dine saygı duymamak ! Ben Dine saygi duymuyorum cünkü?Kuran inanmayana saygi duyuyormu? Müslümanlar hep sunu söyler hersey karsiliklidir,,Bakalim Müslümanlarin bekledigi saygiyi Allahtan geldigine inandiklari Kuran ne kadar uyguluyor diger insanlara,,
Hep söylenir dine saygi duymak lazim diye ama sonucta bir insan dine hic bir saygi duymayabilir bu onun kisisel tercihidir.hatta din benim icin bir cöp kutusu kadar saygiyi hakketmiyor cünkü, cöp kutusu insana bir hizmet sunuyor.Din ise insanliga zulum,savas,mutsuzluk,heziyet,aclik ve sömürüden baska bir sey saglamamistir bu güne kadar ve bundan sonrada saglamayacaktir cünkü din sahtekarlarin örgütledigi bir kurumdur,ortaya cikisida ilk sahtekarla ilk aptalin bulusmasiyladir.
simdi örneklerle konuya aciklik getirelim.
Mesela bir müslüman hindiuzme inanmadigi icin gayet rahat bir ruh hali icinde inek kesip kavurmasini yapar ve yer,fakat bu bir hindu acisindan kokrkunc bir seydir,burada gözden kacirmamamiz gereken bir nokta vardir (her din kendisinin tek dogru din oldugunu söyler ve her birisi ayni yalan üzerine kurulmustur ve ayni yalanla kandirirlar saygi duymamalarindaki sebep budur fakat saygiyi isterler)).Hic kimse inanmadigi, yalanlar üzerine kuruldugunu düsündügü bir dine saygi duymak zorunda degildir,istedigi gibide elestirebilir.
Ben hic bir dine saygi duymuyorum ayrica duymadigim gibi dinlerden tiksiniyorum,.gökten vahiy geldigini idda eden sizofren bir bünyenin üsenmeyip sayfalarca yazdigi hurafelere neden inanipta saygi duyacagimki,hepsi birer sacmalik mantiga sigmayan sacmaliklardan baska bir sey degil zaten dinde mantigin bittigi yerde baslar ( insan bilmedigi seye tapar) cünkü yalanin mantigi olmaz dine inananlar dini bilmeyen arastirmaya,sorgulamayan taptigi kitabi bir kez bile merak edipte acip okumayan kisilerdir, ve gercekten onlar adina üzülüyorum dersem yalan olur cünkü kandirilmayi hakkediyorlar fakat onlara kiziyorum.
Simdi bu yaziyi okuduktan sonra neden dine saygi yudmadigimi ve tiksindigimi kuranin kendisinden görelim buyrun ,,
HAYVAN
BAKARA (171) : İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı anlamazlar.
A’RÂF (179) : Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.
FURKÂN (44) : Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar.
MUHAMMED (12) : Şüphesiz Allah, inanıp salih ameller işleyenleri, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. İnkâr edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. Onların kalacakları yer ateştir.
MÜDDESSİR (51) : Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.
MÂİDE (60) : De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah’ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır.”
MERYEM (86) : Allah’a karşı gelmekten sakınanları Rahmân’ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız, suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevkedeceğimiz günü düşün!
YALANCI
EN’ÂM (28): Hayır, (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). Eğer çevrilselerdi elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Şüphesiz onlar yalancıdırlar.
TEVBE (107) : Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Bunlar, “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar.
NAHL (39) : (Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kâfir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler!
NAHL (105) : Yalanı, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.
MÜ’MİNÛN (90) : Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar.
ŞU’ARÂ (222) : Onlar, her günahkâr yalancıya inerler. (223) Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.
ZÂRİYÂT (11) : Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve “Muhammed şairdir, delidir” diyen) yalancılar kahrolsun!
MÜCÂDELE (18) : Allah’ın onları hep birden dirilteceği, onların da (kendilerini kurtaracak) bir iş üzerinde olduklarını sanarak size yemin ettikleri gibi Allah’a da yemin edecekleri günü düşün! İyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir.
AZGIN
BAKARA (15) : Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.
A’RÂF (186) : Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.
YÛNUS (11) : Eğer Allah insanlara, onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları, kendi azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.
MÜLK (21) : Peki, Allah rızkını keserse, kimdir size rızık verecek olan? Hayır, onlar azgınlık ve nefretle direnip durdular.
KALEM (31) : Şöyle dediler: “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!”
