gön: Genc Kürt Siviller

Sevgili Türkler

Kürt olarak doğmak bizim tercihimiz değildi.
Tıpkı Türk olmak da sizin tercihiniz olmadığı gibi.

Bu topraklarda yaşamaya biz karar vermedik, tıpkı sizin de karar
vermediğiniz gibi.

Yanlış anlamayın,
Kürt olmaktan gurur duyuyoruz, bu topraklarda yaşamaktan da hayli memnunuz. Niçin? diye sorarsanız bunun bir cevabı yok.

Tıpkı bir Japon´un Japonluğundan,
bir Kenya´lının siyahlığından gurur duyması gibi.
Tıpkı bir arabın çölüne, bir Norveçlinin buzullarına aşık olması gibi.

Yapmadığımız tercihler, vermediğimiz kararlar neticesinde yan yana düştük.

1000 yıldır birlikte yaşıyoruz.

Bu güzel ülkede yaşayan Kürtler olarak mutluluklarda küçük, acılarda büyük ortağız. Ama ortağız işte.

Dünyanın en yaşlı topraklarının sakinleriyiz.
Kimler geldi, kimler geçti
ama hep insanlık, iyi niyet, hoşgörü ve merhamet kaldı.

Ta ki son yüz yılda dünyayı bir radyasyon bulutu gibi saran milliyetçilik bizi de hasta edene kadar. Ortaklığımızın kimyası bozuldu, ağızımızın tadı kaçtı.

Aramızdaki gerilimi siyasi ve ekonomik ranta çevirenler oldu.
Tabii ki; olan yine bizlere oldu.

Yüz yıl sonra bugün önümüzde bir fırsat duruyor. Bu fırsatın etrafı
küfeler dolusu hamaset cümleleriyle, dağlar gibi gururla ve kalp
kırıklıklarıyla çevrili.

Kadim dostların barışmasına mani olan duvarları yıkmak ve fırsatı
yakalamak ise bizim elimizde.

Sevgili dostlarımız, komşularımız, arkadaşlarımız,Çözümün elimizde olduğunun farkında olan erkekler ve kadınlar beyinlerimiz üzerinde büyük bir iktidar savaşına girişti, duyuyormusunuz?

Hiç bir acımızı, çilemizi tatmamış;
ırkından,
dininden,
dilinden,
mezhebinden,
başörtüsünden hatta Türkçe aksanından dolayı hor görülmenin ne demek olduğunu bir kere bile yaşamamış
seçkin köşe yazarları,
komutanlar,
siyasetçiler,
baro başkanları,
fabrika patronları
biraz daha ölmemiz için bizi ikna etmeye çalışıyorlar,görüyor musunuz?

Kendi oğulları için Ege sahillerinde yazıcı masası ayarlarken, sizin
oğullarınızı Hakkari dağlarına kutlama yaparak göndermenizi alkışlıyorlar, anlıyor musunuz?

Bıraksanız
150 yaşına kadar yaşamak için herşeyini verecek hayatpereslerin, genç insanların cenazelerinin arkasından düzdükleri şehit ağıtlarının ne kadar sahte olduğunu hissediyor musunuz?

Bu insanlara;
Türklüğünüz de sizin olsun Kürtlüğünüz de, biz insanız ve insanca
birlikte yaşamak istiyoruz demeye var mısınız?

…

slm.

125 yorum “gön: Genc Kürt Siviller”

  1. Bu insanlara;
    Türklüğünüz de sizin olsun Kürtlüğünüz de, biz insanız ve insanca
    birlikte yaşamak istiyoruz demeye var mısınız?

    Tabii ki varız, doğduğun yerin, kimliğin, ırkın, cinsiyetin vs vs… ne olursa olsun insanız, kardeşiz…

    s a m i r e

  2. Sevgili Türk , Kürt ve diger irklara mensub olanlar;
    Irkcilik en kötü huy ve davranislardandir. Elbetteki insanlarin hangi irktan ,
    görüs ve düsünceden olsada beraberce yasamalari güzel bir haslettir.
    Bazi okuyanlarin belki hosuna gitmez ama, Islamiyetin kaldirdigi
    kötü adet ve huylardan biride irkcilik yapmak baska insanlari hor görmektir.

  3. “Bazi okuyanlarin belki hosuna gitmez ama, Islamiyetin kaldirdigi
    kötü adet ve huylardan biride irkcilik yapmak baska insanlari hor görmektir.
    “

    Benim hoşuma gitti. Birkez daha her yol mübahtır zihniyetinin yalanını görmüş olmak yani.

    İslam tamda bu anlattığın şeyin yapandır = kötü adet, kötü huy, kötülük..

    Nasıl bir rüya görüyorsanız artık.

    Başka yerde vaaz verin, burda yemiyorlar o yalanları arap milliyetçileri.

  4. Yabanci !
    Irkcilik diye senin düsündüklerine denir.
    hemen ise araplardan basladin
    madem irkcilik yok.
    her milleti anlamaya calisalim.

  5. İslam dini şöyle yapmıştır derdinin arkasındaki reklamcı zihniyet ırkçılıktır. Dolayısıyla sen ve benzer anlayışlar arap milliyetçiliğinin tipik örneklerisiniz maalesef.

    Araplaştırma politikalarının sanal versiyonundan ve barbarlığından, ırkçılığından öte bir amaç göremiyorum sizlerde.

    Bir arada yaşamakmış. Yobazlar bir arada yaşama esnekliğini ne zaman göstermişler yahu.

  6. sanırım 80’li yılların sonunda başladı bu durum.
    yani ben küçükken böyle bir ayrım hatırlamıyorum.
    oturduğum mahallede kürtler vardı.
    ama ben hanım teyzenin kürt olduğunu o zamanlar bilmezdim.
    börek yapardı, biz yerdik hep birlikte.
    çoluk çocuk oynardık sokakta.
    o zamanlar dutluklar vardı hala istanbul’da.
    salıncak kurardık biz.
    ve bilmezdik hangimiz kürt hangimiz türk ya da hangimiz başka bir şey.
    bi farklı olan almancılar vardı o zamanlar.
    onlar da yazın gelip bize hava atarlardı diye sinir olurduk:)
    ama biz farklı değildik.
    ortaokulda farklı değildik.
    lisede sanki bir şeyler olmaya başlamıştı ama yine de farklı değildik.
    üniversitede kapılar daha da zorlanmaya başlamıştı.
    kürt kimliği, türk kimliği çıkarılıp masaların üzerine atılmaya başlanmıştı.
    “sen benden farklısın” demeye başladı birileri.
    deli kanlar damarları zorluyordu.
    hala da zorluyor.
    ve “bunca acı neden çekildi” diyenler artık kendi seslerini bile duyamıyor.

  7. -Sofi’nin Seçimi- adlı O unutulmaz film…

    “……………..film sahnesi,
    Polonya’da binlerce insanın yakıldığı Nazi toplama kamplarında geçer.

    Değil yaşanması, görülmesi bile zor, karşı karşıya kalma ihtimali bile yakıp kavuran bir tercihtir bu.

    Karanlık suratlı bir Gestapo subayı, nasılsa genç bir annenin ağlayışlarına bigane kalamamış, “merhamet”e gelmiştir.

    İki küçük kızının da yakılmaya gönderildiğini bilen çaresiz anneye, kendince “yüzde elli”lik bir avantaj sunar.

    Yüzde elli…
    Yüzde yüzlük kaybını yüzde elliye düşürmektir niyeti güya.

    İkisini birden kaybetmektense, sadece birini kaybetme seçeneğini getirip koyar önüne.

    Toplama kampındaki genç anne Sofi, iki çocuğundan birini tercih etmeye zorlanır. Çocuklarını gösterip “İkisinden birini seç” der.

    Ve Sofi seçer;
    birini seçer,
    seçmek zorunda kalır.

    Ama nasıl?
    Ama nasıl?

    İşte şimdi bile anlatırken boğazım düğümleniyor, hatırlarken kanım donuyor; Sofi’yi oynayan muhteşem oyuncu Meryl Streep’in o andaki gelip gitmeleri, iç çekmeleri, acının bütün gölgelerini gözlerine taşıması, gözlerinden taşırması, “seyreden”i bile cehenneme sokup sokup çıkarıyor.

    Kimse seyirci kalamıyor sahneye.
    Sırılsıklam terliyoruz;
    sahnenin tam ortasında “oyuncu” olarak değil, “yaşayan” olarak sobeliyoruz kendimizi.

    Çok sonra adını koyuyoruz olan bitenin.
    Öbür türlü, iki çocuğu da öldürülecek olan anne, bir çocuğunun ölümünü kendisi seçiyor; yani kendisi öldürüyor.

    Hem de gücenikçe gönderiyor kızını ölüme.
    Arkasına dönünce içine kocaman bir hançer sokuluyor bir ömür boyu.

    Hiç çıkmamacasına.
    Seçtiği çocuğu yanında yürürken, asla susturamayacağı bir çığlık yapışıyor yakasına.

    Ne yaşamasını seçtiği kızıyla mutlu, ne kendisiyle huzurludur artık..

    Sonunda o ikilemin arasında bir insan olarak kalmaya dayanamıyor;
    son tercihini yapıyor: İntihar.
    “Oynamıyorum artık..” demek bu ölüm.
    “Mağruren” değil, “mağduren” kıyıyor canına.

    Niye mi hatırladım bu sahneyi?
    Niye hatırlatıyorum ki?

    “Zulüm yalnızca Nazilere ait değil, zulüm her yerde ve çok değil bir ay önce [Temmuz 2009’da] Muş’ta yaşayan genç anne Sinem ve kocası Mustafa’nın başına gelenler bir Nazi zulmünü anımsatıyor.

