değilim.Keşke imkan olsada tüm deneylerini test edebilseydik.
Bence ne birbirinizi kırmaya ne ön yargılı olmaya ne de ateistlik yarıştırmaya gerek yok.
Kaptan bilir, ateist forumda matematikte sonsuz olduğunu iddia ettiğimiz için ne ateistliğimiz kalmıştı ne bilim adamlığımız ne matematikçi oluşumuz. Neymiş vay efendim sonsuz olurmuş mu…
Bir de içinde tanrı kelimesi geçince o adamı kaale almam demişler. Cümleyi bırakın, adamı yani.
Ama Einstein başka. Tanrı zar atmaz der ama tanrıyı kastetmez, onu kaale almamak da olmaz şimdi.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
sen kimin kopyasısın.yani normal nikin nedir? burası ayrı bir soru işareti?
ama laf olsun torba dolsun diye saçma salak cevap yazma bana çünkü kaale almam.
kullandığın mikroskop kapasitesine göre, ve ne tür bir görüntü aradığına göre neyi görüp neyi göremeyeceğin değişir.Her mikroskopla herşeyi göremezsin.Youtube daki bir takım videolar gereksiz zaman israfından dolayı time lapse olabilir.Bu benim bahsettiğim şeyi değiştirmez. Reich yaşarken ne youtube vardır.Ne o şkeilde bir videolama imkanı…Ayrıca mikroskop deyince hatırlattın.Bak faydan oldu tartışmaya..:)) Reich’ın kendi tasarladığı mikroskoplar vardır.Yani adam komple bilim adamı. kendi döneminde kullanılan ışık mikroskoplarınım kapasitesini geliştirmiştir.
yahu kimi taşladığınızı sanıyorsunuz??
hemi de kopya halinize bakmadan.
normallikle öyle kafayı bozmuşsun ki nickler bile sana belli kalıpta gelmezse idrak edemiyorsun. kopya falan değilim, o sadece bir nick. amma idrakı tıkalı biriymişsin sen.
timelapse dedim hacı. mikroskop değil görüntüyü kayda alan makinenin özelliği bahsettiğim şey.. bir nevi uzun kesikli uzun pozlandırma sonucu oluşan bir efekti aşırı ciddiye alıyorsun, sonra bilmem nereden uydurma veri haline getiriyorsun. itirazım buna. efektle bilimsellik olmaz, anlayabildin mi?
evrimle ilgili geçiştirmeye çalıştığın eleştirilerimde söylediğim basit: bilgin gediklerle dolu ve işine yarasın yaramasın seni haklı çıkarsın çıkarmasın, kullanmaktan çekinmiyorsun. yukarıda itirazlarım var. çok biliyorsan çok güveniyorsan bildiğine cevapla. yoksa salaklık falan deyip işi karıştırma zira senin hakarette inmeye tenezzül ettiğin seviyeye ben de inmekten çekinmem. karşılıklı hakarete sitede pek itiraz yok sanırım. ağzının payını senin seviyenden vermesini de bilirim.
laf olsun torba dolsun demişsin, bundan çıkardığım argüman niyetine saydırdığın cümlelerine yaptığım eleştiriyi anlamayı başaramamış olman. kaale almam demişsin ama gördüğüm kadarıyla cevap yazıyorsun pek ala.. ilginç ve çelişkili bir insansın.
İyi hatırlattın xenix. Buraya üye olmadan önce, orada sadece birkaç gün takılmıştım ama heralde bi 10-15 mesajım vardır, hala da duruyordur heralde orada. gamaro’yu taklit edip etmediğim konusunda oradaki yazılarıma bakmak heralde daha nesnel fikirler verecektir. Çok ısrrcıysan Baal al sana iddiana bilimsel bir kimlik kazandırma fırsatı. Orada farklı bir üslup burada farklı bir uslübum varsa ben değil, “Freyman” bile karşı çıkamaz sana :P.
Sevgili Kaptan, estğfurullah..
Yani taklit, simulasyon vs. filan, yok öyle birşey.
Bir kısım medyanın işi bunlar.
🙂
Yazdıkların için teşekkür ederim, bilmukabele, ayrıca çok naifsin:)
Anlaşılmayan şeylere gelince;
Valla benim de var, anlamadığım, anlayamadığım.
Mesela daha yeni ayıktım.
Hani bi odaya girersin bazen, konuşmak istersin biriyle..
Lakin (şans bu ya) konuşacağın kişi de bir başkasıyla telefon görüşmesi yapmaktadır o an.
Usulca çekilip, oturursun kenara.
Oturur..
Otu..
Ot..
-Evet?
…o..O..0…o…
-Hey dostuumm!
(nıy-nıı-nıığğnı-nııı-nıyğ…)
-Alloooo!
(hani benim gençliğiiiim billllyelerim topacııımğ:)
-Yav arkadaşım, sana diyorum!
-Hea?!
Filan olur sonra.
-Ah çok pardon, ben telefonde şaapıyosunuz sanıyordum.
🙂
Xenix, parçuket, ben, vesaire.
Ha bi de Osho! (Konu mankeni.)
Tespit, mespit..
Yardırıp durmuşum ben de, yok öyle değil de böyle..
🙂
Neyse.
Çak dübeli çak gülüm, bu duvar senin, fitalim de vitalim:))
Yukarıda OSHO’yu görünce aklım ister istemez Şirince’ye gidiyor.
21 Aralık kıyametinin! 500 nüfuslu, 1,000 yataklı(konaklama) Şirince’yi vurmayacağı söylentileri yüzünden köye 60,000 kişi geleceği varsayılıyormuş. Normal zamanda 100 TL. olan yatak fiyatı 3,000 Doların üzerine çıkmış.
Bu kadar salağın olduğu bir dünyada Kaan Onay veya Osho olmak çok zor olmasa gerek…
İyimiş diyorum.:)
Bi de benim mikroskopum çok büyük abi, acayip orgazm gözlüyorum; 35 cm!..
Evet evet…
Hücreler mutlu! ben mutlu! hatun mutlu…
En çok kasılıp titreyende en fazla orgo enerjisi mi oluyor? Cinsel birleşme sırasında kasılıp titremezsen sperm yeterli orgo enerjisini alamadığı için yumurtayı dölleyemiyor mu? Kadınlar neden düşük yapıyor? Embriyonun orgo enerjisi mi bitiyor? Sevgili Baal, böyle soruların gelmesini normal kabul etmen gerekir diye düşünüyorum… Bana da sinirlenme lütfen.
Aslında konuya devam edip etmeme konusunda kararsızdım.
çünkü bir yandan yazmak benim için kolay değil..diğer yandan sinirlenerek boşa harcadığım enerji ve zamana üzülüyorum.
ama bir yandan da inatçı bir karakterim var.
bugün geldim baktım yine koyun dolly’nin oradan sanki matah boşluk bulmuş gibi çemkirdiğini, kilde bırak arkadaşında dalgasını geçmeye çalıştığını gördüm..
görmezden gelip susacaktım fakat konu bir türlü kafamdan gitmiyor.:))
kitabımı okumak için konsantremi toplamaya çalışıyorum..ama bir bakıyorum ki dalıp gitmişim.:)
içimden diyorum ki ”lan bu koyun doly’nin time lapse çıkışına karşı anlatmak isteğim şeyi gösterebilmek için ne yapabilirim..”
tartışmanın içinden kendimi fiziksel olarak çekip alsam bile düşünsel olarak çekip çıkaramadığımı farkettim..
koyun dolly nin diğer yazdıkları boş laf sataşma maksatlı ıvır zıvır…hepsine gerekli cevabı yukarda vermişim..ama bu ”efendim o time lapseden öyle oluyor ” iddiası cevapsız kalırsa içim rahat etmeyecekti.
bütün bu kıvranmalar arasında yine eskiden izlediğim bir video aklıma geldi.:)) nasıl bir hafıza bazen bende şaşırıyorum..özellikle böyle sıkıştığı anlarda iyi çalışıyor..:)
buldum ve getirdim..siz hiç araştırmayın bişey amk..:)) anca laf üretin.
şimdi şu linke tıklayın ve videoyu başlatın.
17 saniyeden itibaren ekranın sol tarafından gözükmeye başlayan hüücreye iyi bak koyun dolly..o hücre bölünmeye hazırlanıyor önce toparlanıyor yuvarlaklaşıyor sonra aynen Reich’ın bahsettiği şekilde tirtreyip sarsılarak bölünüyor…28 saniye işlem tamam.
link to microscopyu.com
Hücrenin bölünürken titreyip sarsılması neyi gösteriyor peki?
Orgon enerjisini mi?
Yani neden bu kadar tepkili olduğunu ben de anlamıyorum aslında.
Sana yöneltilen sorular gayet basit.
Bahsettiğin şey mikroskobik (aslında makroskopik) bir gözlem.
Bir hücreye bakıyoruz ve birşey izliyoruz.
Time-laps vs.ye de girmeyelim hadi, bölünme sırasında hücre harbi harbi titreyip sarsılıyor olsun..
Eee?
Hücre titriyor ve sarsılıyor.
Demek ki bir titreten (ya da titremesine neden olan birşeyler) var.
Tamam da..
Membran esneklik potansiyeli, yüzey gerilimi, hücre içi iki kutup arasında uzanan iplikler ve iplikçikler, ve devamında bir noktadan başlayan membran bölünmesiyle toplam yüzey gerilimi ve esneklik potansiyelinin bildiğimiz fizik kurallar dahilinde iki ayrı mebrana dağılıp hapsolurken sönümlenmesi vs, vs..
Veyahut transformers enerjisi?