MUTAFFİFÎN (12) : Onu, ancak her azgın, günahkâr kimse inkar eder.
ve daha yüzlerce…
SAPIK
FÂTİHA (7) : Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
BAKARA (16) : İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır. (175) İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!) (256) Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
ÂL-İ İMRÂN (90) : Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden, sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridir. (164) Andolsun, Allah, mü’minlere kendi içlerinden; onlara âyetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.
NİSÂ (116) : Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a ortak koşan, kuşkusuz, derin bir sapıklığa düşmüştür. (136) Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse derin bir sapıklığa düşmüş olur.
A’RÂF (146) : Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen)yol edinirler. Bu, onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir.
İBRÂHİM (3) : Dünya hayatını ahirete tercih edenler, (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya, işte onlar derin bir sapıklık içindedirler. (18) Rablerini inkar edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu derin sapıklıktır.
NAHL (36) : Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah onlardan kimini doğru yola iletti, onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.
HAC (12) : O, Allah’ı bırakır da kendine ne zarar, ne de fayda veren şeylere tapar. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir.
NEML (81) : Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Ancak âyetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin.
ŞU’ARÂ (97) : “Allah’a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.”
SEBE’ (8) : “Allah’a karşı yalan mı uydurdu, yoksa onda delilik mi var?” Hayır öyle değil! Ahirete inanmayanlar azap ve derin sapıklık içindedirler.
ZÜMER (22) : Allah’ın, göğsünü İslâm’a açtığı, böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse, kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay haline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.
FUSSİLET (52) : De ki: “Ne dersiniz? Eğer o (Kur’an) Allah katından olup da siz de onu inkâr etmişseniz, o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?”
ŞÛRÂ (18) : Kıyamete inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise, ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.
ZUHRUF (40) : Sağırlara sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin?
AHKÂF (32) : Kim Allah’ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde Allah’ı âciz bırakacak değildir. Kendisi için Allah’tan başka dostlar da bulunmaz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.
KÂF (27) : Arkadaşı (olan şeytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi.”
ODUN
ENBİYÂ (98) : Hiç şüphesiz siz ve Allah’tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Siz oraya varacaksınız.
CİN (15) : “Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır.”
AKILSIZ
BAKARA (13) : Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.
MÂİDE (58) : Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır.
KAFİR
Bu aşağılama sözünü tek tek aramaya gerek yok sanırım, Kuran’ın her yeri inanmayanlar kastedilerek sarfedilmiş bu sözle doludur. Kafir, kelime anlamıyla “küfür eden” demektir. Kullanım anlamı, “Allah’a inanmayan, reddeden”dir. Çünkü Allah’a inanmamak, ona küfür etmektir. Bu da Kuran’ın yaratıcısının mantığı ve yaklaşımıdır.
BAŞKA İNANÇLARA SAYGI
EN’ÂM (74) : Hani İbrahim babası Âzer’e, “Sen putları ilah mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.
HAC (30) : Bu böyle. Kim Allah’ın hükümlerine saygı gösterirse bu Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. Haramlığı size okunanların (bildirilenlerin) dışında bütün hayvanlar size helal kılındı. Artık putlara tapma pisliğinden kaçının, yalan sözden kaçının.
MÂİDE (41) : Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler, sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler…
MÂİDE (51) : Ey inananlar! yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez.
MÂİDE (64) : Bir de yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar!..
MÂİDE (82) : (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün…
TEVBE (30) : yahudiler, “Üzeyr Allah’ın oğludur” dediler. Hırıstiyanlar ise, “İsa Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!
AHKÂF (5) : Kim, Allah’ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar, bunların tapınmalarından habersizdirler.
Allah, kendine inanmayanlara verecegi cezaları sıralarken, en insafsız insanın bile düsünmekten cekinecegi sapıklık ve vahsette iskenceler anlatmaktadır. Bunları tek tek örneklemenin gereksiz olduğunu sanıyorum. Kuran, bu kanlı ve acılı ceza yöntemlerinin ballandıra ballandıra anlatılmıs detaylı tanımlarıyla doludur. Allah, ihanete ugramis siyasi parti baskanı gibi, gücü eline gecirecegi günü beklemekte ve o gün rakiplerine cektirecegi pismanlıgı sevkle ve sehvetle anlatmaktadır.
