Varoluşun Forumsal Tipolojisi

Eline/Yüreğine Sağlıkçılar

Bu tipler uyan uymayan her başlığın altına yorum olarak “eline sağlık”, “yüreğine sağlık” bazen de ikisini birden “eline yüreğine sağlık” şeklinde tepkiler verirler. Sözüm ona yazı ekleyen kişiye destek, yüceltme, saygı, sevgi gösterirler. Neyse ki bu tipler burada fazla yok. Geneli kadın forumlarında veya facebook gibi sosyal ağlarda barınırlar.

Saygıcılar

Bu tip her yoruma “Sayın bilmemkim” diye başlar, bütün yorum boyunca hakaret edip, çömkürüp, nefret ve kin kusup ardından “saygılar” diye bitirir. Sorsanız kendisine saygıyı elden bırakmadığını söyleyecektir. Hatta saygı göstermeyi böyle bir şey sanır.

Zekaya Ortak Olanlar

Bu tipoloji foruma girer girmez, “oo burada çok zeki insanlar var” veya “çok güzel tartışılıyor, zeka dolu” şeklinde forumun zekasına ortak olurlar. Bunların geneli (hatta neredeyse tamamı) ilk tartışmada ve savunamayacakları bir duruma düştüklerinde “ben de sizi adam sanmıştım, otmuşsunuz ot” veya “burayı da zeki insanlarla dolu sanmıştım” falan şeklinde terk ederler.

Ahlakçılar – Dinciler

Bunları zaten biliyorsunuz. İnandığı dini tek din, ahlakını da tam sanıp geri kalan herkesi ya dinsiz ya dinini yanlış yaşayan ya da ahlaksız olarak görme eğilimindedirler. Ne zaman kendilerine sorulsa sen tam mısın diye eksik yanlarını söyleyemeseler de sahte bir alçak gönüllülükle kusursuz olan peygamberdir falan gibisinden kıvırırlar.

Sahte Bilimseller

Bu tipolojiyi tanımak en kolayıdır. Bilimsel terimler kullanarak hiç bir şey anlatmazlar. Ama anlattıklarını sanırlar ve karşılığında saygı beklerler. Hayatlarında bilimsel makale görmemiş her hangi bir bilimsel derginin her hangi bir sayısını veya her hangi bir sayfasını dahi okumamışlardır. Bilimi internet forumlarından ve gazetelerden takip ederler.

Kopyala/Yapıştırcılar

Bunların kendilerinin cümle kurabilme kabiliyeti yoktur. Bu yüzden gazete, başka forum sitelerinden yazı yapıştırırlar genelde. Kendileri düşünmek yerine başkalarının kendisi için düşünmesini isterler. Düşünce tembeli bir modeldir.

Atasözcü/Şiirci tipoloji

Bunlar da yorumlara genelde atasözü veya şairlerden dörtlüklerle cevap verirler. Genellikle kızdıklarında, söz ve şiir sayısında artışa rastlanır.

Aklıma şimdilik gelen tipolojiler bunlar. Varsa sizin de gözlemleriniz, ekleyiniz

34 yorum “Varoluşun Forumsal Tipolojisi”

  1. Şey var bi de..

    Hızlı girenler.

    🙂

  2. Hak gaspedenler

    Bunlar da bir foruma girdikleri zaman durmadan yeni başlık açar, başlıklarına yazanlara, soru soranlara cevap vermez ve yine durmadan yeni başlık açarlar. İsterler ki bütün tezgahlar onların olsun.

  3. yandaşlar
    bunlar kendi yandaşları zırvalasa bile tek kelime etmezler, görmezden gelirler. ama yandaş olmadıklarından birisinin hatasını hepsine genellerler. (bkz. müslüman tipoloji)

    fena yaparımcılar
    bunlar son zamanlarda türedi. “bak fena yaparım”, “adımı anma kötü ederim”, “bak küfrederim”, “seni rezil ederim” şeklinde modelleri vardır. yeni akım galiba.

    )kapa parantez

  4. birde moderatörleri unutmamak gerekir diye düşünüyorum.bazıları olayı o kadar abartıki;üyelerinin her sabah kendisine biat etmesini ve yazdığı herşeyden sonra bütün üyelerince şakşaklanmak isterler.ortalığı yaşa varol sesleri kaplasın isterler.