    Bu kez zulüm,
    Doğu Anadolu’nun bahtsız kenti Muş’ta, devlet hastanesinde,
    yaşama tutunmaya çalışan erken doğmuş bebeklere küvöz bulunmaması nedeniyle yaşanıyor.

    “Genç anne Sinem erken doğum yapıyor ve Sinem’le Mustafa’nın 6.5 aylık iki küçük kız çocuğu dünyaya geliyor. Birinin adını Meryem koyuyorlar, öbürünün adını Ebrar.

    “Ama ikizlerin solunum sorunu var, koskoca Muş Devlet Hastanesi’nde bebekleri koyacak küvöz yok ve civardaki kentlerde küvöz aranmaya başlanıyor.

    Van’dan beklenen haber geliyor ama ikizlerden sadece biri için bir şans var.

    Çünkü
    tek bir küvöz var, ve anne-baba tıpkı Sofi’nin seçimi gibi bir seçimle karşı karşıya kalıyorlar.

    Çocuklardan biri küvöze gidecek, öteki ölecek.

    Evet, ölecek…

    Anne-baba
    daha iyi, sağlıklı göründüğü için Ebrar bebeği seçiyorlar ve Meryem bebek ölüyor, annesi arkasından arkaik dönemlerde kurban edilen kız çocuklarına yakılan ağıdın bir benzerini Muş ovasında bir çığlık gibi haykırıyor.

    “Bütün bunlar bu ülkede oluyor, yıllarca aşiret düzeninin sürebilmesi için iktidarların yoksul ve yoksun bıraktığı Doğu Anadolu’da, bir kentte.

    Nazi Almanyası’na gitmeye gerek yok, şuracıkta yanı başımızda olup bitiyor her şey.”

    Meryl sadece oynadı o filmde;
    ve üstelik seçimin “fail” yanındaydı ama “Meryem” seçildi, kurbanı oldu bu zorlu, zorunlu seçimin.

    Sahici, gerçek..

    Tam burada hatırlıyorum yenilerde duyduğum o cümleyi:

    “Doğuya okul yapmayın, yol yapın. Ordu gidebilsin.”

    Niye mi hatırladım Sofi’nin Seçimi‘ni?

    Tarihçi Mete Tunçay’ın Neşe Hanıma anlattıkları arasındaki şu sarsıcı cümle,

    “Bir adamın iki çocuğu asker kaçaklığından yargılanıyor. İstiklal Mahkemesi, adama, ‘Oğullarından birini idam edeceğiz, birini de askere göndereceğiz. Hangisini asalım, seç’ diyorlar…”

    Yani, hangi evladın idam edileceği kararını babaya verdiriyorlar.

    Film değil.
    Mekan: Anadolu.
    Zaman:yargısız idam ettiren, “yargıç”ların devri. (alinti)

    slm.

  8. az önce söylemiştim;
    “bunca acı neden çekildi” diye soranlar artık kendi seslerini bile duyamıyor diye…
    kendi sesini duyamıyorsun ebubekir.
    ister kız ister gücen.
    ve aslında elinde bir körük tutup,
    ateşi harlıyorsun.
    bilerek yapmıyorsun ama….
    ……yapıyorsun işte……

    uzaktan bağırdığında,
    sesin gelene kadar,
    özünü mü yitiriyor bilmiyorum.
    ama malesef samimi olmaya çalışırken o ses,
    samimi olmayan bir şeyler görüyorum.

  9. ebubekir, kutluyorum eklediğin yazı çok güzel. Son yorumun da sorunun köklerine inmiş. Köklerin konuşulacağını hiç sanmıyorum ama olsun. Bitmez tükenmez sabrınla imlemeye devam ediyorsun. Umarım bir gün açtığın konuların altına yapılan yorumların hepsi konuyla alakalı olur. 🙂

  10. umarım sen de bir gün kutlamak yerine,
    konuyla alakalı bir yorum yazarsın sevgili Toruk….

  11. Son yorumunda sorunun köklerine indiğini belirtmem konuyla alakalı yorumdur morgana

  12. Sizin barış çağrısını samimiyetsiz bulamnıza neden olan yorum aslında barışın gerçekleşmesini sağlayacak olan şeydir.

    barış çağrısı yapanın bütün gerçekleri unutması ve çöpe atması mı gerekir ?
    Barış bu gerçekler konuşulmadan mı gelmeli ?

  13. “..yani ben küçükken böyle bir ayrım hatırlamıyorum..” !?

    evet evet
    bu ülkede alevi de yoktu (vs.) alayi gökten zenbille indi ! hey sen insanlarin akliyla dalga mi geciyon ya..

    baskalarinin degil kendi samimiyetini/vicdanini sorgula..

    slm.

  14. aleviler beni değil seni rahatsız ediyor ebubekir.
    senin dinin sana benim dinim bana.
    biz aynı dinin mensupları bile değiliz.
    bu nedenle seninle din konusunda herhangi bir tartışmaya girmem de mümkün değil.

  15. beni degil aleviler ateistler (argo/sövgü haric) dahi rahatsiz etmiyor nerden cikardin bu incileri ?

    ha
    insanlari ötekilestirenler beni rahatsiz ediyor
    etnik ve inanc guruplarini yok sayanlar beni rahatsiz ediyor
    zulmedenler beni rahatsiz ediyor (vs.) peki siz niye rahatsiz oluyorsunuz ?
    yoksa siz de insanlari öteki-lestiren-lerden-misiniz ?

    ayni dinden olmamiz gerekmez MoRGaNa ortak paydamiz insan olmak
    yetmez mi ?

    ayrica dinden bahseden de olmadi alakasiz konuya girdin
    hep böyle oluyor kasit var diye düsünmüyor degilim hani..

    slm.

  16. sen mi dinden bahsetmedin?
    aleviler konusunu açan kimdi?
    konuyla ne alakası olduğunu bile anlayamadım ben.

    ben hiçbir şey değilim.
    beni ötekileştirmekle suçlayarak bile ötekileştiriyorsun aslında…

    ortak payda yeter de artar bize ebubekir…
    hatta sadece ortak payda olsa sorun bile kalmazdı.
    en azından senin benimle bir sorunun olmazdı.

  17. Yurtta sulh cihanda sulh ebu..bu senin beğenmediğin Atatürk ün sözü ebu..bu ülkede huzursuzluk çıkaranların daha çok kafaları burunları kırılır ebu..maval okumaya kalkma sakın ben öle bişey yapmıyorum diye din iman allah kitap diye saldırmadığın adam yok burda ebu..kimsenin kimseyle bi derdi yok herkes akıllı olacak ebu..

  18. “Hakiki şiddetsizliğin yolu, şiddetten çok daha fazla cesaret ister.”
    (Mahatma Gandhi)

    *

    roman-lar ve gayrimüslim-ler de bu ötekilestirmeden nasibini aldi hatirlatmakta fayda var ötekilestirmeye karsiysan gocunmana da gerek yok..

    kimseyle bir sorunum yok rahat ol..

    slm.

  19. senin hatırlatmakta fayda gördüğün şey zaten benim yaşadığım şey.
    ayrıca bişeyden gocunduğum da yok.
    daha önce ne burada ne de başka bir yerde böyle bir tartışmaya girmedim.
    ve dahi şunu söylemeden de geçemeyeceğim;
    benim komşularım ne türk, ne kürt, ne alevi, ne müslüman, ne ermeni, ne rum, ne de gayrimüslim ayrımı yapmamıştı.
    evet ben çocukken çok başkaydı her şey…
    ne zamanki uzaklardan bize eller uzandı,
    ne zamanki ideolojik oyunlar oynanmaya başlandı;
    işte o zaman olanlar oldu…

    ayrıca;
    ben rahatım zaten….
    ve burada olmaktan da mutluyum.
    tam içinde, tam yüreğinde yaşamaktan da mutluyum.
    bu mozikten de mutluyum.

    gölge etmeyin, başka ihsan istemez….

  20. “Uzanıp yatıvermiş, sere serpe;
    Entarisi sıyrılmış, hafiften;
    Kolunu kaldırmış, koltuğu görünüyor;
    Bir eliyle de göğsünü tutmuş.
    İçinde kötülüğü yok, biliyorum;
    Yok, benim de yok ama…
    Olmaz ki!
    Böyle de yatılmaz ki!”

  21. Bugüne kadar kimseye memleketini sormadım, memleket sorup hemşeri ayağı yapanla da en kısa zamanda muhabbetimi kestim.

    Yorumlarda osmanlı ve alevilik anahtar kelimelerine rastladığımdan, aklıma osmanlının yaptığı alevi katliamları geldi.

    xenix

  22. Alevi katliami ,
    Osmanli zamaninda , Alevi katliami olmadi.
    Bilakis Alevi catismasi M.Kemal zamaninda oldu.

    mfg.

  23. Bakıyorum tarihi yeniden yazdın be Abdülhamit, tebrik ediyorum…

    s a m i r e

  24. Ne saçmalıyorsun sen?
    Ne yiyorsunuz ne içiyorsunuz siz?
    Bu nasıl bi kafa
    nasıl çalışır bi anlayamadım.

    Salak desem şimdi hakaret diyecekler:)
    Bu şartlar altında hakaret değil tespittir diyicem, (T) etik kurul içeri atacak:)
    offf offf…

  25. Tarih; Almanya’dan farklı görünüyor galiba…

    xenix

  26. siz tarihi cok iyi ögrenmissiniz.
    Dersim olaylari , oldugu zaman ,
    Hangi Padisah vardi ???
    Yazarsaniz Tarih kültürümüz gelisir.
    Haaa
    Osmanli hangi tarihte katliam yapdi ??
    ben rastlayamadimda.