İslamın Allah’ı, olabildigince insanımsı, duyguları, hatta vahsi duyguları olan bir Tanrı görünümü cizmektedir. Kendini inkar edenlere ettigi küfürler ve iskence tehditleri, ne yazık ki değgistirilemeyecegi söylenen Kuran’da yazdıgi icin, inananların da elini kolunu baglamakta, karsılık olarak gördükleri hakaretler icin onları caresiz bırakmaktadır. Ama Allah’ın bunu düsünmemis olması, müslümanların inanclarına saygı duymayanların degil, bizzat kendisinin hatasıdır.
Bu nedenlerle, müslümanlara, asla ve asla kimseye karsı; “inancıma saygı göstermeni bekliyorum” gibi bir söz sarfetmemelerini tavsiye ediyorum. Cünkü böyle bir sözün arkasını dolduracak dayanaktan yoksun
kuran,”isteyen inansin dileyen inkar etsin” der dolayisiyla saygiyi inkar edenden degil iman edenden bekler..
dogrudur insanoglu inanmadigi seye saygi göstermek zorunda degildir ancak örnegin bir buda´ya,marx´a,hacibektas´a vd. budist,ateist,müslüman olduklari icin degil ama insan (kisilik haklari) olduklari icin saygi duymak gerekir nitekim uygar dünya uygulamalari bu yöndedir tercihlere saygi evrensel bir haktir..
ayrica,
maddeler halinde siraladigin konulardan örnegin bir haci bektas veli,mevlana,yunus emre ve milyonlarca taraftarlari rahatsiz degil nicin acep ?
“kendi kendine gelin güvey olmak” böyle bisey iste:)
slm.
otoriteden gelen bilgiyi kanıt kabul etmeyi yirmili yaşlarımın başında bıraktım. bu da hacı bektaş’ın, yunus emre’nin ve zamanın tüm cavlaklarının gittiği yolu, ettiği ameli tasvip etme, inandığı dinin eleştirilecek taraflarını mazur görme zorunluluğumu ortadan kaldırdı. (hayat ne güzel).
hayat sadece kendine degil herkese güzel olsun deyu (itiraz hakki mahfuz kalmak sartiyla) tercihlere saygi gösterilmeli cünkü insan tercihlerini hayata gecirebildigi kadar özgürdür dolayisiyla mutlu olur o vakit hayat daha bi güzel:)
slm.
aslında temel sorunlarımdan biri de o. hayatımı tercihlerime göre değiştirebilecek kadar özgür görmüyorum kendimi. çevremdeki topluluğun da hali bu. yani aslında onlardan bana yansıyan bu. bir din var. onun doğruluğundan o kadar eminler ki.. en ufak şüpheli hareketimde beni hemen aralarından ayıklayıp marjinalleştirebiliyorlar. mesela pek çoğuyla önyargısız arkadaş olabilmem için bir süre kimliğimi kişiliğimi gizlemem icap ediyor. mesela sonra kimliğimi kişiliğimi açık ettiğimde “aa sen nasıl bir tecrübe yaşadın da o yanlış yollara ilgi duydun” minvalinde üstü kapalı acıma ve hatta taziye sunuyorlar. (yav sanki biz komple öldük de cehenneme gideceğimizin hükmünü okudular da sıratta yol ayrımına geldik de..) ben çok iyi insandım, neden cehennemlik oldum peki? iman şart..
bazen “kimliğim budur” diyorum, “yok canım yok sen inançlısındır” kontrasıyla yok sayılıyorum.
konuyu açan kişi de ya o sıkıntıları yaşamış da yazmış ya da o tip insanların karikatürünü çizmeye çalışmış yazdıklarıyla. yani ben olsam tam onun gibi demezdim gibi.. neyse yaşayan bilir.
insan olmak sart demokratik durus yeterli..
unutmayin ki insan sayisinca “tercih” var ve benzer dertten muzdarip tek siz degilsiniz moda tabirle mahalle baskisi,dindar ve laik cemaat baskisi vesaire vesaire..
arti/eksi yasanmisliklar insani daha güzele,daha iyiye yönlendirmiyorsa eger tenkit ettiklerinden farki kalir mi ?
slm.
