Tarihte Bugün : 30 Mart 1972 Kızıldere Katliamı!

Ertuğrul Kürkçü çıkmazı…

Aslında bu konu üzerinden kimi sosyalist cenahta sevilmeyen Ertuğrul Kürkçü’yü tartışmak istiyorum. Özellikle çoğu Cepheliler Ertuğrul Kürkçü’nün katliamdan önce polisle işbirliği yaptığı konusunda hem fikirdirler.

Ama öncelikle, Kızıldere’nin suyu neden “kızıl” akar bir bakalım..

“Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu liderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 12 Mart darbesinden sonra idam edilmelerini engellemek için, Mahir Çayan ve arkadaşları NATO üssünden kaçırdıkları İngiliz ve Kanadalı teknisyenlerle birlikte Tokat’ın Kızıldere köyüne geldiler. Mevzilendikleri muhtarın evinde devlet güçleri tarafından imha edildiler; katliamdan sadece Ertuğrul Kürkçü kurtulabildi. Samanlığa saklanarak kurtulduğu biliniyor. ”

Güncel dizilerden

Brenda, Closer’ın kendine güvenen, başarılı polis şefi yrd.sı. Senaristler gerçekten çok güzel kişilik profilleri yaratmışlar, hiç biri sırıtmıyor ve üstelik her birinin neden öyle olduğunu da anlayabiliyorsunuz. Örneğin Brenda’nın anne ve babasına baktığınnızda böyle bir kişiliğin nasıl oluştuğunu az çok çıkarsıyorsunuz. Closer kendi klasmanındaki yapımlar içinde oldukça başarılı.

**

Touch’ın henüz iki bölümünü izleyebildik, konu muhteşem; kuantum dolanıklığını anlatmaya çalışacak. İşleri oldukça zor çünkü daha bu konu fizikçiler için bile dipsiz bi konu. Aslında bu tür denemeler hep yapılıyor Hollywood’da, en son Person of interest de aşağı yukarı bu konuyu makineler üzerinden anlatmaya çalışıyor. Oysa Touch, küçük ve anormal(!) bir çocuktan ve onu anlamaya çalışan fedakar bir babayla işe başladı. Seyredip göreceğiz artık.

İzlemek nedir?

İstanbul’un muhteşemliğinii bilmeyen onu İSTEYEMEZDİ.
İstanbul’un zayıflığını bilmeyen onu FETHEDEMEZDİ. sa

Demek ki,merak şart ama yeterli değil, İZlemeden olmaz. Önceki ayak izlerine dikkat buyurmak lazım.sa

**

İnsan, kendiliğinin kuramını bulmadan sanırım eksik kalıyor. Ne demişler elden gelen öğün olmaz olsa da vaktinde bulunmaz.

**

Bilginin kendi bedenimizden “terletilmesi” gerekir.

Öyle ki, grip olmuşsun da terleyip ondan kurtulacakmışsın gibi bak bilgine!

Gribin aşısı yok; çünkü o her an kendini tüm dünyanın bilincine ayarlıyor ve yepyeni geri dönüyor. O size gelir ve siz terleyerek ondan 7 günde kurtulun. sa

**

Ne de olsa terlemeden, saçın başın bozulmadan gerçekten sevişemezsin.sa

Yeni Duyu Organları?

Beş duyu organımız var malum, sizce yeni gelişmeler muhtemel yeni duyu organlarımızın aktif hale gelmesiyle açıklanabilir mi? Aranızda bedeninde yeni duyu organları tespit eden var mı? Nerede?

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Yeni gelişmeler?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Burada hepimiz yeni şeyler keşfettiğimizi, hislerimizi söylüyoruz ya. Belki YENİ’den doğduk belki doğmaya çalışıyoruz ya

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü sezgilerim demek istiyorum bu soruya. tabii soruyu okurken bizim gündelik algılarımız yüzünden yanılmamıza neden olan “organ” ve “beş duyu” kavramları var. kendimizde yeni olanı ayırdetmek için başka türlü görmek gerekiyor sanırım.

4+4+4 üzerine Ali Nesin’in söyledikleri (sol) muhalefetin tavrı

Geçenlerde açılan “türkiyede sosyalist parti ne yapmalı” konusuna paralellik ve somut örnek sunması açısından bu konuyu açıyorum:

“Her sistemin oldugu gibi bu sistemin de avantajları ve dezavantajları vardır. Ama ülkemizde çoğu zaman olduğu gibi problemin kendisi değil, türevleri tartışılıyor ve adı anılmadan tartışılıyor. Şu anda yapılan tartışma 4+4+4 ile ilgili değil, imam hatip okullarıyla ilgilidir. Bu iki problem birbirinden bağımsızdır, daha doğrusu bağımsız olmalıdır.


Önce imam hatip okullarıyla ilgili düşüncelerimi söyleyeyim de bir kesimin hücumunun önünü keseyim: Laik ve demokratik bir ülkede devlet doğrudan dinî eğitim veremez. Nokta! Benim düşüncem böyle ve bu düşüncemi de yakın zamanda değiştireceğe hiç benzemiyorum. Öte yandan devlet vatandaşın ihtiyaçlarını da karşılamalıdır ve vatandaşın da anlaşılan dini eğitim gibi bir ihtiyacı vardır. Tartışılması gereken bu ikilemdir: Devlet nasıl doğrudan dinî eğitim vermeden vatandaşın bu gereksinimi karşılayabilir? Benim çözümüm şöyle: Vatandaş örgütlenip, çevreden para toplayıp, öğretmen ve mekân tayin edip, devlet tarafından belirlenebilecek bazı koşullara uyma kaydıyla çocuklarına dinî eğitim verebilmeli; devlet de bu konuda vatandaşa destek olabilmeli. Yani devlet doğrudan dinî eğitim veremez ama dinî eğitim vermek isteyenlere dolaylı yoldan destek olabilir. Böylece devletin doğrudan dinî eğitim vermesinin önü kesilmiş olur. Bu tartışma bu ya da başka bir biçimde halledildikten sonra 4+4+4 eğitim sistemi sağlıklı bir biçimde ele alınabilir, aksi halde konuyla ilgili olmayan imam hatip okulları konusu bu önemli eğitim sorununu bulandırır, içinden çıkılmaz bir hale getirir.