  27. Sen tarihin bir kısmını yok sayıp bir kısmına gereğinden fazla önem yüklüyorsun ve çarpıtıyorsun. Başını kuma mı gömdün ne?

    Dersim olaylarının gerçekleşmesi, Osmanlı zamanında olan zulümleri, katliamları yokettirmez. Katliam katliamdır her ne zaman ve kimin tarafından yapıldıysa… Padişahları savunmak için bu kadar görmez ve aymaz olmak takdire şayan doğrusu…!!!!!

    s a m i r e

  28. Ben bir katliam tarihi istedim.
    surasida var tabiki.
    osmanli ne zamanki batiya yönelse ,
    arkadan vuranlara karsi yapilan,
    catismalari kasdetmiyorum,
    onlar nefsi mudafadir.
    Tarih laga luga yazmaktan ibaret degildir.

  29. dersimiz dersim…
    dersim konusu da laf ola beri gele konulardan.
    düşmanımın düşmanı dostumdur mantığı gözüme gözüme sokuluyor adeta…
    düşman ortak nasılsa…
    yolu kemalizme çıkan herkesle bir gün bir yerde dost olunabilir ne de olsa…
    yok başka konu çünkü…
    abdüley ve ebubekir ikilisine sevgilerimle…

  30. Sonra da niyet okudun oluyor. Kimsenin katliam falan umrunda değil. Katledilenlerde. Herkes kendi siyasi görüşünü desteklesin diye kullanıyor işte işine gelen katliamı.

    Bugün tarihte katliam arayıpta filistinde yapılanlar için ses çıkarmayanların niyetlerini okumak için izin istiyorum.

    xenix

  31. Benden yana izinlisin xenix, söz valla etik kurula şikayet etmicemmmm:)

    s a m i r e

  32. Birisi yamyama demiş ki. İkinci dünya savaşında 30 milyon insan öldü.

    Yamyam şaşırmış, “nasıl yediniz onca insanı?”

    Yemek için öldürmedik ki demiş adam…

    Yamyam daha da şaşırmış, “Ee madem yemeyecektiniz, ne diye öldürdünüz o kadar insanı?”

    xenix: Tüm öldürmelere ve katliamlara karşıyım. Buna kurban bayramında yapılan hayvan katliamı da dahil.

  33. sen ne desen haklısında anlayana be kardeş o sebebten boşver ….

  34. anladıkta kardeşim bizde katliama karşıyız ama kurban adı üstünde kurban… yamyamın dedigi gibi ama biz yemedigimizi öldürmeyizki……

  35. önce tarih öğren sonra yaz

  36. Abdülhamit tarafından Çar, 14/04/2010 – 11:17 tarihinde gönderildi.
    Alevi katliami ,
    Osmanli zamaninda , Alevi katliami olmadi.
    Bilakis Alevi catismasi M.Kemal zamaninda oldu.

    Yuh demek bile yetersiz, tarihin kıyısından bile geçmeyen bir tespit.

    Sana Yavuz Selim tarihini okumanı öneririm.
    Ayrıca : Fatih Sultan Mehmet’in neden İstanbul’u aldıktan sonra KARAMAN üstüne yürüdüğünü düşünmeni isterim. Karamanlıların bir padişaha mı ihtiyacı vardı ? vs vs… Sonuçlar tarihin küllerinde gizli değil : Öldürülen alevi sayısı milyonların üzerindedir.

    Ebubekir’e :

    İşyerimizde Kürt personel çalışmaktadır. Bizlerin bir husumeti zaten yoktur ve hiç olmamıştır. Husumeti yaratan bizzat KÜRT milliyetçiliğidir.

  37. iyide nedir bu osmanlı düşmanlığı anlamış değilim o kadar yıl hüküm süren osmanlıyla nedir alıp veremediğin?

  38. O kadar yıl hüküm süren osmanlıyla alıp veremediğiniz nedir mi?

    Alıp verememek kısmı hadi neyse de, onca yıl hüküm sürmüş olmanın nasıl bir bağlamı oluyor bu bağlamda? Anlamlı mı? Nedir o zaman onca yıl hüküm sürmüş olan ingiliz imparatorluğuyla alıp veremediğiniz? Adamlar da onca yıl hüküm sürmüş işte ne var.

  39. diyorumki zaten mükemmel devam edilseydi düzen ;hala osmanlı idaresinde olurduk elbet eksik yanlarıda olacak önemli olan bütünü görebilmek değil mi?…

  40. ingilizler halen var, o halde demek oluyor ki mükemmel mi devam edilmiş düzen?

  41. belkide neden olmasın nasıl düşünmek istediğine bağlı sevgili misafir

  42. misafir arkadaş haklı, yaşamak yada yaşamasın önemli değil ,felsefe yapıp cümle yaz konuş güzel ama o ayrı şey çünkü soyut birşey o. Ama canı yanan insan gördünmü orda felsefe yapmak hoş olmaz ,insanlar ölüyor,abdülhamit arkdaşm yanlışsın sen bak ben söylüyorm,insan ölüyorsa ölmüşse bi de orda nefis müadfa filan demeye gerek yok, keşke ölüm olmasa ama o allah (c.c)ın takdiri birşey diyemem ben öyle yazmış ama insanlar ölürse bide ölüm varsa orda üzüntü duymaktır insanlık.Duymuyorsan gönle kulak versin biraz insan,yine duymuyor isen geçmiş olsun derim, eksikliktir zannımca.saygılar.

  43. Misafir (doğrulanmadı) yazdi; “..herkes akıllı olacak ebu..” !?

    senin akillanmaya ihtiacin yok anlasilan he..

    halbuki
    kendilerini ülkenin TEK akillisi sananlar akillanmaya basladi bile sadece bir iki catlak bagnaz ses o kadar..

    akillanmak,uslanmak istemeyen “kendine cagdas” olanlarin son cirpinislari bunlar üzme tatli canini buda gecer..

    ilkel uygulamalarin savunuculugunu yapanlarin
    kendi anne ve babalari oldugunu ögrendiginde cocuklar
    yüzleri kizarir O gün NASIR tutmadiysa..

    dünya vatandasi olmak zahmetlidir..

    slm.

  44. herkes kendisi olsun lütfen ama önce insan…..

  45. gerçektende nerede yaşadığını ve kimlerin sayesinde nefes alabildiğini unutmasın!….

  46. bizi bölmeye çalışanları sevindirmeyelim ok…

  47. tahtini korumak icin “bebe kardeslerini” bogduran Fatih´in osmanli kiralligindan bahsediyorsunuz insanligin yerlerde süründügü astigim astik kestigim kestik bir sistemin savunulacak bir yani olabilir mi arkadaslar velevki bu osmanli olsa..

    vicdan dibe vurdu
    insanlik sükut etti anlasilan..

    slm.

  48. doğru öyle bir krallık ki hırsızlığın olmadığı insanların herkesle (lazı.kürdü.çerkezi….)dostca yaşadığı….

  49. MoRGaNa yazdi; “..bu mozikten de mutluyum..”

    peki
    O mozaik dedigin susturulmus,asagilanmis,ötekilestirilmis insanlar mutlu mu ?

    bu soruyu kendine sürekli sor cevabini bulana kadar sor..

    S.Akkiraz´in Ugur Dündar´a star ana haberde “ben Almanya-ya gelene kadar alevi kimligimi gizlemek zorunda kaldim” ifadesi cok sey anlatiyor anlamak istiyenler icin..

    gercekler bugüne kadar ifade edilememisse eger
    mozaik toplumun bireylerine görünen ve görünmeyen bir baskinin uygulandigini gösterir (istersen teferruata gireriz)..

    demokratik acilim
    alevi acilimi
    roman acilimi
    azinliklar acilimi vs. ragbet gördügüne göre sadece MoRGaNa mutlu demektir bunun adida bencilliktir/egonun tatmin olmasidir “körler sagirlar birbirini agirlar” örneginde oldugu gibi..

    slm.

  50. senin kadar laf cambazına rastlamadım ben henüz.
    beni ötekileştirme çabasında olan senin zihniyetin.
    senden uzakta olmak yeterince rahatlatıcı.
    zoruna mı gitti yoksa?
    napsaydım ben de ortaya mı saçılsaydım?
    senin gibilere malzeme mi olsaydım?

    Tanrı beni senden koruyor merak etme sen…..
    Tanrı seni de korusun da aman sakın gelme sen bizim memlekete…
    biz mutluyuz evet.
    zoruna da gitse,
    için de acısa,
    elinden geleni ardına da koymasan değişmiyor işte.
    bi yere kadar ebubekir.
    bi yerden sonra konu komşu birleşiyoruz biz sizin gibilerinin niyetlerine karşı.

  51. şeriatçı, yobaz, kargadan başka kuş tanımayan mantık silsilesi, şimdi kalkmış azınlık hakkı mı arıyormuş?? vah vah!

    ülke kimlerin eline kalmış! yazık yazık!!

    Azınlıkların tamamı sizin gibi yobazlar yüzünden bu durumlara düşmediler mi??

    Bu nasıl bir surattır ya!! alevileri kollamak sana mı düşmüş. Sen caminine git yobaz adam! elleşme alevilere!!
    onlar kendi haklarını korumayı bilir.

    Hele hele Kürtlere, Rumlar’a, Ermeni azınlıklara, hiç ama hiç dokunma! onların da sana ihtiyacı yok! senin zihniyetindekiler, birliği, beraberliği ne bilir..

    Ne dediği meçhul, yurtdışı frekanslı mixer…

  52. MoRGaNa
    ötekilestirmeye karsi olan seni niye ötekilestirsin ?

    komiksin valla..

    slm.

