
Hani hep derler ya bize kitap gönderildi tanrı tarafından diye, şimdi inanç şu: Tanrı insanlara mesaj vermek istiyor. Sonra da mesajlarını bir kitapta toplamaya karar kılıyor, gönderiyor kitabı. Kendisine kitap gönderildiğine inanan belli başlı birkaç din var. Tabi bi sürü polemik, yok değişti de yok değişmedi de, yok şunu demek istemedi de şunu demek istedi de falan filan…
Bundan birkaç sene önce Güney Amerika’da bir takım insanlarla birlikteydik. Bu insanlar cidden çok gariptiler ve bu insanlar da kendilerine mesaj gönderildiğini düşünüyorlardı. Yalnız bunlara tanrı kitap göndermemiş. Bunun yerine tanrı mesajını bir takım bitkilerin içine yerleştirmiş, mantar, dattura vs. Algı düzeyinize ve biçiminize ışık hızında müdahale edip değiştiren cinsten bitkiler. Bir nevi ilahi teknoloji. Mesaj bitkide, yiyorsun içiyorsun mesajı alıyorsun. Bizim cd, dvd teknolojimiz gibi bir durum. Bitkinin değiştirildiğini, tahrif edildiğini düşünen kimseye rastlamadık. Hatta bu durumla ilgili espri yaptığımızda bir hayli güldüler, ama hepimiz espriye değil de bize güldüklerini tereddütsüz anladık ve biz de en az onlar kadar gülmekte hiç tereddüt etmedik.
Neyse bizim mesajları kitap olarak gönderilmişlerimizin, okumadan fikir yürütüyorsunuz, serzenişlerini de hatırlayarak Güney Amerikalı bu arkadaşlara onların kitaplarını da okumak istediğimizi söyledik. Uygun zaman ve koşullar sağlandığında okuduk da. Yanımızda bulunan Kanada’lı arkadaş ertesi gün şaşkın gözlerle çevreyi süzerken şöyle mırıldanıyordu: “Vavv, Ben de olsam kesinlikle mesajımı böyle iletirdim”