Diyorum ki yani;
Mevcut enerji modelleriyle böyle bir sarsılma ve titremenin fizyo-mekaniği/ biyofiziği filan izah edilemiyor mu, Reich veya bir başkası bunu mu iddia ediyor?
Hani, biz bu durumu bilinen hiçbişeyle izah edemiyoruz, yoksa bir başka şey..şey.. mi var?.. der gibi. (Ki öyle bile olsa, o “şey” için “enerji” demek yine de biraz garip kalır ya.. Benzetme maksatlı: Bitkiler hareket edemiyor ama hayvanlar ediyor, o halde hayvan enerjisi diye ayrı bi enerji var, ya da maymunlar uçamıyor ama kartallar uçuyor, demek ki uçma enerjisi diye bambaşka bir enerji var, vs, vs.. gibi. Neyse şimdilik burayı es geçsek de olur)
Öte yandan,
İnsan orgazm olurken de benzer bir titreme alır filan..
Kadın orgazm olunca ne oluyo yani?
Ovosit olgunlaşmasının ve bu ovositlerin batına atılıp tuba uterinalarca tutulmasının ve ikinci mayozun fertilizasyon anında tamamlanmasının orgazmla (ya da orgazm sırasında titreyip sarsılmayla) ne alakası var?
Bu nası bi modelleme?
canlı ile cansız arasında, evrimin işe karışmaya başladığı “yer” ile ilgili ayrımını nasıl yaptın dedim. ses gelmedi.
kendince normlar koydun, kültürel önyargının dibine vurdun, itiraz ettim muhtemelen eleştiriyi bile anlamadın.
gittin sinir hücrelerinden oluşan bir demet üzerinde bir iletişim protokolüyle gerçekleşen orgazm hadisesini, demetleri oluşturan hücrelerden çok çok daha ilkel bir hücreye, tek başına gerçekleştirdiği mitozlar için bile bahşetmekten çekinmedin. ne alaka dedim es geçtin.
kullandığım nick üzerinden maksadını anlamadığım imalarda bulundun (kimin kopyasısın falan dedin ya hani). bu bana verdiğin cevabın ana temasıydı. baktım, kaptana yazdığın cevap daha vahim. hakaret, had bildirme sekansı, taklitçilikle itham, beyinsizlik iması, asılsız bir iddianın doğruluğunu bilmeden araştırmadan kaptana akademik ünvan yükleme, o olmayan ünvan üzerinden aşağılamaya devam etmek, daha fazla yazmayacağını beyan etmen (keşke bu sözünü tutabilsen :), freud’un tahtını sallayan reich kişisine güzelleme, (ki bana kalırsa al birini vur ötekine, freud ve psikolojinin topunun ilacı modern psikiyatridir, nörolojidir, nöroşirurjidir, reich denen sefil halt etmiş),…
sonrasında bilinmeyen, pek hissedilmeyen bir enerjinin muhtemel düzeni arttırıcı özelliğinden bahsetmişsin. bu da kafandaki enerji kavramının pek sağlam olmadığını gösteriyor, o zaman yazmadım şimdi yazıyorum, aç bak ilya prigogine hangi konu üzerine çalışmış, senin şu “düzen oluşturan mistik enerji”ni o bizim bildiğimiz evrendeki tanımlarla keşfetmiş mi etmemiş mi? senin mürşit kabul etiğin reich’a gelene kadar bir manga adam reich’ın ürettiklerini başarısız hipotezler listesine atacak kadar çok soru sorup cevaplamış mı cevaplamamış mı?
yukarıda ilk paragraftaki sorularıma ikinci paragraftaki haliyle çok iyi cevap verdin sanki, her bi şeye cevap verdin sanki, tek eksik o sarsılarak orgon saçan hücre kaldı. onu da gösterdin tamam oldu he. süper de hafızan var. internette bulunabilecek 100.000 farklı mitoz görüntüsünden birini bulmuşsun, afferin. 30 saniye aralıkla (evet galiba videonun her saniyesi 30 saniyeye denk geliyor) çekim yapılmış olanından birini koymuşsun. sanki ben yarım yamalak anlatmaya çalıştığın şeyi anlamamışım gibi. bak önce anlaşalım, o izlediğin görüntüler 30-60 dk arası sürebilen bir işlemin 45 saniyeye sıkıştırılmış halleri. zaman darlığından değil bazı farklılıklar daha belirgin ortaya çıksın diye öyle çekilmiş. haliyle kavram üretmeye çalıştığın çalkantılar senin gözüne hoş görünen bir efektten ibaret.
anlayabildin mi? yolladığın şeyde sana “görünen” her ne ise, o bir çeşit efekt. yani daha fazlası değil. ikinci mesajımda eleştirdiğim şey de tam olarak bu, daha fazlası değil. gördüğünün illa anlamlı olması gerekmiyor, ilk mesajda da bunu illa orgona, vis vivaya, midi-chloriana bağlaman gerekmez dedim altı üstü. bu kadar.
işin tuhaf tarafı tam o titreşimli hadiselerle ilgili tarafı: ilk mesajda eleştirdiğim ama senin es geçtiğin şeye geliyoruz, o söylediğin orgazmik çalkantıları yapabilmek için teknik olarak canlı olmak bile gerekmiyor. örnek istersen benim de hafızamda bazı videolar var, arar bulurum, istemen yeterli.
senin böyle “evrimdi canlılıktı hayattı falan filandı” diye yüksek perdeden atıp tuttuğun kavramların senin ağzından çıktığı hallerinin gedikli hasarlı ve yanlış olanlarını söylüyorum, her bi şeyi bulmakta mükemmel olduğunu iddia ettiğin tıka basa sözde-bilimle dolu hafızan en basit mefhumları bulup sana getirmekte aciz kalıyor. ilginç, çelişkili ve ayrıca kafası karışıksın. ve diğerlerini bilmem ama ben sana cevap verdiğim sürece beni kaale almaya devam edeceksin. bi de keşke şu her şeyde haklı olan, her şeye envanterinde bir kanıtı olan ve bunu göstermezse kafası infilak edecek olan adam tribinden çıkabilsen..
İyi de bu video zaten time-lapse. 30 saniye aralıklarla görüntü alınarak hazırlanmış.
Kaptan, öyle olmasa bile ne farkeder ki?
Yani canlı/ membranöz bir yapının bölünüp iki ayrı mebranöz yapıya dönüşmesi sırasında, fazedelim ki böyle mikro bir titreme sarsılma vs. oluyor.
Biz de orgam olurken titreyip sarsılıyoruz.
Ee?
Bu arada: Dolly’den gözüm korktu valla, desturla yaklaşcam bundan sonra.
Kesinlikle haklısın gamaro. Hiçbirşeyin kanıtı olmazdı titriyor olmaları.
Bu arada unutmak üzereydim, iltifatlarından dolayı teşekkür ederim 🙂
Evvet…bu akşamda Reich ve orgazm konulu mesaimize başlıyoruz.
Sonsuz Us sitesinin üstün ateist mantıkla donatılmış bilim kurulu, toplanmış yine çok değerli eleştirilerini yapmışlar.Yine müthiş tespitleriyle bizi aydınlığa götürecek bilgi ve bakış açılarını sunmuşlar..hepsine tek tek teşekkür edip allah sizleri başımızdan eksik etmesin diyoruz…böyle mi yazma mı bekliyorsunuz? Kusura bakmayın ama insan sinirliyken böyle yazamıyor.
Ben şu anda yaşadığım sıkıntıyı sana modelleyerek anlatmaya çalışayım.Böylece olayın benim tarafından nasıl göründüğünü belki daha rahat anlarsın.
Hafta başlarken bir sürü planım vardı.Ama ağzımdan bir Reich kelimesi çıktığından beri bütün timing aksadı…bir yandan bu yaptığım doğrumu değil mi onun düşünüyorum….Ve içimden bir ses ”olum ne yapıyorsun….bu zamana yazık değil mi? bu muydu senin derdin..” diyor….İçimdeki diğer seste diyor ki ”la olum bilmedikleri konuda hem seni yanlışlayıp hem de dalgalarını geçmeye kalkıyorlar..asılsana şunlara iki tane”.
Bütün bu içsel çelişki yaşanırken bunun üstüne foruma mesela bazen şakirtler geliyor değil mi?Evrimle ilgili birşeyi bi kere anlatıyorsun….anlamıyor..yazıyorsun yazıyorsun yine anlamıyor..anlamıyor.Üstüne bir de pişkince hareketler eee…Sonra hepimizin zaman zaman yaşadığı sigortaların attığı evreye giriyorum.
Yani ben bu forumun ortalamasından agresif felan değilim.Ama şu an yürüttüğümüz tartışmanın doğası beni bu duruma sokuyor.
Ben bu videoyu alın işte size orgon marifeti veya işte size Reich söylediklerinin ispatı diye sunmuyorum ki.
Videonun burada size anlatması gereken şey,hücreler bölünürken Reich’ın tarif ettiği hareketi yapıyor mu yapmıyor mu?.Bunu göstermek.
Çünkü çok zeki, müthiş donanımlı koyun dolly arkadaşımız ne demişti.?
”efendim oo öyle time lapse şeysi falan”’
Paylaştığım videodan sonra bu zeki arkadaşımız hala ne diyor?
Yani aynı başlık altında toplamda 3 kez aynı eleştiriyle karşılaşıyorum.Şimdi sinirlenecek birşey yok mu ortada?
İlk seferinde diyorum ki Reich zamanında bu hareketleri kendi mikroskobuyla görmüş.Yani günümüz videolarının time lapse olması neyi değiştirir? Koyun dolly buradan çıkarması gerekeni çıkaramıyor..
