Rahat-SIZIM!…

Karardıkça kararıyor günler.
İsrail saldırısının gölgelenmesi gerekiyordu… Devreye PKK girdi… Bir kez daha kan döküldü… Kanla boyamaya devam!!… Olan “kınalı kuzulara” oluyor… 2-3 Aylık askeri eğitimle gerillanın karşısına çıkarılan gencecik çocuklarımıza oluyor. Dünyanın hiç bir yerinde düzenli ordu gerillanın karşısına sürülmez. Türkiye’de yıllardır bu işi çözmek için ordu kullanılıyor… Neden?!…

Pazar gün gazetelerde resimleri yayınlanan şehitlere baktıkça içim karardı… Ben onlara bakarken kızım kitap okuyordu. Kızımla aralarında üç beş yaş olan bu çocuklar da şu an kitap okuyor olmalıydılar… Kızım gibi onların da umutları diri olmalıydı… Anaları, babaları, aşkları, bekleyiş, gelmeyiş…

Başbakan “biz bunların kimin taşeronu olduğunu biliyoruz” diyor ve bir yazarımız da “ben bilmiyorum, açıkla” diyordu… Ekliyordu yazar: “Bir taşeron örgüt 250-300 kişi ile karakollara saldırıyorsa, arkasındaki güç hayli güçlü olması gerek, kimdir bu güç? Ve bu bir savaş nedenidir. Bilelim bu ülkeyi de hesabı görelim.”

Evet, kimlerin taşeronu olduğunu biliyorsan, açıkla bunları halka, ve çağır meclisini, görüş bu konuyu… Ya da rasgele konuşma. Bu ülkenin üretime dayalı herşeyini satarken işini iyi (!) bilenler, vatan savunmaya gelince abuk sabuk konuşuyorlar…

“Biz bunların kimlerin taşeronu olduğunu biliyoruz” sözünün yakasına yapışılmalıdır… Herkes bulunduğu yerden “meclisteki temsilcileri” bu sözün ardına düşürmenin yolunu aramalıdır. Başbakan bu sözünü açmak zorundadır. Delikanlıysa konuşsun! Değilse özür dilesin bu miletten!

Türk halkı kendi çıkarları doğrultusunda, kendi iradesini meclise yansıtmanın yolunu mutlak bulmalıdır. Bir torba bulgura verilen oylar ile seçilenler bu ülkenin hiç bir sorununu çözemez. Bu soysuzluğa her yerden karşı çıkılmalıdır. Herkesin yanı başında bu konuyla ilgili yapabileceği bir şeyler olmalıdır!…

Ben, Rahat-SIZIM!…

5 yorum “Rahat-SIZIM!…”

  1. Çok haklısın Hüseyin.Kelime oyunlarından bıktık, gına geldi.Yıllardır aynı söylemler aynı ezberler.Boş dağları bombalayıp sonrada meydanlarda biz biliyoruz çığırtkanlıkları.Yeter artık! Yetsin, yetmeli:(

  2. rahatsiz olmayan bir “vicdan” düsünemiyorum bile
    rahat olan´a insan bile demem(belhum adal)..

    H.AKTAS yazdi;”arkasındaki güç hayli güçlü olması gerek, kimdir bu güç?…”

    elbette
    GÜC-lü olan herkes (basta amerika+ israil) sanik fakat
    icimizdeki beceriksiz GÜC-lü-leri de ES gecmeyin..

    hayati daglarda gecen
    dagi cebinin ici gibi bilen
    patikalari londra asfaltiymis gibi arsinlayan katil eskiyaya karsi
    otuz yildir profesyonel tim hazirlayamayan,elestirilmesi vatan hainligi kabul edilen,üzerine toz dokundurulmayan GÜC-lü ! cunta-ci-lari da unutmayin..

    siyasiler mi ?
    GÜC-lü-lerin dümen suyunda,siyasi ikbal pesinde..

    E
    kale icten fethedilir..

    “vatan,millet,sakarya edebiyati”na kurban gidenlerin hesabi sorulmali
    dokunulamaz-lara dokunulmali
    elestirilemez-ler elestirilmeli
    teklif edilemez-ler teklif edilmeli..

    evet
    RAHATSIZIM..

    Rabbim yar ve yardimcimiz olsun..

    slm.

  3. Deniz fenerini unutturmak için terör….Ergenekon kurbanlarını unutturmak için terör…Madencileri unutturmak için terör… İsraili unutturmak için terör…Ve bir çoklarını unutturmak için…Daha ne zamana kadar unutturabileceklerini sanıyorlar?
    Birileri bu işten rant sağlıyor.Bedelini gencecik çocuklar ödüyor.
    Dur demek için, geç kalacağımız senaryonun içine sürüklenmekteyiz.
    Gaflet uykumuzdan uyandığımızda, umarım çok geç kalmış olmayız…

    Boşuna söylememiş Nazim Hikmet Ran;
    Koyun gibisin kardeşim,
    gocuklu celep kaldırınca sopasını
    sürüye katılıverirsin hemen
    ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
    Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
    hani şu derya içre olup
    deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
    Ve bu dünyada, bu zulüm
    senin sayende.
    Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
    ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
    kabahat senin,
    — demeğe de dilim varmıyor ama —
    kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

  4. ülkenin örgütlenmiş yaşayış biçiminde bi rahat-sızılara yer yok zaten…

    her kez herkes rahat!!!!

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.