  53. Toruk Makto yazdi; Umarım bir gün açtığın konuların altına yapılan yorumların hepsi konuyla alakalı olur…..”

    insaallah..

    bildiklerimizi mazlumdan yana zalime karsi paylasacagiz ve de bekleyip görecegiz zira “zaman en iyi ilac”tir derler…

    slm.

  54. Samire demiş;

    “Dersim olaylarının gerçekleşmesi, Osmanlı zamanında olan zulümleri, katliamları yokettirmez. Katliam katliamdır her ne zaman ve kimin tarafından yapıldıysa… Padişahları savunmak için bu kadar görmez ve aymaz olmak takdire şayan doğrusu…!!!!”

    Bunu dediğinize göre dersimi katliam olarak kabul etmiş oluyorsunuz. Bencede kimin tarafından yapılırsa yapılsın katliam olarak nitelendirmek gerekli. Yorumlarda kimin tarafından yapılırsa yapılsın niyete değil yazılana bakılarak değerlendirilmeli. Bunu başkası yazsaydı; şeriatçilikle ve dersim katliamını kullanmayla, en hafifinden samimiyetsizlikle, vatan hainliğiyle veya dış güçlerin oyununa gelecek kadar saf olmakla suçlanırdı. Sevgili samire, kendinize beğenin birisini derdim ama sanırım size böyle bir kaftan biçilmeyecektir. (biçilecek olsa şu ana dek biçilmiş olurdu) Bundan sonra bir fikir beyan etmek istediğimde mesaj kutusundan size yollarım. Siz yayınlarsınız. Belki o zaman sağlıklı bir tartışma ortamı yakalamış oluruz.

    Eklenen yazıdaki barış çağrısının gerçekleşmesi için öncelikle bütün tarafların olan biteni masaya olduğu gibi yatırması gerekli. Ondan sonra hadi her şeyi unutalım ve temiz bir başlangıç yapalım demek mümkün olur. Fakat olan biteni sümen altı yaparak, redederek bir barış yapılamayacağı gibi yapılan barış da üç günlük barış olur. E tabiki masaya bir şey yatırmayı samimiyetsizlik olarak algılayanlar çoğunlukta olduğuna göre; şimdilik barış hayal gibi görünüyor…

  55. Bence zaman sadece karışıklık yaratır. Siteye üye olduğumda da aynı meselelere aynı yaklaşımlar sergileniyordu. Hala değişen bir şey yok. Bir şeylerin değişmesi için her zaman doğru zamandır. Topu zamana atacak olursak gücü de kendimizden ona aktarmış oluruz. Böylelikle o da daha fazla karışıklık yaratarak beklediğimiz şifa yerine hastalığı daha da derinleştirmiş olur. Maalesef bu hastalık tümör gibi ilerlediğinden farkedilemiyor. Farkedilemeyen bir şey için insanları suçlamak istemem. Bunun yerine arada sırada check up yaptırmalarını önerebilirim…

  56. Toruk Makto; Dersim’in katliam olduğunu benim kabul etmem ya da etmemem neden bu kadar stratejik bir sonuç doğurdu senin için anlayamadım.

    “Bunu dediğinize göre dersimi katliam olarak kabul etmiş oluyorsunuz.” demişsin… Ben sizin gözünüzde kimi temsil ediyorum bu kabulle bilmiyorum ama hiç bir zaman şiddetin, vahşetin, insana yapılan zulümün savunucusu olmadım, olmam… Vahşeti yapan her kimse, her ne ise hep karşısında oldum. Kişilerin ya da kurumların savunucusu olmam için yaptıkları işe inanmam gerek. İsimlerin körü körüne peşinde olmadım, olmam.

    Kimsenin sözlerinin bekçisi de değilim ayrıca, mesaj kutuma gerek yok, sözlerini özgürce kullanmak ve yayınlamak herkesin hakkı. Sapla samanı, yeri ve mekanı karıştırmamak gerek kanaatimce…

    s a m i r e

  57. Toruk Makto iste bu nedenle
    “bildiklerimizi mazlumdan yana zalime karsi paylasacagiz” usanmadan ve sabirla..

    hatirla
    Oskar Schindler (1908–1974) sanayici,VICDAN´inin sesini dinledi
    milyonlarca insanin IRKCILIK adina hunharca katledildigi ikinci dünya savasinda 1200 mazlumu kurtardi gücü bu kadarina yetti ama hakkini verdi..

    bizde
    vicdanimiza karsi gücümüz kadar sorumluyuz peki hakkini veriyormuyuz ?

    nitekim

    yazdiklarimiz
    SONSUZlukta yankilanir gün gelir sahitlik eder sahibine..

    “…Bir kimsede azim olmazsa bilgisi ölüdür. Bilgiye yaşam veren azimdir…”
    (Von Goethe)

    slm.

  58. asıl komik olan sensin ebubekir…

    ötekileştirmeye karşı olmak senin sadece dilinde.
    daha önceki yazdıklarını da biliyoruz.

  59. Neden önem kazandığını yorumumda belirtmeye çalıştım. Sizin üzerinizden, yapılan ayrımcılığa ve duyarsızlığa dikkat çekmeye çalıştım. Benim gözümde vahşeti vahşet olarak görebilen ama iç ve dış güçlerin eline koz vermemek! adına vahşet olduğunu söylemeyecek olan biriydiniz. Öyle olmadığınızı görmekten hoşnutum. Herkezin hoşnut olmayacağından eminim.

    ebubekir seni anlıyorum. Dünyayı kurtarmak görevimiz değil ama kurtarmaya çalışmanın extra puan kazandıracağını düşünüyorum.

  60. Herkesin kendi dünyası vardı, iyilik ve kötülük göreceli olarak yer değiştirebilirdi. Bu yüzden de kimsenin başkalarını yargılamadığı ve suçlamadığı bir hayat yaşanmalıydı.
    Bir tek sınır vardı..Samimiyetsizlik sevgisizlik ve yalanlarla çizilmiş olan bir sınırdı. Bu sınırları aşan insanların alanına girdiğinde konuşma isteğinin yerini sessizlik alırdı.

    Türk, kürt veya alevi olmak, sonuçta bu damga ile yaşamak zorunda bırakılmak çok acı..
    Bizler bu damgalar yüzünden neden kavga etmek zorunda bırakılıyoruz?
    Bu damga bize, diğer damgalıları öldürme hakkı verir mi?
    Hayata nefretle ve sevgisiz bakıp, birşeylere çabuk ulaşmak isteyen insanların aldatmacalarına kanarsak daha çok şey gelecek başımıza…

    Biz insanların derin bir nefes alması lazım.. Durup düşünmesi önce kendine sonra karşısındakilere sonra yaşadıklarına bakması lazım.. Bütün insanlara bir dolu temiz hava ve derin bir soluk lazım..kırmamak ve kırılmamak için durup düşünmek lazım..Ve tabi ki bunları anlayan, uygulayan insanlar lazım..

  61. Güzel yorum. Peki bu düşünen, uygulayan, anlayan insanlar ebubekirin eklediği olaylara ne gözle bakıyorlar ?

  62. yazılanların tamamının okumaya çalıştım içimden sadece şunu söylemek geldi ,”kendi söylediği yalana kendisi inanıyor”

  63. toro,

    insan haklari ihlali noktasinda birinci sirayi kimseye kaptirmayan ülkemizin uygulamalar karnesi 87 yildir ücüncü dünya seviyelerinde seyrediyor olmasi,

    milyonlarca türk-ün toplumsal zekanin/kurallarin hakim oldugu avrupadan ülkelerine dönmek icin bir makul sebep bulamamalari,

    VE
    firsat verilse milyonlarca türk´ün cagdas avrupaya göc edecegi gercegi de sizi
    endiselendirmiyor anlasilan..

    yasam
    pratik uygulamalar
    yalan konusmaz..

    ama sen yinede bize
    tespit ettigin yalanlari anlat vatana millete hizmetin dokunsun..

    slm.

  64. yeni türeyen alevi dostları (ama tarihin derinliklerinde kaybolan dostlar) ve kürtlerle hiç bir sorunu olmayan dostlar. içlerinlerinden gelerek ifadelerde bulunuyorlarsa ne ala.. ama öbür türlü ise şunu anlıyorum benim için zor olan bişe bazıları için çok kolay olabiliyor (takiye yapmak gibi)

  65. insanlar 1 avuc toprak ıcın , vatan için onun ıcın bunun için yok yere, 1 metre kuması havada sallandırmaya bayıldıkları ıcın yalnızca; ölmeyi mertebe saymışlar yıllarca..

    dünyanın heryerı benım,heryerde özgürüm heryerde yıyorum, ıcıyorum, gülüyorum; bunu dıyemedıkten sonra topragının sınırları dahilinde yaşadıgın özgürlük egonu tatmin edıyorsa ne ala..

    ırk-din-dil savaş sebepleri olmaktan baska nedir bılınmezken hepsi birer katil değilmidir aslında? filistinli bir cocuk ıraklının ölümüne sevınıyorsa eger ; canlıya kast kolay olmuşsa bu denli birileri daha cok kazansın diye değilmidir herşey..

    “bayrakları bayrak yapan bayrak imalatcılarıdır” yılmaz odabaşı.

  66. Bir tane ırkçı vardı, o da kutadgubilig. Gerçi ırkçı olduğunu kabul etmezdi de. Her neyse… Ebu makto (birleştirilmiş güç) olarak ırkçılara karşı savaşınızda yanınızdayım.

    xenix

  67. hahaha 🙂

    Ben de kürt milliyetçiliğine, osmanlı milliyetçiliğine, arap milliyetçiliğine, F tipi örgüt milliyetçiliğine karşı seninle beraberim xenix:)

  68. türk milliyetçiliğine de karşımısın?