  5. Kambur’a her türlü hakaret yapılır ama o konuşunca ” her kime söylenmiş olursa olsın” diyerek uyarı ve ceza ile uzaklaştırılır. Oysa Kambur, savaşını tüm cepheye yayabilen, obsesif bir tiptir. Bunu da hazm edemezler, Vampirellanın gücü, psikolojisi, karakteri yetmiyorsa niye bulaşır kambura, o da bilinmez. Adam laik demokratik cumhuriyetten ve ülkesinin bölünmez bütünlüğünden yana. Tüm etnik kökenler onun kardeşi, Deniz Gezmiş Türkiye’de iki kardeş kavim yaşar demiş bence binlerce kardeş kavim yaşar.
    Neyse aslında burada beni tek kızdıran hatta çılıdrtan adam Saron, helal olsun ona diyorum. Çünkü kızmak kendini kaybetmeyi getirir o da bence bir kişilik zaafiyetidir. Bilge insan soğukkanlılığını kaybetmeyen kişidir, bunun hiç mazereti olmamalı.
    Ve en büyük erdem kibarlıktır, karşımızdakine saygı duymasak, sevmesek, nefret etsek bile her daim kibar olmalıyız. Baal’ı örnek almak lazım bu konuda.
    Ha bir de kambur çok duygusal adamdır, sinemada bile gözü yaşarır, ağlar. Büyük düşmanı Ebubekir’e bile gerekirse kanını verir. (Atatürkçü kanı, extradan bol kırmızı şaraplı, hem de ateist kanı.) Aslında Ebubekir de tam bir ateist ancak bunu kendisine itiraf edemiyor, kabullenemiyor bir türlü, çünkü müthiş bir eğitim açığı var. Sonsuzda aydınlanıyor neyse ki.

  6. Herşeyde ama herşeyde olumsuzluk bulanlar, sırf karşı çıkmak için forumsallaşanlar.Negatifler…

  7. Kişiselleştirenler

    Bu kısmı yazarım da, benden daha iyi yazacaklar olduğuna inanıyorum şu an.

  8. Ancak kötü bir niyet yok, sonsuz okurlarını birazcık tebessüm ettirtmek istedim. Ve en önemlisi istenildiği anda neresi olursa olsun hatta tamamı silinebilir, hiç alınganlık yapmam. Asla aşağılama ve alay da yok, öyle birşey hissedilmesin.

  9. Sevgi pıtırcıkları… Seviyom, sevişiyom, sıçıyomcular 😀

  10. Kişiselleştirenler…
    🙂

  11. Art niyetliler…

    Hiçbir nedeni olmaksızın birilerine sataşarak kendini tatmin edenler.

  12. Bilgili olup da adam olamamış olanlar, değil..

    Ama böylelerini tespit edenler:)

    Tespitsel açıyla bakılırsa, en havalısı budur kanaatimce.

    Hey dostum, okumuşsun ama adam olamamışsın..

    Nası bildin?

    Gözlem yaptım da ondan.

    Ya da yerine göre eşeğe altın semer filan.

    🙂

  13. Kıskançlar, hasetler, insana tepeden bakan ezikler! emme bi yazar bi düşünür sanırsın aristokratın kaldırılmış sol kaşı.

    Uzanamadığı ciğere zaten ciğer sevmem diyen :)) ufff say say bitmez bunlar :)))

    kısaca münevver olan çok az cancağızım…

  14. Bir zamanlar TSF(Türkiye Satranç Federasyonu) Forumda yazmıştım. O yazı geldi usuma:

    TIKLANANLAR VE OKUNANLAR

    Bu forumda temel olarak iki tür yazı var: okunanlar – tıklananlar ! Ancak “okunanlar” ile “tıklananlar” arasındaki ilişkilerde ortaya bir yığın yazı türü çıkıyor:

    Okunduğu için tıklanan
    Tıklandığı için okunan
    Okunduğu için tıklanmayan
    Tıklandığı için okunmayan
    Okunmadığı için tıklanan
    Okunmadığı için tıklanmayan
    Tıklanmadığı için okunmayan
    Tıklanan ve okunan
    Tıklanıp okunmayan
    Okundukça tıklanan
    Tıklandıkça okunan
    Ne tıklanan ne okunan
    Tıklanmışken okunan
    Okunmuşken tıklanmış bulunan
    Hasbelkader tıklanan
    Okunsun diye tıklanan
    Tıklansın diye okunan
    Ve huzurlarınızda
    Yalnızca TIKLANAN !…

    Benim tahminlerime göre 200 civarında aktif bir okuyucu kitlesi var forumun. Ancak 4-5 BİN kere okundu görünen yazıları, o kadar okuyan kim acaba ? “Kavun çok tatlı da” dönüp, dönüp okunuyor mu sizce? Çok mu edebi yazılar? Çok mu derin yazılar? Bir kerede anlayamayıp 20 kere mi okuyoruz? Can alıcı, can verici mi?

