Siz olsanız mesajınızı nasıl iletirdiniz?

mesaj2

Hani hep derler ya bize kitap gönderildi tanrı tarafından diye, şimdi inanç şu: Tanrı insanlara mesaj vermek istiyor. Sonra da mesajlarını bir kitapta toplamaya karar kılıyor, gönderiyor kitabı. Kendisine kitap gönderildiğine inanan belli başlı birkaç din var. Tabi bi sürü polemik, yok değişti de yok değişmedi de, yok şunu demek istemedi de şunu demek istedi de falan filan…

Bundan birkaç sene önce Güney Amerika’da bir takım insanlarla birlikteydik. Bu insanlar cidden çok gariptiler ve bu insanlar da kendilerine mesaj gönderildiğini düşünüyorlardı. Yalnız bunlara tanrı kitap göndermemiş. Bunun yerine tanrı mesajını bir takım bitkilerin içine yerleştirmiş, mantar, dattura vs. Algı düzeyinize ve biçiminize ışık hızında müdahale edip değiştiren cinsten bitkiler. Bir nevi ilahi teknoloji. Mesaj bitkide, yiyorsun içiyorsun mesajı alıyorsun. Bizim cd, dvd teknolojimiz gibi bir durum. Bitkinin değiştirildiğini, tahrif edildiğini düşünen kimseye rastlamadık. Hatta bu durumla ilgili espri yaptığımızda bir hayli güldüler, ama hepimiz espriye değil de bize güldüklerini tereddütsüz anladık ve biz de en az onlar kadar gülmekte hiç tereddüt etmedik.

Neyse bizim mesajları kitap olarak gönderilmişlerimizin, okumadan fikir yürütüyorsunuz, serzenişlerini de hatırlayarak Güney Amerikalı bu arkadaşlara onların kitaplarını da okumak istediğimizi söyledik. Uygun zaman ve koşullar sağlandığında okuduk da. Yanımızda bulunan Kanada’lı arkadaş ertesi gün şaşkın gözlerle çevreyi süzerken şöyle mırıldanıyordu: “Vavv, Ben de olsam kesinlikle mesajımı böyle iletirdim”

Kedilere mama vermek iyilik mi?

Sevgili dostlar, geçenlerde bir arkadaşımızın dükkanının arka bahçesinde oturmuş, bir yandan kahve içiyor bir yandan da dünyanın gidişatındaki komik unsurları ayıklamaya çalışıyorduk. Ancak bu girişimimiz pek başarılı olmadı. Çünkü apartmanlar arasında kalan bu bahçemsi alanda bir sürü kedi yaşıyordu. Bu garip yaratıklar bizim oturduğumuz yerlere göz dikmiş, içtiğimizi adeta elimizden almak için pusuda bekliyorlardı. Haliyle biz de gerildik. O kadar pervasız ve salak bir haldeydi ki bu kediler, yanımızda bulunan ve mahallede hiç kimseye ve hiçbir varlığa en ufak merhamet duymamasıyla ünlü Zehirli Sinan’a bile yaklaşma gafletinde bulundular. Oysa bizim bildiğimiz kediler tetikte gezen yaratıklardı ve tedbirsizliğin bu kadarına asla yanaşmazlardı. Peki bu kedilere neler oluyordu da onlara zarar verme ihtimali olan insanlara bu kadar (yavşak sayılabilecek derecede) yanaşıyorlardı düşünmeksizin.

Bizim dükkan sahibi arkadaş, benim hatun bu kedilere hergün kutu kutu mama vererek bunları bu hale getirdi. Bütün kadınlar işbirliği içinde besliyor bunları. Normalde sayıları bu kadar olmazdı herhalde. Çevreye uyum sağlar, sadece güçlü olanlar kalırdı, ne kuş avlıyorlar ne de fare, kedilerin doğasını mamalayarak bozduk mu ne? dedi ve ekledi: “Valla arkadaş, sen herhangi bir canlıya iyilik mi edecen, önce bir dur da sor kendine: Benim iyilik etme ehliyetim var mı? Ben şöyle diyorum bu durum için, mamayla besleyen mamayla beslenir inşallah”

Haa bu arada bunu diyen arkadaş hayvanlara büyük saygı duyar ve kendi kişilik özelliklerinden bir kısmını doğadaki hayvanları gözlemleyerek geliştirmiştir . Ben şahidiyim. Sessizliği, girişimlerinde uğradığı başarısızlıkları mertçe karşılayabilmesi, yakınmaması vs. hep bu gözlemleri sonucu geliştirdiği yanları. Ancak yukarıdaki gibi kedilere bakarak hangi özellikler edinebilir bir insan onu da düşünmek lazım değil mi? Ayırt etmeden herkese yavşıyorlar, avlanmıyorlar, tetikte olma durumunu bırakmışlar filan…

Oysa bizim üst sokaktaki bir takım vahşi kediler alim allah yanlarına hiçbir canlıyı yaklaştırmıyor ve kimseye eyvallah demiyorlardı. Hangi kedi davranışı uygun davranıştır ve kedilere bu şekilde davranarak onlara gerçekten iyilik mi yapıyoruz yoksa başka birşey mi?

Aşk-ı Memnu’da gelecek hafta neler olacak!

Aşk-ı Memnu, aşkı arayan bir şaşkın hikayesi…

Ne Güzel Haber ekibi bütün önlemlere rağmen bu hafta da Aşk-ı Memnu’nun gelecek bölümünün senaryosunu ele geçirdi. Hızlı ve güvenilir haberin doğru adresi NGH, dizinin gelecek bölümünde olacakları iftiharla sunar:

Behlül bütün bu olanlardan kurtulmak için tam Adnan Bey’e her şeyi itiraf edecekken sahneye Firdevs Hanım girer. Elinde taşıdığı silahı kafasına dayar ve her istediğim olmalı, olmazsa vururum kendimi der. Kısa süren bir panikten sonra tetiği çeker ve elindekinin su tabancası olduğu anlaşılır. Gülüşürler. Herkes Firdevs Hanımın O kadar da kötü biri olmadığını anlar.

Köşk hayatını bırakıp gemici olmaya karar veren Beşir Somali’de korsanlara esir düşer. Korsanlarla çok iyi anlaşan Beşir korsan olmaya karar verir. Kısa sürede yükselir ve baş korsan olur. Adnan Beyin gemilerinden biri Beşir’in eline geçince duygusal anlar yaşanır, ama Beşir bunu bir işaret olarak kabul edip tövbe eder ve aşkı için mücadele etmenin onun yazgısı olduğunu anlar.

Bihter, Nihal’in Behlül’e baygın baygın bakışlarından usanır ve hep beraber karaoke’ye gitmeyi önerir. Amacı Nihal’in ne kadar kötü bir sesi olduğunu herkese göstermektir. Ancak hesaba katamadığı nokta Nihal’in uzun zamandır gizli gizli ders almış olduğudur. Düş kırıklığına uğrayan Bihter içkiyi fazla kaçırır ve herkesi çift görmeye başlar. Behlül’ü de çift görünce soruna bir çözüm bulduğunu düşünür. Biri benim biri Nihal’in olursa olay çözülür aslında der. Ancak Nihal’in de çift olduğunu fark edince planı suya düşer.

Hilmi Önal, oğlu Nihat Beyin dava açmasına misilleme olarak onu bu alemden tamamen silmek için kolları sıvar. Bu amaçla kuantum fizikçilerinden ve filozoflardan oluşan bir ekip kurar. Fraktal evren modeli kafasına yatar ve Nihat’ı yok etmenin bu yolla mümkün olduğuna ikna olur.

http://www.neguzelhaber.com/