Bu sefer video bulup ekliyorum.Malesef koyun dolly izlediği videodan çıkarması gerekeni yine çıkaramıyor..
O görüntüde time lapse’ymiş… olmadı da olmadı… diye teneke çalmaya devam ediyor.
Hala sinirlenme hakkım yok mu?
Görüntüün time lapse olması hiçbirşeyi değiştirmiyor aslında çünkü hücreninbölünmek için hazırlanması 10 saniye bölünmesi ise 1 saniyeden az zamanda gerçekleşiyor.
Normal insan zekasının bu zaman kıyaslamasından bölünme olayının hızını oransal olarak sezinlemesi gerekmiyor mu?
ama ne diyor bak!
yani ben salağım!
ben anlamamışım!
koyun dolly üstün zekasıyla herşeyi çözüme ulaştırmış.
bak abisi sevgili koyunumuz başka ne yazmış…
Peki kaptan arkadaşa enson yazdığım cevaptan sonra yine Kaptan arkadaşa dönüp yazmışlığım var mı?
Gamaro kendin tek tek bak kaptana birşey yazmış mıyım?
Şimdi ben sinirlenirsem… iftira sayılabilecek bu yalana karşı cevap verirsem agresif mi olmuş oluyorum?yine had bildirme peşinde koşmuş ,hakaretçi vesaire falan mı olacağım!
Reich benim mürşidimmiş!
peki ben böyle birşey yazdın mı? onu geçelim ima edecek birşey yazdım mı?
hala sinirrlenmemeliyim.!
çünkü sinirlenecek birşey yok??
bak abisi bak ne söylüyor bizim küççük koyunumuz..
peki böyle birşey yaptığı var mı?hangi şeyi düzeltmiş?
bu çalkantıyı yapmak için canlı olmak gerekmiyormuş..çok önemli bir bilgi alıyoruz koyunumuzdan fakat konuyla ilgisi ne??
hiç işte!
laf olsun torba dolsun… abisi ne güzel yazıyor..bize işte onu gösteriyor olmalı.
sinirlenmemeliyim..bunlar son derece normal şeyler.
Tamam, sinirlisin de..
Yanlışım varsa düzelt;
Kaptan’ın yazdığı “Biraz yukarıda Baal’ın bir mesajı var, o yorumu cevaplıyorum.. gene frekanslar karışmasın.” diye başlayan mesajda ne var?
Hakkaten ya, ne var?
Hakaret mi, sövme mi, aşağılama mı, kişiliğine vs. bir saldırı mı?
Ama sonra senin cevabın başlıyor ve onu bunu taklit etmekten tut da (ki o da ben oluyorum sanırsam) götten atmalar, sefil eleştiriler, internetten bakıp üç beş şey öğrenmeler, cahiller, andavallar, bunları duyman gerekiyordular, sen kim oluyorsun da benim ateistliğimi eleştiriyorsun(?)lar, yok onu da anlamadıydın bunu da anlamadınlar, küçülüyorsunlar, goygoyculuk yapıyorsunlar, lan, gerizekalı, salak vs, vs diye devam ediyor…. (daha da var da şimdilik aklımda kalanlar bunlar)
Valla eğer bende de anlama sıkıntısı varsa, lütfen başka arkadaşlar da beni uyarsın.
Lakin tüm bu tartışmaların başlamasında etkin olan bu iki mesaj arasında nasıl bir orantısızlık olduğunu görememek için rihter ölçeğiyle kaç şiddetinde sinirli olmak lazım, bilemiyorum.
Ha bunları da yok şunu koruyum da ötekine laf sokayım vs. diye yazmadım.
Hakkaten anlamadım.
Bunlar olması gerekmiyor. Sangrenin de sana yazdığı bir mesajda bunların hiç biri yoktu ama baaldan daha fazla sinirlenmiştin.
Ben o yorumda kaptanın, Reichın sahte bilim yapmasından tutun da baalın ateistliğinin sorgulanmasına kadar olan kısımların konuyla hiç bir ilgisini göremiyorum mesela. Parçuketin gazına gelinmiş.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Valla siz de (sen ve parçuket) bi zahmet deseydiniz ki; Yav siz bize bakmayın, mesele aramızda/özel filan.
Yukarda mizahi bir üslupla belirtmeye çalışmıştım zaten;
Ben bu başlıkta, Osho ve öğretisi hakkında seninle tatlı-sert atışıyoruz zannederken (tıpkı James başlığı vs.deki gibi) , len dedim bi süre sonra ben ne diyorum bu ne cevap veriyor, bak bu da gamaro’nun tespiti de pratik yapmak lazım da bak türk erkeği onsakız vesaire.. İyi de, ben ne bileyim ayna kullandığını/zı? Osho dediğin ölmüş gitmiş, ruhlar alemiyle bir bağlantım neyim de yok ki, rahmetlinin hatırası vesilesiyle alevlenmiş başka gündemleri sezebileyim, di mi?
Yani hala da bişey anladığım yok da.. En azından anlamadığım bişeyler olduğuna ayıktım diyelim.
Diyorum ki yani: Bu başlık altında parçuket tek bir mesaj dahi yazmamış olsaydı, ben yine aynı şeyleri yazardım. (Ayrıca bu dediğimin Kaptan açısından da böyle olduğundan, yani parçuket hiç olmasaydı da Baal’e aynı mealde sorular sorup yorumlar yapacağından hiç şüphem yok.)
Gaza gelme dediğin buysa, eyvallah:)
Öte yandan, Kaptan’a yönelttiğin diğer eleştirilere de katılmıyorum. Osho’nun seks/kölelik üzerine yaptığı güzellemeleri konu alan bir başlıkta Reich’ın orgon’ enerjisinin konuya dahil edilmesi ve hatırlatılması ne kadar olağansa, akabinde yapılan eleştirel yorumlar da o kadar olağandır. Nasıl ki Osho’nun sosyal yaşamdan tut da dünya devletlerinin sömürgecilik faaliyetlerine kadar uzanan geniş bir yelpazede, seks denilen şeyi temel düzenleyici bir nosyon ve faaliyet olarak sunması hem bilimsel hem de felsefenin temel problemleri çerçevesinde tatlı/sert/ciddi eleştirilere tabi tutuluyorsa, ilk bakışta bir tür transformers enerjisi gibi çağrışım yapan ve yaşamın/organik sistemlerin vs.nin temel düzenleyici enerjisi/nosyonu gibi tarif edilen çalışma ve yaklaşımlar da aynı şekilde eleştirilebilir.
Valla seni bilmem de, konu konuyu açar diyorlar buna bizim oralarda.
Ve benim konum da aynen böyle açılmıştı demek istiyorsun, anladığım kadarıyla. Evet evet, aynısıydı sanırsam, çok izdüşümsel. Hatta o kadar izdüşümsel ki, bi ara vaşak ismiyle beliren bir kullanıcıya süresiz uzaklaştırma verilirken, şu son tartışmada Kaptan’la Baal’e mesajlarınızı düzeltin tavsiyesi verilmesi arasındaki farkı da çok süper izah ediyo inan. Çünkü neden? Konuyla alakasız olsa bile şöyle böyle oluyo da ondan..
İyiimiş:)
gamaro
Beni ençok kızdıran şey kötü niyettir..
Bir konu hakkındaki bilsizliğe,anlama güçlüğüne, hatta bozuk usluba bile tahammül edebilirim.Bunun defalarca örneğini görebilirsiniz. Ama art niyeti görünce kızıyorum yav elimde değil..Neticede bende insanım benimde sınırlarım olması normal değil mi?
Ben hatta bir davranışı hatalı görsem bile, o kişinin ilk hatasında peşine düşen biri de değilim.
Kaptanla ilgili çeteleyi de yukarda saydım.sadece bir yerde, bir zamanda,bir kişiye karşı yapılmış bir gözlem olmadığını belirtiyorum.
İkide bir adını tekrar tartışmaya karıştırıyorsunuz.Yazdıklarımdan fazlasını yazmayacağımı belirttim o dosyayı kapattıp rafa koydum.
Arkadaş uslubunda ve niyetinde bir bozulmaya gitmedikten sonra bende onunla sukunet içerisinde yeri zamnı geldiğinde paylaşımımı yapar geçinirim..bu forumda bundan öte aradığım bir şey yok.
sen anlamamışsın ama xenix beni sinirlendiren şeyleri çok güzel anlamış mesela.
anlamak istemek anlamanın birinci aşamasıdır.
burada Reich hakkında iki satır okumadan gözlemleri deneyleri hakkında bilgi sahibi olunmadan şarlatan konumuna düşürülmesine tanık oluyoruz.
ben bilim felsefesine amatör merakı olan bir insanım…ve dolayısıyla bu yapılan şeyin benim gözüme ne kadar çirkin görünmüş
olabileceğini bir kez daha düşünür müsün?
ayrıca bir insanın çatlak olması,şarlatan olması o kişinin doğru söylediği diğer şeylerin önemini azaltır mı?
bu ayrıntıların çiğnenmesi ve bunu hoşuma gitmeyen bir uslupta yapıldığını görüyor olmamın bana nasıl bir duygu yaşattığını da bir düşün.
bütün bunlar yetmiyormuş gibi Reich’ın yaptıklarını,çalışmalarını buraya yazıyorum diye Reich’la bereaber ben de göt altına gönderiliyorum.
yani olayın ulaştığı boyuta bakarmısın.
