Ders 1

Ders 1.

Adamın biri tam duşa girmek üzeredir ve karısı da duşunu almış olarak kabinden çıkmaktadır ki, kapının zili çalar. Kapıya kimin bakacağıkonusunda ufak bir
tartışma sonrasında kadın pes eder. Üzerine bir havlu alarak merdivenleri aşağı iner ve kapıyı açar. Gelen eşinin arkadaşı x’tir. Kadın daha selam veremeden x “havlunuzu üzerinizden yere düşürürseniz size anında 300 Euro veririm” der. Kadın bir müddet tereddüt eder, ancak havlunun düğümünü açarak havlunun düşmesini sağlar. X ona bakar ve 300 Euro verir ve söze devam eder:
“Antrede doğabilecek ufak bir tensel yakınlık için size 500 Euro daha verebilirim, hem de derhal” der.
Önce şaşkın, fakat daha sonra adrenalinin verdiği heyecan ve alacağıpara ile yapabileceklerinin anlık hayaliyle kısa bir duraksamadan sonra kabul eder.
Yaşamış olduğu olayın ve kısacık bir süre içerisinde edinmiş olduğu ufak servetin heyecanıyla merdivenleri yukarı çıkarak banyoya geri döner.
Hala duşta olan eşi ona kimin geldiğini sorar. “Arkadaşın x” diye cevap verir kadın.
“Çok iyi, ona borç verdiğim 800 Euro’yu getireceğini söylemişti, onu getirdi o zaman.”

Atom Saati

ABD’nin Colorado eyaletindeki Boulder şehrinde bulunan Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü 1999’da, saniyeyi tanımlamak için NIST F-1 olarak bilinen bir atom saati kullanmaya başladı.

Bir saniye, bir sezyum atomunun tam olarak 9.192.631.770 titreşimi olarak tanımlanır! NIST F-1 (Paris’teki benzer bir saatle birlikte) bugün dünyadaki en doğru saattir. Gezegenin dört bir yanındaki bir dizi atom saatiyle birlikte Eşgüdümlü Evrensel Zaman’ı belirlemek üzere kullanılır.

Ancak bu inanılmaz derecede doğru saat bile her 20 milyon yılda neredeyse tam olarak bir saniye “artacaktır”.

Hiçbir şey mükemmel değildir!

Srebrenitsalı Anne: “Biz kimseye hiçbir şey yapmamıştık.”

“Dünya bu katliama seyirci kaldı!”

(Hatice Mehmedoviç)

Bundan tam on iki yıl önce, 11 Temmuz 1995 yılında Srebrenitsa’da Sırpların gerçekleştirdiği katliamın en yakın tanıklarından olan Srebrenitsalı Anneler Derneği Başkanı Hatice Mehmedoviç’in, Potoçari Şehitliği’nde İHH ekibine anlattığı acı dolu hikayesi:

Ben Srebrenitsa’da yaşıyordum. Srebrenitsa zaten benim şehrim, burada doğdum. En güzel ve aynı zamanda en zor günlerimi burada geçirdim. Çocuklarım burada doğdu. İlk oğlum doğduğunda duyduğumuz sevinci kelimelerle anlatmak mümkün değil. Bunlar güzel günlerdi, ama Srebrenitsa’da daha sonra çok zor günler yaşadık. Benim için en zor günler ise bütün ailemi kaybettiğim günlerdir.
Zor günler, 1992 yılında savaşla birlikte başladı. “Çocuklarım, ailem, savaştan sağ çıkabilecek mi?” İşte bu soru aklımdan hiç gitmedi. Ancak ailemi kaybedeceğime hiç ihtimal vermiyordum; “Böyle bir şey olamaz.” diyordum hep kendi kendime. Çocuklarım zaten çok gençti ve biz kimseye hiçbir şey yapmamıştık. Srebrenitsa, 1993 yılında BM tarafından korunaklı bölge ilan edilmişti ama 1995 yılına kadar hemen her gün hayatını kaybeden insanlarımız oldu. Her gün… Bütün dünya bunu sadece seyretmekle yetiniyordu. Zaten kimsenin silahı yoktu. Şunu anladık ki dünya Sırplara bizi öldürmeleri için müsaade etmişti.

Sibel Üresin evlen diyor.

Bugünlerde “İstanbul’da tek eşli hiç yok”, “Ben kocama bekar arkadaşımı gösterdim. Beğeniyorsan alabilirsin dedim.” sözleriyle gündeme oturan Sibel Üresin evlenin diyor kadınlara, fazla geç olmadan. Evlenmeyi tercih etmemiş kadınları da kocasız kalmış, mutsuz, akılsız olarak etiketlemekten geri durmuyor.

Oysa Üresin’in çizdiği evlilik modeli bende pek evlenme isteği uyandırmadı.

Ey kadın, diyor; kocan aldatacak. Bunu engelleme şansın yok, hele aldatıldığın için boşanman tam bir akılsızlık. Hiç adamı kadın kız peşinden koşturma, uygun bekar arkadaşlarından birkaç kuma ayarla kendine. Oh, mis.

Fazla konuşursan, -erkek diliyle- dırdır edersen diyor Üresin, erkektir çakar iki tokat. İsyan etmen gereksiz olduğu kadar boşa da. Otur yerine.

Sevgiye, ilgiye mi ihtiyacın var? Evinin başında bir erkek olduğu için şükredip “mutlu yuvanı” izleyerek tatmin olmaya çalışacaksın.

Rüya, sembollerin dilini kullanır

‘Venüs Bağlantısı’, ‘Bir Kadını Öldürmek’ ve ‘Yeni’den Doğanlara’ adlı kitapların yazarı Sibel Atasoy, aynı zamanda bir ‘rüya görüşmecisi’. Rüyalar üzerine çalışmalar yapan Atasoy, kişinin rüyalarını dinliyor ve sorular sorarak çözümlemesini sağlıyor.

Sibel Ateş YENGİN
[email protected]

Sibel Atasoy, yıllarca büyük şirketlerde üst düzey yöneticilik yapmış. İşletme doktoru Atasoy’un ihtisası hasta işletmeleri iyi etmek üzerine kuruluymuş. Üst düzey yöneticilik yapmanın çok zor ve çok yorucu olduğunu dile getiren Atasoy, çok iyi para kazandığını ancak buna karşılık hayatının 24 saatini elinden aldıklarını anlatıyor. “Birinin 24 saatini almak o kişinin kendini yüzde yüz satması demektir. Bu korkunç bir olay. İnsan dolup dolup taşabiliyor, ben de böyle olmuştum…” Her şeye aşk duygusuyla yaklaştığını anlatan Atasoy’un, mesleğine duyduğu aşk da bitince görevinden istifa etmiş.