Bu Rapor Vejetaryenleri Üzecek: Bitkiler Evrimsel Olarak Hayvanlardan Daha Gelişmiş Canlılar

Amerikan National and Free Botanic Researchers Union (ANFBRU), dün akşam açıkladığı 2011 yılı raporunda, bitkilerin evrimsel açıdan, şüpheye yer bırakmayacak şekilde, hayvanlardan ileride olduklarının anlaşıldığını duyurdu.

Hayvanlarda göz var, bitkilerde yok tezi çöktü

Raporun en çarpıcı bölümü sinir sistemleri ve gözler konusundaki bulgular oldu. Çeşitli kuruluşlardan 346 uzman, yaklaşık 3 yıl süren çalışmalar sonucunda, bitkilerin oldukça karmaşık bir sinir sistemine sahip olduklarını bulguladı. Üstelik hayvanlardakinin aksine bitkilerde, bedenin küçücük bir bölgesi yerine bedenin tamamı gözden oluşuyor. Yani bir bitki bütün bedeniyle görüyor ve çok karmaşık duygular hissedebiliyor. Bugüne kadar hayvanların bitkilerden daha gelişmiş canlılar oldukları tezinin ana dayanağı olan sinir sistemi ve göz konusu böylece geçerliliğini yitirmiş oldu.

Bitkiseverler karardan memnun

Türkiye’deki ilk botanik bahçesinin kurucusu olan ve evinin salonunda yaklaşık 46 yıldır 23 çeşit çiçek, 12 çeşit tropikal bitki, 5 çeşit sarmaşık ve 41 çeşit kaktüs yetiştiren Kezban Kiraz, aslında bu kadar araştırma yapmaya gerek olmadığını söyledi. Kiraz’a göre, gelip kendisine sorsalar bu sonuçlara çok daha kısa yoldan ve ucuza varılabileceğini iddia etti.

Evinin kapılarını basına açan Kiraz, buraya ne zaman bir vejetaryen gelse bitkilerinin psikolojilerinin bozulduğunu, daha kapı çalındığında bitkilerine bakarak gelenin bir vejetaryen mi yoksa normal biri mi olduğunu anlayabildiğini de sözlerine ekledi. Daha sonra basın mensuplarına küçük bir de gösteri yapan Kiraz, salonunda bulunan bitki türlerine dönerek “Dikkat, Vejetaryen!” diye seslendi. Bu cümleyi duyan bütün çiçekler yüzlerini duvarlara döndürdüler ve büzüldüler. Kezban Kiraz, sanılanın aksine bitkilerin koparıldıklarında canlarının hayal edilemeyecek kadar yandığını da özellikle belirtti.

ANFBRU’nun raporundan sonra vejetaryenler şu sorunun yanıtını merak ediyor: Bundan sonra ağız tadıyla bir pırasa yemek mümkün olacak mı?

2009 Tüp Bebekler Geri Çağrıldı

RahMed İlkyardım Hastanesi 2009 Model Tüp Bebekleri Geri Çağırdı. Karar aileler üzerinde şok etkisi yarattı. Panik halinde hastaneye koşan ebeveynlerden sakin olmaları istenirken, problemin bebeklerin üretim aşamasında diş çıkarmalarını sağlayan enzimin ejnektasyanunun unutulmuş olmasından kaynaklandığı açıklandı.

Bebekleri bekleyen büyük tehlike

Uzmanları asıl endişelendiren konunun bu durumun yol açacağı zincirleme etkiler olduğu öğrenildi. Bu etkilerden bazıları görülmeye başlanmış bile. Örneğin bu bebeklerden mavi gözlü olanlarının gaz çıkarmaları için sırtlarını vurulmalarına hiçbir tepki vermeyerek gazı içlerinde tuttukları belirlendi. Bebekler patlama tehlikesiyle karşı karşıya.

Başhekim Sibel Anasoy ise her şeyin kontrol altında olduğunu, evrenimizde boş yere hiçbir şeyin olamayacağını vurguladı.

Nükleer Santral İçin İşci Alımları Başladı

Türkiye’de yapılacak olan Nükleer Santralde görev alacak işçilerde aranacak kriterler Enerji Bakanlığı tarafından belirlendi. Oldukça titiz bir araştırmayla belirlenen kriterlerin hazırlanmasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının da katkısı oldu. Buna göre Nükleer Santralde çalışacak adaylarda şu özellikler aranacak:

  • 35 yaşından büyük ama 65 yaşından gün almamış
  • Fazla akrabası olmayan
  • Cep telefonuyla günde en az 10 saat konuştuğu halde radyasyona bana mısın demeyen
  • Ortadan kaybolduğunda arayanı soranı olmayan
  • Kendisini mutasyon olasılığına kapatmamış ve bu fikirle barışık

Maaşlar oldukça yüksek

Aranan özelliklere sahip olan ve Bakanlıkça yapılacak yetenek sınavında başarı sağlayan adaylara oldukça geniş sosyal imkânlar sunulacak. Bu imkânların başında da çok yüksek maaş geliyor. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada Nükleer Santral işçilerinden hayatta kalmayı başarabilenler olursa bu kişilere daha erken emeklilik imkânı da verilmesinin planlandığı vurgulandı.