Bu arkadaşlar belki hayatları boyunca Reich’la ilgili bilgi sahibi olmadan yaşayıp gidecekken,ben onlara bir kısmını nette bile bulamayacakları bilgileri elimden geldiğince vermeye çalışıyorken karşılaştığım durum bu.
o zamanda doğal olarak sigortalar gevşiyor.
neyse..neye kızdığımı ifade etmek iyi geldi.
time lapseyle ilgili başka cevap gelmediğine göre sanırım mevzu anlaşılmıştır…normalde daha fazla görmemiz gereken çalkalanma ve çırpınmanın bir kısmını videodaki time lapse yüzünden yitiriyoruz…bölünme esnasında daha fazla bile titreşim var yani.
Geceleri erken yatmam gerekiyor dolayısıyla dün gece bunlar hakkında birşey söyleyemedim.
Tabi altını çizmekte yine ısrar edeceğim ben bu sorulara Reich’ı anladığım kadarıyla cevap vermeye çalışacağım.
Eskiden kadınların orgazm olup olmadığı bile tartışma konusuydu.Sebep erkekte sperm ve seminal sıvını atılışı bariz gözle görülür bir şey iken dişiler doğal olarak böyle bir şeyin gerçekleşmemesi akıllarda soru işareti oluyordu..Fakat artık orgazmın sadece erkeklere bahşedilmiş bir şey olup olmadığı konusunda hiçbir soru işareti yok.
O halde kadınlar orgazm oluyor.Bu da şunu gösterir ki orgazm için birşeyin illaki bölünmesi,fışkırıp çıkması gerekmiyor.
birşeylerin fışkırıp çıkması ve düzeni artırıcı orgon enerjisinin doğal sonucu olan verimlilik , üretim ve üremenin bir başka şekli olan yeni bir hayatın tohumlarının atılmasıdır.
dişiler bu atılan tohuma vucutlarının içinde yataklık edeceklerine göre onların orgazmının bu yönde birşeyleri düzene koyma,iyileştirme daha fazla geliştirme sağlaması birincil pozisyonda olmalı.
üstelik sadece fiziksel değil psikolojik yönünüde düşünmek lazım..daha mutlu dişi daha güzel,akıllı sağlıklı yavru olay taa derinlere doğru gidiyor.
Reich’ın teorilerinin perspektifinde bakarak bitkiler için birşeyler söylemek için konuya bir başka boyut eklemek gerekecek.
Şimdi senin aklını çok güzel kurcaladığı gibi bitki hücreleri selüloz yapıda bir duvarla çevrililer ve esneme hareket etmek kabiliyetleri zayıf..
bu selüloz yapı bir zırh gibi bedenlerini kuşatıyor.
onlarda CHON atomlardan kurulu canlılar olduğuna göre orgonla yükleniyor.
Reich ilgili okuduklarım arasında bitkiler üzerinde çalıştığını da gördüm.Bu konu onun dikkatinden kaçmış değil.
Reich canlıları orgonla yüklenebilme kapasitelerinden yola çıkarak gelişmişliklerini derecelendiriyor.
yani bir hayvan hücresi ,selolüz çeperli bir bitki hücresine göre daha fazla orgon yükleniyor.
bunun da sebebi yüklendiği orgonu yani düzen arttıcı kozmik enerjiyi daha büyük boyutlarda boşaltıp ,nötr hale geçerek tekrar yüklenebilmesi.
Ama bitki hücresi zırhla çevrili,orgonla yüklü olsa bile üremesi yani bölünmesi esnasında taşıdığı orgunu büyük miktarlarda boşaltamıyor..dolayısıyla zaman sürecine göre az orgon yüklü,dolayısıyla daha az hareketli,daha az zekalı,daha az algılayışlı, daha az organize bir yaşam formu olarak canlılar skalasında yerini alıyor..
Çünkü ne diyor Reich?
Bir sistemde düzenin artması için orgon enerjisiyle yüklenmesi gerekiyor.
Ne kadar çok enerji o kadar yüksek yapılı bir düzen.
bir kerelik dolmayla nereye kadar düzen inşa edilebilir?
o halde adeta atmosferik bir motor gibi dolma ve boşalmanın sistemli devam ettiği canlı diğerlerine göre üstünlük kazanıp onları farklı bir yaşam boyun itiyor..daha sonra çok hücreli daha organize canlılar nişi çıkıyor,ondan sonra ilkel hayvanlar,onlardan sonra zincir uzanıp gidiyor ve doğanın ürettiği insana geliyoruz.En zeki, en akıllı en müthiş canlıya.
bitkilerde zırh konusunda ilerliyor ancak yüksek yapılı bitkilere kadar kendi içinde organize olabiliyorlar.
Reich’ın ölçümlerine göre aklımda kaldığına göre yazıyorum ( umarım bir hata yapmıyorumdur) defne ağacının en çok orgon yükenebilen bitki olduğunnu belirtiyor.Tabi defne ağacını hareketli ve zeki kılmaya yetmiyor ama bitkilerle kıyaslayarak bakman lazım.
Yoo olmayan şeyi neden söyleyeyim. Mesele aramızda özel falan değil ki bu sonucu nasıl çıkardın?
Kısaca özetini geçeyim. Evet osho hakkında konuşurken (daha doğrusu siz osho hakkında konuşurken, ben söyledikleri hakkında konuşurken) araya reich girdi ve parçuket, sangre falan bu adam tanrı demiş, yok enerji demiş falan bir baktım sizi de gaza getirdiler.
Olan bu yani. Yoksa Reich’in yaptığı ve ileri sürdüğü her şey bilimseldir. Ha yanlış mıdır, doğru mudur o kısım tartışılabilir. Ama bu bilimsel olmadığı anlamına gelmez. En azından yanlışlanabilirliği ortadadır, deneyler ortadadır.
Ee başlık açılmış Reichle ilgili hiç de dediğin gibi yorumlar gelmemiş. Bence işte osho şarlatan, reich da şarlatandır kesin diye gaz veren olmayınca olmayabiliyor yani. (Sadece parçuket değil tabi, sangrenin gazı da var.)
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Ayrıca bitkiler çok hareketsiz canlılar değildir.
mesela bazılarının limit büyüklüğüne gelmesi uzun yıllar sürer..yavaş yavaş sürekli büyürler.
limit büyümeye varsalar bile mesela yüz yaşına gelseler bile her yıl bazı dallar kuruyup dökülürken başka yerden yeni dallar sürerler.
yani birşeyleri üst üst koyup inşa etme ve daha sonra bir kısmını atıp yenilerini üretme faliyeti onlarda da var.
sadece çok yavaş ,çok az,çok basit.
Yav geç bu lafları, anlamak istemek anlamanın birinci şartıdır vesaire..
Al ben de sana söyleyeyim aynısını; Asıl sen anlamak istemiyorsun. (Yani demiyorum aslında böyle birşeyi de.. Farzet ki dedim.)
Eee, nooldu şimdi böyle deyince?
Oldu mu?
Ya da; xenix beni çok iyi anlamış ama sen anlamamış…
İyi o zaman, sütçünün oğlu da beni çok iyi anladı ama sen anlamadın.
Geçelim bunları diyorum işte.
Neyse..
Herşeyden önce, ben sana sinirlenmemen lazım filan demedim.
Dünyadaki bilmem kaç milyar insan belli bir konuda seni haksız bulsa dahi, sen yine de (şahsın değil yani, herhangi bir kişi) kendini mağdur edilmiş ya da taciz edilmiş hissedebilirsin ve bu seni (o kişiyi) sinirlendirebilir.
Bilakis, sinirlendiğin zaman söylemek istediğini söyle bitsin gitsin içine atma, veya vakasına göre (ya da genel olarak) kış uykusuna yatıp da sonra vakitsiz uyanıp önüne gelene olur olmadık yerde saydırma vs. diyorum ben.
Al işte yazmışsın, çeteleyi tuttum vs..
Ne var o çetelede ben de anlamıyorum ona bakarsan. Toruk Makto ile felsefe meselesinde noolmuş, kim kimi anlamamış? Kaan Onay meselesinde noolmuş? Bi tek sen anlamak isteme modunda olduğun için anlamışsın da, bizler (ya da başkaları) anlamak istemediğimiz için mi anlayamamışız?
E o zaman yazayım bari buyur;
Kaan Onay’ın yazdığı şeylerin temsili arka planını anlamamak..
Nerden bildin?
Yani senin anlamadığımızı düşündüğün şeyi anladığımı/zı gösterebilmek için, adamın arkasındaki temsili zartı zurtu enine boyuna masaya yatırıp yine senin gibi uzun uzun muhataplıklarla yazmak mı lazım illa?
Kavram diyalektiği ve “metafizik diyalektik” yaparak inşaa ettiği sistemi ben de görüyorum.
Bir yere kadar ilgimi çekmiyor.
Ama alıyor bunu sonra, kuantumdan sosyoloji, fotondan adamlık, çift yarıktan kadınlık, harften rakamdan biyoloji, eşey hücresinden ruh taksimi, terör, kürt meselesi, ınını, tınını…
Orda ilgim başlıyor işte (tıpkı D.O.M gibi) ve hiciv. O da benim keyfim.
Sonuç?
Temsili arka planı o anlamadı ama ben anladım..
Neyse ya, tekrar tekrar tartışılsın diye yazmıyorum zaten bunları.
Sadece, yukarda sözünü ettiğim iki mesaj arasındaki orantısızlığı anla(ya)madığımı belirtmek istemiştim. Yani onun veya bunun neyi nasıl anlamadığından ziyade, kendi anlamadıklarımı iletmiştim.
