Nükleer Kabus Ve Yeni Kanser Çeşitleri Yolda…

Japonya’da meydana gelen depremden sonra Nükleer tesislerde yaşanan bir kaç reaktör patlamaları tüm Dünya’yı zamanla etkileyecek gibi görünüyor.Yeni KANSER çeşitlerinin yanı sıra, kullanılan Nükleer enerjinin tehlikelerinin boyutlarını da görmüş olacağız…

Her ne kadar Japonya Hükümeti radyasyonun halk sağlığını etkilemediğini iddia etse de radyasyona karşı “iyot kapsülleri” dağıtılmaya başlandı… Reaktörlerden bir kaçının patlaması engellenemedi, sıcaklığı düşürmek için hali hazırda olan su kaynaklarının yanı sıra deniz suyu da kullanılmaya başlandı.Buna ek olarak Amerika’dan bir çok uzman Japonya’ya gönderildi. Kişisel fikrim; radyasyonun Japonya’dan okyanusa karışıp önce deniz canlılarını sonra da haliyle karadakileri(en başta insan ırkı) etkileyeceği yönünde. Daha önce atom bombasına maruz kalan bu ülke, işin ciddiyetinin farkında, peki biz farkında mıyız??? Kanser olunca mı “bir dakika bu Nükleer enerji çok kötü bir şey!!” diyeceğiz!

 Dünya'nın gündeminde ilk sırada yer alan Japonya haberi, Türkiye'de ikinci hatta üçüncü sırada zor yer alıyor.Uzakan davulun sesi hoş gelir mantığından ne zaman kurtulup insanlığı ve geleceği etkileyen mühim olaylara yoğunlaşacağız acaba?!<em></em></em></strong>

6 yorum “Nükleer Kabus Ve Yeni Kanser Çeşitleri Yolda…”

  1. Nükleer enerji kötü bir şey değil ki. Gelişmiş ülkelerin hepsi kullanıyor fakat 3. sınıf ülkelere kötü bir şeymiş gibi propaganda yapıyorlar. Eğer santral denetimi iyi yapılırsa, santralden sızan nükleer enerji televizyondan bile azdır. Ve geleceğin yegane enerjisidir.

    )kapa parantez

  2. Kanserin kaç tür çeşidi var ki. Hücrenin biri bölünmeye başlıyor kontrolsüzce. Budur kanser. Ama nerede bölünmeye başlıyorsa oranın adını alıyor sonrasında. Göğüs kanseri, cilt kanseri, akciğer kanseri, bağırsak kanseri diye.

  3. Dikkat edildiği sürece nükleer enerjiden zarar gelmez. Küresel ısınma, çevre kirliliği ,tüketim çılgınlığı daha fazla zarar vermekte dünyaya. Ama şimdi Türkiye’de durum ne olur bilemem, reaktörün başında biri olacak belli. Ağzında sigarayla reaktörün çevresini turlayan adamlar düşünün. Türkler uzayda var ya, o hesap:)

  4. bence abartmadan kullanılsa bir çok araç gereç ve hesap kitaplı olsak insan olarak enerji konusunda daha epey zaman yeter sanki var olan kaynaklar…

    böle tehlike santralleri kurularak insanları hem sorumsuzluğa hemde daha iyi fikirler üretememeye itmiyorlar mı?

    tehlikenin sonucu milyon insanın yaşayacağı olumsuzluk da cabası… her gün elektrikleri 2 saat az kullansak?

    petrol ürünlerini de öyle. suyuda, hatta bazı elektirikli ev eşyalarını bile kullanmasak ( kurutma makinası, soğan doğrama yok katı meyva sıkacağı, sık sık dikilmiş direkte yanan sokak lambası, gereksiz ışıklandırmalar v.s )

    hı olmaz mı ki azcık ta olsa çözüm???

  5. Nukleer santrallerden elde edilen enerjinin hem kolay hem de fazla olmasi nedeniyle cok cazip geldigi inkar edilemez bir gercek. Hem kullanildiginda elde edilen enerji fazlasiyla herkese yeter, hem de evet dikkat edildigi muddetce de kimseye bir zarar gelmez ve milyonlarca yil yasar gideriz. Buraya kadar bir sorun yok.

    Ne var ki dikkat edilmedigi anda (olasi bir ihmalkarlik) veya elimizde olmayan nedenlerden dolayi (dogal afetler) reaktorlerde meydana gelen sizinti veya patlama Dunya’yi bir anda icinden cikilamaz bir felakete surukleyebilir. Milyonlarca yil rahatlik icinde yasayacak enerji imkanini sunan bu santraller bir gun icerisinde o rahatligi tam tersi yonde degistirmeye yetecek kadar radyasyon yayabilirler…

    Bu riski goze alabiliyorsak, tamamdir sorun yok… Yani bir birey ben yasadigim muddetce sizinti olmazsa gerisi de beni ilgilendirmez diyebilir, bu onun kisisel secimidir.Fakat ben son derece rahatsizim. Hali hazirda var olan santralleri kapatip alternatif enerji yoluna gidecegimize hala baska nerelere santral acabilir diye dusunuyrz.

    Gelismis ulkelerde santraller kullaniliyor, zarari yok denmis.Oysa ki suanda Avrupa ulkeleri ve Amerika alternatif enerji kaynaklari bulmak icin milyonlarca dolar yatirim yapiyorlar. Bu gelismekte olan ulkelerde ise tam tersi yonde isliyor. Ekonomi olarak gelismekte olabiliriz; lakin mantik olarak yeterince “gelismis” oldugumuzu dusunuyorum… (yanlis mi dusunuyorum acaba?)

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.