  69. Krişnamurislamizm sentezine karşıyım 🙂 Hiç alakaları yok Çünkü. Zaten ikisi bir arada olmaz ama toruk makto’nun deneysel çabalarındaki ebubekir vurgusuna hayran oluyorum. Ne idi bu vurgu? ‘Azim’. Birde azimle beton delebilenler var.

  70. Toro,

    Kendi kendimin karşıtı nasıl olayım? Mangalcılık var, yazlıkçılık var, rakı balık var, gavuristanda 100 metreden daha ben söylemeden “siz Türk müsünüz” diyen var… Daha ne diyeyim 🙂

  71. 🙂 güzel espriler. Hakikaten eğlencelilerdi bu kez. Kutadgu maalesef günah keçisiydi. Herkezin içindeki ırkçı zihniyeti görüp kustuğu bir karakterdi belkide. Nasıl ki şimdi adını verip başka bir polemik açmak istmediğim bir kısım insanlar, kendilerini siyasal görmeyip siyasal olduklarının farkında değillerse, ırkçılık yapıp ırkçı olmadığını düşünen, ırkçı olduğunun farkında bile olmayanlar var. Bunlara karşı da savaşımızda yanımızda mısınız ? Belki de siz onlardan birisinizdir. Öyleyseniz ve hala yanımızdaysanız sizi büyük bir zevkle kutlayacağım…

    Yabancı, azim ve taş hariç senin de söyledilerin eğlenceliydi. ne ebubekirin düşünsel yapısı sadece islam tarafından örülmüştür, ne de benimki sadece Krishnamurti tarafından.

    Osmanlı milliyetçiliği kavramını anlayamadım. Anlayan birisi açıklayabilir mi?

  72. “Yabancı, azim ve taş hariç senin de söyledilerin eğlenceliydi. ne ebubekirin düşünsel yapısı sadece islam tarafından örülmüştür, ne de benimki sadece Krishnamurti tarafından”

    Son zamanlarda her yorumun içinde bir krişna efendimiz ibaresi yapmaman tersini düşündürebilir ancak aylardır gördüğüm ve gözlemlediğim bir toruk makto gerçeği öyle demiyor.

    Ebubekir vakasına gelince söylediğin gibi olmadığını kendisi ifade etmiş birinin söylediği gibi olmadığını söyleyen 2. bir şahıs espri yapıyordur herhalde.:)

    Kutadgubilig nickli üyenin ırkçı olmadığını söyleyecek kadar da sarhoş olabilirsin bugece, olabilir yani. Ya da krişna çarpması dediğimiz gerçeklikten kopma malihülyası olabilir.

    Tabi bekirin arada malzeme olarak kullandığı, Goethe, Platon alıntıları insanı yanıltabilir. Sen yetkeyi, tahakkümü, şiddeti olumsuzlayan bir adamın öğretisini savunurken Ebubekir o adamın dahi kendi baskıcı ve tahakkümcü inancının önünde engel olduğunu düşünen biridir. Zerre taneciği kadar şüphem yoktur. Bunlar birbirinin aynı zihniyettir, ara tonlarda tezahür edenleride islami rejim malihülyasıyla yatıp kalkan, daha girişimci tiplerdir. Bekirin düşlediği yaşam biçimi içerisinde seninde yerin yoktur oysa. Günü gelir sende kemalizm adı altında yapılan gözü dönmüşlükten nasibini alırsın.

    Bağnazlığı, İdeolojik çarpıklıkları tartışmak istiyorsan açarsın konu tartışılır sorun değil ama bekir gibi kötücül niyeti aşikar bir anlayışla, sırf böylesi söylemleri dillendirdiği için (aslında kendisine haklılık zemini malzemesi yaptığı için) yoldaşlık etmen trajikomiktir yahu, dönde haline gül :))

  73. bir an senin milliyetçiliğe karşıyım diyeceğini düşünmüştüm ama görüyorum ki hiç öyle değilmiş

  74. Irkçı olmadığını mı söyledim? Günah keçisiydi dedim. Irkçı olmadığını söylemeyeceğimi bilmeme rağmen buradan yola çıkman tam bir yabancı klasiği.

    Yoldaş olmak için aynı ülküye baş koymak gerekir. Biz öyle değiliz. Kaldı ki benim ülküm de yoktur. Ülküsü olan kimse bir müddet sonra ülküsüne öylesine bağlanır ki dönüp onu sorgulamaz. Çünkü bunu yapmak demek ülküsünün tartışılabilir olduğunu kabul etmek demektir şeklinde anlamı olan, orjinalini bulup paste etmekle zaman kaybetmek istemediğim nietzsche sözünü hatırlatmak isterim. Benim burada sürekli çatıştığım şey aslında kişiler değil, insanları körleştiren ülkülerdir. Maalesef tam tersi algılanıyor. Sanki benim bir ülküm varmış da onu gerçekleştirmek için burada debelenip duruyormuşum. Vicdanın ve insani duyarlılığın yaygınlaşmasını arzu etmek ülkücülükle aynı şey değildir. Eğer bunun tesisi için çaba gösterip özellikle bunun için zaman harcıyorsam, o zaman öyle olmuş olurum.

    ebubekir, kendisini dünyada yaşanan vicdansızlıklara karşı duyarlı olmakla sorumlu görüyor. Bense dünyayı kurtarmakla yükümlü olmadığımızı ama bunu yaparsak, ekxtra puan kazanabileceğimizi defalarca söylemişimdir. Böyle düşünmem ebubekiri takdir etmemi engellemez. Sizin bizi yoldaş olarak görmenizi de gerektirmez. Ebubekir aynı zamanda çok beyefendi ve nazik bir insandır. Bu yüzden etik kurula bile önerilmiştir. Kimden bahsettiğinizi tekrar düşününüz. Kara kalpli, kara vicdanlı birisiymiş gibi lanse etmenizi kabullenemem.

    Meseleyi daha iyi anlamak adına başka birinden bahsetmek istiyorum. Oikos da beyefendi ve nazik bir insandır. En az ebubekir kadar da donanımlı ve bilgilidir. Kendisini bu yönden takdir edip bana karşı tutumundan dolayı da extra severim. Bu durumda ebubekirle farklı olan nedir? Neden onunla yoldaş kabul ediliyoruz? Vicdani konulara benzer yaklaşımlar geliştirdiğimiz için. Forumda benzer yaklaşım geliştirir gibi görünüp söze geldiğinde ………. ama……… ile devam eden cümleler kuranların bizden çok fazla olmasında olabilir mi ?

    Bir parantez de senin hayallerin için açmak istiyorum yabancı. Ebubekirin elinde güç olduğunda dayatmacı bir diktatör olacağını, dini kurallarla toplumu tahakküm altına alarak, özgürlüklerin olabildiğine kısıtlayacağını varsayıyorsun. Bu varsayım üzerinden onu yargılayıp sürekli suçluyorsun. Henüz gerçekleşmemiş eylemlerinden dolayı. Bense elinde güç bile olsa böyle bir şey yapmayacağına inanıyorum. Bu inancım siteye ilk kez girip, ilk yorumunu okuduğumda bile vardı.
    Bütün bu hayali varsayımlara karşı olmana rağmen, geçmişte bu hayalleri gerçek yapmış kişileri de el üstünde tutmanı samimiyetsizlik ya da körlük olarak adlandırmaktayım. Asıl trajikomik olan budur…

  75. Irkçı değilim, milliyetci değilim, dinci değilim, kısacası hiç bir -ci -cı değilim. Hele hele dayatmacı hiç değilim. Kimsenin kimi sevip sevmediğine karışmam, kimi beğenip beğenmediğine de karışmam. Kimseye çöplük demem.

    Bu yolda tüm dayatmacılara ve ırkçılara karşı yanınızdayım.

    xenix

  76. “ebubekir, kendisini dünyada yaşanan vicdansızlıklara karşı duyarlı olmakla sorumlu görüyor.”

    “Cehenneme giden yollar, iyi niyet taşlarıyla döşelidir.”

    Ebubekir’in kişi olarak iyi niyetli olduğunu kabul ettiğimizde
    “derya içre olup deryayı bilmeyen balıklar” gibi, eylemlerinin sonuçlarının ne olacağını kestiremiyor, dememiz gerekiyor. Biliyorsa da, iyi niyetli olmadığını kabul etmek gerekiyor. Hoş; kişi bildiğini sanarak eylemde bulunur ama, kimse gerçeğin yerine hüsnü kuruntularını geçirmeye kalkmamalıdır. Buna da hakkı vardır, ayrı konu… Ancak, insanların bilinçleri de bir gerçekliktir ve Ebubekir’in çarpıp durduğu “kaya” budur!

    Bu konuda bir yazı hazırlıyorum kendisine. Ama ben kendisi gibi, ağzıma geleni, ağzıma geldiği anda ve ağzıma geldiği şekilde söyleyemiyorum. Biraz düşünmek gerekiyor… Dilerim zamanım olur ve yazıyı iletirim. Belki de vazgeçerim. Yazıyı hazırlamakla birlikte, “Kararsız dengedeyim” şu an… Kısmet…

  77. Daha ne diyeceksiniz acaba! Siz hep hesap kitapla hareket eden birisi misiniz? Hesap kitap yaparak konuşmak her zaman iyi bir şeymidir. O hesaba uymayanların elenip içe atılması, susulması, boyun bükülmesi sizce çok mu takdire şayandır? Aşağıda yazdıklarınızdan şunu anlıyorum; söylediklerinin sonucunu kestirmeden konuşanlar cahildir. Kestirdiği halde konuşanlarda kötü niyetlidir. Mantık dersinde değiliz. Önerme çıkarımını da hiç sevmem. Sadece algıladığımı yazdım.