Sen de bu durumu “sinirlenmiş” olmanla ve bu sinirlilik hali için de gerek/yeter sebeplerin olduğunu söyleyerek aydınlattın.
Ne diyeyim, teşekkür ederim.
Orgon’la ilgili olarak ayrıca bişeyler yazmaya çalışacağım, kadın, orgazm ? vs, burası çok uzamasın.
Valla bu başlığa yazı yazmak için ilk defa şu an gaza geliyorum xenix. Ve beni gaza getiren de sensin. Bir başlık altında misyonumu tamamladıktan sonra yazmak istemiyorum, hiç sevmiyorum. Bu başlığa etik kurul kararını yerine getirmek için gelmiştim ama bu son yazılanlardan sonra şu gaz meselesini düzeltmem gerek sanırım çünkü çok uzatmışsınız. Sırf başlığa yazmamak için ilk gaz yorumunu tolore etmiştim.
Ben tartışmaya dahil olmadan hemen önce tartışma iki koldan yürüyordu. İlki sen ve parçu arasında osho’yla ilgili. İkincisi Baal ve sangre arasında bi orgon muhabbeti başlamıştı. sangre’nin Baal’a verdiği ilk cevaplar benim açımdan da yeterliydi. Bir tartışmada aklımdan geçenler devamlı olarak biri tarafından yazılıyorsa ben o tartışmaya katılmıyorum. tersinim de geldi burada çokça yazdı (aslında çok hassas olduğum konularda) zamanında ama gamaro veya sen olabilir veya şimdi hatırlamadığım başka arkadaşlar gerekli cevapları verdikçe ben hiç lafa girmedim o adamla da. Böyle bi huyum var bilgi zapıtası mı dersiniz ne dersiniz bilmem artık buna. Muhtemelen istemsiz olarak buraya gelip bu tartışmaları okuyacak ziyaretçileri gözönüne alıyorum. Yanlış bir şey varsa aynı yerde doğrusu da yazılmalı diye düşünüyorum; elbette bildiğim kadaroyla. Yoksa benim gözümden kaçanlar da başkası tamamlar, el elden üstündür. Neyse tartışmaya dönersek Baal’ın en son tamamen yapay olan organik inorganik ayrımına sangre cevap vermeyince ben artık yazma gereği hissettim. Bu gaza gelme falan değil, sangre benim yazdığımı yazsaydı ben öncesinde olduğu gibi keyifle okumaya devam edecektim. Haa.. sonra Baal bana verdiği cevabı ona vereiblirdi, sangre bu adımda uzatmazdı, bu sefer ben orada yazmaya başlardım.
Tartışmanın tansiyonunu kim yükseltiyor kimin yorumlarında kaç hakaret var hepsi yukarıda. Dolly’nin mesajlarında tek bir hakaret yok, bir de gelen karşılıklara bakın. Baal’ın son 3 4 mesajında bana cevap hakkı doğuran bir sürü ifade var. Ama hepsine sessiz kalıyorum çünkü şimdi onlara cevap verdikçe tartışma içinde kalacağım. En azından sizden rica ediyorum şu başlıkta yazmama sebep olmayın artık.
Eğer yukarılardaki yorumlarımı okursan ne Reich’ı ne de Osho’yu tanımadığımı söyledim. Sen ve sangre’den duydum ve sizden öğrendiğim kadarıyla da düşüncelerimi yazdım. İster kendi üstüne alın isterse de Reich’ı eleştirdiğimi farzet bana farketmez. Adamı tanımadığım için genel eleştiri de yapmadım zaten heralde görebiliyorsun bana onu okumadan bunu okumadan… falan deme, orgondan bahsediyorum bütün yazımda. Reich’mış… bu duyduklarımdan sonra zaten sikimde değil adam. Gözümde bi Galenos’tan bi Becher’den hiçbir farkı yok.
Bilimsellikten ne anladığın kimleri desteklediğinden belli. Bana öfke püsküreceğine bence sen git biraz kendini geliştir. Hala bir de nasıl Kaan Onay’dan # #’dan falan bahsedebiliyorsun.
Evet hayat kesin doğrudan DNA’dan proteinlerden falan başlamıştır. Hatta sen ve üstat Reich bulmuş cevabı orgon diye bişey var hayat başlatıyor bu, molekle verdin mi bundan titreyip kendine geliyor… ol dedi oldunun bir level üstü. Bana abiyogenez diyor bi de ***** ***. Abiyogenezin kendisi zaten hayatın inorganik materyalden türediğini söylüyor *****. İnternet bebeleri tüm zamanları şimdiki gibi sanıyor, wikipedia falan da ***** *** *** senin gibi. Hem, ben her şeyi bildiğimi de söylemedim, google de sexual reproduction, evolution falan yazdık diye cahil olduk. Bir yorum yaparken bir bilgiye ihtiyacım varsa da erişebildiğim her kaynağa da bakıyorum elbette. Bilgilerimin doğuştan geldiğini de söylemedim, aprioriye inanmam, yaşayıp ve okuyup öğreniyoruz işte.. elimize ne geçiyorsa.
“Arkadaşlar hiç mikrospotan baktınız mı siz? Hücreler tam bölünmeden önce şöyle bi silkiniyorya hani işte o orgon, yaa..” hahaahha. Alın size kanıt! *** olum ****** *** bi çay koy *** sen.
Ateistliğini eleştirmeye de nasıl cüret ettiğimi merak ediyorsan da gene kendini yorumunu bi daha oku. Yoksa senin inançların da mı kutsal? Çok da güzel eleştiririm. Başkalarınınkini de eleştirebilirim, benim düşüncelerimi de herkes eleştirebilir, materyalistim diyorsam ve bunla çelişen şeyler söylüyorsam eleştirilirim, aha sağlam ayar yedim der ve otururum da. Kendine bi etiket yakıştırdıysan, biraz ona uygun konuş veya davran, şu yazdıklarına bir bak. Daha ateist gelişimini tamamlamamışsın.
Daha çok şey yazmışsın yer yer dellenmişsin bile ama bu kadar bir cevap kendimi tatmin etmeye yetiyor. Ben konu hakkında söylemem gerekenleri tamamladığımı düşünüyorum. Biri katılır, öteki katılmaz. Tartışın siz. Sen de sakin ol ***.
Biyoloji bilmemek evet kesinlikle kusur değildir, belki biyoloji konusunda eksiklerin vardır, bu sitede eksikleri olan tek sen de olmayabilirsin. Ama istersen sitedeki geçmiş yazılarıma bak, ben bu konuda hangi tiplerle uğraşıyorum. Biyoloji bilmemek bir kusur değil ama bunu çok geç söylüyorsun. Bak buradaki yorumlarıma bile bakabilirsin, bir konuda yazmaya başlarken eğer kendimi yeterli görmüyorsam bunu ilk mesajımda söylüyorum. Bu başlık altındaki ilk mesajıma bak, daha orada reich ve osho’yu tanımadığımı söylüyorum(yoksa ikinci mesaj mıydı). Termodinamik kelimesini ağzıma aldığım an cümlenin devamına ekliyorum; aslında o konuda tartışacak düzeyde olmadığımı. Biriyle tartışırken ona neyi öğretmeye kalkıp neyi kalkamayacağını bilmen açısından bu önbilgiler önemli.
Kaan Onay’ın yazdıklarının çok küçük bir kısmını okuyorum, bana nerede akademisyen demiş bilmiyorum. Benim akademik bir vasfım falan yok, lisans mezunu bir mühendisim. Benim akademisyen olmadığımı öğrendiğini göre türkiye’deki üniversiteler artık bilim yuvasına dönüşmüştür değil mi kafanda. Sadece beni yermiş olmak için ne kadar kasıyorsun. Türkiye’deki okulların durumu zaten içler acısı durumda, bilim mi yapılıyor sanıyorsun orada. Bak bir akademisyen vardı burada tanrıyı anlamakla uğraşıyor. Bazıları islami bisiklet yapma peşinde. (Ekleme: Bir bi doç mu ne vardı hani 270 tane falan makalesi vardı 3-5 yılda) Burada böyle inandırıcı bir imaj yaratmış olmam bile kafalardaki akademisyenin nasıl bir şey olduğu konusunda bazı fikirler veriyor. Türkiye’deki asıl talihsizlik bu kafalardakine benzeyen kişilerin değil de idealist kafaların her kurumu ele geçirmiş olması.
gamaro’yu taklit ettiğimi ima ediyorsun. gamaro bu sitede en beğendiğim yazarlardan biri. Bir özdeyiş varya; iyi arkadaşlıklar benzer kişiler arasında olur diye, ben de böyle düşünüyorum. gamaro’yla yollarımız kesişmiş olsaydı belki çok yakın arkadaş da olabilirdik. Zira sende de yanılsamaya sebep olduğu üzere (aşırı) benzer düşünüyoruz ve benzer bir üslubumuz var. Ben de senin gibi düşünüyorum; dışarıdaki bir göz olsaydım mosey galiba gamaro’yu taklit ediyor gibi düşünceler bazen aklımdan geçebilirdi. Kaldı ki gerçekten olabilir de, üzüm üzüme baka baka kararırmış. Şu anki üslubumda gamaro’nun olmasa bile mutlaka birilerinin etkisi olmuştur. Etkileşim kaçınılmazdır, genç bir filozof hocasından etkilenebilir veya kendisinden bikaç yüzyıl önce yaşamış başka bir filozofun düşüncelerinden etkilenir o akımın yolcusu olur falan, bu işler böyle. Burada yeni olan ben olduğuma göre taklitçi olarak benim görülmem doğal. Ben aslında müslüman değilim mesela, buraya üye oldum ve baktım gamaro burada güçlü bir cephe kurmuş ve ona yaklaşmak için ateist taklidi yapmıyorum. Buraya üye oldum, düşüncelerimi yazmaya başladım ve (her insan evladında olduğu gibi) bana benzer düşünen kişilerle yakınlaştım. Şansıma gamaro buranın taşşaklı elemanlarındanmış işte :). Badem bıyıklı bir müslüman olsaydım kankam ebubekir olacaktı. Yazdıklarım da muhtemelen onunkilere çok benzeyecekti. Evet şimdi bu beni küçülten bir kişilik özelliğiyse tamam ben alçak bir adamım. Ama sen böyle biri olmadığını söyle.