    Toplam ziyaretçi ve ziyaretçi üye sayısı 10 kişi iken örneğin, bir yazının “okunma sayısı”, nasıl olur da 100 sayı birden yükselir?! Ben buna tanık oldum! Sonra da üşenmeyip bu işin nasıl olduğunu araştırdım: Okunmak üzere tıklanmış bulunan yazı ekranda iken, ekranın sol üst köşesinde “ekran yenileme” kutucuğuna, kesintisiz olarak kaç kere tıklarsanız, yazının “okunma sayısı” da, “o kere” artıyor. (I.Tıklama Harbi başlıyor alimallah!) Her iki yazı türü de okunuyor, ama “tıklanan” yazılar daha çok okundu görünüyor böylece. Böyle olunca ne oluyor? En çok tıklayan arkadaşın bindiği eşeğin cinsiyeti belirlenmiş oluyor…

    Peki kaç türlü yazar var sizce?

    Azar, azar yazan yazar
    Aza, aza yazan yazar
    Az, az yazan yazar
    Az yazan yazar
    Yazan yazar
    Yazmayan yazar
    Gerçi
    Hiç birinden
    Yok bir zarar
    Sorun yalnızca
    Kendi yazısını
    Kendisi tıklayarak
    İşlerin TIKırında
    Gittiğini sanan yazar!

    Sayın forum yöneticileri buna bir çözüm bulabilir mi acaba? Bu sorun çözümlenmezse, “ölçme ve değerlendirme” sonuçları sürekli yanıltıcı olacak. Yani hangi yazının ne denli “Raiting” aldığını bilemez olacağız. Önemli mi? Değil! “Amaaan olsun” diye bir ses mi duydum? Peki öyle olsun!

    Bu yazıyı foruma göndermekten çekiniyorum, ama Nasrettin Hoca “gönder” diyor, Onu kıramam(!). Ancak bir önerim var: Sayın Forum yöneticileri, bu foruma bir de MİZAH-MAGAZİN sayfası eklerse iyi olacak. Öyle sanıyorum ki buna şiddetle gereksinim var. Böylece “İletmek İstedikleriniz” sayfasının “şiddetini ve tansiyonunu” ve yükünü azaltmış oluruz gibime geliyor. Ya da bu konuda bir anket açabiliriz. Hatta fikrimi destekleyen arkadaşlar birer tümce ile yazımın altına “Evet destekliyorum” derlerse, yöneticilerimiz de bunlardan bir veri elde ederek durumu değerlendirebilirler. Fikrimi desteklemeyenler de, beni destekleyebilirler!!

    Hiçkimse benim yazımı birden fazla tıklamasın arkadaş! Gerekirse ben kendi kendimi tıklarım.

    Saygılarımla…

    HÜSEYİN AKTAŞ-03-06-2007


    Yazının içindeki “tıklama” mevzusu TSF Forum koşullarında, o günkü bir soruna değinen bir yazı olup, buraya denk düşmese de, burada da “tıklama” yerine “artılama” var… Gerçi artılama tıklama gibi kolay yapılan bir şey değil. Bir kişi bir yoruma, bir “misafir” bir de “kendisi” olarak iki artı verebiliyor ama sırf artı için kimi savaşların verildiğine de tanık olduk burada. Sülalesini artı eksi savaşına çağıranlar oldu. Artı alınca en doğru yazar o olacak sanki. Oysa tarih defalarca göstermiştir ki, çoğunluk her zaman haklı değildir! Hatta belki de azınlığın haklı olduğu alanlar ve zamanlar tarihte daha çoktur…

    Daha burada çok tipoloji var. Tipi tipine denk gelince yepyeni “tipitipler” çıkıyor. Tipitip tipini belki anımsamayan vardır, bir sakız markasıdır ve üzerindeki tipin burnu Pinokyo’nun en yalancı halinden daha uzundur…
    Burası tipitip dolu örneğin… Daha adımını atarken adını ortaya atamayanlar derhal bu tipoloji içine girer bana göre. Bir de bir başka şekilde adını atamayanlar var. Benim için asıl onların “adımları” makbuldür.