    “Ebubekir’in kişi olarak iyi niyetli olduğunu kabul ettiğimizde
    “derya içre olup deryayı bilmeyen balıklar” gibi, eylemlerinin sonuçlarının ne olacağını kestiremiyor, dememiz gerekiyor. Biliyorsa da, iyi niyetli olmadığını kabul etmek gerekiyor.”

    Evimden çıktığım ve köşeyi döndüğüm anda hesabım başlıyor. Atatürkçü ve vatansever olan gazeteci dostuma fikirlerimi açıklayamıyorum. Çünkü onun kaldıramayıp dostluğumuzu bitireceğini düşünüyorum.
    Eski okul arkadaşlarıma da öyle. Komşuma, ev sahibime, vb…-Yanıma gelen vatanseverlere bu ülkeye aidiyet beslemediğimi söyleyemiyorum. Çünkü esnafım ve bir ticari hesabım kitabım var. İnsanlarla iyi ilişkiler geliştirmek adına sözlerime hep dikkat ediyorum. Çünkü hesabım var. Acaba burada ne hesabım olabilir? Burda da bunu yapmam için ne gibi bir gerekçem olabilir? Sizlerle nasıl bir çıkar ilişkisi içinde olabilirim? Normal hayatta varolmak için mecburen geliştirmek zorunda olduğum bu tavrı burada da geliştirmediğim için beni de kötü niyetliler sınıfına alacaksınız sanırım…

    Not: Tabi ki siz bunu insan ilişkileri için değil de vatanın bölünmez bütünlüğünü koruma, toplumu kin ve düşmanlığa sevk etmeme “ya da anayasayı tağyir, tebdil ve ilga etmeme” (Umarım doğru yazmışımdır. Çünkü bu suçtan ceza alan birisine suçu sorulduğunda şu cevabı vermiş; “Anayasayı tangır tungur etmişim” 🙂 (Uğur MUMCU’dan) v.b. adına düşünerek yazdınız. Korkularımızdan sıyrılma zamanıdır. Biz bunları özgürce konuşuyoruz diye bu ülke batacksa, zaten 1 dakika bile ayakta kalmayı haketmiyor demektir…

  78. büyük bir sazan oltasıdır.

    Oltaya ilk gelen de bekir olmuş;))

  79. Sazan: yakalandığını tavada kızarırken anlayan b-ALIK…

    Örneğin bu tümce hesapsız bir tümcedir Toruk arkadaşım. Bir tane de böyle olsun bakalım…

  80. Sazan olmamak adına yumun bakalım gözlerinizi sımsıkı. Daha sıkı yumun. Kendinizi, insanlığınızı unutana dek. Kimbilir belki sonunda bilge olup çıkarsınız. Hani hiç bir şey yapmadan, hiç bir söz söylemeden bilge oluncacağını savunan forumdaşlarımız var ya. Belki de haklıdırlar…

  81. Toruk Makto,
    Hayatında yaşadığın bu çelişkileri herkes yaşıyor kısmen; ama senin problemin düşünceni açıklayamamaktan ziyade, düşüncelerinin kendi içinde sindirilememiş, sanki temeli oturmamış, bi şeylerin eksik kalmış olması.

    Düşüncelerini açıklayamamktan gem vurdukların da vatanseverlik ve Atatürkle ilgili..

    TC Başbakanının ve cumhurbaşkanının bu konuda fikirleri açık olan, onlarca videosu bulunan bir memlekette, koyver gitsin, aksine prim yapar, daha çok kazanırsın…

  82. “Sözü bilen kişinin
    Yüzünü ak ede bir söz
    Sözü pişirip diyenin
    İşini sağ ede bir söz

    Söz ola kese savaşı
    Söz ola kestire başı
    Söz ola ağulu aşı
    Yağ ile bal ede bir söz

    Kişi bile söz demini
    Demeye sözün kemini
    Bu cihan cehennemini
    Sekiz cennet ede bir söz

    Yunus şimdi söz yatından
    Söyle sözü gayetinden
    Pek sakın o şah katından
    Seni ırak ede bir söz”

  83. kötülüklerle
    zulümlerle
    boy ölcüsebilecek kadar büyük düsünmek ve yazmak gerekiyor..

    onlarin
    “NEGATIF” etki alanini dengeleyecek kadar DERIN
    evrensel dogrularin saglam zemininden asla kopmayan bir FiKiR ve ViCDAN muhasebesine ihtiyaç var..

    refarans-iniz VICDAN-iniz
    asgari müsterek-imiz VICDAN-imiz olsun..

    slm.

  84. Ebubekir bey,

    Sizin gibiler “evrensel vicdan” gibi büyük laflar sarf ettiğinde nedense inanasım gelmiyor,

    Şu yukarda ettiğiniz boyunuzu aşan kelamlara istinaden Muhammedin örneğin Beni Kureyza’da yaptığı katliamı da lanetlediğinizi yazın buraya,samimiyetinizi görmüş olalım,

    Madem ki katliam adı üstünde “kat’l” ve hunhar o halde bu olayları da lanetlemek,faiillerini yermek size zor gelmemeli değil mi,

    Hadi şaşırtın beni…

  85. bilmemegi makbul
    ögrenmemeyi marifet sanan
    “sabit fikirli” insanlara yazdiklarim on gömlek büyük geliyor farkindayim..

    slm.

  86. “sabit fikirli” insanlara yazdiklarim on gömlek büyük geliyor farkindayim..”

    Üşenme bir daha yaz.

    “Madem ki katliam adı üstünde “kat’l” ve hunhar o halde bu olayları da lanetlemek,faiillerini yermek size zor gelmemeli değil mi,”

    Demiş İüdex. Neden islamın yaptuklarıyla ilgili diğer konularda olduğu kadar hassas değilsin? Kimi sözcükler yalnızca bizim yüklediğimiz anlamlarla sınırlı değildir. Mesela evrensellik.

    Evrensel doğrular nelerdir? Merak ediyorum sendeki karşılığı nedir bunun?

  87. Bu dünyada , böyle insanların pişkinliklerine şaşırmıyorum artık!
    Kendi iç dünyalarındaki çöplükleri yüzlerine vuruyor sonra insanlara salya sümük bu pisliği bulaştırıyorlar…
    İnsanlar yozlaştıkça adam sınıfından çıkıyolar bunu fark ettim.

    Not: ”Alıntı yazılarım” diyecektiniz sanırım:))

  88. Ebubekir,

    İüdex’i şaşırtsana hadi. Şaşırmak güzeldir; yeni bir şey öğreniyorsun demektir.

    Anlatsana Türkleri müslüman yapmak için dört fersah (25 kilometre) yol boyunca ağaç dallarına astıklarını…
    40 BİN TÜRKÜ yalnızca diğerlerine İBRET olsun diye kılıçtan geçirdiklerini…

    Bilmiyor musun?

    Neyi biliyorsun ki? Bul bir ç-ALI-NTI anlat…

  89. “sabit fikirli” insanlara yazdiklarim on gömlek büyük geliyor farkindayim..

    slm.””

    İyi sözün aslın bilen, derdi bu söz nerden gelir.
    Söz aslını anlamayan, sanır bu söz benden gelir.
    Zehirle pişmiş aşı, kim yemeye gelir.
    Seni sigaya çeken bir molla kasım gelir.

    YUNUS EMRE

  90. actigim her baslik
    yazdigim her yorum
    sabit fikirli forumdaslari zaten sasirtiyor hatta bir kisminin sinir uclari ZIP ZIP ZIPliyor..

    gercekler karsisinda
    saskina dönen-ler yüzlesmekten TIRSIP O MÜZE-lik kafa yapisiyla
    alakasiz mevzulara girip demogoji silahini kusanarak saldiriya geciyor..

    bir kismi da sükut edip dolayli onay veriyor
    agir ol
    sessiz takil
    karizma yap
    yani “agir ol molla/cagdas sansinlar”ayaklari..

    kendileri gibi düsünmeyen herkesten
    hesap soran,aciklama isteyen cagdas forumdaslarimiz 2010´da niye
    1923 lerde takilip kaldiginin cevabini vermiyor,veremiyor bunun yerine ondan bundan hesap soruyor düsünün bakalim niye ?

    Bati dünya-sinin ilk besyüze giren üniversitelerinin birinde 2010 da

    -Atatürk ilkelerine uymadan bir ülkenin kalkinamayacagini- anlatildigini bir düsünün ve kimin gerici ilan edilecegine kendiniz karar verin yüreginiz yetyorsa..

    kaldiki
    militan kemalist yobazlarin “Atatürk ilkeleri” olarak pazarladiklari SEYin BATIdan asirma kurallar bütünü oldugunu itiraf edebilecek cesaretleri dahi yoktur..

    hele
    birde
    herseyi
    Atatürk-e
    cumhuriyet-e
    borclu oldugumuzu iddia eden yobaz cagdas ke.tüccarlar var “biz asiliz” modunda seyreden E onlarda resmi ideolojinin egitim carklarindan cikan defolu ürünler olup aynaya bakip yüzlesmekten korkuyorlar..

    ha egitim derken
    “..Türkiye’de ki eğitim-öğretimin en büyük sorunu sizce hangisi ?..

    xenix arkadasin actigi ankete pek ragbet yok anlasilan..!

    5N1K…?

    bir tahmin

    konuya girdiginizde
    batidan ASIRIP “Atatürk ilkeleri” diye millete yutturulan
    fakat uygulamasinida beceremeyen “elit türk” bagnaz-larin “MÜZE”lik kafa yapisini sorgulamak mecburiyetinde kalacaginizin farkinda olmak !

    cekingenlik sebebi olabilir bence..