Kader de dogum olum evlik hastalik yazilidir gunah bsevaplar helal ve haramlar belirlenmis bizede irademizi dogru kullanmak kaliyor Allah kullarini cehenneme atmak icin yaratmiyor zulm eden bizleriz amerika demokrasisi empayalisttir kabul etmiyorum cev re kotu tarikat tasavvuf rabita selefilikten uzak sade islami arastiriyorum her kafadan ayri bir ses ben nedersem odur tarikat tasavvuf menfaatci zihniyettir mamut menzil digerleri liderlik pesindeler selefiler inkarci en iyi siradan sunni olmak dort mezhebi ayirmadan tarikat tasavvuf uydurmalar menfaat selefilerden sogumami saglayan beni islama yakinlasiran iki kitap muslumanlara tavsiyem marmara ilahiyat fakultesi vakfi yayinlari hadis usulu ismail lutfi cakan , muhammef yusuf kandehlevi hadislerden demetler gulistan nesriyat ve sunenie ebu davut tercume sehri 8. Samil yayin evi guzel kitaplar 19 yasimda kendim kapandim ailem dinden uzak soguk yasar kadiri menzil mahmur sultan baba selefiler ilahiyatcilar hepsi ile gezdim simdi kendimu bi kenara cektim islsmu arastiriyorum. hadislerddn demetler gulistan nesriyattan aldigin ptaki hadisler hayatima yon v
erdi
Ebubekir alemsin. İnsanlar çeşit çeşitmiş, bırakın herkes kendini özgür hissetsinmiş. Şu demokrasi çok güzel birşey ama bir tek senin tanrın sevmiyor demokrasiyi. Bana oy atmayanı yakarım diyor:))
senin dinden anladığın sadece islammı ?
Kuran inanmayanlara saygı duymuyormuşta kendide islama saygı duymazmış.Düşünceye saygı, inanca saygı ne demek? Saygı duyulacak bir tarafı olsa zaten öyle düşünmezmiydik.
kaminendo karistirdin..
tanri sadece “OL”der oy istemez o is “kul”a mahsus:)
slm.
Kur’an’da “O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra (kendine has bir
şekilde) semaya yöneldi, onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi (tanzim etti). O, her
şeyi hakkıyla bilendir.” (Bakara suresi, 29. ayet.) buyrulmaktadır. Her şey insana ve
onun amaçlarına hizmet için yaratılmıştır. Süper!!! Her şey benim icin yaratılmış. Ancak kullandığım an KDV si ile fatura pek ağır. Yani kendi istediğim gibi kullanırsam! Eğer onun koyduğu kurallara uyumlu kullanırsam o zaman sorun yok:))
Yine Kur’an’da yer alan; “Sizi boş ve anlamsız
yere yarattığımızı ve bize dönmek zorunda olmadığınızı mı sanıyorsunuz?”
(Mü’minûn suresi, 115. ayet.) ayeti hayatın amaçsız ve boş olmadığını vurgulamaktadır.
Dünya hayatı geçicidir ve insanlar, imtihan için yaratılmıştır. Bu konu ile ilgili
Allah şöyle buyurmaktadır: ”O, hanginizin daha güzel iş yapacağını denemek için
ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.” (Mülk suresi, 2. ayet.)
Kaşığınla verip sapıyla göz çıkarmak bu olsa gerek:)
“Sizi boş ve anlamsız yere yarattığımızı ve bize dönmek zorunda olmadığınızı
mı sanıyorsunuz?” (Mü’minûn suresi, 115. ayet.)
Yukarıdaki ayetin vermek istediği mesaj ne olabilir?
Ve her din tekrarlar!
“İnsan aklı ve iradesiyle, sorumlu bir varlık olarak yaratılmıştır.”
Bu aşikar istekler, verilmeye çalışan gözdağları ve İnsan aklı iradesi v.s söylemi kandırmacası… Ben deliyim arkadaş. Bu konuda akıllı olmak istemiyorum. Saygı filan da duymuyorum.
delisey;”..Bu konuda akıllı olmak istemiyorum…”
-tercüme edersek genelde din özelde islam olunca sagdan/soldan geliyolar yoksa akilliyim:)
delisey;”..Saygı filan da duymuyorum…”
-malumun ilami (fail/itiraf) olmus..
:))
slm.