    Fotoğraf çektirmeyi sevenler var bir de. Kendinden büyüklerin yanında bir kareye yerleşeceğim diye bin takla atıp her türlü tavizi verenler… Bunların bir tersi de, kimi insanların “kesip attığı tırnak bile olamayacakken”, o insana küfredenler! Küfredince büyüdüğünü sananlar. Gerçek bir yaşamda asla erişemeyecekleri “delikanlılığa” burada eriştiğini sanan zavallılar!

    İşte onları bir gün elime geçirdiğim zaman, ne yapacağımın yarısı aklımda değil!…

  15. Ağır narsist olupta, dünya da gözü yokmuş gibi yapanlar. Melek ayağına yatanlar. Yüzükoyun yatanlar. Bol bol atanlar,çamura yatanlar, ikinci eli sıfır diye satanlar, euro dizele su katanlar, bu gece oturmaya gelecek bize Ertan’lar.

    Kalk kız çay koy..

  16. Şöyle bi düşündüm de..

    Sanırım hayatımda kimseye “okumuşsun ama adam olamamışsın” demedim ben.

    Bundan sonra da diyeceğimi zannetmiyorum.

    Hiçbir çekiciliği yok benim için.

    Ama bu tabir ve kullanımı, içerdiği psikolojik komponenti üzerine kafa yorulabilecek bir konu olabilir.

  17. gamaro onların başucu sözleri de şunlar oluyor genelde.

    “İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir Sen kendini bilmezsin Ya nice okumaktır”

    Yani diyor ki, sen okumuşsun ama ben kendimi biliyorum. Öyle bir tipoloji işte.

  18. Şeftalinin tüyü desen ”cinselleştirme”, vamprika’lı desen ‘‘kişiselleştirme” derler. İyi be, osuruktan nem kapanlar için, Kambur’un kullanması yasak sözcükleri içeren bir Lügat-ul Sonsuz koyalım, her şeyin önüne. Görev çubuğumuz da ona göre otomatik uyarılsın, bi yanlış olmasın.

  19. Sıradışı yazanlar var. Bağımlılık yapanlar var. İnsana ben neden böyle yazamıyorum dedirtenler var. (Ben neden böyle yazamıyorum = o narsist ben değilim)

  20. Bir de meydan okuyup tüyenler var.

    Dom – İsmet bey
    Tersinim – Hüdai bey

    İkisi de meydan okudu kabul edildi, ama o günden sonra bir daha görülmediler?!

  21. BayanA

    “oo burada çok zeki insanlar var” veya “çok güzel tartışılıyor, zeka dolu” şeklinde forumun zekasına ortak olurlar. Bunların geneli (hatta neredeyse tamamı) ilk tartışmada ve savunamayacakları bir duruma düştüklerinde “ben de sizi adam sanmıştım, otmuşsunuz ot” veya “burayı da zeki insanlarla dolu sanmıştım” falan şeklinde terk ederler.

    Buna ben cevap vereyim.
    Samimi bir cevap veriyorum. Tartışma ve eleştiri olarak algılamayın.

    Buraya bir arkadaşımın daveti üzerine geldim. Süper sıkı tartışmalar yapılıyor dedi.
    Bilgi ve tartışmalar vs.. dedi. Online 500 600 kişi oluyor.Farklı insanlar, farklı fikirler.

    Anlatılanlara göre tabi 😀 beklenti büyük oluyor. Ciddi bir site beklerken eğlenceli bir site ile karşılaşıyorsunuz. Biraz afallama yaşıyorsunuz. Ciddi bir şey yazdığımızda karşılığında gelen yorum alaycı oluyor. O zaman diyorsunuz işte; Bu ne yaaa. Kızıp gitmek istiyorsunuz. Israr üzerine bir süre daha kalıyorsunuz. Sonra online 600 kişi yerine 5,6 kişinin sohbetlerine katılıyorsunuz. Başlıyorsunuz biraz imalı biraz alaycı sohbetlere.
    Hıım bide birşey yazmak istiyorsunuz o 5,6 kişi kendi aralarında sohbet ediyor gibi yansıyor yazdığınız silip çıkıyorsunuz. Oysa o 600 kişinin misafir değil üye olarak varolmaları sağlanmalıydı.

  22. Sevgili sokaktaki kadın,

    Kalemine yüreğine sağlık:)

  23. BayanA

    Sağol tatlım. Derdini görmiyim.

  24. BayanA

    Eline/Yüreğine Sağlıkçılar

    Bu tipler uyan uymayan her başlığın altına yorum olarak “eline sağlık”, “yüreğine sağlık” bazen de ikisini birden “eline yüreğine sağlık” şeklinde tepkiler verirler. Sözüm ona yazı ekleyen kişiye destek, yüceltme, saygı, sevgi gösterirler. Neyse ki bu tipler burada fazla yok. Geneli kadın forumlarında veya facebook gibi sosyal ağlarda barınırlar.