    *

    Prof Dr. Yunus Çengel ne diyordu;

    “…………………………Üniversitelerde YÖK ve rektör saltanatları hakimdir
    ve paylaşımcı yönetim neredeyse yoktur.

    Her fırsatta
    “cumhuriyetin yılmaz bekçileri” olduklarını ifade eden üniversitelerde cumhuriyetten pek fazla bir eser olmayışı ve hatta aykırı düşüncelere tahammülün dahi gayet sınırlı oluşu da incelemeye değer ayrı bir vakadır.

    Bana öyle geliyor ki
    bugün en hızlı cumhuriyetçi geçinenlerin büyük bir kısmı bir asır evvel dünyaya gelmiş olsalardı, saltanatın en hızlı destekçileri olacaklardı..”

    “……………………………Türkiye’nin tüm dertleri sonunda “özürlü” demokrasiye ve “sınırlı” kişisel hak ve özgürlüklere ve muasır medeniyet yerine modası geçmiş ezberlerin esas alınmasına dayanır..”

    slm.

  91. kardeşim nedesen haklısın ama bazılaraaaaaaaaaaaaaaaaanın aklı bu kadarına yetiyo ne etcen….?

  92. yunus da molla kasim da kemalist degildi be statik
    nitekim kemalistin “molla kasim-i” olmaz “molla kasim” olmak icin
    akletmek/ degismek gerek
    “MÜZE”lik
    “ILKE”lerle
    olmaz..

    ha
    kimmis o babayigit bekliyorum..

    slm.

  93. molla kasım sensin ebuş 😀

  94. 2010 da olup neden 600 lü yılların tacizci – tecavüzcü arap kafasına sahip olduğunu sen söyleceksin önce…

  95. arap kafası başka şey islam başka…..
    öğrende gel.

  96. gül rakadasim sen sen ol
    ebubekir´in yorumlarini tasvip eder IMAsinda bulunma
    adin cikar “takkeli”ye..

    Toruk Makto arkadasi afaroz ediyorlardi ki ankara cikarmasi imdadina yetisti.. mi ?

    kemalist yobazlarin sagi solu belli olmaz
    “militan cumhuriyeti koruma”refleksleri kalas türünden birseydir cünkü..

    hele birde bunlarin ihbar no-lari falanda var malum militan savci kemalist vatandas isbirligi..

    sanal alemde kükreyip,asip kesiyorlar gülünc olduklarinin farkinda olmadan..

    hey gidi günler hey
    23´ler
    30´lar
    46´lar
    60´lar
    71´ler
    80´ler
    28.subat´lar
    abileri toz duman attiriyordu valla billa heeeyt..

    alismis ku….beterdir derler ve
    27 nisan
    E muhtira
    duvara tos
    VE kral ciplak..

    abilerinin yolunda mars mars giden garibimler biraz gec geldiler dünyaya kacirdilar o güzelim rap rap günlerin “biz asiliz” havali ve tafrali bol iskenceli senlikleri..

    tavuk-larina kis diyeni
    gerici,mürteci,karafatma,yobaz yaftalariyla sindiriyor
    hayatini zehir ediyorlardi cünkü onlar farkliydi ve öyle saniyorlardi yaaa..

    onlara göre yeni Türk fazla olmaya basladi
    kizginliklarinin hop oturup hop kalkmalarinin sinir uclarinin ZIPlamasinin sebebini anladinmi simdi he..

    simdi
    eski Türk´e
    “bir teselli ver türkü”sü iyi gelir..

    sen
    yinede
    ebubekir ile mesafeni koru benden hatirlatmasi demedi deme..

    slm.

  97. nede olsa biz alışkınız yaftalara sorun deel be kardeş yalnız unutmasınlarki biz bizimkilerin hep yanındayız.gölge etmesinler başka ihsan istemeyiz…..diyojen gibi….

  98. “Adam kahveye girmiş. Herkese meydan okuyan bir tavırla “var mı bana yan bakan?” diye sormuş. Arkalardan bir yerden, ilk adamın iki katı boyunda bir adam ayağa kalkmış ve “var” demiş. Bunun üzerine derhal uyum sağlamış birinci adam. “Var mı ağabeyimle ikimize yan bakan?” üslubuna geçmiş.”:))

  99. <

    blockquote>“Toruk Makto arkadasi afaroz ediyorlardi ki ankara cikarmasi imdadina yetisti.. mi ?”</blockquote

    Tork Makto aforoz mu ediliyordu? Başından beri diyorum HER YOL VE YÖNTEM MÜBAHTIR anlayışının zehirli zihniyeti diye. Umarım Makto bu konuda bir şeyler söyler. Hatırladığım kadarıyla kendi isteğiyle uzaklaşmak istediğine dair birşeyler yazmıştı Makto.

    Aman efendim aman, kimse bu insanların eline diline düşmesin!!

  100. kemalist yobazlarin sagi solu belli olmaz

    Bunu bir daha yazarsan son yazışın olur. Haddini ve saçmalama sınırlarını bil.

    Kendi kendini hangi gerekçeyle! övdüğün belli olmayan ve resmen komik duruma düştüğün :
    actigim her baslik
    yazdigim her yorum
    sabit fikirli forumdaslari zaten sasirtiyor hatta bir kisminin sinir uclari ZIP ZIP ZIPliyor..

    Yazında da insanları sabit fikirli olmakla suçlama hakkını nereden buluyorsun?

    Sürekli aynı ezbere bağlı insanları ve bir dönemi kötülemenden sıkıldım…

  101. “sanal alemde kükreyip,asip kesiyorlar gülünc olduklarinin farkinda olmadan..”

    Kimse kimseyi asıp kesmiyor, bunu başından beri sen yapıyorsun. Ayrıca senin yüzüne söyleyemeyecek kadar korkakmı sandın buradaki insanları? Kendi adıma konuşacak olursam, ne söylüyorsam arkasındayım ve yüzüne karşı söylemektende en küçük bir çekince duymuyorum.

  102. ebubekir tarafından Cts, 06/03/2010 – 13:11 tarihinde gönderildi.
    gökteki yildizi görüpte yerdeki camuru görmememzlikten gelen göze (gönül/idrak) yuh..

    Aynen muhammed zihniyeti, birilerinin birşeyler görmediğini, bilmediğini, ama kendi doğrularının en doğru olduğunu düşünen tehlikeli anlayış ve iftirası.

    Kim neyi görmüyormuş? Daha doğrusu sen ne gördüğünü iddea ediyorsun? Kimse görmediklerimi gösteriliyor sana nedir yani bu büyüklenme, kibir, saygısızlık. Ne haddine insanları bu şekilde zan altında bırakıyorsun sen?

    Aynen muhammedin hırsı, yalanları, oyunları ve gerçekleştirmek için verdiği taktik mücadelesi = ebubekir ve türevleri.

  103. “..Bunu bir daha yazarsan son yazışın olur…”

    cok korktum be…

    sen ilkönce
    foruma astigin küfürlü videonun psisliklerini temizle de söyleyecek sözün olsun bir

    full onlarca kez sahsima hitaben “yobaz” ve daha fazlasi sözlerle saldirdi
    görmezlikten geliyorsun iki

    hele yabanci´nin hakaretleri “bini bin para” ES geciyorsun üc…

    haydi baska kapiya..

  104. “hele yabanci´nin hakaretleri “bini bin para” ES geciyorsun üc…”

    hay hay. İstediğin düzeyde, seviyede, yoğunlukta, açıklıkta tartışabilirim ama önce forum’u gözden geçir ve sorulan soruları (hani şine gelmeyince suyu bulandırıyorsun) cevaplandır. Sonra güzel güzel devam edelim. he ne dersin?

  105. Günde beş vakit, üstelik yönetim tarafından da ebubekire yobaz, sabit fikirli, kayışı kopuk denilirken sorun olmuyor da kemalistlere denildiğinde mi sorun oluyor. ?

  106. geldi bu işler rayına girer diye umulurken eskisinden daha beter bir kavram kargaşası var. Neyin hakaret, neyin eleştiri olduğu konusund zaten bir ayrımcılık yaşanıyorken, şimdi “kurul” adı altında meşrulaştırılarak derinleştiriliyor mu bu ayrımcılık?

  107. Bahsettiklerimle alakası olmayan kişileri ayrı tuttuğumu belirtmeye gerek duymadım. O nedenle bahsettiklerimle alakası olmayan forum üyelerinin alınganlık göstermemelerini rica ederim.

  108. Bir anlamda afaroz denilebilir. Çünkü burada hakim olan “çağdaş insan!” tanımından çıkarılarak “takkeci” ilan edilmem bunun son noktasıydı 🙂

    Bu Toruk Makto’nun siteden kovulması şeklinde değil ama sonsuzun ulema takımı tarafından yaftalanması, her fırsatta ötekilerştirilmesi, en sonunda da bir editör tarafından yorumlarının silinmesi, bu duruma yüksek sesle tepki verene dek de duyarsız kalınarak çileden çıkarılması şeklinde gerçekleşti. Ankara buluşması bütün bu çılgınlıklardan ayrı tutularak yorumlanması gereken bir beraberlikti. O başlığa yorum yapmak üzere girmiştim ki Ankarada bizi misafir edip, dostluğunu sunan Ashtar’ın siteye üye oluşuna ve açtığı forum başlıklarına yorum yaptım. Böylelikle Toruk Makto dönmüş oldu…

  109. Ebubekir!
    Kaçma!
    İüdex’i şaşırt haydi.
    İüdex’i şaşırtınca “Yabancı” ile de “tanışacaksın”, bilişeceksin, böylece kendini de tanıma fırsatı bulacaksın. Millet de seni tanıma fırsatı yakalamış olacak!