Düşünce Gücüyle Elektrik Üretti

Manisa’nın Dörttebir ilçesinde yaşayan Hamdi Taşyurt, görenleri hayrete düşüren bir buluşa imza atmayı başardı. Evinin bahçesine kendi imkânlarıyla inşa ettiği rüzgar panelini düşünce gücüyle döndürerek enerji üretmeye başlayan Taşyurt, şimdilik yatak odasındaki bütün elektrikli aletleri bu şekilde çalıştırabildiğini açıkladı.

Çalışmalar gece gündüz devam etti

Buluşunu basın mensuplarıyla paylaşan Hamdi Taşyurt, geçen yaz köylerine kel kafalı, garip giysili, her iki cümlesinden biri “düşünce enerjidir, yazgıya dönüşür” olan bir adamın gelmesiyle projenin tohumlarının ekildiğini söyledi. Sadece bir gün gördüğü bu adamdan oldukça etkilenen Taşyurt sözlerini şöyle sürdürdü: “Adam köy meydanına bir iğne dikti. Üstüne de yaldızlı kağıttan bir fırfır yapıp koydu mu sana. Sonra dikti gözlerini bu fırfıra. Anam ben böyle bakış görmedim. Kağıt fırıl fırıl dönmeye başlamaz mı, hemen yapıştım adama. Neyse, ısrar mısrar bana işin sırrını verdi. Düşünceleri sustur, her şey zihnin sessizliğinde dedi. Ben de hırslı adamım illa yapacam bu işi. O günden sonra gece gündüz çalıştım.”

Ar-ge süreci sancılı geçti

Projenin her aşamasını kendi başına hayata geçiren Taşyurt’un en zorlandığı konu düşüncelerini susturmak olmuş. “Direk dikmek, rüzgar panelini çakmak, kabloları döşemek filan işin kolay kısmıydı. Düşünceler başlarda beni bitirdi resmen. Sus diyorum susmuyorlar. Yardım alacağım kimse de yok çevremizde” diyen Taşyurt, çevresindekilerin “Rüzgar panelini yaptın, bırak rüzgar çevirsin bu mereti, ne diye zırtapozluk ediyorsun” sözlerine aldırmadan çalışmalarını sürdürdüğünü sözlerine ekledi.

En büyük destek karısından geldi

Çalışmaları sırasında en büyük desteğin Taşyurt’un eşinden geldiği öğrenildi. Hamdi Taşyurt’un, günlük düşüncelerinde en çok yer tutan konunun “Akşama ne yemek var acaba?” sorusu ve bu sorunun muhtelif cevapları olduğunu iyi bilen karısı, her sabah o gün için geçerli yemek menüsünü ilan ederek eşinin buluşunda pay sahibi olmuş.

Deli maymunların iş hayatı

Ağaçlardan, hayvanlardan, bitkilerden, tek hücrelilerden, akarsulardan oluşmuş ormanlar yerine betondan, yollardan, çeşme ve damacana sularından, tek hücrelilerden, plaza camlarından, trafikten oluşmuş ormanlarda yaşayan deli maymunların, adına iş hayatı dedikleri ve üzerine çok titredikleri bir uğraşıları var. İncelenmeye değer…

Gözlemlerime göre bu deli maymunlardan işveren olanlarının ilginç davranış biçimlerinden biri şu: yanlarında çalıştırdıkları iki deli maymun olsun. Maymunlardan biri çok zeki, yetenekli, yaratıcı, öteki ise vasat, yeteneksiz vs. olsun. Doğal olarak zeki deli maymun kendisinden beklenen işi az bir çabayla, kısa zamanda yapıyor ve işte geçirdiği geri kalan zamanda bir şey yapmıyormuş, kendi kıçının keyfini düşünüyormuş gibi duruyor. Öte yandan vasat deli maymun kısıtlı zeka ve yeteneğini telafi etmek için aynı işi çok büyük bir çabayla ve uzun zamanda yapıyor. Ortaya çıkan iş aynı. Ama işveren deli maymun birinci maymunun kendisini kazıkladığı izleniminden asla kurtulamıyor ve ikinci maymunun işi daha çok önemsediğini düşünüyor.

Siz işveren olsaydınız tavrınız nasıl olurdu? Bu konunun deli maymunların evrimsel süreçlerine etkisi ne yönde oluyor?