Haa… Parçuketle öylesine konu bağlamında yazıyodunuz demek.
Ben Osho’yu konuşuyodum, sen Osho’nun düşüncelerini konuşuyodun, Parçuket de orospu le’ pompe felan diyordu, sonra sen Osho’nun düşüncelerinden bahsederken o ve ben Osho’yu konuştuğumuz için vesaire..
Tamam, yanlış anlamışım.
Şimdi bak,
Kaptan’ın bilimsel’in ne olduğunu bilip bilmediği konusunda çok kolay hata yapmayacağını söyleyebiliriz sanırım. Hata yapsa bile, doğrsunu okuduğunda veya öğrendiğinde ben hatalı yorumlamışım diyeceğinden de şüphem yok, seninde olduğunu pek zannetmiyorum açıkcası.
Orgon meselesine yaklaşımındaki sorun olabilecek tek şey varsa, o da Kaptan’ın gnostik diye tarif ve itiraz ettiği şeyin “tarihsel” pozisyonuyla (daha doğrusu bilginin tarih içindeki konumlarının farklılaşmasıyla) ilgili olabilir.
Esir de, flogistin de, veya buna benzer varsayımlar, hipotezler veya teoriler filan işte, evet bilimsel faaliyet sırasında akıl + müdrike + kavram+ muhayyile + soyutlama + genelleme vs.vs. neticesinde (yani bilimsel intellect’in genel süreçleri içinde) inşa edilebilirler pek tabi. Ve bu anlamda filogistin de esir de bilimsel teoriler sınıfında yer alır, deney ve gözlemle yanlışlanabilir olmaları bile “bilimsel” oluşa dair bir kriterdir ve/ama bilimsel olmaları bunların doğru olduğunu göstermez vs.. Tamam.
Lakin bilim denilen şey, sadece bu minvalde projeler üretip yeni şeyler bulmak için yapılmaz. Yeni şeyler bulmak, işin sadece bir parçasıdır. Ama aynı işin (bilimin) bir başka parçasıysa, bir kısım eski teorileri yeni bilimsel imkanlarla test etme imkanı bulduğunda ve yanlışladığında, onları güncel bilimsel alandan çıkarmaktır. (Örn. dünya merkezli evren teorisi, örneğin esir, filogiston, vs.) Yine aynı işin (bilimin) üçüncü parçası, bir kısım teorileri tümden yanlışmasa bile, bunların geçerli ve doğru olduğu alanları belirlemek ve ait olduğu sınırlarını çizmektir. (Örn. Newton fiziği ve kuantum dünyası vs.)
O nedenle, ilk üretim süreci ve şartlarında bilimsel olarak etiketleyebileceğimiz, ama sonradan yanlışlanmış bir teoriyi, bugün ilk etiketine bakarak kullanmaya kalkıp hesap kitap yapmak da “bilimsel” olmaz. Ve bunda ısrar eden biri olursa, o kişi için (ve dolaylı olarak o bilginin tarihsel olarak yanlışlanmış mahiyetini bugüne yansıtma çabası için) gnostik veya başka yakıştırmalar yapılabilir.
Mesela ben hergün dinliyorum radyoda, Fettullah hala “esir”den bahsediyor yahu.. Test edilmiş, yanlışlanmış, reddedilmiş, ama tınında değil adamın.. Hala esir de esir, hala bilim adamları buldu da, bulacak da bilmem ne.. Şu halde, şu tarihte ve bu tarihsellik içinde “esir” bilgisi ne oluyo o zaman? Bilimsel mi? Bunlar daha farklı ve özellikli alanların tartışmaları aslında. Sense kalkıp fettoş ya da tersinim gibi, bilimsel olanın “kesin doğru veya mutlak gerçek olduğunu sanan” primitif levellere söyleyeceğin şeyleri, bana ve Kaptan’a söylüyorsun. Bi de buna “gaza” geldiniz kulpu neyim ekliyorsun.
Neyse..
Diyeceğim şey;
Ben baal olsaydım ve orgon enerjisini konuya ben taşımış olsaydım, aktardığım kadarıyla başlayan tüm bu tartışma ve eleştirilerin ardından Kaptan’ın mesajını gördüğümde, az çok böyle bişeyler filan yazardım işte. En azından başlangıçta.
Ama şu dediğin nası bi gazsa..
Aynı şey gibi valla:)
Valla gamaro ben bu teorilerin ortaya atıldığı dönemde bile bilimsel olduğunu düşünümyorum ama benim gözümde en fazla şu şekilde yırtabilirler. Biri bu teorileri savunmak için çıkıp dese mesela; “şu anki bütün bilimsel birikimimizin yüzde kaçı modern bilimsel metotlar kullanılarak bulundu ki?” Bu soru karşısında tıkanabilirim işte. Flogiston teorisi üzerine biraz düşününce senin de farkedeceğin gibi doğada 4 temel element olduğuna dair bir hurafenin devamı. Bu elementlerden biri ateş biliyorsun, insanlar ateşin yapısına dair en ufak bir fikre sahip olmadığı dönemde onu diğer üçünün cinsinden ifade edemediği için ayrı tutmuşlar. Becher işte bu problem üzerine yoğunlaşmış olmalı ve ateşi diğer elementler yardımıyla tanımlamaya çalışmış olmalı. Yanan maddelerin yapısında dğeişik bir sıvı olduğunu iddia etmiş. Yani öncülü olan 4 element fikri nasıl ki bilimsellikle ilgisi yoksa flogistonun nasıl olabilir ki, “aksiyomları” sakat bi kere. Bence bu fikir daha doğduğu anda sezgisel, bazı maddelerin alev alıp bazılarının almadığını gören her mağara adamının aklına en az bir kere düşmüştür bu fikir.
Bilmiyorum yani düşüncelerine katılmamakla birlikte, saygı duyuyorum :). Belki sen haklısındır yani felsefi birikimin bana göre çok fazla, o yüzden tartışmak istemiyorum.
Sayın gamaro siz esir yoktur bilimsel değildir diyorsunuz ama CERNde bugün ispatlandı. Adı esir değil, higgs alanı, ama aynı şey. Bence bilimde epey geride kalmışsınız.
Anti-atesit, ben “esir” bilimsel değildir demiyorum.
Hem bilimseldir, hem değildir diyorum.
Aslında tüm bunlar, bir kuramın veya teorinin bilimsel olma kriterleriyle, hali hazırda güncel bilim alanının içinde bulunması veya dışına atılmış olması arasındaki farka ait daha başka ve özel bir tartışma alanı..
Ve bu anlamda, biraz tekniğin, biraz genel felsefenin, biraz bilim felsefesinin, yöntemin, tekniğin, şunun bunun vs.nin biraraya gelmesiyle, süperpoze olabiliyorlar birbirine.
Sonuçta kavramlarla konuşuyoruz ve bu kavramlar gökten zembille inmiyor bize, ya da “hazır”ları yok.
Bilgi ve bilme alanımızı genişletirken.. e işte düşünüyor, taşınıyor, tartışıyor ve ilgili problem dahilinde çıkarımlarda bulunmak suretiyle mevcut bilgiyi daha organize ve disiplinize edip yeniden ve yeniden genellemeye çalışarak yol almaya çalışıyoruz. Neyin bilimsel olup neyin olmadığı hakkındaki tartışmalar veya genellemeler de buna dahildir üstelik. E işte birisi çıkıyor, Einstein’dan, ışığın bükülmesinden ve güneş tutulması öyküsünden vs. yola çıkıp bakın işte yanlışlanabilir olmak önemli bir kriterdir diyor, bir başkası bunu çeşitlendiriyor, eksiltiyor, çoğaltıyor, vs, vs, vs.. Yoksa neyin bilimsel olup neyin olmadığı sorusunun tam/mutlak cevabı bulunmuş (ya da hiçbir gri alan kalmamış) filan değil yani..
Sevgili Kaptan,
Klasik anlamda (lütfen birileri hemen üst levellerden örnekler getirmesin) bilimsel bilgi üretim süreci, somutu gözlemek ve temaşayla başlar. İşte bu somuttan ve ispatlanmış gözlemlerden elde edilen ilk el (algısal) bilgi ve amprik tarzda toplanmış veriler, akabinde soyuta yönlendirilir. Çünkü bunca tekil veri ve ispatlanmış gözlemi, bir model içinde “açıklayabilmen” gerekir. Soyuta yönelim, bu anlamıyla realiteye nüfuz etmenin ve bilginin realiteye daha fazla yaklaşmasının etkin yoludur, ama aynı zamanda sisli-düşler, hezeyanlar, kasıtsız ama yanlış kurgular ve külli saçmalıkların da barınabileceği bir yaşam alanıdır.
Ama insan, nihayetinde soyuta yönelirken bir yerden adım atmalıdır ve bu aşamada yapılacak her soyutlama (hatta en masumu ve doğruluğu sonradan ispat edilmiş olanları bile) belli ölçülerde fantazi* barındırır.