    Doğru sorulardan kaçıyorsun.
    Kaçma!
    Eğer İüdex’i yanıtlamazsan, konuşma bundan sonra!
    İslamiyet adına yapılan katliamları da anlat da, samimi olduğunu anlayalım.

    Ne o ?! Paçan mı bağlı değil? Sen dök yeterki, rahatla, temizleriz biz!

  110. Hüseyin Aktas,

    1-Iüdex´in avukatimisin
    2-kime ne zaman cevap verecegime müsaade et de ben karar vereyim

    diyorsunki;
    “..İslamiyet adına yapılan katliamları da anlat da…” anlasilan yazdiklarimi önyargili okuyorsunuz! halbuki satir aralarinda bu konudaki düsüncelerimi
    defalarca yazdim..

    tekrar edecek olursak;

    katliam katliamdir bunun islamisi gayri islamisi olmaz ve bu ” insan” odakli bir sorundur..

    katliami gerceklestirenler
    ülkelerinin deger yargilarini/sistem/ hesaba katarak/kullanarak katliamlari icin bir mesruiyet zemini olustururlar farkli söyler ve farkli uygular ve pek istisnasi yoktur..

    islamiyet adina
    hiristiyanlik adina
    yahudilik adina
    ideolojiler adina
    kirallar adina
    tiran adina (vs.)

    yani kim adina olursa olsun
    gayri insani uygulamalara sahip cikanlar tek kelimeyle VICDANSIZ´dir
    bu kadar net..

    slm.

  111. Hüseyin Aktaş’ın son yorumunu okuyunca kendimi çıplak ellerle kafeste yapılan vahşi bir box maçının sunucusunu dinler gibi hissettim. Bu nasıl bir hırstır. Nasıl bir iştahtır anlayamadım. Konu vicdana gelince demek ki azıcık taşıyan herkezin dengesi bozuluyor. Ya da taşımayıp bundan utanan…

  112. Sen de burada maçı yapan değil, sunan da değil; ama maçın üstüne önceden bahis oynamış hakem gibi geldin bana.

  113. Arka planda kalma. Nick alıp gel de kiminle konuştuğumuzu bilelim misafir.

  114. haşa ben yalnızca sıradan bir seyirciyim şu fani dünyada…
    Yoldan geçerken uğramış bir misafir. Kim olduğumuzun ne önemi var, önemli olan “olabilmek” .

  115. Alçakgönüllülük silahını beynime kibirden daha sık dayar oldu insanlar. Herkezin altıpatları belinde. Alçak gönüllülük silahı da paçasında. Red kitteki gibi 6 atış sayıp meydana çıkıyorum. O da ne. Ahh. vuruldum..ölüyorum…

  116. Ebubekir,
    Sen hadımsın ama evleneceğim diye tutturmuşsun.
    Yazık olacak gül gibi kıza…
    Ama daha güzel bir kostüm giy. Kolunu kaldırınca kılların görünüyor koltuğunun altından…
    Toruk makto da nikah şahidi olacağım diye uğraşmaktan vazgeçmeyecek anlaşılan…

    Arkadaşlar uyarmıştı. Başaramazsın demişlerdi. Bu evliliği engelleyemezsin demişlerdi… Haklılarmış…

    Sayın memur kıy bu nikahı. Kaç çocuk olacak görelim bakalım. Çocukların kimden olduğunu nasıl olsa birgün herkes anlar…

    Niye engellemeye çalıştıysam bu evliliği… Adam ne güzel sergiliyor işte rezaletini…

    Ben uğraşsam bu kadar anlatabilir miydim ki?!…

  117. Bu evrende tek vicdanlı bireyler EBUBEKİR ve ekürisi TORUKMAKTO olmalı, gerikalan bizler bu vicdan olayından nasipsiz olmalıyız sanırım.

    Ey şuuru yerinde insanlık, ya bize bir el ver veyahut kendini VİCDANLA ispat etmeye çalışan bu ulu! insanlardan bizi koru…

    Her dilbaz bilge olmaz.(Hitit Atasözü)

  118. Oikos, ırkçılığını açıkça ilan eden senin değil de bizim sahip olmamız normal değil mi ?

  119. Açıkça ilan ?

    Beni kutadgu ile karıştırdın sanırım.

    Diğer yandan, daha bugün bir cenaze kalkmışken;

    Bu Kürt sivillerin alayı APO isimli KATİLİ lider olarak anarken ve dahasında sizin vicdanlarınızda! biz kemalistler daha henüz hiç bir kürt evladını dışlamamışken (yazım az yukarıda),

    Ve ötesinde ölen kişilerin, annesi babası kardeşi arkadaşı sen ve o olmamışken, yürüttüğünüz güdük mantıkla sadece ve sadece nedensizce KEMALİSTLERİ suçlarken, Kürt milliyetçiliğinin destekçisi sizleri tebrik ediyorum.

    Savaşı ne bitirir ? Savaşı Başlatan Kemalistler mi? Hiç baktın mı kürt aşiretleri osmanlı döneminde kaç kere ayaklanmış? Kaç kere kanla bastırılmış…

    Ne dost ne de düşman aramam ben, aradığım çözümdür. Katilin dötünü yalayarak, darbeleri kötüleyerek ne çözüm bulursunuz ne de deva….

    Velevki demokrasi istiyorsun, mesela seçim barajını SIFIRA indirt… Madem anayasa değiştiriyorsun federe devlet yap… Olsun bitsin. Herkes yerini bilsin… OLUR MU?

    Ha bilemem tabi… Gizlice F tipi örgütün bu ülkede TAM egemen olmasıysa isteğin o da olur 🙂

  120. TAM ZAMANINDA YAŞAMAK
    Yemek de boş içmek de,
    Hatta yeri gelmeden sevişmek de.
    Tam zamanında öpmelisin mesela güzel gözlünü,
    Tam zamanında söylemelisin sevdiğini
    Gözlerinin içine baka baka.
    Bisikletinin gidonunu
    Tam zamanında çevirmelisin
    Düşmemek için.
    Tam zamanında frene basmalı,
    Tam zamanında yola koyulmalısın.
    Tam zamanında okşamalısın başını
    O üzüm gözlü çocuğun
    Hıçkırıklar tam dizilmişken boğazına,
    Tam ağlamak üzereyken.
    Tam zamanında koymalısın elini omzuna
    En sevdiğin dostunun babası öldüğünde.
    Tam zamanında tutmalısın düşerken
    Üç yaşındaki sehpaya tutunan çocuk.
    Tam zamanında acımalı yüreğin
    Afyon’da Hasan Ağabey’ in evi yıkılınca başına
    Evsiz kalınca çoluk çocuk
    Ki uzatasın elini bir parça.
    Tam zamanında açmalısın kapını
    Hayatına girmek isteyenlere.
    Tam zamanında çıkarmalısın
    Sevginden şımarmaya başlayanları.
    Tam zamanında affetmelisin kardeşini
    Biliyorsan yüreğinde kötülük olmadığını
    Seni gecenin üçünde arayıp da
    Kafasının iyi olduğunu söylediğinde.
    Tam zamanında öğretmelisin oğluna
    Gerekiyorsa yumruk atmayı
    Tam burnunun üstüne
    Tiksinmeden pisliğinden,
    Yukarı mahallenin sümüklü bebesi
    Misketlerini zorla almaya çalışırsa.
    Tam zamanında bağırmalısın
    Acıyınca bir yerin.
    Tam zamanında gülmelisin
    Kemal Sunal küfür edince filmin bir yerinde.
    Tam zamanında yatmalısın
    Yola çıkacaksan ertesi gün
    Ve arabayı kullanan sensen
    Sana emanetse çoluk çocuk
    Ve kendin.
    Tam zamanında bırakmalısın içmeyi
    Son kadeh bozacaksa seni
    Ve üzeceksen birilerini
    Ertesi gün hatırlamayacaksan.
    Tam zamanında ayrılmalısın misafirliklerden.
    Tam zamanında konuşmalı
    Tam zamanında şarkı söylemeli
    Tam zamanında susmalısın.
    Tam zamanında terk etmelisin gerekiyorsa
    Annenin babanın evini,
    Tam zamanında başka bir şehre gidip
    Ayaklarının üzerinde durmaya çalışmalısın.
    Tam zamanında dönmelisin memleketine.
    Tam zamanında için titremeli,
    Tam zamanında aşık olmalı
    Deli gibi sevmelisin güzel gözlünü.
    Tam zamanında toplamalısın oltanı
    Belki de seni şampiyon yapacak
    En büyük balığı kaçırmadan.
    Tam zamanında yaşlandığını hissetmeli
    Tam zamanında ölmelisin
    Iskalamak istemiyorsan hayatı.
    Haydi şimdi kalk bakalım
    Silkin şöyle bir
    At üzerinden hayatın yorgunluğunu,
    Vakit zannettiğinden daha az
    Haydi kalk bakalım,
    Şimdi YAŞAMAK ZAMANI…..
    Can YÜCEL

  121. sayın değer…
    bu şiiri neden buraya ekledin?
    yanlış anlama aman, gerçekten anlamadım ondan soruyorum.

  122. illaki küllenmiş ateşi harlattıracak.. Sokuşturun bakalım lafınızı.

    Toruk makto, alınganlığı ile yine siteyi germiş,

    birisi, olmuş bitmiş bir konuyu, ısıtıp önümüze sürmüş..

    Ne zevk alıyorsunuz birbirinizle itişmekten..anlamadım gitti vesselam;)

  123. Şiiri okursan yürekten ve şöyle birde ekrana yazılanları izlersen anlarsın Morgan. Sorgulayarak ve çözüm üreten düşüncelerin nerden geldiğini zileyerek yine anlarsın. Anlamak istersen tabiki…Saygılar

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.