    Nasıl yok? İşte Gamaro 🙂

  25. gamaro atıfçıdır*.

    Bir şeylere atıf yapar hep. 🙂

  26. Ben öyle hemen, kolayca anlaşılmam, ama anlaşıldıktan sonra da vazgeçilmezimdir.

    Puhahahahaha:))

  27. Bir de kendinden “biz” diye bahsedenler var. Genelde aynı tipolojide oluyorlar. Fakat gerçekten merak ediyorum, bir insan kendinden neden “biz” diye bahseder.

    Allah’a veya padişahlara mı özeniyorlar?

  28. Gollum gibi sıyırmanın son devrindeler de ondan..efendimisss, kıymetlimisss 🙂

  29. Senin için buradayım; yorumlarını okumadığım anlarda bile, kalbimde, ruhumda, geleceğimde ve geçmişimde, beynimin tüm hücrelerinde, ve tüm paralel evrenlerimde sen, yalnız sen varsın.
    Yok gamaroymuş, xenix miş, sonsuz muş peah, hadi canım hepsi senin yanında sönük kalır.

  30. İlmiye sınıfının geleneğinde ‘ben’ demek yoktur.Biz derler.Aslında bir mantığı vardır.Yanlış birşey değildir..Çünkü bir ilim insanının sahip olduğu görüşlerin ,düşüncelerin hemen hemen hepsi tarih boyunca zaten dile getirilmiştir.Yeni bir şey söyleyemezsiniz.Mutlaka sizden önce birileri bu görüşü veya çok büyük oranda benzeri bir görüşü dile getirmiştir..Dolayısıyla düşüncelerinizi paylaşırken ben yerine biz demek bu durumda daha yakışık almakta diye düşünüyorum.

  31. Biz bilincini derinlerimde hissediyor olmama ragmen; paylaşımlardaki ‘biz’ stili şovmuş ya da gönülden anlayış yerine kibirli bir ezbermiş gibi geliyor….Ve ben de seni seviyorum Kambur Kerim 🙂

  32. Ahlakçılar – Dinciler -1

    Zekaya Ortak Olanlar -2

    Sahte Bilimseller -3

    sanırım ben bu üçüyüm ve protein karbonhidrat yağ dengesi gibi bi şey bu;
    gerçekten düşündüm ve eksik hayat algım ve kişi-diğer ve kendini kaybetmişler toplumunda;

    ben kendime kendim diyebilir miyim baştan ama koşulların aşıladığı ve ortaya çıkardığı bi şeyim ben ve ben kendimi nasıl sorgularım ya da diğeri beni nasıl yargılar

    geniş bi görü ya da doğana uygun olmak; eğer insan doğası diye bi şey varsa tabi; koşulların içine bitmiş o şey koşullarda yaşar ve debinir;
    insana bireysel sorumluluk vermek-yüklemek ki bi toplum olmadan ve yasa koymadan ve belirlemeden ve baştan aşağı sunup-donatmadan ve toplumlaşmadan bireysel ahlak ve çaba beklemek yetkesi

    insana bireysel sorumluluk vermek-yüklemek bi ağacı kökünden söküp boşlukta düşünmek; (ya da boşluk’a dikmek)
    insan-insana toplum üzerinden yüklenmekte-n söz etme
    bireysel varoluşun bireysel azizi olan insan kendi toplumsal yetisiyle her şeyi keşfetmelidir ve kurallara uygun davranmalıdır; İnsanın keşfedeceği ilk şey ayrılıktır aslıdna bunu yazmadan önce faydacılıktır geldi ve belirdi;
    İnsan din ve ahlak köküne oturur ve başlar o kazıntı-köklem alttaban yaşar/yapar; kimse kendini kandırmasın-iyi bir sorguya gönlünü gönüllü kaptıran ne bulur acaba?
    insana ahlak dayatan ne?
    dinler yaşayan gizli kahramanlar-bizler tanrı olmasa bile?

    süperman ve clark kent vardı? din kispesini çıkarırsa bi ahlak doktrini ama gerçel bi süperyapım çıkar alttan; gerçekliği etkileme tabanı üzerine düşünün;
    bu yazıya neden bunları yazdım hiç bilmiyorum en azından şu; bir anlama noktası ya da bir farklılık basamağı

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.