Dünyada demokrasi ahirette faşizm. Tanrıya göre insanlık onuru işkenceyi yenemeyecek:)
hoş tam olarak ne açıklamaya çalıştığın da pek anlaşılmamış ancak, itiraf kelimeciğini okuyunca şııp diye anladım:)) tamam itiraf ediyorum…
rahatlamışsındır ebuşçuğum:)) buradaki misyonunu tamamladın sanırım:))))
tanri yok,din yalan, ahiret uydurmaysa niye geriliyon? sen bak keyfine ahirete inananlar düsünsün:)
slm.
insanlara bi rahat vermiyorsunuz ki!!
insanlar keyfinden mi sizin dininizin saçmalıklarını göstereceğim diye çabalıyor 🙂
dinde din diye dellenen,
inancli insanlari ateist sacmaliklarla rahatsiz eden,
hem dinsiz hemde dinsizligi insanlara dayatmaya calisanlar teist yanlislar yerine bir avuc ateist sacmaliklarla mesgul olsa keyifleri kacmaz:)
slm.
Ateism bir saldırı değil.Aslında bir müdafadır.
Ama taşlar orjinal yerlerinden o kadar öteye sürüklenmişler ki, şimdi bizin düşüncelerimiz veya yaptıklarımız tesitlerce dine saldırmak olarak algılanıyor.
Hayır kardeşim… biz düşünce ve vicdan özgürlüğümüze sataşan bir tehdite karşı insanlığımızı müdafa ediyoruz.
Laiklik din ve devletin birbirinden ayrilmasi toplumdan her kesimin esit vidan din dusunce ozgurlugunun saglanmadidir saldiri degildir sen bize.saygi duymadigin muddetce bizde sana saygi duymayacagiz dine saygidan maksadim inanclari asalamadan pegamberlerine hakaret.etmeden bu senin inancin musluman beni.baglamaz inancini.aslamam hakaret etmem ama ben senin.dine inanmiyorum bana gore din budur benim dusuncemde seni baglamaz muslumanlarda.artik.abuk zornaligi biraksinlar dinde.zorlama yoktur ataist siz.ona.sacma tarikat inancindan selefilikten bahsetmeyin hekes musluman olcak diye bir sey yok bende sunni yim benjm iman edip ilmini saglam yerdrn algim ilimleri inanmayanlatin uludag sozluk iti uludah sozluk gibi turan dursun hanif dostlati gordukcr artik utaniyoyorum inanmiyorsan islam dan konusma darvin felsefr biyoleji yi.anlat sosyoleji yi.anlat musluman lara dinde zorlama yoktur miyonerlere zorbalikla beyin yikamaniz itici celiski dolu incil kimin neyine
oysa her firsatta inanclara saldiran,asagilayan,dalga gecen,alay edenler genelde ateist arkadaslar örnegin,sonsuzus´un kadrolu küfürbaz (ateist/marksist/ulusalci/atatürkcü) forumdaslari örnek verebilirim..
müdafanizi sevsinler:)
hem,marx adina islenen ateist/marksist zulüm ve dayatmalar (isci cenneti kuracaklardi) zihinlerde taze fazla sürmedi hayat
diskalifiye etti..
kusura kalma ama ateistler sayica artsa,makam mevki sahibi olsa sanirim yobazlikta teisti sollar sonra teist´i mumla ararsin:)
slm.
cancarlo nerdesin hu hu!
duy sesimi;
işte bu gelen
evet duymamak, (ne hgüzel) devam edin lütfen;
ne güzel; Değil mi?
Kuran bir kitap kendini öznesi-bir kitap bi şeye saygı duyabilir mi?
ne güzel – söylemişler;
kuran mı uyguluyor;
içeriği?
içeriği ne?
içerdiğini kim içerdi;
allah öznesizse, özne değilse ve, yoksa; olmayan bi özneyi gerçekleştirmek ve onu savunmak;
onu gerçekleştirenin öznesi,
onu gerçekleştirenin öznesi (bi insan gibi görünyor) bile değil; o da doğanın-evrenin-tabiatın diğerlerinin- (bakışının öznesi; her şeyin öznesi; yaşanmış diğer herşeyin öznesi/gerçekleştirdiği-kendi kendikin kendi öznesi mi? bağışık; her şeyin içindeki özne; (bi özne-öznenin biri; işte;)
onu gerçekleştirenin öznesi olmaz; onu bir özne olarak mı geçrekleştirdi; (kitabı-kitap için;)
(kişi kendini gerçekleştirmemişse kendisini öznesi olabilir mi? bu öznenin sorumluluğu olabilir mi?)
onu gerçekleştiren neden sorumludur? – bi kere yargıyı doğru yere yapın/kılın; köksel analizde tek neden ; yazmıyorum; nokta! bakın-bulun!)
ortak nedenin sorumlularıyız mı?
