Hangi Reenkarnasyon?

“Reenkarnasyona inanıyor musun?” Dedi durup dururken, sarı düz kâkülü gözlerinden birini tamamen kapatmıştı.
“Niye bir şeye inanmak durumunda olayım ki!”
“E kimse ölüp geri gelmemiş, demek ki bazı şeylere inanmak zorundayız.”
“Bilmiyoruz desek daha rahat olmaz mı? Ayrıca hiçbir şeye zorunlu da değiliz. Bu kelimeyi öyle günde yüzondokuz kere rastgele tekrar etmenin ne tür sonuçları olduğundan haberli misin?”
“Üffff… Seninle de konuşulmuyor! Sadece fikrini merak etmiştim.”
“Öyle sor o halde. Hangi reenkarnasyondan bahsediyorsun bu arada? Hint kültüründeki haliyle mi, yoksa Amerika’nın yeni spritüel rüzgârı kapsamındaki hali mi? Kızılderili yada benzer şekilde kuzey asya inanışı mı?”

“Vaz geçtim”

“Aman tabi ya boşver bunları, arkadaşları çağır da BAK oynayalım.”

Y-aşı-yorum

Kusursuzluk, bi takım şeyleri edinip bi takım şeylerden kurtulunarak elde edilemez. Kusursuzluk; anda sakinlik, anda gerekeni yapabilme dirayetidir.  sa

**

Bütün insanların gözlerinden bir başka kainat örüyoruz.
Onlarla gurur duyuyoruz.
Her biriyle göz göze geleceğimiz anı bekliyoruz. Zaman yoktur, sabırsız değiliz.
Biz, hepimiz, yalnızca BİRin tanımsız, sınırsız potansiyelinin çocuğuyuz. sa

**

He yana yo wana hene yo
He yana yo wana hene yo
He yana yo,wani hiyana
He ye ye yo wai.

Sioux şarkısı. Manası kısaca; Şimdi, bırak şimdi olsun, tam şimdi.

Yaşı-yorum

Bi insanın almaktan korktuğu kararı sümen altı etmek için ne kadar yaratıcı olabildiğine şaşıp kalıyorum.

**

İnsanların kendi işlevlerini bulmalarına ve onu kutsamalarına yardımcı olan eğitim sistemi kurulmadan bu saçma sapan körebe oyunundan çıkılamıyor.

**

Her gün azar azar Lame Deer’i okuyorum. Kızılderili ile beyaz adam farkını gözler önüne seren bu anılar bütünü son derece sade bir şekilde sonunda sağaltıcı (görücü desek yerinde olacak)olmuş birinin tanıklığında aktarılıyor. Her satırda durup ağlamak ya da gülmek ve dünyayı yeni baştan inşa etmek zorunda bırakıyor.

**

Sıcağın da soğuğun da fazlası şeyleri yapıştırıyor, (B&E yoğunluğu gibi), oysa ılımanlık her bi şeyi olduğu haliyle farklı farklı göz önüne seriyor. sa

Ilımanlık, aynen nötron gibi bi şey, negatif ve pozitifi içinde halen taşıyor ancak miktarları eşit olduğundan kendi yüksüz (nötr) oluyor.

Yeni’den Doğanlar

Yeni’den doğanlar, gerçeklikleri birlikte inşa ettiklerini unutmazlar.

Ne bütün sorumluluğu üzerlerine alacak kadar ahmak, ne de hiç sorumluluk almayacak kadar şaşkındırlar. Birlikte yaratımın lezzeti daima dillerinde, genizlerinde ve kalplerindedir onların. sa

**

Hayat bize çıkmış bir piyango ve biz ondan maksimum fayda/maksimum zevk ortak bölenini çıkarmalı ve onu onurlandırdığımızı sadece sözle değil edimimizle göstermeliyiz. sa

**

Yazar olmakla, romancı olmak farklı şeyler midir? yazmaya hevesli, istekli bir kişiye yol gösterecek yöntemler var mıdır, yazmak öğrenilebilir bir şey midir?

Kurgu yazmak farklı bi şeydir, iyi gözlemciliğe ilaveten zengin hayal dünyası, matematik, mizah duygusu gerektirir. Bunun dışındakiler nispeten daha kolaydır, içinizde bi taşkın hissi olduğunda eğer parmaklarınız olduğunuzu hatırlarsanız, gülmek, ağlamak saldırmak ya da intihar etmek yerine parmaklarınızdan dışarı taşacaktır.

Hepimiz Akrabayız

Siyoux kabilesinin şifa törenleri hep aynı cümleyle bitermiş: “hepimiz akrabayız”
Ve bunun üzerine tek kelime edilmeden dağılınırmış.
“”Hepimiz” gerçekten hepimiz, sadece insanlar değil. Bunu anlamak önemli çünkü buna tam anlamıyla aydıktan sonradır ki, hepimiz seninle konuşmaya başlar.

**

İnsanın kendini kandırması normaldir fakat bunu bilmezden gelmesi herkese dert çıkarır. sa

**

Bi savaşçı, herşeye hakkını vermeyi öğrenir. İnsanların yaptığı şeyler, hiçbi durumda dünyadan daha önemli olamazlar. Ve bunu bilen bi savaşçı da dünyayı sonsuz bi giz kaynağı, ve insanların yaptığı şeyleri de sonsuz bi saçmalık diye ele alır.

Bi savaşçı için yaşam; koşulları, ölçüp biçip onlardan yararlanma alıştırmalarıdır.