Neden dersen.. Önceki birikmiş veriler, tarihin o döneminde etkin ve genel olan mantık formasyonları, alışkanlıklar, kişisel duyarlılıklar, mizaç, şunlar, bunlar.. Hepsi bu soyut adımın atılmasında öyle ya da böyle rol oynar. (Ve bazen, görünenin tersi şeyler de olabilir.. Örneğin, senin tabirinle ve çıkışı itibariyle değerlendirecek olursak, İ.Ö bilmem kaç yılında dünya merkezli evren modelinin çıkışı mı daha bilimsel* görünüyor sana göre, yoksa güneş merkezli evren modeli mi?:)
İşte bu noktada, teorik’in hakikat kıstası için eninde sonunda “pratik”tir denilmesi süpriz değildir.
Ancak;
Pratik denilen şey de, ait olduğu dönemin genel bilgi, teknik, bilim, teknoloji düzeyi vs. vs. ile şartlanmışlıklar içerebileceğinden, aslında “pratik” in kendisi de “mutlak” değildir ve bu nedenle teorik’in hakikat kriterinin pratik olması prensibi de “izafidir”
Şu son yazdığım şey, ahan da dünya kendi etrafında dönmüyor mu yani?.. ve benzeri örneklerle önümüze çıkan herşeye uygulamak için değildir. Prensip olarak kabul edilmesi ve farkındalık kafidir.
Haklısın gamaro, tartışmak istemememin bir sebebi de meseleye aslında oldukça katı yaklaştığımın farkındayım.
Ben de aynen kopernik örneğini verecektim. Benim bakış açıma göre ne geosentrik ne de helyosentrik evren modeli aslında bilimsel değil. Ama Kopernik’in modeli belki doğru bir evren modeli vermiyor ama çok güzel bir Güneş Sistemi modeli kazandırıyor. AStronomi tarihinde de bir kilometre taşıdır. Ama nasıl anlatsam… şöyle bir şey diyeyim, doğru bir deney veya işte burada astronomiden bahsediyoruz madem doğru bir gözlem diyeyim, bana göre yanlış bir sonuç vermez. Yani Kopernik helyosentrik bir evren modeli çiziyorsa bunun mutlaka sezgisel bir yanı vardır, Güneş’in evrenin merkezinde olduğu gözlemini yapmak yani imkansızdır. Sen bir diyalog aktarmıştınya hani; işte “tüm gökcisimleri Dünya’nın etrafında dönüyor gibi görünüyor eski insanlar haklılarmış -yapma ya peki tersi olsaydı nasıl görünürdü :)”. Gene bir de Tycho Brahe örneği var mesela değil mi, kraliyet rasathanesi başı çağının en iyi gözlem araçlarına sahip ve gerçekten bunları çok iyi kullanıyor. Ama gördüklerini kabul etmek istemiyor adam resmen, biraz dindar bi adamdı galiba. Kepler sonra bu verilerden de yararlanarak Kepler yasalarını geliştiriyor falan. Bi kısmı gözlemleri reddediyor bir kısmı fazladan mana yüklüyor falan bunlar var.
Gene Demokritus atom diye maddenin en küçük parçalarından bahsediyor. Şimdilerde atom modelleri tarihinde buna değinilmeden geçilmez mesela. Tamam adam doğru bir şey tutturmuş belki ama bu da bence tamamen akıl yoluyla üretilmiş bir bilgi, sezgileri ona böyle bir şey söylüyor.
Çok tartışılacak bir şey değil yahu. Geçmiş hadi neyse de artık bilimin katı şekilde uygulanan metotları var. Yani adam bu teme kuantum etkileşimlerin simetri kırılımı için Higgs bozonu lazım diyor, teorisi falan her şeyi hazırlanıyor, sahip olması gereken kuantum sayıları şöyle şöyle deniyor, kütlesi şu civarda olmalı deniyor. Ama gene de o parçacığı gözleyebilmek için milyarlarca dolar harcanıp parçacık çarpıştırıcısı yapılıyor yani. Bunlar şu anki bilimsel anlayışı göstermesi açısından önemli şeyler.
Eskide olan olmuş fakat şu devirde hala bu sezgiyoğun teorileri savunmak, üstelik bunu ateist olduğunu söyleyen kişilerin yapması tolore edilir şey değil. xenix’in bir başlığı vardı ateist müslümanlar mı ne, biraz ateistlere sitem ediyordu galiba, birçok şeyi doğru bilmediklerinden falan dem vuruyordu. Fakat bakıyorum burada osho’yu koruyan bir tavrı var ve hissettiğim kadarıyla bu orgon enerjisine karşı da sanki biraz ılımlı duruyor, bana karşı tutumu bana öyle hissettirdi yani. Bu da benim xenix’e sitemim olsun :).
Yine de temel prensiplere bağlı kalarak yol almak daha verimlidir Kaptan.
Basit bir örnek olması baabında, hani şu benim bi ara aktardığım ve senin de hemen yukardaki yorumunda hatırlattığın dünya ve gök cisimlerini ele alalım mesela..
-Eski insanları çok da suçlamamak lazım, çünkü şöyle bi bakınca hakkaten de gök cisimleri dünyanın etrafında dönüyolarmış gibi görünüyorlar..
-Hadi ya, peki ya tersi olsaydı nasıl görünürdü?
🙂
Yani tamam, bu haliyle gülümsetiyor ve düşündürüyor tabi insanı ama, o zaman da şunu sormak gerekir: Len şimdi bunca insandan birinin aklına da “e tersi olsa ve dünya merkezde değil de güneş merkezde bulunsa, yine aynı görünmez miydi?” sorusu gelmemiş mi yani?
Böyle bir ihtimal mümkün mü?
Yani bu sorunun hiç sorulmamış ve bir başka (alternatif) teori olarak varsayılmamış olma ihtimali var mı?
Yok.
Peki sorulmuş (ya da düşünülmüş) olsa bile ne olmuş olabilir sonra?
Şu olmuş (Hypatia’nın filminde de geçiyo aslında): Evet, tersi olsaydı da aynı şeyi görürdük, ama o zaman rüzgarın hep karşıdan esmesi ve havaya zıpladığımız zaman daha geride bir yerlere düşmemiz gerekirdi filan..
🙂
Di mi ama?
Dünya uzayda böyle fırıl fırıl dönüyorken, e tabi canım insanın da at üstündeymiş gibi rüzgarı hep karşıdan geliyormuş gibi hissetmesi ve madem ki havaya zıpladı, o arada dünya ileri doğru mesafe kaydetmiş olcağından zıplanılan yerden daha geride bir yerlere düşmesi vs. gerekiyor gayet tabi..
E adam gayet güzel bilim yapıyo işte, daha ne?:)
Yani bunu dalga* geçmek için filan söylemiyorum, gerçekten bilim yapıyor.
Ama gerek o dönemin bilgi-bilim- teknoloji düzeyi, gerekse söz konusu teorik’in hakikat değeri olarak kabul edilmesi gereken pratik’in de aynı sebeplerle sahip olduğu tarihsel şartlanmışlıklar vs.. derken, gözlemlerin çoğu doğru olduğu halde yanlış yorumlanıyor, veya yorumlanamıyor.
Ama teknik olarak bakarsan, yapılan şey (ya da işletim sistemi) bilimsel, aksini iddia edebilir misin?
Veriler toplanıyor, biraraya getiriliyor, ilave-bağlı başka veriler ekleniyor, bunlar ışığında muhakemede bulunuluyor, kavramsal ve olgusal düşünülüyor ve genellenmiş bilgi üretimi işte..
Wallace arasıra diyor bana; diyalektik materyalizm neyim anlatsana..
E ille de adını koyup anlatmak gerekmiyor yani.
Yukarda yazdım;
Teorik’in hakikat kıstası, eninde sonunda “pratik”tir. (Hadron için de böyle bu, ne diye milyar dolar?)
Lakin “pratik” denilen şey de, ait olduğu dönemin genel bilgi, teknik, bilim, teknoloji vs. vs.düzeyi ile şartlanmışlıklar içerebileceğinden, aslında “pratik” in kendisi de “mutlak” değildir ve bu nedenle teorik’in hakikat kıstasının pratik olması prensibi de “izafidir”
Sonuç: Hakikatin kendisi bir süreçtir. (ve diyalektik materyalizm bir “izafiyet” şahaseridir:)
Yok öyle “mutlak gerçek” filan.
Mutlak gerçek için, müracaat Kaan:)
Doğrusun doğru. itiraz etmeyeceğim, son yorumlarına artı.. Daha bilimin olmadığı bir çağda insanlarda bilimsellik aramak absürt olur zaten. Ben düşüncelerimi örneklemek için bahsettim. Democritus da bir bilim adamı olarak anılmıyor sonuçta değil mi, filozof yani :).
Gene de at arabasında birkaç deney yapabilselermiş keşke :).
Neyse çıkmam gerekiyor, tartışma devam ederse belki arada katılırım.
Demokritos’un atom öyküsü çok başka bişii tabi:)
Neyse benim de çıkmam lazım, sevgiler, saygılar, thanks filan işte…
🙂
Osho bir şarlatandır ama bazı söyledikleri doğrudur.
Reich bir bilim adamıdır ama bazı söyledikleri yanlıştır.