(kişiye özgür-ortak irade verip hala özgür-ortak irade sorgulamıyoruz; ben sustum;)
kişiye kendinin nedenei ve bi şeyleri nsorumlusu nedeni olmay ıbağışlamıyor muyuz düşünürken- onu yargılarken; özsel sorunlulukvaroluş sorumluluğu-bireysel irad eve sorumluluk, diğer her nedenden bağışık; işte bu nokta;),
okursanız anayacaksınız-okumazsanız anlayamazsınız,stop; (telgraf bu; gideceğ iyere gider; acele posta, posatacıyım ben; posatacıyım ya!
kişiye kendi iradesinin sahipliğini bağışlıyoruz onu sorgularken ve yargılarken ey halk! uyanın!
(sorgu nereye yöneliyor düşünün; nereye yöenlir; bağımsız sorgu düşünün; kendini nendenine; sorunun cevabına hangisi? cevap ne?)
yargı yargıdır-yargılama eylemi yargılama eylemidir ve yargılar-düşünsel olarak yargılar ve , ve ve
(onu kötülükle yargılar ya da yanlış yapmakla yargılar- yargılar yargılar durur; döngü-döner; bilgisayar sisitemi gibi;)
kafam neden bu kadar karışı kve neden böyle yapıyorumben, ne yapmaya çalışıyorum; özgürlük sınaması mı? caba satma mı?
parçaları birleştirin; şov;
2
din değil;
inananların inanışlarına saygı duymak
ya da inanışların benliklerine-öznelerine saygı duymak;
saygı ne?
nerede başlar-yiter ki!
inanmadığı için özlerine-öznelerine mi daygı duymuyoruz?
düşünce biçimine mi?
düşüncenin ürettiği çarpıklıklara mı?
(en çok hangisi)
yahu biz hangisini dövüyoruz onu gösteriyorum; bakın;
işte sorumluklar yüklüyoruz bi şeylere; din öznesi-din nesnesi din gerçeği-herşeyin sebebi ve kötülüğün kaynağı vurun tukaka;
—
3- önemli;
tamam şunu soruyorum; saygı duymadığımız kim ve ne? hangisi?
ben seçemiyorum siz seçin ya da tamamlayın;
dinin yarattığı ya da yaratmış olduğu öngürülen çarpıkların hayatımıza verdiğini öngürdüğümüz zarar/karmaşa mı?
bu karmaşanın (toplumal yapı için) giderilememsinin/iyileştilememsinin sebeplerinden biri olarak bunun/(dinin) görülmesi mi?
toplumu iyileştirme isteği mi yatıyor kökünde ; yardım ve iyilik isteği mi ? ne? iyi bi hayat yaşayamamak mı? başkalarına iyilik verememek mi? başkalarına iyilik verememek için mi bi engel din?
(neyle-neden çalışıyoruz; çatışıyoruz pardon-düşünce çalışıyor – düşünce içinde;)
bunu söyleyin-bağırın;
ben sizi iyileştirmek istiyorum;
ben bu toplumu iyileştirmek istiyorum
iyi görmek istiyorum;
bunu yapamıyorum ve başaramıyorum; çünkü önümde-önümüzde din denen bi engel var; ya da ben bu engele takıldım-kaldım;
ben insanlara iyilik yapmak ve yardım etmek istiyorum; istiyordum çocukken; baktım her şey karmakarışık; en çokta bu din; bu sökülmez; yıkılmaz, bunu gördüm karamsarlığa düştüm; umutsuzluğa düştüm; (mutsuzları oyunuyorum şimdi) bu hayatta ben ölene kaar umut ışığı görmedim; ben engelim i yıktım;
hayat amacın nerdeydi?
öncel ne? -(amaç yoldu;???)
hayat atadınız aman amaç atadınız? orda kaldınız;
amaç çöktü-çökmedi-tıkandı;,
bu çarpıklıkları görmekten bıktım ve nedenlerinden birininde (en güçlü/köklü nedende) bunu gördüğüm/buldğum/sandığım için buna kızıyorum ha bireve bağırıyorum gibi;
–
4
köksel inceleme; dil için;
dil ve düşünce için;
birbirien bağlanır-bağlandıkça balnıar; ileri geri aranırsa bulunur;
5-
düşünce analiz yapar; köksel; soyutlarda çalışır diğerleri de;