Herkes Senin Oyunun İçin mi Doğdu? NPC Çağının Sessiz Kibri

Sabah metroya biniyorsun. Karşındaki adam telefonuna bakıyor, yanındaki kadın dalgın, kapının önündeki genç ise yolu tıkıyor. Zihin hemen rolleri dağıtıyor: engel, dekor, gürültü kaynağı, müşteri, takipçi, rakip. Sen başrolsün; diğerleri senaryoya hizmet ettiği ölçüde anlamlı. İnternet kültürü bu algıya çarpıcı bir ad verdi: NPC sendromu. Video oyunlarındaki “non-player character”lardan ödünç alınan bu ifade, gerçek bir klinik tanı değil. Yine de çağımızın psikolojik iklimini anlatan güçlü bir metafor.

Başrol Olma Sarhoşluğu

İnsan dünyayı kaçınılmaz olarak kendi gözlerinden görür. Acıyı kendi sinir sistemimizde hisseder, anıları kendi hikâyemize dizeriz. Bu nedenle benmerkezcilik yalnızca ahlaki bir kusur değil, bilincin başlangıç ayarıdır. Sorun, başlangıç ayarını nihai hakikat sanınca ortaya çıkar. Başkasının da çocukluğu, utançları, borçları, gizli yetenekleri ve gece yarısı korkuları olduğunu unutmak kolaydır. Çünkü bütün bunlar ekranda görünmez; görünen yalnızca bizimle temas eden yüzeydir.