Yazdıklarımdan bunların dışında bir anlam çıkaranın, o anlamı nasıl çıkardığını merak ediyorum. Yani parçuketi, gamaroyu hadi geçtim de senin böyle hissetmen, nasıl diyeyim, üzdü beni. 🙂 (yok şaka şaka ne üzülücem, istediğini hissetmekte serbestsin)
Aralarda bir yerde gördüm, eski çağda dünyanın hareket edip etmemesi ile ilgili düşünce. Aslında o çağda insanlar uzayın boş olduğunu ve atmosferin de dünya ile döndüğünü bilmiyorlardı, bunu gözlemleme fırsatları da pek yoktu işin gerçeği. Yaptıkları gözlemlere göre hareket eden nesnelere hava çarpıyordu veya etki ediyordu, bu da onları durağan dünya modeline götürdü. Ve o çağın gözlem, deney şartlarına göre bilimseldi de.
Bilimselliğin bilginin doğruluğu ile ilgili olmadığını hepimiz biliyoruz. Keza bir ömrünü esir teorisine harcayan iki kardeş de bilim adamıdır. Ve yaptıkları deneyler sırasında kendi teorilerini doğrulayamasa da bir çok şey keşfetmişlerdi yanlış hatırlamıyorsam.
Ateistlerle ilgili söz ettiğin yazı da sanırım şu linkte.
Ama bir de şu yazım var. Hani oshoya sinir olanlar için. 🙂
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Gamaro benim yerimde olsaydın.Ve K.Moseyin yaklaşımı görseydin.Bence benden ağır bir cevap verirdin.Çünkü az çok tanıyoruz üyeleri kimin huyu, nasıldır,hangi durumda nasıl davranır.
Çünkü benim yerimde olsaydın sadece bilim felsefesiyle haşir neşir olmuş olmazdın.Aynı zamanda Reich hakkında da derinleşmş bir merak sahibi olurdun.Reich’a bilim dünyası saygı görmese bile kişisel olarak pek çok açıdan saygı duyan biri olurdun.Bu konum şuan ki baktığın durumdan çok farklı etkilerdi.
Sen ne zaman belli bir sistemle bakmıyorum.Yerine duruma göre hoşgörüp geçiyorum.Ama aklımda bir yerde o davranış ve o kişi hakkında bir fikir gelişmeye başlıyor.Sonrası içinde bir takvim bir program yok.Nerede ne zman ne olacağıdoğal olarak belli olmuyor Kendimce gerekli mudahaleyi yapıyorum.Ve yaparım.Bu da benim huyum.
Sen genel olarak okuduğunu iyi anlıyorsun.Bilgi birikimin ve yorumlamadaki mental kabiliyetlerin fevkalade fakat sana öykünen, öyle davranmak isteyen elemanların(tekil konuşmuyorum kimse direk üzerine alınmasın) bu mental kapasitesi yok.
Onlar senin gibi davranarak ona buna posta koymaya kalkınca akış tıkanıyor.
Dolayısıyla senin genel uslubunun önemi burada bir kez daha ortaya çıkıyor..Madem bunların ikoncanı sensin iyi örnek olmanda fayda var diye düşünüyorum.:))
Sofistike devam.
Ben ne demişim?
…xenix diyor ki: Osho denilen zat, yer yer güzel ve doğru şeyler söylemiş bir şarlatandır.
Demişim.
Peki senin için böyle demişim de, kendim için ne demişim?
Osho’nun bir takım doğru şeyler söylemiş olması ile, bu söylediklerini bireyin psikolojik süreçlerinin dışına çıkarıp devlete, dünya düzenine, ekonomik formasyonlara ve emperyal sömürge faaliyetlerine kadar tonla zurta vs. ye yansıtıp, tarihe şekil veren temel bir “nosyon” gibi ele alması saçmadır* demişim.
Asıl ben, şu yazdığım cümleye bakıp “efenim bakın Osho’nun düşünceleriyle değil de kendisiyle uğraşıyorlar” diye yorumlayacak adamın, aklına şaşarım. (kapitto:)
Öte yandan, Osho’nun doğru söylediği şeyleri söyleyen başka hiçbir tıbbi, psikolojik ekol filan yok mu yani? Küçükken anana sarılamadın işte ondan oldu.. Şu kadına istediğin gibi çakamadın da bundan oldu.. Eee? Bi kendisi mi bilmiş bunları? Ya da şöyle soralım, Osho’nun söylediği doğrular arasında, modern psikolojinin, çocuk ve yetişkin psikiyatrisinin, sosyolojinin vs.nin kılavuzluğunda ulaşılamayacak birşeyler mi var yoksa?
Benim bahçevan da çok bilge adam ona bakarsan, yeminle çok güzel tespitleri var.
Ha bi de şarlatan değil.
Bak işte tüm bunları bir araya getirdiğinde, Yav işte Osho’yu değil de fikirlerini tartışalım diyorum, neden anlaşılmıyorum taman?!
Peahh..
En tepede yazdım, hani saçmadır* diye yıldız bile düştüm, did you see?
Onun için sen geç tabi, geç.
Geç milleti Abramowich’e filan takıl sen.
Gaz-Prom:)
Evet Baal.
Yalnız Xenix’e söyleyelim, o da sana örnek olsun.
Yahu sana oshonun kendisiyle uğraşıyorsun diyen olmadı ki. Parçuketeydi o.
Sana müthiş gelmeyen ama bana müthiş gelen tespitlerle ilgiliydi sana söylenen. Çünkü neden, bi ona bi onaa.. ver allahım ver annadın mı *
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Bir düzeltme yapayım.
Bu tespit gamaronun değil g milatındı.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
-Kısaca özetini geçeyim. Evet osho hakkında konuşurken (daha doğrusu siz osho hakkında konuşurken, ben söyledikleri hakkında konuşurken..)
-Yahu sana oshonun kendisiyle uğraşıyorsun diyen olmadı ki. Parçuketeydi o…
🙂
Seninki dalga-parçacık ikilemini de geçti ya.. neyse.
Gaza gelen de buggs bunny’dir kesin:)
Ben kendi tespitimi düzettiydim zaten.
Aferin sen de seninkini düzeltmişin, hep böyle örnek ol taman mı?
🙂
Elbette Reichı sahtebilimcilikten şarlatanlığa gezdirenlereydi söylemim.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>
Evet.
Otto Skrozeny de gelmiş geçmiş komandoların en süperidir.
🙂
Bazı arkadaşlar ateist olmakla otomatikmen materyalist olunacağını ve herşeyin doğrusunu bulacaklarını zannediyorlar. Baal gibi. Ayrıca küfürlü mesajlarını düzeltmemiş, hepsi duruyor, etik kurulun dikkatine.
yanlış;
ya da geçtim, nerden biliyorsunuz?
nerden bu kanıya vardınız?
bu bilgiyi-nerden-kimden nasıl edindiniz?
nedene böyle güçlü yargılar/kanılar savunuyorsunuz ve üretiyorsunuz,
bu nasıl bir değerlendirme;?
ee ne demeliydim; ; bunu kim nasıl okur; burada bırakıyoruz okumayı bunu yzarsanız-başlarsanız, ilerisine bi göz-ışık gider gibi oluyor sadece ve dönüp gidiyor kapatılıyor sayfa;
nasıl?
bu cümle nasıl bir sonuç üretir- nasıl bir değerlendirme yapar-nasıl bir yargıdır; bi ölçme değerlendirme sonucudur;
en güçlü içgüdü;
iç güdü güçleri; a içgüdüsü 100 bar; b içgidüsü 80 bar gücünde;
(dil matematik kullanılmalı- gelişmez yoksa, gelişir mi?)
honbaa oluruz bunu okursak, yanlışlarız ve yalanlarız; geri dururuz; neden nasıl böyle yargılar ürettiğinizi düşünürüz; kafanızın karışık olduğunuzuz düşünürüz; başka yerlerde-şeylerde olduğunuzu düşünürüz; ne yapıyor bu deriz anlamayız; yazılarınızız okumayız;
seksin insandaki enerji kaynağı olması nedir de onu geçtim bunu bile anlatmıyor cümle
,,,yani seksin enerji kaynağı olmasını ve üretmesini vurgulayan-anlatan vurgu içermiyor; Seksin gündelik hayattaki önemi-değeri ve anlamına vurgu yapıyor; Devindirdiği enerji-zaman ve başka faktörler; Düşüncedeki yeri gibi mesela-uzar; Seksin hayatı yönlendiren/yöneten (evet belki enerjiyide yöneten-(seks bi özne oldu bu arada; seks başka bi şeyin öznesi-seks bi içergen bi nesne değil, bir ne! bir olgu mu? olgu olarak-unsur) bi unsur olduğu vurgulanıyor; düşüncelerinize bakmıyor musunuz?
seks bir enerji kaynağımıdır ve enerji mi üretir ; ve kaynak olarak kaynağının kendisi midir?
ne saçmaladım ben, ben kimim, mi? ben benim; burada saçmalayanım;
oşoymuş sonuna baktım; bakmaz olaydım-nerden? burdan-ordan-şurdan-sen kimsin?
devamında ne anlattığını ya da aslında ne anlatmayı denediğini- ya da bi şey anlatıp anlatmadığını merak ettim gibi oldu ama anlatma amacına yönelik anlatma,
ders verme amacına yönelik ders verme olur mu?
ders isteyen mi vaR?
vaalahi şhalukgta sizden iyi anlatıyor-dil kullanımcısı ama onun gerçekleri (yazılmayan ifade) __(karmaşık)
karmaşık duygular içindeyim dostlarım; öldüm artık öldüm yaşamadım; yaşamadan geçti ömür; bir rüzgar gibi esse esiş; (o olsam-bu olsam) olsam ; olsam mı? olmak vardı şimdi; unutmak;
link to isiklidusler.blogspot.com.tr