“oyunculuk, uçarılık değil bilgeliktir.”
tom robbins
hepimizin oynamayı öğrendiğimiz bir rolümüz var. bizler, yaşam yolculuğumuzda edindiğimiz alışkanlıkların toplamı sonucu ortaya çıkan rolleri oynuyoruz. oynaya oynaya da o rol konusunda bayağı ustalaşıyoruz. o rolü savunuyoruz. onun için üzülüyoruz. onun için kaygılanıyoruz. onun adına seviniyoruz. onun korkularıyla hareket ediyoruz. yaşam karşımıza rolümüz için sıradışı olan bir durum çıkardığında afallıyoruz. onun yargılarını düşünmeden sahipleniyoruz. onu asla yapamam diyoruz. bu benim için çok zor diyoruz. ben sıkılganım utanırım diyoruz. ben samimi biriyim diyoruz. ben falanım ben filanım diye uzuyor gidiyor bu liste.
başka rolleri de oynamayı öğrenirsek ne olur? o zaman hangisi bizim kişiliğimizdir? ya da şöyle sorayım: bizim bir kişiliğimiz var mıdır aslında? ve hepsinden de önemlisi insanın kendi kişiliğim diye düşündüğü şeye sadık kalması neyi garantiye alır?